BIST 100
12.899,35 0,09%
DOLAR
48,9217 0,06%
EURO
55,7812 0,06%
GRAM ALTIN
6.740,80 0,33%
BITCOIN
84.006,00 0,17%
FAİZ
40,24 0,45%
GÜMÜŞ GRAM
101,18 0,84%
GBP/TRY
64,8326 0,13%
EUR/USD
1,1391 0,10%
BRENT PETROL
97,48 -3,31%
ÇEYREK ALTIN
11.021,21 0,33%
İzmir Parçalı Bulutlu
İzmir hava durumu
12 °
Reklam

GÜNDEM

Mühendisliği bıraktı, balkonu seçti! Üniversiteli Alperen görenleri şaşkına çeviriyor: ‘Bu hobi virüs gibi’

Mühendisliği bıraktı, balkonu seçti! Üniversiteli Alperen görenleri şaşkına çeviriyor: ‘Bu hobi virüs gibi’

Ortahisar ilçesi Pelitli Mahallesi’nde ailesiyle birlikte yaşayan Alperen Yeni, çocukluk yıllarında simülatörlerle başlayan uçak tutkusunu, fotoğrafçılık ve üniversite eğitimiyle sürdürüyor. Ailesinin havalimanı çalışanı olan Yeni, 7 yaşından itibaren uçakları izlemeye ve seri numaralarını ezberlemeye başladı. 9 yaşında ailesinin aldığı fotoğraf makinesiyle çekimler yapmaya başlayan Alperen Yeni, Trabzon Havalimanı pistini kuş bakışı gören evlerinin balkonundan pistine iniş ve kalkış yapan uçakları fotoğraflayıp, radar uygulamalarından takip ediyor. Yeni, kısa sürede hobi haline getirdiği uçak fotoğrafçılığında, çektiği görüntülerle kendi arşivini oluşturdu. Tutkusu eğitim hayatına yön veren Alperen Yeni, İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksekokulu Hava Trafik Kontrolü Bölümü’nü kazandı. Yeni, kulede ‘hava trafik kontrolörü’ olma hayalinin peşinden gidiyor.
İlginizi Çekebilir
‘BU HOBİ VİRÜS GİBİ’
Alperen Yeni, çocukken evlerinin balkonundan büyük bir merakla havalimanındaki uçakları çekmeye başladığını ifade ederek, “Uçaklara olan ilgim 7 yaşındayken simülatörlerle başladı. Ailemde havalimanı çalışanıydı. Onlardan ötürü de uçaklar hayatımda hep yer aldı. Uçakları izleyerek ve seri numaralarına bakarak ve ezberlemeye başladım. Zamanla hobi haline geldi. Sadece pilot olabileceğimi sanıyordum ama sektörün içerisinde girince havacılığa dair başka mesleklerin olduğunu öğrendim. Fotoğraf makinesini ilk kez 9 yaşındayken elime aldım. 2014 yılında sosyal medyada bir hesap kurarak, paylaşımlar yapmaya başladım. 11 yıldır devam ediyorum. Evimizin balkonundan çekim yapmaya başlamıştım. Zamanla kendimi geliştirip fotoğraf makinelerimi büyüttüm. Gidebildiğim, çekim yapmaya müsait olan her yerde, dünyanın da her yerinde çekim yapmaya çalışıyorum. Bu hobi virüs gibi. Bu hobi sayesinde sektörde kendimi geliştirdim” dedi.
12 soruda savcı cinayeti! Savcı Ercan Kayhan’ın ölümünün arkasında yanıt aranan sorular kaldı…

‘ARŞİVİMİ GÖRENLER ŞAŞIYOR’
Uçaklara olan hevesi ve isteğini anlatan Yeni, “Uçak fotoğrafı çekecek olduğum bir gün radar uygulamalarını açıyorum. Oradaki iniş ve çıkışları takip ediyorum. Genelde evimizin balkonundan çekim yapıyorum. Dikkatimi çeken bir uçak olduğu zaman havalimanı etrafında da çekimler yapıyorum. Büyük uçakları çekmek için yakın alanları tercih ediyorum. Arşiv olsun, anı biriktireyim istiyorum. Nadir görülen, Trabzon’a her zaman inmeyen uçakları da çekiyorum. İnsanlar da merak ediyor. Bu çok güzel bir şey. İstanbul, Ankara, İzmir’de çekimler yapıyorum. Pisti pas geçen uçakları görünce heyecanla makineye sarılıyorum. İstek ve hevesle alakalı bir durum. Uçakların sesi, inişi ve kalkışı, pas geçişini çekince olunca güzel anılar birikiyor. Yurt dışındaki havalimanlarında da çekimler yapıyorum. Arşivimi görenler şaşırıyor. ‘Kafayı mı yedin, neden uçakları çekiyorsun?’ diyorlar” diye konuştu.
Ağrı Dağı’nın zirvesinde saklanan korkunç sır ortaya çıktı! ‘İlk defa böyle bir şey gördüm’
‘BİRÇOK İLGİNÇ AN YAŞADIM’
Alperen Yeni, unutamayacağı anılara biriktirdiğini söyleyerek, “Yer çekimine meydan okuyan bu yığın beni çok cezbediyor. Havalanmak, gökyüzünde uçmak, yukarıdan aşağıya bakmak çok dikkat çekici. Bu uçakların nasıl uçtuğunu çok merak ettim. Havalimanındaki dergileri açıp uçak tiplerini öğrenirdim. Havacılık fotoğrafçılığını öğrenmek istedim. İnsanların çektiği fotoğrafları incelerdim. ‘Bir gün ben de bu işi yapmak istiyorum’ dedim. Acil iniş yapanlar, iniş yapamayanlar, filoya yeni katılan uçaklar oluyor. Bunları çekiyorum ve çektiğim görüntüler haber kanallarında yayınlanıyor. Onları da görünce mutlu oluyorum. Birçok anı ve ilginç anlar yaşadım. İstanbul Atatürk Havalimanı’nda bir uçağın kalkışını çekerken, başka bir uçağın pisti pas geçişini çektim. 2 uçak birbirine çok yakındı. O an çok heyecanlanmış ve o anları fotoğraflamıştım. Bu anı hala gözümün önünde, hiç unutamıyorum” ifadelerini kullandı.

