BIST 100
13.974,14 -0,69%
DOLAR
47,2042 0,03%
EURO
53,8375 0,06%
GRAM ALTIN
6.197,09 0,17%
FAİZ
41,92 0,50%
GÜMÜŞ GRAM
89,42 0,19%
BITCOIN
66.285,00 -0,15%
GBP/TRY
63,1756 0,04%
EUR/USD
1,1400 0,02%
BRENT
91,01 2,01%
ÇEYREK ALTIN
10.132,24 0,17%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
27 °
Reklam

SİYASET

Kırmızı bültenle aranan ve yurt dışına kaçan suçlular Türkiye’ye getirildi

Kırmızı bültenle aranan ve yurt dışına kaçan suçlular Türkiye’ye getirildi

Yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunan toplam 8 kişi, yürütülen uluslararası iş birliğiyle yakalanarak Türkiye’ye iade edildi. Bunlardan 6’sı uluslararası kırmızı bültenle, 2’si ise ulusal seviyede aranıyordu. Şahısların yakalandığı ülkeler arasında Gürcistan, Azerbaycan, Almanya, Avusturya, Kuzey Makedonya ve İrlanda yer aldı.
Bakan Yerlikaya, operasyonlarda görev alan Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı, KOM ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıkları, Siber Suçlarla Mücadele ve Asayiş Daire Başkanlıkları ile İstanbul ve Artvin İl Emniyet Müdürlüklerini tebrik etti.
5 kuruşsuz dünya turu! Yanlarında bir bendir bir de cura var: ‘İyiler, kötülerden fazla’
“BİR BİR GERİ GETİRECEĞİZ, KAÇAMAYACAKSINIZ”
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın konuyla ilgili paylaşımı şöyle;
“Bir bir geri getireceğiz, kaçamayacaksınız.Kırmızı bültenle aradığımız 6 suçluyu, ulusal seviyede aradığımız 2 suçluyu,Gürcistan(3), Azerbaycan, Almanya, Avusturya, Kuzey Makedonya ve İrlanda’dan ülkemize getirdik.
Kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan M.A., E.S., A.K., İ.C., Ş.S., H.K. ile ulusal seviyede aranan M.B. ve A.A.D. isimli şahıslar yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı. Yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunan şahısların izini titizlikle sürdük. İlgili ülkelerin kolluk birimleriyle yürütülen ortak operasyonel iş birliğiyle; “Kasten yaralama ve resmi belgede sahtecilik” suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan ve E.Y. organize suç örgütü üyesi olan M.A. isimli şahıs Gürcistan’da, “Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan E.S. isimli şahıs Gürcistan’da, “Kasten öldürme” suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan A.K. isimli şahıs Gürcistan’da, “Kasten öldürme” suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan İ.C. isimli şahıs Azerbaycan’da,“Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan Ş.S. isimli şahıs Almanya’da, “Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan H.K. isimli şahıs Avusturya’da,“Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihraç etmeye teşebbüs” suçundan ulusal seviyede aranan M.B. isimli şahıs Kuzey Makedonya’da,“Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama” suçundan ulusal seviyede aranan A.A.D. isimli şahıs İrlanda’da yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı.
Adalet Bakanlığımız ile operasyonda görev alan bakanlık çalışanlarına teşekkür ediyorum. EGM Interpol-Europol Daire Başkanlığımızı, İstihbarat, KOM ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıklarımızı, Siber Suçlarla Mücadele ve Asayiş Daire Başkanlıklarımızı, İstanbul ve Artvin İl Emniyet Müdürlüklerimizi tebrik ediyorum. Hangi bültenle aranırsa aransın, hangi ülkeye kaçmış olursa olsun Türk Polisinden kaçamayacaklar.”
Beşiktaş maçında tartışma yaratan kırmızı kart kararı! Eski hakemler değerlendirdi: VAR müdahalesi yanlış…

Reklam
Türkiye'yi ağlatan anne! Tedavisini yarım bıraktı, oğlunu hayata döndürdü: 'Onun mutluluğu dünyalara bedel'

Türkiye’yi ağlatan anne! Tedavisini yarım bıraktı, oğlunu hayata döndürdü: ‘Onun mutluluğu dünyalara bedel’

İskenderun ilçesinde yaşamını sürdüren 3 çocuk annesi 39 yaşındaki Nevin Beğdili, meme kanserine yakalanarak tedavi görmeye başladı ve bu süreçte 2 göğsünü de kaybetti. Beğdili, kanserle mücadelesini sürdürdüğü esnada 6 yaşındaki en küçük evladı Barış’ın kansere yakalandığını öğrendi. Evladının tedavisi için kendi sağlığını hiçe sayan anne Beğdili, evladı için mücadele vermeye başladı ve Barış 1 yıllık süreçte kanseri yenmeyi başardı.
İlginizi Çekebilir
Anne Beğdili; evladının hayranı olduğu Galatasaray’ın formasının üzerinde olduğu günde “Kanseri yendim” diyerek maskeyi ağzından çıkardığı anları sosyal medyada paylaştı. Kanseri yenmeyi başaran Barış, kısa sürede sosyal medyada Türkiye’nin dört bir yanından destek gördü. Galatasaray’ın maçını izlemeyi hayal eden Barış’ın hayaliyse iş insanı Dinçer Azaphan tarafından gerçekleştirildi. Anne ve oğlu; Galatasaray – Rizespor maçını locadan izleyip sahaya indi, futbolcularla selamlaştı ve gökyüzüne balon bıraktı. Evladının kanseri yenmesiyle mutluluk yaşayan anne Bağdili, şimdiyse kendi tedavisini sürdürerek evladı gibi kanseri yenmek istiyor.

