BIST 100
14.321,19 1,53%
DOLAR
46,9807 0,15%
EURO
53,6433 -0,10%
GRAM ALTIN
6.225,55 0,12%
FAİZ
40,75 -0,54%
GÜMÜŞ GRAM
90,48 0,03%
BITCOIN
64.119,00 -0,35%
GBP/TRY
62,9939 -0,08%
EUR/USD
1,1416 -0,12%
BRENT
76,01 -0,38%
ÇEYREK ALTIN
10.178,77 0,12%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
36 °
Reklam

SİYASET

Çağla için Interpol devreye girmişti: Çağla Tuğaltay kimdir, olay nedir?

Çağla için Interpol devreye girmişti: Çağla Tuğaltay kimdir, olay nedir?

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – 15 yaşındaki Çağla Tuğaltay’ın 5 Haziran 2000 günü sır dolu ölümü, aradan geçen 25 yıla rağmen onu tanımayan binlerce gönüllü için bir adalet mücadelesi olmaya devam ediyor. 25 yıldır onu hiç unutmadan şahit olduklarını Türk yargısına anlatan, Çağla’nın katilinin bulunması için yüreğinin bir yanında hep umut ışığı yanan gönüllüler, geçtiğimiz günlerde gelen bir haberle umudu daha yoğun hissetmeye başladı. Çağla’nın katili çevresinde aranmış, yıllarca aynı apartmanda yaşadığı pek çok komşusu şüpheli görülmüştü. Ancak genç kızın katili bunca zaman sadece 2 yerde hiç aranmamıştı. Kapının hiç zorlanmadan açıldığı, Çağla’ya yuva olan evi yani ailesi ve yurt dışındaki potansiyel suçlular!Artık Interpol devredeydi. Ya ailenin dediği gibi Çağla’nın katili yurt dışındaydı ya da Türk yetkililerin ve Çağla’nın davası için gönülden çabalayan Avukat Ümit Altay’ın da tahmin ettiği gibi en yakınındaydı. Peki Interpol’ün devrede olması ne anlama geliyor? 25 yılın ardından artık adaletin yerini bulması an meselesi mi? Avukat Ümit Altay, Çağla’nın katili için 6 ay detayına ve bilmediğimiz gelişmelerin olabileceğine dikkat çekerek Milliyet.com.tr’ye konuştu.

INTERPOL’ÜN DEVREDE OLMASI NE DEMEK? ‘DOSYA ÇOK SICAK’
Çağla’nın öldürülmesinin üzerinden tam 25 yıl geçti. Ancak geçtiğimiz günlerde herkesi heyecanlandıran bir gelişme yaşandı ve delillerin bu güne dek yapılacak en kapsamlı tarama için Interpol’le paylaşılmasına karar verildi. Çağla Tuğaltay cinayetini aydınlatmak için çalışmalara devam eden polis, olay yerinde bulunan 3 parmak izi ile Çağla’nın tırnakları arasından çıkan DNA örneklerini İnterpol arşivinde taratacaktı. Ardından daelde bulunan örnekleri 196 ülkedeki örneklerle karşılaştıracaktı. 25 yıl boyunca sadece Çağla’nın ‘yakınlarında’ aranan katil için, bu kez geniş bir arama tarama söz konusuydu.Ancak genç kızın adına kurulan gönüllü sosyal medya sayfaları, katilin yakından ziyade ‘en yakınlarında’ olduğuna inanıyor. Aile ise bu iddialara karşı çıkıyor ve kızlarının katilinin ‘evden’ biri olmadığını ısrarla savunuyor. Elbette bu süreçte Türk yetkililer gereken araştırmaları yapıyor ve delileri inceleyerek, pek çok şahidin ifadelerini yeniden alıyor. Interpol’ün devreye girmesi ise cinayetin çözülmesi konusunda adalet bekleyenlerin umudunu iyice yeşertiyor. Peki Interpol’ün yapacakları davayı nasıl etkiler ve bu araştırma tam olarak ne anlama geliyor? Ailenin üzerindeki şüpheler bitmiş olabilir mi? Avukat Ümit Altay şöyle açıklıyor:
Alıntı Metni

