BIST 100
11.482,60 1,32%
DOLAR
50,1497 0,09%
EURO
55,9304 -0,72%
GRAM ALTIN
6.556,39 -0,60%
BITCOIN
75.787,00 0,18%
FAİZ
39,49 0,28%
GÜMÜŞ GRAM
83,81 0,09%
GBP/TRY
67,1077 -0,65%
EUR/USD
1,1143 -0,68%
BRENT PETROL
97,05 -0,34%
ÇEYREK ALTIN
10.719,70 -0,60%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
10 °
Reklam

EKONOMİ

Artanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • OZRDN 9,13 %▲ %10,00
  • BIOEN 12,33 %▲ %9,99
  • ISVEA 15,97 %▲ %9,99
  • KARCL 34,60 %▲ %9,98
  • GUNDG 72,15 %▲ %9,98

Azalanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • KARTN 115,20 %▼ %-10,00
  • TRHOL 113,50 %▼ %-9,99
  • OZATD 102,10 %▼ %-9,96
  • RALYH 6,18 %▼ %-9,91
  • SOKM 48,44 %▼ %-9,88

İşlem Görenler

Tümü
  • Hisse Hacim
  • ASELS 13.462.912.580,75
  • THYAO 12.543.258.296,00
  • YKBNK 9.718.677.363,32
  • AKBNK 8.690.714.363,95
  • TUPRS 8.118.700.350,00
Bitcoin
75.750 -0.16%
Ethereum
2.234,04 -0.19%
Tether
0,998918 -0.01%
Binance Coin
695,04 0.27%
XRP
1,16 -1.60%
Solana
89,49 -0.71%
TRON
0,31981 0.55%
Dogecoin
0,071471 -1.28%
Cardano
0,181253 -1.48%
Dai
0,999995 -0.02%
Avalanche
8,21 -1.57%
Arbitrum B. USDT
0,999951 0.02%
Polygon B. USDT
1 0.05%
Wrapped Solana
98,97 -5.00%
Polygon PoS Bridged DAI (Polygon POS)
0,999531 -0.04%
Emniyet Müdür Yardımcısı, vücut geliştirmede Türkiye şampiyonu oldu

Emniyet Müdür Yardımcısı, vücut geliştirmede Türkiye şampiyonu oldu

52 yaşındaki Bolu İl Emniyet Müdür Yardımcısı Türker Uygur, İzmir EXPO Fuarı’nda düzenlenen Vücut Geliştirme Dünya Şampiyonası Milli Takım Seçmelerinde, 45 yaş üstü kategoride Türkiye birincisi oldu. Geçtiğimiz yıl Türkiye 2024 Vücut Geliştirme ve Fitness Şampiyonası’nda üçüncülük elde eden Uygur, bu yıl düzenlenen seçmelerde birinci olarak milli takıma girmeye hak kazandı.

Özel Harekat Daire Başkanlığı tarafından kurulan Özel Harekat Gazi ve Engellileri Spor Kulübü adına yarışan Uygur, İspanya’da düzenlenecek olan Dünya Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil edecek.

ŞAMPİYON MÜDÜR VERDİĞİ SÖZÜ TUTTU
Geçtiğimiz yıl Türkiye üçüncüsü olan Uygur, o dönem yaptığı açıklamada, “Bundan sonraki süreçte hedefim dünya şampiyonluğu” demişti.

ŞEHİT POLİSİN OĞLU, HAYALLERİNDEN VAZGEÇMEDİ
1984 yılında İzmir’de Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde görev yapan babası Tamer Uygur’un şehit düşmesiyle 11 yaşında babasını kaybeden Türker Uygur, polis olmak için hayallerinden vazgeçmedi. 1993 yılında İzmir Polis Koleji’nden, 1998 yılında ise Polis Akademisi’nden mezun olan Uygur, komiser yardımcısı olarak polisliğe başladı.
Haber Detay Görsel Slider
Emniyet teşkilatında atış eğitimleri konusunda uzmanlaşan Uygur, yurt içi ve yurt dışında pek çok eğitim verdi. Evli ve 3 çocuk babası olan Emniyet Müdür Yardımcısı Uygur, 14 yaşından bu yana spora olan ilgisini ise hiç bırakmadı.
Türker Uygur, Şimdi ise Türkiye’yi dünya sahnesinde temsil etmeye hazırlanıyor….

Dört ayak üstüne düşen şanslı kedi: Kendi başına gelmesi gerçekten çok ilginç

Dört ayak üstüne düşen şanslı kedi: Kendi başına gelmesi gerçekten çok ilginç

Demircilerardı Mahallesi’nde faaliyet gösteren Dulkadiroğlu Veteriner Kliniği önüne yaklaşık 2 ay önce gece saatlerinde gelen ve yediği gıdadan zehirlendiği belirlenen kedi, veteriner teknikerinin fark etmesiyle tedavi altına alındı.
Sağlığına kavuşturulan kedi ise sahiplendirilmeyi bekliyor.
Veteriner teknikeri Mine İlayda Çelik, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Kestane” adını verdiği kedinin yaklaşık 2 ay önce nöbette olduğu gün kendi çabalarıyla veteriner kliniğinin önüne geldiğini söyledi.
Haber Detay Görsel Slider
İş yerinin kapısının önüne hava almaya çıktığı sırada kediyi yerde hareketsiz yatar şekilde bulduğunu anlatan Çelik, “İçeriye aldım ve durumunun ağır olduğunu fark edince veteriner hekimimiz Hasan hocayı çağırdım. Hasan hoca tetkikleri ve işlemleri gerçekleştirdi.” dedi.
Kedinin “dört ayağının üstüne düşmek” deyimindeki gibi şanslı olduğunu belirten Çelik, tedavisinin tamamlanmasının ardından çok uysal ve uyumlu bir hayvan olduğunu ifade etti.

“KENDİ BAŞINA GELMESİ ÇOK İLGİNÇ”
Veteriner hekim Hasan Aktaş ise olayın yaşandığı gece saat 02.00 sıralarında haber verilmesi üzerine kliniğe gittiğini ifade ederek, “Sokağa atılmış bir kedi olabilir ve zehirlenme şüphesi vardı. İlk tetkiklerini yapıp kan sonuçlarına, ultrason görüntülerine ve röntgenine baktıktan sonra zehirlenme olduğunu tespit ettik.” diye konuştu.

“Kestane”nin karaciğer ve böbreğinde ciddi hasar oluştuğunu dile getiren Aktaş, şunları kaydetti:
“Zehirlenme olduğu için hayvan kapının önünde nörolojik ataklar geçiriyordu. Kendi başına geliyor, bizde kameralardan izlediğimizde fark ettik. Yaklaşık 1 saat kadar kapının önünde hayvan dönüyor ve ataklar geçiriyor. Tekniker arkadaşımız gördüğünde zaten hızlı bir şekilde içeri alıyor. Daha sonra zaten gelip müdahale ettim, kendi başına gelmesi gerçekten çok ilginç, bizi de şaşırtan zaten oydu. Biz aynı zamanda büyükbaş hayvanlara da bakıyoruz. Kliniğimizin bir kapısı büyükbaş hayvan girişi olduğu halde kedi, kedi köpeklerin yani pet hayvanların girdiği bölümünün önüne geliyor ve orada bekliyor.”

KEDİYİ SAHİPLENDİRMEK İSTİYORUZ”
Uzman veteriner hekim Atilla Dulkadir de kedilerin insanlara çok yakın hayvanlar olduğunu söyledi.
Kedinin muhtemelen sokağa atılmış bir hayvan olduğunu anlatan Dulkadir, “Belki de hastalığı daha önceden vardı ama farkına varıldı da mı atıldı, bilmiyoruz.” dedi.
Dulkadir, hayvanın uzun süredir kendilerinde olduğunu ve sosyal mecralardan varsa sahibine ulaşmaya çalıştıklarını dile getirerek, şunları söyledi:
Alıntı Metni
Öte yandan kedinin klinik önünde atak geçirmesi ve tedavi altına alınması iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.

