BIST 100
11.482,60 1,32%
DOLAR
50,1497 0,09%
EURO
55,9304 -0,72%
GRAM ALTIN
6.556,39 -0,60%
BITCOIN
75.865,00 0,06%
FAİZ
39,49 0,28%
GÜMÜŞ GRAM
83,81 0,09%
GBP/TRY
67,1077 -0,65%
EUR/USD
1,1143 -0,68%
BRENT PETROL
97,05 -0,34%
ÇEYREK ALTIN
10.719,70 -0,60%
İzmir Az Bulutlu
İzmir hava durumu
15 °
Reklam

EKONOMİ

Artanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • OZRDN 9,13 %▲ %10,00
  • BIOEN 12,33 %▲ %9,99
  • ISVEA 15,97 %▲ %9,99
  • KARCL 34,60 %▲ %9,98
  • GUNDG 72,15 %▲ %9,98

Azalanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • KARTN 115,20 %▼ %-10,00
  • TRHOL 113,50 %▼ %-9,99
  • OZATD 102,10 %▼ %-9,96
  • RALYH 6,18 %▼ %-9,91
  • SOKM 48,44 %▼ %-9,88

İşlem Görenler

Tümü
  • Hisse Hacim
  • ASELS 13.462.912.580,75
  • THYAO 12.543.258.296,00
  • YKBNK 9.718.677.363,32
  • AKBNK 8.690.714.363,95
  • TUPRS 8.118.700.350,00
Bitcoin
75.907 -0.28%
Ethereum
2.241,28 0.18%
Tether
0,999167 0.02%
Binance Coin
693,80 -0.05%
XRP
1,17 -2.57%
Solana
89,73 -0.34%
TRON
0,319352 0.38%
Dogecoin
0,071736 -0.73%
Cardano
0,182535 -1.60%
Dai
1 0.00%
Avalanche
8,26 -1.01%
Arbitrum B. USDT
0,999951 0.02%
Polygon B. USDT
1 0.05%
Wrapped Solana
98,97 -5.00%
Polygon PoS Bridged DAI (Polygon POS)
0,999531 -0.04%
Türkiye'de ilk itfaiyeci oldu! Bacaklarını kaybetti, işini bırakmadı

Türkiye’de ilk itfaiyeci oldu! Bacaklarını kaybetti, işini bırakmadı

İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri, ‘İtfaiyecilik Haftası’nı kutlarken, ömrünü mesleğe adayan Mümtaz Zarplı’nın mücadelesi dikkat çekiyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde görevli Mümtaz Zarplı, 2007 yılında iş kazası geçirdi. Yangın söndürme tüpü eğitimi sırasında meydana gelen patlama nedeniyle 2 bacağını kaybeden, evli ve 2 çocuk babası Mümtaz Zarplı, 1 yıl boyunca tedavi gördü. İki bacağına elektronik protez takılan Zarplı, ailesi, sevenleri ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle yeniden hayata tutundu.

Malulen emekli olduktan sonra engelli kadrosuyla yeniden mesleğine dönen Mümtaz Zarplı, Güzelbahçe İtfaiye Grubu santralinde görev yapıyor. Gelen ihbarları değerlendiren ve ekipleri olay yerine yönlendiren Zarplı, yaşadıklarına rağmen mesleğinden hiç kopmadı.

‘ZORLUK YAŞAYAN İTFAİYECİLER MESLEĞİNE SARILIYOR’
Fiziki olarak görevinden hiç emekli olmadığını, sadece görev yerinin değiştiğini vurgulayan Zarplı, tüm zorluklara rağmen hayata tutunup, mücadeleden vazgeçmediğini söyledi. Bunun kendisine özel bir durum olduğunu düşünmediğini aktaran Zarplı, “Herhangi bir zorluk yaşayan bir itfaiyeci arkadaşıma dönüp bakıyorsunuz, yine dört elle mesleğine sarılıyor. Çünkü işimizin böyle motive eden bir yanı var. İşin doğasından kaynaklı insana uzanmak, insana yardım etmek söz konusu ve ondan alınan haz ile alakalı bir durum. O duygudan kolay kolay vazgeçebileceğini düşünmüyorum. Mantıklı olan, akılcı olan bıraktığımız yerden devam etmek. Burası bir aile. Buradan kopmak kolay değil. Çünkü o birliktelik, aidiyet duygusunu bir kez edindiyseniz, vazgeçmek istemezsiniz. Herkesin böyle bir duyguyu tatmasını isterim” diye konuştu.
Haber Detay Görsel Slider
Bu yıl çok fazla yangın çıktığını, ekip arkadaşları gibi mücadele etmek için sahada olmayı çok istediğini dile getiren Zarplı, “İnsanın içinde hep bir özlem var. Hep olay yerinde olup müdahale etmek istiyorsunuz” ifadesini kullandı.
TEŞKİLATA ‘VAZİFE MALULÜ’ KAVRAMINI KAZANDIRDI
Mücadelesiyle, devletin kendisine ‘vazife malulü’ ünvanı verdiğini belirten Zarplı, şunları söyledi:
Alıntı Metni
‘ONDAN GÜÇ ALIYORUZ’
Zarplı’nın meslektaşları da kendisinden çok şey öğrendiklerini söyledi. 15 yıldır itfaiyede görev yapan itfaiye çavuşu Emrah Çeker, “Bize çok faydası oluyor. Dağcılık alanında tecrübeli. Bize bu alandaki deneyimlerini aktarıyor. Çok güçlü bir karakteri var. Umutsuzluğa kapıldığımız zaman ondan güç alıyoruz” diye konuştu.
‘TECRÜBELERİ YOL GÖSTERİYOR’
13 yıllık itfaiye personeli Hasan Cengiz Güneş ise 5 yıldır birlikte çalıştıkları Zarplı’yı birçok yönden örnek aldıklarını ifade ederek, “Mesleki deneyimlerini bize aktarıyor. Bu bizim için büyük bir nimet. Onun biriktirdiği tecrübeler bize yol gösteriyor. İyi ki var ve iyi ki bizimle. Bizim için büyük bir şans. Onunla çalıştığımız için çok mutluyuz” ifadelerini kullandı.
İtfaiyeye yeni başlayacak Serkan Yılmaz da “Yapacağımız iş riskli ve dikkat gerektiren bir alan. O nedenle Mümtaz ağabeyi ilk gördüğüm zaman biraz endişelendim. Ama onun tecrübelerinin bizi besleyeceğine inanıyorum. Olaya gitmeden önce kendi can güvenliğimizi sağlamamız için bizi uyarıyor. Çünkü biz kendi can güvenliğimizi sağlayamazsak kimseye yardımcı olamayız” dedi….

Reklam
Rize'deki sel felaketinde son durum ne? Vali Baydaş'tan açıklama

Rize’deki sel felaketinde son durum ne? Vali Baydaş’tan açıklama

Can kaybının olmadığını, ekiplerin bölgede çalışmalarına devam ettiğini ve vatandaşların tahliye işlemlerinin sürdüğünü açıklayan Baydaş, “Burada bir koordinasyon toplantısı yapacağız. Buradan ayrıldıktan sonra da il geneli ile bir toplantı yapacağız. Allah afetten memleketimizi, milletimizi muhafaza etsin. Can kaybının yaşanmaması en büyük tesellimizdir. Bu manada tedbir alan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Doğu Karadeniz sele teslim! Sabaha karşı köprü çöktü, Meteoroloji’den yeni uyarı geldi
‘2 KÖPRÜMÜZDE SIKINTI VAR’
Baydaş Bağdai, “Dere kenarında olan yapılar var. Özellikle Fırtına Deresi içerisinde sürüklenen ve tahrip olan yerler var. Yolunda tahrip olduğunu gördük. 2 köprümüzde sıkıntı var. Bunlar köylerin bağlantı yollarını sağlayan köprüler. Bunların alternatiflerini işletiyoruz. Can kaybı yok ise devletimiz büyüktür. Fiziki tahribatları el birliği ile gidereceğiz. Şu an acil olan işlerimizden biri; Ayder Yaylası’na konaklayan vatandaşlarımız. Herhangi bir hayati problem yok. Orada gerekli tedbirleri alıyoruz. Karayolları Bölge Müdürlüğümüz gerekli incelemeleri yapıyor. Onlarla toplantı yapacağız. İkizdere’de yolla ilgili problemimiz var. Mümkün olan en kısa sürede yolu açmamız lazım. Yağış devam ederken, dere rejimini korurken oradaki müdahalede zorlanıyoruz. İnşallah hızlı bir sürede ulaşmamız gereken yerlere ulaşacağız” dedi.

