BIST 100
14.321,19 1,53%
DOLAR
46,9807 0,15%
EURO
53,6433 -0,10%
GRAM ALTIN
6.225,55 0,12%
FAİZ
40,75 -0,54%
GÜMÜŞ GRAM
90,48 0,03%
BITCOIN
63.986,00 -0,56%
GBP/TRY
62,9939 -0,08%
EUR/USD
1,1416 -0,12%
BRENT
76,01 -0,38%
ÇEYREK ALTIN
10.178,77 0,12%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
36 °
Reklam

SİYASET

Yangınların yüzde 57’si orman dışı alanlarda başladı

Yangınların yüzde 57’si orman dışı alanlarda başladı

Son resmi verilere göre Avrupa’nın pek çok ülkesinde yaşanan yangınlarda 440 bin hektar, Türkiye’de ise 64 bin 500 hektar alan zarar gördü. Uzmanlar, yangınlar konusundaki riskin sıcaklıkların pik yaptığı bu günlerde en üst seviyeye çıktığını belirtti.
İlginizi Çekebilir
ORMAN DIŞI ALANLARDA BAŞLAYAN YANGINLAR ORMANLARI TEHDİT EDİYOR
Orman Genel Müdürlüğü yangınların sebeplerine ilişkin dikkat çeken paylaşımlarıyla sıklıkla vatandaşları temkinli olmaları konusunda uyarıyor. Yaz başından bu yana yaşanan yangınların önemli bir kısmının orman dışı alandan başladığına dikkat çeken Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, şu açıklamalarda bulundu;
“1 Ocak – 17 Ağustos 2025 tarihleri arasında ülkemizde 2239 orman, 2992 orman dışı alan olmak üzere toplam 5231 yangın meydana geldi. Bu rakamlar gösteriyor ki, yangınların yüzde 57’si orman dışı alanlarda başladı. Tarım arazileri, makilikler, yol kenarları, boş araziler ve kırsal yerleşimlerde çıkan bu yangınların pek çoğu, rüzgâr ve yüksek sıcaklıkla birlikte kısa sürede ormanlara sıçradı. Sonuç olarak toplam 64 bin 500 hektar alanımız büyük zarar gördü.”

3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı
“İZMARİT VE ARAÇ YANGINLARI BÜYÜK FELAKETLERE YOL AÇIYOR”
Karacabey, “Orman dışı alanlarda yapılan anız yakma, tarla temizliği sırasında kullanılan ateş, dikkatsizce bırakılan şişe ve cam parçaları büyük bir tehlike. Bir kıvılcım hem ekili alanları hem ormanlarımızı yok edebilir” dedi.
Karacabey, son günlerde artan araç yangınları ve yol kenarlarına atılan sigara izmaritlerinin orman yangınlarının nedenleri arasında yer aldığını belirterek, “Sıcak hava ve kuru otlar, küçücük bir kıvılcımı bile büyük bir felakete dönüştürebiliyor.

Özellikle otoyol ve tali yolların kenarlarında çıkan yangınların önemli bir kısmı, sürücülerin camdan attığı izmaritlerden kaynaklanıyor. Son haftalarda araçlarda meydana gelen motor aksamı kaynaklı yangınlar da rüzgârın etkisiyle hızla yayılıp ormanlık alanlara sıçrayabiliyor. Hem izmarit atmanın hem de araç bakımını ihmal etmenin cezası var. Vatandaşlarımızdan bu konuda en yüksek hassasiyeti bekliyoruz” dedi.
Orman Genel Müdürü ayrıca, orman ve orman dışı alanlarda ateş yakılmaması, şüpheli dumanların 112 Acil Çağrı Merkezi’ne hemen bildirilmesi ve yangın söndürme çalışmalarına engel olacak davranışlardan kaçınılması gerektiğini de hatırlattı.

Montu giydi, 18 yıl hapisle cezalandırıldı! Mahkeme salonunda ‘defile’ gibi duruşma…

SON DAKİKA HAVA DURUMU HABERİ: Meteoroloji yeni haritayı yayımladı! Sıcak hava dalgası geri dönüuyor!

