BIST 100
10.961,67 1,88%
DOLAR
49,9974 0,04%
EURO
56,0077 0,10%
GRAM ALTIN
6.312,88 -0,42%
BITCOIN
76.513,00 -0,26%
FAİZ
39,59 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
79,68 -1,81%
GBP/TRY
67,1224 0,09%
EUR/USD
1,1194 0,06%
BRENT PETROL
104,52 1,02%
ÇEYREK ALTIN
10.321,65 -0,42%
İzmir Parçalı Bulutlu
İzmir hava durumu
14 °
Reklam

HABER

‘SDG-Türkiye-ABD anlaştı’ açıklaması

‘SDG-Türkiye-ABD anlaştı’ açıklaması

Suriye’nin en karmaşık sorunlarından biri olan Süveyda krizi hakkında konuşan El-Şara, meselenin köklerinin bölgedeki Bedeviler ve Dürziler arasında 150 yıldır süregelen anlaşmazlıklara dayandığını söyledi. Yaşanan ihlaller konusunda özeleştiri yapan El-Şara, “Son olaylarda tüm taraflardan birçok ihlal oldu. İhlaller sadece Bedevilerden Dürzilere yönelik değildi. Dürzilerin de Bedevilere karşı birçok ihlali oldu ve tüm bunlar belgelenmiştir. Şeffaf olmak adına bunu belirtelim, Suriye’deki bazı güvenlik ve ordu mensupları da bazı ihlallerde bulundu. Sorunlarımızı tamamen şeffaf bir şekilde çözmeye alıştık” dedi.Rojava ve Demokratik Suriye Güçleri (SDG) ile ilgili duruma ilişkin de konuşan El-Şara, SDG ile 10 yıldır ilk kez bir uzlaşı sağlandığını kaydetti.
‘Bölünme imkansız’
Suriye’nin bölünmesinin imkansız olduğunu söyleyen ve bölünmeyi savunanları “cahil ve hayalperest” olarak nitelendiren Şara, “Suriye, SDG ve Türkiye’nin de ilgili olduğu ve Amerikalıların da bulunduğu bir anlaşma taslağı üzerinde mutabık kalındı. Bu dört taraf bir şey üzerinde anlaşırlarsa, o gerçekleşir” dedi.
SDG’yi eleştirdi
Anlaşmanın uygulama mekanizmalarının tartışıldığını belirten El-Şara, sürecin hassasiyetine dikkat çekti ve SDG’ye şu eleştiriyi yöneltti: “SDG bu anlaşmayı uygulamaya hazır olduklarını ifade ediyorlar. Ancak bazen sahada, müzakerelerde ve medyada söylediklerine ters düşen işaretler veriyorlar.”…

Gelibolu alevlere teslim oldu! 7 köy boşaltıldı

Gelibolu alevlere teslim oldu! 7 köy boşaltıldı

Türkiye orman yangınlarıyla mücadele ediyor. Günlerce süren yangınların büyük bir bölümü söndürüldü ancak yeni yangınlarla mücadele sürüyor. Bu yerlerden biri de Çanakkale, Gelibolu. Geçen cumartesi öğlenden sonra Gelibolu’nun Tayfur ile Cumalı köyleri arasındaki ormanlık alanda başlayan yangın rüzgârın etkisiyle Eceabat ilçesindeki ormanlık alanlara yayıldı.
Yangın nedeniyle Tarihi Alan’ın Kuzey Hattı geçici süreyle kapatıldı. Bölgede tedbir amacıyla tahliye edilen köy sayısı 7’ye çıktı. Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı ekiplerin yangına havadan ve karadan müdahalesi sürerken, yangının boyutu çekilen dron görüntüleriyle ortaya çıktı.Yangın nedeniyle Gelibolu’nun Karainebeyli ve Ilgardere köyleri ile Eceabat’ın Beşyol, Yolağzı, Kumköy, Büyükanafartalar, Küçükanafartalar köyleri tedbiren tahliye edildi. Yangın, ekiplerin canla başla çalışmasıyla büyük ölçüde kontrol altına alındı. Soğutma çalışmalarınabaşlandı.
Geçici kapatma
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, Eceabat ilçesi civarında devam eden orman yangını nedeniyle ziyaretçilerin güvenliği, yangın söndürme çalışmaları ve alanın korunması amacıyla tarihi alanın kuzey hattına (Batık Gemi, Mimoza, 57. Alay ve Conkbayırı) ikinci duyuruya kadar girişlerin durdurulduğu, ayrıca Bigalı Kalesi, Bigalı Atatürk Evi ve Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi’nin de geçici süreyle ziyarete kapaldığı bildirildi.

