BIST 100
14.178,73 0,70%
DOLAR
47,0551 0,04%
EURO
53,9990 0,12%
GRAM ALTIN
6.102,15 -0,64%
FAİZ
41,15 -0,22%
GÜMÜŞ GRAM
85,94 -1,70%
BITCOIN
64.183,00 -1,16%
GBP/TRY
63,6747 -0,06%
EUR/USD
1,1463 0,00%
BRENT
84,72 -0,27%
ÇEYREK ALTIN
9.977,02 -0,64%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
35 °
Reklam

SİYASET

Kübra öğretmenin talebini duyan Erzincan Valisi Aydoğdu'nun duygusal anları!

Kübra öğretmenin talebini duyan Erzincan Valisi Aydoğdu’nun duygusal anları!

Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Ordu Caddesi üzerinde İl Milli Eğitim Müdürü Hacı Ömer Kartal ile yürüdüğü sırada yanlarına gelen öğretmen Kübra Aydın bir öğrencisinin sıkıntısını Valiye aktardı.
İlginizi Çekebilir
HUKUK ÖĞRENCİSİNE BURS VE YURT SÖZÜ VERDİ
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanan öğrencisinin babasının yoğun bakımda olduğunu ve bursa ihtiyacı olduğunu gözyaşları içerisinde Vali Aydoğdu’ya aktaran öğretmen Valinin de duygusal anlar yaşamasına neden oldu.
Vali Aydoğdu, öğretmenin “Hukuk Fakültesini kazanan Yunus Emre Adaş’ın babasının hasta olduğunu ve yurt ile burs ihtiyacının bulunduğunu” söylemesi üzerine, öğrenciyi arayarak destek sözü verdi.
ÖĞRETMEN AĞLAYINCA VALİ DE DUYGULANDI
Aydoğdu’nun jesti, öğretmen Aydın’ı duygulandırdı. Bu sırada Aydoğdu da duygusal anlar yaşadı.
Vali Aydoğdu, öğretmen Aydın’ın talebini ilettiği videoyu, sosyal medya hesaplarından şu notla paylaştı:
“Erzincan’da vefa, kardeşlik ve eğitimin aynı cümlede buluşması, insanın içini ısıtan bir hakikat. Bu inceliğiyle bize vesile olan öğretmenimiz Kübra Aydın’a bütün hissiyatımla teşekkür ediyorum. Hayat dediğimiz, dertle devayı, hastalıkla şifayı, hüzünle sevinci birlikte taşıyor. Yeter ki biz birbirimizin yükünü hafifletelim, birbirimizin yüreğine dokunalım. Dualarımızda şifa, gönlümüzde muhabbet, yolumuzda umut var.”
112 nöbetinde acı haber! Doktor, telefonla dedesinin öldüğünü öğrendi
Amerikalı geline Zonguldak’ta düğün! ‘Kocam seni çok seviyorum’…

İki Türk lise öğrencisine NASA'dan davet! Profesörlere sunum yapacaklar

İki Türk lise öğrencisine NASA’dan davet! Profesörlere sunum yapacaklar

Düzenlenen bir bilim zirvesinde tanışıklıkları başlayan ve parçacık fiziğine olan ilgilerini, birikimlerini birleştirerek artıran İstanbul ile Kocaeli’de eğitim alan öğrenciler Çetinkaya ve Atalay, proton- nötron gibi atom altı parçacıklar olan ve elektronlarla aynı aile sınıfında yer alan “müon” adı verilen atom altı parçacığının algılanmasını sağlayan sintilatör (parıldayan parçacık dedektörleri) projesi hazırladı.
Gönderdikleri proje sunum için uygun görülen ikili, NASA tarafından 8-12 Eylül’de ABD’nin Washington eyaletindeki John Hopkins Üniversitesi Uygulamalı Fizik Laboratuvarı’nda düzenlenecek “2025 Heliophysics Technology Sempozyumu”nda çalışmalarını anlatacak.

