BIST 100
13.410,54 -0,35%
DOLAR
47,5463 0,04%
EURO
54,7408 0,03%
GRAM ALTIN
6.193,65 -0,06%
FAİZ
41,74 -0,74%
GÜMÜŞ GRAM
88,86 -0,13%
BITCOIN
63.442,00 -0,47%
GBP/TRY
63,8808 -0,02%
EUR/USD
1,1508 -0,01%
BRENT
83,77 -4,73%
ÇEYREK ALTIN
10.126,65 -0,05%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
30 °
Reklam

HABER

Hafta sonu 3 büyük ilde hava nasıl olacak?

Hafta sonu 3 büyük ilde hava nasıl olacak?

Türkiye, hafta sonuna yaklaşırken kimi bölgelerde güneş ışıklarıyla sıcak bir yaz gününü andıran hava yaşanırken, bazı şehirlerde aniden bastıracak yağışlar sürprizler olacak. Büyük kentlerde sakin bir gökyüzü beklenirken, doğudan batıya farklılık gösteren hava koşulları yaşanacak.
İlginizi Çekebilir
Hafta sonu yurt genelinde sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde seyredecek. Meteoroloji Genel Müdürlüğü Hava Tahmin Uzmanı Fevzi Burak Tekin, hafta sonu yurt genelinde beklenen hava durumuna ilişkin değerlendirmede bulundu.
Tekin, yurt genelinde sıcaklıkların hafta sonu da mevsim normalleri üzerinde seyredeceğini bildirdi. Fevzi Burak Tekin, yarın Adana, Osmaniye, Kahramanmaraş’ın batısı ve Hatay’ın kıyı kesimlerinde yağış beklendiğini belirtti.

HAFTA SONU HAVA DURUMU
Tekin, pazar günü Kırklareli, Edirne çevreleriyle yine Hatay’ın kıyı kesimlerinde, pazartesi günü Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde ve salı günü itibarıyla ise Orta ve Doğu Karadeniz’in kıyı kesimlerinde sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanakların görüleceğini ifade etti.
Hafta sonu 3 büyük kentte ise havanın az bulutlu açık olacağını aktaran Tekin, sıcaklıkların Ankara’da 33 ila 34, İstanbul’da 30 ila 33 ve İzmir’de ise 33 ila 35 dereceler arasında seyredeceğini söyledi.
Dünya haritası mesaj mı taşıyor? 400 yıllık Mercator hatası: ‘Afrika aslında 3 kat büyük’
Fenerbahçe, Jose Mourinho ile yollarını ayırdığını resmen açıkladı! İşte tazminatı…

11 yaşındaki Aden'e üniversite seviyesinde diploma! Dünyadaki 2 kişiden biri oldu

11 yaşındaki Aden’e üniversite seviyesinde diploma! Dünyadaki 2 kişiden biri oldu

