BIST 100
14.321,19 1,53%
DOLAR
46,9807 0,15%
EURO
53,6433 -0,10%
GRAM ALTIN
6.225,55 0,12%
FAİZ
40,75 -0,54%
GÜMÜŞ GRAM
90,48 0,03%
BITCOIN
64.184,00 -0,25%
GBP/TRY
62,9465 -0,15%
EUR/USD
1,1401 -0,25%
BRENT
76,01 -0,38%
ÇEYREK ALTIN
10.178,77 0,12%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
24 °
Reklam

SİYASET

Son Dakika Haberleri: Muhittin Böcek’in oğlu Gökhan Böcek gözaltına alındı!

Son Dakika Haberleri: Muhittin Böcek’in oğlu Gökhan Böcek gözaltına alındı!

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü ‘rüşvet’ soruşturması kapsamında, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, oğlu Gökhan Böcek ve eski gelini Zeynep Kerimoğlu hakkında gözaltı kararı verildi. 5 Temmuz’da Muhittin Böcek ile Zeynep Kerimoğlu gözaltına alınırken, Mustafa Gökhan Böcek’in eşi Zuhal ve 1 yaşındaki oğlu Muhittin Aslan Böcek ile İtalya’da olduğu öğrenildi. Aynı gün adliyeye sevk edilen Muhittin Böcek tutuklandı, Zeynep Kerimoğlu yurt dışı çıkış yasağı konularak serbest kaldı. Böcek, daha sonra geçici olarak Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırıldı.
İlginizi Çekebilir
ANTALYA’YA DÖNEN EŞİ TUTUKLANDI
Gökhan Böcek ile 2024’te dünyaevine giren Zuhal Böcek ise 27 Temmuz sabahı Antalya’dan uçakla gittiği İstanbul Havalimanı’nda, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığının değerinin aklanması’ suçlamasıyla gözaltına alındı. Ardından Antalya’ya getirilen Böcek, 31 Temmuz’da tutuklandı.
UÇAKTA GÖZALTINA ALINDI
Muhittin Böcek’in yurt dışındaki oğlu Gökhan Böcek de bugün Avusturya’nın başkenti Viyana’dan uçakla geldiği Antalya’da gözaltına alındı. Havalimanı polisi tarafından gözaltı işlemi uygulanan Böcek, ardından Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekiplerine teslim edildi. Gökhan Böcek, ifade işlemleri için emniyet müdürlüğüne götürüldü.
Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney görevden uzaklaştırıldı
İKİ AYRI RÜŞVET SORUŞTURMASI
Gökhan Böcek; daha önce İstanbul’daki başka bir dosyada tutuklu yargılanırken tahliye edilen iş insanı Yusuf Yadoğlu’nun ifadeleri ve sunulan belgeler doğrultusunda 2 ayrı rüşvet eylemiyle suçlanıyor. 2024 yerel seçimlerinden 10-15 gün önce Gökhan Böcek’in Yusuf Yadoğlu’nun ofisinde yaptığı görüşmede; seçim çalışmaları için 25 milyon TL para talep edildiği, bu meblağın karşılanamaması üzerine araç giydirme hizmeti karşılığında 8,5 milyon TL’lik fatura ödemesi üzerinde anlaşıldığı iddia edildi. İlgili firma yetkilileri, söz konusu giydirme işinin Muhittin Böcek’in seçim kampanyası kapsamında yapıldığını, ödemelerin ise Yusuf Yadoğlu’nun şirketleri aracılığıyla gerçekleştirildiğini doğruladı. MASAK raporları, banka dekontları ve HTS kayıtları da beyanlarla örtüşen şekilde dosyaya yansıdı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: Zor bir sürecin içerisindeyiz
30 MİLYON LİRALIK KONUT ÖDEMESİ
İkinci eylemde de Gökhan Böcek’in, 2025 yılı Şubat ayında boşanma sürecindeki eşi Zeynep Kerimoğlu adına, Özpınarlar isimli firmadan 30 milyon TL değerinde bir ev alındığını, bu bedelin iş insanı Yusuf Yadoğlu tarafından 3 parça halinde firmaya ödendiği iddia edildi. Ödeme işlemlerine ilişkin banka hareketleri, baz kayıtları ve tanık beyanlarının, ifadelerle uyumlu olduğu tespit edildi….

