BIST 100
11.482,60 1,32%
DOLAR
50,1497 0,09%
EURO
55,9304 -0,72%
GRAM ALTIN
6.556,39 -0,60%
BITCOIN
75.946,00 0,16%
FAİZ
39,49 0,28%
GÜMÜŞ GRAM
83,81 0,09%
GBP/TRY
67,1077 -0,65%
EUR/USD
1,1143 -0,68%
BRENT PETROL
97,05 -0,34%
ÇEYREK ALTIN
10.719,70 -0,60%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
10 °
Reklam

EKONOMİ

Artanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • OZRDN 9,13 %▲ %10,00
  • BIOEN 12,33 %▲ %9,99
  • ISVEA 15,97 %▲ %9,99
  • KARCL 34,60 %▲ %9,98
  • GUNDG 72,15 %▲ %9,98

Azalanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • KARTN 115,20 %▼ %-10,00
  • TRHOL 113,50 %▼ %-9,99
  • OZATD 102,10 %▼ %-9,96
  • RALYH 6,18 %▼ %-9,91
  • SOKM 48,44 %▼ %-9,88

İşlem Görenler

Tümü
  • Hisse Hacim
  • ASELS 13.462.912.580,75
  • THYAO 12.543.258.296,00
  • YKBNK 9.718.677.363,32
  • AKBNK 8.690.714.363,95
  • TUPRS 8.118.700.350,00
Bitcoin
75.968 -0.18%
Ethereum
2.244,79 0.20%
Tether
0,999158 0.03%
Binance Coin
695,07 0.03%
XRP
1,17 -4.15%
Solana
90,31 0.08%
TRON
0,317526 -0.21%
Dogecoin
0,072272 0.36%
Cardano
0,184201 -0.38%
Dai
1 0.00%
Avalanche
8,29 -0.23%
Arbitrum B. USDT
0,999951 0.02%
Polygon B. USDT
1 0.05%
Wrapped Solana
98,97 -5.00%
Polygon PoS Bridged DAI (Polygon POS)
0,999531 -0.04%
Son dakika..

Son dakika… İsrail, İstanbul’daki tabletin peşinde! Erhan Afyoncu: Türkiye’nin yanıtı değişmiyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Kudüs’te yaptığı açıklamalarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef aldı. Netanyahu, 1880’de Kudüs’te bulunarak 1882’de Osmanlı tarafından İstanbul’a getirilen Şiloah (Silvan) Yazıtı için yıllar önce Türkiye’den talepte bulunduğunu, ancak Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde artan hassasiyetler nedeniyle talebinin reddedildiğini iddia etti.
Netanyahu, Erdoğan’ı hedef aldı: Kudüs sizin değil!
TÜRKİYE’DEN SİLOAM YAZITI’NI ALAMAYAN NETANYAHU, ERDOĞAN’I HEDEF GÖSTERDİ
Netanyahu, 1998’de dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz’a yazıtı istediğini, hatta “Osmanlı eserlerinden istediğiniz birini alın, Silvan Yazıtı ile değişelim” teklifinde bulunduğunu anlattı. Ancak teklif reddedildi. Ret gerekçesinin ise Erdoğan’ın liderlik ettiği seçmen kitlesinin tepkisi olduğu öne sürüldü.
OSMANLI ESERLERİNDEN BİRİNE KARŞILIK SİLVAN YAZITI TEKLİFİ
Netanyahu, 1998’de eski başbakanlardan Mesut Yılmaz ile aralarında geçen bir diyalogu da naklederken Yılmaz’dan Osmanlı devleti döneminde Kudüs’te bulunan ve İstanbul’a getirilen Silvan Yazıtı’nı istediğini belirterek, “Müzelerimizde binlerce Osmanlı eseri var. İstediğin birini seç, Silvan Yazıtı ile değiştirelim.” teklifinde bulunduğunu aktardı.

Önerilerinin kabul görmemesi üzerine Yılmaz’a ret nedenini sorduğunu belirten Netanyahu, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderlik ettiği büyüyen bir seçmen kitlesi bulunduğu ve kitlenin tabletin İsrail’e verilmesine öfkeleneceği şeklinde bir yanıt aldığını öne sürdü.
Netanyahu, konuşmasının devamında “Bay Erdoğan, bu (Kudüs) bizim şehrimiz, sizin değil. Her zaman bizim şehrimiz olacak. Bir daha tekrar bölünmeyecek.” ifadelerini kullandı.
2700 YILLIK SIR: İSRAİL’İN DEFALARCA İSTEDİĞİ’ŞİLOAH YAZITI’ İSTANBUL’DA
Tarihin en önemli Yahudi yazıtı olarak kabul edilen Şiloah (Siloa) Yazıtı tam 143 yıldır İstanbul’da. 1880’de Kudüs’te keşfedilen ve Kral Hezekiya döneminin su tüneliyle ilişkilendirilen bu 6 satırlık yazıt, Osmanlı toprağında bulunmasının ardından 1882’de “çalınmasın” diye İstanbul’a getirilmişti. Bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenen yazıt, yıllardır İsrail tarafından Türkiye’den talep ediliyor. 1998’de Netanyahu’dan, 2007’de Kudüs Belediye Başkanı’na, son olarak 2022’de İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’a kadar birçok isim defalarca istemesine rağmen Türkiye’nin cevabı hep net oldu: ‘Söz konusu bile olamaz.’

