

https://www.youtube.com/watch?v=M5KQFo1l5as&t=91s
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla Bergama'da işçiler ve emekçiler kutlamalar için Cumhuriyet Meydanı’nda buluştu.

Emeklisen bergama şube Başkanı Ferudun Çayır- Bu toprakları ilmek ilmek dokuyanlar! Ömrünü fabrikaların çarkında, tarlaların hasadında, dersliklerde, atölye tezgâhlarında, masa başlarında feda edenler! Emekliler! Demokrasi ve sınıf mücadelesinden emekli olmayanlar! Bükülmüş bellerimizi teslimiyet sanıyorlar!
Yanılıyorlar!
Susuz bırakılan sofralarımızı kader sanalım istiyorlar. Aldanıyorlar!
Biz sınıftan emekli olmadık; biz kavgayı saçlarımızın akıyla, ömrümüzün sabrıyla yeniden kuşandık.
2026Y nın 1 Mayıs'ında; sokağın sesini, mutfağın yangınını, yüreğin fırtınasını alıp alanlara geliyoruz!
BERGAMA 1 MAYIS KOMİTESİ Adına Aytaç URAL
Merhaba!
İşçiler, Emekçiler, Kadınlar, Emekliler!
Bu ülkenin, hepimizin geleceği sevgili gençler, çocuklar merhaba!
Üretenler, hayatı var edenler merhaba!
1 Mayıs Birlik, Mücadele Dayanışma Günümüz kutlu olsun!
Dostlar, Yoldaşlar!
Bugün dünyanın ve ülkemizin dört bir yanında ellerindeki pankartlarla,
Dillerinde marşlarla, türkülerle, sloganlarla alanlara akan yüzbinler, milyonlar kapitalist sistemin dayattığı zifiri karanlığı reddediyor.
İşçisi, emekçisi, genci, yaşlısı ile dünyanın en büyük korosunu oluşturan milyonlar hep bir ağızdan haykırıyor:
“Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır
Ancak bu böyle gitmez sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde”
Kapitalizmin merkez üssü ABD’den İngiltere’ye, Almanya’dan İtalya’ya kadar dünyanın her yerinde meydanları dolduran milyonlar bugün ayakta.
Çarklarını yoğun emek sömürüsü, işçi cinayetleri, savaş ve doğanın talanı, üzerinden döndüren emperyalist kapitalist barbarlığa isyan ediyor.
Bugün kadınlar emeklerinin ve haklarının gaspına karşı dünyanın dört bir yanında ayakta.
Bu vahşi barbarlığın uluslararası sermayenin çıkarları uğruna çıkardığı savaşların bedelini canıyla, malıyla, yoksullukla ödeyenlerin isyanı meydanlarda yankılanıyor.
Bugün ülkemizin dört bir yanında meydanlarda, alanlarda, mitinglerde omuz omuza veren yüz binlerin sesi dünyadaki kardeşlerinin sesine karışıyor.
Buradan emeğin kürsüsünden, dünyanın bu en büyük korosuna “Emek, Barış,Özgürlük , Eşitlik ve Adalet” diye haykıran o koroya selam gönderiyoruz.
Selam olsun!
Sömürü, kölelik ve baskı düzenine boyun eğmeyenlere,
İşi için, ekmeği için, insanca bir yaşam için,
Bedeni, emeği ve kimliği için, çocuklarına onurlu bir gelecek bırakmak için
Mücadele edenlere, direnenlere selam olsun!
Nerede olursa olsun:
İşyerinde, üniversite kampüsünde,
Evde, grev nöbetinde,
Sokakta, meydanda,
Ya da demir parmaklıklar ardında,
Karakışı bahara, karamsarlığı umuda çevirmek için
Tırnak ile diş ile umut ile sevda ile düş ile direnenlere bin selam olsun!
Dostlar, Yoldaşlar!
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki;
İster mavi yakalı olalım ister beyaz yakalı. İster işçi olalım ister kamu emekçisi.
İster asgari ücretli olalım ister emekli.
Genç-Yaşlı, Kadın-Erkek.
Yaşımız, cinsiyetimiz, kimliğimiz ne olursa olsun.
Hiç fark etmiyor.
Hepimiz bu sömürü ve yağma düzeninin çarkları arasında her gün daha fazla eziliyoruz. Her geçen gün daha fazla yoksullaşıyor, sefalete itiliyoruz.
Her zaman söylüyoruz. Buradan bir kez daha altını çizelim.
Demokrasinin, adaletin, hukukun, eşitliğin olmadığı bir yerde emeğin, emekçilerin hakları da yok sayılır. Talepleri görülmez, sesleri duyulmaz.
