BIST 100
11.482,60 1,32%
DOLAR
50,1497 0,09%
EURO
55,9304 -0,72%
GRAM ALTIN
6.556,39 -0,60%
BITCOIN
75.732,00 -0,12%
FAİZ
39,49 0,28%
GÜMÜŞ GRAM
83,81 0,09%
GBP/TRY
67,1077 -0,65%
EUR/USD
1,1143 -0,68%
BRENT PETROL
97,05 -0,34%
ÇEYREK ALTIN
10.719,70 -0,60%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
10 °
Reklam

EKONOMİ

Artanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • OZRDN 9,13 %▲ %10,00
  • BIOEN 12,33 %▲ %9,99
  • ISVEA 15,97 %▲ %9,99
  • KARCL 34,60 %▲ %9,98
  • GUNDG 72,15 %▲ %9,98

Azalanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • KARTN 115,20 %▼ %-10,00
  • TRHOL 113,50 %▼ %-9,99
  • OZATD 102,10 %▼ %-9,96
  • RALYH 6,18 %▼ %-9,91
  • SOKM 48,44 %▼ %-9,88

İşlem Görenler

Tümü
  • Hisse Hacim
  • ASELS 13.462.912.580,75
  • THYAO 12.543.258.296,00
  • YKBNK 9.718.677.363,32
  • AKBNK 8.690.714.363,95
  • TUPRS 8.118.700.350,00
Bitcoin
75.733 -0.11%
Ethereum
2.238,91 0.39%
Tether
0,999203 0.02%
Binance Coin
692,59 -0.03%
XRP
1,15 -4.47%
Solana
89,73 -0.05%
TRON
0,317143 -0.31%
Dogecoin
0,07171 0.06%
Cardano
0,183237 -0.27%
Dai
1 -0.01%
Avalanche
8,26 -0.13%
Arbitrum B. USDT
0,999951 0.02%
Polygon B. USDT
1 0.05%
Wrapped Solana
98,97 -5.00%
Polygon PoS Bridged DAI (Polygon POS)
0,999531 -0.04%
TBMM Başkanı Kurtulmuş: Kalıcı ve nihai barışı temin etmek zorundayız

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Kalıcı ve nihai barışı temin etmek zorundayız

“Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Kurtulmuş’un başkanlığında toplandı.
TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen komisyonun 10. toplantısına, Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Prof. Dr. Sevtap Yokuş Veznedaroğlu, Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik, Doç. Dr. Çerağ Esra Çuhadar, Üsküp Büyükelçisi Fatih Ulusoy, İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Hüseyin Oruç, Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, Doç. Dr. Vahap Coşkun ve Prof. Dr. Talha Köse katıldı.
İlginizi Çekebilir
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Komisyon’daki konuşmasında, sunum yapacak akademisyenlere teşekkür etti.
Kurtulmuş, 10. toplantıyı gerçekleştirdiklerini anımsatarak, “Çok şükür başından itibaren gayet ince, detaylarıyla planlanmış bir süreci yürütüyoruz. Bugüne kadar da önemli bir mutabakatla çalışmalarımızı getirdik. En kısa süre içerisinde de çalışmalarımızı tamamlamayı ümit ediyoruz.” dedi.
Komisyon’da işleri karşılıklı olarak müzakere ettiklerini, şeffaf ve açık bir şekilde süreçleri yönettiklerini dile getiren Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Aldığımız kararları da 5’te 3 nitelikli çoğunlukla almayı prensip ederek yola çıktık. Şimdiye kadar aldığımız bütün kararlarımızı da ittifakla aldık. Dolayısıyla demokratik temsiliyet bakımından, siyasal temsil gücü bakımından yüksek bir temsil gücüne sahip komisyonu oluşturduk. Çalışmaları da bugüne kadar getirdik. Bir başka önemli mesele de bu siyasal temsil gücü yüksekliğine uygun bir şekilde buradaki dinlemelerimizde de toplumun farklı kesimlerini olabildiğince geniş bir yelpazede temsil edebilecek ve böylece ortaya çıkacak toplumsal mutabakatı hızlı ve güçlü bir şekilde genişletecek bir toplumsal mutabakatta geniş tabanı dinleme hassasiyetiydi.”

“YAPTIĞIMIZ ŞEY TÜRKİYE’YE HAS BİR MODELİN ORTAYA KONULMASIDIR”
Kurtulmuş, Komisyon’da dinlenen herkesin görüşünün, Türkiye’de barışın sağlanması ve kardeşliğin temin edilmesi için atılacak adımlara büyük bir güç vereceğine inandığını söyleyerek, şunları kaydetti:
“Bu Komisyon’un çalışması, hiç şüphesiz İmralı’dan gelen ‘örgütün tamamıyla kendisini feshedeceği ve silahları tamamıyla bırakacağı, bırakılması gerektiği’ çağrısı üzerine bu toplantılar gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla bu Komisyon’un öncelikli vazifesi bu sürecin millet adına denetiminin ve kontrolünün yapılması ve sürecin gerektirdiği yasal düzenlemeleri, toplumsal mutabakatı da sağlayarak gerçekleştirilecek adımların atılmasıdır. Bugün burada dinleyeceğimiz arkadaşlar Latin Amerika’dan Asya’ya, Afrika’dan Avrupa’ya kadar farklı bölgelerdeki çatışma çözümleri ile ilgili konularda derin araştırmaları olan arkadaşlarımız. Bizim şu anda gerçekleştirmeye çalıştığımız husus bir Türkiye modelini ortaya koymaktır. Biz bu süreçte bütün çalışmaların, yapılan barış müzakerelerinin, çatışma çözümleriyle ilgili atılan adımların detaylı bir şekilde analizini gerçekleştireceğiz. Ama şunun da farkındayız ki yaptığımız şey Türkiye’ye has bir modelin ortaya konulmasıdır. İnşallah en kısa süre içerisinde bu çalışmaları tamamladıktan sonra dünya literatürüne ve dünyadaki demokrasi tarihine armağan edeceğimiz başarılı bir Türkiye örneği olacaktır. Bunun için şunu biliyoruz, hiçbir örnek bir diğerinin aynısı olmaz, hiçbir örnek bir diğerine tamamıyla benzerlik göstermez ama dünyanın farklı yerindeki bu çatışma müzakerelerinden, çözümlerinden çıkaracağımız derslerin olduğunu biliyoruz. Buradan alacağımız derslerle tamamıyla bize ait bir modeli ortaya koyabilecek hem siyasal güce hem toplumsal mutabakata hem bilgiye hem de Türkiye demokrasisi olarak tecrübeye sahibiz. Ümit ediyorum, bugünkü çalışmalarımız bu çerçevede bize yeni bir perspektif açacak, çalışmalarımıza yeni bir boyut kazandıracaktır.”
Erdoğan’dan Netanyahu’ya Kudüs cevabı: 27 yıl önceki tavrımızı unutmayacaklar!
“GAYET İYİ HESAP EDEREK ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ”
Kurtulmuş, sürece ilişkin herkesin farklı kanaatleri olmakla birlikte herkesin ortak düşüncesinin, “Artık analar ağlamasın, artık silahlar konuşmasın, artık bu memlekette huzurun, barışın, selametin temin edilmesi için herkes üzerine düşen sorumlulukları yerine getirsin.” olduğunu belirtti.
PKK terör örgütünün bir an evvel silahlarını tamamıyla terk ederek bütün unsurlarıyla birlikte İmralı’dan yapılan çağrıya uyduğunu açıklaması gerektiğini belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Bunun gerektirdiği, gerektireceği adımların atılabilmesi için de Türkiye siyasetinin önünü açması ve Türkiye siyasetini rahatlatmasıdır. Bunun sağlanmasıyla birlikte yaptığımız işlerin çok daha güçlü bir şekilde ilerleyeceğini biliyorum. Şunun farkındayız. Bu çalışmaların arkasında milletimizin büyük desteği olmasa bu Komisyon bir dakika toplanamaz. Bu büyük desteğin kıymetini bilmek zorundayız. Yine bu toplantılar boyunca ifade edilen bir başka hususu da söyleyerek sözlerimi tamamlamak isterim. Dikkatle, iyi planlayarak attığımız adımları niçin ve hangi amaçla attıklarımızı gayet iyi hesap ederek çalışmalarımızı sürdürüyoruz ama bir taraftan da elimizi çabuk tutmak ve özellikle bölgesel ve küresel şartların Türkiye üzerine her geçen gün ağır yükler getirdiği bu ortamda bir an evvel kalıcı, nihai barışı temin etmek, huzuru, kardeşliği tesis etmek zorundayız.”…

Kaza 'cinayet' çıktı! Doktor baba eşi ve çocuğunu planlayarak katletti

Kaza ‘cinayet’ çıktı! Doktor baba eşi ve çocuğunu planlayarak katletti

Olay, 12 Eylül’de Asar Mahallesi Altınkaya Barajı yolunda meydana geldi.Edinilen bilgiye göre, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü’nde asistan olarak görev yapan Dr. Serdar Kıyak’ın kullandığı otomobil, direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi sonucu yaklaşık 30 metre yükseklikten Kızılırmak Nehri’ne uçtu.

Araçtan atlamayı başaran Serdar Kıyak, hafif yaralı olarak kurtuldu.

