BIST 100
14.267,02 -0,48%
DOLAR
45,0242 0,11%
EURO
52,7184 0,22%
GRAM ALTIN
6.773,73 -0,08%
FAİZ
40,09 -0,47%
GÜMÜŞ GRAM
108,44 -0,52%
BITCOIN
77.951,00 0,06%
GBP/TRY
60,7645 0,17%
EUR/USD
1,1704 0,18%
BRENT
106,69 1,54%
ÇEYREK ALTIN
11.075,05 -0,08%
İzmir Az Bulutlu
İzmir hava durumu
19 °
Reklam
  • ANASAYFA
  • ANASAYFA
  • SON DAKİKA DOĞUM İZNİ HABERLERİ: Doğum iznine yeni düzenleme! Süre uzatıldı mı?

SON DAKİKA DOĞUM İZNİ HABERLERİ: Doğum iznine yeni düzenleme! Süre uzatıldı mı?

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Meclis’te yasalaşan yeni sosyal hizmet kanunundan uzatılan ebeveyn izinlerine, okul güvenliği tedbirlerinden çocukların dijital dünyadaki risklerden korunmasına kadar pek çok kritik başlığı TRT Haber’de değerlendirdi.
Bakan Göktaş, konuşmasının başında yeni Sosyal Hizmetler Kanunu’nun Bakanlık tarafından uzun süredir çalışılan ve aileyi merkeze alan “kapsamlı bir reform” niteliği taşıdığını vurguladı.
Kanun paketinin çocuklardan yaşlılara kadar toplumun tüm kesimlerini koruma altına aldığını belirten Göktaş, Darülaceze yaşlı bakım modelinin tüm Türkiye’ye yaygınlaştırılması ve babalık izinlerine yönelik düzenlemelerin bu paketin önemli sütunlarını oluşturduğunu ifade etti.
“TÜRKİYE AİLE DOSTU EKOSİSTEM KURMA YÖNÜNDE KARARLI”
Türkiye’nin “aile dostu ekosistem” kurma hedefi doğrultusunda stratejik adımlar attığını kaydeden Göktaş, “Bildiğiniz gibi geçtiğimiz yılı ‘Aile Yılı’ ilan etmiştik. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından 2026-2035 dönemi de ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ olarak ilan edildi. Bu kapsamda iş-yaşam dengesini uyumlaştıran, aile odaklı politikalarımızı hayata geçirmek için pek çok düzenlemeyi uygulamaya koyduk.” diye konuştu.
DOĞUM İZİNLERİNDE TARİHİ ARTIŞ
Yeni düzenlemeyle çalışan annelere yönelik en somut desteğin doğum izinlerinde yapıldığını belirten Bakan Göktaş, “Ancak bu paket özelinde, özellikle doğum izinlerinin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılmasıyla beraber burada özellikle çok önemli bir yeniliği annelerin hayatına geçirdik. Ben de iki aylık bebeğini özellikle kreşe bırakmak durumunda olan bir anne olarak gerçekten anneleri çok iyi anlıyorum. Anneler gerçekten bu kapsamda… Üç aylık bebeğini, yani biz emzirme süresini 6 ay olarak biliyorsunuz, doğal emzirme süresinin 6 ay desteklenmesini Dünya Sağlık Örgütü bu kapsamda bu şekilde söylüyor. Bununla beraber tabii biz hem 6 aya yükselttik, aynı zamanda babalık iznini 5 günden 10 güne, özellikle işçilerle memurluğu eşitlemiş olduk. İşçiler için 5 gündü, bunu 10 güne çıkarmış olduk.” dedi.
Bakan Göktaş sözlerine şöyle devam etti; Diğer yandan tabii biz Türkiye’nin nüfus yapısını koruyan kapsamlı bir adım attık. Koruyucu ailelere yönelik ilk defa 10 günlük bir izin süresi verdik. Ben bu teklifimize destek veren bütün milletvekillerimize teşekkür etmek istiyorum. Bu paketimizde ayrıca biliyorsunuz 15 yaş altı sosyal medya düzenlememizi de hayata geçiriyoruz. Oyunlara yönelik önemli bir düzenlememiz de var. Aileyi koruyan, aileyi güçlendiren, aile dostu ekosistemi destek veren kapsamlı bir politika. Bunu Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hayata geçirmiş olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Aile ve Nüfus On Yılı’nda da kalıcı politikalar hayata geçirmeye devam edeceğiz. Ben destek veren bütün milletvekillerimize teşekkür ediyorum. Vatanımıza milletimize, özellikle bekleyen bütün annelerimize, ailelerimize tekrardan hayırlı olmasını diliyorum.
Okullarda alınacak yeni tedbirler açıklandı
DOĞUM İZNİ İÇİN EK DÜZENLEME
Annelerimize yönelik bir müjdemiz var. Özellikle pek çok annemiz tarafından da merak ediliyordu. 24 haftayı tamamlamamış olan, 2 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış olan annelerimiz de 10 gün içerisinde başvurdukları takdirde bu düzenlemeden istifade edebilecekler. Dolayısıyla aslında pek çok annemizi kapsıyor. 24 haftayı tamamlamamış ama işe dönmüş durumda kalan annelerimiz var halihazırda, bebekleri henüz 24 haftayı da tamamlamamış, izin süreleri de 24 hafta tamamlamamış annelerimiz bu desteğimizden faydalanabilecek. Bunun için de Meclisimizde AK Parti grubumuz bir düzenleme teklifi kurdu. Ek düzenlemeyle bunu da hayata geçirmiş olduk. Gerçekten önemli bir düzenleme.
Şimdi annelik iznine baktığımızda OECD ülkelerinin ortalaması 18 hafta. Biz bunun çok gerisindeydik. Fakat yeni düzenlemeyle beraber ilk 10’dayız ve OECD ülkelerinde annelere destek olan, analık izni dediğimiz çalışan annelerine yönelik bu desteğimizi en çok destekleyen ülkelerinden biri olduk. Bu kapsamda da inşallah çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Biliyorsunuz geçtiğimiz yıl da memur olan annelerimize yarı zamanlı çalışma hakkını geçirmiştik, yönetmeliği hayata geçirmiştik. Yine aile dostu ekosistemimizi destekleyen, çocukları 6 yaşını doldurana kadar yarı zamanlı çalışma olasılığını hayata geçirdik. Ve babalık izni, annelik izninin, süt izninin uzatılmasıyla beraber kapsamlı olarak aile dostu politikalarımızı, aile dostu ekosistemimizi sürdürmeye ve devam ettirmeye inşallah hayata geçirdik.
Fransa’nın, Hollanda’nın, Kanada’nın gerisindeyken şu anda onların önüne geçmiş olduk aslında. Biz aile dostu ekosistemimizi çok uzun süredir çalışıyoruz. Bu kapsamda da ailelerden, annelerden tabii bu konuda çok büyük bir beklenti de vardı. Biz onlara bu müjdeyi de sizin vesilenizle paylaşmak istiyoruz.

