BIST 100
13.938,48 1,42%
DOLAR
46,2686 0,15%
EURO
53,5436 -0,02%
GRAM ALTIN
6.277,08 0,31%
FAİZ
42,77 -1,72%
GÜMÜŞ GRAM
101,24 1,17%
BITCOIN
63.678,00 0,41%
GBP/TRY
62,0642 0,08%
EUR/USD
1,1568 -0,09%
BRENT
87,33 -3,37%
ÇEYREK ALTIN
10.263,02 0,31%
İzmir Kapalı
İzmir hava durumu
25 °
Reklam

HABER

Tuz Gölü havzasında büyük gizem! 1 yıldır fışkırıp, kayboluyor: Türkiye’de tek

Tuz Gölü havzasında büyük gizem! 1 yıldır fışkırıp, kayboluyor: Türkiye’de tek

Tuz Gölü havzasındaki Yeşilova beldesindeki tarlada yer altından çıkan su, yaklaşık 15 metre çapındaki alana yayılıyor. Bir süre sonra kesilen su akışı, geri çekilip kayboluyor. Jeoloji Yüksek Mühendisi Nurcan Özdemir, 1 yıldır devam eden bu sürecin karbondioksit çıkışından kaynaklandığını belirtti.
İlginizi Çekebilir
Bölgede, Türkiye’nin en geç volkaniklerinden olan Hasan Dağı’nın bulunduğunu belirten Özdemir, ”Buradaki oluşum 1 yıldır devam ediyor. Buraya soğuk su gayzeri dikebiliriz. Aslında gayzerler sıcak suyla olur. Magmanın etkisiyle buhar ve sıcak suyun etkisiyle yukarı çıkar. Burada ise karbondioksitten dolayı yeryüzüne bir su fışkırması var. Hasan Dağı’nın etkisiyle karbondioksit gazları, yer altı suyuna karışıyor. İlk önce küçük küçük kabarcıklar şeklinde yer altı suyu içerisinde bulunuyor. Daha sonra ise karbondioksit gazının şiddeti artınca fıskiye gibi yukarı doğru suyu birden püskürtüyor. Soda şişesini açtığınızda nasıl fışkırıyorsa burada böyle bir oluşum var. Buna soğuk su gayzeri diyebiliriz. Gayzer de Türkiye’de hiç yok. Buradaki bu oluşum Türkiye’de tek. Burayı herkesin gelip görmesi gerekiyor. Doğal bir oluşum. Bence burası jeolojik bir miras. Bence yer altı suları tamamen bitene kadar buradaki oluşum devam edecek” dedi.

‘TARLALAR ÇORAKLAŞMAYA BAŞLAYACAK’
Bölgedeki çoğu su kuyusundan karbondioksit gazı çıktığını, bunun da tarlaları çoraklaştırmaya başladığını ifade eden Özdemir, şöyle konuştu:
“Bunun yanında sıcak sularımız da mevcut. Çünkü Türkiye’nin en geç volkanik dağı Hasan Dağı volkanizmasının olduğu yerlerde bu tür gayzerler olur. Burası Tuz Gölü’ne de çok yakın bir yer. Tuz Gölü etrafında su kuyularının da yer altı suları azaldığı için ters yöne doğru bir akış var. Bazı 300 metrelik kuyularda tuzlu suyla karşılaşıyoruz. Bu gayzerde de tuzlu su çıkışı var. Etrafında bunun izlerini görüyoruz. Bu nedenle de daha önce ayçiçeği ekilen bazı tarlalara, artık güneş enerjisi santralleri kurmuşlar. Örneğin bu gayzerin yakınındaki ayçiçeği tarlasındaki kuyudan da tuzlu su çıkmaya başlamış. Sulanmasına rağmen iyi bir verim alınmamış. Tuzlu su çıktığı için bölgede tarlalar da çoraklaşmada başlayacak. Artık bu şekilde verim bile alınmaz. Biz sularımız tükettikten sonra kuyuyu 1000 metreden açsanız dahi yeterli ve güzel suyu alamazsınız. Çok ciddi anlamda kuraklıkla karşı karşıyayız. Sularımıza sahip çıkmamız lazım. Mevcut sularımızı 4-5 yıl sonra bulamayacağız.”
8 kişinin bulunduğu tekne battı! Denizin ortasında can pazarı: 2 çocuk saatler sonra bulundu…

17 yaşındaki Defne'nin müthiş başarısı! TIME'a adını yazdırdı

17 yaşındaki Defne’nin müthiş başarısı! TIME’a adını yazdırdı

Kentte yaşayan ev hanımı Cansu Özcan (48) ile makine mühendisi Önder Özcan’ın (51), ilk çocukları Defne, babası gibi, çocukluğundan bu yana gökyüzü hayaliyle büyüdü. Baba-kız, hayallerini gerçekleştirmek ve gökyüzüyle buluşmak için, 2023 Mart’ta, Yunuseli Havaalanı’ndaki özel uçuş okulunun ‘Amatör Havacılık Sertifika Programı’na kayıt yaptırdı. Babasıyla 6 saat uçuş, 10 saat yer dersinden oluşan programı tamamlayıp sertifikasını alan Defne, lisans eğitimine devam etti.
İlginizi Çekebilir
Hava hukuku, operasyon planlama, insan performansı ve limitleri, haberleşme, meteoroloji, acil durum prosedürleri, seyrüsefer ve operasyon usulleri derslerini, 45 saatlik teorik eğitimle tamamlayan Defne Özcan, 5 öğretmen pilotla birlikte toplam 18 saatlik 13 uçuş görevini de tamamlayıp, 19’uncu saatinde ilk yalnız uçuşunu gerçekleştirdi. Cumhuriyet’in 101’inci yıl dönümünde, 27 Ekim 2024’te tek motorlu kırmızı uçağıyla, Yunuseli Havaalanı’ndan kalkış yapıp, solo uçuş gerçekleştiren en genç Türk olan Defne Özcan’ın yolculuğu, dünyanın en saygın haber ve politika dergilerinden birisi olan Amerika merkezli TIME dergisine uzandı.
TIME’ın dünya genelinde topluma ilham veren 10 genç lideri onurlandırmak üzere bu yıl ilk kez hazırladığı ‘Yılın Kızları’ listesinde, 12 ila 17 yaş arasındaki 9 genç kızla birlikte yer alan 12’nci sınıf öğrencisi Defne Özcan, ilk solo uçuşunun ardından gökyüzünde yaşadığı deneyimi ve henüz ehliyet bile alamayacak yaştayken semaya taşıyan tutkusunu anlattığı DHA’nın haberinin ardından, tek motorlu kırmızı uçağının kokpitinden TIME’ın sayfalarına uzanan yolculuğunu da yine DHA mikrofonuna anlattı.
Memura 2 yıllık zam için yeni tahmin!