Ancak araçta bulunan eşi Gülşah Karaman Kıyak (31) ile 3 yaşındaki çocukları Poyraz Kıyak otomobille birlikte suya gömüldü. Ekiplerin çalışması sonucu anne ve çocuğun cansız bedenleri sudan çıkarıldı.Anne ve çocuğun cenazesi Derecik Mezarlığı’na defnedildi.
Otomobil Kızılırmak’a uçtu! Anne ve 3 yaşındaki oğlu can verdi
BABA TUTUKLANDI
Kazaya ilişkin başlatılan soruşturmada, Gülşah Karaman Kıyak’ın olaydan kısa süre önce cep telefonundan ailesine ‘Beni tehdit ediyor’ şeklinde mesaj gönderdiği ortaya çıktı.

Bu gelişme üzerine gözaltına alınan doktor Serdar Kıyak, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
Bakan Şimşek’ten kira artışlarına ilişkin açıklama: Uyarlama süreci var!

SAVCILIKTAN AÇIKLAMA
Samsun’un Bafra ilçesinde otomobilin Kızılırmak Nehri’ne uçtuğu kazada eşi ve çocuğunu kaybeden Dr. Serdar Kıyak’ın yürütülen soruşturma kapsamında ‘eşe karşı tasarlayarak kasten öldürme ve çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak altsoya karşı tasarlayarak kasten öldürme’ suçlarından tutuklandığı açıklandı.
Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Dr. Serdar Kıyak’ın (32) kullandığı otomobil, Asar Mahallesi Asarkale mevkiinde Bafra-Tepebaşı istikametine seyir halindeyken direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi sonucu Kızılırmak Nehri’ne düştü.Kazada sürücünün eşi 34 yaşındaki Gülşah Karaman Kıyak ile çocukları Poyraz hayatını kaybetti, Serdar Kıyak ise hafif yaralı olarak kurtuldu.
Cumhuriyet Başsavcısı Olcay Aksoy imzalı açıklamada, “Medyada ‘Otomobil Kızılırmak’a uçtu: Anne ile oğlu öldü, baba yaralı’ başlıklı haber ve iddialarla ilgili olarak basın açıklaması yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. 12 Eylül 2025 günü saat 16.50 sıralarında S.K.’nin (32), sevk ve idaresindeki otomobil cinsi araçla Bafra Asar Mahallesi Asarkale mevkiinde, Bafra-Tepebaşı Mahallesi istikametine doğru seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle aracın Kızılırmak Nehri’ne düşmesi sonucu meydana gelen trafik kazasında, araçta bulunan sürücü S.K.’nin eşi Gülşah Karaman Kıyak (34) ve müşterek çocukları Poyraz’ın hayatlarını kaybettikleri, sürücü S.K.’nin hafif yaralı olarak kurtulduğu olayla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığımızca resen başlatılan adli soruşturma kapsamında; şüpheli sürücü S.K. hakkında 16 Eylül 2025 günü çıkarıldığı Bafra Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince ‘eşe karşı tasarlayarak kasten öldürme ve çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak altsoya karşı tasarlayarak kasten öldürme’ suçlarından tutuklanmasına karar verilmiştir. Soruşturmaya çok yönlü şekilde titizlikle devam edilmektedir” denildi.
CENAZEDE ‘OĞLUM’ DİYE FERYAT ETMİŞTİ
Öte yandan kazada hayatını kaybeden anne ile 3 yaşındaki çocuğu, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun da katıldığı cenaze töreni ile son yolculuğuna uğurlanmıştı.
Fotoğrafları Türkiye’ye yayıldı: Arayanların önü arkası kesilmedi, yıldık, yaşamayan bilmez

Kazadan yaralı kurtulan doktor baba, bebeğinin battaniyesine sarılarak ağlamıştı. Fenalaşan babayacenaze namazı sonrası sağlık ekipleri tarafından müdahale edilmişti.

…

Son dakika..

Son dakika…Erdoğan’dan Netanyahu’ya Kudüs cevabı: 27 yıl önceki tavrımızı unutmayacaklar!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle; Sözlerimin hemen başında isimleri Cebeci Asri mezarlığındaki kitabe ile birlikte milletimizin kalbine de şanla, şerefle ve elbette hüzünle yazılan tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum.Rabbimin ruhlarını, mekanlarını umarım cennetlesin.
Yine de burada sizlerin yaşadığı dünyanın dört bir yanında devletimizi başarıyla temsil eden bayrağımızı gururla dalgalandıran diplomatlarımıza sevgilerimi saygılarımı gönderiyorum.
İlginizi Çekebilir
Çok değerli arkadaşlarım, Dışişleri Bakanlığımızın Doktor Sadık Ahmet Caddesi üzerindeki binası 1988 yılından beri, tam 37 yıldır kurumumuza hizmet veriyordu. Ancak bu bina, Bakanlığımızın son yıllarda genişleyen vizyonuna, artan ihtiyaçlarına ve personel sayısına cevap vermekte yetersiz kalıyordu.
Bu sorunu aşmak amacıyla, geçici çözüm olarak Bakanlık birimlerimizin Ankara’nın farklı yerlerine dağıtılması hususu gündeme geldi. Maalesef bu da sorunu tam olarak çözemedi. Farklı birimlerin mekânsal bakımdan birbirinden kopuk olması, hem iç işleyişte hem de hizmetlerin etkinliğinde çeşitli güçlükleri beraberinde getirdi.
Aslında bir süredir, Bakanlığımızı üstlendiği görevlerin ve temsil ettiği misyonun ağırlığına uygun modern bir yerleşkeye kavuşturmak istiyordu. Nasip bugüneymiş; en sonunda, içimize sinen bir projeyle inşallah bu ihtiyacı gideriyoruz.
Burada, yeni hizmet binamızla ilgili bazı bilgileri sizlerle paylaşmak isterim. Kıymetli dostlar, Bakanlığımızın yeni yerleşkesi, toplam 548 bin metrekare büyüklüğünde bir arsa üzerinde konumlanıyor. Eskişehir Yolu ile Bağlıca Bulvarı’nın kesişim noktasında inşa edilecek yeni hizmet binamız, çevredeki diğer kamu kurumlarına da yakın olacak.

“ANKARA’YA YENİ BİR SİLUET, TÜRKİYE’YE DIŞ İLİŞKİLERDE GÜÇLÜ BİR MİMARİ TEMSİL KAZANDIRMAYI HEDEFLEDİK”
334 bin 500 metrekare kapalı alana sahip yerleşkemiz, protokol bloğu, ofis yapıları ve konferans merkezi olmak üzere üç ana kısımdan oluşuyor. Bunun 203.000 metrekaresi toprak üstü, 131.500 metrekaresi ise toprak altı hacimleri kapsıyor. Projenin toplam inşaat alanı ise 354.000 metrekareyi buluyor.
Yerleşke, günlük 6.000 kişiye hizmet verecek bir kapasite ile tasarlandı. 1.600 araçlık kapalı otoparkı, 750 kişilik konferans salonu, 2.600 kişilik yemekhane ve çeşitli destek birimleri ile bir adet 80 kişilik ve iki adet 40 kişilik basın toplantısı salonuna sahip yerleşkemiz, modern, konforlu ve organizasyonel verimliliği yüksek bir eser olacaktır.
360 bin metrekarelik yeşil alanı ve 146 bin metrekare büyüklüğündeki sert zemin düzenlemesiyle, herkesin rahat edeceği, kullanıcı dostu, ekolojik ve estetik bir yapı olarak şehrimize değer kazandıracaktır.
Burada şuna da dikkatinizi çekmekte fayda görüyorum: Mimarideki “biçim, işlevi takip eder” ilkesine, biz bu projede “biçim, gücü ifade eder” anlayışını da ekledik. Böylece başkent Ankara’ya yeni bir siluet, Türkiye’ye dış ilişkilerde güçlü bir mimari temsil kazandırmayı hedefledik.
Ülkemizin küresel duruşunu yansıtan güçlü, modern ve kalıcı bir eser olan bu yerleşkenin, şehrimizin simgelerinden biri olacağına inanıyorum. Her bakımdan iftihar verici bir projeyi Dışişleri Bakanlığımıza kazandıracak olmaktan büyük mutluluk duyduğumuzu belirtmek istiyorum.
Şurası tartışmasız bir hakikattir ki, Hariciye Teşkilatımız, asırlara dayanan geleneğiyle devletimizin yüz akı olmuş bir kurumdur.
Devlet teşkilatımız içinde tarih boyunca müstesna bir mevkiye sahip olan Bakanlığımız, aynı zamanda ülkemizin dünyaya açılan kapısıdır. Dolayısıyla Bakanlığımızın tarihine, misyonuna ve temsil sorumluluğuna layık, ihtiyaçlarına göre tasarlanan müstakil bir hizmet binasına kavuşacak olması çok kıymetli bir adımdır.

