BIST 100
13.410,54 -0,35%
DOLAR
47,5463 0,04%
EURO
54,7408 0,03%
GRAM ALTIN
6.193,65 -0,06%
FAİZ
41,74 -0,74%
GÜMÜŞ GRAM
88,86 -0,13%
BITCOIN
63.442,00 -0,47%
GBP/TRY
63,8808 -0,02%
EUR/USD
1,1508 -0,01%
BRENT
83,77 -4,73%
ÇEYREK ALTIN
10.126,65 -0,05%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
22 °
Reklam

HABER

14 yaşındaki Ömer çöpte servet buldu! ‘Altınları görünce çok şaşırdım’

14 yaşındaki Ömer çöpte servet buldu! ‘Altınları görünce çok şaşırdım’

Olay, dün Fatih Mahallesi’nde meydana geldi. Ailesine destek olmak için dayısının yoğurtlarını satan 7 kardeşin en büyüğü Ömer Çoban, dün akşam saatlerinde evine dönerken, çöpün yanında çanta buldu. Çantanın içinde yüklü miktarda altın olduğunu fark eden Ömer, durumu annesi Fatma Çoban’a anlattı.
İlginizi Çekebilir
Annesiyle birlikte polis merkezine giden Ömer, altınları ekiplere teslim etti. Yapılan incelemede altınların piyasa değerinin yaklaşık 1 milyon 600 bin lira olduğu tespit edildi. Polis ekiplerinin çalışmasıyla altınlar sahibine teslim edildi.
‘ALTINLAR SAHİBİNE ULAŞTIĞI İÇİN ÇOK MUTLUYUM’
Altınlar sahibine ulaştığı için çok mutlu olduğunu söyleyen Ömer Çoban, “Ben eve dönerken çöpün kenarında bir tane çanta buldum. Çantanın içinde altın görünce hemen eve getirdim. Anneme söyledim çöpün kenarında böyle bir şey buldum. O da bana dedi ki, gidip bunu polise verelim. Biz de gidip polise verdik. Sonra polisler altınların sahibini buldular ve ona verdiler. Çantanın içinde altınları görünce çok şaşırdım. Ben bir genç olarak üzerime düşeni yaptım. Altınlar sahibine ulaştığı için çok mutluyum. Bu davranışımdan dolayı Vali amca bana hediye gönderdi. Vali amcaya çok teşekkür ediyorum. Bana tablet, forma, kırtasiye malzemeleri, top gönderdi. Onun için çok teşekkür ederim ona” dedi.
Altın almak isteyenlere ‘Suriye altını’ uyarısı geldi! Piyasa kol geziyor, kuyumcu atölyeleri gibi çalışıyorlar

‘İNSANLIK GÖREVİMİZİ YAPTIK’
Ömer Çoban’ın Dedesi İshan Çoban (68) ise “Torunum çöpte bulduğu altını polise teslim ettiği için çok gururluyum. Çok memnun oldum. İnsanlık görevimizi yaptık. Altınları polise verdik. Altınlar da sahibine ulaştı” diye konuştu.
Rus yüzücü İstanbul Boğazı’nda kaybolmuştu! Oteldeki son anları ortaya çıktı…

Konya'da baba ve 11 yaşındaki oğlu katledildi! Kanlı infazın nedeni ortaya çıktı

Konya’da baba ve 11 yaşındaki oğlu katledildi! Kanlı infazın nedeni ortaya çıktı

Olay, geçtiğimiz Pazartesi günü sabah saatlerinde merkez Karatay ilçesi Karaaslan Mahallesi Övgü Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Mehmet Koçyiğit (33) ve oğlu Servet Koçyiğit (11) evlerinin bahçesinde 51 AEL 448 plakalı otomobile bindikleri sırada silahlı saldırıya uğradı.
Mermilerin hedefi olan baba Mehmet Koçyiğit olay yerinde hayatını kaybederken, oğlu Servet Koçyiğit de kaldırıldığı Konya Şehir Hastanesi’ne kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Konya’da kanlı infaz! Baba ve 11 yaşındaki oğlu öldürüldü
MISIR TARLASINDA YAKALANDI
Konya İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı polis ekipleri tarafından yapılan çalışma sonrası şüphelinin 60 yaşındaki Hıdır A. olduğu belirlendi. Şüphelinin gidebileceği adresleri belirleyen ekipler, şahsın merkez Karatay ilçesi Çatalhüyük Mahallesi’nde olduğunu belirledi. Mahallede yapılan inceleme sırasında zanlı, mısır tarlası içerisinde saklanırken yakalanarak gözaltına alındı.

