BIST 100
13.938,48 1,42%
DOLAR
46,2686 0,15%
EURO
53,5436 -0,02%
GRAM ALTIN
6.277,08 0,31%
FAİZ
42,77 -1,72%
GÜMÜŞ GRAM
101,24 1,17%
BITCOIN
63.575,00 0,25%
GBP/TRY
62,0642 0,08%
EUR/USD
1,1568 -0,09%
BRENT
87,33 -3,37%
ÇEYREK ALTIN
10.263,02 0,31%
İzmir Parçalı Bulutlu
İzmir hava durumu
24 °
Reklam

HABER

Narin Güran anıldı! Cezaevindeki annenin avukatından çarpıcı iddialar

Narin Güran anıldı! Cezaevindeki annenin avukatından çarpıcı iddialar

Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde yaşayan 8 yaşındaki Narin Güran 21 Ağustos 2024’te kayboldu. Ailesi aynı gün Narin’in kaybolduğuna ilişkin güvenlik güçlerine ihbarda bulundu. Yapılan incelemelerin ardından yeri belirlenemeyen talihsiz kızın cansız bedeni 19 gün sonra 8 Eylül 2024’te köyün yakınında bulunan Eğertutmaz Deresinde bir çuval içinde bulundu. Olayın ardından mahkeme anne Yüksel Güran, ağabeyi Enes Güran ve amca Salim Güran hakkında iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, , Nevzat Bahtiyar’a ise suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
İlginizi Çekebilir
Narin Güran’ın ölümünün birinci yıl dönümü nedeni ile anma etkinlikleri düzenlendi. Etkinlikte konuşan Narin Güran’ın cezaevinde bulunan annesi Yüksel Güran’ın avukatı Yılmaz Demiroğlu, tam bir yıl önce minik meleklerini kaybettiklerini ve insanlıklarından utandıkları bir gün yaşadıklarını söyledi.
Demiroğlu, ‘’Bizler adaletin sağlanması için hukuki mücadelemizi halen sürdürüyoruz. Yaşanabilecek hukuksuz bir sonucun başka adaletsizliklere de sebebiyet vermemesi için bizler mücadelemizi sürdürüyoruz. Narin’i dereye gömenin, cansız bedenine temas edenin sözü ile adaletin sağlanamayacağını biliyoruz. Bu kişinin bugüne kadar verdiği hiçbir ifade hiçbir maddi delille dijital delillerle doğrulanmamıştır. Bizler aşama aşama bu gerçeğe ulaşmak Narin davasının karanlıkta kalmaması için her şeyi yaptık. Bütün detaylara inmeye çalıştık. Burada bizler bir anne, bir amca, minicik bir meleği katile sebep olmadığını biliyoruz. Bu hikayenin akla, mantığa, hukuka sığar bir tarafının da olmadığını az çok az çok delillerden anlayabiliyoruz. Bizler Nevzat Bahtiyar’ın ifadelerini didik didik ettik. Anne, amcanın telefon imajlarını inceledik. Gerçekten de rutin bir hareket. Yani olay günü cinayet işlendiği gün bir amcanın telefonunda faturanın ödendiğini, altın fiyatlarının takip edildiğini, rutin bir hayat sürdürdüğünü görüyoruz. Bir annenin telefonunda oyun oynandığı, müzik dinlendiğini görüyoruz. Hangi aile üyesi bu kadar rahat davranabilir ki? Vicdana sığacak bir delil ortaya çıkıp hüküm verildiğinde o zaman adalet sağlanır. Biz karanlığı ailenin aleyhine yorumlayarak katili kendi aranızda arayın anlayışıyla bir sonuca varamayız.

Devletin yükümlülüğü Narin’in gerçek katiline ulaşma, somut vicdana uygun delilleri ortaya çıkarıp herkesin vicdanını tatmin edecek bir sonuca ulaşmakla yükümlüdür devlet. Bu süreçte bu yargılama sürecinde hızla bir topyekun cezalandırma anlayışıyla adaletin sağlanamayacağını biliyoruz. Bu süreçte açıklama yapan, konuya ilgi duyan kamu görevlileri olur, yetkililer olur, adil yargılamayı etkileyecek beyanatlardan uzak durması son derece önemlidir. Zaten aile henüz savunma hakkı dahi tanınmadan aileye maalesef soruşturma gizliyken topyekun bir lince maruz kaldı. Sosyal medyanın lincine maruz kaldı. Çok kritik bir söz söylenerek, Narin görmemesi gereken bir şey gördü diye cinayet işlendiği hikayesi ileri sürülerek bu hikayenin arkası ardı bitmez senaryolarla aile linç edildi maalesef. Bizler bugün Yüksel Güran’ın kızının toprağına dokunması ve bu mezarın başında olması gerektiğini düşünüyorduk. Maalesef şu an Demir parmaklıklar arkasında. Yüksel ve ailesi masumdur ve bu masumiyetin ispatı için mücadelemiz devam ediyor. Cansız bedene dokunanın sözüne itimat edilmez. Adaletin bir an önce tecellisi için ve narinimizin ruhunun huzura kavuşması için mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.
Narin’in canice katledilişinin üzerinden 1 yıl geçti! Köy meydanındaki detaylar kan dondurdu: Tarifi olan bir acı değil