Yerleşke, Türk diplomasisinin hafızasını, bugününü ve geleceğini aynı çatı altında buluşturacak. Bu proje, inşallah Dışişleri Bakanlığımızın gurur tablosu olacak ve şehrimizde yıldız misali parlayacaktır. Bugün attığımız temelin hızla yükselmesini ve hasretle beklediğinizi bildiğim projenin bir an önce tamamlanmasını yürekten temenni ediyorum.
Dışişleri ve Çevre Bakanlarımız başta olmak üzere, bu büyük projeye katkı yapan herkese şimdiden tebriklerimi iletiyor, başarılar diliyorum.
İsrail, İstanbul’daki tabletin peşinde! Erhan Afyoncu: Türkiye’nin yanıtı değişmiyor
“GENİŞ BİR COĞRAFYADA İSTİKRAR VE İŞ BİRLİĞİNİN KÖKLEŞMESİ İÇİN SAMİMİYETLE ÇABA HARCIYORUZ”
Çok değerli arkadaşlar, kıymetli misafirler, uluslararası siyaset giderek daha değişken, daha belirsiz ve öngörülmez bir hâl alıyor. Sık sık söylüyorum: bilhassa içinde bulunduğumuz bölgede her sabah gözlerimizi yeni bir krize açıyoruz. Hükümet olarak, tüm bu krizleri, çatışmaları ve belirsizlikleri, milletimizin âli menfaatlerine halel getirmeden başarıyla yönetmenin gayretindeyiz.
Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Afrika’dan Latin Amerika’ya, Avrupa’dan Asya-Pasifik’e kadar geniş bir coğrafyada istikrar ve iş birliğinin kökleşmesi için samimiyetle çaba harcıyoruz. Gerektiğinde sesimizi yükseltiyor, hakkı haykırıyoruz; gerektiğinde çatışan tarafları aynı masa etrafında buluşturuyoruz.
Mekik diplomasisiyle krizleri daha fazla büyümeden çözmeye çalışıyoruz. Kimi zaman yumuşak gücümüzü, kimi zaman da sert güç yeteneklerimizi kullanarak gelişmeleri ülkemiz lehine yönlendiriyoruz. Neticede her daim hakkın, hukukun, huzurun ve adaletin yanında yerimizi alıyoruz. Şunu, dost düşman fark etmeksizin artık herkes görmüş ve kabullenmiştir: Türkiye, güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu bir dünyaya inanmakta ve böyle bir dünyanın mücadelesini vermektedir.
“BÜYÜK DEVLET REFLEKSİ NEYİ İCAP ETTİRİYORSA, BİZ DE ONA GÖRE DAVRANIYORUZ”
“Dünya beşten büyüktür” tespitimiz, bu mücadelenin küresel ölçekte adeta sembolü hâline dönüşmüştür. Türkiye aynı zamanda dost ve müttefikleri için kara gün dostu bir ülkedir. Deprem ve sel gibi doğal afetlerden, kardeşlerimizin egemenliğini hiçe sayan mütecaviz eylemlere kadar, bu konudaki hassasiyetimizi farklı vesilelerle çok net ortaya koyduk.
Başları dara düştüğünde dost ve kardeşlerimize yardım elimizi uzattık. Savunma sanayi kapasitelerini güçlendirmelerine yardımcı olduk, ikili iş birliğimizi genişleterek ekonomik kalkınmayı destekledik. Hak ve çıkarlarını koruma çabalarında kendilerine her platformda destek verdik. Yani büyük devlet refleksi neyi icap ettiriyorsa, biz de ona göre davranıyoruz. İnşallah aynı ilkeli tavrımızı bundan sonra da sürdüreceğiz.
“BİZİM BOŞ LAFLA, MUGALATAYLA, UCUZ POLEMİKLE İŞİMİZ OLMAZ”
Değerli dostlar, Türk dış politikasının öncelikleri bellidir. Bunlar da; istikrarı korumak, huzuru büyütmek, barışı sağlamak ve kardeşlik bağlarını güçlendirmektir. Bizim boş lafla, mugalatayla, ucuz polemikle işimiz olmaz. Biz, sınırlarımız içinde ve ötesindeki hedeflerimize kilitlenmiş durumdayız.
Şunu altını çizerek ve aynı zamanda gururla belirtmek istiyorum: Bugün Türkiye, hem içeride hem bölgesinde kendi oyununu kurma ve bunu kimin ne dediğine bakmadan uygulama kudretine sahip bir ülkedir. Tıpkı usta bir satranç oyuncusu gibi, her hamlemizi en ince detayına kadar planlıyor, ardından soğukkanlılıkla hayata geçiriyoruz. Hiçbir tahrik, bizi hedeflerimize ulaşmaktan alıkoyamayacaktır.
Allah’ın izniyle tuzağa düşmeyiz. Provokasyona gelmeyiz. Mikrofon ve klavye kabadayılarının kuru tehditlerine prim vermeyiz.
Netanyahu, Erdoğan’ı hedef aldı: Kudüs sizin değil!
“KUYRUK ACISI GEÇMEYECEK”
Unutmayın: diplomasinin dili nezakettir. Türkiye’nin dış siyaseti de barış odaklıdır. Fakat bu demek değildir ki hadsizlikler karşısında susacak, sinecek veya geri adım atacağız. Asla. Gerilimden beslenenlerin, bölgemizi kan deryasına çevirmek isteyenlerin, coğrafyamızda istikrarsızlığı körükleyenlerin karşısında tarih boyunca olduğu gibi bugün de yarın da, inşallah dimdik ayakta duracağız.
Tekrar ediyorum: biz zulme ve zalime boyun eğmeyiz. İsrail’in vahşi saldırıları altında hayatta kalma mücadelesi veren Gazzeli mazlumların yanında olmamızı kimse engelleyemez. Suriye’den Yemen’e, Lübnan’dan Katar’a; İsrail haydutluğunun hedefi olan tüm kardeşlerimizle tam bir dayanışma içinde olmayı sürdüreceğiz.
Faili ister örgüt ister devlet olsun, terör ve katliam bir akıl kilitlenmesidir. Bölgemizi esir alan bu kanlı kilit, inşallah eninde sonunda kırılacaktır. Zulümle, soykırımla, barbarlıkla; masum çocukların hayatları pahasına kendilerine güvenli bir gelecek inşa edeceklerini zannedenler, tarihteki niceleri gibi mutlaka kaybedecek, döktükleri kanda boğulacaklardır. Bundan kaçış, kurtuluş yoktur.
Burada şunu da çok net ifade etmek isterim: değerli arkadaşlarım, asırlarca İslam’ın bayraktarlığını üstlenen bir milletin evladı olarak dört yüz yıl Kudüs’ü Şerif’e hizmetkarlık yapmanın şerefini yaşadık. Netanyahu bunları bilmez.
Bugün de şairin ifadesiyle kalbimizin yarısı Mekke, diğer yarısı Medine’dir; bunların üstünde de bir tül misali Kudüs vardır. Kudüs, bizimle birlikte iki milyarlık İslam âleminin ortak davası, hafızası ve ortak mirasıdır. Arzın üstünde bir sancak, görkemli bir çınar olarak gördüğümüz Kudüs’ü Şerif’i namahrem ellerin kirletmesine izin vermeyiz.
Biliyorum, biliyorum: Hitler özentisi tiplerin kuyruk acısı belki de hiç geçmeyecek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızda bundan 27 yıl önce ortaya koyduğumuz tavrı belki de hiçbir zaman unutmayacaklar. Varsın onlar öfke nöbetleri geçirmeye devam etsinler.
Biz Müslümanlar olarak Doğu Kudüs üzerindeki haklarımızdan tek bir geri adım dahi atmayacağız. Bütün semavi dinlerce kutsal kabul edilen Kudüs’ün tekrar barış, huzur ve güven şehri olması için mücadelemiz sarsılmaz bir azimle, hız kesmeden, gerilemeden ve gevşemeden, inşallah devam edecektir.
Çocuklarının gözü önünde tokat! Baba ilk kez konuştu: Psikolojileri bozuldu
“HİZMET BİNAMIZIN HARİCİYE TEŞKİLATIMIZA LAYIK İKONİK BİR ESER OLACAĞINDAN HİÇBİR ŞÜPHE DUYMUYORUM”
Aynı şekilde, 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen, toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulması için de tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.
Değerli arkadaşlar, 1523’te Reisülküttaplığın teşekkülüyle bugünkü manada temelleri atılan Hariciye Teşkilatımızın 500. yıl dönümünü 2023’te idrak etmiştik. Bu köklü diplomasi mirası, milletimizin aklı, feraseti ve sabrı ile yoğrulmuş; daima saygı uyandırmış, örnek alınmıştır. Bugün, burada 2025 senesinde bu yeni karargâhın temellerini atarken aynı birikimin üzerine yenilerini ekliyoruz.
Sizlerin de görevlerinizi bilgi, yetkinlik, fedakârlık ve özgüvenle; beş asırlık Hariciye müktesebatının yanı sıra, 2000 yılı aşan devlet geleneğimizin rehberliğinde yerine getireceğinize gönülden inanıyorum. Milletimizin Bakanlığımızdan beklentisi her zaman yüksek olmuştur. Bugün de karşı karşıya bulunduğumuz tehditlerin büyüklüğü bu beklentiyi daha da artırmaktadır. Bakanlığımızın, bu beklentiyi karşılama noktasında en küçük bir zafiyete düşmeyeceğini çok iyi biliyorum.
Dışişleri Bakanlığımız, bugün dünyanın hatırı sayılır diplomasi merkezleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Birazdan temelini atacağımız yerleşkemizin de hizmete girmesiyle, inşallah Bakanlığımızın çalışma imkân ve kabiliyetleri daha da artacaktır. Yerleşkemiz tamamlandığında, Türkiye’nin küresel barış, istikrar ve adalet için verdiği mücadelenin yeni üssü hâline gelecektir. Burada alınacak kararlar, yürütülecek müzakereler ve tüm dünyaya verilecek mesajlar, inşallah ülkemizin küresel vizyonuna güç katacaktır.
Temel atma törenini gerçekleştirdiğimiz bu hizmet binasının, Hariciye Teşkilatımıza layık ikonik bir eser olacağından hiçbir şüphe duymuyorum. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, böyle bir projeye öncülük eden Dışişleri Bakanımızı, projeye destek veren Çevre ve Millî Savunma Bakanlarımızı, projeyi yürütecek olan TOKİ Başkanlığımızı bir kez daha tebrik ediyorum.
Rabbim bizlere hep birlikte yerleşkemizin açılışını da yapmayı nasip etsin diyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.
İstanbul’da TEKNOFEST zamanı! Selçuk Bayraktar: Bizim davamız zulme ‘dur’ diyecek güce ulaşmak…

