BIST 100
13.292,93 -1,55%
DOLAR
47,4153 0,06%
EURO
54,7576 0,71%
GRAM ALTIN
6.256,29 0,95%
FAİZ
42,00 0,02%
GÜMÜŞ GRAM
89,79 2,19%
BITCOIN
64.658,00 1,91%
GBP/TRY
64,0421 1,01%
EUR/USD
1,1535 0,59%
BRENT
89,31 -1,58%
ÇEYREK ALTIN
10.228,54 0,94%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
25 °
Reklam

HABER

İBB'ye yolsuzluk soruşturmasında yeni gelişme: İnan Güney ve 43 şüphelinin ifade işlemleri başladı

İBB’ye yolsuzluk soruşturmasında yeni gelişme: İnan Güney ve 43 şüphelinin ifade işlemleri başladı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, tutuklanmasının ardından İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu zanlılar hakkında “suç örgütü yöneticisi olmak”, “suç örgütüne üye olmak”, “irtikap”, “rüşvet”, “nitelikli dolandırıcılık”, “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek” ve “ihaleye fesat karıştırmak” suçlarından yürütülen soruşturma sürüyor.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince dün gözaltına alınan, aralarında Beyoğlu Belediye Başkanı Güney’in de bulunduğu 44 zanlının ifadeleri alınmaya başlandı.
Zanlıların, emniyetteki işlemlerinin ardından pazartesi günü adliyeye sevk edilmeleri bekleniyor.
İlginizi Çekebilir
OPERASYON
İBB’ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında dün, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de aralarında bulunduğu 44 zanlı hakkında gözaltı kararı verilmişti.
Şüphelilerden 35’inin, daha önce tutuklanan Murat Ongun ve firari şüpheli Emrah Bağdatlı ile irtibatlı Medya AŞ, Kültür AŞ ve İBB bünyesinde birçok dolandırıcılık eylemine karıştığı öne sürülmüş, 9 şüphelinin de Ongun’un kontrolünde çıkar amaçlı suç örgütünün sosyal medya yapılanmasında faaliyet gösterdikleri ve Bağdatlı ile irtibatlarının tespit edildiği bildirilmişti.
Gözaltına alınan şüphelilerin isimleri şu şekilde:
“Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, İBB Başkan Danışmanı Yiğit Oğuz Duman, firari şüpheli Emrah Bağdatlı’nın kardeşi Özge Bağdatlı, Hasan Yalaz, Bora Aramacı, Aysun Vural, Esma Bayrak, Güngör Bozkurt, Hasan Erkan Kabakçı, İsmail Akkaya, Asraf Engin Güner, Mehmet Kaya, Ersan Şık, İbrahim Can Yaman, Yunus Göçer, Nurul Taha Yüksel, Alper Yıldırım, Deniz Göleli, Duygu Fikirli, Şükrü Fındık, Nazlı Dalar, Veysel Eren Güven, Burak Karakuş, Alican Ayvataş, Mustafa Serez Yerli, Erdal Akbay, Mehmet Akif Bulut, Sabriye Akkaya, Çiğdem Nasuhbeyoğlu, Ümit Karakaya, Mahir Gün, Recep Cebeci, Ferda Yıldız Selbasan, Yusuf Yüce, Kazım Eren Sönmez, Ahmet Bozkurt, Tarık Bora, Mesut Taşkın, Tuğba Koçak, Hare Dinçer, Seyhan Özcan, Mehmet Türkoğlu, Utku Doğruyol, Zekai Kırat.
Rezan Epözdemir soruşturmasında ifade veren savcı katibi her şeyi anlattı!…

Tekirdağ'da fırtına alarmı! Eğitim uçuşları iptal edildi, denize girmek yasak

Tekirdağ’da fırtına alarmı! Eğitim uçuşları iptal edildi, denize girmek yasak

MGM İstanbul Tahmin ve Erken Uyarı Merkezi’nden yapılan açıklamada, Batı Karadeniz, Kuzey Ege ve Marmara Denizi’nde fırtına beklendiği bildirildi. Bugün de süreceği belirtilen fırtına, Tekirdağ’da etkili oluyor. Valiliğin daha önce Marmara Denizi’ne kıyısı bulunan Marmaraereğlisi ilçesinin Sultanköy Mahallesi’ndeki plaj ile Şarköy ve Süleymanpaşa ilçelerinde tüm plajlarda denize girme yasağı bugün de sürüyor. Karadeniz kıyısındaki Saray ilçesinde ise bugün ve yarın denize girmek yasaklandı.