Bilimsel danışmanlıklarını yapan Gebze Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Kamil Çınar eşliğinde hazırlıklarını sürdüren Çetinkaya ve Atalay, aynı zamanda üniversite öğrencilerine de sunum yapıyor.
Kocaeli’deki özel bir lisede 2. sınıf öğrencisi Arda Çetinkaya, AA muhabirine, geliştirdikleri projenin benzerlerinden çok daha uygun maliyetle üretilebileceğini anlattı.
Müon dedeksiyonu için sintilatör ürettiklerinden bahseden Çetinkaya, “Müon, evrenin ilk oluşum anlarından çok kısa süre sonra var olmuş parçacıklardan biridir. Biz de evrenin nasıl başladığı sorusuna yanıt arayabilmek için bu parçacığın peşinden koşuyoruz. Normal şartlarda bu parçacığı dedekte etmek genellikle pahalı iştir. Biz, bu parçacığı tespit edebilmek için bir çeşit dedektör geliştirdik. Geliştirdiğimiz dedektör muadillerine göre daha ucuz ve daha verimli.” diye konuştu.
11 yaşındaki Aden’e üniversite seviyesinde diploma! Dünyadaki 2 kişiden biri oldu

Çetinkaya, sempozyumu bir Amerikan Fizik Derneği (APS) üyesinin kendilerine haber verdiğini, geliştirmeye devam ettikleri projeyi etkinliğe gönderdiklerini ve kabul aldıklarını aktararak, Gebze Teknik Üniversitesi Nükleer Manyetik Rezonans Laboratuvarı bünyesinde görevli Fuat Toprak’ın yönlendirmesiyle ulaştıkları Dr. Kamil Çınar ile devamlı fikir alışverişinde bulunarak detaylı bir proje ortaya çıkardıklarını ve laboratuvarını kullandıklarını anlattı.

Projenin gelecekteki önemine değinen Çetinkaya, şöyle devam etti:
“Projemiz daha da geliştirildiğinde tıp alanında kanserli hücrelerinin tespitinde ya da savunma sanayinde konteynerlerin veya yeraltı tesislerinin tespitinde kullanılabilecek teknolojiler doğurabilir. Veya bakıldığında Türkiye’de de yeni kurulan nükleer tesislerimiz var, bu tesislerimizin güvenliğini sağlayabilmek adına kullanılabilir. Bunların yanında temel fizik araştırmalarında ucuz yöntem vadettiği için üniversitelerin araştırma laboratuvarlarında da oldukça etkin şekilde kullanılabilir.” şeklinde konuştu.
Göztepe İhsan Kurşunoğlu Anadolu Lisesi 10. sınıf öğrencisi Buket Atalay, alanında yetkin bilim insanlarının katıldığı sempozyumdan haberdar olmaları üzerine lise öğrencileri olarak şanslarını denemek istediklerini dile getirdi.

Söz konusu sempozyumun NASA tarafından her yıl düzenlendiğini ancak normalde liseli öğrencilerin katılmadığını aktaran Atalay, “Harvard Üniversitesi, NASA’nın diğer birimleri veya Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü (Caltech) gibi üniversitelerin hocalarının ve doktora, master öğrencilerinin katıldığı prestijli bir program. Biz de böyle bir fırsatı görünce değerlendirelim dedik.” ifadelerini kullandı.
Atalay, projelerinin NASA tarafından kabul edilip Amerika’ya davet edilmeleri üzerine ailelerinin sevindiğini anlatarak, “Onlar çok sevindiler, tabii bazı endişeleri oldu. Çünkü ‘Nasıl gideceksiniz?’ ‘Amerika’ya tek başınıza gideceksiniz, kim götürecek?’ gibi. Tabii bunların hepsi masraf. Benim uçak biletimi okulum karşılamayı kabul etti, onlar destek olacaklar bana.” şeklinde konuştu.

