BIST 100
11.478,02 4,12%
DOLAR
50,0226 0,08%
EURO
56,3676 0,73%
GRAM ALTIN
6.501,34 3,13%
BITCOIN
78.300,00 0,64%
FAİZ
39,62 -0,18%
GÜMÜŞ GRAM
83,61 4,68%
GBP/TRY
67,5501 0,65%
EUR/USD
1,1260 0,60%
BRENT PETROL
102,00 -1,50%
ÇEYREK ALTIN
10.629,69 3,13%
İzmir Parçalı Az Bulutlu
İzmir hava durumu
20 °
Reklam

EKONOMİ

Artanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • BASGZ 35,20 %▲ %10,00
  • VESBE 3,52 %▲ %10,00
  • IHAAS 11,33 %▲ %10,00
  • SASA 1,65 %▲ %10,00
  • CASA 36,96 %▲ %10,00

Azalanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • OZATD 126,00 %▼ %-10,00
  • DSTKF 68,85 %▼ %-10,00
  • GATEG 87,50 %▼ %-9,98
  • TRHOL 140,10 %▼ %-9,96
  • RALYH 7,62 %▼ %-9,93

İşlem Görenler

Tümü
  • Hisse Hacim
  • THYAO 9.352.803.153,50
  • ASELS 8.622.735.232,75
  • YKBNK 7.421.861.939,90
  • AKBNK 6.697.926.261,95
  • SASA 5.327.651.079,23
Bitcoin
78.316 1.77%
Ethereum
2.319,56 2.43%
Tether
0,998821 0.01%
Binance Coin
701,29 0.69%
XRP
1,28 2.15%
Solana
93,07 0.86%
TRON
0,321472 -0.17%
Dogecoin
0,07512 1.46%
Cardano
0,191091 1.75%
Dai
0,999973 0.01%
Avalanche
8,69 2.75%
Arbitrum B. USDT
0,999951 0.02%
Polygon B. USDT
1 0.05%
Wrapped Solana
98,97 -5.00%
Polygon PoS Bridged DAI (Polygon POS)
0,999531 -0.04%
Hakan Fidan’dan ‘Gazze’ diplomasisi

Hakan Fidan’dan ‘Gazze’ diplomasisi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bu damgayı vuranlardan bir tanesi de herhalde bu fakir olur” ifadesini kullanırken, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da dün bu toplantının hazırlıkları ve Gazze’ye insani yardım çalışmalarına ilişkin Ürdün, Suudi Arabistan ve Ummanlı mevkidaşlarıyla telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Fidan’ın, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi ile görüşmesinde, Filistin davasıyla ilgili konular ve Gazze’deki insani durum ele alındı. Suriye’nin güneyindeki gelişmeler de değerlendirildi.
‘Uçaklar yardım için hazır’
Fidan, Gazze için olağanüstü toplanan TBMM Genel Kurulu’nda, Cumhurbaşkanı’nın Gazze’ye hava yolundan yardım yapılması konusuna onay verdiğini belirterek, “Uçaklarımız hazır. Hava sahasının açılmasıyla ilgili Ürdün bir koordinasyonda bize onay verdiği zaman hemen biz gidecek durumdayız” demişti. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Umman Dışişleri Bakanı Badir el-Busaidi ile yapılan görüşmelerde de gündem Filistin Devletinin tanınmasıyla ilgili 22 Eylül’de New york’ta yapılacak toplantı ve Gazze’ye insani yardım çalışmalarıydı. Fidan dün ayrıca, Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ile de görüştü. Görüşmede, Filistin Devleti’nin tanınması amacıyla yapılan çalışmalar değerlendirildi.
Müzakerelerde son durum
Bakan Fidan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile de telefonla görüştü. Görüşmede, Filistin Devleti’nin daha fazla ülke tarafından tanınması amacıyla yürütülen ortak çalışmalar konusunda görüş alışverişinde bulunuldu. Ayrıca iki Bakan, Gazze’de ateşkes sağlanması amacıyla yürütülen müzakerelerdeki son durumu ele aldı….

SDG bağımsızlık resti çekti

SDG bağımsızlık resti çekti

ASENA YATAĞAN-HANDE ATILGAN/ANKARA -Suriye’de yeni hükümet ve ayrılıkçı grupların 10 Mart 2025’te imzaladığı 8 maddelik mutabakatla girdikleri birleşme yolunda tehlikeli bir dönemece gelindi. SDG’nin geçen ay gerçekleştirdiği konferansınardından ikinci kez en yüksek perdeden “adem-i merkeziyetçi yapı” talebi dillendirildi. PYD eski eş başkanı ve başkanlık konseyi üyesi Salih Müslim’in Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) dağıtılmasını ve tam bir merkezi sisteme dönüşü kabul etmeyeceklerini söyleyerek, “Yeni Suriye hükümeti adem-i merkeziyetçiliği tanımayı reddederse, bağımsızlık talep etmek zorunda kalacağız” dedi. Açıklamayı Milliyet’e değerlendiren uzmanlar, SDG’nin ABD desteğiyle güç kazanmasından, ikinci bir iç savaş ihtimaline kadar bir dizi riske işaret etti.
‘BU OYALAMA TAKTİĞİ’
Beykoz Üniversitesi Öğretim Üyesi, ASAV Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ragıp Kutay Karaca: Suriye PKK’sı, Irak PKK’sından 7 bine yakın silahlı adamı getirdi. Silahlı kolunun başında Mazlum Abdi, siyasi kolunun başında diğer Salih Müslim var. İkisi de aynı amaca hizmet ediyorlar. Abdi (10 Mart Mutabakatı) bu imzayı attıktan sonra, karşılık olarak hangi talimatları verdi? Hiç. 10 Mart’tan beri bekliyoruz, bu bir oyalama taktiği. (10 Mart Mutabakatı bozuldu mu?) Yüzde 100. İş silahlı güçlerin kullanılmasına gelir. Bu Suriye’de ikinci bir iç savaş demek. Türkiye müdahilolmak zorunda olur. Ve bu iş öyle bir noktaya gidiyor ki kendi bacağımızı kendimiz keseceğiz gibi gözüküyor.
Yunan basını Türkiye’nin savunma sanayisini konuşuyor! ‘Yunanistan için baş ağrısı’
‘ABD DESTEKLİ YAPI’
Emekli Büyükelçi Uluç Özülker: Müslim’in açıklamalarının çok net bir anlamı yok çünkü Suriye’de toprak ve egemenlik açısından her şeyi ele geçirmiş bir noktada değiller. Amerika’nın tutumu çok değişti, Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruma yönünde bir pozisyon almadığını gösteren emareler var. Patronun (yani ABD’nin) gidip-gelip görüştüğü, talepler ve tehditlerle muhatap olduğu bir yapı SDG. O yüzden federasyon, konfederasyon gibi şeyleri söylediklerinde, akıllarında ABD destekli bir yapı var.
Türkiye, Dışişleri Bakanı’nın ağzından ‘Artık sabrımız taşmak üzere, daha fazla oyalamayın’ diyerek açık bir tehdit ortaya koydu ama bu tehdit PKK’ya değil, doğrudan YPG/PYD’ye yönelikti. Yani Türkiye bu meseleyi iki ayrı boyutta ele alıyor. Birincisi içerideki PKK meselesi, çözüm süreci, İmralı, terörle mücadele gibi başlıklar; ikincisi dışarıdaki PYD/YPG meselesi, burada da ABD etkisi altında gelişen, farklı bir süreç var. Ancak Türkiye’nin PYD/YPG’ye karşı açık bir askeri veya siyasi müdahaleyi şu anda yapabilecek konumda olmadığını da kabul etmek lazım.
Erdoğan’dan Özgür Özel’e Sinop cevabı: Ne füzelerden, ne balıkçılıktan, ne turizmden haberi var
‘OPERASYON OLABİLİR’
Dumlupınar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Hüsamettin İnaç:
Bu açıklamalar artık Suriye’nin üniter bir ulus devlet olma hedefini ortadan kaldırıyor. Bu, Türkiye’nin bölgedeki güvenlik stratejisini tehdit ediyor. ABD ile Türkiye arasında artık Suriye meselesinde ciddi bir ihtilaf oluşmuş durumda. Bu gelişmeler, Türkiye’nin başlattığı ‘Terörsüz Türkiye’ politikasını ciddi zora sokmuş durumda. Bundan sonra diplomasi değil, askerî güç kullanılacağını düşünüyorum. Yakın dönemde operasyon olabilir.
‘ULUS DEVLET ÇOK ZOR’
Işık Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Özlem Kayhan Pusane: Barrack, bir yandan federal yönetimden, bir yandan Suriye’nin birliğinden bahsediyor. Adem-i merkeziyetçilik kavramı da çok net değil. Ben bu muğlaklığın özellikle bırakıldığını düşünüyorum. Suriye’de birlik olmazsa, gidebileceği çok yer yok gelecekte. (10 Mart Mutabakatı sona erdi mi?) Tamamen o çizgiden artık uzağız diyemem ama bir yandan da belki hepimizin kafasında canlanan ulus devlet yapısının Suriye’de çok uygulanabilir olmayabileceğini düşünüyorum.
MHP Genel Başkanı Bahçeli’den YPG uyarısı
‘MÜZAKERE MASASI İÇİN HAMLE’
Ümran Stratejik Araştırmalar Merkezi Türkçe Araştırmaları Direktörü Ömer Özkızılcık: Müslim’in çağrısı ile Öcalan’ın çağrısı birbirinden ayrışıyor mu, yoksa eş anlamlı mı; bu konuda bir belirsizlik var. SDG bağımsızlık talep edemez, çünkü ortada böyle bir konjonktür yok. Bu açıklamayı daha çok müzakere masasına yönelik bir hamle olarak görmek gerekir. Süreç ilerlemezse, Türkiye’nin askeri olarak müdahale etmesi kaçınılmaz hale gelir….