15 YAŞ VE ALTI SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ
Bizim temel endişemiz çocuklarımızın dijital alanda güvenliğini sağlamak. 15 yaş altı sosyal medya düzenlemesi sadece ülkemizde değil, ilk olarak Avustralya’da biliyorsunuz gündeme gelmişti. Akabinde Fransa, İspanya benzer düzenlemeler, İngiltere şu anda ve Amerika’da da Meta’ya yönelik çok ciddi davalar açıldı; çocukların özellikle gelişimine yönelik olumsuz etkilerinden kaynaklı. Şimdi teknoloji hızla gelişiyor ve teknoloji hayatımızın önemli bir parçası. Çocuklarımızın yüzde 63’ü aktif bir şekilde sosyal medya kullanmakta. Son 10 yıla baktığımızda çocukların dikkat süresi yüzde 30 azalmışken, bir konuya odaklanma süresi 8 saniyeyi geçmiyor. Yani 8 saniye aslında bir soruyu veya bir konuyu odaklanmaktan ziyade bir hikayeden de çok az bir süre aslında. 8 saniye çok az bir süre. Ve dikkat konsantrasyon alanında gerçekten çocukların üzerinde de bir etkisi olduğunu çok net kamuoyu raporları, uluslararası raporlar da bu şekilde bir dikkat çekmekte.
Tabii ki bizler çocuklarımızın dijital dünyaya güvenli bir şekilde var olmalarını destekliyoruz. Teknoloji hayatımızın bir parçası. Fakat 2024-2028 Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planımızın önemli bir parçası dijital çağda aileleri güçlendirmek. Bu kapsamda hem ailelerin dijital rehberliğini güçlendirmek, dijital okuryazarlığını güçlendirmek ama aynı zamanda çocukları da bu alandan korumak ve onlara da o rehberliği sağlayabilmek. Baktığımız zaman pek çok ülke buna benzer düzenlemeler hayata geçirdi ve Maraş olayları maalesef, Maraş’ta olan elim olay bizlere bu konuda bir düzenlemenin çok elzem olduğunu bir kere daha gösterdi. Sayın Cumhurbaşkanımız aslında bunu çok uzun zamandır görmüştü. Ve biz geçtiğimiz sene Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni hayata geçiren ilk ülkeyiz. Bunu hem ülkemizdeki farkındalığı artırmak hem dünyada farkındalığı artırmak adına pek çok çalışma başlattık.
Diğer yandan çocuk komitelerimiz var 81 ilimizde, 46 bin üyemiz var. Çocuk Hakları Komitemiz de 20 Kasım’da Dünya Çocuk Hakları Günü’nde bizlere bir bildiri sundu. Bu bildiride de dijital dünyada kendilerine korunmaya yönelik kendi taleplerini ilettiler. Biz aslında iki yoğun çalıştay da yürüttük; hem ailelerle, hem çocuklarla, hem akademisyenleri dinledik. Bunun yanı sıra Cumhurbaşkanlığı genelgesi ile dijital dünyada çocukların korunmasına yönelik bir eylem planı oluşturduk. Bu kapsamda bütün kamu kurumlarına, özel sektöre, akademisyenlere, oyun yapıcılara yönelik de pek çok temkinlerimiz, önerilerimiz oldu.
“AMACIMIZ ÇOK NET; ÇOCUKLARIMIZA DAHA GÜVENLİ BİR DİJİTAL ORTAM”
Nihayetinde geldiğimiz noktada 15 yaş altına sosyal medya düzenlememizin de elzem olduğunu biliyoruz. Bu kapsamda sektörle görüştük, kamuyla görüştük, uluslararası literatürü taradık. Ve ailelerden de çok yoğun talepler geldi. Ve bizler çocuklarımıza daha güvenli internet sunarken sosyal medyanın sürekli algoritmaların eşiğinde, küresel şirketlerin para kazanma odaklı çalışmalarının içerisinde kalmasını istemedik. Sosyal medyanın çocuklarımızda akran zorbalığı, siber güvenlik sıkıntıları, veri kaybı ama aynı zamanda psikolojik, zihinsel, fiziksel gelişimlerinde de olumsuz etkilerinin olduğunu çok net biliyoruz. Zira bizler de bu düzenlemeyi hayata geçirerek sosyal medya düzenlemesini hayata geçirmiş olduk. Amacımız çok net; çocuklarımıza daha güvenli bir dijital ortam.
“DEVLET NORM OLUŞTURUYOR”
Yani bu düzenlemeyi getirdik, bir anda her şey mucizevi olmayacak. Devlet norm oluşturuyor. Bununla beraber bir yönetmelik çıkacak ve sosyal medyaya bağlanmak isteyen ailelere, özellikle sosyal medya platformlarından temel beklentimiz şu: Bir, güvenli ortam sağlamaları. İki, çocuklar bağlandıkları anda bir kimlik doğrulama, yani yaş doğrulama sisteminin getirilmesi. Oyunlarla ilgili bir derecelendirilme getirilmesi. 1 milyondan fazla sosyal ağ sağlayıcısının kullanıcısı varsa Türkiye’de bir temsilcinin bulundurulması. Özellikle aldatıcı reklamların önüne geçilmesini sağlamış olduk bu kanun düzenlemeyle beraber. Ayrıca yaş kriterleri ve yaş doğrulama sistemi, ayrıca da şikayetlere karşı da etkin mekanizma kurulmasını sağladık. Zaman zaman sizlerin de karşınıza çıkıyordur, sosyal medyada olumsuz bir içerikle karşılaştığınızda özellikle sizin resminizi kullanarak aldatıcı reklamlar da çok fazla arttı. Bunun da önüne bu düzenlemeyle geçmiş olduk.
“YAŞ DOĞRULAMA SİSTEMİNİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ”
Amacımız yasaklamak değil; bu konuda bir düzenleme getirmek ve sosyal medya platformlarına belirli yükümlülükler getirmiş olduk. Bu yükümlülüklerle beraber önümüzdeki süreçte de özellikle bir yönetmelik çıkacak ve Siber Güvenlik Başkanlığımızla beraber, BTK ile beraber çalışıyoruz buna da. Uzmanların eşliğinde bu yaş doğrulama sistemini de hayata geçirmiş olacağız. Amacımız çocuklarımıza daha güvenli bir dijital ortamı sağlamak. Onlar dijitalin olumlu taraflarından faydalanırken istismar, akran zorbalığı ve olumsuz içeriklerden onlara daha güvenli bir alan oluşturmak. Maalesef sosyal medya sürekli beğeni, sürekli bir dopamin salgılatarak aslında bir bağımlılık da oluşturuyor. Dolayısıyla sosyal medya bağımlılığından da aslında bahsedebiliriz. Devlet norm oluşturuyor.
Bununla beraber tabii ki biz ebeveynlere, öğretmenlere, bakıcılara; yani anneanne, dede olabilir burada, dijital okuryazarlık becerilerini de güçlendirme programları başlatıyoruz. Zira ebeveyn denetim araçlarını da güçlendirmemiz gerekirken onlara da bu desteği sağlamamız gerekiyor.
“EBEVEYNLERE BÜYÜK BİR YÜKÜMLÜLÜK DÜŞÜYOR”
Ailelerden çok ciddi talepler oldu. Açıkçası geçtiğimiz hafta Maraş’ta elim olayda kaybettiğimiz aileleri ziyaret ettiğimizde, orada aileler bize şunu söylediler: “Lütfen artık bir şey yapın. Çocuklarımızı bu ekranların arkasından, sürekli aldatıcı haberlerden, sürekli ekran peşindeler, akran zorbalığına maruz kalabiliyorlar ve çocuklarımıza lütfen bu konuda bir düzenleme alın.” Ailelerimizin üzerinde çok büyük bir yük vardı. Olayı sadece aile boyutuna yüklersek gerçekten aileler bu konuda zor durumda kalabiliyor.
Çünkü kendi telefonunu çocuğuna vermek durumunda kalıyor. Tabii burada da ebeveynlere büyük bir yükümlülük düşüyor, onu da söylemek istiyorum. Ebeveynler tabii ki bu alanda çok net durabilmeli. Yani kendi hesaplarıyla beraber çocuklarının erişimini sağlarlarsa burada başarılı olamayız. Ama hem aileler, hem devlet olarak bizler, hem toplum olarak bu konuda bir bilinçlenme, bir farkındalıkla beraber çocuklarımıza daha güvenli bir dijital ortam sağlarsak gelecek nesillerimiz bizlere gerçekten teşekkür edecek. Biliyorsunuz ehliyet alma yaşı 18. Oy kullanma yaşı 18. Fakat şu anda internete, sosyal medyaya giriş yaşı 6.
“15-18 YAŞ ARASINDA DA AYRIŞTIRILMIŞ İÇERİK SUNMA ZORUNLULUĞU GETİRİYORUZ”
Ve bununla beraber hiçbir norm oluşturmayan sadece şu işaretle ilerleyen bir düzene gidiyoruz. Bunun normal olduğunu söyleyemeyiz. İçeriklerin hiçbir şekilde bir özgürlükle anlatılamayacak kadar vahim içeriklerle karşı karşıya kalınabiliyor. O içeriklerin arkasında devasa şirketler var ve çocuklarımızın üzerinde büyük paralar kazanan firmalar var. Bizler de onlardan beklentimiz bu düzenlememiz çerçevesinde çocuklarımıza daha güvenli dijital içerik sunmak. Ayrıca bu düzenlememizde 15-18 yaş arasında da ayrıştırılmış içerik sunma zorunluluğu getiriyoruz.
Özellikle cinsel içerikler, olumsuz içerikler ve çocukların psikolojik olarak gelişmesine engel olan zararlı içeriklerden arınmasını istiyoruz. Biz bunu sosyal medya platformlarından bekliyoruz. Kendilerinin yapay zeka algoritmalarıyla bunu önleyebileceklerini çok net bir şekilde biliyoruz. Teknoloji çok ilerliyor, çok hızlı ilerliyor. Ve bizim amacımız sosyal medya platformlarının, sosyal ağ sağlayıcısının proaktif bir şekilde bunların içeriğinin önlenmesini sağlamak. Ekrana düşmeden bunun önlenmesini sağlamak. Böyle bir kapasiteye sahipler. Hatırlarsanız Gazze bombalandığında çok uzun süre Gazzeli kardeşlerimiz oralara içerik sunamadılar. Yüklemesine izin verilmedi. Baktığımız zaman aslında onlar istedikleri zaman bu tür içerikleri sansürlediler. Ama biz onlardan biz proaktif yaklaşımla şiddet içeriklerini, olumsuz içeriklerini proaktif bir şekilde kendilerinin özellikle müdahale etmesini istiyoruz ve bütün vatandaşlarımıza, çocuklarımıza, gençlerimize yaşlarına uygun, gelişimlerine uygun içerikler sunmasını hedefliyoruz. Olumlu içerikler de sunabilirler. Yani maksadımız burada çocuklarımızın dijital dünyada daha güvenli bir şekilde var olabilmelerini sağlamak.
OYUN PLATFORMLARI
Oyunlarla ilgili de bir düzenleme de var. Özellikle oyunlarda, oyun dağıtıcısı, oyun geliştirici ve oyun platformu tanımları yapıldı bu kanunumuzla beraber. Oyun platformları özellikle yaş derecelendirilmesini istiyoruz. Yani hangi oyun hangi yaş grubuna uygun bir şekilde derecelendirilmesini istiyoruz. Derecelendirilmemiş oyunlar otomatik olarak 18 yaş üstü olarak derecelendirilecek. Bir de 100 binden fazla kullanıcısı olursa Türkiye’de bir muhatap bulmak istiyoruz. Zararlı içerikler olduğu müddetçe de bizim bir muhatabımız olsun istiyoruz. Bunun da çok önemli bir gelişme olduğunu düşünüyorum.
Bizim amacımız burada sansürlemek değil, olumlu proaktif bir yaklaşımla o diyaloğu da sürdürmek adına bunun önemli olduğunu düşünüyoruz. Zaman zaman şikayet mekanizması oluşturduğunuzda kime şikayet edeceğinizi bilmiyorsunuz ve çaresiz kalabiliyorsunuz olumsuz içeriklere karşı. Bizim amacımız burada dijital dünyada da çocuklarımızın güvenliğini sağlamak, daha güvenli bir dijital ortamda var olmalarını… Teknolojiyi de tabii ki hayatımızın bir parçası; bununla beraber teknolojiyi kullanırken de olumsuz içeriklerden mümkün mertebe arındırılmış olarak büyümelerini sağlamak.