‘HAVA TRAFİĞİNDEN SORUMLU OLMAK BANA İYİ HİSSETİRİYOR’
Havacılıkla ilgili diğer alanlarda da kendini geliştirdiğini ifade eden Yeni, “Zamanı gelince Trabzon’a da böyle bir uçak gelmişti’ deyip insanlara göstermek için de bu hobiyi sürdürüyorum. Pilot olmak da çok güzel bir meslek. Gökyüzündesiniz ve bir uçağı uçuruyorsunuz ama hava trafik kontrolü bölümünün bana cazibeli gelen tarafı, bulunduğum meydanın sorumlusu olmak. İnen ve kalkan uçakların trafiğinden siz sorumlusunuz. Bu sorumluluk daha iyi hissettiriyor. Üniversitesinde bilgisayar mühendisliği bölümü tercih etmiştim ama bu tutkumdan ötürü bölümü bırakarak, İstanbul’da hava trafik kontrol bölümünde okumaya başladım. İnşallah seneye de mezun olacağım. Hayalim, mezun olunca Trabzon Havalimanı’nda hava trafik kontrolörü olarak çalışmak. Severek de bu bölümü okuyorum” dedi….

13 yıldır faili meçhul! Osmaniye'de domuz avı faciası

13 yıldır faili meçhul! Osmaniye’de domuz avı faciası

Kadirli ilçesinde 2012 yılının Haziran ayında olay tarihinde 20 yaşında olan Tahsin Karaüce, S.I., A.K. ve Y.K. isimli arkadaşlarıyla birlikte Kadirli ilçesi Kızyusuflu köyü Haramidere mevkisine domuz avına gitti. Av sırasında Tahsin Karaüce birden fazla kurşunun vücuduna isabet etmesi sonucu vuruldu.

Vurulan genç olay yerindeki bir arkadaşı tarafından Osmaniye Devlet Hastanesine götürüldü ancak Tahsin Karaüce’nin hayatını kaybettiği belirlendi.
Ağrı Dağı’nın zirvesinde saklanan korkunç sır ortaya çıktı! ‘İlk defa böyle bir şey gördüm’

KAZA MI, CİNAYET Mİ?
Aradan geçen 13 yıla rağmen Tahsin Karaüce’nin kim ya da kimler tarafından öldürüldüğü, kaza sonucu mu yoksa bir cinayete mi kurban gittiği tespit edilemedi.
Ölen gencin annesi Safinaz Karaüce ise oğlunun arkadaşlarıyla ilgili bazı yasa dışı olaylara tanık olduğunu ve cinayete kurban gittiğini iddia ederek, 13 yıla rağmen katilin tespit edilemediğini söyledi. Safinaz Karaüce, “Oğlumun katili elini kolunu sallaya sallaya geziyor. Öldürüleli 13 yıl oldu. 13 yıldır oğlumu kimin öldürdüğü belli değil. Ben katilin veya katillerin bulunmasını istiyorum” dedi.

‘KATİL 13 SENEDİR BULUNAMADI’
Ölen gencin babası Durdu Karaüce ise oğluyla birlikte ava giden arkadaşlarının jandarmada olaydan bir gün sonra ifade verdiklerini ve ardından da serbest kaldıklarını belirterek, “2012’nin 24 Haziran’ında 4 arkadaş oğlumla birlikte ava gidiyorlar. Oğlum orada vurularak öldürülüyor. Daha sonra yanındaki arkadaşları kaçıyor. Sonra birilerine telefon ediyorlar. Çocuğum olay yerinde öldüğü halde hastaneye kaldırıyorlar. Bunların ifadesi alındı bir gün sonra serbest kaldılar. Katil 13 senedir bulunamadı. Bu olayın çözülüp aydınlığa kavuşturulmasını istiyorum” şeklinde konuştu….