“OĞLUMUN KANSER OLDUĞUNU ÖĞRENİNCE KENDİ TEDAVİMİ YARIM BIRAKIP ONUN PEŞİNE DÜŞTÜM”
Kanserle mücadele ettiği esnada evladının kanser olduğunu öğrenen ve kendi tedavisini erteleyerek evladı için mücadele veren vefakar anne Nevin Beğdili, “Yıllardır üç çocukla mücadele veriyorum. Kanser teşhisi sonrası ameliyat oldum, sağ göğsümü kaybettim. Üç ay sonra diğer göğsüme nüksetti. Tam da depremin yıl dönümünde ikinci ameliyatımı oldum. Oğlumun kanser olduğunu öğrenince kendi tedavimi yarım bırakıp onun peşine düştüm. Geçen yıl Aralık ayında oğlum omurilikten ameliyat oldu. Dokuz ay boyunca kemoterapi ve ilaç tedavisi gördü. Son ilacımızı 18 Temmuz’da aldık. Bu süreç çok ağır geçti. Bir oğlumu askere göndermiştim, diğer oğlum da yanımdaydı ama aklım hep hasta evladımdaydı. Kendi hastalığımdan ödün verdim. Çok şükür oğlum iyileşti, onun mutluluğu dünyalara bedel. Oğlunun iyileşmesinin ardından sevinçlerini deniz kenarında çektikleri bir videoyla duyuran anne, maskesini çıkararak “Kanseri yendim” dedi. Video kısa sürede büyük ilgi gördü. Hiç böyle ses getireceğini düşünmemiştik. Çok şükür oğlum iyileşti. Dinçer Azaphan bize sahip çıktı, Galatasaray maçına davet etti. Locada ağırlandık, sahaya indik, balonlar uçurduk. Hatta oğlumun balonu sahaya düştü, maç kısa süreliğine durdu. O anki mutluluğu bana dünyaları verseler değişilmezdi. 24 metrekarelik konteynerde yaşıyoruz. Hijyen açısından çocuğum için sağlıklı bir ortam değil. Kiracıyız, hak sahibi olmayı umut ediyoruz. Kendi tedavimi devam ettirmek istiyorum fakat önceliğim yine evladım” ifadelerini kullandı.
İsrail’i zorlayacak diplomatik kıskaç
“DOKTOR OLUP HASTA ÇOCUKLARI İYİLEŞTİRECEĞİM”
Kanseri yenen ve hayallerinden bahseden 6 yaşındaki Barış Işık, “Uçaklara, helikopterlere bineceğim, arkadaşlarımı gezdireceğim. Doktor olup hasta çocukları iyileştireceğim. Galatasaray maçı çok güzeldi. Balonum sahaya düştü, maçı durdurdular, geri verdiler. Sahaya indim, Osimhen ve diğer futbolcuların elini tuttum. Çok mutluydum” dedi.
Goril Zeytin gönderilecek ama Türkiye’ye de çok alıştı! Gitmek mi zor kalmak mı?…

Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı: Birçok ülkede insanlar Türk dizileri izleyebilmek için Türkçe dersi alıyor

Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı: Birçok ülkede insanlar Türk dizileri izleyebilmek için Türkçe dersi alıyor

Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı, muhabir olarak başladığı medya serüvenini, ekranların nabzını tutan bir liderliğe dönüştürdü. Bugün ekibiyle birlikte milyonları sürükleyen projelere, reyting rekorları kıran dizilere, kamuoyuna yön veren haberlere imza atıyor. Murat Yancı, Posta Gazetesi’nden Alev Gürsoy’a verdiği röportajda hem başarısının perde arkasındaki öyküsünü hem de sektörün geldiği durumu değerlendirdi.
‘Sıfırdan zirveye’ bir başarı hikayesi yazdınız. Bu yolculukta en çok kimlerden ya da nelerden ilham aldınız? Muhabirlikten Demirören Medya TV Grup Başkanlığı’na uzanan bu yolculuğun en unutulmaz dönüm noktası neydi?
Ben 1994’te muhabir olarak mesleğe başladım. Sektörde birçok yerde çalıştım. Gazetelerin ardından 1997’de televizyona geçtim. Hikayemde azim, gayret, çok çalışma hepsi var. Onlar olmadan olmuyor zaten. Kolay gelen şeylerin değeri olmaz.
Medya için hep ‘Kurtlar Vadisi’ denir? Sizce sektörümüz için bu doğru bir tanım mı?
Üniversitede bir hocamız, ilk derslerinden birinde, “Kurtlar sofrasına hoş geldiniz.” demişti. O zaman ne anlama geldiğini çok da kavrayamamıştık, daha çok bir espri gibi algılamıştık. Ama gerçekten zor bir sektör çünkü rekabet çok yüksek. Benim şöyle bir bakış açım var; mesleğe başladığım ilk andan bu yana sadece bir kişiyle rekabet ettim, kendimle. Eğer bir yıl öncesine göre daha iyi bir iş çıkarabiliyorsam ya da bir hafta öncesine göre kendimi daha ileriye taşıyabiliyorsam, o zaman başarılıyım demektir.

