BIST 100
13.292,93 -1,55%
DOLAR
47,4669 0,02%
EURO
54,7062 -0,13%
GRAM ALTIN
6.262,06 0,07%
FAİZ
42,00 0,02%
GÜMÜŞ GRAM
90,09 0,07%
BITCOIN
64.667,00 -0,08%
GBP/TRY
63,8901 -0,15%
EUR/USD
1,1525 -0,03%
BRENT
89,42 -1,45%
ÇEYREK ALTIN
10.238,47 0,07%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
20 °
Reklam

HABER

Marmara Depremi’nin 26

Marmara Depremi’nin 26. yılında çarpıcı uyarı: En büyük tehlikeyi açıkladılar

Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan ve 17 Ağustos 1999’da meydana gelen Marmara Depremi’nin üzerinden 26 yıl geçti. Türkiye tarihinin en yıkıcı depremlerinden biri olan felakette, resmi verilere göre 17 binden fazla kişi hayatını kaybetti, on binlerce kişi yaralandı, yüz binlerce kişi evsiz kaldı.
İlginizi Çekebilir
Gece saat 03.02’de yaşanan, 45 saniye süren ve başta Kocaeli, Sakarya, Yalova ve İstanbul olmak üzere geniş bir coğrafyada yıkıma yol açan 7,4 büyüklüğündeki deprem, hafızalara derin acılar ve büyük kayıplarla kazındı.
Depremin yıl dönümünde uzmanlar, bugüne kadar alınan tedbirleri ve toplumda afet bilinci oluşturulmasının önemini AA muhabirine değerlendirdi.
Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) Müdürü Prof. Dr. Nurcan Meral Özel, Türkiye’de deprem bilincinin 1999 sonrası belirgin biçimde arttığını, yapısal güçlendirme çalışmaları, yapı denetimi, deprem imar planları ve afet bilinci çalışmalarının yaygınlaştığını söyledi.
Yapısal güçlendirme ve yapı denetimi hususunda kamu binaları ve ulaştırma yapılarında kapsamlı güçlendirme çalışmaları yapıldığına dikkati çeken Özel “Kentsel Dönüşüm Yasası devreye alındı. 2001’de çıkan yapı denetimi hakkındaki kanun ile yapı denetim kuruluşlarının yetkilendirilmesi, inşaat süreçlerinin özel denetim artı kamu gözetimi modeliyle yürütülmesi, şantiye şefleri ve teknik sorumlu eleman zorunluluğu gibi önemli düzenlemeler yapıldı.” dedi.
Özel, eğitim alanında üniversitelerde Acil Yardım ve Afet Yönetimi programları açıldığına vurgu yaparak, “İlköğretim ve ortaöğretim müfredatına ‘Afet Bilinci’ ve ‘Deprem Eğitimi’ dersleri veya ders içi etkinlikler eklendi. Tatbikatlar zorunlu hale geldi. Deprem Haftası etkinlikleri, tatbikatlar ve bilinçlendirme günleri düzenlenmeye başlandı. Kitap ve materyaller güncellendi. Deprem sırasında yapılacak davranışlar, güvenli alanlar ve afet çantası hazırlama gibi konular müfredata alındı.” diye konuştu.
Risk transferi hususunda 2000’de DASK’ın kurulduğunu anımsatan Özel, “2011’de hazırlanan tüm raporlar AFAD tarafından bir araya getirildi ve Bakanlar Kurulunca Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı olarak karar altına alındı. Ancak Türkiye genelinde yapı stokunun büyük kısmının 2000 öncesinde inşa edildiği, yapıların deprem güvenliğinin yetersiz, denetim sisteminin etkisiz olduğu bilinmekte. Deprem güvensiz yapıları terk etmek, dönüştürmek ekonomik sebeplerle kısa vadede mümkün görünmüyor. Toplumsal hazırlık henüz sağlanmış değil.” ifadelerini kullandı.
3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı
MARMARA’DA 7.5 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM RİSKİ SÜRÜYOR
Özel, Marmara Denizi’ndeki fay segmentlerinin önemli deprem potansiyeline sahip olduğu belirterek, “Yapılan hesaplamalar, bu segmentlerde biriken elastik enerjinin büyük bir kısmının 7-7.5 büyüklüğünde bir deprem için yeterli olduğunu göstermektedir. KRDAE olarak Marmara Denizi içerisinde konumlandırılmış deniz dibi sismometre ağımız sayesinde, bölgedeki sismik aktiviteyi yüksek çözünürlükle ve güncel olarak izleyebilmekteyiz.” bilgisini paylaştı.
Bu kayıtların, karasal istasyonların algılayamadığı mikrodeprem aktivitesiyle Marmara Fayı’nın deformasyon özelliklerine ilişkin önemli bilgiler sunduğunu kaydeden Özel, şöyle devam etti:
FAYLAR KİLİTLENDİ
“Mevcut veriler, ana fay hattının hem kilitli hem de sürüklenen segmentlerden oluştuğunu göstermektedir. Özellikle Adalar segmenti sığ derinliklerde büyük oranda kilitlenmiş durumdadır. Orta Marmara havzasının doğu kesiminde kısmi sürüklenme gözlenmektedir. 1912 Ganos (Mw 7.4) ve 1999 İzmit (Mw 7.4) depremleri sonrasında geride kalan yaklaşık 120 kilometre uzunluğunda bir sismik boşluk hala kırılmamış olup, bu bölgede anlamlı bir kayma eksikliği bulunmaktadır.”
Özel, 23 Nisan 2025’te Silivri açıklarında meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki depremin Marmara fayının Kumburgaz segmentinin batı kısmında gerçekleştiğini ve yaklaşık 15-20 kilometre uzunluğunda bir fay parçasının kırıldığını aktararak, “Ön değerlendirme raporlarımıza göre kırılan alan yaklaşık 15 km x 9.5 km boyutlarında olup, yer değiştirme miktarı yaklaşık 30 santimetredir. Bu olay, segmentin yalnızca sınırlı bir bölümünü etkilemiş, kalan kilitli kesimler kırılmamış olarak gerilme biriktirmeye devam etmektedir. Bu deprem, bölgesel deprem tehlikesini ortadan kaldırmamış, aksine riskin devam ettiğini ve gelecekteki büyük bir kırılmanın olasılığını koruduğunu göstermektedir. ” değerlendirmesinde bulundu.
2025’te yayımlanan çalışmada ana Marmara fayı üzerinde 87 adet 3 boyutlu dinamik deprem kırılma senaryosu üretildiğini anlatan Özel, “Bu senaryolar, Kumburgaz Havzası doğusu ve Adalar segmentlerinin kırılmasının muhtemel olduğunu göstermektedir. Ancak olası düşük kilitlenme oranı ve geçmiş kırılmalar nedeniyle beklenen depremin moment büyüklüğü 7.4’ü aşmayabilir. ” dedi.
Bitcoin sonrası altcoinlerde boğa sinyali! En güçlü haber geldi
EN BÜYÜK TEHLİKE ESKİ BİNALAR
Özel, bilimsel çalışmaların Marmara’da en geniş etki alanına sahip olası senaryonun Kumburgaz’ın doğusu (Avcılar açıkları) ve Adalar segmentlerinin aynı anda kırılmasıyla oluşabilecek yaklaşık 7.3–7.4 büyüklüğünde bir deprem olduğunu gösterdiğini anlattı.

