BIST 100
14.413,22 0,13%
DOLAR
48,6050 0,10%
EURO
56,3995 -0,20%
GRAM ALTIN
6.779,24 0,63%
BITCOIN
76.757,00 -0,63%
FAİZ
39,83 0,18%
GÜMÜŞ GRAM
99,79 0,56%
GBP/TRY
65,7137 -0,06%
EUR/USD
1,1593 -0,16%
BRENT PETROL
101,08 -4,93%
ÇEYREK ALTIN
11.083,60 0,63%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
33 °
Reklam

GÜNDEM

Evden çıkamıyor, 6 saat banyoda kalıyor! ‘Arkadaşlarım benimle alay ediyor’

Evden çıkamıyor, 6 saat banyoda kalıyor! ‘Arkadaşlarım benimle alay ediyor’

Kepez ilçesinde annesi Gülnaz Kubulan (72) ile birlikte yaşayan Leyla Kubulan’a, küçük yaşlarda serebral palsi teşhisi konuldu. Kısa süre sonra yürüme yetisini kaybeden Kubulan, o günden bu yana eve hapsoldu. Yaşıtlarıyla vakit geçiremeyen Kubulan, 2’nci kattaki evlerinden desteksiz inemediği için tüm hayatı evde geçiyor.
İlginizi Çekebilir
Bir süre sonra psikolojik bozukluklar da baş gösteren Kubulan, kendisine obsesif kompulsif bozukluk teşhisi konulması sonrasında kimseye dokunamamaya başladı. Gününün 5-6 saatini banyoda ellerini yıkayarak geçiren kadının hastalığı nedeniyle ekonomik olarak zor günler geçiren aileye, 5-6 bin lira su faturası gelmeye başladı.
BACAKLARINA VURARAK GÖZYAŞI DÖKÜYOR
Destek olmadan banyoya bile tek başına gidemeyen Leyla, annesi kendisini taşırken bacaklarına vurarak gözyaşı döküyor. Herkes evden çıkınca caddeye bakan penceresinden araçları ve insanları izleyerek günlerini geçiren Leyla, yarım kalan fizik tedavisi için destek bekliyor.
Osmanlı’nın son sırları gün yüzüne çıktı! Van’da şok eden kalıntılar: ‘Sayı 800’ün üzerinde’
‘HERKES GİBİ KOŞMAK, EĞLENMEK, YÜRÜMEK İSTİYORUM’
Yıllardır bu hastalıkla yaşadığını belirten Leyla Kubulan, “Bu rezillikten bıktım ve kurtulmak istiyorum. Bir annem var o da beni taşımaktan yoruldu. Ben de herkes gibi koşmak, eğlenmek, yürümek istiyorum. Bir çaresini bulamadık bugüne kadar. Herkes evden çıkıp gidiyor ama ben gidemiyorum. Evde tek başıma kalınca sanki karanlık bir bulut üstümde gibi hissediyorum. Takıntılarımdan da kurtulmak istiyorum. Birisi bana dokununca huylanıyorum. Bundan da bıktım artık. Günümün en az 6 saati banyoda geçiyor. Kimseyle bir araya gelemiyorum. 5-6 bin lira su faturası geliyor. Bu dertten kurtulmak istiyorum” dedi.
‘EVDEN DESTEKSİZ ÇIKAMIYORUM’
Yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarına hakim olamayan Kubulan, “Arkadaşlarım ve beni görenler benimle alay ediyor. Evden desteksiz çıkamıyorum. Kardeşim beni taşırken yere düşüyorum. Annem de yaşlı, o bile benden yoruldu artık. Evimiz 2’nci katta olduğu için aşağı inemiyorum. Gün içerisinde sadece video izliyorum. İstanbul’a daha önce hiç gitmedim oraya gitmeyi çok istiyorum” diye konuştu.