…

Aleyna Çakır'ın ölümüne ilişkin sanık Ümitcan Uygun beyanlarda kendini savundu

Aleyna Çakır’ın ölümüne ilişkin sanık Ümitcan Uygun beyanlarda kendini savundu

Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya başka bir davada tutuklu yargılanan sanık Uygun ile taraf avukatları katıldı. Duruşmayı maktul Esen’in ve sanık Uygun’un ailesi de takip etti.
Mahkeme heyeti başkanı, dosyaya gelen evrakı okuduktan sonra tanıkların dinleneceğini bildirdi.
TANIKLAR OLAY GECESİNİ ANLATTI
Tanık H.T, maktul Esen’in taksiciliğini yaptığını, Uygun’la birkaç kez karşılaştıklarını söyleyerek, “Ümit birkaç kere Sema taksiye binerken müdahale etti. Yumruk attığına da şahit oldum. Arabasıyla önümüzü kestiği de oldu. Sema’yı arabadan indirmeye çalıştı, müdahale ettim. ‘Seni öldüreceğim’ diye tehdit ettiğini de duydum. Kavgalarına 2-3 kere şahit oldum, bunlar Sema’nın ölümünden yaklaşık 4 ay önce yaşandı.” beyanında bulundu.
Tanık M.C.Ç. ise bu konuyla alakalı bilgisi olmadığını belirterek, sanıkla iş yaptıklarını ve olay gecesi kendisinin asker eğlencesi için toplandıklarını, sanığın da orada olduğunu söyledi.
Gece alkol aldıklarını ve sanığın arkadaşlarından kendisini eve bırakmalarını istediğini dile getiren M.C.Ç, “Beni saat 03.00 gibi aradı, ‘eve geldim’ dedi. Aynı gün öğlen saatlerinde beni ağlayarak aradı, ‘Sema intihar etti, onun evine gidiyorum’ dedi.” diye konuştu.
İlginizi Çekebilir
Tanık K.Ö. de olaydan önce Sema’yla aralarının bozuk olduğunu, gece aradığında şaşırdığını anlatarak,”Sema beni aradığında yeni yaptırdığım estetiği konuştuk. Ümitcan ailesiyle yemekte demişti. Telefonu, ‘hakkını helal et’ diyerek kapattı. Aramız bozuk olduğu için öyle söylediğini düşündüm. Ertesi sabah ölüm haberini aldım. Sema’nın rahat bir hayatı vardı. Ümitcan ona çalışma derdi. Kavgalarına şahit olmadım.” dedi.
Söz verilen tanık H.T.P, maktul Esen’in ölüm haberini aldığında karakola gittiğini, orada sanığı ağlarken gördüğünü anlatarak, şu beyanda bulundu:
“Sema’yla aynı yerde çalışıyorduk. Geldiğinde videoları ya da vücudundaki çürükleri gösterirdi. Abla kardeş ilişkimiz vardı. Ayrılmasını söylerdim, ‘gönlümü alıyor’ derdi. İşe ara sıra geldiğinden çok sık görüşmüyorduk. Sema hayat doluydu kendine bir şey yapacağını düşünmüyorum. İlk tanıştığımızda Sema madde kullanmıyordu, Ümitcan’dan sonra bu durum dikkatimi çekti. Sema’yı hep silahla tehdit edermiş, bana Ümitcan’ın ağzına silah soktuğu bir videoyu da göstermişti.”
ÜMİTCAN UYGUN BEYANLARDA KENDİNİ SAVUNDU
Söz konusu beyanların ardından söz alan sanık Uygun, aleyhe olan ifadeleri kabul etmediğini ve tanık olarak dinlenilen kişileri tanımadığını söyledi.
Ünlü sanatçı Güllü hayatını kaybetti! Asistanından intihar açıklaması
MÜŞTEKİ AVUKATLARINDAN KAMERA KAYITLARI TALEBİ
Müşteki avukatları, aleyhe olan beyanları kabul etmediklerini daha sonra yazılı savunma yapacaklarını söyleyerek, mahkemeden, kamera kayıtlarının yeniden bilirkişiye gönderilmesini talep etti.
Beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, müşteki avukatlarının talebini kabul ederek, kamera kayıtlarının tekrar bilirkişiye gönderilmesine karar verdi.
Duruşma, 12 Aralık’a ertelendi.
OLAYIN GEÇMİŞİ VE İDDİANAME DETAYLARI
Ümitcan Uygun, 3 Haziran 2020’de Ankara’nın Keçiören ilçesi Yükseltepe Mahallesi’nde yaşayan ve “Aleyna Çakır” ismini kullanan kız arkadaşı Sema Esen’in evine gitmiş, kapıyı açmaması üzerine çilingirle kapının açılması sonrası Çakır’ın cansız bedeniyle karşılaşılmıştı.
Olayla ilgili soruşturma başlatılmış, sosyal medyada erkek arkadaşının darbetmesi sonucu öldüğü iddiasıyla görüntüleri paylaşılan Çakır’a ait görüntülerin olaydan 1,5 ay önce çekildiği belirlenmişti.
Davanın iddianamesinde, Esen’in ölümüne ilişkin sanık Uygun’un “intihara teşvik etmek, intihar kararını kuvvetlendirme” ve “eziyet etme” suçlarından cezalandırılması isteniyor.
‘Sütü kokar’ dediler, Merinos sürüsüyle talebe yetişemiyor! 2 yılda her şey değişti…

Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfının 38

Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfının 38. kuruluş yıl dönümü kutlandı

TSKGV Genel Müdürü Bilal Topçu ve vakıf personeli, kuruluşlarının 38’inci yıl dönümü dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti. Topçu başkanlığındaki heyet, aslanlı yoldan yürüyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine geldi.
Topçu’nun Atatürk’ün mozolesine çelenk bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve ardından Misak-ı Milli Kulesi’ne geçildi.
Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Topçu, deftere şunları yazdı:
“Aziz Atatürk, Büyük Türk Milletinin desteğiyle var olan Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nın 38. kuruluş yıl dönümünde huzurunuzdayız. Vakfımız, kuruluş kanununa uygun olarak, milli harp sanayimizi geliştirerek ve yeni sanayi dalları kurarak, harp silah ve gereçlerini temin etmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin savaş gücünü artırmak için milletimizin desteğini sağlamak amacıyla faaliyetlerine devam etmektedir.

Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı, kuruluşundan bugüne yerli ve milli savunma sanayimizle ordumuzun gelişimine katkı sunmanın gayreti içinde çalışmakta ve her yeni gün, bir önceki günden daha azimli, daha güçlü bir şekilde tam bağımsız Türk savunma sanayi hedefine emin adımlarla ilerlemektedir. Vakıf hedeflerine, bizzat milletimizin bağışları ve destekleriyle kurulmuş olan vakıf şirketlerimiz ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN, İŞBİR ve ASPİLSAN ile koşmaktadır. Vakıf şirketlerimiz, son yıllarda birbiri ardına gerçekleştirdikleri emsalsiz başarılarla milletimizin göğsünü kabartmakta, yenilikçi ürünleriyle sınırlarımızı korumanın yanı sıra uluslararası arenada ülkemizi başarıyla temsil etmektedir.
38. kuruluş yıl dönümünü büyük bir onur ve gururla kutlayan Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı, yerli ve milli savunma sanayimizin gelişmesi için tüm paydaşlarıyla birlikte sorumluluk bilinci, azim ve kararlılıkla çalışmaya devam edecektir. Zat-ı alinizi, silah arkadaşlarınızı, vatanımız için toprağa düşen kahraman şehitlerimizi ve aynı ideal uğruna kanlarını akıtan gazilerimizi rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Son dakika… CHP’nin itirazı reddedildi: Gürsel Tekin görevini sürdürecek
“400 BİNİ AŞAN BAĞIŞÇIMIZLA BERABER BÜYÜK BİR AİLEYİZ”
Vakfın kuruluş yıl dönümü dolayısıyla AA muhabirine değerlendirmelerde de bulunan Topçu, vakfın kuruluşunun Kıbrıs Barış Harekatı dönemine denk geldiğini söyledi.
Topçu, ordunun ihtiyaçları ve Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında yaşanan ambargolara karşı halkın ve devlet büyüklerinin kampanyalar başlattığını hatırlatarak, “O dönemde şirketlerimiz, ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN ve aynı zamanda vakfımız kuruluyor. 26 Eylül 1987’de bu yolculuk aslında Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı adıyla başlıyor ve eskiden olduğu gibi şimdi de devam ediyor. 38 yıldır kıymetli bağışçılarımızın destekleriyle başlayan bu yolculuk, kar topu gibi büyüyerek devam ediyor.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vakfın Mütevelli Heyet Başkanı olduğuna değinen Topçu, “Biz tam bağımsız savunma sanayi için şirketlerimiz ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN, İŞBİR ve ASPİLSAN başta olmak üzere ve onların bünyesinde çalışan 37 bin mühendisimiz, teknikerimiz ve tüm çalışanlarımızla birlikte 400 bini aşan da bağışçımızla beraber hakikaten büyük bir aileyiz. Bunu tekrar tekrar ifade etmekten de gurur duyuyoruz.” şeklinde konuştu.
Topçu, gençlerin de vakfa olan ilgisini gördüklerini, özellikle TEKNOFEST alanlarında buna daha çok şahit olduklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Bugünlerde artık gençlerimiz yaptığı yarışmalarda Amerika’dan, Avrupa’dan birinciliklerle dönerken diğer taraftan biz de şirketlerimizle yaptığımız çalışmalarda artık uzaya doğru yolculuğumuzu başlattık. Sayın Cumhurbaşkanımızın uzay misyonu için işte uydu çalışmalarını yürütüyoruz. Sadece savunma sanayinde değil, sivil tarafta da gerek ulaşımda, gerek enerjide, gerek sağlıkta vakfımız bünyesindeki şirketlerimiz birçok farklı faaliyetleri yürütüyorlar. 38 yıl daha bir başlangıç. Aziz Türk milleti bu anlayışla inşallah çok daha iyilerini başaracak, ordumuzun gücüne güç katacak ve ülkemizin ekonomisini de güçlendirmeye devam edeceğiz.”