‘3 AY ÖNCE MESAJ GELDİ, ONLINE GÖRÜŞME GERÇEKLEŞTİRDİK’
TIME’ın ödüllü editoryal ekibinin oluşturduğu; Yeni Zelanda’dan genç yazar Rutendo Shadaya, Japonya’dan olimpiyat şampiyonu sporcu Coco Yoshizawa, Çin’den bilim eğitmeni Valerie Chiu, Fransa’dan zorbalıkla mücadele öncüsü Zoé Clauzure, Almanya’dan çocuk güvenliği savunucusu Clara Proksch, Meksika’dan yarış pilotu Ivanna Richards, Polonya’dan biyoteknoloji mucidi Kornelia Wieczorek, Birleşik Krallık’tan evsizlik sorununa karşı çözüm üreten mühendis Rebecca Young, ABD’den organ bağışı savunucusu Naomi S. DeBerry ile birlikte listede yer alan Defne Özcan, profesyonel sosyal iş ağı ve paylaşım platformundan 3 ay önce gelen mesajla başlayan süreci şu sözlerle anlattı:
Türk bayrağı direğinde yapılan uygunsuz hareketlere soruşturma
“Bu projenin arkasında TIME dergisinde kıdemli editör Dayana Sarkisova var. O, bu projeyi, içinde yaşadığı toplumu değiştirmek için, büyümesi gerekmediğini anlayan kızların listesi olarak tanımlıyor. Böyle güçlü bir tema ve vizyona sahip bir projede yer almak ve dünyada bunu en iyi şekilde yansıttığı düşünülen 10 kızdan biri olmak gerçekten çok değerli, çok motive edici. Bu liste aslında bir yetenek yarışmasının sonucu veya bir akademik başarı sıralaması değil. O tip başarıların ödüllendirildiği farklı platformlar var. Öğrenciler fizik, kimya, biyoloji olimpiyatlarında, robotik turnuvalarında ve yarışmalarda aslında çok güzel başarılar elde ediyor. TIME dergisi daha farklı tipte bir başarıyı değerlendiriyor ve onurlandırıyor. Bu proje aslında kişisel başarının, kişisel çabanın ötesine geçmiş ve içinde yaşadığı toplumda pozitif bir etki yaratmak isteyen ve bunu cesaretle ve liderlikle başarılı bir şekilde yapan kızların listesi. Benim için süreç 3 ay önce başladı, TIME’dan gelen kısa bir mesajla. Mesajda başarılarımı ve amacımı takdir ettiklerini ve daha fazlasını öğrenmek istediklerini belirttiler. Yaklaşık 1 hafta sonra da gazeteci Aryn Baker’la detaylı online görüşme gerçekleştirdik. Bu görüşmeden birkaç hafta sonra projeye dahil edileceğimi ilettiler. Tabii ki de çok mutlu oldum ve onun ardından uzunca bir süre planlama süreci oldu. Ve 14 Ağustos’ta da proje yayınlandı.”

‘HAYALLERİNDEN VAZGEÇMESİNLER’
Pilot olmak istemediğini, uçmanın, hayallerine giden yolun temsili bir aracı olduğunu ifade eden Özcan, “Ben pilot olmak için uçmadım. Diğer kızlar uçabilsin diye uçtum. Buradaki uçmak kelimesini lütfen uçağa atlayıp uçmak değil de metaforik olarak değerlendirin. Kastettiğim şey, genç kızlar ve kız çocukları pilot, mühendis, bilim insanı ve her ne olmak istiyorlarsa olmasının mümkün olduğu. Vermek istediğim mesaj, kızların ön yargılar, yaş ve cinsiyet gibi kalıplaşmış roller sebebiyle hayallerinden vazgeçmemeleri gerektiği. Bu hedefimin bugün için yeterince kapsamlı olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
Eğitimini almaya devam ettiği UPL programının kendisini hava yolu pilotluğuna götürecek lisans türü olmadığına dikkat çeken Özcan, “Hava yolu pilotluğuna giden yolda, saatlerce teorik eğitimler almanız, uçuş yapmanız, simülatörde zaman geçirmeniz ve yüzlerce saat biriktirmeniz gerekiyor. Bu da doğası gereği, aslında eğitim aldığınız kuruma bağlı olarak, milyonlarca liralık ekonomik yük oluşturabiliyor. Benim amacıma uygun olan ve aslında 16 yaşında böyle bir rekora imza atmamı sağlayacak tek yol olan UPL yolunu seçtim ben ve masrafların klasik pilotaj eğitimiyle uzaktan yakından ilgisi yok” dedi.