SON DAKİKA HAVA DURUMU HABERİ: Meteoroloji yeni haritayı yayımladı! Sıcak hava dalgası geri dönüuyor!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan tahminlere göre: Marmara ile Doğu Akdeniz’in parçalı, yer yer çok bulutlu, Orta ve Doğu Akdeniz’in Toroslar mevkii ile Hatay kıyılarının yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgârın, Marmara ile Kuzey Ege kıyılarında kuzey ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetli (30-50 km/saat) esmesi bekleniyor.
HAVA SICAKLIĞI: Hava sıcaklığının, iç ve doğu kesimlerde mevsim normalleri üzerinde, diğer yerlerde mevsim normalleri civarında seyretmesi bekleniyor.
RÜZGAR: Genellikle kuzeyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Marmara ile Kuzey Ege kıyılarında kuvvetli (30-50 km/saat) esmesi tahmin ediliyor.
3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı

BATI AKDENİZ İÇİN FIRTINA UYARISI
Batı Akdeniz’in batısında yarın öğle saatlerinden itibaren fırtına bekleniyor.
Meteoroloji Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Batı Akdeniz’in batısında Kaş ve Kumluca arasında rüzgarın, yarın öğle saatlerinden sonra batı ve güneybatıdan, kuzeybatıdan 6 ila 8 kuvvetinde fırtına şeklinde eseceği tahmin ediliyor.
Akşam saatlerinden sonra etkisini kaybetmesi beklenen denizdeki fırtına nedeniyle vatandaşların ulaşımda aksamalara karşı dikkatli ve tedbirli olmaları gerekiyor.
Galatasaray’da kontenjan problemi! 5 futbolcu için ayrılık kararı
BU HAFTA HAVA NASIL OLACAK?
Bu hafta hava tahmin raporuna göre, Türkiye genelinde hava sıcaklıklarının iç ve doğu bölgelerde mevsim normallerinin üzerinde, diğer bölgelerde ise mevsim normalleri civarında seyredeceği öngörülüyor. Özellikle Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz’de sıcaklıkların 40 derecenin üzerine çıktığı görülüyor. İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyük şehirlerde sıcaklıklar 30-36 derece aralığında seyredecek. Karadeniz’in iç kesimleri ve Doğu Anadolu’nun bazı bölgelerinde ise yerel sağanak yağışlar dikkat çekiyor.
Hafta boyunca özellikle salı, çarşamba, perşembe ve pazar günleri Karadeniz’in kuzey kesimleri ile Doğu Anadolu’nun bazı bölgelerinde gök gürültülü sağanak yağışların etkili olması bekleniyor. Cuma gününden itibaren yağışların azalmasıyla birlikte ülke genelinde daha açık ve güneşli bir hava hakim olacak. Sıcaklıkların yüksek seyretmesi nedeniyle güneş çarpması ve orman yangınları riskine karşı dikkatli olunması öneriliyor.
Meteoroloji İstanbul için cumartesi gününü işaret edip gök gürültülü sağanak yağış uyarısında bulundu.

Çanakkale’de alevlerle mücadele sürüyor: 6 köy tahliye edildi
BÖLGELERİMİZDE HAVA
MARMARA
Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgârın, kuzey ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetli (30-50 km/saat) esmesi bekleniyor.
BALIKESİR °C, 32°C
Parçalı ve az bulutlu
ÇANAKKALE °C, 32°C
Parçalı ve az bulutlu
EDİRNE °C, 32°C
Parçalı ve az bulutlu
İSTANBUL °C, 30°C
Parçalı ve az bulutlu
EGE
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgârın, Kuzey Ege kıyılarında kuzey ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetli (30-50 km/saat) esmesi bekleniyor.
A.KARAHİSAR °C, 34°C
Az bulutlu ve açık
DENİZLİ °C, 37°C
Az bulutlu ve açık
İZMİR °C, 32°C
Az bulutlu ve açık
MUĞLA °C, 32°C
Az bulutlu ve açık
AKDENİZ
Az bulutlu ve açık, doğusunun parçalı bulutlu, öğle saatlerinden sonra Orta ve Doğu Akdeniz’in Toroslar mevkii ile Hatay kıyılarının yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
ADANA °C, 35°C
Az bulutlu ve açık
ANTALYA °C, 31°C
Az bulutlu ve açık
HATAY °C, 33°C
Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı bulutlu, öğle saatlerinden sonra kıyı ilçelerinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı
ISPARTA °C, 33°C
Az bulutlu ve açık
İÇ ANADOLU
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
ANKARA °C, 34°C
Az bulutlu ve açık
ESKİŞEHİR °C, 35°C
Az bulutlu ve açık
KONYA °C, 34°C
Az bulutlu ve açık
YOZGAT °C, 30°C
Az bulutlu ve açık
BATI KARADENİZ
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
BOLU °C, 34°C
Az bulutlu ve açık
DÜZCE °C, 34°C
Az bulutlu ve açık
SİNOP °C, 33°C
Az bulutlu ve açık
ZONGULDAK °C, 26°C
Az bulutlu ve açık
ORTA VE DOĞU KARADENİZ
Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.
AMASYA °C, 33°C
Parçalı ve az bulutlu
RİZE °C, 30°C
Parçalı ve az bulutlu
SAMSUN °C, 30°C
Parçalı ve az bulutlu
TRABZON °C, 29°C
Parçalı ve az bulutlu
DOĞU ANADOLU
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
ERZURUM °C, 31°C
Az bulutlu ve açık
KARS °C, 30°C
Az bulutlu ve açık
MALATYA °C, 36°C
Az bulutlu ve açık
VAN °C, 28°C
Az bulutlu ve açık
GÜNEYDOĞU ANADOLU
Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
DİYARBAKIR °C, 41°C
Az bulutlu ve açık
GAZİANTEP °C, 39°C
Az bulutlu ve açık
MARDİN °C, 35°C
Az bulutlu ve açık
SİİRT °C, 39°C
Az bulutlu ve açık…