TSKGV’ye bağış yapmanın çok kolay olduğuna dikkati çeken Topçu, “Bizim için hakikaten bize yapılan bağış miktarı değil ama bize bağış yapan sevgili vatandaşlarımızın sayısı önemli. Biz ne kadar çok insana ulaşabilirsek o kadar mutlu oluyoruz. Onlara biz de mikrofon uzatıyoruz ara sıra. Onların kurduğu cümleler bizi çok duygulandırıyor. Tıpkı Kurtuluş Savaşı döneminde, Kıbrıs Barış Harekatı döneminde bu milletimiz ne yaptıysa, ordumuza nasıl destek olduysa aslında aynı duygu ve düşüncelerle destek olmaya devam ediyorlar.” ifadelerini kullandı.
BAĞIŞ
Vakfa, bağış hesaplarının bulunduğu İş Bankası, T.C. Ziraat Bankası, Ziraat Katılım Bankası, Vakıf Katılım Bankası, Garanti Bankası, Halk Bankası, Şekerbank, VakıfBank, Türk Ekonomi Bankası ve Akbank’a nakit para bağışları yapılabilir.
Ayrıca, TSKGV Genel Müdürlüğü İstanbul, İzmir, Mersin ve Ankara bölge temsilciliklerinin bürolarına telefon edilerek bilgi alınabilir veya şahsen gidilerek nakit para bağışı yapılabilir.
Vakfın internet sitesinden ve “https://bagis.tskgv.org.tr” adresinden de online bağış yapılabildiği gibi tüm GSM operatörlerinden “BAĞIŞ” yazarak ve “1987”ye gönderilen kısa mesaj ile 100 lira bağışta bulunulabiliyor.
…

Reklam
TCG Alemdar'dan İtalya'da gövde gösterisi!

TCG Alemdar’dan İtalya’da gövde gösterisi!

İtalya’nın Taranto Körfezi açıklarında ev sahipliği yaptığı, 22 Eylül’de başlayan tatbikata Türk Deniz Kuvvetlerinden TCG Alemdar katıldı, İngiltere ve Yunanistan’dan unsurlar da yer aldı.
İlginizi Çekebilir
Tatbikatın seçkin gözlemci ve basın günü etkinliği çerçevesinde gerçeğe yakın koşullarda satha çıkma yeteneğini kaybetmiş denizaltıyı tespit etme ve kurtarma operasyonu senaryosu canlandırıldı.

İleri teknolojilere sahip TCG Alemdar tarafından daha önce konumu tespit edilen denizaltıdan bu tatbikatta sadece TCG Alemdar bünyesinde bulunan personel kurtarma sistemi “kurtarma çanı” ile personelin çıkarılması işlemi icra edildi.
Tatbikat senaryosuna göre denizden çıkarılan kazazedelere Türk ve İtalyan sağlık ekiplerince, üst düzey sağlık imkanlarına sahip TCG Alemdar’da tıbbi müdahale gerçekleştirildi.
“BU TATBİKATTA BÜYÜK BAŞARILARA İMZA ATTIK”
TCG Alemdar Komutanı Yarbay Ümit Arslan, yaptığı açıklamada, “TCG Alemdar olarak İtalya’da icra edilen denizaltıdan personel kurtarma eğitimlerine iştirak etmekteyiz. Tatbikatın amacı, uluslararası işbirliği sağlayarak kurtarma operasyonlarına destek sağlamak.” dedi.

TCG Alemdar’ın, üstün teknoloji kurtarma cihazlarıyla Akdeniz Havzası’ndaki en önemli kurtarma gemilerinden olduğunu belirten Yarbay Arslan, şunları kaydetti:
“1. sınıf dalgıç personel tarafından icra edilen kurtarma çanı, uzaktan kumanda su altı aracı ve atmosferik dalış sistemleriyle bu tatbikatta büyük başarılara imza attık. Tatbikat, bizim tecrübelerimizi artırmakla beraber müttefiklerimize sahip olduğumuz kurtarma imkanlarını da göstermemizi sağladı. TCG Alemdar, milli görevler ve uluslararası görevlerde her zaman için göreve hazır olacağını gösterdi.”
TCG Alemdar Kurtarma Harekat Subayı 1. Sınıf Dalgıç Berat Şen de denizaltıdan personel kurtarma faaliyetlerinde her saniyenin hayati önem taşıdığını belirterek, “Bugüne kadar almış olduğumuz zorlu eğitimlerle denizaltıda mahsur kalmış kazazedelere en kısa sürede ulaşıp onları sağ salim kurtarabilmek için hazırlandık. Bugün burada bu tatbikat sayesinde yabancı unsurlarla birlikte eğitim yapabilme, karşılıklı tecrübe paylaşımı ve birlikte çalışabilme konularında önemli deneyimler edindik.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan-Trump görüşmesi dünyada yankılandı! En dikkat çeken tepki İsrail’den geldi: Büyük korku
TCG Alemdar’ın tatbikattaki performansı, askeri gözlemciler tarafından ilgi ve beğeniyle izlendi….

Herkesin gözü burada: Bize büyük depremlerin zamanlarını söyleyecek

Herkesin gözü burada: Bize büyük depremlerin zamanlarını söyleyecek

Fırat Üniversitesi (FÜ) Jeoloji Mühendisliği Fakültesinden Dr. Serap Çolak Erol’un yürütücülüğünü yaptığı “Uluova-Yeşilyurt Fay Zonu’nun Depremselliği ve Paleosismolojisi” isimli TÜBİTAK projesi kapsamında bu fay zonunda meydana gelen eski depremlerin izlerinin araştırılması için çalışma ekibi oluşturuldu.
Dokuz Eylül Üniversitesinden Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümünden Doç. Dr. Mustafa Softa, FÜ Jeoloji Mühendisliği Fakültesinden Prof. Dr. Ercan Aksoy, 19 Mayıs Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümünde Dr. Öğr. Üyesi Serkan Gürgöze’nin yer aldığı uzman ekip, büyük deprem üretme potansiyeli bulunan yaklaşık 200 kilometre uzunluğundaki Uluova-Yeşilyurt Fay Zonu’nda 3 ay önce inceleme başlattı.

Bu kapsamda merkeze bağlı Gedikyolu köyü kırsalından geçen fay zonu üzerinde 3-4 metre derinliğinde, 30-32 metre uzunluğunda iki hendek açtıran akademisyenler, hendek duvarlarında geçmişte yaşanan depremlerin bıraktığı izler üzerinde araştırma yapıyor.
Akademisyenler, binlerce yıl öncesine ait depremlerin izlerini belirleyip kayıt altına almak için faydaki jeolojik katmanlardan numune aldı.
Laboratuvarda, radyokarbon ve OSL (bir maddenin kristal yapısında hapsolmuş elektronları kullanarak iyonlaştırıcı radyasyondan kaynaklanan dozları ölçmek için kullanılan bir teknik) yöntemi ile tarihlendirme yapılarak fayın büyük deprem üretme periyodu ortaya çıkarılacak.

“BU FAYIN GELECEKTE NE YAPACAĞI ÇOK ÖNEMLİ”
Prof. Dr. Sözbilir, AA muhabirine, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin ardından 100’e yakın bilim insanının Türkiye genelinde fay zonlarının paleosismoloji (depremler oluştuktan çok sonra eski deprem izlerinin araştırılması) amacıyla farklı bölgelerdeki fayları mercek altına aldığını söyledi.

Buradaki ana hedefin deprem tehlikesinin farklı illerdeki düzeyini ortaya çıkartmak ve buna göre deprem master planlarına buralardan elde edilecek verilerin adaptasyonunu sağlamak olduğunu ifade eden Sözbilir, bu kapsamda Uluova-Yeşilyurt Fay Zonu’nda yaklaşık 3 aydır inceleme yaptıklarını belirtti.

Sözbilir, Doğu Anadolu Fayı Hattı’nın yan kolu olan Uluova-Yeşilyurt Fayı’nda, kentte 24 Ocak 2020’de meydana gelen 6,8 büyüğündeki deprem ile 6 Şubat 2023’teki depremlerin etkisiyle stres birikmesine bağlı olarak büyük bir deprem riskinin olup olmadığını tespit etmeyi hedeflediklerini kaydetti.