‘YER YER 150-175 KİLOGRAM YAĞIŞ ALDIK’
Geceden beri çokça tahliyeler yapıldığını kaydeden Vali Baydaş, “Yer yer 150-175 kilogram yağış aldık. Bazı yerlerde 200 kilogram yağış oldu. Yarın öğlene kadar da Meteorolojinin belirlediği veri, 100 kilogram civarında bir yağış. Şehrimiz ülkenin en fazla yağış alan ili. 2 bin 500 kilogram metrekareye yıllık yağış ortalaması var. Altyapımız yağışı belli oranda absorbe etmeye müsait ama bir anda çok kısa bir süre içerisinde çok yoğun yağış aldığımız zaman birtakım tahribatlar meydana gelebiliyor. Birbirini zincirleme olarak etkileyebiliyor. En büyük tesellimiz, mutluluğumuz bir can kaybı yaşamamış olmamız. Yaralılarımız var. Allah sağlık sıhhat versin. Can kaybı olmadığı sürece fiziki hasar ve tahribatın tamamı devletimizin imkanları ile düzeltilecektir. Geceden beri çokça tahliyeler yaptık. Fındıklı’da ana deremiz yükselmişti. Sabaha karşı taşkın riskine karşı orada uyarılarda bulunduk. Çok şükür taşmadı. Hem burada hem Fındıklı’da hem İkizdere’de dereye yakın, riskli ve heyelan sahası olabileceğini değerlendirdiğimiz yerlerde çokça tahliye yaptık. Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız, Gençlik ve Spor Bakanımız, İçişleri Bakanımız ve AFAD Başkanımız ile görüştük. Her biri konuyla ilgililer. Öğleden sonra onlarla da sahayı gezeceğiz. Devletimiz bütün imkanları ile inşallah gereğini yerine getirecektir. Vatandaşlarımız müsterih olsun. Sadece yarın öğlene kadar dikkatimizi, teyakkuzumuzu muhafaza edelim” diye konuştu….

Sağlık Bakanlığı'ndan çocuklarda kullanılan yüz boyalarına karşı uyarı

Sağlık Bakanlığı’ndan çocuklarda kullanılan yüz boyalarına karşı uyarı

Türkiye’de kozmetik ürünlerinin bildiriminden piyasadaki denetimine kadar süreçlerin dünya standartlarına uygun yürütüldüğünü belirten Ayar, Avrupa kozmetik mevzuatının Türkiye’de de benimsendiğini ifade etti.
Ayar, “Avrupa mevzuatının uygulanması, halk sağlığı açısından büyük bir avantaj sağlıyor. Kozmetiklerde kullanılan ham maddelerin güvenliği esastır, yasaklı ürün listeleri ve belirli miktarlarda kullanılmasına izin verilen maddeler sürekli güncellenmektedir. Denetimlerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.” dedi.
Çocuk kozmetiğiyle ilgili dünyanın yeni trendle karşı karşıya olduğuna işaret eden Ayar, şunları söyledi:
“Yakın bir zamanda yapılan araştırmada çocuklar arasında çok erken yaşlarda kozmetik kullanımının bir patlama gösterdiği tespit edilmiştir. Bunun sebepleri arasında sosyal medyanın yaygın kullanımı, özelikle de TikTok’ta 7 ile 18 yaş arasındaki çocukların videolar yayımladığı ve bu videolarda kendi üzerlerinde gerçekleştirdikleri kozmetik kullanımında 21 farklı içerikli madde kullandıkları tespit edildi. Bu durum, kurumumuzun da dikkat etmesi gereken bir aciliyeti ortaya koymaktadır.”
II. Dünya Savaşı’nda Muğla neden bombalandı? 100 km’lik ‘hata’: ‘İngiltere’nin krom mesajı’
“ÇOCUKLARIN KOZMETİK KULLANIMINA İHTİYACI YOK”
Ayar, çocukların kozmetik kullanımına ihtiyacının olmadığını vurgulayarak, derilerinin henüz gelişim aşamasında olduğuna dikkati çekti.
“Yetişkinler için olan kozmetiklerin kullanılması, deri yüzeyinden kan dolaşımına kadar kimyasal maddelerin geçme riskini artırmakta, bütün vücut organlarına dağılmasına sebep olmaktadır.” diyen Ayar, şu uyarılarda bulundu:
“Kozmetik ürünlerinin içerisindeki kimyasal maddelerin bir kısmı alerji başta olmak üzere toksiktir. Alerji, bunlar arasında ise en masum olanıdır çünkü hemen ortaya çıkan bir yan etkidir. Deride kızarıklık, kaşıntı, egzama benzeri bulgulara sebep olmakta. Asıl büyük tehlike, kan dolaşımına karışarak vücudun farklı bölgelerine gitmeleri ve tekrarlanan kullanım sonucunda uzun süreli etkileri ortaya çıkarmasıdır.”
Ayar, kozmetik ürünlerinin arasında sinir sistemine, üreme sağlığına zarar verebilen maddelerin bulunabileceğine dikkati çekerek, “Kozmetiklerin içerisinde bulunan kimyasalların Sağlık Bakanlığı TİTCK onaylı olsalar dahi erişkinler için tasarlanan bu ürünlerin erkenden kullanılması, bugün bilim dünyasının öngöremediği büyük riskleri de beraberinde getirmektedir.” dedi.
“600 BİN TL İDARİ PARA CEZASI İLE YÜZLEŞECEKLER”
TİTCK’nin yıl içinde yaptığı denetimlere de değinen Ayar, “Yapılan denetimler, ürünün öncelikle kuruma bildiriminin yapılıp kayıtlı bir ürün olup olmadığını kapsamaktadır. Kayıtlı ürünlerin de içerik analizleri yapılmaktadır. Bu yıl içerisinde kurumumuza bağlı Kozmetik Denetleme Dairesi, 197 ürünü denetlemiştir. 197 ürünün 190’ında hata tespit edilmiştir. Hatalı bu ürünlerle alakalı firmalardan savunma istenmiştir. Eğer bu savunmanın sonucunda hataları tespit edilirse ürün bazlı olarak 600 bin Türk Lirası para cezası ile yüzleşeceklerdir.” bilgisini verdi.
Bunun yanında uygunsuz ürünlerin toplatılması ve geri çekilmesi uygulamalarının da yapıldığını anlatan Ayar, “Özellikle üreticilerin buna dikkat etmeleri, mevzuata uygun ürünleri pazara sürmeleri, mevzuata aykırı ürün pazara sürmeleri durumunda ürün bazında 600 bin TL para cezası ile yüzleşeceklerini bilsinler.” dedi.
Doğu Karadeniz sele teslim! Sabaha karşı köprü çöktü, Meteoroloji’den yeni uyarı geldi