Terörsüz Türkiye komisyonu 4

Terörsüz Türkiye komisyonu 4. toplantısı başladı! Şehit anneleri dinlenecek

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 19-20 Ağustos tarihlerinde Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş Başkanlığında bir kez daha toplanacak.
Bu hafta iki gün mesai yapacak olan komisyonun davetli listesi oldukça kalabalık. Çalışma yöntemlerini belirleyen İçişleri ve Savunma Bakanı ile MİT Başkanı’nı dinleyen komisyon bu kez şehit aileleri ve gazileri dinleyecek.
Çarşamba günü ise komisyonda Cumartesi anneleri ile Barış Anneleri, İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği ile Tahir Elçi İnsan Hakları Vakfı temsilcileri dinlenecek.
İlginizi Çekebilir
BU SÜREÇTE HİÇBİR AL-VER OLMADI VE OLMAYACAKTIR
Terörsüz Türkiye komisyonunun toplantısının açılışında konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un açıklamaları şöyle;
“Bu süreç bugüne kadar dördüncü toplantısını yapıyor. Geldiğimiz bu sürecin hiçbir noktasında, en başından itibaren herhangi bir şekilde bir pazarlık, bir al-ver olmamıştır ve olmayacaktır. Bunu, şehit ailelerimizin ve gazilerimizin huzurunda, onların şahsında bütün Türkiye’nin, 86 milyonun huzurunda bir kez daha söylüyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, hiçbir pazarlığın içerisinde olmadan, hiçbir pazarlığın konusu olmadan bu sürecin bir an evvel bitirilmesi ve bu ülkede ezelî ve ebedî kardeşliğimizin yeniden tesis edilmesi için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirecektir.
Bu anlamda zor bir sürecin içerisinde olduğumuzu biliyorum. En önemli vazifelerimizden birisi de toplumsal rızayı artırmak, toplumsal duyarlılığı geliştirmek ve özellikle bu kardeşlik sürecine toplumumuzun farklı kesimlerinin desteğinin artırılmasını temin etmektir.

“GAYRETLİ BİR ÇALIŞMA DÖNEMİNİN İÇİNDE OLMAK ZORUNDAYIZ”
Bunun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir parti hariç bütün siyasi partilerin katılımıyla bu geniş kapsamlı komisyon oluşturulmuş ve şimdiye kadar da bütün kararlarını ittifakla alarak yoluna devam etmektedir.
Zor bir sürecin içerisindeyiz. Gayretli bir çalışma döneminin içinde olmak zorundayız. Burada bütün meselelerimizi konuşacağız. İlk oturumda ne yapacağımızı, nasıl yapacağımızı konuştuk. Şimdi ise kimleri dinleyeceğimizi tespit ettik.
Bu süre içerisinde, elbette yalnızca burada dinleyerek geçirmeyeceğiz ama ilk olarak şehitlerimizin yakınları ve gazilerimizle başlıyoruz. Bu sürece katkı sunabilecek özellikle kurumsal yapıların tamamını burada mümkün olduğunca dinlemeye gayret edeceğiz. Sonunda da sürecin nasıl sağlıklı bir şekilde sonuçlandırılabileceğini hep birlikte Türkiye kamuoyuna göstereceğiz.
Ümit ediyorum ki bu tarihi misyonumuzu en başarılı şekilde yerine getireceğiz.

