BIST 100
11.482,60 1,32%
DOLAR
50,1497 0,09%
EURO
55,9304 -0,72%
GRAM ALTIN
6.556,39 -0,60%
BITCOIN
75.938,00 0,15%
FAİZ
39,49 0,28%
GÜMÜŞ GRAM
83,81 0,09%
GBP/TRY
67,1077 -0,65%
EUR/USD
1,1143 -0,68%
BRENT PETROL
97,05 -0,34%
ÇEYREK ALTIN
10.719,70 -0,60%
İzmir Parçalı Bulutlu
İzmir hava durumu
10 °
Reklam

EKONOMİ

Artanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • OZRDN 9,13 %▲ %10,00
  • BIOEN 12,33 %▲ %9,99
  • ISVEA 15,97 %▲ %9,99
  • KARCL 34,60 %▲ %9,98
  • GUNDG 72,15 %▲ %9,98

Azalanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • KARTN 115,20 %▼ %-10,00
  • TRHOL 113,50 %▼ %-9,99
  • OZATD 102,10 %▼ %-9,96
  • RALYH 6,18 %▼ %-9,91
  • SOKM 48,44 %▼ %-9,88

İşlem Görenler

Tümü
  • Hisse Hacim
  • ASELS 13.462.912.580,75
  • THYAO 12.543.258.296,00
  • YKBNK 9.718.677.363,32
  • AKBNK 8.690.714.363,95
  • TUPRS 8.118.700.350,00
Bitcoin
75.959 0.70%
Ethereum
2.245,62 1.25%
Tether
0,999153 0.01%
Binance Coin
694,74 0.84%
XRP
1,16 -2.63%
Solana
90,16 1.14%
TRON
0,317711 -0.14%
Dogecoin
0,07198 1.00%
Cardano
0,184607 0.64%
Dai
1 0.02%
Avalanche
8,34 0.86%
Arbitrum B. USDT
0,999951 0.02%
Polygon B. USDT
1 0.05%
Wrapped Solana
98,97 -5.00%
Polygon PoS Bridged DAI (Polygon POS)
0,999531 -0.04%
Reklam
3 kardeşinin sonu oldu! Doktorlar da şaşkın: İçimde 6 kilo zehir vardi

3 kardeşinin sonu oldu! Doktorlar da şaşkın: İçimde 6 kilo zehir vardi

Artuklu ilçesinde yaşayan Cemal Aşar’a, genetik böbrek hastalığı nedeniyle 35 yaşında “Polikistik Böbrek Hastalığı” tanısı konuldu. Daha önce aynı rahatsızlık nedeniyle 3 ağabeyini kaybeden Aşar’ın böbreği yıllar içinde giderek büyüyerek yaşamını kabusa çevirdi. Haftada 3 kez diyaliz tedavisine giren Aşar, büyüyen böbreği yüzünden nefes almakta zorlanmaya, yürümekte güçlük çekmeye başladı.

Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran Aşar, başarılı bir operasyonla 6 kiloya ulaşan devasa böbreğinden ameliyatın ardından kurtuldu.

Böbreğinin alınmasıyla sağlığına kavuşan ve üroloji servisine alınan Aşar’ın önümüzdeki günlerde taburcu edilmesi bekleniyor.

‘İÇİMDE 6 KİLO ZEHİR VARDI’
Yaşadığı zorlu süreci anlatan Aşar, “Doktorlar ‘tamam yatıracağız, ameliyat yapacağız’ diyorlardı ama bazıları böbreğin büyüklüğünden dolayı çekindiler, yapamadılar. En son Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Doç. Dr. Süleyman Sağır’a başvurdum. Allah razı olsun, hemen beni yatırdı ve ameliyatı yaptı. Şu an kendimi kuş gibi hafif hissediyorum. Beni büyük azaptan kurtardı. Ameliyat öncesinde sadece 3 metre yürüyebiliyordum, nefesim kesiliyordu sürekli acı çekiyordum. İçimde 6 kilo zehir vardı. Şimdi başarılı operasyon sonrası sağlığıma kavuştum. Allah’ıma binlerce kez şükürler olsun” diye konuştu.