Tarihçi Prof. Dr. Erhan Afyoncu’nun paylaştığı bilgilere göre, 1880’de Kudüs’te keşfedilen ve M.Ö. 8. yüzyıla tarihlenen Şiloah Yazıtı, 1882’de Osmanlı idaresi tarafından “çalınmasın” diye İstanbul’a getirildi. Bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde korunan yazıtı İsrail, farklı dönemlerde birçok kez Türkiye’den talep etti. Ancak Türk yetkililer, eserin iadesinin “söz konusu olamayacağını” her seferinde açıkça belirtti.
“EN SON 2022’DE GÜNDEME GELDİ”
Tarihçi Yazar Erhan AfyoncuŞiloah Yazıtı (Silvan Yazıtı) hakkında şu bilgileri paylaştı;
“Türkiye’de bulunan Yahudi tarihiyle ilgili 3 önemli yazıtın en önemlisidir. Yazıt, 1880’de Kudüs’te Şiloah Tüneli (Hezekiel Tüneli) içinde bulundu. Fenike Alfabesi’yle yazılan tablet tünelin duvarında bulunuyordu. Şehrin dışında Kidron Vadisi’nde bulunan Gihon kaynağındaki su yaklaşık 500 metrelik bir kanalla şehirde inşa edilen Şiloah Havuzu’na yönlendirilmişti. 6 satırlık yazıtın M.Ö. 8. yüzyılda yapılan bu kanalı anlattığı iddia edilir. Metin, Eski Ahit’te Kral Hezekiya döneminde anlatılan Asur kuşatması tehlikesine karşı inşa edilirken su kanalıyla ilişkilendirilmiş olsa da, tarihiyle ilgili farklı görüşler de vardır.
Şiloah Yazıtı çıkarılırken kırıldı. 1882’de İstanbul’a Müze-i Hümayun’a gönderildi. Bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ndedir. Yahudi bilim adamları yazıtın Türkiye için önemli olmadığını iddia edip, değişik argümanlar ileri sürerek İsrail’e verilmesi yönünde ortam oluşturmaya çalıştılar. İsrailli yöneticiler ise yazıtı Türkiye’den birçok defa talep ettiler.
1998’de Netanyahu, Başbakan Mesut Yılmaz’dan yazıtı istedi, kabul edilmedi. 2007’de Kudüs Belediye Başkanı Uri Lupoliansk, Türkiye’nin İsrail Büyükelçisi Namık Tan’dan yazıtı talep etti. Reddedildi. En son ise 2022’de İsrail Cumhurbaşkanı Herzog Türkiye’ye geldiğinde yazıt gündeme geldi.
Yetkililer bu hususun söz konusu bile edilemeyeceği cevabını verdiler. Bu yazıt 1882’de İstanbul’a geldiğinde Kudüs Osmanlı toprağıydı. Kendi toprağımızdan çalınmasın diye başkentteki imparatorluk müzesine getirmiştik. O dönemde İsrail diye bir devlet de yoktu.”
NETANYAHU’NUN ŞİLOAH YAZITI ÇIKIŞI VE MESCİD-İ AKSA GERİLİMİ
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Kudüs’te yaptığı açıklamaların yankıları sürerken CNN Türk Haber Koordinatörü İdris Arıkan, Netanyahu’nun sözlerinin dikkat çekici ayrıntılarını değerlendirdi.