‘ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ MAKİNE MÜHENDİSİ OLMAK İSTİYORUM’
Özcan, hayalinin, babası gibi makine mühendisi olmak ve insanlara daha yakın olabileceği alanda uzmanlaşmak olduğunu belirtti. Bu alana yönelmesini sağlayan ilham kaynağının ise kendisini İstanbul’daki özel bir üniversitenin araştırma programına kabul eden Makine Mühendisi Prof. Dr. İsmail Lazoğlu olduğunu hatırlatan Özcan, “Havacılık dünyasındaki her mesleği çok seviyorum ve çok saygı duyuyorum. Ama ben çok uzun zamandır makine mühendisi olmak istiyorum. Bunun arkasında babam makine mühendisi olduğu için, küçüklüğümden beri içinde bulunduğum ortamların etkisi büyüktür. Makine mühendisliği çok geniş bir alan ve ben biyomedikal uygulamalar üzerine çalışmak istiyorum, o alana odaklanmak istiyorum. Bu kararıma da geçen sene katıldığım Koç Üniversitesi Araştırma Programı’na beni kabul eden İsmail Lazoğlu Hoca’mın katkısı çok büyük” ifadelerini kullandı.
‘SÜMEYYE BOYACI’NIN DESTEĞİ ÇOK MUTLU ETTİ’
Boş zamanlarında ailesiyle vakit geçirmekten ve kardeşi Kaan (12) ile oyun oynamaktan hoşlandığını söyleyen Özcan, şu anda ana hedefinin ise okul derslerine ve okul dışı akademik faaliyetlerine odaklanarak, iyi bir üniversiteden kabul almak olduğunu anlattı. Özcan, ‘Yılın Kızları’ listesinde adının açıklanmasının ardından aldığı tebrik mesajlarından kendisi için en ayrıcalıklı olanın ise Paralimpik Milli Yüzücü Sümeyye Boyacı’dan geldiğini belirterek, şunları söyledi:
“Bilim, sanat ve spor dünyasından takip ettiğim ve çok ilham aldığım birçok isim ve halkımız çok güzel destekleyici mesajlar attı ve her zaman desteklerini hissettirdiler. Gerçekten destek veren herkese çok teşekkür ediyorum. Çok mutlu oldum ve gururlandım. Bir isim var beni gerçekten çok mutlu etti. Sümeyye Boyacı desteğini bildirdi ve ben eskiden 6 sene de lisanslı yüzmüştüm ve ta o zamanlardan benim hani ne zaman böyle bırakmayı düşünsem, sürekli açıp izlediğim, hikayesini dinlediğim biri olduğu için, mesaj atması gerçekten beni inanılmaz mutlu etti ve çok şaşırmıştım açıkçası.”
4 bin 400 TL seviyelerinde dalgalanan gram altın için tarih verildi!
OLİMPİYAT ŞAMPİYONUYLA AYNI LİSTEDE
Geçen yıl olimpiyatlarda televizyondan takip ettiği Japon olimpiyat şampiyonu Coco Yoshizawa ile aynı listede yer aldığını görünce çok mutlu olduğunu söyleyen Özcan, “Kızlardan sadece bir tanesini önceden tanıyordum, Coco. Olimpik bir kaykaycı. Altın madalya aldı geçen yaz. Onu da televizyondan izlemiştim. O yüzden listede onu görünce çok şaşırdım ve mutlu oldum. Böyle güzel başarılar elde eden başka kızlarla bir arada olmak ve böyle özel bir projede birleşmek bence çok güzel. Kesinlikle tahmin edemezdim geçen sene. Geçen yaz deseniz kesinlikle mümkün olacağını düşünmezdim. Bu da aslında küçük ve önemsiz gördüğünüz bir şeyin sizi ne kadar iyi yerlere götürebileceğinin bir kanıtı belki de. Aslında bu biraz da konfor alanınızdan çıkınca neleri başarabileceğinizi ve nelerin mümkün olduğunu da gösteriyor ve inanılmaz şeyler de mümkün olabiliyor” diye konuştu.
Fenerbahçe maçı için Portekiz basınından olay yorum: Benfica cehennemden sağ kurtuldu…

Reklam
Barajlarda üç aylık içme suyu kaldı! Başkent'te susuzluk alarmı

Barajlarda üç aylık içme suyu kaldı! Başkent’te susuzluk alarmı

Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinde yer alan Barajlar Bilgi Sistemi’ne göre, kente su sağlayan 1 milyar 585 milyon 393 bin metreküp hacimli barajlardaki genel doluluk, 20 Ağustos itibarıyla 307 milyon 931 bin metreküple yüzde 19,42 seviyesinde bulunuyor.
Geçen yıl 20 Ağustos’ta 624 milyon 824 bin metreküple barajlarda doluluk oranı yüzde 39,41 olarak ölçülmüştü.

Aktif kullanılabilir su oranı da 20 Ağustos 2024’te 435 milyon 867 bin metreküple yüzde 31,21 seviyesindeyken, bu yıl aynı tarihte 118 milyon 974 bin metreküple yüzde 8,52 olarak tespit edildi.

Kentin barajlarındaki doluluk oranı ve aktif kullanılabilir su miktarında geçen yıl ile bu zaman arasındaki fark, barajlardaki su düşüşünü ortaya koydu.

KENTİN 3 AYDAN AZ İÇME SUYU KALDI
Şehre günlük 1 milyon 733 bin 943 metreküp su verilirken, yıllık buharlaşma ve sulama oranı ölçümlerine göre, Ankara’daki barajlardaki mevcut doluluk oranı dikkate alındığında kentin 3 aydan az içme suyu kaldı.

Barajlarda 20 Ağustos itibarıyla doluluk oranları, Çubuk-2’de yüzde 10,67, Çamlıdere’de yüzde 19,37, Kurtboğazı’nda yüzde 14,05, Kavşakkaya’da yüzde 16,84, Eğrekkaya’da yüzde 27,41, Akyar’da yüzde 20,16 ve Peçenek’te yüzde 14,04 olarak ölçüldü.

AA ekibi Ankara’ya içme ve kullanma suyu sağlayan barajlarda, kurak yaz mevsimi ve yetersiz yağışlar nedeniyle ciddi oranda düşen su miktarını görüntüledi.
Çamlıdere, Kurtboğazı, Akyar ve Eğrekkaya barajlarında sular yer yer yaklaşık 40-50 metre çekilirken, barajlarda bununla birlikte eski yerleşim yerleri, ev kalıntıları ve adacıkların gün yüzüne çıktığı görüntülendi.