“ÖDEME SİSTEMİNİ GÜNCELLEDİK”
Aile ve Gençlik Fonu’na tabii çok yoğun bir ilgi var. Biz Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 2025 Aile Yılı’nı ilan ettiğimizde Türkiye’nin yeraltı zenginlikleri biliyorsunuz bunlar. Gabar’da, Filyos’ta çıkan yeraltı zenginliklerinin yüzde 20’sini Aile ve Gençlik Fonu’na aktarıyor devletimiz. Bunun için de bir kanun düzenleme geçirmiştik. Ve bu kanunla beraber öncelikle deprem bölgesinde başlattığımız Aile ve Gençlik Fonu’nu 2025 yılında Aile Yılı’yla beraber bütün Türkiye’ye yaygınlaştırdık. 18-29 yaş arasındaki gençlerimize yönelik çok önemli bir destek sunduk. 18-25 yaş arasında da 250 bin lira olan bir destek, 26-29 yaş için de 200 bin liralık bir destek. Bununla beraber evlenmeden önce iki gün eğitim programına katılıyor çiftlerimiz, genç çiftlerimiz. Tabii burada bir gelir kriterimiz de var. Biz bu süreçte gelir kriterini esnettik. Ayrıca diğer yandan da ödeme sistemini de güncelledik. 48 ay içerisinde çocuk sahibi olan çiftlerimizin kredisini 12 ay erteleme kararı aldık.
Bugüne kadar 247 bin 927 çift başvurdu ve yararlanmaya kazanan genç sayısı 195 bin 470 gencimiz başvurdu. 11 milyar 669 milyon lira ödeme gerçekleştirdik. Biz bu başvuruları her gün almaya devam ediyoruz. Ve bu kapsamda programlarımız devam ediyor. Sıfır faizli bir kredi, 2 yıl geri ödemesiz, 2 yıl ödemeli. Ve fondan yararlanan bugüne kadar 9 bin 190 çiftimizin 9 bin 310 çocuğumuz oldu. Dolayısıyla da böyle de mutluluklara vesile olduk. Farklı sektörlerden de bu fondan faydalanan çiftlerimize de 47 büyük firmamızdan, 2047 yerel firmadan da indirim sağlamış olduk. Bu kapsamda da aslında yine aile dostu ekosisteme destek olan çok önemli bir destek mekanizmamızı sürdürmeye devam ediyoruz.
“DOĞURGANLIK ÜZERİNE ARAŞTIRMA GERÇEKLEŞTİRDİK”
Biz veri temelli ve vatandaşlarımızdan gelen taleplere yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Nihayetinde aileler bize pek çok kapsamda ulaşıyor ve bu minvalde çalışmalar yürütüyoruz ama veri temelli dediğimizde bizim araştırmalarımız var. Doğurganlık üzerine Türkiye’de 12 ilimizde bir araştırma gerçekleştirdik. Oradan gelen geri dönüşlerle ilgili politikalarımızı şekillendiriyoruz. Ayrıca bir bilim kurulumuz var biliyorsunuz. Diğer yandan biz uluslararası çapta geçtiğimiz yıl Uluslararası Aile Forumu’na ev sahipliği yaptık ve küresel çapta Aile Enstitümüz de bu konuda çalışıyor. Aile dostu ekosistemi, aile ilanını yurt dışına tanıtan ve aile dostu Birleşmiş Milletler Dostlar Grubu’na üye olduk. Aile dostu ekosistemi bütün ülkelere anlatmaya devam ediyoruz ve bu kapsamda hem yurt dışındaki örneklerden ama ülkemize özgü model gerçekleştirmeyi de sürdürüyoruz.
Son olaylar bize aslında devlet olarak da aileler olarak da çocuklarımızı kuşatan her türlü riske karşı daha fazla teyakkuzda olmamızı tekrar gösteriyor. Çünkü risk aslında bildiğiniz üzere bazen eskiden aileler kapılarını kapatırdı risk kapıda sanırdı. Artık risk yan odamızda hatta telefon cebimizde taşıdığımız telefonlarda. Dolayısıyla görünmeyen riskler ve tehditler de olabilir. Bununla beraber bugün aldığımız bu, dün mecliste oylanan bu düzenleme ile biz her türlü tedbiri uygulamaya devam ediyoruz.

