BIST 100
13.662,75 -1,64%
DOLAR
45,9017 0,07%
EURO
53,3581 -0,01%
GRAM ALTIN
6.568,80 -1,22%
FAİZ
43,74 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
110,33 -2,86%
BITCOIN
74.840,00 -1,53%
GBP/TRY
61,5976 -0,03%
EUR/USD
1,1623 -0,07%
BRENT
95,70 -3,90%
ÇEYREK ALTIN
10.739,99 -1,22%
İzmir Parçalı Az Bulutlu
İzmir hava durumu
30 °
Reklam

SPOR

Rizespor
2 : 2
Beikta
15 Mayıss 2026, 20.00
Karagmrk
2 : 1
Alanyaspor
16 Mayıss 2026, 17.00
Gaziantep FK
1 : 2
Baakehir
16 Mayıss 2026, 20.00
Samsunspor
3 : 0
Gztepe
16 Mayıss 2026, 20.00
Kayserispor
2 : 1
Konyaspor
17 Mayıss 2026, 17.00
Trabzonspor
0 : 3
Genlerbirlii
17 Mayıss 2026, 20.00
Antalyaspor
1 : 0
Kocaelispor
17 Mayıss 2026, 20.00
Fenerbahe
3 : 3
Eypspor
17 Mayıss 2026, 20.00
Kasmpaa
1 : 0
Galatasaray
17 Mayıss 2026, 20.00
Reklam
Eşi ve oğlu öldürülen kadın ifadesi yürek yaktı: Çocuğumun kaçarken silahla ateş etti

Eşi ve oğlu öldürülen kadın ifadesi yürek yaktı: Çocuğumun kaçarken silahla ateş etti

Konya’da baba ve oğlunun uğradıkları silahlı saldırıda hayatını kaybettiği olayın zanlıları olan karı ve kocanın yargılanmasına başlandı. Mahkemede sanık kendisini, “Çocuğu görseydim, babasını da vurmazdım” diye savunması dikkat çekti.
BABA-OĞUL CİNAYETİNDE SANIK SAVUNMA YAPTI
Olay, geçtiğimiz yıl 25 Ağustos Pazartesi günü sabah saatlerinde merkez Karatay ilçesi Karaaslan Mahallesi Övgü Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, baba Mehmet Koçyiğit (33) ve oğlu Servet Koçyiğit (11) evlerinin bahçesinde 51 AEL 448 plakalı otomobile bindikleri sırada silahla saldırıya uğrayarak hayatını kaybetti.
İlginizi Çekebilir
Olay sonrası katil zanlısı Hıdır A. yakalanarak çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Cinayetle ilgili tutuklanan sanık Hıdır A. ile tutuksuz sanık eşi Mercuhan A.’nın yargılanmasına başlandı.
Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşmasına, tutuklu sanık Hıdır A. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken, tutuksuz sanık Mercuhan A., olayda hayatını kaybedenlerin yakınları ve taraf avukatları mahkemede hazır bulundu.

“ÇOCUĞU GÖRSEYDİM, BABASINI DA VURMAZDIM”
Mahkeme heyeti tarafından söz verilen sanık Hıdır A. olayda hayatını kaybeden Mehmet Koçyiğit’in olaydan önceki gece kendisine ve ailesine küfür ettiğini öne sürerek, “O gün ettiği küfürleri kendime yediremedim. Eve geri döndüm, silahımı aldım. Mehmet’in evine gittim, evin etrafında dolanmaya başladım. Mehmet’i evin önünde araca binerken görünce kavşaktan konuşmak için döndüm. ‘Konuşalım’ dedim ama o yine küfür etti, silahımı çıkarıp ateş ettim. Kaç el ateş ettiğimi hatırlamıyorum. Polisler bana ‘Çocuğu görmedin mi’ diye sordu, ben çocuğun olduğunu bilmiyordum. Çocuğu görseydim, babasını da vurmazdım” diye kendini savundu.
Eşi Hıdır A.’ya yardım etmekten yargılanan tutuksuz sanık Mercuhan A. ise olay yerinde olmadığını öne sürerek, üzerine atılı suçlamayı reddetti.
“BENİM GÖZÜME BAKARAK ÇOCUĞUMA VE EŞİME ATEŞ ETTİ”
Olayda hayatını kaybeden Mehmet Koçyiğit’in eşi Emine Koçyiğit ise “Araç evimin balkonuna yakın olduğu için aracın kapısının açılma sesini duydum. Silah sesi geldi. Balkondan baktığımda eşim yere yığılmış şekildeydi. Hıdır, çocuğumun kaçtığını gördüğü halde silahla ateş etti. Eşim ve çocuğum yan yanaydı. Hıdır benim gözüme bakarak çocuğuma ve eşime ateş etti. En ağır şekilde cezalandırılmalarını istiyorum” şeklinde konuştu.
Mahkeme heyeti, sanık Hıdır A’nın tutukluluk halinin devamına, eşi Mercuhan A’nın da adli kontrol şartının devamına ve dosyadaki eksikliklerin giderilmesine karar vererek, duruşmayı erteledi.