Reklam
İstanbul Valisi Gül'den deprem çalışmalarına ilişkin açıklama

İstanbul Valisi Gül’den deprem çalışmalarına ilişkin açıklama. 19 yılda 5 milyar dolarlık güçlendirme

İstanbul Valisi Davut Gül, 17 Ağustos depreminin yıl dönümünde, aynı acıların tekrar yaşanmaması için eğitim ve sağlık binalarında son 19 yılda 5 milyar doları aşkın kaynak kullanıldığını, İstanbul’un depreme karşı daha güvenli ve dirençli hale getirilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi.
3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı
Vali Gül, Türkiye merkezli sosyal medya platformu Next Sosyal’deki hesabından yaptığı açıklamada, “Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde ortaya konulan vizyon doğrultusunda, İstanbul’un depreme karşı dirençli hale getirilmesi amacıyla 2006 yılında kurulan ve Valiliğimizin koordinasyonunda çalışmalarını sürdüren İstanbul Proje Koordinasyon Birimi (İPKB) aracılığıyla, 2000 yılı öncesinde inşa edilen tüm okullarımız deprem dayanıklılık testinden geçirilmiştir.” ifadelerini kullandı.
Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:
“Riskli olduğu tespit edilen 1530 okulun tamamı ya yeniden inşa edilmiş ya da güçlendirilmiştir. Aynı acıların tekrar yaşanmaması için sadece eğitim ve sağlık binalarında son 19 yılda 5 milyar doları aşkın kaynak kullanılmıştır. İstanbul’umuzun depreme karşı daha güvenli ve dirençli hale getirilmesi için çalışmalarımız kararlılıkla sürdürülmektedir.”
Elini ısıran hırsız yüzünden kolu kesilecekti! Doktorlar şaşkın: Bizim için de ilk oldu, literatüre girecek…

