BIST 100
11.482,60 1,32%
DOLAR
50,1497 0,09%
EURO
55,9304 -0,72%
GRAM ALTIN
6.556,39 -0,60%
BITCOIN
75.830,00 0,01%
FAİZ
39,49 0,28%
GÜMÜŞ GRAM
83,81 0,09%
GBP/TRY
67,1077 -0,65%
EUR/USD
1,1143 -0,68%
BRENT PETROL
97,05 -0,34%
ÇEYREK ALTIN
10.719,70 -0,60%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
10 °
Reklam

EKONOMİ

Artanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • OZRDN 9,13 %▲ %10,00
  • BIOEN 12,33 %▲ %9,99
  • ISVEA 15,97 %▲ %9,99
  • KARCL 34,60 %▲ %9,98
  • GUNDG 72,15 %▲ %9,98

Azalanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • KARTN 115,20 %▼ %-10,00
  • TRHOL 113,50 %▼ %-9,99
  • OZATD 102,10 %▼ %-9,96
  • RALYH 6,18 %▼ %-9,91
  • SOKM 48,44 %▼ %-9,88

İşlem Görenler

Tümü
  • Hisse Hacim
  • ASELS 13.462.912.580,75
  • THYAO 12.543.258.296,00
  • YKBNK 9.718.677.363,32
  • AKBNK 8.690.714.363,95
  • TUPRS 8.118.700.350,00
Bitcoin
75.829 -0.15%
Ethereum
2.240,44 0.44%
Tether
0,999142 0.02%
Binance Coin
694,49 0.28%
XRP
1,18 -2.99%
Solana
90,27 0.57%
TRON
0,317776 -0.26%
Dogecoin
0,072512 0.91%
Cardano
0,184549 0.35%
Dai
1 0.02%
Avalanche
8,33 0.79%
Arbitrum B. USDT
0,999951 0.02%
Polygon B. USDT
1 0.05%
Wrapped Solana
98,97 -5.00%
Polygon PoS Bridged DAI (Polygon POS)
0,999531 -0.04%
Tekirdağ’da korkunç cinayet! Oğlu her şeyi itiraf etti: Eşi, 2 çocuğu ve yengesi gözaltında

Tekirdağ’da korkunç cinayet! Oğlu her şeyi itiraf etti: Eşi, 2 çocuğu ve yengesi gözaltında

Çerkezköy ilçesi Kızılpınar Mahallesi Sarbak Metal Anadolu Lisesi karşısında bulunan boş arazideki barakada, önceki gün gece saatlerinde bir kişiyi hareketsiz görenler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbarla adrese jandarma ve sağlık ekibi sevk edildi. Barakaya giren ekipler, Sinan Gündoğdu’yu yaralı halde buldu. Çerkezköy Devlet Hastanesi’ne götürülen Gündoğdu, yaşamını yitirdi. Hastaneye giden Gündoğdu’nun yakınları, gözyaşı döktü.
İlginizi Çekebilir
TABANCA BOŞ ARAZİDE BULUNDU
Çerkezköy Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) Kızılpınar Jandarma Komutanlığı ekipleri, olay yerinde silah bulamayınca kapsamlı çalışma başlattı. Güvenlik kamerası görüntülerinden Gündoğdu’nun oğlu Y.G.’nin olay yerinde bulunduğunu tespit edildi. Ayrıca cinayette kullanılan tabanca, boş bir arazide bulundu. Jandarma, cinayet şüphelisi olarak Gündoğdu’nun oğlu Y.G., Y.G.’nin eşi, diğer oğlu ve yengesini gözaltına aldı. 4 şüpheli, jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

‘ANNEME ŞİDDET UYGULUYORDU’
Bir süre önce askerden gelen Y.G.’nin ifadesinde; babasının annesine şiddet uyguladığı gerekçesiyle tartıştıklarını söylediği öğrenildi. Y.G.’nin olay gecesi de babası ile bu konuyu konuşmak için barakaya gittiğini, aralarında tartışma çıktığı ve ardından olayın yaşandığı söylediği belirtildi.
Ankara’da dehşet! Uzman çavuş bacanağını öldürüp, intihar etti…

999 kişi zehirlenmişti! 2 sanığa yeniden tutuklama

999 kişi zehirlenmişti! 2 sanığa yeniden tutuklama

Körfez ilçesi Güney Mahallesi Atatürk Caddesi’nde, tavuk döner satılan işletmeden nisan ayına denk gelen Ramazan Bayramı’nda farklı zamanlarda tavuk döner yiyen kişilerden mide bulantısı, ateş ve kusma şikayetleriyle hastanelere 999 kişi başvurdu. Olaya ilişkin gözaltına alınan iş yeri işletmecisi E.T. ve döner ustası K.Y., ifadelerinin ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi. İşletme de mühürlendi.

999 kişi tavuk dönerden zehirlenmişti! İddianame tamamlandı; 8 yıla kadar hapis istendi
287 KİŞİ ŞİKAYETÇİ OLDU
Körfez Cumhuriyet savcısı tarafından olay ile ilgili iddianame hazırlandı. Körfez 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede; devlet hastaneleri ve özel sağlık kuruluşlarına 999 kişinin başvuru yaptığı, 341 kişinin kolluk birimine ve Cumhuriyet Başsavcılığı’na müracaat ettiği, 54 kişinin mağdur, 287 kişinin ise şikayetçi olduğu belirtildi. İş yeri işletmecisinin E.T. olduğu, K.Y.’nin döner ustası olarak çalıştığı, tavukların hazırlanmasının ise birlikte yaptığı, tavukları da 29 Mart tarihinde aldıkları iddianamede belirtildi. Sanıkların tavukları sosladıkları ve dinlemeye bıraktıkları, teslim alınan tavuk etlerinin son kullanma tarihinin 3 Nisan 2025 olduğunun tespit edildiği ifadeleri, iddianamede belirtildi.

TOPLAM 8’ER YILA KADAR CEZA TALEBİ
Savcı, iddianamesinde işletmede satışı yapılan gıda maddesi üzerinde yapılan analiz neticesinde 4 çeşit bakteri tespit edildiği, gıdanın bu haliyle Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliği’ne uygun olmadığını, alınan bilirkişi raporunda satışı yapılan gıda maddelerini tüketen kişilerin yaşamını tehlikeye sokabileceği tespit edildiğini belirtti. Cumhuriyet savcısı, tutuklu sanıklar hakkında ‘Bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaçların ticareti’ suçundan 1 yıldan 5 yıla kadar hapis, ‘Taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma’ suçundan da 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası talep etti.
Tavuk dürüm yedi, bin pişman oldu! ‘Sanki zehir yedik’
SAVCILIK İTİRAZ ETTİ
Körfez 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde 4 Eylül’de görülen duruşmada; işletme sahibi E.T. ve döner ustası K.Y.’nin adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verildi. Savcılık, karara itiraz etti. Dosya yeniden incelendi ve sanıkların yeniden tutuklu yargılanmasına karar verildi. Yeni karar doğrultusunda dün gözaltına alınan E.T. ve K.Y., sevk edildikleri mahkemece yeniden tutuklandı. (DHA)

…

30 tonluk evini 150 metre karadan yürüttü! '1,5 milyon TL kar elde ettim'

30 tonluk evini 150 metre karadan yürüttü! ‘1,5 milyon TL kar elde ettim’

Gazipaşa’nın Kızılgüney Mahallesi’nde yaşayan Hasan Karateke, 7 yıl önce tapulu olduğunu düşünerek inşa ettiği evin, orman sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle yıkım kararıyla karşı karşıya kaldı. Çözüm arayışına giren Karateke, tarihi bir yönteme başvurdu. Yaklaşık 150 metre uzunluğundaki bir hat boyunca ray sistemi döşeyen Karateke ve ekibi, 30 tonluk evi iş makinesi yardımıyla adım adım taşıdı.
İlginizi Çekebilir
“ŞİMDİ EVİMİZ YENİ YERİNDE, SAPASAĞLAM”
“Altına demir raylar koyduk, elektrik direkleriyle destekledik. Direkler kırıldı, ipler koptu ama yılmadık. Son 30 metreyi de tamamladık. Şimdi evimiz yeni yerinde, sapasağlam” diyen Karateke, taşıma işleminin üç gün sürdüğünü belirtti.
“YIKMAK YERİNE ÜRETTİK”
Evi yeniden yapmanın maliyetinin 1,5 milyon TL’yi bulacağını belirten Karateke, “Biz bu evi 250 bin TL’ye taşıdık. Hem büyük bir zarardan döndük, hem de çevreye zarar vermedik. Tapulu arazimize taşıdık. Sosyal medyada olumsuz yorumlar da aldık ama kimsenin hakkına girmedik. Bence biz kârdayız” ifadelerini kullandı.