Az katlıysa güvende misiniz? Uzman açıkladı, depremle ilgili şoke gerçek

Az katlıysa güvende misiniz? Uzman açıkladı, depremle ilgili şoke gerçek

Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen deprem sonrası yıkılan ve hasar gören binalar, yapı güvenliğini yeniden gündeme taşıdı. Binaların dayanıklılığı, doğru zemin seçimi, kullanılan malzeme kalitesi ve denetimlerin önemine dikkat çekildi. TMMOB Adana İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Hıdır Çak, depremin önemli dersler içerdiğini, vatandaşların ev alırken mutlaka yapı denetim raporlarını sorgulaması, binanın yaşı ve kullanılan malzemelerin belgelerini incelemesi gerektiğini söyledi. Çak, “Deprem gerçeğiyle yaşadığımız için sağlam ve güvenli binalarda oturmak hayati önem taşıyor” diye konuştu.
İlginizi Çekebilir
Hıdır Çak, orta büyüklükteki depremlerin yıkıma yol açmaması gerektiğini belirterek, “Biz İnşaat Mühendisleri Odası olarak, 6.1 büyüklüğündeki bir depremin orta şiddette bir deprem olduğunu ve bu tür depremlerde binaların bırakın yıkılmayı ya da orta hasar almayı, az hasar bile görmemesi gerektiğini vurguluyoruz. Depreme karşı dayanıklı olarak inşa edilen ve mühendislik hizmeti alan binaların bu ölçekteki bir depremden etkilenmemesi gerekir. Ancak anladığımız kadarıyla Sındırgı merkez ve çevre köylerde meydana gelen hasarın büyük nedeni, mühendislik hizmeti almamış veya metruk durumda bulunan, mühendislik hizmeti alsa bile yeterince denetlenmeyen binalardır. Bu nedenle binaların depreme karşı hazırlığı, bina stokunun yenilenmesi ve güçlendirilmesi konusunda ciddi bir gerçeklik ortadadır” dedi.
Yer: Tuz Gölü havzası! 1 yıldır fışkırıp, kayboluyor: Türkiye’de tek
BİNALARIN DEPREME DAYANIKLILIĞI SORGULANMALI
Vatandaşlara özellikle yeni konut alırken dikkat etmeleri gereken noktaları anlatan Çak, şöyle dedi:
“Öncelikle binalarının depreme dayanıklı olup olmadığını sorgulamaları gerekiyor. 1999 Marmara depreminin ardından Yapı Denetimi Kanunu yürürlüğe girdi ve bu kapsamda 19 pilot ilde uygulama başlatıldı. Adana da bu pilot illerden biridir. Dolayısıyla 2000 yılı öncesinde yapılmış binalar, yapı denetim hizmeti almamış binalardır. Bu binalar yalnızca ‘teknik uygulama sorumlusu’ dediğimiz bir inşaat mühendisi tarafından denetlenmiş, bu nedenle denetim mekanizması son derece zayıf işlemiştir. 2000 yılı sonrasında ise yapı denetim firmaları devreye girmiştir. Bu binalarda beton ve çelikten numuneler alınarak laboratuvarlarda test edilmiştir. Bu nedenle daha olumlu düşünsek de bu tek başına yeterli değildir. Bina raporundan başlayarak; proje müellifinin denetlenip denetlenmediği, iskân alıp almadığı, ruhsat kriterleri, yapının izolasyonu, çatı imalatı ve diğer tüm aşamalarda denetim mekanizmalarının işleyip işlemediği sorgulanmalıdır. Bir diğer önemli kriter ise müteahhittir.”

‘AZ KATLI OLMASI DEPREME DAYANIKLI OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ’
Vatandaşların sadece ev sahibi olmak istediklerinde değil, kiraya çıkacakları binayı da araştırmaları gerektiğini vurgulayan Çak, şöyle konuştu:
“Biz inşaat mühendisleri olarak, binaların kat adedi üzerinden değerlendirme yapmanın doğru olmadığını söylüyoruz. Bir binanın çok katlı olması onun depreme karşı dayanıksız olduğu anlamına gelmediği gibi, az katlı olması da dayanıklı olduğunu göstermez. Önemli olan, binanın mühendislik hizmeti alıp almadığı, bulunduğu yerin koşullarına göre yönetmeliklere uygun şekilde tasarlanıp tasarlanmadığı ve projenin doğru uygulanıp uygulanmadığıdır. İki ya da üç katlı bir bina doğru projelendirilmemişse deprem performansı zayıf olur. 6 Şubat depremlerinde de bu tür binaların ciddi şekilde etkilendiğini gördük. Çok katlı binaların dayanıklı olması için doğru proje, tasarım ve denetim şarttır. Bu sistem doğru şekilde işletildiğinde kat sayısı tek başına risk göstergesi olmaz. Ev alacakları binanın ada-parsel numarası üzerinden ilgili belediyeye giderek ruhsat dosyasını temin edebilirler. Her ruhsatlı binanın belediyede dosyası bulunur. Bu dosyada mimari ve statik projeler yer alır. Vatandaşlar kendileri inceleyemiyorsa, bu projeleri bir inşaat mühendisine inceleterek binanın doğru projelendirilip projelendirilmediğini, denetim görüp görmediğini öğrenebilir. Ruhsat dosyası üzerinden yapılacak bu inceleme, binanın durumu hakkında fikir verebilir. Bunun dışında binanın deprem performans analizi yaptırılabilir. Ancak bu kolay ve ucuz bir işlem değildir çünkü karot alınması ve bilgisayar ortamında statik analiz yapılmasını gerektirir. Ev alırken bu mümkün olmasa bile asgari sorular sorularak önemli bilgiler edinilebilir.”
9 kadına ait! Binlerce yıllık sır ortaya çıktı: ‘Bu bulgular oldukça şaşırtıcı’…