Deprem anında ne yapmalı? AFAD’dan deprem öncesi ve anında hayat kurtaran rehber

Deprem anında ne yapmalı? AFAD’dan deprem öncesi ve anında hayat kurtaran rehber

AFAD’ın NSosyal hesabından, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 26’ncı yılına ilişkin paylaşımda bulunuldu. Paylaşımda, depremin üzerinden çeyrek asır geçse de acının hep taze, afetlerin dünyanın ve Türkiye’nin yadsınamaz bir gerçeği olduğu ifade edildi.
İlginizi Çekebilir
AFAD’DAN 17 AĞUSTOS HATIRLATMASI
Türkiye’nin, deprem ülkesi olduğunun altı çizilen paylaşımda, şunlar kaydedildi:
“Ülkemiz sahip olduğu tektonik, sismik, topografik ve iklimsel yapısı gereği doğa kaynaklı afetlerle sıklıkla karşı karşıya kalıyor. Depremleri engellemek mümkün değil ancak deprem öncesinde yapılacak hazırlıklar ve deprem anında sergilenecek doğru davranışlar ile depremin olası zararlarını engellemek mümkün. 17 Ağustos Marmara Depremi başta olmak üzere afetlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı dileriz. Sadece o günü değil, ülkemizin deprem gerçeğini de unutmayalım.”
DEPREMDE HAYATTA KALMANIN YOLLARI
Öte yandan, paylaşımda deprem öncesinde yapılacak hazırlıklar ve deprem anında sergilenecek doğru davranışlara ilişkin şu bilgilere yer verildi:
“Yaşadığınız yerin deprem tehlikesini e-Devlet’te hizmete sunulan Türkiye Deprem Tehlike Haritası uygulaması (tdth.afad.gov.tr) üzerinden hemen öğrenebilirsiniz.
Yeni bir eve taşınmadan önce bina yönetimi ya da belediyelerden edinebileceğiniz yapı ruhsatını ve yapı kullanma izin belgesi olarak da bilinen iskan ruhsatını mutlaka kontrol ediniz.
Tüm hane halkının katılımıyla Afet ve Acil Durum Aile Planınızı şehir içi dışı destek kişilerini, afet anındaki görev dağılımını, e-Devlet üzerinden öğreneceğiniz toplanma alanı ile alternatif evden çıkış ve tahliye rotalarını konuşabilirsiniz.

EVDE VE İŞTE DEPREME HAZIRLIK
Deprem anında doğru davranışları pekiştirmek için Afet ve Acil Durum Planı ile Tahliye Planını 6 ayda bir uygulayınız.
Acil çıkış yolları ve tahliye planınızı da içeren iş yerleri için Afet ve Acil Durum Planınızın hazır olması ve bu planın 6 ayda bir tatbikatlarla tüm çalışanlar arasında uygulanması hayat kurtarıcı bir önlemdir.
Doğru ilk yardım bilgi ve becerilerine sahip olarak, afet ve acil durumlar sonrasında çevremizdekilere ve kendimize yardımcı olabiliriz. İlk yardım hayat kurtarır.
3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı
Evde ‘tehlike avı’ yaparak bir afet anında bize zarar verebilecek ağır eşyaları ve rafları duvara sabitlemek, yanıcı maddeleri uygun şekilde depolamak ve gerekiyorsa yerlerini yeniden düzenlemek kritik önemdedir.
Afet sonrası özellikle ilk 72 saat için gerekebilecek miktarda su, yiyecek, battaniye, ilaç ve belge kopyaları ile ilk yardım çantası gibi acil ihtiyaç malzemelerinin bulunacağı afet ve acil durum çantanızı hazırlayınız ve 6 ayda bir güncelleyiniz.
Afetlerle mücadelede ilk adım, tehlikeleri ve alınabilecek önlemleri öğrenmektir. Temel Afet Farkındalık Eğitiminizi AFAD YouTube hesabından çevrim içi olarak hemen alabilirsiniz.
Çocuklara yaşına uygun şekilde, korkutmadan ama aynı zamanda da saklamadan verilen her doğru bilgi onları güçlendirir. Oyun ve tatbikatlarla onları her türlü duruma hazırlayabiliriz. Belirsizliğin çocuklarımızı daha çok kaygılandıracağını unutmayalım.

Galatasaray’da kontenjan problemi! 5 futbolcu için ayrılık kararı
HAYAT KURTARAN TATBİKATLAR
Ülkemizin her yerinde acil çağrı numaralarına 112’den ulaşılabilmektedir. 112’yi ve özel acil durumlar için gerekebilecek tüm acil durum numaralarını, çocuklarımız dahil tüm hane halkına öğretelim.
Çök-kapan-tutun ile deprem anında oluşabilecek yapısal olmayan hasarlardan korunabilirsiniz. Deprem anında çök-kapan-tutun yapabileceğiniz güvenli noktaları tespit ediniz.
Depremin ilk saniyeleri en kritik ve tehlikeli sürelerdir. Asansörler servis dışı kalabilir ve merdivenler çökebilir. Dışarıya çıkmak için depremin bitmesi beklenmeli ve önceden belirlenmiş uygun tahliye yolları kullanılmalıdır.
Deprem bizi değil başka insanları etkilediğinde de çalışmaları aksatmamak için acil durum araçlarının güzergahlarını olabildiğince boş bırakmak gerekmektedir. İletişimin kesilmemesi için telefon hatları yerine SMS ve internet tabanlı anlık mesajlaşma uygulamalarını kullanmak gibi sorumluluklarımız olduğunu da unutmayalım.
Afet ve acil durumlarda doğrulanmamış bilgiler çok daha hızlı yayılmaktadır. Özellikle sosyal medya platformlarında yayılan dezenformasyonlar sadece bilgi kirliliğine değil, can kayıplarına bile yol açabilmektedir. Bu yüzden resmi kaynaklar dışında dolaşan bilgilere itibar etmemeli ve teyit edilmemiş bilgileri paylaşmamalıyız.
Afet öncesinde ve sırasında doğru ve güncel bilgiye ulaşmak için sosyal medya platformlarındaki resmi AFAD hesaplarını takip edebilirsiniz.
Afetlerle mücadele toplumsal bir sorumluluktur. AFAD Gönüllülük Sistemi’ne kaydolarak alacağınız eğitimlerle ülkemizin afetlerle mücadele gücüne güç katabilirsin.”
Bitcoin sonrası altcoinlerde boğa sinyali! En güçlü haber geldi…