DOĞRU SÖYLEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ YOK! ‘HTS’LERE BAKILMIŞ OLABİLİR’
Bugüne dek Çağla’nın katilinin bulunması için pek çok kişinin ifadesi alındı. Aile de TV programlarında ve her röportajlarında o güne dair açıklamalar yaptı. Ancak gönüllülerin dikkatinden kaçmayan kritik detaylar, büyük tutarsızlıkları peşinden getiriyor. Özellikle Çağla’dan sonra ortadan kaybolan ‘yeşil Mercedes’ ile ilgili, “Öyle bir arabamız yoktu” dedikten kısa süre sonra “Aslında yeşil Mercedes’imiz vardı” diyen aile akıllarını karıştırmıştı. Sosyal medyada ve şahitlerin ifadelerinde öne çıkan isimlerden biri olan baba Nedim Tuğaltay’ın, cinayetin işlendiği saatlerde balkonda kanlı ve bıçaklı görülmesi, ev telefonundan görüşmeler yapılmış olması bu kritik detaylar arasında öne çıkıyordu. Oysa Çağla’nın öldürüldüğü saatlerde ne Nedim Tuğaltay ne de diğer aile üyeleri verdikleri ifadede evde olduklarını söylemişti. Yani Nedim Tuğaltay’ı eli kanlı ve bıçaklı gören 3 farklı tanığın ifadesi değerlendirildiğinde ortaya çelişkiler çıkıyordu. Ayrıca ağabey İlker Tuğaltay’ın HTS kayıtları 2000 yılına ait bir veri sunmamıştı. Çünkü incelenen numara, 2004’ten sonra kullanılmaya başlanmıştı. Peki ama Ordu’dan İstanbul’a cinayet sonrası geldiğini ifade eden İlker Tuğaltay yanlış bir numara mı vermişti? İfadesinde eksik ya da yanlış bilgiler olabilir miydi? Avukat Ümit Altay, ‘Doğru söylemek gibi bir yükümlülükleri yok’ diyerek o ifadeleri ve HTS kayıtlarını anlattı.
“Kişinin, kendisiyle alakalı doğru delil verme veya doğru söyleme yükümlülüğü yok ceza hukukumuza göre. Ceza almasa da bir kanaat oluşur. Der ki bu adam gerçekten şüpheli olabilir. Nitekim şu an öyle düşünülüyor. 2000 yılında o olay saatinde, İstanbul’dan da sinyal verdiğinden kabul etmediğini düşünüyoruz. Polis veya savcılık HTS’nizi alırken gelip ‘Hangi numarayı kullanıyorsunuz?’ diye sormuyor. Yani şahsın şu an üzerinde kayıtta hangi telefon numaraları var diye bakar ve öğrenirler. Bu teyitli bir şekilde soruşturulur. Yoksa o zaman şüpheliler hep başka numaralar verirdi. İlker’in yıllar sonra yana yakıla başka bir numara aramasının, o numarayı kabul etmemesinin bundan sebep olduğunu düşünüyoruz. Bu, gerçekten onun telefonu. 2000 yılında da Ordu’da değil de İstanbul’da vermiştir diye düşünüyoruz. Zaten savcının da aile üzerine gitme sebeplerinden bir tanesi buydu. Bir de o numarayı da reddetmiyor. Diyor ki o numarayı 2004’te kullanmaya başladım. Yani tanıklara sorduğu sorular, onlara yaptıkları konuşmalarında savcı da fikrini biraz söylemiş. Şu an aile üzerinde de duruluyor.” – Avukat Ümit Altay

Peki, olay saatinde Çağla’dan ve henüz kimliği bilinmeyen katilden başka kimsenin evde olmaması gerekiyorsa, ev telefonu üzerinden Nedim Tuğaltay’la nasıl iletişim kurulmuştu? Nedim Tuğaltay cinayet saatlerinde ev telefonunda, akşam Gülnur Tuğaltay’la eve gelene kadar bilmediği cinayeti, nasıl ‘Çağla’yı kesmişler’ diye anlatmıştı?
Alıntı Metni
5 NO’LU KAN LEKESİ VE SALONDA BULUNAN ÇAKMAĞIN SIRRI
Çağla’nın boğazı ‘solak’ biri tarafından kesilmişti ve okul elbiselerinin altına giydiği iç çamaşırındaki 5 no’lu kan lekesi Çağla’ya ait değildi. Çağla’nın değilse katili ele verecek bir delil olma olasılığı oldukça yüksek olan bu leke için Avukat Ümit Altay gereken adımları attı. Savcılığa 10 dilekçe gönderen Avukat Altay’ın 9’uncu dilekçesi bu kan lekesi içindi. Peki çakmak ve kan lekeleri ne ifade ediyordu?
“Dosyada 5 no’lu kan örneği var. O Çağla’ya ait değil. Kanın kime ait olduğu bulunursa cinayeti aydınlatacak. Kanın sıçraması, cinayet dışında mümkün değil. Demek ki kendini de kesti katil. Böylece kendi kanı da damladı diye düşünüyoruz. Belki de Çağla’yla boğuşurken bir şey oldu. Bunu ben talep ettim. Tırnak altı DNA’nın da aileyle karşılaştırıp karşılaştırılmadığını bilmiyoruz. Çünkü aile bu konuda da yalan söylüyor. Deniyor ki bizimki incelendi ama eşleşmedi deniyor. Ancak bugüne kadar hiçbir rapor göstermediler. Bu da benim dikkatimi çekti. Başta tırnak altı DNA olmak üzere 5 no’lu kan örneği ve Çağla’nın iç çamaşırında başka yabancı DNA’lar da var ,swap’lar alınmış. Onlarla da eşleştirilmeli. Bir de salonda bulunan çakmak. O da DNA’larla eşleştirilmeli. Ben talep ettim. Muhtemelen savcı da bunu göz önünde bulundurur ve aile üyeleri ile o tanıklar dinlendikten sonra DNA’larına başvurulacak diye düşünüyorum.” – Avukat Ümit Altay

‘DOSYA GİZLİ OLDUĞU İÇİN BİLEMEYİZ’
Çağla’nın 25 yıldır aydınlatılamamış soruşturması için çalışan kimse yerinde saymıyor. Her geçen gün yeni incelemeler, ifadeler ve ihtimaller değerlendiriliyor, sonuca varacak yolda durmaksızın ilerleniyor. Ancak alınan ‘gizlilik kararı’ her gelişmenin öğrenilmesini mümkün kılmıyor. Bu nedenle de Avukat Ümit Altay’a göre henüz duymadığımız ama ilerleme kaydedilen incelemeler olabilir. Avukat Ümit Altay, bunun nedenlerini ve ‘6 ay tahminini’ açıklayarak sözlerini şöyle noktaladı:
Alıntı Metni
Galatasaray’da Ederson ve Singo haftası! Yönetimden yeni teklif
Fenerbahçe’de kilidi açacak anahtar aranıyor!…