“TAHRİŞ ETMEYEN YÜZ TEMİZLEYİCİ, NEMLENDİRİCİ VE GÜNEŞ KREMLERİYLE SINIRLI KALMALIDIRLAR”
TİTCK Başkanı Ayar, sosyal medyanın özendirici olduğunu, bu konuda özellikle ailelere önemli görev düştüğünü belirtti.
“Erişkinler için gerekli kozmetikler, çocuklar için gerekli değildir.” diyen Ayar, şunları söyledi:
“Kırışıklık, yaşlanmayı önlemek orta yaştan itibaren toplumun bütün kesimlerinin kaygıları arasında yer almakta ve kozmetik kullanımı gerçekleşmektedir. Çocuklarda henüz bir yaşlanma söz konusu değildir. Gelişme, olgunlaşma derinin normalinin ortaya çıkması esnasında kullanılacak kozmetik ürünler, normal gelişime zarar vermektedir. Tahriş etmeyen yüz temizleyicileri, nemlendiriciler ve güneş kremleri ile sınırlı kalmalıdırlar.”
“YÜZ BOYALARI, GÜVENLİK TESTİNDEN GEÇMEYEN ÜRÜNLER”
Ayar, yüz boyaları gibi ürünlerin son yıllarda çocuklarda fazla kullanıldığına dikkati çekti.
“Çizgi film karakterlerinin bazı simgelerinin deriye uygulanması son derece tehlikelidir. Bunların üretimiyle alakalı standartlar maalesef yoktur.” uyarısında bulunan Ayar, şunları kaydetti:
“Yapılan bilimsel araştırmalarda özellikle geçici çıkartma dediğimiz uygulamalarda alerjenler ve diğer kimyasallar yanında ağır metallerin de olduğu tespit edilmiştir. Ailelerin dikkat etmesi, uzak durulması gerekmektedir. Ürün ham maddesi bakımından en riskli kesim, yüz boyamaları olarak kullanılan ürünler. Avrupa topluluğunun kozmetik üretim listesinde yer almamaktadır. Bu ürünlerin bir arada deriye uygulandığını test eden ve bunların güvenliğini ortaya koyan hiçbir mekanizma yoktur.
Çocukların yüz boyaları kozmetik sınıfına girmekle birlikte üretim aşamasında herhangi bir güvenlik testinden geçmeyen ürünler. Maliyeti düşürmek üzere en riskli kimyasalların kullanıldığı ürünler sınıfındadır. Kozmetikle alakalı bildirimi yapılan ürünleri kurumumuz kaydediyor ve kozmetik olarak listeliyor. Kozmetik amaçla üretilmeyen bu ürünlerin onaylanması da denetlenmesi de normal kozmetik yönetmeliğiyle mümkün değildir. Denetlenmeyen alanlar, en yüksek riski ortaya koymaktadır. Yasaklar önemli ve gereklidir ama çocukların ve ailelerin bilinçlenmesi, bu konuda özendirmemeleri daha önemlidir.”…

Babasından öğrendi! Gün batarken başlıyor, doğarken işi bitiyor: Ayda 200 bin lira kazanıyor

Babasından öğrendi! Gün batarken başlıyor, doğarken işi bitiyor: Ayda 200 bin lira kazanıyor

Çemişgezek ilçesinde Keban Baraj Gölü’nde çocuk yaşta başladığı balıkçılığı sürdüren Onur Ulaş Demir, kavurucu sıcakta günün büyük kısmını teknede geçirerek balık avlıyor.

Babasıyla başladığı işi onun ölümünden sonra tek başına devam ettiren Demir, sabahın erken saatleri ile gece vakitlerinde 2 bin metrelik ağlarını göle bırakıyor.
Düğünde halay başı kavgası: Direkt boğazımı tuttu

Günler süren çalışmada Demir, aynalı sazan, turna, alabalık, karabalık, şabut, pullu ve küpeli sazanları yakalıyor.
Evinde öyle bir iş kurdu ki paraya para demiyor: Taleplere yetişemiyorum

Balıkları kilosu 90 liradan Elazığ ve Tunceli’deki kooperatiflere satan Demir, aylık giderlerini düştükten sonra yaklaşık 200 bin lira gelir elde ediyor.

‘SUYUN ÜSTÜNE ÇIKINCA KENDİMİ ÖZGÜR HİSSEDİYORUM’
Onur Ulaş Demir, “Çocuk yaşta başladım bu mesleğe. Babamla birlikte yıllarca devam ettik. Babam vefat edince tek başıma yapmaya başladım. Tekneyi, balığı çok seviyorum. Suyun üstüne çıkınca kendimi özgür hissediyorum. Balıkçılık, gerçekten benim için çok özel ve güzel. Çok severek yaptığım bir meslek. Gün batmaya yakın, gün morluğunda tekneyle gezip, ağları suya atıyoruz. Sonra akşam teknede yatıyoruz. Sabah, gün doğmadan ağları çekip, saat 9-10 gibi balığı müteahhite teslim ediyoruz, balıkçı toptancısına. Oradan da Diyarbakır’a, Diyarbakır’dan da Irak’a kadar bu balığımız ihraç oluyor. Türkiye’de birçok restoranda da dağıtılıyor. Genellikle 2 bin metreye yakın ağ seriyoruz günlük. Ortalama 150 kilo balık çıkıyor. Kazancı bize yetiyor şu durumda. Geçen sene 95 lira giden balık şu an 90 lira. Geçen senenin fiyatını bulmadı ama umut ediyoruz. İnşallah daha iyi fiyatlara gidecek. Balığın kilosu bu ayın 15’ine kadar 60’tan gidiyordu, şimdi 90 oldu. Aylık 150-200 bin arası balıktan bir para kazanıyoruz. Kışın bu rakamlar düşüyor, yazın artıyor” dedi. (DHA)
…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu'nda yine Filistin'in sesi olacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu’nda yine Filistin’in sesi olacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, başbakanlık döneminden bu yana katıldığı BM toplantılarında İsrail’in Filistin’deki soykırımını dünya gündemine taşıyarak, Filistin’in sesi oldu.
Bu toplantılarda uluslararası toplumu İsrail’in zulmüne karşı birlikte hareket etmeye çağıran Erdoğan, sık sık çözümün 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve mütecanis topraklara sahip bir Filistin devletinin bir an önce kurulması olduğunu vurguladı.
Erdoğan, başbakan olarak katıldığı 2007’deki 62. Genel Kurul hitabında, Türkiye’nin bulunduğu bölgedeki en önemli istikrarsızlık kaynaklarından birini, Orta Doğu sorununun oluşturduğunu ifade etti.
BM haftası çok şeye gebe
Bölge geneli ve ötesinde yansımaları olan Filistin sorununu, Orta Doğu ihtilafının odağındaki temel mesele olarak gördüklerini söyleyen Erdoğan, Filistin sorunuyla mücadelenin, sadece bölgede değil, bölge dışındaki ülkelerin de el birliğiyle çözülmesi gereken bir mücadele olduğunu kaydetti.
Filistin’in kendi içinde yaşanan siyasi ayrışma ile durumun daha da zorlu bir hal aldığını vurgulayan Erdoğan, “Filistin sorununa kalıcı bir siyasi çözüm ve İsrail ile iki devlet vizyonuna dayalı kapsamlı bir barış, bölge için olduğu kadar küresel istikrar için de büyük önem taşımaktadır. İsrail-Filistin ihtilafının çözümünün bölgedeki diğer sorunların halli yönünde de olumlu etki yapacağına inanıyoruz. Barış Süreci’nin canlandırılması yönündeki çabalarda taraflara her türlü desteği vermeye ve düzenlenmesi öngörülen uluslararası toplantıya katkıda bulunmaya hazırız.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, 2009’daki 64. Genel Kurul hitabında da Türkiye olarak üzerinde hassasiyetle durdukları bölgesel meselelerden birinin Filistin-İsrail ihtilafı olduğunu vurguladı. İki devletli çözümü dünya barışının vazgeçilmez şartı olarak gördüklerinin altını çizen Erdoğan, “Türkiye, Filistin halkının her zaman yanında olmuş ve bundan böyle de olmaya devam edecektir.” mesajını verdi.
Gazze’de insanların çadırlarda yaşadığını, içilecek su bulamadığını vurgulayan Erdoğan, “Bu tabloya karşı biz insani görevimizi yapıyor muyuz? Acaba BM ne yapabiliyor veya Güvenlik Konseyi ne yapabiliyor? Böyle bir yaptırım gücü var mı yok mu? Bunun üzerinde özellikle hassasiyetle durmamız gerekiyor. Gazze için verilen sözler tutulmadı.” dedi.
Gazze’deki yaşamın normalleşmesini istediklerini aktaran Erdoğan, “Filistin sorunu, sadece bir tarafın talepleri esas alınarak çözülemez. İsrail’in güvenliği kadar Filistinlilerin güvenliği de önemlidir. İsrail’in istikrar talebi kadar Filistin halkının özgürlük ve barış talebi de meşrudur.” diye konuştu.