Arıkan, Netanyahu’nun konuşmasını Mescid-i Aksa’nın altındaki kazılarda açılan ve Yahudiler tarafından “Haç Yolu” olarak adlandırılan alanda yaptığını vurguladı. Müslüman dünyada bu kazıların, Mescid-i Aksa’nın yok edilmesi amacıyla yürütüldüğü şeklinde yorumlandığını belirten Arıkan, sözlerin öneminin de bu noktada ortaya çıktığını söyledi.
Netanyahu’nun, 1998’de dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz’dan Şiloah Yazıtı’nı talep ettiği iddiasına da değinen Arıkan, Yılmaz’ın vefat etmiş olmasından dolayı bu iddianın doğrulanamayacağını kaydetti. Arıkan, “Netanyahu bu açıklamalarla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da hedef alıyor ve onu Mesut Yılmaz ile karşı karşıya getirmeye çalışıyor” dedi.
İsrail’e karşı ‘İslam NATO’su! ‘Tek çözüm askeri bir koalisyon kurmak’
İdris Arıkan’ın açıklamaları şöyle;
“Burası, Mescid-i Aksa’nın altındaki kazılarda ortaya çıkarılan bir yer. Yahudiler buraya “Haç Yolu” anlamına gelen bir ifade kullanıyorlar. Netanyahu, bu alanın açılış töreninde konuşuyor. Üstelik sözlerini Amerikan Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun önünde söylüyor. Yani bir Amerikan temsilcisinin önünde bu açıklamaları yapıyor. Bu durum, Katar’daki İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği toplantılarında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajlarının hemen ertesi gününde gerçekleşmesi açısından dikkat çekici. Aynı gün, Rubio ile Ağlama Duvarı’nda, buranın 300-500 metre ötesinde, fotoğraf da vermişti.
Buradaki mesele, Netanyahu’nun sözlerini nerede söylediğini anlamak açısından önemli. Çünkü Müslüman dünyada bu kazılar, Mescid-i Aksa’nın yok edilmesi için yapılan çalışmalar olarak görülüyor. Dolayısıyla işin ilk boyutu, bu açıklamanın Mescid-i Aksa’nın altında yapılan bir kazıda dile getirilmesi.
Gerilimin arttığı açık. Neden? Çünkü Birleşmiş Milletler raporlarına göre Netanyahu yönetimi, soykırım suçunun beşte dördünü işlemiş durumda. Bu da aslında kendisinin panik halinin bir göstergesi.
“MESUT YILMAZ ‘HAYIR’ DEDİ”
Gelelim başka bir noktaya: Netanyahu burada kimden bahsediyor? Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz’dan. Bunu bilinçli bir şekilde yapıyor, çünkü Yılmaz artık hayatta değil. Onu yalanlayacak kimse olmadığı için rahatça bu iddiayı öne sürüyor. Yani buradaki ifadeler, büyük ihtimalle gerçeği yansıtmıyor.
Peki neden Mesut Yılmaz? Çünkü 1998’de başbakandı. Netanyahu, “Mesut Yılmaz bana ‘hayır’ dedi” diyerek hem inandırıcılık katıyor hem de Erdoğan’ı hedefe koyuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemi işaret ederek, seçmen kitlesinin hassasiyetlerini bahane ediyor. Böylece hem Mesut Yılmaz’ı hem de Erdoğan’ı karşı karşıya getirmiş oluyor.
Oysa Türkiye Cumhuriyeti Devleti başından beri bu tabletleri İsrail’e vermiyor. Çünkü Şiloah (Silvan) Yazıtı 1882’de Osmanlı tarafından İstanbul’a getirildi. Yahudi tarihi açısından üç önemli yazıttan biri olarak kabul edilen bu eser, İsrail tarafından “Kudüs’ün Yahudilere ait olduğunu gösteren kanıt” şeklinde tanımlanıyor. Ancak unutulmamalı ki Kudüs, 1517’den 1918’e kadar tam 401 yıl Osmanlı egemenliğinde kaldı. İsrail ise 1948’de kuruldu, henüz 80 yıllık bile değil.
Yani 401 yıl boyunca Osmanlı hâkimiyetinde olan Kudüs için “burası bizimdir, asla bölünmeyecektir” diyen bir ülkenin tarihsel arka planı son derece sınırlı. Bu da Netanyahu’nun açıklamalarındaki panik havasını ortaya koyuyor.
“NETANYAHU’NUN HEDEFİNDE TÜRKİYE VAR”
Tablet meselesine gelince… Bu yazıt, İbrahim Hoca tarafından bulunmuştu. Osmanlı 1516’da Şam’ı fethetti, bir yıl sonra da Kudüs’ü aldı. Şam ile Kudüs tarihsel olarak birbirine bağlı coğrafyalar. Şam’a hâkim olan, Kudüs üzerinde de etkili oluyordu. İşte bu nedenle bugün yapılan açıklamaları, sadece Kudüs özelinde değil, Suriye ekseninde de okumak mümkün.
Netanyahu’nun “2700 yıl öncesine” işaret eden sözleri de bu çerçevede ele alınmalı. Evet, o dönemde Yahudi krallıkları vardı. Ancak tarih boyunca Yahudiler birçok kez sürgün edildi: Babil sürgünü, Roma ayaklanması sonrası yaşanan sürgünler gibi. Yani her büyük kırılmada Yahudiler zarar gördü. Bugün bile Batı’daki birçok Yahudi aydın, “neden sürekli bize zarar veriliyor?” diye sorguluyor. Netanyahu’nun bu çıkışı da aslında aynı tarihi döngünün bir parçası.
Özetle: Netanyahu’nun hedefinde Türkiye var. Tarihsel gerçekler ise aksini söylüyor. Kudüs, 401 yıl Osmanlı toprağıydı; İsrail ise 80 yıl bile olmadı. Bu nedenle onun açıklamaları, panik ve siyasi hesaplardan ibaret görünüyor.
İran’da ajan avı! Mossad’a bilgi sızdırdı, karşılığında ABD’de ikamet istedi…

Çocukları için yaptılar, şimdi dünya onların peşlerinde! Mühendisliği bıraktı kocası ile üretime geçti: 'Bir günde 20 tane yapıyoruz'

Çocukları için yaptılar, şimdi dünya onların peşlerinde! Mühendisliği bıraktı kocası ile üretime geçti: ‘Bir günde 20 tane yapıyoruz’

Eskişehir’de yaşayan ve ikiz çocukları olan Özer çifti, çocuklarının daha sağlıklı ve doğal oyuncaklarla oynaması amacıyla başladıkları bez bebek yapımını 13 yıldır sürdürüyor. Önce kendi çocukları için başlayan bu serüven, zamanla hem dekoratif hem de oyun amaçlı sanat bebekleri üretimine dönüştü. Özer çifti, bez bebeklerin yanı sıra kumaş ve kilden küçük heykeller de üreterek “Doll Art” sanatını icra ediyor. Yaptıkları eserleri “sanat bebekleri” olarak adlandıran çift, atölyelerinde tekstil ve heykel sanatını bir araya getiriyor.
İlginizi Çekebilir
“BİR GÜNDE 20 İLA 40 BEBEK YAPTIĞIMIZ OLUYOR”
Sanatını takım çalışmasıyla oluşturduklarını vurgulayan sanatçı Arzu Özer, “Beraber 13 yıldır bu işi yapıyoruz. Birlikte başladık. Bazı bebeklerde takım çalışması yapıyoruz. Bir kısmını ben, bir kısmını eşim yapıyor. Sonra birleştirip görselliğe sunuyoruz. Güne erken başlıyoruz. Sabah erkenden kalkıp Kahvaltı yapıyor ardından köpeğimizi gezdiriyoruz. Sonra atölyeye geliyor ve çalışmaya başlıyoruz. Bir günde 20 ila 40 bebek yaptığımız oluyor. Bu bebekleri yapmak tüm günümüzü alıyor” ifadelerini kullandı.
“ONLAR MUTLU OLUNCA BİZ DE MUTLU OLUYORUZ”
Atölyelerini ziyaret edenlerin yaklaşımları ile ilgili bilgiler veren Arzu Özer, “İnsanlar atölyemizi gezerken yüzlerinde küçük bir tebessüm oluşuyor. Geri dönüşler bizi mutlu ediyor. Özellikle çocukları için uyku bebekleri alıyorlar. Rafları için elfler alıyorlar. Atölyemizi gezenler genellikle bebeklerde hangi malzemeleri kullandığımızı soruyorlar. Kumaş, kil, kağıt hamuru. Hepsini anlatıyorum. Mutlu oluyorlar. İnsanların buradan mutlu ayrılması bizi de mutlu ediyor” dedi.