İBB'ye yolsuzluk operasyonu: İnan Güney ve 44 şüpheli adliyeye sevk edildi

İBB’ye yolsuzluk operasyonu: İnan Güney ve 44 şüpheli adliyeye sevk edildi

Cumhuriyet Başsavcılığınca, tutuklanmasının ardından İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu zanlılar hakkında “suç örgütü yöneticisi olmak”, “suç örgütüne üye olmak”, “irtikap”, “rüşvet”, “nitelikli dolandırıcılık”, “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek” ve “ihaleye fesat karıştırmak” suçlarından yürütülen soruşturma sürüyor.
Dehşet anları ortaya çıktı! Genç oyuncu İbrahim Yıldız devrilen ağacın altında kaldı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince 15 Ağustos’ta gözaltına alınan, aralarında Beyoğlu Belediye Başkanı Güney’in de bulunduğu 45 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.
Şüpheliler, Bayrampaşa Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne götürüldü.

OPERASYON
İBB’ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında dün, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de aralarında bulunduğu 44 zanlı hakkında gözaltı kararı verilmişti.
Şüphelilerden 35’inin, daha önce tutuklanan Murat Ongun ve firari şüpheli Emrah Bağdatlı ile irtibatlı Medya AŞ, Kültür AŞ ve İBB bünyesinde birçok dolandırıcılık eylemine karıştığı öne sürülmüş, 9 şüphelinin de Ongun’un kontrolünde çıkar amaçlı suç örgütünün sosyal medya yapılanmasında faaliyet gösterdikleri ve Bağdatlı ile irtibatlarının tespit edildiği bildirilmişti.
Çalışmaların devamında bir kişinin daha gözaltına alındığı öğrenildi.

Gözaltına alınan bazı şüphelilerin isimleri şu şekilde:
“Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, İBB Başkan Danışmanı Yiğit Oğuz Duman, firari şüpheli Emrah Bağdatlı’nın kardeşi Özge Bağdatlı, Hasan Yalaz, Bora Aramacı, Aysun Vural, Esma Bayrak, Güngör Bozkurt, Hasan Erkan Kabakçı, İsmail Akkaya, Asraf Engin Güner, Mehmet Kaya, Ersan Şık, İbrahim Can Yaman, Yunus Göçer, Nurul Taha Yüksel, Alper Yıldırım, Deniz Göleli, Duygu Fikirli, Şükrü Fındık, Nazlı Dalar, Veysel Eren Güven, Burak Karakuş, Alican Ayvataş, Mustafa Serez Yerli, Erdal Akbay, Mehmet Akif Bulut, Sabriye Akkaya, Çiğdem Nasuhbeyoğlu, Ümit Karakaya, Mahir Gün, Recep Cebeci, Ferda Yıldız Selbasan, Yusuf Yüce, Kazım Eren Sönmez, Ahmet Bozkurt, Tarık Bora, Mesut Taşkın, Tuğba Koçak, Hare Dinçer, Seyhan Özcan, Mehmet Türkoğlu, Utku Doğruyol, Zekai Kırat.”

‘Jrokez’ lakabıyla bilinen yayıncı Oğuzhan Dalgakıran hayatını kaybetti…

5 ilde organize suç örgütlerine operasyon: 26 şüpheli tutuklandı

5 ilde organize suç örgütlerine operasyon: 26 şüpheli tutuklandı

Bakan Yerlikaya’nın açıklamasına göre, şüphelilerden 26’sı tutuklandı, 9’u hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğer şüphelilerin işlemleri ise sürüyor.Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) verilerine göre, tutuklanan 26 şüphelinin banka hesaplarında 1 milyar 200 milyon TL’lik para hareketi tespit edildi ve bu hesaplara tedbir kararı konuldu.
Dehşet anları ortaya çıktı! Genç oyuncu İbrahim Yıldız devrilen ağacın altında kaldı
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın açıklaması şöyle;
“5 ilde 5 ayrı Organize Suç Örgütüne yönelik Jandarmamız tarafından düzenlenen operasyonlarımızda; 41 şüpheliyi yakaladık.
1 Milyar 200 Milyon TL hesap hareketi bulunan 26 şüpheli tutuklandı. 9’u hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor.
İl Jandarma Komutanlıklarınca yapılan çalışmalar sonucu;

Aydın’da; baskı, cebir ve tehditle işletmeleri haraca bağladıkları,
Hakkari’de; yasa dışı bahis sitelerine reklam ve kullanıcı yönlendirmesi yaparak vatandaşlarımızı dolandırdıkları,
Ankara ve Balıkesir’de; uyuşturucu ticaretini organize şekilde yürüttükleri,
Mersin’de; “6136 sayılı kanuna muhalefet ve silah kaçakçılığı” suçlarını işledikleri şüphesiyle bu şahıslar hakkında Savcılıklarımızca soruşturma başlatıldı.