‘BU KADAR BÜYÜĞÜNÜ İLK DEFA ALDIK’
Operasyonu gerçekleştiren Doç. Dr. Süleyman Sağır, ameliyatın 2 saat sürdüğünü belirterek, “Normalde bir böbrek 120-150 gram ağırlığında ve 12 santimetre uzunluğunda olur. Hastamızın böbreği ise 6 kilo ağırlığa, 36 santimetre uzunluğa ulaşmıştı. Bu büyüklük, nefes almasını, yürümesini zorlaştırıyor, hatta diğer iç organlarını tehlikeye sokuyordu. Hastamız hafta 3 kez diyalize giriyordu, diyalize gidip gelmesi bile çok zor hale gelmişti. Kendisiyle görüşerek riskleri anlattık ve ameliyatı kabul etti. Başarılı bir operasyonla, devasa büyüklükteki böbreği çıkartarak, hastamızın yaşadığı tüm semptomları ortadan kaldırdık. Hastamız şu an çok daha rahat nefes alabiliyor, yürüyebiliyor. ‘Yeniden doğmuş gibiyim’ diyerek mutluluğunu ifade ediyor. Daha önce büyük böbrekler ameliyatla alınmıştı ama bu kadar devasa büyüklükte bir böbreği ilk defa aldık” dedi.

Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Ahmet Yeşil de operasyonun önemine dikkat çekerek, “Hastanemizde polikistik böbrek hastalığına bağlı, 6 kilo ağırlığındaki devasa böbrek başarılı bir operasyonla çıkarılmış ve hastamız sağlığına kavuşmuştur. Bu operasyon, hastanemizin geldiği noktayı ve cerrahi ekibimizin özverisini göstermektedir. Sağlık Bakanlığımıza, Mardin Valiliğimize ve İl Sağlık Müdürlüğümüze desteklerinden dolayı teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı. (DHA)
…

6 yaşındaki çocuk ailesinin tüm servetini camdan attı! Sonrası inanılmaz: ‘Bir kadın kutuyu tekmeleyip açtı, çantasına attı’

6 yaşındaki çocuk ailesinin tüm servetini camdan attı! Sonrası inanılmaz: ‘Bir kadın kutuyu tekmeleyip açtı, çantasına attı’

Kumlubel Mahallesi Yavuz Sokak üzerinde bulunan 4 katlı binanın 2’nci katında oturan evli ve 3 çocuk babası 35 yaşındaki inşaat işçisi Adem Arslan’ın başına geçtiğimiz Pazar talihsiz bir olay geldi. Köyden Kumlubel Mahallesi’ndeki ikametlerine gelen ailenin en küçük ferdi, 6 yaşındaki M.H.A. içinde 5 tane çeyrek altın olan kutuyla oynadıktan sonra, camdan aşağıya attı.
İlginizi Çekebilir
Kutunun belli bir süre sonra olmadığını fark eden Adem Arslan ve eşi çocuğundan “Dışarı attım” cevabı duydu. Camdan aşağıya baktıklarında kaldırım üzerinde olan kutuyu almak için büyük oğullarını yollayan aile, birikimlerinin kısa bir süre kaldırım üzerinden kaybolduğunu fark etti.
SOKAKTAN GEÇEN KADIN ALTIN DOLU KUTUYU ALIP GİTTİ
Durumu polise ihbar eden Arslan, güvenlik kameralarını incelediklerinde sokaktan geçen bir kadını altın dolu kutuyu aldığını ve oradan uzaklaştığını gördü. Kazandığı parayla araba almak için yaptığı yatırımla yakın zamanda ameliyat olacak bir akrabasına Arslan, yardım etmeye hazırlandığını belirtti. Altınları alan şahsa seslenen Arslan, birikimini geri getirmesini rica etti. Polis olayla ilgili inceleme başlattı.
Yeni harita paylaşıldı! Meteoroloji’den uyarılar: Sıcaklıklar düşüyor! İstanbul, Ankara, İzmir…

“ÇOCUK ALTIN DOLU KUTUYU, CAMDAN AŞAĞIYA ATIYOR”
Olay ilgili konuşan Adem Arslan, “Pazar günü saat 12.37’de biz kameradan fark ettik. Biz köyden yeni gelmiştik ve daha içerideki eşyalarımızı düzeltmemiştik. Altınlar dolapta kutunun içindeydi. Sonrasında hanım yatağın altına koymak isterken o fark etmeden çocuk nasıl aldıysa. Çocuktur sonuçta. Kutuyu elleriyle sallıyor, bantlı olduğu için açamıyor. Ardından, camdan aşağıya çöpe diye atıyor ama kutu yola düşüyor. Annesine bu durumu söylüyor. Hanım da kutu aşağıdadır diye diğer çocuğu aşağıya gönderiyor. Çocuk bakıyor, bulamıyor. Hanım da aşağıya iniyor, bulamıyor. Biz kameradan baktık. Kucağında kız çocuğu olan bir kadın var. Kızı yere indirip ayağıyla kutuyu tekmeliyor. Ses duyunca eline alıp kutuyu açıyor, içindeki altınları görünce çantasına atıp gidiyor. Başka bir kameradan da baktık, yüzü net şekilde gözüküyor. Kamera kayıtları polis ekipleri tarafından alındı, bize vermediler. Şimdi haber bekliyoruz. Gören veya duyan olursa Allah rızası için bize bilgi verirlerse seviniriz. Sonuçta biz kolay kolay kazanamıyoruz. İnşaatta çalışıyorum, işçiyim. Daha öncesinde fabrikada çalışıyordum. 5 tane çeyrek altınım vardı. Onu da bugüne dek zar zor kazandık. Belki araba veya başka bir şey alırız diye düşündük ama o da nasip olmadı, gitti” dedi.
Gözler ocak ayına çevrildi: İşte en düşük emekli maaşı için konuşulan zam oranı!

