BIST 100
11.165,44 0,13%
DOLAR
49,8377 0,04%
EURO
55,6875 0,20%
GRAM ALTIN
6.460,57 -0,88%
BITCOIN
80.091,00 -1,44%
FAİZ
39,50 -0,23%
GÜMÜŞ GRAM
84,62 -2,21%
GBP/TRY
66,5837 0,24%
EUR/USD
1,1150 -0,04%
BRENT PETROL
110,14 -0,21%
ÇEYREK ALTIN
10.563,03 -0,88%
İzmir Parçalı Bulutlu
İzmir hava durumu
21 °
Reklam

EKONOMİ

Artanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • MCARD 117,70 %▲ %10,00
  • FMIZP 206,10 %▲ %9,98
  • INTEM 155,40 %▲ %9,98
  • DOGUB 18,29 %▲ %9,98
  • AYES 7,27 %▲ %9,98

Azalanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • CRFSA 146,70 %▼ %-10,00
  • BORLS 1,80 %▼ %-10,00
  • PATEK 8,19 %▼ %-10,00
  • PASEU 25,20 %▼ %-10,00
  • OZATD 191,80 %▼ %-10,00

İşlem Görenler

Tümü
  • Hisse Hacim
  • ASELS 9.211.467.275,00
  • ASTOR 9.188.849.933,40
  • AKBNK 2.651.241.879,20
  • BIMAS 2.383.095.273,25
  • THYAO 2.195.910.826,75
Bitcoin
80.137 -1.43%
Ethereum
2.324,52 -1.57%
Tether
0,999012 0.02%
Binance Coin
739,27 -2.82%
XRP
1,29 -2.52%
Solana
100,38 -2.30%
TRON
0,331346 -0.11%
Dogecoin
0,078657 -1.95%
Cardano
0,201079 -2.78%
Dai
0,999916 -0.02%
Avalanche
8,78 -2.41%
Arbitrum B. USDT
0,999951 0.02%
Polygon B. USDT
1 0.05%
Wrapped Solana
98,97 -5.00%
Polygon PoS Bridged DAI (Polygon POS)
0,999531 -0.04%
Montu giydi, 18 yıl hapisle cezalandırıldı! Mahkeme salonunda 'defile' gibi duruşma

Montu giydi, 18 yıl hapisle cezalandırıldı! Mahkeme salonunda ‘defile’ gibi duruşma

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı Yunus timleri, 2024 Mart ayında, Yıldırım ilçesi Sinandede Mahallesi’nde şüphe üzerine 16 R 1153 plakalı otomobili durdurdu. Yol ortasında durdurulan araçtan inen Emrah Işık, yanında bulunan turuncu ve lacivert renkteki montu yere atıp ayağı ile aracın altına iterek kaçtı. Çevredeki bir markete ait güvenlik kamerasına yansıyan olayda, Işık’ı yakalayan polis, otomobili kullanan M.C. (32) ile yanında bulunan eşi E.C. ve arka koltukta oturan Murat Can Kunter’i gözaltına aldı.
İlginizi Çekebilir
Ekipler, aracın altına atılan montun ceplerinde 8 paket içerisinde toplam 556 gram metamfetamin ele geçirirken, E.C.’nin yapılan üst aramasında ise 126 bin TL bulundu. Yapılan kimlik sorgulamasında, Emrah Işık ile Kunter’in ‘Uyuşturucu satmak ve kullanmak’ suçundan çok sayıda sabıka kaydı olduğu belirlendi. E.C., emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Sorgulamalarında suçlamaları kabul etmeyen ve ceplerinde uyuşturucu madde bulunan montun kendilerine ait olmadığını söyleyen şüphelilerden Işık ve Kunter sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, M.C. adli kontrol şartıyla serbest kaldı.

10 YILA KADAR HAPİSLERİ İSTENDİ
Savcılık soruşturması sonunda E.C. hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilirken, tutuklu 2 sanık ile tutuksuz 1 sanık hakkında Bursa 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, ‘Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama’ suçundan 10 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Emrah Işık duruşmadaki ifadesinde ceplerinden uyuşturucu ele geçirilen montun, diğer tutuklu sanık Murat Can Kunter’e ait olduğunu öne sürerek, “Uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği mont Murat Can Kunter’e aittir. Murat Can Kunter ile sokakta yürürken M.C.’nin arabasına denk geldik. Bizi taksi durağına kadar bırakmasını istedik. Araçla gittiğimiz esnada, Murat polisleri görünce yanındaki montu bana uzatarak, ‘Montu al uza’ dedi. Ben bunu kabul etmeyince araçtan indim ve montu üzerime attı. Ben de montu almamak için ayağımla tekmeledim” dedi.
Kunter ise uyuşturucu satmayıp sadece kullandığını söyleyerek, “Benim Emrah Işık’tan 10 bin lira alacağım vardı. O gün tahsil etmek için buluştum. Yolda M.C.’yi gördük. Bizi taksi durağına bırakmasını istedik. Yolda giderken polisler bizi durdurdu. Araç durunca Emrah arabadan inerek kaçmaya çalıştı ancak polisler yakaladı. Montun kime ait olduğunu bilmiyorum” diye konuştu.
Elini ısıran hırsız yüzünden kolu kesilecekti! Doktorlar şaşkın: Bizim için de ilk oldu, literatüre girecek