“Bu depremlerde Doğu Anadolu Fayı’nın farklı parçaları kırıldı. Bu kırılan parçalara en yakın faylardan biri de Uluova-Yeşilyurt Fay Zonu. Dolayısıyla bu fayın gelecekte ne yapacağı çok önemli. Yani 2020 ve 2023’teki depremler acaba bu fay üzerinde belirli bir stres yükledi mi?” diyen Sözbilir, bu amaçla açtırdıkları hendeklerde inceleme yaptıklarını anlattı.
Sözbilir, şöyle devam etti:
Alıntı Metni
“BU KOL ÜZERİNDE RİSK YÜKSELDİĞİ İÇİN BU FAYI ANLAMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Prof. Dr. Ercan Aksoy da Uluova-Yeşilyurt Fay Zonu’nda son olarak 17 Şubat 2023’te meydana gelen merkez üssü Yolüstü köyü olan 4,6 büyüklüğündeki depremin ardından Keban Baraj Gölü’nde suların çekildiğini, sahadaki yarıklarda zemin sıvılaşmasının gözlemlendiğini belirtti.

Doğu Anadolu Fay Zonu’nun birden çok faydan oluştuğunu, bunlardan birinin de Uluova-Yeşilyurt Fay Zonu olduğunu ifade eden Aksoy, şunları kaydetti:
Alıntı Metni
Proje yürütücüsü Dr. Serap Çolak Erol da yaklaşık 6 aydır yürütülen projede önemli yol aldıklarını belirterek, hendek duvarlarındaki jeolojik tabakalar arasındaki farktan, tarihi bilinmemekle beraber geçmişte 3 büyük deprem meydana geldiğini tespit ettiklerini söyledi.
Bundan sonraki süreçte aldıkları toprak numuneleri üzerinde yapacakları radyokarbon ve OSL analizi ile fayın büyük deprem üretme periyodunu belirleyeceklerini anlatan Erol, “Amacımız bu fay zonu üzerinde olan eski depremleri tespit etmek, onların yerlerini bulmak ve aldığımız örneklerle fayın geçmişini anlayarak geleceğine de ışık tutmaktır.” dedi….

İmamoğlu'nun yargılandığı 'bilirkişi davası'nda duruşma ertelendi

İmamoğlu’nun yargılandığı ‘bilirkişi davası’nda duruşma ertelendi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, 27 Ocak’ta düzenlediği basın toplantısında bazı soruşturma ve kamu davalarında görevli bilirkişiyi, soruşturma şüphelilerinin lehine karar verilmesini sağlamak amacıyla alenen hedef gösterdiği iddiasıyla soruşturma başlatmıştı.
İmamoğlu’nun, ‘Yargı görevini yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs’ suçlamasıyla 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ve siyasi yasak talebiyle açılan davada ilk duruşma görüldü. Ancak, İmamoğlu’nun avukatları duruşmanın Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda görülmesi gerekirken Silivri Cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda yapılmasının usulsüz olduğu gerekçesiyle, duruşmaya katılmama kararı aldı.
Son dakika… CHP’nin itirazı reddedildi: Gürsel Tekin görevini sürdürecek
Bugün ikinci duruşma İstanbul Adliyesi’ndeki 2. Asliye Ceza Mahkemesi salonunun yetersiz kalması nedeniyle Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde bulunan 1 No’lu duruşma salonunda görülmeye başladı. Duruşmaya başka bir dosya kapsamında tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, tedbiren görevden alınan CHP İstanbul İl başkanı Özgür Çelik, bazı belediye başkanları, milletvekilleri ve İmamoğlu’nun ailesi katıldı.
‘YÜCE TÜRK YARGISI SÜRGÜNDE’
Dosya kapsamında ilk kez savunma yapan Ekrem İmamoğlu, “Burada kendi davamı savunurken kalbim elbette başka yerlerde de atıyor. Bugün özellikle kalbim Gazze’deki masumlarla ve onlara umut taşımak için denize açılan insani yardım filosundaki cesur insanlarla beraberdir. Çocukların ölmediği, insanların açlık ve bombalarla sınanmadığı bir dünya için verilen bu mücadele aslında bütün dünyanın, hepimizin insanlık onurunu savunma mücadelesidir. Sayın Hakim yine Silivri’deyiz. Yine Yüce Türk yargısı sürgünde. ‘Avrupa’nın en büyüğü’ diye yapılmış binaya yargımız sığmıyor. Bu gidişle sığmamaya devam edecek. Kapasitesinin çok üzerinde hapishanelere yüz binin üstünde fazla insan sokan yargı düzenini bu denli tartışılan bir ortamda o binaya sığdıramazsınız. Kimse sığdıramaz. Konumuz bilirkişi. Bu bilirkişi meselesi çok önemli. Bilirkişi şu anda hayatımızın her alanında başımıza büyük belalar açıyor. Bahsedeceğim farklı bilirkişi statülerinden de anlayacaksınız ne demek istediğimi. İstanbul’da Çağlayan Adliyesi’nde ne yazık ki bir yıla yakındır süren bir telaş var. Yine bir Cumhuriyet savcısı telaşla bir iddianame yazmış. Telaşla yazarken çok hata yapmış. Usul, esas açısından ve olmaması gereken bir Ekrem İmamoğlu davası daha anlamsız yere mahkememizi göçe çıkarmış, buraya gelmişsiniz. Telaş var ama aynı zamanda meselenin nasıl bir iddianameye dönüştüğüyle ilgili ipuçları da veriyor bize. Savcılık niçin başka bir soruşturmayı bu iddianameye ekleme ihtiyacı hissediyor. Bu önemli bir soru. Başka bir iddianameyi niçin bu iddianameye ekleme ihtiyacı hissediyor. Dayanağı hiç de sağlam olmayan bu davanın metninde niçin başsavcıyı hatırlatmakta ve selam durmakta fayda görüyor. İddianamede bakın bana ne diyor. ‘Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı bir panelde yaptığı ve bir kısım basın organlarınca da yayınlanan konuşma içeriğinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’e yönelik suç konusu söylemlerinin tespit edilmesi üzerine tehdit kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret ve terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek suçlarından Cumhuriyet Başsavcılığımızın kamu davası ikame edildiği her iki olay bir arada değerlendirildiğinde şüphelinin görevinin getirdiği kanun ve nüfusunun basın önünde aleni olacak şekilde kullanarak yargı organları ve mensupları üzerinde baskı oluşturmayı ve mensup olduğu parti lehine etkilemeyi’ suça bakar mısınız. Parti lehine etkilemeyi amaçladığı ve bu hususun atılı tespitleriyle örtüştüğü anlaşılmakla diyerek devam ediyor ve beni suçluyor. Bilirkişi işini başsavcı ile ilgili panelde anında açılan davaya bağlama ihtiyacı neden hissediyor? Mensubu olduğu parti lehine nasıl bir suç tarifi? Konuyla alakası nedir? Benim nüfusum deyince 16 milyon İstanbullu benim nüfusum mu demek istedi. 86 milyon Türkiye’nin nüfusu mu benim demek istedi. Yoksa eşim, ben, üç tane çocuğum var, beş kişilik nüfusumdan mı bahsetti” şeklinde konuştu.
İmamoğlu savunmasının devamında, “Bu iddialar nasıl kaleme alınabiliyor? Bu iddialar nasıl yazılabiliyor? Hangi akılla, hangi düzenle, hangi sistemle? Şöyle bir sistem var. Adalet Bakanı CHP’ye yüklendi. Bunlar mı Türkiye’yi yönetecek dedi. Şuraya bakar mısınız şu fotoğrafa? Arkada bir ilçenin ilçe başkanlığı binasında Adalet Bakanı demeç veriyor. Dün akşam önüme geldi bu. Adalet Bakanı bir ilçe başkanlığının tabelasının önünde demeç veriyor. Ben de nüfuzumla etkilemişim. Siyasi partinin nüfusunu etkilemişim. Adalet Bakanı, HSK’nın başkanı, Yüce Türk Yargısının en tepe kurumunun başındaki bakanın ilçe binasında, ilçe tabelasının önünde basın açıklaması yapıyor. Bunlar mı Türkiye’yi yönetecek? Bir parti tabelasının önünde ilçe başkanlığında demeç veren bir akıl mı bu ülkeyi yönetecek?
İddianameyi okuduğunuzda görüyorsunuz ki bana yapılan suçlama gerçeğe net olarak aykırıdır. Benim bir kişiyi eleştirmemi suç kabul etmiş. Böyle bir şey olamaz. Böyle bir yasa yok. Düşünsenize savcı demek istiyor ki doğruyu söyleseniz de eleştiri yapamazsınız. Bunu suç kabul ederiz. Niye? Sen Ekrem İmamoğlu’sun. Açabildiğiniz kadar dava açın. Yasa yoksa suç yoktur sayın hakim. Ben adaletin tecellisini engelleyen her türlü haksızlığı eleştirdim, ifşa ettim, etmeye devam edeceğim. Türkiye’de rakibini, muhalefeti, tüm farklı düşünenleri, kendini ifade etmeye çalışanları, gençleri, işçileri, gencecik çocukları, aykırı düşünen insanları, zeytinini savunan köylüleri yok etmeyi, gözaltına almayı, gün doğmadan operasyonlara maruz bırakarak tutuklamayı kendisine siyaset gibi gören, Cumhurbaşkanı ile ülke karşı karşıyadır, onlarla mücadele edeceğim. Ben onun için buradayım, ben onun için karşımızdayım” dedi.
DURUŞMA ERTELENDİ
Duruşma eksik husularının girilmesi için 12 Aralık’a ertelenirken, İmamoğlu’nun 27 ocaktaki konuşmasının içeriği de talep edildi. Bilirkişinin dinlenmesi talebi ise reddedildi.
MHP Lideri Devlet Bahçeli’den yeni ‘TRÇ’ İttifakı açıklaması…