KÜLLER İÇİNDE BİR KARACA
Yangın nedeniyle geniş bir ormanlık alan zarar görürken yaban hayatı da olumsuz etkilendi. Gelibolu Yarımadası’nda karaca popülasyonunun yoğun olduğu Kumköy ve Ilgardere köyleri arasındaki ormanlık alanda alevlerden kaçan karaca görüntülendi. Can havliyle çevrede bir süre koşuşturan karaca, daha sonra gözden kayboldu. Bu anlar ise kayıt altına alındı.

Tahliye edilen vatandaşların bir kısmı da Eceabat Gençlik Konukevi’ne yerleştirildi. Çanakkale Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, vatandaşlara psikolojik destek veriyor.
Yangınların yarıdan fazlası orman dışı başladı
Orman Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, Türkiye’nin 2025 yazını yüksek sıcaklıklar, düşük nem ve kuvvetli rüzgârların tetiklediği yangınlarla geçirdiği belirtildi. Son verilere göre Avrupa’nın pek çok ülkesinde yaşanan yangınlarda 440 bin hektar, Türkiye’de ise 64 bin 500 hektar alanın zarar gördüğü bilgisi verildi. Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, orman dışı alanlardaki anız yakma, tarla temizliği sırasında kullanılan ateş, dikkatsizce bırakılan şişe ve cam parçalarının yangın açısından büyük tehlike oluşturduğuna dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu. “1 Ocak-17 Ağustos arasında ülkemizde 2 bin 239 orman, 2 bin 992 orman dışı alan olmak üzere toplam 5 bin 231 yangın meydana geldi. Bu rakamlar gösteriyor ki, yangınların yüzde 57’si orman dışı alanlarda başladı. Tarım arazileri, makilikler, yol kenarları, boş araziler ve kırsal yerleşimlerde çıkan bu yangınların pek çoğu, rüzgar ve yüksek sıcaklıkla birlikte kısa sürede ormanlara sıçradı. Sonuç olarak 64 bin 500 hektar alanımız büyük zarar gördü.”

YUMAKLI: Şehitlikler etkilenmedi
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Çanakkale Gelibolu ve Adana İmamoğlu’ndaki orman yangınlarının büyük ölçüde kontrol altına alındığını bildirdi. Orman kahramanlarının aralıksız mücadele ettiğini belirten Yumaklı, “Çanakkale Gelibolu yangını orman kahramanlarımızın aralıksız mücadelesiyle büyük ölçüde kontrol altına alınmıştır. Bölgede soğutma çalışmalarımız devam etmektedir. Tarihi yarımadada bulunan şehitliklerimiz yangınlardan etkilenmemiştir” ifadelerinikullandı.

Geri dönüşüm fabrikası alev alev
Gaziantep 2. Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan bir geri dönüşüm fabrikasında yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen yangın, bir anda fabrikanın büyük bölümünü sardı. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Yangına 40 itfaiye aracı ve 100 personel, yoğun duman altında alevlere müdahale etti. Alevlerin diğer fabrikalara sıçraması engellenirken, fabrikanın duvarı ekiplerin çalışmaları sırasında kepçe yardımıyla yıkıldı. Bu sayede farklı noktalardan müdahale edilen yangın, 7 saatlik çalışmayla kontrolaltınaalındı.
Yeni yangınlar
Adana, İmamoğlu Eğri-çam mevkisindeki ormanda saat 16.00 sıralarında çıkan yangına müdahale ediliyor. Hakkâri, Şemdinli’deAlan köyünde çıkan orman yangını darüzgârın etkisiyle hızla büyüyerek geniş bir alana yayıldı. Köylüler, kendi imkânlarıyla yangına müdahale etti.
Suriye sınırında korkutan yangın
Hatay’ın Yayladağı ilçesinde Suriye sınırına yakın bir noktada dün saat 12.00 sıralarında orman yangını çıktı. Kısa sürede büyüyen alevleri görenlerin ihbarı üzerine bölgeye gelen ekiplerin müdahale ettiği yangın, saat 13.00 sıralarında kontrol altına alındı….