“İÇİMİN RAHAT OLMASI GEREKİYOR”
Plastikten üretilen oyuncakların küçük yaştaki çocuklar için sağlıklı olmadığını düşünen Arzu “Günümüzde plastikten üretilen oyuncaklar çok fazla. Bence küçük yaştaki çocukların daha doğal kumaşlarla ve koyun yünü gibi doğal olan bebeklerle oynamaları gerekmekte. Bizim kumaşlarımızın hepsi belgelidir. Kullandığım ürünlerin çocukların sağlığına zarar vermeyecek malzemelerden olmasına çok dikkat ediyorum. Çünkü bunu bir çocuk elleyecek, oynayacak, yüzüne sürebilir, ağzına sokabilir dolayısıyla içimin rahat olması gerekiyor. Doğal bir malzeme olması lazım ki çocuklarımıza zarar verilmesin. Bu benim için önemli. Lütfen aileler çocuklarını plastik gibi kanserojen maddelerden uzak tutsunlar” şeklinde konuştu.
“BEBEK FORMUNDA SANAT ESERİ YAPIYORUZ”
Emekli gazeteci olduğunu söyleyen Zafer Özel emekli olduktan sonra eşiyle beraber sanat bebeklerin yapımına başladıklarını ve 13 yıldan fazla bir süredir bu bebekleri yaptıklarını belirtip sözlerine şöyle devam etti:
Aslında biz bebek yapmıyoruz. Bebek formunda sanat eseri ortaya koyuyoruz. Dünyada da bu bir sanat dalı. Bu kavramı da Türkiye’ye getirenlerdeniz. Bebeklerimiz dünyanın çeşitli ülkelerinden koleksiyoncular tarafından talep ediliyor. Biz bu yola eşim Arzu ile beraber hobi olarak başlamış, çocuklarımıza oyuncaklar yapalım demiştik ama bugün geldiğimiz nokta da dünya çapında bir faaliyet alanına dönüştü” dedi.

“BEBEKLERİMİZİN EŞİ BENZERİ YOK”
Bebeklerinin neden eşsiz olduğuna değinen Zafer, “Bizim bebeklerimizi değerli kılan birkaç unsur var. Bunlardan en önemlisi tek örnek olması. Aynı bebekten bir ikincisini yapmıyoruz. Bu yüzden koleksiyonerler için değeri çok daha yüksek oluyor. Bunun dışında bir de üretimde genellikle geri dönüşüm malzemeleri kullanıyoruz. Örnek vermem gerekirse, mesela Antep fıstığından yumurta kabuğuna kadar her şey bizim için bir bebek malzemesi olabilir. evimizde ya da atölyemizde çöp kavramı yok. Her şeyi geri dönüştürebiliriz. Bu geri dönüşüm malzemelerini kullanmamızdan dolayı bebeklerimize ilgi biraz daha yoğun oluyor. Daha sıcak yaklaşıyorlar” diye vurguladı.
“AİLE SAADETİNE ÖNEMLİ KATKILAR SAĞLIYOR”
“Eşimle beraber bez bebek yapmak tabii ki çok önemli, çok anlamlı” diyen Zafer, sözlerini şu şekilde sonlandırdı:
“Daha doğrusu bütün insanların eşiyle, ailesiyle ortak çalışmalar yapabilmesi, hatta bu meseleye çocukları da dahil edebilmesi ve bunu bir sanat dalıyla ilgili yapabilmesi bizce çok anlamlı. Bu, aile saadetine de önemli katkılar sağlayan bir unsur.”
Özer çifti, sanatı bir aile meselesi haline getirerek, çocuklarının da dahil olduğu bu süreci, mutlu ve huzurlu bir yaşamın anahtarı olarak görüyor….

İş insanını İzmir’den İstanbul’a kaçırdılar! 15 milyonluk fidye planı

İş insanını İzmir’den İstanbul’a kaçırdılar! 15 milyonluk fidye planı

İzmir’de polise başvuran tekstil işiyle uğrayan iş insanı A.A.’nın yakınları, kendisinden haber alamadıklarını söyleyerek polisten yardım istedi. Yapılan çalışmalarda A.A.’nın kaçıranlar tarafından İstanbul’a götürüldüğü bilgisine ulaşıldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğüne ihbar ulaşması üzerine Gasp Büro Amirliği ekipleri tarafından soruşturma başlatıldı.
İlginizi Çekebilir
Kaçırılan A.A.’nın önce Bursa’nın Karacabey ilçesine getirildiği burada İstanbul’dan gelen diğer şüphelilere teslim edildiği belirlendi. Şüphelilerin kullandığı otomobilin plakasını belirleyen polis, aracı Bağcılar’da park halinde buldu. Yapılan çalışmada şüphelilerin aracı park ettikleri çok yakın bir sitede bulundukları belirlendi. İş insanı A.A. düzenlenen operasyonla kurtarılırken olayla ilgili 5 şüpheli gözaltına aldı.
3 KİŞİ TUTUKLANDI
Gasp Büro Amirliğinde sorgulanan şüpheliler ifadelerinde, A.A.’nın aile üyelerine ait 15 milyon lira alacaklarını tahsil etmeye çalıştıklarını söyledi. Şüpheliler V.A.(39), A.K.(27), O.Y.(24), E.K.(44) ve D.K.(25) işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden O.Y., E.K. ve D.K. tutuklanırken, A.K. ev hapsi, V.A. ise, yurtdışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
İsrail’e karşı ‘İslam NATO’su! ‘Tek çözüm askeri bir koalisyon kurmak’