Ankara’nın Çankaya ilçesinde yaşayan Serdar-Seda Bıçakcı çiftinin tek çocuğu Aden Su, 4 yaşında müzik kurslarına giderek piyano çalmaya başladı. 7 yaşında profesyonel olarak piyano çalmayı öğrenen Aden Su, ardından yarışmalara katıldı. Piyanonun yanı sıra çello, bateri, gitar ve bas gitar çalmayı öğrenen Aden Su, 9 yaşında dünyanın en prestijli müzik sertifika sınav kuruluşlarından biri olan ABRSM’nin 8’inci seviye performans sınavını üstün başarıyla tamamladı. Lise seviyesine denk gelen bu sertifikayla uluslararası alanda piyano öğretmenliği yapma hakkı kazanan Aden Su, bu yıl bir üst seviyeye geçti. Aden Su, bu yıl yaklaşık 30 dakikalık solo resital formatında gerçekleştirilen ve yalnızca teknik beceriyi değil aynı zamanda yorum gücü, sahne hakimiyeti ve sanatsal ifadeyi ölçen üniversite seviyesindeki ARSM diplomasını almaya hak kazandı. Türkiye’de bu diplomayı alan en genç piyanist olan Aden Su, ayrıca geçen yıl aynı diplomayı alan 11 yaşındaki Hindistanlı piyanistle dünyadaki en genç ARSM diplomalı 2 piyanistten biri oldu. Bugüne kadar 30’a yakın ödül kazanan genç piyanist, Almanya ve İspanya’dan konser davetleri aldı.
Damda kitap okurken yorgun mermiyle yaralanmıştı! Mehmet, 3,5 aylık yaşam savaşını kaybetti
‘HEDEFİM, LRSM DİPLOMASI’
Aden Su Bıçakcı, “Daha önce ABRSM’den bir lise sertifikası almıştım. O sertifika bana uluslararası alanda piyano öğretmenliği yapmam için bir hak tanıyordu. Şimdi aldığım ise bir diploma. Bu diplomayla da ben üniversitenin aslında birinci sınıfını bitirmiş oluyorum. Ona denk geliyor. ABRSM, 4 tane okulun, İngiliz Kraliyet Müzik Okulları’nın birleşmesinden meydana gelen bir sınav kuruluşu. Bu kuruluşun diğer sınav kuruluşlarından farklı bir özelliği var. Herhangi bir sınava girmeden önce bir teori sınavını da geçmeniz gerekiyor. Ve bu teori sınavı tamamen İngilizce. Bu sınavı 8 yaşımı yeni bitirmişken tamamladım. Daha sonra diğer sınavlara girmeye hak kazandım. Sonraki hedefim de üniversite mezuniyeti diploması; LRSM (Kraliyet Müzik Okulları Lisans Sahibi)” dedi.

‘ÇOK BÜYÜK BİR BAŞARI KAZANDIM’
Ayrıca geçen ay Almanya’da düzenlenen Euregio Piyano Yarışması’na katıldığını ve kendisinden çok daha büyük adaylarla yarıştığını söyleyen Bıçakcı, “Teknik seviyeleri benden oldukça yüksekti ve ben aslında çok bir beklentiyle gitmedim. Daha çok benim için bir tecrübe olsun diye gitmiştim. Ama dereceye girerek kendimi de çok mutlu ettim ve şaşırttım. Çok büyük bir başarı kazanmış oldum. Aynı zamanda ödülden ayrı bir şekilde bir masterclass davetiyle beraber bir konser daveti de aldım. 9 Ağustos’ta Almanya’nın Aachen kentinde gerçekleşen bir konserde sahne aldım. Ve şimdi iki konser teklifi daha aldım. Şimdi Narmina Ganiyeva ile çalışıyorum. Gülsin Onay, Emre Şen, Gökhan Aybulus gibi isimlerle çalıştım. Aynı zamanda Gülsin Onay Ankara’ya geldiği her zaman onun evinde özel ders de yapıyoruz” diye konuştu.
Belediye Başkanından taş döşemek istemeyen zabıta memurlarına dayak: Sırtımda sopanın izleri halen duruyor

‘BESTECİLERİN HAYATLARINDAN BAHSEDİYORUM’
9 yaşından bu yana bilim ve sanatı birleştiren konserler verdiğini ifade eden Bıçakcı, “Konserlerimde parçalar arasında veya en başta konuşmalar yapıyorum. Örneğin; bestecilerin hayatlarından, parçaların hikayesinden bahsediyorum. Daha önce bilim ve sanatı birleştiren bir sunum yaptım. Müzik dinlerken, bir enstrüman çalarken, beste yaparken beynimizde neler oluyor, hangi bölgeler aktif oluyor, hangi hormonlar salgılanıyor bunu araştırarak, sundum. Gökyay Vakfı Satranç Müzesi’nde verdiğim konser içinde bir satranç kurgusu yaptım. Parçaları satranç hareketleriyle birleştirerek bir sunum yapmış oldum. Şimdiye kadar birkaç tane beste yaptım ve bunlardan biri Prof. Dr. Burak Tüzün’ün Felix Gençlik Orkestrası’nda da seslendirildi. Bir sonat yazdım; aynı zamanda ‘Lotus’ diye dört sesli koro ve piyano için bir bestem var. Tabii ki onun bir sürü uyarlaması var; orkestra, soprano, alto, iki ses. Aynı zamanda ‘Salıncak’ isimli bir bestem de var. Bunu da orkestra için bir oyun olarak yazdım” dedi.