“EŞEK ARILARI VE SICAK HAVA ZORLADI”
Karateke, taşıma sürecinde en büyük zorluğun yüksek sıcaklık ve eşek arıları olduğunu belirtti. “Bir arı kulağımı, biri de parmağımı soktu. Kepçenin içine yuva yapmışlardı. Onun dışında işlerimiz planlı şekilde ilerledi” dedi.
“BU İŞ 1 YILLIK HAZIRLIĞIN SONUCU”
Projeyi bir yıldır planladığını ifade eden Hasan Karateke, kaynak ustası Musa İnci’ye ve kuzeni Caner’e teşekkür ederek, “Bu iş bir ekip işiydi. Musa ustamız platform kurulumunda büyük katkı sağladı. Caner ise her adımda yanımdaydı. Onların emeği büyük” şeklinde konuştu.
Van Gölü için korkutan uyarı! Felakete son 1 metre kaldı: Şansımız olmaz
“BAŞKA AİLELERDE VAR”
Karateke, yaşadığı mağduriyetin bireysel olmadığını, bölgede yüzlerce ailenin benzer durumda olduğunu belirtti:
“Babam 1960’tan beri bu arazileri ekiyor. Yıllarca tarım yapılan topraklar bugün ‘orman’ ilan edildi. Sınır hataları, eski kayıtlar nedeniyle insanlar mağdur oluyor. Yetkililerden bu sorunun çözülmesini, adil bir düzenleme yapılmasını bekliyoruz” diyerek çağrıda bulundu.

“ZOR KISMI ATLATTIK, ŞİMDİ BAHÇEYİ DÜZENLİYORUZ”
Ev taşıma sürecinin ardından düzenleme çalışmalarına başladıklarını belirten Karateke, “Demir aksamları, bahçe kapısını söktük. Şimdi yerleştiriyoruz. En zor kısmı atlattık, birkaç haftaya kadar her şey yerli yerinde olacak” dedi.
İsrail, Gazze’yi topyekûn işgale başladı! Tanklar merkeze doğru ilerliyor, İsrailli bakandan skandal paylaşım…

Reklam
Hastanede ameliyat skandalı! Doktor bağırsağı kesti, 'Allah rahmet etsin deriz’ dedi: 23 yaşındaki anne hayatını kaybetti

Hastanede ameliyat skandalı! Doktor bağırsağı kesti, ‘Allah rahmet etsin deriz’ dedi: 23 yaşındaki anne hayatını kaybetti

Bağırsak kesilmesi ihmali, 2 aylık bebeği geride kalan Kevser Çuhadar’ın ölümüne yol açtı. Ankara’da özel bir hastanede safra kesesi ameliyatı olan ve ameliyat sırasında bağırsağının kesildiği, doktoru tarafından bu durumun saklandığı iddia edilen kadın hayatını kaybetti.
İlginizi Çekebilir
Ankara’nın Polatlı ilçesinde yaşayan 23 yaşındaki kreş öğretmeni Kevser Çuhadar, geçirdiği rahatsızlığın ardından özel bir hastaneye safra kesesi ameliyatı olmak için gitti. İddialara göre, Çuhadar’ın bağırsağı ameliyat esnasında doktor tarafından yanlışlıkla kesildi. Doktorun durumu saklayıp sonradan açıklaması ile kasıtlı bir şekilde ihmallere başvurduğu Çuhadar’ın ailesi tarafından iddia edildi. İhmaller sonucu hayatını kaybeden Çuhadar’ın ise henüz 1 senedir evli olduğu ve geride 2 aylık bebeğinin kaldığı öğrenildi.
“SONRADAN BEN BAĞIRSAĞI DELMİŞİM DEDİ”
Kızının safra kesesinden ameliyat olmak için özel bir hastaneye gittiğini söyleyen Çuhadar’ın annesi Durhanim Çetinkaya, “Ameliyat olayım, bir an önce iyileşeyim, işime döneyim demişti. Hiçbir hastalığı yoktu, gayet sağlıklı gitmişti. Ameliyat oldu ama doktor bağırsağını kesmiş, bize söylemedi. Kızım birinci günü çok kötü oldu. Doktora dedim ben, kızım iyileşemiyor, iyi değil dedim. Gayet iyi dedi. Hemşerilere söyledim, her şey normal dedi. Tansiyonu düştü, ikiye düştü. Normal dediler, biz onu yükseltiriz dediler. Doktor geldi, bir ultrason isteyelim dedi. Herhalde bir damar mı kesmişim, ne yapmışım dedi. Kan verelim dedi, kanlar gelmedi zaten. Kızılay’dan bekliyoruz dedi. Biz dedik ki Ankara’ya götürelim. Sakıncalı olur, yolda ölebilir dedi. Göndermedi bizi. Ben Ankara’dan doktor arkadaşımı çağıracağım, ameliyatı burada yapacağım dedi. Küçük bir damarda kesin kesik oldu dedi. Ya gördü bize söylemedi, bilmiyorum artık. İkinci ameliyata alındı kızım. 3 saat sonra çıktı ameliyattan. Sonradan ben bağırsağı delmişim dedi. 3-4 saat sonra kalkar dedi” şeklinde konuştu.

Son dakika… İzmir Balçova’da 2 polisimizi şehit eden 16 yaşındaki Eren Bigül’ün ifadesi ortaya çıktı!
“DOKTOR ‘ALLAH RAHMET ETSİN DERİZ’ DEDİ”
Durhanim, gece 3’te kızının tansiyonunun düşmesi üzerine hemşirelerin doktoru çağırdığını, kızının o haliyle doktora “Ben ölüyor muyum?” diye sormasının üzerine doktordan “Allah rahmet etsin deriz” dediğini belirtti. Ardından Durhanim, doktorun bilerek ambulansı aradığını ve kızının başka bir hastaneye transfer esnasında yolda öleceğini hesap ettiğini iddia etti.

2 AYLIK BEBEK GERİDE KALDI
Durhanim, kasıtlı olarak uzakta olan bir şehir hastanesine götürülmek üzere gelen ambulansın şans eseri bozulduğunu ve başka hastaneden bir ambulansın gelip aldığını ifade etti. Orada ise kızının kalbinin durduğunu, her şeyin orada ortaya çıktığını söyleyen Durhanim, otopsi yapılarak adli tıptan sonuç beklediklerini dile getirdi. Durhanim, kızının 23 yaşında olduğunu ve geride 2 aylık bebeğinin kaldığını vurguladı.