Reklam
Müdür işçiye zorla kredi çektirtti, paraları fabrika hesabına aktardı: 2 şarjör hıncını alamamış

Müdür işçiye zorla kredi çektirtti, paraları fabrika hesabına aktardı: 2 şarjör hıncını alamamış

İki evlilik yapıp boşanan, 2 çocuk babası Tekin Atılgan’dan 20 Ağustos’tan itibaren haber alamayan yakınları, 26 Ağustos’ta polise kayıp müracaatında bulundu. Çalışma başlatan İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekipleri, Atılgan’ın otomobilini plakasız halde hastane otoparkında terk edilmiş halde buldu. Araştırmasını derinleştiren polis, Atılgan’ın pazarlamacı olarak çalıştığı dondurma fabrikası ve çevresindeki güvenlik kamera kayıtlarını da incelemeye aldı. İncelemede; Atılgan’ın kaybolduğu gün dondurma fabrikasından çıkan bir aracın Niğde’nin Altunhisar ilçesi yönüne gittiği saptadı.
Araştırmasını bu bölgede yoğunlaştıran polis, 28 Ağustos’ta Altunhisar ilçesi yakınlarında yol kenarında dondurma fabrikasına ait siyaha boyanmış dondurma dolabını fark etti. Polis, dolabı açtığında Tekin Atılgan’ın cansız bedeniyle karşılaştı. Atılgan’ın cesedinin taşındığı aracı kullanan kişinin fabrikanın müdürü Yaşar Can Kahya (29) olduğunu saptayan polis, Kahya’yı 29 Ağustos’ta Kayseri’de yakaladı.

İlginizi Çekebilir
‘BOĞUŞURKEN SİLAH ATEŞ ALDI’
Yaşar Can Kahya, ifadesinde; Tekin Atılgan’ın 2 yıl önce fabrikada işe başladığını, 19 Ağustos’ta da muhasebe servisinin sorumlusu ile fatura nedeniyle tartıştığını, ardından Atılgan’ın kendi isteğiyle işten ayrıldığını söyledi. Atılgan’ın işten ayrıldıktan bir gün sonra akşam saatlerinde otomobiliyle elinde poşet içinde içki şişeleriyle iş yerine geldiğini belirten Kahya, “Tekin, 35’lik iki şişedeki içkiyi içti. Ben de bir kadeh içtim. Bu sırada iş yerinde yaşanan sıkıntılarla ilgili konuştuk, ancak işe dönmeyeceğini söyledi. Saat 23.00 sıralarında evlerimize gitmemiz için kalkmamız gerektiğin söylediğimde Tekin, bana silah doğrulttu ve soğuk hava deposuna girmemi söyledi. Soğuk hava deposuna girdiğimizde, elindeki silahı almak istedim. Aramızda boğuşma başladı. Tekin’in elindeki silah 2 el ateş aldı, ancak bu atışlar nereye gitti görmedim. Boğuşurken ikimizde yere yığıldık. Tekin’i elindeki silah 2-3 el yine ateş aldı. Boğuşma esnasında Tekin’in koluna tekme atım, silahın yere düşmesini sağladım. Bu sırada Tekin’in vücudundan kanlar aktığını gördüm. Şahsın çırpınarak öldüğünü anladım” dedi.
CESEDİ DOLABA KOYUP, ÜZERİNE DONDURMA YERLEŞTİRMİŞ
Tekin Atılgan’ın cesedini brandaya sarıp, sandalye ile taşıyarak dondurma dolabının içine koyduğunu anlatan Kahya, şunları söyledi: “Dikkat çekmemesi adına diğer dolaplarda bulunan dondurmalardan yerleştirdim. Sonra dolabı fişe taktım ve yerleştirdim. Silahı çelik kasaya koydum. Tekin’in çantasını ve şişeler ile otomobilin anahtarını alıp, iş yerinden çıktım. Tekin’in otomobiliyle iş yerinden ayrıldım. Çanta ve şişeleri, yolda bir yere attım. Eve gittim, çocuğum ve eşim uyuyordu. Önce banyo yaptım, kan lekeli kıyafetimi de evde çöpe attım. Sabaha kadar uyanık kaldım. Sabaha karşı, evdeki çöpten alıp Adana yolunda çöpe attım.”
CESEDİ ARACA YÜKLEMEK İÇİN 3 ÇIRAK ÇAĞIRMIŞ
Kahya, daha sonra iş yerine gittiğini, dağıtıcıların fabrikadan ayrıldıktan sonra muhasebeci kadına erkenden çıkabileceğini söyleyip, bankaya gidip Tekin Atılgan’ın borç olarak aldığı ve hesabına gönderdiği 200 bin TL’yi çekip, iş yerinin banka hesabına yatırdığını söyledi. Bankadan sonra fabrikaya döndüğünü anlatan Kahya, Tekin Atılgan’ın cesedinin bulunduğu dondurma dolabını, karşı iş yerinde çalışan 3 çırağın yardımıyla fabrikaya ait araca yükleyip, Altunhisar ilçesinin yakınlarında attığını itiraf etti. Kahya, Atılgan’ın otomobilini de hastanenin parkına terk edip, taksiyle ayrıldığını söyledi. Yaşar Can Kahya, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

VÜCUDUNA 16 KURŞUN İSABET ETMİŞ
Öldürülen Tekin Atılgan’ın ailesinin avukatı Kerim Bahadır Şeker, Tekin Atılgan’ın otopsisinde vücuduna 16 mermi isabet ettiğinin tespit edildiğini söyledi. Avukat Kerim Bahadır Şeker, olay günü Tekin Atılgan’ın banka hesaplarından mobil işlem sayesinde 300 bin TL ve 350 bin TL olmak üzere iki bankadan kredi çekildiğini ve bunun belgelerine ulaştıklarını, başka bir bankadan da 100 bin TL kredi çekildiğini ve bunun belgelerini de gerekli bankadan istediklerini belirtti.
‘HUNHARCA VE CANAVARCA HİSLE İŞLENMİŞ’
Avukat Şeker, şunları söyledi: “Şüpheli Aksaray’da hizmet veren dondurma fabrikasının fabrika müdürü, işçi olarak çalışan müvekkillerimin babası Tekin Atılgan’ı fabrikasına çağırıyor. Burada bizim sonradan öğrendiğimiz banka kayıtlarına göre; 3 bankadan toplam 750 bin TL kredi çekiliyor. Dondurma fabrikasının minibüsüyle Tekin Atılgan’ın cenazesini bindirip, Niğde yolunda yakma girişiminde bulunuyor. Atılgan’ın otopsi raporunda 16 adet kurşun yarası mevcut. 16 kurşun demek, hunharca ve canavarca hisle işlenmiş ve 2 şarjör hıncını alamamış ve üzerine boşaltmış.”
‘KAMERANIN ARIZALI OLDUĞU ÖNE SÜRÜLDÜ’
Yaşar Can Kahya’nın olay anına ait kamera kayıtlarını sildiğini öne süren Şeker, “Polis, olay anına ait güvenlik kamera kayıtlarını bulamadı. Kameranın arızalı olduğu öne sürüldü. Ancak polisin yaptığı tespitte, kameraları kırarak çöpe atmış. Karşı iş yerine ait olay yeri görüntülerinde, kırık sandalye ve kanlı elbiseleri çöpe attığı belirlendi. Atılgan’ı derin dondurucun arkasına önce koymuş, üstüne iade edilmiş dondurmaları üzerine istiflemiş, sonra 3 işçi çağırıp Tekin’i taşıttırmış. İşçiler, dolap için ‘Bu neden bu kadar ağır demiş’ Sonrasında Aksaray’da belirli bir süre dolaştırdıktan sonra Aksaray’a 40-45 kilometre uzaklıkta, Niğde yakınlarında yakma girişiminde bulunmuş. Aksaray İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, çok ciddi ve detaylı bir çalışma yürüterek şu anda dosyanın içerisinde bu sanığı, caninin, planlayarak tasarlayarak ve canavarca hisle kasten öldürme suçundan ceza alması ve ağırlaştırılmış müebbet alması için gerekli tüm detayları dosyanın içine sunmuşlar. Silinen kamera görüntüleri geri getirilebilir” diye konuştu.
‘PLANLAYARAK OLDUĞU ORTADA’
Şeker, “Zanlı, ifadesinde suçtan sıyrılmak için önce ‘hiçbir husumetim’ yoktu, sonraki beyanlarda ise ‘husumetim vardı’ diyor. Hatta planlayarak olduğu ortada. O gün, iş arkadaşlarına ‘Bugün vardiya erken bitecek deyip, herkesi evine göndermiş. Sonra silahıyla zorla kredi çekme işlemi gerçekleştirilmiş. Tekin Atılgan, 3 bankadan toplam 750 bin TL kredi çekiyor. O para önce katilin hesabına, sonra fabrika hesabına aktarılmış” dedi. (DHA)…