‘AYNI ZAMANDA BİLİM İNSANI OLMAK İSTİYORUM’
Milli Eğitim Bakanlığı Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) genel yetenek öğrencisi olan Bıçakcı, “BİLSEM’de de bilimsel projeler yürütmeye çalışıyorum, kongrelere katılıyorum. Müziğin yanında aynı zamanda bilim insanı olmak istiyorum. Çok fazla ilgi alanım var aslında; mesela kimya, adli tıp, kriminoloji, genetik, mikrobiyoloji gibi alanlar da ilgimi çekiyor. Özellikle CSO gibi profesyonel bir orkestra ile çalmayı çok isterim. Arkadaşlarıma önerim; bir hayalleri varsa hiçbir zaman peşini bırakmasınlar. Çünkü şu anda benim de bir hayalim var ve peşini bırakmaya asla niyetim yok” diye konuştu.
‘ÖNEMLİ BİR BAŞARI ELDE ETMİŞ OLDU’
Baba Serdar Bıçakcı, “Kızım Aden Su Bıçakcı, 9 yaşında iken ABRSM 5’inci seviye müzik teorisi sınavını verdikten sonra 8’inci seviye piyano performans sınavını üstün başarı ile geçerek üniversite seviyesinde diploma sınavlarına girmeye hak kazanmıştı. 5’inci seviye müzik teorisi sınavı diğer kuruluşlardan farklı olarak sadece bu sınav kuruluşunda ileri seviye sınavlar için bir ön koşul olarak uygulanıyor. Sınavın hem teorik hem de İngilizce olması küçük yaşlardaki çocukların başarılı olmasını zorlaştıran bir etken. Bu açıdan kızım teori sınavını erken yaşta geçerek de önemli bir başarı elde etmiş oldu. Bu iki aşamayı başarı ile tamamladıktan sonra sınava girmeye hak kazandığı üniversite seviyesindeki diplomalardan ilki olan ARSM’nin seviye sonucunu da birkaç gün içinde almayı bekliyoruz. Böylece Aden, ARSM ile üniversitenin ilk yılını bitirmeye denk bir başarı elde etmiş oluyor” dedi. (DHA)

Muhtarın sürat teknesi dehşeti! 71 yaşındaki kadına çarpıp ağır yaraladı, serbest kaldı

Muhtarın sürat teknesi dehşeti! 71 yaşındaki kadına çarpıp ağır yaraladı, serbest kaldı

Olay, 25 Ağustos’ta saat 17.00 sıralarında Kapaklı Mahallesi İlibat Koyu’nda meydana geldi. Evine 20 metre mesafedeki koyda yüzen Ayşe Betül Terzioğlu’na Kapaklı Mahallesi Muhtarı Ali T.’nin kullandığı ‘İMPARATOR 77’ isimli tekne çarptı. Bacaklarından yaralanan Terzioğlu, Ali T. tarafından denizden çıkarılmaya çalışıldı. O anlar, sahildeki vatandaşlar tarafından cep telefonuyla kayda alındı.
İlginizi Çekebilir
‘SÜRATLİ OLARAK SAHİLE YAKIN SEYREDİYORDU’
Ayşe Betül Terzioğlu, ihbar üzerine olay yerine sevk edilen ambulansla Gemlik Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedaviye alınan Terzioğlu’nun sağ ve sol kaval kemiklerinde kırıklar olduğu, ayrıca kırık kemik dışarı çıktığı için enfeksiyon riski taşıyan açık yarası bulunduğu tespit edildi. Yapılan ameliyatla uyluk kemiği platinle sabitlenen ve tedavisi süren Terzioğlu, ifadesinde kaza anını şu sözlerle anlattı:
“Denize girmeden önce herhangi bir tekne olup, olmadığını kontrol ettim. Yüzdüğüm esnada kafamı çevirdim, bir teknenin üzerime doğru süratle geldiğini gördüm. Kaçmak için zamanım olmadı ve tekneyi görmem ile bana çarpması aynı zamanda oldu. Tekne bana çarptığı esnada, bacağımda çok şiddetli bir ağrı hissi duydum. Daha sonra bana çarpan tekneden ismini bilmediğim bir şahıs elini uzatarak, beni tekneye çekmek istedi. Ancak yaşadığım şiddetli ağrı sebebiyle, hareket edip, tekneye binemeyeceğimi söyledim. Çevrede bulunan vatandaşlar beni sahile kadar çektiler. Bana çarpan tekne daha önceki günlerde de aynı sahilde dikkatsiz ve süratli olarak sahile yakın seyir yapmaktaydı, çoğu zaman tekne sahile hızlı bir şekilde giriyordu.”