Reklam
Kurtulmuş: İsrail hesap verecek bir ülke haline gelmiştir

Kurtulmuş: İsrail hesap verecek bir ülke haline gelmiştir

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Diyanet İşleri Başkanlığı’nda düzenlenen ‘Darüsselam Kudüs Tanıtım Programı’nda konuştu. Kurtulmuş, “Bizim için Kudüs çok yönlü, çok katmanlı bir meseledir. Her şeyden evvel büyük İslam medeniyetinin en büyük merkezlerinden birisidir. Her köşesinde, her sokağında, her yapısında, her türlü sanatın yer aldığı mimarisiyle, gravürleriyle, hat sanatlarıyla muazzam bir şehir inşa edilmiştir. Ayrıca Kudüs şehri kendisiyle ilgili herhalde en fazla şiirlerin kaleme alındığı şehirlerden birisidir. Kudüs bu anlamda sadece geçmişte kalan bir büyük medeniyetin izini sürmek değil, aynı zamanda bugün için de bir büyük bilincin yeniden sahiplenilmesini sağlamaktır. Bunun için Kudüs’le ilgili ne yapılırsa, Filistin’le ilgili ne yapılırsa azdır; her türlü emek de her türlü çaba da her türlü takdirin üstündedir. Kudüs, bizim için peygamberlerin ayak izlerinin olduğu bir belde. Filistin topraklarının tamamı; ecdadımızın bütün dünyaya insanlığı, insafı, vicdanı öğrettiği bir büyük belde. Bugün dünyanın en çok ihtiyacının olduğu hangi mesele varsa hepsinin tarihsel olarak merkezinde yer almış olan önemli abidevi şehirlerden birisi. Bunun için Kudüs’ü çokça anmak, Kudüs’e çokça hizmet etmek ve inşallah özgür bir Filistin’in ve onun başkenti olan özgür bir Kudüs’ün ortaya çıkması için hayatımızı vakfetmek, herhalde hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.
‘SADECE MÜSLÜMANLARIN MESELESİ DEĞİL’
Kurtulmuş, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının, tarihsel olaylar bakımından üçüncü perde olduğunu kaydederek, “Allah’ın izniyle 7 Ekim’den bu yana Gazze halkının onurlu direnişi; ölüme rağmen, açlığa rağmen, kıtlığa rağmen ‘ya Allah’ diyerek ayakta kalmaları, ‘Biz Allah’tan başka hiç kimseye boyun eğmeyiz’ diyerek onurlu duruşu, ailesinden bütün fertleri kaybetmelerine rağmen Gazze topraklarını terk etmemeleri, insanlık cephesinde de yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Hangi hesabı kurarlarsa kursunlar artık Filistin meselesi, artık Gazze ve işgal edilen diğer topraklar meselesi sadece Filistinlilerin, sadece Arapların, sadece Müslümanların meselesi değildir. Bu mesele çoktan bir insanlık meselesi haline gelmiş, gönlünde azıcık vicdandan eser olan, zihninde azıcık adalet ve hak duyguları olan bütün insanlığın ayağa kalktığı bir büyük küresel intifadaya dönüşmüştür” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, El Pais için yazdı: Tarihe kara bir leke olarak geçti

‘HESAP VERECEKLERİ GÜN YAKIN’
Kurtulmuş, “Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin son kararı ve arkasından uluslararası mahkemelerin harekete geçmesiyle birlikte artık dokunulamaz zannedilen İsrail, dokunulabilir, hesap verebilir ve hesap verecek bir ülke haline gelmiştir. Allah ömür verirse göreceğiz. Önümüzdeki dönemde bu büyük soykırımın failleri tek tek mahkemeler önünde hesap vereceklerdir. Bunlardan yaptıklarının hesabı misliyle sorulacak, burunlarından fitil fitil getirilecektir. Bunu sadece dua manasında söylemiyorum. Küresel vicdan ortak bir noktada hareket ettiği zaman, onun karşısında duracak hiçbir şey yoktur. Bu çerçevede bu Siyonist eşkıyalar için artık devran dönmüş, hesap verecekleri gün yakın hale gelmiştir” dedi.
Beyaz Saray’daki zirvede gizli istek ortaya çıktı! Putin’in hamlesi ne olacak?
‘EGEMEN BİR FİLİSTİN DEVLETİ MUTLAKA KURULACAK’
Egemen bir Filistin devletinin kurulacağına inandığını söyleyen Kurtulmuş, “Başkenti Kudüs olan 1967 sınırlarında tam manasıyla toprak bütünlüğü sağlanmış, egemen bir Filistin devleti mutlaka ama mutlaka kurulacaktır. Çünkü bu sadece biz istediğimiz için değil, Filistin halkı bunu çoktan hak ettiği için gerçekleşecektir. Çünkü, bu biz sadece böyle olmasını istediğimiz için değil, ecdadın bu kadar büyük çalışmalarının bereketinin yüzü suyu hürmetine gerçekleşecektir. Gazze’de ağlayan her bir kadının çığlığı aslında Kudüs’ün duvarlarına vuran bir kurtuluş müjdesidir. Gazze’de kanı damlayan her bir erkeğin yere düşen kanı, her bir çocuğun açlıktan kıvranan bedeni, Kudüs’ün duvarlarında çınlayan bir özgürlük türküsüdür. Allah Kudüs’e özgürlük vermeyi, Kudüs’ü özgür kılmayı, Kudüs’ü özgür görmeyi hepimize nasip eylesin diyorum” diye konuştu. (DHA)
İçişleri Bakanlığı, Meclis önünde yakılan araçla ilgili detayları açıkladı! 16 suç kaydı var…

Dağlık alanda yeşil örtüyle kaplı! Köylüler yıllardır altındaki gerçeği bilmeden gelip gitti

Dağlık alanda yeşil örtüyle kaplı! Köylüler yıllardır altındaki gerçeği bilmeden gelip gitti

İlçeye bağlı Cimitekke Yaylası’nda bulunan ve halk arasında “Tomağın Mezarlığı” olarak bilinen tarihi alan, 14. yüzyılda yaşanan büyük bir savaştan günümüze izler taşıyor.1386 yılında Hacıemiroğulları Beyliği ile Tacettinoğulları Beyliği arasında meydana gelen savaşta, rivayetlere göre yaklaşık 3 bin asker hayatını kaybetti.