SAHA SEFERBERLİĞİ
Çocuklarımıza fiziksel ve psikolojik olarak gelişmelerine yönelik önemli adımlar atıyoruz. Biz Kahramanmaraş olaylarından sonra ekiplerimiz hızlıca sahaya çıktı. Şu anda halihazırda iki hastanede devam eden yaralılarımız için hastanelerin her birinde toplam 20 personelimiz görevde. Psikososyal destek bağlamında hem kısa vadeli orta vadeli 6 aylık bir psikososyal destek süreci de başlattık. Olayın vuku bulduğu andan itibaren 216 personelimizle sahaya indik. Okul çerçevesinde 5280 hanemizi taradık. 2876 aileyle de doğrudan temas ettik. Yani 8 gün içerisinde olaydan etkilenen yani kayıp yaşayan ailelerimize yas danışmanlık sürecimiz devam ediyor. Olay destek takviye ekibimizle beraber de mahalle bazlı çalışıyoruz.
Bizim uzun zamandır çalıştığımız sosyal risk haritalarımız vardı ve suça sürüklenen çocuklara yönelik sosyal risk haritamızı tamamlamıştık. Bununla beraber sosyal risk haritamızın etkili bir şekilde kullanmak amacıyla Milli Eğitim, Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ile çok yakın çalışıyoruz ve bu program kapsamında da az önce Milli Eğitim Bakanımızın açıkladığı konularda da rehber öğretmen Aile Bakanlığı iş birliğini de daha da güçlendirmiş oluyoruz. Özellikle okula gitmeyen, okul devamsızlığı olan çocuklarla ilgili, okullarda karşılaştıkları farklı durumlarla ilgili rehber öğretmenleri Aile Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ile beraber bizim il kurullarımız var. Bu 6 ayda bir yapılıyordu artık aylık bazda yapılacak ve vaka bazlı da çalışmamızı aslında çok etkili bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz. Bir vaka olduğunda sosyal risk haritamızla olay vuku bulmadan önlem almak amacıyla da aslında çok önemli bir sistem. Zira ekiplerimiz doğrudan sahaya hane bazlı taramayı da sürdürebiliyor.
ERKEN MÜDAHALE VE “ÇOCUKLAR GÜVENDE” UYGULAMASI
Sadece vaka bazlı çalışmıyoruz. O vakanın etrafındaki bütün ekosistemi tarıyoruz. Aileyi tarıyoruz, aile içerisindeki diğer fertleri tarıyoruz, görüşmeler gerçekleştiriyoruz ve ilgili kurumlara yönlendirebiliyoruz. Bakanlık olarak ayrıca biz erken müdahale sistemini güçlendiren Çocuklar Güvende uygulamasını hayata geçirmiştik Aralık ayında. Çocuklarımız her türlü olumsuzlukları bizlere o uygulama üzerinden bildirebilecekler. Hem sosyal medyada hem internet ortamında karşılaştıkları hem de günlük yaşam alanlarında akran zorbalığına maruz kaldıklarında veya bir herhangi bir tehditle karşı karşıya kaldıklarında o uygulama üzerinden bize bunu bildirebiliyorlar. Bakanlığımız uzmanlarıyla doğrudan iletişime geçme uygulaması da var. Ayrıca bu sistemi de bütün Türkiye’ye yaygınlaştırdık.
KORUYUCU VE ÖNLEYİCİ FAALİYETLERDE EĞİTİM HAMLESİ
Sahadaki tüm personelimizle beraber tarayarak koruyucu önleyici faaliyetlerimizi de güçlendiriyoruz. Bir hafta içerisinde 14.834 meslek elemanımıza bu kapsamda eğitimlerini şimdiye kadar tabii tuttuk. İçişleri Bakanımız, Milli Eğitim Bakanımız, Sağlık Bakanımızla ilgili de bu tedbirleri daha kapsamlı ve tüm Türkiye’ye yaygınlaştırmak adına yürüttüğümüz çok önemli bir çalışma. İnşallah çok yakın zamanda da faydasını, neticelerini, güzel neticelerini almaya devam edeceğiz ve bu tür olumsuz olayların bir daha vuku bulmaması için devletimiz bütün kurumlarıyla beraber birlikte çalışarak inşallah benzer olayların bir daha olmaması için elimizden gelen bütün süreci kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.
Bu hafta da çok önemli bir uluslararası zirveye ev sahipliği yaptık. Uluslararası dijital bir foruma, dijital dünyada çocukların korunmasına yönelik uluslararası bir foruma ev sahipliği yaptık. 21 ülkeden üst düzey katılımla beraber 13 farklı ülkeden bakan geldi. Ülkemizde Fransa, Avusturya, İspanya bakanlarından mesajlar geldi. Onunla beraber biliyorsunuz bu konu aslında bütün ülkelerin gündeminde. Programımıza Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin teşrifleriyle önemli mesajlar verildi. İki gün süren bu forumda biz ilk defa çocuklara da söz verdik. Çocukların paneli vardı ve çocuklar da bize temel beklentisi bu yönde; “Lütfen bize daha güvenli bir dijital ortam sağlayın.” Amacımız burada bir yasak koymak değil, bir denetleme ve çocuklarımıza güvenli bir dijital ortamı sağlamak. Bütün ülkeler aynı durumda ve ülkemiz bu konuda öncü olmasından biz gerçekten gurur duyuyoruz.
TEKNOLOJİ FİRMALARINA SORUMLULUK ÇAĞRISI
Veri paylaşımında etkin özellikle sosyal medya platformlarından teknoloji firmalarımızdan da temel beklentimiz şu, oyun yapıcılardan da: Lütfen bir içerik üretirken çocuklarımıza yönelik de bu adımları atın. Onları korumaya yönelik de adımlar atın. Şiddet içerikleri veya çocuklarımızın şiddete maruz kalması veya herhangi bir istismar ortamına maruz kalmasının önüne hep beraber geçelim. Bu herkesin sorumluluğu. Firmaların da sorumluluğu, dijital teknoloji firmalarının da sorumluluğu, devlet olarak bizlerin, ailelerin ve aslında bütün toplumun. El birliğiyle farkındalığı oluşturarak dijital okuryazarlığımızı güçlendirerek de bu kapsamda etkili mekanizmalar hayata geçireceğimize ben inanıyorum. Zirvemizde de bir ortak bildiri çıkardık.
Hem Birleşmiş Milletler özel temsilcisi, çocukların şiddetten korunması özel temsilcisi, hem UNICEF hem biz üçlü bir toplantıydı bu zirve ve bütün ülkelerden de benzer talepler var. “Lütfen bu uygulamaları bizimle de paylaşın, biz de aynı kaygıları taşıyoruz, bu uygulamaları etkili bir şekilde nasıl hayata geçirebiliriz?” Tabii ki çünkü bu kapsamda tek başınıza mücadele etmeniz mümkün değil. Bu küresel bir sistem. Dijitalin ilerlemesi de küresel bir sistem, teknolojinin ilerlemesi de küresel bir sistem. Nitekim pandemide maalesef hepimize biraz bir dijital alanda bir esneklik payı verdi. Herkes dijitale yöneldi. Biz bu kapsamda ailelerin de lütfen bu dijital bağımlılıkta çocuklarımıza örnek olurken onlar da telefonlarını bırakarak çocuklarla aynı sofraları aynı ortamları paylaşsınlar, çocuklarını dinlesinler gözlemlesinler. Onların da sorumluluğunda çocuklarla ilgili bir risk bir tehdit oluştuğunda lütfen bizlere Bakanlığa da bildirebilirler.
Bu kapsamda da Alo 183 hattımız 7/24 bütün vatandaşımızın doğrudan ulaşabileceği ücretsiz hattımız. Bir olumsuzlukla karşılaştıklarında Çocuklar Güvende sistemimiz üzerinden veya Alo 183 üzerinden bizlere bildirsinler. Biz bir an önce müdahaleye başlayıp ailelerimizi özellikle bu çağda yalnız böyle bir ortamda yalnız bırakmamamız lazım. Onlarla beraber devlet olarak elimizden gelen bütün gücümüzle onların yanında olmayı sürdüreceğiz.
ANNELER İÇİN EKONOMİK REFORM
Geçtiğimiz yıl aile yılıyla beraber bir yandan evlenecek gençlerimizi desteklerken bir yandan da doğum yapan annelere önemli bir destek imkanı sunduk. “İlk Öğretmenim Ailem” uygulaması şu ana kadar 2,1 milyon yüklendi. Bütün ailelerimizin de yeni doğum yapmış annelerimizin de bu uygulamayı yüklemesini gerçekten tavsiye ediyorum. Zira orada hem çocuk ninnileri var hem çocukların gelişimine yönelik çok önemli güzel tüyolar var, uzmanlarımızla iletişime geçtikleri proaktif bir uygulama. Diğer yandan doğum yardımlarını aslında geçtiğimiz yıl önemli bir reform haline getirerek kalıcı hale getirdik. Eskiden tek seferlik bir ödeme varken şimdi de bunu bir düzenli hale getirdik. Bugüne kadar 549 bin ailemiz bundan, annemiz düzenli olarak bu doğum yardımlarımızdan faydalanıyor. Ayrıca bugüne kadar 923.064 anneye doğum yardımını gerçekleştirdik. İlk çocuğa tek seferlik 5.000 lira, ikinci çocuğa 1.500 lira, üçüncü ve sonraki çocuklar için aylık 5.000 lira çocuk 5 yaşını tamamlayana kadar bu desteğimiz sürecek. Aile dostu ekosistemimizi ve ailelere yönelik pek çok çalışmalarımızı biz kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.
Çocukları dijital dünyadan korurken aynı zamanda tabii artık kentleşmeyle beraber aileler “Peki biz ne yapacağız çocuklarımız?” Yani bu yeni bakıcılar dediğimiz oyunlar, ekranlardan koruyoruz evet ama peki çocuklarla ne yapacağız? Onlara da etkinlikler düzenliyoruz. Rami Kütüphanesi’nde çok önemli bir zirveye ev sahipliği yapıyoruz. Dünyada bir ilk, bir Çocuk Bienali hayata geçiriyoruz ve yarın inşallah Sayın Hanımefendi’nin teşrifleriyle açılışını gerçekleştireceğiz. Bütün vatandaşlarımızı, annelerimizi çocuklarıyla beraber buraya davet ediyoruz. Dünyadan pek çok yazarlar var. Çocuklarımızın keşif gücünü, yaratıcı yapısını tekrar keşfedebilecekleri çok güzel atölyeler var. Çocuklarımızın sanatsal gelişimine katkı sağlayan aslında bir bienal. 15 Haziran’a kadar sürekli olarak Rami Kütüphanesi’nde bulunacak.
SIFIR ATIK BİLİNCİ VE SPOR SEFERBERLİĞİ
Biz hem bir yandan aileyi güçlendirirken diğer yandan çocuklarımızın gelişimine katkı sağlayacak pek çok çalışmayı da hayata geçiriyoruz. Burada resimli çocuk kitapları temasıyla “Renklidir Gerçektir” mottosuyla düzenliyoruz. Evlatlarımızın hem üretim bilinci hem de doğa sevgisini geliştirecek atölyeler var, sıfır atık atölyelerimiz var. Ben buradan tekrar ailelerimize çağrıda bulunmak istiyorum, Çocuk Bienalimize bütün İstanbul’da bulunan ailelerimizi ve çevre illerdeki bulunan ailelerimizi bekliyoruz. Bu kapsamda da dijital dünyadan çocukları korurken spor etkinliklerine, Gençlik ve Spor Bakanlığıyla bu boyuta da çalışıyoruz. Ailelerimizin ücretsiz çocuklarını spor etkinliklerine yönlendirmeleri, çocukların tekrar gerçek çocuklukla tekrar tanışmalarını sağlamak da tabii ki önemli. Bu kapsamda da pek çok çalışmaları ve yenilik projeleri de hayata geçirmeye devam edeceğiz….