“DALGA GEÇTİ BENİMLE DOKTOR”
Daha önce de o hastenede birçok skandal olayın olduğunu belirten Çetinkaya, “Ben o hastanenin kapatılmasını istiyorum. Sağlık Bakanlığı’ndan da rica ediyorum. O hastane kapatılsın. Çünkü bu hastane ilk sefer kapatıldı. El değiştirdi, tekrar açıldı. Başka canlar yanmasın. Benim yüreğim yandı. Gül gibi çocuğum gitti gözümün önünde. Doktor bir de benimle dalga geçti. 2 gündür dedim ben ona, benim çocuğum iyi değil ölüyor dedim. Dalga geçti benimle doktor” dedi.
Faizsiz finansman ile ev ve araç almak mantıklı mı? ‘Kura’ detayına dikkat!
“HASTANEDE BAŞKA VUKUATLAR DA OLMUŞ AMA HERKES SUSMUŞ”
Hastanede yoğun bakım ve oksijen tüpünün olmadığını belirten Çuhadar’ın babası Fatih Çetinkaya, “Kan yok. Kan verelim diyelim, bizim kanımızı almıyor. Bizimki de 0 pozitif. Kanların tahlilleri gerekiyor falan. Biz oradan kurtulmak için artık yalvarıyoruz adama. Diyoruz ki arkadaş bizi buradan gönder. Polatlı’da koskoca bir özel hastane. 112’ye bir becerip de arkadaş bize bir ambulans verin. Biz göndereceğiz diyemedi. Beceremediler. Çünkü neden? Burada bir hata var. Karşı taraf diyor ki bilgilerini istiyorlar. Bakıyor bu bilgilerle, bu değerlerle bu hasta benim elimde ölür. O yüzden kimseye gönderemedi. En sonunda kendi anlaşması olduğu bir özel hastaneye gönderdi. Gönderdiklerinde Allah’tan ambulans yolda bozuldu. Tekrar ikinci bir ambulans istendi. Ambulansın şoförü de bu hasta buraya yetişmez. Ben bunu şehir hastanesine götürüyorum dedi. Oranın yoğun bakımına aldılar. Böbreği, karaciğer, akciğer hepsini zehirlemiş. Zehir oranı yükselmiş. Ben davacı olacağım bu adamdan. Bu hastanede başka vukuatlar da olmuş ama herkes susmuş. Ben dün savcılıkta öğrendim. 2 gün önce 8 yaşındaki bir çocuğun dişine yüksek dozda narkoz verdiği için çocuk hayatını kaybetmiş diş çekiminde” diye konuştu.

5 kuruşsuz dünya turu! Yanlarında bir bendir bir de cura var: ‘İyiler, kötülerden fazla’…

Son dakika..

Son dakika… Erdoğan’dan sosyal konut talimatı! 2 bölgeyi işaret etti: TOKİ çalışıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Katar ziyareti sonrası dönüş yolunda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, Türkiye’nin bölgesel barış ve istikrara katkı sağlayacak adımlar atmaya devam edeceğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları şöyle; Kıymetli basın mensupları, değerli arkadaşlar sizleri en kalbi duygularımla, saygıyla selamlıyorum. Katar hükümetinin çağrısı üzerine düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Olağanüstü Zirvesi’ne katılmak üzere Katar’a gerçekleştirmiş olduğumuz ziyareti tamamlanmış bulunuyoruz.
İlginizi Çekebilir
“TÜRKİYE OLARAK, KARDEŞ KATAR’IN VE FİLİSTİN HALKININ YANINDAYIZ”
İsrail, bölgedeki haydutluklarını pervasızca sürdürüyor. Gazze, Suriye, Lübnan, Yemen ve İran’a yönelik saldırılardan sonra bu defa Gazze’de barış müzakerelerini yürüten heyeti Katar’da hedef aldı. Müzakere heyetinin, bu kalleş saldırısının hedefi olması, uluslararası sisteme ve hukuka apaçık bir meydan okumadır. Bu, alçakça saldırı, bağımsız ve barış yanlısı bir ülkenin egemenliğinin aleni ihlalidir. İsrail’in işgalci ve terörist zihniyetinin geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne sermektedir. Tüm dünya artık, İsrail’in uluslararası düzene açık bir tehdit teşkil ettiğini görüyor. Türkiye olarak, kardeş Katar’ın ve Filistin halkının yanında olduğumuzu en güçlü şekilde ifade ediyoruz. Bu vesileyle İsrail’in devlet terörüne kurban giden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.
Değerli arkadaşlar, olağanüstü zirvemize çok sayıda devlet ve hükümet başkanının iştirakini çok anlamlı buluyorum. Zirvemiz, İslam dünyasının İsrail saldırganlığına karşı ortak iradesini ve Katar’la olan dayanışmasını güçlü bir şekilde ortaya koymuştur. Bugün kabul ettiğimiz bildiride, İsrail saldırısının tüm İslam devletlerine yönelik olduğunu vurguladık. Ayrıca İsrail’in Filistin halkına karşı insanlık dışı eylemlerini durdurmak için mümkün olan tüm yasal ve etkili tedbirlerin alınması çağrısında bulunduk. Ülkemizin öncülüğünü yaptığı gibi İsrail’le diplomatik ve iktisadi ilişkilerin gözden geçirilmesi dahil ilave tedbirleri değerlendirdik. Zirve vesilesiyle Katar Emiri başta olmak üzere çok sayıda liderle de görüşmelerim oldu.
Değerli arkadaşlar, İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi Dönem Başkanı olarak, Filistinli kardeşlerimizin haklarının savunulması noktasında üstümüze düşeni yapmanın gayreti içindeyiz. 25 Ağustos’ta çağrımız üzerine yapılan Olağanüstü Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’nda soykırımcı İsrail’in işgal ve ilhak politikalarına karşı ortak tavrımızı ortaya koyduk. Önümüzdeki günlerde yapılacak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında da insanlık cephesinin genişlemesini temenni ediyorum. Bu zorlu mücadele hem Filistin halkı hem de uluslararası hukukun ve insanlık onurunun savunulması için hayati bir hal almıştır. Türkiye, her koşulda Filistin davasının bayraktarı olmayı sürdürecektir. Bu, inancımızın ve tarihimizin bize yüklediği bir sorumluluktur. Nihai hedefimiz barışı, adaleti ve insanlık onurunu hakim kılmaktır. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyor şimdi sözü size bırakıyorum.