“VİCDANİ SORUMLULUĞUMUZDUR”
Bölge ve dünya barışının önündeki en büyük engellerden biri olan Filistin sorununun çözümünün, ancak herkese adil ve eşit muamele edilmesi halinde mümkün olacağını ifade eden Erdoğan, “Gazze’deki insanlık dramının sona erdirilerek kalıcı huzur ortamının tesisi, insani ve vicdani sorumluluğumuzdur.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan TEKNOFEST’te önemli mesaj: Kudüs’e ait tek bir çakıl taşını dahi vermeyiz
Uluslararası toplumun konuya ilgi ve hassasiyetini kaybetmemesinin, sorunun çözümü yönündeki çabalara yeni bir ivme kazandırmasında son derecede önemli olduğunu belirten Erdoğan, “İlgili tüm tarafları, bu soruna kayıtsız kalmamaya, yeni acılar yaşanmasına göz yummamaya çağırıyoruz.” diye konuştu.
Erdoğan, 2011’deki 66. Genel Kurul konuşmasında Filistin-İsrail ihtilafının çözülememesinin, aksine her defasında hak ve hukukun siyasi dengeler uğruna heba edilmesinin, uluslararası adalet duygusuna vurulan en büyük darbe olduğunu vurguladı ve BM çatısı altında alınan fakat İsrail’in hiçe saydığı yüzlerce karar olduğunu söyledi.
BM’nin Filistin halkının yaşadığı insanlık dramının sona ermesini sağlayacak hiçbir adımı atamayacak kadar aciz kaldığını dile getiren Erdoğan, “Acaba, BM Güvenlik Konseyi farklı ülkeler için bu tür yaptırım kararları aldığı zaman bu kararlara uymayanlara aynen İsrail’e uyguladığı gibi sessiz mi kalıyor?” diye sordu.
Erdoğan ayrıca, “Rahatlıkla fosfor bombasını kullanan İsrail, atom bombasını bulunduran İsrail, buna karşı bir yaptırım yok ama çevrede böyle bir havayı hissettikleri anda nasıl yaptırım yaparız bunun gayreti içerisine giriliyor. Adalet bu mu, bu sorulmaz mı?” ifadelerini kullandı.
Filistin topraklarının işgal altında olduğunu belirten Erdoğan, şunları söyledi:
“Orantısız güç kullanan İsrail’dir ama yaptırım uygulanmayan yine İsrail’dir. İşgal altındaki Filistin topraklarında uluslararası toplumun tüm çağrılarına karşı devam eden yasa dışı yerleşimler ile Gazze’ye yönelik abluka bu kapsamda en öne çıkan iki husustur. Soruyorum; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde herhangi bir toplumu uluslararası ilişkilerden veya insani münasebetlerden tecrit etmek veya soyutlamak gibi bir şey var mıdır? Benim okuduğum İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde böyle bir şey yok. Bir sandık domatesi Filistin’e sokmak isterseniz İsrail’in iznine tabisiniz ben bunu insani olarak görmüyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ‘Trump’la görüşme’ mesajı
“İSRAİL’İ BARIŞ İÇİN ZORLAMAK GEREKMEKTEDİR”
Meselenin sadece basit bir “güvenlik için barış” denklemi olmadığını kaydeden Erdoğan, “Orta Doğu’da yeşermeye başlayan yeni siyasi ve beşeri coğrafyayı doğru okuyarak, sürekli bir çatışma ve ihtilaf halini sürdürmenin artık mümkün olamayacağını görmeniz gerekmektedir. Uluslararası toplum olarak BM kuruluş gayesi olan uluslararası barış ve güvenliğin tesisi idealine inanıyorsak, İsrail’i, bu ülkeyi yönetenlere rağmen barış için zorlamak, bu ülkeye hukukun üstünde olmadığını açık bir şekilde göstermek gerekmektedir.” dedi.
“TÜRKİYE’NİN FİLİSTİN DEVLETİ’NİN TANINMASINA DESTEĞİ KOŞULSUZDUR”
Erdoğan, bu doğrultuda atılması gereken en önemli adımlardan birinin, Filistin halkının devlet olarak tanınma yönündeki haklı talebinin karşılanması ve Filistin Devleti’nin temsilcilerinin de bu yüce kurulda BM üyesi olarak hak ettiği yeri alması olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Aslında BM, 1947’de 181 sayılı kararla Filistin’i devlet olarak ilan etmişti ama ne yazık ki bu uygulamaya konulmadı. Türkiye’nin Filistin Devleti’nin tanınmasına desteği koşulsuzdur. Türkiye, Orta Doğu coğrafyasında barışın hakim kılınması için her türlü çabayı sarf etmeye hazırdır. Bu bağlamda Arap-İsrail ihtilafının çözüme kavuşturulması, Filistin Devleti’nin tanınması, Filistinliler arası iç uzlaşmanın sağlanması, Gazze halkının maruz kaldığı gayri hukuki ablukanın kaldırılması için bundan böyle de aktif tutum izlemeye devam edecektir.”
Erdoğan, konuşmasında “Bu kürsüden özellikle vurgulamak istiyorum; İsrail halkı ile sorunumuz yoktur. Sorun, şimdiki İsrail hükümetinin saldırgan politikalarından kaynaklanmaktadır.” vurgusunu da yaptı.
“İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM”
Erdoğan, cumhurbaşkanı sıfatıyla ilk kez 2014’te hitap ettiği BM 69. Genel Kurul hitabında da Filistin sorununu dünya gündemine taşıdı. Sorunun, bölgedeki birçok meselenin temel kaynağı olduğunun altını çizen Erdoğan, “Filistin’de iki-devletli çözümün derhal hayata geçirilmesi, Gazze üzerindeki ablukanın kaldırılması ve İsrail’in yanında bağımsız ve sürdürülebilir bir Filistin devletinin kurulması, siyasi, insani ve ahlaki bir zorunluluktur.” ifadelerini kullandı.
BM kürsüsünde iki devletli çözüm konusunun konuşulduğunu ancak adım atılmadığını vurgulayan Erdoğan, “Konuşmak yetmez. Artık icraata ihtiyacımız var. Artık icra zamanıdır.” dedi.
Erdoğan ile Trump 25 Eylül’de Beyaz Saray’da görüşecek
“DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR”
Erdoğan, küresel sorunlar için BM’yi göreve çağırarak, “Daha fazla gecikmeden, daha fazla masum insan hayatını kaybetmeden, küresel vicdan daha fazla yaralanmadan, BM sorunlara ağırlığını koymalıdır. Altını çizerek ifade etmek isterim ki, dünya, 5’ten büyüktür. BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi 5 ülkenin, dünya gerçekleriyle bağdaşmayacak şekilde BM’yi etkisiz hale getirmesi, küresel vicdanın kabul edebileceği bir durum değildir.” çıkışını yaptı.
Kararların bir ülkenin iki dudağı arasında kalabildiğini kaydeden Erdoğan “Filistin’de sadece birkaç ay içinde 2 binden fazla masum insan katledilirken BM beklenen çözümü üretememiştir. Suriye’de 4 yıldır 200 binden fazla kişi katledilirken, 9 milyona yakın insan yer değiştirirken, BM yine etkili çözümler sunamamıştır.” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2016’daki BM 71. Genel Kurul hitabında, Filistin halkına iki devletli çözüm temelinde başkenti Doğu Kudüs olan her bir Filistinli için bir huzur kaynağı olacak hür bir Filistin’de yaşama imkanı tanınmasının uluslararası toplumun Filistinli çocuklara bir borcu olduğunu söyledi.
“ULUSLARARASI TOPLUMU FİLİSTİN DEVLETİ’NE DESTEK OLMAYA DAVET EDİYORUM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2017’deki BM 72. Genel Kurul hitabında da barış sürecinin devamının ancak İsrail’in yasa dışı yerleşim faaliyetlerini derhal durdurması ve 2 devletli çözüm doğrultusunda adımlar atmasıyla mümkün olduğunu vurguladı. Erdoğan, “Bu çerçevede, uluslararası toplumu Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Gazze’deki Filistinli kardeşlerimize, bağımsız ve coğrafi bütünlüğe sahip Filistin Devleti mücadelelerinde destek olmaya davet ediyorum.” dedi.
Erdoğan, 2018’deki BM 73. Genel Kurul hitabında geçmişte Bosna’da, Ruanda’da, Somali’de, yakın tarihte Myanmar’da halen Filistin’de yapılan katliamların hep BM Güvenlik Konseyi’nin gözü önünde gerçekleştiğine dikkati çekerek, “Filistinlilere uygulanan zulme ses çıkartmayanların, onlara yapılan yardımları kısma konusundaki gayretleri sadece zalimlerin cesaretini artırmaktadır. Tüm dünya arkasını dönse bile Türkiye olarak biz, mazlum Filistinlilerin yanında yer almaya, ilk kıblemiz Kudüs’ün tarihi ve hukuki statüsüne sahip çıkmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019’daki BM 74. Genel Kurulu’nda ise dünyada adaletsizliğin en çok yaşandığı yerlerden birinin, İsrail işgali altındaki Filistin toprakları olduğuna dikkati çekerek, “Daha birkaç gün önce sokaktaki masum bir Filistinli kadının İsrail güvenlik güçleri tarafından alçakça öldürüldüğü görüntüler bile vicdanları harekete geçiremiyorsa artık sözün bittiği yerdeyiz demektir.” ifadesini kullandı.
HARİTALARLA ANLATTI
Bölgeye ilişkin haritaları gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Merak ediyorum bu İsrail neresidir, acaba bu İsrail’in toprakları nereleri kapsıyor, 1947’de İsrail neresiydi, bunun ardından acaba 1949, 1967’de İsrail neresiydi ve şu anda İsrail neresi?” diye sordu ve sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sene 1947, neredeyse burada İsrail yok gibi, tamamı Filistin… Sene 1947 paylaşım planı var ve Filistin küçülüyor, İsrail büyüyor. Geliyorum 1967’ye, 1949’la birlikte İsrail büyüyor, Filistin küçülüyor. Geliyorum bugüne, güncel durum şu an artık adeta Filistin yok, neredeyse tamamına yakını İsrail. İsrail doyuyor mu, hayır doymuyor. İsrail şimdi de kalanını almanın gayreti içerisinde. Peki Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, Birlemiş Milletler’in İsrail ile almış olduğu bunca karar var, bu kararlar uygulamaya geçiyor mu, hayır geçmiyor. Peki o zaman Birlemiş Milletler ne işe yarıyor. O zaman bu çatının altında bizler, aldığımız kararlarla tesirli olamıyorsak adalet nerede temerküz edecek? İşte sıkıntımız burada.”