‘5-6 SAAT BANYODA KALIYOR, AYAKTA BAŞINDA BEKLİYORUM’
Çocuğunun tedavi olmasını ve hastalıktan kurtulmasını istediğini belirten Gülnaz Kubulan, “36 yıldır çocuğuma bakıyorum. Hayırseverlerden destek bekliyoruz. Evimiz kira, kızımın hastalığı yüzünden su faturamız çok yüksek geliyor. Çok zor geçinmeye çalışıyoruz. Ne yapacağımızı bilemiyorum. Leyla ile bütün gün birlikteyiz. Hep onunla banyoya gidip, geliyorum. O 5-6 saat banyoda kalıyor, ben de ayakta başında bekliyorum. Yıllarım böyle geçti. Biz sadece kızımın tedavisi için bir yardım istiyoruz” dedi.
Fındığının çalındığını sandı, kamera görüntülerini izleyince şoke oldu! ‘Bu yılı böyle atlatacağız’…

3 çocuk annesi söylenenlere aldırış etmedi, 6 kişilik 'kadın' ekibi kurdu! ‘Görenler bize hayran kalıyor’

3 çocuk annesi söylenenlere aldırış etmedi, 6 kişilik ‘kadın’ ekibi kurdu! ‘Görenler bize hayran kalıyor’

Sivas’ta 4 yıldır boyacılık yapan 3 çocuk annesi Handan Gökçek (42), kadınlardan oluşan 6 kişilik ekibiyle evlere giderek boyacılık yapıyor. Sadece kadınlardan oluşan ekip kuran Gökçek, ”yapamazsın” diyenlere inat, boyacılık mesleğindeki gösterdiği başarıyla takdir topluyor. Kadın ekip arkadaşları ile duvar, tavan, zemin, seramik, tezgâh ve mutfak dolabı boyayan Gökçek, dekorasyona kadın eli değmesini sağlıyor.
İlginizi Çekebilir
Gökçek, “Boya yaparken çektiğim videoları sosyal medyada da paylaşıyorum, çok güzel bir kitleye sahip oldum. Videoları gören insanlar çok güzel tepkiler veriyorlar” diye konuştu.
“ERKEKLERLE DEĞİL SADECE KADIN USTALARLA ÇALIŞIYORUZ”
Müşterinin güzel tepkisiyle karşılaştıktan sonra bütün yorgunluğunu unuttuğunu ifade eden Gökçek, “4 yıldır boyacılık yapıyorum. Sivas’ta ilk başlarda beni görenler garipsedi ancak daha sonra herkes alıştı. Çok güzel tepkiler alıyorum. ‘Yorucu olmuyor mu?’ diye soranlar oluyor. Çok yorucu bir meslek. İşi yapıp teslim ettikten sonra müşterinin güzel tepkisini aldığımızda bütün yorgunluğumuzu unutuyoruz. Kadınlardan oluşan 6 kişilik bir ekibimiz var. Büyük işlerde hep birlikte gidip dönüşümlü olarak çalışıyoruz. Erkeklerle değil sadece kadın ustalarla çalışıyoruz. Her türlü boyama işlemini yapıyoruz. Duvar boyası, tavan boyası, zemin boyaması, seramik boyaması, tezgâh ve mutfak dolabı boyaması gibi birçok boya işlemi yapıyoruz. Boya yaparken çektiğim videoları sosyal medyada da paylaşıyorum çok güzel bir kitleye sahip oldum. Videoları gören insanlar çok güzel tepkiler veriyorlar. İlk başlarda yakın çevrem, ‘Boyacılık bir kadının yapabileceği iş değil’ dediler. Artık onlar da alıştılar onlar da benim en büyük destekçilerim” şeklinde konuştu.