Dağlık ve ormanlık alanda yeşil örtüyle kaplı mezarlıkta, bugün hâlen 100’e yakın taşla çevrili mezar ayakta duruyor.
İçişleri Bakanlığı, Meclis önünde yakılan araçla ilgili detayları açıkladı! 16 suç kaydı var

İKİ BEYLİK “ULU YOL”DA KARŞI KARŞIYA GELDİ
Ordu, Sivas ve Tokat üçgeninde yer alan Cimitekke Yaylası, dönemin önemli geçiş güzergâhlarından biri olan “Ulu yol” üzerinde bulunuyor. Tarihi kayıtlara göre iki Türk beyliği bu bölgede karşı karşıya geldi. Meydan savaşında ağır kayıp veren Tacettinoğulları Beyliği geri çekilmek zorunda kaldı.
17 milyon liralık Ferrari’yi perte çıkartan usta konuştu! Herkesin sorduğu soru yanıtlandı

“TAŞLARI TUZ TAŞI OLARAK KULLANDIK”
Çocukluğunu bölgede geçirdiğini belirten Azamet Erdem, mezar taşlarının yıllarca köylüler tarafından hayvanlara tuz taşı olarak kullanıldığını anlattı. Erden, “Biz burayı çocukken ‘Tomak’ adından dolayı gavur mezarlığı zannederdik. Yapılan araştırmalar iki Türk beyliğinin savaştığını ortaya koydu. Tacettinoğulları burada büyük bir yenilgi almış. Koyunlar hâlâ mezarların üzerinde geziyor. Çocukluğumda da bu taşları hayvanlara tuz vermek için kullanırdık. Vatandaş olarak gücümüz yetmiyor, inşallah buraya sahip çıkarlar” dedi.

KORUMA VE ŞEHİTLİK ANITI TALEBİ
Bölge halkı, Tomağın Mezarlığı’nın restore edilerek korunmasını, ayrıca alana bir mescit ve şehitlik anıtı yapılmasını istiyor. Tarihi mezarlık, Tokat’ın kültürel mirası ve Anadolu’daki Türk beyleri arasındaki mücadelelere tanıklık eden önemli alanlardan biri olarak dikkat çekiyor.

Reklam
İçişleri Bakanlığı, Meclis önünde yakılan araçla ilgili detayları açıkladı! 16 suç kaydı var

İçişleri Bakanlığı, Meclis önünde yakılan araçla ilgili detayları açıkladı! 16 suç kaydı var

Olay, saat 09.00 sıralarında Çankaya ilçesi İsmet İnönü Bulvarı’nda meydana geldi. Otomobiliyle Mersin’den gelen Mehmet Emin F., TBMM önünde kullandığı 33 FC 312 plakalı otomobilini yaktı.
İhbar üzerine olay yerine itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesi sonucu söndürülen otomobil, kullanılamaz hale geldi.
GÖZALTINA ALINDI
Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “19.08.2025 günü ilimiz Çankaya ilçesi İnönü Bulvarı üzerinde gerçekleşen araç yangınının, Mersin ilinde ikamet eden, psikolojik rahatsızlıkları bulunan ve çok sayıda suç kaydı olduğu belirlenen M.E.F. isimli şahıs tarafından gerçekleştirildiği tespit edildi. Şahıs gözaltına alınmış olup, olayla ilgili tahkikat başlatılmıştır.” ifadeleri kullanıldı.
40 bin kişinin yaşadığı ilçede nüfus 500 bine dayandı: Fiyat olarak da pahalı değil
SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Meclis önünde aracın yakılmasıyla ilgili ‘Genel Güvenliği kasten tehlikeye sokmak’ suçundan resen soruşturma başlattı.