SORU – CEVAP
“TÜRKİYE’NİN SAVUNDUĞU İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM TEZİ, ARTIK KÜRESEL ÇOĞUNLUĞUN ORTAK İRADESİ HALİNE GELMİŞTİR”
Sayın Cumhurbaşkanım, Birleşmiş Milletler’den bahsettiniz. Genel Kurul iki devletli çözüm için New York Bildirgesi’ni onaylayan tasarıyı 142 “evet” oyuyla kabul etti. Önümüzdeki hafta siz, Birleşmiş Milletler’de, Genel Kurul’da olacaksınız. Filistin Devleti’ni tanıyacağını ilan eden çok sayıda Batılı ülke var. Dolayısıyla Türkiye’nin çabaları açısından baktığımızda bu bir kırılma mıdır? Filistin davası açısından bunu bir kırılma noktası olarak görür müsünüz ve nasıl etkiler? Bundan sonraki süreçte ‘evet’ diyenlerin ilk atması gereken adım acaba nedir?
İsrail, zulmünü artırdıkça gerçek yüzü de ortaya çıkıyor. Filistin’de yıllardır sistematik bir şekilde devam eden İsrail zulmünü görmezden gelenler dahi, “artık bu kadar da olmaz” demeye başladılar. BM Genel Kurulu’nda sizin de ifade ettiğiniz gibi, 142 ülkenin “evet” oyuyla kabul edilen New York Bildirgesi, Filistin meselesinde diplomatik dengeleri kökten değiştiren bir süreç olmuştur. Son dönemde BM oylamalarında çıkan sonuçlar, İsrail’in giderek yalnızlaştığını göstermektedir. Türkiye’nin yıllardır her platformda savunduğu iki devletli çözüm tezi, artık küresel çoğunluğun ortak iradesi haline gelmiştir. Türkiye açısından baktığımızda diplomatik mücadelemizin haklılığı tescillenmiştir. Bir yönüyle BM zemininde alınan bu kararlardaki irade değişiklikleri, İsrail’in soykırım uyguladığının açıkça ortaya çıktığını göstermektedir. Bu, bugüne kadar oylamalarda “evet” diyenlerin yanında yer almayanların da belki zaman içerisinde “evet” yönünde oy kullananların arasına katılmasına vesile olabilir. Filistin’in Batılı ülkelerce devlet olarak tanınması, ben inanıyorum ki İsrail’i daha fazla köşeye sıkıştıracaktır. Biz, bir kez daha BM zemininde bunu haykıracağız. Mazlumların çığlığını dünyaya inşallah duyuracağız.
Son dakika… İzmir Balçova’da 2 polisimizi şehit eden 16 yaşındaki Eren Bigül’ün ifadesi ortaya çıktı!
“NETANYAHU, HİTLER İLE İDEOLOJİK AÇIDAN ADETA AKRABADIR”
Bölgemizde “vadedilmiş topraklar” anlayışıyla sınırların yeniden çizilmeye çalışıldığı, fitne ve işgal senaryolarının devreye sokulduğu bir dönemden geçiyoruz. Türkiye bu senaryolara karşı hangi tutumu takınacak? İslam dünyasına bu süreçte mesajınız ne olur?
Bir defa şunu çok açık net ortaya koyalım. İsrail, bir dine değil bir sapkın ideolojiye hizmet etmektedir. Bu özelliğini bir defa gözden geçirelim. Netanyahu ve çetesi, dünyaya sadece Siyonizm’in uyduruk masallarını anlatıyor. BM şartı, devletlerin toprak bütünlüğünü, egemen eşitliliğini ve sınırlarının zorla değiştirilmemesini emreder. Bunu görmemiz lazım. Dolayısıyla “vadedilmiş topraklar” kavramıyla oluşturulan senaryolar, hukuken geçersiz ve meşruiyetten yoksundur. İsrail’i yönetenler kendi radikal anlayışlarını, faşist bir ideolojiye dönüştürmüş bir cinayet şebekesinden başka bir şey değil. Bu yönüyle Netanyahu, Hitler ile ideolojik açıdan adeta akrabadır. Böyle bir özelliği var. Nasıl Hitler, kaydettiği ilerlemenin etkisiyle kendini bekleyen hezimeti göremediyse, Netanyahu da aynı nihai akıbeti yaşayacaktır. Ben buna inanıyorum. İsrail, Müslümanlara, Hristiyanlara olduğu kadar Musevilere de zarar vermektedir. İsrail’in soykırımlarına karşı çıkan Musevilere kulak verdiğinizde Siyonizm’in nasıl tehlikeli bir ideoloji olduğunu net bir şekilde görürsünüz. Siyonist İsrail, illa bir yerle irtibatlandırılacaksa o, terörizm ve faşizmdir. İsrail, inancımıza göre bizim peygamberlerimiz olan Hazreti Musa ve diğer peygamberlerin mübarek hatıralarını ve taşıdıkları ilahi mesajları kirletemez. İslam dünyası, peygamberlerine yönelik bu alçak saldırıya ilimle, irfanla karşılık vermelidir. İslam ülkelerinin kendi aralarında güvenlik, iş birliği, istihbarat paylaşımı ve kriz yönetimi mekanizmaları geliştirmeleri de hayati önemdedir. Ben özellikle Peygamberimizin ‘Ey Allah’ın kulları kardeş olun’ çağrısına uyarak kardeşliğimizi pekiştirelim diyorum.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ KARARLILIKLA HEDEFİNE İLERLİYOR”
Terörsüz Türkiye sürecinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan komisyon bir yandan çalışırken, bir yandan da sahada sanki bir duraksama gözlemleniyor. Terörsüz Türkiye süreci nasıl devam ediyor? İstenilen seviyede midir? Nasıl değerlendirirsiniz?
Terörsüz Türkiye süreci kararlılıkla ve hedefe odaklanmış bir şekilde devam etmektedir. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Terörsüz Türkiye hedefimizin yalnızca güvenlik değil, demokratik meşruiyet temelinde yürütüldüğünün de en net göstergesidir. Süreç, birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi tahkim edecek biçimde ivme kazanmaktadır. Ayrık otları temizlenmediği takdirde mahsulü zayıflatır ve verimi düşürür. İnanıyorum ki birlik ve beraberliğimiz o zararlı otları kökünden kurutacak, sürecin menzile varmasıyla ülkemiz daha da güçlenecektir. Bu nedenle sahada her adımı yakından takip ediyoruz. Komisyon içindeki arkadaşlarımız da çok hassas bir şekilde süreci takip ediyorlar. Milletimizin desteği ve hayır duası en büyük güvencemizdir. O büyük destek sayesinde ülkemize karşı kurulan tuzakları bozduk ve bozacağız. Milletim şunun farkında olsun; biz, ne yaptığımızı çok ama çok iyi biliyoruz. Toplu vuran yürekleri topun sindiremeyeceğini akıllarımızdan bir an dahi çıkartmıyoruz, çıkartmayalım. “Terörsüz Türkiye” sürecini sadece bugünü değil, geleceği de güvence altına almak için kapsamlı bir güvenlik anlayışıyla yürütüyoruz. Vakti, zamanı geldiğinde bu sözlerimiz daha net anlaşılacaktır.
Faizsiz finansman ile ev ve araç almak mantıklı mı? ‘Kura’ detayına dikkat!
“KAZANAN SURİYE OLACAK, BÖLGEMİZ OLACAK”
Şam yönetimiyle SDG arasındaki entegrasyon süreci ne durumda? Türkiye, bu sorunun barışçıl bir şekilde çözümü konusunda bir inisiyatif yürütüyor mu? Günün sonunda bu işin nereye varması bekleniyor?