Reklam
Çağla için Interpol devreye girmişti! 'Ailenin de üzerine gidiliyor, adalete 5-6 ay kaldı'

Çağla için Interpol devreye girmişti! ‘Ailenin de üzerine gidiliyor, adalete 5-6 ay kaldı’

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – 15 yaşındaki Çağla Tuğaltay’ın 5 Haziran 2000 günü sır dolu ölümü, aradan geçen 25 yıla rağmen onu tanımayan binlerce gönüllü için bir adalet mücadelesi olmaya devam ediyor. 25 yıldır onu hiç unutmadan şahit olduklarını Türk yargısına anlatan, Çağla’nın katilinin bulunması için yüreğinin bir yanında hep umut ışığı yanan gönüllüler, geçtiğimiz günlerde gelen bir haberle umudu daha yoğun hissetmeye başladı. Çağla’nın katili çevresinde aranmış, yıllarca aynı apartmanda yaşadığı pek çok komşusu şüpheli görülmüştü. Ancak genç kızın katili bunca zaman sadece 2 yerde hiç aranmamıştı. Kapının hiç zorlanmadan açıldığı, Çağla’ya yuva olan evi yani ailesi ve yurt dışındaki potansiyel suçlular!Artık Interpol devredeydi. Ya ailenin dediği gibi Çağla’nın katili yurt dışındaydı ya da Türk yetkililerin ve Çağla’nın davası için gönülden çabalayan Avukat Ümit Altay’ın da tahmin ettiği gibi en yakınındaydı. Peki Interpol’ün devrede olması ne anlama geliyor? 25 yılın ardından artık adaletin yerini bulması an meselesi mi? Avukat Ümit Altay, Çağla’nın katili için 6 ay detayına ve bilmediğimiz gelişmelerin olabileceğine dikkat çekerek Milliyet.com.tr’ye konuştu.

INTERPOL’ÜN DEVREDE OLMASI NE DEMEK? ‘DOSYA ÇOK SICAK’
Çağla’nın öldürülmesinin üzerinden tam 25 yıl geçti. Ancak geçtiğimiz günlerde herkesi heyecanlandıran bir gelişme yaşandı ve delillerin bu güne dek yapılacak en kapsamlı tarama için Interpol’le paylaşılmasına karar verildi. Çağla Tuğaltay cinayetini aydınlatmak için çalışmalara devam eden polis, olay yerinde bulunan 3 parmak izi ile Çağla’nın tırnakları arasından çıkan DNA örneklerini İnterpol arşivinde taratacaktı. Ardından daelde bulunan örnekleri 196 ülkedeki örneklerle karşılaştıracaktı. 25 yıl boyunca sadece Çağla’nın ‘yakınlarında’ aranan katil için, bu kez geniş bir arama tarama söz konusuydu.Ancak genç kızın adına kurulan gönüllü sosyal medya sayfaları, katilin yakından ziyade ‘en yakınlarında’ olduğuna inanıyor. Aile ise bu iddialara karşı çıkıyor ve kızlarının katilinin ‘evden’ biri olmadığını ısrarla savunuyor. Elbette bu süreçte Türk yetkililer gereken araştırmaları yapıyor ve delileri inceleyerek, pek çok şahidin ifadelerini yeniden alıyor. Interpol’ün devreye girmesi ise cinayetin çözülmesi konusunda adalet bekleyenlerin umudunu iyice yeşertiyor. Peki Interpol’ün yapacakları davayı nasıl etkiler ve bu araştırma tam olarak ne anlama geliyor? Ailenin üzerindeki şüpheler bitmiş olabilir mi? Avukat Ümit Altay şöyle açıklıyor:
Alıntı Metni