“ÇOCUĞU GÖRMEDİM, GÖRSEM VURMAZDIM”
Sağlık kontrolü için Konya Numune Hastanesine getirilen zanlı Hıdır A., “Neden çocuğu öldürdün?” sorusuna “Çocuğu görmedim. Görsem vurmazdım, pişmanım” cevabını verdi. Hıdır A., daha sonra ifadesi alınmak üzere Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğine götürüldü.

CİNAYETİN NEDENİ ORTAYA ÇIKTI
Polis ekiplerince yapılan çalışma sonrası, olayın 2021 yılında Mehmet Koçyiğit’in amcası ve aynı zamanda kayınpederi olan Hüseyin Koçyiğit’in, kendileri gibi hurdacılık yapan Hıdır A.’nın akrabaları ile aralarında ‘hurda alım-satım’ nedeniyle sürekli tartışma çıktığı bu olaylar sonrası aralarında husumet olduğu belirlendi. Husumet sonrası çıkan bıçaklı kavgada Hıdır A.’nın 1 yakını bıçaklandığı, daha sonra bıçaklanan kişinin ise Mehmet Koçyiğit’in 1 akrabasına otomobil ile çarparak yaraladığı tespit edildi.
Taraflar karşılık şikâyetçi olması üzerine götürüldükleri hastanede çıkan silahlı kavgada ise Mehmet Koçyiğit’in Hıdır A.’nın yakınlarından birini silahla yaraladığı öğrenildi….

Hastane müdürüyken istifa edip dükkan açtı! ‘Satmada gözüm yok almaya doyamıyorum’

Hastane müdürüyken istifa edip dükkan açtı! ‘Satmada gözüm yok almaya doyamıyorum’

Hacettepe Üniversitesi Sağlık İdaresi mezunu Cemalettin Serdar (60), 1988 yılında Elazığ Palu’da hastanenin vekaleten müdürlüğünü yürüttü. Dönemin devlet düzenine ve haksızlık içeren kurallarına ayak uydurmak istemeyen Serdar, makam koltuğunu bırakıp istifa etti. Önce çeşitli ürünler satan Serdar, ardından parça kumaş işine yöneldi. Ancak bir süre sonra kumaşları satmaktan çok satın almaya heves eden Serdar’ın iş yeri ise dağınıklığı ile dikkat çekiyor.
İlginizi Çekebilir
“DAĞINIKLIK FITRATIMDA VAR, SATIN ALMAYA DOYAMIYORDUM”
Bu işi yaklaşık 30 yıldan bu yana devam ettirdiğini aktaran Serdar, “Ben kendim de dağınık olduğum için dükkan da dağınık. Biz dağınık sevenlerdeniz. Biraz da bizim işimizin gereği ama benim fıtratımda var. Bende biraz kumaş alma hastalığı da var. Ben mal almaya doyamıyordum, ala ala ihtiyaç olmadığı halde bir hayli doldurdum. Belki de tedavi görmemiz gerekiyordu. Doldurunca çeşitler de çoğaldı, dükkan artık karışık bir hale geldi. En son bir büyüğümüzün tavsiyesi ile artık son dönemlerde kumaş satın alma hissi kayboldu. Bu bende bağımlılık gibiydi, satmada gözüm yoktu ama almaya doyamıyordum” dedi.
“BU ŞEKİLDE DAHA ÇOK MUTLU OLUYORUM”
“Allah biliyor, dağınık olunca ben daha mutlu oluyorum” diyen Serdar, eşinin bu duruma alışsa da düzenli olması gerektiği yönünde tavsiyelerde bulunduğunu ifade ederek, “Bu düzen işi pek bana gelmiyor, otoriteye ya da başka bir şeye bağlı kalmak bana göre değil. Bu şekilde kendimi daha özgür hissediyorum, ben kendi hayatımı yaşamak istediğim için vatandaşın söylediklerinden ziyade kendi bildiğimi uyguluyorum. Eşim kızıyor, inşallah bundan sonra düzenli olacak. Benim acizane tavsiyem, 3 günlük dünyada rızkını helalinden kazanmaya çalışmalı. Bu simit, ekmek ya da kumaş olabilir ama benim gibi satan olmaz, ben istisnai bir durumum” diye konuştu.