Tutuksuz sanık M.C. ise yöneltilen suçlamaları kabul etmeyip, montun kendisine ait olmadığını ve eşinin üzerinde ele geçirilen 126 bin TL’nin, çocuklarının sünnet düğünü nedeniyle bozdurdukları altınların parası olduğunu belirtip, beraatini talep etti.
DURUŞMA SALONUNDA BİRBİRLERİNİN MONTUNU GİYİP, DENEDİLER
Mahkeme heyeti, ceplerinden uyuşturucu çıkan montun kime ait olduğunu belirlemek için, 3 sanığa da boy ve kilolarını sordu. Emrah Işık’ın, “Boyum 172 santim, kilom ise 96” dediği, Murat Can Kunter’in, “Hakim Bey ben 90 kilo ağırlığında 180 santim boyundayım” diye ifade verdiği duruşmada M.Ç. ise “Ben 105 kilo ağırlığında 170 santim boyundayım” yanıtını verdi. Mahkeme heyeti, sanıklardan duruşmaya gelirken giydikleri montlarını çıkarmalarını, mübaşirden de 3 sanığın giydiği montların bedenlerine bakmasını istedi. Mahkeme, Işık’ın ‘XL’, M.C.’nin, ‘5XL’ ile Kunter’in bedeni gösteren etiket kısmı okunmayan montlarını, bedenlerine uyup uymadığını görmek için birbirlerine giydirdi.
KİLO ALMAMALARI İÇİN UYARILDILAR
Murat Can Kunter’in montu Emrah Işık’a büyük gelirken, M.C.’nin, 5XL olan montunun da diğer 2 sanığın üzerinde çok büyük olduğu gözlemlendi. Bunları tutanağa geçirilirken, sanıkların fiziksel hallerini gösteren fotoğrafları da çekilip dosyaya konuldu. Heyet, uyuşturucu ele geçirilen montun DNA tespitinin yapılmasının ardından bir sonraki duruşmaya getirilip, kime ait olduğunun belirlenmesi amacıyla sanıklara giydirilmesini kararlaştırdı. Mahkeme ayrıca, Işık, Kunter ve M.C.’ye mevcut kilolarını korumaları için sözlü uyarıda bulundu.
3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı
BU KEZ CEBİNDE UYUŞTURUCU BULUNAN MONTU GİYDİLER
Karar duruşmasında, cebinde uyuşturucu bulunan turuncu-lacivert renkli mont bu kez mahkeme salonuna getirilerek, sanıklara giydirildi. Kunter’e kısa gelip M.C.’nin vücuduna oturmayan montun, kol boyu olarak uygun olan Emrah Işık’a ait olduğu belirlendi.
Mahkeme, M.C.’nin beraatine karar verirken, montu giyen Emrah Işık ile suç ortağı olan arkadaşı Murat Can Kunter’i, ‘Uyuşturucu ticareti yapmak’ suçundan 12’şer yıl hapis cezasına çarptırdı. Ele geçirilen uyuşturucu miktarının fazla olmasını dikkate alan heyet, sanıkların bu cezasını 18’er yıla çıkartırken, 36’şar bin TL de para cezası verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 26’ncı yılına ilişkin paylaşım…

Tarihi değiştirecek keşif! Leopar detayı şaşırttı: 25 yıl sürebilecek bir kazı potansiyeli var

Tarihi değiştirecek keşif! Leopar detayı şaşırttı: 25 yıl sürebilecek bir kazı potansiyeli var

Havran ilçesine bağlı İnönü Mahallesi’ne yaklaşık 2 kilometre uzaklıktaki Kocaçal Tepe’nin İnboğazı mevkisinde yer alan Andık Mağarası, 1949 yılında Prof. Dr. Kılıç Kökten tarafından keşfedildi.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Derya Yalçıklı ve ekibi tarafından mağarada yürütülen kazı çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Balıkesir Kuva-yi Milliye Müzesi Müdürlüğü, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Havran Belediyesinin destekleriyle yapılıyor.
İlginizi Çekebilir
Sabahın ilk ışıklarında İnönü Mahallesi’ndeki kazı evinden yola çıkan ekip, arazi aracıyla patikadan Kocaçal Tepe’ye ulaşıyor.
Yolun bittiği noktada araçtan inen ekip, sularını eşeğe yükleyip yaklaşık 500 metre uzaklıktaki mağaraya yürümeye başlıyor.
Dar, engebeli ve taşlık arazide tek sıra halinde yürüyen kazı ekibi, zorlu yolculuğun ardından ulaştıkları 59 metre derinlikte ve birçok galeriden oluşan mağarada kazı çalışmalarına başlıyor.
Titizlikle yürütülen kazılarla mağarada geçmişin izleri sürülüyor. Birçok seramik kap, taş ve kemikten yapılmış aletlerin bulunduğu mağaranın duvarında, bir dağ zirvesi ve leopar figürünün bulunduğu resim de yer alıyor.
3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı

“BURADA YOĞUN BİR PREHİSTORİK YERLEŞİM VAR”
Kazı Başkanı Prof. Dr. Derya Yalçıklı yaptığı açıklamada, kazı çalışmalarına 2022 yılında başladıklarını söyledi.
Mağaranın kuzey ve doğu galerilerinde çalışmalarını yürüttüklerini belirten Yalçıklı, şöyle konuştu:
“Yerleşim tabakası olarak hedeflediğimiz tabii ki Prehistorik (tarih öncesi) çağlar. Burada yoğun bir Prehistorik yerleşim var. Özellikle Neolitik ve Kalkolitik çağlara ait tabakaları son yıllarda çok detaylı biçimde saptadık. Geç dönemler olarak milattan önce 1500-1400 arasındaki Geç Tunç Çağı, milattan önce 546’yı kapsayan Arkaik Çağ ve 1204 yılı sonrasındaki Orta Çağ yani Bizans Dönemi’nde de mağarada bazı ritüel amaçlı uygulamaların yapıldığını çalışmalarımız sırasında belirledik. Daha yakın zamanlarda ise mağaranın ağıl olarak kullanıldığı tespit edildi. Yani böyle bir kullanım devamlılığı da söz konusu.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 26’ncı yılına ilişkin paylaşım
“DAHA ESKİ DÖNEMLERE ULAŞMA ÇABAMIZ DA SÜRÜYOR”
Yalçıklı, kazı çalışmalarında özellikle Neolitik ve Kalkolitik çağlara odaklandıklarını vurguladı.
Çalışmalara yoğun bir şekilde devam ettiklerini dile getiren Yalçıklı, şunları kaydetti:
“Karbon analizlerine göre milattan önce 6700 tarihine ulaşmış durumdayız. Bu, bölge için bilinen en erken tarihlerden biri. Burası hem Kalkolitik hem de Neolitik çağlarda çeşitli evrelerde yerleşim amacıyla kullanılmış. Bu tabakaları saptıyoruz. Yaşam alanları, mağaranın çeşitli galerilerinde, gözlerinde oluşan tabanlar ve ocakların bulunduğunu görüyoruz.”
Çalışmalar sırasında günlük yaşamda kullanılan seramik kapların yanı sıra taş ve kemikten yapılmış aletlerin de bulunduğunu ifade eden Yalçıklı, son 2-3 yılda önemli bilgilere ulaştıklarını söyledi.
Kalkolitik ve Neolitik dönemlerin bölgede çok az bilinen ve sadece birkaç merkezden tanınan dönemler olduğunu anlatan Yalçıklı, şu bilgileri verdi:
Haber Detay Görsel Slider
“Biz de bu dönemler arasındaki detayları burada saptama ve daha fazla bilgi kazandırma çabasındayız. Şu anda üzerinde çalıştığımız dolguda, yaklaşık 20-25 yıl sürebilecek bir kazı potansiyeli var. Daha erken dönemlere ait tabakaların da olduğunu düşünüyoruz. Henüz onlara ulaşamadık ama farklı alanlarda o potansiyelin olduğunu biliyoruz. Daha eski dönemlere ulaşma çabamız da sürüyor. Şu anda kazdığımız evreler, bizim için bilinmeyen bu bölgede bilgisi eksik olan dönemler. Dolayısıyla çok büyük katkı sağlayacak bir yerleşim alanı durumunda.”
Yalçıklı, mağaranın Havran için de önemli bir kültürel miras olduğunu vurgulayarak, bazı iyileştirmelerin yapılmasıyla bölgenin turizme büyük katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.
Havran Belediye Başkanı Emin Ersoy da ilçelerinde bulunan mağarada yapılan kazı çalışmalarına ellerinden gelen desteği verdiklerini dile getirdi.
Havran’ın tarımı ve coğrafi güzelliyle ön plana çıktığını anlatan Ersoy, mağaranın turizme kazandırılmasının kente büyük katkı sağlayacağını ifade etti.
…

