BIST 100
11.482,60 1,32%
DOLAR
50,1497 0,09%
EURO
55,9304 -0,72%
GRAM ALTIN
6.556,39 -0,60%
BITCOIN
75.679,00 0,04%
FAİZ
39,49 0,28%
GÜMÜŞ GRAM
83,81 0,09%
GBP/TRY
67,1077 -0,65%
EUR/USD
1,1143 -0,68%
BRENT PETROL
97,05 -0,34%
ÇEYREK ALTIN
10.719,70 -0,60%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
10 °
Reklam

EKONOMİ

Artanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • OZRDN 9,13 %▲ %10,00
  • BIOEN 12,33 %▲ %9,99
  • ISVEA 15,97 %▲ %9,99
  • KARCL 34,60 %▲ %9,98
  • GUNDG 72,15 %▲ %9,98

Azalanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • KARTN 115,20 %▼ %-10,00
  • TRHOL 113,50 %▼ %-9,99
  • OZATD 102,10 %▼ %-9,96
  • RALYH 6,18 %▼ %-9,91
  • SOKM 48,44 %▼ %-9,88

İşlem Görenler

Tümü
  • Hisse Hacim
  • ASELS 13.462.912.580,75
  • THYAO 12.543.258.296,00
  • YKBNK 9.718.677.363,32
  • AKBNK 8.690.714.363,95
  • TUPRS 8.118.700.350,00
Bitcoin
75.700 -0.37%
Ethereum
2.231,50 -0.40%
Tether
0,998982 -0.01%
Binance Coin
695,14 0.13%
XRP
1,16 -1.66%
Solana
89,20 -1.04%
TRON
0,320053 0.53%
Dogecoin
0,071325 -1.73%
Cardano
0,180982 -2.50%
Dai
0,999988 -0.03%
Avalanche
8,20 -2.15%
Arbitrum B. USDT
0,999951 0.02%
Polygon B. USDT
1 0.05%
Wrapped Solana
98,97 -5.00%
Polygon PoS Bridged DAI (Polygon POS)
0,999531 -0.04%
Asırlara meydan okuyan tarihi taş köprü selde yıkıldı: Bir tarih burada sulara gömüldü

Asırlara meydan okuyan tarihi taş köprü selde yıkıldı: Bir tarih burada sulara gömüldü

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün Doğu Karadeniz’de 19-21 Eylül tarihlerinde ‘sarı’ kodlu uyarısı sonrası etkili olan kuvvetli sağanak, Artvin’de hayatı olumsuz etkiledi. Sağanak sel, taşkın ve heyelanlara neden olurken, çökme yaşanan birçok köy yolu ulaşıma kapandı.

Afet nedeniyle yollar kapanınca bulundukları yerlerde mahsur kalanlar, helikopterle güvenli alanlara tahliye edildi.

Selin etkilediği Borçka ilçesinde de temizlik, hasar tespiti ve yol onarım çalışmaları sürerken, Klaskur Deresi üzerine 8 ve 9’uncu yüzyıllarda Gürcü Krallığı döneminde inşa edildiği tahmin edilen tarihi taş kemer köprünün, sel sularından dolayı yıkıldığı ortaya çıktı.
Haber Detay Görsel Slider
İlçe merkezine 15 kilometrelik uzaklıkta bulunan ve özellikle düğün, nişan gibi özel günlerde fotoğraf çekimi için doğal stüdyo olarak rağbet gören köprünün yıkılmasının, yöre halkını üzdüğü belirtildi. Yıllara meydan okuyan tarihi köprüden geriye, selden önceki manzarada çekilen görüntüleri kaldı. Selden önce, henüz yıkılmamışken köprüyü dronla görüntüleyen dijital içerik üreticisi Osman Demir, “Maalesef çok üzgünüm. Tarihi taş kemer köprümüz yıkıldı. Tam bir hayal kırıklığı yaşıyorum. Bir tarih burada sulara gömüldü” dedi.Öte yandan son yaşanan selde Borçka ilçe merkezindeki tarihi 3 gözlü kesme taş köprüsü de yıkılmıştı. (DHA)
…

Bakan Ersoy Beyoğlu'nda vatandaşlarla buluştu

Bakan Ersoy Beyoğlu’nda vatandaşlarla buluştu

Spotify Music Forward Konferansı’nın ardından Galata Büyük Hendek Caddesi’nde yürüyüş yapan Ersoy, esnaflara “hayırlı işler” dileğinde bulundu. Kadın emeğinin sergilendiği pazarı ziyaret eden Bakan Ersoy, kadınlarla sohbet ederek el yapımı hediyelik eşyaları inceledi.
Cumartesi günü başlayacak olan Kültür Yolu Festivali’ne turistleri davet eden Ersoy, Beyoğlu ilçe muhtarlarıyla da bir araya gelerek bölgenin sorunlarını dinledi, tek tek not aldı. Ziyaretin sonunda tarihi tramvayla Taksim’e yolculuk yapan Ersoy’a, Beyoğlu Kaymakamı A. Atakan Atasoy, Beyoğlu AK Parti İlçe Başkanı Kasım Fırat ve Beyoğlu Muhtarlar Derneği Başkanı Songül Öztunç eşlik etti.
Bakan Ersoy’dan dijital müzik platformlarına şeffaflık çağrısı