“GÖRENLER BİZE HAYRAN KALIYOR”
Handan Gökçek’in ekibinde yer alan Selma Özcan (43), “Handan hanımın gönülden destekçisiyim. Yardımcı olmaya, elimden geldiği kadar yapmaya çalışıyorum. Handan kadar profesyonel bir şekilde boya yapamıyorum ama bende onun yanında boyacılığı öğreniyorum. Bugün bir tezgâh ve mutfak dolabı boyaması yaptık, bir evin sehpalarını ve masalarını boyadık. Görenler bize hayran kalıyor. Bayan olarak bana göre çok güzel bir iş. Birçok destekçilerimiz var. Her ne kadar erkekler desteklemese, biz kadınlar çok güzel bir şekilde işimizi yapıyoruz” dedi.
40 derece sıcakta! 25 liraya üretip 100 liraya satılıyor: ‘Herkes bu işi yapamaz’…

Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 5'inci Ulusal Eylem Planı'nda son aşamaya gelindi

Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 5’inci Ulusal Eylem Planı’nda son aşamaya gelindi

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre; Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü koordinasyonunda ve geçmiş dönem uygulama deneyimlerinden elde edilen kazanımlar doğrultusunda hazırlanan 5’inci Ulusal Eylem Planı’nın hazırlık süreci bilimsel temele dayalı, yenilikçi, katılımcı ve sürdürülebilir bir yaklaşımla yürütülüyor.
İlginizi Çekebilir
ANKETLER, ODAK GRUP GÖRÜŞMELERİ VE BÖLGESEL TOPLANTILARLA STRATEJİK HAZIRLIK TAMAMLANIYOR
Eylem Planı’nın hazırlık aşamasında, uluslararası belgeler ve 32 ülke örneğini içeren doküman analizi, kamu kurum ve kuruluşlarına, üniversitelere, uluslararası kuruluşlara ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik ‘Stratejik Paydaş Anketi’ ve taşra teşkilatında kadın hizmetleri alanında görev yapan personele yönelik ‘Personel Görüş Anketi’ ile yeni döneme ilişkin görüş ve öneriler derlendi. Ayrıca bakanlığın tüm hizmet birimleri, dış paydaş kamu kurum ve kuruluşları ile uluslararası kuruluş temsilcilerinin katılımıyla toplam 28 odak grup görüşmesi gerçekleştirildi.
Önümüzdeki süreçte, doküman analizleri, anketler ve odak grup görüşmelerinden elde edilen çıktılar doğrultusunda belirlenecek stratejik odak temalarda ihtisas komisyon toplantıları yapılması da planlanıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla açılışı yapılacak ve eş zamanlı olarak icra edilecek bu toplantılarda kamu, akademi, sivil toplum ve uluslararası kuruluş temsilcileri de yer alacak. Eylem Planı’nın sahaya dayalı, ihtiyaç odaklı ve uygulanabilir bir yol haritası niteliğinde olması amacıyla Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesini temsilen belirlenen illerde düzenlenmesi planlanan ‘Kadın Hizmetleri Bölgesel İstişare Toplantıları’ ile de yerel dinamiklerin analizi, saha deneyimleriyle politika yapım sürecinin zenginleştirilmesi ve stratejik hedeflerin sahaya yansıtılması hedefleniyor.
İstanbul ve yurt genelinde sıcaklık alarmı: Yeni haftada 40 derece rekor sıcaklarla geliyor…

Reklam
Hastalığı yüzünden evden çıkamıyor, 6 saat banyoda kalıyor! ‘Arkadaşlarım benimle alay ediyor’

Hastalığı yüzünden evden çıkamıyor, 6 saat banyoda kalıyor! ‘Arkadaşlarım benimle alay ediyor’