Türk askeri Ukrayna'ya gidecek mi? MSB kaynaklarından barış gücü iddiasına yanıt

Türk askeri Ukrayna’ya gidecek mi? MSB kaynaklarından barış gücü iddiasına yanıt

Millî Savunma Bakanlığı ​​​​​​​kaynakları, haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
SURİYE ORDUSUNA EĞİTİM, DANIŞMANLIK VE TEKNİK DESTEK
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, Suriye yönetiminin savunma ve güvenlik kapasitesini artırmak için talep ettiği eğitim, danışmanlık ve teknik destek çalışmalarının son durumuna ilişkin sorular üzerine ise şunları söyledi:
“Türkiye ile Suriye arasında 13 Ağustos 2025’te ‘Ortak Eğitim ve Danışmanlık Mutabakat Muhtırası’ imzalanmıştır. Bu anlaşma, Suriye’nin savunma kapasitesini artırmayı ve askeri alanda somut işbirliğini hedeflemektedir. Mutabakat kapsamında, Suriye Silahlı Kuvvetlerinin yeniden yapılandırılması süreci hız kazanmış eğitim, danışmanlık, teknik destek ve karşılıklı ziyaretler başlatılmıştır. Bu faaliyetler, Suriye Savunma Bakanlığı ile koordineli şekilde yürütülmektedir. Bu kapsamda, Suriye Savunma Bakanlığı Eğitim Daire Başkanı ve beraberindeki heyetin Milli Savunma Üniversitesi’ni ziyareti ve Suriye Savunma Bakanlığının talebi çerçevesinde başlatılan eğitim faaliyetleri devam etmektedir.
17 yaşındaki Defne’nin müthiş başarısı! TIME’a adını yazdırdı

Diğer yandan, Suriye’nin savunma kapasitesinin artırılması için ihtiyaçların yerinde gözlemlenmesi ve müşterek bir yol haritasının oluşturulması amacıyla Bakanlığımızdan müteşekkil heyetler vasıtasıyla teknik ziyaretlerin gerçekleştirilmesi planlanmıştır. Türkiye, Suriye’nin istikrarını bölge barışı açısından kritik görmekte ve ‘Tek Devlet, Tek Ordu’ ilkesini desteklemeye devam etmektedir. İlerleyen dönemde, karşılıklı heyet ziyaretleri ve eğitim faaliyetlerinin artması, işbirliği kapsamının genişletilmesi öngörülmektedir.”
Zelenskiy’den flaş açıklama: İsviçre, Avusturya ve Türkiye’yi saydı

UKRAYNA’YA BARIŞ GÜCÜ GÖNDERİLECEĞİ İDDİASI
Ukrayna’ya barış gücü gönderilmesine ilişkin basında yer alan iddialara yönelik sorular üzerine Bakanlık kaynakları, “Türkiye, bölgesinde barış ve istikrar üreten ve bu yöndeki tüm inisiyatiflere katkı sunmaya çalışan bir ülkedir ancak Rusya ile Ukrayna arasında öncelikle bir ateşkesin sağlanması, ardından görev tanımı netleştirilmiş bir misyonun çerçevesinin belirlenmesi ve hangi ülkenin ne ölçüde katkı sunacağının ortaya konulması gerekmektedir. Henüz somut bir zemine oturtulmamış öngörüler üzerinden değerlendirme yapmak ise sağlıklı ve doğru olmayacaktır.” yanıtını verdi.
JAPONYA SAVUNMA BAKANININ ZİYARETİ
Bakanlık kaynakları, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Japonya Savunma Bakanı ile bir araya gelmesine dair sorular üzerine, “Sayın Bakanımızın misafiri olarak ülkemize gelen Japonya Savunma Bakanı Nakatani Gen ile 19 Ağustos’ta ikili işbirliğinin ve bölgesel savunma ve güvenlik konularının ele alındığı verimli bir görüşme gerçekleştirilmiştir.” bilgisini verdi.
Görüşmede, iki ülke arasındaki savunma işbirliğinin artırılması, küresel ve bölgesel istikrarın sağlanması, savunma sanayi alanındaki mevcut ve potansiyel işbirliklerinin geliştirilmesi konularında fikir alışverişinde bulunulduğunu belirten Bakanlık kaynakları, şunları kaydetti:
“Tarihi bağlara ve karşılıklı saygıya dayanan köklü bir dostluğa sahip olan Türkiye ve Japonya arasında samimi ve yapıcı bir atmosferde paylaşılan görüşler ve değerlendirmeler; iki ülke arasındaki askeri ilişkilerin gelişimine katkı sağlayacak, önümüzdeki dönemde savunma alanındaki diyalog ve işbirliğimizi daha da güçlendirecek, halklarımızın yararına somut adımlar atılmasına vesile olacaktır.”
Zincir marketlerde ‘Cumhur Reyonu’ iddiası: Fiyatlar tüm Türkiye’de sabit olacak!
Görüşmede, iki ülke arasındaki savunma iş birliğinin artırılması, küresel ve bölgesel istikrarın sağlanması, savunma sanayi alanındaki mevcut ve potansiyel iş birliklerinin geliştirilmesi konularında fikir alışverişinde bulunulmuştur.
Tarihi bağlara ve karşılıklı saygıya dayanan köklü bir dostluğa sahip olan Türkiye ve Japonya arasında samimi ve yapıcı bir atmosferde paylaşılan görüşler ve değerlendirmeler; iki ülke arasındaki askerî ilişkilerin gelişimine katkı sağlayacak, önümüzdeki dönemde savunma alanındaki diyalog ve iş birliğimizi daha da güçlendirecek, halklarımızın yararına somut adımlar atılmasına vesile olacaktır….

