BIST 100
14.079,97 -0,09%
DOLAR
47,0449 0,01%
EURO
53,9657 0,05%
GRAM ALTIN
6.110,56 -0,50%
FAİZ
41,24 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
86,40 -1,18%
BITCOIN
64.639,00 -0,46%
GBP/TRY
63,7064 -0,01%
EUR/USD
1,1464 0,01%
BRENT
85,23 0,33%
ÇEYREK ALTIN
9.990,76 -0,50%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
21 °
Reklam

SİYASET

Edirne Valisi Sezer: 3 ayda 4 milyon yolcu giriş ve çıkış yaptı

Edirne Valisi Sezer: 3 ayda 4 milyon yolcu giriş ve çıkış yaptı

Edirne Valisi Yunus Sezer, kolluk kuvvetleri temsilcileri, kaymakamlar ve kurum müdürleriyle gerçekleştirilen ağustos ayı asayiş toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Sezer, sınır kapılarında 22 Haziran’da başlayan gurbetçi yoğunluğunun, artık son kafilelerin dönüşe geçmesiyle bitmek üzere olduğunu belirtti. Sezer, “Bu hafta son haftamız, artık dönüş trafiğinde iyiden iyiye azalma söz konusu. Bu sene özellikle gümrük kapılarımızda Ticaret Bakanlığımızın destekleri, İçişleri Bakanlığımızın destekleri, yine valilik olarak almış olduğumuz tedbirler, özellikle buradaki gişe sayılarının artırılması, yine karşı tarafımızda muhatabımız olan hem Bulgaristan’da hem de Yunanistan’da yöneticilerin hassasiyetiyle beraber bu sene güzel bir yıl geçirdik. Gurbetçilerimiz hem ülkemize girişte hem de ülkemizden bulundukları ülkelere dönüş noktasında zaman olarak oldukça kısa bekleme süreleriyle geçen bir sezonu geride bırakıyoruz” dedi.

Hiçbir belirtisi ve ağrısı yoktu, tesadüfen öğrendi: Dünyam başıma yıkıldı
‘3 AYDA 4 MİLYON YOLCU GİRİŞ VE ÇIKIŞ YAPTI’
Vali Sezer, Edirne’den Bulgaristan’a açılan Kapıkule ve Hamzabeyli ile Yunanistan’a açılan Pazarkule ve İpsala Sınır Kapısı’nda 22 Haziran’da başlayan süreçte, geride kalan 3 aylık giriş ve çıkış rakamlarını da paylaştı. Sezer, “Geride bıraktığımız dönemde toplamda 1 milyon 27 bin 696 araç dün itibariyle ülkemizde giriş ve çıkış yapmıştır. Günlük 14 bin 475 araç giriş ve çıkışı söz konusu. 4 milyon 96 bin 911 kişi de giriş ve çıkış yapmışlar hemşerilerimiz. Bu da özellikle girişte ve çıkıştaki pik yapan günlerde de ortalama bekleme süremiz bir saati bulmuş durumda. Diğer günlerde de 39 dakikayı bulmuş durumda” dedi.
Adana’da fuhuş operasyonunda kadınlar gizli geçitten çıktı!…

Edirne’deki kapılarda gurbetçi yoğunluğu! Milyonlarca kişi geçiş yaptı

Edirne’deki kapılarda gurbetçi yoğunluğu! Milyonlarca kişi geçiş yaptı

Edirne Valisi Yunus Sezer, 22 Haziran itibariyle tatillerini geçirmek üzere Türkiye’ye gelen gurbetçilerin yoğunluk oluşturduğu kentteki sınır kapılarından, 3 aylık süreçte 4 milyon 96 bin 911 yolcunun giriş- çıkış yaptığını söyledi.
İlginizi Çekebilir
Edirne Valisi Yunus Sezer, kolluk kuvvetleri temsilcileri, kaymakamlar ve kurum müdürleriyle gerçekleştirilen ağustos ayı asayiş toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Sezer, sınır kapılarında 22 Haziran’da başlayan gurbetçi yoğunluğunun, artık son kafilelerin dönüşe geçmesiyle bitmek üzere olduğunu belirtti. Sezer, “Bu hafta son haftamız, artık dönüş trafiğinde iyiden iyiye azalma söz konusu. Bu sene özellikle gümrük kapılarımızda Ticaret Bakanlığımızın destekleri, İçişleri Bakanlığımızın destekleri, yine valilik olarak almış olduğumuz tedbirler, özellikle buradaki gişe sayılarının artırılması, yine karşı tarafımızda muhatabımız olan hem Bulgaristan’da hem de Yunanistan’da yöneticilerin hassasiyetiyle beraber bu sene güzel bir yıl geçirdik. Gurbetçilerimiz hem ülkemize girişte hem de ülkemizden bulundukları ülkelere dönüş noktasında zaman olarak oldukça kısa bekleme süreleriyle geçen bir sezonu geride bırakıyoruz” dedi.
‘3 AYDA 4 MİLYON YOLCU GİRİŞ VE ÇIKIŞ YAPTI’
Vali Sezer, Edirne’den Bulgaristan’a açılan Kapıkule ve Hamzabeyli ile Yunanistan’a açılan Pazarkule ve İpsala Sınır Kapısı’nda 22 Haziran’da başlayan süreçte, geride kalan 3 aylık giriş ve çıkış rakamlarını da paylaştı. Sezer, “Geride bıraktığımız dönemde toplamda 1 milyon 27 bin 696 araç dün itibariyle ülkemizde giriş ve çıkış yapmıştır. Günlük 14 bin 475 araç giriş ve çıkışı söz konusu. 4 milyon 96 bin 911 kişi de giriş ve çıkış yapmışlar hemşerilerimiz. Bu da özellikle girişte ve çıkıştaki pik yapan günlerde de ortalama bekleme süremiz bir saati bulmuş durumda. Diğer günlerde de 39 dakikayı bulmuş durumda” dedi….