Tabancasıyla hava atmak isterken arkadaşını öldürdü! Görgü tanığından şok sözler

Tabancasıyla hava atmak isterken arkadaşını öldürdü! Görgü tanığından şok sözler

Merkez Seyhan ilçesine bağlı Mirzaçelebi Mahallesi’nde oturan M.E.Ş., iddiaya göre tabancası ile boş arazide ateş etmek için arkadaşı Murat Aras Hirman’ın kullandığı motosiklet ile 22 Nisan’da Seyhan ilçesi Mıdık Mahallesi’ne gitti. Yolda, motosikletin arkasında oturan M.E.Ş. arkadaşlarına gösterişte bulunmak için tabancasıyla ateş etti. Şüphelinin elindeki tabanca ilk ateşden sonra tutukluk yaptı, daha sonra ateş aldı. Silahtan çıkan mermi, motosikleti süren arkadaşı Hirman’ın sırtına isabet etti. Yaralanınca motosikletin kontrolünü yitiren Hirman ile M.E.Ş. düştü. Hirman’ın kanlar içinde kaldığını gören M.E.Ş., 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak durumu bildirdi. Hirman, tedavi gördüğü hastanede 29 Nisan günü hayatını kaybnetti, arkadaşı M.E.Ş. ise tutuklandı.
İlginizi Çekebilir
Cumhuriyet savcısı, motosiklet sürücüsü arkadaşını kazara öldürdüğü iddia edilen M.E.Ş. hakkındaki soruşturmasını tamamladı. Savcı, sanık M.E.Ş. ile ilgili “Sayı ve Nitelik Bakımından Vahim Olan Silah veya Mermilerin Satın Alınması Taşınması Bulundurulması, Olası Kastla Adam Öldürme” suçlarından iddianame hazırladı. Adana Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianame yapılan incelemenin ardından kabul edildi.
İddianamede, çocuk sanığın, öldürme olayını olası kastla işlemesi ve yaşının küçük olması nedeniyle 11 yıla kadar, ruhsatsız silah bulundurmaktan da 4 yıla kadar olmak üzere toplam 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılması talep edildi.
Narin’in canice katledilişinin üzerinden 1 yıl geçti! Köy meydanındaki detaylar kan dondurdu: Tarifi olan bir acı değil
“MURAT ‘VURULDUM’ DİYE BAĞIRDI”
İddianamede, sanığın savunması ile olayın tek görgü tanığı S.M.’nin ifadesi ve otopsi raporuna yer verildi. Sanık M.E.Ş. iddianamede yer alan savunmasında, ölen Hirman ile arkadaş olduklarını, aralarında herhangi bir husumetin olmadığını belirtti. Olay günü arkadaşları S.M. ve Hirman ile motosiklet gezisine çıktıklarını ifade eden M.E.Ş., olay anını şöyle anlattı:
“Arkadaşlarım merak ettiği için tabancamı da yanıma aldım. Benim motosikletimi S.M. kullanıyordu. Ben de Murat Aras Hirman’ın motosikletinin arkasına bindim. Motosiklet ile seyir halindeyken tabanca kemerimi sıktı. Bu nedenle tabancayı çıkartmaya çalıştığım sırada tabanca ateş aldı. Murat ‘vuruldum’ diye bağırdı. Bunun üzerine motosikleti durdurup Murat’a müdahale edip 112’yi aradım. Arkadaşıma zarar vermek gibi bir kastım yoktu.”
“BİZE DÖNEREK ‘SIKARIM’ DEDİ
Olayın tek görgü tanığı S.M. ise, M.E.Ş.’nin motosikletle giderken havaya bir el ateş ettiğini belirterek, “Daha sonra M.E.Ş. bize dönerek ‘sıkarım’ dedi. Belli bir süre motosikletle hareket ettikten sonra M.E.Ş. tekrar ateş etmek için tabancayı havaya kaldırdı, ancak silah ateş almadı. Bunun üzerine M.E.Ş. silahla uğraşmaya başladı. Bu esnada silah bir anda patladı ve kurşun motosikleti kullanan Murat’a isabet etti” dedi.
Korkunç ölüm! Spiral boğazını kesti, feci şekilde can verdi
SAVCI DEĞERLENDİRMESİ
İddianamenin değerlendirme bölümünde ise, tüm dosya kapsamı incelendiğinde, “Suça sürüklenen çocuğun maktul ile husumetinin olmadığı ancak ruhsatsız tabancasını bir kez ateşlediği ardından tutukluk yapması nedeniyle tabancayla uğraştığı, failin, fiilin muhtemel bazı neticelerin gerçekleştirilebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olmayarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi durumunda olası kast halinin söz konusu olacağı, olayda suça sürüklenen çocuğun olay sırasında silah kullanması nedeniyle gerçekleşen her neticeden sorumlu olduğu, netice olarak TCK’nın 81/1, 21/2 maddesinde düzenlenen olası kastla adam öldürme suçunu ve 6136 Sayılı Yasanın 13/2. Maddesinde düzenlenen suçu işlediğinin bilgi sahibi beyanı, suça sürüklenen çocuğun tevilli ikrar içeren savunması, kolluk tutanakları, uzmanlık ve otopsi raporu neticesinde anlaşılmaktadır” denildi.
Sanık çocuk M.E.Ş. önümüzdeki günlerde yargılanmaya başlayacak….