“TÜRKİYE YÜZYILI, BİR YÜKSELİŞ ÇAĞI OLACAK”
Beyoğlu’ndaki temaslarının ardından gençlerle buluşma programına katılan Bakan Ersoy, gençlerin fikir ve hayallerinin Türkiye’nin geleceğini şekillendireceğini vurguladı.
Ersoy, “Daha çok okuyarak, daha çok üreterek, daha çok paylaşarak Türkiye Yüzyılı’nı omuz omuza inşa edelim.” dedi.
Kruvaziyer turizminde tarihi rekor

Gençlerle buluşmaların kendisi için büyük önem taşıdığını belirten Ersoy, “Bugün burada sizlerle buluşmanın mutluluğunu yaşıyorum. Çünkü sizler biliyoruz ki, ülkemizin umudu, yarınların kurucusunuz. Sizlerin enerjisi, fikirleri ve hayalleri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun en büyük güvencesidir.” ifadelerini kullandı.

Bilgiye sahip olanın dünyayı değiştirme gücüne de sahip olduğuna dikkat çeken Ersoy, bu kapsamda gençlerin ufkunu açacak yatırımlara büyük önem verdiklerini söyledi. Ersoy, “Bugün 1.300’ü aşkın kütüphanemiz ve içinde bulunan yaklaşık 26 milyon kitap sizlerin hizmetinde. Ama biz bununla yetinmiyoruz. Her geçen gün daha fazla gencimizin kitaba, bilgiye, teknolojiye ulaşabilmesi için yeni kütüphaneler açıyor, mevcutlarını modern kültür merkezlerine dönüştürüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Kütüphanelerin sadece kitapların saklandığı yerler değil; hayallerin filizlendiği, fikirlerin büyüdüğü, geleceğin yazıldığı mekânlar olduğunu dile getiren Ersoy, Rami Kütüphanesi ve Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi gibi örneklerin bu vizyonla hayata geçirildiğini hatırlattı. Ersoy ayrıca kütüphanelerin yanı sıra müzelerde de gençleri ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirterek 18 yaş altı öğrenciler ile lisans ve doktora seviyesindeki gençlerin müzeleri ücretsiz ziyaret edebildiğini söyledi.

Türkiye Yüzyılı vizyonunun gençlerin üretkenliğiyle yükseleceğini kaydeden Ersoy, “Bizler size inanıyoruz, güveniyoruz. Sizler geleceğe yalnızca tanıklık etmeyecek, o geleceği inşa edeceksiniz. Sizlerin ortaya koyacağı projeler, fikirler, sanat eserleri ve başarılarla Türkiye Yüzyılı, bilgiyle, kültürle ve ilhamla yoğrulmuş bir yükseliş çağı olacak.” diye konuştu.
Gençlere hayallerinden vazgeçmemeleri çağrısında bulunan Ersoy, “Her hayal, doğru bir adım ve güçlü bir inançla gerçeğe dönüşür. Sizlerin hayalleri, Türkiye’nin yarınlarını aydınlatacaktır. Gelin hep birlikte; daha çok okuyarak, daha çok üreterek, daha çok paylaşarak Türkiye Yüzyılı’nı omuz omuza inşa edelim.” sözleriyle konuşmasını tamamladı….

Reklam
Erdoğan'dan 'Türk Dil Bayramı' mesajı: Yeni nesillerimize Türkçeyi yaşatacak eserler kazandıralım

Erdoğan’dan ‘Türk Dil Bayramı’ mesajı: Yeni nesillerimize Türkçeyi yaşatacak eserler kazandıralım

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ’26 Eylül Türk Dil Bayramı’ nedeniyle bir mesaj yayımladı. Erdoğan, “Ana dilimiz, ata mirasımız Türkçemiz, geleceğe güvenle bakmamızı sağlayan, milletimizin en sağlam teminatlarından biridir. Milletimizin varlığının sembolü, kültürümüzün ve medeniyetimizin, edebiyatımızın ve sanatımızın ortak mecrası olan dilimiz, bugün de birlik ruhumuzu pekiştiren en sağlam köprülerimizden biridir. Tarih boyunca türlü badirelerden geçmiş, coğrafyalar aşmış, medeniyet kurmuş Türk milleti, diline sahip çıkarak kimliğini korumuş; kelime hazinesiyle, ifade gücüyle dünyaya sesini duyurmuştur” açıklamasında bulundu.
‘TÜRK DİLİ, DÜŞÜNCENİN EVİ, DUYGULARIMIZIN AYNASIDIR’
Şive, lehçe ve bölgesel farklılıklarıyla güçlü ve çeşitliliğe sahip bir yapıda olan Türk dilinin, yalnızca bir iletişim aracı değil; düşüncenin evi, duyguların aynası olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şiirimizde, türkümüzde, edebiyatımızda ve bilimsel eserlerimizde dilimizin zarafeti ve inceliği göze çarpar. Kültürümüzün hafızasıdır; geçmişi bugüne, bugünü geleceğe bağlayan köprüdür. Güzel dilimiz Türkçemize yapacağımız en güzel katkı dilimizi doğru kullanmak, güncel teknolojiyi, bilimsel terimleri Türkçe ile buluşturarak dilimizi zenginleştirmek olacaktır. Yeni nesillerimize Türkçeyi yaşatacak eserler kazandıralım, okullarda, medyada, sosyal hayatta kelimelerimize özen gösterelim. Bu vesileyle, Türkçemizi koruyup geliştirerek, bu aziz millete hizmet eden tüm akademisyenlerimizi, dil araştırmacılarımızı, öğretmenlerimizi, yazarlarımızı, şairlerimizi ve Türkçe sevdalılarını gönülden selamlıyorum. Türk Dil Bayramımız kutlu olsun” dedi.
Gözler ABD’de: Trump’ın Erdoğan ile görüşmesine verdiği önemin işareti…

SON DAKİKA İZMİR HABERLERİ: İzmir'de çöp krizi büyüyor! Vatandaşlar isyan etti...