Reklam
Bebeğinin cesedini çöp konteynerine atan annenin ifadesi dehşete düşürdü

Bebeğinin cesedini çöp konteynerine atan annenin ifadesi dehşete düşürdü

Beşiktaş’ta vücudunda yanık ve kesik izleri bulunan bebek cesedini çöp konteynerinin yanına bırakan anne E.A. gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen E.A., ‘Canavarca hisle, altsoya ve kendisini savunamayacak durumda olan kişiye karşı kasten öldürme’ suçundan tutuklandı. Cezaevine gönderilen anne E.A.’nın ifadesi ortaya çıktı. Şüphelinin ifadesinde, “Resmi olarak bir evlilik yapıp, boşandım. Kendisinden 3 çocuğum vardır. Diğer çocuğumuz G.N. babasının yanındadır. Onlar da bir başka adreste yine Ortaköy’de yaşarlar. Eşim ile boşanma aşamasındayken imam nikahlı eşim H.Y.’den de C.Y. adında bir çocuğumuz oldu. Şu an 1 yaşındadır ve babasıyla yaşamaktadır. İmam nikahlı eşim H.Y. ile 2 sene, ilk eşimden ayrılacağım sıralar nikah kıyıp birlikte olmaya başladık. Kendisiyle evliliğim sorunlu geçiyordu. Alkol aldıkça bana sürekli şiddet uyguluyordu. Hamileyken dahi kendisinden çok kez dayak yedim. Bu yıl Ocak ayında kendisinden gördüğüm şiddet sebebiyle ayrıldım ve babaevime döndüm. H.Y. ile son olarak ayrılmamızdan bir hafta kadar önce birlikte olduk. Bir ay kadar sonra test yaptırdığımda hamile olduğumu anlayınca, arayıp hamile olduğumu söyledim. İlk başta, ‘Tamam’ dedi ama sonradan ablamı arayıp, ‘Biz ayrıldık, kardeşin ile beraber değiliz’ demiş. Benim niyetim de ilk çocukta olduğu gibi doğurduktan sonra çocuğu ona vermekti. Kendisine hamile olduğumu söyledikten sonra, ‘Barışacak olsa tekrar bir araya geliriz’ diye düşünüyordum. Ama benimle iletişime geçmedi” dediği öğrenildi.
Öldürdüğü bebeğinin cesedini çöp konteynerine atan anne için karar verildi
BEBEĞİ ÖLDÜRDÜĞÜNÜ İTİRAF ETTİ
Olay gününü anlatan E.A.’nın, “Bu bekleyiş içerisinde çocuğu aldırmak için geç kalmıştım. Hamile olduğumu ailemden sadece ablam biliyordu. O da kürtaj olmamı istiyordu, ama süresi geçmişti. Annem, babam ya da bir başkası hamileliğimi fark etmedi. Eylül ayında doğum olacaktı. 30 Ağustos 2025 günü saat 14.00 sıralarında evdeyken kasık bölgem yoğun bir şekilde sancılanmaya başladı. Kızım evde uyuyordu. Başka kimse de yoktu. Zaten zemin katında oturduğumuz dairenin bitişiğindeki kazan dairesine kıyafet almaya diye girdiğimde sancılarım iyice arttı. Kazan dairesinde artan sancımın hemen sonrasında doğum gerçekleşti ve çocuk eşofmanımın içerisine düştü. Hemen orada kazan dairesinin içinde makas ile çocuğun göbek bağını kestim ve bebeği kazan dairesinin içine öylece açıkta bıraktım. Bebeğe ne yaptığıma dair hiçbir şey hatırlamıyorum. Ben beyin ameliyatı olduğumdan çok ağır unutkanlık yaşıyorum. Bebeğin göbek bağını kestikten sonra bebeğe makasla zarar verip vermediğimi hatırlamıyorum. Bebek doğduktan sonra çok kısa bir süre ağladığını hatırlıyorum. Sonra kendi dairemize geçtim. Kızıma kahvaltısını hazırladım. Akşam saat 21.30 sıralarında kazan dairesinde bebeğin yanına geldiğimde bıraktığım gibi, cansız halde yatıyordu. Göbek bağını kesmiştim. Karın bölgesinde de makasla kesilmiş yeri gördüm. Büyük ihtimalle onu ben yaptım ama hiçbir şey hatırlamıyorum. Onu ölü halde poşete koyarak dışarı, sokağa çöp kutusunun yanına koydum” dediği öğrenildi.
İBB soruşturmasında 2 isim için kırmızı bülten! Başsavcı Gürlek iddianame için tarih verildi
‘ÜSTÜNÜ ÖRTMEDEN ONU KAZAN DAİRESİNDE BIRAKTIM’
Tek başına doğum yaptığını söyleyen E.A.’nın, “Ben doğum yaparken yanımda kimse yoktu. Doğum yaptıktan sonra bebek ağladı. Ben kordonunu kestim. Sonrasında hiçbir şey yapmadan, emzirmeden, üstünü örtmeden onu kazan dairesinde bıraktım. Ben bebeğin üzerindeki yaralanmaları yapıp yapmadığımı hatırlamıyorum. Doğum yaptıktan sonraki hiçbir süreci hatırlamıyorum. Ben bebeği orada bıraktıktan sonra kazan dairesinin bitişiğindeki evime geçtim. Eve bebek ağlama sesi hiç gelmedi. Kazan dairesine o gün içerisinde benden başka kimse girmedi. Zaten ben kazan dairesinden çıkarken de bebek ağlamıyordu. Kazan dairesindeki kan izlerini ben saat 17.30 gibi yıkadım. Ben kazan dairesini yıkarken bebeği poşete koydum. Muhtemelen doğum yaptıktan sonra, hatırlamamakla birlikte, bebeğe zarar verdim. Bebekten sonrasında hiçbir şekilde ses gelmedi. Daha sonrasında kova ile birlikte bebeği çöp konteynerinin yanına götürdüm. Bu kovada bebek, doğum yaptığım iç çamaşırlarım mevcuttur. Ben bebeği yakıp yakmadığımı hatırlamıyorum. Ancak sonrasında bebeği çöp konteynerinin oraya bırakıp marketten döndükten sonra çöp toplayan görevlilerin benim bıraktığım çöp kovasını söndürmeye çalıştıklarını gördüm. Ben göbek kordonunu kestikten sonrasını hatırlamıyorum. Bu olayları ben tek başıma gerçekleştirdim” dediği öğrenildi.
Boğaziçi’nden Hilal Özdemir cinayeti açıklaması! Katil silahı kampüse böyle sokmuş…