Urla’da alevlere teslim olan 5 tekneden 2’si battı
SERBEST BIRAKILDI
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan teknenin sahibi Ali T., sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Benfica resmen açıkladı, Kerem Aktürkoğlu Fenerbahçe’de! Galatasaray detayı…

Reklam
TBMM olağanüstü toplandı! Meclis Başkanı Kurtulmuş: Gözlerimizin önünde bir halk katlediliyor

TBMM olağanüstü toplandı! Meclis Başkanı Kurtulmuş: Gözlerimizin önünde bir halk katlediliyor

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un çağrısı doğrultusunda bugün Gazze’yi konuşmak için olağanüstü toplandı.
Meclis Genel Kurulu toplantısı TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un açılış konuşmasıyla başladı.TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmaının satır başları şöyle:

‘KELİMELERİN YETERSİZ KALDIĞI BİR NOKTADAYIZ’
İsrail, Gazze’yi işgal harekatını genişletme kararı alarak insanlık suçlarını sürdürmeye devam etmektedir. Kelimelerin yetersiz kaldığı bir noktadayız. 70 bine yakın insan katledilmiştir. Daha birkaç gün önce hastane saldırılarında onlarca masum insan dünyanın gözü önünde katledilmiştir. Gazze’de sağlık hizmetleri verilemez hale gelmiştir. Gıda konvoyları bile siyonist barbarlarca ölüm tuzaklarına dönüşmüştür. Gazze halkı bilerek açlığa ve kıtlığa mahkum edildi. İsrail derhal ateşkesi kabul etmeli, silahlı güçleri geri çekmeli.
Gazze’ye BM’ye ait güç gönderilmeli. Gazze’nin yeniden ayağa kaldırılması lazım.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: İsrail uçaklarının hava sahamıza girmesine izin vermiyoruz

İlginizi Çekebilir
‘ULUSLARARASI HUKUKUN İHLALİDİR, SAVAŞ SUÇUDUR, SOYKIRIMDIR’
İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki her eylemi uluslararası hukukun ihlalidir, savaş suçudur, soykırımdır. Netanyahu ve çetesine dünyanın her köşesinde halkların tepkisi artmaktadır. Bazı batılı ülkeler gelecek ay Filistin’i tanıma kararı aldı. Asya ve Afrika ve Latin Amerika devletleri bu konuda öncü roldedir. İsrail’e ABD’de verilen destek de her geçen gün azalmaktadır.
Gözlerimizin önünde bir halk katlediliyor. Açlıktan ölüme mahkum ediliyor.Somut adımların acilen atılmasını, İsrail soykırım politikalarından dönene kadar BM dahil uluslararası kuruluşlardaki üyeliklerinin askıya alınmasını teklif ediyorum.
Bu olağanüstü toplantımız bu tarihi sorumluluğumuzun gereğidir. Filistin davası milletimiz için milli bir davadır. Tam anlamıyla özgür Filistin devletinin kurulması sağlanana kadar bu mücadeleye TBMM olarak destek olacağız….

Son dakika..