Reklam
Tarihi Yarımada'da yeni dönem! Ulaşım planı hayata geçiyor

Tarihi Yarımada’da yeni dönem! Ulaşım planı hayata geçiyor

İBB, Paris İklim Anlaşması ve İstanbul’un 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda tarihi yarımada için özel bir ulaşım stratejisi geliştirdi. Yaya öncelikli ulaşım planına göre pilot bölgelerden başlanarak otobüs öncelikli şerit uygulaması hayata geçirilecek. İlk etapta pilot bölge olan Vatan Caddesi’nde uygulanacak otobüs öncelikli şerit uygulaması sayesinde, hem trafik sıkışıklığı azalacak hem de toplu ulaşımın verimliliği artacak. Vezneciler-Edirnekapı ve Fevzipaşa Caddesi’nde de çalışmalar devam ediyor. Fevzipaşa Caddesi’nde planlanan otobüs şeridi, Edirnekapı’da raylı sistemle entegre edilecek.

SİRKECİ ARABALI VAPUR İSKELESİ YENİKAPI’YA TAŞINACAK
Planlama kapsamında, Tarihi Yarımada’nın önemli ulaşım akslarından biri olan Sirkeci-Harem arabalı vapur hattının Sirkeci iskelesi Yenikapı’ya taşınacak. Böylece Sirkeci bölgesi araç trafiğinden arındırılacak ve tur otobüslerinin indirme-bindirme noktası olarak turizme hizmet eden bir merkez olacak. Arabalı vapur iskelesinin Yenikapı’ya taşımasıyla, Sirkeci’den Sultanahmet bölgesine turistik shuttle hatları hizmete girecek.
İstanbullular dikkat! Tarihi Yarımada’da büyük değişim başlıyor: Sultanahmet, Ayasofya ve Topkapı çevresi için yeni dönem
YENİ P+D OTOPARKI
Ulaşım Planına göre, özel araç trafiğini kontrol altına almak ve toplu ulaşımı teşvik etmek amacıyla Tarihi Yarımada’da P+D (Park Et Devam Et) otoparklarının sayısı artırılacak. Mevcut Yenikapı ve Feshane otoparklarına ek olarak Alibeyköy’de yeni bir P+D otoparkı hizmete girecek. Böylece sürücüler araçlarını bu noktalarda bırakıp toplu ulaşım araçlarına geçiş yapabilecek.

YAYA VE BİSİKLET DOSTU ALANLAR ARTACAK
Plan, Tarihi Yarımada’nın yaya hareketliliğini artırmaya odaklanıyor. Sarayburnu ve Cankurtaran bölgesindeki oteller çevresi özel araçlardan arındırılarak, yaya erişimi güçlendirilecek. Ayrıca yaya dostu sokaklar ve trafik sakinleştirme uygulamaları ile özellikle okul çevrelerinde güvenlik ve konfor artırılacak. Turistik yaya ve bisiklet güzergahlarıyla aktif ulaşım da desteklenecek.

DENİZ ULAŞIMI VE RAYLI SİSTEM HATLARINA GÜÇLENDİRME
Kabataş Transfer Merkezi ile deniz ulaşımı daha da güçlendirilirken, Bağcılar-Kabataş (T1) ve Sirkeci-Kazlıçeşme (U3) raylı sistemlerinde ek seferler düzenlenecek. Haliç’te planlanan turizm odaklı Hop-on Hop-off deniz hattı da turistik deneyimi artıracak.

Plana ilişkin açıklamalarda bulunan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Pelin Alpkökin, “Tarihi Yarımada’daki sorunu yalnızca ulaşım sorunu olarak görmüyoruz. Dünyanın önemli turistik bölgelerinde yaya, hiçbir zaman ikinci planda olmaz. Biz de bunu Tarihi Yarımada Ulaşım Eylem Planı ile sağlayacağız. Tarihi Yarımada’ya hakiki hakkını iade etme vizyonu bu aslında. Burada hedefimiz, araç yoğunluğunu ve otopark kirliliğini azaltmak, yaya alanlarını genişletmek ve tur otobüsleri gibi turistik hareketliliği düzenleyerek bu bölgeyi uluslararası standartlara taşımak” dedi….

Haberler: Türkiye'de tek! Tuz Gölü havzasında büyük gizem!

Haberler: Türkiye’de tek! Tuz Gölü havzasında büyük gizem!

Tuz Gölü havzasındaki Yeşilova beldesindeki tarlada yer altından çıkan su, yaklaşık 15 metre çapındaki alana yayılıyor. Bir süre sonra kesilen su akışı, geri çekilip kayboluyor. Jeoloji Yüksek Mühendisi Nurcan Özdemir, 1 yıldır devam eden bu sürecin karbondioksit çıkışından kaynaklandığını belirtti.
İlginizi Çekebilir
Bölgede, Türkiye’nin en geç volkaniklerinden olan Hasan Dağı’nın bulunduğunu belirten Özdemir, ”Buradaki oluşum 1 yıldır devam ediyor. Buraya soğuk su gayzeri dikebiliriz. Aslında gayzerler sıcak suyla olur. Magmanın etkisiyle buhar ve sıcak suyun etkisiyle yukarı çıkar. Burada ise karbondioksitten dolayı yeryüzüne bir su fışkırması var. Hasan Dağı’nın etkisiyle karbondioksit gazları, yer altı suyuna karışıyor. İlk önce küçük küçük kabarcıklar şeklinde yer altı suyu içerisinde bulunuyor. Daha sonra ise karbondioksit gazının şiddeti artınca fıskiye gibi yukarı doğru suyu birden püskürtüyor. Soda şişesini açtığınızda nasıl fışkırıyorsa burada böyle bir oluşum var. Buna soğuk su gayzeri diyebiliriz. Gayzer de Türkiye’de hiç yok. Buradaki bu oluşum Türkiye’de tek. Burayı herkesin gelip görmesi gerekiyor. Doğal bir oluşum. Bence burası jeolojik bir miras. Bence yer altı suları tamamen bitene kadar buradaki oluşum devam edecek” dedi.