İstanbul ve çevresindeki mevcut yapı stokuna ilişkin bilgi veren Özel, “Yapı stokunun büyük kısmı deprem yönetmeliklerinin eski versiyonlarına göre inşa edilmiş, yani yeterince dayanıklı değil. Özellikle 1999 öncesi binalar, riskli yapı sınıfında, güçlendirme çalışmaları sınırlı ve yavaş ilerliyor. Yeni binalar yönetmeliklere uygun olsa da kent genelinde kritik yoğunluk ve eski yapı stoku göz önüne alındığında hazırlık hala yetersiz.” ifadelerini kullandı.
Özel, afetlere karşı atılması gereken adımlara ilişkin, “Bireysel olarak acil durum planı yapılmalı, yaşanılan binanın risk durumu öğrenilmeli, toplumsal olarak ise riskli binaların tespiti ve güçlendirilmesine destek olunmalı, afet tatbikatlarına katılım sağlanıp, bilinçlendirme çalışmalarına aktif katkı sunulmalı. Kent planlaması açısından da mahalle bazlı tahliye yolları ve toplanma alanlarının belirlenmesi ve altyapının güçlendirilmesi önem taşıyor.” dedi.
“KİŞİ BAZINDA YAPMAMIZ GEREKEN ÇOK İŞ VAR”
Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz de deprem gerçeğinin halk arasında özellikle 17 Ağustos’tan sonra büyük karşılık bulduğunu söyledi.
O tarihten önce de büyük depremler olduğunu ancak onların iletişimin az olması nedeniyle halkta yeterli karşılığı bulmadığını aktaran Tüysüz, Türkiye’de 1939, 1942, 1943, 1957 ve 1967’de yaşanan depremleri hatırlattı.
Tüysüz, özellikle 17 Ağustos’un nüfusun kalabalık olduğu, ekonominin can damarı olan bir yeri vurması ve iletişim imkanlarının artması dolayısıyla toplumda yeterli karşılığı bulduğunu kaydederek, “Bunu ‘Önlemler alındı.’ anlamında söylemiyorum. 17 Ağustos’tan sonra çok sık konuşulan şey, 17 Ağustos’un milat olduğuydu.” dedi.
Sındırgı depremini hatırlatan Tüysüz, “Sındırgı’da 6,1 büyüklüğündeki depremde bile can kaybı 1 olmasına rağmen 600’ün üzerinde yapının ağır hasarlı olduğu ortaya çıkıyor. Bu da yapı kalitemizin depreme hiç hazır olmadığını ortaya koyan bir görünüm.” diye konuştu.
26 YIL SONRA AYNI GERÇEK: AFET BİLİNCİ VAR, TOPLUMSAL HAZIRLIK YOK
Bir afette arama-kurtarma kurumlarının çalışmaları konusunda gayet iyi bir noktaya gelindiğini kaydeden Tüysüz, “Ama yara almama, afetin zararını en az şekliyle atlatma konusunda çok bir şey yapmadık. Bu, toplumsal olarak dirençli olmamızın önündeki temel engellerden biri.” şeklinde konuştu.
Tüysüz, bireysel olarak yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
“Kişi bazında yapmamız gereken çok iş var. Ailede afet eğitiminin, bir afet planının yapılması, eşyanın depremden hasar görmeyecek şekilde duvarlara sabitlenmesi, yatakların patlama olasılığı olan camların önünden uzağa konulması, sobaların devrilmeyecek biçimde kurulması gibi önlemler alınabilir. Bunları yapar ve idareden de onların yapacağı işleri talep edersek, umuyorum ki gelecekte afet dirençli bir toplum haline geliriz.”
Göztepe – Fenerbahçe maçındaki kırmızı kart ve penaltı kararları doğru mu? ‘Elmacık kemiğine gelse kırar’…