Reklam
SON DAKİKA HABERLERİ: BTK'dan e-imza iddialarına yalanlama

SON DAKİKA HABERLERİ: BTK’dan e-imza iddialarına yalanlama

BTK’nin NSosyal hesabından yapılan paylaşımda, konuya ilişkin bazı haber kaynaklarındaki iddialara işaret edilerek, kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla açıklamanın yapıldığı ifade edildi.
Açıklamada, Türkiye’de kullanılan tüm e-imzaların, BTK tarafından yetkilendirilen 8 Elektronik Sertifika Hizmet Sağlayıcı (ESHS) tarafından üretildiği, kurumun ilgili kanun kapsamında ESHS’leri denetleme ve sektörü düzenleme yetkisine sahip olduğu belirtildi.
12 soruda savcı cinayeti! Savcı Ercan Kayhan’ın ölümünün arkasında yanıt aranan sorular kaldı…
Her bir “Nitelikli Elektronik Sertifika”nın, uluslararası standartlarda kriptografik algoritmalarla şifrelenmiş şekilde, yalnızca sertifika sahibinin elindeki USB e-imza cihazında bulunduğu aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
Alıntı Metni
SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULDU
Bu tür eylemlerin Siber Güvenlik Kanunu kapsamında suç teşkil ettiğine dikkati çekilen açıklamada, kanundaki “Siber uzayda veri sızıntısı olmadığını bildiği halde halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak ya da kurumları veya şahısları hedef göstermek amacıyla siber güvenlikle ilgili veri sızıntısı olduğuna yönelik gerçeğe aykırı içerik oluşturanlara veya bu maksatla bu içerikleri yayanlara 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir.” hükmüne atıfta bulunuldu.

Rekor üstüne rekor kıran altın fiyatları için çarpıcı tahmin: İlk kez bu rakam telaffuz edildi

Açıklamada, “e-İmza kullanıcılarını hedef göstererek ve kamuoyunu yanıltarak gerçek dışı veri sızıntısı iddialarını yayan, 2 milyon 500 bin üzerinde e-imza kullanıcısını asılsız haber ve paylaşımlar ile endişeye sürükleyen kaynaklar hakkında suç duyurusunda bulunulmuş ve yasal süreç başlatılmıştır.” ifadesi kullanıldı….

BTK'dan e-imza iddialarına yalanlama: Suç duyurusunda bulunuldu

BTK’dan e-imza iddialarına yalanlama: Suç duyurusunda bulunuldu

BTK’dan şu açıklama yapıldı; Elektronik imza veri havuzunun hacklendiğine dair iddialar tamamen asılsızdır ve gerçeği yansıtmamaktadır.
Bazı haber kaynaklarında yer alan ve e-imza hizmetleriyle ilgili olduğu iddia edilen “veri sızıntısı” haberleri hakkında kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla bu açıklamanın yapılması zorunluluğu doğmuştur.
Türkiye’de kullanılan tüm e-imzalar, Kurumumuz tarafından yetkilendirilen 8 Elektronik Sertifika Hizmet Sağlayıcı (ESHS) tarafından üretilmektedir.
Kurumumuz ise 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında ilgili ESHS’leri denetleme ve sektörü düzenleme yetkisine sahiptir.
12 soruda savcı cinayeti! Savcı Ercan Kayhan’ın ölümünün arkasında yanıt aranan sorular kaldı…
Her bir Nitelikli Elektronik Sertifika, uluslararası standartlarda kriptografik algoritmalarla şifrelenmiş şekilde yalnızca sertifika sahibinin elindeki USB e-imza cihazında bulunmaktadır.
Elektronik İmza (e-imza) sisteminde e-imza sahiplerinin pin kodları veya herhangi bir kişisel verisi dahil hiçbir verisi Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) bünyesinde tutulmamaktadır. Elektronik Sertifika Hizmet Sağlayıcıları (ESHS) ise sadece sertifikayı kullanan kişinin, başvuru esnasında sunduğu kişisel verilere sahiptir. Bu nedenle, sertifika ya da pin kodu bilgilerinin herhangi bir veri havuzundan çalınması veya bu tip bir veri sızıntısının yaşanması söz konusu değildir.
Ayrıca, Türkiye’de bulunan tüm e-imzalara ait bilgiler, (BTK ya da e-Devlet kapısı dahil) toplu halde herhangi bir veri havuzunda barındırılmamaktadır.
Rekor üstüne rekor kıran altın fiyatları için çarpıcı tahmin: İlk kez bu rakam telaffuz edildi
Bilindiği üzere, siber güvenlik alanında yanıltıcı ve yanlış bilgilerin yayılması, toplumda endişe, korku ve panik oluşturma potansiyeli taşımaktadır. Ayrıca Elektronik İmza gibi Türkiye’nin dijital sistemlerinin temelini oluşturan ve güven hizmeti olarak adlandırılan bu hizmetlerin güvenirliğini sarsıcı nitelikte algı yaymak, toplumda yıkıcı etkilere sahip olmaktadır. Bu tür eylemler, 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu kapsamında suç teşkil etmektedir. Kanunun 16. maddesinin 5. fıkrasında açıkça belirtildiği üzere:”Siber uzayda veri sızıntısı olmadığını bildiği halde halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak ya da kurumları veya şahısları hedef göstermek amacıyla siber güvenlikle ilgili veri sızıntısı olduğuna yönelik gerçeğe aykırı içerik oluşturanlara veya bu maksatla bu içerikleri yayanlara iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.”
Bu bağlamda, e-imza kullanıcılarını hedef göstererek ve kamuoyunu yanıltarak gerçek dışı veri sızıntısı iddialarını yayan, 2 milyon 500 bin üzerinde e-imza kullanıcısını asılsız haber ve paylaşımlar ile endişeye sürükleyen kaynaklar hakkında suç duyurusunda bulunulmuş ve yasal süreç başlatılmıştır.
…