İki gün arayla iki çocuk cinayeti

İki gün arayla iki çocuk cinayeti

Son aylarda ardı ardına çocukları işlediği cinayetler ve son iki gün arayla iki genç kızın ölümüne tanıklık ediyoruz. İstanbul’da 15 yaşındaki Hilal Özdemir, Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü’nde bir genç tarafından öldürülmesini atlatamamışken dün de Mersin’de 16 yaşındaki Hiranur Aygar, erkek arkadaşı tarafından tabancayla vurularak hayatını kaybetmesiyle sarsıldık. Milliyet’in uzun zamandır gündemde tuttuğu gibi her iki olay da küçük yaşta silaha erişim ve çeteleşmenin yol açtığı tehlikeleri gözler önüne seren nitelikte. Aileler, gençlerin bu kadar kolay silaha ulaşabilmesini ve çocuk yaşta cinayet işlemesini, toplumun ve devletin acilen müdahale etmesi gereken bir sorun olarak nitelendiriyor.
KATİL 19 YAŞINDA
Mersin’de yaşayan Hira Aygar (16), erkek arkadaşı H.A.Ş. (19) tarafından başından tabancayla vurularak öldürüldü. Önce kız arkadaşının kendisini vurduğunu öne süren H.A.Ş., ardından ise şaka yaparken Hira’nın kazara öldürdüğünü iddia etti. H.A.Ş. yaklaşık 2 aydır kız arkadaşı olduğu Aygar ile birlikte arkadaşlarının asker eğlencesine gittiklerini burada kendisine ait olan tabancayı da yanına aldığını, havaya ateş ettiğini, daha sonra dönüşte arkadaşı N.Ç.’nin (20) aracı ile yanlarında arkadaşları olan M.Z. (27) ile evlerine gittikleri esnada Akbelen Mahallesi Sebahattin Çakmakoğlu Caddesi üzerinde bir market önünde durduklarını araçtan indiklerini, araç içinde kalan Aygar’ın tabancayı alıp başına dayadığını, ardından ateş ettiğini söyledi.
Doğduğunda 13 yaşındaydı! Ne okula ne hastaneye gidebildi: ‘Hayalim havuz yaptırmak’
DERE KENARINA BIRAKTILAR
M.Z. ve N.Ç.’nin de çelişkili ifadeleri üzerine çalışma başlatan ekipler, 3 şüpheliyi gözaltına aldı. Şüpheli H.A.Ş. ikinci ifadesinde şakalaşmak amacı ile tabancayı kız arkadaşının alnına dayadığını silahı boş zannederek tetiğe bastığını, olaydan hemen sonra hastaneye gitmediklerini, önce Yenişehir ilçesi Fuat Moral Mahallesi’nde Müftü Deresi üst tarafında bir yere bıraktıklarını söyledi. Belirtilen yerde yapılan aramada kan izi bulundu. Aygar, gözyaşları arasında toprağa verildi. Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.
SİLAH YİNE RUHSATSIZ
Mersin Valiliği, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan soruşturmanın yürütüldüğünü belirterek, “Şahısların kullandığı araçta yapılan aramalarda 1 adet ruhsatız tabanca ele geçirilmiştir. Olayla ilgili başlatılan adli tahkikat devam etmektedir” dedi.

‘ARKADAŞLARI ARABADA KATLETMİŞ’
Olay anında yaylada olduğunu ve eve gelince kızını arayıp durumunu sorduğunda, kızının asker eğlencesinde olduğunu söylediğini ifade eden Hira’nın annesi Gülten Tan, polislerin kendisini aradığını belirterek, şunları dedi: “Telefon çaldı, polisler aradı, ‘Kızınız trafik kazası geçirdi, başınız sağ olsun’ dediler. Yüreğim yandı. Benim çiçeğimi benden koparttılar. Ben bittim. Çocuğumun hayatını söndürdüler. Arkadaşları arabada katletmişler. Başka çocuklar, başka çiçekler solmasın. Benim çocuğum gitti, başka annelerin yüreği yanmasın, ne olur.” Hiranur’un dayısı Hakan Tan da “Eline silah alan cinayet işliyor. Artık devletin bu konuda ciddi adımlar atması gerekiyor. Bugün 15 yaşındaki çocukların belinde silah var. Herkes elini kolunu sallayarak silah taşıyor ve can alıyor. Bu çok tehlikeli bir tablo. Burada hem ölene yazık hem öldürene. Gençlerin bu hale gelmesine toplum olarak da devlet olarak da dur denmeli” dedi.
Ece Seçkin konserine gittiği için acımasız eleştirilere maruz kaldı! Yasemin Minguzzi’den cevap

“SENİN İÇİN ÖLÜRÜM”
Sevgilisi H.A.Ş ile Hiranur. Hayatını kaybetmeden önce Hiranur,sosyal medya hesabından yaptığı paylaşıma‘Benim için ölürsen senin için çabalarım/ Benim için çabalarsan senin için ölürüm’notunu düşmüş.
Silah her yerde

‘12-13 YAŞINDA, ELİNDE SİLAH VAR’
Boğaziçi Üniversitesi’nin Güney Kampüsü’ndeAyberk Kurtuluş (20) tarafından katledilen Hilal’inbabası Burhanettin Özdemir de Milliyet’e konuştu: “Kızımın tehdit edildiğini bilmiyordum. Bilseydim muhakkak bir şeyler yapardım. Bunun sebebini de aslında biraz bizde buluyorum. Kızım büyük ihtimalle yaşadıklarını korktuğu için bize anlatmadı. Biz ailelerin çocuklarıyla biraz daha arkadaş gibi olması gerekiyor. Çünkü çocuklar bir şey yaşadığında annesinden, babasından ya da aileden birinden korktuğu için paylaşmıyorlar. Belki de bunun sebebi biz aileleriz. Kızım yaşadıklarını bana anlatmış olsaydıbugün hayatta olacaktı. Gaziosmanpaşa’da oturuyorum, burada 13-14 yaşındaki hatta 12-13 yaşındaki çocukların elinde kuru sıkı tabancalar var. Çeteleşme söz konusu, açık bir şekilde görüyoruz. Benim kızımı öldürenler de çeteydi, başka bir şey değildi. Çeteleşmiş insanlar tarafından öldürüldü.
Boğaziçi kampüsündeki dehşette yeni detaylar! Aynı gün 2 kez aranmadan içeri girdi: ‘Düğüne geldim’ yalanı
ELİNİ KOLUNU SALLAYARAK…
Bu silahlara ne kadar rahat erişiyorlar. Elini kolunu sallayarak ikinci kez gidiyor, kızımı öldürüyor. İnsanlar artık kadına şiddeti, öldürmeyi çok sıradan, basit bir durum haline getirmiş. Kızım bizden çekinmeseydi, bizden korkmasaydı, yaşadıklarını bizimle paylaşsaydı biz önlem almış olurduk. Ama paylaşmadığı için, çekindiği için kızım şu anda hayatta değil. Benim yaşadığım yerde uyuşturucu ve silah inanılmaz yaygın. İnsanlar bunlara çok rahat bir şekilde erişiyor ve kullanabiliyor.”
‘11. YARGI PAKETİNE YETİŞECEK’
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, suça itilen çocuklar ile ilgili düzenlemeye ilişkin bilgi verdi: “15-18 yaş aralığıbazı ülkelerde 16-18 şeklinde uygulanıyor, bazı ülkelerde farklı uygulamalar var. Bu grupta yaş büyüdükçe ceza indirim miktarının düşmesi bakımından farklı bir uygulama yapılabilir mi? Suçun işleniş şekli, kişinin suç işleme eğilimi, o suçun kamu düzenini bozma tehlikesi,ortaya çıkan zarar göz önünde bulundurularak, çocuğun gelişimi ve yaşı dikkate alınarak ve toplumda özellikle infial uyandıran kasten öldürme, kadın cinayeti ve cinsel istismar gibi benzer ağır suçları işleyen 15-18 yaş grubundaki çocuklar bakımından yaşa göre cezada indirimde kademelendirme ihtiyacı söz konusu. Çocuk eğitim evleri, hem açık hem kapalı cezaevlerinde barındırılması süreçleriyle ilgili de bir bölümün olması gerekiyor. 11. Yargı Paketi’ne yetişecektir. Bu suçlarda görünürlük arttı. Sosyal medya yoluyla daha fazla paylaşılıyor.”
RABİA NAZ KARARI
Anayasa Mahkemesi, Rabia Naz Vatan’ın ölümüyle ilgili soruşturmanın “özensiz yürütüldüğü” gerekçesiyle yaşam hakkının ihlal edildiğine hükmetmesiyle ilgili de Tunç “Çocuklarımızın bu şekilde katledilmesi, canlarına kıyılması hepimizin yüreğini yaralıyor” dedi.

MİLLİYET MANŞET YAPMIŞTI
Milliyet, 20 Ağustos’ta “Suça sürüklenen çocuklar” dosyasıyla konuyu manşetine taşımıştı.
ÇETELER, ÇOCUKLARI TETİKÇİ YAPTI
Son yıllarda sık sık gündeme gelen “yeni nesil mafya” diye adlandırılan organize suç çeteleri, çocukları suça sürüklemeye devam ediyor. 14 ile 17 yaş arasındaki gençler, cezanın azlığı ve kolay kandırılabilmeleri nedeniyle tetikçi gibi kullanılıyor. Çetelerin çocuklara sosyal medya üzerinden ulaştığı, para ve yurt dışına kaçış vaadiyle kandırdığı belirtiliyor. Türkiye’de çocukların suça sürüklenmesi her geçen gün daha büyük bir toplumsal sorun haline geliyor. Cinayetlerden molotof saldırılara kadar birçok olayda tetikçilerin çocuk çıkması dikkat çekiyor. İşte son aylarda yaşanan bazı örnekler:
24 Ocak 2025: İstanbul Kadıköy’de 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi, iki çocuk tarafından bıçaklanarak öldürüldü.
3 Mart 2025: Tokat’ta 17 yaşındaki sporcu Berkay Melikoğlu, husumetlisi A.M.Ö. (17) tarafından sokakta defalarca bıçaklandı.
30 Mayıs 2025: Bursa’da Mustafa Karaman (25) ailesine ait çiftlik evinde baltayla öldürüldü. Katil, 17 yaşındaki arkadaşı H.E. çıktı.
10 Ağustos 2025: Ankara’da Hakan Çakır (22), annesine laf atan ve kız kardeşini taciz eden T.Z. (14) ve ağabeyi S.T. (17) tarafından bıçaklanarak öldürüldü.
27 Ağustos 2025: İstanbul Çekmeköy’de bir restoranda silahlı saldırıyla öldürülen eski Alemdağ Spor Kulübü Başkanı Tuncay Meriç’in katil zanlısı 17 yaşında çıktı.
30 Ağustos 2025: İstanbul Eyüpsultan’da Mertcan Acar (20), 14 yaşındaki bir çocuk tarafından sokak ortasında silahla vurularak öldürüldü. Olayın çete cinayeti olduğu iddia edildi. / HABER MERKEZİ…