Trafik magandaları durmuyor…

Reklam
Çırak bulamıyor, 40 yıldır bu işi yapıyor: ‘Çocuklarım da istemedi’

Çırak bulamıyor, 40 yıldır bu işi yapıyor: ‘Çocuklarım da istemedi’

İlkadım ilçesi Site Camii çevresinde esnaflık yapan Nuri Başar, küçük yaşta çırak olarak başladığı mesleğini 40 yıldır sürdürüyor. Çanta, bavul ve ayakkabı tamir ederek geçimini sağlayan Başar, özellikle okul dönemlerinde öğrencilerden gelen taleplerin işlerini canlandırdığını belirtti.
İlginizi Çekebilir
Yaz aylarında ise vatandaşların tatilde terlik tercih etmesi nedeniyle işlerin azaldığını dile getiren Başar, “500 liraya alınan pahalı ayakkabıları yeni gibi yapabiliyorum. Orta gelirli vatandaşlar genelde yenisini almayı tercih ediyor ama bilinçli vatandaş tamir ettiriyor” dedi.
“OKULLAR AÇILINCA İŞLER ARTIYOR”
Okulların açılmasının işlerini hareketlendirdiğini söyleyen Başar, öğrencilere fiyat konusunda da yardımcı olmaya çalıştığını kaydetti. Yaz aylarında ise işlerin yavaşladığını ifade eden Başar, “Okullar kapalıyken herkes tatile gidiyor, terlik kullanıyor. Bu nedenle işlerimiz azalıyor” diye konuştu.

“DERİ AYAKKABI DAHA SAĞLIKLI”
Vatandaşlara ayakkabı seçiminde dikkatli olmaları konusunda da tavsiyelerde bulunan Başar, “Kaliteli ayakkabıların iç astarının deri olması gerekiyor. Gençler spor ayakkabı alıyor ama deri ayakkabı daha sağlıklı. İç astar deri olursa koku yapmaz, bez olursa koku yapar” ifadelerini kullandı.
“ÇIRAK YETİŞMİYOR”
Mesleğin geleceğine dair de konuşan Başar, çırak bulmakta zorlandığını belirterek, “Şimdiki gençler masa başı, saatleri belli işlerde çalışmak istiyor. Burada çalışmıyorlar. Çocuklarım da istemedi. İş beğenmiyorlar” dedi.
Trafik magandaları durmuyor…

Suç örgütlerine 49 ilde operasyon! 115 şüpheli gözaltına alındı

Suç örgütlerine 49 ilde operasyon! 115 şüpheli gözaltına alındı

Yerlikaya, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Adana, Bursa, Eskişehir, Kayseri ve Düzce’nin de arasında bulunduğu 49 ilde operasyonlar düzenlendiğini belirtti.
Operasyonlarda yakalanan 115 şüpheli hakkında tefecilik, kişilere karşı nitelikli dolandırıcılık, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına yönelik nitelikli dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırmak, rüşvet, zimmet ve irtikap, vergi usul kanununa muhalefet, resmi belgede sahtecilik ve parada sahtecilik suçlarından soruşturma başlatıldığı bilgisini veren Yerlikaya, şu ifadeleri kullandı:
“Valilerimizi, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı, EGM KOM Başkanlığımızı, İl Emniyet Müdürlerimizi, İl Emniyet KOM ve Mali Şube Müdürlerimizi ve polislerimizi tebrik ediyorum. Biz durmadan duraksamadan suç ve suçlularla mücadelemizi azim ve kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Organize suç örgütleri ve çeteler gibi tefecilere de göz açtırmayacağız.”
49 İlde bu sabah Tefecilere ve Dolandırıcılara yönelik Mali Suç Örgütlerine düzenlenen operasyonlarımızda 115 şüpheliyi yakaladık❗Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Artvin, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Bitlis, Bolu, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Diyarbakır,… pic.twitter.com/Ow43ikYoju— Ali Yerlikaya (@AliYerlikaya) September 17, 2025
‘İslam NATO’su’ için kritik sinyal! Orta Doğu’da İsrail’e karşı dengeleri değiştirecek çağrı: 57 Müslüman ülke aynı masada
Fed faiz kararı öncesi gram altında yıl sonu tahmini! Bu rakam ilk kez konuşuldu…