ALANINDA UZMAN PROFESÖRLERE SUNUM YAPACAKLAR
Fizik alanında yetkin insanlarla tanışabilecek olmanın büyük bir fırsat olduğuna değinen Atalay, “Büyük bir beklentimiz de yoktu açıkçası. Biz burada bilime katkı sağlamayı ve bilimsel yöntemi anlamayı, bilim dünyasının içine girmeyi isteyen ve ileride fizikçi olmak isteyen iki lise öğrencisiyiz. Oraya gidecek olmak, Harvard, NASA’nın yetkilileri, Princeton ve MIT gibi üniversitelerin profesörleriyle tanışacak olmak ve onların sunumlarını dinleyecek olmak, onların da bizim sunumumuzu dinleyecek olması çok büyük bir fırsat bizim için.” değerlendirmesinde bulundu.
Gerekli maddi desteği bulmaları halinde projeleri için İstinye Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi ve Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) araştırmacı Prof. Dr. Sertaç Öztürk’ün laboratuvarında bulunan imkanlarından da yararlanarak projeyi hayata geçirebileceklerini aktaran Atalay, “Şu anda aslında en büyük sıkıntımız bütçe bulmak. Yaklaşık 2-3 bin dolara ihtiyacımız var bunu yapmak için. Bunları tamamladığımızda da Kamil hocamızın da desteğiyle laboratuvarında bunları yapacağız. O da bize aslında burada bir yol gösterici oluyor, danışmanlık yapıyor aslında.” dedi.
Çetinkaya ve Atalay’a İleri Fotonik Araştırmalar Laboratuvarının kapısını açan Dr. Kamil Çınar, geleceğin bilim insanı adaylarının kendilerini geliştirmesinde üniversitenin imkanlar sağlayarak, öğrencilere ön ayak olmaya çalıştığını belirtti.

Arda Çetinkaya ve Buket Atalay’ın üniversitede düzenlenen bilimsel seminerlere katılmasının değerli olduğunu dile getiren Çınar, “Arkadaşlar benimle projeleriyle ilgili bilimsel tartışmalarını yaptıktan sonra çalışmalarının takdire şayan olduğunu düşündüm. Bölümümüzde haftalık yapılan bilimsel seminerler oluyor. Ben bu arkadaşlarımızı sunum yapmalarını, bir seminer olarak bunu anlatmalarını ve akademik çalışmaya yeni adım atmış olan 1 ve 2. sınıf lisans öğrencilerimizin motivasyonunu artırması amacıyla sunum yapmalarını tavsiye ettim.” dedi.
Böylesine detaylı bir projenin lise seviyesinin üstünde olduğunun altını çizen Çınar, “Bunları kendi bireysel çabalarıyla yaptığını söylemek yanlış olmaz. Bu projeyi kendileri gerçekleştirdiler. Bu bir hoca projesi ya da öğrencilere dikte ettirilmiş proje değil. Kendi başlarına bunu yapıp uluslararası mecrada sunabiliyor olmaları bence büyük bir başarı.” diye konuştu….