Elini ısıran hırsız yüzünden kolu kesilecekti! Doktorlar şaşkın: Bizim için de ilk oldu, literatüre girecek

Elini ısıran hırsız yüzünden kolu kesilecekti! Doktorlar şaşkın: Bizim için de ilk oldu, literatüre girecek

Üsküdar’da esnaflık yapan N. U. 1,5 yıl önce dükkanına giren yaşadığı arbede sırasında hırsızlardan biri tarafından ısırıldı. İki hırsızdan biri kaçarken, yakalamayı başardığı diğer hırsız ise, N.U.’nın sol elini ısırarak kaçtı.Yaşadığı olay sonrası ambulansla hastaneye götürülen talihsiz adama acil serviste pansumanları yapıldı ve herhangi bir kırık olmadığı için taburcu edildi. Ancak ertesi gün birdenbire şiddetli titreme ve ateş bulguları başlayınca tekrar hastaneye götürülmek zorunda kalınan hasta, Sultan 2. Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi enfeksiyon servisine yatırıldı. N.U. burada 15 gün yatarak yoğun enfeksiyon tedavisi gördü. Bu sırada elindeki yara ilerledi ve kolu dirseğine kadar iki katı hacme ulaştı. Kesilme aşamasına gelen kolu için hastanenin Deniz ve Sualtı Hekimliği bölümü devreye girdi ve N.U. acilen hiperbarik oksijen tedavisine alındı. Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Aslan liderliğindeki ekip tarafından gerçekleştirilen ve ardından fizik tedavisiyle yaklaşık 3,5 ay süren çabalar sonucu N.U. kolsuz kalmaktan kurtarıldı.
İlginizi Çekebilir
GÜNLERCE BASINÇ TEDAVİSİNE GİRDİ
Olayın kendilerini de çok şaşırttığını kaydeden Uzman Doktor Yavuz Aslan şu bilgileri verdi: “Hastanın sol elinde büyük bir iskemik, nekrotik zeminli, yani kanlanması bozulmuş, kötü bir yara olduğunu fark ettik. Birkaç gün içerisinde ön kolunda şiddetli bir ödem vardı bu dirseğe kadar yayılıyordu. Biz özellikle bu tarz yaralarda hiperbarik oksijen tedavisini ön planda tutuyoruz, enfeksiyon tedavisine yardımcı olması açısından. Hastaya günde 1 seans olacak şekilde 2 saat süren hiperbarik oksijen tedavisini planladık. Yara pansumanlarına geçtik yaklaşık 1 hafta sonra yara debride edebileceğimiz yani temizleyebileceğimiz pozisyona geldi. Yara temizliğini yaptık nekrotik dokuları kaldırdık, tendonları açığa çıkmıştı, buraya özel kolajen maddeler koyduk. Yaklaşık 1,5-2 aylık süreçte hastanın yarası tamamen iyileşti. El fonksiyonlarını kullanabilir hale geldi. Hastanın elini ve ön kolunu ampitasyondan yani kesilmekten kurtardık. Daha sonra da el hareketlerinin tamamen yerine gelmesi için fizik tedavi bölümüne yönlendirdik”
Çanakkale’de alevlerle mücadele sürüyor: 6 köy tahliye edildi

‘BİZİM İÇİN DE ŞAŞIRTICI OLDU, LİTERATÜRE GİRECEK’
Uzman Doktor Aslan, “Meslek hayatı boyunca insan ısırığına dair hiçbir vakayı tedavi etmediğini, vakanın kendilerini de şaşırttığını anlattı. İnsan ağız florasında bulunan bakterilerin normalde bir soruna yol açmadığını ama cilt altı dokuya girdiğinde şiddetli tablolara yol açabileceğini söyleyen Aslan sözlerini şöyle noktaladı. “İnsan ağız florasında bulunan bakteriler vardır Eikenella veya Kingella cinsi. Bizim aldığımız örneklerde de bu tür bakteriler üremişti. Şiddetli bir ödem yaparak ve lenf akımını tıkayarak kuvvetli bir ödeme neden oluyorlar. Bu da dolaşımı bozuyor, yaranın iyileşmesini geciktiriyor. El hacmi yaklaşık 1,5 – 2 kat artmıştı; özellikle el bileğinden dirseğe kadar olan bölümde. Apseyi anbiyotiklerin temizlemesi çok zor. Oraya cerrahi bir temizleme işleminin yapılması gerekiyor. Hiperbarik oksijen tedavisinin çok şiddetli bir ödem çözücü etkisi vardır. Hiperbarikle eş zamanlı olarak yaraya cerrahi temizleme işleminin yapılması gerekiyor. 1-1,5 aylık süreçte iyileştirerek ampütasyondan kurtardık. İnsan ısırığına dair bir vaka tedaviş etmemiştik.
Kuyumcu kadına 4. kez silahlı saldırı! 14 yaşındaki tetikçiler yakalandı: ‘Evinize beyaz eşya alacağım’