“İSRAİL’İN SINIRLARI NERESİDİR”
Kudüs konusunda Türkiye’nin tavrının net olduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
“Çözüm, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve mütecanis topraklara sahip bir Filistin devletinin bir an önce kurulmasıdır. Bunun dışındaki herhangi bir barış planının adil olma, kabul edilme ve uygulanma şansı yoktur. BM kürsüsünden soruyorum: İsrail devletinin sınırları neresidir? 1948 sınırları mıdır, 1967 sınırları mıdır, yoksa daha başka bir sınırı mı vardır? Tıpkı işgal edilen diğer Filistin toprakları gibi Golan Tepeleri ve Batı Şeria’daki yerleşim yerleri bu devletin sınırları içinde değilse nasıl oluyor da dünyanın gözü önünde gasbedilebiliyor?”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronavirüs salgını nedeniyle video konferans ile katıldığı 2020’deki BM 75. Genel Kurulu’nda da insanlığın kanayan yarası olan Filistin’deki işgal ve zulüm düzeninin, vicdanları acıtmaya devam ettiğinin altını çizerek, şunları söyledi:
“Türkiye olarak Filistin halkının rıza göstermediği hiçbir plana destek vermeyeceğiz. Kimi bölge ülkelerinin bu oyuna ortak olması, İsrail’in temel uluslararası parametreleri aşındırma çabalarına hizmet etmenin ötesinde anlam taşımıyor. BM kararları ve uluslararası hukukun hilafına Kudüs’te Büyükelçilik açma niyetini beyan eden ülkeler, bu tavırlarıyla sadece ihtilafın daha da çetrefil hale gelmesine hizmet ediyor.”
İSRAİL BÜYÜKELÇİSİ SALONU TERK ETTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hitabında İsrail’e yönelik eleştirileri, İsrail Büyükelçisi’ne salonu terk ettirdi. İsrail’in BM Daimi Temsilcisi Gilad Erdan, Cumhurbaşkanı Erdoğan İsrail’in Filistin’e yönelik “baskı, şiddet ve yıldırma politikalarından” bahsederken salondan ayrıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021’deki BM 76. Genel Kurulu’nda da Filistin halkına yönelik zulüm sürdükçe, Orta Doğu’nun kalıcı barış ve istikrara kavuşmasının mümkün olmadığını vurguladı. Erdoğan, “Bunun için işgal, ilhak ve yasa dışı yerleşim politikalarına mutlaka ve derhal son verilmelidir. Kudüs’ün 1947 tarihli BM kararına dayanan uluslararası statüsüne, Harem-i Şerif’in mahremiyetine ve Filistin halkının haklarına yönelik ihlallere karşı durmayı sürdüreceğiz.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1967 sınırları temelinde, özellikle başkenti Kudüs olan, bağımsız ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin Devleti’nin kurulmasının, öncelikli hedefleri arasındaki yerini koruduğunu söyledi.
Erdoğan, 2022’deki BM 77. Genel Kurulu hitabında da Orta Doğu coğrafyasında kalıcı barış ve istikrarın tesisi açısından sona erdirilmesini gerekli gördükleri İsrail-Filistin ihtilafında, iki devletli çözüm vizyonuna güçlü destek verdiklerinin altını çizerek, “Kudüs’ün tarihi ve kültürel kimliği ile Harem-i Şerif’in kutsiyetine saygı gösterilmesi, işgal altındaki topraklardaki yasa dışı yerleşim faaliyetlerinin durdurulması, Filistinlilerin can ve mal güvenliğinin sağlanması şarttır.” ifadelerini kullandı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023’teki BM 78. Genel Kurulu hitabında da “Filistin halkını ve devletini, uluslararası hukuk temelinde meşru haklarına kavuşması yolunda verdikleri mücadelede desteklemeyi sürdüreceğiz.” dedi. Erdoğan ayrıca, “Bir kez daha tekrarlayacak olursak, 1967 sınırları temelinde bağımsız ve coğrafi bütünlüğü haiz bir Filistin devleti hayata geçirilmeden, İsrail’in de aradığı huzuru ve güveni bulabilmesi zordur. Bu çerçevede, Kudüs’ün, özellikle de Harem-i Şerif’in tarihi konumuna saygı gösterilmesinin takipçisi olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
“FİLİSTİN HALKINI VE DEVLETİNİ, DESTEKLEMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yılki BM 79. Genel Kurulu hitabında ise Filistin halkını ve devletini, uluslararası hukuk temelinde meşru haklarına kavuşması yolunda verdikleri mücadelede desteklemeyi sürdüreceklerini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzun mücadeleler neticesinde dost ve kardeş Filistin’in temsilcisini üye ülkeler arasında hak ettiği yerde görmekten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, “Atılan bu tarihi adımın, Filistin’in BM üyeliğine giden yolda artık son dönemeç olmasını temenni ediyorum. Filistin’i tanımayan diğer devletleri, bu kritik dönemde tarihin doğru tarafında yer alarak Filistin devletini bir an evvel tanımaya davet ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Uluslararası barış ve güvenliğin imtiyazlı 5 ülkenin keyfine bırakılmayacak kadar önemli olduğuna şahitlik edildiğini belirten Erdoğan, bunun en dramatik örneğinin Gazze’de devam eden katliam olduğunu vurguladı. Erdoğan, şunları söyledi:
“Ey insan hakları örgütleri, Gazze’dekiler, Batı Şeria’dakiler insan değil mi? Filistin’deki çocukların okuma, yaşama, sokakta oynama hakkı yok mu? Ey uluslararası basın kuruluşları, İsrail’in canlı yayında katlettiği, ofislerini bastığı gazeteciler, sizin meslektaşınız değil mi? Ey BM Güvenlik Konseyi, Gazze soykırımının önüne geçmek, bu zulme, bu barbarlığa ‘dur’ demek için daha neyi bekliyorsunuz? Filistin halkıyla birlikte kendi vatandaşlarının canını tehlikeye atan, siyasi ikbali için tüm bölgeyi savaşa sürükleyen katliam şebekesini durdurmak için daha neyi bekliyorsunuz? Ey İsrail’e kayıtsız şartsız destek verenler, bu katliamı seyretmenin, bu vahşete ortak olmanın utancını daha ne kadar taşıyacaksınız?”
Filistin’de yaşananların çok büyük bir ahlaki çöküşün göstergesi olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“İsrail yönetimi, temel insan haklarını hiçe sayarak, bir millete, bir halka karşı etnik temizlik, apaçık bir soykırım uygulamakta, topraklarını adım adım işgal etmektedir. Özgürlüğü, bağımsızlığı, en temel hakları gasbedilen Filistinliler ise son derece haklı bir biçimde, bu işgale, bu etnik temizlik faaliyetlerine karşı meşru direniş haklarını kullanmaktadır. Filistin halkının topraklarını işgal edenlere karşı sergilediği haklı direniş, gayrimeşru gösterilemeyecek kadar asildir, onurludur, kahramancadır.”
“SAMİMİYETSİZLİKTİR”
İsrail’in, Filistin halkına yönelik saldırganlığının tek nedeninin bir avuç ülkenin İsrail’e olan kayıtsız-şartsız desteği olduğunu dile getiren Erdoğan, “İsrail üzerinde etki sahibi ülkeler ‘tavşana kaç, tazıya tut’ politikasıyla bu katliama açıkça ortak oluyor. Sahne önünde güya ateşkes için uğraşanlar, arka planda katliamlarını sürdürebilmesi için İsrail’e silah ve mühimmat göndermeye devam ediyor. Bu, tutarsızlık ve samimiyetsizliktir.” değerlendirmesinde bulundu.
“ZORLAYICI TEDBİRLER GÜNDEME ALINMALI”
İsrail’in oyalama ve aldatma hamlelerine daha fazla prim verilmemesi gerektiğinin altını çizen Erdoğan, şöyle konuştu:
“2735 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının uygulanmadığı bir ortamda, İsrail’e yönelik zorlayıcı tedbirler gündeme alınmalıdır. İsrail’in tutumu bir kez daha göstermiştir ki, uluslararası toplumun Filistinli sivillere yönelik bir koruma mekanizması geliştirmesi zaruridir. Bundan 70 sene önce nasıl Hitler, insanlığın ittifakıyla durdurulmuşsa, Netanyahu ve cinayet şebekesi de insanlığın ittifakıyla durdurulmalıdır.”
Türkiye’nin, Gazze’ye en fazla yardım gönderen ülke konumunda olduğunu belirten Erdoğan, “Aynı şekilde İsrail’le olan ticari işlemleri durdurarak, bu konudaki hassasiyetimizi ortaya koyduk. İsrail’in son günlerde saldırılarını artırdığı Lübnan halkının ve hükümetinin de yanındayız.” dedi.
Erdoğan ayrıca, İsrail’in işlediği suçların cezasız kalmaması için Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından Uluslararası Adalet Divanı’nda açılan davayı desteklediklerini ifade etti.
Türkiye’nin müdahillik başvurusunda bulunduğu bu davada adaletin tecelli etmesi için gereken her türlü adımı atacaklarını dile getiren Erdoğan, “Nablus’ta barışçıl bir protesto eylemi sırasında İsrail askerleri tarafından başından vurulan Ayşenur Ezgi Eygi kızımızın da kanının yerde kalmaması için her türlü hukuki mücadeleyi veriyoruz, vereceğiz.” diye konuştu.
Bu yıl 23 Eylül’de BM Genel Kurulu’na hitap edecek Erdoğan’ın konuşmasının ana gündem maddesini yine İsrail’in Gazze’de uyguladığı soykırım, uluslararası alanda İsrail’e karşı atılacak adımlar oluşturacak.
Erdoğan, önceki yıllarda katıldığı BM Genel Kurul toplantılarında olduğu gibi bu yıl da dünyanın dikkatini Gazze’de yaşanan soykırıma çekecek….