Şu anda Suriye’de birlik ve beraberliğin sağlanması ve kalıcı barışın ülkenin her köşesinde hakim olması tabii ki bizim Türkiye olarak en büyük arzumuzdur. Bunun için Suriye halkının yanında durmaya devam ediyoruz. Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmed Şara ile bir görüşmemiz oldu. Onunla da bu konuları etraflıca ele aldık. Suriye Demokratik Güçleri konusunda bizim onlara yönelik mesajlarımız da belli. Suriye Demokratik Güçleri ile Şam yönetimi arasındaki entegrasyon arayışları Suriye’nin toprak bütünlüğü açısından önemli bir adım. Zaman zaman Suriye yeniden tek yürek ve tek yumruk olmasın diye kışkırtmalar yaşanıyor. Suriye’de şu anda uluslararası diplomasiyle yerel dinamiklerin iç içe geçtiği karmaşık bir süreç var. Biz burada kesinlikle Suriye’yi yalnız bırakamayız. Onun için de ilgili arkadaşlarım başta Dışişleri Bakanım, İstihbarat Başkanım, Suriye ile sıkı bir diyalog içerisindeler. Suriye’de artık eski zamanlar geride kaldı. Şimdi Suriye’de yeni bir dönem başladı. Ancak biliyorsunuz güneyden İsrail, Suriye’yi sıkıştırıyor, yıpratmaya çalışıyor. Oradan “böl, parçala, yönet mantığıyla” bir şeyler koparmanın gayreti içerisindeler. Tüm bunlara rağmen Suriye’de herkesi kucaklamayı önemseyen bir yönetim şu anda iş başında. Bu, Suriye’de dengeleri değiştirmiştir ve bunu şu anda hazmedemeyenler var. Herkesin bu yeni durumu iyi anlaması, adımlarını buna göre atması en doğru, en basiretli ve Suriye’nin şartlarına en uygun yol olacaktır. Şimdi ben sizlere de sormak isterim. Barış ile hep beraber kazanmak varken çatışmayla kaybetmek niye? Bunun üzerine duralım. Provokasyonlara kapılmadan, yanlış yollara sapmadan, Müslüman kanından beslenenlerin oyunlarına gelmeden, ilerlememiz şart. Biz, hiçbir ayrım yapmadan tüm Suriyelilerin yanındayız. Özellikle başta Dışişleri Bakanım olmak üzere İstihbarat Başkanım çok sıkı bir diyalog ve ilişki ile Suriye’nin yönetimindeki muhataplarıyla sık sık görüşmeler yapıyorlar. Bu görüşmeleri de sürdürecekler. Sonunda kazanan inşallah inanıyorum ki Suriye olacaktır, bütün bölgemiz olacaktır.
“KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NİN HAK VE MENFAATLERİNE EL UZATILMASINA MÜSAADE ETMEYİZ”
Benim sorum Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile ilgili. Ekim ayında Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Seçim sonuçlarının Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kazanımları ve iddiaları konusunda riskler taşıyıp taşımadığı hususunu nasıl değerlendirirsiniz?
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti egemen bir devlet olarak bağımsız yargısı gözetiminde inşallah seçimlerini gerçekleştirecektir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bizim kardeşimizdir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerini kendi hak ve menfaatlerimiz olarak görüyoruz. Buna el uzatılmasına da müsaade etmeyiz. Türkiye, uluslararası hukuk zemininde ve Birleşmiş Milletler kararlarında meşru şekilde tanınan garantörlük haklarına sahiptir. Bu haklar hangi siyasi parti iktidara gelirse gelsin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığına ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına güvence sağlamaktadır. Kıbrıs Adası yıllarca bölgesel ve küresel güçlerin oyun alanı olmuştur. Yakın tarih, oynanan oyunların ne kadar kanlı olabileceğini göstermiştir. Kimse Kıbrıs Adası üzerinde yeni acıları ortaya çıkartacak oyunlar kurmamalıdır. Ne biz, ne Kıbrıs Türk halkı yaşadıklarını unutmuştur. Acılarla dolu hafızalar taptazedir. Benzer acıları bir daha kimse Kıbrıs Türkü’ne yaşatamaz, biz buna izin vermeyiz. Ben Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti seçimlerinin hayırlı olmasını temenni ediyorum.
5 kuruşsuz dünya turu! Yanlarında bir bendir bir de cura var: ‘İyiler, kötülerden fazla’
“LİBYA’DA SİYASİ SÜRECİN ADİL, MUTEBER VE ŞEFFAF SEÇİMLER YOLUYLA İLERLETİLMESİNİ BEKLİYORUZ”
Türkiye’nin son aylarda Libya’nın doğusunu kontrol eden Hafter yönetimiyle ilişkilerinde olumlu yönde belirgin bir ilerleme olduğunu görüyoruz. Bingazi yönetiminin Türkiye’nin Trablus’la imzaladığı deniz yetki alanları anlaşmasını onaylayacağına yönelik güçlü bir beklenti de var. Buna karşılık Yunanistan’ın Hafter yönetimine baskısı da ortada. Sormak istediğim soru şu: Hafter’in Türkiye ziyareti gündemde mi? Bingazi’nin anlaşmayı imzalamasını bekliyor muyuz?
Hafter’in oğlunun istihbaratımızla teması olduğu gibi zaman zaman Dışişleri ile de diyaloğu var. Yani bizden kopuk bir durumları zaten yok. Biz Libya’da Doğu ile Batı arasında yapıcı bir diyalog tesis edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Libya’nın egemenliğini, toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin korunmasını istiyoruz. Adımlarımızı da bu amaçlar doğrultusunda atıyoruz. Sürecin başından itibaren meşru Trablus hükümetine desteğimizi verdik. Ancak son dönemde izlenen politikalar sadece Trablus’a değil, Libya’nın doğusuna da diplomatik kanallar açılması yönünde gelişti. Bu, çok boyutlu diplomasi çabalarımız, Türkiye’nin bölgesel vizyonunun, barışa ulaşmadaki amacının bir yansımasıdır. Libya’da siyasi sürecin adil, muteber ve şeffaf seçimler yoluyla ilerletilmesini bekliyoruz. Libya’nın huzura ve istikrara kavuşmasını engellemek isteyenler, tabii ki olacak. Biz de Libya halkının yanında olmaya, diyalog zeminini güçlendirmeye devam edeceğiz. Bingazi yönetiminin de Türkiye ile Trablus arasında imzalanan deniz yetki alanları anlaşmasını onaylaması uluslararası hukuk açısından büyük bir kazanım olacaktır.
“KATILMAK İSTEYENLERE BİZ ‘NİYE GELİYORSUNUZ’ MU DİYECEĞİZ? BİZİM KAPIMIZ AÇIK”
Biz uçakla Katar’a doğru havalanırken Ankara’da önemli bir dava vardı. Ana muhalefet partisi CHP’nin şaibelerle anılan kurultayı ile ilgili bir duruşma gerçekleşti. Dava herhangi bir tedbir de alınmadan 24 Ekim’e ertelendi. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?
Şu anda yargı burada tek amir. Kararını verdi mi, verdi. Dolayısıyla şimdi bu ara kararla süreç ertelenmiş oldu. Bu ertelenmeyle birlikte bu ara karardan sonra beklenen yeniden mahkemenin yapılmasıdır. Bakalım orada ne gibi bir karar çıkacak. Bunu da açık ve net göreceğiz. Biz bu davanın hiçbir yerinde AK Parti olarak yokuz. Şikayet edenler de yargılananlar da CHP’nin koridorlarında dolaşıyorlar. Aramızdaki fark bu. Bunların iç tartışmalarını bastırmak için öncelikle bize sataşmaktan vazgeçmesi lazım. Neymiş? CHP’den bazı başkanlar, meclis üyeleri, bizim partimize katılmışlar. Katılmak isteyenlere biz “niye geliyorsunuz” mu diyeceğiz? Bizim kapımız açık. “Hayırlı olsun” deriz ve aramıza onları da alırız. Nitekim en son Beykoz Belediye Başkanı Özlem Vural Gürzel, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan sonra, o da aramıza katıldı. Meclis üyeleriyle beraber aramıza geldiler ve şu anda onlarla birlikte yola devam ediyoruz. Her ne kadar bu kavga CHP içinde yaşansa da şurası çok önemli, herkesi etkiliyor. Rüşvet, haraç, yolsuzluk, sahtekarlık, irtikap ve delege pazarlığı bunların içinde var. Önce sen, kendi içindeki bu olumsuzlukları temizlemeye bak. Bunu temizlemeden sağa sola çamur atma. Meselenin bu yönünü kimse görmezden gelemez. İta amirlerinden izin almadan konuşamayan bir CHP yönetimi var. Böyle siyaset olur mu? AK Parti’nin içinde böyle bir şey yok. Söz isteyen bütün arkadaşlarımıza biz mikrofonlarımızı açık tutarız. Asla onların mikrofonlarını kapatmayız. CHP yöneticilerinin kurdukları her cümle ya kulaklarına fısıldanıyor ya da ellerine tutuşturuluyor. Böyle bir yapı var. Bu yol, yol değil. Onun için de biz ara karardan sonra yargının vereceği kararı, bu mutlak butlan mı olur, başka türlü bir karar mı çıkar, hepsini yargının vereceği karardan sonra göreceğiz.