Reklam
Kayseri'de korkunç kaza! Otomobil tramvay yoluna uçtu hurdaya döndü

Kayseri’de korkunç kaza! Otomobil tramvay yoluna uçtu hurdaya döndü

Kayseri’nin Kocasinan ilçesinde sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil tramvay yoluna uçarken, kazada 1 kişi öldü, 1 kişi yaralandı.
İlginizi Çekebilir
Edinilen bilgiye göre, ilçeye bağlı Uğurevler Mahallesi Sivas Bulvarı’nda meydana gelen trafik kazası; M.N.D. yönetimindeki 51 AEE 562 plakalı otomobil ilk olarak 38 GH 360 plakalı otomobile çarptı. Çarpmanın etkisiyle savrulan otomobil sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu tramvay yoluna girerek, tramvay direğine girdi. İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken sağlık ekipleri de kazada ağır yaralanan R.G. ve sürücü M.N.D.’yi olay yerindeki ilk müdahalenin ardından ambulansla hastaneye kaldırdı. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılan ağır yaralı R.G. burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak, hayatını kaybetti. Sürücü M.N.D.’nin ise Kayseri Şehir Hastanesi’nde tedavisi sürerken, hurdaya dönen otomobil çekici ile kaldırıldı. Öte yandan, kazada hasar gören tramvay elektrik telleri ise görevliler tarafından onarıldı. Kaza nedeniyle tramvay seferlerine bir süre ara verildi.
Haber Detay Görsel Slider
Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
Ankara Valiliğinden kent genelinde hissedilen is kokusuna ilişkin açıklama
Trump, “şiddet olayları” nedeniyle Chicago’ya Ulusal Muhafızları göndermeyi planlıyor…

İzmir'de düzensiz göçmenler yakalandı! 17'si çocuk 41 kişi karaya çıkarıldı

İzmir’de düzensiz göçmenler yakalandı! 17’si çocuk 41 kişi karaya çıkarıldı

Sahil Güvenlik Komutanlığının internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, Seferihisar ilçesi açıklarında görevli Sahil Güvenlik gemisi ve botu tarafından fiber karinalı lastik bot durduruldu.
İlginizi Çekebilir
Ekiplerce bottaki 17’si çocuk 41 düzensiz göçmen yakalanarak karaya çıkarıldı. Çeşme ilçesinde ise Sahil Güvenlik uçağı tarafından karada bir grup düzensiz göçmen olduğu tespit edildi.
Sahil Güvenlik Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ile Sahil Güvenlik Kolluk Destek timleri, sevk edildikleri bölgede bulunan 8’i çocuk 23 düzensiz göçmeni yakaladı.
Yine ilçede Sahil Güvenlik İnsansız Hava Aracı tarafından karada oldukları belirlenen 1’i çocuk 10 düzensiz göçmen, Uçburun mevkisinde yakalandı.
Sahil Güvenlik İnsansız Hava Aracı’nın Çeşme açıklarında fiber teknede bir grup düzensiz olduğunu tespit etmesi üzerine bölgeye bot ekibi yönlendirildi.
Ekiplerce durdurulan fiber teknedeki 2’si çocuk 8 düzensiz göçmen yakalandı.
Teknedeki 2 şüpheli ise göçmen kaçakçılığı yaptıkları iddiasıyla gözaltına alındı.
Öte yandan ilçe açıklarında düzensiz göçmenlerin olduğu lastik botun motor arızası nedeniyle sürüklendiği ve yardım talebinde bulunulduğu bilgisinin alınmasıyla harekete geçen ekipler, bottaki 10 düzensiz göçmeni kurtardı.
Düzensiz göçmenler, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.
Yunan basını Türkiye’nin savunma sanayisini konuşuyor! ‘Yunanistan için baş ağrısı’
Trump: Birkaç gün içinde Putin ve Zelenskiy görüşmez ise ne olacağını göreceksiniz…

Yunan basını Türkiye'nin savunma sanayisini konuşuyor! 'Yunanistan için baş ağrısı'

Yunan basını Türkiye’nin savunma sanayisini konuşuyor! ‘Yunanistan için baş ağrısı’

Yunan Kathimerini gazetesi, “Türkiye’nin silahlanmada yaşadığı patlama, Yunanistan için baş ağrısı oluşturuyor” başlıklı bir haberde Türkiye’nin güçlenen savunma sanayisinin Yunanistan’ı diplomatik alanda da zora soktuğuna dikkat çekildi. Haberde, “Türkiye, savunma sanayisindeki yeteneklerini Avrupalı güçlerle ilişkilerini güçlendirmek için kullanabiliyor” denildi.
Yunan Kathimerini gazetesi, Türkiye’nin hızla büyüyen savunma sanayisinin Yunanistan için hem askeri hem de diplomatik açıdan giderek büyüyen zorluklar oluşturduğuna dikkat çeken bir haber yayınladı.
İlginizi Çekebilir
“YUNANİSTAN, CEPHANE KONUSUNDA DAHİ KENDİNE YETMEKTEN UZAK VE SAVUNMASIZ DURUMDA”
Atina’nın da ihmal edilen savunma sektörünü canlandırma çabalarının etkisiz kaldığına işaret edilen haberde, “Türkiye’nin zinde ve kendi kendine yeten savunma sanayisi, Ankara’yı silah ithalatına bağımlı olmaktan kurtardı ve bir çatışma halinde NATO müttefiklerinin uygulayabileceği muhtemel bir silah ambargosuna karşı dirençli hale getirdi. Diğer yandan Yunanistan, cephane konusunda dahi kendine yetmekten uzak ve savunmasız durumda” denildi.
BAYKAR’IN GELİŞTİRDİĞİ İHA’LAR İÇİN DİKKAT ÇEKEN VURGU
Atina için daha büyük endişe oluşturan meselenin Türkiye’nin savunma sanayisindeki yeteneklerini Avrupalı güçlerle olan ilişkilerini güçlendirmek için kullanması olduğuna dikkat çekilen haberde, “İspanya ve İtalya, çoktan Ankara ile kapsamlı savunma ortaklıklarını sürdürüyor ve diğer Avrupa ülkelerinin de bu yolu izlemesi bekleniyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’ın yönettiği Baykar tarafından geliştirilen insansız hava araçları dahil olmak üzere Türk savunma ürünleri, küresel jeopolitik türbülans sırasında Avrupalı partnerler için cazip alternatifler sunuyor. Yunan diplomatlar, Brüksel ve diğer büyük Avrupa başkentlerinde bu zorluklarla defalarca yüz yüze gelmiş durumda” ifadelerine yer verildi.
Son dakika… Erdoğan’dan Özgür Özel’e Sinop cevabı: Ne füzelerden, ne balıkçılıktan, ne turizmden haberi var
Diğer yandan, Yunanistan’ın savunma sanayisinin kemer sıkma yılları boyunca bazı istisnalar dışında ciddi bir şekilde gerilediğine dikkat çekilen haberde, “Son dönemde yapılan yatırımlar gelişmiş savaş uçakları, fırkateynler ve İsrail silah sistemleriyle caydırıcılığı artırsa da bunlar, yerli üretimi canlandırmada pek etkili olmadı” denildi.
İTİRAF GİBİ SÖZLER: YUNANİSTAN, TÜRKİYE’NİN GERİSİNDE KALDI
Bazı umut verici adımlara rağmen Yunanistan’ın Türkiye’nin gerisinde kaldığı ifade edilen haberde, “Türk savunma sanayii, bugün hem bir diplomasi aracı hem de Avrupa savunma şirketleri için rekabetçi bir ortak konumunda. Atina için yerli kabiliyetleri yeniden inşa etmek, bölgesel gerilimlerin sürdüğü bir ortamda acil bir öncelik olmaya devam ediyor” denildi.
AK Parti’den CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptaliyle ilgili ilk açıklama…

Reklam
AK Parti'den CHP İstanbul İl Kongresi'nin iptaliyle ilgili ilk açıklama

AK Parti’den CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptaliyle ilgili ilk açıklama

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ABD yönetiminin Filistinli yetkililerin vizelerini iptal etmesine ilişkin, “Filistinli yetkililere izin verilmese bile Sayın Cumhurbaşkanımızın yapacağı konuşmanın, Filistin’in en gür sesi olarak Birleşmiş Milletler’de ve bütün dünyada yankılanacağını görüyoruz, değerlendiriyoruz.” dedi.Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı’na ilişkin, parti genel merkezinde açıklamalarda bulundu.
Son dakika: CHP İstanbul İl Kongresi iptal edildi