Reklam
Filo kar topu gibi büyüyerek ilerliyor

Filo kar topu gibi büyüyerek ilerliyor

Su, gıda ve ilaç gibi temel ihtiyaçların ciddi şekilde kısıtlandığı bölgede milyonlarca insan hayatta kalma mücadelesi veriyor. İsrail ablukasını kırmak ve insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu da Akdeniz’de ilerleyişini sürdürüyor.
İspanya’dan hareket eden tekneler, 14 Eylül’de Tunus’tan katılan gemilerle birleşti. Bugün ise İtalya açıklarında buluşarak yollarına devam etmeleri bekleniyor. Filo, son olarak Yunanistan’dan katılacak teknelerle birleşerek Gazze’ye doğru ilerleyecek.
SON DURAK YUNANİSTAN
Filoda aralarında Türklerin de bulunduğu, 50’ye yakın ülkeden onlarca aktivist yer alıyor. Filoya Tunus’ta katılan Türk aktivist Dilek Tekocak, şunları söyledi: “Şu anda herhangi bir aksilik yok, sorunsuz bir şekilde ilerliyoruz. Bugün İtalya’da diğer teknelerle birleşip yolumuza devam etmeyi planlıyoruz. Bir aksilik çıkmazsa, İtalya’daki buluşmanın ardından son olarak Yunanistan’dan gelecek teknelerle birleşeceğiz ve hep birlikte Gazze’ye doğru ilerleyeceğiz.”
16 ÜLKEDEN HUKUKA SAYGI ÇAĞRISI
Türkiye’nin de aralarında yer aldığı 16 ülkenin dışişleri bakanları, Sumud Filosu ile ilgili ortak açıklamada bulundu. Açıklamada özetle “Filoya karşı her türlüşiddet içeren eylemlerden kaçınılması, hukukasaygı gösterilmesi çağrısında bulunuyoruz. Uluslararası sularda gemilere saldırı dahil hukukun ve filoya katılanların insan haklarının ihlal edilmesinin sorumluluk doğuracağını hatırlatıyoruz” denildi. -ANKARA Milliyet
2026 bütçesi, Suriye’nin parçaları
‘İslam NATO’su’ için kritik sinyal! Orta Doğu’da İsrail’e karşı dengeleri değiştirecek çağrı: 57 Müslüman ülke aynı masada…

Sudan çıkan derin tarih

Sudan çıkan derin tarih

Yunanistan Kültür Bakanlığı, derin deniz dalgıçlarının, Birinci Dünya Savaşı’nın yaşandığı 1916 yılında Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki Kea Adası açıklarında Alman mayınına çarparak batan İngiliz gemisi HMHS Britannic’ten ilk eşyaların çıkarıldığını duyurdu. Önceki gün yapılan bu açıklama, Türkiye’nin tarihinden çok önemli bir bölümü de hatırlattı. Çünkü bu gemi, Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale’de Türk askerleriyle savaşırken yaralanan İngiliz askerlerini tedavi için almaya gidiyordu. Bu nedenle Akdeniz ve Ege’de konuşlanan HMHS Britannic, 21 Kasım 1916’da yine Çanakkale Boğazı’na doğru yol alırken Alman mayınına çarparak Ege’nin sularına gömüldü.
120 METRE DERİNDE
Yunan yetkililer önceki gün projenin, HMHS Britannic batığı sahasında ilk kez 120 metreyi aşan derinliklerden objelerin çıkarılmasını içerdiğinibildirdi. Gemi batığı ve içindekilerin belgelenmesine yönelik çalışma, 11 kişilik profesyonel derin deniz dalgıç ekibi tarafından, kapalı devre dalış ekipmanları kullanılarak gerçekleştirildi. Araştırma, Britannic Vakfı’nın kurucusu İngiliz amatör tarihçi Simon Mills tarafından organize edildi ve Yunan Kültür Bakanlığı’nın su altı arkeolojisinden sorumlu birimi tarafından denetlendi. Bakanlık açıklamasında, “Batık alanındaki koşullar, akıntılar, derinlik ve düşük görüş mesafesi nedeniyle çok zorlayıcıydı. Bu nedenle bazı nesneler kurtarılamadı” denildi.
‘İslam NATO’su’ için kritik sinyal! Orta Doğu’da İsrail’e karşı dengeleri değiştirecek çağrı: 57 Müslüman ülke aynı masada

TÜRK HAMAMINDAN SERAMİKLER DE VAR
HMHS Britannic’in batığından kurtarılan eşyalar arasında gemide bulunan Türk hamamına ait seramik karoların da olduğu bildirildi. Ayrıca geminin enkazından liman sinyal lambasının, geminin gözetleme kulesi zilinin, birinci ve ikinci mevkiden çeşitli ekipmanlar ile bir dürbünün de çıkarıldığı belirtildi. Yunanistan Kültür Bakanlığı, söz konusu eserlerin daha ileri koruma için Atina’daki özel bölümün laboratuvarlarına nakledildiğini ve Pire’de yapımı devam eden yeni bir sualtı eserleri müzesindeki kalıcı bir sergide yer alacağını bildirdi.
Çin’in büyük altın hamlesi! Sınır ötesi güç doları siler mi? ‘Jeopolitik sigorta çalışıyor’

TİTANİK’İN KARDEŞİYDİ
İngiliz yolcu gemisi Titanik, 1912’de Atlas Okyanusu’nda bir buz dağına çarparak batmış ve 1500 kişiye mezar olmuştu. Titanik, HMHS Britannic ve RMS Olympic, Kuzey İrlanda’nın başkenti Belfast’taki Harland & Wolff tersanesinde yapılanüç kardeş yolcu gemisiydi. Hepsi de ‘transatlantik’ti, yani Atlas Okyanusu’nu aşmaları için yapılmıştı. Grubun ilk gemisi olan RMS Olympic, 1911’den 1935’e kadar hizmet verdi ve Titanik’in 1912’de batmasının ardından güvenlik iyileştirmelerinden geçti. HMHS Britannic’e ise Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiliz Amiralliği tarafından yüzen hastaneye dönüştürülmek üzere el konulmuştu….

Orada bir köy öğretmeni var uzakta..