Kuyumcu kadına 4

Kuyumcu kadına 4. kez silahlı saldırı! 14 yaşındaki tetikçiler yakalandı: ‘Evinize beyaz eşya alacağım’

İlk olay, 15 Temmuz Salı günü Nurtepe Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre kasklı şüpheli kuyumcunun önüne geldi. Şüpheli burada tabancayla iş yerine ateş ettikten sonra olay yerinden kaçtı. Ertesi gün, kuyumcunun önüne yaya olarak gelen 1 kişi, o sırada motosiklete binen iş yeri sahibi Duygu G. ve B.K. isimli kadına ateş açtı. Saldırıda B.K. yaralanırken, iş yeri sahibi ise saldırıdan yara almadan kurtuldu. Saldırı anı çevredeki güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı.
İlginizi Çekebilir
KAĞITHANE ASAYİŞ POLİSİ YAKALADI
Saldırılarla ilgili çalışma başlatan Kağıthane Asayiş Büro Amirliği ekipleri, geriye ve ileriye dönük güvenlik kamera görüntülerini inceledi. Yapılan saha çalışmalarında şüphelilerin kaldıkları ev de tespit edildi. Eveoperasyon düzenleyen polis, M.K.(14) ve A.D.’yi (14) yakaladı. Gözaltına alınan 2 şüpheli emniyete götürüldü. Evde yapılan aramalarda ise bin 195 gram marihuanna, 560 gram toz kokain, 3 adet hassas terazi, ruhsatsız tabanca, şarjörler ve fişek ele geçirildi.
9 yaşında lise diploması aldı! İşte Aylin’in en büyük hayali: İnsanlar duyduklarında şaşırıyor
PİYASA DEĞERİ 3 MİLYON LİRA OLAN UYUŞTURUCU BULUNDU
Gözaltına alınan 2 şüpheli ele geçirilen uyuşturucu maddeyle birlikte emniyete götürüldü. Uyuşturucuların piyasa değerinin yaklaşık 3 milyon lira olduğu bilgisine ulaşıldı. Haklarında ‘Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma’, ‘Mala zarar verme’ ve ‘Kasten yaralama’ suçlarından adli işlem başlatılan 14 yaşındaki 2 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan şüpheliler, adli kontrol hükümleri uygulanarak ev hapsine çarptırıldı.
‘EVİNİZE BEYAZ EŞYA ALACAĞIM’
Diğer yandan saldırıya uğrayan kuyumcu dükkanının geçtiğimiz aylarda 3 kez daha kurşunlandığı ve olayı gerçekleştiren 8 şüphelinin tutuklandığı öğrenildi. Saldırıların kuyumculuk yapan kadının boşanmak istediği eşi Özkan G. tarafından tetikçi tutularak yaptırıldığı ortaya çıktı. Saldırı talimatını veren eşin ise yurtdışında olduğu bilgisine ulaşıldı. Şüphelilerin ilk ifadelerinde Özkan G.’nin kendilerine, ‘Evinizi beyaz eşya alarak dizeceğim, sizi yurtdışına çıkaracağım’ sözlerini söylediği öğrenildi. Kuyumcunun kepengine çok sayıda kurşun isabet etmesi dikkat çekti.