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Adli Yıl Açılış Töreni'nde konuştu

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Adli Yıl Açılış Töreni’nde konuştu

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Aziz milletimizin bizden beklentisi, geçmişteki darbe etkilerinden arındırılmış, gelecek odaklı, demokratik ve devletin işleyişini daha da etkinleştiren bir anayasadır. Bu beklentiyi milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclisimizde tüm partilerin, tüm grupların katkısıyla karşılamayı temenni ediyoruz. Ülkemizin demokrasi birikimi buna imkan sağlayacak olgunluktadır.” dedi.
Yılmaz, Yargıtay Başkanlığı’nda düzenlenen, 2025-2026 Adli Yıl Açılış Töreni’ne katıldı.
İlginizi Çekebilir
Gazze’nin adaletle doğrudan ilişkili bir konu olduğunu belirten Yılmaz, Gazze’de yaşanan vahşetin, toplumların bilimde, teknolojide, maddi gelişmelerde ne kadar ileriye gitmiş olurlarsa olsun, adaletten, ahlaktan, etikten kopuk bir ilerlemenin, hiçbir insani değerinin olmadığını gösterdiğini söyledi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yönetiminin yaptığı insanlık dışı katliamlar ve soykırımın, uluslararası adaletin, uluslararası kurumların ve kuralların da içini boşalttığına işaret eden Yılmaz, “Türkiye Cumhuriyeti olarak başından itibaren mazlum Filistin halkının yanında, adaletten yana net bir pozisyon belirlemiş durumdayız. Birtakım güçlü ülkeler, çevreler yaşananlara seyirci kalsa da insanlık ittifakının eninde sonunda galip geleceğine ve hakkın tecelli edeceğine yürekten inanıyoruz. Bu yaşananlar bize adaletin, ahlakın, hukukun, merhametin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.” diye konuştu.
Yılmaz, Türkiye dahil olmak üzere birçok çevreye adalet, insanlık hukuku dersi vermeye çalışan bazı ülke ve çevrelerin Gazze’de yaşananlar karşısındaki suskunluğunun ibret verici olduğunu vurgulayarak, “Bundan da gerekli dersleri hep birlikte almak durumundayız. Bugün dünyamızın geçtiği süreçte maalesef üzüntü duyarak görüyoruz ki ‘gücün varsa, her şeyi yapabilirim’ anlayışı hakim hale geliyor. Tabiri caizse ‘gücü gücü yetene’ gibi bir atmosfer oluşturuluyor. Adalet açısından bundan daha tehlikeli bir atmosfer olamaz.” ifadelerini kullandı.
Haklının güçlü olması gerektiğine inandıklarını dile getiren Yılmaz, Türkiye Cumhuriyeti olarak hem gücü artırmaya hem de haklı konumda hareket etmeye devam edeceklerini söyledi.
Uluslararası Adalet Divanı’nda görülmekte olan soykırım davasının bir an önce neticelenmesini temenni ettiklerini, Türkiye’nin buna katkı verdiğini kaydeden Yılmaz, “Son dönemlerde İsrail’in ortaya koyduğu pozisyon, meselenin Gazze’den de ibaret olmadığını göstermektedir. Tüm Filistin halkını, varlığını ortadan kaldırma ve iki devletli bir çözümün temellerini ortadan kaldırmaya dönük bir tutum içine girildiğini de hep birlikte görüyoruz. Uluslararası toplum, insanlık olarak, buna müsaade etmemeliyiz ve bu yaşananların daha fazla tüm insanlığı, uluslararası kurumları, kuralları, uluslararası adaleti zedelemesine engel olmalıyız.” dedi.
“ADALET SİSTEMİ İÇİNDE HAK ARAMA VE İTİRAZ İMKANLARI DA HER ZAMAN BULUNMAKTADIR”
Yılmaz, Türkiye’nin dört bir yanında kapıları adalete açılan adliyelere, hakim ve savcılara selamlarını iletti, yeni adli yılın tüm adalet camiası için hayırlı olmasını diledi.
Adaletin devletin temeli olduğu gibi, kalkınmanın ve sosyal refahın, temek hak ve özgürlüklerin de teminatı olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Her bir vatandaşın hakkının korunması ve güçsüzün güçlüye ezdirilmemesi hayati önem taşır. Bir hükmün ya da kararın değeri, yalnızca dayandığı yazılı maddelerde değil, milletin vicdanında da kabul gördüğünde ortaya çıkar.” diye konuştu.
Yılmaz, bu sebeple yargının, bir erk olmanın ötesinde, devlet ile millet arasındaki güven bağının da en güçlü teminatı olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:
Alıntı Metni
“MAHKEMELERİN GÖREVİ HUKUKA UYGUNLUK DENETİMİ YAPMAKTIR”
Hakim ve savcı sayısının 2002 yılında 9 bin 349 iken, bugün yüzde 173 artışla 25 bin 551, toplam kadın hakim ve savcı sayısının ise 2002 yılında sadece 1847 iken bugün yüzde 433 artışla 9 bin 841 olduğunu aktaran Yılmaz, geçen yıl hayata geçirilen Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı ile avukat, hakim, savcı ve noter olacak kişilerin mesleki niteliklerinin artırılmasını hedeflediklerini söyledi.
Yılmaz, Yükseköğretim Kurulunun hukuk fakültelerine girişte başarı sıralaması barajını 100 bin olarak belirleyen kararının yürütülmesinin, Danıştay tarafından durdurulmasını hatırlatarak, şunları kaydetti:
“125 bin gibi bir rakam ifade etti. Ben hukuki detaylarına hakim olmadan çok ileri yorumlarda bulunmak istemem. Ancak şunun da altını çizmek isterim. Mahkemelerin görevi yerindelik denetimi yapmak değil, hukuka uygunluk denetimi yapmaktır. Yerindelik alanına girdiğiniz anda siyasetin alanına, idarenin alanına girmiş olursunuz. Çünkü birçok konu tercihe bağlıdır. Bir parti bir şeyi savunabilir, diğer parti başka bir şeyi de savunabilir. Bu tartışmaların tarafı olmamalıdır yargı. Yerindelik denetimi yapmamalıdır. Sadece ve sadece hukuka uygunluk denetimi yapmalıdır. Bunun altını ben de bir kez daha çizmek istiyorum.”