“AMELİYAT OLACAK AKRABAMIN MASRAFLARINI KARŞILAYACAKTIM”
Altınlarını alan kişiye seslen Arslan şöyle devam etti:
“Alan kişi beni görüyorsa, duyuyorsa Allah rızası için geri getirsin çünkü bazı sıkıntılarımız var. Biz onu bozdurup ya araba alacaktık ya da o sıkıntılarımızı giderecektik. Zaten borçlarımız vardı. Benim çocuğumun canı sağ olsun. Şimdi de, Allah’tan çocuğum düşmedi de onlar düştü diyorum. Mal çalışılır, kazanılır ama gittikten sonra insanın canı da sıkılıyor. Alan kişi kendisi de biliyordur. İlla ki o da çalışıyor. Birinci derecede yakın bir akrabamın ciddi bir hastalığı var. Galiba cuma günü ameliyat olacak. Eğer babası o zamana kadar bir şeyler bulabilirse ben bu altınları bozdurup kendime araba alacaktım. Ola ki bulamasaydı, bozdurduklarımı onlara hediye olarak verecektim. Borç vermeyecektim çünkü sağlık her şeyden daha önemli.”
Eurasian Times’tan çarpıcı ‘Türkiye’ analizi! ‘En yakın rakibini geride bırakıyor, Orta Doğu’nun yıldız projesi’…

Reklam
Ümraniye’de yol verme kavgası kabusa döndü! Trafikte tartıştıkları kişinin annesini darbettiler

Ümraniye’de yol verme kavgası kabusa döndü! Trafikte tartıştıkları kişinin annesini darbettiler

Yol verme kavgası, Ümraniye’de anne ve oğluna saldırıyla sonuçlandı. Trafikte tartıştıkları motosikletlinin evine gelen grup, iddiaya göre anne Günay G.’ye tokat attı. Saatler sonra aynı mahalleye geri dönen kalabalık, bu kez 8 yaşındaki çocuğun yanında baba Ferdi G.’yi darbetti, bıçakla tehdit etti.
Olay, 1 Eylül Pazartesi günü öğle saatlerinde Cemil Meriç Mahallesi’nde yaşandı. İddiaya göre, İstiklal Caddesi’nde motosikletle ilerleyen Ferdi G. ve kardeşi, trafikte yol verme meselesinden dolayı otomobil sürücüsüyle tartıştı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesinin ardından taraflar ayrıldı.
Gözler ocak ayına çevrildi: İşte en düşük emekli maaşı için konuşulan zam oranı!
TARTIŞTIĞI KİŞİNİN ANNESİNE DARP İDDİASI
Bir süre sonra otomobil sürücüsü, yanına 3 kişiyi daha alarak Ferdi G.’nin yaşadığı Meram Sokak’taki eve geldi. Grup, camlara vurup bağırarak taşkınlık çıkardı. İddiaya göre, o sırada komşuda olan Ferdi G.’nin annesi Günay G., duyduğu ses üzerine sokağa çıkıp ne olduğunu sorunca şüpheliler tarafından darbedildi. Mahallelinin araya girmesiyle grup olay yerinden uzaklaştı. Anne Günay G., hastaneye giderek darp raporu aldı ve saldırganlardan şikayetçi oldu.
ŞÜPHELİLER İKİNCİ KEZ GELEREK SALDIRDI
Olaydan sonra işte olan Ferdi G., çocuklarını almak için eve geldiği sırada kalabalık grup tekrar ortaya çıktı. Ferdi G. iddiaya göre çocuğunun gözü önünde saldırıya uğradı ve bıçakla tehdit edildi. Yaşananlar çevredeki güvenlik kamerası tarafından kaydedildi.