Orada bir köy öğretmeni var uzakta… Bir okulun her şeyi!

OZAN ÖMER KADÜKER – Yeni öğretim yılıyla birlikte göreve başlayan 1.2 milyon öğretmen arasında en zorlu sınavı köylerdeki öğretmenler veriyor. Onlar sadece öğretmen değil; aynı zamanda okulun idarecisi, tamircisi, temizlik görevlisi hatta kimi zaman, çocukların tarladan sınıfa gelebilmesi için mücadele eden birer gönüllü. Genç öğretmenler, bir yandan ilk kez karşılaştıkları köy hayatına uyum sağlamaya bir yandan da mesleki deneyimsizliklerini aşmaya çalışıyor.
ZORLUKLARLA SAVAŞIYORLAR
Köy Okulları Değişim Ağı Derneği’nin (KODA) hazırladığı “Köyde Öğretmen Olmak” yazı dizisi, kırsalda görev yapan öğretmenlerin yaşadığı zorlukları ve imkânları gözler önüne serdi. Köy öğretmenlerinin görüşleri kısaca şöyle:
*Muhtar köyde yoktu ve okula camdan girmem gerekti. İkinci gün anahtara ulaşıp sınıflara girdiğimizde sınıfların durumunun çok kötü olduğunu gördük. Sıralar kırıktı, okulun dışında tek bir tuvalet vardı ve su bağlantısı yoktu. Okulu derse başlayabilir hâle getirmek için bir hafta boyunca babamla temizledik.
Kampüste ilk ders üniversite 101
* Hiçbir okulda tek başıma olmamıştım. Hem idari işlerle uğraşacak hem de dört sınıfı birden okutacaktım. Bu beni biraz şaşırtmıştı.
* Aileler çocukları okusun istiyor ama bunun için bir çaba göstermiyor. Özellikle de kız çocuklarının. Taşımalı eğitim bunun sebeplerinden biri. Aileler, kız çocukları için bunu güvenli bulmuyor.
* İlk ayın sonunda bir veli toplantısı düzenledim. Saat geçmeye başladıkça gelen var mı diye yolu gözlemeye başladım. O gün hiç gelen olmadı.
Köyde öğretmenlik yapmanın zorluklarının yanı sıra olumlu yanları da var. Öncelikle sınıf mevcutları az. Öğretmenler bu sayede sınıflarındaki her bir öğrenciyi daha yakından tanıyabiliyor, öğrencinin gelişim sürecini daha yakından izleyebiliyor. Bir öğretmen köyde duyulan saygıyı “Eve giriyorsun herkes ayağa kalkıyor. Çok önemli biri olarak hissettim” sözleriyle anlatıyor.
Köylerde her okulun doğa ile iç içe, büyük bahçeleri bulunuyor. Bir öğretmen “Bir şey yetişmez denilen köyde, okulun bahçesinde küçük bir bostan yaptım. Birkaç hafta sonra evlerinin önünde bostan olmaya başladı. Olmayacak şeyleri oldurabilmek için inisiyatif alabiliyoruz” ifadelerini kullandı.
Sosyal medyadaki gösteriş yarışının son halkası: Okul çeyizi
Aile ve çocukların birbirlerini tanıması, köy halkının öğretmenin sunabileceği bilgi ve birikime ihtiyaç duyması ve öğretmenin kültürel deneyim elde etme imkânı da öne çıkanlar arasında yer alıyor.
ÖĞRETMEN ADAYLARINA KIRSALDA EĞİTİM DAHA ÇOK ÖĞRETİLMELİ
Peki, köy okullarında öğretmenler için daha iyi bir ortam nasıl sağlanabilir? KODA’ya göre köylerde nitelikli eğitim için okullarda rehberlik ve branş öğretmenlerinin bulunması, çocuklara okul dışı ve okul sonrası aktivite imkanları sunulması, kırsalın birikimini ortaya çıkaracak ve ihtiyaçlarına karşılık gelecek bir eğitim programı geliştirilmesi atılabilecek adımlardan birkaçı. Ayrıca üniversitelerin öğretmen yetiştirme programlarında kırsalda eğitime daha çok yer verilmesi ve öğretmen adayları için kırsalda mesleki deneyim alanları açılması da önemli görülüyor. Öğretmenlerin bir diğer önerisi ise köy öğretmenlerine çeşitli alanlarda teşvikler uygulanması.
Üniversite yemekhanelerinde ücretler konuşuluyor! Devlette 50, vakıfta 190 TL…