Ünlülere uyuşturucu operasyonu! Hande Erçel Adli Tıp’ta… İşte ilk görüntü…

Güney Koreli Jang Türkiye'ye geldi, hayatı değişti

Güney Koreli Jang Türkiye’ye geldi, hayatı değişti

Çekya’daki bir lojistik firmasında yönetici olan Güney Koreli Yongsuk Jang (38), yaklaşık 5 yıl önce Muğla’nın Marmaris ilçesinde tur rehberliği stajı yapan Cansel Soylu (26) ile tanıştı.
Arkadaşlıklarını ilerleten çift, evlenme kararı aldı.

İki yıldır İslamiyet’i araştıran ve Müslüman olmaya karar veren Jang, Bingöl’e geldi.

Soylu ile Bingöl İl Müftüsü Orhan İmamoğlu’nu ziyaret eden Jang, şahitler huzurunda gerçekleştirilen ihtida töreninde kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu, Can ismini aldı.

Bingöl Belediyesi’nde düzenlenen nikah töreniyle dünyaevine giren çift için İl Müftülüğü’nde de dini tören yapıldı.
İl Müftüsü İmamoğlu, Çekya’nın başkenti Prag’da yaşayacak olan çifti tebrik ederek, sağlıklı ve huzurlu bir yaşam geçirmelerini diledi.

“ÇOK DUYGULANDIK”
Cansel Soylu Jang, bugünlere geldikleri için çok mutlu olduğunu söyledi.
Eşinin 2 yıl öncesinden Müslüman olmaya karar verdiğini anlatan Jang, “Müslümanlığı zaten kendisiyle konuşmuştuk ve bunu istiyordu. İkimiz için ilk kez olan bir şeydi, çok duygulandık. Eşime din konusunda yardım edeceğim.” dedi.
“Can” ismini alan Jang da İngilizce çok mutlu olduğunu belirterek, “Bütün dinlere saygım vardı, İslamiyet’i seçtim. Eşimi çok seviyorum, umarım çok güzel bir hayatımız olur. Bingöl’ü çok seviyorum.” diye konuştu. tıklatma oranı yüksek başlık önerileri…

Reklam
YÖK düğmeye bastı! Üniversitelerde 3+1, 2+2, 7+1, 6+2 modeli

YÖK düğmeye bastı! Üniversitelerde 3+1, 2+2, 7+1, 6+2 modeli

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Atatürk Üniversitesi Senato Salonu’nda yapılan Üniversitelerarası Kurul Toplantısı’na (ÜAK) başkanlık etti. Toplantının açılışında konuşan Prof. Dr. Erol Özvar, yükseköğretim sisteminde son dönemde stratejik bir değişim ve dönüşüm süreci yaşandığını bildirdi.