Yılmaz, 2002 yılından bugüne faal adli ve idari yargı ilk derece mahkemelerinin sayısını 3 bin 727’den, 8 bin 898’e yükselttiklerini, mahkeme sayısını artırarak vatandaşın adalete erişimini kolaylaştırdıklarını, istinaf mahkemelerini kurarak Yargıtay ve Danıştay’ın iş yükünü azalttıklarını anımsatarak, Adli Tıp Kurumu’nun bir zamanlar yetersiz imkanlarla hizmet verdiğini, bugün ise uluslararası akredite modern laboratuvarlara kavuştuğunu ve 81 ilde hizmet verir hale geldiğini ifade etti.
“EN KRİTİK HUSUS KAYITLILIK”
Yılmaz, UYAP, SEGBİS, e-tebligat ve elektronik duruşma gibi uygulamalarla dünyaya örnek olacak dijital dönüşümü gerçekleştirdiklerini belirterek, “Önümüzdeki dönemde de bu sistemleri yapay zekayla entegre etmeyi hedefliyoruz. Bir diğer yandan bu olumlu tecrübemizi kardeş, dost ülkeler başta olmak üzere, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Azerbaycan gibi diğer ülkelerle de paylaşmayı ve giderek bir ihraç ürününe dönüştürmeyi hedefliyoruz. Çünkü gerçekten çok başarılı elektronik uygulamalarımız var.” dedi.
Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Stratejisi’yle, reform iradelerini ortaya koyduklarını dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:
“Türkiye Yüzyılı’nın yeni yargı vizyonu, hukukun üstünlüğünü esas alan, gecikmeyen ve öngörülebilir bir adalet sistemi olarak belirledik. Yargıyla, adaletle ilgili hususların sadece sembolik veya belli kişilerle ilgili konular üzerinden tartışılmasını doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyorum. Sistemin bütününe, geneline ilişkin ve 86 milyonu ilgilendiren boyutlarını bir kenara koyarak, sadece belli sembolik olaylar üzerinden tartışamayız. Dolayısıyla bütün bu yargı reform strateji belgeleri, tüm tarafların katılımıyla, geniş değerlendirmelerle, analizlerle sistemi iyileştirmeye dönük bir perspektifle yapılan çalışmalardır.”
Hukuk, yargı alanında temel önceliğin önleyici veya koruyucu hukuk olması gerektiğine işaret eden Yılmaz, “İhtilafların çıkış kaynaklarını iyi analiz ederek, bu kaynakları yerinde düzelttiğimizde, mahkemelerimizin önüne gelen dosya sayısı da kendiliğinden azalacaktır. Bu noktada da en kritik hususun kayıtlılık olduğunun altını çizmek isterim. İyi sözleşmeler, detayları net sözleşmeler olduğu sürece, kayıt dışı birtakım ilişkiler, kayıt dışı birtakım çalışmalar engellendiği sürece, sözleşme hukuku nitelikli hale geldiği sürece dava dosyaları da kendiliğinden azalacaktır. Bu da hem toplumsal huzur açısından hem de yargımızın iş yükü bakımından olumlu sonuçlar doğuracaktır.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Çin’de Gazze çağrısı: Bebeklerin öldüğü vahşeti durduramamanın izahı yok
“ADLİ BİLİMLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜ HIZLANDIRACAĞIZ”
Yılmaz, bu çerçevede hükümet olarak yargıdan gelecek her türlü teklife, analize açık olduklarını belirterek, şunları ifade etti:
“Önümüzdeki dönemde Yargı Reformu Strateji Belgemiz ile adalete kolay erişim ile onarıcı ve telafi edici adalet uygulamalarını sistemimize kazandıracağız. Adalet hizmetleri ile adli bilimlerde dijital dönüşümü hızlandıracağız. Tebligat işlemlerinin daha sade bir usulle ve hataları azaltacak şekilde yürütülmesini sağlayacağız. Ceza infaz ve denetimli serbestlik sisteminin yönetim kapasitesini geliştirecek ve meslek edindirme programları ile iş yurtları üretim miktarını yükselteceğiz. Kadına yönelik şiddete sıfır tolerans ilkesinden taviz vermeyecek ve bu alandaki çalışmaları kesintisiz sürdüreceğiz. Yaşlı ve engellilerin adalete erişimlerini kolaylaştıracağız. Bildiğiniz üzere 2025 yılını aile yılı olarak ilan ettik. Bu vesileyle Strateji Belgesi’yle milletimize taahhüt ettiğimiz aile hukukunda arabuluculuk müessesesini aile yılında hayata geçirmeyi hedefliyoruz.
Türkiye Yüzyılı hedeflerimizi katılımcı bir şekilde milli iradenin şekillendirdiği, yeni, sivil bir anayasayla taçlandırmak istiyoruz. Aziz milletimizin bizden beklentisi, geçmişteki darbe etkilerinden arındırılmış gelecek odaklı, demokratik ve devletin işleyişini daha da etkinleştiren bir anayasadır. Bu beklentiyi milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclisimizde tüm partilerin, tüm grupların katkısıyla karşılamayı temenni ediyoruz. Ülkemizin demokrasi birikimi buna imkan sağlayacak olgunluktadır.”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ortak aklın ve millet iradesinin rehberliğinde en geniş mutabakatla yeni ve sivil bir anayasayı hayata geçirerek, Türkiye’yi vesayet zincirlerinden kalıcı bir şekilde tamamen kurtaracaklarını, güçlü ve lider ülke olma yolunda tarihi bir eşiği daha aşacaklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan emlak vergisi tartışmaları sonrası talimat…