5 yıl önce köylüden hediye aldı, hayatı değişti! ‘Üç ayrı noktada saklıyorum’…

Reklam
Reklam
Bakanlık harekete geçti! Beyşehir Gölü için kritik kod: 1123,40

Bakanlık harekete geçti! Beyşehir Gölü için kritik kod: 1123,40

Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olarak bilinen 656 kilometrekare yüz ölçüme sahip Beyşehir Gölü, Çarşamba Çayı ile Konya Ovası’nın sulanmasına katkı sağladığı gibi 400’ün üzerinde balıkçının da geçim kapısı oluyor. Ancak iklim değişikliği ve bilinçsiz tarımsal sulama nedeniyle göldeki su, bazı yerlerde kıyıdan yaklaşık 300 metre çekildi. Su çekildiği için balıkçılığın ve tekneyle turların yapılması güçleşiyor. Su çekilen yerlerde ise artık büyükbaşlar otluyor. Beyşehir Belediye Başkanı Adil Bayındır, son yıllarda yeterli kar yağışının olmaması, yer altı su seviyesinin düşmesi ve vahşi sulama nedeniyle su seviyesinde azalma olduğunu belirtti.
İlginizi Çekebilir
‘GÖL MASTER PLANI ÇALIŞMASI VAR’
Gölün kurtulması için Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ‘Göl Master Planı’ çalışmasının olduğunu ifade eden Bayındır, şunları söyledi:
“Beyşehir Gölü ölmedi. Beyşehir Gölü ölmez. Tarihler boyu bugüne gelmiş Beyşehir Gölü. Mutlaka vahşi sulamalarla sıkıntı yaşıyor. Kaynakları gelişmesinde sıkıntı yaşıyor. Beyşehir Gölü, düdenlerle beslenen bir göl olduğu için yer altı sularının aşağı düşmesi, iki-üç yıldır da biz kar mücadelesi yapamaz olduk. Bizim dağlarımızda, dağlık bölgelerdeki yerleşim yerlerimizde, gece sabahlara kadar kar mücadelesi yaparız. Bunu yapamaz olduk, üç senedir. O yüzden Beyşehir Gölü ölmedi. Beyşehir Gölü ile ilgili yapılması gerekenleri bekliyor. Ankara’da Bakanlık tarafından ‘Göl Master Planı’ adı altında bir çalışma var. Beyşehir Gölü’nün kaynaklarının nasıl geliştirileceğiyle ilgili bir çalışma içindeler. Bu yıl üniversitelerden, Maden Tetkik Arama Kurumları da dahil olmak üzere Devlet Su İşleri (DSİ), Milli Parklar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın bütün bünyesindeki çevreyle ilgili kurumlar, müdürlükler, genel müdürlükler olmak üzere bütün çalışmalar devam etmekte.”

Master planı kapsamında gölün yakın çevresindeki su kaynaklarıyla beslenmesinin planlandığını ifade eden ve su alma kodunun 1123,40 koduna çıkması gerektiğini kaydeden Bayındır, ”Bu gölümüzü nerelerden, hangi sularla besleriz onun çalışmaları yapılıyor. Bu gölümüzün minimum su kodu 1122,40’tı. Bunun artık 1123,40’a çıkma zamanı geldi de geçiyor. Beyşehir Gölü’nü 1123,40 koduna hazırlamamız lazım. Kaynakları da geliştirirken bütün bunları dikkate almamız lazım. Bununla ilgili değerli Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı çok yakın zamanda Beyşehir’e gelerek ‘Göl Master Planı’ ile ilgili bilgiler verecektir. Beyşehir Gölü ölmez. Beyşehir Gölü’nün ölmesine seyirci olmayız” dedi.