Son dakika… Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: İsrail uçaklarının hava sahamıza girmesine izin vermiyoruz

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Gazze için olağanüstü toplandı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TBMM’deki Gazze gündemli oturumda Genel Kurul’a hitap etti.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamaları şöyle:
Geçtiğimiz yıl İsrail’in stratejisinin Gazze’yle sınırlı kalmayacağını ifade etmiştim. Öngörülerimizin gerçekleştiğini üzülerek görmekteyiz. İsrail temel insani değerleri hiçe saymaktadır. Türk milleti, Filistin halkının acısını yoğun şekilde hissetmektedir. Kalıcı bir ateşkesi teminen Katar ve Mısır ile temaslarımız devam etmekte.
CNN yayınında İsrail’i savunan gazetecinin zor anları: ‘Batı Şeria’nın Hamas’la ne ilgisi var?’
İlginizi Çekebilir
PLAN BİZİM İÇİN HÜKÜMSÜZDÜR
Filistin halkının Gazze’den tehcirini öngören plana karşıyız. Kim tarafından sunulursa sunulsun, böyle bir plan bizim için hükümsüzdür.
İSRAİL HASSAS NOKTALARI KAŞIYOR
İsrail, Suriye’deki hassas noktaları kaşıyarak istikrarlı, güçlü, milli birlik ve beraberliğini sağlamış ve toprak bütünlüğüne sahip bir Suriye istemediğini açıkça göstermiştir.
İSRAİL AÇLIĞI SİLAH OLARAK KULLANIYOR
İsrail Gazze’de hiçbir meşru Filistin yönetimi istememekte. İsrail yardımların dağıtımını engelliyor. Açlığı silah olarak kullanıyor. Bu bir doğal afet değildir. İsrail’in devlet terörü sürmektedir. Gazze’de soykırım daha da derinleşti.
TÜM TİCARİ İLİŞKİLERİ KESTİK
İsrail-İran arasındaki gerilim ise tüm bölge için risk teşkil etmektedir. İsrail’le ticaretimizi tamamen kestik. Türk gemilerinin İsrail limanlarına gitmesine izin vermiyoruz. (İsrail) Uçaklarının ise hava sahamıza girmesine izin vermiyoruz”
Son dakika…İsrail, Gazze’yi ‘tehlikeli bölge’ ilan etti, işgal planının ilk aşaması başladı!
MASKE DÜŞTÜ
Gazze’deki acı tabloya rağmen zulme karşı duruşumuz sayesinde batılı ülkeler iki devletli çözümü benimsemeye başlamıştır. İngiltere ve Fransa’nın aralarında olduğu ülkeler Filistin devletini tanıma kararını duyurmuşlardır. Gayretlerimiz sayesinde İsrail’in sahte meşruiyet zemini çökmüştür. Yaşanan vahşetin büyüklüğü karşısında maske düşmüştür. Batı vicdan muhasebesine mecbur kalmıştır. İspanya, İrlanda gibi ülkelerle temasımızı sürdürüyoruz.
TBMM olağanüstü toplandı! Meclis Başkanı Kurtulmuş: Gözlerimizin önünde bir halk katlediliyor
BÜTÜN BÖLGEYİ ATEŞE ATAR
İsrail’in işlediği suçların cezasız kalmamasına önem atfediyoruz. İsrail’in nihai hedefi Gazze’yi yaşanamaz hale getirmek. Gazzelilerin bölgeden ayrılması hedeflenmektedir. İsrail’in Gazze başta olmak üzere Filistin’de pervasız saldırılarına devam etmesine izin verilirse bu sadece Filistinlilerle kalmaz bütün bölgeyi ateşe atar.
BÜYÜK İSRAİL HAYALİ BÖLGESEL FELAKET
Bölgemizde kimsenin burnunun kanamasını istemiyoruz. İsrail bu vizyonun önünde en büyük engel haline gelmiştir. Büyük İsrail hayali bölgesel felakettir. Netanyahu hükümeti dizginlenmediği sürece Ortadoğu huzur bulmayacaktır. Ortadoğu barış ve güvenliğinin temelinde Filistin-İsrail meselesi yatmaktadır. İki devletli çözüm tek yoldur….