Yürüttükleri stratejik dönüşümün önemli bir boyutunun yükseköğretim programlarına ilişkin hayata geçirdikleri kontenjan politikası olduğunu ifade eden Prof. Dr. Özvar, “Bu konuyla ilgili kapsamlı değerlendirmelerimi kısa bir süre önce hem kamuoyuyla hem de sizlerle paylaştım. Çok kısa şekilde bir kez daha ifade etmek isterim; kontenjan konusunu yalnızca sayısal bir mesele olarak değil, ülkemizin insan kaynağı planlamasının stratejik bir unsuru olarak ele almaktayız. Üniversitelerimizin akademik ve fiziki kapasitesi, iş gücü piyasasının ihtiyaçları ve geleceğin meslek alanları birlikte değerlendirilerek çok dengeli ve rasyonel bir planlama yapmaktayız. Bu sürecin ilgili tüm kamu kurumlarıyla, sektör temsilcileriyle ve sivil toplum örgütleriyle yakın iş birliği içerisinde yürüttüğümüzü ve yürüteceğimizi de bilmemizi isterim. Amacımız mezunlarımızın istihdam imkanlarını güçlendiren, ülkemizin kalkınma hedefleriyle uyumlu ve sürdürülebilir bir yükseköğretim yapısı oluşturmaktır. Bu bakımdan başkanlığımıza ulaşan her türlü kontenjan ve yeni program açma taleplerini bu hususları göz önüne almak suretiyle değerlendirdiğimizi bilmenizi isterim” diye konuştu.
‘3+1 HATTA 2+2 YA DA 7+1 VEYA 6+2 MODELİNİ HAYATA GEÇİRMELİYİZ’
Yükseköğretimde stratejik dönüşümün en önemli aşamalarından birinin de lisans programlarının içerik ve yapısının yeniden ele alınması olduğunu belirten Prof. Dr. Özvar, şunları söyledi:
“Artık yalnızca teorik bilgiye dayalı bir eğitim anlayışının yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Öğrencilerimizi daha erken dönemde uygulama ile buluşturan onları proje üretmeye teşvik eden ve gerçek hayat problemleriyle temas ettiren bir eğitim modeline geçişi gerekli görmekteyiz. Öğlencilerimizin çok sayıda ancak derinlik ve beceri kazandırmayan derslerle meşgul etmek yerine onların yeteneklerini ortaya koyabilecekleri, proje geliştirebilecekleri ve üretkenliklerini artırabilecekleri bir yapı kurmamız önemlidir. Bu çerçevede günümüz dünyasında, ülkemizde yükseköğretimin en önemli meselelerinden biri olan uygulamalı eğitime de özel bir önem atfettiğimizi vurgulamak isterim. Sizlerle daha önce detaylarını paylaştığım üzere kısa süreli ve çoğu zaman sembolik kalan staj uygulamaları yerine öğrencilerin doğrudan üretim süreçlerine katıldığı gerçek iş ortamlarında deneyim kazandığı bir modeli yaygınlaştırdığımızı kamuoyuyla paylaşabiliriz. Bu dönüşümün merkezinde iş yeri temelli uygulamalı, meslek eğitim anlayışı yatmaktadır. Daha önceki buluşmamızda ön lisans ve lisans programlarında bir ya da iki dönemi kapsayan uygulamalı eğitim modellerini devreye alacağımızı ifade etmiştim. Bu konudaki çalışmalarımıza hız kesmeden devam etmekteyiz. Gördüğümüz tablo şudur: Sadece ön lisansta değil lisansta da uzun süreli iş yerinde mesleki eğitime ağırlık verilen program veya bölümlerden mezun olan öğrencilerimizin istihdam oranları yükselmektedir. Bu gerçek apaçık bir şekilde ortaya çıktığına göre bütün üniversitelerimizin artık ortaya koyduğumuz bu vizyon ve perspektifle 3+1, 2+2 ya da 7+1 veya 6+2 modelini hayata geçirmek için gerekli çalışmaları başlatmalarını kendilerinden beklediğimiz bu toplantı vesilesiyle sizlere sunmak isterim.”