İşte tam da bu yüzden ülkemizde düşünce ve ifade özgürlüğünden toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına, seçme ve seçilme hakkından sendikal hak ve özgürlüklere,
haber alma hakkına kadar uzanan saldırılar esasında emeğine sahip çıkanlara yönelik sömürü zeminini güçlendirmek için yürütülüyor.
İktidar bu politikalarına rıza göstermeyen öğrencisinden gazetecisine, belediye başkanından sendikacısına kadar her kesime adeta savaş açıyor.
Hakkını, hukukunu arayan, adalet isteyen, herkesi hedef alan baskılarla tüm toplum nefessiz bırakılıyor. Halkın iradesi yok sayılıyor.
Halkın iradesiyle seçilen yerel yöneticiler siyasi kararlarla görevden alınıp yerlerine kayyumlar atanıyor. Laikliğe yönelik saldırılar eğitim başta olmak üzere, tüm kamusal alana yayılıyor.
Kadın cinayetleri artarken kadınları korumakla yükümlü mekanizmalar bilinçli olarak devre dışı bırakılıyor. Kadınlar korunmadıkları için, şikâyetleri dikkate alınmadığı için, uzaklaştırma kararları uygulanmadığı için öldürülüyor. Bu ülkede kadınlar yalnızca öldürülmüyor; ölümleri de örtbas ediliyor. Cinayetlerin kayboldu, intihar etti denilerek üstü örtülüyor. Örtü kaldırıldığında altından iktidar ilişkili kişiler, çete, mafya batağı ve çürümüşlük çıkıyor.
Dostlar, Yoldaşlar!
Yıllardır topluma emeğe, insana, kadına, çocuğa, demokrasiye, eşitliğe, barışa düşman köhne bir sistem dayatılıyor.
Elbette ki bu köhne düzen kendiliğinden değişmeyecek.
Bu düzeni biz değiştireceğiz!
Birleşeceğiz ve değiştireceğiz!
MÜCADELEMİZ!
EMEK, ADALET, EŞİTLİK, ÖZGÜRLÜK , DEMOKRASİ MÜCADELESİDİR.
Mücadelemiz, halk iradesine saygı duyulduğu, düşünmenin, düşünceyi ifade etmenin cezalandırılmadığı bir ülke içindir.
Hiç kimsenin kimliğinden, cinsiyetinden, inancından, yaşam tarzından dolayı hor görülmediği, farklılıklarımızın zenginlik sayıldığı bir ülkenin özgür yurttaşları olmak içindir.
MÜCADELEMİZ!
İNSANCA BİR YAŞAM, GÜVENCELİ BİR İŞ, GÜVENLİ GELECEK MÜCADELESİDİR.
Ücrette, vergide, toplumsal yaşamın tüm alanlarında adalet içindir.
Herkesin güvenceli, insanca çalıştığı bir işinin ve gelirinin olması içindir.
Mücadelemiz grevli toplu sözleşme hakkı mücadelesidir.
Mücadelemiz insanların haksız ve hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmaması, tutuklanmaması içindir.
Mücadelemiz çocuklarımızın okulda, sokakta güven içinde olduğu bir ülke mücadelesidir.
MÜCADELEMİZ!
SAVAŞ NARALARININ DEĞİL, BARIŞ ŞARKILARININ YANKILANDIĞI BİR DÜNYA VE ÜLKE MÜCADELESİDİR.
Mücadelemiz; topraklarımızdaki NATO ve ABD üslerinin kapatılması,
Ülkemizin, emperyalizmin savaş aracı olan NATO’dan çıkması mücadelesidir.
Dostlar, Yoldaşlar!
Emeğin, Demokrasinin, Barışın, Özgürlüğün ve Eşitliğin ülkesini hep birlikte kuracağız.
Yeter ki; bizi bölmeyi, parçalamayı, hedef alan sistemin oyunlarını boşa çıkaralım.
Yeter ki; ekmeğimizi her geçen gün küçülten, haklarımızı, özgürlüklerimizi ortadan kaldıran, hepimize kaybettiren bozuk düzene karşı omuz omuza verelim.
Unutmayalım ki;
Emeğin birliği ve halkların kardeşliği için,
Bilimden yana, aydınlık bir gelecek için umut biziz.
Tıpkı dünya şairi Nazım Hikmet’in dediği gibi;
Eğer;
Hak haksızlıktan yüce,
Sevgi nefretten üstün,
Aydınlık karanlıktan güçlüyse,
Çaresi yok,
Biz kazanacağız! Biz kazanacağız! Biz kazanacağız!
BERGAMA 1 MAYIS KOMİTESİ