Bu bizim için ilk oldu. İnsan ısırığının ne kadar şiddetli bir yara yaptığını görmüş olduk. Hastanın elini literatürde ilk defa gördüğümüz bir yara şeklinde ampütasyondan kurtarmış olduk. Literatürde insan ısırığına bağlı yaralar var ama daha ufak yaralar; ampütasyona giden yaralar var ama kurtarılamamış. Biz burada hiperbarik oksijen tedavisini de uygun aşamada eklediğimiz için hastanın eli ampütasyondan kurtuldu. 35-40 seansa yakın hiperbariğe girdi, yara kapandıktan sonra 5 seans daha devam ettik. Bunu bir makale olarak yayınlama aşamasındayız. Özellikle dişlerin cilt altına temas ettiği ve derin yara açtığı durumlarda dişlerde normalde herhangi bir sıkıntıya yol açmayan patojen mikroplar, insan derisinin altına girdiğinde enfeksiyon yaratıp ciddi sonuçlara neden olabiliyor.”

’60 YAŞIMDAYIM İLK KEZ DUYUYORUM’
Hasta N. U. ise hırsızların hala yakalanamadığını, olaydan bir süre sonra dükkanının ikince kez soyulduğunu anlatarak yaşadıklarını şu cümlelerle ifade etti: “Hırsızları yakaladım, iki kişiydiler. Birini yakaladım diğeri de kendini kurtarmak için tekmeyle arkadan bana vuruyordu. Benim yakaladığım kişi elimi ısırdı. Elimi ısırınca kolumda güç kaybı oluştu. Elimdeki ısırıktan ötürü acı duyduğum için ambulans çağırdım. Gece saat 04.00’te ateş ve rahatsızlık hissettim. Tekrar geldim enfeksiyon olduğunu söylediler. Hastaneye yatırdılar hastanede 15 gün enfeksiyon servisinde uzun bir tedavi gördüm. Isıran kişide çok yoğun bir bakteri varmış, 3 ay boyunca da gördüğüm yoğun hiperbarik tedavi ve fizyoterapi tedavisi sonucu elim kurtuldu. 60 yaşındayım, ilk defa insan ısırığının böyle bir şeye yol açabildiğini burada öğrendim. Bu olaydan sonra dükkanım yağma edildi. Dükkanın kasasını bile götürdüler. Koruyucu kapıyı sökmüş götürmüşler”
3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı…

Reklam
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 17 Ağustos Marmara Depremi'nin 26'ncı yılına ilişkin paylaşım

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 26’ncı yılına ilişkin paylaşım

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mesajında, “26 yıl önce, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde vefat eden vatandaşlarımızın acısını bugün hâlen yüreğimizde hissediyoruz. Bu büyük acının yıl dönümünde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet niyaz ediyor, ailelerine ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyorum” ifadelerine yer verdi.
3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı
TÜRKİYE’NİN YAKIN TARİHİNİ DERİNDEN ETKİLEYEN FELAKET
17 Ağustos 1999 sabahı, yerel saatle 03.02’de Kocaeli’nin Gölcük ilçesi merkezli büyük bir deprem meydana geldi. Aletsel büyüklüğü Kandilli Rasathanesi’ne göre 7,4, ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS) verilerine göre ise 7,6 olarak ölçülen deprem, geniş çapta can ve mal kaybına yol açtı.
Deprem, Marmara Bölgesi başta olmak üzere Ankara’dan İzmir’e kadar geniş bir alanda hissedildi. Resmî raporlara göre 17.480 kişi yaşamını yitirdi, 23.781 kişi yaralandı ve 505 kişi sakat kaldı. 285.211 konut ile 42.902 iş yeri hasar gördü. 2010 yılında yayımlanan Meclis araştırma raporuna göre ise ölü sayısı 18.373’e, yaralı sayısı 48.901’e yükseldi.
Yaklaşık 16 milyon kişi depremden değişik düzeylerde etkilendi. Türkiye’nin önemli sanayi bölgelerinden biri olan Marmara’da yaşanan bu felaket, ülkenin yakın tarihini derinden etkileyen en büyük doğal afetlerden biri olarak kayıtlara geçti.
“ACISINI BUGÜN HÂLEN YÜREĞİMİZDE HİSSEDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 26’ncı yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı.
Erdoğan’ın paylaşımı şöyle;
“26 yıl önce, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde vefat eden vatandaşlarımızın acısını bugün hâlen yüreğimizde hissediyoruz…
Bu büyük acının yıl dönümünde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet niyaz ediyor, ailelerine ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyorum.”
Marmara Depremi’nin 26. yılında çarpıcı uyarı: En büyük tehlikeyi açıkladılar…