SAATTEKİ HIZI 45 KİLOMETREYİ BULDU
Tekirdağ’da zaman zaman hızı saatte 45 kilometreyi bulan fırtına hayatı olumsuz etkiledi. Çorlu Atatürk Havalimanı’nda yapılması planlanan eğitim uçuşları iptal edildi.
Haber Detay Görsel Slider
Denize girmenin yasaklandığı ve kırmızı bayrak asılan plajlarda, jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri denetimlerini sürdürüyor. Marmara Denizi’ndeki fırtına nedeniyle bazı gemiler Tekirdağ açıklarında demirledi.

KIRKLARELİ VİZE’DE DENİZE GİRMEK YASAK
Kırklareli’nin Karadeniz kıyısında bulunan Vize ilçesinde kaymakamlık bugün ve yarın tüm plajlarda denize girmenin yasaklandığını duyurdu. Kaymakamlıktan yapılan açıklamada, “Olumsuz hava, deniz şartları sebebiyle 16-17 Ağustos 2025 günlerinde 2 gün süre ile Vize ilçemizde bulunan tüm plalarda denize girmek yasaklanmıştır” denildi. (DHA)

Reklam
Rezan Epözdemir soruşturmasında ifade veren savcı katibi her şeyi anlattı!

Rezan Epözdemir soruşturmasında ifade veren savcı katibi her şeyi anlattı!

Başsavcılıkça, Epözdemir hakkında “rüşvet”, “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım”, “siyasal ve askeri casusluk” suçlarından başlatılan iki ayrı soruşturma sürüyor.
Nöbetçi sulh ceza hakimliği, Epözdemir’in “rüşvete aracılık etmek” suçundan tutuklanmasını kararlaştırdı.
Hakimlik, Epözdemir hakkında, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme” ile “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım etme” suçlarından “yurt dışına çıkış yasağı”nı içeren adli kontrol tedbiri uygulanması talebinin ise reddine karar verdi.
KATİBİN İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Öte yandan soruşturmada yeni detaylar ortaya çıkmaya devam ediyor. Epözdemir soruşturması kapsamında ifade veren eski savcı Cengiz Çallı’nın katibi Kürşat Yılmaz’ın ifadesine ulaşıldı. Detayları CNN TÜRK muhabiri Merve Tokaz aktardı.
Tokaz; Cengiz Çallı’nın 2016-2021 yılları arasında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunda Cumhuriyet Savcısı olduğunu belirterek tutuklamaya giden sürecin bu dönemde Rezan Öpezdemir ve savcı Çallı’nın arasında geçen rüşvet çarkıyla başladığını söyledi.
Avukat Rezan Epözdemir, Çorlu’da cezaevine konuldu
Cengiz Çallı’nın katibi Kürşat Yılmaz’ın ifadesinden detayları aktaran Tokaz sözlerini şöyle sürdürdü;
“ALAKASI OLMAYAN OLAYLARLA İLGİLİ BİLE CENGİZ ÇALLI’YI ZİYARET EDERDİ”
Yılmaz; “O dönemde hayatın olağan akışına aykırı olduğunu düşündüğüm birçok olayla karşılaştım. Bunlardan biri Rezan Epözdemir’in, müvekilliğini yaptığı bir otel ile alakalı medyada yayınlanan haberle ilgili.Yetkisizlik bulunmasına rağmen yani Cengiz Çallı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı yetkili olmamasına rağmen Rezan Epözdemir’in Cengiz Çallı ile ilişkisi sonrası söz konusu haberlere erişim engeli getirdiğini ifade etti.İki ismin arasında yoğun bir görüşme trafiğinin olduğunu söyleyen Yılmaz; “Rezzan Epözdemir’in bizim büromuzla alakası olmayan olaylarla ilgili bile Cengiz Çallı’yı ziyaret ederdi. Hatta bizzat Çallı’nın masasına oturarak UYAP sistemi üzerinden üçüncü kişilere ait, kendi dosyalarıyla ilgili kişisel, ve kimlik bilgilerine ulaşırdı” dedi.