Yıkılacak binada bir başına kaldı! 65 yaşındaki Dudu Teyze sokakta kalma tehlikesiyle karşı karşıya

Yıkılacak binada bir başına kaldı! 65 yaşındaki Dudu Teyze sokakta kalma tehlikesiyle karşı karşıya

Muratpaşa ilçesinde yaşayan Dudu Zan, eşi ve bakımını üstlendiği hasta oğluyla birlikte 10 sene önce bodrum kattaki bir daireye taşındı.
İlginizi Çekebilir
Geçinmekte zorlanan Zan, evlere ve binalara temizliğe giderek geçimini sağlamaya çalıştı. Ancak bir süre sonra Zan, önce eşini daha sonra oğlunu kaybetti. Bir yandan da hastalıklarla boğuşan Zan, bacaklarındaki rahatsızlık nedeniyle yürümekte zorlanmaya başladı. İşe gidemeyince geçinmekte zorlanan Dudu Zan, 8 bin lira olan kirasını hayırseverlerin yardımlarıyla ödeyebildi.
PENCERE VE KAPILAR SÖKÜLDÜ
Dudu Zan, geçen haftalarda ev sahibinden üzücü bir haber aldı. Ev sahibi, Zan’a binanın kentsel dönüşüme gireceğini, bu nedenle oturduğu evi boşaltması gerektiğini söyledi. Ne yapacağını bilemeyen Zan, bir süre ev aradı ancak bütçesine uygun yer bulamadı. Diğer dairelerde oturanların boşalttığı binadaki pencere ve kapılar da söküldü. Boş binada bir başına kalan Dudu Zan, uzatılacak yardım eli bekliyor.

Rus yüzücü İstanbul Boğazı’nda kaybolmuştu! Oteldeki son anları ortaya çıktı
‘EV TUTACAK DURUMUM YOK’
10 yıldır aynı evde yaşadığını söyleyen Dudu Zan, “Daha önce evlere ve binalara temizliğe gidiyordum. Ancak hastalığımdan dolayı bacaklarım tutmuyor ve gidemiyorum. Oturduğum binayı yıkıma verdiler. Ben de ev bulamadım, bütçem yetmiyor. Binada benden başka kimse kalmadı. Ev tutacak durumum yok. Mecburen beni çıkaracaklar. Gidecek hiç kimsem yok. Başımı sokabileceğim bir ev için yardım istiyorum” dedi.

‘ŞU AN KİMSESİ KALMADI’
Dudu Zan’ın durumu için destek beklediklerini söyleyen Antalya Yardımlaşma Platformu üyesi Halit Mert, “Dudu teyze ve ailesiyle 10 yıl önce evleri yandığında tanışmıştık. Biz de kendilerine destek oluruz. Rahmetli eşi, hastaydı. Dudu teyze, temizliğe giderek evin geçimini sağlamaya çalışıyordu. Maalesef eşi ve oğlunu kaybetti. Şu an kimsesi kalmadı ve oturduğu ev, kentsel dönüşüme gireceği için yıkılacak. Kendisini buradan çıkaracaklar. Biz de hayırseverlerden kendisine yeni bir düzen kurma konusunda, yüküne omuz vermek adına destek bekliyoruz” diye konuştu.

Yenidoğan Çetesi soruşturmasında 10 bebek neden öldü? İşte o rapor…

6

6.1’lik depremle ortaya çıktı! Uzmanlar bölgeyi tarıyor

Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde 10 Ağustos 2025 tarihinde meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki deprem, bölgedeki jeotermal ve doğal su kaynaklarında önemli değişimlere yol açtı.
Depremin etkilerini sahada inceleyen Bilim insanı Ali İlksen Demirözer, gözlemlerini paylaştı.
Demirözer, depremin odak noktasının yaklaşık 6 kilometre derinlikte gerçekleştiğini belirterek, “Bu tür depremleri sığ deprem kategorisinde değerlendiriyoruz. Yüzeye yakın bir noktada gerçekleştiği için hem yeraltı sularını hem de yeryüzünü etkiledi. Saha çalışmalarında önemli verilere ulaştıklarını söyleyen Demirözer, özellikle Ilıca Mahallesi ve Emendere Köyü çevresindeki jeotermal kaynaklarda debi artışı gözlemlediklerini ifade etti.
Demirözer, “Aynı zamanda jeotermal kaynakların içine yeraltı sularının da karıştığını tespit ettik” şeklinde konuştu.