KOLTUK İHTİYARI OLMAMAK GEREK
Peki zor mu o koltuğu taşımak, yüzlerce insan, haberler, senaryolar?
Ben günde 18 saat çalışıyorum. Elimden geldiğince her şeyi takip etmeye gayret ediyorum. Yurt içinde, yurt dışında kim ne yapıyor, nasıl yapıyor, bunları izliyorum ve kendimi bir adım daha yukarıya çıkarmaya çalışıyorum. Çünkü gelişmeyi bıraktığın andan itibaren gerilemeye başlıyorsun. “Koltuk ihtiyarı” diye sevdiğim bir tabir var. Koltuk ihtiyarı olmamak gerekiyor.
Reyting rekorları kıran dizilere imza atıyorsunuz, yapılan haberlerle kamuoyuna yön veriyorsunuz. Ama içinizdeki o heyecanı kaybetmemiş bir medya emekçisisiniz. Bunu nasıl başardınız?
Haber heyecanı gerçekten farklı bir şey ve ben işimi tutkuyla yapıyorum. Tutkulu da bir ekiple çalışıyorum. Ben yok biz var! Rekabetin çok yoğun olduğu bir sektör. Bu kadar çok rekabet varsa, tabii ki sertliği de beraberinde getiriyor. Bir dizinin başarılı olması sizi inanılmaz bir noktaya taşıyor. Sadece Türkiye’de değil uluslararası alanda da çok konuşulmanızı sağlıyor. Başarısız olduğunda ise çok üzülüyorsunuz. Maalesef herkes medya sektörüyle ilgili çok derin bilgiye sahip olduğunu düşünüyor. Hal böyle olunca da çok eleştiri alıyorsunuz. Yapıcı eleştiriler de oluyor tabii ki onları almayı bilmek çok kıymetli.

DİZİLERİMİZ SAYESİNDE YABANCILAR TÜRKÇE ÖĞRENDİ
Kanal D dizileri son yıllarda epey iddialı ve yüksek reytingler alıyor. Bu nasıl oldu?
Dünyanın neresine gidersem gideyim, insanlar Kanal D’nin dizilerini biliyor, oyuncuları soruyor, konuları anlatıyor. Hatta Türkçe öğreniyorlar. Geçenlerde İran’da bir Türkçe kursunda öğrencilerin çoğu, dizileri izlemek için Türkçe öğrendiklerini söylemiş. Bir Cezayir seyahatimizde Türkçe konuşan çocuklarla karşılaştık. 10-15 yaşlarındaki bu çocuklar Türkçeyi öyle akıcı ve düzgün konuşuyorlardı ki; çok şaşırdık. “Türk okuluna mı gidiyorsunuz?” diye sorduk. “Türk dizilerini izleyerek öğrendik” dediler. Bu gerçekten çok kıymetli bir şey. Fakat buna rağmen dizilere yönelik çok ağır ve haksız eleştiriler yapılıyor. Sadece Kanal D içi söylemiyorum, tüm sektör için geçerli.
Bu eleştiriler maksatlı mı sizce?
Ben bunun sadece Türkiye kaynaklı olmadığını, dışarıdan da gelen maksatlı bir karalama olduğunu düşünüyorum. Ama en üzücü olan, içeriden gelen haksız eleştiriler. Oysa bu diziler milli bir servet. Evet, kötü işler olabilir, zaten RTÜK kuralları var ve hata yapan bunun cezasını alıyor. Ama bütün dizileri linç etmek, karalamak doğru değil. Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü hâlâ izleniyor, insanlar finali hâlâ heyecanla bekliyor. Kemal Sunal filmleri de benzer bir etki yaratıyor; defalarca izlemiş olsanız bile hâlâ gülüyorsunuz. Milli servet dediğimiz şey işte bu. Bunlar gerçekten korumamız gereken değerler. Sektörün önü açılmalı, daha fazla dizi çekilmeli, daha fazla kaliteli iş üretilmeli.