Kapsamlı bir MYK Toplantısı yapıldığını belirten Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılışta iç ve dış politikanın yanı sıra Çin seyahatine dair değerlendirmeler yaptığını söyledi.
Çelik, birinci gündemin her zaman olduğu gibi Netanyahu hükümetinin her geçen gün daha fazla katliam yaparak Gazze’deki soykırımı devam ettirmesi olduğunu vurgulayarak, “Dünyanın gözü önünde Gazze’nin işgal edilmesine dair talimatlar verildiği ve buna göre hareket planları hazırlandığı açık bir şekilde ifade ediliyor. Bu doğrusunu söylemek gerekirse Nazilerin yaptığı cinayetleri bile geride bırakacak, insanlık tarihinin en hunharca, en barbarca katliam siyasetinin, soykırımın bir örneğidir. Bunu gerçekleştirenlerin eninde sonunda bir insanlık mahkemesinde yargılanması, insan haysiyetinin, insan onurunun ve insanlık adına var olan bütün değerlerin gereğidir.” ifadelerini kullandı.
Bütün dünyada Filistin’in tanınması yönünde çok anlamlı, çok değerli bir hareketlilik de olduğunu belirten Çelik, şöyle devam etti:
“Tam bu hareketlilik karşısında ise ABD yönetiminin Filistinli yetkililerin vizelerini iptal etmesi son derece yanlış olmuştur. Birleşmiş Milletler gibi meşru otoritelerin, devletlerin sesini duyuracağı bir platformun işlevsizleşmesi ve zemininin kaybolması anlamına gelmektedir bu. Dolayısıyla gerek Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın gerek diğer yetkililerin vizelerinin iptal edilmesi adaletsiz ve hakkaniyetsiz bir karardır. Bu uluslararası hukuk, meşru zeminler, Birleşmiş Milletler zemininde artık zaten büyük oranda yıpranmış olan objektif yaklaşımların, görülmeyen objektif yaklaşımların, tamamen berhava olduğunu, tek taraflı olarak birtakım işlemlerin yapıldığını göstermektedir. Bu karardan geri dönülmesi gerekir. Çünkü Filistinlilerin sesinin duyurulması, her meselede olduğu gibi Filistin meselesinde de saldırıya uğrayanların, soykırıma maruz kalanların sesinin duyulması meselenin doğası, hakkaniyetin ve adaletin gereğidir. Tabii bu olmadığı takdirde, vizelerin iptali ile ilgili karar düzeltilmediği takdirde, orada pek çok devlet başkanı, hükümet başkanı Filistin’in sesi olacaktır. Kuşkusuz bu konuda, Filistin’in gür sesi olma konusunda en gür ses Sayın Cumhurbaşkanımızdan çıkacaktır.
Yıllardır Sayın Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bütün konuşmalarında, Filistin Davası’nı en yüksek sesle haykırmaktadır. Dolayısıyla bu sene de Cumhurbaşkanımızın konuşması başta olmak üzere, pek çok liderin konuşmasıyla birlikte Filistin Davası, Gazze’de Netanyahu hükümetinin gerçekleştirdiği soykırım Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na damgasını vuracaktır. Bu, artık devletlerin meselesi olmayı çoktan aşmıştır. Bu bir katliam şebekesiyle insanlık ittifakı arasında bir meseledir. İnsanlık ittifakı eninde sonunda değerlerin kazanımı, medeniyetin kazanımlarının korunması için bu katliam şebekesini yenmek zorundadır. Dolayısıyla hep beraber Sayın Cumhurbaşkanımızın Filistinli yetkililere izin verilmese bile Sayın Cumhurbaşkanımızın yapacağı konuşmanın, Filistin’in en gür sesi olarak Birleşmiş Milletler’de ve bütün dünyada yankılanacağını görüyoruz, değerlendiriyoruz.”
Son dakika… Erdoğan’dan Özgür Özel’e Sinop cevabı: Ne füzelerden, ne balıkçılıktan, ne turizmden haberi var
“TÜRKİYE’NİN SAVUNMA SANAYİSİNİN GELDİĞİ NOKTAYI MANŞETLERİNDEN İNDİREMİYORLAR”
Ömer Çelik, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı içinde barındıran Zafer Haftası kapsamında birçok önemli gelişmenin de yaşandığına dikkati çekerek, “En önemlilerinin başında Çelik Kubbe ile ilgili geldiğimiz nokta söz konusu oldu. Bütün dünyada yankılandığı gibi ülkemizin savunması açısından da son derece önemli bir eşik geçilmiş oldu. Görüldüğü gibi geçmişte sıradan bir tabanca almak için başvurduğumuzda bize bunları bile vermeyenler, ambargo uygulayanlar bugün Türkiye’nin savunma sanayisinin geldiği noktayı manşetlerinden indiremiyorlar. Tabii bizim savunma sanayimiz kimse için bir tehdit değil. Kendi milli güvenliğimiz için bunu gerçekleştiriyoruz, bu başarılara imza atıyoruz.” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Biz yapabiliriz, daha iyisini de yaparız” şeklinde tüm kurumlara bir vizyon aşıladığını işaret eden Çelik, “Geldiğimiz noktada, dünyanın barbarlık tarafından teslim alınmaya çalışıldığı ve Türkiye’nin etrafında neredeyse dünyadaki çatışmaların yüzde 70’e yakınının gerçekleştiği bir ortamda ve büyük potansiyel krizlerin var olduğu bir ortamda, savunma sanayimizin geldiği nokta tabii ki gurur vericidir. Bu bakımdan Çelik Kubbe’nin dünyada bu kadar yankılanması, herkesin aslında bütün bu meseleleri hem okumakta hem de bunlara karşı savunma sanayi açısından somut tedbir almakta çok geç kaldıklarını itiraf ettiği bir noktada Türkiye’nin öngörüsünün, Cumhurbaşkanımızın vizyonunun Türkiye’yi içinde tuttuğu hattın ne kadar kıymetli olduğu bir kere daha görülmektedir.” diye konuştu.
“TÜRKİYE’NİN GÜCÜ KİMSE İÇİN TEHDİT DEĞİLDİR”
Çelik, bazı komşu ülkelerin, Türkiye’nin yerli entegre hava savunma sistemi Çelik Kubbe’ye dair endişeli açıklamalarına ilişkin şunları kaydetti:
“Tabii bazı komşu ülkeler, Türkiye’nin Çelik Kubbe’de attığı imzanın kendileri için tehdit oluşturduğunu söylüyor. Onlara bir kere daha ifade ediyoruz, Türkiye’nin gücü kimse için tehdit değildir. Türkiye’nin gücü barışın teminatıdır. Ama Ege’de, Akdeniz’de, başka yerlerde hiç kimsenin yanlış işler peşinde koşmaması lazım. Meseleleri masada, müzakereyle, diplomasiyle halletmemiz lazım. Bu işlerin sahaya kalmaması lazım. Dünyanın zaten büyük streslerle yüklü olduğu, büyük fay hatlarının tetiklendiği bir dönemde daha fazla strese ve fay hattının tetiklenmesine gerek yok. Onun için biz komşularımızla barış içerisinde ve ‘herkesin güvenliği bizim güvenliğimizdir, herkesin refahı bizim refahımızdır’ ilkesiyle hareket ediyoruz. Kimsenin güvenliğinde bir zaafa düşmesini, kimsenin refahtan mahrum kalmasını arzu etmiyoruz. Topyekun bir barış, topyekun bir refah peşinde koşuyoruz.”
Geçmişte, Suriye’deki olaylar ve haricen yaşanan olaylar sebebiyle pek çok ülke tarafından Akdeniz’e savaş gemisi gönderildiğini hatırlatan Çelik, Mavi Vatan vurgusunun ve bu konuda atılan adımların son derece önemli olduğuna değindi.
CHP İstanbul İl Başkanlığı’na tedbiren atanan Gürsel Tekin’den ilk açıklama

Çelik, şöyle devam etti:
Alıntı Metni
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Terörsüz Türkiye’ye ulaşma hedefinde esas bunun şemsiyesi, tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ilkesidir. Bunlardan taviz yoktur, bunlarla ilgili bir pazarlık yoktur, bunlarla ilgili bir müzakere yoktur.” dedi.
Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı’na ilişkin, parti genel merkezinde açıklamalarda bulundu.
Terörsüz Türkiye konusunun her zaman gündemlerinde olduğunu belirten Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın MYK’nin açılış konuşmasında bu noktaya değindiğini aktardı.
Çelik, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın devlet başkanı olarak koyduğu iradeyle Cumhur İttifakı’nın bu konuda yekpare bir şekilde bu konuyu sonuca ulaştırmaya kararlı olduğunu söyledi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli’den YPG uyarısı
Cumhur İttifakı’nın buradaki duruşunun net bir şekilde bütün gelişmelerle doğrulandığını ve ne kadar kıymeti olduğunun görüldüğünü ifade eden Çelik, şunları kaydetti:
“Cumhur İttifakı’nın yanı sıra Cumhurbaşkanımızın devlet kurumlarına talimat vermesiyle birlikte bu süreç aynı zamanda bir devlet politikası haline gelmiştir. TBMM’de, PKK terör örgütünün fesih ve silah bırakması ile ilgili yol haritası oluşturması ve yasal dayanak oluşturması ile ilgili bir komisyonun kurulmuş olması, yüce Meclisin, siyasi partilerin desteğini de alacak şekilde sürecin yürütülmesine imkan vermektir. Komisyonun asıl odağının PKK’nın feshi ve silah bırakması olduğunu gözden kaçırmamak gerekiyor. Bunun dışında başka konuların öne çıkarılmaya çalışılması, PKK’nın fesih ve silah bırakılması gündeminin perdelenmesi, örtülmesi ya da aksatılmasına dönük birtakım gündemler ve ajandalar olarak gündeme gelmektedir. Odağı bu işin silah bırakma ve fesih sürecinin gerçekleşmesidir.
Burada da PKK terör örgütünün bütün şube ve uzantılarıyla, bütün illegal yapılarıyla, bütün finans odaklarıyla ve propaganda merkezleriyle, bu Terörsüz Türkiye ve aynı zamanda terörsüz bölge sürecine uygun olarak yapılan çağrılar çerçevesinde silah bırakması ve kendisini feshetmesi gerekir. Bunun dışında herhangi bir şekilde bu odağın kaybına yol açacak davranışların, aslında Terörsüz Türkiye’ye söylemini kullanmakla birlikte bu süreci akamete uğratacak davranışlar ve söylemler olduğunu ifade etmek isteriz.”
Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün MYK toplantısının açılış konuşmasında bu konuda, bazılarının odak kaybı yaşadığını, bunun yaşanmaması gerektiğini ifade ettiğini söyledi.
Bakan Tunç’tan CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptaliyle ilgili açıklama