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) verileri sonucunda tutuklanan 26 şüphelilere ait; 1 Milyar 200 Milyon TL para hareketinin olduğu tespit edildi ve banka hesapları hakkında tedbir kararı verildi.
Valilerimizi, operasyonu koordine eden Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı, Jandarma KOM Daire Başkanlığımızı, operasyonları gerçekleştiren İl Jandarma Komutanlarımızı, Kahraman Jandarmamızı ve MASAK çalışanlarımızı tebrik ediyorum.🇹🇷
Hiçbir suç ve suçlunun cezasız kalmaması için organize suç örgütlerine yönelik yürüttüğümüz mücadelemiz ve operasyonlarımız kararlılıkla devam ediyor.”
Yatırımcılar dikkat! Piyasalar hareketlendi: Altın ve borsa için yeni tahmin…

SON DAKİKA KAZA HABERLERİ: Kuzey Marmara Otoyolu'nda feci kaza! Ölü ve yaralılar var...

SON DAKİKA KAZA HABERLERİ: Kuzey Marmara Otoyolu’nda feci kaza! Ölü ve yaralılar var…

Kuzey Marmara Otoyolu’nda sabah saatlerinde feci bir kaza meydana geldi. İddiaya göre, seyir halindeki yolcu otobüsü virajı alamayarak kontrolden çıktı ve devrildi. Olay yerine çok sayıda sağlık, itfaiye ve jandarma ekibi sevk edildi.İlk belirlemelere göre kazada 3 kişi hayatını kaybederken, 20 yolcu da yaralandı.
Dehşet anları ortaya çıktı! Genç oyuncu İbrahim Yıldız devrilen ağacın altında kaldı
SANCAKTEPE’DE YOLCU OTOBÜSÜ DEVRİLDİ
Kuzey Marmara Otoyolu’nda virajı alamayan yolcu otobüsü devrildi. Kazada ilk belirlemelere göre 3 kişi hayatını kaybederken, 20 kişinin yaralandığı öğrenildi.
Kaza, saat 06.30 sıralarında meydana geldi. Edirne istikametine seyir halinde bulunan 60 TY 228 plakalı yolcu otobüsü, Sancaktepe Yenidoğan gişeler mevkisinde virajı alamayarak devrildi. Kazada, otobüste bulunan 35 yolcudan 3 kişi hayatını kaybederken, 20 kişinin yaralandığı öğrenildi. Yaralılar ambulanslarla hastanelere sevk edildi.

VALİLİKTEN AÇIKLAMA
Kazaya ilişkin İstanbul Valiliği bir açıklama yaptı. Açıklamada, “18.08.2025 Pazartesi günü saat 06.15’te İstanbul-Kuzey Marmara Otoyolu(KMO) Sancaktepe İlçesi Paşaköy mahallesi Mevkiinde Tokat İstikametinden Tekirdağ İstikametine seyir halinde bulunan yolcu otobüsü, şoförün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu bariyerlere çarpmıştır.
Olayda ilk belirlemelete göre otobüste bulunan 35 yolcudan 3’ü hayatını kaybetmiş, 20 kişi de yaralanmıştır. yaralanan şahıslar, sağlık ekiplerince bölgedeki hastanelerde tedavi altına alınmış olup, olayla ilgili soruşturma başlatılmıştır” ifadeleri yer aldı.

SON DAKİKA! ‘Jrokez’ lakabıyla bilinen yayıncı Oğuzhan Dalgakıran hayatını kaybetti…

Reklam
Kuzey Marmara Otoyolu'nda feci kaza! Yolcu otobüsü devrildi: 3 ölü, 20 yaralı

Kuzey Marmara Otoyolu’nda feci kaza! Yolcu otobüsü devrildi: 3 ölü, 20 yaralı

Kuzey Marmara Otoyolu’nda sabah saatlerinde feci bir kaza meydana geldi. İddiaya göre, seyir halindeki yolcu otobüsü virajı alamayarak kontrolden çıktı ve devrildi. Olay yerine çok sayıda sağlık, itfaiye ve jandarma ekibi sevk edildi.İlk belirlemelere göre kazada 3 kişi hayatını kaybederken, 20 yolcu da yaralandı.
Dehşet anları ortaya çıktı! Genç oyuncu İbrahim Yıldız devrilen ağacın altında kaldı
SANCAKTEPE’DE YOLCU OTOBÜSÜ DEVRİLDİ
Kuzey Marmara Otoyolu’nda virajı alamayan yolcu otobüsü devrildi. Kazada ilk belirlemelere göre 3 kişi hayatını kaybederken, 20 kişinin yaralandığı öğrenildi.
Kaza, saat 06.30 sıralarında meydana geldi. Edirne istikametine seyir halinde bulunan 60 TY 228 plakalı yolcu otobüsü, Sancaktepe Yenidoğan gişeler mevkisinde virajı alamayarak devrildi. Kazada, otobüste bulunan 35 yolcudan 3 kişi hayatını kaybederken, 20 kişinin yaralandığı öğrenildi. Yaralılar ambulanslarla hastanelere sevk edildi.

VALİLİKTEN AÇIKLAMA
Kazaya ilişkin İstanbul Valiliği bir açıklama yaptı. Açıklamada, “18.08.2025 Pazartesi günü saat 06.15’te İstanbul-Kuzey Marmara Otoyolu(KMO) Sancaktepe İlçesi Paşaköy mahallesi Mevkiinde Tokat İstikametinden Tekirdağ İstikametine seyir halinde bulunan yolcu otobüsü, şoförün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu bariyerlere çarpmıştır.
Olayda ilk belirlemelete göre otobüste bulunan 35 yolcudan 3’ü hayatını kaybetmiş, 20 kişi de yaralanmıştır. yaralanan şahıslar, sağlık ekiplerince bölgedeki hastanelerde tedavi altına alınmış olup, olayla ilgili soruşturma başlatılmıştır” ifadeleri yer aldı.
SON DAKİKA! ‘Jrokez’ lakabıyla bilinen yayıncı Oğuzhan Dalgakıran hayatını kaybetti…

Yapay zekâ, söyle bana, dünyaya hangi tarihte teşrif edeceğim?