“BAZI KAYNAKLAR KURUDU, BAZILARI YENİ OLUŞTU”
Depremin ardından su kaynaklarında farklı etkiler görüldüğünü dile getiren Demirözer, “Bazı su kaynaklarında debi artışı, bazılarında azalma, bazı noktalarda tamamen kuruma, bazı bölgelerde ise yeni kaynakların oluştuğunu gözlemliyoruz” dedi.
Deprem sonrası su kaynaklarında bulanıklık meydana geldiğini belirten Demirözer, “Artçı sarsıntılarla birlikte bu bulanıklık gözlemleniyor. Ancak yaklaşık 2-2,5 aylık süreçte bulanıklığın azalmasını ve kaynakların eski seyrine dönmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

FAY HATLARI ÜZERİNDEKİ KÖYLER ETKİLENDİ
Deprem sonrası fay kırıklarının da gözlemlendiğini belirten Demirözer, özellikle Alakır, Kozlu, İbirler, Orman İçi, Sinan Dede ve Aktaş kırsal mahallelerinin fay hatları üzerinde bulunduğunu hatırlattı. Bu bölgelerde su kaynaklarının farklı şekillerde etkilendiğini aktardı. Demirözer, açıklamasının sonunda, “Artçı sarsıntıların yaklaşık iki ay içinde azalmasını öngörüyoruz. Yeni ve büyük bir deprem yaşanmaması halinde bölgemizdeki doğal su kaynakları eski rutin düzenine dönecektir” dedi….

Reklam
63 yıldır sitil ikonu! Müşteri azaldı ama şıklığından vazgeçmedi: ‘Benim memur olduğumu sanıyorlar’

63 yıldır sitil ikonu! Müşteri azaldı ama şıklığından vazgeçmedi: ‘Benim memur olduğumu sanıyorlar’

Altınordu ilçesi Kızılhisar Mahallesi’nde bakkal dükkanı işleten Aydın Bektaş, her gün sakal tıraşı olup, takım elbise giyerek dükkanını açıyor. 10 yaşındayken amcasına ait bakkalda çırak olarak çalışmaya başlayan Bektaş, askerlik görevini yaptıktan sonra 20 yaşındayken dükkanı amcasından devraldı.
İlginizi Çekebilir
Askerlikte aldığı disiplini işine yansıttığını belirten Bektaş, “Çıraklık dönemimi de sayarsak burayı 63 yıldır çalıştırıyorum. Saçıma, sakalıma ve giyinişime her zaman dikkat ederim. Kravat takmadan evden çıkmam. Hem kendime, hem de yaptığım işe ve buraya gelen müşterilere saygımdan dolayı böyle giyiniyorum” dedi.
‘BAKKALA GELENLER AZALDI AMA YİNE DE TARZIMDAN ÖDÜN VERMİYORUM’
Geçmiş yıllara kıyasla bakkala gelen kişi sayısının azaldığını belirten Bektaş, “Artık insanlar büyük marketlerden alışveriş yapıyor. Bakkallar eskisi gibi iş yapamıyor. Bizim amacımız para kazanmaktan ziyade buradaki insanların ihtiyacını gidermek. Bu bakkal uzun yıllardır burada ve kapatmayı düşünmüyorum. Burası bizim mahallemiz, hizmet etmeye devam edeceğim. Şehir merkezine gitmek yerine buradan bir şeyler alıp evine götürenleri görünce, mutlu oluyorum. Buraya az kişi gelse de ben yine takım elbisemi giyip, kravatımı takıyorum.
Beni tanımayanlar çoğu zaman bakkal değil memuriyet gibi başka bir iş yaptığımı sanıyor. İşimi severek yapıyorum. Sağlığım el verdikçe bu işi yapmaya devam edeceğim” diye konuştu.
Kamuda çalışanlar dikkat: Hakem Heyeti kararını verdi! İşte memura getirilen yeni hak ve kazanımlar!

Haydarpaşa’da yakıt ikmal gemisinde yangın…