“YÜZÜNÜ ANKARA’YA VE ŞAM’A DÖNENLER KAZANACAKTIR”
Bahçeli’nin bugün Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ile Suriye konusunda yaptığı açıklamaların son derece önemli olduğuna işaret eden Çelik, “Biz ‘Terörsüz Türkiye’ derken, PKK’nın şu adres ya da bu adresinin değil, bütün adreslerinin, bütün şube ve uzantılarının, Avrupa’daki birtakım legal görünümlü yapılarının ve illegal yapılanmalarının tamamının feshedilmesi gerektiğini ve silah bırakılması gerektiğini daha bu sürecin başında ifade ettik. Bu sürecin başında bundan bunu anladığımızı ve bunun anlaşılması gerektiğini söyledik ama bunun dışındaki yaklaşımlar olursa, bu gerçekten Terörsüz Türkiye sürecine, terörsüz bölge sürecine zarar verir.” diye konuştu.
Terörsüz Türkiye süreci ile terörsüz bölge sürecinin iki ayrı süreç olmadığını vurgulayan Çelik, bunların entegre süreçler olduğunu, bu iki süreci birbirinden ayırmanın sağlıklı bir yaklaşım olmadığını belirtti.
AK Parti Sözcüsü Çelik, şunları ifade etti:
“Bölgede özellikle Suriye’de net bir şekilde gözlemliyoruz, silah bırakmaktan kaçınmak, Suriye’deki merkezi yapıyı sabote edecek davranışlar içerisine girmek ve Türkiye’deki Terörsüz Türkiye sürecinden ve terörsüz bölge sürecinden kendisini ayrıştırmak, kendisine başka pozisyon belirlemek, bununla birlikte silahlanmak şeklindeki davranışların bütün bu sürece karşı davranışlar olarak kodlanması gerektiğini değerlendiriyoruz. Cumhurbaşkanımızın, ‘Yüzünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacaktır.’ ifadesinin anlamı budur. Yine bugün MYK’mız başlarken, Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamada son derece önemli bir cümle var. Deniyor ki orada Sayın Bahçeli tarafından, ‘Bu süreci akamete uğratmaya çalışanlar, Suriye’de başka bir plan peşinde koşanlar esasında terörsüz bölge sürecinin değil, siyonizmin planının parçası durumuna düşeceklerdir.’ Şimdi burada bunları söylediğimiz zaman birileri tutuyor diyor ki ‘Kürtlerin kazanımlarına karşı bir şeyler söylüyorsunuz.’
Hayır, hiçbir terör örgütünün varlığı ya da hiçbir terör örgütünün birileri tarafından desteklenmesi Kürtlerin kazanımı değildir, Türklerin kazanımı değildir, Arapların kazanımı değildir, Sünnilerin kazanımı değildir, Alevilerin kazanımı değildir, Dürzilerin, Nusayrilerin, Şiilerin hiç kimsenin kazanımı değildir. Hiç kimse herhangi bir terör örgütünün varlığını ya da birileriyle iş tutmasını, kendi kimliğinin, kendi aidiyetinin, kendi mensubiyetinin, kendi siyasal kimliğinin, etnik kimliğinin, mezhebi kimliğinin kazanımı olarak görmemelidir, terörün kimseye kazandıracağı bir şey yoktur.”
“VATANDAŞLARIMIZ MÜSTERİH OLSUNLAR”
Çelik, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini sonuca erdirmekte, hedeflerine ulaştırmakta kararlı olduklarının altını çizdi.
Buna dönük birtakım devletlerin örtülü operasyonlarını, silah bırakması gerekenlerin açıklamalarının arkasındaki organizasyonları gördüklerini belirten Çelik, Türkiye’nin, yakın bölgedeki herkesin kazanımı için terör örgütlerinin silah bırakması ve terör gündeminin ortadan kalkması gerektiğini ifade etti.
Türkiye’nin yıllar içinde demokrasiyle, birtakım reformlarla büyük yol aldığını, mesafeler kat ettiğini dile getiren Çelik, “Vatandaşlarımız müsterih olsunlar, en baştan itibaren söyledik. Bu meselelere bakışımız, Terörsüz Türkiye’ye ulaşma hedefinde esas bunun şemsiyesi, tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ilkesidir. Bunlardan taviz yoktur, bunlarla ilgili bir pazarlık yoktur, bunlarla ilgili bir müzakere yoktur. Devletin nitelikleriyle ilgili ve milletin değerleriyle ilgili herhangi bir pazarlık söz konusu değildir.”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP İstanbul il Yönetimi’nin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına ilişkin, “Biz, siyasi partilerin bu şekilde gündeme gelmesini istemeyiz ama siyasi partiler açısından herhangi bir usulsüzlük varsa da bunu mahkemenin tespit etmesi ve bununla ilgili adım atması da işleyen yargı süreciyle ilgilidir.” dedi.
Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı’na ilişkin, parti genel merkezi önünde açıklamalarda bulundu, basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı.
“Türkiye Yüzyılı” buluşmaları kapsamında yapılan anketler ve “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin toplumdaki bakış açısı ve tablonun sorulması üzerine Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Biz, vatandaşlarımızla buluşuyoruz, vatandaşlarımızın tabii ki soruları oluyor, cevap vermekle mükellefiz. Vatandaşlarımızın soruları oluyor, kaygıları oluyor, eleştirileri oluyor, geleceğe dönük uyarları oluyor. Hepsini not ediyoruz, başımızın üstünde yeri var çünkü memleketin sahibi ve bütün bu süreçlerin sahibi millettir. Gittiğimiz yerlerde bu sorulara tabii ki açık yüreklilikle cevap veriyoruz. Kameraların önünde de veriyoruz ama aynı zamanda vatandaşlarımızın Sayın Cumhurbaşkanı’mıza ve Sayın Bahçeli’ye dönük yüksek güvenlerini de görüyoruz. Onların yanlış yapmayacağını, devlet ve millet aleyhine herhangi bir işe izin vermeyeceğini net bir şekilde vatandaşlarımızın vurguladıklarını da görüyoruz. Bu süreçler doğası gereği işin içinde siyasetin olduğu, devlet kurumlarının çalıştığı, sahada bir sürü gelişmenin olduğu süreçler.
Tabii ki birtakım başka devletlerin sabotajlarına da dikkat etmek gerekiyor. Geçmişte de bu tecrübeleri yaşadık. Bu açılardan baktığımızda biz çok yönlü, çok kapsamlı, iyi çalışılmış, tarihi dersleri çıkarılmış, bundan sonrasının nereye gitmesi gerektiği konusunda kafamızın berrak olduğu, hem askeri hem istihbari hem siyasi hem toplumsal boyutunun çok yönlü olarak ele alındığı bir süreçtir.”
Türk-Kürt kardeşliği ile terörün ilgisinin olmadığına dikkati çeken Çelik, terörün ayrı bir mesele olduğunu vurguladı.
Terörün bunca yıl içinde Türk ile Kürt kardeşliğinin arasına giremediğine dikkati çeken Çelik, “Türkiye’de Türk ile Kürt arasına kimse girememiştir. Terör mevzusu, ayrı bir mevzudur. Bunun ortadan kalkması tabii ki demokrasimizin üzerindeki stresi kaldıracaktır ve Türkiye’nin birtakım konularla yıllardır sürdürülen meşguliyetinin ortadan kalkmasına yol açacaktır. Bölge açısından da yeni fırsatların, yeni işbirliklerinin doğmasına yol açacaktır. Bu, aynı zamanda başka terör örgütlerinin, bölgedeki başka terör örgütlerini nasıl feshedileceğine ve silah bıraktırılacağına dair bir model de oluşturulacaktır. Onun için Türkiye Cumhuriyeti, gündemine hakimdir. Vatandaşlarımız müsterih olsunlar.” değerlendirmesinde bulundu.
PYD yöneticisi Salih Müslim’in “Yeni Suriye hükümeti, ademimerkeziyetçiliği reddederse bağımsızlık talep etmek zorunda kalacağız.” şeklindeki açıklamasının sorulması üzerine Çelik, şöyle konuştu:
“Yakın zamanda PYD yöneticisi Salih Müslim’in bahsettiği açıklamasını gördüm. Önceki açıklamalarıyla birleşik bir açıklama. Biz, dediğimiz gibi Şam’daki merkezi hükümetle çatışma şeklindeki bir tutumun ‘terörsüz bölge’ sürecine karşı bir tutum olduğunu değerlendiriyoruz. Aynı şekilde PYD’nin, SDG’nin silah bırakmasına yani Suriye PKK’sının silah bırakmasını engellemeye çalışanların bu terörsüz bölge ve ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine karşı bu gün Sayın Bahçeli’nin açıklamasında da var. Bu işi geciktirmeye, zamana oynamaya ve sulandırmaya dönük bir yaklaşımın olduğunu görüyoruz. O açıklama da zaman zaman biliyorsunuz, bu teröre destek verenler, birtakım meşru kavramları tüketim malzemesi olarak kullanırlar. Aslında ademimerkeziyetçilik diye bahsettiği şey, bir ademimerkeziyetçilik değil. Ademimerkeziyetçilik dediğinin fiili karşılığının ne olduğunu bilecek milli güvenlik bilincine sahibiz.
Onun ademimerkeziyetçilik dediği şey, bizim açımızdan terör devletçiğidir. Dolayısıyla terör devletçiklerine müsaade etmeyeceğimizi geçmişte Cumhurbaşkanı’mız ‘Bir gece ansızın gelebiliriz.’ mottosuyla ifade etmişti. Biz, bir devlet politikası olarak ve bütün siyasi partilerin katılımıyla yüce Mecliste kurulmuş bir komisyonla bu sürecin ‘Terörsüz Bölge’ ve ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin hedefine ulaşması için bu gayreti gösteriyoruz.”
“Terörsüz Türkiye” sürecini sabote etmek isteyen bazı devletlerin olduğunu gördüklerine dikkati çeken AK Parti Sözcüsü Çelik, “Özellikle siyonist soykırımcılık, bu süreci sabote etmek istiyor. Birisi çıkıp da burada ‘Ben ademimerkeziyetçilik’ falan diyerek esasında altyazısında terör devletçiği olan bir yaklaşım ortaya koyarsa biz, bunun ne olduğunu görecek tecrübeye sahibiz. Üzerinde çok düşünmemize bile gerek yok. Bir saniye içerisinde bunu teşhis ederiz.” dedi.
“YARGI SÜRECİ DEVAM EDİYOR”
CHP’nin İstanbul Kongresi’ne ilişkin İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada verilen ara kararla ilgili soruyu da yanıtlayan Çelik, konunun MYK’da gündeme gelmediğini söyledi.
Ömer Çelik, şunları kaydetti:
“Nihayetinde mahkeme ile ilgili bir süreç. Orada sadece bazı yayınlarda ‘Kayyum atandı.’ falan deniyor. Halbuki yargı süreci gördüğümüz kadarıyla devam ediyor. İhtiyati tedbir kararı almış orada mahkeme ve daha önceki bir CHP il yönetimini tekrar atamış. Bir öncekinde siyasi yasaklılık durumu olduğu içindir belki o. Onu mahkemenin nasıl takdir ettiğini bilemiyorum ama bu ihtiyati tedbir olarak gündeme gelmiş bir şey.
Biz, siyasi partilerin bu şekilde gündeme gelmesini istemeyiz ama siyasi partiler açısından herhangi bir usulsüzlük varsa da bunu mahkemenin tespit etmesi ve bununla ilgili adım atması da işleyen yargı süreciyle ilgilidir. O bakımdan onunla ilgili herhangi bir detay değerlendirme yapmamız doğru değil ama görüldüğü kadarıyla CHP yönetimi alınmış ve daha önceki bir CHP il yönetimi oraya ihtiyati tedbir açısından kayyum olarak değil koyulmuş yani yargı süreci devam ediyor. İtiraz süreci devam ediyor, biz de onu takip ediyoruz.”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Terörsüz Türkiye sürecinin ve terörsüz bölge sürecinin hedeflerine ulaşmasını nasıl arzuluyorsak, terörsüz bölge sürecinin ve Terörsüz Türkiye sürecinin birtakım sabotajlarla engellenmeye, ertelenmeye ya da manipüle edilmeye dönük herhangi bir durumla karşı karşıya kaldığımızda da ona da o kadar karşıyız.” dedi.
Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığındaki Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı’na ilişkin, parti genel merkezinde açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Suriye’ye ilişkin açıklamalarını anımsatan Çelik, iki liderin de “Terörsüz Türkiye” süreci için en vurgulu, en etkili ve en net açıklamaları yaptıklarını söyledi.
Burada öncülük yapanın, en samimi ve net açıklamaları ortaya koyanın Cumhur İttifakı olduğunun altını çizen Çelik, “Burada biz, Terörsüz Türkiye sürecinin ve terörsüz bölge sürecinin hedeflerine ulaşmasını nasıl arzuluyorsak, terörsüz bölge sürecinin ve Terörsüz Türkiye sürecinin birtakım sabotajlarla engellenmeye, ertelenmeye ya da manipüle edilmeye dönük herhangi bir durumla karşı karşıya kaldığımızda da ona da o kadar karşıyız.” ifadelerini kullandı.
Çelik, bu sabotajlar ve bu hareketlilik görüldüğü için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Kılıç kınından çıkarsa kaleme ve kelama yer kalmaz.” dediğini belirterek, şunları kaydetti:
“Yine bugün Sayın Bahçeli, ‘silah bırakıp da merkezi hükümete katılmayan, yani Şam hükümetiyle yapılan anlaşmaya uymayan bir SDG’nin aslında siyonist planın parçası olacağını ve ihanet içerisinde olduğunu’ ifade etti. Bütün bunlar ne için ifade ediliyor? Bütün bunların Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini sabote etmeye dönük olduğunu görüyoruz, bir. İkincisi, Suriye’yi kaosa sürüklemek isteyenlerin siyasetiyle iç içe birtakım adımlar olduğunu görüyoruz, iki. Üç, Türkiye açısından birinci dereceden milli güvenlik tehdidi olarak görüyoruz.”
Siyasi partilerin desteği, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın devlet kurumlarına verdiği talimat ve TBMM’nin kurulan komisyonla devreye girmesinin, bu meselenin ne kadar çok boyutlu ve entegre bir şekilde hedeflerine ulaştırılması için çalışıldığını gösterdiğine işaret eden Çelik, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatıyla sahadaki hareketliliği de gördüklerini dile getirdi.
“ALT YAZISINDA BİR TERÖR DEVLETÇİĞİ ARAYIŞI OLDUĞUNU GÖRÜRÜZ”
Doğru olanın, TBMM çalışırken terör örgütü PKK’nın kendisini feshedecek aşamaların kesintisiz devam etmesi olduğunu ifade eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kesintisiz olarak devam etmeyip de işte burada bahsedildiği gibi ademimerkeziyet ya da Şam’la yapılan anlaşmaya uymama gibi yaklaşımlar söz konusu olduğunda, biz bunun, bu ademimerkeziyet gibisinden bir kavram kullanılarak söylenilen şeyin alt yazısında bir terör devletçiği arayışı olduğunu görürüz. Daha önce de gördük, şimdi de net bir şekilde görüyoruz. Dolayısıyla burada onların söylediği, Kürtlerin kazanımı için değildir. Sayın Bahçeli’nin ve Sayın Cumhurbaşkanı’mızın söylediği, bölgedeki Türklerin, Türkmenlerin kazanımı içindir. Bölgedeki Arapların kazanımı içindir. Bölgedeki kardeş halkların kazanımı içindir. Bölgedeki bütün mezhep gruplarının, hepsinin kardeşlik içerisinde yaşaması içindir. Burada gerçekten doğru irade, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın ve Sayın Bahçeli’nin söylediklerinin istikametinde oluşan iradedir.”
“HEKİMLİKLE HİÇBİR ŞEKİLDE BAĞDAŞTIRILAMAYACAK BİR YAKLAŞIM”
Çelik, Konya’da bir doktorun, kadın bir hastayı kıyafeti yüzünden muayene etmemesinin hiçbir şekilde kabul edilmeyeceğini ve son derece yanlış bir yaklaşım olduğunu vurguladı.
Hekimler ve sağlık personeliyle gurur duyduklarını belirten Çelik, “Hele de bir kadını teşhircilikle suçlamak son derece münasebetsiz, uygunsuz, insanlık sanatı olarak hekimlikle hiçbir şekilde bağdaştırılamayacak bir yaklaşımdır. Bir hekim, bir hastaya baktığı zaman onun cinsiyetini görmez, kılık kıyafetini görmez, ne giydiğini görmez, etnik ya da mezhebi aidiyetinin ne olduğunu görmez, zengin ya da fakir olup olmadığını görmez. O yaklaşım tabii ki yanlıştır. Bu tip tekil örnekleri, hekimlik sanatının, Türk hekimlerinin bir parçası olarak görmemek lazım.” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Sinop’ta füze testleriyle ilgili açıklamalarına dair değerlendirilmesi sorulan Çelik, şunları kaydetti:
“Sayın Özgür Özel, Sinop’taki açıklamasıyla daha önce benim yaptığım bir açıklamayı teyit ediyor. Gerçekten Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminde ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı’nda ciddi bir siyasi navigasyon problemi var. Yani neyi, nereye söyleyeceği konusunda gerçekten büyük bir kafa karışıklığı var. Savunma sanayi ile uğraşıyordu. Kahve içenleri birbirinden ayrıştırmaya çalıştı, kahve içenlerle uğraştı. Bazı kitabevlerini hedef aldı, kitap okuyanlarla uğraştı. Şimdi uğraşacak kimse bulmamış, Sinop’taki balıklarla uğraşıyor. Yani en azından balıkları bir rahat bıraksın. Balıkları taciz etmesin. Yani Sinop’taki balıkların gideceği bir mahkeme olsa, herhalde giderler ve Özgür Özel’den yüksek bir tazminat alırlar ‘bizi bir rahat bırak, huzurumuzu bozma’ diye. Tam tersine veriler gösteriyor ki hem oradaki savunma sanayi ile ilgili yapılan yatırımlardan, gelişmelerden Sinop’taki vatandaşlarımız çok memnun hem de Sinop’ta su ürünleri şimdiye kadar 5 kat artmış. Bu fikirleri Sayın Özel’e kimler verir, neden verir, ne yapar, ne eder? Gerçekten bu bir muamma. Hani mutfakta biri var diyeceğim, ortada mutfak yok. Mutfakta biri var demeye de mecal yok. En azından balıkları rahat bıraksın.”
Emlak vergisiyle ilgili vatandaşların mağdur edilmeyeceği makul formül üzerinde çalışıldığını dile getiren Çelik, “Vatandaşlarımızın hassasiyetlerini dinliyoruz, duyuyoruz, bize gönderdikleri mesajların farkındayız. Ekonomik program çerçevesinde en makul formülün bulunması için gayret ediliyor.” dedi.
MHP Lideri Devlet Bahçeli eski CHP Genel Başkanı Hikmet Çetin ile görüştü…