Reklam
Öldürdüğü bebeğinin cesedini çöp konteynerine atan anne için karar verildi

Öldürdüğü bebeğinin cesedini çöp konteynerine atan anne için karar verildi

Olay, dün saat 06.00 sıralarında Mecidiye Mahallesi Çevirmeci Sokak’ta meydana geldi. Sokaktaki çöpleri toplayan belediye ekipleri, çöp konteynerinin yanına bırakılmış bir bebek cesedi buldu.
Beşiktaş’ta kan donduran olay! Yeni doğan bebeğini çöpe atıp alışverişe gitti: Anne gözaltında
İhbar üzerine olay yerine acil sağlık ve polis ekipleri geldi. Yapılan incelemede hayatını kaybeden bebeğin vücudunda yanık ve kesik izlerinin olduğu tespit edildi. Yeni doğduğu ve göbek kordonunun kesildiği belirlenen bebeğin cenazesi yapılan incelemelerin ardından Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.
ANNE GÖZALTINA ALINMIŞTI
Olayın ardından teknik ve fiziki takip çalışması yürüten Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, şüphelinin 3 çocuk annesi E.A. olduğunu belirledi. Gözaltına alınarak emniyete götürülen E.A.’nın bebeği kendi imkanlarıyla doğurduğu ve makas kullanarak öldürdüğü öğrenildi. Bebeğin cesedini bir kutuya koyarak çöp konteynerine attığı belirlenen anne E.A., daha sonrada market alışverişine çıktığı öğrenildi.
TUTUKLANDI
Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye getirilen E.A., savcılıktaki ifadesinin ardından sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliğince, ‘Canavarca hisle, altsoya ve kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme’ suçundan tutuklandı.
Boğaziçi’nden Hilal Özdemir cinayeti açıklaması! Katil silahı kampüse böyle sokmuş…

Kritik eşik aşıldı! Barajların altından köyler çıkıyor: Türkiye’nin altı boşalıyor

Kritik eşik aşıldı! Barajların altından köyler çıkıyor: Türkiye’nin altı boşalıyor

Türkiye’deki barajların doluluk oranları, iklim değişikliğine bağlı olarak yağışların azalması ve yaşanan kuraklık nedeniyle geçen yıllara oranla düştü. Önlem alınmasını isteyen uzmanlar, tasarruf çağrısında bulundu.
İlginizi Çekebilir
İklim değişikliğine bağlı olarak son yıllarda yaşanan yağış azlığı ve kuraklık, su kaynaklarını da etkiledi. Bu yaz sıcaklık rekorlarının kırıldığı Türkiye genelinde barajların doluluk oranları düştü. Uzmanlar, suyun tasarruflu kullanılması için çağrıda bulunurken, yerel yönetimler de buna yönelik önlemler almaya başladı.
Megakent İstanbul’a su sağlayan barajların geçen yıl 1 Eylül’de 45,79 olan doluluk oranı, bu yıl aynı dönemde 39,98 olarak ölçüldü. Başkent Ankara’da ise geçen yıl 31 Ağustos’ta barajlardaki su miktarı 606 milyon 945 bin metreküp iken bu yıl aynı dönemde 291 milyon 323 bin metreküpe geriledi. Geçen yıl yüzde 38,28 olan doluluk oranı, bu yıl 18,38’e düştü.
İZMİR’DEKİ BARAJLARDA DA SU SEVİYESİ DÜŞTÜ
İzmir’de de kuraklık ve yağış azlığı nedeniyle barajlardaki su seviyesi, her geçen gün düşüyor. Barajlardaki içme suyu rezervinin yağışlı döneme kadar dikkatli kullanılması ve büyük ölçekli su kesintilerinin önlenmesi için alınan tedbirler kapsamında, 6 Ağustos’tan itibaren kent genelinde planlı su kesintileri uygulandı.

İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün (İZSU) verilerine göre; günlük ortalama 700 bin metreküp su tüketilen İzmir’de içme suyunun büyük bir bölümünün karşılandığı Tahtalı Barajı’nda su seviyesi yüzde 5,67’ye düştü. Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı’nın doluluk oranı yüzde 0,64, Ürkmez Barajı’nın yüzde 6,28, Balçova Barajı’nın yüzde 16,14, Güzelhisar Barajı’nda ise yüzde 53,2 olarak ölçüldü. Gördes Barajı’nda bu yıl hiç su kalmadı.
‘KÜÇÜK MENDERES HAVZASI’NDA OBRUKLAR BAŞLADI’
Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, “İzmir’de 2010’dan 2022’ye kadar barajlarımız, yüzde 80 doluydu. Ancak hatalar yapıldı. Barajlar doluyken kuyulardan su çekildi. İzmir’in en pahalı suyu kullanmasının nedeni de bu. Çünkü kuyulardan çekilirken çok enerji harcanıyor. Doluyken suyun barajdan çekilmesi lazımdı. Akiferler dinlenmeliydi. Biz her seferinde suyun yüzde 60’ını kuyulardan çektik. Maalesef kuyularımız derinlere kaçtı. Manisa’nın altından her gün 220 bin metreküp su çekiliyor, Gölmarmara’yı kuruttuk. Hatalı su kullanımından dolayı Manisa’da obruklar başladı. Kuraklığın geleceğini biliyorduk, su da B ve C planları uygulanmaya başlanması gerektiğini söyledik. Amerika’da, İngiltere’de, Almanya’da, İspanya’da çim sulamak, havuz doldurmak, çok su isteyen bitkileri sulamak yasaklandı. Herkes önlemini aldı, biz almadık. Su bitince önlem almak aklımıza geldi. Birkaç sene elma ya da armut gibi çok su isteyen meyveleri yemeyelim, akiferler kendini toparlasın. Göller tekrar su tutmaya başlasın, tarımda yanlış ürün desenleri politikası nedeniyle göller bölgesi, çöller bölgesi oldu. Konya Ovası, obruk ovası oldu. Şu anda Küçük Menderes Havzası’nda obruklar başladı, bütün Türkiye’nin altı boşaltılıyor” diye konuştu.