İlginizi Çekebilir
“SIK SIK LÜKS RESTORANLARDA BİR ARAYA GELİYORLARDI”
Yine Yılmaz; Avukat Epözdemir’in Bakırköy’deki dosyaların dışında diğer adliyelerde yer alan dosyalarıyla ilgili, süreçlerin hızlandırılması için Cengiz Çallı’dan destek istediğini, ve Çallı’nın da diğer adliyeleri arayarak bu konuları çözmeye çalıştığını ifade etti. Kürşat Yılmaz’ın ifadesi sadece bunlarla sınırlı değildi. Cengiz Çallı ile Rezan Öpezdemir’in sık sık lüks restoranlarda bir araya geldiğini söyledi. İkisi beraber İstanbul’un pek çok noktasında lüks restoran ve tatillere giderlerdi ve tüm harcamalar Avukat Rezan Epözdemir tarafından karşılanırdı. Yine 2016 ve 2017 yıllarında arasında Avukat Rezan Epözdemir’in Cengiz Çallı’yı aradığını ve o dosyadan alakasız bir şekilde başka bir müvekkilinin yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını istediğini, Çallı’nın da yasağı kaldıracak yetkili birimlerle görüşerek kaldırıldığını ifade etti.
Yılmaz; avukat Epözdemir ile Savcı Çallı arasında sürekli bir bağlantının bulunduğu, soruşturmalarla ilgili destek aldığını söyledi. Ayrıca Kürşat Yılmaz’a ‘Senin bu süreçte maddi kazancın oldu mu?’ sorusu da yönetildi.
Katip Yılmaz; ‘Herhangi bir şekilde tek bir maddi kazanç elde etmedim. Savcı ne istendiyse onu yaptım. Savcı kime evrak gönderilmesi istendiyse onu gönderdim’ dedi.
GÖZLER HTS KAYITLARI VE PARA HAREKETLERİNDE
Elbette soruşturma derinleşiyor. Katip olarak ifade veren Kürşat Yılmaz’ın anlattıları son derece önemli. Çünkü Çengiz Çallı ‘makaron soruşturması’ olarak bilinen bir soruşturmanın savcısı olarak görev yaptığı bir dönemde Rezan Epözdemir ile arasındaki bağlantısı da savcılığın radarında. HTS kayıtları ve para hareketleri soruşturmaya şekillendirecek.
NE OLMUŞTU?
Avukat Rezan Epözdemir, “rüşvet”, “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım”, “siyasal ve askeri casusluk” suçlarından yürütülen iki ayrı soruşturma kapsamında gözaltına alınmıştı.
Gizlilik kararı verilen “rüşvet” soruşturması kapsamında ifadesi alınan tanık A.D, Epözdemir’in rüşvet aldığı 3 farklı eylem olduğuna ilişkin iddiada bulunmuştu.
Tanık A.D, Epözdemir’in vekalet ilişkisi bulunmayan 2021 yılındaki olayda, Epözdemir ile C.Ç’nin, bir tahliye işlemi karşılığında 75 bin dolarlık kısmı tahliye öncesinde, kalan 75 bin dolarlık kısmı da tahliye sonrasında olmak üzere 150 bin dolar rüşvet aldıklarını, bu rüşvetin 75 bin dolarlık kısmının C.Ç. tarafından 7 Temmuz 2021’de Epözdemir’e götürüldüğünü öne sürmüştü.
Dosya kapsamındaki “WhatsApp” kayıtlarının da 7 Temmuz 2021’de 75 bin dolar rüşvet alındığını doğruladığı vurgulanmıştı.