Reklam
SON DAKİKA DOĞUM İZNİ HABERLERİ: Doğum iznine yeni düzenleme! Süre uzatıldı mı?
Reklam

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Meclis'te yasalaşan yeni sosyal hizmet kanunundan uzatılan ebeveyn izinlerine, okul güvenliği tedbirlerinden çocukların dijital dünyadaki risklerden korunmasına kadar pek çok kritik başlığı TRT Haber'de değerlendirdi.

Bakan Göktaş, konuşmasının başında yeni Sosyal Hizmetler Kanunu'nun Bakanlık tarafından uzun süredir çalışılan ve aileyi merkeze alan "kapsamlı bir reform" niteliği taşıdığını vurguladı.

Kanun paketinin çocuklardan yaşlılara kadar toplumun tüm kesimlerini koruma altına aldığını belirten Göktaş, Darülaceze yaşlı bakım modelinin tüm Türkiye'ye yaygınlaştırılması ve babalık izinlerine yönelik düzenlemelerin bu paketin önemli sütunlarını oluşturduğunu ifade etti.

"TÜRKİYE AİLE DOSTU EKOSİSTEM KURMA YÖNÜNDE KARARLI"

Türkiye'nin "aile dostu ekosistem" kurma hedefi doğrultusunda stratejik adımlar attığını kaydeden Göktaş, "Bildiğiniz gibi geçtiğimiz yılı 'Aile Yılı' ilan etmiştik. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından 2026-2035 dönemi de 'Aile ve Nüfus On Yılı' olarak ilan edildi. Bu kapsamda iş-yaşam dengesini uyumlaştıran, aile odaklı politikalarımızı hayata geçirmek için pek çok düzenlemeyi uygulamaya koyduk." diye konuştu.

DOĞUM İZİNLERİNDE TARİHİ ARTIŞ

Yeni düzenlemeyle çalışan annelere yönelik en somut desteğin doğum izinlerinde yapıldığını belirten Bakan Göktaş, "Ancak bu paket özelinde, özellikle doğum izinlerinin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılmasıyla beraber burada özellikle çok önemli bir yeniliği annelerin hayatına geçirdik. Ben de iki aylık bebeğini özellikle kreşe bırakmak durumunda olan bir anne olarak gerçekten anneleri çok iyi anlıyorum. Anneler gerçekten bu kapsamda... Üç aylık bebeğini, yani biz emzirme süresini 6 ay olarak biliyorsunuz, doğal emzirme süresinin 6 ay desteklenmesini Dünya Sağlık Örgütü bu kapsamda bu şekilde söylüyor. Bununla beraber tabii biz hem 6 aya yükselttik, aynı zamanda babalık iznini 5 günden 10 güne, özellikle işçilerle memurluğu eşitlemiş olduk. İşçiler için 5 gündü, bunu 10 güne çıkarmış olduk." dedi.

Bakan Göktaş sözlerine şöyle devam etti; Diğer yandan tabii biz Türkiye'nin nüfus yapısını koruyan kapsamlı bir adım attık. Koruyucu ailelere yönelik ilk defa 10 günlük bir izin süresi verdik. Ben bu teklifimize destek veren bütün milletvekillerimize teşekkür etmek istiyorum. Bu paketimizde ayrıca biliyorsunuz 15 yaş altı sosyal medya düzenlememizi de hayata geçiriyoruz. Oyunlara yönelik önemli bir düzenlememiz de var. Aileyi koruyan, aileyi güçlendiren, aile dostu ekosistemi destek veren kapsamlı bir politika. Bunu Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hayata geçirmiş olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Aile ve Nüfus On Yılı'nda da kalıcı politikalar hayata geçirmeye devam edeceğiz. Ben destek veren bütün milletvekillerimize teşekkür ediyorum. Vatanımıza milletimize, özellikle bekleyen bütün annelerimize, ailelerimize tekrardan hayırlı olmasını diliyorum.

Okullarda alınacak yeni tedbirler açıklandı

DOĞUM İZNİ İÇİN EK DÜZENLEME

Annelerimize yönelik bir müjdemiz var. Özellikle pek çok annemiz tarafından da merak ediliyordu. 24 haftayı tamamlamamış olan, 2 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış olan annelerimiz de 10 gün içerisinde başvurdukları takdirde bu düzenlemeden istifade edebilecekler. Dolayısıyla aslında pek çok annemizi kapsıyor. 24 haftayı tamamlamamış ama işe dönmüş durumda kalan annelerimiz var halihazırda, bebekleri henüz 24 haftayı da tamamlamamış, izin süreleri de 24 hafta tamamlamamış annelerimiz bu desteğimizden faydalanabilecek. Bunun için de Meclisimizde AK Parti grubumuz bir düzenleme teklifi kurdu. Ek düzenlemeyle bunu da hayata geçirmiş olduk. Gerçekten önemli bir düzenleme.

Şimdi annelik iznine baktığımızda OECD ülkelerinin ortalaması 18 hafta. Biz bunun çok gerisindeydik. Fakat yeni düzenlemeyle beraber ilk 10'dayız ve OECD ülkelerinde annelere destek olan, analık izni dediğimiz çalışan annelerine yönelik bu desteğimizi en çok destekleyen ülkelerinden biri olduk. Bu kapsamda da inşallah çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Biliyorsunuz geçtiğimiz yıl da memur olan annelerimize yarı zamanlı çalışma hakkını geçirmiştik, yönetmeliği hayata geçirmiştik. Yine aile dostu ekosistemimizi destekleyen, çocukları 6 yaşını doldurana kadar yarı zamanlı çalışma olasılığını hayata geçirdik. Ve babalık izni, annelik izninin, süt izninin uzatılmasıyla beraber kapsamlı olarak aile dostu politikalarımızı, aile dostu ekosistemimizi sürdürmeye ve devam ettirmeye inşallah hayata geçirdik.

Fransa'nın, Hollanda'nın, Kanada'nın gerisindeyken şu anda onların önüne geçmiş olduk aslında. Biz aile dostu ekosistemimizi çok uzun süredir çalışıyoruz. Bu kapsamda da ailelerden, annelerden tabii bu konuda çok büyük bir beklenti de vardı. Biz onlara bu müjdeyi de sizin vesilenizle paylaşmak istiyoruz.

15 YAŞ VE ALTI SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ

Bizim temel endişemiz çocuklarımızın dijital alanda güvenliğini sağlamak. 15 yaş altı sosyal medya düzenlemesi sadece ülkemizde değil, ilk olarak Avustralya'da biliyorsunuz gündeme gelmişti. Akabinde Fransa, İspanya benzer düzenlemeler, İngiltere şu anda ve Amerika'da da Meta'ya yönelik çok ciddi davalar açıldı; çocukların özellikle gelişimine yönelik olumsuz etkilerinden kaynaklı. Şimdi teknoloji hızla gelişiyor ve teknoloji hayatımızın önemli bir parçası. Çocuklarımızın yüzde 63'ü aktif bir şekilde sosyal medya kullanmakta. Son 10 yıla baktığımızda çocukların dikkat süresi yüzde 30 azalmışken, bir konuya odaklanma süresi 8 saniyeyi geçmiyor. Yani 8 saniye aslında bir soruyu veya bir konuyu odaklanmaktan ziyade bir hikayeden de çok az bir süre aslında. 8 saniye çok az bir süre. Ve dikkat konsantrasyon alanında gerçekten çocukların üzerinde de bir etkisi olduğunu çok net kamuoyu raporları, uluslararası raporlar da bu şekilde bir dikkat çekmekte.

Tabii ki bizler çocuklarımızın dijital dünyaya güvenli bir şekilde var olmalarını destekliyoruz. Teknoloji hayatımızın bir parçası. Fakat 2024-2028 Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planımızın önemli bir parçası dijital çağda aileleri güçlendirmek. Bu kapsamda hem ailelerin dijital rehberliğini güçlendirmek, dijital okuryazarlığını güçlendirmek ama aynı zamanda çocukları da bu alandan korumak ve onlara da o rehberliği sağlayabilmek. Baktığımız zaman pek çok ülke buna benzer düzenlemeler hayata geçirdi ve Maraş olayları maalesef, Maraş'ta olan elim olay bizlere bu konuda bir düzenlemenin çok elzem olduğunu bir kere daha gösterdi. Sayın Cumhurbaşkanımız aslında bunu çok uzun zamandır görmüştü. Ve biz geçtiğimiz sene Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi'ni hayata geçiren ilk ülkeyiz. Bunu hem ülkemizdeki farkındalığı artırmak hem dünyada farkındalığı artırmak adına pek çok çalışma başlattık.