Kırmızı uçağıyla havalandı, dünyanın dikkatini çekti! Defne Özcan TIME dergisinde: '3 ay önce mesaj geldi'

Kırmızı uçağıyla havalandı, dünyanın dikkatini çekti! Defne Özcan TIME dergisinde: ‘3 ay önce mesaj geldi’

Kentte yaşayan ev hanımı Cansu Özcan (48) ile makine mühendisi Önder Özcan’ın (51), ilk çocukları Defne, babası gibi, çocukluğundan bu yana gökyüzü hayaliyle büyüdü. Baba-kız, hayallerini gerçekleştirmek ve gökyüzüyle buluşmak için, 2023 Mart’ta, Yunuseli Havaalanı’ndaki özel uçuş okulunun ‘Amatör Havacılık Sertifika Programı’na kayıt yaptırdı. Babasıyla 6 saat uçuş, 10 saat yer dersinden oluşan programı tamamlayıp sertifikasını alan Defne, lisans eğitimine devam etti.
İlginizi Çekebilir
Hava hukuku, operasyon planlama, insan performansı ve limitleri, haberleşme, meteoroloji, acil durum prosedürleri, seyrüsefer ve operasyon usulleri derslerini, 45 saatlik teorik eğitimle tamamlayan Defne Özcan, 5 öğretmen pilotla birlikte toplam 18 saatlik 13 uçuş görevini de tamamlayıp, 19’uncu saatinde ilk yalnız uçuşunu gerçekleştirdi. Cumhuriyet’in 101’inci yıl dönümünde, 27 Ekim 2024’te tek motorlu kırmızı uçağıyla, Yunuseli Havaalanı’ndan kalkış yapıp, solo uçuş gerçekleştiren en genç Türk olan Defne Özcan’ın yolculuğu, dünyanın en saygın haber ve politika dergilerinden birisi olan Amerika merkezli TIME dergisine uzandı.
TIME’ın dünya genelinde topluma ilham veren 10 genç lideri onurlandırmak üzere bu yıl ilk kez hazırladığı ‘Yılın Kızları’ listesinde, 12 ila 17 yaş arasındaki 9 genç kızla birlikte yer alan 12’nci sınıf öğrencisi Defne Özcan, ilk solo uçuşunun ardından gökyüzünde yaşadığı deneyimi ve henüz ehliyet bile alamayacak yaştayken semaya taşıyan tutkusunu anlattığı DHA’nın haberinin ardından, tek motorlu kırmızı uçağının kokpitinden TIME’ın sayfalarına uzanan yolculuğunu da yine DHA mikrofonuna anlattı.
Memura 2 yıllık zam için yeni tahmin!

‘3 AY ÖNCE MESAJ GELDİ, ONLINE GÖRÜŞME GERÇEKLEŞTİRDİK’
TIME’ın ödüllü editoryal ekibinin oluşturduğu; Yeni Zelanda’dan genç yazar Rutendo Shadaya, Japonya’dan olimpiyat şampiyonu sporcu Coco Yoshizawa, Çin’den bilim eğitmeni Valerie Chiu, Fransa’dan zorbalıkla mücadele öncüsü Zoé Clauzure, Almanya’dan çocuk güvenliği savunucusu Clara Proksch, Meksika’dan yarış pilotu Ivanna Richards, Polonya’dan biyoteknoloji mucidi Kornelia Wieczorek, Birleşik Krallık’tan evsizlik sorununa karşı çözüm üreten mühendis Rebecca Young, ABD’den organ bağışı savunucusu Naomi S. DeBerry ile birlikte listede yer alan Defne Özcan, profesyonel sosyal iş ağı ve paylaşım platformundan 3 ay önce gelen mesajla başlayan süreci şu sözlerle anlattı:
Türk bayrağı direğinde yapılan uygunsuz hareketlere soruşturma
“Bu projenin arkasında TIME dergisinde kıdemli editör Dayana Sarkisova var. O, bu projeyi, içinde yaşadığı toplumu değiştirmek için, büyümesi gerekmediğini anlayan kızların listesi olarak tanımlıyor. Böyle güçlü bir tema ve vizyona sahip bir projede yer almak ve dünyada bunu en iyi şekilde yansıttığı düşünülen 10 kızdan biri olmak gerçekten çok değerli, çok motive edici. Bu liste aslında bir yetenek yarışmasının sonucu veya bir akademik başarı sıralaması değil. O tip başarıların ödüllendirildiği farklı platformlar var. Öğrenciler fizik, kimya, biyoloji olimpiyatlarında, robotik turnuvalarında ve yarışmalarda aslında çok güzel başarılar elde ediyor. TIME dergisi daha farklı tipte bir başarıyı değerlendiriyor ve onurlandırıyor. Bu proje aslında kişisel başarının, kişisel çabanın ötesine geçmiş ve içinde yaşadığı toplumda pozitif bir etki yaratmak isteyen ve bunu cesaretle ve liderlikle başarılı bir şekilde yapan kızların listesi. Benim için süreç 3 ay önce başladı, TIME’dan gelen kısa bir mesajla. Mesajda başarılarımı ve amacımı takdir ettiklerini ve daha fazlasını öğrenmek istediklerini belirttiler. Yaklaşık 1 hafta sonra da gazeteci Aryn Baker’la detaylı online görüşme gerçekleştirdik. Bu görüşmeden birkaç hafta sonra projeye dahil edileceğimi ilettiler. Tabii ki de çok mutlu oldum ve onun ardından uzunca bir süre planlama süreci oldu. Ve 14 Ağustos’ta da proje yayınlandı.”

‘HAYALLERİNDEN VAZGEÇMESİNLER’
Pilot olmak istemediğini, uçmanın, hayallerine giden yolun temsili bir aracı olduğunu ifade eden Özcan, “Ben pilot olmak için uçmadım. Diğer kızlar uçabilsin diye uçtum. Buradaki uçmak kelimesini lütfen uçağa atlayıp uçmak değil de metaforik olarak değerlendirin. Kastettiğim şey, genç kızlar ve kız çocukları pilot, mühendis, bilim insanı ve her ne olmak istiyorlarsa olmasının mümkün olduğu. Vermek istediğim mesaj, kızların ön yargılar, yaş ve cinsiyet gibi kalıplaşmış roller sebebiyle hayallerinden vazgeçmemeleri gerektiği. Bu hedefimin bugün için yeterince kapsamlı olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
Eğitimini almaya devam ettiği UPL programının kendisini hava yolu pilotluğuna götürecek lisans türü olmadığına dikkat çeken Özcan, “Hava yolu pilotluğuna giden yolda, saatlerce teorik eğitimler almanız, uçuş yapmanız, simülatörde zaman geçirmeniz ve yüzlerce saat biriktirmeniz gerekiyor. Bu da doğası gereği, aslında eğitim aldığınız kuruma bağlı olarak, milyonlarca liralık ekonomik yük oluşturabiliyor. Benim amacıma uygun olan ve aslında 16 yaşında böyle bir rekora imza atmamı sağlayacak tek yol olan UPL yolunu seçtim ben ve masrafların klasik pilotaj eğitimiyle uzaktan yakından ilgisi yok” dedi.