‘ÇOCUĞUMUN YANINDA BIÇAK ÇEKİP, DARBETTLİER’
Yaşananları anlatan Ferdi G., “Olay günü arbededen sonra annemin tokatlandığını duydum. Akşam işi kapattıktan sonra eve gelirken, sokağın başında 20-30 kişilik bir grup gördüm. Aralarından geçtikten sonra peşimden küfür ederek koştular.

Kapının önünde arabayı çektim, ‘Seninle bir işimiz yok’ diyerek çağırdılar. Ve 8 yaşındaki çocuğumun yanında bıçak çekip darbettiler. Bıçakla saldırınca komşumuz araya girdi. Bizim maksadımız sadece çocuğu alıp karakola gitmekti. Hem annemi hem beni darbettiler, karakolda şikayetçi olduk. Şikayetimize istinaden ne kamera kayıtları ne de bıçakla saldıran kişinin adını geçirdiler. Şikayetçiyiz, gereğinin yapılmasını istiyoruz” dedi.

Ferdi G.’nin ağabeyi Ünal G. ise, “Benim yeğenim ve kardeşim motorla giderken yolda tartışma oluyor, arbede yaşanıyor. Olaydan sonra karşı taraf toplanıp buraya annemi darbetmeye geliyorlar, kamera görüntüleriyle sabit. Bu olayda birkaç kişi annemi tokatlıyor. Ondan sonra annem hastane raporları almaya gidiyor. Gelirken de kardeşim Ferdi ve ailesinin önünü kesiyorlar. 15-20 kişiyle evinin sokağına kadar koştura koştura kovalıyorlar. Kardeşimi 8 yaşındaki çocuğunun yanında darbediyorlar, bıçak çekiyorlar” diye konuştu.
Pelin’in katiline en ağır ceza: Sana verdiğim sözü tuttum, kanını aldım…

Barajlarda su yüzde 5’in altına düştü! İzmir için alarm: 'Sağlık açısından zararlı olabilir'

Barajlarda su yüzde 5’in altına düştü! İzmir için alarm: ‘Sağlık açısından zararlı olabilir’