Reklam
Düğünde halay başı kavgası: Direkt boğazımı tuttu

Düğünde halay başı kavgası: Direkt boğazımı tuttu

Edinilen bilgiye göre, olay, Hassa ilçesi Akbez Mahallesi’nde bir düğün esnasında yaşandı. Düğüne katılanlar arasında yaşanan halay başı mendili tartışması sonrasına alkolü bir şahıs Esin Solist’e saldırdı.
Saldırı anında alkollü şahıs, kadının boğazını sıkarak zor anlar yaşattı. Cep telefonuyla kameraya yansıyan anlarda şarkıcı kadın zor anlar yaşadı.

Saldırganın yaklaşık 45 dakika önce de başka bir kişiyle tartıştığını belirten Esin Solist, şahsın kendisine öncelikle “Karşıma geçip şarkı söyleyeceksin, ben ve akrabalarım halay çekeceğiz yoksa burayı taratırım” dediğini söyledi. Şikayet üzerine ifadesi alınan şahsın emniyetteki işlemlerinin ardından serbest kaldığı öğrenilirken Esin Solist, “İki çocuğum var, kimseye muhtaç olmamak için çalışıyorum” dedi.

“SALDIRI ANINDA ‘HERHALDE BURAYA KADARMIŞ’ DİYE DÜŞÜNDÜM”
Saldırı anında korktuğunu ifade eden O anları anlatan Esin Solist, yaşadıklarını şu sözlerle dile getirdi: “Şahıs yaklaşık iki metre boyundaydı. Direkt boğazımı tuttu, on parmağı birden boğazımdaydı. Vatandaşlar araya girdi ama bırakmadı, 3-4 dakika boyunca boğuşma yaşandı. O esnada inci ve altın kolyem koptu, olaydan sonra bulunamadı. Saldırı anında ‘Herhalde buraya kadarmış’ diye düşündüm. Gündüzleri bir ofiste çalışıyorum, akşamları ise düğün ve mekanlarda şarkı söylüyorum. İki çocuğum var, kimseye muhtaç olmamak için çalışıyorum. Birinin iki kadeh içip ‘Hatırlamıyorum’ demesiyle ben bedel ödemek zorunda değilim. Susmayacağım, tüm çalışan annelerin sesi olmak istiyorum. Devletimize güveniyorum, şikâyetimi yaptım. Ne işimden vazgeçeceğim ne de korkacağım. Yarın yine aynı yerde sahneye çıkacağım” dedi.
…

Evinde öyle bir iş kurdu ki paraya para demiyor: Taleplere yetişemiyorum

Evinde öyle bir iş kurdu ki paraya para demiyor: Taleplere yetişemiyorum

Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Radyoterapi Bölümü mezunu Simay Gün, 6 yıl önce kafes kuşları ve kümes hayvanlarına merak salarak, süs tavuğu bakmaya başladı.

Bu süreçte tavuklarından çıkan civcivleri yanlış antibiyotik ve kimyasal kullanımı nedeniyle kaybeden Gün, yaptığı araştırmalarda bazı bitkilerin doğal yollarla hastalıklara iyi geldiğini gördü. Hayvanlarına edindiği bu bitkilerden karışımları veren Gün, ardından doğal beslenmeleri için un kurdu üretmeye karar verdi.
Zamanla işlerini geliştiren Gün, evinde kurduğu tesisinde hem ilaç karışımı yapıp hem de un kurdu üretmeye başladı.