Mesleki eğitimde Organize Sanayi Meslek Yüksekokullarının önem çıkan bir başlık olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özvar, bu modeli daha da yaygınlaştırmayı planladıklarını söyledi.
‘11 ÜNİVERSİTEMİZİN İLK 500 İÇİNDE YER ALMASI ÇOK KIYMETLİ’
Üniversitelerin araştırma performansı ve uluslararası görünürlüğü üzerinde hassasiyetle durduklarını kaydeden Prof. Dr. Özvar, “Uluslararası sıralamaları tek başına bir hedef olarak, amaç olarak görmediğimizi her vesileyle her platformda ifade etmeye çalışıyoruz. Ancak üniversitelerimizin bilimsel üretim kapasitesini ve küresel rekabet gücünü göstermesi bakımından önemli de bulduğumuzu ifade etmek isterim. Bu alanda kaydettiğimiz yükselişin sürdürülebilir olması önemli bir konudur. Bunun için tüm üniversitelerimizin gayret göstermesi hepimiz açısından beklenen bir faaliyettir. Bu konuda son dönemde memnuniyet verici neticeler aldığımızı gözlemlemekteyiz. Uluslararası bir sıralama kuruluşu tarafından bu hafta açıklanan 2026 alan bazlı dünya üniversite sıralamasında Türkiye’den 11 üniversitemizin farklı alanlarda ilk 500 içinde yer alması çok kıymetli bir gelişme veya haberdir. 100’ün üzerinde ülkeden yaklaşık bin 900 üniversitenin değerlendirmeye alındığı bu kapsamlı çalışmada elde edilen başarı üniversitelerimizin küresel akademik rekabette giderek daha güçlü bir konuma yükseldiğini ortaya koymaktadır” dedi.
Yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve dijital teknolojiler gibi alanlarda çalışmaların yoğun bir şekilde sürdüğünü anlatan Prof. Dr. Özvar, “Bu alanlarla açılan yeni programların sürdürülebilirliği için nitelikli akademik insan kaynağı yetiştirilmesi kritik bir ihtiyaç haline gelmiştir. Buna dair kadro izinleri Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji Bütçe Başkanlığı’ndan alınmış bulunmaktadır. Öğretim elemanı yetiştirmek için farklı disiplinlerden mezunların bu alanlara, yönlendirilmesini sağlayacak lisansüstü eğitim imkanlarını genişleteceğimizi bu vesileyle kamuoyuyla paylaşmak isterim. Yakın zamanda yürürlüğe giren düzenlemelerle birlikte doktora eğitimine ilişkin önemli bir yapısal değişikliği de hayata geçirdiğimizi dile getirmek isterim. Öncelikli alanlarda doktora öğrencisi seçimi için merkezi bir sınav sistemi getiriyoruz. Bu yıl inşallah bunu başlatmış olacağız. Bu düzenlemeyle doktora eğitimine giriş sürecini daha şeffaf, ölçülebilir ve nitelik odaklı bir yapıya kavuşturmayı hedeflemekteyiz. Aynı zamanda bu sistem araştırma görevlisi kadrolarının stratejik alanlara yönlendirilmesini sağlayarak ülkemizin ihtiyaç duyduğu insan kaynağının daha planlı bir şekilde yetişmesine katkı sunacaktır. Bununla birlikte lisansüstü eğitim mevzuatında gerçekleştirdiğimiz değişikliklerle doktora programlarına kabul süreçleriyle akademik kadro planlaması arasında daha bütüncül ve eş güdümlü bir yapı oluşturuyoruz. Bu yaklaşık yükseköğretim sistemimizin uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından önemli bir başlık olarak önümüzde durmaktadır” diye konuştu.
Kurul üyeleriyle rektörlük binası önündeki kartal heykeli önünde fotoğraf çektiren YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar’a Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu hediye verdi. (DHA)…