SON DAKİKA İZMİR HABERLERİ: İzmir’de çöp krizi büyüyor! Vatandaşlar isyan etti…

Karşıyaka Belediyesi’nde DİSK Genel-İş 10 No’lu Şube üyesi, Kent A.Ş. ve Personel A.Ş.’de çalışan işçiler, maaş ve geriye dönük toplu iş sözleşmesi (TİS) haklarını alamadıkları, belediye ile yapılan görüşmelerden sonra somut adım atılmadığı gerekçesiyle 22 Eylül’de yeniden iş bırakma kararı aldı. Eylemin ardından ilçe genelinde neredeyse tüm hizmetler durdu. Karşıyaka’nın cadde ve sokaklarında toplanmayan çöpler, yığınlar oluşturdu. Ortaya çıkan kötü koku ve görüntüye vatandaşlar tepki gösterdi.
İlginizi Çekebilir
Karşıyaka’da esnaflık yapan Elif Dumlu (45), “15 yıldır bu çöp kovaları burada. Çöp konteynerlerinin kaldırılmasını istiyorum. Belediyemiz düzgün çalışmıyor. Burada karasinekten, sivrisinekten durulmuyor. Bütün mahalle berbat durumda. Kokudan, sinekten geçilmiyor. Lütfen belediye çalışanlarının maaşını verin, onlar da düzgün çalışsın. Onlara maaş verilmediği için çöpler böyle kalıyor ve şu anda grevdeler. Bu ne zamana kadar devam edecek bilemiyorum. Karşıyaka’nın haline bakar mısınız? Her taraf pislik içinde, bu konuyla ilgilensinler” dedi.
Netanyahu’yu tutuklanma korkusu sardı! Rota değişti

‘DUYGUSUZ, DUYARSIZ BİR BELEDİYE OLAMAZ’
Ankara’da yaşadığını ve bir aydır İzmir’de olduğunu bugün de Karşıyaka’ya gezmeye geldiğini belirten Cemal İrhan (70) da “Bunu Cumhuriyet Halk Partisi’ne yapılan bir ihanet olarak görüyorum. Böyle duygusuz, duyarsız bir belediye olamaz. Belediye yapmıyor, esnafla birlik haline gelip çöpleri geçici olarak kaldırılabilir. Bu rezaletin açıklanamayacak halidir. Karşıyaka’yı ilk kez bu kadar berbat gördüm. Böyle görünce fotoğraflarını da çektim. Bir vatandaş olarak üzülüyorum. Hepimiz bu pislikten sorumluyuz ama en çok da bizi yönetenlerin sorumluluğu var. İzmir’i bu kadar pis, Karşıyaka’yı bu kadar rezalet halde görmemiştim” diye konuştu.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Netanyahu mutlaka cezalandırılmalıdır

MSB kaynakları: Hudut karakolundaki olay, çocuklara su verilmesiyle ilgili değil…

Reklam
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Netanyahu mutlaka cezalandırılmalıdır

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Netanyahu mutlaka cezalandırılmalıdır