‘TARLALAR ÇORAKLAŞMAYA BAŞLAYACAK’
Bölgedeki çoğu su kuyusundan karbondioksit gazı çıktığını, bunun da tarlaları çoraklaştırmaya başladığını ifade eden Özdemir, şöyle konuştu:
“Bunun yanında sıcak sularımız da mevcut. Çünkü Türkiye’nin en geç volkanik dağı Hasan Dağı volkanizmasının olduğu yerlerde bu tür gayzerler olur. Burası Tuz Gölü’ne de çok yakın bir yer. Tuz Gölü etrafında su kuyularının da yer altı suları azaldığı için ters yöne doğru bir akış var. Bazı 300 metrelik kuyularda tuzlu suyla karşılaşıyoruz. Bu gayzerde de tuzlu su çıkışı var. Etrafında bunun izlerini görüyoruz. Bu nedenle de daha önce ayçiçeği ekilen bazı tarlalara, artık güneş enerjisi santralleri kurmuşlar. Örneğin bu gayzerin yakınındaki ayçiçeği tarlasındaki kuyudan da tuzlu su çıkmaya başlamış. Sulanmasına rağmen iyi bir verim alınmamış. Tuzlu su çıktığı için bölgede tarlalar da çoraklaşmada başlayacak. Artık bu şekilde verim bile alınmaz. Biz sularımız tükettikten sonra kuyuyu 1000 metreden açsanız dahi yeterli ve güzel suyu alamazsınız. Çok ciddi anlamda kuraklıkla karşı karşıyayız. Sularımıza sahip çıkmamız lazım. Mevcut sularımızı 4-5 yıl sonra bulamayacağız.”
8 kişinin bulunduğu tekne battı! Denizin ortasında can pazarı: 2 çocuk saatler sonra bulundu…

Karadeniz'de tedirgin eden görüntü! Uzmanı konuştu: Güçlü bir yırtıcı

Karadeniz’de tedirgin eden görüntü! Uzmanı konuştu: Güçlü bir yırtıcı

Su samuru suya bağımlı olarak yaşayan yırtıcı bir hayvan olduğunu ifade eden Başkaya, “Yarı sucul bir memeli türü olan su samuru ekvatordan kuzey kutbuna kadar, Asya, Avrupa ve Kuzey Afrika’da yayılış göstermektedir. Türkiye’de bütün bölgelerdeki akarsularda, göllerde ve denizlerin sahil kısımlarında yaşarlar. Yükseltisel olarak, denizden dağların doruklarına kadar her yükseltide bulunurlar. Akarsu boylarında akarsudan çıkarak 3-5 km uzaktaki ormanlık, bozkır veya tarım alanlarında da avlanabilirler” diye konuştu.
İlginizi Çekebilir
“GÜÇLÜ BİR YIRTICI YUVASINA VEYA YAVRUSUNA BİR ŞEY YAPILMAZSA SALDIRMAZ”
Su samurlarının güçlü bir yırtıcı olduğunu kaydeden Başkaya, “Sucul ekosistemlerde, besin zincirinin en üst basamağında yer alan, oldukça iyi yüzen, su altında uzun süre kalabilen, güçlü bir yırtıcıdır. Başlıca besinleri balıklardır. Bunun yanında yediği diğer türler; kurbağalar; yılanlar; su böcekleri; deniz salyangozu, tatlı su salyangozu, karides, deniz yengeci, tatlı su yengeci ve midye gibi kabuklular; köstebek, orman faresi, tarla faresi gibi küçük memeli hayvanlar; geyik, karaca gibi büyük memeli türler ve yavruları; su kuşları ve yumurtaları; tavuk, kaz, hindi gibi kümes hayvanları; koyun, keçi gibi evcil türler; bazı yörelerde bitkisel besinler” dedi.
Yavru goril ‘Zeytin’ Türkiye’den ayrılıyor!

“Su samurunun sucul habitatta bulunması, o habitatın genel olarak sağlıklı bir ekosistem olduğunun başlıca göstergelerinden biridir” diyen Başkaya, “Yüzme sırasında sadece başlarının bir kısmı, burun ve gözleri suyun dışında kalır. Su samuru, genellikle gececidir. Etraftaki insan baskısı az ise gündüzden de faaliyet halinde olabilirler. Yoğun insan faaliyeti olan yerlerde daha temkinli hareket ederler. Su samuru popülasyonlarını tehdit eden unsurlar; su kirliliği, besin yetersizliği, habitatların tahribi, kaçak avcılık, trafik kazaları ve balık tuzaklarına bağlı ölümler gibi çok çeşitli faktörlerdir. Günümüz dünyasında, yaşadıkları birçok olumsuzluğa rağmen, Türkiye’de hemen hemen bütün bölgelerdeki popülasyonları orta ve üzeri seviyelerde yani iyi durumdadır. Durduk yere insana saldırmaz. Sıkıştırılırsa; yuvasına, yavrusuna herhangi bir şey yapmaya kalkılırsa insana da saldırabilir” şeklinde konuştu.
8 kişinin bulunduğu tekne battı! Denizin ortasında can pazarı: 2 çocuk saatler sonra bulundu…

Reklam
Son Dakika Haberleri: Ankara baraj doluluk oranları son durum nedir? Başkent'te alarm...