‘ÖLÜMLER YAŞANINCA DOĞAL ÜRÜNLERE YÖNELDİM’
Gün, 6 yıl süs tavukçuluğu yaptığını belirterek, “Kuzenimin kanatlı hayvan beslemesiyle bu meraka başladım. 20-25 çeşit hayvan gördüm. 6 yıldır da süs tavukçuluğu yapıyorum. Kuluçka makinesinden çıkan civcivlerde ölümler yaşanınca doğal ürünlere yöneldim. Sonrasında bitkilerin hangi rahatsızlıklara iyi geldiğini araştırarak, 20 çeşit ürün geliştirdim. Daha sonra göz hastalıkları için 15 bitkiden elde ettiğim bir damla ürettim. Bunların yanında doğal bir yem olan un kurdu da yetiştirmeye başladım” dedi.

‘ÜÇ DÖRT AYDA SATIŞ BOYUTUNA GELİYORLAR’
Ayda 2-3 kilo un kurdu yetiştirebildiğini ve protein açısından oldukça zengin olduklarını vurgulayan Gün, “Üç-dört ay süren bir süreç sonunda satış boyutuna geliyorlar. Şu an Türkiye geneline kargo ile gönderim yapıyoruz. Bitkisel ürünler de bağışıklığı güçlendirmede, yumurta verimini artırmada ve hayvanlardaki solunum rahatsızlıklarına karşı doğal destek olarak kullanılabiliyor. Göz hastalıklarında da hem içten hem dıştan tedavi amaçlı uyguluyoruz. Haftalık olarak 200-250 kilogram civarında talep geliyor. Daha fazla talep olduğu için daha fazla üretim yapmayı da düşünüyorum açıkçası. Şu an için taleplere yetişiyorum. Kafes kuşu bakanlar, kümes hayvanları bakanlar, sürüngen bakanlar ve akvaryum balıkçılığında özellikle tercih ediliyorlar” diye konuştu. Gün, kurtların gübresinin de tarımda değerlendirilebildiğini söyledi. (DHA)

…

Alperen Şengün’ün de kampanyasına destek verdiği SMA’lı Çağan için kritik dönem

Alperen Şengün’ün de kampanyasına destek verdiği SMA’lı Çağan için kritik dönem

Bursa’nın Nilüfer ilçesinde yaşayan ve geçen yıl evlenen Aleyna (26)-Ahmet Miraç Taran çiftinin, 21 Mart’ta dünyaya gelen Çağan Ata adlı oğullarına henüz 18 günlükken, SMA’nın en yaygın ve ağır türü olan Tip-1 (Werdnig-Hoffmann) teşhisi konuldu. Valilik onayıyla yardım kampanyası başlatan aile, kermes, konser biletleri gibi farklı yardım kampanyaları düzenledi. SMA Tip-1 hastalığı ile mücadele eden 6 aylık Çağan Ata Taran’ın tedavi süreci için Milli basketbolcu Alperen Şengün de Milli Takım oyuncularının tamamının imzasını taşıyan formasını hediye etti.
1 MİLYON TL’DEN AÇIK ARTIRMAYA ÇIKARILDI
Forma, Şengün’ün kendi sosyal medya hesabı ve Bursaspor Basket’in sosyal medyasından paylaşılan, “Sevgili Çağan Ata, sağlığına kavuşman için formamı hediye etim. Bütün desteğimiz seninle” dediği videosu ve Bursaspor Basketbol aracılığıyla, kulüp başkanı Sezer Sezgin tarafından, “Sevgili Çağan Ata, Milli Takımımızın göz bebeği Alperen ağabeyin ve Milli Takımımız bu formayı imzaladı. Senin iyileşme sürecine katkı sunmak adına, Bursaspor Basket olarak, biz de bu formayı satışa çıkarıyoruz. Buradan hayırsever iş insanlarını destek olmaya davet ediyoruz” çağrısıyla 1 milyon liradan açık artırmaya çıkarıldı. 6 ayı yarın dolacak olan Çağan Ata Taran’ın tedavisi için ise kritik saatlere girildi.
II. Dünya Savaşı’nda Muğla neden bombalandı? 100 km’lik ‘hata’: ‘İngiltere’nin krom mesajı’

SMA Tip-1 hastası çocuklarının 6’ncı aylarına kadar motor sinir hücrelerinin yüzde 90’ını kaybettiklerini ve bu nöronların bir kez kaybedildiğinde tekrar oluşturulmasının mümkün olmadığının, oğlunun 6’ncı ayı doldurana kadar ilacına kavuşursa normal bir çocuk gibi yaşam süreceğinin doktorlar tarafından söylendiğini belirten Ahmet Miraç Taran, bunun için sadece 1 günleri kaldığına dikkat çekti. 21 Eylül’de bu sürenin dolacağını söyleyen Taran, hastalığı Çağan Ata’nın topuk kanıyla öğrendiklerini ifade ederek, “Hastalığı Ata, 18 günlükken öğrendik. O günden beri süreç çok zordu. Evlilik öncesi yapılan SMA tarama testi bana yapıldığında negatif çıkmıştı. Benim testim negatif çıktığı için, eşime test yapılmadı ve maalesef 3 milyonda bir kez görülen mutasyonla, SMA hastası oğlum dünyaya geldi. Ata’nın kurtulabilmesi için son günlerimiz. Ata, eğer bu ilacı, herhangi bir semptom göstermeden, 6 aylık bir sürede alırsa, SMA’nın hiçbir etkisini göstermeden, hayatına normal bir çocuk gibi devam edecek” diye konuştu.
Teknofest 2025’e damga vuran yapay zeka uygulaması! ‘Her Dilden Teknofest’

‘BU FORMA HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR’
Tedavi için gerekli olan 80 milyon liranın şu ana kadar 55 milyon lirası toplanırken, Milli basketbolcunun açık artırma ile satışa sunulan formasının hayati önem taşıdığını belirten anne Aleyna Taran ise “Şu an açık arttırmada olan bir forma var. Çağan Ata’ya destek olmak için satılan bir formadır. Bu forma gerçekten hayati önem taşıyor. İş adamları ve diğer büyük insanlara sesleniyorum. Çağan Ata’ya destek olmak için bu formayı almalarını rica ediyoruz. Çağan Ata, Alperen ağabeyi sayesinde çocuk gibi yaşamına devam edecek” dedi….

Reklam
Doğum günü hediyesi kuşun peşinden 6'ncı kattan düştü! Burak'ın çaresizliği

Doğum günü hediyesi kuşun peşinden 6’ncı kattan düştü! Burak’ın çaresizliği

Muratpaşa ilçesinde yaşayan Burak Kara’ya annesi Gülizar Yılmaz, nisan ayında doğum günü hediyesi olarak muhabbet kuşu aldı. Doğum günü olan Kaya, ertesi gün evin içerisinde uçması için kuşu kafesinden çıkarttı. Ancak kuş 6’ncı katta bulunan evin terasından kaçtı. Küçük Burak, terasın köşesinde duran kuşa uzanmak isterken dengesini kaydederek 6’ncı kattan beton zemine düştü. Çevredekilerin ihbarıyla gelen sağlık ekibi, çocuğu hastaneye götürdü. Oğlunun düştüğü haberini alan anne Yılmaz da iş yerinden hastaneye geldi. Vücudunun farklı yerlerinde ve başında kırıklar oluşan Burak için doktorlar, kolu ve bacağının kesilebileceğini söyledi. 7 kez ameliyat edilen Burak’ın bacaklarına platin takıldı.

200 LİRA NAFAKA NEDENİYLE ENGELLİ MAAŞI ALAMADI
Futbol oynamayı çok seven Burak artık sadece yürüteç ile yürüyebiliyor. Oğluna bakabilmek için işinden ayrılan Gülizar Yılmaz, zor günler yaşamaya başladı. Anne ve oğlun kirasını, bir süre Yılmaz’ın arkadaşları ödedi. Kısa süre sonra çıkmaza giren Yılmaz, giderlerini karşılayabilmek için bankalardan kredi kullandı. Borçlarını ödemekte zorlanan Yılmaz, eski eşinden aldığı 200 lira nafaka nedeniyle oğluna engelli maaşı bağlatamadı.