15 milyon kişinin telefonuna mesaj! Sağlık Bakanlığı duyurdu: Ücretsiz olacak

15 milyon kişinin telefonuna mesaj! Sağlık Bakanlığı duyurdu: Ücretsiz olacak

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Erken teşhis edilen kanser türlerinde tedavi başarısı artarken, hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesi ise yükseliyor.
Sağlık Bakanlığı bu nedenle, daha fazla vatandaşın ücretsiz kanser tarama hizmetlerinden haberdar olması ve tarama faaliyetlerine katılımın artırılması için SMS ile bilgilendirme uygulamasını hayata geçirdi.
Yeni uygulama kapsamında meme kanseri taramasına katılması için yaklaşık 5,5 milyon, rahim ağzı kanseri taraması için yaklaşık 3 milyon ve kalın bağırsak kanseri taraması için yaklaşık 6,5 milyon kişiye kısa mesaj gönderilecek.
Erdoğan genelgeyi imzaladı! Karayollarında hız sınırlarına düzenleme geliyor
İlginizi Çekebilir
Bir ay süreyle kademeli olarak iletilecek SMS’lerde, hangi kanser türleri için tarama yapılabileceği, başvuru yöntemleri ve en yakın sağlık kuruluşlarının bilgileri yer alacak.
Mesaj gönderilecek yaklaşık 15 milyon kişi arasında, tarama için belirlenen yaş aralığındaki vatandaşların yanı sıra, daha önce taramalara katılmış olan kişiler de bulunuyor.
ERKEN TEŞHİS İÇİN TARAMALARDA SÜREKLİLİK ÖNEMLİ
Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında 40 ile 69 yaş arasındaki kadınlara 2 yılda bir mamografi tetkiki ile meme kanseri taraması, 30 ile 65 yaş arasındaki kadınlara beş yılda bir HPV-DNA testi ile serviks (rahim ağzı) kanseri taraması ve 50 ile 70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere iki yılda bir gaitada gizli kan testi ile kolorektal (kalın bağırsak) kanseri taraması yapılıyor.
Bu taramalar, Aile Sağlığı Merkezleri (ASM), Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ile mobil kanser tarama araçlarında tamamen ücretsiz şekilde gerçekleştiriliyor. Testlerin belirli aralıklarla tekrarlanması erken teşhis açısından büyük önem taşıyor.
Merkez Bankası’ndan ilk ipucu geldi! Emekliye 3 farklı yeni maaş hesabı…

Reklam
26 yılda 448 bin deprem! İstanbul uyarısı: Gemlik Körfezi'nden geçen fay hattı uzun süredir büyük deprem üretmedi

26 yılda 448 bin deprem! İstanbul uyarısı: Gemlik Körfezi’nden geçen fay hattı uzun süredir büyük deprem üretmedi