Reklam
4 çocuk annesi eşini bardakla katletti! Katil babanın geçmişi daha da vahim çıktı

4 çocuk annesi eşini bardakla katletti! Katil babanın geçmişi daha da vahim çıktı

Edinilen bilgiye göre, Asarcık ilçesinde jandarma ekiplerinin gece yaptığı yol kontrol uygulamasında durdurulan Yücel Günegül’ün (48) alkollü olduğu belirlendi. İşlem yapılırken şüphelinin üzerindeki kan lekeleri ekiplerin dikkatini çekti. Bunun üzerine sorguya alınan şahıs, eşini öldürdüğünü itiraf etti.

İlginizi Çekebilir
EŞİNİ BALKONDA BARDAKLA ÖLDÜRDÜ
Yapılan araştırmada, cinayetin Canik ilçesi Hacınaibli Mahallesi Merkez Sokak No:4’te bulunan evlerinde işlendiği belirlendi. Yücel Günegül’ün, 4 çocuk annesi eşi Fatma Günegül’ü (41) evin balkonunda kupa bardakla kafasına defalarca vurup darp ederek öldürdüğü tespit edildi. Kadının cansız bedeni otopsi için Samsun Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Olayda kullanılan kırık bardak da evde ele geçirildi.

DAHA ÖNCE DE UZAKLAŞTIRMA KARARI ALDIRMIŞ
Soruşturma kapsamında, Yücel Günegül hakkında daha önce de aile içi şiddet nedeniyle işlem yapıldığı ortaya çıktı. 22 Mart’ta eşini tehdit ettiği gerekçesiyle evden uzaklaştırma kararı verilen Günegül’ün, o dönemde eşinin kadın sığınma evine yerleşmesine neden olduğu öğrenildi.

Ancak Fatma Günegül, kendi isteğiyle sığınma evinden ayrılıp yeniden evine döndü.
KIZINI DA BIÇAKLAMIŞ, TUTUKLANIP TAHLİYE EDİLMİŞ
Aile içi şiddetin geçmişi ise daha da vahim çıktı. 9 Nisan akşamı İlkadım ilçesi Rasathane Mahallesi’nde hakkında uzaklaştırma kararı bulunan evlerine giden Yücel Günegül, kızı Serpil Günegül (24) ile tartıştı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine mutfaktan bıçak alan baba, kızını yaraladı. Olay sonrası çıkarıldığı mahkemece tutuklanan Günegül, 9 Temmuz’da tahliye edilerek cezaevinden çıktı.

Fatma Günegül’ün ölümü üzerine geniş çaplı soruşturma başlatıldı. Katil zanlısı koca Yücel Günegül gözaltına alınırken, jandarma olayla ilgili çok yönlü incelemesini sürdürüyor….

Erdoğan'dan Trump zirvesiyle ilgili son dakika açıklaması: Atılan çamurlarla kirletilemeyecek kadar güzel bir ziyaret

Erdoğan’dan Trump zirvesiyle ilgili son dakika açıklaması: Atılan çamurlarla kirletilemeyecek kadar güzel bir ziyaret

Cumhurbaşkanı Erdoğan,ABD ziyareti sonrası aralarında Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Didem Özel Tümer’in de bulunduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan’ın konuşmalarından öne çıkan satır başları şöyle; Birleşmiş Milletler 80. Genel Kurulu ve hemen akabinde Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Sayın Donald Trump’ın davetine icabetle Washington’a yaptığım ziyareti tamamlamış bulunuyoruz.
“BU YILKİGENELKURUL’A GAZZE’DEKİ SOYKIRIM, GENEL OLARAK FİLİSTİN DAVASI DAMGASINI VURDU”
Birleşmiş Milletler üyesi ülkelerden yine çok sayıda devlet ve hükümet başkanının iştirak ettiği Genel Kurul görüşmelerine, Türkiye olarak, güçlü bir katılım sağladık. Bu yılkiGenelKurul’a özel olarak Gazze’deki soykırım, genel olarak Filistin davası damgasını vurdu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi Birleşik Krallık ve Fransa başta olmak üzere, 10 Batılı ülke daha Filistin’i tanıdıklarını açıkladı. ÖzellikleGüvenlikKonseyi üyesi bu iki ülkenin tanıma kararları tarihi niteliktedir. Bu noktaya gelinmesinde şüphesiz biz, ve bizim gibi tarihin doğru tarafında duran ülkelerin diplomatik gayretlerinin büyük etkisi oldu. Böylece Filistin’i tanıyan ülke sayısı 150’nin üzerine çıktı. İki devletli çözüme verilen desteğin hem nitelik hem de nicelik olarak artması fevkalade önemlidir. Ancak bu desteğin sahaya yansıması için uluslararası toplumun kararlı bir şekilde hareket etmesine ve tedbir almasına ihtiyaçvar. İsrail, attığı pervasız adımlar ve işgal politikalarıyla bu çabaları boğmayı amaçlamaktadır. Takip ettiğiniz üzere ben de hem Genel Kurul’a hitabımda hem Amerikan Başkanı Sayın Trump’la Gazze konulu toplantımızda hem de Fransa ve Suudi Arabistan eş başkanlığında düzenlenen konferanstamünhasıran,bu hususa dikkat çektim. Biz bu yöndeki gayretlerimizi sürdüreceğiz.
Genel Kurul’a hitabımda ülkemiz için öncelik taşıyan, diğer uluslararası meseleleri etraflıca anlatma imkânı buldum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin meşru haklarının savunulması başta olmak üzere Suriye, Ukrayna-Rusya Savaşı ve bölgemize barış, bunun yanında istikrar getirmek için sarfettiğimiz gayretlere değindik.

Birleşmiş Milletlerdeki temaslarım öncesinde Türk-Amerikan Toplumu temsilcileriyle bir araya geldim. Keza ekonomi alanındaki temaslarımız çerçevesinde Türk ve Amerikan iş dünyasının önde gelen temsilcileriyle görüş alışverişinde bulundum. Ziyaretimiz vesilesiyle Suriye, Libya, Kuveyt, Endonezya, Fransa, Kanada ve Vietnam’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda ülkeden muhataplarımla görüşmelerimiz oldu. Heyetimizde yer alan bakan ve milletvekillerimiz de Genel Kurul marjında tertiplenen veya Amerikalı kuruluşlarla düzenlenen toplantılara iştirak ettiler,ikili temaslarda bulundular.
“TRUMP İLE GÖRÜŞMEMİZDESAVUNMA ALANINDA İŞ BİRLİĞİNİN ÖNÜNÜ AÇACAK ADIMLARI İRDELEDİK”
Ziyaretimizin ikinci ayağında, Amerikan Başkanı Sayın Donald Trump’la çok kapsamlı bir görüşme yaptık. Kendisiyle gündemimizdeki birçok meseleyi değerlendirdik. Evvel emirde ticaret ve yatırım ilişkilerimizi müşterek menfaatler temelinde geliştirmek için atılabilecek adımları görüştük. 100 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize ulaşmak için gümrük vergilerinin gözden geçirilmesi dahil, ticareti kolaylaştırıcı adımlar hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Savunma alanında iş birliğinin önünü açacak adımları, yapıcı bir bakış açısıyla irdeledik.
İlginizi Çekebilir
Görüşmemizin temel konularından birini de Gazze’deki mezalimin sonlandırılmasına yönelik atılabilecek adımlar teşkil etti. Suriye’deki istikrarın muhafazası ve Ortadoğu’da barış ortamının hakim kılınabilmesi konusunda da çok ayrıntılı fikir teatimiz oldu. Birleşmiş Milletlerdeki temas ve çalışmalarımızın,değerlidostum Sayın Trump’la görüşmemizde aldığımız kararların ülkemiz, milletimiz ve bölgemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
SORU-CEVAP
“TRUMP’IN KÜRESEL BARIŞ VİZYONUNU BEN DE DESTEKLİYORUM”
Başkan Trump’la tarihi olarak nitelendirilebilecek bir görüşme gerçekleştirdiniz. Bu görüşmenin Türk-Amerikan ilişkilerinin bundan sonraki seyrinde nasıl bir karşılığı olacağını düşünüyorsunuz?Bir de dışarıda ilk gördüğümüz atmosfer çoksıcak, pozitif ve yapıcıydı. İçeride baş başa görüşmelerde detay ve teknik konulara girdiğinizde genel hava nasıl seyretti?
Ben özellikle sizlere teşekkür ediyorum. Beyaz Saray’da Sayın Trump ve heyeti tarafından gayet iyi ağırlandık. Washington’dan memnun ayrılıyoruz. Atılan çamurlarla kirletilemeyecek kadar güzel bir ziyaretti. Sayın Başkan’la samimi, yapıcı ve verimli bir atmosferde görüşmelerimizi gerçekleştirdik. Zaten Sayın Trump ile ilişkimiz, malum geçmişten bu yana çok iyi. İlk döneminde farklı bir diyaloğumuz vardı,odevam ediyor. Bu durum inanıyorum ki; Türk-Amerikan ilişkilerine de olumlu yansıyacak.
Washington’da tersine dönen dünya…
Bugüne kadar, dostlarımızla konuşurken açık, net ve ilkeli bir dil kullandık ve kullanıyoruz. Sayın Trump da açık konuşmayı seven, düşüncelerini perdesiz dillendiren bir siyasetçi. Amerika ile ilişkilerimizi, karşılıklı saygı temelinde ilerletiyoruz. Tek görüşmeyle her meseleyi halletmek, tabii ki mümkün değil. Fakat bu temas, birçok konuda anlamlı ilerleme sağlamamıza yol açtı. İki ülkenin ticaret hacmi de potansiyeli de ortada. 100 milyar dolarlık ikili ticaret hedefimiz var. Liderler olarak bunu harekete geçirecek politik iradeye sahibiz. Görüşmemizde ticaret ve yatırımların yanı sıra Gazze’deki insani felaketi ve Suriye konusunu da ele aldık. Sayın Trump’ın küresel barış vizyonunu ben de destekliyorum. Akan kanın durması noktasında iki tarafta da bir mutabakat söz konusu. İnşallah bu konuda da kısa sürede bir açılım sağlarız. Yemekte de bütün bu konuları her yönüyle ele alma fırsatını bulduk. Gerek şahsım, gerek bakan arkadaşlarımla birlikte bunları değerlendirdik.