HİÇ GİYEMEDİĞİ KRAMPONLARINI GİYMEK İSTİYOR
Anne Yılmaz, okula başlayamayan, yürümekte zorlanan oğlunu evden çıkarırken merdivenlerde sırtında taşıyor. Küçük Burak’ın en büyük hayali ise sağlığına kavuşup doğum gününde hediye alınan ve hiç giyemediği Fenerbahçe forması ve kramponlarını giyerek, sokaklarda arkadaşlarıyla futbol oynamak.

‘8 AMELİYAT OLACAK DEDİLER’
Gülizar Yılmaz, “Oğluma doğum gününde muhabbet kuşu almıştım. Ben evde yokken kuşu salıyor ve kuş terasa gidiyor. Taburenin üstüne çıkıp, kuşu almaya çalışırken 6’ncı kattan düşüyor. Ben işteyken haber geldi. Oğlumu gördüğümde kan içerisindeydi. Hastanede ‘Kolu kesilecek’ dediler. Sonrasında ‘Kafatası kırıldı, akciğeri parçalanmış’ dediler. 2 bacağı zaten paramparçaydı. ‘8 ameliyat olacak’ dediler. Kemiği dağıldığı için hemen ameliyat yapmaları gerektiğini, yoksa bacağı kesmek zorunda kalacaklarını söylediler. 5 defa bacağından, 2 kez gözü için ameliyat oldu. Ameliyatları devam edecek. Gelişim çağında olduğu için bacağındaki platinler değişecek” dedi.

‘KİRAMIZI ÖDEYEMEZ HALE GELDİK’
11 yıl önce boşanan ve 200 lira bağlanan nafakayı bugüne kadar hiç yükseltmediğini belirten Yılmaz, “Ben oğlumla yalnız yaşıyorum. Ona baktığım için çalışamıyorum ve hiçbir gelirim yok. Arkadaşlarım, öğretmenlerinin yardımıyla geçindik ama artık kiramızı ödeyemez hale geldim. Kirayı ödemek için bankalardan kredi çekmiştim onları da ödeyemedim. Çocuğumun üzerine 200 lira gözüken nafaka yüzünden engelli maaşı bağlanamıyor. Oğlum iyileşinceye kadar yardım bekliyorum” diye konuştu.

OĞLUNU SIRTINDA TAŞIYOR
Oğluyla birlikte zor günler yaşadıklarını söyleyen Yılmaz, “Merdivenlerden inerken, çıkarken oğlumu sırtımda taşıyorum. En çok onun futbol oynamasını özledim. Düştüğünden 1 gün önce kramponunu, Fenerbahçe formalarını aldım. Onları görünce bana ‘Perşembe bunlarla okula gideceğim. Bunlarla oynayacağım’ diyordu. Bunu yapamadı. İçimde kalan en büyük şey bu” dedi.
‘FUTBOL OYNAMAYI ÇOK İSTİYORUM’
Bir an önce ayağa kalkabilmek istediğini söyleyen Burak Kara ise “Arkadaşlarımla futbol, basketbol oynayamıyorum. Denize gidip, yüzemiyorum. Okula gidemeyeceğim, öğretmenler eve gelecek. En çok futbol oynamayı çok istiyorum. Okula gidip arkadaşlarımı görmeyi çok istiyorum” diye konuştu. (DHA)…

Şehir değiştirince depresyona girdi! Kediye antidepresanlı tedavi

Şehir değiştirince depresyona girdi! Kediye antidepresanlı tedavi

Bursa’da yaşayan Çiğdem Akkaya Yener, 5 yaşındaki tekir cinsi kedisi ‘Paşa’ ile birlikte 1 yıl önce Sivas’a taşınma kararı aldı. Sivas’a ailesinin yanına taşınan Yener’n kedisi Paşa, kente geldikten sonra rahatsızlandı. Ev içerisinde geceleri bağırmaya ve çevreye zarar vermeye başlayan Paşa için Yener, 5 ay önce Uzman Veteriner Hekim İbrahim Özmen’e başvurdu. Genel muayenesi yapılan Paşa’nın şehir değişikliği nedeniyle strese ve depresyona girdiği tespit edildi. Paşa için tedaviye başlayan Veteriner Hekim Özmen, insanların tedavisinde uygulanan antidepresan ilaçlarını kullanma kararı aldı. Paşa, belirli miktarda kontrollü bir şekilde uygulanan antideprasan ilaçlarına olumlu yanıt verdi. Bir süre sonra da sağlığına kavuştu.

‘DÜZENİ BOZULAN KEDİ STRESE GİRİYOR’
Evcil hayvanların strese girmesine bazı hastalıkların sebep olduğunu söyleyen Uzman Veteriner Hekim İbrahim Özmen, “Onlar da bir birey ve kendilerine ait düzenleri var. Mama, su, kum alışkanlıkları var. Bu düzenin değişmesi onları strese sokabiliyor. Kedilerin istemedikleri bir mama kabını kullanması ya da onlar için zor gelen bir kum kabına girip çıkmaları ya da eve gelen yatılı misafir onların bu düzenlerini bozuyor. Düzenleri bozulduğu için de strese girebiliyorlar. Düzenleri değişmese de onları strese sokan şeyler var. Kedi sahiplerinin psikolojik duygu değişimleri, boşanma, evdeki nüfusun değişimi ya da ikinci bir evcil hayvan alınmasıyla onlar bizim işitmediğimiz frekansları işitiyorlar. Radyasyondan bizden 15 kat daha fazla etkileniyorlar. Wi-Fi stresi artırabiliyor. Kalitesiz mamalar, kişisel alanlarının fazlaca ihlal edilmesi, bütün bunlar kedileri strese sokabiliyor. Strese girdiklerinde genellikle davranış bozuklukları olarak etrafa idrar yapma, tüy dökümü ve kendine bile agresif davranabiliyor. Kuyruğunu ısırıp, kendi tüylerini yolabiliyor. Sahibine saldırıp, eşyalara zarar verip, gece bağırabiliyorlar. Bunlar tabii hayvan sahibinin de yaşam kalitesini düşürüyor” dedi.
Ünlü Şef Danilo Zanna’ya ‘Turkuaz Kart’ verildi

‘KEDİLERDE DEPRESYON ŞİKAYETLERİ YÜZDE 15 ARTTI’
Kedilerin depresyona girip girmediğini klinikte yaptıklarını kontrollerde teşhis koyduklarını ifade eden Özmen, “Depresyon ve stres klinik olarak teşhisi konulan şeylerdir. Önce tetkikler yapılır, farklı bir durum görünmezse bunun depresyon veya stres olup olmadığını anlıyoruz. Bu durumda bazen bitkisel ürünlerden faydalanıyoruz ama yetmediği noktada beşeride kullanılan antidepresanlardan da yardım alıyoruz. Son dönemde bu çok artmaya başladı. Önceden çok nadir karşılaşıyorduk ama geçtiğimiz yaz gelen hastalarımızın yüzde 15’i depresyon şikayetiyle geldiğini söyleyebiliriz. Geçmişte çok daha azdı ama bu artık giderek artmaya başladı. Bununla baş edilmezse gerçekten organik problemler ortaya çıkmaya başlıyor. Bağışıklık sistemi sürekli olarak baskılanıyor ve hayvan hasta oluyor” diye konuştu.
Çöpe bırakılan hazine: Atan kişi ne attığının farkında değil
‘GECELERİ UYUYAMIYORDUM’
Alıntı Metni
Doğduktan 10 gün sonra teşhis kondu! ‘Oğlum için ilk 6 ay çok kritik’…

Borsa
1.013,18
TL
Dolar
1.002,20
TL
Euro
994,10
TL
Altın
993,99
TL
Borsa
1.067,20
TL
Dolar
1.004,32
TL
Euro
1.003,12
TL
Altın
1.043,38
TL
Borsa
927,94
TL
Dolar
1.019,48
TL
Euro
1.014,78
TL
Altın
994,53
TL
Borsa
1.036,97
TL
Dolar
1.191,25
TL
Euro
1.147,84
TL
Altın
1.170,41
TL
Reklam
Reklam