Kepez ilçesinde annesi Gülnaz Kubulan (72) ile birlikte yaşayan Leyla Kubulan’a, küçük yaşlarda serebral palsi teşhisi konuldu. Kısa süre sonra yürüme yetisini kaybeden Kubulan, o günden bu yana eve hapsoldu. Yaşıtlarıyla vakit geçiremeyen Kubulan, 2’nci kattaki evlerinden desteksiz inemediği için tüm hayatı evde geçiyor.
İlginizi Çekebilir
Bir süre sonra psikolojik bozukluklar da baş gösteren Kubulan, kendisine obsesif kompulsif bozukluk teşhisi konulması sonrasında kimseye dokunamamaya başladı. Gününün 5-6 saatini banyoda ellerini yıkayarak geçiren kadının hastalığı nedeniyle ekonomik olarak zor günler geçiren aileye, 5-6 bin lira su faturası gelmeye başladı.
BACAKLARINA VURARAK GÖZYAŞI DÖKÜYOR
Destek olmadan banyoya bile tek başına gidemeyen Leyla, annesi kendisini taşırken bacaklarına vurarak gözyaşı döküyor. Herkes evden çıkınca caddeye bakan penceresinden araçları ve insanları izleyerek günlerini geçiren Leyla, yarım kalan fizik tedavisi için destek bekliyor.
Osmanlı’nın son sırları gün yüzüne çıktı! Van’da şok eden kalıntılar: ‘Sayı 800’ün üzerinde’
‘HERKES GİBİ KOŞMAK, EĞLENMEK, YÜRÜMEK İSTİYORUM’
Yıllardır bu hastalıkla yaşadığını belirten Leyla Kubulan, “Bu rezillikten bıktım ve kurtulmak istiyorum. Bir annem var o da beni taşımaktan yoruldu. Ben de herkes gibi koşmak, eğlenmek, yürümek istiyorum. Bir çaresini bulamadık bugüne kadar. Herkes evden çıkıp gidiyor ama ben gidemiyorum. Evde tek başıma kalınca sanki karanlık bir bulut üstümde gibi hissediyorum. Takıntılarımdan da kurtulmak istiyorum. Birisi bana dokununca huylanıyorum. Bundan da bıktım artık. Günümün en az 6 saati banyoda geçiyor. Kimseyle bir araya gelemiyorum. 5-6 bin lira su faturası geliyor. Bu dertten kurtulmak istiyorum” dedi.
‘EVDEN DESTEKSİZ ÇIKAMIYORUM’
Yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarına hakim olamayan Kubulan, “Arkadaşlarım ve beni görenler benimle alay ediyor. Evden desteksiz çıkamıyorum. Kardeşim beni taşırken yere düşüyorum. Annem de yaşlı, o bile benden yoruldu artık. Evimiz 2’nci katta olduğu için aşağı inemiyorum. Gün içerisinde sadece video izliyorum. İstanbul’a daha önce hiç gitmedim oraya gitmeyi çok istiyorum” diye konuştu.

‘5-6 SAAT BANYODA KALIYOR, AYAKTA BAŞINDA BEKLİYORUM’
Çocuğunun tedavi olmasını ve hastalıktan kurtulmasını istediğini belirten Gülnaz Kubulan, “36 yıldır çocuğuma bakıyorum. Hayırseverlerden destek bekliyoruz. Evimiz kira, kızımın hastalığı yüzünden su faturamız çok yüksek geliyor. Çok zor geçinmeye çalışıyoruz. Ne yapacağımızı bilemiyorum. Leyla ile bütün gün birlikteyiz. Hep onunla banyoya gidip, geliyorum. O 5-6 saat banyoda kalıyor, ben de ayakta başında bekliyorum. Yıllarım böyle geçti. Biz sadece kızımın tedavisi için bir yardım istiyoruz” dedi.
Fındığının çalındığını sandı, kamera görüntülerini izleyince şoke oldu! ‘Bu yılı böyle atlatacağız’…

Reklam
İhale ile ev aldı! Eski sahibinin yaptıkları kabusu oldu: 400 bin TL’lik tahribat

İhale ile ev aldı! Eski sahibinin yaptıkları kabusu oldu: 400 bin TL’lik tahribat