Reklam
Savunmada seri üretim fırtınası! Çelik Kubbe'ye yeni kabiliyetler

Savunmada seri üretim fırtınası! Çelik Kubbe’ye yeni kabiliyetler

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, Türkiye’nin geliştirdiği “Çelik Kubbe” hava savunma sistemine ilişkin, “Bundan sonra üzerine devamlı kabiliyet ekleyeceğimiz, teknoloji entegre edeceğimiz, yeni tehditlere karşı önlemler alacağımız bir altyapıyı temsil ediyor. Ülkemizin hava savunması anlamında tüm ihtiyaçlarına karşılık verebileceğini, onun için çalıştığımızı söyleyebilirim.” dedi.
İlginizi Çekebilir
İkinci, yaptığı açıklamada, ROKETSAN’ın seri üretim çalışmalarına hızla devam ettiğini, tanksavar füzelerinden seyir füzelerine, gemisavar füzelerinden balistik ve hava savunma füzelerine kadar birçok alanda ürünlerin seri üretimde olduğunu söyledi.
Ürünleri arasında balistik füzelerin önemli yere sahip olduğunu vurgulayan İkinci, “Hem TAYFUN balistik füzemiz hem de SOM seyir füzemizin üretimleri ve teslimatları devam ediyor. Bizler 24 saat esasına göre çalışıyoruz. ROKETSAN’da üretim faaliyetlerimiz hız kesmeden devam ediyor.” diye konuştu.
İkinci, yeni yatırımlarla mevcut üretim kapasitesini çok hızlı şekilde çok daha üst noktalara taşımaya gayret göstereceklerini dile getirerek, “İçinde bulunduğumuz konjonktürel ortam da zaten bunu yapmamıza mecburiyet arz ediyor. Hem ülkemizin savunmasını güçlendirmek hem de bu alandaki üretimlerimizin hızlanması için var gücümüzle çalışmaya gayret gösteriyoruz.” ifadelerini kullandı.

“ÜRETİMİ HIZLANDIRMA KONUSUNDA CİDDİ GAYRETLER İÇERİSİNDEYİZ”
Ülkelerin kendi geliştirdikleri hava savunma sistemlerinin çok kıymetli olduğunu vurgulayan İkinci, şöyle devam etti: “Çelik Kubbe, bu açıdan kendi geliştirdiğimiz bir sistem. ASELSAN, ROKETSAN ve TÜBİTAK SAGE’nin ortaklığında geliştiriliyor. ‘Çelik Kubbe’nin bütün unsurlarını bizim yapıyor olmamız, her ihtiyaç duyduğumuzda, istediğimiz kadar hem füze hem radar sistemi hem de batarya sistemlerini üretebilecek kabiliyet sağlıyor. Bu açıdan bakıldığında Çelik Kubbe, Türkiye’nin en önemli savunma projelerinden biri. Sayısını ve üretimlerini hızla artırmamız gerekiyor. Bu konuda da ciddi gayretler içerisindeyiz.”
Emniyet Genel Müdürlüğü’nden APP plakalara ilişkin açıklama: Bu plakaları değiştirmeyin
İkinci, hava savunmasının zor bir alan olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Onun için ‘en iyi sistemi yaptık, bitti’ denecek bir sistem değil. Değişen tehdit özellikleri ve karakteristiklerine göre üzerine yeni kabiliyetler, yeni özellikler koyarak devam ediyoruz. Bundan sonra üzerine devamlı kabiliyet ekleyeceğimiz, teknoloji entegre edeceğimiz, yeni tehditlere karşı önlemler alacağımız bir altyapıyı temsil ediyor. Ülkemizin hava savunması anlamında tüm ihtiyaçlarına karşılık verebileceğini, onun için çalıştığımızı söyleyebilirim.”
ROKETSAN’ın çok sayıda projesinin bulunduğunu aktaran İkinci, hava savunma füzelerinden hava-hava füzeleri ve yeni balistik füzelere kadar birçok ürünün 2026 yılı ve sonrasında peyderpey ortaya çıkacağını sözlerine ekledi.

TÜRKİYE’NİN FÜZE SİSTEMLERİ GÜNDEMDE
Öte yandan ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan savaş sürecinin ardından özellikle silah sistemlerine yönelik ilgi arttı, gözler ise Türkiye’nin savunma teknolojilerine çevrildi. CNN Türk ekibi de bu kapsamda Roketsan’ın Lalahan tesislerinde, Çelik Kubbe’nin vurucu timlerinin bulunduğu noktada incelemelerde bulundu. Muhabir Paşa Alyurt ve Kameraman Mustafa Barış Tan ile birlikte gerçekleştirilen çekimlerde, Türkiye’nin yerli ve milli savunma sistemleri görüntülendi.