Einstein’la denkti, bir mektupla sırra kadem bastı! Ne yaşadı ne öldü: ‘Deney mi?’
“ALEVİ CANLARIMIZA YÖNELİK AYRIMCI SÖYLEMLERİ KINIYORUM”
Mevcut CHP yönetimine yakın bazı isimler televizyonlarda ve onlara yakın sosyal medya hesaplarında, eski genel başkanları Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef aldı. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun mezhebi kimliği üzerinden Alevi vatandaşları da rencide edici, ötekileştirici ve Alevi vatandaşlarımıza yönelik de saldırı mahiyetini içeren söylemlerde bulundular. Hatta bazı Alevi dernekleri bu şahısları kınayan açıklamalar da yaptı. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Alevi canlarımıza yönelik bu çirkin, bu ayrımcı söylemleri kınıyorum. Alevi vatandaşlarımızla biz adeta etle tırnak gibiyiz. Onları farklı bir yere asla atamayız. Devletimizin temel ilkelerinden biri olarak tüm vatandaşlarımız din, mezhep, etnik köken ya da kimlik farkı gözetmeksizin eşittir. Bu Anayasanın güvencesi altındadır. Bu ilkeye de herkesin tabi olması şarttır. Bütün bu söylemler, yıllarca Alevi yurttaşlarımızı oy deposu gibi görenlerin onlara yönelik çarpık ve hastalıklı bakışlarının adeta dışa vurumudur. İnanıyorum ki hukuk gereğini yapacak, bu provokasyonların hesabı yargı önünde sorulacaktır. Kimse bu ülkenin birliğini, beraberliğini, toplumsal barışını böylesi pervasız biçimde hedef alamaz. Alevi-Sünni ayrımı gibi bir ayrım da yapamaz. Allah’ın izniyle biz buna izin vermeyiz.
“BUNDAN SONRAKİ SÜREÇTE DE PARTİMİZE KATILIMLARIN DEVAM EDECEĞİNE İNANIYORUM”
Son dönemde muhalefetten ve özellikle CHP’den kopan isimler ki bunlar ağırlıklı belediye başkanı ve belediye meclis üyeleri, AK Parti saflarına katılıyor. Bu katılımlar da hızlandı, çoğaldı. Partinize yönelik bu ilginin ve özellikle muhalefetten adeta kaçışın nedeni nedir? Siz çok derin siyasi tecrübenizle baktığınızda nasıl bir okuma yapıyorsunuz?
CHP’ye gidenler, iyi niyetlerle ana muhalefet partisine gittiler. Ama daha sonra gördüler ki partide rüşvet var, yolsuzluk var, irtikap var. Bütün bunlar olunca, “biz yanlış adrese gelmişiz” dediler ve kopma kararı aldılar. AK Parti’nin içinde yıllarca böyle bir durum yaşanmadı, yaşanmıyor. Bu gerçeği gören CHP yöneticileri, bu kaçışı durdurmak için “baskı yapılıyor, tehdit ediliyorlar” gibi iftiralarda bulunmaya başladılar. Değerli arkadaşlar, 100 yıllık partiyi bir hırsızlık çetesinin fedaisi haline getirenlere bir tepkidir bu. Şu anda tablo budur. Belediye başkanlığı yapmış bir Cumhurbaşkanıyım. Başbakanlık yapmış bir Cumhurbaşkanıyım. 2014’ten bu yana Cumhurbaşkanlığını sürdüren bir kişiyim. Kısacası siyasetçiyim. Siyasi hayatım boyunca böyle şeylerle hamdolsun hiçbir zaman karşı karşıya kalmadım. CHP dışındaki partilerden de saflarımıza katılan kardeşlerimiz, bu millete hizmetin adresinin AK Parti olduğuna inandıkları için partimize geliyorlar. Bu da bizi bir yerde mutlu ediyor. Bundan sonraki süreçte de katılımların devam edeceğine inanıyorum. İnsanlar güçlü kadrolara sahip, istikrarlı bir parti olarak AK Parti’yi tercih ediyor. 24 yıllık tarihinde hem halkın teveccühünü kazanmış, hem de devlet yönetimindeki tecrübesini ortaya koymuş bir partiyiz. Bundan sonraki süreçte de atacağımız adımlarla, halkımızın muhabbetini kazanarak inşallah yola devam edeceğiz. Dolayısıyla muhalefetten gelen isimler için AK Parti’ye katılmak, parti değişikliğinin ötesinde temiz siyaset ile, kendini millete hizmet adamış kadrolarla buluşmak demek. Bu katılımlar bir kez daha göstermiştir ki; AK Parti ve Cumhur İttifakı yoluna güçlenerek devam edecektir.
Galatasaray’dan Şampiyonlar Ligi hamlesi! Futbolculara müjde
“SİYASİ PARTİLERİ KRİMİNALİZE ETMEYE ÇALIŞANLAR, EN BÜYÜK KÖTÜLÜĞÜ KENDİ PARTİLERİNE YAPAR”
Son zamanlarda yine sokak çağrısı yapanların sayısı arttı. FETÖ firarileri de sosyal medyadan sokak çağrısı yaptı. Yurt içinde de provokatif söylemde bulunanlar var. Sokak çağrısı yapanlara dair neler söylemek istersiniz?
Bu sokak çağrısını yapanlar kimler? Bu sorunun cevabını öncelikle bir vermemiz lazım. Bu millete ihanetleri tescillenmiş tipler. Bunların sözüne itibar edip sokağa çıkan, kitleleri bunların yönlendirmeleri ve ağa babalarının talimatları ile sokağa dökmeye çalışanlar, açık söylüyorum, bu ihanet odaklarına bana göre ortak olurlar. Böyle bir yanlışın içerisine benim vatandaşlarımın asla düşmemesi lazım. Bu FETÖ artıkları, anlaşılan siyasi çıkmaz içinde olan muhalefeti kullanışlı bir aparat olarak görüyorlar. Onun için de onların saflarında yer alıyorlar. Sokakları karıştırmaya, kaos ve kargaşa oluşturmaya çalışanlara asla eyvallah etmeyiz. Gerekeni gecikmeden, milletin huzurunu bozmalarına fırsat vermeden, biz yaparız. Gezi olayları, FETÖ’nün alçak darbe girişimi gibi eylemleri yaşayan vatandaşlarımız, artık daha bilinçli, devletimiz de daha güçlüdür. Siyasetin nerede, nasıl yapılacağı bellidir. İşte doğru siyasetin nerede nasıl yapıldığını gördüğü, bildiği için vatandaşımız bizim aramıza katılıyor ve bu süreç inşallah böyle devam edecek. Dahası insanları sokağa çağırmak, vandalizme yönlendirmek siyasetin değil, hukukun ve güvenlik güçlerinin konusudur. Siyasi partileri kriminalize etmeye çalışan kadrolar, en büyük kötülüğü önce kendi partilerine yaparlar. Biz Türkiye’de siyasetin nasıl yapılması gerektiğini her daim ortaya koymuş ve bu konuda da örnek olmuş bir partiyiz.
“YENİ SOSYAL KONUT PROJESİ ÖNÜMÜZDEKİ AY AÇIKLANACAK”
Yıl sonunda yeni bir sosyal konut projesinin açıklanacağı söylenmişti. Orta Vadeli Programda da buna bir para ayrıldığını biliyoruz. Acaba bu projeye ne zaman start verilecek?
Bu projenin sorumlusu malum Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum. En kısa zamanda bunlarla ilgili açıklamalarını yapacaklar. Özellikle dar gelirli vatandaşlarımızın konut sahibi olmasına yönelik kapsamlı bir hazırlığımız var. Murat Bey onunla ilgili çalışmasını sürdürüyor. 2+1, 3+1 konutlar, bu çalışmaların içerisinde yer alıyor. Ben kendisine işi süratlendirme ve konut edindirme gayretlerimizi ülke geneline yayma talimatını verdim. Özellikle Doğu, Güneydoğu Anadolu’da bu adımı atmak suretiyle fakir fukara, garip gurebanın bu tür konutlara kavuşmasını sağlamak istiyoruz. Öte yandan bugüne kadar AK Parti hükümetleri olarak, tam 1 milyon 704 bin konut ürettik. Şu anda ülke genelinde 280 bin sosyal konutun yapımına devam ediyoruz. Dikkat edin, bütün bunları asrın felaketi sonrası yoğun inşa faaliyetlerimiz devam ederken, 11 ilde 450 bin konut inşa ederken yapıyoruz. Şu anda TOKİ’mizle 81 ilde arazi ve arsa araştırmaları, proje çalışmaları ve maliyet belirleme süreçleri devam ediyor. Önümüzdeki ay tüm detayları inşallah halkımızla paylaşacağız.
Çocuklarının gözü önünde babaya tokat infial yarattı! ‘Toplumda barındırmak istemiyoruz’…