Isparta’da Nisan ayında ihale yoluyla satın alınan dairede, eski mülk sahibinin evi boşaltırken tahrip ettiği ve yaklaşık 400 bin TL maddi zarar verdiği iddia edildi. Dairenin kapıları, mutfak dolapları, pencereleri ve diğer eşyalarının söküldüğü görüldü. Yeni ev sahibi Numan Karatepe, yaşananlar üzerine polise başvurarak eski mülk sahibinden şikâyetçi oldu.
İlginizi Çekebilir
İHALE İLE ALDIĞI EVDE HAYATININ KABUSUNU YAŞADI
Isparta’da Nisan 2025’te ihale yoluyla satın alınan bir dairede, eski mülk sahibi A.D.’nin evi boşaltmadan önce tahrip ettiği ve bazı malzemeleri götürdüğü öne sürüldü. Yeni daire sahibi Numan Karatepe, eski sahibine Temmuz ayı sonuna kadar ücretsiz kalabileceğini söylemesine rağmen, kişinin bu süre sonunda evi boşaltmadığını ve evi tekrar satın almak istediğini belirttiğini aktardı. Karatepe, eski sahibi A. D.’nin evi alamayacağı anlaşılınca, evden ayrılması gerektiğini bildirmesinin ardından evin dokuz kapısı, kombisi, mutfak dolapları, pencereleri ve diğer eşyalarını söküp kırarak yaklaşık 350-400 bin TL maddi zarara yol açtığını ifade etti. Sabah saatlerinde dışarıdan evi kontrol eden Karatepe, evin tamamen tahrip edildiğini görünce polise başvurdu ve çilingir yardımıyla evi açarak durumu tutanak altına aldı.

“DAİREYİ İHALE YOLUYLA SATIN ALDIM”
Numan Karatepe, “Daireyi 2025 yılının Nisan ayında ihale yoluyla satın almıştım. İçinde eski mülk sahibi yaşıyordu. Kendisi benden, Temmuz ayının sonuna kadar evi kendisinin satın almak istediğini söyleyerek ricada bulundu. Ben de kendisine, Temmuz ayı sonuna kadar ücretsiz olarak evde kalabileceğini, Temmuz sonunda almak isterse de benden satın alabileceğini belirttim” dedi.
Kuzey Marmara Otoyolu’nda feci kaza! Yolcu otobüsü devrildi: 3 ölü, 20 yaralı
Eski mülk sahibi yaklaşık 350-400 bin TL maddi zarar verip evden çıktıTemmuz ayının sonunda kendisinden haber gelmediği için Ağustos’ta kendisini aradığını belirten Karatepe, “Bana daireyn satın alamayacağını söyledi. Ben de evi satmak istediğimi belirttim ve isterse yine ücretsiz kalabileceğini söyledim. Kendisi, evden çıkmak istediğini söyledi ancak çıktığı tarihi bana bildirmedi. Eski mülk sahibi, evin dokuz kapısını, kombiyi, mutfak dolaplarını, pencerelerini, muslukları ve evdeki diğer eşyaları söküp kırmış. Yaklaşık 350-400 bin TL maddi zararım oluştu” ifadelerini kullandı.

“KENDİSİNİ ARADIĞIMDA BENİMLE DALGA GEÇER GİBİ KONUŞTU”
Olay öncesi eski mülk sahibini telefonla aradığını ve durumu sormak istediğini belirten Karatepe, “Kendisini aradığımda benimle dalga geçer gibi, “Ben eşya taşıyorum, çıkamıyorum” gibi ifadeler kullandı. Hâlâ bazı eşyalarının evde olduğunu ve çıkmayacağını söyledi. Ben kendisine iyilik amacıyla tolerans gösterdim fakat bu şekilde davranması gerçekten üzücü” şeklinde konuştu.

“KENDİSİNDEN ŞİKAYETÇİ OLDUM”
Bugün sabah dışarıdan evin durumuna baktığını belirten Karatepe, “Evin tahrip edildiğini ve kimsenin yaşamadığını gördüm. Polis çağırarak çilingir aracılığıyla evi açtım ve hasarı yerinde tespit ettim. Bu nedenle kendisinden hem şikâyetçi oldum hem de maddi zararlar nedeniyle gerekli taleplerimizi ileteceğiz. Bu durum bizim için gerçekten özel ve olumsuz bir durum oluşturdu” dedi.