Reklam
CHP lideri Özel'den 'kayyum' açıklaması

CHP lideri Özel’den ‘kayyum’ açıklaması

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “İsterse bütün il yönetimlerine kayyım atasınlar. İsterse Cumhuriyet Halk Partisi’ne kayyım atasınlar. İsterse kendileri gibi olacak bir Cumhuriyet Halk Partisi için her türlü siyasi mühendislik için çaba harcasınlar. 100 yıl önceki inanç, kararlılık, ruhla, birbirimize olan güven ve sevgiyle, büyük bir cesaretle biz yolumuzda yürüyeceğiz” dedi.
İlginizi Çekebilir
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, parti genel merkezinde CHP’nin kuruluş haftası etkinliklerinin açılışına katıldı. Özel, Cumhuriyet Halk Partisi’nin resmi kuruluş başvurusunun 9 Eylül 1923’te yapıldığını ve Osmanlıca olan bu dilekçenin bir örneğinin devlet arşivinde, bir örneğinin ise parti arşivinde ve kendi odasında olduğunu söyledi. Geçen sene delegelerin, verilen bir önergeyle 4-9 Eylül arasındaki haftayı kuruluş haftası olarak ilan edip, bundan sonra da her sene bu haftanın özel ve güçlü bir temayla hem kutlanmasını, kutlama programının içinde de mutlaka akademisyenlerin, bilim insanlarının, siyasetçilerin ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne ilgi duyan, takip eden herkesin, bütün paydaşların olmasını arzu ettiklerini belirterek, “Şimdi o haftanın ilkinin açılış günündeyiz. Ve bu haftayı nasıl değerlendireceğiz, bu hafta neler yapacağız bu konuda paylaşımı birinci ağızdan ben yapmak istedim. Ve bir Bellek Müzemiz var biliyorsunuz. Her sene de bir başka temayla Bellek Müzemizin önünde ve içinde bir sergimiz olacak. Bu sergiyi de ilkini sizlerle birlikte gezmek ve sizlere tanıtımına ben eşlik etmek istedim” diye konuştu.
‘GENÇLERLE KONUŞMADAN GELECEK TARİFİ YAPAMAZSINIZ’
Özel, yarın akademisyenlerle, ilim insanlarıyla ve 600’ün üzerinde katılımcıyla birlikte olacaklarını ifade ederek, “Ertesi gün bu kez bir başka sürecimiz var. Bir gelecek tarif ediyorsanız onları gençlerle konuşmadan, onların rızasını almadan, onların dediği gibi bir vizyon koymadan yapamazsınız. 250 gençle birlikte burada, binamızda olacağız. Ayrıca dış mekanlarda, sosyal aktivitelerde, tartışmalarda olacağız, konserlerde, koşularda olacağız. Ama bu binada gençlik kollarımız ve gençlik politikalarını örgütleyen MYK üyemizin liderliğinde bu binada her birimiz 250 gençle. Kimisi dünya çapında alanında uzmanlaşmış, doktorasını yapmış genç arkadaşlarımızla. Kimisi üniversite öğrencileri. Kimisi lise öğrencileri, sorunlarını, endişelerini taşıyan gençlerle. Kimi ne evde, ne istihdamda, ev gençleriyle. Evini geçindirmek için motokuryelik yapanlarla ya da iş aramakla meşgul olup kendi alanı dışında mesleklerde çalışmak zorunda olanlarla. Ama gençlerden en doğru bir temsil heyeti ile birlikte; ‘Biz programımıza gençler için ne koyuyoruz ne biliyoruz, onlara nasıl bir Türkiye vadediyoruz?’ Bu kürsüden dedik ya ‘Gençler bu akşam bir seçim daha kalmaya karar vermişlerdir.’ O kalacakları Türkiye’yi kurabilecek miyiz? Kuracaksak birlikte ne yapacağız, nasıl başaracağız? Hep birlikte tartışacağımız bir birlikteliğimiz olacak” ifadelerini kullandı.
‘MİLLETİMİZE AĞIR BEDELLER ÖDETİLMEYE ÇALIŞILMAKTADIR’