OLAYLARA POZİTİF BAKMAYI SEVİYORUM
Eleştiriler sizi olumsuz etkiliyor mu?
Çince’de ‘kriz’ aynı zamanda ‘fırsat’ demekmiş. Belki o linç sizin şansınız da olabilir. Mesela Yılmaz Erdoğan’ın ilk tanıtım videosu çıktığında inanılmaz bir linç oldu. O videoda kadına şiddetle ilgili hiçbir şey yoktu. Yılmaz Erdoğan’ın öyküsünde de böyle bir şey yoktu. Ama insanlar videodan farklı bir çıkarım yaptı. Hatta bir arkadaşımız, “Yanlış anlaşılır mı?” diye sordu. Benim aklıma gelmemişti; bu kadar farklı yorumlanabileceğini düşünmemiştim. Ama arkadaşımız haklı çıktı. Örneğin ‘Uzak Şehir’ dizisi de başladığı gün, STK’lar ve bazı siyasi partilerin üst düzey yetkilileri “Mardin’i yanlış tanıtıyorlar” dedi. Halbuki dizi bir hikâye anlatıyor ve Mardin’de geçiyor, yanlış anlamak mümkün değil. Zamanla bu tür olaylara alıştım. Hatta bazen düşünüyorum: Acaba bu bir fırsat mı getiriyor? Çünkü yayınlandığında insanlar doğruyu görecek ve “Öyle değilmiş. Biz yanlış anlamışız” diyecek. Dolayısıyla hiçbir kaygı duymadım. Tam tersine, bu belki iyi bir şey olabilir. Ben olaylara her zaman pozitif bakmayı seviyorum.
Reyting canavarı her şeyi öğütürken, birçok dizi yenilirken siz dizilerin başarısını neye bağlıyorsunuz?
Kocaman, iyi yürekli, başarılı bir ekip olmaya. Ben değil, biz oluşumuza… Yapımcı, kast, senarist… Kanal da arkasında duruyor. Biz dizilerimize gerçekten çok değer veriyoruz. Tanıtımını en iyi şekilde yapıyoruz. Bunun yanında çok güçlü bir kurumsal iletişim ekibimiz var.
Hiç başarısız olduğunuz yanıldığınız işler de oldu mu?
Tabii ki oldu. Herkes yanılır ama hep yanılmamak lazım. Kâğıt üzerindeki senaryo harika gelebilir ama çekim sırasında ya oyuncu ya mekân ya da bazı detaylar izleyiciye istediğimiz gibi yansımayabilir. Bu yüzden bazı işlerin tutmaması mümkün. Ancak her dizinin arkasında büyük bir emek var. Senaryo aylarca yazılıyor, bazen olmuyor baştan yazılıyor, yine olmadı, tekrar baştan yazılıyor. Mekanlar araştırılıyor, detaylarla uğraşılıyor. Ekranda sadece kısa bir görüntü görüyorsunuz. İzleyici bazı şeyleri beğenmeyebilir ama orada yapılan işin büyüklüğünü anlamak çok önemli. Yapıcı eleştiriye açığız, ancak ağır ve yıkıcı eleştiriler sektöre katkı sunmuyor.

OZAN AKBABA GERÇEK BİR STAR
“Uzak Şehir”, riskli bir projeydi, şimdi rakip tanımıyor. O diziyi kabul etme sürecinizde sizi ikna eden en temel şey neydi?
Tutacağına emindim. Biz bu diziyi 3 yıldır yapmak istiyorduk. İyi bir işti, güçlü bir senaryoydu. Yapımcının da çok ciddi bir emeği var. Diziye müthiş bir ilgi var. Derbi ve milli maç reytingleriyle yarışıyor, hatta geçiyor. Geçenlerde Ankara’dan devlet kademelerinde önemli görevler yapmış bir isim aradı ve “Mardin’e gittik, arabayı park edecek yer bulamadık. Sokakta yürümek imkânsız hale gelmiş” dedi. Dünyanın dört bir yanından insanlar Mardin’e geliyor. Türk dizileri hem iç hem de dış turizmi ciddi şekilde hareketlendiriyor. Kıyafet, aksesuar gibi ürünler de Türkiye’den sipariş ediliyor. Bu da ülkemize çok büyük bir ekonomik fayda sağlıyor.
Çoğu kişi ”Bu iş tutmaz” derken, size ”Tutar, bu işi alıyorum” dedirten şey neydi?
Birçok senaryo okuyorum. Bunun senaryosu bizdendi, bizim hikâyemizi anlatıyordu. Aslında bir bölgenin hikâyesini, oradaki gerçek karakterleri ele alıyordu. Biz bu işe çok inandık. Yapımcımız Kerem Çatay ve Lale Eren sağ olsun, çok güzel iş çıkarıyorlar. Gerçekten çok başarılı bir iş oldu. Mesela Ozan Akbaba için uzun süredir keşke bizim projelerimizde yer alsa diyordum.
Bu kadar iyi iş çıkaracağını nereden anladınız?
Ben Ozan Akbaba’yı çok beğeniyordum. Önceki iki projede de hep “Ozan Akbaba olsa” dedik ama olmadı. Başka projelerde oynuyordu, bazı şeyler uyuşmadı. Ama burada nokta atışı oldu. Ben, Ozan Akbaba’da bir ‘star ışığı’ olduğunu düşünüyordum. Keza Sinem Ünsal da müthiş bir performans sergiledi. Harika oturdu. Sadece ikisi değil; yan karakterler ve yardımcı rollerdeki tüm oyuncular da inanılmaz iş çıkardı. İzlerken şunu fark ettim, her dizide bu kadar gerçekçi bir deneyim yaşanmıyor. Ama bu diziyi izlerken oradaymışsınız gibi hissediyorsunuz, yaşıyorsunuz resmen. Senaryonun ve oyunculuğun etkisiyle gerçekten sahnenin içinde oluyorsunuz. Senaristimiz de kalbini ortaya koyuyor, yazdığı metin gerçekten etkileyici. Yapımcılarımız Kerem Çatay, Lale Eren ve tüm ekibin emeği büyük. Son yılların en yüksek reyting alan dizisi oldu.
‘GİRİLMEYEN YERLERE GİRELİM’ DEDİK
‘Kuralsız Sokaklar’ var mesela?
Kuralsız Sokaklar çok farklı bir format oldu. Gezi programları var biliyorsunuz. Farklı bir gezi programı yapmak istedik. Mert Öztürk dikkatimizi çekiyordu. Normalde herkes dünyanın en güzel yerlerini geziyor biz dedik girilmeyen yerlere girelim. Orada yaşayanları görüntüleyelim. Ben bu kadar karşılık bulacağını beklemiyordum. Müdavimleri oluştu programın.
1 DAKİKALIK TANITIMLA PROJEYİ LİNÇ EDİYORLAR
En iddialı işlerden biri de İnci Taneleri. O cephede durumlar nasıl gelişti?
İnci Taneleri son yılların en iyi dizilerinden ve en sevdiğim işlerden biri. Senaryoyu ilk okuduğumda, bayıldım. Dizideki dans sahneleri çok dikkat çekti ama dizinin çok güçlü bir senaryosu var. İlk bölümde Dilber’in dans sahnesi 2-3 dakikayı geçmiyor. Eleştiri yapanlar sanki dizinin tamamı dansla başlıyor, dansla bitiyor gibi davranıyor. Öyle bir şey yok. Senaryo çok güçlü ve Hazar Ergüçlü de harika bir performans sergiliyor.
İnci Taneleri’nin rekorlar kıran bir tanıtımı vardı. Nasıl çıktı ortaya?
Drama direktörümüz Gökhan Yıldız, “Hazar Ergüçlü dans dersi alıyor” dedi. Telefonla çekilmiş 20-25 saniyelik bir görüntü vardı, “Bunu kullanmak istiyorum” dedim. O tanıtım, dillere pelesenk oldu; bazı davalarda savunma argümanı olarak bile kullanıldı. Diziyi inanılmaz bir yere taşıdı. İlk yayınladığımızda eleştiriler de aldık, “Böyle dizi tanıtımı mı olur, dans eden bir kadın mı gösteriliyor?” dendi. Tabii bunlar bazen kara propaganda, linç kültürü gibi oluyor. 1-2 dakikalık bir sahne sanki tüm diziymiş gibi gösteriliyor. Bu bana çok yanlış geliyor.