Yapay zekâ, söyle bana, dünyaya hangi tarihte teşrif edeceğim?

Bilimsel çalışma, ABD’de Kentucky Üniversitesi tarafından yapıldı. Akademisyenler, 2017 – 2020 yılları arasında doğum yapan iki milyondan fazla kadından alınan ultrason görüntüleri kullanılarak geliştirilen ve eğitilen bir yazılım (yapay zekâ) kullandı. Bu ultrason taramalarını analiz etmek için kullanılan yapay zekânın, söz konusu bebeklerin ne zaman doğacaklarını yüzde 95 oranında doğru tespit ettiği bildirildi. İngiliz “Daily Mail” gazetesinin haberinde, doktorların şu anda anne karnındaki bir bebeğin doğum tarihini, annenin son adet döneminin ilk gününe 40 hafta ekleyerek tahmin ettikleri belirtildi.
ERKEN DOĞUM TAHMİNİ
“Naegele Kuralı” olarak bilinen bu mevcut uygulamada, kadının 28 günlük bir adet döngüsüne sahip olduğu ve 14’üncü günde yumurtladığı varsayılıyor. Ancak habere göre, İngiltere’deki bebeklerin sadece yüzde 4’ü Naegele Kuralı’yla tespit edilen tarihte doğuyor. Kentucky Üniversitesi’nde “Ultrasound AI” adı verilen yapay zekâ programı ise annenin geçmişi veya klinik ölçümler gibi dış bilgilere dayanmadan, bebeğin erken doğup doğmayacağını yüzde 72 doğrulukla tahmin edebildi. Araştırmada yer alan uzmanlar, yapay zekânın bebeklerin doğum tarihini tahmin etmede yüzde 95 başarılı olduğunu vurgularken, bunun yeni tıbbi çalışmalar açısından çok önemli olduğunu ifade ettiler.

‘ANNELERE YARDIMCI OLACAK’
Kentucky Üniversitesi’nde anne-fetüs tıbbi direktörü olan Dr. John O’Brien şunları söyledi: “Yapay zekâ rahim içine ulaşarak doğum zamanlamasını tahmin etmemize yardımcı oluyor. Bunun, dünyadaki hamilelere yardımcı olacağına ve en küçük bebeklerin neden çok erken doğduğunu daha iyi anlamayı sağlayacağına inanıyoruz. Yapay zekâ olumsuz gebelik sonuçlarının nasıl önleneceği konusunda daha fazla veri sağlayacak. Bu çalışmamız, doğum alanında teknoloji açısında güçlü bir ilerlemenin ilk adımıdır. Prematüre doğum, günümüzde dünyada yenidoğan ölümlerinin önde gelen nedenidir ve her 12 bebekten biri prematüre doğmaktadır.”…

Reklam
‘SDG-Türkiye-ABD anlaştı’ açıklaması

‘SDG-Türkiye-ABD anlaştı’ açıklaması

Suriye’nin en karmaşık sorunlarından biri olan Süveyda krizi hakkında konuşan El-Şara, meselenin köklerinin bölgedeki Bedeviler ve Dürziler arasında 150 yıldır süregelen anlaşmazlıklara dayandığını söyledi. Yaşanan ihlaller konusunda özeleştiri yapan El-Şara, “Son olaylarda tüm taraflardan birçok ihlal oldu. İhlaller sadece Bedevilerden Dürzilere yönelik değildi. Dürzilerin de Bedevilere karşı birçok ihlali oldu ve tüm bunlar belgelenmiştir. Şeffaf olmak adına bunu belirtelim, Suriye’deki bazı güvenlik ve ordu mensupları da bazı ihlallerde bulundu. Sorunlarımızı tamamen şeffaf bir şekilde çözmeye alıştık” dedi.Rojava ve Demokratik Suriye Güçleri (SDG) ile ilgili duruma ilişkin de konuşan El-Şara, SDG ile 10 yıldır ilk kez bir uzlaşı sağlandığını kaydetti.
‘Bölünme imkansız’
Suriye’nin bölünmesinin imkansız olduğunu söyleyen ve bölünmeyi savunanları “cahil ve hayalperest” olarak nitelendiren Şara, “Suriye, SDG ve Türkiye’nin de ilgili olduğu ve Amerikalıların da bulunduğu bir anlaşma taslağı üzerinde mutabık kalındı. Bu dört taraf bir şey üzerinde anlaşırlarsa, o gerçekleşir” dedi.
SDG’yi eleştirdi
Anlaşmanın uygulama mekanizmalarının tartışıldığını belirten El-Şara, sürecin hassasiyetine dikkat çekti ve SDG’ye şu eleştiriyi yöneltti: “SDG bu anlaşmayı uygulamaya hazır olduklarını ifade ediyorlar. Ancak bazen sahada, müzakerelerde ve medyada söylediklerine ters düşen işaretler veriyorlar.”…