Diğer yandan çocuk komitelerimiz var 81 ilimizde, 46 bin üyemiz var. Çocuk Hakları Komitemiz de 20 Kasım'da Dünya Çocuk Hakları Günü'nde bizlere bir bildiri sundu. Bu bildiride de dijital dünyada kendilerine korunmaya yönelik kendi taleplerini ilettiler. Biz aslında iki yoğun çalıştay da yürüttük; hem ailelerle, hem çocuklarla, hem akademisyenleri dinledik. Bunun yanı sıra Cumhurbaşkanlığı genelgesi ile dijital dünyada çocukların korunmasına yönelik bir eylem planı oluşturduk. Bu kapsamda bütün kamu kurumlarına, özel sektöre, akademisyenlere, oyun yapıcılara yönelik de pek çok temkinlerimiz, önerilerimiz oldu.

"AMACIMIZ ÇOK NET; ÇOCUKLARIMIZA DAHA GÜVENLİ BİR DİJİTAL ORTAM"

Nihayetinde geldiğimiz noktada 15 yaş altına sosyal medya düzenlememizin de elzem olduğunu biliyoruz. Bu kapsamda sektörle görüştük, kamuyla görüştük, uluslararası literatürü taradık. Ve ailelerden de çok yoğun talepler geldi. Ve bizler çocuklarımıza daha güvenli internet sunarken sosyal medyanın sürekli algoritmaların eşiğinde, küresel şirketlerin para kazanma odaklı çalışmalarının içerisinde kalmasını istemedik. Sosyal medyanın çocuklarımızda akran zorbalığı, siber güvenlik sıkıntıları, veri kaybı ama aynı zamanda psikolojik, zihinsel, fiziksel gelişimlerinde de olumsuz etkilerinin olduğunu çok net biliyoruz. Zira bizler de bu düzenlemeyi hayata geçirerek sosyal medya düzenlemesini hayata geçirmiş olduk. Amacımız çok net; çocuklarımıza daha güvenli bir dijital ortam.

"DEVLET NORM OLUŞTURUYOR"

Yani bu düzenlemeyi getirdik, bir anda her şey mucizevi olmayacak. Devlet norm oluşturuyor. Bununla beraber bir yönetmelik çıkacak ve sosyal medyaya bağlanmak isteyen ailelere, özellikle sosyal medya platformlarından temel beklentimiz şu: Bir, güvenli ortam sağlamaları. İki, çocuklar bağlandıkları anda bir kimlik doğrulama, yani yaş doğrulama sisteminin getirilmesi. Oyunlarla ilgili bir derecelendirilme getirilmesi. 1 milyondan fazla sosyal ağ sağlayıcısının kullanıcısı varsa Türkiye'de bir temsilcinin bulundurulması. Özellikle aldatıcı reklamların önüne geçilmesini sağlamış olduk bu kanun düzenlemeyle beraber. Ayrıca yaş kriterleri ve yaş doğrulama sistemi, ayrıca da şikayetlere karşı da etkin mekanizma kurulmasını sağladık. Zaman zaman sizlerin de karşınıza çıkıyordur, sosyal medyada olumsuz bir içerikle karşılaştığınızda özellikle sizin resminizi kullanarak aldatıcı reklamlar da çok fazla arttı. Bunun da önüne bu düzenlemeyle geçmiş olduk.

"YAŞ DOĞRULAMA SİSTEMİNİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ"

Amacımız yasaklamak değil; bu konuda bir düzenleme getirmek ve sosyal medya platformlarına belirli yükümlülükler getirmiş olduk. Bu yükümlülüklerle beraber önümüzdeki süreçte de özellikle bir yönetmelik çıkacak ve Siber Güvenlik Başkanlığımızla beraber, BTK ile beraber çalışıyoruz buna da. Uzmanların eşliğinde bu yaş doğrulama sistemini de hayata geçirmiş olacağız. Amacımız çocuklarımıza daha güvenli bir dijital ortamı sağlamak. Onlar dijitalin olumlu taraflarından faydalanırken istismar, akran zorbalığı ve olumsuz içeriklerden onlara daha güvenli bir alan oluşturmak. Maalesef sosyal medya sürekli beğeni, sürekli bir dopamin salgılatarak aslında bir bağımlılık da oluşturuyor. Dolayısıyla sosyal medya bağımlılığından da aslında bahsedebiliriz. Devlet norm oluşturuyor.

Bununla beraber tabii ki biz ebeveynlere, öğretmenlere, bakıcılara; yani anneanne, dede olabilir burada, dijital okuryazarlık becerilerini de güçlendirme programları başlatıyoruz. Zira ebeveyn denetim araçlarını da güçlendirmemiz gerekirken onlara da bu desteği sağlamamız gerekiyor.

"EBEVEYNLERE BÜYÜK BİR YÜKÜMLÜLÜK DÜŞÜYOR"

Ailelerden çok ciddi talepler oldu. Açıkçası geçtiğimiz hafta Maraş'ta elim olayda kaybettiğimiz aileleri ziyaret ettiğimizde, orada aileler bize şunu söylediler: "Lütfen artık bir şey yapın. Çocuklarımızı bu ekranların arkasından, sürekli aldatıcı haberlerden, sürekli ekran peşindeler, akran zorbalığına maruz kalabiliyorlar ve çocuklarımıza lütfen bu konuda bir düzenleme alın." Ailelerimizin üzerinde çok büyük bir yük vardı. Olayı sadece aile boyutuna yüklersek gerçekten aileler bu konuda zor durumda kalabiliyor.

Çünkü kendi telefonunu çocuğuna vermek durumunda kalıyor. Tabii burada da ebeveynlere büyük bir yükümlülük düşüyor, onu da söylemek istiyorum. Ebeveynler tabii ki bu alanda çok net durabilmeli. Yani kendi hesaplarıyla beraber çocuklarının erişimini sağlarlarsa burada başarılı olamayız. Ama hem aileler, hem devlet olarak bizler, hem toplum olarak bu konuda bir bilinçlenme, bir farkındalıkla beraber çocuklarımıza daha güvenli bir dijital ortam sağlarsak gelecek nesillerimiz bizlere gerçekten teşekkür edecek. Biliyorsunuz ehliyet alma yaşı 18. Oy kullanma yaşı 18. Fakat şu anda internete, sosyal medyaya giriş yaşı 6.

"15-18 YAŞ ARASINDA DA AYRIŞTIRILMIŞ İÇERİK SUNMA ZORUNLULUĞU GETİRİYORUZ"

Ve bununla beraber hiçbir norm oluşturmayan sadece şu işaretle ilerleyen bir düzene gidiyoruz. Bunun normal olduğunu söyleyemeyiz. İçeriklerin hiçbir şekilde bir özgürlükle anlatılamayacak kadar vahim içeriklerle karşı karşıya kalınabiliyor. O içeriklerin arkasında devasa şirketler var ve çocuklarımızın üzerinde büyük paralar kazanan firmalar var. Bizler de onlardan beklentimiz bu düzenlememiz çerçevesinde çocuklarımıza daha güvenli dijital içerik sunmak. Ayrıca bu düzenlememizde 15-18 yaş arasında da ayrıştırılmış içerik sunma zorunluluğu getiriyoruz.

Özellikle cinsel içerikler, olumsuz içerikler ve çocukların psikolojik olarak gelişmesine engel olan zararlı içeriklerden arınmasını istiyoruz. Biz bunu sosyal medya platformlarından bekliyoruz. Kendilerinin yapay zeka algoritmalarıyla bunu önleyebileceklerini çok net bir şekilde biliyoruz. Teknoloji çok ilerliyor, çok hızlı ilerliyor. Ve bizim amacımız sosyal medya platformlarının, sosyal ağ sağlayıcısının proaktif bir şekilde bunların içeriğinin önlenmesini sağlamak. Ekrana düşmeden bunun önlenmesini sağlamak. Böyle bir kapasiteye sahipler. Hatırlarsanız Gazze bombalandığında çok uzun süre Gazzeli kardeşlerimiz oralara içerik sunamadılar. Yüklemesine izin verilmedi. Baktığımız zaman aslında onlar istedikleri zaman bu tür içerikleri sansürlediler. Ama biz onlardan biz proaktif yaklaşımla şiddet içeriklerini, olumsuz içeriklerini proaktif bir şekilde kendilerinin özellikle müdahale etmesini istiyoruz ve bütün vatandaşlarımıza, çocuklarımıza, gençlerimize yaşlarına uygun, gelişimlerine uygun içerikler sunmasını hedefliyoruz. Olumlu içerikler de sunabilirler. Yani maksadımız burada çocuklarımızın dijital dünyada daha güvenli bir şekilde var olabilmelerini sağlamak.