‘ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ MAKİNE MÜHENDİSİ OLMAK İSTİYORUM’
Özcan, hayalinin, babası gibi makine mühendisi olmak ve insanlara daha yakın olabileceği alanda uzmanlaşmak olduğunu belirtti. Bu alana yönelmesini sağlayan ilham kaynağının ise kendisini İstanbul’daki özel bir üniversitenin araştırma programına kabul eden Makine Mühendisi Prof. Dr. İsmail Lazoğlu olduğunu hatırlatan Özcan, “Havacılık dünyasındaki her mesleği çok seviyorum ve çok saygı duyuyorum. Ama ben çok uzun zamandır makine mühendisi olmak istiyorum. Bunun arkasında babam makine mühendisi olduğu için, küçüklüğümden beri içinde bulunduğum ortamların etkisi büyüktür. Makine mühendisliği çok geniş bir alan ve ben biyomedikal uygulamalar üzerine çalışmak istiyorum, o alana odaklanmak istiyorum. Bu kararıma da geçen sene katıldığım Koç Üniversitesi Araştırma Programı’na beni kabul eden İsmail Lazoğlu Hoca’mın katkısı çok büyük” ifadelerini kullandı.
‘SÜMEYYE BOYACI’NIN DESTEĞİ ÇOK MUTLU ETTİ’
Boş zamanlarında ailesiyle vakit geçirmekten ve kardeşi Kaan (12) ile oyun oynamaktan hoşlandığını söyleyen Özcan, şu anda ana hedefinin ise okul derslerine ve okul dışı akademik faaliyetlerine odaklanarak, iyi bir üniversiteden kabul almak olduğunu anlattı. Özcan, ‘Yılın Kızları’ listesinde adının açıklanmasının ardından aldığı tebrik mesajlarından kendisi için en ayrıcalıklı olanın ise Paralimpik Milli Yüzücü Sümeyye Boyacı’dan geldiğini belirterek, şunları söyledi:
“Bilim, sanat ve spor dünyasından takip ettiğim ve çok ilham aldığım birçok isim ve halkımız çok güzel destekleyici mesajlar attı ve her zaman desteklerini hissettirdiler. Gerçekten destek veren herkese çok teşekkür ediyorum. Çok mutlu oldum ve gururlandım. Bir isim var beni gerçekten çok mutlu etti. Sümeyye Boyacı desteğini bildirdi ve ben eskiden 6 sene de lisanslı yüzmüştüm ve ta o zamanlardan benim hani ne zaman böyle bırakmayı düşünsem, sürekli açıp izlediğim, hikayesini dinlediğim biri olduğu için, mesaj atması gerçekten beni inanılmaz mutlu etti ve çok şaşırmıştım açıkçası.”
4 bin 400 TL seviyelerinde dalgalanan gram altın için tarih verildi!
OLİMPİYAT ŞAMPİYONUYLA AYNI LİSTEDE
Geçen yıl olimpiyatlarda televizyondan takip ettiği Japon olimpiyat şampiyonu Coco Yoshizawa ile aynı listede yer aldığını görünce çok mutlu olduğunu söyleyen Özcan, “Kızlardan sadece bir tanesini önceden tanıyordum, Coco. Olimpik bir kaykaycı. Altın madalya aldı geçen yaz. Onu da televizyondan izlemiştim. O yüzden listede onu görünce çok şaşırdım ve mutlu oldum. Böyle güzel başarılar elde eden başka kızlarla bir arada olmak ve böyle özel bir projede birleşmek bence çok güzel. Kesinlikle tahmin edemezdim geçen sene. Geçen yaz deseniz kesinlikle mümkün olacağını düşünmezdim. Bu da aslında küçük ve önemsiz gördüğünüz bir şeyin sizi ne kadar iyi yerlere götürebileceğinin bir kanıtı belki de. Aslında bu biraz da konfor alanınızdan çıkınca neleri başarabileceğinizi ve nelerin mümkün olduğunu da gösteriyor ve inanılmaz şeyler de mümkün olabiliyor” diye konuştu.
Fenerbahçe maçı için Portekiz basınından olay yorum: Benfica cehennemden sağ kurtuldu…

Reklam
Arşivden çıktı, tüm aile şaşkına döndü! Esir düşen dededen 107 yıl sonra gelen mektup

Arşivden çıktı, tüm aile şaşkına döndü! Esir düşen dededen 107 yıl sonra gelen mektup

Tarihinin en önemli arşivlerinden birisine sahip Türk Kızılayı, “Yüzyıllık Emanet: Kızılay Esir Mektupları Sergisi”ni hayata geçirdi. Bu sergi sırasında Türk Kızılay Genel Sekreteri Ramazan Saygılı, yetkililere dedesi Yusuf (Hoca) Saygılı’nın da 1918 yılında Filistin Cephesi’nde esir düştüğünü ve ona ait bir mektubun olup olmadığını sordu.

Arşivinde yapılan incelemede, Filistin Cephesi’nde savaşırken 31 Ekim 1918’de İngilizlere esir düşen Onbaşı Yusuf’un ailesi için kaleme aldığı bu satırlar, bir asır sonra gün yüzüne çıkarıldı. Arşiv yetkilileri, 1925’e kadar esir kampında tutulan Onbaşı Yusuf’un mektubunu ve esir kartını, torunu Türk Kızılay Genel Sekreteri Ramazan Saygılı’ya takdim etti.