Dehşet anları ortaya çıktı! Genç oyuncu İbrahim Yıldız devrilen ağacın altında kaldı…

Reklam
Gelibolu’daki yangının izleri havadan görüntülendi! Çanakkale ormanları küle döndü

Gelibolu’daki yangının izleri havadan görüntülendi! Çanakkale ormanları küle döndü

Gelibolu ilçesinde 16 Ağustos’ta saat 16.30 sıralarında orman yangını çıktı. Alevler, rüzgarın da etkisiyle geniş bir alana yayıldı. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri, yangını söndürmek için çalışma başlattı. Yangına dün havadan 12 uçak, 18 helikopter ile havadan, 343 kara aracı ve toplam 1300 personel ile karadan müdahale edildi.
İlginizi Çekebilir
TAHLİYE EDİLEN KÖYLERDE YAŞAYANLAR EVLERİNE GERİ DÖNÜYOR
Yangın nedeniyle Gelibolu’nun, Ilgardere, Karainebeyli köyleri ile Eceabat’a bağlı Kumköy, Beşyol, Büyükanafartalar ve Küçükanafartalar köyleri tedbir amacıyla tahliye edildi. Boşaltılan köylerde yangın riski azaldığı için isteğe bağlı olarak vatandaşlar yeniden evlerine döndü.

‘BÜYÜK ÖLÇÜDE KONTROL ALTINDA’
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, dün gece boyunca karadan yapılan müdahalelerin ardından yangının 00.15 sıralarında büyük ölçüde kontrol altına alındığını açıkladı.

Bakan Yumaklı yaptığı açıklamada, “Çanakkale Gelibolu yangını orman kahramanlarımızın aralıksız mücadelesi ile büyük ölçüde kontrol altına alınmıştır. Bölgede soğutma çalışmalarımız devam etmektedir” dedi.
Bu arada yanan alanlar, dronla görüntülendi.

Dehşet anları ortaya çıktı! Genç oyuncu İbrahim Yıldız devrilen ağacın altında kaldı…

Çağla için Interpol devreye girmişti: Çağla Tuğaltay kimdir, olay nedir?

Çağla için Interpol devreye girmişti: Çağla Tuğaltay kimdir, olay nedir?

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – 15 yaşındaki Çağla Tuğaltay’ın 5 Haziran 2000 günü sır dolu ölümü, aradan geçen 25 yıla rağmen onu tanımayan binlerce gönüllü için bir adalet mücadelesi olmaya devam ediyor. 25 yıldır onu hiç unutmadan şahit olduklarını Türk yargısına anlatan, Çağla’nın katilinin bulunması için yüreğinin bir yanında hep umut ışığı yanan gönüllüler, geçtiğimiz günlerde gelen bir haberle umudu daha yoğun hissetmeye başladı. Çağla’nın katili çevresinde aranmış, yıllarca aynı apartmanda yaşadığı pek çok komşusu şüpheli görülmüştü. Ancak genç kızın katili bunca zaman sadece 2 yerde hiç aranmamıştı. Kapının hiç zorlanmadan açıldığı, Çağla’ya yuva olan evi yani ailesi ve yurt dışındaki potansiyel suçlular!Artık Interpol devredeydi. Ya ailenin dediği gibi Çağla’nın katili yurt dışındaydı ya da Türk yetkililerin ve Çağla’nın davası için gönülden çabalayan Avukat Ümit Altay’ın da tahmin ettiği gibi en yakınındaydı. Peki Interpol’ün devrede olması ne anlama geliyor? 25 yılın ardından artık adaletin yerini bulması an meselesi mi? Avukat Ümit Altay, Çağla’nın katili için 6 ay detayına ve bilmediğimiz gelişmelerin olabileceğine dikkat çekerek Milliyet.com.tr’ye konuştu.