İzmir’de kuraklık ve yağış azlığı nedeniyle barajlardaki su seviyesi her geçen gün düşüyor. Planlı ve dönüşümlü su kesintilerinin yapıldığı kentte, içme ve kullanma suyunun büyük bölümü yer altı suyu kaynaklarından karşılanıyor. Yer altı suyu kaynaklarının hem miktar hem de kalite açısından ciddi tehdit altında olduğunu vurgulayan İYTE Uluslararası Su Kaynakları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alper Baba, “Günümüzde yoğun kentleşme, doğal yüzeylerin yerini geçirimsiz yüzeylerin almasına neden oluyor ve bu durum yer altı suyu beslenme oranını azaltıyor. Böylece, yer altı suyu kaynaklarının yenilenmesi zorlaşıyor. Özellikle geçirimsiz yüzeyler nedeniyle yağmur sularının toprağa sızması engelleniyor, bu da zamanla yer altı suyu seviyelerinin düşmesine yol açıyor. Öte yandan, yer altı suyu kalitesi de bozuluyor; kent içindeki sıcaklık artışı buharlaşmayı artırarak hidrolik döngüyü olumsuz etkiliyor. Ne yazık ki bu durum, günümüzde birçok kentte gözlemleniyor” ifadelerini kullandı.
İlginizi Çekebilir
Türkiye’nin 3’üncü büyük şehri olan İzmir’in nüfus artışı, kentleşme, plansız tarımsal uygulamalar ve iklim değişikliği gibi nedenlerle hem yer üstü hem de yer altı suyu kaynakları açısından ciddi risk altında olduğunu söyleyen Prof. Dr. Baba, “Yağış yetersizliği nedeniyle barajlardaki su seviyeleri önemli ölçüde düştü, bazı barajlar neredeyse kuruma noktasına geldi. Eylül 2025 itibarıyla, İzmir’e içme suyu sağlayan Tahtalı Barajı’nın doluluk oranı yüzde 4,87 seviyesinde. Bu nedenle, İzmir genelinde içme ve kullanma suyunun yaklaşık yüzde 95’i yer altı suyu kaynaklarından karşılanıyor. Aşırı yer altı suyu çekimi, birçok alanda su seviyesi düşüşlerine neden oluyor. Özellikle kıyı bölgelerinde bu durum, tuzlanma riskini artırıyor. Tuzlanan sular doğrudan içme suyu olarak kullanılamaz. Yüksek tuzluluk içildiğinde sağlık açısından zararlı olabilir” açıklamalarında bulundu.
‘DOĞAL DENGE BOZULUR’
Prof. Dr. Baba, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yer altı suyu tuzlandığında ise özellikle kıyı kentlerinde yaşayan nüfusun temiz içme suyu kaynakları azalır ve arıtma maliyetleri artar. Tuzlu suyla sulama yapıldığında toprakta tuzlulaşma meydana gelir. Bu durum bitki köklerinin su alımını engeller, ürün verimini düşürür ve zamanla tarım yapılamaz hale gelen arazilere yol açabilir. İzmir ilinde özellikle Menemen Ovası’nda bu sorun kritik düzeye ulaşabilir. Ayrıca tatlı su ekosistemleri, örneğin sulak alanlar tuzlanmadan olumsuz etkilenir. Tuzluluğa duyarlı bitki ve hayvan türleri yok olur, biyoçeşitlilik azalır. Kıyı sulak alanlarına tuzlu su girişinin artmasıyla da doğal denge bozulur. İzmir bu açıdan oldukça hassastır; kent, önemli kuş üreme ve göç yolları üzerinde yer alıyor. Buna ek olarak tuzlu su, borular ve altyapı sistemlerinde korozyona neden olur, bu da bakım ve yenileme maliyetlerini artırır.”
Yeni harita paylaşıldı! Meteoroloji’den uyarılar: Sıcaklıklar düşüyor! İstanbul, Ankara, İzmir…
‘HALKAPINAR VE MENEMEN OVASI’NDAN SU TEMİN EDİLEBİLMELİ’
Yağışın yetersiz olması durumunda yer altı suyu kaynaklarının, doğru ve etkin bir şekilde kullanılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Baba, “Yer altı suyu kaynaklarının potansiyeline ve çekim miktarlarına ilişkin somut çalışmaların yapılması önemlidir. Akiferlerin, yani su barındıran jeolojik yapıların, potansiyellerinin ortaya konması ve düzenli olarak izlenmesi gereklidir. İzmir’in en önemli su kaynaklarından biri Halkapınar, diğeri Menemen Ovası. Bu iki alanın kirlenmesinin en aza indirilmesine yönelik hızlı çalışmalar yapılmalı ve ihtiyaç halinde bu kaynaklardan belirli miktarda su temin edilebilmeli. Ayrıca, kentte bulunan bazı kaynakların tuzluluk değerleri görece daha düşük. Bu kaynaklar hızlı bir şekilde arıtılarak sisteme dahil edilebilir. Bunun dışında, arıtılmış atık suların daha ileri düzeyde arıtılarak tarımsal faaliyetlerde kullanılması son derece önemli. Orta vadede ise deniz suyunun arıtılması, bu suyun hem doğrudan kullanılması hem de yer altı suyu akiferlerine verilmesi planlanabilir. Sonuç olarak, yer altı suyu kaynaklarının etkin bir şekilde izlenmesi, akiferlerin hidrolik parametrelerinin dikkate alınması ve akiferleri kirletmeyecek acil önlemlerin alınması son derece önemli” dedi.

‘İÇ ANADOLU, GÜNEYDOĞU ANADOLU VE EGE’DE YER ALTI SUYU SEVİYESİ DÜŞÜYOR’
Tarımsal üretim, içme suyu temini ve sanayi gibi sektörlerde kritik öneme sahip olan yer altı suyunun iklim değişikliği nedeniyle hem niceliksel hem de niteliksel baskı altında olduğunu aktaran Prof. Dr. Baba, “Mevcut veriler, Türkiye genelinde yağış rejimlerinin düzensizleştiğini, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde toplam yağış miktarının azaldığını, Karadeniz’de ise ani ve yoğun yağışların arttığını gösteriyor. Bu durum, yer altı suyunun doğal yollarla beslendiği sızma süreçlerini olumsuz etkiliyor. Şiddetli yağışlar yüzey akışını artırarak toprağa sızan su miktarını azaltıyor. Özellikle İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Ege bölgelerinde yer altı suyu seviyelerinde ciddi düşüşler meydana geliyor. Kıyı bölgelerde aşırı yer altı suyu çekimi, tuzlu deniz suyunun akiferlere sızmasına neden oluyor, tatlı su rezervlerinde tuzlanma ve kalite bozulması artıyor. Ayrıca, tarımsal kaynaklı kirleticiler de su kaynaklarının kalitesini olumsuz etkiliyor” ifadelerini kullandı.