Son Dakika Haberleri: Ankara baraj doluluk oranları son durum nedir? Başkent’te alarm…

Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinde yer alan Barajlar Bilgi Sistemi’ne göre, kente su sağlayan 1 milyar 585 milyon 393 bin metreküp hacimli barajlardaki genel doluluk, 20 Ağustos itibarıyla 307 milyon 931 bin metreküple yüzde 19,42 seviyesinde bulunuyor.
Geçen yıl 20 Ağustos’ta 624 milyon 824 bin metreküple barajlarda doluluk oranı yüzde 39,41 olarak ölçülmüştü.

Aktif kullanılabilir su oranı da 20 Ağustos 2024’te 435 milyon 867 bin metreküple yüzde 31,21 seviyesindeyken, bu yıl aynı tarihte 118 milyon 974 bin metreküple yüzde 8,52 olarak tespit edildi.

Kentin barajlarındaki doluluk oranı ve aktif kullanılabilir su miktarında geçen yıl ile bu zaman arasındaki fark, barajlardaki su düşüşünü ortaya koydu.

KENTİN 3 AYDAN AZ İÇME SUYU KALDI
Şehre günlük 1 milyon 733 bin 943 metreküp su verilirken, yıllık buharlaşma ve sulama oranı ölçümlerine göre, Ankara’daki barajlardaki mevcut doluluk oranı dikkate alındığında kentin 3 aydan az içme suyu kaldı.

Barajlarda 20 Ağustos itibarıyla doluluk oranları, Çubuk-2’de yüzde 10,67, Çamlıdere’de yüzde 19,37, Kurtboğazı’nda yüzde 14,05, Kavşakkaya’da yüzde 16,84, Eğrekkaya’da yüzde 27,41, Akyar’da yüzde 20,16 ve Peçenek’te yüzde 14,04 olarak ölçüldü.

AA ekibi Ankara’ya içme ve kullanma suyu sağlayan barajlarda, kurak yaz mevsimi ve yetersiz yağışlar nedeniyle ciddi oranda düşen su miktarını görüntüledi.
Çamlıdere, Kurtboğazı, Akyar ve Eğrekkaya barajlarında sular yer yer yaklaşık 40-50 metre çekilirken, barajlarda bununla birlikte eski yerleşim yerleri, ev kalıntıları ve adacıkların gün yüzüne çıktığı görüntülendi.

Tuz Gölü havzasında büyük gizem! 1 yıldır fışkırıp, kayboluyor: Türkiye’de tek

Tuz Gölü havzasında büyük gizem! 1 yıldır fışkırıp, kayboluyor: Türkiye’de tek

Tuz Gölü havzasındaki Yeşilova beldesindeki tarlada yer altından çıkan su, yaklaşık 15 metre çapındaki alana yayılıyor. Bir süre sonra kesilen su akışı, geri çekilip kayboluyor. Jeoloji Yüksek Mühendisi Nurcan Özdemir, 1 yıldır devam eden bu sürecin karbondioksit çıkışından kaynaklandığını belirtti.
İlginizi Çekebilir
Bölgede, Türkiye’nin en geç volkaniklerinden olan Hasan Dağı’nın bulunduğunu belirten Özdemir, ”Buradaki oluşum 1 yıldır devam ediyor. Buraya soğuk su gayzeri dikebiliriz. Aslında gayzerler sıcak suyla olur. Magmanın etkisiyle buhar ve sıcak suyun etkisiyle yukarı çıkar. Burada ise karbondioksitten dolayı yeryüzüne bir su fışkırması var. Hasan Dağı’nın etkisiyle karbondioksit gazları, yer altı suyuna karışıyor. İlk önce küçük küçük kabarcıklar şeklinde yer altı suyu içerisinde bulunuyor. Daha sonra ise karbondioksit gazının şiddeti artınca fıskiye gibi yukarı doğru suyu birden püskürtüyor. Soda şişesini açtığınızda nasıl fışkırıyorsa burada böyle bir oluşum var. Buna soğuk su gayzeri diyebiliriz. Gayzer de Türkiye’de hiç yok. Buradaki bu oluşum Türkiye’de tek. Burayı herkesin gelip görmesi gerekiyor. Doğal bir oluşum. Bence burası jeolojik bir miras. Bence yer altı suları tamamen bitene kadar buradaki oluşum devam edecek” dedi.

‘TARLALAR ÇORAKLAŞMAYA BAŞLAYACAK’
Bölgedeki çoğu su kuyusundan karbondioksit gazı çıktığını, bunun da tarlaları çoraklaştırmaya başladığını ifade eden Özdemir, şöyle konuştu:
“Bunun yanında sıcak sularımız da mevcut. Çünkü Türkiye’nin en geç volkanik dağı Hasan Dağı volkanizmasının olduğu yerlerde bu tür gayzerler olur. Burası Tuz Gölü’ne de çok yakın bir yer. Tuz Gölü etrafında su kuyularının da yer altı suları azaldığı için ters yöne doğru bir akış var. Bazı 300 metrelik kuyularda tuzlu suyla karşılaşıyoruz. Bu gayzerde de tuzlu su çıkışı var. Etrafında bunun izlerini görüyoruz. Bu nedenle de daha önce ayçiçeği ekilen bazı tarlalara, artık güneş enerjisi santralleri kurmuşlar. Örneğin bu gayzerin yakınındaki ayçiçeği tarlasındaki kuyudan da tuzlu su çıkmaya başlamış. Sulanmasına rağmen iyi bir verim alınmamış. Tuzlu su çıktığı için bölgede tarlalar da çoraklaşmada başlayacak. Artık bu şekilde verim bile alınmaz. Biz sularımız tükettikten sonra kuyuyu 1000 metreden açsanız dahi yeterli ve güzel suyu alamazsınız. Çok ciddi anlamda kuraklıkla karşı karşıyayız. Sularımıza sahip çıkmamız lazım. Mevcut sularımızı 4-5 yıl sonra bulamayacağız.”
8 kişinin bulunduğu tekne battı! Denizin ortasında can pazarı: 2 çocuk saatler sonra bulundu…