Ömer Çelik’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle; Birleşmiş Milletler Genel Kurulu vesilesiyle hepimizin gördüğü gibi dünyanın en önemli gündemi Gazze konusundaki gelişmeler. Buna da tabii iki yönlü bir yandan yüreğimizi kanatan Netanyahu hükümetinin katliamları, soykırım siyaseti bütün acımasızlığıyla insanlık tarihinin görmediği bir zulümle devam ediyor. Kuşkusuz artık kuruluşların kabul ettiği gibi bütün bu meseleye mesafeli yaklaşanların bile kabul ettiği gibi açık bir soykırım suçudur insanlığa karşı.
“BU ALÇAKLIĞIN MUTLAKA CEZALANDIRILMASINDAN BAŞKA YOL YOKTUR”
İnsanlığın medeniyet kazanımlarını korumak için bu alçaklığın mutlaka cezalandırılmasından başka yol yoktur. Biliyorsunuz, ilk olarak “soykırım” ifadesini kullanan lider Sayın Cumhurbaşkanımızdır. Sayın Cumhurbaşkanımız bu ifadeyi ilk kullandığında çoğu devlet mesafeli kaldı ve “bunu değerlendirelim” diyerek konuyu ileri bir tarihe erteledi. Ancak diplomasiyle konuşmak, uluslararası değerleri ve uluslararası hukuku hatırlatmakla bu meselenin çözülemediğini bir kez daha gördük. Katliamlar aynen devam ediyor.
Bu durumun ortaya koyduğu tablo şunu gösteriyor: Netanyahu adlı katil ve şebekesinin durdurulması için çok yönlü bir inisiyatif oluşturulmalıdır. Aksi takdirde insanlığa karşı işlenen suçlar ve soykırım suçları maalesef artarak devam edecektir.
O çerçevede bakıldığında, bugün Filistin Devleti’nin tanınmasına yönelik büyük devletlerin attığı adımlar ve ortaya koydukları irade önemlidir. Burada “büyük devlet” derken gayri safi milli hasıla, güçlü ekonomi veya büyük orduyu kastetmiyorum; Avrupa Birliği ya da NATO üyesi devletleri de kastetmiyorum. “Büyük devlet”ten kastım, insanlığı öncelikleyen devletlerdir.
Meteoroloji ve AKOM’dan uyarı! Sağanak ve soğuk hava geliyor: İstanbul, Ankara…
Tabii, Filistin Devleti’nin tanınması konusunda bile görüyoruz ki soykırım şebekesinin failleri, Filistin Devleti’nin tanınması karşısında Batı Şeria ilhaktan bahsediyorlar; daha çok kadın ve çocuk öldürmekten, daha çok insanı katletmekten bahsediyorlar. Dolayısıyla, şimdiye kadar Filistin Devleti’nin tanınmasını “iki devletli çözüm sürecine zarar verir” diyerek erteleyenlerin yaklaşımlarının ne kadar zeminsiz olduğu ortaya çıkmıştır.
İsrail’in bu yaklaşımı, yani “bir gün iyi bir çözüm olsun; o çözümden sonra Filistin Devleti tanınsın. Eğer şimdi Filistin Devleti tanınırsa bu çözüm gerçekleşmez” şeklindeki tezi vardı. Birçok devlet de bu teze atıf yaparak, “Bugün Filistin Devleti’ni tanırsak yarın bir gün iki devletli çözüm konusunda İsrail’i başka bir noktaya sürükleriz” gibisinden bir yaklaşım içerisine giriyordu.
Ama görüldü ki İsrail’in kafasında iki devletli bir çözüm yok. Tam tersine, İsrail’in Netanyahu hükümetinin kafasında “Filistinliler” diye bir kavram yok. Hepsini öldürülmesi gereken, çocukluktan itibaren soykırıma uğratılması gereken insanlar olarak görüyorlar. Daha doğrusu, kendilerinden başkasını insan olarak görmüyorlar. Böylesine hastalıklı, son derece sağlıksız ve katliam zihniyetiyle dolu bir yapı var.
“FİLİSTİN DEVLETİ’NİN TANINMASI, SOYKIRIM ŞEBEKESİNE VERİLMİŞ SEMBOLİK DE OLSA GÜÇLÜ BİR CEVAPTIR”
Onun için geçmişte Filistin Devleti’nin tanınmasını iki devletli çözüme zarar vermek adına erteleyenlerin söylediklerinin ne kadar boş olduğu ortaya çıkmıştır. Bugün Filistin Devleti’nin tanınması, soykırım şebekesine verilmiş güçlü, sembolik de olsa güçlü bir cevaptır. Tabii bunun arkasından, Filistin Devleti’nin tanınmasının ardından gelmesi gereken şey, soykırım şebekesi olan Netanyahu ve ekibinin durdurulması için somut eylemlerin hayata geçirilmesidir.
Lakin her gün Uluslararası Ceza Mahkemesi, uluslararası mahkemeler ve uluslararası hukuk hedef alınmaktadır. Bu hedef alınmalar, açıklamalarına göre bundan sonra da devam edecektir. Burada uluslararası toplumun, somut ve hemen hayata geçirilebilir ortak bir eylem düzeni oluşturması gerekir.
Şimdi tabii, bu sürecin bir diğer ayrıksı tarafı da şudur: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi bazı ülkelerin Filistin Devleti’ni tanımasıdır.Cumhurbaşkanımız bunu ilk söylediğinde, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu salonunda bunu ilk zikrettiğinde, salonda derin bir sessizlik olmuştu. Kimse önce bu teze böyle yakın durmak istememişti. Ama şimdi görüyoruz ki Cumhurbaşkanımızın yıllar evvel söylediği şey, uluslararası kabul gören, uluslararası mutabakattan sahip bir yaklaşım haline gelmiştir.
Fenerbahçe’de Sadettin Saran’dan Volkan Demirel’e teklif hazırlığı! Tedesco ve Devin Özek ile toplantı kararı
“FİLİSTİN MESELESİ, ARTIK DÜNYAYA MAL OLMUŞ BİR MESELEDİR”
O çerçevede, Filistin Devleti’nin bütün ülkeler tarafından, insanlık değerlerine sahip büyük devletler tarafından tanınması gerekmektedir. Burada “büyük devlet” derken, ordusu büyük olanı veya ekonomisi güçlü olanı kastetmiyorum; insanlık değerlerine sahip çıkma konusunda büyük olanları kastediyorum.
Filistin meselesi, Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda da söylediği gibi artık dünyaya mal olmuş bir mesele, insanlığın geleceğiyle ilgili bir meseledir. Cumhuriyet tarihinde ilk defa Sayın Cumhurbaşkanımız, Filistin davasını “bizim milli davamız” olarak tanımlamıştır.
Cumhurbaşkanımız Filistin davasını milli dava olarak tanımladığında, içimizden bazıları muhalefet yapmak adına, “Filistin davası niye bizim milli davamız oluyor?” gibisinden bir takım laflar üretmişlerdi. Hiçbir şekilde insanlıkla ve siyasetle bağdaşmayan, hatta maalesef bazıları son derece faşist bir yaklaşım sergileyerek, “Filistin davası bizim davamız değil, Arapların davasıdır” gibisinden ırkçı yaklaşımlar da üretmişlerdi.