Reklam
SON DAKİKA! AK Parti'den CHP İstanbul İl Kongresi'nin iptaliyle ilgili ilk açıklama

SON DAKİKA! AK Parti’den CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptaliyle ilgili ilk açıklama

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in açıklamaları şu şekilde: Ekonomi Başkanlığımızın bir sunumu var. Arge Başkanlığımızın sunumu var. Çevre Başkanlığımızın bir sunumu var. Cumhurbaşkanımız, yana başkanımız açılışta iç politikaya, dış politikaya dair ve kendilerinin Çin seyahatine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundular. Tabii biliyorsunuz şu anda teşkilatlarımız Türkiye buluşmaları kapsamında sahada. Arkadaşlarımızla birlikte 15 Eylül’e kadar bu çalışmaları sürdüreceğiz, sürdürmeye devam ediyoruz. Tabii iç politikayla ilgili ve dış politikayla ilgili gündemi yakın takip ediyoruz. Birinci gündemimiz her zaman olduğu gibi, Netanyahu hükümetinin her geçen gün daha fazla katliam yaparak Gazze’deki soykırımı devam ettirmesi. Dünyanın gözü önünde Gazze’nin işgal edilmesine dair talimatlar verildiği ve buna göre hareket planları hazırlandığı açık bir şekilde ifade ediliyor.
Son dakika: CHP İstanbul İl Kongresi iptal edildi