Reklam
CHP’de istifa formülü! ‘Mutlak Butlan’a karşı parti meclisi devreye girecek

CHP’de istifa formülü! ‘Mutlak Butlan’a karşı parti meclisi devreye girecek

MEHTAP GÖKDEMİR/ANKARA- Kritik tarihe günler kala 38. İstanbul il kongresinin iptaline yönelik açılan dava kapsamında İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi verdiği ara karar ile CHP il yönetimini tedbiren görevden uzaklaştırdı. İstanbul kararının 15 Eylül’de görülecek davayı etkileyip etkilemeyeceği tartışılırken, dün kurultay iptal davalarına bakan Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi, il kongresi iptali davasına bakan İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi ile bu kongrede oylamaya hile karışıldığı iddiası ile açılan davaya bakan İstanbul 72. Asliye Ceza Mahkemesi’nden ellerindeki dava dosyalarının gönderilmesini talep etti.
Siyaset kulislerinde, peş peşe yaşanan gelişmelerin kurultay iptal davasının “mutlak butlan” ile yani Özel’in genel başkan seçildiği kurultayın “yok sayılması” ile sonuçlanma olasılığını güçlendirdiği yorumları yapılırken, CHP Genel Merkezi 15 Eylül öncesi bütün olasılıklara karşı hazırlıkları masada tutuyor.
21 istifa ya da 31 imza
Mahkemeden mutlak butlan kararı çıkması halinde Özgür Özel’in seçildiği kurultay yok sayılacak. Kılıçdaroğlu ve eski PM tam yetkiyle yönetime gelecek. Mahkeme yalın bir iptal kararı verirse o kararın yargı süreciyle kesinleşmesi gerekecek. İstanbul kongresinde olduğu gibi tedbirli bir ara karar verilmesi durumunda ise partiyi 45 gün içinde kurultaya götürecek bir çağrı heyeti (kayyum) partiye atanacak. Kayyum atanması halinde, mahkemenin çağrı heyetinin görevini belirleyebileceği ve sınır koyabileceği belirtiliyor.
CHP kanadında tüm olasılıklara karşı izlenecek hukuki ve siyasi stratejinin çalışması yapılıyor. Bu çerçevede mutlak butlana karşı mevcut yönetime geri dönüş yolu açacak PM’den “toplu istifa” formülü de tartışılıyor. CHP PM 60 üyeden oluşuyor, kurultayda 15 de yedek üye seçiliyor. Tüzüğe göre, PM’de boşalan üyelerin yerine sırayla yedekler geliyor. Tüzüğe göre, tüm yedekler çağrıldıktan sonra bile PM’nin üye sayısı 40’ın altında kalıyorsa, Genel Başkan’ın PM seçimi için 45 gün içerisinde kurultayı toplanmaya çağırması gerekiyor. Genel Merkez kaynakları mevcut durumda yedek üyeliklerin kullanıldığını belirterek, “Önceki PM’ye yedekten çağrılacak kimse kalmadı. Bu durumda PM’den 21 kişinin istifası bir kurultay sonucunu doğurur. Ayrıca istifaya da gerek kalmayabilir. PM 31 kişiyle olağanüstü kurultay kararı alabilir” derken, önceki dönem PM’de Özel yönetimini destekleyen üye sayısının ağırlıklı olduğunu savundular.
En büyük direniş
Salı günü toplanacak PM’de, 15 Eylül’deki davaya ilişkin izlenecek eylem planı tartışmaya açılacak. Partili kurmaylar, “Mutlak butlan da olsa görevden uzaklaştırma da olsa Genel Merkez’i kimseye teslim etmeyeceğiz. Belki de orada Türk siyasetinin en büyük direnişini planlayacağız. Ama şu an en yakın plan Genel Merkez’i nöbet halinde korumak. Kayyum ya da benzer isimler de kim olursa olsun oraya sokmamak. İstanbul’da bir nevi bunun provasını yapıyoruz şu an” dedi.
Dervişoğlu’ndan Özel’e destek ziyareti
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e destek ziyaretinde bulundu. CHP Genel Merkezi’nde gerçekleşen görüşme 1 saat sürdü. Dervişoğlu, “Mahkeme kararları ile partilerin iç meselelerine müdahil olunuyor. Buna bağlı olarak siyasi partilerin içleri mahkeme kararlarıyla dizayn edilmeye çalışılıyor. Bu son derece yanlıştır” dedi.
Özel: Kayyum Gürsel Tekin’e randevu vermem
NOW TV canlı yayınına katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel,özetle şunları söyledi: “Gürsel Tekin, yıllarca aidat ödememiş, istifa ettiğini kamuoyuna açıklamış, mahkemenin kararından bir gün önce aidat ödemiş. Zaten bu hani görevi kendisi adına, kendisini oraya teklif edilme sürecinde zaten bu işler konuşulmuştur. Konuşulmadan olmaz. Kimse kimseyi haberi olmadan bir yere kayyum atamaz veya kayyum talep listesine koymaz. Ankara’da kurgulanmış bir oyun var. İstanbul’da sahneleniyor. Sarayda kurgulanıyor. Ben Gürsel Tekin’e randevu veririm. Ama ben AK Parti’nin hamle mahkemesinin, kayyumuna randevu veremem. Kayyumken vermem. O asliye hukuk mahkemesinin kararını tanımak olur. Kayyım Gürsel Tekin’e randevu veremeyiz.
‘Yolumuzda yürüyeceğiz’
Öte yandan Özel, CHP’nin 4-9 Eylül kuruluş haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen programda yaptığı konuşmada, “Bu hafta atılacak adım; iktidar yürüyüşünün adımıdır. Bundan sonra hiçbir şey o çamur, çirkeflerin istediği gibi olmayacak. İsterse bütün il yönetimlerine kayyım atasınlar. İsterse CHP’ye kayyım atasınlar. İsterse kendileri gibi olacak bir CHP için her türlü siyasi mühendislik için çaba harcasınlar. 100 yıl önceki inanç, kararlılık, ruhla, birbirimize olan güven ve sevgiyle, büyük bir cesaretle biz yolumuzda yürüyeceğiz”dedi.
Tekin: Savunma yapmayacağım
CHP YDK, Gürsel Tekin’e yazılı ya da sözlü savunma yapması için tebligat gönderdi. Milliyet’e konuşan Tekin, “Savunma yapabileceğim bir durum yok” dedi. Diğer çağrı heyeti üyeleriyle birlikte önceki gün ilk toplantısını yapan Tekin, “Bismillah ettik başladık” ifadesini kullandı.
4 isim de disiplinde
CHP MYK, Tekin’in ardından mahkeme kararıyla İstanbul il yönetimine getirilen diğer isimler olan Zeki Şen, Hasan Babacan, Müjdat Gürbüz ve Erkan Narsap’ı da, partiden ihraç istemiyle tedbirli olarak Yüksek Disiplin Kurulu’nasevketti.
Kurultay AYM’nin de gündeminde
Anayasa Mahkemesi (AYM), CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda usulsüzlük iddiasıyla açılan ceza davasında mahkemeler arasındaki “görev” uyuşmazlığına ilişkin Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) ilgili hükmünün iptali talepli başvuruda ilk incelemeyi 10 Eylül Çarşamba yapacak. Başvuruda eksiklik tespit edilmezse daha sonra belirlenecek bir günde başvuru esastan görüşülecek.
‘Yeni parti’ hamlesi var mı?
Kulislerde kurultayın iptal edilmesi ve ‘mutlak butlan’ kararı halinde masada ‘yeni parti’ seçeneği olup olmadığı konuşuluyor. Partili kaynaklar da yeni parti iddiası için “O, Z planı” yorumunu yani en son seçenek değerlendirmesini yapıyor.
İl Başkanları toplandı
CHP’li 81 il başkanı, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in görevden alınarak yerine kayyum atanmasına yönelik mahkeme kararına karşı İstanbul İl Başkanlığı’nda ortak açıklama yaptı….