Ama bugün insanlığın kalbi atıyor; Filistin davası bir insanlık davasıdır, Filistin davası dünyanın davasıdır. Onun için, bunun ilk olarak milli dava olarak tanımlanması, aslında insanlık davasının tanımlanmasına dönük nasıl bir işaret fişeği olduğu ve nasıl bir yol haritası olduğu net bir şekilde ortaya çıkmıştır.
Bundan sonrasında, Filistin Devleti’ni tanıyanların ortak iradeyle ortak eylem planı gerçekleştirmesi, Gazze’deki katliamı durdurması; ikincisi de bu katliam şebekesinin, Batı Şeria da dahil, yeni insanlık suçları işlemeye dönük hazırlıklarının ortadan kaldırılması bakımından son derece önemli olacaktır.
Bir diğer konu arkadaşlar, Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çerçevesinde yürüttüğü diplomatik çalışmaların bütün dünya tarafından ne kadar dikkatle izlendiğini görüyoruz. Bir kere daha görülmüştür ki, bölgesel savaşların sona ermesi, küresel ve bölgesel barışın hayata geçirilmesi için sözü en çok dikkate alınan ve ne diyeceği en çok merak edilen liderlerin başında Cumhurbaşkanımız gelmektedir.
Fakat buna rağmen, Türkiye’nin içinde Cumhuriyet Halk Partisi ve bazı muhaliflerin yegâne işi, Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu, dünyanın dikkatle takip ettiği ve dünya tarafından kabul görmüş bu dirayetli siyasetin bir takım yalan ve iftiralarla gölgelenmeye çalışılmasıdır.
Bu çerçevede baktığımızda, çeşitli ülkelerdeki yabancı siyasetçilerin Cumhurbaşkanımızın bu dirayetli siyasetini kıskanarak veya başka türlü rekabetler üreterek, bir takım eleştirilerle gölgelemeye çalışmasını anlıyoruz. Çünkü onlar rekabet üretmeye çalışıyor; biz de onlara gereken cevabı veriyoruz.
“SİYASİ UYDUSU GİBİ, SİYASİ MİSYONERLİK FAALİYETİ ÜRETMEYİN”
Hangi yabancı siyasetçi bir söz söylese, hemen onu esas alıp, “Bakın, aslında olan biten Cumhurbaşkanımızın, AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın anlattığı gibi değilmiş; olan biten şimdi açığa çıktı” gibisinden, başkalarının sözlerinin yanında siyasi uydu gibi konumlanarak bir yaklaşım üretmeye çalışmaları, çarpık bir yaklaşım üretmeye çalışmalarıdır.
Şimdi, kendilerinin bir eleştirisi varsa, eleştirilerini söylesinler; biz de cevabını verelim. Ama tutuyorsunuz, yabancı bir siyasetçinin sözünü “Aa, bakın Türkiye’nin devletinin başının, Cumhurbaşkanımızın ve diğerlerinin söylediği esas değilmiş; esasında başka bir durum varmış. Bunun arkasında şunlar varmış” diyerek esas alıyorsunuz ve tutuyorsunuz, bir eleştiri getiriyorsunuz. Biz diyoruz ki: Eleştiriniz varsa bunu dinleyelim ve cevabını verelim. Ama başkalarının siyasi uydusu gibi, siyasi misyonerlik faaliyeti üretmeyin.
Yabancı bir siyasetçi diyor ki: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Türkiye’nin yaptıklarının arkasında şöyle bir şey var.” Bunlar da diyor ki: “Bakın, arkasında böyle bir şey varmış.” Ya böyle bir şey olabilir mi? Sizin bir fikriniz, bir zikriniz, bir duruşunuz, bir zemininiz yok mu? Meselelere bakarken bir milli gözlüğünüz yok mu? Bir milli filtreniz yok mu?
Dün, bizim bu eleştirimize karşı, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel bir değerlendirme yapmış; diyor ki: “Biz bunları eleştiriyoruz ama AK Parti’den ve hükümetten eleştiri gelmiyor.” Onlar da bizi eleştiriyor. Ben, dünkü Sayın Özel’in konuşmasını görünce bir kere daha anladım ki, Sayın Özgür Özel kendi partisi adına konuşanları bile takip etmiyor. Sayın Özel, sizin partiniz adına konuşanlar sizin bahsettiğiniz çerçevede konuşmuyor. Yani, bize herhangi bir konuda “Şu meselede niye konuşmadınız? Şu meselede niye değerlendirme yapmadınız?” derken kendisi bir görüş söylemiyor.
Bakın, yabancı bir siyasetçi kim olursa olsun, defalarca yaşadık bunu: Libya’da yaşadık, Suriye olaylarında yaşadık, Akdeniz’deki olaylarda yaşadık, Mavi Vatan meselesinde yaşadık. Yabancı bir siyasetçi bir şey söylediği zaman, onu referans alıp, ‘Bakın, Türkiye’nin arka planda şunlar şunlar oluyormuş’ gibisinden bir çerçeve üretmeye çalışıyorlar.
Biz de diyoruz ki: Bu kadar köklü bir parti olan Cumhuriyet Halk Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül vermiş vatandaşlarımızın milli hassasiyetlerinin ne kadar yüksek olduğunu, Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy veren vatandaşlarımızın milli hassasiyetlerinin ne kadar güçlü olduğunu hep beraber görüyoruz. Ve bunu Türkiye için son derece kıymetli olduğunu da görüyoruz; vatandaşlarımızın bu milli hassasiyetleri ve milli duruşları son derece önemlidir.
Kritik buluşma 7 başlık masada
Ama bakın, onlar adına konuştuğunu söyleyen parti yönetimindeki kişiler, Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet başkanını ve hükümetini, başka siyasetçilerin söylediklerini doğru kabul ederek ve esas alarak sürekli yargılamaya kalkıyorlar. Esas mesele budur. Yani, Sayın Özgür Özel’in anlattığı gibi değil. Bir eleştiri geliyor da biz ona cevap vermiyor değiliz; biz bakıyoruz.
Cumhuriyet Halk Partisi adına konuşanlar, Mavi Vatan konusunda Yunanistan’daki siyasetçiler gibi konuşuyorlar; Suriye’de yapılan operasyonlar karşısında, Avrupa’daki, Suriye’de bizimle rekabet etmeyen bazı devletlerin tezleri ile konuşuyorlar. Bunu defalarca gördük. Şimdi de bu konuda tutmuşlar: “Bu görüşmenin arkasında şu var, bu var.”
“BİR GENEL BAŞKAN KENDİ PARTİSİ ADINA KONUŞANLARIN NE DEDİĞİNDEN HABERDAR DEĞİL”
Devletler arası görüşmelerin nasıl planlandığı, bunlara nasıl çalışıldığı, alfabet düzeyinde devlet hayatı ve devlet bilgisi olan birisi tarafından net bir şekilde görülür. Cumhurbaşkanımız da açıklamasında, hangi siyasi gündemle bu süreci yürüteceğini net bir şekilde ifade etmiştir.
Burada vahim olan şudur: Biz, karşımızdaki muhalefet partilerinin sağlam argümanlara sahip olmasını, bize karşı olsa bile rakibimiz olsa bile ciddi bir çerçevesi olmasını, iyi çalışılmış bir yazılımı olmasını isteriz. Fakat karşımızda öyle bir tablo var ki, bir genel başkan kendi partisi adına konuşanların ne dediğinden haberdar değil.Konuşanlar, partinin politikalarını referans almıyor; tutuyorlar, gece gündüz başka yabancı siyasetçilerin Cumhurbaşkanımız ve Türkiye aleyhine sözlerini referans alıyorlar.