Gelibolu alevlere teslim oldu! 7 köy boşaltıldı

Gelibolu alevlere teslim oldu! 7 köy boşaltıldı

Türkiye orman yangınlarıyla mücadele ediyor. Günlerce süren yangınların büyük bir bölümü söndürüldü ancak yeni yangınlarla mücadele sürüyor. Bu yerlerden biri de Çanakkale, Gelibolu. Geçen cumartesi öğlenden sonra Gelibolu’nun Tayfur ile Cumalı köyleri arasındaki ormanlık alanda başlayan yangın rüzgârın etkisiyle Eceabat ilçesindeki ormanlık alanlara yayıldı.
Yangın nedeniyle Tarihi Alan’ın Kuzey Hattı geçici süreyle kapatıldı. Bölgede tedbir amacıyla tahliye edilen köy sayısı 7’ye çıktı. Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı ekiplerin yangına havadan ve karadan müdahalesi sürerken, yangının boyutu çekilen dron görüntüleriyle ortaya çıktı.Yangın nedeniyle Gelibolu’nun Karainebeyli ve Ilgardere köyleri ile Eceabat’ın Beşyol, Yolağzı, Kumköy, Büyükanafartalar, Küçükanafartalar köyleri tedbiren tahliye edildi. Yangın, ekiplerin canla başla çalışmasıyla büyük ölçüde kontrol altına alındı. Soğutma çalışmalarınabaşlandı.
Geçici kapatma
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, Eceabat ilçesi civarında devam eden orman yangını nedeniyle ziyaretçilerin güvenliği, yangın söndürme çalışmaları ve alanın korunması amacıyla tarihi alanın kuzey hattına (Batık Gemi, Mimoza, 57. Alay ve Conkbayırı) ikinci duyuruya kadar girişlerin durdurulduğu, ayrıca Bigalı Kalesi, Bigalı Atatürk Evi ve Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi’nin de geçici süreyle ziyarete kapaldığı bildirildi.

KÜLLER İÇİNDE BİR KARACA
Yangın nedeniyle geniş bir ormanlık alan zarar görürken yaban hayatı da olumsuz etkilendi. Gelibolu Yarımadası’nda karaca popülasyonunun yoğun olduğu Kumköy ve Ilgardere köyleri arasındaki ormanlık alanda alevlerden kaçan karaca görüntülendi. Can havliyle çevrede bir süre koşuşturan karaca, daha sonra gözden kayboldu. Bu anlar ise kayıt altına alındı.

Tahliye edilen vatandaşların bir kısmı da Eceabat Gençlik Konukevi’ne yerleştirildi. Çanakkale Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, vatandaşlara psikolojik destek veriyor.
Yangınların yarıdan fazlası orman dışı başladı
Orman Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, Türkiye’nin 2025 yazını yüksek sıcaklıklar, düşük nem ve kuvvetli rüzgârların tetiklediği yangınlarla geçirdiği belirtildi. Son verilere göre Avrupa’nın pek çok ülkesinde yaşanan yangınlarda 440 bin hektar, Türkiye’de ise 64 bin 500 hektar alanın zarar gördüğü bilgisi verildi. Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, orman dışı alanlardaki anız yakma, tarla temizliği sırasında kullanılan ateş, dikkatsizce bırakılan şişe ve cam parçalarının yangın açısından büyük tehlike oluşturduğuna dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu. “1 Ocak-17 Ağustos arasında ülkemizde 2 bin 239 orman, 2 bin 992 orman dışı alan olmak üzere toplam 5 bin 231 yangın meydana geldi. Bu rakamlar gösteriyor ki, yangınların yüzde 57’si orman dışı alanlarda başladı. Tarım arazileri, makilikler, yol kenarları, boş araziler ve kırsal yerleşimlerde çıkan bu yangınların pek çoğu, rüzgar ve yüksek sıcaklıkla birlikte kısa sürede ormanlara sıçradı. Sonuç olarak 64 bin 500 hektar alanımız büyük zarar gördü.”

YUMAKLI: Şehitlikler etkilenmedi
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Çanakkale Gelibolu ve Adana İmamoğlu’ndaki orman yangınlarının büyük ölçüde kontrol altına alındığını bildirdi. Orman kahramanlarının aralıksız mücadele ettiğini belirten Yumaklı, “Çanakkale Gelibolu yangını orman kahramanlarımızın aralıksız mücadelesiyle büyük ölçüde kontrol altına alınmıştır. Bölgede soğutma çalışmalarımız devam etmektedir. Tarihi yarımadada bulunan şehitliklerimiz yangınlardan etkilenmemiştir” ifadelerinikullandı.

Geri dönüşüm fabrikası alev alev
Gaziantep 2. Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan bir geri dönüşüm fabrikasında yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen yangın, bir anda fabrikanın büyük bölümünü sardı. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Yangına 40 itfaiye aracı ve 100 personel, yoğun duman altında alevlere müdahale etti. Alevlerin diğer fabrikalara sıçraması engellenirken, fabrikanın duvarı ekiplerin çalışmaları sırasında kepçe yardımıyla yıkıldı. Bu sayede farklı noktalardan müdahale edilen yangın, 7 saatlik çalışmayla kontrolaltınaalındı.
Yeni yangınlar
Adana, İmamoğlu Eğri-çam mevkisindeki ormanda saat 16.00 sıralarında çıkan yangına müdahale ediliyor. Hakkâri, Şemdinli’deAlan köyünde çıkan orman yangını darüzgârın etkisiyle hızla büyüyerek geniş bir alana yayıldı. Köylüler, kendi imkânlarıyla yangına müdahale etti.
Suriye sınırında korkutan yangın
Hatay’ın Yayladağı ilçesinde Suriye sınırına yakın bir noktada dün saat 12.00 sıralarında orman yangını çıktı. Kısa sürede büyüyen alevleri görenlerin ihbarı üzerine bölgeye gelen ekiplerin müdahale ettiği yangın, saat 13.00 sıralarında kontrol altına alındı….