Marmara Depremi’nin 26

Marmara Depremi’nin 26. yılında çarpıcı uyarı: En büyük tehlikeyi açıkladılar

Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan ve 17 Ağustos 1999’da meydana gelen Marmara Depremi’nin üzerinden 26 yıl geçti. Türkiye tarihinin en yıkıcı depremlerinden biri olan felakette, resmi verilere göre 17 binden fazla kişi hayatını kaybetti, on binlerce kişi yaralandı, yüz binlerce kişi evsiz kaldı.
İlginizi Çekebilir
Gece saat 03.02’de yaşanan, 45 saniye süren ve başta Kocaeli, Sakarya, Yalova ve İstanbul olmak üzere geniş bir coğrafyada yıkıma yol açan 7,4 büyüklüğündeki deprem, hafızalara derin acılar ve büyük kayıplarla kazındı.
Depremin yıl dönümünde uzmanlar, bugüne kadar alınan tedbirleri ve toplumda afet bilinci oluşturulmasının önemini AA muhabirine değerlendirdi.
Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) Müdürü Prof. Dr. Nurcan Meral Özel, Türkiye’de deprem bilincinin 1999 sonrası belirgin biçimde arttığını, yapısal güçlendirme çalışmaları, yapı denetimi, deprem imar planları ve afet bilinci çalışmalarının yaygınlaştığını söyledi.
Yapısal güçlendirme ve yapı denetimi hususunda kamu binaları ve ulaştırma yapılarında kapsamlı güçlendirme çalışmaları yapıldığına dikkati çeken Özel “Kentsel Dönüşüm Yasası devreye alındı. 2001’de çıkan yapı denetimi hakkındaki kanun ile yapı denetim kuruluşlarının yetkilendirilmesi, inşaat süreçlerinin özel denetim artı kamu gözetimi modeliyle yürütülmesi, şantiye şefleri ve teknik sorumlu eleman zorunluluğu gibi önemli düzenlemeler yapıldı.” dedi.
Özel, eğitim alanında üniversitelerde Acil Yardım ve Afet Yönetimi programları açıldığına vurgu yaparak, “İlköğretim ve ortaöğretim müfredatına ‘Afet Bilinci’ ve ‘Deprem Eğitimi’ dersleri veya ders içi etkinlikler eklendi. Tatbikatlar zorunlu hale geldi. Deprem Haftası etkinlikleri, tatbikatlar ve bilinçlendirme günleri düzenlenmeye başlandı. Kitap ve materyaller güncellendi. Deprem sırasında yapılacak davranışlar, güvenli alanlar ve afet çantası hazırlama gibi konular müfredata alındı.” diye konuştu.
Risk transferi hususunda 2000’de DASK’ın kurulduğunu anımsatan Özel, “2011’de hazırlanan tüm raporlar AFAD tarafından bir araya getirildi ve Bakanlar Kurulunca Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı olarak karar altına alındı. Ancak Türkiye genelinde yapı stokunun büyük kısmının 2000 öncesinde inşa edildiği, yapıların deprem güvenliğinin yetersiz, denetim sisteminin etkisiz olduğu bilinmekte. Deprem güvensiz yapıları terk etmek, dönüştürmek ekonomik sebeplerle kısa vadede mümkün görünmüyor. Toplumsal hazırlık henüz sağlanmış değil.” ifadelerini kullandı.
3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı
MARMARA’DA 7.5 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM RİSKİ SÜRÜYOR
Özel, Marmara Denizi’ndeki fay segmentlerinin önemli deprem potansiyeline sahip olduğu belirterek, “Yapılan hesaplamalar, bu segmentlerde biriken elastik enerjinin büyük bir kısmının 7-7.5 büyüklüğünde bir deprem için yeterli olduğunu göstermektedir. KRDAE olarak Marmara Denizi içerisinde konumlandırılmış deniz dibi sismometre ağımız sayesinde, bölgedeki sismik aktiviteyi yüksek çözünürlükle ve güncel olarak izleyebilmekteyiz.” bilgisini paylaştı.
Bu kayıtların, karasal istasyonların algılayamadığı mikrodeprem aktivitesiyle Marmara Fayı’nın deformasyon özelliklerine ilişkin önemli bilgiler sunduğunu kaydeden Özel, şöyle devam etti:
FAYLAR KİLİTLENDİ
“Mevcut veriler, ana fay hattının hem kilitli hem de sürüklenen segmentlerden oluştuğunu göstermektedir. Özellikle Adalar segmenti sığ derinliklerde büyük oranda kilitlenmiş durumdadır. Orta Marmara havzasının doğu kesiminde kısmi sürüklenme gözlenmektedir. 1912 Ganos (Mw 7.4) ve 1999 İzmit (Mw 7.4) depremleri sonrasında geride kalan yaklaşık 120 kilometre uzunluğunda bir sismik boşluk hala kırılmamış olup, bu bölgede anlamlı bir kayma eksikliği bulunmaktadır.”
Özel, 23 Nisan 2025’te Silivri açıklarında meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki depremin Marmara fayının Kumburgaz segmentinin batı kısmında gerçekleştiğini ve yaklaşık 15-20 kilometre uzunluğunda bir fay parçasının kırıldığını aktararak, “Ön değerlendirme raporlarımıza göre kırılan alan yaklaşık 15 km x 9.5 km boyutlarında olup, yer değiştirme miktarı yaklaşık 30 santimetredir. Bu olay, segmentin yalnızca sınırlı bir bölümünü etkilemiş, kalan kilitli kesimler kırılmamış olarak gerilme biriktirmeye devam etmektedir. Bu deprem, bölgesel deprem tehlikesini ortadan kaldırmamış, aksine riskin devam ettiğini ve gelecekteki büyük bir kırılmanın olasılığını koruduğunu göstermektedir. ” değerlendirmesinde bulundu.
2025’te yayımlanan çalışmada ana Marmara fayı üzerinde 87 adet 3 boyutlu dinamik deprem kırılma senaryosu üretildiğini anlatan Özel, “Bu senaryolar, Kumburgaz Havzası doğusu ve Adalar segmentlerinin kırılmasının muhtemel olduğunu göstermektedir. Ancak olası düşük kilitlenme oranı ve geçmiş kırılmalar nedeniyle beklenen depremin moment büyüklüğü 7.4’ü aşmayabilir. ” dedi.
Bitcoin sonrası altcoinlerde boğa sinyali! En güçlü haber geldi
EN BÜYÜK TEHLİKE ESKİ BİNALAR
Özel, bilimsel çalışmaların Marmara’da en geniş etki alanına sahip olası senaryonun Kumburgaz’ın doğusu (Avcılar açıkları) ve Adalar segmentlerinin aynı anda kırılmasıyla oluşabilecek yaklaşık 7.3–7.4 büyüklüğünde bir deprem olduğunu gösterdiğini anlattı.