3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı…

Reklam
Köylüler şaşkın! Gözlerinin önünde yok oldu: Buraya bir çare bulunsun

Köylüler şaşkın! Gözlerinin önünde yok oldu: Buraya bir çare bulunsun

Çorum’un Alaca ilçesine bağlı İbrahim köyünde bulunan ve uzun yıllardır tarımsal sulama amacıyla kullanılan İbrahimköy Göletinin üzeri hızla yayılan yosunlar ve atıklarla kaplandı. Kuraklık sebebiyle su seviyesinde azalma yaşanan göleti kaplayan yosun ve sazlıklar her yıl artıyor.
İlginizi Çekebilir
Olta balıkçılarının sıkça ziyaret ettiği gölet, yosunlar sebebiyle balık tutulamaz hale geldi. Gölet çevresine atılan plastik şişeler, evsel atıklar, dikkat çekiyor. Bölgede yaşayan vatandaşlar, göleti kaplayan sazlık ve yosunların hızla yayıldığını ifade etti. Göletin yok olmasından korktuklarını belirten vatandaşlar, gölet çevresini kirletenlere de tepki gösterdi.
“BURAYA BİR ÇARE BULUNSUN”
Sorunun üç yıldır devam ettiğini ve yosunların sürekli arttığını belirten Burhan Çetin isimli vatandaş, “Piknik yapabileceğimiz bir alan kalmadı. Sazlık ve otluk alanlar göleti kaplarken canlılar için de yaşam alanı neredeyse kalmadı. Yaklaşık 3 senedir bu sorun devam ediyor ve artık buraya bir çare bulunsun” diye ifadelerde bulundu.

“BU ALANIN BİR AN ÖNCE ÇÖZÜME KAVUŞMASINI İSTİYORUM”
Gölette yaşanan sorunun çözülmesi gerektiğini dile getiren Adnan Günduğan ise, “Gölette aşırı derecede otlanma ve yosunlanma var. Bölgede çok fazla zirai tarım ilacı kullanılıyor. Özellikle çevre ve doğa temizliği konusunda insanların bilinçsiz davrandığını görüyorum. Çöp bidonlarının olmaması da atıkların çevreye yayılmasını arttırıyor. Bu alanın bir an önce çözüme kavuşmasını istiyorum.

Barajın dört bir yanı otlarla kaplanmış durumda ve gölette yaşayan canlıların yaşam alanı her geçen gün kısıtlanıyor. Ayrıca amatör balıkçılık yapan arkadaşlarımız da bu durumdan muzdarip. Olta atacak bir yerde bulamıyorlar. Yetkililerden burası için bir çözüm üretmelerini istiyoruz” dedi.
Kuyumcu kadına 4. kez silahlı saldırı! 14 yaşındaki tetikçiler yakalandı: ‘Evinize beyaz eşya alacağım’…

İlk Öğretmenim Ailem mobil uygulamasını 1 milyon 25 bin aile kullanmaya başladı

İlk Öğretmenim Ailem mobil uygulamasını 1 milyon 25 bin aile kullanmaya başladı

Göktaş yaptığı yazılı açıklamada, anne ve babaların ebeveynlik sürecini doğru yönetmesine ilişkin birçok çalışmayı hayata geçirdiklerini anımsatarak, olumlu ebeveynlik tutum ve becerilerini desteklemek, eşler arasındaki sağlıklı evlilik hayatını güçlendirmek amacıyla Aile Yılı kapsamında “İlk Öğretmenim Ailem” mobil uygulamasını geliştirdiklerini belirtti.
İlginizi Çekebilir
Uygulamanın, çiftlere ilk yuva kurdukları andan itibaren destek olmak amacıyla tasarlandığını ifade eden Göktaş, şunları kaydetti:
“Eşler arasındaki iletişime yönelik konularla ailelerin çocuk gelişimi konusunda ihtiyaç duyduğu bilgileri, bu uygulamayla tek çatı altında topladık. Uygulamamız, çocuk gelişimi ve aile hayatına dair ücretsiz, güvenilir ve kapsamlı bilgilerle, ebeveynlere rehberlik ediyor, çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmelerini destekleyen içerikler sunuyor. Her şeyden önce anne ve babalara, çocukların gelişimini takip edebilme imkanı veriyor. Bunun yanı sıra uygulamada, çocuk gelişimi hakkında temel bilgilerle, pozitif anne, babalık becerilerini desteklemeye yönelik öneriler yer alıyor.
Ebeveynler, çocuğunun gelişim dönemine uygun ve ailece yapabilecekleri bilgilere ve aktivitelere ulaşabiliyor. Bebek bekleyen aileler için, doğuma hazırlık, gebelik dönemi, günlük yaşam ve psikolojik değişimler gibi konularda bilgilendirici içerikler sunuyor.”
SORULAR UZMANLAR TARAFINDAN CEVAPLANIYOR
Bakan Göktaş, babalar için de özel bir bölüm bulunduğunu ve ailelerin uygulama üzerinden çocuk gelişimi, ergenlik ve aile içi konulara dair soru ve sorunlarını interaktif şekilde uzmanlara iletip cevap alabildiğini aktardı.
GSM operatörleriyle yapılan anlaşma çerçevesinde kullanıcılarının internet paketinden herhangi bir harcama yapmadan mobil uygulamayı kullanabildiğini vurgulayan Göktaş, “Uygulamamız, hizmete girdiği Nisan 2025’ten bugüne kadar vatandaşlarımızdan yoğun ilgi gördü. Dijital rehber olma özelliği taşıyan uygulamamız 4 ay gibi kısa bir süre içerisinde 1 milyon 25 bin aile tarafından kullanılmaya başlandı.” bilgisini verdi.
DOĞUM YARDIMI ÖDEME BİLGİSİNE UYGULAMADAN ULAŞILABİLİYOR
Göktaş, doğum öncesinden başlayarak ergenliği kapsayacak şekilde çocukların gelişim dönemine özgü bilgilere “rehber” bölümünden ulaşılabildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
“Ayrıca 2025 Aile Yılı kapsamında güncellenen doğum yardımlarımızdan faydalanmak isteyen ailelerimiz başvurularını ‘İlk Öğretmenim Ailem’ mobil uygulaması üzerinden yapabiliyor. Sosyal yardımlarımızın erişilebilirliğini artırmak ve vatandaşlarımızın süreçleri şeffaf bir şekilde takip edebilmesini sağlamak amacıyla hayata geçirdiğimiz bu çalışma sayesinde doğum yardımı başvurusu onaylanan aileler ödeme bilgisine yine uygulama aracılığıyla ulaşabiliyor.”
“İlk Öğretmenim Ailem” mobil uygulaması, Google Play ve App Store üzerinden ücretsiz indirilebiliyor….