GÜLLER VE GÜNAHLAR’DA ÇOK İDDİALIYIZ
Bu sezon yeni projeler de iddialı mı?
Çok iddialı bir proje geliyor Kanal D ekranına: ‘Güller ve Günahlar.’ Biz de heyecanla bekliyoruz. Yapım şirketimiz NGM çok güzel bir senaryo getirdi. Umarım izleyici de çok beğenecek. Murat Yıldırım ve Cemre Baysel başrolleri paylaşıyor; harika bir iş. Şu anda setteyiz; yakında seyirciyle buluşturacağız. Ama gerçekten senaryo olarak güçlü, ayakları yere basan ve kalbe dokunan bir iş. İnşallah çok güzel olacak ve herkes çok beğenecek. Yeni sezonla ilgili gerçekten çok iddialı geldiğimizi söyleyebilirim. Mesela ‘Eşref Rüya’nın ilk bölümü sadece YouTube’daki izlenme oranıyla 50 milyona yaklaşıyor. ‘Eşref Rüya’ da muhteşem bir iş. Timur Savcı ve Burak Sağyaşar ve tüm dizi ekibi son yılların en güzel ve görkemli dizilerinden birini ortaya çıkardı. Keza ‘Uzak Şehir’ şu anda yeni sezon tanıtımlarıyla öne çıkıyor, ikisinin de tanıtımları harika ilerliyor. ‘Arka Sokaklar’ ve ‘İnci Taneleri’ de gelecek. Ve tabii ‘Güller ve Günahlar’ da devreye girecek. Bu sene de güçlü ve kaliteli dizilerimizle ekranlardayız. Çok mutluyuz, çok gururluyuz….

Vitamin takviyesi için uyarı

Vitamin takviyesi için uyarı

Didem SEYMEN – Uzmanlara göre, vitaminler sağlıklı yaşam için gerekli, fakat en iyi kaynak yine besinler: sebze, meyve, tahıl, süt ürünleri ve balık. Fast food ve işlenmiş gıdaların artışıyla birçok kişi vitamin ihtiyacını karşılayamıyor. Bu nedenle bazı gruplarda eksiklikler görülebiliyor. Ama araştırmalar, özellikle yüksek doz vitamin kullanımının riskli olduğunu ortaya koyuyor. Fazla D vitamini nörolojik sorunlara yol açabilirken, aşırı A vitamini zehirlenmeye kadar gidebiliyor. Yüksek doz antioksidanların (beta-karoten, E vitamini) kanser riskini artırabileceğine dair bulgular da mevcut. Kışın güneş ışığının yetersiz olduğu bölgelerde D vitamini eksikliği yaygın. Çalışmalar, D vitamininin bazı kanser ölümlerini ve otoimmün hastalıkları azaltabileceğini gösterdi.
Kadın sağlığının yeni alanı: Genital estetik operasyonları
‘Toksik etki yaratabilir’
Uzman Dr. Demet Erciyes (İstanbul Florence Nightingale Hastanesi): “Vitaminler her zaman faydalıymış gibi düşünülüyor ve gelişigüzel kullanılabiliyor. Oysa bilinçsiz kullanım ciddi zararlara yol açabilir. Bazı vitaminler vücuttan kolayca atılırken, yağda çözünen vitaminler (A, D, E, K) vücutta birikerek toksik etki yaratabilir. Bu durum karaciğer ve böbrek hasarı, taş oluşumu, laboratuvar sonuçlarında yanıltıcı değerler ve hatta zehirlenmeye kadar gidebilir. Özellikle kan sulandırıcı ilaçlarla alındığında hayati risk oluşturabilir. Her bireyin ihtiyacı farklıdır. Eksikliği kan tahlilleriyle belirlenmeden alınan vitaminler vücutta gereksiz yük oluşturur. ‘Ne kadar çok alırsam o kadar faydalı olur’ düşüncesi yanlıştır. Fazla dozda alınan vitamin, bağışıklığı güçlendirmek yerine tam tersine bozabilir, organ hasarı yaratabilir. Vitamin takviyesi ancak hekim önerisiyle, kişinin yaşına, hastalıklarına ve yaşam koşullarına göre kullanılmalıdır. E vitamini fazlalığı kanı sulandırır, kanama riskini artırır. K vitamini fazla alındığında pıhtılaşma sorunlarına yol açabilir.”
‘Doktor kontrolünde kullanılmalı’
Uzman Dr. Ali Vardar (Biruni Üniversitesi Hastanesi): “Vitaminler, vücutta yapım ve yıkım reaksiyonlarında aktif rol oynayan organik bileşenlerdir. Aynı zamanda bu bileşenler, vücudun yenilenmesinde ve hayati fonksiyonların devamlılığında büyük bir öneme sahiptir. Diğer bir yandan yiyecek ve içeceklerden doğal yollarla alınan bu bileşenlerin vücutta kullanımı yetersiz kalabilir. Özellikle kronik hastalıkların varlığında bağırsaklarda emilim problemi oluşabilir ve günlük vitamin ihtiyacı kişilerde artabilir. Bu doğrultuda vitamin desteğini karşılamak adına takviye edici ürün kullanımı öne çıkar. Bu ürünlerin belirli dozlarda ve günlük kullanımının doktor kontrolünde takip edilmesi önemlidir. Vücutta eksiklikler söz konusu ise hayati fonksiyonların devamı için vitamin takviyeleri alınabilir. Böylece vitamin takviyesi sayesinde azalan depolar dolarak biyokimyasal reaksiyonlar devam edebilir. Dikkat edilecek husus ise bu ürünlerin kullanım süreleridir. Genel olarak ürünler 2-3 ay gibi bir süre kullanılabilir, bazı durumlarda 6 aya uzatılabilir.”
Gece artan uyuşma huzursuz bacak habercisi olabilir…