İstanbul ve çevresindeki mevcut yapı stokuna ilişkin bilgi veren Özel, “Yapı stokunun büyük kısmı deprem yönetmeliklerinin eski versiyonlarına göre inşa edilmiş, yani yeterince dayanıklı değil. Özellikle 1999 öncesi binalar, riskli yapı sınıfında, güçlendirme çalışmaları sınırlı ve yavaş ilerliyor. Yeni binalar yönetmeliklere uygun olsa da kent genelinde kritik yoğunluk ve eski yapı stoku göz önüne alındığında hazırlık hala yetersiz.” ifadelerini kullandı.
Özel, afetlere karşı atılması gereken adımlara ilişkin, “Bireysel olarak acil durum planı yapılmalı, yaşanılan binanın risk durumu öğrenilmeli, toplumsal olarak ise riskli binaların tespiti ve güçlendirilmesine destek olunmalı, afet tatbikatlarına katılım sağlanıp, bilinçlendirme çalışmalarına aktif katkı sunulmalı. Kent planlaması açısından da mahalle bazlı tahliye yolları ve toplanma alanlarının belirlenmesi ve altyapının güçlendirilmesi önem taşıyor.” dedi.
“KİŞİ BAZINDA YAPMAMIZ GEREKEN ÇOK İŞ VAR”
Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz de deprem gerçeğinin halk arasında özellikle 17 Ağustos’tan sonra büyük karşılık bulduğunu söyledi.
O tarihten önce de büyük depremler olduğunu ancak onların iletişimin az olması nedeniyle halkta yeterli karşılığı bulmadığını aktaran Tüysüz, Türkiye’de 1939, 1942, 1943, 1957 ve 1967’de yaşanan depremleri hatırlattı.
Tüysüz, özellikle 17 Ağustos’un nüfusun kalabalık olduğu, ekonominin can damarı olan bir yeri vurması ve iletişim imkanlarının artması dolayısıyla toplumda yeterli karşılığı bulduğunu kaydederek, “Bunu ‘Önlemler alındı.’ anlamında söylemiyorum. 17 Ağustos’tan sonra çok sık konuşulan şey, 17 Ağustos’un milat olduğuydu.” dedi.
Sındırgı depremini hatırlatan Tüysüz, “Sındırgı’da 6,1 büyüklüğündeki depremde bile can kaybı 1 olmasına rağmen 600’ün üzerinde yapının ağır hasarlı olduğu ortaya çıkıyor. Bu da yapı kalitemizin depreme hiç hazır olmadığını ortaya koyan bir görünüm.” diye konuştu.
26 YIL SONRA AYNI GERÇEK: AFET BİLİNCİ VAR, TOPLUMSAL HAZIRLIK YOK
Bir afette arama-kurtarma kurumlarının çalışmaları konusunda gayet iyi bir noktaya gelindiğini kaydeden Tüysüz, “Ama yara almama, afetin zararını en az şekliyle atlatma konusunda çok bir şey yapmadık. Bu, toplumsal olarak dirençli olmamızın önündeki temel engellerden biri.” şeklinde konuştu.
Tüysüz, bireysel olarak yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
“Kişi bazında yapmamız gereken çok iş var. Ailede afet eğitiminin, bir afet planının yapılması, eşyanın depremden hasar görmeyecek şekilde duvarlara sabitlenmesi, yatakların patlama olasılığı olan camların önünden uzağa konulması, sobaların devrilmeyecek biçimde kurulması gibi önlemler alınabilir. Bunları yapar ve idareden de onların yapacağı işleri talep edersek, umuyorum ki gelecekte afet dirençli bir toplum haline geliriz.”
Göztepe – Fenerbahçe maçındaki kırmızı kart ve penaltı kararları doğru mu? ‘Elmacık kemiğine gelse kırar’…

Reklam
Kuyumcu kadına 4

Kuyumcu kadına 4. kez silahlı saldırı! 14 yaşındaki tetikçiler yakalandı: ‘Evinize beyaz eşya alacağım’

İlk olay, 15 Temmuz Salı günü Nurtepe Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre kasklı şüpheli kuyumcunun önüne geldi. Şüpheli burada tabancayla iş yerine ateş ettikten sonra olay yerinden kaçtı. Ertesi gün, kuyumcunun önüne yaya olarak gelen 1 kişi, o sırada motosiklete binen iş yeri sahibi Duygu G. ve B.K. isimli kadına ateş açtı. Saldırıda B.K. yaralanırken, iş yeri sahibi ise saldırıdan yara almadan kurtuldu. Saldırı anı çevredeki güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı.
İlginizi Çekebilir
KAĞITHANE ASAYİŞ POLİSİ YAKALADI
Saldırılarla ilgili çalışma başlatan Kağıthane Asayiş Büro Amirliği ekipleri, geriye ve ileriye dönük güvenlik kamera görüntülerini inceledi. Yapılan saha çalışmalarında şüphelilerin kaldıkları ev de tespit edildi. Eveoperasyon düzenleyen polis, M.K.(14) ve A.D.’yi (14) yakaladı. Gözaltına alınan 2 şüpheli emniyete götürüldü. Evde yapılan aramalarda ise bin 195 gram marihuanna, 560 gram toz kokain, 3 adet hassas terazi, ruhsatsız tabanca, şarjörler ve fişek ele geçirildi.
9 yaşında lise diploması aldı! İşte Aylin’in en büyük hayali: İnsanlar duyduklarında şaşırıyor
PİYASA DEĞERİ 3 MİLYON LİRA OLAN UYUŞTURUCU BULUNDU
Gözaltına alınan 2 şüpheli ele geçirilen uyuşturucu maddeyle birlikte emniyete götürüldü. Uyuşturucuların piyasa değerinin yaklaşık 3 milyon lira olduğu bilgisine ulaşıldı. Haklarında ‘Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma’, ‘Mala zarar verme’ ve ‘Kasten yaralama’ suçlarından adli işlem başlatılan 14 yaşındaki 2 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan şüpheliler, adli kontrol hükümleri uygulanarak ev hapsine çarptırıldı.
‘EVİNİZE BEYAZ EŞYA ALACAĞIM’
Diğer yandan saldırıya uğrayan kuyumcu dükkanının geçtiğimiz aylarda 3 kez daha kurşunlandığı ve olayı gerçekleştiren 8 şüphelinin tutuklandığı öğrenildi. Saldırıların kuyumculuk yapan kadının boşanmak istediği eşi Özkan G. tarafından tetikçi tutularak yaptırıldığı ortaya çıktı. Saldırı talimatını veren eşin ise yurtdışında olduğu bilgisine ulaşıldı. Şüphelilerin ilk ifadelerinde Özkan G.’nin kendilerine, ‘Evinizi beyaz eşya alarak dizeceğim, sizi yurtdışına çıkaracağım’ sözlerini söylediği öğrenildi. Kuyumcunun kepengine çok sayıda kurşun isabet etmesi dikkat çekti.