Reklam
Belediye Başkanından taş döşemek istemeyen zabıta memurlarına dayak: Sırtımda sopanın izleri halen duruyor

Belediye Başkanından taş döşemek istemeyen zabıta memurlarına dayak: Sırtımda sopanın izleri halen duruyor

İddiaya göre; Kale Belediyesi Zabıta Müdürü F.T.’nin talimatı üzerine tüm zabıta görevlileri 27 Ağustos Çarşamba günü sabah belediyede toplandı. Müdür F.T., ‘Belediye Başkanı E.H.’nin zabıtaların Kale Orta Okulu bahçesine kilit parke döşemesi talimatı verdiğini ve tüm zabıtaların okula gitmesi gerektiğini’ söyledi.
Görevlendirildikleri okula giden Kale Belediyesinde 2014 yılından bu yana tekniker kadrosunda görevli olan ancak zabıta olarak çalıştırılan H.S.K. (34) “bel fıtığı ve menüsküs ameliyatı”, 2019 yılından bu yana veri hazırlama memuru olmasına rağmen zabıta olarak çalıştırılan C.E.Ç. (42) ise “burun ameliyatı ve kas yırtığı” şikayetleriyle taş döşemeyerek, kameranın karşısında mesai bitimine kadar durdu.
Perşembe sabahı asfalt çalışmalarının yapıldığı bölgede trafik akışını düzenlemeleri için görevlendirilen H.S.K. ve C.E.Ç.’ye, öğle arasında evlerine gittiklerinde telefonla aranarak, yine parke taşı döşemeleri için okula gitmeleri söyledi. Çarşıda buluşan iki zabıta, birlikte okula giderek, önceki gün yaptıkları gibi kameraların karşısında beklemeye başladı.
Yaklaşık 15 dakika sonra elindeki sopayla okulun bahçesine giren Kale Belediye Başkanı E.H., öfkeyle koşarak, C.E.Ç.’nin sırtına vurdu. Aynı zabıtaya ikinci kez vuran Başkan E.H.’nin elindeki sopa kırıldı. Başkanın arkadaşına vurmasını engellemek için araya giren H.S.K. ise parmağından darbe aldı. Başkan E.H. tarafından okulun bahçesinde uzaklaştırılan zabıtalar, Kale Devlet Hastanesine giderek darp raporu aldı. İlçe Emniyet Müdürlüğüne müracaat ederek ifade veren iki zabıta, Başkan E.H.’den şikayetçi oldu.
“ZORLA YAPTIRILAN AĞIR İŞLER YÜZÜNDEN SAĞLIĞIM BOZULDU”
8 aydır Başkan E.H. tarafından mobbinge maruz bırakıldıklarını iddia eden H.S.K.’nın ifadesinde; “Rahatsızlıklarımız ve görev tanımımızda olmadığı için parke taşı döşemedik. İkinci gün yine kamera önünde beklerken, Başkan E.H. elindeki sopa ve hakaretler ederek üzerimize doğru geldi. C.E.Ç.’nin sırtına 2 kere sertçe vurdu. İkinci vuruşunda sopa kırıldı, eğer sopa kırılmasa ve arkadaşım eğilmese daha kötü sonuçlar ortaya çıkabilirdi. Başkanı sakinleştirmeye çalışırken, ben de parmağımdan darbe aldım. Biz asla O’na karşılık vermedik ve hakaret etmedik. 8 ay boyunca beni molozda, taşta, inşaatta ve çöpte çalıştırdı. Yaptığım ağır işler yüzden ayağımdan ameliyat oldum. Ağır işlerde çalışamayacak olduğumu herkes biliyor. Can güvenliğimizden endişe ediyorum” dediği öğrenildi.
“SOPANIN İZİ HALEN DURUYOR”
Görev tanımlarında olmamasına rağmen ağır işlerde çalıştırıldıklarını ancak yakın zamanda burun ameliyatı olması nedeniyle taş döşemediğini savunan C.E.Ç. ise “İkinci gün yine okula gittiğimizde iş yapmadan beklemeye başladık. Bu sırada üzerimize küfürler ederek gelen E.H., elindeki sopayla bana vurmaya çalıştı. ‘Yapmayın Başkanım’ dememize rağmen vurmaya devam etti. Bir türlü sakinleştiremedik, en son sopa kırılınca ‘Çalışmayacaksanız, defolun gidin’ diyerek, bizi okuldan uzaklaştırdı. Memur olmama rağmen beni çapalama, trafik düzenlemesi gibi bazı ağır işlerde çalıştırdı. Amacının bizi yıldırarak, istifaya zorlamak olduğunu düşünüyorum. Kendim ve ailemin can güvenliğinden endişeliyim. Sırtımda sopanın izleri halen duruyor, kendisinden şikayetçiyim” şeklinde ifade verdi….