Özel, ülke olarak tarihin en zor dönemlerinden birini yaşadıklarını aktararak, “Hem ekonomik olarak böyle hem çok partili rejimin sokulduğu zor dönem açısından böyle. Hem yargı bağımsızlığı açısından, kuvvetler ayrılığı açısından böyle. Hem Sivas Kongresi’nde ve devamında o kongredeki ruhun vücut bulmuş hali olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin münhasıran kullandığı yasama yetkisinin maalesef OHAL şartlarında tartışmalı, rejime kasteden bir anayasa değişikliği ile münhasıran kullanılacak bu yetkinin ortaklaşa kullanılması. Gri alanların tarifinin sorunlu olması, karşı alana tecavüzlerin ortadan kaldırılacağı bir üst mahkeme yapısının olmaması, olanın da maalesef kararlarının arkasından sık sık dolaşılması açısından çok zor bir dönemi yaşadığımızı, derdini anlatmak isteyenin yalnız, sesini yükseltmek isteyenin sesinin kısık kalabildiğini, aksi takdirde bunun aksini yapanların da en ağır şekilde cezalandırıldıkları, tutuklamanın bir ön infaz yöntemine dönüştüğü, istisna olacak tutuklama tedbirinin kaideye dönüştüğü bir sürecin içindeyiz. Ne yazık ki demokrasi ile göreve gelen bir iktidarın, demokrasi treninden inmesinin ve ülkeyi sandıkla değil baskıyla yönetme tercihinin ağır sonuçları bunlar. Ne yazık ki iktidara demokratik tehdit olan her kişi, her kurum ortadan kaldırılmak isteniyor. Bir kişi ve onun yanındakiler iktidarda kalsın diye milletimize ağır bedeller ödetilmeye çalışılmaktadır” dedi.
‘TÜRKİYE’DE ÇOK PARTİLİ SİYASET TEHDİT ALTINDADIR’
Özel, Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çıkarlarıyla milletin çıkarlarının birbirinden ayrıldığını söyleyerek, “Cumhur İttifakı’nın çıkar ve hedefleri ile milletin beklentileri birbirinden ayrışmıştır. Erdoğan kendi çıkarları için her şeyi feda edebilecek durumdadır. Milletin refahı ve huzuru da buna dahildir. Bu nedenle Türkiye’de çok partili siyaset tehdit altındadır. Bu nedenle milletimiz her gün daha da yoksullaşmaktadır. Ve maalesef bu milletin yoksulluğunu gidermesi gerekenlerin, rezervler biraz toparlanınca ‘yeni şoklara hazırlıklıyız’ dedikleri ve onlarla aynı yerden talimat alan savcıların yeni şokları ülkeye yaşattığı günlerdeyiz. Buna karşılık ne yapacağız? Kararlılığımız kesin. Bir mevzi olarak Cumhuriyet Halk Partisi’ni savunma, peşinde ve niyetinde değiliz. Bir cephe olarak demokratik siyaseti savunmaya devam edeceğiz. Bu cephe savunuculuğu elbette sadece bir siyasi partinin değil; milletin ve demokratik siyaseti savunan tüm partilerin ortak kararlılığıyla olacaktır, eylemliliğiyle olacaktır” ifadelerini kullandı.
‘BU HAFTA ATILACAK OLAN İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜNÜN ADIMIDIR’
Özel, son bir yılın gayret, emek ve enerjisiyle, önümüzdeki bir haftanın profesyonelliğiyle, titizliğiyle burada olduklarını söyleyerek, “Kuyu kazanları, çamur atanları, onları o seviyede, o çamur girdabı içinde birlikte debelenmeye, etrafa çamur sıçratmaya, o çamurun içinde debelenmeye, Türkiye’yi sürükledikleri o çukurda debelenmeye davet ediyorum. Onların dışındaki bütün yurtseverleri, ülkeyi o çamur deryasına değil; aydınlık, güzel, temiz, parlak ve zengin yarınlara birlikte yürümeye davet ediyorum. Bu çağrı; bu yürüyüşün çağrısıdır. Bu hafta atılacak adım; iktidar yürüyüşünün adımıdır. Bundan sonra hiçbir şey o çamur, çirkeflerin istediği gibi olmayacak. İsterse bütün il yönetimlerine kayyım atasınlar. İsterse Cumhuriyet Halk Partisi’ne kayyım atasınlar. İsterse kendileri gibi olacak bir Cumhuriyet Halk Partisi için her türlü siyasi mühendislik için çaba harcasınlar. 100 yıl önceki inanç, kararlılık, ruhla, birbirimize olan güven ve sevgiyle, büyük bir cesaretle biz yolumuzda yürüyeceğiz. Onları o çamur deryasında birbirlerini çamurlamaya, etrafa çamur atmaya devam etmeye, milletimizi aydınlık, müreffeh, zengin, güçlü ve mutlu yarınlara Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi ile bir kez daha yürümeye davet ediyorum” diye konuştu.
Özel konuşmasının ardından, genel merkezde düzenlenen ‘102. Kuruluş Yıl Dönümü Program Sergisi’ni gezdi….