3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı…

Köylüler şaşkın! Gözlerinin önünde yok oldu: Buraya bir çare bulunsun

Köylüler şaşkın! Gözlerinin önünde yok oldu: Buraya bir çare bulunsun

Çorum’un Alaca ilçesine bağlı İbrahim köyünde bulunan ve uzun yıllardır tarımsal sulama amacıyla kullanılan İbrahimköy Göletinin üzeri hızla yayılan yosunlar ve atıklarla kaplandı. Kuraklık sebebiyle su seviyesinde azalma yaşanan göleti kaplayan yosun ve sazlıklar her yıl artıyor.
İlginizi Çekebilir
Olta balıkçılarının sıkça ziyaret ettiği gölet, yosunlar sebebiyle balık tutulamaz hale geldi. Gölet çevresine atılan plastik şişeler, evsel atıklar, dikkat çekiyor. Bölgede yaşayan vatandaşlar, göleti kaplayan sazlık ve yosunların hızla yayıldığını ifade etti. Göletin yok olmasından korktuklarını belirten vatandaşlar, gölet çevresini kirletenlere de tepki gösterdi.
“BURAYA BİR ÇARE BULUNSUN”
Sorunun üç yıldır devam ettiğini ve yosunların sürekli arttığını belirten Burhan Çetin isimli vatandaş, “Piknik yapabileceğimiz bir alan kalmadı. Sazlık ve otluk alanlar göleti kaplarken canlılar için de yaşam alanı neredeyse kalmadı. Yaklaşık 3 senedir bu sorun devam ediyor ve artık buraya bir çare bulunsun” diye ifadelerde bulundu.

“BU ALANIN BİR AN ÖNCE ÇÖZÜME KAVUŞMASINI İSTİYORUM”
Gölette yaşanan sorunun çözülmesi gerektiğini dile getiren Adnan Günduğan ise, “Gölette aşırı derecede otlanma ve yosunlanma var. Bölgede çok fazla zirai tarım ilacı kullanılıyor. Özellikle çevre ve doğa temizliği konusunda insanların bilinçsiz davrandığını görüyorum. Çöp bidonlarının olmaması da atıkların çevreye yayılmasını arttırıyor. Bu alanın bir an önce çözüme kavuşmasını istiyorum.

Barajın dört bir yanı otlarla kaplanmış durumda ve gölette yaşayan canlıların yaşam alanı her geçen gün kısıtlanıyor. Ayrıca amatör balıkçılık yapan arkadaşlarımız da bu durumdan muzdarip. Olta atacak bir yerde bulamıyorlar. Yetkililerden burası için bir çözüm üretmelerini istiyoruz” dedi.
Kuyumcu kadına 4. kez silahlı saldırı! 14 yaşındaki tetikçiler yakalandı: ‘Evinize beyaz eşya alacağım’…

İlk Öğretmenim Ailem mobil uygulamasını 1 milyon 25 bin aile kullanmaya başladı

İlk Öğretmenim Ailem mobil uygulamasını 1 milyon 25 bin aile kullanmaya başladı

Göktaş yaptığı yazılı açıklamada, anne ve babaların ebeveynlik sürecini doğru yönetmesine ilişkin birçok çalışmayı hayata geçirdiklerini anımsatarak, olumlu ebeveynlik tutum ve becerilerini desteklemek, eşler arasındaki sağlıklı evlilik hayatını güçlendirmek amacıyla Aile Yılı kapsamında “İlk Öğretmenim Ailem” mobil uygulamasını geliştirdiklerini belirtti.
İlginizi Çekebilir
Uygulamanın, çiftlere ilk yuva kurdukları andan itibaren destek olmak amacıyla tasarlandığını ifade eden Göktaş, şunları kaydetti:
“Eşler arasındaki iletişime yönelik konularla ailelerin çocuk gelişimi konusunda ihtiyaç duyduğu bilgileri, bu uygulamayla tek çatı altında topladık. Uygulamamız, çocuk gelişimi ve aile hayatına dair ücretsiz, güvenilir ve kapsamlı bilgilerle, ebeveynlere rehberlik ediyor, çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmelerini destekleyen içerikler sunuyor. Her şeyden önce anne ve babalara, çocukların gelişimini takip edebilme imkanı veriyor. Bunun yanı sıra uygulamada, çocuk gelişimi hakkında temel bilgilerle, pozitif anne, babalık becerilerini desteklemeye yönelik öneriler yer alıyor.
Ebeveynler, çocuğunun gelişim dönemine uygun ve ailece yapabilecekleri bilgilere ve aktivitelere ulaşabiliyor. Bebek bekleyen aileler için, doğuma hazırlık, gebelik dönemi, günlük yaşam ve psikolojik değişimler gibi konularda bilgilendirici içerikler sunuyor.”
SORULAR UZMANLAR TARAFINDAN CEVAPLANIYOR
Bakan Göktaş, babalar için de özel bir bölüm bulunduğunu ve ailelerin uygulama üzerinden çocuk gelişimi, ergenlik ve aile içi konulara dair soru ve sorunlarını interaktif şekilde uzmanlara iletip cevap alabildiğini aktardı.
GSM operatörleriyle yapılan anlaşma çerçevesinde kullanıcılarının internet paketinden herhangi bir harcama yapmadan mobil uygulamayı kullanabildiğini vurgulayan Göktaş, “Uygulamamız, hizmete girdiği Nisan 2025’ten bugüne kadar vatandaşlarımızdan yoğun ilgi gördü. Dijital rehber olma özelliği taşıyan uygulamamız 4 ay gibi kısa bir süre içerisinde 1 milyon 25 bin aile tarafından kullanılmaya başlandı.” bilgisini verdi.
DOĞUM YARDIMI ÖDEME BİLGİSİNE UYGULAMADAN ULAŞILABİLİYOR
Göktaş, doğum öncesinden başlayarak ergenliği kapsayacak şekilde çocukların gelişim dönemine özgü bilgilere “rehber” bölümünden ulaşılabildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
“Ayrıca 2025 Aile Yılı kapsamında güncellenen doğum yardımlarımızdan faydalanmak isteyen ailelerimiz başvurularını ‘İlk Öğretmenim Ailem’ mobil uygulaması üzerinden yapabiliyor. Sosyal yardımlarımızın erişilebilirliğini artırmak ve vatandaşlarımızın süreçleri şeffaf bir şekilde takip edebilmesini sağlamak amacıyla hayata geçirdiğimiz bu çalışma sayesinde doğum yardımı başvurusu onaylanan aileler ödeme bilgisine yine uygulama aracılığıyla ulaşabiliyor.”
“İlk Öğretmenim Ailem” mobil uygulaması, Google Play ve App Store üzerinden ücretsiz indirilebiliyor….