LALAHAN TESİSLERİNDE KRİTİK İNCELEME
Tesislerde ilk olarak hava araçlarından atılan sistemler dikkat çekti. SOM seyir füzesi; 230 kilogramlık savaş başlığı ve toplam 600 kilogram ağırlığıyla yüksek patlayıcı ve zırh delici özelliklere sahip kritik bir sistem olarak öne çıkıyor. Bu füze, hem insanlı hem de insansız hava araçlarında aktif olarak kullanılıyor.
Hemen yanında bulunan Teber güdüm kiti ise genel maksat bombalarının vuruş kabiliyetini artırmak amacıyla geliştirildi. Yaklaşık 155 kilogram ağırlığındaki bu sistem, özellikle kritik operasyonlarda Türk Hava Kuvvetleri tarafından kullanılıyor.

MİNİ AKILLI MÜHİMMATLAR VE UMTAS SİSTEMİ
Tesislerde sergilenen bir diğer önemli sistem ise mini akıllı mühimmatlar oldu. Bu mühimmatlar, özellikle İHA’lar üzerinden kullanılarak sabit ve hareketli hedeflerin imhasında kritik rol oynuyor.
Ayrıca UMTAS uzun menzilli tanksavar füze sistemi de dikkat çekti. Taarruz helikopterleri için geliştirilen bu sistem, sahada önemli bir güç çarpanı olarak değerlendiriliyor.
HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ: SİPER ÖNE ÇIKIYOR
Tesislerdeki incelemelerde hava savunma sistemleri de önemli yer tuttu. Son dönemde yaşanan savaşlar göz önünde bulundurulduğunda bu sistemlerin önemi daha da artmış durumda.
Bu kapsamda öne çıkan sistemlerden biri SİPER hava savunma füzesi oldu. 100 kilometre ve üzeri menzile sahip olan bu sistem, hem kara hem deniz platformlarından kullanılabiliyor. Yaklaşık 5,4 metre uzunluğundaki SİPER, tehdit unsurlarını etkisiz hale getirmede kritik rol oynuyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin caydırıcılığını artıran bu sistem halihazırda envanterde bulunuyor.
LEVENT FÜZESİ VE MİDLAS LANÇER SİSTEMİ
LEVENT füzesi ise gemi savunma sistemi olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 11 kilometre menzile sahip olan bu sistem, alçak irtifadan uçuş gerçekleştirdiği için hedeflere fark edilmeden ulaşabiliyor.
Tesislerde ayrıca milli lançer sistemi MİDLAS da görüntülendi. SİPER ve LEVENT gibi sistemler bu lançer üzerinden entegre şekilde kullanılıyor ve hedeflere yönlendiriliyor.
HEDEFTE SAVAŞ UÇAKLARI, İHA’LAR VE SEYİR FÜZELERİ VAR
Paşa Alyurt’un aktardıklarına göre, tanıtılan sistemlerin hedef yelpazesi oldukça geniş. Savaş uçakları, helikopterler, seyir füzeleri ve insansız hava araçları gibi birçok tehdit unsuru bu sistemlerle etkisiz hale getirilebiliyor.
SUNGUR VE HİSAR SİSTEMLERİ DİKKAT ÇEKİYOR
SUNGUR sistemi, 8 kilometre menzile sahip alçak irtifa hava savunma sistemi olarak öne çıkıyor. Orta irtifa hava savunma sistemleri ise yaklaşık 25 kilometre menzil ve 15 kilometre irtifaya kadar tehditleri etkisiz hale getirebiliyor.
HİSAR-A sistemi de bu kapsamda dikkat çeken bir diğer unsur. Yaklaşık 15 kilometre menzile sahip olan bu sistem, yüksek infilaklı parçacık etkili harp başlığıyla hava tehditlerine karşı etkin koruma sağlıyor.