Ev sayısı 300'ü buldu! Vatandaştan fuhuş iddiası: Kendilerine göre krallık kurmuşlar

Ev sayısı 300’ü buldu! Vatandaştan fuhuş iddiası: Kendilerine göre krallık kurmuşlar

Antalya’da pandemi sonrasında popüler olan konteyner kaçak yapıların sayıları hızla artmaya devam ediyor. Tarım arazileri ve kentteki sahil kesimine yakın bölgeler ile nehir kenarlarını işgal eden kaçak konteyner yapılar dikkat çekiyor. ‘Gecekondu’ tarzındaki kaçak konteyner işgalinin en ciddi yaşandığı bölgelerden biri de Acısu Nehri’nin denize döküldüğü bölgelere yakın kesimleri oldu. Serik ilçesine bağlı Karadayı Mahallesi sınırlarından geçen, Belek ile Boğazkent turizm merkezlerinin arasından Akdeniz’e dökülen Acısu Nehri’nin kenarları, onlarca kaçak konteyner yapıyla işgal edilmiş durumda.

Belek ile Boğazkent turizm merkezlerini birbirine bağlayan köprünün kuzeyinde ve güneyinde kümelenen kaçak yapıların her birinin önünde de tekne ve yat bağlama iskeleleri bulunuyor. İşgal edilen alanlar ise kamera ile görüntülendi.

‘KENDİLERİNE GÖRE KRALLIK KURMUŞLAR’
Ekolojik Araştırmalar Derneği (EKAD) Başkanı Dr. Ali Fuat Canbolat, Acısu Nehri kenarlarını işgal eden kaçak baraka yapılara ilişkin resmi birimlere bildirimde bulunduklarını belirterek, “Acısu Nehri kenarındakilerin, Aksu’da yıkılan çardaklardan ne farkı var? Hiçbir fark yok. Aksu’daki çardaklar yıkıldı ama Acısu’da var, Köprüçay’ın olduğu yerde var. Buradaki çardaklar hala duruyor. Oradaki günahkar da buradaki insan sevapkar mı? Yıllar öncesinde geldiğimizde burada 20 tane vardı, şimdi 200-300 oldu. İllegal bunların hepsi, kendilerine göre krallık kurmuşlar. Acısu ile Köprüçay’ın döküldüğü bölgede balıkçılık adı altında kendilerine bahçe, sera falan gibi şeyler kuranlar da var. Bunların hiçbiri legal değil” dedi.

‘KAÇAK EVLERDE FUHUŞ’ İDDİASI
Acısu Nehri’nin denize döküldüğü bölgedeki beş yıldızlı bir otelin yöneticisi ise bu evlerin bazılarının fuhuş evi olduğunu ileri sürdü. Otel yöneticisi, alkollü içki şişelerinin akıntıyla birlikte nehrin denize döküldüğü alana kadar sürüklendiğini, nehrin ve çevrenin ciddi şekilde kirletildiğini söyledi. Otel yöneticisi, birçok kişinin burada balıkçılık faaliyeti yapıyormuş gibi gözüktüğünü, gerçekte balıkçı olmadıklarını, kaçak evlerin önündeki teknelerin de balıkçı teknesi değil; gezinti tekneleri, bazılarının da lüks yatlar olduğunu dile getirdi.

‘AŞAĞI KISIM TAPULU DEĞİL, TEK TEK BAKMAK LAZIM’
Serik Kaymakamı Cemal Şahin, Acısu Nehri kenarındaki kaçak yapılaşmaya ilişkin köprünün yukarı kısmı için belediyenin bir mesafe aldığını, bazılarının da yargıya başvurduğunu kaydetti. Kaymakam Şahin, nehrin yukarı kısmının tapulu olmadığını belirterek, “Muhtemelen aşağı kısım da tapulu değil, tek tek bakmak lazım. Şu an çok fazla yapı var orada. Balıkçılık su ürünleri kooperatifi üyeleri yıllardan beri kullanmışlar. Önce yukarıdan başlandı aşağı doğru devam edecek” dedi. Kaçak baraka yapılarla ilgili yıkım kararları olduğundan da bahseden Şahin, Serik Belediyesi tarafından başlatılan yıkımın devam ettirilmesi gerektiğini belirterek, “Nerede bir işgal varsa gereğinin yapılması lazım. Taşkınlar açısından da takip etmemiz gereken önemli bir konu” diye konuştu.
İsrail, Gazze’yi topyekûn işgale başladı! Tanklar bölgeyi ablukaya aldı, Netanyahu’dan ilk açıklama geldi

‘VALİLİK EMİR VERİRSE YERİNE GETİRİRİZ’
Serik Belediye Başkanı Kadir Kumbul da ırmağın köprünün üst kısmında, doğu tarafındaki 22 yapıdan 19’unun yıkıldığını belirterek, “Diğerleri yürütmeyi durdurma kararı aldı. Mahkeme kararını bekliyoruz. Ama büyük ihtimal yürütmeyi durdurma da iptal olacak. Onlar da bize tebliğ edilince gerekli işlemleri yapacağız. Zaten orası mera ve önceden tebliğ etmiştik, zamanı geldikçe hepsini yıktık. Kaymakam bey ve savcılık da takip ediyordu olayı. Bu bahsettiğimiz yer köprünün kuzeyi, Serik tarafı. Zaten bize köprünün deniz tarafındakini, köprünün güney kısmına ‘ellemeyin’ dediler. Balıkçılık yapıyor orada insanlar. ‘Ama bu köprünün kuzey tarafını yıkalım’ dediler. Orada da zaten insanlar biraz ayaklandı. Vali beyden randevu almaya çalıştılar. Milletvekillerini araya koydular ama Vali bey orada sert durdu; sağ olsun. Sadece üç tanesi yürütmeyi durdurma kararı almış. Onun da mahkeme sonucunu bekliyoruz. Köprünün güney kısmındakiler ile ilgili de valilik emir verirse yerine getiririz” dedi. (DHA)
İzmir Balçova’da 2 polisimizi şehit eden 16 yaşındaki Eren Bigül’ün ifadesi ortaya çıktı!

…

Reklam
3 gün takip edip, eski eşini öldürdü! Korkunç planın mektubu ortaya çıktı

3 gün takip edip, eski eşini öldürdü! Korkunç planın mektubu ortaya çıktı

Olay, 22 Haziran 2024’te Döşemealtı ilçesine bağlı Yeşilbayır Mahallesi Akdeniz Bulvarı’nda meydana geldi. Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesinde infaz koruma memuru olarak görev yapan Abdülkadir Kocaoğlu, Antalya’ya gelerek eski eşi Ayten Çağıran’ı takip etmeye başladı.
İlginizi Çekebilir
Kocaoğlu, Çağıran’ın bir akaryakıt istasyonuna doğru gittiğini görünce karşısına çıkarak, konuşmak istedi. Bu sırada Kocaoğlu ile Ayten Çağıran arasında tartışma çıktı. Tartışma sırasında Kocaoğlu, yanında taşıdığı bıçakla Çağıran’ın önce boğazını kesti, ardından çeşitli yerlerinden bıçakladı. Abdülkadir Kocaoğlu, ekipler gelene kadar Ayten Çağıran’ın başında bekledi. Çağıran’ın boğazının kesildiği ve vücudunda 10’dan fazla bıçak yarası bulunduğu tespit edildi. 19 Haziran’da Afyonkarahisar’dan Antalya’ya gelip, eski eşini takip etmeye başladığı ve cinayeti işlediği tespit edilen Abdülkadir Kocaoğlu, olayın ardından tutuklandı.

‘PİŞMANIM’ DEDİ, TAHLİYESİNİ İSTEDİ
İlk duruşmada olay anını hatırlamadığını belirten sanığa ait olduğu iddia edilen mektupta; ‘İş çıkışı takip ediyorum, eve girerken bunu alıyorum, götürüyorum, ıssız bir yerde konuşturuyorum ve infazı gerçekleştiriyorum’ ifadeleri yer almıştı. ‘Eski eşi tasarlayarak kasten öldürme’ suçlamasıyla ağırlaştırılmış ömür boyu hapsi istenen Abdülkadir Kocaoğlu, Antalya 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden hakim karşısına çıktı. Suçlamaları ve iddiaları kabul etmediğini belirten sanık, pişman olduğunu söyleyerek tahliyesini istedi.
İzmir Balçova’da 2 polisimizi şehit eden 16 yaşındaki Eren Bigül’ün ifadesi ortaya çıktı!
DURUŞMA ERTELENDİ
Mütalaayı açıklayan duruşma savcısı, Abdülkadir Kocaoğlu’nun ‘Tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapisle cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.
İkitelli sanayi sitesinde yangın: Çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi…

Reklam
SON DAKİKA İZMİR HABERLERİ: İzmir Balçova'da 2 polisimizi şehit eden 16 yaşındaki Eren Bigül'ün ifadesi ortaya çıktı!