TURİZM İLÇESİ BODRUM DA KURAKLIĞIN ETKİSİNDE
Muğla’nın Bodrum ilçesine su sağlayan Geyik ve Mumcular barajlarında doluluk oranları düştü. Bodrum’da sonbaharda yağışın gelmemesi halinde suya ihtiyaç duyulacağına dikkati çeken MSKÜ Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Su Kaynakları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ceyhun Özçelik, “Ülke genelindeki yağış eksikliği şu anda kıyı kesimlerimizde hissedilebilir hale geldi. Son 9 ay içerisinde ülkemizde ortalama yüzde 26 civarında bir kuraklık söz konusu. Bu da rezervuarlarımızı etkiliyor. Kentsel altyapısı dayanıksız olan şehirlerimiz daha çok etkileniyor. Bodrum da bu noktalardan biri. Bodrum’da 2 içme suyu kaynağı Geyik ve Mumcular barajlarında su seviyesi azalmış durumda” dedi. Halkın tankerle su aldığına dikkati çeken Doç. Dr. Özçelik, “Sonbaharda yağışların gelmemesi durumunda, barajlarımızda ciddi anlamda kurumayla karşı karşıya kalabileceğimizi söyleyebilirim. Geçtiğimiz yıllarda da Milas’ın suyundan Bodrum’a verilmişti. Susuzluğun kaynak anlamında giderilebileceği öngörülebilir fakat Bodrum’da esas sorun kaynaklardaki su miktarından ziyade şehre suyun iletilememesinden kaynaklanıyor. Kullanılan iletim hatlarında binler mertebesinde patlaklarla karşı karşıyayız. Bir patlağın onarılması tekrar devreye alınması basıncın sisteminin düşük olması nedeniyle üst noktalara su verilememesi gibi nedenlerle şehir günlerce susuz kalıyor” diye konuştu.
İsrailli şarkıcı David D’or’a sahnede Filistin şoku! Görüntüler ortaya çıktı
TAHIL AMBARI KONYA’DA BARAJLARIN DOLULUK ORANI KRİTİK SEVİYEDE
Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinen Konya Ovası’ndaki barajlarda su seviyesi, kritik noktaya geldi. Konya’ya içme suyu sağlayan barajlardan biri olan Altınapa Barajı’nda su miktarı, 3 milyon metreküpe geriledi. Konya Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Fetullah Arık, son 30-35 yılının en kurak yazlarından birinin yaşandığını belirterek, “Afşar Barajı, Bağbaşı Barajı ve Bozkır Barajı’nda da kuraklıktan kaynaklı olarak istenilen su hacmi gerçekleşmedi. Bağbaşı Barajı’ndaki suyun miktarını çok ciddi bir şekilde düştü” dedi.

‘KUŞLARIN DOĞAL YAŞAM ALANLARINI YİTİRMİŞ VAZİYETTEYİZ’
Kuruyan göllerle birlikte doğal yaşamın da zarar gördüğünü belirten Prof. Dr. Arık, “Kurak alanlar içerisinde, kuşların doğal yaşam alanlarını yitirmiş vaziyetteyiz. Ciddi anlamda kuruyan göllerimiz söz konusu. Akşehir, Çavuşçu ve Meke Gölü’nden bahsedebiliriz. Ama barajlarımızda da çok ciddi sorunlar yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
ADANA VE HATAY’DAKİ BARAJLAR DA ALARM VERDİ
Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği Adana’da da içme suyu ve tarımsal sulama ihtiyacını karşılayan 7 barajından 5’inde aktif doluluk oranı gözle görülür oranda azalırken, 2’sinde ise az da olsa yükseldi. Hatay’da Antakya, Defne ve Samandağ ilçelerinin içme suyunu sağlayan Karaçay Barajı’nda doluluk oranı yüzde 13’e düştü.
BOLU’DAKİ GÖLKÖY BARAJI’NDA ADACIKLAR OLUŞTU
Bolu’nun içme ve kullanma suyu ihtiyacının karşılandığı Gölköy Baraj Gölü, ilkbaharda kar sularının erimesiyle yüzde 100 doluluk oranına ulaşmıştı. Sıcak hava, yağışların azalması ve suyun tarımsal sulamada kullanılması nedeniyle barajın doluluk oranı yüzde 25’ler seviyesine düştü. Suyun çekildiği alanlar gözle görülür hale geldi ve adacıklar oluştu.
Perre Antik Kenti’nde ilk kez ortaya çıktı! 2 bin 100 yıllık Mısır Tanrısı figürü bulundu

KURAKLIKTAN VAN DA NASİBİNİ ALDI
Kuraklıktan Van da nasibini aldı. Van Gölü gibi kente su sağlayan Zernek, Sarımehmet, Koçköprü ve Morgedik baraj göllerinin su seviyelerinde düşüş gözlendi. Alabalık üretimi yapan barajdaki tesiste su ürünleri mühendisi olarak görev yapan Nihat Yılmaz, kafes balıkçılığı yapılan Zernek Baraj Gölü’nde yılın 8 ayı alabalık üretimi yapıldığını belirterek, “Böyle devam ederse 2021-2022 ile karşılanan aynı sorunla karşı karşıya gelebiliriz. O dönemde balıklar ve diğer canlılar ölmüş, oksijen pik noktaya düşmüştü” diyerek önlem alınmasını istedi.
BARAJ ÇEKİLDİ, KÖY GÜN YÜZÜNE ÇIKTI
Sivas’ta şehir şebeke suyuna da destek sağlayan ve geçen sene su seviyesi ciddi oranda düşen Pusat Özen Barajı’ndaki doluluk oranı, bu yılki yoğun kar yağışı ve bahar yağmurlarına rağmen beklenen düzeye ulaşmadı. Suyun azalmasıyla birlikte baraj altında kalan eski Pusat köyü geçen yıl yeniden gün yüzüne çıktı. Su çekilen bölgelerdeki kuruma nedeni ile eski köy kalıntısı, içinde rahatlıkla gezilebilir hale geldi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nden (SCÜ) Öğretim Üyesi Dr. Fatih Kartal, tarımsal sulamanın barajlarda ciddi etkisi olduğunu belirterek, “Sivas’ın, yarı kurak ve kurak bir topoğrafyaya sahip olması hasebiyle burada çok ciddi tarım politikaları uygulanması lazım. Ciddi boyutta tarım alanlarına ait revizyonlar yapılması lazım” dedi.
Galatasaray’da Icardi’den Fenerbahçe’nin yeni transferi Kerem Aktürkoğlu’na imalı paylaşım!