TÜRKİYE’NİN SAVUNMA GÜCÜ ARTIYOR
Tüm bu sistemler değerlendirildiğinde, Türkiye’nin hem taarruzi hem de hava savunma kapasitesinin önemli ölçüde güçlendiği görülüyor. Özellikle ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan savaş süreci dikkate alındığında, bu sistemlerin stratejik önemi daha da artıyor.
CNN Türk ekibi de Roketsan Lalahan tesislerinde gerçekleştirdiği bu ziyaretle, Türkiye’nin savunma sanayisindeki kritik sistemleri yerinde görüntüleyerek kamuoyuna aktardı.
Ünlülere uyuşturucu operasyonu! Hande Erçel Adli Tıp’ta… İşte ilk görüntü…

Sağlık Bakanı Memişoğlu: 1,5 milyonluk sağlık ordumuzla, günlük 3 milyondan fazla hizmet sunuyoruz

Sağlık Bakanı Memişoğlu: 1,5 milyonluk sağlık ordumuzla, günlük 3 milyondan fazla hizmet sunuyoruz

Bakan Memişoğlu, Elazığ’da Fırat Üniversitesi Diş Hekimliği Fakülte binası ile Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nin açılışı amacıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada, bereketli topraklarda böylesine güzel bir sağlık yatırımını hayata geçirmenin mutluluğunu hep birlikte paylaştıklarını söyledi.
İlginizi Çekebilir
Üniversitenin yetiştirdiği nitelikli insan kaynağı ve sağlık alanındaki güçlü altyapısıyla hem Elazığ’a hem de bölgesine önemli katkılar sunan köklü bir eğitim yuvası olduğunu anlatan Memişoğlu, yeni Diş Hekimliği Fakültesi binası ile Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nin de bu güçlü birikimi daha ileriye taşıyacak önemli bir adım olduğunu belirtti.
Modern sağlık hizmetleri ile nitelikli eğitimi aynı çatı altında buluşturan bu tesisin aynı zamanda geleceğin diş hekimlerinin yetişeceği güçlü bir merkez haline geleceğini dile getiren Memişoğlu, 183 diş ünitelik Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nin gelişmiş altyapısıyla şehre ve çevre illere hizmet vereceğini bildirdi.
Sadece Elazığ’da değil ülke genelinde de ağız ve diş sağlığı alanında çok önemli bir kapasiteye ulaştıklarını ifade eden Memişoğlu, şunları kaydetti:
“23 yıl önce ülkemizde yalnızca 14 ağız ve diş sağlığı merkezi ile hizmet verilirken bugün 137 ağız ve diş sağlığı hastanesi ve 275 merkezimizle hizmet vermekteyiz. 81 ilimizde 53 bin 635 diş hekimimiz görev yapmaktadır. 7 bin 597’si üniversitelerimizde olmak üzere toplam 17 bin 912 diş ünitesiyle vatandaşlarımıza sağlık hizmeti sunmaya devam ediyoruz. Bu güçlü altyapı ve insan kaynağı sayesinde sadece son bir yılda 31 milyon 841 bin muayene ve tedavi gerçekleştirdik. Ayrıca koruyucu hekimliği en önemli vizyonlarımızdan biri olarak görüyor, Sağlıklı Hayat Merkezlerimiz aracılığıyla koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetlerimizi vatandaşlarımıza ücretsiz olarak sunuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde son 23 yılda sadece diş sağlığında değil sağlığın her aşamasında büyük bir değişim gerçekleştirdik. Bugün 27’si şehir hastanesi olmak üzere 1524 hastane, 271 bini aşkın yatak kapasitesi ve 1,5 milyonluk sağlık ordumuzla, günlük 3 milyondan fazla muayene ve sağlık hizmeti sunuyoruz.”