Reklam
Çağla için Interpol devreye girmişti! 'Ailenin de üzerine gidiliyor, adalete 5-6 ay kaldı'

Çağla için Interpol devreye girmişti! ‘Ailenin de üzerine gidiliyor, adalete 5-6 ay kaldı’

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – 15 yaşındaki Çağla Tuğaltay’ın 5 Haziran 2000 günü sır dolu ölümü, aradan geçen 25 yıla rağmen onu tanımayan binlerce gönüllü için bir adalet mücadelesi olmaya devam ediyor. 25 yıldır onu hiç unutmadan şahit olduklarını Türk yargısına anlatan, Çağla’nın katilinin bulunması için yüreğinin bir yanında hep umut ışığı yanan gönüllüler, geçtiğimiz günlerde gelen bir haberle umudu daha yoğun hissetmeye başladı. Çağla’nın katili çevresinde aranmış, yıllarca aynı apartmanda yaşadığı pek çok komşusu şüpheli görülmüştü. Ancak genç kızın katili bunca zaman sadece 2 yerde hiç aranmamıştı. Kapının hiç zorlanmadan açıldığı, Çağla’ya yuva olan evi yani ailesi ve yurt dışındaki potansiyel suçlular!Artık Interpol devredeydi. Ya ailenin dediği gibi Çağla’nın katili yurt dışındaydı ya da Türk yetkililerin ve Çağla’nın davası için gönülden çabalayan Avukat Ümit Altay’ın da tahmin ettiği gibi en yakınındaydı. Peki Interpol’ün devrede olması ne anlama geliyor? 25 yılın ardından artık adaletin yerini bulması an meselesi mi? Avukat Ümit Altay, Çağla’nın katili için 6 ay detayına ve bilmediğimiz gelişmelerin olabileceğine dikkat çekerek Milliyet.com.tr’ye konuştu.

INTERPOL’ÜN DEVREDE OLMASI NE DEMEK? ‘DOSYA ÇOK SICAK’
Çağla’nın öldürülmesinin üzerinden tam 25 yıl geçti. Ancak geçtiğimiz günlerde herkesi heyecanlandıran bir gelişme yaşandı ve delillerin bu güne dek yapılacak en kapsamlı tarama için Interpol’le paylaşılmasına karar verildi. Çağla Tuğaltay cinayetini aydınlatmak için çalışmalara devam eden polis, olay yerinde bulunan 3 parmak izi ile Çağla’nın tırnakları arasından çıkan DNA örneklerini İnterpol arşivinde taratacaktı. Ardından daelde bulunan örnekleri 196 ülkedeki örneklerle karşılaştıracaktı. 25 yıl boyunca sadece Çağla’nın ‘yakınlarında’ aranan katil için, bu kez geniş bir arama tarama söz konusuydu.Ancak genç kızın adına kurulan gönüllü sosyal medya sayfaları, katilin yakından ziyade ‘en yakınlarında’ olduğuna inanıyor. Aile ise bu iddialara karşı çıkıyor ve kızlarının katilinin ‘evden’ biri olmadığını ısrarla savunuyor. Elbette bu süreçte Türk yetkililer gereken araştırmaları yapıyor ve delileri inceleyerek, pek çok şahidin ifadelerini yeniden alıyor. Interpol’ün devreye girmesi ise cinayetin çözülmesi konusunda adalet bekleyenlerin umudunu iyice yeşertiyor. Peki Interpol’ün yapacakları davayı nasıl etkiler ve bu araştırma tam olarak ne anlama geliyor? Ailenin üzerindeki şüpheler bitmiş olabilir mi? Avukat Ümit Altay şöyle açıklıyor:
Alıntı Metni