“TRUMP DA GAZZE’DE MEVCUT DURUMUN BÖYLE DEVAM EDEMEYECEĞİNİN FARKINDA”
Gazze konusunda Birleşmiş Milletlerde çok önemli bir konuşma yaptınız. Bugün de Trump’la görüştünüz. Trump görüşmeden önce, sadece rehinelerden bahsetti.Daha önceki konuşmalarında da hep rehinelerden bahsediyor. Baş başa yaptığınız görüşmede, Gazze’de akankanı,ölen çocukları, açlığı kendisine anlattınız mı?Hatırlattınız mı? “Durdurulmasılazım” dediniz mi?Gazze bağlamında nasıl birgörüşme oldu?
Sayın Trump ve bölgemizdeki bazı ülkelerin liderleriyle yaptığımız toplantılar hep verimli geçti. Bugün Trump’la yaptığımız toplantıda da bu yapıcı yaklaşımı gördük. Gazze’deki katliamları sonlandırma iradesinin ortaya konulması açısından buluşmamız çok çok önemliydi. Sayın Trump toplantıda Gazze’deki çatışmaların son bulmasını, kalıcı barışa ulaşmanın gerekliliğini ifade etti. Biz de Gazze’de ve Filistin’in tamamında önce ateşkese, sonra da kalıcı barışa nasıl ulaşılabileceğini anlattık. Orada bir anlayış birliği oluştu. Beyaz Saray’daki görüşmemiz, New York’taki toplantımızın devamı niteliğindeydi. İki devletli çözümün bölgede kalıcı barışı sağlayacak formül olduğunu, mevcut durumun sürdürülemeyeceğini ifade ettik. Sayın Trump da mevcut durumun böyle devam edemeyeceğinin farkında. Türkiye olarak temel hedefimiz, Gazze’deki katliamların bir an önce sona ermesidir. Çocukların, kadınların ve masum sivillerin hayatını kaybettiği bir tabloyu güvenlik gerekçesiyle açıklamak mümkün değildir. Kimsenin şüphesi olmasın,Gazze’ye kalıcı ve adil barış gelene kadar bu meseleyi gündemde tutmaya devam edeceğiz. Bunun için elimizden ne geliyorsa yapıyoruz ve yapacağız.
“İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM DEDİĞİMİZDE, DUYMAZDAN GELENLER, ARTIK BİZİMLE AYNI SAFTA YER ALIYOR”
Birleşmiş Milletlerdegözlemledik ki; İsrail giderek yalnızlaşıyor. Sizin Genel Kurul’daki konuşmanızda gösterdiğiniz fotoğraflar da yaşananları bütün çıplaklığıyla gözler önüne serdi. İki soru soracağım. Bir, siz o fotoğrafları görünce ne hissettiniz? İki,bu zulmün, İsrail’in iyice yalnızlaşması ve Amerika’nın bu durumdan zarar gördüğünü fark etmesiyle durmasının mümkün olabileceği görüşüne katılıyor musunuz?
GenelKurul’da bir kez daha gördük ki; İsrail zulmüyle, işlediği insanlık suçlarıylaartık yalnızlaşmaya başladı. Sözün bittiği yerde fotoğraflarbizim hislerimize tercüman oluyor. Bir deri bir kemik kalmış çocuğun ayakları her şeyi dile getiriyor. O yavrunun işler acısı hali bir yandan zalimleri işaret etti,bir yandan zulme seyirci kalanlara esaslı bir hakikat tokadı indirdi. Yıkıntılar arasındaki insanlar, ellerinde kovalarla, tencerelerle bir kap yemek alabilmek için bakan çaresiz gözler, bize Gazze’yi anlattı. İşte o kareler bize,“duramazsın”, “dinlenemezsin”, “yorulamazsın” dedi.Biz de anlatıyoruz, çare arıyoruz, onlara yardım için çabalıyoruz. Çok şükür, adaleti ve vicdanı savunanlar olarak bugün dünden daha güçlüyüz. FilistinDavası, bugün dünden çok daha biliniyor. Vicdanlı insanların tüm çığlıkları, İsrail’i bugün dünden çok daha rahatsız ediyor. Bakınız bir avuç ülkenin dışında İsrail’in yanında duran artık var mı?Artık kimin haklı, kimin haksız, kimin mazlum, kimin zalim olduğunu gördükleri için bu tablo ortaya çıktı. Biz, “İki devletli çözüm”dediğimizde, duymazdan gelenler, artık bizimle aynı safta yer alıyor. Gazze’nin çocukları için, Kudüs’ün onuru için, Mescid-i Aksa’nın haysiyeti için konuşuyoruz. Bunca katliama, soykırıma, insan hakları ihlallerine imza atanlarhem hukuk, hem tarih önünde hesap verecek. O gün geldiğinde tıpkı bugün olduğu gibi Gazze, Filistin toprağı olacak ve bu yaralar sarılacak. Doğrusu ben buna inanıyorum.
‘Sütü kokar’ dediler, Merinos sürüsüyle talebe yetişemiyor! 2 yılda her şey değişti
“ARTIK, FİLİSTİN’İ DİPLOMATİK OLARAK TANIMANIN DA GEREKLERİ YAPILMALI”
İngiltere ve Fransa, Filistin’i tanıma adımı attırlar ama bundan sonra, buna paralel bir politik yaklaşım gösterecekler mi? Yoksa Hamas’ısilahsızlandırıp, bertaraf etme hedefinde ısrarcı olacaklar mı?
Bu tanıma kararları, bir anlam taşıyor. Zulmün karşısında tarafsız kalmak, aslında zalimi cesaretlendirir. Bu kararların tam anlamıyla amacına ulaşmasının yolu, İsrail’e yönelik uluslararası baskıyı artırmaktan geçiyor. İsrail’i iki devletli çözüme yaklaştıracak formül,uluslararası toplumun, hukukun, sivil toplum kuruluşlarının, kanaat önderlerinin bir ve beraber tutum takınmalarıdır. Netanyahu ve katliam şebekesi ne derse desin, umut hep vardır. İşte Filistin’i tanıyan bütün ülkelerde zalimlerin boğuk sesi, mazlumların çığlığını bastırmakta yetersiz kalıyor. Zannetmesinler ki yıkıntılar arasında Özgür Filistin hayalleri kuran çocuklar yalnız…Değil. Ülkeler, liderler ve en önemlisi halklar, onları görüyor, duyuyor, biliyor. Nitekim bu yıl, Filistin’le ilgili ana salonda yapılan toplantı önemlidir. Benim 13 yıldır geldiğim Birleşmiş Milletler toplantılarında böyle bir zirve olmamıştı. Macron’un yönettiği, Suudi Arabistan temsilcisinin bulunduğu o toplantı, o salondaki katılım, ilk defa bu denli yüksek, bu denli heyecan doluydu. Filistin’i tanıma iradesi gösteren devletler, “adalet hala var, vicdan hala susmadı” mesajını çok güçlü bir şekilde ortaya koydu. Artık, diplomatik olarak tanımanın da gerekleri yapılmalı ve bu devletin mazlum, mağdur halkının yanında yer almalılar. Birlikte Filistin’i bu zulüm ve soykırım karanlığından inşallah kurtaracağız. Çünkü Filistinli çocuklar, kadınlar, erkekler dünyanın diğer bölgelerindeki insanlar kadar yaşama hakkına sahipler.
“AKAN KAN DURANA KADAR, TÜRKİYE OLARAK MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”
Türkiye, geniş bir coğrafyada çatışmaların sona erdirilmesi, barışın tesis edilmesi için büyük sorumluluk almış durumda. Yine Türkiye, dünyada en çok insani yardım yapan ülkelerden biri. Özellikle Filistin, Suriye ve Ukrayna gibi kriz bölgelerinde önümüzdeki dönemde Türkiye’nin atacağı yeni adımlar nelerdir?
Öncelikle bizim dış politikamız barış temellidir. Barış odaklı yol haritaları inşa ediyoruz, adımlarımızı da ona göre atıyoruz. Çünkü adil bir barışın kaybedeninin olmayacağına inanıyoruz. Savaşlar, çatışmalar, gerginlikler dünyaya insan, zaman, aynı zamanda da kaynak kaybettiriyor. Ukrayna-Rusya savaşını ele alalım. Sizce orada sadece bu iki ülke mi kaybediyor? Herkese kaybettiren bir süreç var orada. Savaş böyle. Biz bu gerçeği bildiğimiz için savaşların yerini sulh, çatışmaların yerini huzur ve istikrar alsın, istiyoruz. Tabii savaşları başlatmak kolay, ama bitirmek zor. Bu nedenle öncelikle çevremizdeki çatışma alanları olmak üzere tüm bölgelerde barış için gayret gösteriyoruz. Çabalarımızın beyhude olmadığını aldığımız neticelere bakılırsa görmek mümkün. Karadeniz Tahıl Koridoru, esir takasları, İstanbul müzakereleri bu sonuçlardan bazıları… Akan kan durana kadar, biz Türkiye olarak mücadelemize devam edeceğiz.