Salgın ve depremler gibi büyük sınavlarda, dünyanın en gelişmiş ülkelerinde dahi sağlık hizmetleri aksarken, güçlü altyapı ve fedakar sağlık çalışanlar sayesinde bu süreci en başarılı geçiren ülkelerden biri haline geldiklerini kaydeden Memişoğlu, “6 Şubat depremlerinde yitirdiğimiz canlarımızın acısını hala yüreğimizde taşırken, yaralarımızı sarmak için de gece gündüz çalıştık. Elazığ’ımızın da içinde bulunduğu 11 ilimizde, toplam 5 bin 864 yatak kapasitesiyle 36 kamu hastanemizin inşaatını hızla tamamladık. Kaybettiğimiz canları bu vesileyle bir kez daha rahmetle anıyor, Rabbimden bir daha böyle acılar yaşatmamasını temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Bakanlık olarak üniversitelerde filizlenen her bir akademik çalışma ve bilimsel heyecanı ülkenin geleceği adına büyük bir zenginlik olarak gördüklerini dile getiren Memişoğlu, şöyle konuştu:
“Fakülte sıralarından, laboratuvarlardan yetişen her bir evladımızı, her bir meslektaşımızı sadece birer sağlık çalışanı olarak değil, yarının güçlü Türkiye’sini omuzlayacak, geleceğimizin birer bilim insanı, birer şifa vesilesi olarak görüyor ve bağrımıza basıyoruz. İşte bu ilim yuvalarının şifayla buluştuğu yerlerden biri olan üniversite hastanelerimiz de bizim bu güçlü sağlık sistemimizin en önemli basamaklarındandır.”
Emniyet Genel Müdürlüğü’nden APP plakalara ilişkin açıklama: Bu plakaları değiştirmeyin
Kamu, üniversite ve özel sektörle bir bütün olduklarını ifade eden Memişoğlu, şunları aktardı:
“Tüm bu büyük ailenin Bakanıyım. Sağlıklı Türkiye Yüzyılı hedefimiz için hep beraber çalışmaya devam edeceğiz. Maalesef dünyada ve yakın coğrafyamızda üzücü olayların yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Ancak milletimiz müsterih olsun. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu ateş çemberi içinde barışın, huzurun ve iyiliğin temsilcisi olmayı sürdürmekteyiz. Ülkemiz, istikrarını koruyarak hem kendi vatandaşlarına hem de ihtiyaç duyan tüm insanlara el uzatmaya kararlılıkla devam edecektir. Bizler de ‘Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık’ modeliyle Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusundakamu, üniversite ve özel sektör hep birlikte, ülkemizin dört bir yanında en nitelikli ve gelişmiş sağlık hizmetlerini sunma ve dünyada ilkleri gerçekleştirerek insanlığa fayda sağlamak için var gücümüzle çalışacağız. Bu kıymetli sağlık yatırımının şehrimize, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.Emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum.”
Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu da Diş Hekimliği Fakülte Binası ile Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nin hayırlı olmasını diledi. AK Parti Elazığ Milletvekili Erol Keleş ise kente sağlık alanında yaptığı katkılardan dolayı Sağlık Bakanı Memişoğlu’na teşekkür etti.
AK Parti Elazığ Milletvekili Ejder Açıkkapı da Sağlık Bakanı Memişoğlu’nun Elazığ’a çok ciddi katkıları olduğunu belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesiyle, vizyonuyla 24 yıldır 81 vilayette 86 milyon vatandaşımız için hizmet ve yatırımlar üretiyoruz. Bugün de bunlardan birini burada sizinle birlikte inşallah gerçekleştireceğiz. Diş Fakültemizin ilimize, bölgemize, ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.
Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş ise üniversiteleri adına son derece önemli ve gurur verici bir yatırımın açılışını gerçekleştirdiklerini söyledi. Türkiye’de araştırma üniversitesi statüsüne sahip ilk 23 üniversite arasında yer aldıklarını belirten Göktaş, bilimsel üretim, nitelikli eğitim ve topluma sundukları katkılarla her geçen gün daha da güçlendiklerini kaydetti. Daha sonra kurdele kesimiyle fakülte binasının ve hastanenin açılışı gerçekleştirildi. Törene, akademisyenler, kurum temsilcileri ve öğrenciler katıldı.

Ünlülere uyuşturucu operasyonu! Hande Erçel Adli Tıp’ta… İşte ilk görüntü…