Reklam
17 yaşındaki Defne'nin müthiş başarısı! TIME'a adını yazdırdı

17 yaşındaki Defne’nin müthiş başarısı! TIME’a adını yazdırdı

Kentte yaşayan ev hanımı Cansu Özcan (48) ile makine mühendisi Önder Özcan’ın (51), ilk çocukları Defne, babası gibi, çocukluğundan bu yana gökyüzü hayaliyle büyüdü. Baba-kız, hayallerini gerçekleştirmek ve gökyüzüyle buluşmak için, 2023 Mart’ta, Yunuseli Havaalanı’ndaki özel uçuş okulunun ‘Amatör Havacılık Sertifika Programı’na kayıt yaptırdı. Babasıyla 6 saat uçuş, 10 saat yer dersinden oluşan programı tamamlayıp sertifikasını alan Defne, lisans eğitimine devam etti.
İlginizi Çekebilir
Hava hukuku, operasyon planlama, insan performansı ve limitleri, haberleşme, meteoroloji, acil durum prosedürleri, seyrüsefer ve operasyon usulleri derslerini, 45 saatlik teorik eğitimle tamamlayan Defne Özcan, 5 öğretmen pilotla birlikte toplam 18 saatlik 13 uçuş görevini de tamamlayıp, 19’uncu saatinde ilk yalnız uçuşunu gerçekleştirdi. Cumhuriyet’in 101’inci yıl dönümünde, 27 Ekim 2024’te tek motorlu kırmızı uçağıyla, Yunuseli Havaalanı’ndan kalkış yapıp, solo uçuş gerçekleştiren en genç Türk olan Defne Özcan’ın yolculuğu, dünyanın en saygın haber ve politika dergilerinden birisi olan Amerika merkezli TIME dergisine uzandı.
TIME’ın dünya genelinde topluma ilham veren 10 genç lideri onurlandırmak üzere bu yıl ilk kez hazırladığı ‘Yılın Kızları’ listesinde, 12 ila 17 yaş arasındaki 9 genç kızla birlikte yer alan 12’nci sınıf öğrencisi Defne Özcan, ilk solo uçuşunun ardından gökyüzünde yaşadığı deneyimi ve henüz ehliyet bile alamayacak yaştayken semaya taşıyan tutkusunu anlattığı DHA’nın haberinin ardından, tek motorlu kırmızı uçağının kokpitinden TIME’ın sayfalarına uzanan yolculuğunu da yine DHA mikrofonuna anlattı.
Memura 2 yıllık zam için yeni tahmin!

‘3 AY ÖNCE MESAJ GELDİ, ONLINE GÖRÜŞME GERÇEKLEŞTİRDİK’
TIME’ın ödüllü editoryal ekibinin oluşturduğu; Yeni Zelanda’dan genç yazar Rutendo Shadaya, Japonya’dan olimpiyat şampiyonu sporcu Coco Yoshizawa, Çin’den bilim eğitmeni Valerie Chiu, Fransa’dan zorbalıkla mücadele öncüsü Zoé Clauzure, Almanya’dan çocuk güvenliği savunucusu Clara Proksch, Meksika’dan yarış pilotu Ivanna Richards, Polonya’dan biyoteknoloji mucidi Kornelia Wieczorek, Birleşik Krallık’tan evsizlik sorununa karşı çözüm üreten mühendis Rebecca Young, ABD’den organ bağışı savunucusu Naomi S. DeBerry ile birlikte listede yer alan Defne Özcan, profesyonel sosyal iş ağı ve paylaşım platformundan 3 ay önce gelen mesajla başlayan süreci şu sözlerle anlattı:
Türk bayrağı direğinde yapılan uygunsuz hareketlere soruşturma
“Bu projenin arkasında TIME dergisinde kıdemli editör Dayana Sarkisova var. O, bu projeyi, içinde yaşadığı toplumu değiştirmek için, büyümesi gerekmediğini anlayan kızların listesi olarak tanımlıyor. Böyle güçlü bir tema ve vizyona sahip bir projede yer almak ve dünyada bunu en iyi şekilde yansıttığı düşünülen 10 kızdan biri olmak gerçekten çok değerli, çok motive edici. Bu liste aslında bir yetenek yarışmasının sonucu veya bir akademik başarı sıralaması değil. O tip başarıların ödüllendirildiği farklı platformlar var. Öğrenciler fizik, kimya, biyoloji olimpiyatlarında, robotik turnuvalarında ve yarışmalarda aslında çok güzel başarılar elde ediyor. TIME dergisi daha farklı tipte bir başarıyı değerlendiriyor ve onurlandırıyor. Bu proje aslında kişisel başarının, kişisel çabanın ötesine geçmiş ve içinde yaşadığı toplumda pozitif bir etki yaratmak isteyen ve bunu cesaretle ve liderlikle başarılı bir şekilde yapan kızların listesi. Benim için süreç 3 ay önce başladı, TIME’dan gelen kısa bir mesajla. Mesajda başarılarımı ve amacımı takdir ettiklerini ve daha fazlasını öğrenmek istediklerini belirttiler. Yaklaşık 1 hafta sonra da gazeteci Aryn Baker’la detaylı online görüşme gerçekleştirdik. Bu görüşmeden birkaç hafta sonra projeye dahil edileceğimi ilettiler. Tabii ki de çok mutlu oldum ve onun ardından uzunca bir süre planlama süreci oldu. Ve 14 Ağustos’ta da proje yayınlandı.”