Reklam
İsrail’i zorlayacak diplomatik kıskaç

İsrail’i zorlayacak diplomatik kıskaç

Aslıhan Altay Karataş – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eylül ayının ikinci yarısında iki önemli zirveye katılacak. İsrail’i zorlayacak diplomasi ataklarının ilki Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleşecek. Netanyahu yönetiminin 9 Eylül’de Doha’ya gerçekleştirdiği ardından Katar’ın çağrısı ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Konseyi Dönem Başkanı Türkiye’nin desteğiyle düzenlenen Devlet Başkanları Zirvesi, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de yürüttüğü ve Lübnan, Suriye, Yemen ve İran gibi bölge ülkelerine genişlettiği saldırılar sonrasında düzenlenmeye başlanan İİT-Arap Birliği Olağanüstü Ortak Zirvelerinin üçüncüsü olacak.
Erdoğan’ın da katılacağı zirvede, İsrail’in Katar’a yönelik saldırısının yanı sıra İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’da devam eden soykırım faaliyetleri, işgal ve ilhak operasyonları ele alınacak. Zirvede kabul edilecek kararda barış ve güvenliğin devamı için İsrail’in Gazze ve bölge ülkelerine yönelik saldırılarının ivedilikle durdurulmasına vurgu yapılması öngörülüyor.
İlginizi Çekebilir
Filistin damga vuracak
Filistin diplomasisinin ikinci önemli ayağı ise New York’taki BM Genel Kurulu olacak. BM Genel Kurulu oturumuna katılmak için 21-24 eylül tarihlerinde ABD’ye ziyarette bulunacak Erdoğan, Filistinli mazlumların BM’deki sesi olarak dünyaya önemli mesajlar verecek. ABD Dışişleri Bakanlığının vizelerini iptal etmesi nedeniyle Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Genel Kurula katılamayacak olmasını, Çin’de düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi dönüşünde değerlendiren Erdoğan, “Filistin’in sesinin kısılması doğru değildir. Bu yıl Genel Kurul’a muhtemelen Filistin meselesi damga vuracak. Filistinli yetkililer BM Genel Kurulu toplantısına katılmasa dahi Filistinli mazlumların sesi orada yankılanacaktır” demişti.
BM Genel Kurulu’nun bu defa, önceki yıllardan farklı olarak Filistin lehine gelişmelere sahne olması bekleniyor. Fransa, İngiltere, Kanada ve Avustralya BM Genel Kurulu’nda Filistin’i tanıyacaklarını açıklarken, bu gelişmenin Filistin’in diplomatik konumunu güçlendireceği ve İsrail üzerindeki uluslararası baskıyı artıracağı ifade ediliyor.
Öte yandan BM Genel Kurulu, liderler zirvesi öncesinde Filistin’e destek yönünde önemli bir adım atarak, iki devletli çözümü temel alan New York deklarasyonunu 142 ülkenin oyuyla kabul etti. Ayrıca 22 Eylül’de BM 80. Genel Kurul oturumu kapsamında Fransa ve Suudi Arabistan’ın başkanlık edeceği iki devletli çözüm konferansı da düzenlenecek.
Ahlak enflasyonu ve soykırıma dolaylı finans
Erdoğan’ın BM’de vereceği mesajlar
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasının merkezinde Filistin yer alacak. Edinilen bilgiye göre, Filistin ve Gazze meselesinin, sınırların ötesinde, insanlığın ortak sınavı olduğuna dikkat çekecek olan Erdoğan, Filistin halkının yıllardan beri maruz bırakıldığı mezalim karşısında BM’yi küresel adaleti temsil eden bir platform haline getirmenin ortak sorumluluk olduğunu belirtecek. Erdoğan, bebeklerin, çocukların, yaşlıların açlıktan öldüğü bir vahşeti 23 aydır durduramamanın hiçbir izahı olmadığını dile getirirken, Netanyahu yönetiminin Gazze’de soykırım uyguladığını ve soykırıma kalkışanların mutlaka cezalandırılması gerektiğini vurgulayacak. İsrail’in Gazze’yi işgal planının kabul edilemez olduğuna işaret edecek olan Erdoğan, Filistinlilerin yurdununun Filistin olduğunu, buradan başka bir yere gidemeyeceklerinin altını çizecek. Erdoğan’ın konuşması sırasında Gazze’de yaşanan dramı gözler önüne seren fotoğrafları da BM kürsüsünden göstermesi bekleniyor.
‘İsrail’e karşı güçlü tepki’ çağrısı
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT)-Arap Ligi (AL) Dışişleri Bakanları, pazartesi günü gerçekleşecek olağanüstü liderler zirvesine hazırlık amacıyla bugün Doha’da toplanacak. Bakanlar 15 Eylül’deki olağanüstü zirveye sunulacak karar tasarısını ele alacak. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin ilk günden beri, İsrail saldırganlığının Filistin’le sınırlı kalmayacağı ve İsrail’in yayılmacı politikalarının tüm bölge için tehdit oluşturduğu uyarılarını hatırlatarak, “İsrail’in iki devletli çözümü ortadan kaldırmaya ve siyasi gayelerle komşu bölgelerindeki mevcut durumu suiistimal etmeye çalıştığını” vurgulayacak. Fidan, “Bölge ülkelerinin ve sorumluluk sahibi küresel güçlerin eşgüdüm içinde hareket ederek İsrail’e karşı güçlü tepki göstermesi gerektiği” mesajını verecek.