‘ABD’NİN VİZE İPTALİ KARARI YANLIŞTIR’
Bu doğrusunu sormak gerekirse, Nazilerin yaptığını bile geride bırakacak, Nazilerin yaptığı cinayetleri bile geride bırakacak. İnsanlık tarihinin en hunharca, en barbarca katliam siyasetinin, soykırımın bir örneğidir. Bunu gerçekleştirenlerin eninde sonunda bir insanlık mahkemesinde yargılanması insan haysiyetinin, insan onurunun ve insanlık adına var olan bütün değerlerin gereğidir. Tabii tüm bunlar olurken esasında bütün dünyada Filistin’in tanınması yönünde çok anlamlı, çok değerli bir hareketlilik var Filistin Devleti’nin tanınması yönünde. Tam bu hareketlilik karşısında ise ABD yönetiminin vizelerini iptal etmesi Filistin yetkililerin son derece yanlış olmuştur. Birleşmiş Milletler gibi meşhur otoriterlerin, devletlerin sesini duyuracağı bir platformun işlevsizleşmesi ve zemininin kaybolması anlamına gelmektedir bu. Dolayısıyla gerek Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın gerek diğer yetkililerin vizelerinin iptal edilmesi adaletsiz ve hakkaniyesiz bir karardır. Bu Uluslararası Hukuk, meşru zeminler, Birleşmiş Milletler zemininde artık zaten büyük oranda yıpranmış olan objektif yaklaşımların, görülmeyen objektif yaklaşımların tamamen berhava olduğunu, tek taraflı olarak bir takım işlemlerin yapıldığını göstermektedir. Bu karardan geri dönülmesi gerekir. Çünkü Filistinlilerin sesinin duyurulması her meselede olduğu gibi Filistin meselesinde de saldırıya uğrayanların, soykırıma maruz kalanların sesinin duyulması meselenin doğası, hakkaniyeti ve adaleti gereğidir. Tabii bu olmadığı takdirde, vizelerin iptal ile ilgili karar düzeltilmediği takdirde orada pek çok devlet başkanı, hükümet başkanı Filistin’in sesi olacaktır. Kuşkusuz bu konuda Filistin’in gür sesi olma konusunda en gür ses Sayın Cumhurbaşkanımızdan çıkacaktır. Yıllardır Sayın Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bütün konuşmalarında Filistin davasını en yüksek sesle haykırmaktadır. Dolayısıyla bu senede Cumhurbaşkanımızın konuşması başta olmak üzere pek çok liderin konuşmasıyla birlikte Filistin davası Gazze’de Netanyahu hükümetinin gerçekleştirdiği soykırım Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na damgasını vuracaktır.
Son dakika… Erdoğan’dan Özgür Özel’e Sinop cevabı: Ne füzelerden, ne balıkçılıktan, ne turizmden haberi var
‘ÇELİK KUBBE DÜNYADA YANKILANIYOR’
Bu artık devletlerin meselesi olmayı çoktan açmıştır. Bu bir katliam şebekesi ile insanlık ittifakı arasında bir meseledir. İnsanlık ittifakı eninde sonunda değerlerin kazanımı, medeniyetin kazanımlarının korunması için bu katliam şebekesini yenmek zorundadır. Dolayısıyla hep beraber Sayın Cumhurbaşkanımızın Filistinli yetkililere izin verilmese bile Sayın Cumhurbaşkanımızın yapacağı konuşmanın Filistin’in en gürsesi olarak Birleşmiş Milletler’de ve bütün dünyada yankılanacağını görüyoruz, değerlendiriyoruz. Tabi bu Zafer Haftası ayında çok önemli gelişmeler oldu. En önemlilerinin başında çelik kubbe ile ilgili geldiğimiz nokta söz konusu oldu. Bütün dünyada yankılandığı gibi ülkemizin savunması açısından da son derece önemli bir eşik geçilmiş oldu. Görüldüğü gibi geçmişte sıradan bir tabanca almak için başvurduğumuzda bize bunları bile vermeyenler, ambargo uygulayanlar, bugün Türkiye’nin savunma sanayinin geldiği noktayı manşetlerinden indiremiyorlar. Tabi bizim savunma sanayimiz kimse için bir tehdit değil. Kendi milli güvenliğimiz için bunu gerçekleştiriyoruz. Bu başarılara imza atıyoruz. Cumhurbaşkanımız biz yapabiliriz, daha iyisini de yaparız diye bütün kurumlarımıza bu yönü, bu istikameti, bu vizyonu vermişti. Ve geldiğimiz noktada dünyanın barbarlık tarafından teslim alınmaya çalışıldığı ve Türkiye’nin etrafında neredeyse dünyadaki çatışmaların %70’e yakınının gerçekleştiği bir ortamda ve büyük potansiyel krizlerin var olduğu bir ortamda savunma sanayimizin geldiği nokta tabi ki gurur vericidir. Çelik kubbenin dünyada bu kadar yankılanması, herkesin aslında bütün bu meseleleri hem okumakta hem de bunlara karşı savunma sanayi açısından somut tedbir almakta çok geç kaldıklarını itiraf ettiği bir noktada Türkiye’nin öngörüsünün, Cumhurbaşkanımızın vizyonunun Türkiye’yi içinde tuttuğu hattın ne kadar kıymetli olduğu bir kere daha görülmektedir.Tabii bazı komşu ülkeler, Türkiye’nin çelik kubbe diye attığı imzanın kendileri için tehdit oluşturduğunu söylüyor. Onlara bir kere daha ifade ediyoruz. Türkiye’nin gücü kimse için tehdit değildir. Türkiye’nin gücü barışın teminatıdır. Ama Ege’de, Akdeniz’de, başka yerlerde hiç kimsenin yanlış işler peşinde koşmaması lazım. Meseleleri masada, müzakereyle, diplomasıyla halletmemiz lazım. Bu işler sahaya kalmaması lazım. Dünyanın zaten büyük streslerle yüklü olduğu, büyük fay hatlarının tetiklendiği bir dönemde, daha fazla strese ve fay hatlarının tetiklenmesine gerek yok. Onun için biz komşularımızla barış içerisinde ve herkesin güvenliği bizim güvenliğimizdir. Herkesin refahı bizim refahımızdır. İlkesiyle hareket ediyoruz. Kimsenin güvenliğinde bir zaafa düşmesini, kimsenin refahtan mahrum kalmasını arzu etmiyoruz. Topyekun bir barış, topyekun bir refah peşinde koşuyoruz.
CHP İstanbul İl Başkanlığı’na tedbiren atanan Gürsel Tekin’den ilk açıklama

‘MAVİ VATAN KONUSUNDAKİ GELİŞMELERİMİZ SON DERECE KIYMETLİ VE ÖNEMLİDİR’
Yine tabii, geçmiş dönemde gördük, burada sizlerle basın toplantısı yaparken ifade ettim. Suriye’deki olaylar sebebiyle ve başka gelişmeler sebebiyle, o kadar çok savaş gemisi pek çok ülke tarafından Akdeniz’e gönderildi ki, daha önce ifade etmiştim, neredeyse Akdeniz’de balıkçı gemisi koyacak yer kalmadı, balıkçı kayığı koyacak yer kalmadı diye. O sebeple mavi vatan vurgumuz, mavi vatan konusundaki gelişmelerimiz son derece kıymetli ve önemlidir. Bu sene Teknofest gençliğini mavi vatanla buluşturan Teknofest Mavi Vatan’ın hayata geçirilmesi de, bu konudaki gelişmelerin gün yüzüne çıkması, gençlerimizin bu alandaki çalışmalarının teşvik edilmesi bakımından son derece önemlidir. Teknofest’in Milli Savunma Bakanlığı ve Sanayi Bakanlığımızla birlikte, Teknofest’in bu sene deniz kuvvetlerimizle birlikte böylesine kapsamlı bir şekilde yapılmış olması, aslında Türkiye’nin mavi vatan vurgusu ve mavi vatanın geleceğine dönük olarak etrafımızdaki denizlerde oluşan kaynamalara karşı, daha büyük meydan okumalara karşı hazırlıkları açısından da son derece önemlidir. Burada gençlerin yaptığı çalışmalar, orada ortaya konulan icatlar, kazanımlar, geleceğe denizlerde de damga vuracağımızı göstermesi bakımından önemlidir. Tabii, sık sık kahraman silahlı kuvvetlerimize, gerek devlet kurumlarımız tarafından, savunma sanayi kurumlarımız tarafından, gerek diğer alanlarda bu teslimatların yapılması, bunların birleşik ve entegre bir şekilde gündeme gelmesi, önümüzdeki dönemin önümüze gelecek meydan okumaları açısından son derece kıymetli sonuçlar da olacaktır.
MHP Genel Başkanı Bahçeli’den YPG uyarısı
‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ DEVLET POLİTİKASI HALİNE GELMİŞTİR’
Değerli arkadaşlarım, Terörsüz Türkiye konusu her zaman gündemimizde, Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız açış konuşmasında da bu noktaya değindi. Biliyorsunuz, Sayın Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısı, Sayın Cumhurbaşkanımızın devlet başkanı olarak koyduğu iradeyle, Cumhur İttifakı bu konuda yekpare bir şekilde bu konuyu sonuca ulaştırmaya kararlı olduğunu süreci başlatan taraf olarak da ifade etmiştir. Cumhur İttifakı’nın buradaki duruşu net bir şekilde, bütün gelişmelerle bir şekilde doğrulanıyor, ne kadar kıymetli olduğu görülüyor. Cumhur İttifakı’nın yanı sıra Sayın Cumhurbaşkanımızın devlet kurumlarına talimat vermesiyle birlikte bu süreçle ilgili olarak, aynı zamanda bir devlet politikası haline gelmiştir. Yine burada Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin PKK terör örgütünün fesi ve silah bırakmasıyla ilgili yol haritası oluşturması ve dayanak oluşturması, yasal dayanak oluşturması ile ilgili bir komisyonun kurulmuş olması, Yüce Meclis’in buraya katılan partilerle birlikte siyasi partilerin desteğini de alacak şekilde sürecin yürütülmesine imkan vermektedir. Tabii komisyon vesilesiyle komisyonun asıl odağının PKK’nın fesi ve silah bırakması olduğunu gözden kaçırmamak gerekiyor. Bunun dışında başka konuların öne çıkarılmaya çalışılması, PKK’nın fesi ve silah bırakılması gündeminin terdelenmesi, örtülmesi ya da aksatılmasına dönük bir takım gündemler ve ajandalar olarak gündeme gelmektedir. O daha bu işin tabii ki silah bırakma ve fesih sürecinin gerçekleşmesidir. Burada da PKK terör örgütünün bütün şube ve uzantılarıyla, bütün illegal yapılarıyla, bütün finans odaklarıyla ve propaganda merkezleriyle, bu terörsüz Türkiye ve aynı zamanda terörsüz bölge sürecine uygun olarak yapılan çağrılar çerçevesinde silah bırakması ve kendisini fes etmesi gerekir. Bunun dışında herhangi bir şekilde bu odağın kaybına yol açacak davranışların aslında terörsüz Türkiye söylemini kullanmakla birlikte bu süreci akanete uğratacak davranışlar ve söylemler olduğunu ifade etmek isteriz.
Bakan Tunç’tan CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptaliyle ilgili açıklama