Ankara’da sürpriz zirve: Gündem Terörsüz Türkiye

Ankara’da sürpriz zirve: Gündem Terörsüz Türkiye

Erdoğan’ı karşılamak için Beytepe’deki konutunun girişinde bekleyen Bahçeli’nin elinde tuttuğu tesbih, objektiflere takılan ilginç bir detay oldu. Görüşme öncesinde iki lider tokalaşarak gazetecilere poz verdi.
Suriye’deki gelişmeler görüşüldü
Basına kapalı gerçekleşen ve yaklaşık 50 dakika süren görüşmenin öncelikli gündeminde Terörsüz Türkiye süreci yer aldı. Süreçte gelinen son aşama değerlendirilirken, TBMM çatısı altında oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmaları ele alındı. Suriye’de özellikle SDG/YPG’nin 10 Mart mutabakatına aykırı tavrı da masaya yatırıldı. Gazze’de ateşkesin sağlanması için yürütülen diplomatik temaslar ile yeni anayasa çalışmaları da gözden geçirildi.
Sivas Kongresi mesajı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sivas Kongresi’nin 106. yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı. Mesajına “Millî Mücadele tarihimizin dönüm noktalarından biri olan 4 Eylül 1919 Sivas Kongresi, milletimizin bağımsızlık azmini, millî birlik ve beraberlik iradesini tüm dünyaya duyurduğu, tam bağımsız Türkiye idealinin temellerinin atıldığı tarihî bir meşaledir” diyerek başlayan Erdoğan, Sivas Kongresi’nde alınan kararlar ile Türk milletinin esareti kabullenmeyeceğinin, vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığının her şeyin üzerinde olduğunun ilan edildiğini vurguladı. Erdoğan,“Bugün bizlere düşen görev, Sivas Kongresi’nin ruhunu daima canlı tutmak, bağımsızlık ideallerimizi gelecek nesillere aktarmaktır. Sivas Kongresi’nin yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere, Sivas Kongresi’nin kahramanlarını, İstiklal Mücadelemizin tüm aziz şehitlerini rahmet, gazilerimizi minnet ve şükranla anıyorum” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, İnançer’i andı
Erdoğan, mutasavvıf Ömer Tuğrul İnançer’i vefatının üçüncü yılında andı. Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Ömrünü İslam’a ve Müslümanlara hizmet etmeye adayan değerli mutasavvıf Ömer Tuğrul İnançer Beyefendi’yi ahirete irtihalinin 3’üncü yılında rahmetle yad ediyorum. Rabb’im mekanını cennet eylesin” ifadelerini kullandı.-ANKARA Milliyet…