“DİPLOMASİ MERKEZİMİZ TÜRKEVİ, HER GELİŞİMİZDE GÖĞSÜMÜZÜ KABARTIYOR”
Türkevi bu yıl da adeta alternatif bir Birleşmiş Milletler noktasına dönüşmüş durumda. Bu kapsamda TürkDevlet Teşkilatları çerçevesinde çok sayıda devlet ve hükümet başkanı,Türkevi’ne gelerek orada görüşmeler gerçekleştiriyor, siz de orada kabul ediyorsunuz. Türkevi’nin orada bulunması Türkiye’nin küresel arabuluculuktaki rolünü nasıl güçlendiriyor? Bir de bu diplomasi trafiğinin Filistin meselesi gibi küresel sorunlara etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Türkevi’miz her gelişimizde gerçekten bizim göğsümüzü kabartıyor. Dostlarımızı en iyi şekilde ağırlayarak büyük devlet olmanın gereğini New York’ta yerine getiriyoruz. İyi ki Türkevi’ni bu şekilde inşa etmek suretiyle tarihe bir damga vurmuş olduk. “Artık bizim Amerika’da böyle bütün dostları ağırlayabileceğimiz bir yerimiz var”diyebiliyoruz. Türkevi, bir diplomasi merkezidir ve dünyanın gündemindeki en önemli konuları burada ele alabiliyoruz. Çözümün, adaletin ve kalıcı barışın nasıl tesis edilebileceğini burada dile getiriyoruz. Bu diplomasi trafiği sadece sözde değil, sahada ve masada çözüm üreten bir Türkiye portresi ortaya koyuyor. Buradaki diplomasi trafiği, Türkiye’nin sürekli artan etkinliğinin bir göstergesi. Sözümüzün gücü arttıkça, meselelerin çözümündeki rolümüz de genişliyor. Bütün bunlar yerinde durarak olmuyor. Çalışacak, temas kuracak, etkinliğinizi artırmak için hamleler yapacaksınız. Tabii bütün bu adımları atmak, bu hamleleri yapmak, sizi muhataplarınız karşısında da çok daha güçlü hale getiriyor. Hamdolsun burada gerek devlet ve hükümet başkanlarıyla yaptığımız görüşmeler, gerek iş adamlarıyla yaptığımız müzakereler, Türkiye’yi onlar karşısında çok daha farklı bir konuma getiriyor ve birçok şeyleri biz onlardan da dinleme imkanını buluyoruz.
İsrail Başbakanı Netanyahu’ya ABD’de soğuk duş! ‘Sana rahat yok, Gazze özgür olacak’
“TERÖR ÖRGÜTLERİNİN SURİYE’NİN GELECEĞİNDE YERİ YOKTUR, OLAMAZ”
BM konuşmanıza değinmiştiniz. İsrail sadece Gazze değil, Suriye, Yemen, Lübnan ve İran’da da çeşitli saldırılar gerçekleştirerek bölge barışını tehdit eden adımlar atıyor. Özellikle Suriye’ye yönelik saldırılar 8 Aralık sürecine zarar veriyor. Terör gruplarını da bölgede bir yandan cesaretlendiriyor. 58 yıl aradan sonra Suriye, BM’de yer aldı ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara oturumda konuşma yaptı. Siz de Türkevi’nde Sayın Şara ile görüştünüz. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve yarınına dair neler söylemek istersiniz?
Gerçi ben Sayın Şara’nın konuşmasını dinleme fırsatı bulamadım, ama dinleyen arkadaşlardan bilgi aldım. Kendileri de Şara’nın konuşmasını çok çok iyi bulduklarını ifade ettiler. İsrail saldırganlığının, Filistin ile sınırlı kalmayacağını, bölgemizde de yansımaları olacağını daha önce söylemiştim. İsrail’in İran, Lübnan, Yemen ve Suriye’de pervasız saldırılarına şahit olduk. Suriye’de hem İsrail tarafından yapılan fiili saldırıları, hem de Suriye’nin barış ve istikrar gayretlerini baltalama girişimlerini gördük. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Şara ile New York’ta son durumu, Türkevimizde ele aldık. Bu yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılmaları Suriye hükümetinin uluslararası meşruiyeti için çok çok önemliydi.Suriye ekonomisinin ve altyapısının yeniden ayağa kalkması da çok önemli. Suriye ile her alanda iş birliği projeleri geliştiriyoruz, her zaman Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne önem veriyoruz. Araplar, Türkmenler, Kürtler, Sünniler ve Nusayriler, Dürziler, Hristiyanlar… Yani tüm kimlikleriyle Suriyelilerin yan yana barış içinde yaşadığı bir ülke istiyoruz. Suriye yönetimi de bizimle aynı duyguları paylaşıyor. Bunu dinamitleyecek hiçbir girişime göz yummayız. Terör örgütlerinin Suriye’nin geleceğinde yeri yoktur, olamaz. Uluslararası toplum da Suriye’de barış ve istikrar için adımlar atmalı. Bölgedeki terör örgütlerini cesaretlendirici faaliyetlerden uzak durmalı. Özellikle Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılmasını da çok ama çok önemsiyoruz.