Reklam
Trafik magandaları durmuyor

Trafik magandaları durmuyor

HABER MERKEZİ – Trafik magandalarının uyguladığı şiddete her gün bir yenisi ekleniyor. Direksiyon başında kontrollerini kaybeden, araçlarında taşıdıkları sopa, bıçak ve benzeri aletlerle birilerine saldırmak için fırsat kollayan magandalar, ülkenin dört bir yanında terör estiriyor. Vatandaşlar, trafikte adeta terör estiren bu şahısların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyor.
Karayolları Trafik Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Mayıs ayında TBMM’ye sunuldu. Teklif, 29 Mayıs 2025 tarihinde TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi. Kanunun yasalaşması için TBMM Genel Kurulu’nda onaylanması ve ardından Resmi Gazete’de yayımlanması bekleniyor. Kanunun yasalaşması durumunda magandaların önünü kesmesi bekleniyor.
‘İslam NATO’su’ için kritik sinyal! Orta Doğu’da İsrail’e karşı dengeleri değiştirecek çağrı: 57 Müslüman ülke aynı masada
İşte sadece birkaç gün içinde yaşanan şehir magandalı olayları;
YOL KESİP DÖVDÜLER
İstanbul Esenyurt’ta iki ayrı motosiklette bulunan 3 kişi ile, bir servis minibüsünün şoförü arasında yol verme nedeniyle tartışma çıktı. Minibüsün önünü kesen 3 şehir eşkıyası, aracın camlarını kırarak sürücüyü darp etti. Polis G.Ş., A.K. ve E.Y.C. isimli 3 magandayı tespit etti. Toplam 9 bin 118 TL idare para cezası verildi, haklarında adli işlem başlatıldı.
SOPAYLA SALDIRDILAR
Gaziosmanpaşa’da önceki gün öğlen saatlerinde 2 motosikletli yol verme tartışması yaşadıkları otomobil sürücüsüne sopayla saldırdı. Motosikletli iki kişinin sopalı saldırısına uğrayan otomobil sürücüsü, biber gazıyla kendini korudu.
Faiz yarışına özel bankalar da girdi! Konut kredilerine yeni ayar
ARACIN ÖNÜNÜ KESTİLER
Beylikdüzü’nde önceki gün bir sürücü, emniyet şeridini kullanarak öne geçmek isteyen iki servis şoförüne tepki gösterdi. Bu durum üzerine aralarında tartışma yaşanırken, servis şoförleri önce tartıştıkları adamın aracına hasar verdi, ardından akan trafikte önünü kesti. Yaşanan o anlar ise cep telefonu kamerasına yansıdı.
‘3 YILA KADAR CEZA GELECEK’
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, trafikteki magandaların önlenmesine yönelik düzenlemenin ayrıntılarını geçtiğimiz günlerde Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Özay Şendir’e anlatmıştı. Yeni yasama yılında Genel Kurul’da ele alınacak yasa teklifine göre, trafikte yol kesme eylemi, müstakil bir suç olarak düzenleniyor. Bu fiili işleyenlere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası uygulanacak. Suçun konusunun deniz veya demir yolu ulaşım aracı olması halinde, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına hükmolunacak.
Yapılacak değişiklikler sadece trafik magandalarına değil sokak magandalarına da dur diyecek. Ses ve gaz fişeği atabilen silahlar da “genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması” suçunun kapsamına alınıyor. Bu çerçevede meskûn mahalde silahla ateş etme suçunun cezası 6 aydan 3 yıla kadar hapis olarak müstakil bir ceza olarak belirleniyor.
Trafik magandası için yolun sonu…
O MAGANDA TUTUKLANDI
Kocaeli’nin Gebze ilçesinde hızlı araç kullandığı için uyardığı cip sürücüsünün, çocuklarının gözü önünde bir babaya tokat attığı görüntüler sosyal medyada tepkilere neden olmuştu. Daha sonra İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya tokat atan şahsın gözaltına alındığını duyurmuştu.Babaya tokat atan O.C. adliyeye sevk edildiği sırada “Neden yaptın?” sorusuna, “Küfür eden adamın ağızını kapatıyorum, videoya iyi bakın. Ona göre yorum yapın. Küfür ediyor” yanıtını verdi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ise, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “‘Kasten Yaralama ve Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma’ suçlarından gözaltına alınan; şüpheli sürücü Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanmış, 18 yaşından küçük şüpheli hakkında ise konutu terk etmeme kararı verilmiştir” dedi.

GÖZLER MECLİS’TE
Karayolları Trafik Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Mayıs ayında TBMM’ye sunuldu. Teklif, 29 Mayıs 2025 tarihinde TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi. Kanunun yasalaşması için TBMM Genel Kurulu’nda onaylanması ve ardından Resmi Gazete’de yayımlanması bekleniyor.
YENİ DÜZENLEME NELER GETİRİYOR?
■ Başka aracı ısrarla takip eden veya araçtan inerek saldırı amaçlı yaklaşanlara 180 bin lira para cezası verilecek. Bu sürücülerin ehliyetlerine iki ay süreyle el konulacak.
■ Araçlarını, konvoy şeklinde veya münferit olarak sürerken, diğer araçların geçişini zorlaştıracak veya tehlikeye sokacak şekilde keyfi hareketlerle trafiğin akışını engelleyecek şekilde araçlarını karayolu üzerinde durduranlara 90 bin lira ceza kesilecek; ehliyetine iki ay el konulacak ve aracı iki ay trafikten men edilecek.
■ Driftin cezası 140 bin lira olacak ve ehliyetleri geri alınacak.
■ Ambulans ve itfaiyenin geçiş üstünlüğüne engel olan sürücülere 15 bin lira ceza verilecek ve ehliyetlerine bir ay el konulacak.
■ Anlaşma hali dışında trafik kazalarında izin almadan zaruret dışında olay yerinden ayrılanlara 46 bin lira ceza kesilecek ve bu sürücülere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilebilecek.
■ Emniyet kemeri kullanmayan sürücülere 2 bin 500 lira ceza verilecek ve bir yıl içinde dört ve üzeri tekrarda ehliyeti bir ay geri alınacak….

Borsa
1.013,18
TL
Dolar
1.002,20
TL
Euro
994,10
TL
Altın
993,99
TL
Borsa
1.028,41
TL
Dolar
1.004,32
TL
Euro
1.003,12
TL
Altın
1.008,20
TL
Borsa
922,75
TL
Dolar
1.019,48
TL
Euro
1.014,78
TL
Altın
998,02
TL
Borsa
1.046,69
TL
Dolar
1.191,25
TL
Euro
1.147,84
TL
Altın
1.183,83
TL
Reklam
Reklam