‘SU ŞEHRİ’ BURSA’DA BARAJLARIN DOLULUK ORANI 14,29
Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde, ‘Su ve havasının güzelliğinden Bursalıların yüzü kırmızıdır. Velhasıl Bursa sudan ibarettir’ sözleriyle tanımladığı su şehri Bursa’da barajların ortalama doluluk oranı yüzde 14,29’a geriledi. Nüfusu 3 milyon 271 bin olan kentin içme suyu ihtiyacını karşılayan Doğancı Barajı ile Nilüfer Barajı’nın su seviyeleri düştü.
TRAKYA’DA DA KURAKLIK VAR
Kuraklık Trakya’da da kendisini gösterdi. Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesine içme suyunu sağlayan Naip Barajı’nda su seviyesi yüzde 1’in altına düştü. Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi (TESKİ), vatandaşlara tasarruf çağrısında bulunuldu. Yine kentte tarımsal amaçlı kullanılan Yazır Göleti de kuraklık nedeniyle kuruma noktasına geldi.

Köyde kabus: Bir türlü nedenini öğrenemedik, psikolojik olarak çöktük…

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde adli yıl açılış töreni düzenlendi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nde adli yıl açılış töreni düzenlendi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nde 2025-2026 Adli Yılı Açılış Töreni düzenlendi. A Blok Atrium alanında düzenlenen programa İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Hazar Turan Alim, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Metin Sarıhan, daire başkanları, üyeleri, Cumhuriyet Savcıları ve çok sayıda personel katıldı. Program Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.
İBB soruşturmasında 2 isim için kırmızı bülten! Başsavcı Gürlek iddianame için tarih verildi
‘GAYRETLERİ VE FEDAKARLIKLARI UNUTMAYACAĞIZ’
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Metin Sarıhan, “Yeni adli yılı ülkemize, milletimize, tüm yargı camiamıza hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bu vesileyle son yaz kararnamesi ile bölge adliye mahkememize atanan daire başkan üyelerimize, cumhuriyet savcısı arkadaşlarıma hoş geldiniz diyor, bu yeni görevlerinde üstün başarılar temenni ediyorum. Yine aynı kararname ile adliyemizden ayrılan meslektaşlarımıza da yeni görev yerlerinde üstün başarılar temenni ediyorum. Yine geçen yıl adli yıl başından bu yana meslektaşlarımızın ve adli çalışmalarımızdan emekli olanlar oldu. Adaletin tecellisi için verdikleri gayretleri, fedakarlıkları asla unutmayacağız” dedi.

‘ULUSLARARASI HUKUK ÇERÇEVESİNDE HESAP VERMESİNİ TEMENNİ EDİYORUM’
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Hazar Turan Alim ise, “Bugün burada Bölge Adliye Mahkememizin 2025-2026 adli yılı açılışında sizlerle bir araya gelmekten büyük onur duyuyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramınızı tebrik ediyor başta Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu güzel vatanı bizlere armağan eden vatan ve bayrak uğruna can veren kahramanlarımızı, şehitlerimizi ve gazilerimizi minnet ve rahmetle anıyorum. Tüm dünyanın gözleri önünde Gazze’de devam eden katliamın bir an evvel son bulmasını ve sorunların uluslararası hukuk çerçevesinde hesap vermesini temenni ve niyaz ediyoruz” dedi.
İsrailli şarkıcı David D’or’a sahnede Filistin şoku! Görüntüler ortaya çıktı…

İBB soruşturmasında 2 isim için kırmızı bülten! Başsavcı Gürlek iddianame için tarih verildi

İBB soruşturmasında 2 isim için kırmızı bülten! Başsavcı Gürlek iddianame için tarih verildi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, tutuklanmasının ardından İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında “suç örgütü yöneticisi olmak”, “suç örgütüne üye olmak”, “irtikap”, “rüşvet”, “nitelikli dolandırıcılık”, “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek” ve “ihaleye fesat karıştırmak” suçlarından yürütülen soruşturma sürüyor.
Soruşturma kapsamında hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı bulunan firari şüpheli Murat Gülibrahimoğlu ve Emrah Bağdatlı’nın kırmızı bültenle aranması için karar çıkarıldığı öğrenildi.
MİT’ten siber dolandırıcılık şebekesine operasyon
İBB YOLSUZLUK SORUŞTURMASI HANGİ AŞAMADA?
2025-2026 adli yılı törenlerle açıldı. Yeni dönemde, İBB’ye yolsuzluk soruşturması ve ve CHP kurultay davası gibi kritik dosyaların gündeme gelmesi bekleniyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, adli yıl açılış programında gazetecilere yaptığı açıklamada; İBB’ye yönelik yolsuzluk soruşturması ve Aziz İhsan Aktaş soruşturmaları hakkında bilgi verdi.