Eski Spor Kulübü Başkanı'nın öldürülmesiyle ilgili gözaltı sayısı 7'ye yükseldi

Eski Spor Kulübü Başkanı’nın öldürülmesiyle ilgili gözaltı sayısı 7’ye yükseldi

Çekmeköy, Güngören Mahallesi Tolgahan Sokak’ta 27 Ağustos’ta meydana gelen olayda kafede yemek yiyen eski Alemdağ Spor Kulübü Başkanı Tuncay Meriç, uğradığı silahlı saldırı sonucu vurularak öldürüldü. Olayla ilgili başlatılan çalışmada polis, cinayet şüphelisi E.H.’nin yurt dışına kaçmak için Edirne’nin Uzunköprü ilçesine gittiğini belirledi.
Polis ve jandarma ekiplerinin ortak çalışmalarının ardından Rıza Efendi Mahallesi Arabacılar Sokak’taki bir evde saklandığı tespit edilen E.H., yapılan operasyonla gözaltına alındı. Şüphelinin yurt dışına kaçmasına yardım ettiği belirlenen ve evin sahibi olan G.K. ise aynı gece Muradiye Mahallesi Hayrabolu Caddesi’nde yakalandı.

Alemdağ Spor Kulübü Başkanı Tuncay Meriç’in ölümüyle ilgili 1 şüpheli yakalandı
Şüphelinin ‘Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlama’ suçundan arandığı ve hakkında 2 buçuk yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu ortaya çıktı.

AZMETTİRİCİLER GÖZALTINDA
Cinayet Büro Amirliği tarafından olayla ilgili yürütülen soruşturmada cinayetle ilgili gözaltı sayısının 7’ye çıktığı öğrenildi. Yakalananlar arasında olayın azmettiricilerinin de bulunduğu belirtilirken cinayetin eski bir husumet olarak açıklandığı öğrenildi. Öte yandan soruşturmanın derinleşmesiyle gözaltı sayısının artabileceği öğrenildi. (DHA)

İstanbul’da Alemdağ Spor Kulübü Başkanı’na infaz! Kafede başından vurdular

Son dakika..