OYUN PLATFORMLARI

Oyunlarla ilgili de bir düzenleme de var. Özellikle oyunlarda, oyun dağıtıcısı, oyun geliştirici ve oyun platformu tanımları yapıldı bu kanunumuzla beraber. Oyun platformları özellikle yaş derecelendirilmesini istiyoruz. Yani hangi oyun hangi yaş grubuna uygun bir şekilde derecelendirilmesini istiyoruz. Derecelendirilmemiş oyunlar otomatik olarak 18 yaş üstü olarak derecelendirilecek. Bir de 100 binden fazla kullanıcısı olursa Türkiye'de bir muhatap bulmak istiyoruz. Zararlı içerikler olduğu müddetçe de bizim bir muhatabımız olsun istiyoruz. Bunun da çok önemli bir gelişme olduğunu düşünüyorum.

Bizim amacımız burada sansürlemek değil, olumlu proaktif bir yaklaşımla o diyaloğu da sürdürmek adına bunun önemli olduğunu düşünüyoruz. Zaman zaman şikayet mekanizması oluşturduğunuzda kime şikayet edeceğinizi bilmiyorsunuz ve çaresiz kalabiliyorsunuz olumsuz içeriklere karşı. Bizim amacımız burada dijital dünyada da çocuklarımızın güvenliğini sağlamak, daha güvenli bir dijital ortamda var olmalarını... Teknolojiyi de tabii ki hayatımızın bir parçası; bununla beraber teknolojiyi kullanırken de olumsuz içeriklerden mümkün mertebe arındırılmış olarak büyümelerini sağlamak.

"ÖDEME SİSTEMİNİ GÜNCELLEDİK"

Aile ve Gençlik Fonu'na tabii çok yoğun bir ilgi var. Biz Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 2025 Aile Yılı'nı ilan ettiğimizde Türkiye'nin yeraltı zenginlikleri biliyorsunuz bunlar. Gabar'da, Filyos'ta çıkan yeraltı zenginliklerinin yüzde 20'sini Aile ve Gençlik Fonu'na aktarıyor devletimiz. Bunun için de bir kanun düzenleme geçirmiştik. Ve bu kanunla beraber öncelikle deprem bölgesinde başlattığımız Aile ve Gençlik Fonu'nu 2025 yılında Aile Yılı'yla beraber bütün Türkiye'ye yaygınlaştırdık. 18-29 yaş arasındaki gençlerimize yönelik çok önemli bir destek sunduk. 18-25 yaş arasında da 250 bin lira olan bir destek, 26-29 yaş için de 200 bin liralık bir destek. Bununla beraber evlenmeden önce iki gün eğitim programına katılıyor çiftlerimiz, genç çiftlerimiz. Tabii burada bir gelir kriterimiz de var. Biz bu süreçte gelir kriterini esnettik. Ayrıca diğer yandan da ödeme sistemini de güncelledik. 48 ay içerisinde çocuk sahibi olan çiftlerimizin kredisini 12 ay erteleme kararı aldık.

Bugüne kadar 247 bin 927 çift başvurdu ve yararlanmaya kazanan genç sayısı 195 bin 470 gencimiz başvurdu. 11 milyar 669 milyon lira ödeme gerçekleştirdik. Biz bu başvuruları her gün almaya devam ediyoruz. Ve bu kapsamda programlarımız devam ediyor. Sıfır faizli bir kredi, 2 yıl geri ödemesiz, 2 yıl ödemeli. Ve fondan yararlanan bugüne kadar 9 bin 190 çiftimizin 9 bin 310 çocuğumuz oldu. Dolayısıyla da böyle de mutluluklara vesile olduk. Farklı sektörlerden de bu fondan faydalanan çiftlerimize de 47 büyük firmamızdan, 2047 yerel firmadan da indirim sağlamış olduk. Bu kapsamda da aslında yine aile dostu ekosisteme destek olan çok önemli bir destek mekanizmamızı sürdürmeye devam ediyoruz.

"DOĞURGANLIK ÜZERİNE ARAŞTIRMA GERÇEKLEŞTİRDİK"

Biz veri temelli ve vatandaşlarımızdan gelen taleplere yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Nihayetinde aileler bize pek çok kapsamda ulaşıyor ve bu minvalde çalışmalar yürütüyoruz ama veri temelli dediğimizde bizim araştırmalarımız var. Doğurganlık üzerine Türkiye'de 12 ilimizde bir araştırma gerçekleştirdik. Oradan gelen geri dönüşlerle ilgili politikalarımızı şekillendiriyoruz. Ayrıca bir bilim kurulumuz var biliyorsunuz. Diğer yandan biz uluslararası çapta geçtiğimiz yıl Uluslararası Aile Forumu'na ev sahipliği yaptık ve küresel çapta Aile Enstitümüz de bu konuda çalışıyor. Aile dostu ekosistemi, aile ilanını yurt dışına tanıtan ve aile dostu Birleşmiş Milletler Dostlar Grubu'na üye olduk. Aile dostu ekosistemi bütün ülkelere anlatmaya devam ediyoruz ve bu kapsamda hem yurt dışındaki örneklerden ama ülkemize özgü model gerçekleştirmeyi de sürdürüyoruz.

Son olaylar bize aslında devlet olarak da aileler olarak da çocuklarımızı kuşatan her türlü riske karşı daha fazla teyakkuzda olmamızı tekrar gösteriyor. Çünkü risk aslında bildiğiniz üzere bazen eskiden aileler kapılarını kapatırdı risk kapıda sanırdı. Artık risk yan odamızda hatta telefon cebimizde taşıdığımız telefonlarda. Dolayısıyla görünmeyen riskler ve tehditler de olabilir. Bununla beraber bugün aldığımız bu, dün mecliste oylanan bu düzenleme ile biz her türlü tedbiri uygulamaya devam ediyoruz.

SAHA SEFERBERLİĞİ

Çocuklarımıza fiziksel ve psikolojik olarak gelişmelerine yönelik önemli adımlar atıyoruz. Biz Kahramanmaraş olaylarından sonra ekiplerimiz hızlıca sahaya çıktı. Şu anda halihazırda iki hastanede devam eden yaralılarımız için hastanelerin her birinde toplam 20 personelimiz görevde. Psikososyal destek bağlamında hem kısa vadeli orta vadeli 6 aylık bir psikososyal destek süreci de başlattık. Olayın vuku bulduğu andan itibaren 216 personelimizle sahaya indik. Okul çerçevesinde 5280 hanemizi taradık. 2876 aileyle de doğrudan temas ettik. Yani 8 gün içerisinde olaydan etkilenen yani kayıp yaşayan ailelerimize yas danışmanlık sürecimiz devam ediyor. Olay destek takviye ekibimizle beraber de mahalle bazlı çalışıyoruz.

Bizim uzun zamandır çalıştığımız sosyal risk haritalarımız vardı ve suça sürüklenen çocuklara yönelik sosyal risk haritamızı tamamlamıştık. Bununla beraber sosyal risk haritamızın etkili bir şekilde kullanmak amacıyla Milli Eğitim, Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ile çok yakın çalışıyoruz ve bu program kapsamında da az önce Milli Eğitim Bakanımızın açıkladığı konularda da rehber öğretmen Aile Bakanlığı iş birliğini de daha da güçlendirmiş oluyoruz. Özellikle okula gitmeyen, okul devamsızlığı olan çocuklarla ilgili, okullarda karşılaştıkları farklı durumlarla ilgili rehber öğretmenleri Aile Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ile beraber bizim il kurullarımız var. Bu 6 ayda bir yapılıyordu artık aylık bazda yapılacak ve vaka bazlı da çalışmamızı aslında çok etkili bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz. Bir vaka olduğunda sosyal risk haritamızla olay vuku bulmadan önlem almak amacıyla da aslında çok önemli bir sistem. Zira ekiplerimiz doğrudan sahaya hane bazlı taramayı da sürdürebiliyor.

ERKEN MÜDAHALE VE "ÇOCUKLAR GÜVENDE" UYGULAMASI

Sadece vaka bazlı çalışmıyoruz. O vakanın etrafındaki bütün ekosistemi tarıyoruz. Aileyi tarıyoruz, aile içerisindeki diğer fertleri tarıyoruz, görüşmeler gerçekleştiriyoruz ve ilgili kurumlara yönlendirebiliyoruz. Bakanlık olarak ayrıca biz erken müdahale sistemini güçlendiren Çocuklar Güvende uygulamasını hayata geçirmiştik Aralık ayında. Çocuklarımız her türlü olumsuzlukları bizlere o uygulama üzerinden bildirebilecekler. Hem sosyal medyada hem internet ortamında karşılaştıkları hem de günlük yaşam alanlarında akran zorbalığına maruz kaldıklarında veya bir herhangi bir tehditle karşı karşıya kaldıklarında o uygulama üzerinden bize bunu bildirebiliyorlar. Bakanlığımız uzmanlarıyla doğrudan iletişime geçme uygulaması da var. Ayrıca bu sistemi de bütün Türkiye'ye yaygınlaştırdık.