“ESİR KARTI VE MEKTUPLARI TESLİM ETTİLER”
Ramazan Saygılı, dedesinin Adana’ya döndükten sonra Saimbeyli ilçesinde imamlık yaptığını ve 1960 yılında 72 yaşındayken hayatını kaybettiğini anlatarak, “Osmanlı’nın yıkılma dönemlerinde 7 cephede savaş verirken o dönem dedem Yusuf Saygılı, Filistin’de savaşırken esir düşmüş. Kızılay Esir Mektupları Sergisi’ndeyken ben yetkililere durumdan bahsettim. Ben esir kartı ve mektupları unuttum. Bir süre sonra Ankara’da toplantıdayken ilgili arkadaşlarımız dedemin mektup ve esir kartlarını teslim ettiler” ifadelerini kullandı.

“BİZ DE İYİLİK HAREKETİ PARÇASIYIZ”
107 yıl sonra böyle bir hediye aldığı için çok duygulandığını ve mutlu olduğunu belirten Saygılı, “Ecdadımızın da biz torunlarının da aynı yolda olduğunu görmekten mutlu oldum. Dedelerimiz dün Filistin ve Gazze için savaşmaya gitmişler. Bizler de aynı yere yardım götüren bir iyilik hareketinin parçasıyız. Dedeme rahmet okudum ve hamdolsun ki bizde aynı yoldayız” dedi.
Öte yandan Saygılı, dedesinin kaleme aldığı Osmanlıca mektuptan, sağlık durumunu aktarmasının yanı sıra millete, orduya, devlete dua ettiğini, birlik ve beraberlik vurgusu yaptığını söyledi….

Veda vakti geldi, gözyaşları sel oldu! ‘Burada kalabilmeyi çok isterdik’

Veda vakti geldi, gözyaşları sel oldu! ‘Burada kalabilmeyi çok isterdik’

Yaz tatilini Türkiye’de geçiren gurbetçiler, sevdiklerinden ayrılmanın hüznüyle Avrupa’ya dönüş yolculuğuna başladı. Kapıkule Sınır Kapısı’nda uzun araç kuyruğu oluşurken, gurbetçiler memleket özlemini ve ayrılık duygusunu dile getirdi. Gurbetçiler Türkiye’de yaşayan vatandaşların ülkenin kıymetini bilmesi gerektiğini belirtti.
İlginizi Çekebilir
ÜLKEMİZİN KIYMETİNİ BİLSİNLER
Almanya Hamburg’da 48 yıldır yaşadığını belirten gurbetçilerden Fevzi Karatay, Türkiye’ye her gelişlerinde hem memleket özlemini giderdiklerini hem de ülke ekonomisine katkı sağladıklarını belirterek, “Gurbetçiler çalışmak için Almanya’ya gidiyor, kimse ekmeği bedavaya vermiyor. Buraya geldiğimizde de harcamalarımızla ekonomiye katkı sunuyoruz. Bakkaldan manava, tekstilden giyime kadar herkes faydalanıyor. Tatil için gelişimiz de ucuz değil. Otelde kalsak binlerce euro harcıyoruz. Memleketi görmek için her yıl geliyoruz. Burada eğitim gören gençler, hem ülkesine hem kendisine faydalı olur. Ancak yurt dışında yaşamak kolay değil, herkes hesap yapmadan gitmemeli. Benim kalbimde hep hüzün var ama yine de geldim, güzel geçti. İnşallah seneye de gelmek nasip olur” dedi.
“DEVLETİMİZE SAHİP ÇIKALIM”
Almanya’da yaşayan gurbetçilerden Hasan Hüseyin Döne ise iznin kısa sürdüğünü ve ayrılık hüznünü dile getirerek, “Bir ay izne geldik, çabuk bitti. Gurbet çok zor, memleketimizi çok özlüyoruz. Türkiye’de yaşanan sıkıntılar yurt dışından daha farklı görünüyor. Evet, enflasyon var ama Avrupa’da da hayat kolay değil. Orada da aynı şartlarda çalışıyorsun. Ülkemizin kıymetini bilmemiz lazım, devletimize sahip çıkmamız lazım. Eğer bunu kaybedersek eski günlere döneriz. Dış güçlerin oyunlarına gelmemek için devletimizin yanında olmalıyız. Türkiye bizim vatanımız, sahip çıkmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

Almanya’da yaşayan gurbetçilerden Muzaffer Yıldız da sıla özleminin bitmediğini vurgulayarak, “Memlekete geliyoruz ama dönüş zamanı geldiğinde mutlu olamıyoruz. Burada kalabilmeyi çok isterdik” dedi.
Memleketlerinden ayrılan diğer gurbetçilerde duygu yüklü sözlerle ana vatana veda etti.
Memura 2 yıllık zam için yeni tahmin!…

Reklam
Narin'in canice katledilişinin üzerinden 1 yıl geçti! Köy meydanındaki detaylar kan dondurdu: Tarifi olan bir acı değil

Narin’in canice katledilişinin üzerinden 1 yıl geçti! Köy meydanındaki detaylar kan dondurdu: Tarifi olan bir acı değil

Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde yaşayan 8 yaşındaki Narin Güran, 21 Ağustos 2024’te kayboldu. Ailesi aynı gün Narin’in kaybolduğuna ilişkin güvenlik güçlerine ihbarda bulundu. Yapılan incelemelerin ardından yeri belirlenemeyen talihsiz kızın cansız bedeni 19 gün sonra 8 Eylül 2024’te köyün yakınında bulunan Eğertutmaz Deresi’nde bir çuval içinde bulundu. Konuya ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın ardından iddianame hazırlandı. İddianameye göre, Narin’in kaybolduğu yönünde ilk resmi ihbar, ağabeyi Baran Güran tarafından 112 Acil Çağrı Merkezi’ne saat 20.43’te yapıldı.
İlginizi Çekebilir
Narin için bölgede “kayıp çocuk vakası” olarak Jandarma Arama Kurtarma, AFAD, Dicle Üniversitesi Arama Kurtarma, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi itfaiye ve 112 Acil Sağlık ekiplerince arama çalışması başlatıldı. Dalgıçlar tarafından sulama kanalında ve su kuyularında, diğer ekiplerce mahallenin çevresinde, kayalıklarda, derede, sazlıkta, tarlalarda, mezarlıkta, mahalledeki atıl alanlarda, boş evlerde, ahırlarda, samanlıklarda ve evlerin bahçesinde günlerce aranan Narin’in cansız bedeni, 19 gün sonra 8 Eylül 2024’te Eğertutmaz Deresi’nde bulundu. Narin’in cenazesi, Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsinin ardından yakınlarına teslim edildi. Cenaze, 9 Eylül’de Tavşantepe Mahallesi’ndeki mezarlıkta toprağa verildi.
Okul yolu masraf dolu

ÖLÜM TARİHİ 21 AĞUSTOS OLARAK BELİRLENDİ
Narin’in cansız bedeni üzerinde yapılan ölü muayene ve otopsi işlemi sonrasında alınan iç organ numuneleri ve patolojik incelemeler neticesinde Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunca hazırlanan raporda, “‘Çocuğun ölümü 21 Ağustos’ta meydana gelmiştir. Çocuğun ölümünün ağız burun kapanması ve boyuna bası sonucu oksijensiz bırakılmasına bağlı meydana gelmiş olduğu’ hususu oy birliğiyle mütalaa edilmiştir” tespitine yer verildi. Diyarbakır Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin raporunda da otopsi esnasında Narin Güran’ın vücudundan alınan yaklaşık 91 sürüntü örneğinin ve üzerinden çıkan kıyafet ve çantanın ayrıca cansız bedeninin üzerinde bulunan 3 kaya parçası ile ağaç parçalarının incelendiği, örneklerin DNA analiz çalışmalarına cevap vermediği belirtildi. Amca Salim Güran’ın kullandığı araçta elde edilen numunelerin Van Jandarma Kriminal Laboratuvarında incelemesi sonucu düzenlenen raporda, söz konusu aracın şoför koltuğunun oturma kısmında Narin’e ait DNA profili bulunduğu tespit edildi.
Memura 2 yıllık zam için yeni tahmin!

ANNE, AĞABEY VE AMCAYA AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET
Soruşturma kapsamında çok sayıda kişinin ifadesine başvurulurken, cinayete ilişkin amca Salim, anne Yüksel ve ağabey Enes Güran, Narin’in cansız bedenini Eğertutmaz Deresi’ne sakladığını itiraf eden Nevzat Bahtiyar ile Birsen, Fuat ve Maşallah Güran, Salim Güran’ın işçisi Mehmet Selim Atasoy, Mehmet Şevket Kaya ve Muhammed Kaya, Şeyma Kaya, Hediye Güran, İbrahim Halil Güran, Barış Güran, Kurtuluş Güran ve Ömer Faruk Güran ile suça sürüklenen çocuklar R.A. (16), M.G. (16) ve İ.K.’nin (17) de bulunduğu bazı şüpheliler gözaltına alındı. Tutuklanan 10 şüpheliden anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran ile Nevzat Bahtiyar hakkında “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianame, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. Anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran ile komşuları Nevzat Bahtiyar’ın “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılandığı davanın ilk duruşması, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 7 Kasım 2024’te başladı ve 3 gün sürdü. Davanın 26 Aralık 2024’te başlayan ikinci duruşmasının üçüncü gününde mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’a “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar’a ise “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası ile tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

Başsavcılıkça, tutuklu sanıklar Birsen, Fuat ve Maşallah Güran, Salim Güran’ın işçisi Mehmet Selim Atasoy, Mehmet Şevket Kaya ve Muhammed Kaya ile tutuksuz sanıklar Şeyma Kaya, Hediye Güran, İbrahim Halil Güran, Barış Güran, Kurtuluş Güran ve Ömer Faruk Güran hakkında hazırlanan iddianame 17. Asliye Ceza Mahkemesince, suça sürüklenen çocuklar R.A., M.G. ve İ.K. hakkında hazırlanan iddianame ise 2. Çocuk Mahkemesince kabul edildi. Dosyaları birleştirilen 6’sı tutuklu 12 sanık ile suça sürüklenen 3 çocuk hakkında “suçluyu kayırma” suçundan 6 aydan 5’er yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. 17. Asliye Ceza Mahkemesinde 14 Nisan’da başlayan ve 30 Mayıs’ta kapalı görülen 4’üncü duruşmada mahkeme heyetince “suçluyu kayırma” suçundan yargılanan 12 sanık ile suça sürüklenen 3 çocuk hakkında 1 yıl 3 ay ile 3 yıl 6 ay arasında değişen sürelerde hapis cezası verildi.
Küçük Narin’in ölümü tüm Türkiye’yi yasa boğarken Tavşantepe Mahallesi’ndeki mezarı da bir an olsun ziyaretçisiz kalmadı. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden mezarlığa gelen vatandaşlar Narin için dua okudu.

“TARİFİ OLAN BİR ACI DEĞİL”
Narin Güran’ın mezarının önünde bulunan ağabeyi Baran Güran, duygu dolu anlar yaşadı. Mezarı başında açıklamalarda bulunan acılı ağabey Baran Güran, “Çadırları kurduk. Mevlit okutacağız bugün Narin’in adına. 1 yılı doldu bugün. Hazırlıklarımızı yaptık. Tarifi olan bir acı değil, perişanlıktan başka bir şey değil. Maalesef tek kız kardeşimizdi, en çok değer verdiğimizdi. Vahşice hayattan koparılması tabi ki de hepimizi derinden üzdü ama maalesef bir takım yanlış şeyler oldu. Bunların olmasının sebebi de ilk günden beri kamuoyunda yapılan yanlış algılar yüzünden” dedi.