DOĞRU SÖYLEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ YOK! ‘HTS’LERE BAKILMIŞ OLABİLİR’
Bugüne dek Çağla’nın katilinin bulunması için pek çok kişinin ifadesi alındı. Aile de TV programlarında ve her röportajlarında o güne dair açıklamalar yaptı. Ancak gönüllülerin dikkatinden kaçmayan kritik detaylar, büyük tutarsızlıkları peşinden getiriyor. Özellikle Çağla’dan sonra ortadan kaybolan ‘yeşil Mercedes’ ile ilgili, “Öyle bir arabamız yoktu” dedikten kısa süre sonra “Aslında yeşil Mercedes’imiz vardı” diyen aile akıllarını karıştırmıştı. Sosyal medyada ve şahitlerin ifadelerinde öne çıkan isimlerden biri olan baba Nedim Tuğaltay’ın, cinayetin işlendiği saatlerde balkonda kanlı ve bıçaklı görülmesi, ev telefonundan görüşmeler yapılmış olması bu kritik detaylar arasında öne çıkıyordu. Oysa Çağla’nın öldürüldüğü saatlerde ne Nedim Tuğaltay ne de diğer aile üyeleri verdikleri ifadede evde olduklarını söylemişti. Yani Nedim Tuğaltay’ı eli kanlı ve bıçaklı gören 3 farklı tanığın ifadesi değerlendirildiğinde ortaya çelişkiler çıkıyordu. Ayrıca ağabey İlker Tuğaltay’ın HTS kayıtları 2000 yılına ait bir veri sunmamıştı. Çünkü incelenen numara, 2004’ten sonra kullanılmaya başlanmıştı. Peki ama Ordu’dan İstanbul’a cinayet sonrası geldiğini ifade eden İlker Tuğaltay yanlış bir numara mı vermişti? İfadesinde eksik ya da yanlış bilgiler olabilir miydi? Avukat Ümit Altay, ‘Doğru söylemek gibi bir yükümlülükleri yok’ diyerek o ifadeleri ve HTS kayıtlarını anlattı.
“Kişinin, kendisiyle alakalı doğru delil verme veya doğru söyleme yükümlülüğü yok ceza hukukumuza göre. Ceza almasa da bir kanaat oluşur. Der ki bu adam gerçekten şüpheli olabilir. Nitekim şu an öyle düşünülüyor. 2000 yılında o olay saatinde, İstanbul’dan da sinyal verdiğinden kabul etmediğini düşünüyoruz. Polis veya savcılık HTS’nizi alırken gelip ‘Hangi numarayı kullanıyorsunuz?’ diye sormuyor. Yani şahsın şu an üzerinde kayıtta hangi telefon numaraları var diye bakar ve öğrenirler. Bu teyitli bir şekilde soruşturulur. Yoksa o zaman şüpheliler hep başka numaralar verirdi. İlker’in yıllar sonra yana yakıla başka bir numara aramasının, o numarayı kabul etmemesinin bundan sebep olduğunu düşünüyoruz. Bu, gerçekten onun telefonu. 2000 yılında da Ordu’da değil de İstanbul’da vermiştir diye düşünüyoruz. Zaten savcının da aile üzerine gitme sebeplerinden bir tanesi buydu. Bir de o numarayı da reddetmiyor. Diyor ki o numarayı 2004’te kullanmaya başladım. Yani tanıklara sorduğu sorular, onlara yaptıkları konuşmalarında savcı da fikrini biraz söylemiş. Şu an aile üzerinde de duruluyor.” – Avukat Ümit Altay

Peki, olay saatinde Çağla’dan ve henüz kimliği bilinmeyen katilden başka kimsenin evde olmaması gerekiyorsa, ev telefonu üzerinden Nedim Tuğaltay’la nasıl iletişim kurulmuştu? Nedim Tuğaltay cinayet saatlerinde ev telefonunda, akşam Gülnur Tuğaltay’la eve gelene kadar bilmediği cinayeti, nasıl ‘Çağla’yı kesmişler’ diye anlatmıştı?
Alıntı Metni
5 NO’LU KAN LEKESİ VE SALONDA BULUNAN ÇAKMAĞIN SIRRI
Çağla’nın boğazı ‘solak’ biri tarafından kesilmişti ve okul elbiselerinin altına giydiği iç çamaşırındaki 5 no’lu kan lekesi Çağla’ya ait değildi. Çağla’nın değilse katili ele verecek bir delil olma olasılığı oldukça yüksek olan bu leke için Avukat Ümit Altay gereken adımları attı. Savcılığa 10 dilekçe gönderen Avukat Altay’ın 9’uncu dilekçesi bu kan lekesi içindi. Peki çakmak ve kan lekeleri ne ifade ediyordu?
“Dosyada 5 no’lu kan örneği var. O Çağla’ya ait değil. Kanın kime ait olduğu bulunursa cinayeti aydınlatacak. Kanın sıçraması, cinayet dışında mümkün değil. Demek ki kendini de kesti katil. Böylece kendi kanı da damladı diye düşünüyoruz. Belki de Çağla’yla boğuşurken bir şey oldu. Bunu ben talep ettim. Tırnak altı DNA’nın da aileyle karşılaştırıp karşılaştırılmadığını bilmiyoruz. Çünkü aile bu konuda da yalan söylüyor. Deniyor ki bizimki incelendi ama eşleşmedi deniyor. Ancak bugüne kadar hiçbir rapor göstermediler. Bu da benim dikkatimi çekti. Başta tırnak altı DNA olmak üzere 5 no’lu kan örneği ve Çağla’nın iç çamaşırında başka yabancı DNA’lar da var ,swap’lar alınmış. Onlarla da eşleştirilmeli. Bir de salonda bulunan çakmak. O da DNA’larla eşleştirilmeli. Ben talep ettim. Muhtemelen savcı da bunu göz önünde bulundurur ve aile üyeleri ile o tanıklar dinlendikten sonra DNA’larına başvurulacak diye düşünüyorum.” – Avukat Ümit Altay