Afet Yönetimi Uzmanı, Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Özmen, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin ardından 26 yılda Türkiye’de 448 bin deprem kaydedildiğini belirterek “Ortalama her 6,5 yılda bir, 7’den büyük depremle karşılaşıyoruz.” dedi. Doç. Dr. Özmen, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 26. yılı dolayısıyla açıklama yaptı.
“Marmara Depremi’nin ardından geçen 26 yıllık süreçte Türkiye’de 448 bin deprem meydana geldi.” diyen Özmen, yıllara göre sırasıyla en fazla depremin 2023, 2017, 2020 ve 2024’te meydana geldiğini söyledi. Özmen, 2023’te yaklaşık 74 bin sarsıntı yaşandığına dikkati çekti.
Erdoğan genelgeyi imzaladı! Karayollarında hız sınırlarına düzenleme geliyor
Geçen 26 yıllık süreçte 6 ila 6,9 büyüklüğünde 46 deprem meydana geldiğini bildiren Özmen, “Ortalama her 6,5 yılda bir, 7’den büyük depremle karşılaşıyoruz. Yılda iki kere de 6’dan büyük depreme maruz kalıyoruz.” diye konuştu.
Özmen, 1999’dan bu yana yaşanan depremlerde 77 bine yakın kişinin hayatını kaybettiğini, ekonomik kaybın ise 200 milyar dolara yaklaştığını dile getirdi.
17 Ağustos’ta Kuzey Anadolu Fayı’nın Yalova açıklarına kadar kırıldığını hatırlatan Özmen, Marmara Denizi’ndeki bazı fayların ise 1766’dan bu yana 7’den büyük deprem üretmediğini, bu nedenle “sismik boşluk” olarak değerlendirildiğini söyledi.
İlginizi Çekebilir
“OLASI 7’DEN BÜYÜK BİR DEPREM İSTANBUL’U ÇOK CİDDİ ŞEKİLDE ETKİLEYECEK”
Doç. Dr. Özmen, İstanbul’da 2019’da 5,8, bu yıl ise 6,1 büyüklüğünde depremler yaşandığını ancak bunların fay hattındaki gerilimi boşaltmadığını vurguladı.
Kuzey Anadolu Fayı’nın kuzey kolunda kırılmayı bekleyen fayların olduğunu belirten Özmen, “Olası 7’den büyük bir deprem İstanbul’u çok ciddi şekilde etkileyecek. Marmara’nın güneyinde, Gemlik Körfezi’nden geçen fay hattı da uzun süredir büyük deprem üretmedi. Buradaki olası bir sarsıntı tüm Marmara kıyılarını etkileyecek.” ifadelerini kullandı.
Özmen, 26 yılda yasal, hukuki ve teknik alanda pek çok adım atıldığını ancak bunların yeterli olmadığına işaret ederek her depremde yıkımlar ve can kayıplarının olmasının, hala bu adımlarda istenilen seviyeye gelinmediğini gösterdiğini söyledi. Özmen, kentsel dönüşümün önemine de dikkati çekti.
Merkez Bankası’ndan ilk ipucu geldi! Emekliye 3 farklı yeni maaş hesabı
SINDIRGI’DAKİ DEPREM BALIKESİR’İN RİSKİNİ BİTİRMEDİ
Özmen, Balıkesir Sındırgı’da meydana gelen 6,1 büyüklüğünde depremin artçılarının, 5,1-5,2 büyüklüğüne kadar çıkabileceğini belirtti.
Bölgede 20’ye yakın aktif fay bulunduğunu aktaran Özmen, sarsıntıda yalnızca Simav Fay Zonu’nun 20 kilometrelik kısmının kırıldığını ifade etti. Doç. Dr. Özmen, “Bu depremden sonra artık burada olmaz düşüncesi doğru değil. Balıkesir, Türkiye’nin pek çok ili gibi yüksek deprem riski taşıyor. Sındırgı’daki fay hattı ile İstanbul’u etkileyen Kuzey Anadolu Fayı farklı hatlar. Dolayısıyla Sındırgı depreminden önce İstanbul’un deprem tehlikesi neyse bugün de aynı seviyede.” değerlendirmesini yaptı.

İstanbul sokaklarında kıyafet değiştirip takipten kurtuldu! 4 kadın sonunda yakayı ele verdi

İstanbul sokaklarında kıyafet değiştirip takipten kurtuldu! 4 kadın sonunda yakayı ele verdi

Ortaköy’de 14 Şubat’ta M.P.’nin evine giren hırsızlar, 50 bin lira değerinde altın ve elmas kolye, 4 adet çeyrek altın ve antika eşyaları çaldı. Polis ekipleri, M.P.’nin şikayeti üzerine şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı. Çalışmalar devam ederken 21 Mayıs’ta Beyoğlu’nda Z.B.H.’ye ait eve giren hırsızlar, 80 bin lira değerinde ziynet eşyası ile 53 bin lirayı çalarak kaçtı.

HER OLAYDAN SONRA KIYAFETLERİNİ DEĞİŞTİRMİŞLER
Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerinin iki olayın ardından başlattığı çalışmalarda çok sayıda güvenlik kamerası incelendi. Görüntülerde 4 kadın hırsızın, her olaydan sonra kıyafetlerini değiştirerek takipten kurtulmaya çalıştıkları görüldü. Kimlikleri tespit edilen şüpheliler Gönül Ç. (34), Sedef G. (27), Çiğdem Ç. (30) ve Ayşe Ç. (27) düzenlenen operasyonla gözaltına alındı.

ÇOK SAYIDA SUÇ KAYDI VAR
Asayiş Şube Müdürlüğü’nde sorgulanan şüphelilerden Gönül Ç.’nin daha önce 68, Sedef G.’nin 26, Çiğdem Ç.’nin 24, Ayşe Ç.’nin ise 21 suç kaydı bulunduğu ortaya çıktı. Şüphelilerin, yüz binlerce liralık ziynet eşyası, değerli kol saatleri ve antika eşyaların çalındığı 8 olayın failleri oldukları belirlendi.