Fotoğraftaki: Mehmet Emin F.
URDA ARAÇLARA ÖTV İNDİRİMİ ÇIKMADIĞI İÇİN OTOMOBİLİNİ YAKMIŞ
İçişleri Bakanlığı, olayla ilgili sosyal medya hesabından açıklama yaptı.
Açıklamada, “Yapılan incelemede şahsın Mersin’de ikamet ettiği, hurdacılık yaptığı, üzerine kayıtlı 12 hurda aracın olduğu ve ‘hurda araç teşvikiyle ÖTV indirimi beklediği, indirim çıkmadığı gerekçesiyle de aracı yaktığı belirlenmiştir. Şahsın, aralarında hırsızlık, motorlu taşıt hırsızlığı, resmi belgede sahtecilik, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, tehdit ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması gibi 16 farklı suçtan kaydının olduğu tespit edilmiştir. Psikiyatri tedavisi gördüğü belirlenen söz konusu şahsın, 11 Mayıs 2018 tarihinde de ’10 yıl cezaevinde yattım’ diyerek Mersin Adliyesi önünde araç yaktığı belirlenmiştir. Konu ile ilgili geniş kapsamlı tahkikat devam etmektedir” denildi.
Content Video – İçişleri Bakanlığı, TBMM önünde araç yakan şüphelinin görüntülerini paylaştı
MERSİN’DE ŞEHİT CENAZESİNİ PROVOKE ETMEYE ÇALIŞMIŞ
Öte yandan TBMM önünde otomobilini yakan Mehmet Emin F.’nin (57), Mersin’de 2006 yılında Şehit Jandarma Uzman Çavuş Murat Tutal’ın cenaze töreninde topluluğu provoke etmeye çalıştığı ortaya çıktı.
Şüphelinin ayrıca 2007 yılında Mersin ve yakın çevresinde ‘Cinali Grubu’ olarak bilinen Ahmet Cinali liderliğindeki organize suç örgütü yapılanması içerisinde bulunduğu belirlendi.
2025 yılında Mersin Şehir Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları bölümünden randevu aldığı da ortaya çıkan şüphelinin, hırsızlık, oto hırsızlığı, resmi belgede sahtecilik ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi, güveni kötüye kullanma, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarından kaydı olduğu ve 2017 yılında Ceyhan M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak kaldığı ortaya çıktı.
PROVOKASYONUN ADI: BEYAZ TOROSLAR
CNN TÜRK İstanbul Haber Müdürü Nihat Uludağ da yaşanan olayla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Kaç gündür ‘Beyaz Toroslar’ ile ilgili çok ciddi siyasi polemikler yaşanıyor. Neden? Çünkü Türkiye’deki bir takım yargılama süreciyle ilgili olarak hep bir ‘Beyaz Toros grubu’ yani çetesi olduğu iddia ediliyor muhalefet tarafından. Ve tam da bu söylemlerin zirveye çıktığı bir noktada ne oluyor?
Bakıyorsunuz, bu olayı kendine görev edinmiş; psikolojisi bozuk bir kişi… Sen Mersin’den çık gel, nereye? Ankara’ya gel. Ankara’nın neresine gidiyorsun? Meclis’in önüne! Yani şunu şöyle söyleyeyim; Profesyonel bir yabancı istihbarat örgütü bir eylem yapsa, böyle eylem yapabilir. Toplumu karıştırmak, kargaşa yaratmak, kaos oluşturmak için… Çünkü niye? Yani şu hakikat… Ankara’da yapmasının da ayrı bir sembolik önemi var onun için.
Görüşme sırasında sürpriz 40 dakika, zirvenin ortasında aradı, dünya basını ne dedi?
Yani, bu kadar plan, proje, sembol, iletişim, algı… Ortada muazzam bir tablo çiziyorsun. Peki, karşında ne olması lazım? Profesyonel, ağır bir yapının olması lazım. Fakat karşında kim çıkıyor? Meczup! Mevzu çıkıyor.
Fatih Camii’nin imamının bıçaklanması olayında da mesela o da meczuptu ve kendini kitlemişti, değil mi? Mesela o da nereden çıkmıştı? Bursa’dan yola çıkmıştı. Sultanbeyli’ye gitmişti camiye. Cami hoşuna gitmiyor, sonra Sultangazi’ye geliyor İstanbul’a. Oradaki camiyi geziyor, onu beğenmiyor. Ama ne hikmetse İstanbul’un, Türkiye’nin en önemli dini sembolü olan Fatih Camii’ne geliyor ve Fatih Camii imamını katletmeye çalışıyor.
Ve yine İsmail Ali Camii’nin önünde havaya ateş edilmesi eylemi vardı. Mesela o da yine meczup.
Dolayısıyla ilginç. Ve bu iş bitmiyor yani. Nasıl oluyorsa meczuplar Türk siyasetini, Türkiye gündemini, toplumun dini ve millî değerlerini çok iyi biliyor ve oralara dokunup kışkırtacak eylemler yapmayı beceriyor.
Araç sahipleri dikkat: Resmi Gazete’de yayımlandı! Kamera ve takip sistemi zorunlu hale geldi
Yine biliyorsun, Sarıyer’deki kilise olayında da mesela iş dolaşıyor dolaşıyor ve yine bir meczuba dayandırılıyor. Dolayısıyla ortaya bakıyorsun: muazzam bir eylem. Yeni planların, eylemlerin arkasına artık bunları sıkıştıracaklar anladığım kadarıyla. Buraya karşı da bir önlem alınması lazım.Planlama ihtimali yok gibi. Bir şeyler vadediliyor….