Yer: Gaziantep! 6 ay boyunca hiç durmadan hıçkırdı: ‘İlk defa karşılaştığımız bir durum’

Yer: Gaziantep! 6 ay boyunca hiç durmadan hıçkırdı: ‘İlk defa karşılaştığımız bir durum’

Merkez Şehitkamil ilçesinde yaşayan 32 yaşındaki Suriye uyruklu Rokan Musa, 6 ay önce evinde yemek yerken bir anda hıçkırmaya başladı.
Neredeyse her nefes alışında hıçkıran Musa’ya, 6 ay boyunca başvurduğu çeşitli hastanelerde tanı konulamadı.
Yaklaşık 1 ay önce Gaziantep Şehir Hastanesi’ne başvuran Musa, Göğüs Cerrahisi Polikliniği’nde muayene edildikten sonra hastaneye yatırıldı.
İlginizi Çekebilir
5 GÜN ÖNCE SAĞLIĞINA KAVUŞTU
Bir süre kontrol altında tutulan Musa, 5 gün önce düzenlenen cerrahi operasyonla sağlığına kavuştu.
Ameliyatı gerçekleştiren Göğüs Cerrahisi Uzmanı Operatör Dr. Onur Bayrakçı, söz konusu durumla daha önce hiç karşılaşmadıklarını söyledi.
Hıçkırığa sebep olan şeyin genellikle diyafram kasının (akciğer ve kalbin hemen altında bulunan, solunum sisteminin temel kası) çalışmasını sağlayan frenik sinirle alakalı olduğunu dile getiren Bayrakçı, şunları kaydetti:

“Sorunun hangi tarafta olduğunu saptadık ve sağ tarafına kapalı ameliyat yaptık. Diyafram kasının sinir uçlarını genişlettik ve aktivasyonunu kontrol altına aldık. Şu ana kadar ilk kez yaptığımız bir tedavi yöntemiydi. Hastamız tamamen fayda gördü, yemek yemesi, yatması her şeyi normalleşti. Solunum sıkıntıları vardı, onlar da düzeldi. Ona hayatı zindan eden bir durum söz konusuydu, daha önce hıçkırık şikayetiyle gelenler oldu ama ilaçla tedaviye gittik. İlk kez bu kadar süre yanıt alınamayan bir hasta ile karşılaştık. Sonuç almanın mutluluğunu yaşıyoruz.”
Çocuklarının gözü önünde tokat! Baba ilk kez konuştu: Psikolojileri bozuldu
“İLK DEFA KARŞILAŞTIK”
Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Ilgın Türkçüoğlu ise Musa’nın hastalığı sebebiyle hayatın her alanında zorluklar yaşadığını belirterek, “İlk defa karşılaştığımız bir durum bu aslında, hekimimiz de bu ameliyatı ilk kez yaptığını söyledi. Hastanemizde çok farklı vakalar görebiliyoruz.” dedi.
Rokan Musa da sağlığına kavuştuğu için çok mutlu olduğunu ifade etti.
Kaza ‘cinayet’ çıktı! Doktor, eşi ve çocuğunu öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı…

Ortaokul ve liselerde yeni dönem! Tüm öğrenciler için yeni uygulama bu yıl başlıyor

Ortaokul ve liselerde yeni dönem! Tüm öğrenciler için yeni uygulama bu yıl başlıyor

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) geliştirilen “Mesleki İlgi ve Mesleki Beceri Envanterleri”, ortaokul ile lise öğrencilerinin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda doğru eğitim ve meslek tercihi yapabilmelerine imkan sağlayacak.
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, öğrencilerin ilgi, yetenek ve kişilik özelliklerini tanıyarak eğitim ve meslek tercihlerinde doğru yönlendirilmelerini sağlamak amacıyla “Mesleki İlgi ve Mesleki Beceri Envanterleri” geliştirildi.
İlginizi Çekebilir
Yazılım süreçleri tamamlanan envanterler, bu yılın eğitim öğretim yılından itibaren ortaokul ve lise öğrencilerine uygulanacak.
Dijital ortamda uygulanacak envanterler, hazırlanan internet sitesi üzerinden öğrenciler tarafından cevaplanacak. Yanıtlar, okul rehber öğretmeni ve psikolojik danışmanlar tarafından değerlendirilecek, böylelikle öğrencilere mesleki rehberlik kapsamında yönlendirme ve yerleştirme hizmeti sunulacak.
ÖĞRENCİLER İŞ HAYATINI DAHA BİLİNÇLİ TANIYACAK
Envanterler sayesinde öğrencilerin liseye geçiş ve program tercihlerinde daha doğru yönlendirilmesi, dijital yeterliklerinin güçlendirilmesi ve mesleklere yönelik olumlu tutum geliştirmeleri hedefleniyor.
Çalışma, öğrencilerin hem kendilerine uygun programları seçmelerine hem de eğitimle iş yaşamı arasındaki ilişkiyi daha bilinçli kavramalarına katkı sağlayacak.
“Mesleki İlgi Envanteri”, bilim, doğa/ekosistem, sosyal etki, kültür, toplum ve inanç sistemi, sanat, spor, sağlık, teknoloji ve mühendislik, veri bilimi ve dijital iletişim gibi geniş bir yelpazede öğrencilerin ilgilerini ölçmeye yönelik maddeler içeriyor.
Çocuklarının gözü önünde tokat! Baba ilk kez konuştu: Psikolojileri bozuldu
ÖĞRENCİLER İÇİN MESLEKİ GELİŞİM REHBERİ NİTELİĞİ TAŞIYOR
“Mesleki Beceri Envanteri” ise ortaokul ve lise öğrencilerinin mesleki ve teknik anadolu liselerinde yer alan 53 alan ve 114 dala yönelik beceri profillerini belirlemek üzere hazırlandı.
Ortaokul düzeyinde öğrenciler liseye geçiş sürecinde ilgi ve becerilerine uygun alanlara yönlendirilecek, lise düzeyinde ise yükseköğretim programlarına veya meslek dallarına daha bilinçli yönelimleri sağlanacak.
Envanterler yalnızca öğrenciler için değil öğretmen ve veliler için de yol gösterici olacak. Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinde kullanılacak bu araçlar, öğrencilerin mesleki gelişimlerini destekleyecek güçlü bir kaynak niteliği taşıyor.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin temel ilkeleri doğrultusunda hazırlanan envanterler, eğitim ile istihdam arasındaki bağı güçlendirerek Türkiye’nin nitelikli insan kaynağı yetiştirme hedefini destekleyecek.
Bu sayede öğrenciler okul dönemlerinin yanı sıra yaşam boyu gelişim süreçlerinde de kendilerini tanıyacak, potansiyellerini ortaya çıkaracak ve doğru mesleki kararlar alabilecek.
Son dakika… Meteoroloji uyardı! Bu gece başlıyor: Sıcaklıklar 12 derece düşecek…

Reklam
Çocuklarının gözü önünde tokat! Baba ilk kez konuştu: Psikolojileri bozuldu

Çocuklarının gözü önünde tokat! Baba ilk kez konuştu: Psikolojileri bozuldu

Olay, 15 Eylül’de saat 09.00 sıralarında Gebze ilçesine bağlı Cumhuriyet Mahallesi’nde meydana geldi. Kızı ve oğlunu okula götüren Ö.K., çocuklarıyla yürürken yanlarından hızla geçen cipin sürücüsü Ozan Canyürek’e tepki gösterdi. Bunun üzerine geri manevra yapan Canyürek, cipi durdurup babayla tartışmaya başladı. Tartışmanın devamında cipten inen sürücü, çocuklarının yanında babaya tokat attı. Daha sonra aracına binen Ozan Canyürek, bölgeden ayrıldı. Olay, bir apartmanın güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerin sosyal medyada yayılmasının ardından Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Canyürek hakkında gözaltı kararı verildiğini duyurdu. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya da daha sonra Canyürek’in yakalandığını duyurdu. Sorgusunun ardından Ozan Canyürek ve olay sırasında yanında bulunan kardeşi C.C. (17), dün adliyeye sevk edildi. Cip sürücüsü, ‘Kasten yaralama’ ve Trafik güvenliğini tehlikeye sokma’ suçlamalarıyla tutuklanırken, kardeşi hakkında ev hapsi kararı verildi.
İlginizi Çekebilir
BABA, OLAY ANINI ANLATTI
Olayın ardından konuşan Ö.K., “Okula doğru giderken karşı taraftan bana doğru siyah bir cip çok hızlı ve süratli bir şekilde sağa sola savrularak geliyordu. O sırada çocuğum elimdeydi, diğer çocuğum da yanımda geliyordu. Ben çocukları kenara çektim. Kenara çekerken yolun kenarında diğer araçların yüzünden kendimi kaldırıma bile atamadım. O fırsatı bulamadım. Çünkü araç çok hızlı bir şekilde gelip, bir anda yanımızdan geçti. Geçerken de ben elimi kaldırıp, ‘Yavaş, çocuklar var’ dedim. Hiç aldırmadan aynı süratle geçti. Yaklaşık 50 metre gittikten sonra tekrar aynı hızla geriye dönüp yanımıza geldi. Camını açıp, ‘Ne var lan?’ dedi. Ben de ‘Yavaş git, çocuklar var’ dedim. Bunun üzerine, ‘Sana mı soracağım? Sen ne karışıyorsun benim araba kullanmama? Sen kimsin, hayırdır? Derdin ne?’ diyerek çıkışmaya başladı. O benimle böyle konuşurken arka taraftan koşarak birisi geldi. Meğer kardeşiymiş, ben ilk başta bilmiyordum” dedi.
Kaza ‘cinayet’ çıktı! Doktor, eşi ve çocuğunu öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı

‘KENDİMİ DEĞİL, ÇOCUKLARIMI DÜŞÜNDÜM’
Baba Ö.K., “Yanımıza gelip bana doğru yaklaşınca, ben de ona yolu gösterdim. ‘Bak, yoldayım. Yoldan çocuklar geçiyor. Bu hızla geliyorsunuz, tehlikeye sokuyorsunuz. Çocuklara çarpacaksınız’ dedim. O sırada kardeşi, elime vurup, elimi aşağı indirdi. Bunun üzerine sürücü hızlıca aracının kapısını açtı. Kapı neredeyse bana çarpıyordu. Arabadan iner inmez, ‘Hayırdır? Sen nesin lan’ diyerek yüzüme elini uzattı. Parmaklarıyla boğazıma, bademciklerime doğru bastırmaya başladı. Bense hiçbir şekilde ileri geri, argo ya da rencide edici bir söz söylemedim. O sırada bana, ‘Ağzını burnunu kırarım’ gibi tehditler savuruyordu. Çocukların yanında olduğunu umursamadan sürekli küfürlü ve argo konuşuyordu. Sürekli üzerime geliyor, eliyle temas ediyordu. Bense çocuğumun elini bırakmadım. Çünkü çocuk korkmuş, elimi sımsıkı tutuyordu. Elinin titrediğini gördüm. Diğer çocuğum da panik halinde sağa sola koşuşturuyordu. Bir gözüm onlarda, bir gözüm karşımdakindeydi. Kendimi değil, çocuklarımı düşündüm. Sürekli alttan aldım ki defolup gitsinler, başımdan uzaklaşsınlar. Ama o hiç aldırmadan, ‘Benden özür dileyeceksin’ dedi. Ben de ‘Hatalı ben değilim ki senden özür dileyeyim. Ama özür dilemek suç değil, dilerim’ dedim. ‘Sadece hızlı gitmemen gerektiğini söylüyorum’ dedim. O ise ‘Sana ne lan, özür dileyeceksin’ diye diretince, bakışlarından ve tavırlarından bana vuracağını anladım. Çünkü eli sürekli omzumda ya da kafamda, beni sabit tutmaya çalışıyordu. Çocukların yanında bana vuracak diye düşündüm. O yüzden tekrar özür diledim ki gitsin. Özrü kabul ettikten sonra kendini tatmin etmiş gibi bir tavırla bana tokat attı. Ben de ‘Sen ne yapıyorsun?’ dedim. O ise küfrederek, ‘Yürü git lan’ dedi. O sırada çocuğumun elini bırakmamıştım. Diğer çocuğum zaten korkmuştu. Hemen oradan uzaklaştık. Diğer kardeşi arabaya binmeyip, bizimle aynı yöne doğru yürüdü. Sonra hızlıca yürüyerek bizi geçti ve ileri sokakta kayboldu” diye konuştu.
8 yıllık haksız hapis için 17 milyon TL tazminat istedi

‘BİZ BİR ŞEY YAPMADIK’
Baba Ö.K. “Ben kesinlikle ona elimi bile kaldırmadım, çocuklarımın yanında hiç küfretmedim. Öyle bir şey kesinlikle olmadı. Arabada da kimse yoktu. Sadece kardeşini sokağın başında indirdi. Emniyette, ‘Kardeşimi indirdim, oradan geçiyordum’ demiş. Arabada birisi olması veya benim annesine küfür etmem kesinlikle yalan. Olay yaşandığı anda çocuklar zaten korktular. Tabii ki çok korktular. Olaydan sonra da psikolojileri bozuldu. Normalde çocuklarımı her gün bahçeye indiririm, mahalle arkadaşlarıyla oynarlar. Şimdiyse balkondan bakıyor, arkadaşları, ‘Hadi gel oynayalım’ diye çağırsa bile gitmiyor. Dışarı çıkmak için can atan çocuğum, okuldan gelince sessizce koltukta oturuyor. Sanki küsmüş gibi, boş boş bakıyor. Geceleri uykusundan uyanıp yatağın içinde korkmuş bir şekilde oturuyor, etrafı izliyor. Sanki evin içinde bir şey varmış gibi davranıyor. Sürekli, ‘Abi bize neden vurdu? Biz bir şey yapmadık. Neden geri geldi? Neden sana vurdu? Neden küfretti’ diye sorular soruyor” dedi.
Kız kardeşini taciz edenler kabusu yaşattı: ‘5 yerden bıçaklandım, ölümden döndüm’
‘SUÇLU OLAN KARŞI TARAFTI’
Baba Ö.K., “Benim de psikolojim bozuldu. İşçi olduğum için işe gitmek zorundayım. Kendime zaman ayırmak, kafamı dağıtmak isterim ama mecburen çalışmak zorundayım. Böyle insanların sorumsuz davranışları yüzünden ne çocuklarımın psikolojisi kaldı ne de bende huzur kaldı. Olay sosyal medyada ve haberlerde yer aldıktan sonra gerek Adalet Bakanı gerek İçişleri Bakanı konuya el attı. Polis ekipleri, bakanın açıklamasının ardından çok hızlı bir şekilde harekete geçti. Aracın motoru soğumadan şahsı yakaladılar. Çok teşekkür ediyorum. Hiç ummadığım bir hızla gözaltına aldılar. Sosyal medyada da arkamda bu kadar destek görmek beni gururlandırdı. Yanlış bir şey yapmadım çünkü. Suçlu olan karşı taraftı. Çocuklarımın yanında sakin kaldım, karşılık vermedim. Onlar, o insanlığı göstermedi ama ben çocuklarımı düşündüğüm için sessiz kaldım. Şahıs tutuklandı. Cezası neyse çekmesini istiyorum. Birkaç gün gözaltında kalıp, çıkmasını istemiyorum. Sonuçta ortada bir darp olayı var, kamera kaydı var. Ben yalan söylemiyorum, hakaret etmedim, küfretmedim. Cezası neyse bulsun, adalet yerini bulsun” diye konuştu.
Uzaklaştırma kararına rağmen dehşet! Eşi sopayla başına vurdu: Duruşmada yüz yüze gelince kendimi güvensiz hissettim…

2 resim arasındaki 15 fark ile 60 yıl cezadan kurtuldu! 8 yıllık haksız hapse 17 milyonluk tazminat istedi

2 resim arasındaki 15 fark ile 60 yıl cezadan kurtuldu! 8 yıllık haksız hapse 17 milyonluk tazminat istedi

Kentte 2016’da bir markette güvenlik kameralarına da yansıyan olaya dair Mehmet Hüseyin Aydemir, ‘Yağma’, ‘Kişiyi hürriyetten yoksun kılma’ ve ‘Kasten yaralama’ suçlarından gözaltına alındı. Aydemir, ifadesinde, “Üzerime atılı suçlamaların hiçbirisini kesinlikle kabul etmiyorum, olay tarihinde Muş’taydım. Çalışma amacıyla Muş’a gittim, ben hakkımdaki denetimli serbestlik tedbiri için de imzalarımı Muş’ta çarşamba, cuma, pazar ve pazartesi günleri karakolda imza atmaktayım. 28 Mayıs 2016 günü de Muş’taydım. Gerek fotoğraf teşhisi, gerekse de canlı teşhis tutanaklarında müştekilerin beni neden teşhis ettiğini bilmiyorum. Beni bir başkasına benzetmiş olabilirler, üzerime atılı suçlamaların hiçbirisini kabul etmiyorum” dedi.
İlginizi Çekebilir
Yargılama sonucunda güvenlik kamerası ve tanık ifadeleriyle Aydemir, ‘Basit yaralama’, ‘Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma’, ‘İş yerinde silahla yağma’, ‘Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından toplam 60 yıl hapis cezası aldı.
3 RAPORDA DA OLAYI GERÇEKLEŞTİRENİN AYDEMİR OLMADIĞI BELİRTİLDİ
Aydemir’in cezası daha sonra Yargıtay’da onandı. Cezaevindeyken de suçsuz olduğunu ısrarla söyleyen Aydemir, 2023’te açlık grevine başladı. Bunun üzerine avukatı İhsan Çelik, görüntüleri ve Aydemir’in fotoğraflarını, Ankara’da Aktif Kriminal Laboratuvarı’na gönderdi. 28 Kasım 2023 tarihli raporda, “İnceleme konusu görüntülerde suça karışan şahsın sanık ile aynı şahıs olmadığı mukayesesi yapılmış olup kaba hatlarıyla şahıslar arasında fiziksel benzerlikler olduğu görülmüştür. Ancak detaylı incelemeler yapıldığında 15 adet yüksek ayırt edici nitelikte farklılıklar tespit edildiği yüksek ayırt edici derecesi için en az 5 parametre olması gerekirken, 15 parametre sonucunda mukayese edilen şahısların aynı şahıs olmadığı tespit edildiği” ifadeleri yer aldı.
CİMER şikayetiyle ortaya çıktı! Köyceğiz Belediye Başkan Yardımcısı gözaltına alındı