Reklam
17 Ağustos’un acısı dinmedi! Nail Erdinç, 26 yıldır enkazda kaybettiği oğlunu anıyor

17 Ağustos’un acısı dinmedi! Nail Erdinç, 26 yıldır enkazda kaybettiği oğlunu anıyor

17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de meydana gelen, merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi, büyüklüğü 7,4 olan, Kocaeli, Yalova, Sakarya, İstanbul ve Düzce’de yıkım yaratan Marmara Depremi’nde yakınlarını kaybeden ailelerin acıları tazeliğini koruyor.
İlginizi Çekebilir
ARADAN GEÇEN YILLAR DEPREMDE YİTİRDİĞİ OĞLUNA ÖZLEMİNİ ARTIRIYOR
O yıllarda Bolu’nun ilçesi olan Düzce merkeze bağlı Köprübaşı Ömerfendi köyünde seyyar dondurmacılık yapan 64 yaşındaki Nail Erdinç, depreme eşi ve 3 çocuğuyla yaşadığı 4 katlı müstakil aile apartmanında yakalandı.
Sarsıntının etkisiyle altında dondurma imalathanesinin yer aldığı bina tamamen yıkıldı. Depremde, en büyük oğlu 16 yaşındaki Ramazan Erdinç’i kaybeden baba Erdinç, eşi, kızı ve diğer oğluyla yakınları ve çevredekilerin yardımıyla enkazdan saatler sonra yaralı çıkarıldı.
“BEN CANIMI DEĞİL CANANIMI, EŞİMİ VE ÇOCUKLARIMI DÜŞÜNDÜM”
Erdinç, AA muhabirine, binanın 3. katına depremden 3,5 ay önce taşındıklarını, o gece diğer aile üyeleri henüz yerleşmediği için apartmanda kendilerinden başka kişinin kalmadığını söyledi.

O gece yaşadıklarını anlatan Erdinç, şöyle devam etti:
“O gece müthiş bir hava sıcaklığı vardı, camlar ve kapılar açıktı. Normal rutin yaşantımız, akşam yattık. Saat 03.00 gibi küçük oğlumun ağlamasıyla uyandık. Bu niye ağlıyor derken gümleme sesiyle beraber 3 saniyede yerle bir olduk. Tabii ben fazla bir şey hatırlayamıyorum çünkü enkazdaydık. Biz çıkmadık, bizi çıkardılar. Hastaneye götürdüler ama yavrularım nerede diye düşünüyordum. Ben canımı değil cananımı, eşimi ve çocuklarımı düşündüm. Bazı arkadaşlar gelmiş kepçelerle ama devamlı da artçılar olduğu için fazla yanaşamamışlar. Altta 4 tane var her an patlar yanabilir diye düşünmüşler. Kardeşim jeneratörü çalıştırmış. Jeneratörün sesinden bağırmalarımızı duyamamış. Sabah olunca bizi çıkarmışlar. Üzerimizde duvar varmış onu kıra kıra bizi çıkarmışlar.”
Bitcoin sonrası altcoinlerde boğa sinyali! En güçlü haber geldi
“OĞLUMUN YATTIĞI MEZARLIK EVİMİZİN KARŞISINDA”
Erdinç, depremde büyük oğlunu kaybettiğini öğrenince dünyasının başına yıkıldığını dile getirerek, “Yerle bir olduk, gözümüzü açtığımızda, evimiz, 4 araba, imalathane her şeyimizi kaybettik. Hepsinden öte evlat acısını Allah düşmanıma vermesin. Benim acım daha farklı, yuvam yıkılarak acıyı yaşadım.” dedi.
Zamanın hiçbir şeyi unutturmadığını anlatan Erdinç, şunları kaydetti:
“Oğlumun yattığı mezarlık evimizin karşısında zaten. Bu aradan geçen süre daha çok özlemini artırıyor. Akranlarına bakıyorsun 43, 44 yaşına gelmişler. ‘Benim oğlum da yaşasaydı böyle mi olacaktı’ diye düşünüyor insan. Benim arkadaşlarım torunlarını askere gönderdi. Ben de işte oğlumu böyle görünce içim yanıyor, parçalanıyor ama ne yapayım. Hesaptaki değil nasipteki oluyor. Allah kullarını imtihana sokar kimisini malından kimisini de canından eksilterek. Biz de imtihana tutulduk, Allah şefaatinden bizi mahrum eylemesin inşallah.”