Son dakika… Bahçeli’den ‘Terörsüz Türkiye’ mesajı: 30 Ağustos ruhu ayakta

MHP lideri Bahçeli, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajında şu ifadeleri kullandı; Tarih sadece geçmişin anlatım ve açıklaması değil aynı zamanda geleceğin de inşa ve ilerleyiş kulvarıdır. Bir başka ifadeyle geçmişini bilmeyen, geçmişine sırt çeviren toplum veya milletlerin gelecek iddiasında bulunması zırva ve zorlama bir beklentidir. Türk milleti tarihiyle iç içe yaşayan, tarihini parlak bir talihin temeli ve temas hattı yapmak anlayış ve amacıyla yanıp tutuşan engin ve derin bir şuura sahiptir. Bu muazzam şuur aydınlığında tecelli eden milli varlık, nice zaferlerle şımarmadığı gibi ağır mağlubiyet ve hezimetlerle de yeis ve yılgınlığa kapılmamıştır.
Tarihin sayfaları birer birer çevrildiğinde görülecektir ki, Ağustos ayı Türk milletinin zafer ve zirve ayıdır. 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz’un 30 Ağustos 1922’de muhteşem bir zaferle taçlanması, müteakiben müstevlilerin vatan topraklarından kahramanlıklarla süpürülerek 9 Eylül 1922’de İzmir’de denize dökülmesi her manada göz kamaştıran, yaygın sonuçları ortaya koyan, yankıları bugünlere kadar ulaşan muazzam bir olaydır. Taarruz ile zaferi buluşturan yalnızca sahadaki askeri üstünlük değildir.
CHP İstanbul seçimi için iddianame! 10 isme hapis istemi
30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin arkasında ve özünde; strateji ustalığı, siyasi taktik uzmanlığı, uzağı yakın eden dört başı mamur hazırlık evresi, hiç azalmayan akıl ve sabır erdemi, elbette hiçbir muhasım odağın başa çıkamayacağı iman ve istiklal sevdası yer almıştır. 30 Ağustos Zaferi Türkiye Cumhuriyeti’ni müjdelemiş, uzun savaşlar dönemini de noktalamıştır.
Türk milleti muzaffer bir millettir. Bu muzaffer ruhun harcı milli birlik ve dayanışma azmiyle karılmıştır. Doğudan batıya, kuzeyden güneye muazzez milletimizin her ferdi hür ve bağımsız bir geleceğin özlemiyle kenetlenmiş, dökülen şehit kanları da bu kenetlenmeyi çok daha güçlü bir hale getirmiştir. Türk milleti belini bükmeye cüret eden ehl-i salibi mahvı perişan etmiştir. 103 yıl evvel düşmansız Türkiye’yi kanıyla, canıyla, emsalsiz vatan sevgisiyle başaran Türk milleti, şimdi de “Terörsüz Türkiye”ye Allah’ın izniyle ulaşacaktır. Potansiyel olarak ve dip akıntı halinde sürekli var olan iç ve dış düşmanlıklar Terörsüz Türkiye’yle beraber tesir alanını iyice kaybedecektir.
BU ÇATI ÇÖKMEYECEK, ÇÜRÜMEYECEKTİR
Vatan topraklarımızda gözü olan zalimler, üzerimizde hesap yapan kanlı emeller milletimizin kahrına ve çelikten iradesine 103 yıl önce nasıl çarpmışlarsa, akıbet gene aynı olacaktır. Dumlupınar’da kazanılan zafer Ankara’nın politik dinamiklerini oluşturmuş, Türkiye Cumhuriyeti’nin çatısını örmüştür. Bu çatı çökmeyecektir. Bu çatı çürümeyecektir. Nihayet devlet-i ebed müddet, millet-i ebed müddet kararı ve kararlılığı her daim var olacaktır.
Erdoğan, Japon gazetesine yazdı: Gazze’deki facia bütün insanlığın meselesi
Türk milletine yapılan haksızlıklar, hainlikler ve insanlık dışı işgaller 30 Ağustos 1922’de hak ettiği cevabı almış ve buna ihtiyaç olursa benzeri cevap misliyle de verilecektir. Türk milleti, uzun bir süre girdiği savunma pozisyonundan çıkıp taarruza geçerek ve tam bağımsızlığı hususunda tavizsiz olduğunu pek çok bedel ödemesiyle göstererek milli birliğini, milli varlığını, milli geleceğini güvenceye almıştır. Çekile çekile bugünkü sınırlarına kadar gerileyen milletimizin kaybetmeye, yıkılmaya, yok olmaya en ufak tahammülünün olmayacağı açıkça anlaşılmış ve açığa kavuşmuştur.
30 AĞUSTOS RUHU AYAKTADIR
Artık çekilecek ne bir toprak parçamız ne de kaybedecek bir insanımız vardır. Tam bir inanmışlıkla ifade etmek isterim ki, şehitlerimizin aziz ruhları Türkiye Cumhuriyeti’nin ebediyete kadar muhafızı, ecdadımızın hayır duası ise hepimizin yolunu aydınlatan ve gücümüze güç katan kutsal destektir. Zaferlerimizden rahatsız olanlar, birliğimizden ve beraberliğimizden ürperenler ve ürkenler unutmasınlar ki, 30 Ağustos ruhu ayaktadır, maşeri vicdanda mahfuzdur.
Bu düşüncelerle büyük milletimizin, kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin Başkomutanlık Meydan Muharebesi Zaferi’nin 103. yıldönümünü kutluyor; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Milli Mücadele kahramanlarını, devletimizin ve milletimizin bekası için canlarından seve seve vazgeçen aziz şehitlerimizi hürmet, rahmet ve minnet hislerimle anıyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramı’mız kutlu olsun diyorum….

Reklam