Reklam
17 Ağustos’un acısı dinmedi! Nail Erdinç, 26 yıldır enkazda kaybettiği oğlunu anıyor

17 Ağustos’un acısı dinmedi! Nail Erdinç, 26 yıldır enkazda kaybettiği oğlunu anıyor

17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de meydana gelen, merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi, büyüklüğü 7,4 olan, Kocaeli, Yalova, Sakarya, İstanbul ve Düzce’de yıkım yaratan Marmara Depremi’nde yakınlarını kaybeden ailelerin acıları tazeliğini koruyor.
İlginizi Çekebilir
ARADAN GEÇEN YILLAR DEPREMDE YİTİRDİĞİ OĞLUNA ÖZLEMİNİ ARTIRIYOR
O yıllarda Bolu’nun ilçesi olan Düzce merkeze bağlı Köprübaşı Ömerfendi köyünde seyyar dondurmacılık yapan 64 yaşındaki Nail Erdinç, depreme eşi ve 3 çocuğuyla yaşadığı 4 katlı müstakil aile apartmanında yakalandı.
Sarsıntının etkisiyle altında dondurma imalathanesinin yer aldığı bina tamamen yıkıldı. Depremde, en büyük oğlu 16 yaşındaki Ramazan Erdinç’i kaybeden baba Erdinç, eşi, kızı ve diğer oğluyla yakınları ve çevredekilerin yardımıyla enkazdan saatler sonra yaralı çıkarıldı.
“BEN CANIMI DEĞİL CANANIMI, EŞİMİ VE ÇOCUKLARIMI DÜŞÜNDÜM”
Erdinç, AA muhabirine, binanın 3. katına depremden 3,5 ay önce taşındıklarını, o gece diğer aile üyeleri henüz yerleşmediği için apartmanda kendilerinden başka kişinin kalmadığını söyledi.

O gece yaşadıklarını anlatan Erdinç, şöyle devam etti:
“O gece müthiş bir hava sıcaklığı vardı, camlar ve kapılar açıktı. Normal rutin yaşantımız, akşam yattık. Saat 03.00 gibi küçük oğlumun ağlamasıyla uyandık. Bu niye ağlıyor derken gümleme sesiyle beraber 3 saniyede yerle bir olduk. Tabii ben fazla bir şey hatırlayamıyorum çünkü enkazdaydık. Biz çıkmadık, bizi çıkardılar. Hastaneye götürdüler ama yavrularım nerede diye düşünüyordum. Ben canımı değil cananımı, eşimi ve çocuklarımı düşündüm. Bazı arkadaşlar gelmiş kepçelerle ama devamlı da artçılar olduğu için fazla yanaşamamışlar. Altta 4 tane var her an patlar yanabilir diye düşünmüşler. Kardeşim jeneratörü çalıştırmış. Jeneratörün sesinden bağırmalarımızı duyamamış. Sabah olunca bizi çıkarmışlar. Üzerimizde duvar varmış onu kıra kıra bizi çıkarmışlar.”
Bitcoin sonrası altcoinlerde boğa sinyali! En güçlü haber geldi
“OĞLUMUN YATTIĞI MEZARLIK EVİMİZİN KARŞISINDA”
Erdinç, depremde büyük oğlunu kaybettiğini öğrenince dünyasının başına yıkıldığını dile getirerek, “Yerle bir olduk, gözümüzü açtığımızda, evimiz, 4 araba, imalathane her şeyimizi kaybettik. Hepsinden öte evlat acısını Allah düşmanıma vermesin. Benim acım daha farklı, yuvam yıkılarak acıyı yaşadım.” dedi.
Zamanın hiçbir şeyi unutturmadığını anlatan Erdinç, şunları kaydetti:
“Oğlumun yattığı mezarlık evimizin karşısında zaten. Bu aradan geçen süre daha çok özlemini artırıyor. Akranlarına bakıyorsun 43, 44 yaşına gelmişler. ‘Benim oğlum da yaşasaydı böyle mi olacaktı’ diye düşünüyor insan. Benim arkadaşlarım torunlarını askere gönderdi. Ben de işte oğlumu böyle görünce içim yanıyor, parçalanıyor ama ne yapayım. Hesaptaki değil nasipteki oluyor. Allah kullarını imtihana sokar kimisini malından kimisini de canından eksilterek. Biz de imtihana tutulduk, Allah şefaatinden bizi mahrum eylemesin inşallah.”

3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı…

Borsa
1.001,29
TL
Dolar
1.000,00
TL
Euro
1.001,60
TL
Altın
990,53
TL
Borsa
964,44
TL
Dolar
1.003,81
TL
Euro
997,43
TL
Altın
980,92
TL
Borsa
886,66
TL
Dolar
1.017,42
TL
Euro
1.001,10
TL
Altın
983,87
TL
Borsa
1.027,08
TL
Dolar
1.188,10
TL
Euro
1.143,03
TL
Altın
1.153,43
TL
Reklam
Reklam