Askerden SDG mesajı: Süreci sabote etmelerine izin vermeyeceğiz

Askerden SDG mesajı: Süreci sabote etmelerine izin vermeyeceğiz

Güncel gelişmelere ilişkin basın mensuplarının sorularını yanıtlayan MSB kaynakları özetle şu mesajları verdiler: “SDG terör örgütünün silahsızlanma ve Suriye devletine entegrasyon taahhütlerini yerine getirmemesi Suriye’nin birlik ve bütünlüğü ile ulusal güvenliğimize tehdit oluşturmaktadır. Türkiye olarak bu konudaki hassasiyetlerimiz nettir. SDG terör örgütü, Suriye ordusuna entegrasyon sürecine uymalı, Suriye’nin siyasi birliği ve toprak bütünlüğüne zarar verecek her türlü eylem ve söylemden vazgeçmelidir. Türkiye bu sürecin takipçisi olmaya devam edecek ve gerektiğinde hem kendi güvenliği hem de Suriye’nin istikrarına katkı sağlamak için Suriye’ye her türlü desteği verecektir.
Yunanistan’dan yeni gerilim
(Türk F-16’ları Atina FIR hattını ihlal etti iddiası) Ege ve Doğu Akdeniz’in uluslararası hava sahasında düzensiz göçle mücadele kapsamında Deniz Karakol uçuşları gerçekleştirilmektedir. Olay gününde de Türk P-72 tipindeki Deniz Karakol Uçağı görevini icra etmiştir. Buna rağmen Yunanistan tarafından silahsız uçağımıza 2 adet F-16 uçağı ile reaksiyon gösterilmiş ve uçağımız taciz edilmiştir. Bu durum karşısında Ani Reaksiyon uçaklarımız tarafından uçaklar arasında gerekli ayrım sağlanmıştır. Bu olayın Yunanistan’ın son dönemde gerek söylemde gerek sahada attığı gerginliği artırıcı adımlarının yeni bir örneğini teşkil ettiği değerlendirilmektedir….

Reklam
12 soruda savcı cinayeti! Savcı Ercan Kayhan'ın ölümünün arkasında yanıt aranan sorular kaldı...

12 soruda savcı cinayeti! Savcı Ercan Kayhan’ın ölümünün arkasında yanıt aranan sorular kaldı…

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ercan Kayhan (58) önceki akşam Mustafa Can Gül (19) tarafından Çekmeköy Ömerli’deki Yeşil Oba Et Mangal Restaurant’ta boğazından bıçaklanarak öldürüldü. Jandarma ekiplerinin çalışması ile şüpheli Gül, yakalanarak gözaltına alındı. Dün adliyeye sevk edilip tutuklanan Gül’ün jandarma ifadeleri ve ailesinin iddiaları yanıtlanması gereken pek çok soruyu da beraberinde getirdi.
‘Sevgilisi yanındayken silahçekti’ iddiası
1- Savcı restorana ortak mıydı, zanlıya dayak iddiasıdoğru mu?
Vahşetin yaşandığı restoranın Kayhan veya ailesi tarafından işletildiği iddiası ortaya atıldı. İddiaya göre Kayhan, abi kardeş gibi olduğu Gül’ü uyuşturucu kullanmaması konusunda uyardı. Ancak Gül uyarıya kulak tıkadı. Hatta uyuşturucu kullanıp işe gelmeye başladı. Kayhan bu duruma karşı çıkıp işten ayrılmasını istedi. Ayrıca katilin babasının da madde bağımlısı olduğu iddia edildi. Katil zanlısı Gül ise ifadesinde savcı Kayhan’ı 10 yıldır tanıdığını iddia ederek “Yeşil Oba Et Mangal isimli iş yerinde önceki dönemlerde zaman zaman komi olarak çalışıyordum. Ercan Kayhan ve Bilal Bilgin birlikte ortak olarak burayı işletmektedirler” iddiasında bulundu. Gül, “Kayhan yanında çalıştığım dönemlerde beni defalarca kez dövmüştü. Sevgilisi yanındayken bana silah çekmişliği de vardır. 2 sene önce bana acil para lazım olduğu bir gün Kayhan’dan içeride biriken paramın tamamını istemiştim. Kayhan, paramın tamamını ödemeyince aramızda tartışma çıkmıştı. Bunun sonucunda beni işten kovmuştu” dedi.
Zanlı Gül iddialarını sıraladı
‘150 bin TL alacağım var’
2- Restaurantın sahibi görünen Bilgin neden açıklama yapmıyor?
Zanlı Gül ifadesinde şunları söyledi: “Kalan paramı yaklaşık 150 bin lira olarak biliyorum. Olay akşamı 21.00 gibi işletmeye kalan paramı almak için gittim. İlk olarak büfedeki Bilal Bilgin’in yanına gittim. Paramı istedim. Bilgin, bir şey söylemeden Ercan Kayhan içeri girdi. Beni iterek, ‘Dur yapma’ demeye başladı. Ben o sırada kimseye bir şey yapmıyordum. O beni itince ben de onu itmeye başladım. Aramızda arbede çıktı. Kargaşa sırasında ikimizde masa üzerinde duran bıçağa uzanmaya çalıştık. O sırada bıçak bir onun eline bir benim elime gitti. Bıçak benim elime geçince ben önce davranarak karnına doğru savurdum. Bıçak isabet etmedi. İtişme sırasında büfeden dışarı çıktık.
3- Kavgaya neden müdahale olmadı?
İtişme sırasında kendimi savunma içgüdüsü olarak istemsizce elimdeki bıçağı boynuna sapladım. Bu sırada Kayhan, yere düştü. Yine neden yaptığımı bilmediğim bir şekilde bir anlık panikle kendimi kaybederek Kayhan yerdeyken bıçakla boğazını kestim. Kayhan, kanlar içerisinde hareketsiz yerde yatarken kaçmadım. İşletmenin kapısına doğru gittim ve jandarma gelince teslim oldum.”​
‘Bilgin’e saldırı girişimim olmadı’
4- “Olay benimle Ercan Kayhan arasında yaşandı” dedi, yönlendirildi mi?
Gül’ün “Olay benimle Ercan Kayhan arasında yaşandı. Bilal Bilgin’e karşı bir saldırı girişimim olmadı. Her şey bir anda panikle yaşandı. Ben sadece paramı almak için oraya gittim. Beni öldürme veya başka bir konuda yönlendiren kimse olmadı. Kayhan isimli şahsı istemeden öldürdüğüm için pişmanım. Kimseden bir şikayetim yoktur. Bilgin ile aramda herhangi husumet yoktur” sözleri “zanlı savcı hedef alınarak yönlendirildi mi?” sorulalarına da neden oldu.​
‘1 yıldır uyuşturucu kullanmıyorum’
5- Ailesi ile arası bozuk muydu?
Gül sorgusunda “Ben yaklaşık 1 sene öncesine kadar MET olarak bilinen uyuşturucu maddeyi kullanıyordum. Ancak şu an kullanmıyorum ve olay öncesinde de uyuşturucu madde veya alkol kullanmadım, bilincim yerindeydi. İşletmede çalıştığım dönemlerde pek eve gitmediğim için ailemle aram bozulmuştu. Bu sebeple halen biraz aramız bozuktur” dedi.