TUTUKLANDILAR
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 4 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. (DHA)
Haber Detay Görsel Slider

Reklam
En acı albüm! 26 yıl sonra her şeyi anlattı

En acı albüm! 26 yıl sonra her şeyi anlattı

Kocaeli’de 17 Ağustos 1999’da meydana gelen Gölcük merkezli 7.4 büyüklüğündeki Marmara depreminin üzerinden tam 26 yıl geçti. 17 bin 480 kişinin ölümü ile 43 bin 953 kişinin yaralanmasına neden olan depremin yol açtığı hasarın izleri zamanla silindi ama acısı hep yüreklerde kaldı.
Sinop’tan çocuklarını ziyaret etmek için geldiği Yalova’da depreme yakalanan emekli sağlık personeli Cihan Cirik, felaketin yıl dönümünde yaşadıklarını DHA’ya anlattı.

‘HASTANEYE GİTMEMİZ GEREKTİĞİNİ SÖYLEMİŞTİM’
Büyük korku ve panik yaşadıkları depremin bitmesiyle evinden çıkarak hastaneye gittiğini belirten Cihan Cirik, “Çocuklarımın yanına misafir olarak gelmiştim. 16 Ağustos’ta gelmiştim, 17 Ağustos’ta da depremi yaşadık. Daha önceki deneyim ve tecrübelerimden depremle ilgili sarsıntıyı bildiğim için, çocuklara büyük bir depremin olduğunu ve insanların bize ihtiyacı olduğunu, bu nedenle hastaneye gitmemiz gerektiğini söylemiştim. Sarsıntılar devam ederken, elimde küçük bir el feneriyle eve tekrar çıktım. Arabaların anahtarlarını ve çocuklara birkaç kıyafet aldım ve sonra 2 araçla birlikte devlet hastanesine gittik. Yolların enkaz nedeniyle kapalı olduğunu gördük. Açık yol bularak hastaneye ulaştık” dedi.

‘GÖLCÜK’E GİTTİĞİMDE ŞOK GEÇİRDİM’
Cihan Cirik, “Sağlıkçı olmam sebebiyle hastanedeki yaralılara yardımcı olmak amacıyla hastanenin acil servisi önünde yaralılara yardım ettik. 3-4 günüm böyle geçti. Sonra eşimin yeğenlerinin bulunduğu Gölcük’te de büyük bir deprem olduğunu öğrendim. Gece yarısı Gölcük’e gittim. Orada oturdukları binaya gittiğimde şok geçirdim. 8 katlı 3 bina vardı, birbirine karışmış şekilde moloz haline gelmişti. Sabaha kadar çocuklara ulaşmaya çalıştık. Depremin 4’üncü günü gelen iş makinelerinin de desteğiyle 6 kardeşten 2 tanesini sağ çıkarabildik. 3 tanesi ölü olarak, 1 tanesine ise hiç ulaşamadık. Hala izine rastlayamadık. Sonrasında tekrar Yalova’ya döndüm. Hastane bahçesinde Kızılay’ın verdiği çadırları kurduk” diye konuştu.

‘FOTOĞRAFLARI HASTANE BAHÇESİNE ASILMIŞTI’
Cirik, “Hastaneye gelen yaralıların bir kısmının durumu çok ağırdı. Hasta yakınları tarafından ‘yaralı’ olarak getirilen birçok kişinin ise ölmüş olduğunu anladık. Hastanenin girilebilen koridorlarında ölen insanların cesetleri vardı, yan yana konmuştu. Ölenlerin sadece yüzlerinin fotoğrafını çekilip, hastane bahçesine asılmıştı. İnsanlar yakınlarının ölüp ölmediğini görmek amacıyla bu fotoğraflara bakıyordu. Bir zaman sonra gözleri görmeyen yaşlı bir adam ile eşiyle karşılaştık. Kendilerini feribota götürmemi istediler. Feribotun çalışmadığını söyledim. Başında bir kanama vardı. O sırada başındaki yarayı temizleyip, pansuman yaptım. Daha sonra hastane bahçesinde bir müddet beklemeleri gerektiğini söyledim” dedi.
Haber Detay Görsel Slider…