Cumhurbaşkanı Erdoğan, El Pais için yazdı: Tarihe kara bir leke olarak geçti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, El Pais için yazdı: Tarihe kara bir leke olarak geçti

İletişim Başkanlığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajını sosyal medya üzerinden paylaştı. Makalesinde, savaşlar, açlık, düzensiz göç ve iklim felaketlerinin insanlığı ciddi sınavlarla karşı karşıya bıraktığını belirten Erdoğan, “Bugün, Dünya İnsani Yardım Günü’nde, 300 milyondan fazla insanın en temel insani ihtiyaçlarından yoksun olması insanlığın vicdanını sarsan bir gerçektir” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü vesilesiyle kaleme aldığı veİspanya’nın önde gelen gazetelerinden El Pais’te İspanyolca olarak yayımlanan “Sınırları Aşan Merhamet: Medeniyetler İttifakı ve İnsani Diplomasi” başlıklı makalesi şöyle;
İlginizi Çekebilir
“İSPANYA, NATO’DAKİ EN GÜVENİLİR MÜTTEFİKLERİMİZDEN BİRİDİR”
“Barış, güvenlik ve ortak refah; ancak halklar arasında karşılıklı saygı, adalet ve samimiyete dayalı bir iş birliği anlayışıyla mümkündür. Türkiye ile İspanya, Akdeniz’in iki ucunda yer alan iki kadim dost, iki güçlü medeniyetin mensubu olarak aynı ideallere omuz vermektedir. Bugün, ikili siyasi ilişkilerimizin yanı sıra ekonomi, ticaret, enerji ve savunma sanayisi alanlarında İspanya ile yakaladığımız ivme, Avrupa-Akdeniz istikrarı açısından stratejik önem taşımaktadır.
İspanya, NATO’daki en güvenilir müttefiklerimizden biridir. Adana’da konuşlu Patriot Hava Savunma Sistemi bunun somut ve güçlü bir ifadesidir. İspanya’nın Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecimize verdiği samimi destek, ortak hedeflerimizin derinliğini yansıtmaktadır. Biz, bu stratejik ortaklığı, bölgesel ve küresel sınamalara karşı birlikte geliştireceğimiz güçlü adımlarla taçlandırmakta kararlıyız. Medeniyetler İttifakı’nın 20’nci yılında, farklılıkları çatışma unsuru değil zenginlik kabul eden anlayışımız; küresel krizlerin yaşandığı bu dönemde mazlum halklara umut ve dayanışma mesajı vermektedir.
Savaşlar, açlık, düzensiz göç ve iklim felaketleri bizleri, insanlık tarihinin en ağır imtihanıyla karşı karşıya bırakmıştır. Bugün, Dünya İnsani Yardım Günü’nde, karşımızda duran acı gerçek; 300 milyondan fazla insanın en temel insani ihtiyaçlarından yoksun olmasıdır. Bu tablo, insanlığın vicdanını sarsan, tüm dünyayı sorumluluğa çağıran bir hakikattir.
Yolcu uçağı havada alev aldı! Kabus dolu anlar kamerada
“MAZLUMUN KİMLİĞİ VE İNANCINA BAKMAKSIZIN UZATTIĞIMIZ YARDIM ELİ, İRADEMİZİN EN GÜÇLÜ GÖSTERGESİDİR”
Türkiye olarak, tarihimizden gelen engin insani yardım geleneğiyle; mazlumun kimliği ve inancına bakmaksızın her coğrafyada uzattığımız yardım eli, insanlık onurunu savunma ve vicdanımızın sesini duyurma irademizin en güçlü göstergesidir. Bu anlamda, İspanya da köklü insani yardım geleneğiyle bu vicdani duruşun güçlü bir ortağıdır.
Bu vesileyle, “Asrın felaketi” olarak nitelendirdiğimiz 6 Şubat depremlerinin ardından İspanya’dan gelen arama kurtarma uzmanları ile Hatay Arsuz’da İspanya Uluslararası İş Birliği Ajansı’nın kurduğu sahra hastanesinde görev yapan İspanyol doktor, hemşire ve teknisyenler başta olmak üzere tüm yardım gönüllülerine bir kez daha şükranlarımı ifade ediyorum.
Türkiye olarak bizler, “Birimizin yaşadığı acı, hepimizin vicdanında yankılanan ortak bir çığlıktır” anlayışıyla hareket ediyoruz. İnsani diplomasi anlayışımızla, gayrisafi millî hasılasına oranla insani yardımda dünyanın en cömert ülkelerinden biri konumundayız. 2016 yılında İstanbul’da tarihte ilk kez gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler (BM) Dünya İnsani Zirvesi, insani yardımlar alanındaki konumumuzun küresel olarak teyidi bakımından bir dönüm noktası olmuştur. AFAD, TİKA, Türk Kızılay, Türkiye Diyanet Vakfı ve sayısız sivil toplum kuruluşumuzla sadece kriz anlarında değil, uzun vadeli kalkınma ve dayanışma projeleriyle de milyonlarca insanın hayatına dokunuyoruz.