INTERPOL’ÜN DEVREDE OLMASI NE DEMEK? ‘DOSYA ÇOK SICAK’
Çağla’nın öldürülmesinin üzerinden tam 25 yıl geçti. Ancak geçtiğimiz günlerde herkesi heyecanlandıran bir gelişme yaşandı ve delillerin bu güne dek yapılacak en kapsamlı tarama için Interpol’le paylaşılmasına karar verildi. Çağla Tuğaltay cinayetini aydınlatmak için çalışmalara devam eden polis, olay yerinde bulunan 3 parmak izi ile Çağla’nın tırnakları arasından çıkan DNA örneklerini İnterpol arşivinde taratacaktı. Ardından daelde bulunan örnekleri 196 ülkedeki örneklerle karşılaştıracaktı. 25 yıl boyunca sadece Çağla’nın ‘yakınlarında’ aranan katil için, bu kez geniş bir arama tarama söz konusuydu.Ancak genç kızın adına kurulan gönüllü sosyal medya sayfaları, katilin yakından ziyade ‘en yakınlarında’ olduğuna inanıyor. Aile ise bu iddialara karşı çıkıyor ve kızlarının katilinin ‘evden’ biri olmadığını ısrarla savunuyor. Elbette bu süreçte Türk yetkililer gereken araştırmaları yapıyor ve delileri inceleyerek, pek çok şahidin ifadelerini yeniden alıyor. Interpol’ün devreye girmesi ise cinayetin çözülmesi konusunda adalet bekleyenlerin umudunu iyice yeşertiyor. Peki Interpol’ün yapacakları davayı nasıl etkiler ve bu araştırma tam olarak ne anlama geliyor? Ailenin üzerindeki şüpheler bitmiş olabilir mi? Avukat Ümit Altay şöyle açıklıyor:
Alıntı Metni

DOĞRU SÖYLEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ YOK! ‘HTS’LERE BAKILMIŞ OLABİLİR’
Bugüne dek Çağla’nın katilinin bulunması için pek çok kişinin ifadesi alındı. Aile de TV programlarında ve her röportajlarında o güne dair açıklamalar yaptı. Ancak gönüllülerin dikkatinden kaçmayan kritik detaylar, büyük tutarsızlıkları peşinden getiriyor. Özellikle Çağla’dan sonra ortadan kaybolan ‘yeşil Mercedes’ ile ilgili, “Öyle bir arabamız yoktu” dedikten kısa süre sonra “Aslında yeşil Mercedes’imiz vardı” diyen aile akıllarını karıştırmıştı. Sosyal medyada ve şahitlerin ifadelerinde öne çıkan isimlerden biri olan baba Nedim Tuğaltay’ın, cinayetin işlendiği saatlerde balkonda kanlı ve bıçaklı görülmesi, ev telefonundan görüşmeler yapılmış olması bu kritik detaylar arasında öne çıkıyordu. Oysa Çağla’nın öldürüldüğü saatlerde ne Nedim Tuğaltay ne de diğer aile üyeleri verdikleri ifadede evde olduklarını söylemişti. Yani Nedim Tuğaltay’ı eli kanlı ve bıçaklı gören 3 farklı tanığın ifadesi değerlendirildiğinde ortaya çelişkiler çıkıyordu. Ayrıca ağabey İlker Tuğaltay’ın HTS kayıtları 2000 yılına ait bir veri sunmamıştı. Çünkü incelenen numara, 2004’ten sonra kullanılmaya başlanmıştı. Peki ama Ordu’dan İstanbul’a cinayet sonrası geldiğini ifade eden İlker Tuğaltay yanlış bir numara mı vermişti? İfadesinde eksik ya da yanlış bilgiler olabilir miydi? Avukat Ümit Altay, ‘Doğru söylemek gibi bir yükümlülükleri yok’ diyerek o ifadeleri ve HTS kayıtlarını anlattı.
“Kişinin, kendisiyle alakalı doğru delil verme veya doğru söyleme yükümlülüğü yok ceza hukukumuza göre. Ceza almasa da bir kanaat oluşur. Der ki bu adam gerçekten şüpheli olabilir. Nitekim şu an öyle düşünülüyor. 2000 yılında o olay saatinde, İstanbul’dan da sinyal verdiğinden kabul etmediğini düşünüyoruz. Polis veya savcılık HTS’nizi alırken gelip ‘Hangi numarayı kullanıyorsunuz?’ diye sormuyor. Yani şahsın şu an üzerinde kayıtta hangi telefon numaraları var diye bakar ve öğrenirler. Bu teyitli bir şekilde soruşturulur. Yoksa o zaman şüpheliler hep başka numaralar verirdi. İlker’in yıllar sonra yana yakıla başka bir numara aramasının, o numarayı kabul etmemesinin bundan sebep olduğunu düşünüyoruz. Bu, gerçekten onun telefonu. 2000 yılında da Ordu’da değil de İstanbul’da vermiştir diye düşünüyoruz. Zaten savcının da aile üzerine gitme sebeplerinden bir tanesi buydu. Bir de o numarayı da reddetmiyor. Diyor ki o numarayı 2004’te kullanmaya başladım. Yani tanıklara sorduğu sorular, onlara yaptıkları konuşmalarında savcı da fikrini biraz söylemiş. Şu an aile üzerinde de duruluyor.” – Avukat Ümit Altay