‘beş askere dövdürttü’
6- “Savcı oğlumu 7-8 yıl tanıyordu onu kendi çocuğu gibi yetiştirdi” diyen zanlının anne ve babasının iddiaları doğru mu?
Aile avukatı Kayhan’ın katil zanlısı Mustafa Can Gül’ü liseye kendisinin kaydettirdiğini ve uyuşturucu kullanmaması yönünde nasihatte bulunduğunu söyledi. Ailenin avukatı ayrıca, Gül’ün olayı gerçekleştirdiği restoranda çalışmak istediğini ancak iş yeri sahibi tarafından işe alınmadığını belirtti. Buna karşın anne Huriye Gül ve baba İsmail Hakkı Gül de çarpıcı iddialarda bulundu. Anne Gül’ün iddiaları şöyle: “Savcı oğlumu yaklaşık 7-8 yıldır tanıyordu. Oğlumu işletmesinde çalıştırmak için aldı ve yaklaşık 6 yıl yanında çalıştırdı. Onu kendi çocuğu gibi yetiştirdi, her yere beraber gidiyorlardı. Adliyeye giderken bile oğlum onun eşyalarını taşıyordu. Mercedes arabasını oğluma veriyordu, oğlum defalarca o Mercedes ile mahalleye gidip geldi, üstelik ehliyeti de yoktu.
7- Neden işten çıkarıldı?
Oğlumun işten neden çıkarıldığını bilmiyoruz. 1,5 yıl önce işten çıkarıldı. Bundan 8 ay kadar önce işletmenin camlarını kırmıştı. Camların bedeli 7 bin TL’yi babası ödedi. Bu yüzden üç ay hapis yattı. Camları kırmasının sebebi, tazminatını ve maaşını alamamasıydı. İşten ayrıldıktan sonra farklı işlerde çalışmaya başladı ama her defasında savcı tarafından işten çıkartıldı. En son bir markette işe girdi, oradan da çıkarıldı. Yaklaşık 1 yıl önce benzinlikte çalıştığı dönemde savcı, oğlumu beş askere dövdürttü.”
Gül’ün ailesinin iddiaları
‘Oğlumu mafya gibi yetiştirdi’
8- Savcı yardım etmeyi kesince mi husumet başladı?
Baba İsmail Hakkı Gül ise Kayhan’ı ilk kez kendisinin restorandan tandığını belirterek şu iddialarda bulundu: “Savcı mahallemize gelip giden biriydi. Oğlum önce restoranda mangal közlerini temizlemek için başladı, sonra birçok iş yaptı. Yıllar içinde savcının yanında çalışmaya başladı. Sonra alkol almaya başladı. Oğlumu bizden aldı, adeta mafya gibi yetiştirdi. Uyuşturucuya da bu savcının yanında başladı. Orada sadece çalışmıyor, farklı işler de yapıyordu. Oğlum parasını alsaydı ve işe girdiği yerlerden savcının talimatıyla çıkarılmasaydı bunlar olmazdı. Savcı arabasını oğluma verdikten sonra oğlum bizden iyice koptu. Okutacağım dedi yapmadı. Bir de oğlumu lise üçüncü sınıftan aldı, ‘Seni dışarıdan okutacağım’ dedi, onu da yapmadı.”
​Üç suç kaydı var
9- Sosyal medyadaki görüntüler neden silindi?
Zanlı Gül’ün, “kadına karşı şiddet”, “ısrarlı takip”, “konut dokunulmazlığının ihlali” suçlarından kaydı olduğu ve 9 Kasım 2024 ile 15 Ocak 2025 arasında Maltepe Cezaevi’nde kaldığı belirlenmişti. Aile zanlının üç suç kaydını “ilki, savcının işlettiği restoranın camlarını kırmasıydı, üç ay cezaevinde kaldı. İkinci dosya, Derya isimli bir kadınla ilişkisinden kaynaklandı. Bir süre birlikte yaşadığı bu kadından ayrıldıktan sonra kadın jandarmaya gidip Mustafa Can tarafından tehdit edildiğini söyleyerek şikâyetçi olmuş. Üçüncü suç kaydı olan uyuşturucu biz de bilmiyoruz” diye açıklarken savcı Kayhan’ın zanlı ile yakın ilişkisi soru işarelerine neden oldu.
​İki kez cezaevinde
10- Nasıl kısa sürede serbest kaldı?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada da, 2 sene önce garson olarak çalışan Gül’ün “kadına şiddet, ısrarlı takip” gibi suçlardan 3 sabıkası olduğunu, 2 kez cezaevinde kaldığı bilgisini vererek, “Savcı Kayhan’ın müşteri olarak sürekli işletmeye gittiğini, katil zanlısı ile eski bir husumeti bulunduğu ve zanlı Gül’ün akşam saatlerinde işletmeye geldiği” ayrıntısı paylaşıldı.​
‘Savcı neden koruma istemedi?’
11- Güvenlik zafiyeti var mı?
Kayhan’ın daha önce tartışma yaşadığı iddia edilen Gül tarafından, sık sık gittiği ya da kendisine ait olduğu öne sürülen bir mekanda öldürülmesi güvenlik zafiyetlerini de gündeme getirdi. Olay, yargı mensuplarının karşı karşıya kaldığı risklere dair önemli soru işaretleri bıraktı. Hakim savcılara çağrılı koruma hizmeti verildiği belirtilirken Kayhan’ın neden koruma istemediği de soru işaretlerine neden oldu.
Aynıkarede
12- Tehdit bildirimi yapıldı mı?
Gülile Kayhan’ın daha önceden beraber yer aldıkları bir fotoğraf karesi de Türk medyasında yer aldı. Ayrıca, husumetin gerçek nedeninin ne olduğu, uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle işten çıkarma iddiasının doğru olup olmadığı ve Kayhan’a yönelik herhangi bir tehdit bildiriminin yapılıp yapılmadığı da yanıt bekleyen sorular arasında yer aldı….