SON DAKİKA HABERLERİ: İstanbul'da Cumhuriyet Savcısı Ercan Kayhan'ı öldürdü! İfadesi ortaya çıktı...

SON DAKİKA HABERLERİ: İstanbul’da Cumhuriyet Savcısı Ercan Kayhan’ı öldürdü! İfadesi ortaya çıktı…

Çekmeköy’de bir restoranda İstanbul Adliyesi’nde görevli Cumhuriyet Savcısı Ercan Kayhan’ı bıçaklayarak öldüren 19 yaşındaki Mustafa Can Gül’ün savcılık ifadesinin detayları ortaya çıktı. “Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” suçundan tutuklanması talebiyle hakimliğe sevk edilen Gül, ifadesinde savcıyı 10 yıldır tanıdığını belirterek, “Beni dövdü, silah çekti, 150 bin lira paramı vermedi” iddialarında bulundu.

Olay, dün akşam saat 21.00 sıralarında Çekmeköy Ömerli Mahallesi’ndeki Yeşil Oba Et-Mangal isimli restoranda meydana geldi. İstanbul Adliyesi’nde görevli Cumhuriyet Savcısı Ercan Kayhan, yemek yediği sırada bıçaklanarak hayatını kaybetti. Olayın ardından gözaltına alınan 19 yaşındaki Mustafa Can Gül’ün jandarmadaki işlemleri tamamlandı.
İlginizi Çekebilir
İŞTEN KOVULMUŞ, ALACAĞI KALMIŞ
Anadolu Adliyesi’nde savcılık ifadesi alınan Gül’ün, üzerine atılı suçlamaları kabul ettiği öğrenildi. Şüphelinin ifadesine göre, savcı Ercan Kayhan’ı yaklaşık 10 yıldır tanıdığını ve daha önce yanında çalıştığını belirtti. Gül, “İşletme içerisinde bir miktar alacağım bulunmaktaydı, bunu istediğimde aramızda tartışma çıktı, bu tartışmalardan ötürü beni işten kovmuştu” ifadelerini kullandı.

Mustafa Can Gül
SİLAH ÇEKME İDDİASI
Şüpheli Gül, savcı Kayhan’ın kendisine yönelik fiziksel şiddet ve tehditte bulunduğunu iddia ederek, “Ercan Kayhan yanında çalıştığım dönemlerde beni defalarca kez dövmüştü, sevgilisi yanındayken bana silah çekmişliği de vardır” şeklinde konuştu.

“SADECE PARAMI ALMAK İÇİN GİTTİM”
Olay günü restorana gidiş amacını anlatan Gül, “Dün akşam yani 03.09.2025 günü saat 21.00 gibi yine Yeşil Oba Et-Mangal isimli işletmeye kalan paramı almak için gittim. Ben sadece paramı almak için oraya gittim. Psikolojik problemim yoktur, alkol veya uyuşturucu madde etkisi altında değildim” dedi.

ARBEDE NASIL BAŞLADI?
Olay anını anlatırken arbedenin nasıl başladığını aktaran Gül, “İlk olarak büfe içerisinde duran Bilal Bilgin’in yanına gittim, kalan paramı istedim, Bilal daha bir şey söyleyemeden Ercan Kayhan içeri girdi, beni iterek ‘dur yapma’ demeye başladı, ben o sırada kimseye bir şey yapmıyordum, o beni itince ben de onu itmeye başladım, aramızda arbede çıktı” ifadelerini kullandı.

BIÇAK ELİNE NASIL GEÇTİ?
Kargaşa sırasında yaşananları anlatan Gül, “Kargaşa sırasında ikimiz de masa üzerinde duran bıçağa uzanmaya çalıştık, bıçak benim elime geçince ben önce davranarak karnına doğru savurdum” şeklinde konuştu.
“SAVUNMA İÇGÜDÜSÜYLE, İSTEMSİZCE SAPLADIM”
Arbedenin dışarıda da devam ettiğini belirten Gül, “Savunma içgüdüsü olarak istemsizce elimdeki bıçağı boynuna sapladım, bu sırada Ercan Kayhan yere düştü” dedi.
İstanbul’da Cumhuriyet Savcısı Ercan Kayhan canice katledildi! Katilini liseye kaydettirmiş