‘HAYALLERİNDEN VAZGEÇMESİNLER’
Pilot olmak istemediğini, uçmanın, hayallerine giden yolun temsili bir aracı olduğunu ifade eden Özcan, “Ben pilot olmak için uçmadım. Diğer kızlar uçabilsin diye uçtum. Buradaki uçmak kelimesini lütfen uçağa atlayıp uçmak değil de metaforik olarak değerlendirin. Kastettiğim şey, genç kızlar ve kız çocukları pilot, mühendis, bilim insanı ve her ne olmak istiyorlarsa olmasının mümkün olduğu. Vermek istediğim mesaj, kızların ön yargılar, yaş ve cinsiyet gibi kalıplaşmış roller sebebiyle hayallerinden vazgeçmemeleri gerektiği. Bu hedefimin bugün için yeterince kapsamlı olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
Eğitimini almaya devam ettiği UPL programının kendisini hava yolu pilotluğuna götürecek lisans türü olmadığına dikkat çeken Özcan, “Hava yolu pilotluğuna giden yolda, saatlerce teorik eğitimler almanız, uçuş yapmanız, simülatörde zaman geçirmeniz ve yüzlerce saat biriktirmeniz gerekiyor. Bu da doğası gereği, aslında eğitim aldığınız kuruma bağlı olarak, milyonlarca liralık ekonomik yük oluşturabiliyor. Benim amacıma uygun olan ve aslında 16 yaşında böyle bir rekora imza atmamı sağlayacak tek yol olan UPL yolunu seçtim ben ve masrafların klasik pilotaj eğitimiyle uzaktan yakından ilgisi yok” dedi.

‘ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ MAKİNE MÜHENDİSİ OLMAK İSTİYORUM’
Özcan, hayalinin, babası gibi makine mühendisi olmak ve insanlara daha yakın olabileceği alanda uzmanlaşmak olduğunu belirtti. Bu alana yönelmesini sağlayan ilham kaynağının ise kendisini İstanbul’daki özel bir üniversitenin araştırma programına kabul eden Makine Mühendisi Prof. Dr. İsmail Lazoğlu olduğunu hatırlatan Özcan, “Havacılık dünyasındaki her mesleği çok seviyorum ve çok saygı duyuyorum. Ama ben çok uzun zamandır makine mühendisi olmak istiyorum. Bunun arkasında babam makine mühendisi olduğu için, küçüklüğümden beri içinde bulunduğum ortamların etkisi büyüktür. Makine mühendisliği çok geniş bir alan ve ben biyomedikal uygulamalar üzerine çalışmak istiyorum, o alana odaklanmak istiyorum. Bu kararıma da geçen sene katıldığım Koç Üniversitesi Araştırma Programı’na beni kabul eden İsmail Lazoğlu Hoca’mın katkısı çok büyük” ifadelerini kullandı.
‘SÜMEYYE BOYACI’NIN DESTEĞİ ÇOK MUTLU ETTİ’
Boş zamanlarında ailesiyle vakit geçirmekten ve kardeşi Kaan (12) ile oyun oynamaktan hoşlandığını söyleyen Özcan, şu anda ana hedefinin ise okul derslerine ve okul dışı akademik faaliyetlerine odaklanarak, iyi bir üniversiteden kabul almak olduğunu anlattı. Özcan, ‘Yılın Kızları’ listesinde adının açıklanmasının ardından aldığı tebrik mesajlarından kendisi için en ayrıcalıklı olanın ise Paralimpik Milli Yüzücü Sümeyye Boyacı’dan geldiğini belirterek, şunları söyledi:
“Bilim, sanat ve spor dünyasından takip ettiğim ve çok ilham aldığım birçok isim ve halkımız çok güzel destekleyici mesajlar attı ve her zaman desteklerini hissettirdiler. Gerçekten destek veren herkese çok teşekkür ediyorum. Çok mutlu oldum ve gururlandım. Bir isim var beni gerçekten çok mutlu etti. Sümeyye Boyacı desteğini bildirdi ve ben eskiden 6 sene de lisanslı yüzmüştüm ve ta o zamanlardan benim hani ne zaman böyle bırakmayı düşünsem, sürekli açıp izlediğim, hikayesini dinlediğim biri olduğu için, mesaj atması gerçekten beni inanılmaz mutlu etti ve çok şaşırmıştım açıkçası.”
4 bin 400 TL seviyelerinde dalgalanan gram altın için tarih verildi!
OLİMPİYAT ŞAMPİYONUYLA AYNI LİSTEDE
Geçen yıl olimpiyatlarda televizyondan takip ettiği Japon olimpiyat şampiyonu Coco Yoshizawa ile aynı listede yer aldığını görünce çok mutlu olduğunu söyleyen Özcan, “Kızlardan sadece bir tanesini önceden tanıyordum, Coco. Olimpik bir kaykaycı. Altın madalya aldı geçen yaz. Onu da televizyondan izlemiştim. O yüzden listede onu görünce çok şaşırdım ve mutlu oldum. Böyle güzel başarılar elde eden başka kızlarla bir arada olmak ve böyle özel bir projede birleşmek bence çok güzel. Kesinlikle tahmin edemezdim geçen sene. Geçen yaz deseniz kesinlikle mümkün olacağını düşünmezdim. Bu da aslında küçük ve önemsiz gördüğünüz bir şeyin sizi ne kadar iyi yerlere götürebileceğinin bir kanıtı belki de. Aslında bu biraz da konfor alanınızdan çıkınca neleri başarabileceğinizi ve nelerin mümkün olduğunu da gösteriyor ve inanılmaz şeyler de mümkün olabiliyor” diye konuştu.
Fenerbahçe maçı için Portekiz basınından olay yorum: Benfica cehennemden sağ kurtuldu…