“CHP’YEBAKTIĞIMIZDA, SİZ ATATÜRK’ÜN VASİYETİNE UYMAMIŞ BİR PARTİSİNİZ”
Şimdi, Sayın Özgür Özel sık sık diyor ki: “Biz Atatürk’ün kurduğu partiyiz.” Tabii bunun herhangi bir siyasal gerçekliği olmadığı ortadadır. Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül veren, destek veren vatandaşlarımızın Atatürk sevgisinin, bütün milletimiz gibi, son derece yüksek olduğunu biliyoruz. Milletimizin ortak değerine, cumhuriyetimizin kurucusuna ve ilk cumhurbaşkanımıza dönük bu sevgi ve saygı her zaman yaşatılıyor.
Fakat sonuç olarak, Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi açısından baktığınızda, siz Atatürk’ün vasiyetine uymamış bir partisiniz. Atatürk’ün vasiyetini yerine getirmemişsiniz. İş Bankası hisselerinden Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’na ayrılması gerekenleri yerine getirmemişsiniz. Bu kurumlar, Atatürk’ün vasiyetinin yerine getirilmesi için Cumhuriyet Halk Partisi’ne dava açarak, sizin bu vasiyeti zorla yerine getirmenizi sağlamış. Bunun gibi onlarca, yüzlerce örnek verebilirim.
Onun için, eğer yine de bu tezde iddialıysanız, yani Atatürk’ün geçmişte Cumhuriyet Halk Partisi’ne bıraktığı mirasa yapılan saygısızlıklara rağmen hâlâ iddialıysanız, o zaman Cumhuriyet Halk Partisi’ni bu kadar gayrimilli bir duruma düşürmeyin. Cumhuriyet Halk Partisi’ni bu kadar şaibeli işlerin içerisinde dolanan bir kampanyanın parçası haline getirmeyin.
‘Çöl Kurtları’ Sudan’da! Amerikan askerinin 4’te 1’i maliyetine savaşıyorlar: ‘Esir olduk’
“ÖĞRENME YETENEĞİNİ KAYBETMİŞ BİR PARTİ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”
Sorun şudur ki ne dış politika konusunda söylediğinizin bir zemini var, ne iç politika konusunda söylediğinizin bir zemini var, ne dünyanın nereye gideceği konusunda söylediğinizin bir zemini var.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ile sık sık söylüyorsunuz: “Sosyalist, enternasyonel de beraberiz. Aramızda kardeş parti ilişkisi var.” Yani sizin durduğunuz yer, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in Gazze ve Filistin konusundaki durduğu yerin tam tersidir. Siz daha bu meseleye başlarken ne dediniz? “Hamas terör örgütüdür” dediniz. Ondan sonra gelen tepkiler üzerine “Terör örgütü değil ama terör eylemi yapıyor” dediniz. Konuya başlangıç biçiminiz burada; yani konunun alfabesiyle ilgili bir probleminiz var.
Bütün bunlar, esasında belli bir zaman sonra olsa bile öğrenilebilecek şeylerdir; ama bu tip makamlar öğrenme makamları değil. Öğrenme yeteneğini kaybetmiş bir parti ile karşı karşıyayız. Sonra yukarıdan aşağıya retorik bazı cümleler bize sıralanıyor.
Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda verdiği mesajları eleştirmeye kalkıyorlar. Sonra da diyorlar ki: “Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunu söylerse ben de onu havalarına gider karşılarım.”
Buradaki mesele şudur: Sayın Özgür Özel, uluslararası politikada neyin söylenmesi gerektiğini, CHP içindeki hizipleri yönetmek için söylenmesi gerekenler ile eşleştirmeye çalışıyor. Sonuçta bir devlet sorumluluğu vardır. Bugüne kadar Cumhurbaşkanımızın milli tezlerden geri adım atmamış olması, milli tezleri bu kadar inançla ve ısrarla savunması, çok yüksek bir takdir ve saygı görmüştür.
“MAVİ VATAN KONUSUNDA SINIFTA KALMIŞ BİR PARTİSİNİZ”
O yüzden, Sayın Özgür Özel’in yapması gereken ilk iş, önce Cumhuriyet Halk Partisi’ni yönetme konusunda bir beceri sergilemek olmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi’ni yönetme konusunda hizipleri idare etme ve bu tartışmaların, Cumhuriyet Halk Partililerin söylediği sözlerin ne manaya geldiği konusunda topluma ve milletimize net bir açıklama yapmalıdır.
Bundan sonra, uluslararası politikada kim neyi söyleyecek, bunun zamanlaması nasıl olacak, içeriği ne olacak; bunlarla uğraşmalıdır. Mavi Vatan konusunda sınıfta kalmış bir partisiniz. Akdeniz’deki hak ve menfaatlerimizi koruma konusunda sınıfta kalmış bir partisiniz. Libya politikası konusunda Türkiye Cumhuriyeti karşısında sınıfta kalmış bir partisiniz. Suriye’de yapılan teröre karşı askeri operasyonlara karşı durmuş bir partisiniz.
Sonra da diyorsunuz ki: “Dış politikada şu yapılmalı, bu yapılmalı.” Önce yapılması gereken, başkasına bir şey söylemeden önce, kendi partiniz içindeki ödevinizi tam olarak yapmaktır. Bu bizi memnun eder.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin böyle savrulması, Türk siyasi hayatı için bir kazanım olarak görülmez. Köklü siyasi partiler, ne dediği anlaşılabilen, milli politikalar konusunda hassasiyet üretebilen ve değer üretebilen bir yaklaşım içerisinde olmalıdır.
O yüzden, Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi önce partinin duruşunu netleştirmelidir. Ondan sonra, Cumhurbaşkanımızla ilgili konularda söyleyecek bir sözü veya eleştirisi varsa, biz de cevabını vereceğiz. Günün sonunda, Cumhurbaşkanımızın verdiği mesajların, dünyada bırakın büyük devletlerin ana akımını, en taşradaki basın yayın organlarına kadar son derece yakından takip edildiğini ve gündem oluşturduğunu görüyoruz.
Buradan bir kere daha Sayın Cumhurbaşkanımıza, İnsanlık İttifakı adına ortaya koyduğu yüksek asalet ve değerleri savunmak için yaptığı cesur konuşması için şükranlarımızı arz ediyoruz. Allah kolaylık versin diyoruz. Bir an evvel Türkiye’ye dönmesini dört gözle bekliyoruz. Bugün sahada çalışma yapacak bütün arkadaşlarımıza başarılar diliyoruz. Bütün milletimize sevgilerimizi ve saygılarımızı sunuyoruz. Sağ olun.
Netanyahu’yu tutuklanma korkusu sardı! Rota değişti…