3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı…

Kuyumcu kadına 1 günde 2 saldırı! 14 yaşındaki tetikçiler yakalandı: 'Evinize beyaz eşya alacağım'

Kuyumcu kadına 1 günde 2 saldırı! 14 yaşındaki tetikçiler yakalandı: ‘Evinize beyaz eşya alacağım’

İlk olay, 15 Temmuz Salı günü Nurtepe Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre kasklı şüpheli kuyumcunun önüne geldi. Şüpheli burada tabancayla iş yerine ateş ettikten sonra olay yerinden kaçtı. Ertesi gün, kuyumcunun önüne yaya olarak gelen 1 kişi, o sırada motosiklete binen iş yeri sahibi Duygu G. ve B.K. isimli kadına ateş açtı. Saldırıda B.K. yaralanırken, iş yeri sahibi ise saldırıdan yara almadan kurtuldu. Saldırı anı çevredeki güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı.
İlginizi Çekebilir
KAĞITHANE ASAYİŞ POLİSİ YAKALADI
Saldırılarla ilgili çalışma başlatan Kağıthane Asayiş Büro Amirliği ekipleri, geriye ve ileriye dönük güvenlik kamera görüntülerini inceledi. Yapılan saha çalışmalarında şüphelilerin kaldıkları ev de tespit edildi. Eveoperasyon düzenleyen polis, M.K.(14) ve A.D.’yi (14) yakaladı. Gözaltına alınan 2 şüpheli emniyete götürüldü. Evde yapılan aramalarda ise bin 195 gram marihuanna, 560 gram toz kokain, 3 adet hassas terazi, ruhsatsız tabanca, şarjörler ve fişek ele geçirildi.
9 yaşında lise diploması aldı! İşte Aylin’in en büyük hayali: İnsanlar duyduklarında şaşırıyor
PİYASA DEĞERİ 3 MİLYON LİRA OLAN UYUŞTURUCU BULUNDU
Gözaltına alınan 2 şüpheli ele geçirilen uyuşturucu maddeyle birlikte emniyete götürüldü. Uyuşturucuların piyasa değerinin yaklaşık 3 milyon lira olduğu bilgisine ulaşıldı. Haklarında ‘Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma’, ‘Mala zarar verme’ ve ‘Kasten yaralama’ suçlarından adli işlem başlatılan 14 yaşındaki 2 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan şüpheliler, adli kontrol hükümleri uygulanarak ev hapsine çarptırıldı.
‘EVİNİZE BEYAZ EŞYA ALACAĞIM’
Diğer yandan saldırıya uğrayan kuyumcu dükkanının geçtiğimiz aylarda 3 kez daha kurşunlandığı ve olayı gerçekleştiren 8 şüphelinin tutuklandığı öğrenildi. Saldırıların kuyumculuk yapan kadının boşanmak istediği eşi Özkan G. tarafından tetikçi tutularak yaptırıldığı ortaya çıktı. Saldırı talimatını veren eşin ise yurtdışında olduğu bilgisine ulaşıldı. Şüphelilerin ilk ifadelerinde Özkan G.’nin kendilerine, ‘Evinizi beyaz eşya alarak dizeceğim, sizi yurtdışına çıkaracağım’ sözlerini söylediği öğrenildi. Kuyumcunun kepengine çok sayıda kurşun isabet etmesi dikkat çekti.

3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı…

Muhasebeciden patrona şeytani plan! 70 bin 900 doları önce çekmecesine, sonra çantasına koydu

Muhasebeciden patrona şeytani plan! 70 bin 900 doları önce çekmecesine, sonra çantasına koydu

Olay, 14 Ağustos günü Bağcılar ilçesi Göztepe Mahallesi Batışehir Caddesinde yaşandı. İddiaya göre, oto galeri sahibi Adnan Göçer isimli esnaf bankadan 70 bin 900 dolar para çekti. Göçer, parayı kasaya koyması için T.Y isimli muhasebecisine verdi. Parayı kasaya koyan T.Y isimli şahıs, patronunun kasanın anahtarını üzerinde unutmasını fırsat bilerek kasada bulunan dövizleri önce çalıştığı masanın çekmecesine, ardından da çantasına koydu.
İlginizi Çekebilir
İşyerinde bir süre oyalanan T.Y, iş arkadaşlarına bankaya para yatıracağım diyerek çaldığı 70 bin 900 dolarla kaçtı. Muhasebecisinin parasını çaldığını fark eden Adnan Göçer, durumu polis ekiplerine bildirdi. Yaşanan o anlar ise işletmenin güvenlik kamerası tarafından saniye saniye görüntülendi. Görüntülerde, şahsın para sayma makinesinde dövizleri saydıktan sonra çekmecesine koyduğu ardından ise çekmeceye koyduğu paraları çantasına atarak galeriden ayrıldığı anlar yer aldı. Göçer, muhasebecisinden şikayetçi oldu.