KORUYUCU VE ÖNLEYİCİ FAALİYETLERDE EĞİTİM HAMLESİ

Sahadaki tüm personelimizle beraber tarayarak koruyucu önleyici faaliyetlerimizi de güçlendiriyoruz. Bir hafta içerisinde 14.834 meslek elemanımıza bu kapsamda eğitimlerini şimdiye kadar tabii tuttuk. İçişleri Bakanımız, Milli Eğitim Bakanımız, Sağlık Bakanımızla ilgili de bu tedbirleri daha kapsamlı ve tüm Türkiye'ye yaygınlaştırmak adına yürüttüğümüz çok önemli bir çalışma. İnşallah çok yakın zamanda da faydasını, neticelerini, güzel neticelerini almaya devam edeceğiz ve bu tür olumsuz olayların bir daha vuku bulmaması için devletimiz bütün kurumlarıyla beraber birlikte çalışarak inşallah benzer olayların bir daha olmaması için elimizden gelen bütün süreci kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.

Bu hafta da çok önemli bir uluslararası zirveye ev sahipliği yaptık. Uluslararası dijital bir foruma, dijital dünyada çocukların korunmasına yönelik uluslararası bir foruma ev sahipliği yaptık. 21 ülkeden üst düzey katılımla beraber 13 farklı ülkeden bakan geldi. Ülkemizde Fransa, Avusturya, İspanya bakanlarından mesajlar geldi. Onunla beraber biliyorsunuz bu konu aslında bütün ülkelerin gündeminde. Programımıza Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin teşrifleriyle önemli mesajlar verildi. İki gün süren bu forumda biz ilk defa çocuklara da söz verdik. Çocukların paneli vardı ve çocuklar da bize temel beklentisi bu yönde; "Lütfen bize daha güvenli bir dijital ortam sağlayın." Amacımız burada bir yasak koymak değil, bir denetleme ve çocuklarımıza güvenli bir dijital ortamı sağlamak. Bütün ülkeler aynı durumda ve ülkemiz bu konuda öncü olmasından biz gerçekten gurur duyuyoruz.

TEKNOLOJİ FİRMALARINA SORUMLULUK ÇAĞRISI

Veri paylaşımında etkin özellikle sosyal medya platformlarından teknoloji firmalarımızdan da temel beklentimiz şu, oyun yapıcılardan da: Lütfen bir içerik üretirken çocuklarımıza yönelik de bu adımları atın. Onları korumaya yönelik de adımlar atın. Şiddet içerikleri veya çocuklarımızın şiddete maruz kalması veya herhangi bir istismar ortamına maruz kalmasının önüne hep beraber geçelim. Bu herkesin sorumluluğu. Firmaların da sorumluluğu, dijital teknoloji firmalarının da sorumluluğu, devlet olarak bizlerin, ailelerin ve aslında bütün toplumun. El birliğiyle farkındalığı oluşturarak dijital okuryazarlığımızı güçlendirerek de bu kapsamda etkili mekanizmalar hayata geçireceğimize ben inanıyorum. Zirvemizde de bir ortak bildiri çıkardık.

Hem Birleşmiş Milletler özel temsilcisi, çocukların şiddetten korunması özel temsilcisi, hem UNICEF hem biz üçlü bir toplantıydı bu zirve ve bütün ülkelerden de benzer talepler var. "Lütfen bu uygulamaları bizimle de paylaşın, biz de aynı kaygıları taşıyoruz, bu uygulamaları etkili bir şekilde nasıl hayata geçirebiliriz?" Tabii ki çünkü bu kapsamda tek başınıza mücadele etmeniz mümkün değil. Bu küresel bir sistem. Dijitalin ilerlemesi de küresel bir sistem, teknolojinin ilerlemesi de küresel bir sistem. Nitekim pandemide maalesef hepimize biraz bir dijital alanda bir esneklik payı verdi. Herkes dijitale yöneldi. Biz bu kapsamda ailelerin de lütfen bu dijital bağımlılıkta çocuklarımıza örnek olurken onlar da telefonlarını bırakarak çocuklarla aynı sofraları aynı ortamları paylaşsınlar, çocuklarını dinlesinler gözlemlesinler. Onların da sorumluluğunda çocuklarla ilgili bir risk bir tehdit oluştuğunda lütfen bizlere Bakanlığa da bildirebilirler.

Bu kapsamda da Alo 183 hattımız 7/24 bütün vatandaşımızın doğrudan ulaşabileceği ücretsiz hattımız. Bir olumsuzlukla karşılaştıklarında Çocuklar Güvende sistemimiz üzerinden veya Alo 183 üzerinden bizlere bildirsinler. Biz bir an önce müdahaleye başlayıp ailelerimizi özellikle bu çağda yalnız böyle bir ortamda yalnız bırakmamamız lazım. Onlarla beraber devlet olarak elimizden gelen bütün gücümüzle onların yanında olmayı sürdüreceğiz.

ANNELER İÇİN EKONOMİK REFORM

Geçtiğimiz yıl aile yılıyla beraber bir yandan evlenecek gençlerimizi desteklerken bir yandan da doğum yapan annelere önemli bir destek imkanı sunduk. "İlk Öğretmenim Ailem" uygulaması şu ana kadar 2,1 milyon yüklendi. Bütün ailelerimizin de yeni doğum yapmış annelerimizin de bu uygulamayı yüklemesini gerçekten tavsiye ediyorum. Zira orada hem çocuk ninnileri var hem çocukların gelişimine yönelik çok önemli güzel tüyolar var, uzmanlarımızla iletişime geçtikleri proaktif bir uygulama. Diğer yandan doğum yardımlarını aslında geçtiğimiz yıl önemli bir reform haline getirerek kalıcı hale getirdik. Eskiden tek seferlik bir ödeme varken şimdi de bunu bir düzenli hale getirdik. Bugüne kadar 549 bin ailemiz bundan, annemiz düzenli olarak bu doğum yardımlarımızdan faydalanıyor. Ayrıca bugüne kadar 923.064 anneye doğum yardımını gerçekleştirdik. İlk çocuğa tek seferlik 5.000 lira, ikinci çocuğa 1.500 lira, üçüncü ve sonraki çocuklar için aylık 5.000 lira çocuk 5 yaşını tamamlayana kadar bu desteğimiz sürecek. Aile dostu ekosistemimizi ve ailelere yönelik pek çok çalışmalarımızı biz kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.

Çocukları dijital dünyadan korurken aynı zamanda tabii artık kentleşmeyle beraber aileler "Peki biz ne yapacağız çocuklarımız?" Yani bu yeni bakıcılar dediğimiz oyunlar, ekranlardan koruyoruz evet ama peki çocuklarla ne yapacağız? Onlara da etkinlikler düzenliyoruz. Rami Kütüphanesi'nde çok önemli bir zirveye ev sahipliği yapıyoruz. Dünyada bir ilk, bir Çocuk Bienali hayata geçiriyoruz ve yarın inşallah Sayın Hanımefendi'nin teşrifleriyle açılışını gerçekleştireceğiz. Bütün vatandaşlarımızı, annelerimizi çocuklarıyla beraber buraya davet ediyoruz. Dünyadan pek çok yazarlar var. Çocuklarımızın keşif gücünü, yaratıcı yapısını tekrar keşfedebilecekleri çok güzel atölyeler var. Çocuklarımızın sanatsal gelişimine katkı sağlayan aslında bir bienal. 15 Haziran'a kadar sürekli olarak Rami Kütüphanesi'nde bulunacak.

SIFIR ATIK BİLİNCİ VE SPOR SEFERBERLİĞİ

Biz hem bir yandan aileyi güçlendirirken diğer yandan çocuklarımızın gelişimine katkı sağlayacak pek çok çalışmayı da hayata geçiriyoruz. Burada resimli çocuk kitapları temasıyla "Renklidir Gerçektir" mottosuyla düzenliyoruz. Evlatlarımızın hem üretim bilinci hem de doğa sevgisini geliştirecek atölyeler var, sıfır atık atölyelerimiz var. Ben buradan tekrar ailelerimize çağrıda bulunmak istiyorum, Çocuk Bienalimize bütün İstanbul'da bulunan ailelerimizi ve çevre illerdeki bulunan ailelerimizi bekliyoruz. Bu kapsamda da dijital dünyadan çocukları korurken spor etkinliklerine, Gençlik ve Spor Bakanlığıyla bu boyuta da çalışıyoruz. Ailelerimizin ücretsiz çocuklarını spor etkinliklerine yönlendirmeleri, çocukların tekrar gerçek çocuklukla tekrar tanışmalarını sağlamak da tabii ki önemli. Bu kapsamda da pek çok çalışmaları ve yenilik projeleri de hayata geçirmeye devam edeceğiz.

Reklam

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?