Türkiye; Gazze, Suriye ve Lübnan gibi yakın coğrafyamızın yanı sıra Asya’dan Afrika’ya, Orta Doğu’dan Balkanlar’a ve Latin Amerika’ya uzanan geniş bir coğrafyada insani yardım faaliyetlerini uluslararası kuruluşlarla eşgüdüm halinde fedakârca yürütmektedir.
Ülkemiz, geçmişten bugüne Afrika’da yaşanan insani krizlere kayıtsız kalmamıştır. Somali’deki ağır kuraklık felaketine dikkat çekmek ve kardeş Somali halkıyla dayanışmamızı göstermek üzere 2011 yılında gerçekleştirdiğimiz Mogadişu ziyareti, uluslararası toplumda yankı uyandırmıştır. Hemen ardından kamu kurumlarımız ve sivil toplum kuruluşlarımızın iş birliğinde insani yardım seferberliği başlattık; kurduğumuz sulama sistemleriyle sürdürülebilir kalkınma yolunda kalıcı çözümler sunduk.
Sudan’a, BM verilerine göre 30 milyonu aşkın insanın insani yardıma muhtaç olduğu zor koşullarda; gıda, ilaç, tıbbi malzeme ve yangınla mücadele ekipmanlarıyla destek verdik. Nyala’da, TİKA’nın katkılarıyla hizmete açılan Türk–Sudan Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bölgedeki önemli sağlık kuruluşlarından biri olarak faaliyet göstermektedir. Sudan’da sürdürülebilir tarıma yönelik kalkınma faaliyetlerimiz de devam etmektedir.
Son dakika: Özlem Çerçioğlu’ndan, Özgür Özel hakkında suç duyurusu
Myanmar’daki çatışmalar nedeniyle Bangladeş’e sığınan bir milyondan fazla Rohinga kardeşimize yönelik insani yardımlarımızın yanı sıra 2017’den bu yana AFAD tarafından yönetilen Cox’s Bazar’daki Türk Sahra Hastanesi ile sağlık hizmetleri sunuyoruz. Afganistan’da ise 2022’den bu yana “İyilik Trenleri” adıyla gıda, barınma, ilaç ve tıbbi malzeme sevkiyatları yapıyoruz.
Coğrafi uzaklık tanımaksızın, Latin Amerika ve Karayipler’de meydana gelen doğal afetlere karşı da imkanlarımız ölçüsünde en etkin şekilde insani yardımlarımızı ulaştırdık, tarım projeleriyle sürdürülebilir kalkınmaya destek olduk. Buna ek olarak, COVID-19 salgını döneminde 160’tan fazla ülkeye aşı ve ilaç desteği sağlayarak, küresel dayanışmanın en somut örneklerinden birini ortaya koyduk.
İnsani yardımı, kalkınma ve sürdürülebilirlik perspektifiyle buluşturan yaklaşımımızın tezahürü olarak gelişmekte olan ülkelerden binlerce öğrenciye Türkiye’de burs imkânı sağlıyor, kültürel miras alanlarının restorasyonu ve bu alanda verilen eğitimlerle insanlığın ortak hafızasını koruyoruz.
“2 MİLYONDAN FAZLA İNSANIN İNSANİ İHTİYAÇLARDAN YOKSUN KALMASI TARİHE KARA BİR LEKE OLARAK GEÇMİŞTİR”
Son dönemde İsrail’in Gazze’de uyguladığı insanlık dışı kuşatma, aç bırakma ve toplu cezalandırma politikaları sadece uluslararası hukuku değil, insanlığın vicdanını da ayaklar altına almaktadır. 7 Ekim’den bu yana 61 binden fazla masumun hayatını kaybetmesi ve 2 milyondan fazla insanın temel insani ihtiyaçlardan yoksun biçimde evsiz kalması tarihe kara bir leke olarak geçmiştir. Türkiye, Gazze’ye bugüne kadar 101 bin tondan fazla insani yardım ulaştırmış, UNRWA’ya sağladığı destekle 40 milyon doları aşan insani bir seferberlik gerçekleştirmiştir. Filistin halkının özgür, onurlu ve müreffeh bir geleceğe kavuşması için tüm imkânlarımızla sahada olmayı sürdüreceğiz.
Dünyanın karşı karşıya kaldığı küresel krizler, jeopolitik gerilimler ve çatışmalar insani yardım faaliyetlerimizi zorlaştırsa da ihtiyaç duyulan her coğrafyada bu çabalardan asla vazgeçmeyeceğiz. Zira insani yardım siyaset üstüdür, bir vicdan meselesidir.
İnsani yardım, engin bir empati ve insanlık bilincinden doğan en yüce diplomasi biçimidir. Türkiye ve İspanya, dünyanın en eski medeniyet havzalarından biri olan Akdeniz’in iki yakasında evrensel değerlere gönülden bağlı iki dost, güçlü birer müttefiktir. NATO çatısı altında yürüttüğümüz afet tatbikatları, düzensiz göçmenlere yapılan insani yardımlar ve zor zamanlarda birbirimize verdiğimiz destek, bu kardeşliğin somut delilleridir. Dayanışma ruhu iki halkı coğrafyanın ötesinde güçlü bir gönül birliğine taşımaktadır. İşte, bu ortak idealler doğrultusunda el ele vererek, insanı ve insani değerleri merkeze alan daha adil bir dünyayı inşa edeceğimize yürekten inanıyoruz.”
Meclis önünde ‘Beyaz Toros’ yakıldı! Gözaltına alınan şahısla ilgili yeni bilgiler…