“ ‘BANKAMATİĞE PARA YATIRACAĞIM’ DİYEREK UZAKLAŞIYOR”
Yaşadıklarını anlatarak Adnan Göçer, “14 Ağustos günü saat 10.42’de bankadan 70 bin 900 dolar nakit çektim. Benim yanımda muhasebeci olarak çalışan şahsa teslim ettim sayarak. Kendisi de sayarak kasaya koydu. Anahtarı almayı unuttum. Daha sonra anahtarı istediğimde bir bahaneyle bana getirmeyerek unutturdu. Misafirlerim vardı. Sonradan yerinde olmadığını fark ettik. Muhasebe odasına geçtiğinde paraların yerinde olmadığını anahtarında kasanın üzerinde olduğunu gördük. 12.17’de dükkandan çıkış yapıyor. Diğer çalışan arkadaşlarımız sorduğunda ise ‘Bankamatiğe para yatıracağım’ diyerek buradan uzaklaşıyor. Akabinde 155’i aradık. Suç duyurusunda bulunduk.
Şoke eden manzara ortaya çıktı! Belediye başkanı uyardı: Böylesini görmedik
Karakolda emniyet mensubu arkadaşlar bizimle çok iyi ilgilendi. Adamın telefonu halen açık. Ben ailesine de ulaştım ancak onlar da iletişime geçmedik diyorlar. Karakolu ifademizi nöbetçi savcılık talimatıyla aldı. Nöbetçi savcılık bu işin hırsızlık olmadığını güveni kötüye kullanmak olduğunu söyleyerek tutuklama kararı ya da teknik takip gibi bir işlem başlatmamış. Bu adam tam üç gündür elini kolunu sallayarak paramızı harcayarak geziyor. Bizim zararımız gittikçe artıyor. Çoluğumuzla çocuğumuzla akrabalarımızla kendi imkanlarımızla takip etmeye çalışıyoruz fakat yanlış bir şey yapmamak adına kötü bir şey yapmıyoruz. Biz devletimize inanan güvenen insanlarız” dedi.
3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı

Reklam
Doğuştan gelen yeteneği herkesi şoke ediyor! 'Hedefim Türkiye'de iz bırakmak'

Doğuştan gelen yeteneği herkesi şoke ediyor! ‘Hedefim Türkiye’de iz bırakmak’

Sadrazam Koca Sinan Paşa tarafından (1572-73) başlayıp 990’dan (1582) önce tamamlandığı bilinen Sinan Paşa Medresesi (Külliyesi) ve Sinan Paşa Camii restorasyondan sonra halen Bursa’nın Yenişehir ilçesinde hizmet vermektedir.
İlginizi Çekebilir
“HEDEFİM GÜZEL ESERLER YAPIP TÜRKİYE’DE BİR İZ BIRAKMAK”
Hüseyin Ali, “Sekiz senedir Yenişehir’de yaşıyorum. Resim ve seramik heykelleri yapıyorum. Hiç bir eğitim almadım tamamen doğuştan geliyor herhangi bir eğitim almadım gördüğüm her şeyi yapabiliyorum. Sinan paşa Yemen Fatihi olarak biliniyor. Sinan paşa külliyesi tarafından bu heykeli yapmam istendi. İtalyan bir ressam tarafından yapılan yan resmi bulunuyor. Buna bakarak heykeli yapmaya başladım. Hedefim güzel eserler yapıp Türkiye’de bir iz bırakmak istiyorum” diye konuştu.

Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, “Açtığımız 200 yıllık kadın girişimciler merkezinin çini atölyesinde Yemen Fatihi olarak bilinen Sinan Paşa’nın büstünü genç kardeşimiz Hüseyin tarafından başarılı bir şekilde yapılıyor. Muhteşem bir çalışma 10 gündür yapımı devam ediyor. Kanuni Sultan Süleyman döneminden Yavuz sultan selim dönemine kadar Sadrazamlık yapan Sinan Paşa ilçemizde önemli hizmetlere imza atmıştır. Sadece bununla kalmayacağız diğer padişahlarımızın büstlerini yapıp Sinan paşa külliyesinde sergileyeceğiz” dedi.
9 yaşında lise diploması aldı! İşte Aylin’in en büyük hayali: İnsanlar duyduklarında şaşırıyor…

9 yaşında lise diploması aldı! İşte Aylin'in en büyük hayali: İnsanlar duyduklarında şaşırıyor

9 yaşında lise diploması aldı! İşte Aylin’in en büyük hayali: İnsanlar duyduklarında şaşırıyor