SON DAKİKA İZMİR HABERLERİ: İzmir Balçova’da 2 polisimizi şehit eden 16 yaşındaki Eren Bigül’ün ifadesi ortaya çıktı!

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 16 yaşındaki saldırgan Eren Bigül’ün sosyal medya hesapları incelendi. Yapılan incelemede DEAŞ silahlı terör örgütünün eylem ve faaliyetlerine ve evde silahla eğitim yaptığına ilişkin kayıtlar bulundu.
Sabah’ın haberine göre, Eren Bigül ifadesinde şunları söyledi: “Silahla ilk temasım 7 yaşımda oldu, ilk kez babamla havalı tüfekle şişeye ateş ettim. Daha sonra silah kursuna gittim. Babam Nuhver Bigül ile tabancayla atış yapmak için bir kez poligona da gittim. Silahlara meraklıyım, bu nedenle poligonda atış yapmaya gittim.”
İlginizi Çekebilir
SON BİR İKİ AYDIR BİR ŞEYLER YAPMAYI DÜŞÜNÜYORDUM
Bigül, “İnternetten DEAŞ eylemlerini izledim, Bekir El Bağdadi’nin internette konuşmalarını dinledim. 2 yıl önce kadar 400 liraya bir tane sustalı bıçak satın aldım. Ayrıca 2 tane kelebek bıçağım var. Evde bıçak koleksiyonu yaptım. Bunu ailem de biliyordu” diye konuştu.
Maske ile gezmenin hoşuna gittiğini ifadesinde anlatan Eren Bigül, ” Kapıda silahla ve maskeli fotoğraflarımı kendim çektim. Son bir iki aydır bir şeyler yapmayı düşünüyordum. Bir an önce ahiret hayatına geçmek istiyordum. Okula gitmek istemiyordum” dedi.
ABD’den uyarı geldi

“BARA SALDIRMAK İSTEDİM”
İzmir Fuarı’na saldırmayı düşündüğünü anlatan Bigül, daha sonra bu saldırıdan vazgeçtiğini dile getirdi. İzmir’deki bir bara saldırı yapmayı planladığını anlatan Bigül, “Aklıma Balçova Ata Caddesi’ndeki bir bara saldırı yapma fikri geldi.
Aynı tüfekle oraya gidip saldırı yapmayı düşündüm. Barda alkol içildiği için saldırı yapmak istedim. Daha sonra o saldırının olmayacağını düşündüm.
Evimizin yakınındaki polis karakoluna saldırmayı düşünmeye başladım. Gece uyudum ama aklımda bu düşünce vardı. Sabah 06.00-07.00 arası giyindim” dedi.
Kamakura’nın göbeğinde Türk fırını! Japonlar ekmek kuyruğunda: ‘3 saat yol gelen var’

MERMİLERİ AĞUSTOSTA KOYMUŞTUM
Karakola saldırmadan önce eşofmanını ve tişörtünü giydiğini söyleyen Bigül, “Üzerime ceket giydim. Maskemi taktım. Diğer maskeyi de üzerine taktım. Dolapta bulunan otomatik av tüfeğini aldım.
Mermileri de daha önceden çantaya koyup hazırlamıştım. Mermileri sırt çantasına Ağustos ayında koyduğumu hatırlıyorum. Saldırıda kullandığım el yapımı patlayıcıları çantama koydum.
Patlayıcıyı torpilleri birleştirdikten sonra dışına da çelik bilyeleri koyup hazırladım. İki el yapımı patlayıcıyı bu şekilde hazırlamıştım. Sustalı bıçağı çantama koydum. Çatışmada yaralanırsam mermiyi çıkarmak için bıçağı çantama koydum.
Yaralarımı sarmak için peçete koydum. Yaraya dökmek için kolonya da koydum. Yaramı sarmak için kumaş kesmek amacıyla çantama makas da koydum” dedi.
İsrail, Gazze’yi topyekûn işgale başladı! Savaş uçaklarından ağır bombardıman, tanklar bölgeyi ablukaya aldı
“ANNEM İŞE GİTTİ, BABAM UYUYORDU”
Sabahleyin karakola saldırma kararının netleşmeye başladığını anlatan Eren Bigül, “Annem evde yoktu işe gitmişti, babam uyuyordu. Kardeşim ve dedem de uyuyordu. Ben saldırı yapıp yapmayacağımı konusunda hala düşünüyordum.
Babamın uyanmaya başladığını fark edince, babam beni böyle görmesin diye evden çıktım. Apartmandan 2- 3 dakika bekledikten sonra eve dönmeyeceğimi anladım ve apartmandan fırladım, en yakın karakol olduğu için karakola koştum.
Karakolun bahçesinde oturmakta olan üniformalı polis memurlarının ikisine ateş ettim. İki polis memurunu yaraladıktan sonra caddede koştum. Tüfeğe tekrar mermi doldurmaya çalıştım, biraz uğraştıktan sonra tekrar tüfeğe mermi doldurdum.
Tüfek 2+1 idi. Etrafta insanlar vardı. İnsanlarda silah görmediğim için ateş etmedim. Bu esnada elinde silah olan birisini gördüm, elindeki silahı olan şahsı görür görmez ateş ettim.
Kişiyi yaraladım yere düştü bana ateş etmeye devam ediyordu. Bana herhangi bir şekilde atış ettiğim kişi mermi isabet ettiremedi. Ben yerde yatarken de bu kişiye ateş ettim.

PİŞMANIM
Toplam 2 ya da 3 kez ateş ettiğimi hatırlıyorum, ateşlerimden kaçının isabet ettiğini bilmiyorum. Bu esnada diğer tarafta insanların sesini duydum.
Arabanın arasına gizlendim, tekrar tüfeği doldurdum, bağrışma sesini duyunca yola doğru fırladım, yine ellere baktım, baktığım yerde bir kişinin elinde silah vardı, ona ateş ederken kendim de vuruldum.
Vurulduktan sonra bilinçli olarak ateş etmedim. Çatışma esnasında el yapımı patlayıcıları da fırlattım, buradaki amacım bana daha fazla ateş edilmesini sağlamaktı. Pişmanım, söyleyeceklerim bunlardan ibarettir dedi” şeklinde konuştu.
CHP davası ertelendi, borsa 11 bine ulaştı
OLAY
Balçova’da 16 yaşındaki lise öğrencisi Eren Bigül tarafından 8 Eylül’de polis merkezine pompalı tüfekle düzenlenen saldırıda 1’inci Sınıf Emniyet Müdürü Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir ile polis memuru Hasan Akın şehit oldu.
Olayla ilgili 27 şüpheli gözaltına alındı. İlk etapta 18 yaşındaki küçük 16 şüpheli ifadelerinin ardından serbest kaldı.
Daha sonra geriye kalan 11 şüpheliden aralarında Eren Bigül ile babası Nuhver Bigül, İran uyruklu Khalegh Noorıborojerdi ile Suriye uyruklu Mahmud Algatı, Cuma Tabbas, Fıras Seyıd Abdurrahman ve Muhammed Elhazzam olmak üzere 7 şüpheli tutuklandı. 1’i çocuk olmak üzere 4 kişi de adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.
…

Borsa
1.013,18
TL
Dolar
1.002,20
TL
Euro
994,10
TL
Altın
993,99
TL
Borsa
1.028,41
TL
Dolar
1.004,32
TL
Euro
1.003,12
TL
Altın
1.008,20
TL
Borsa
922,75
TL
Dolar
1.019,48
TL
Euro
1.014,78
TL
Altın
998,02
TL
Borsa
1.046,69
TL
Dolar
1.191,25
TL
Euro
1.147,84
TL
Altın
1.183,83
TL
Reklam
Reklam