Test ettikten sonra onayladı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Togg’un yeni satışa çıkan modeli T10F hediye edildi. TOGG Yönetim Kurulu üyeleri, Erdoğan’a otomobili Dolmabahçe’deki Çalışma Ofisi’nde teslim etti. Erdoğan, plakasına Cumhurbaşkanlığı forsu takılan Togg’un mavi renkli yeni modeliyle test sürüşü yaparken, araç hakkında bilgi aldı. Erdoğan, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, “Yerli ve milli otomobilimiz Togg’un T10F modelinin Tip Onay Belgesi’ni verdik. İnşallah 15 Eylül Pazartesi Türkiye’de, kısa süre sonra da Avrupa’da satışa sunulacak olan T10F, ilk modelimiz T10X ile birlikte gurur kaynağımız olacak” dedi.
Küresel Sumud Filosu! Filistinli kadınlara destek için yola çıktılar

‘Muhalefet 3K girdabında debelenip duruyorlar’
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti AR-GE ve Eğitim Başkanlığınca Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Teşkilat Akademisi Kapanış Programı’nda katıldı. Erdoğan, konuşmasında özetle şunları söyledi:
FETRET DEVRİ: İstanbul’un üzerine adeta karabasan gibi çöken hizmetsizlik bulutlarının dağıtılması için bu kardeşlerimizle omuz omuza verecek, içinden geçtiği fetret devrinin İstanbul’u daha fazla yıpratmasına müsaade etmeyeceğiz.
MUHALEFET ABANDONE OLMUŞ: Bu muhalefet abandone olmuş vaziyettedir. Kendi kendilerini mahkum ettikleri 3K girdabında debelenip duruyorlar. Nedir bu 3K? Kavga, kaos, kriz. Evet krizle, koltuk kavgasıyla, kaosla neredeyse bütünleştiler. İçeride ve dışarıda gerilim üretmeden siyaset yapamaz hale geldiler. Akıllarınca mahkemeler ve siyaset üzerinde baskı kurmaya çalışıyorlar. Onu bile ellerine, yüzlerine bulaştırıyorlar. İnsanımızı kamplara bölerek, polisimize saldırarak, sokaklarımızı terörize ederek, yolsuzlukların üzerini örtebileceklerini zannediyorlar.
ÖZGÜR EFENDİ NE DİYECEK: Özgür efendi bu işten nasıl yırtarım diye düşünedursun, dün Manavgat skandalıyla ilgili yeni bir görüntü daha yayınlandı. Tıpkı bir önceki gibi bunda da avrolar, dolarlar başrolde. Bakalım beyefendi bu görüntüye ne diyecek? Balya balya avroları, dolarları, altınları millete nasıl açıklayacak? Yine kime çamur atacak? Malum CHP genel başkanı son dönemde elinde hesap makinesiyle kuyumcu gezmeyi, altın üzerinden hesap yapmayı çok seviyor. İşte ona fırsat. Gitsin Manavgat’taki rüşvet külçelerini hesaplasın. Hazır, eline hesap makinesini almışken Antalya’da, İzmir’de ve İstanbul’da milletten çalınan milyarların bir icmalini çıkarsın. Bunları yaptıktan sonra da şayet zerre kadar haysiyeti varsa Manavgat’ta attığı iftiralardan dolayı polis ve yargımızdan özür dilesin.
CHP İÇİ MEYDAN MUHAREBESİ: Kabullenmeye yanaşmasa da Türkiye bir hukuk devletidir. Mahkemeye başvuranlar CHP’li, şikayet edilenler CHP’li. ‘Para ile oyumu değiştirdim.’ diyenler CHP’li, ‘Rüşvet aldım, rüşvet verdim’ diyenler CHP’li. Mağdurlar, müştekiler, müdahiller, itirafçılar, davalı ve davacılar, velhasıl tarafların tamamı CHP’li. Yani ortada CHP içi bir meydan muharebesi var. Biz bu kavganın, kaosun, CHP’nin iç krizinin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız Bay Özgür.
SİYASİ NEZAKETİMİZİ KORUYACAĞIZ: Tehditlere ve sokak çağrılarına elbette pabuç bırakmayacağız ama CHP’nin eski ve yeni kadroları arasında giderek çirkinleşen kavgaya da partimizin ve hükümetimizin çekilmesine fırsat vermeyeceğiz. Ana muhalefetin özellikle kabalık ve kabadayılıklarına rağmen siyasi nezaketimizi sonuna kadar koruyacağız.
ErdoğanGürzel’e rozet taktı
■ Erdoğan, Beykoz Belediye Başkanvekili Özlem Vural Gürzel’in de aralarında bulunduğu AK Parti’ye katılanlara rozetlerini taktı.