2 bebeğini katletmişti! Cani babanın cezası belli oldu

2 bebeğini katletmişti! Cani babanın cezası belli oldu

Demirçay Mahallesi’nde 2006-2013 yılları arasında bebeklerini öldürdükten sonra gömdükleri iddiasıyla haklarında dava açılan ve altsoydan akrabayı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanan tutuksuz sanık Ceyhan Keskin (49) ile tutuklu eşi Hüseyin Keskin’in (58) duruşması Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Hüseyin Keskin, tutuklu bulunduğu cezaevinden duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi’yle (SEGBİS) bağlandı.
2003 yılında 1,5 yaşındaki başka bir çocuğunu öldürmekten de hüküm giyen Hüseyin Keskin suçlamaları kabul etmedi.
Boğaziçi kampüsündeki dehşette yeni görüntü! Hilal’in katili hiç aranmadan iki defa kampüse girmiş
Keskin, “Ben karıncayı dahi incitmedim. Keskin ailesi olarak adalet istiyoruz. Eşimi ve çocuklarımı seviyorum. Beraatımı istiyorum.” dedi.
Anne ise olayın çok önceden yaşandığını, bundan dolayı hatırlamadığını söyledi.
Mahkeme, Hüseyin Keskin’e müebbet hapis cezası, Ceyhan Keskin’e ise beraat verdi.
Beykoz Belediyesi davasında flaş karar! Alaattin Köseler tahliye edildi
Adliye önünde gazetecilere açıklama yapan Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM) temsilcisi avukat İrem Ergün, konunun takipçisi olmaya devam edeceklerini ifade etti.
Anne ve babasından şikayetçi olan Vefa Keskin ise “Yıllardır hukuk mücadelesi veriyorum. Benim toplamda 6 kardeşim ölüme sürüklendi. Çocukların mezarlarını dahi bilmediğini söyleyen annesi ve babası masum çıkarılıyor. Böyle bir şey olamaz. Bu karar bizim için hiç yoktan iyidir. En ağır cezayı aldırana kadar davanın takipçisi olacağım.” dedi.
CHP’de İstanbul krizi! İlçe seçim kurullarından peş peşe iptal kararları…