‘ULUSAL DAYANIŞMA İLE DESTEKLENMELİ’
Dünya genelinde ülkelerin, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak ve suyun daha etkin kullanımını sağlamak amacıyla çeşitli önlemler aldığını belirten Prof. Dr. Baba, “Birçok Avrupa ülkesi, su kaynaklarını havza ölçeğinde planlıyor. Yüzey ve yer altı sularını, çevresel ihtiyaçları, içme suyu, tarım ve sanayi kullanımlarını birlikte değerlendirerek bütüncül planlama yaklaşımlarını benimsiyor. Atık suyun hem tarımda hem de sanayide yeniden kullanımı, etkin yağmur suyu hasadı, doğa temelli çözümler, su kaynaklarının yönetiminde yapay zeka, uzaktan algılama ve sensör tabanlı takip sistemlerinin uygulanması, kuraklık ve taşkın erken uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılması gibi pek çok politik, teknik ve yapısal önlem, su kaynaklarının daha verimli kullanımı amacıyla hayata geçiriliyor. Su kaynaklarının daha verimli kullanılması için politik, teknik ve yapısal birçok önlem alınması gerekiyor. Ancak su yönetimi yalnızca teknik çözümlerle sürdürülemez. Aynı zamanda toplumsal katılım, bilinç düzeyinin artırılması, yönetişim kalitesi ve ulusal dayanışma ile desteklenmeli” diye konuştu.
Gözler ocak ayına çevrildi: İşte en düşük emekli maaşı için konuşulan zam oranı!…

Trabzon'da şaşkına çeviren olay! Yaşıyor ama 7 yıldır ölü

Trabzon’da şaşkına çeviren olay! Yaşıyor ama 7 yıldır ölü

Sibel Kuştil, sistemde 2018’den beri ölü göründüğünü öğrenince adeta donup kaldı. 3 çocuk annesi kadın, “Bildiğim tek şey, sağlıkta ölü gözüktüğüm. Ne ilaç yazdırabiliyorum ne aşı olabiliyorum” dedi. Şaşkına çeviren olayla ilgili resmi kurumlara başvurdu.
Akçaabat ilçesinde bir işletmede aşçılık yapan 3 çocuk annesi Sibel Kuştil, sağlık raporu almak için bir hafta önce aile hekimine başvurdu. Aile hekimliği görevlileri tarafından yapılan kontrolde, Kuştil’in sağlık sistemi kayıtlarında 7 yıl önce ‘ölü’ olarak göründüğünü belirledi. Bunun üzerine şaşkınlık yaşayan Kuştil, İl Sağlık Müdürlüğü’ne giderek durumu öğrenmek istedi. Burada da kendisine 2018 yılında bir devlet hastanesi tarafından ölüm kaydının oluşturulduğu ve bu nedenle sağlık sisteminde 7 yıldır ‘ölü’ göründüğü söylendi. Nüfus müdürlüğünde ‘yaşıyor’ olarak kayıtlarda yer alan Kuştil, 7 yıl önce ölü bebek dünyaya getirmesiyle hastane kayıtlarında hata yapılmış olabileceğini düşünüyor. Aşı olamamanın yanı sıra ilaç yazdırma, hastane randevusu ve E-Nabız’a giriş yapmakta güçlük çeken Kuştil, başvuruda bulunarak, yaşadığını kanıtlamaya çalışıyor.
‘ÖLEN BEBEĞİMİN YERİNE KENDİ BİLGİLERİM GİRİLMİŞ OLABİLİR’
Yaşadıklarını anlatan Kuştil, “Geçen hafta iş yerime vermek için sağlık raporuna ihtiyacım oldu. Aile hekimime müracaat ettim ama bir türlü bilgilerime erişim sağlanamadı. Sonra da bana kayıtlarda ölü olarak görüldüğümün bilgisi verdi. Bunun üzerine İl Sağlık Müdürlüğü’ne müracaat ettim. 2018 yılında bir devlet hastanesi tarafından ölüm bildirimimin oluşturulduğunu öğrendik. O tarihten beri sağlık sisteminde ölü olarak görünüyorum. 9 Temmuz 2018 yılında bir devlet hastanesinde ölü bir bebek doğumu gerçekleştirdim. Ölen bebeğimin bilgilerinin yerine, kendi bilgilerimin girildiğini düşünüyorum. Bu karışık durum daha önce karşıma hiç çıkmadı” diye konuştu.
İlginizi Çekebilir
‘YILLARDIR YAŞAYAN BİR ÖLÜYÜM’
Ölü olarak görüldüğü tarihlerde 3 çocuk dünyaya getirdiğini belirten Kuştil, Covid-19 pandemisinde ‘sistemsel sorun’ iddiasıyla aşı olamadığını ancak bu durumun kendisinin kayıtlarda ölü görünmesi kaynaklı olduğunu yıllar sonra öğrendiğini söyledi.