TRT Haber muhabiri Emrah Kuş Akın Gürlek’in açıklamalarına dair detayları aktardı;
İBB soruşturması hangi aşamada’ sorusu Akın Gürlek’e de yöneltildi. Özellikle iddianamelerin geldiği nokta ve ne zaman hazırlanacağı en çok sorulan başlıklardan biriydi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, başta İBB yolsuzluk soruşturması olmak üzere birçok önemli dosya hakkında bilgi verdi.
“İDDİANAMENİN EKİM AYINDA HAZIRLANMASINI PLANLIYORUZ”
Gürlek, İBB yolsuzluk soruşturmasında sona gelindiğini ve ekim ayında iddianamenin hazırlanmasının planlandığını söyledi. Ayrıca bu soruşturmanın yalnızca tanık beyanları üzerinden yürütülmediğini, hiçbir kişiyi delillendirmeden tutuklamadıklarını vurguladı.
“100 YILIN YOLSUZLUK DOSYASI”
İBB yolsuzluk soruşturmasını “100 yılın yolsuzluk dosyası” olarak nitelendiren Gürlek, dosyaya güvendiklerini ve soruşturmayı “kuyumcu titizliğiyle” yürüttüklerini ifade etti.
“İHSAN AKTAŞ İDDİANAMESİ EYLÜLDE”
Aziz İhsan Aktaş ve bazı ilçe belediyelerine yönelik yolsuzluk dosyalarına da değindi. Aktaş hakkındaki iddianamenin eylül ayı içinde hazırlanacağını, Beşiktaş Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk iddianamesinin ise önümüzdeki aylarda tamamlanacağını duyurdu.
Etkin pişmanlık hükümlerine ilişkin de açıklamalar yapan Gürlek, çok sayıda kişinin başvurduğunu belirtti. Başvuruların kişi ya da avukatları aracılığıyla yapıldığını, verdikleri bilgilerin soruşturmayı etkilemesi halinde etkin pişmanlıktan yararlanabildiklerini ifade etti. Gözaltına alınan ve tutuklanan kişilerden de yoğun bir talep olduğunu söyledi.
“ETKİN PİŞMANLIKTAN FAYDALANAN HERKESİ TAHLİYE ETMİYORUZ”
İBB soruşturmasının, etkin pişmanlıktan yararlananların sağladığı yeni bilgilerle genişlediğini belirten Gürlek, bu doğrultuda mart ayından bu yana birçok kez operasyon yapıldığını hatırlattı.
İki firari isim hakkında kırmızı bülten çıkarıldığını da açıkladı. Bunlardan birinin, Medya A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un yakın çevresinden Emrah Bağdatlı olduğunu söyledi. Bağdatlı’nın operasyon öncesi Yunanistan’a kaçtığı tespit edilmişti. Diğer firari ise Ekrem İmamoğlu’nun kasası olduğu iddia edilen Murat Gül İbrahimoğlu.
Operasyonların yalnızca delillere dayalı yürütüldüğünü yineleyen Gürlek, altı ay gibi kısa bir sürede büyük mesafe kaydedildiğini ve ekim ayında İBB iddianamesinin tamamlanmasının planlandığını vurguladı.
Bir diğer önemli başlık da Murat Kapki’ye ilişkin oldu. Gürlek, operasyonu önceden öğrenen ilk kişinin iş insanı Murat Kapki olduğunu açıkladı. Kapki’nin bir günde sekiz malını devretmeye çalıştığını, ancak savcılığın harekete geçerek mal varlıklarına tedbir koyduğunu belirtti.”
Geri sayım başladı: Hayat 10 saniyeliğine duracak, tüm telefonlar aynı anda çalacak!

Reklam
Köyde kabus: Bir türlü nedenini öğrenemedik, psikolojik olarak çöktük

Köyde kabus: Bir türlü nedenini öğrenemedik, psikolojik olarak çöktük

Kent merkezine yaklaşık 25 kilometre uzaklıktaki kırsal Kırmızıtaş Mahallesi’nde dün saat 14.30 sıralarında yangın çıktı. İhbar üzerine mahalleye 14 itfaiye aracı, 10 su tankeri ve 4 iş makinesi sevk edildi. Rüzgarın da etkisiyle büyüyen yangına mevcut araçların müdahalede yetersiz kalınca takviye olarak Devlet Hava Meydanları İşletmesi’ne ait yangın söndürme araçları, Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait arazözler ile jandarma ve polisin TOMA’ları mahalleye yönlendirildi.

Ekiplerin ve vatandaşların çalışması sonucu yangın dün saat 19.00’da kontrol altına alındı. İş makineleriyle sabaha kadar sürdürülen soğutma çalışmasıyla yangın söndürüldü. Yangında 10 ev ile 17 ahır yandı.

HASAR TESPİTİ VE TEMİZLİK
Yangın sonrası Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği, Tarım ve Orman Müdürlüğü ile itfaiye ekipleri hasar tespitine başladı. Yakutiye Belediyesi tarafından iş makineleriyle temizliğin yapıldığı mahallede, Kızılay, vatandaşlara yiyecek ikramında bulundu.

İlginizi Çekebilir
‘EKİPLER ZAMANINDA YETİŞMESEYDİ MAHALLE HEP YANMIŞTI’
Daha önce meydana gelen yangınlardan etkilenen vatandaşlara imece usulü ot desteğinde bulunmak için çevre mahallelere traktör gönderdiğini belirten Kırmızıtaş Mahalle Muhtarı Halit Polat, “Gelen 16 römork otu organize ettim. Arkadaşlarla oturmuş yemek yerken hemen 50 metre ilerimizde sanki çatı patladı. Bir anda çatı alev topuna döndü. İtfaiye hortumlarını getirdiğimde yangın evleri sardı. Rüzgarın kuvvetli esmesiyle yangın büyüdü. Bir türlü önüne geçemedik. Eğer ekipler zamanında yetişmeselerdi mahalle hep yanmıştı. Gece sabaha kadar ekipler çalıştı. 10 ev 17 ahırla atlattık. 16 da büyükbaş telef oldu. Yanan balya sayısı 20 bini buldu. Balya makinelerimiz de yandı. İnşallah artık son olur” diye konuştu.

YATAMIYORUZ, TEDİRGİN OLDUK’
Mahallelerinde bir hafta içinde üçüncü kez yangın çıktığını belirten muhtar Halit Polat, şunları söyledi:
“Çok zor durumda kaldık. Bir haftada 3 yangın olayı yaşandı. Bir türlü bunun nedenini öğrenemedik. Biz de psikolojik olarak çöktük. Mahalleli olarak çok büyük tehlikedeyiz. Yatamıyoruz, tedirgin olduk. Bizim psikolojik destek almaya ihtiyacımız var. Benim köyüm 60 hane hep hısım akraba, hiç yabancımız yok. Bir husumetlimiz de yok. Yangınlar neden çıkıyor. Biz de şaşkınız.”…