Peki, olay saatinde Çağla’dan ve henüz kimliği bilinmeyen katilden başka kimsenin evde olmaması gerekiyorsa, ev telefonu üzerinden Nedim Tuğaltay’la nasıl iletişim kurulmuştu? Nedim Tuğaltay cinayet saatlerinde ev telefonunda, akşam Gülnur Tuğaltay’la eve gelene kadar bilmediği cinayeti, nasıl ‘Çağla’yı kesmişler’ diye anlatmıştı?
Alıntı Metni
5 NO’LU KAN LEKESİ VE SALONDA BULUNAN ÇAKMAĞIN SIRRI
Çağla’nın boğazı ‘solak’ biri tarafından kesilmişti ve okul elbiselerinin altına giydiği iç çamaşırındaki 5 no’lu kan lekesi Çağla’ya ait değildi. Çağla’nın değilse katili ele verecek bir delil olma olasılığı oldukça yüksek olan bu leke için Avukat Ümit Altay gereken adımları attı. Savcılığa 10 dilekçe gönderen Avukat Altay’ın 9’uncu dilekçesi bu kan lekesi içindi. Peki çakmak ve kan lekeleri ne ifade ediyordu?
“Dosyada 5 no’lu kan örneği var. O Çağla’ya ait değil. Kanın kime ait olduğu bulunursa cinayeti aydınlatacak. Kanın sıçraması, cinayet dışında mümkün değil. Demek ki kendini de kesti katil. Böylece kendi kanı da damladı diye düşünüyoruz. Belki de Çağla’yla boğuşurken bir şey oldu. Bunu ben talep ettim. Tırnak altı DNA’nın da aileyle karşılaştırıp karşılaştırılmadığını bilmiyoruz. Çünkü aile bu konuda da yalan söylüyor. Deniyor ki bizimki incelendi ama eşleşmedi deniyor. Ancak bugüne kadar hiçbir rapor göstermediler. Bu da benim dikkatimi çekti. Başta tırnak altı DNA olmak üzere 5 no’lu kan örneği ve Çağla’nın iç çamaşırında başka yabancı DNA’lar da var ,swap’lar alınmış. Onlarla da eşleştirilmeli. Bir de salonda bulunan çakmak. O da DNA’larla eşleştirilmeli. Ben talep ettim. Muhtemelen savcı da bunu göz önünde bulundurur ve aile üyeleri ile o tanıklar dinlendikten sonra DNA’larına başvurulacak diye düşünüyorum.” – Avukat Ümit Altay

‘DOSYA GİZLİ OLDUĞU İÇİN BİLEMEYİZ’
Çağla’nın 25 yıldır aydınlatılamamış soruşturması için çalışan kimse yerinde saymıyor. Her geçen gün yeni incelemeler, ifadeler ve ihtimaller değerlendiriliyor, sonuca varacak yolda durmaksızın ilerleniyor. Ancak alınan ‘gizlilik kararı’ her gelişmenin öğrenilmesini mümkün kılmıyor. Bu nedenle de Avukat Ümit Altay’a göre henüz duymadığımız ama ilerleme kaydedilen incelemeler olabilir. Avukat Ümit Altay, bunun nedenlerini ve ‘6 ay tahminini’ açıklayarak sözlerini şöyle noktaladı:
Alıntı Metni
Galatasaray’da Ederson ve Singo haftası! Yönetimden yeni teklif
Fenerbahçe’de kilidi açacak anahtar aranıyor!…