Reklam
İzmir'de çöp krizi büyüyor! ‘İlk kez bu kadar berbat gördüm, bu rezalet açıklanamaz’

İzmir’de çöp krizi büyüyor! ‘İlk kez bu kadar berbat gördüm, bu rezalet açıklanamaz’

Karşıyaka Belediyesi’nde DİSK Genel-İş 10 No’lu Şube üyesi, Kent A.Ş. ve Personel A.Ş.’de çalışan işçiler, maaş ve geriye dönük toplu iş sözleşmesi (TİS) haklarını alamadıkları, belediye ile yapılan görüşmelerden sonra somut adım atılmadığı gerekçesiyle 22 Eylül’de yeniden iş bırakma kararı aldı. Eylemin ardından ilçe genelinde neredeyse tüm hizmetler durdu. Karşıyaka’nın cadde ve sokaklarında toplanmayan çöpler, yığınlar oluşturdu. Ortaya çıkan kötü koku ve görüntüye vatandaşlar tepki gösterdi.
İlginizi Çekebilir
Karşıyaka’da esnaflık yapan Elif Dumlu (45), “15 yıldır bu çöp kovaları burada. Çöp konteynerlerinin kaldırılmasını istiyorum. Belediyemiz düzgün çalışmıyor. Burada karasinekten, sivrisinekten durulmuyor. Bütün mahalle berbat durumda. Kokudan, sinekten geçilmiyor. Lütfen belediye çalışanlarının maaşını verin, onlar da düzgün çalışsın. Onlara maaş verilmediği için çöpler böyle kalıyor ve şu anda grevdeler. Bu ne zamana kadar devam edecek bilemiyorum. Karşıyaka’nın haline bakar mısınız? Her taraf pislik içinde, bu konuyla ilgilensinler” dedi.
Netanyahu’yu tutuklanma korkusu sardı! Rota değişti