Kuştil, “Geçen bu süreçte 3 evladım oldu. Ta ki geçen hafta aile hekimime başvurana kadar bu durum hiç fark edilmedi. 2020 yılında riskli bir gebelik süreci geçirmiştim. Doktorum Covid-19 aşısı vurulmam gerektiğini söylemişti. O dönem bana aşı tanımlanmadı ve Covid-19 aşısı vurulamadım. Hastanede işlem yaptırmak için giriş aldığımda, ‘sistemde sorun var bu yüzden açılmıyor’ denilmişti. Şimdi anlıyorum ki, ölü olarak gözüktüğüm için aşı olamamışım. Bildiğim tek şey, sağlık sisteminde ölü olarak göründüğüm. Yıllardır yaşayan bir ölü gibi bugüne geldim. Nasıl bir durum oldu, bu bilgileri sisteme kim girdi ya da nasıl oldu da bugüne kadar bu sorun önüme gelmedi? Hayret ediyoruz” ifadelerini kullandı.
‘HAYATIMIN ŞOKUNU YAŞADIM’
Sağlık hizmetlerinden yararlanamadığını dile getiren Kuştil, “Gerekli yerlere başvuru ve şikayetlerimizi yaptık. Henüz bir sonuç alamadık.

Başıma bir şey gelse, bir hastaneye gitsem muayene olamayacağım. Aile hekimimden ilaç yazdıramıyorum. Ölü gözüktüğüm için e-Nabız sistemine giriş yapamıyorum. Sistemin neresinde bir hata olduğuna kimse anlam veremiyor. Benim de anlam veremediğim çok nokta var. Herkes çok şaşkın ben de hayatımın şokunu yaşadım. İlerde önüme bir sorun çıkarabileceğinden endişe ediyorum. Bu mağduriyetin giderilmesini istiyorum. Umarım gereği yapılır” dedi.
‘ÖLÜ EŞİMDEN 3 ÇOCUĞUM OLDU’
Sibel Kuştil’in eşi Ömer Kuştil, yaşayanları hayretle takip ettiklerini dile getirerek, “Ölü olduğu söylenilen eşimden 3 çocuğum oldu. Bunu bir hafta önce öğrendim. Hala şoktayım. Günlerdir bu olayla uğraşıyoruz. Sonuçlanmasını hayretle bekliyoruz. İl dışına çıksak başımıza bir şey gelse hastaneye gitsek eşim tedavi görebilecek mi? Bilemiyoruz. Bu konu da mağduriyetimiz çok büyük. Umarız çözülür” diye konuştu.

Yer: Antalya! 10 gündür kayıptı, cesedi bulundu…

Bir aile kabusu yaşıyor! Gece gündüz nöbet tutuyorlar: 'Evin önüne kadar gelmişler'

Bir aile kabusu yaşıyor! Gece gündüz nöbet tutuyorlar: ‘Evin önüne kadar gelmişler’

Elazığ’ın Ulukent Mahallesi’nde vatandaşlar, son iki aydır tilkilerin saldırılarıyla uğraşıyor. Mahalledeki birçok kümese dadanan tilkiler, bu süre içinde 150’den fazla kaz ve tavuğu telef etti. Kümeslerinde ciddi kayıplar yaşayan mahalle sakinleri, gündüzleri aileden kim müsaitse tavuklarını korumak için kümes başında nöbet tutuyor. Mahalleliler, bugüne kadar böyle bir olay yaşamadıklarını belirterek şaşkınlıklarını dile getirdi. Özellikle nöbet tutmalarına rağmen gündüz saatlerinde kümelere dadanan tilkilerin sık sık görüldüğünü söyleyen mahalle sakinleri, kendi imkanlarıyla önlem almaya çalıştıklarını ancak yine de kayıp verdiklerini ifade etti.
İlginizi Çekebilir
“TAVUKLARIN YANINDA DURUYORUZ, YİNE TİLKİLER GELİP GÖTÜRÜYOR”
Ulukent Mahallesi’nde yaşayan Murat Sevim, son dönemde büyük zarar gördüğünü belirterek, “İki aydır bu saldırılar başlamıştır, 135 tane tavuğum gitti. Yalnız hep gündüz götürüyorlar. Tavukların yanında duruyoruz, yine tilkiler gelip götürüyor. Bir tane götürüyor, bazı günler dört tane götürüyor. Benim 135 tane tavuğumu, 25 tane de kazımı götürdü. Yani 5, 10 tane değil, benim zararım çok. Bunu nasıl yapacağımızı daha bilmiyoruz. Nöbet tutuyoruz. Hayvanları saldığımız zaman yanında bir kişi duruyor ama durduğumuz halde yine götürüyor. Gündüz vakti bahçenin içine, evin önüne kadar gelmişler” dedi.