Kudüs Patriği Giannopoulos’u kabul etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kudüs Rum Ortodoks Patriği Theofilos Giannopoulos ve beraberindeki heyeti Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti. Kabul sonunda Erdoğan ile Patrik Giannopoulos hediyeleşti….

Özgür Özel’den ses kaydı iddiası

Özgür Özel’den ses kaydı iddiası

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dün Genel Başkan Çalışma Ofisi’ne dönüştürülen Sarıyer’deki eski il binasına geldi. Partililer ile selamlaştıktan sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Özel çalışma ofisine geldiğini belirterek, “Merkez Yönetim Kurulu toplantısını burada yapacağız” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarına yanıt veren Özel, şunları söyledi:
‘Bomba’ diyerek açıkladı
“Yeni bir ses kaydı var. Ses kaydında birine diyorlar ki ‘Sana para verelim, bize oy ver.’ Bomba; Ses kaydındaki kişi bugün Beykoz Belediye Başkanvekili ile birlikte istifa eden belediye meclis üyesi. AK Parti’ye gidiyorlar. Kayyum kararı için kullandıkları adam AK Parti’ye katılıyor. Ses kaydında ne Özgür Çelik var ne de başka birisi. Oyu bize ver diyen kişi de Özgür Çelik’in listesinde değil, karşı listede aday. Millet partiye sahip çıkıyor. Üç tane meczup, iki tane partiden atılmış adamın ifadesiyle AK Parti’ye devşirdiğiniz adamın ses kaydıyla partiye çökmeye çalışıyorsunuz.
‘Belediyeye çökecekler’
Sayın Hasan Mutlu’ya 48 kişi ile birlikte operasyon yapıldı ve önce 5, sonra ‘5 yetmeyebilir’ demişler, 8 belediye meclis üyemiz gözaltına alındı. Bayrampaşa’da bizim 20 meclis üyemiz var. AK Parti’nin 15, 2 de bağımsız. 22’den 15 çıkarınca 7 ya. 8 belediye meclis üyesi tutukluyorlar. ‘Ya bağımsızlar da gider bunlara oy verirse’ diye. Bayrampaşa Belediyesi’ne çökecekler akıllarınca. Aynı Manavgat’taki oyunu çevirmeye çalışıyorlar.
Tekin, MYK öncesi il başkanlığına geldi
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in çalışma ofisine çevrilen Sarıyer’deki eski il başkanlığı binası önünde bekleyiş sürüyor. Sabah saatlerinde Gürsel Tekin heyetiyle birlikte, eski İl Başkanlığı binasına geldi. Bir süre içeride kalan Tekin, ayrılmak için çıktığında araç içinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Tekin, “Bugün genel başkanımızın burada MYK toplantısı olacak. Biz de burada düzeni sağlamak için geldik. Arkadaşlarımızla bir toplantı yaptık. Şimdi başka bir görüşmemiz var oraya gidiyoruz” dedi. Tekin ve heyeti daha sonra binadan ayrıldı.
Özel’den miting daveti
CHP, Tandoğan mitingine 1 milyon katılım hedeflerken, başkentliler söz konusu mitinge bizzat Genel Başkan Özgür Özel’den gelen telefonla davet ediliyor. Ankaralılar iki gündür cep telefonlarından Özel’in miting çağrısını içeren şu sesli mesajını dinliyor: Değerli Ankaralı hemşehrilerim, ben CHP Genel Başkanı Özgür Özel. Sizleri 14 Eylül Pazar günü(bugün) saat 17.00’de Tandoğan Meydanı’nda gerçekleştireceğimiz ‘Vesayet değil, siyaset. Kayyıma, darbeye hayır’ mitingine davet ediyorum. Sevgi ve saygıyla.
Duruşmada görüntü çekimine soruşturma
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Ekrem İmamoğlu’nun, lisans diplomasının sahte olduğu iddiasına ilişkin yargılandığı davanın ilk duruşmasında görüntü çekip sosyal medyada paylaşanlar hakkında soruşturma başlattı. Duruşma salonu içerisinden çekilen görüntülerin sosyal medyada yayılması üzerine TCK’nın 286. maddesi kapsamında ‘Ses veya Görüntülerin Kayda Alınması Suçu’ kapsamında re’sen soruşturma açıldığı öğrenildi….

Reklam