


CHP'de 'mutlak butlan' kararıyla göreve döndürülen Parti Meclisi’nin 57 üyesinden 28’i istifa etti. Böylece Parti Tüzüğü'nün 24/3 maddesi uyarınca hem Parti Meclisi hem de onun içinden seçilen Merkez Yönetim Kurulu resmen düştüğü iddia edildi.
Detayları CNN Türk Muhabiri Paşa Alyurt aktardı;
"CHP'nin dün almış olduğu bir karar vardı. MYK'da alınan o karar doğrultusunda Özgür Özel'in A Takımında olan 9 isim Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edilmişti. Özellikle bu noktada dün, Zeynel Emre, Özgür Özel cephesi adına yaptığı açıklamada süreci tedbir talepli olarak Asliye Hukuk Mahkemesi'ne taşıyacaklarını ve yargı yoluna başvuracaklarını belirtmişti.

Bu noktada nasıl bir adım atılacağı merak edilirken, bugün yapılacak Parti Meclisi toplantısı öncesinde Özgür Özel cephesinden yeni bir hamle geldi. Bu kapsamda 28 Parti Meclisi üyesinin istifa ettiği ifade edildi.
"KURULTAYA GİDİLMESİNİN ZORUNLU OLDUĞU İDDİASI VAR"
Özgür Özel cephesinden yapılan açıklamada, parti tüzüğünün 24.3 maddesine işaret edilerek hem Parti Meclisi'nin hem de onun içinden seçilen Merkez Yönetim Kurulu'nun (MYK) resmen düştüğü iddia edildi. Tabii bu süreçte Kılıçdaroğlu ekibinin nasıl bir hamle yapacağı ve parti tüzüğü kapsamında sürecin nasıl işleyeceği de merak edilen konular arasında yer alıyor.
Özgür Özel cephesinden yapılan açıklamaya göre, Parti Meclisi üye tam sayısının üçte ikisinin altına, yani 40'ın altına düşülmesi durumunda 45 gün içerisinde kurultaya gidilmesinin zorunlu olduğu iddiası var.
Bu noktada bugün Parti Meclisi'nin toplanıp toplanmayacağı, toplanması halinde sürecin nasıl işleyeceği ve yeni yol haritasının ne olacağı da yakından takip ediliyor. Öte yandan Kılıçdaroğlu ekibinden gelecek olası hamleler de merakla bekleniyor. Ancak şu an itibarıyla, Özgür Özel'i destekleyen 28 Parti Meclisi üyesinin istifa ettiğini belirtelim.
Dün alınan kararın ardından en çok merak edilen başlıklardan biri de Özgür Özel destekçilerinin nasıl bir yol izleyeceğiydi. Bu süreçte taraflar arasında parti tüzüğünün 68. ve 63. maddeleri üzerinden iki taraf arasında karşılıklı değerlendirmeler de yapılmıştı.
Müslim Sarı, parti tüzüğünün 68. maddesine işaret ederek, işletilen süreç kapsamında Parti Meclisi üyesi olanların milletvekilleri olsa dahi Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edilebileceğini iddia etmişti.
Buna karşılık diğer taraf ise tüzüğün 63. maddesini işaret ederek, Parti Meclisi üyelerinin Parti Meclisi dışında herhangi bir organ tarafından disiplin sürecine tabi tutulamayacağını savunuyordu.
Bugün gelinen noktada ise 28 Özgür Özel destekçisi Parti Meclisi üyesinin istifa ettiği belirtiliyor. Bundan sonraki süreçte yaşanacak gelişmeler ve atılacak adımlar yakından takip ediliyor."
"TEDBİR KARARI VARKEN KURULTAY ZORUNLULUĞU DOĞMAYABİLİR"
Yaşanan gelişmelerin ardından hukukçu Dr. Tarkan Erdal da sürece ilişkin dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Tedbir kararının yürürlükte olduğu sürece tüzükteki ilgili hükmün uygulanmamasının daha doğru bir yorum olacağını dile getiren Erdal şu ifadeleri kullandı;
"Yani bilgiler çok net. Tüzük de çok net. Parti Meclisi'nin oluşumu da çok net. Peki bu bilgileri nasıl örtüştüreceğiz? Yani sonuca bağlamamız gerekecek. Nasıl bağlanacak? Zaten söylediği gibi yani orada ilgili Tüzük'te de, Parti Meclisi'nin çalışmasına ilişkin yönetmelikte de eğer Parti Meclisi üçte iki çoğunluğu kaybederse buna ilişkin olarak mutlaka kurultaya gitme gerekir diye bir bilgi var.
Ama tedbiren atanmayı kastediyorum. Aslında hatırlayın, İstinaf Mahkemesi kurultayı iptal, yani kesin hükümsüz, mutlak butlan kararını vermişti ama biliyorsunuz kesinleşmediği için bir de tedbir maddesi getirmişti. O tedbirde ne söylüyordu?Genel Başkan, Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin görevi üstlenmelerine, göreve iadelerine tedbiren karar vermişti.
Şimdi bu tedbirden neyi anlayacağız?
Gerçekten tedbiren bu kişiler Parti Meclisi görevine geldi ve Parti Meclisi'nin sayısı azaldığı için acaba Tüzük'e göre, çünkü Tüzük'teki bilgi net, bunu tartışacak bir şey yok, Tüzük çok net söylüyor bunu, bu yapılır mı? Benim hukuki fikrim, hukuki sonucum; tedbiren mahkeme tarafından gelindiği için o tedbir kararı yürürlükte olduğu müddetçe sanki Tüzük'teki hükmün uygulanmamasının, tedbir kararının niteliği gereği daha doğru olduğuna ilişkin bir yorumum var ama yorum olduğunun altını çiziyorum.
Başka biri çıkıp şunu söyleyebilir: "Ya tamam, tedbir kararı var ama Parti Meclisi'ni Tüzük'e göre yönetmesi gerekecek." Tüzük de ortada hâlâ. Ortadan kalkmış bir durum değil.
Bu sefer Tüzük'e aykırı olur mu? Aykırı olur mu kısmındaki fikrim, bence aykırı olmaz. Çünkü tekrar söylüyorum. İstinaf Mahkemesi tedbiren getirdi.
Bunun bir benzerini biz nerede gördük? Hatırlayalım hemen.Sayın Gürsel Tekin'in çağrı heyeti atandığı bir dosya vardı. Orada 5 kişilik bir çağrı heyeti vardı hatırlarsanız. Ama ikisi istifa etmişti. Ama ikisinin istifa ediyor olması, göreve başlamıyor olması, mahkemenin tedbir olarak verdiği... Tekrar ikiyi tamamlamadı, üçüyle beraber devam etti diye anımsıyorum. En azından bir kişinin kesinlikle istifa ettiğini hatırlıyorum.
Biz bunu anlayabilmemiz, okuyabilmemiz gerektiği için ben mahkemenin tedbir kararıyla Tüzük'ün çatışması durumunda, adı üstünde tedbir kararı olduğu için sanki tedbirden dolayı kurultaya gitmemenin daha doğru bir yorum olduğunu, ilk okuduğumda anlıyorum."