Ailesinin yönlendirmesiyle 5 yaşında piyano kursuna başlayan Aylin Kılıç, kısa sürede keşfedilen yeteneği ve çalışma azmiyle müzik otoritelerinin dikkatini çekmeyi başardı. London College of Music okulunun sınav programına çevrim içi katılan Kılıç, 9 yaşında uluslararası geçerliliği olan lise düzeyinde diplomayı dereceye girerek elde etti.
İlginizi Çekebilir
Geçtiğimiz aylarda katıldığı iki uluslararası yarışmada da büyük başarı elde eden Aylin Kılıç, Pera Uluslararası Piyano Yarışması’nda birincilik ödülü ve en iyi Türk eseri yorumu ödülünü, Sunart Uluslararası Piyano Yarışması’nda ise yine birincilik ve en iyi Türk eseri yorumu ödülünü kazandı.
“9 YAŞIMDA LİSE DİPLOMASI ELDE ETTİM”
Kılıç, yaptığı açıklamada, küçük yaşlardan itibaren müziğe olan tutkusunun kendisini başarıya taşıdığını söyledi. Şu anda İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü’nde tam zamanlı öğrenci olduğunu belirten Aylin, “Yeteneğimin keşfedilmesiyle London College of Music sertifika programlarına hazırlanmaya başladım. Bu sertifika programlarından en yüksek dereceyle mezun olarak, 9 yaşımdayken lise diploması elde etmiş oldum. Böylece 10 yaşımdayken, konservatuvarın yarı zamanlı öğrencisi oldum. Geçtiğimiz yıl ise tam zamanlı sınavlarını kazandım ve şu anda tam zamanlı öğrencisiyim” dedi.

“HER GÜN PİYANO ÇALIŞMAYA VAKİT AYIRDIM”
Bu başarının küçük yaşlarda verilen büyük bir emekten geçtiğini vurgulayan genç piyanist, “İnsanlar duyduklarında şaşırıyorlar ama eğer müzik yolunda devam etmek istiyorsak çok küçük yaşlarda kendimizi bu yola adamamız gerekiyor. Elbette ben de her çocuk gibi konuşmayı, eğlenmeyi, oyun oynamayı çok seviyordum ama 5 yaşımdan beri bu yolda ilerlemek için her gün piyano çalışmaya vakit ayırdım. Bu yüzden de başarılı oldum. Arkadaşlarıma bu konuda tavsiyem çalışma disiplini kazanmaları ve eğer başarılı olmak istiyorlarsa bunu devam ettirmeleridir” diye konuştu.
EN BÜYÜK HAYALİ CSO İLE SAHNE ALMAK
En büyük hedefinin Türkiye’yi uluslararası arenada temsil etmek ve büyük orkestralarla sahne almak olduğunu dile getiren Aylin, “Hayalim, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda yer almak ve büyük orkestralarla konçertolar seslendirmek” şeklinde konuştu.
“ONUN KARARLILIĞI BİZE DE YOL GÖSTERDİ”
Anne Aysun Kılıç ise kızının müziğe olan tutkusunun ve kararlılığının kendilerini de bu yolda ilerlemeye ikna ettiğini belirtti. Kızının çok yönlü ve başarılı bir çocuk olduğunu anlatan anne Kılıç, şunları kaydetti:

“Aylin çok yönlü bir çocuktu. Her konuda çok başarılıydı. Katıldığı her yarışmada, her sınavda mutlaka önemli dereceler elde ederdi ancak onun müziğe olan tutkusu, bu yolda ilerlemek istediğine dair kararlılığı o kadar büyüktü ki, ortaokuldan itibaren bu yolda ilerlemek istediğini, konservatuvar eğitimi almak istediğini bizi de ikna etti. 8 yaşından beri, ulusal ve uluslararası yarışmalara katıldı. Henüz 9 yaşını tamamlamadan London College of Music sertifika programından en yüksek dereceyle mezun olarak tüm dünyada geçerliliği olan bir lise diploması elde etti. Sonrasında yine, değerli devlet sanatçımız Gülsin Onay’dan ve çok değerli müzik profesörlerinden masterclass çalışmalarına katıldı ve onlardan çok güzel yorumlar, çok güzel öneriler aldı. Bununla birlikte, katıldığı yarışmalarda hem kendi yaş kategorisinde birincilikler elde etti hem de en iyi Türk eseri yorumlama ödülü aldı. Aldığı bu başarılar bizim doğru yolda ilerlediğimizin bir göstergesi oldu”
“SAATLERCE ÇALIŞMAK İSTİYOR”
Aylin’in piyanonun başındayken zamanı unuttuğunu söyleyen Aysun Kılıç, “Aylin piyanonun başına oturduğu zaman zamanın nasıl geçtiğini gerçekten anlamıyor. Saatlerce çalışmak istiyor. Ona çalışmak gibi gelmiyor çünkü eğlence gibi geliyor. Çalıştıkça, ilerledikçe, güzel geri dönüşler aldıkça, konserlerde gösterdiği performanslarla, aldığı alkışlarla, daha da motive olarak daha çok çalışmak istiyor, daha çok eser çalmak istiyor ve müziğini tüm dünyaya duyurmak istiyor. Olabildiğince çok konserler vermek istiyor. Bir konçertoya hazırlanıyor. O konçertoyu, büyük senfoni orkestralarıyla seslendirmek ve olabildiğince çok insana sesini duyurabilmek istiyor. Konser vermek istediği, yer almak istediği, orkestraların, bir tanesi de Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası. Umarım bir gün bu hayali de gerçek olur” ifadesini kullandı….