BOĞAZINI KESME ANINI ANLATTI
Şüpheli Gül, savcının yere düşmesinin ardından yaşananları ise şöyle anlattı: “Yine neden yaptığımı bilmediğim bir şekilde bir anlık panikle Ercan Kayhan yerdeyken bıçakla boğazını kestim.”
“KAÇMADIM, TESLİM OLDUM”
Olay sonrasındaki davranışlarını aktaran Gül, “Ercan kanlar içinde hareketsiz yerde yatarken kaçmadım, işletmenin kapısına doğru gittim ve jandarma ekipleri gelince teslim oldum” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Savcısı Ercan Kayhan
“AMACIM ÖLDÜRMEK DEĞİLDİ, PİŞMANIM”
Şüpheli Gül, ifadesinin sonunda, “Ben olay günü Ercan Kayhan isimli şahısla yalnızca konuşmaya gittim, amacım onu öldürmek değildi, her şey bir anda panikle yaşandı. Ercan Kayhan isimli şahsı istemeden öldürdüğüm için pişmanım” diyerek pişmanlığını dile getirdi.
TUTUKLANMA TALEBİYLE HAKİMLİĞE SEVK EDİLDİ
Şüpheli Gül, savcılıktaki işlemlerinin ardından “canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderildi. Gül’ün tutuklanıp tutuklanmayacağına hakim tarafından yapılacak sorgusunun ardından karar verilecek.
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ercan Kayhan bıçaklı saldırıda hayatını kaybetti…

Reklam
SON DAKİKA HALİT YUKAY HABERLERİ: Otopside acı detaylar! Cenaze, yakınlarına teslim edildi

SON DAKİKA HALİT YUKAY HABERLERİ: Otopside acı detaylar! Cenaze, yakınlarına teslim edildi

Halit Yukay, 4 Ağustos’ta “Graywolf” isimli özel teknesiyle Bozcaada’ya gitmek üzere denize açılmış, kendisinden bir süre haber alamayan yakınlarının durumu aynı günün gecesi güvenlik güçlerine bildirmesi üzerine arama çalışması başlatılmıştı.
İlginizi Çekebilir
Sahil Güvenlik ekiplerince Kapıdağ Yarımadası Turanköy açıklarında çekilen görüntülerde, söz konusu teknenin kaza nedeniyle parçalanmış ve yarı batık halde olduğu tespit edilmişti.
Tekne içinde dalış timi tarafından arama yapılmış fakat herhangi bir bulguya rastlanmamıştı.

Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmış, “taksirle ölüme sebep olma” suçlamasıyla tekneye çarptığı ileri sürülen geminin kaptanı C.T. gözaltına alınmıştı. 8 Ağustos günü hakim karşısına çıkan C.T, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış, yapılan itiraz üzerine 10 Ağustos’ta tutuklanmıştı.
Balıkesir Valiliği, yürütülen arama faaliyetleri neticesinde 23 Ağustos saat 19.00 sularında Halit Yukay’a ait olduğu değerlendirilen bir cesedin, dalgıçların envanterinde bulunan yandan taramalı sonar ve ROV cihazları vasıtasıyla muhtemel çatma noktası olarak belirlenen datum noktasına yakın bir alanda 68 metre derinlikte deniz tabanında tespit edildiğini açıklamıştı.
‘Etobur bebek akımı’ tehlike saçarak hızla yayılıyor! Uzman isimden ailelere uyarı
CANSIZ BEDENİ TEK PARÇA OLARAK DENİZDEN ÇIKARILDI
4 Ağustos’ta teknesi parçalanmış halde bulunan ve cansız bedenine 19 gün sonra 68 metre derinlikte ulaşılan iş insanı Halit Yukay’ın cansız bedeni TCG Alemdar tarafından tek parça olarak denizden çıkarıldı. Yukay’ın cansız bedeni Bandırma’ya götürüldü.

HALİT YUKAY’IN CENAZESİ İSTANBUL’A GETİRİLDİ
Cenaze Bandırma Limanı’na getirildikten sonra otopsi yapılmak üzere Bursa Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Dün akşam otopsisi yapılan Halit Yukay’ın cenazesi bu sabah saat 09.50’de ailesine teslim edildi. Yukay’ın cenazesi İstanbul Karacaahmet Mezarlığı’nın içindeki Gasilhaneye getirildi. Cenazenin Karacaahmet Mezarlığı’nda Cumartesi günü toprağa verileceği öğrenildi.

ELLERİ VE YÜZÜNÜ BALIKLAR YEMİŞ
Öte yandan 31 gün boyunca denizin dibinde çıkarılmayı bekleyen Yukay’ın elleri ve yüzünün balıklar tarafından yendiği öğrenildi.
Su Dilem’i boğarak öldüren babaya ağırlaştırılmış müebbet

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ercan Kayhan bıçaklı saldırıda hayatını kaybetti…

Reklam