Reklam
17 milyon liralık Ferrari'yi perte çıkartan usta konuştu! Herkesin sorduğu soru yanıtlandı

17 milyon liralık Ferrari’yi perte çıkartan usta konuştu! Herkesin sorduğu soru yanıtlandı

Olay, dün saat 15.30 sıralarında Büyükçekmece E-5’te meydana gelmişti. MüşterisininFerrarimarka aracını işlem yapmak için test sürüşüne götüren usta Hakan Yılmaz, yerdeki kayganlık nedeniyle kontrolünü kaybedip, köprü ayağına çarpmış ve araç kullanılamaz hale gelmişti.

Yaklaşık 17 milyon liralıkFerrariile gerçekleşen kazayla ilgili yaşananları anlatan usta Hakan Yılmaz, “Aracımız bize alt difüzyon düşmesi ve rüzgar sesi şikayetiyle geldi. Müşterimizin difüzyonun montajını yaptıktan sonra test sürüşüne çıkmamız gerekiyordu. Çünkü bu araçlarda pencere çerçevesi yoktur. Bunun için de sürüşte rüzgar sesini duyunca ona göre ayar yapıyoruz. Teste çıktık, dönüş esnasında normalde 80 kilometre hızla giderken birden gaza yüklendik, yerde de bir kayganlaşma vardı. Hakimiyetimizi kaybederek üst geçit direğine çarptık. Müşterimizin mağduriyetini gideriyoruz. Aracın kaskosu da yok. Onun için de biz üstleneceğiz. Müşterimizi herhangi bir şekilde mağdur etmeyeceğiz. Çok şükür canımızda bir şey yok” dedi.
17 milyonluk Ferrari’yle kaza yaptı! Kısa süre önce yaptığı paylaşım gündem oldu

“TESTE ÇIKMAMIZ OLAĞAN BİR DURUM”
Yılmaz sosyal medya platformlarında kendisi aleyhinde kötü yorum yapanlara da seslenerek, “Sosyal medyada çok fazla bilgi kirliliği var. Bizim teste çıkmamız olağan bir durum. Bizler üst sınıf araçlarla çalışıyoruz, müşterilerimizin isteği doğrultusunda bu testlere çıkıyorduk. Testten sonra onarım aşamasına geçiyoruz” diye konuştu.