‘DEVLETİN NİTELİKLERİYLE İLGİLİ VE MİLLETİN DEĞERLERİYLE İLGİLİ HERHANGİ BİR PAZARLIK SÖZ KONUSU DEĞİLDİR’
Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız, bugün MYK’daki açış konuşmalarında bu konuda bir odak kaybı yaşanmaması gerektiğini, bazılarının odak kaybı yaşadığını ve bu gündemlerin doğru olmadığını ve bir odak kaybı yaşanmaması gerektiğini ifade etmişlerdir. Yine MYK’mız başlarken Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamalar hem komisyonla ilgili hem Suriye’yle ilgili son derece önemlidir. Tabii bu çerçevede biz terörsüz Türkiye derken PKK’nın şu adresi ya da bu adresinin değil, bütün adreslerinin, bütün şube ve uzantılarının legal ve legal görünümlü, illegal, Avrupa’daki bir takım legal görünümlü yapılarının ve illegal yapılanmalarının tamamının feshedilmesi gerektiğini ve silah bırakılması gerektiğini daha bu sürecin başında ifade ettik. Bu sürecin başında bundan bunu anladığımızı ve bunun anlaşılması gerektiğini söyledik. Ama bunun dışındaki yaklaşımlar olursa bu gerçekten terörsüz Türkiye sürecine, terörsüz bölge sürecine zarar verir. Terörsüz Türkiye süreciyle terörsüz bölge süreci iki ayrı süreç değildir. Bunlar entegre süreçlerdir. Çünkü bunlar ülkemize dönük terör tehdidi topraklarımızın içinde gerçekleştiği gibi asıl merkezleri topraklarımızın dışındaki ülkelerdir. O ülkelerdeki otoriteler bunu bu tehdidi bertaraf edecek bir irade ortaya koymayınca Türkiye Cumhuriyeti Birleşmiş Milletler şartının kendisine verdiği yetki çerçevesinde bu terörle mücadelesini uluslararası hukuka uygun olarak sürdürmüştür. Dolayısıyla terörsüz Türkiye’yle terörsüz bölge sürecini birbirinden ayırmaya çalışmak sağlıklı bir yaklaşım değildir. İkincisi bölgede özellikle Suriye’de net bir şekilde gözlemliyoruz.
‘TERÖRÜN KİMSEYE KAZANDIRACAĞI BİR ŞEY YOKTUR’
Silah bırakmaktan kaçınmak Suriye’deki merkezi yapıyı sabote edecek davranışlar içerisine girmek ve Türkiye’deki terörsüz Türkiye sürecinden ve terörsüz bölge sürecinden kendisini ayrıştırmak kendisine başka bir pozisyon belirlemek bununla birlikte silahlanmak şeklindeki davranışların bütün bu sürece karşı davranışlar olarak kodlanması gerektiğini değerlendiriyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın, genel başkanımızın yüzünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacaktır ifadesinin anlamı budur. Yine bugün MYK’mız başlarken Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamada son derece önemli bir cümle var. Deniyor ki orada Sayın Bahçeli tarafından bu süreci akamete uğratmaya çalışanlar Suriye’de başka bir plan peşinde koşanlar esasında terörsüz bölge sürecinin değil Siyonizmin planının parçası durumuna düşeceklerdir. Şimdi burada bunları söylediğimiz zaman birileri tutuyor. Işte diyor ki Kürtlerin kazanımlarına karşı bir şeyler söylüyorsunuz. Hayır. Hiçbir terör örgütünün varlığı ya da hiçbir terör örgütünün birileri tarafından desteklenmesi Kürtlerin kazanımı değildir. Türklerin kazanımı değildir. Arapların kazanımı değildir. Sünnilerin kazanımı değildir. Alevilerin kazanımı değildir. Dürzilerin, Nusayirlerin, Şiilerin hiç kimsenin kazanımı değildir. Hiç kimse herhangi bir terör örgütünün varlığını ya da birileriyle iş tutmasını kendi kimliğinin kendi aidiyetinin, kendi mensubiyetinin kendi siyasal kimliğinin, etnik kimliğinin, mezhebi kimliğinin kazanımı olarak görmemelidir. Terörün kimseye kazandıracağı bir şey yoktur. Aslında herhangi bir terör örgütü ben şu mezhepten gruplar ya da bu etnik gruptan gruplar adına onların hakları adına savaşıyorum dediğinde mücadele ediyorum dediğinde aslında bunu binlerce kere Orta Doğu’da gördük. 1960’lı yıllarda da görüldü. 70’li yıllarda da görüldü. Şimdi de gözüküyor. Bunların hepsi bir takım emperyalist planların bugün bunun yerini bir takım siyonist planlar almıştır. Onların taşeronu olarak hareket etmek anlamına gelir. Biz terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini sonuca erdirmekte. Bunu hedeflerine ulaştırmakta kararlıyız. Buna dönük olarak bir takım devletlerin örtülü operasyonlarını görüyoruz. Silah bırakması gerekenlerin bir takım zikzak çıkan açıklamalarının arkasındaki organizasyonları görüyoruz. Onun için bir kere daha ifade ediyoruz. Hem ülkemizin kazanımı için. Ülkemizdeki herkesin kazanımı için. Hem de bölgemizdeki yakın bölgemizdeki Türklerin, Arapların, Kürtlerin, Sünnilerin, Alevilerin, Şiilerin, Nusayirlerin, Düzilerin, Yezidilerin, herkesin kazanımı için terör örgütlerinin silah bırakması ve terör gündeminin ortadan kalkması gerekir. Biz bunu net bir şekilde büyük bir Türkiye içerisinde demokrasiyle Türkiye’nin içerisinde bir takım reformlarla büyük yollar aldık. Büyük mesafeler kat ettik. Yıllar içerisinde. Dolayısıyla hak ve özgürlükler konusundaki eksikliklerin giderilmesi süreci her zaman dinamik bir süreçtir. En baştan itibaren söyledik. Bu meselelere bakışımız terörsüz Türkiye’ye ulaşma hedefinde esas bunun şemsiyesi tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ülkesidir. Bunlardan taviz yoktur. Bunlarla ilgili bir pazarlık yoktur. Bunlarla ilgili bir müzakere yoktur. Devletin nitelikleriyle ilgili ve milletin değerleriyle ilgili herhangi bir pazarlık söz konusu değildir.
Aynı şekilde, biz komşumuz Suriye’nin egemen bir devlet olarak toprak bütünlüğüne sahip, tek ülke, tek Suriye ve tek ordu temelinde geleceğe bakmasının, şimdiye kadar yaşanmış deneyimler çerçevesinde en doğrusu olduğunu düşünüyoruz. Hem bu Kardeş Suriye halkı için, hem Kardeş Suriye Devleti için, hem Türkiye’nin milli güvenliği için en doğru yol haritasıdır. Bunun dışına çıkan yaklaşımların bizim tarafımızdan tabii ki olumlu görünmesi, herhangi bir şekilde söz konusu olmayacaktır, mümkün değildir. PYD yöneticisi Salih Müslüm’ün bahsettiği açıklamasını gördüm. Önceki açıklamalarıyla birleşik bir açıklama. Biz dediğimiz gibi, Şam’daki merkezi hükümetle çatışma şeklindeki bir tutumun terörsüz bölge sürecine karşı bir tutum olduğunu değerlendiriyoruz. Aynı şekilde, PYD’nin SDG’nin silah bırakmasına, yani Suriye PKK’sının silah bırakmasını engellemeye çalışanların, bu terörsüz bölge ve terörsüz Türkiye sürecine karşı, bugün Sayın Bahçeli’nin açıklamasında da var, bu işi geciktirmeye, zamana oynamaya ve sulandırmaya dönük bir yaklaşım olduğunu görüyoruz. Tabi o açıklamada, zaman zaman biliyorsunuz bu teröre destek verenler bir takım meşru kavramları tüketim malzemesi olarak kullanırlar. Aslında Adem’in merkeziyetçilik diye bahsettiği şey bir Adem’in merkeziyetçilik değil. Bizim orada, bunun adı, kendisinin Adem’in merkeziyetçilik dediğinin fiili karşılığının ne olduğunu bilecek Milli Güvenlik Bilincine sahibiz. Onun Adem’in merkeziyetçilik dediği şey bizim açımızdan terör devletçidir. Dolayısıyla terör devletçilerine müsaade etmeyeceğimizi geçmişte Cumhurbaşkanımız bir gece ansızın gelebiliriz mottosuyla ifade etmişti. Biz bir devlet politikası olarak ve bütün siyasi partilerin katılımıyla yüce mecliste kurulmuş bir komisyonla bu sürecin terörsüz bölge ve terörsüz Türkiye sürecinin hedefine ulaşması için bu gayreti gösteriyoruz.
CHP İSTANBUL İL KONGRESİ’NİN İPTAL EDİLMESİ
MYK, bunu herhangi bir şekilde değerlendirmedik. Nihayetinde mahkeme ile ilgili bir süreç, orada sadece bazı yayınlarda kayyum atandı falan deniyor. Halbuki yargı süreci gördüğümüz kadarıyla devam ediyor. İhtiyati tedbir kararı almış orada mahkeme ve daha önceki bir CHP il yönetimini tekrar atamış. Bir öncekinde siyasi yasaklık durumu olduğu içindir belki o. Onu tabii mahkemenin nasıl takdir ettiğini bilemiyorum. Ama bu ihtiyati tedbir olarak gündeme gelmiş bir şey. Tabii biz siyasi partilerin bu şekilde gündeme gelmesini istemeyiz. Ama siyasi partiler açısından herhangi bir usulsüzlük varsa da bunu mahkemenin tespit etmesi ve bununla ilgili adım atması da işleyen yargı süreciyle ilgilidir. O bakımdan onunla ilgili herhangi bir detay değerlendirme yapmamız doğru değil. Ama görüldüğü kadarıyla CHP yönetimi alınmış ve daha önceki bir CHP il yönetimi oraya ihtiyati tedbir açısından, yani kayyum olarak değil, koyulmuş ve yargı süreci dönüyor. İtiraz süreci devam ediyor. Biz de onu takip ediyoruz.
KONYA’DAKİ DOKTORUN KADIN HASTAYI MUAYENE ETMEMESİ
Bir doktorun Konya’da değil mi, bir hastayı kıyafeti yüzünden muayene etmemesi. Bir kadın hastayı. Bu hiçbir şekilde kabul edilemeyecek, son derece yanlış bir yaklaşımdır. Hekimlik bir insanlık sanatıdır. Hekim, hayatını, insanlığın şifasına adamış kişidir. Biz, hekimlerimizle ve bütün sağlık personelimizle gurur duyuyoruz. Özellikle de Covid zamanında bir kere daha gördük ki, insanlığa şifa vermeye öylesine adanmışlar ki, ben şöyle bir cümle kurdum, hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımız için, vatanseverliğin tanımını yeniden yazdılar dedim, Türkiye’deki fedakarlıklarla. Dolayısıyla, hele de bir kadını teşhircilikle suçlamak, son derece münasebetsiz, uygunsuz, insanlık sanatı olarak hekimlikle hiçbir şekilde bağdaştırılamayacak bir yaklaşımdır. Bir hekim, bir hastaya baktığı zaman, onun cinsiyetini görmez, kılık kıyafetini görmez, ne giydiğini görmez, etnik ya da mezhebi aidiyetinin ne olduğunu görmez, zengin ya da fakir olup olmadığını görmez. Gerçek bir hekim, insanlık sanatına adanmış, şifaya adanmış bir hekim, sadece karşısındakini tedavi etmeye ve şifa vermeye dönük bir motivasyon içerisinde olur. O yaklaşım tabii ki yanlıştır. Ama tabii ki hekimlerimizin, sağlık çalışanlarımızın, vatandaşlarımıza şifa vermek için her gün yaptıkları fedakarlıkları da görüyoruz. Bu tip tekil örnekleri hekimlik sanatının, Türk hekimlerinin bir parçası olarak görmemek lazım….

Borsa
1.042,37
TL
Dolar
1.000,70
TL
Euro
1.006,80
TL
Altın
1.031,82
TL
Borsa
1.030,46
TL
Dolar
1.004,01
TL
Euro
1.014,57
TL
Altın
1.007,20
TL
Borsa
936,47
TL
Dolar
1.018,07
TL
Euro
1.021,59
TL
Altın
988,18
TL
Borsa
1.038,90
TL
Dolar
1.188,60
TL
Euro
1.165,80
TL
Altın
1.165,04
TL
Reklam
Reklam