TAHLİYE EDİLDİ
Ardından yeniden yapılan yargılamada, Van Jandarma Kriminal Laboratuvarı’ndan gelen 11 Ocak 2024 tarihli raporda, “Şahısların mukayesesine yönelik yapılan yüz karşılaştırma incelemesinde görüntülerde belirtilen şahıs ile fotoğrafları gönderilerek Mehmet Hüseyin Aydemir olduğu belirtilen şahsın kuvvetle muhtemel farklı kişiler olduğu” ifadeleri yer aldı. Bunun üzerine 18 Ocak 2024’te Aydemir tahliye edildi.
MAHKEME GÖZLEMİNİN ARDINDAN BERAAT ETTİ
Aydemir ile ilgili 29 Temmuz 2024 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda da “1 No’lu şahsa ait görüntü örnekleri ile Mehmet Hüseyin Aydemir’e ait görüntü örneklerinin mukayeselerinin kısmi farklılıklar gösterdiği” ifadeleri yer aldı. 26 Aralık 2024’te gerçekleştirilen duruşmada ise mahkemenin sanığa dair yaptıkları gözlemin ardından, karar verilerek, “Sanığın burun yapısı ile olayı gerçekleştiren kişi olarak güvenlik kamerasına yansıyan kişinin burun yapısının yine sanığın kulak yapısı ile görüntülerdeki kişinin kulak yapısının birbiriyle uyumlu olmadığı, yüz hatları ve boy kilo bakımından sanık ile görüntülerdeki kişinin birbirine benzedikleri ancak yüz hatları ve karakteristik iz olan burun, kulak gibi yapıların ve bunlardaki kıvrımların birbirleri ile uyumlu olmadığı görülmüş, bu nedenle sanık hakkındaki mahkememiz önceki hükmünün iptali ile sanık hakkında oluşan yeni durum ve bilirkişi raporları doğrultusunda eylemi gerçekleştiren kişinin aynı kişi olmamaları nedeniyle isnat edilen suçların sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle, sanığın beraatine karar verilmiştir” ifadeleri yer aldı. 7 Ocak 2025’te de bu hüküm kesinleşti.
Kaza ‘cinayet’ çıktı! Doktor, eşi ve çocuğunu öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı

‘10 KEZ TUTUKLULUĞA İTİRAZ ETTİK, 11’İNCİDE KABUL EDİLDİ’
Avukat İhsan Çelik, müvekkilinin 8 yıl boyunca özgürlüğünden mahrum bırakıldığı gerekçesiyle mart ayında Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonluğu Başkanlığı’na 7 milyon TL’si maddi, 10 milyon TL’si manevi olmak üzere toplam 17 milyon TL tazminat başvurusunda bulundu. Avukat Çelik, “Olay, 28 Mayıs 2016’da meydana gelen bir olay. Bir marketin soyulması ve markette bulunan bir kısım vatandaşların gasbedilmesi. Akabinde failin gasp eylemini gerçekleştirdikten sonra bir aracı gasbederek olay yerinden uzaklaşması ve araç sahibini de yaralamasıyla biten bir adli vaka. 2018’de müdafi olarak bu dosyaya dahil olduğumuzda ilk talebimiz olayı gerçekleştiren failin görüntülerinin müvekkilin görüntüleri ile mukayese edilmesi gerektiği yönündeydi. Ne yazık ki mahkeme, bu talebimizi yersiz olarak reddetti ve marketteki mağdurların teşhisiyle müvekkile yaklaşık 60 yıl hapis cezası verildi. Ne yazık ki istinaf dairesinde ve Yargıtay ilgili ceza dairesince de bu taleplerimiz yerine getirilmedi. Bu birinci süreçti. Müvekkilin yeniden yargılanması için 10 kez tutukluluğa itiraz ettik. 11’inci itiraz kabul edildi. Tabii Yargıtay’ın onama kararından sonra müvekkil hakkındaki mahkeme kararının kesinleşmesi, akabinde müvekkilin ısrarla yeniden yargılama talepli dilekçeleri ile devam eden bir süreç. Bu süreçlerin sonunda da ne yazık ki talepleri reddedildi. Bunun üzerine müvekkil, işlemediği bu suçtan dolayı yatacağı sürenin ağırlığına karşı açlık grevine girdi” dedi.
Bakan Şimşek’ten kira artışlarına ilişkin açıklama: Uyarlama süreci var!

‘15 FARK TESPİT EDİLDİ’
Müvekkilinin açlık grevine girmesinin ardından yaptıkları araştırmalar sonucunda, görüntülerin mukayese edilmesi için Ankara’daki Aktif Kriminal Dairesi’ne müracaatta bulunduklarını söyleyen Çelik, “Bu tip olaylarda sağlıklı raporlar hazırladıklarını, gerekli karşılaştırma işlemlerini yaptıklarını öğrenmemiz üzerine müracaatımız üzerine çok detaylı bir rapor hazırlandı. Bu raporda da belirtildiği üzere kişi ve görüntü karşılaştırması işleminde kişilerin aynı kişi olmadığına ilişkin kendilerine gerekli olan 5 farklı parametre olduğunu ancak mevcut dosyada 15 adet ayırt edici parametre tespit ettiklerini ve bu ayırt edici sebeplerden dolayı müvekkilin o fail ile aynı kişi olmadığı tespit edilmesi üzerine mahkemeye yeniden yargılama talepli müracaatta bulunuldu. Mahkemece de yaptığımız başvuru ve ekinde sunmuş olduğumuz kriminal raporun teyidi açısından Van Jandarma Kriminal Dairesi’ne başvuruda yapıldı. Ve Van Jandarma Kriminal Bölge Dairesi’nin de hazırlamış olduğu kriminal raporunda failin müvekkil olmadığının tespit edilmesi üzerine müvekkilin hakkındaki infaz durdurularak tahliyesine karar verildi. 2016’da başlayan tutukluluk süreci, yeniden yargılamanın değerlendirilmesi sonucunda 2024 yılında tahliyesine karar verildi. Bu raporların tebliği açısından bu kez İstanbul Adli Tıp Kurumu’na Bilişim İhtisas Dairesi’ne de yeniden müzekkere yazıldı. Gelen cevabi yazıda da benzer bir değerlendirme yapıldı. Bunun üzerine duruşma açılarak yargılamaya devam olunmuş ve mahkeme heyeti de duruşma sırasında görüntü kayıtlarıyla müvekkilin mevcut görüntüsünü karşılaştırmak suretiyle bir değerlendirme yaptı. Ve bu değerlendirmeler, yargılamalar sonucunda müvekkilin ilgili market soyguncusu olmadığı ortaya çıkınca oy birliğiyle beraatine karar verildi. Yaklaşık 8 yıllık bir özgürlükten yoksun kalma süreci. Bu sürecin maddi tazminat olarak 7 milyon, manevi olarak da 10 milyon da manevi olmak üzere 17 milyonluk tazminat başvurusu yapıldı. Taleplerimiz henüz değerlendirilmedi. Sonucunu bekliyoruz” diye konuştu.
İsrail’in Gazze’deki katliam saldırıları devam ediyor! Yardım kuyruğu vuruldu, can kaybı var…

Bakan Yerlikaya: 'Menderes'in yarım kalan cümlelerini tamamlayarak Türkiye Yüzyılı'nın ilk satırlarını yazıyoruz'

Bakan Yerlikaya: ‘Menderes’in yarım kalan cümlelerini tamamlayarak Türkiye Yüzyılı’nın ilk satırlarını yazıyoruz’