‘DUYGUSUZ, DUYARSIZ BİR BELEDİYE OLAMAZ’
Ankara’da yaşadığını ve bir aydır İzmir’de olduğunu bugün de Karşıyaka’ya gezmeye geldiğini belirten Cemal İrhan (70) da “Bunu Cumhuriyet Halk Partisi’ne yapılan bir ihanet olarak görüyorum. Böyle duygusuz, duyarsız bir belediye olamaz. Belediye yapmıyor, esnafla birlik haline gelip çöpleri geçici olarak kaldırılabilir. Bu rezaletin açıklanamayacak halidir. Karşıyaka’yı ilk kez bu kadar berbat gördüm. Böyle görünce fotoğraflarını da çektim. Bir vatandaş olarak üzülüyorum. Hepimiz bu pislikten sorumluyuz ama en çok da bizi yönetenlerin sorumluluğu var. İzmir’i bu kadar pis, Karşıyaka’yı bu kadar rezalet halde görmemiştim” diye konuştu.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Netanyahu mutlaka cezalandırılmalıdır

MSB kaynakları: Hudut karakolundaki olay, çocuklara su verilmesiyle ilgili değil…

Yer: Antalya! Bölgeye özel izinle giriliyor..

Yer: Antalya! Bölgeye özel izinle giriliyor… Ormandaki dev yuvaların sırrı

Kaş ilçesine bağlı Gömbe Yaylası ile Finike ve Elmalı ilçeleri arasındaki 1850 metre yükseklikte bulunan ve 1991’de Tabiatı Koruma Alanı ilan edilen Çığlıkara, ana vatanı Lübnan olan sedir ağaçlarının dünyada en çok yayılış gösterdiği ormanlar arasında yer alıyor.
Endemik bitki ve hayvan türlerine de ev sahipliği yapan, 2 bin yaşını aşkın anıt ağaçların da bulunduğu Çığlıkara’yı, zararlı böcek ve hastalıklara karşı, 1970-1974 yıllarında Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinden yuvalarıyla bölgeye taşınan kırmızı orman karıncaları koruyor.

Yaprak kelebekleri, sedir kabuk böcekleri, tırtıllar, bitler ve böcek yumurtalarını yiyerek sedir ağaçlarına adeta “yaşam veren” kırmızı orman karıncaları, genelde yıkılan ağaç kalıntıları üzerine yaptıkları, yüksekliği 120 santimetreye, uzunluğu ise 6 metreye ulaşan dev yuvalarıyla da dikkati çekiyor.
İstanbul’da pusuya düştü, göğsünden vuruldu: Bir daha vurun, beni öldürmeniz lazım

Orman karıncası yuvaları, asırlık ağaçları gelecek kuşaklara sağlıklı bir biçimde taşıması dolayısıyla Doğa Koruma ve Milli Parklar ekipleri tarafından özenle korunuyor.

Böylesiyle ilk kez karşılaştılar! İnanamadılar…
ORMANA BİLİMSEL ÇALIŞMA DIŞINDA GİRMEK YASAK
Doğa Koruma ve Milli Parklar Korkuteli Şefi Zülfü Karatepe, AA muhabirine, kırmızı orman karıncalarının orman zararlarıyla biyolojik mücadele yapmak için bölgeye yerleştirildiğini söyledi.

Özellikle karıncaların ağaçlara zarar veren sedir yaprak kelebeği ve sedir kabuk böceği ile beslendiğini belirten Karatepe, “Karıncalar orman ekosisteminin sağlıklı yürümesi bölgedeki biyolojik çeşitliliğin sürmesi açısından çok önemli. Yaptığımız çalışmalarda bölgede 302 yuva tespit ettik. Yuvaların yüksekliği 50 santimetre ile 120 santimetre arasında değişkenlik gösteriyor. Bir yuvada ortalama 350 bin ila 400 bin işçi karınca bulunuyor.” dedi.

Bölge koruma altında olduğu için sadece bilimsel ve eğitim çalışmalarına izin verildiğini dile getiren Karatepe, ormanın bunun dışında insan girişine ya da herhangi bir faaliyete kapalı olduğunu kaydetti.

Karatepe, bölgenin sedir ağaçlarının oluşturduğu görüntüyle eşsiz bir güzelliğe sahip olduğunu ifade ederek, “Çığlıkara, yoğun sedir ağacının bulunduğu en nadir ormanlardan. Sedir ağaçlarının boyu ortalama 40 metreye ulaşabiliyor ve 2 bin yıldan fazla yaşıyor. Bu ormanlar ülkemiz için önemli bir zenginlik. Burayı korumak bizim en önemli vazifelerimizden.” diye konuştu.
…

Borsa
1.013,18
TL
Dolar
1.002,20
TL
Euro
994,10
TL
Altın
993,99
TL
Borsa
1.067,20
TL
Dolar
1.004,32
TL
Euro
1.003,12
TL
Altın
1.043,38
TL
Borsa
927,94
TL
Dolar
1.019,48
TL
Euro
1.014,78
TL
Altın
994,53
TL
Borsa
1.036,97
TL
Dolar
1.191,25
TL
Euro
1.147,84
TL
Altın
1.170,41
TL
Reklam
Reklam