‘DOSYA GİZLİ OLDUĞU İÇİN BİLEMEYİZ’
Çağla’nın 25 yıldır aydınlatılamamış soruşturması için çalışan kimse yerinde saymıyor. Her geçen gün yeni incelemeler, ifadeler ve ihtimaller değerlendiriliyor, sonuca varacak yolda durmaksızın ilerleniyor. Ancak alınan ‘gizlilik kararı’ her gelişmenin öğrenilmesini mümkün kılmıyor. Bu nedenle de Avukat Ümit Altay’a göre henüz duymadığımız ama ilerleme kaydedilen incelemeler olabilir. Avukat Ümit Altay, bunun nedenlerini ve ‘6 ay tahminini’ açıklayarak sözlerini şöyle noktaladı:
Alıntı Metni…

Reklam
Reklam
Gaziantep’te büyük yangın! Geri dönüşüm fabrikası alev alev yandı

Gaziantep’te büyük yangın! Geri dönüşüm fabrikası alev alev yandı

Yangın, Gaziantep ikinci organize Sanayi bölgesinde bulunan bir geri dönüşüm tesisi çıktı. İddiaya göre, bilinmeyen bir nedenle çıkan yangın kısa sürede büyüyerek tesisi tamamen sardı. Durumu fark edilmesi üzerine 112 acil çağrı merkezine ihbarda bulunuldu.İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye sağlık ve polis ekibi sevk edildi.
40 ARAÇ 100 İTFAİYE PERSONELİ MÜDAHALE ETTİ
Saat 16.00’da çıkan yangına 40 araç 100 itfaiye personeli ile müdahale edilirken, ekiplerin alevleri kontrol altına almaya yönelik çalışmaları saatlerce devam etti.
Haber Detay Görsel Slider
Yangın nedeniyle gökyüzünü yoğun duman bulutu kaplarken dumanlar şehrin hemen hemen her noktasından görüldü.

‘ETKİLENEN KİMSE YOK İÇERİDE DE KİMSE YOK’
Gaziantep Valisi Kemal Çeber, alanda incelemede bulunduktan sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, 10 dönüm üzerinde kurulu fabrikada çıkan yangına müdahale edildiğini söyledi.
Yangını söndürmek için ekiplerin çalıştığını belirten Çeber, şunları kaydetti:
“Atık geri dönüşüm fabrikasında çıkan yangına ilişkin saat 16.10’da ihbar aldık. Fabrika 10 dönüm üzerine kurulu bir alanı işgal ediyor. İçerisindeki geri dönüşüm malzemeleri, elyaf ve petrol materyalleri var. Çok yoğun bir duman görüyorsunuz. Enerjisi yüksek bir yangın. Amacımız onun etrafına sirayet etmeden yangını tutabilmek. Bütün kurumlar burada, şu an 40 yakın itfaiye aracı ve 100’e yakın itfaiye personeli var. Allah’ın izniyle şu andaki değişkenlerde bir sıkıntı olmazsa başka bir fabrikaya sirayet etmeden söndürmeye çalışıyoruz. Etkilenen kimse yok, içeride de kimse yok. Nedenine ilişkin çalışmalar devam ediyor. Uzmanlarımız çalışmalara devam edecek. Gaziantep’imize geçmiş olsun.”
8 SAATTE KONTROL ALTINA ALINDI
Kısa sürede büyüyen yangın, geri dönüşüm tesisinin yanındaki halı fabrikasına da sıçradı. Ekiplerin 8 saat süren çalışmasının ardından yangın kontrol altına alındı. Ekiplerin fabrikadaki soğutma çalışmaları sürüyor.

Çanakkale’de alevlerle mücadele sürüyor: 7 köy tahliye edildi…