Bakan Yerlikaya, 27 Mayıs askeri darbesinin ardından Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın idam edilişlerinin 64. yılı dolayısıyla Topkapı Anıt Mezar’da düzenlenen anma programına katıldı.
Yerlikaya, burada yaptığı konuşmada Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın milletin vicdanında “demokrasi şehitleri” olarak ebediyen yaşayacaklarını ifade etti.
İlginizi Çekebilir
Menderes’in kürsüde milletin sesi, meydanlarda milletin nefesi, Yassıada’da milletin vicdanı, darağacında ise bu toprakların sarsılmaz onuru olduğunu belirten Yerlikaya, “O, toprağa düşüp de milyonların kalbinde filizlenen bir yiğitti. Aydın’ın Çakırbeyli köyünden çıkan o yiğit Anadolu evladı, ‘Yeter! Söz milletindir’ diyerek, milletimizin teveccühüyle, Cumhuriyet tarihimizin 9. Başvekili oldu.” dedi.
Adnan Menderes’in milletin hayalini kurduğu büyük kalkınma hamlelerini başlattığını ancak bu yürüyüşün 27 Mayıs sabahı tank paletleriyle akamete uğratıldığını söyleyen Yerlikaya, şunları kaydetti:
“Milli irade, vesayet çizmeleriyle çiğnendi. Yassıada, işte o günlerde bir milletin onurunun mahkum edilmeye çalışıldığı bir utanç sahnesine dönüştü. Aralarında 3. Cumhurbaşkanımız Celal Bayar’ın, nezaket timsali Başvekilimiz Adnan Menderes’in ve bakanlarımızın, komutanlarımızın, milletvekillerimizin bulunduğu 592 kişi, 11 ay boyunca yargılandılar. Hücrelerde, zindanlarda, insanlık dışı işkencelere maruz bırakıldılar ve nihayetinde o kara seherde Başvekilimiz Menderes’i, bakanlarımız Zorlu ve Polatkan’ı idam sehpasına çıkardılar.”
Son dakika… İsrail, İstanbul’daki tabletin peşinde! Erhan Afyoncu: Türkiye’nin yanıtı değişmiyor
“27 MAYIS’LA AÇILAN KARANLIK TÜNEL”
Bakan Yerlikaya, Menderes’in, iradenin millet, siyasetin hizmet, ölçünün demokrasi olduğunu gösterdiği için unutulmadığını ve bugün hala milyonların gönlünde yaşamaya devam ettiğini belirtti.
Tarihin her döneminde vesayet gölgelerinin, terör tehditlerinin, ekonomik ve siyasi saldırıların olduğunu ancak hiçbirinin aziz milleti yolundan çeviremediğini dile getiren Yerlikaya, “27 Mayıs’la açılan karanlık tünel, 12 Mart’la, 12 Eylül’le, 28 Şubat’la, 27 Nisan’la uzatıldı. 15 Temmuz ise bu kirli zincirin kanlı bir halkasıydı. Ama bu aziz millet, her seferinde aynı cümleyi daha gür bir sesle söyledi, ‘Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.’ Tankı durduran yürek, muhtırayı yıkan irade, darbeleri bozan sağduyu hep bu cümleden doğdu.” diye konuştu.
Milletin, yolunu bulan bir nehir gibi zor zamanlarda hep doğrunun ve haklının yanında olmasını bildiğini ifade eden Yerlikaya, devleti bir avuç azınlığa ait sayan, milleti hizmetkar, kendilerini efendi belleyen karanlık zihniyetin, bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tarihin çöplüğündeki yerini aldığını ve almaya da devam edeceğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Meşruiyetini milletten alan, sırtını sadece millete dayayan, milletin çizdiği rotadan sapmayan bir iktidar anlayışından geliyoruz” sözünü anımsatan Yerlikaya, sandığın milletin sözü, hukukun devletin teminatı, iradenin de milletin tartışılmaz hükmü olduğunu söyledi.
Yerlikaya, “Bugün, savunma sanayiinden diplomasideki etkinliğimize, enerjiden tarıma, teknolojiden insani yardımlara kadar attığımız her adımda, Menderes’in yarım kalan cümlelerini tamamlıyor ve Türkiye Yüzyılı’nın ilk satırlarını yazıyoruz. Türkiye Yüzyılı, yalnız bugünü değil, yarınları da kucaklayan bir vizyondur. Bu vizyon, dünden ders alan, bugünü hakkıyla yaşayan, yarını ise umutla inşa eden büyük bir yürüyüşün adıdır. Milletimizin iradesini, hukukunu, özgürlüğünü en güçlü şekilde tahkim etme sözüdür.” dedi.
İçişleri Bakanlığı olarak 675 bin personelle kamu düzenini koruyup milletin huzurunu büyütmek için canla başla mücadele ettiklerini söyleyen Yerlikaya, ülkede huzurun sağlanması için uyuşturucu baronlarına geçit vermediklerini, organize suç şebekelerine nefes aldırmadıklarını vurguladı.
Türkiye’nin huzurunun demokrasi, kamu düzeni ve özgürlüklerin teminatı olduğuna işaret eden Yerlikaya, merhum Başbakan Adnan Menderes ve tüm şehitleri rahmet, minnet ve şükranla yad ettiğini sözlerine ekledi.
Kaza ‘cinayet’ çıktı! Doktor, eşi ve çocuğunu öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı
“BU BÜYÜKLER, DEMOKRASİ MÜCADELEMİZİN ÖNÜNÜ AÇMIŞ KAHRAMANLARDIR”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer İleri ise Menderes, Zorlu ve Polatkan’ı Türk milletinin demokrasi yolculuğunun taşlarını döşeyen muzaffer siyasetçiler olarak yad ettiklerini belirtti. İleri, “Bu büyükler, ortaya koydukları mücadeleyle bu milletin demokrasi aşkının ete kemiğe bürünmüş hali olarak öne çıkmış ve demokrasi mücadelemizin önünü açmış olan kahramanlardır.” dedi.
Darbelerin millet iradesini kabullenmeyen, tepeden bakmacı, nefret odaklı bir zihniyetin dışa yansıması olduğunu kaydeden İleri, “Bu ülkede darbeler süreci bitmiş olsa dahi birlik ve beraberlik ihtiyacında olduğumuz günlerde, bu tepeden bakmacı zihniyetin yeri geldiğinde ortaya koyduğu siyaset anlayışıyla, toplumun geniş kesimlerinin ötekileştirici duruşuyla siyasetimizi ve gündelik yaşamlarımızı zehirleme ve bu milletin moralini bozmaya yeltenme potansiyeli vardır.” ifadesini kullandı.
Ülker Camisi imamı Mehmet Erdoğan’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan anma programında İstanbul Müftü Yardımcısı Ahmet Aktürkoğlu dua etti.
İstanbul Valisi Davut Gül ile Adnan Menderes’in gelini Ümran Menderes’in de konuşma yaptığı tören, anıt mezarlara karanfil bırakılmasıyla sona erdi.
İstanbul’da TEKNOFEST zamanı! Selçuk Bayraktar: Bizim davamız zulme ‘dur’ diyecek güce ulaşmak…

Reklam
Kız kardeşini taciz edenler kabusu yaşattı: '5 yerden bıçaklandım, ölümden döndüm'

Kız kardeşini taciz edenler kabusu yaşattı: ‘5 yerden bıçaklandım, ölümden döndüm’

Olay, 8 Ağustos 2025 günü saat 23.40 sıralarında Ferizli ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, 25 yaşındaki Yunus Emre Kocakan, kız kardeşini sözlü taciz eden iki kişiyle tartışmaya başladı. Kısa sürede büyüyen tartışma kavgaya dönüştü.
İlginizi Çekebilir
Dakikalarca eşi ve kardeşinin gözü önünde darp edilen genç, ardından 5 yerinden bıçaklandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralı genç ambulansla ilk olarak Ferizli Devlet Hastanesi’ne ardından ise Yenikent Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Polis ekiplerinin çalışması neticesinde M.U. (47) ve A.T. (43) isimli iki şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden M.U. tutuklanarak cezaevine gönderilirken, A.T. ise tutuksuz olarak yargılanıyor.
“5 YERDEN BIÇAKLANDIM, ÖLÜMDEN DÖNDÜM”
Darp edilip 5 yerinden bıçaklanan Yunus Emre Kocakan, “O gece ben, eşim ve kız kardeşim düğünden dönüyorduk. Dükkanımızın önünde kız kardeşimin kıyafetlerini alması için durduk. Kardeşim dükkana girdiği esnada M.U. ve A.T. isimli şahıslar, arabayla durarak kız kardeşime laf atıp taciz etti. Bende olaya müdahale etmek istedim ve M.U. araçtan inerek bana yumruk attı. Sözlü tartışma yapan M.U., şahsıma ve anneme küfretti. Bende o sözlerden sonra üzerine yürüdüm ve beni bıçakladı. A.T.’de beni darp ettiği esnada da tekrar bıçaklandım. Bir bacağımdan, 3 tane koltuk altım ve bir omzumdan olmak üzere toplam 5 yerden bıçaklandım. Taksici beni hastaneye yetiştirmeye çalışırken şahıslar araçlarıyla önümüze geçerek engel olmaya çalıştı. Ferizli Devlet Hastanesi’nden sonra Yenikent Devlet Hastanesi’ne sevk edildim. Bıçak darbelerini ciğerlerime denk geldiği tespit edildi. Şuanda sol ciğerim soluk durumda nefes alıp verirken zorlanıyorum. Ölümden döndüm, şu anda soruşturma devam ediyor, savcılık delil topluyor, inşallah adalet yerini bulacak” dedi.
İsrail’in Gazze’deki katliam saldırıları devam ediyor! Yardım kuyruğu vuruldu, can kaybı var
8 yıllık haksız hapis için 17 milyon TL tazminat istedi…

Borsa
1.013,18
TL
Dolar
1.002,20
TL
Euro
994,10
TL
Altın
993,99
TL
Borsa
1.028,41
TL
Dolar
1.004,32
TL
Euro
1.003,12
TL
Altın
1.008,20
TL
Borsa
922,75
TL
Dolar
1.019,48
TL
Euro
1.014,78
TL
Altın
998,02
TL
Borsa
1.046,69
TL
Dolar
1.191,25
TL
Euro
1.147,84
TL
Altın
1.183,83
TL
Reklam
Reklam