45 yıldır böyle bir olayla ilk kez karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Hüseyin Uç ise tilkilerin kümeslerini hedef aldığını dile getirerek, “Tilkiler hiç insanı saymıyor, yani doğru konuşalım. Tilkiler geliyor, kaç seferde kovalamışım. Elimizde bir şey yok. Bir şey yapamıyoruz. Ne yapacağız onu da bilmiyoruz. Benim 15 tane gitti. Ben devamlı dikkat ediyorum, devamlı bakıyorum. Onun için tilkinin korkusundan dışarı salamıyoruz” şeklinde konuştu….

Reklam
Pelin'in katiline en ağır ceza: Sana verdiğim sözü tuttum, kanını aldım

Pelin’in katiline en ağır ceza: Sana verdiğim sözü tuttum, kanını aldım

Manisa’nın Alaşehir ilçesinde geçtiğimiz yıl 17 Eylül’de kaybolduktan sonra öldürüldüğü ortaya çıkan Pelin Karaca’nın (22) katili Ali Uysal (38), Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Eski mahalleden komşularının oğlu olan Ali Uysal’ın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alması sonrası Karaca ailesi, adaletin yerini bulduğunu belirterek buruk bir teselli yaşadı.

“ACIMIZA TESELLİ OLDU”
Mahkeme çıkışında baba Nuh Karaca, “Adalet yerini buldu, kızımın kanı yerde kalmadı. O gün yüzü görmesin. Kızım geri gelmeyecek ama hakim ağırlaştırılmış müebbet cezasını verdi. Bu bizim acımıza teselli oldu” dedi.

KIZININ FOTOĞRAFINI ÖPÜP AĞITLAR YAKTI
Anne Bihal Karaca ise gözyaşları içinde kızının fotoğrafını öperek ağıtlar yaktı. Anne Karaca, “Pelin’im, anneciğim, ben sana verdiğim sözü tuttum, kanını aldım. Devlet adaletini gösterdi, cezasını verdi ama sen geri gelmeyeceksin. Kızımın mezarında söz vermiştim, ‘kanın yerde kalmayacak’ demiştim. Artık gidip kızıma müjdeyi vereceğim. Sağ olsun devletimiz gereken cezayı verdi, Allah bin kere razı olsun” diye konuştu.

Pelin Karaca’nın teyzesi Zahide Kurt da gözyaşları içinde, “Pelin çok sevdiğim bir kızdı. Hiç günahı yoktu. Suçu neydi de bunu yaptı? Başka annelerin, başka kardeşlerin canı yanmasın. Allah ona gün yüzü göstermesin. ‘Seviyorum’ diyor, insan sevdiğine böyle yapar mı? İnsan sevdiğini korur, kollar, yanında olur” ifadelerini kullandı.Sanık Ali Uysal, mahkemede cinayeti işlediğini kabul etti ancak olayın kaza sonucu gerçekleştiğini öne sürdü. Karaca’nın cansız bedeni, Uysal’ın itirafı sonrası Uşak’ın Eşme ilçesindeki ormanlık alanda gömülü halde bulunmuştu.

ERDOĞAN TELEFONLA AİLEYLE GÖRÜŞMÜŞTÜ
Dava sürecinde AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı ve Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, Karaca ailesine taziye ziyaretinde bulunmuştu. Bu ziyarette Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da telefonla görüşerek aileye başsağlığı dilemiş, “Bizler de hukuken üzerimize düşen görev neyse tüm bunların üzerine devlet olarak gidiyoruz, gitmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullanmıştı….

Borsa
1.013,18
TL
Dolar
1.002,20
TL
Euro
994,10
TL
Altın
993,99
TL
Borsa
1.028,41
TL
Dolar
1.004,32
TL
Euro
1.003,12
TL
Altın
1.008,20
TL
Borsa
922,75
TL
Dolar
1.019,48
TL
Euro
1.014,78
TL
Altın
998,02
TL
Borsa
1.046,69
TL
Dolar
1.191,25
TL
Euro
1.147,84
TL
Altın
1.183,83
TL
Reklam
Reklam