“UÇAK GEMİMİZİN YAPIMINI1-2YIL İÇERİSİNDE İNŞALLAH BİTİRECEĞİZ”
Mısır ile Türkiye arasında kurulan iyi ilişki, hatta 13 yıl aradan sonra iki ülkenin Deniz Kuvvetlerinin şu sıralarda Akdeniz’de ortaklaşa tatbikat yapıyor olması, acaba Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki anlaşmasının bir benzerinin Mısır’la da olabileceğinin bir işaret mi? Aynı zamanda Türkiye-Libya-Mısır yakınlaşması acaba İsrail ve Yunanistan cephesinde nasıl yankı bulur bu bağlamda? Yine buna ek olarak KIZILELMA insansız savaş uçağının inip kalkacağı, inşasına yeni başlanan ikinci uçak gemimizin ne zaman donanmaya katılacağı belli mi?
Libya’da çatışan iki taraf arasında Türkiye’nin arabuluculuğuyla sağlanan barış, sadece Libya halkı için değil, tüm bölge için bir umut kaynağı olmuştur. Mısır ile kurduğumuz iyi ilişkiler ve 13 yıl aradan sonra Deniz Kuvvetlerimizin Akdeniz’de birlikte tatbikat yapması Türkiye’nin bölgesel barışta ve güvenlikte oynadığı rolün somut göstergesidir. Türkiye ve Mısır bölgemizin iki önemli ülkesi. Son yıllarda ilişkilerimizdeki ilerleme tarihi seviyelerde. Bu iş birliği alanlarını artırmak için çalışıyoruz. Türkiye’nin kimsenin hakkında, egemenliğinde gözü yoktur. Ancak kendi hak ve menfaatlerini de korumakta kararlıdır. Akdeniz’deki kaynaklar konusunda yaklaşımımız nettir. Biz bu kaynaklardan payımıza düşeni alır, kazan kazan ilkesiyle de komşularımızla birlikte iş yaparız. Türkiye’nin bu kararlı duruşu bölgede hesapların yeniden yapılmasına neden oluyor, Türkiye artık masada söz sahibi, karar alıcı ve yön verici bir güçtedir. Uçak gemimizin yapımıyla ilgili çalışmaya gelince, bu konunun sorumluluğu, mesuliyeti birinci derecede Deniz Kuvvetleri Komutanımıza aittir ve özellikle de Milli Savunma Bakanımız Yaşar Güler de işin takibini yapıyor. Zaman olarak “şu zaman bitecek”diye bir ifade kullanırsak bu biraz abartılı olur. Ama herhalde1-2yıl içerisinde inşallah gemimizi bitireceğiz.
“KIBRIS’TAFEDERASYON DEFTERİ BİZİM İÇİN ARTIK KAPANMIŞTIR”
Sayın Cumhurbaşkanım, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için özellikle son yıllarda çok çaba sarf eden bir lidersiniz. Orada 19 Ekim’de bir seçim var ve siz her fırsatta, her platformda Ada’da iki devletli çözüm önerisini vurguluyorsunuz. 19 Ekim’deki seçim sonuçlarına göre Türkiye’nin Kıbrıs politikası değişebilir mi?
Kıbrıs konusunda zihnimiz de politikamız da net. Federasyon defteri bizim için artık kapanmıştır. Kimse kelime oyunlarıyla bizi yeniden federasyon tartışmalarına çekemez. Kıbrıs Türkü Ada’da azınlık olmayı asla kabul etmeyecektir. Tek gerçekçi çözüm Ada’da iki ayrı devletin varlığının kabulüdür. Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna hitabımızda bunu zaten açık açık dile getirdik. Tavrımızı orada bir kez daha ortaya koyduk; tüm dünyaya ilan ettik. Bu duruşumuzun değişmesini beklemek yanlış olur. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti seçimleri hayırlara vesile olsun istiyoruz. İnanıyoruz ki; Kıbrıs Türk halkı en doğru, en isabetli tercihi yapacaktır. Anavatan ve garantör olarak, Kıbrıs Türkü kardeşlerimizi asla yalnız bırakmayız.
“İÇ CEPHEMİZ GÜÇLÜ OLURSA DIŞARIDA KİMSE BİZE DİZ ÇÖKTÜREMEZ”
Geçen yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı konuşmanızda iç cephe vurgusu yapmıştınız. “İç kalemizde gedik açılırsa bunu toparlamak meşakkatli olacaktır. Hepimiz bedel öderiz. Milletini seven, kendini bu topraklara ait hisseden kimsenin kaybetme iklimine fırsat vermeyeceğine inanıyorum” demiştiniz. Geçtiğimiz 1 yılda dünyada savaşlar ve gerilim noktaları daha da arttı. Siz bu noktada muhalefete iç cephe konusunda nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Benim o ifadem çok çok kararlı bir duruşun yansıması, tespitiydi. İç cephe vurgumuzla ülkemizin her alanda güçlenmesi, birlik ve beraberliğin kuvvetlendirmesi ihtiyacını ifade ettik. Nitekim sonrasında başlatılan “Terörsüz Türkiye” girişimiyle bu süreç devam etti. İnşallah ülkemiz “Terörsüz Türkiye” hedefine ulaşacak ve geleceğe daha güçlü bir şekilde yürüyeceğiz. Milletimizi bölen, ayrıştıran, kardeşliğimizi zedeleyen her girişim, aslında bizi içerden yıkmaya çalışan güçlere hizmet ediyor. Biz buna asla izin vermeyeceğiz. Bizim iç cephemiz güçlü olursa dışarıda kimse bize diz çöktüremez, bize dayatmalar yapamaz. Ülkemizi sadece iç cephe konusunda değil, şu anda her alanda güçlendiriyoruz. Savunma sanayi, teknoloji hamleleri, ekonomi ve daha birçok alanda atılımlarımızı, artırarak devam ettireceğiz. Bizden sonraki nesillere tam bağımsız ve müreffeh bir Türkiye bırakmakta kararlıyız.
‘Çöl Kurtları’ Sudan’da! Amerikan askerinin 4’te 1’i maliyetine savaşıyorlar: ‘Esir olduk’…

Son dakika..

Son dakika… CHP’nin itirazı reddedildi: Gürsel Tekin görevini sürdürecek

8 Ekim 2023 tarihinde gerçekleşen ve Özgür Çelik’in İl Başkanı olarak seçildiği CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nde ‘İrade fesatı haller’ ve ‘Suç kapsamlı eylemler’ bulunduğu iddiasıyla, CHP İstanbul İl Delegesi Özlem Erkan tarafından 14 Ağustos’ta İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne ‘kongrenin iptali’ talebiyle dava açılmıştı.
Mahkeme kararıyla görevinden uzaklaştırılan Özgür Çelik ve yönetiminin itirazlarına yönelik dava bugün görüldü.
İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP avukatlarının İstanbul İl Başkanlığı’yla ilgili geçici tedbir kararına yaptığı itirazları reddetti. Gürsel Tekin’in de yer aldığı çağrı heyeti görevde kalacak.

CNN Türk Muhabiri Merve Tokaz, gelişmeye dair detayları aktardı;
“Dakikalar önce kritik bir karar çıktı. 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP’li vekillerin ihtiyati tedbir kararına yaptıkları itirazı değerlendirmek üzere bugün bir duruşma açtı. Yaklaşık bir saat süren duruşmada CHP’li vekiller ile davacı taraf Özlem Erkal’ın avukatları karşı karşıya geldi.
İlk olarak söz, CHP’li vekillerin avukatlarına verildi. Avukatlar özetle, olağanüstü kongrenin gerçekleştiğini, bu nedenle de Gürsel Tekin ve çağrı heyetinin görevinin artık hukuken sona erdiğini savundu. Ayrıca, İstanbul Olağanüstü Kongresi’nde CHP İstanbul İl Başkanı seçilen Özgür Çelik’in, saat 17.00 itibarıyla fiilen göreve başlayacağı ifade edildi.
Ardından söz, davacı taraf Özlem Erkal’ın avukatlarına verildi. Avukatlar, olağanüstü kongrenin seçim kurulu ile yapılmasının anayasal bir hak arama yöntemi olarak değerlendirilemeyeceğini öne sürdü. Müvekkillerinin hak arama çabasının engellendiğini, hatta bazı parti üyeliklerinin sonlandırıldığını belirttiler. Ayrıca tedbir kararının icraya konmasına rağmen genel merkezin MYK’yı olağanüstü toplayarak kongre kararı almasının hukuka aykırı olduğunu dile getirdiler.
Ve bu sebeple, gerçekleşen olağanüstü kongrenin hükümsüz olduğunu belirterek Gürsel Tekin ve heyetinin görevine devam etmesi gerektiği, Özlem Erkal’ın avukatları tarafından dile getirildi.
CHP’nin 38. Olağan Kongresi’ne ilişkin iptal ve Özgür Çelik ile yönetiminin görevlerinden uzaklaştırılmasına yönelik verilen karara yapılan itirazı, 45. Asliye Hukuk Mahkemesi reddetti. Aynı zamanda, istinaf mahkemesine başvuru yollarını da açtı.
Peki şimdi ne olacak? Gürsel Tekin ve temsil heyeti olarak atanan diğer isimler görevlerine devam edecekler.
Gürsel Tekin, olağanüstü kongrenin gerçekleştiği gün şu açıklamayı yapmıştı: “Ben bu göreve mahkeme kararıyla geldim. Mahkeme kararını verir, der ki artık görevlerini yapmalarına gerek yoktur; ben o zaman giderim.”
Bugün verilen mahkeme kararıyla da Gürsel Tekin ve temsil heyetinin görevine devam etmesi kesinleşmiş oldu. CHP’nin yaptığı itiraz reddedildi ve hukuken tedbirle görevlendirilen Gürsel Tekin ile heyeti görevlerini sürdürecek.”
…

Reklam
Borsa
1.013,18
TL
Dolar
1.002,20
TL
Euro
994,10
TL
Altın
993,99
TL
Borsa
1.067,20
TL
Dolar
1.004,32
TL
Euro
1.003,12
TL
Altın
1.043,38
TL
Borsa
927,94
TL
Dolar
1.019,48
TL
Euro
1.014,78
TL
Altın
994,53
TL
Borsa
1.036,97
TL
Dolar
1.191,25
TL
Euro
1.147,84
TL
Altın
1.170,41
TL
Reklam
Reklam