DOĞRU SÖYLEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ YOK! ‘HTS’LERE BAKILMIŞ OLABİLİR’
Bugüne dek Çağla’nın katilinin bulunması için pek çok kişinin ifadesi alındı. Aile de TV programlarında ve her röportajlarında o güne dair açıklamalar yaptı. Ancak gönüllülerin dikkatinden kaçmayan kritik detaylar, büyük tutarsızlıkları peşinden getiriyor. Özellikle Çağla’dan sonra ortadan kaybolan ‘yeşil Mercedes’ ile ilgili, “Öyle bir arabamız yoktu” dedikten kısa süre sonra “Aslında yeşil Mercedes’imiz vardı” diyen aile akıllarını karıştırmıştı. Sosyal medyada ve şahitlerin ifadelerinde öne çıkan isimlerden biri olan baba Nedim Tuğaltay’ın, cinayetin işlendiği saatlerde balkonda kanlı ve bıçaklı görülmesi, ev telefonundan görüşmeler yapılmış olması bu kritik detaylar arasında öne çıkıyordu. Oysa Çağla’nın öldürüldüğü saatlerde ne Nedim Tuğaltay ne de diğer aile üyeleri verdikleri ifadede evde olduklarını söylemişti. Yani Nedim Tuğaltay’ı eli kanlı ve bıçaklı gören 3 farklı tanığın ifadesi değerlendirildiğinde ortaya çelişkiler çıkıyordu. Ayrıca ağabey İlker Tuğaltay’ın HTS kayıtları 2000 yılına ait bir veri sunmamıştı. Çünkü incelenen numara, 2004’ten sonra kullanılmaya başlanmıştı. Peki ama Ordu’dan İstanbul’a cinayet sonrası geldiğini ifade eden İlker Tuğaltay yanlış bir numara mı vermişti? İfadesinde eksik ya da yanlış bilgiler olabilir miydi? Avukat Ümit Altay, ‘Doğru söylemek gibi bir yükümlülükleri yok’ diyerek o ifadeleri ve HTS kayıtlarını anlattı.
“Kişinin, kendisiyle alakalı doğru delil verme veya doğru söyleme yükümlülüğü yok ceza hukukumuza göre. Ceza almasa da bir kanaat oluşur. Der ki bu adam gerçekten şüpheli olabilir. Nitekim şu an öyle düşünülüyor. 2000 yılında o olay saatinde, İstanbul’dan da sinyal verdiğinden kabul etmediğini düşünüyoruz. Polis veya savcılık HTS’nizi alırken gelip ‘Hangi numarayı kullanıyorsunuz?’ diye sormuyor. Yani şahsın şu an üzerinde kayıtta hangi telefon numaraları var diye bakar ve öğrenirler. Bu teyitli bir şekilde soruşturulur. Yoksa o zaman şüpheliler hep başka numaralar verirdi. İlker’in yıllar sonra yana yakıla başka bir numara aramasının, o numarayı kabul etmemesinin bundan sebep olduğunu düşünüyoruz. Bu, gerçekten onun telefonu. 2000 yılında da Ordu’da değil de İstanbul’da vermiştir diye düşünüyoruz. Zaten savcının da aile üzerine gitme sebeplerinden bir tanesi buydu. Bir de o numarayı da reddetmiyor. Diyor ki o numarayı 2004’te kullanmaya başladım. Yani tanıklara sorduğu sorular, onlara yaptıkları konuşmalarında savcı da fikrini biraz söylemiş. Şu an aile üzerinde de duruluyor.” – Avukat Ümit Altay

Peki, olay saatinde Çağla’dan ve henüz kimliği bilinmeyen katilden başka kimsenin evde olmaması gerekiyorsa, ev telefonu üzerinden Nedim Tuğaltay’la nasıl iletişim kurulmuştu? Nedim Tuğaltay cinayet saatlerinde ev telefonunda, akşam Gülnur Tuğaltay’la eve gelene kadar bilmediği cinayeti, nasıl ‘Çağla’yı kesmişler’ diye anlatmıştı?
Alıntı Metni
5 NO’LU KAN LEKESİ VE SALONDA BULUNAN ÇAKMAĞIN SIRRI
Çağla’nın boğazı ‘solak’ biri tarafından kesilmişti ve okul elbiselerinin altına giydiği iç çamaşırındaki 5 no’lu kan lekesi Çağla’ya ait değildi. Çağla’nın değilse katili ele verecek bir delil olma olasılığı oldukça yüksek olan bu leke için Avukat Ümit Altay gereken adımları attı. Savcılığa 10 dilekçe gönderen Avukat Altay’ın 9’uncu dilekçesi bu kan lekesi içindi. Peki çakmak ve kan lekeleri ne ifade ediyordu?
“Dosyada 5 no’lu kan örneği var. O Çağla’ya ait değil. Kanın kime ait olduğu bulunursa cinayeti aydınlatacak. Kanın sıçraması, cinayet dışında mümkün değil. Demek ki kendini de kesti katil. Böylece kendi kanı da damladı diye düşünüyoruz. Belki de Çağla’yla boğuşurken bir şey oldu. Bunu ben talep ettim. Tırnak altı DNA’nın da aileyle karşılaştırıp karşılaştırılmadığını bilmiyoruz. Çünkü aile bu konuda da yalan söylüyor. Deniyor ki bizimki incelendi ama eşleşmedi deniyor. Ancak bugüne kadar hiçbir rapor göstermediler. Bu da benim dikkatimi çekti. Başta tırnak altı DNA olmak üzere 5 no’lu kan örneği ve Çağla’nın iç çamaşırında başka yabancı DNA’lar da var ,swap’lar alınmış. Onlarla da eşleştirilmeli. Bir de salonda bulunan çakmak. O da DNA’larla eşleştirilmeli. Ben talep ettim. Muhtemelen savcı da bunu göz önünde bulundurur ve aile üyeleri ile o tanıklar dinlendikten sonra DNA’larına başvurulacak diye düşünüyorum.” – Avukat Ümit Altay

‘DOSYA GİZLİ OLDUĞU İÇİN BİLEMEYİZ’
Çağla’nın 25 yıldır aydınlatılamamış soruşturması için çalışan kimse yerinde saymıyor. Her geçen gün yeni incelemeler, ifadeler ve ihtimaller değerlendiriliyor, sonuca varacak yolda durmaksızın ilerleniyor. Ancak alınan ‘gizlilik kararı’ her gelişmenin öğrenilmesini mümkün kılmıyor. Bu nedenle de Avukat Ümit Altay’a göre henüz duymadığımız ama ilerleme kaydedilen incelemeler olabilir. Avukat Ümit Altay, bunun nedenlerini ve ‘6 ay tahminini’ açıklayarak sözlerini şöyle noktaladı:
Alıntı Metni…