Montu giydi, 18 yıl hapisle cezalandırıldı! Mahkeme salonunda 'defile' gibi duruşma

Montu giydi, 18 yıl hapisle cezalandırıldı! Mahkeme salonunda ‘defile’ gibi duruşma

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı Yunus timleri, 2024 Mart ayında, Yıldırım ilçesi Sinandede Mahallesi’nde şüphe üzerine 16 R 1153 plakalı otomobili durdurdu. Yol ortasında durdurulan araçtan inen Emrah Işık, yanında bulunan turuncu ve lacivert renkteki montu yere atıp ayağı ile aracın altına iterek kaçtı. Çevredeki bir markete ait güvenlik kamerasına yansıyan olayda, Işık’ı yakalayan polis, otomobili kullanan M.C. (32) ile yanında bulunan eşi E.C. ve arka koltukta oturan Murat Can Kunter’i gözaltına aldı.
İlginizi Çekebilir
Ekipler, aracın altına atılan montun ceplerinde 8 paket içerisinde toplam 556 gram metamfetamin ele geçirirken, E.C.’nin yapılan üst aramasında ise 126 bin TL bulundu. Yapılan kimlik sorgulamasında, Emrah Işık ile Kunter’in ‘Uyuşturucu satmak ve kullanmak’ suçundan çok sayıda sabıka kaydı olduğu belirlendi. E.C., emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Sorgulamalarında suçlamaları kabul etmeyen ve ceplerinde uyuşturucu madde bulunan montun kendilerine ait olmadığını söyleyen şüphelilerden Işık ve Kunter sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, M.C. adli kontrol şartıyla serbest kaldı.

10 YILA KADAR HAPİSLERİ İSTENDİ
Savcılık soruşturması sonunda E.C. hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilirken, tutuklu 2 sanık ile tutuksuz 1 sanık hakkında Bursa 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, ‘Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama’ suçundan 10 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Emrah Işık duruşmadaki ifadesinde ceplerinden uyuşturucu ele geçirilen montun, diğer tutuklu sanık Murat Can Kunter’e ait olduğunu öne sürerek, “Uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği mont Murat Can Kunter’e aittir. Murat Can Kunter ile sokakta yürürken M.C.’nin arabasına denk geldik. Bizi taksi durağına kadar bırakmasını istedik. Araçla gittiğimiz esnada, Murat polisleri görünce yanındaki montu bana uzatarak, ‘Montu al uza’ dedi. Ben bunu kabul etmeyince araçtan indim ve montu üzerime attı. Ben de montu almamak için ayağımla tekmeledim” dedi.
Kunter ise uyuşturucu satmayıp sadece kullandığını söyleyerek, “Benim Emrah Işık’tan 10 bin lira alacağım vardı. O gün tahsil etmek için buluştum. Yolda M.C.’yi gördük. Bizi taksi durağına bırakmasını istedik. Yolda giderken polisler bizi durdurdu. Araç durunca Emrah arabadan inerek kaçmaya çalıştı ancak polisler yakaladı. Montun kime ait olduğunu bilmiyorum” diye konuştu.
Elini ısıran hırsız yüzünden kolu kesilecekti! Doktorlar şaşkın: Bizim için de ilk oldu, literatüre girecek

Tutuksuz sanık M.C. ise yöneltilen suçlamaları kabul etmeyip, montun kendisine ait olmadığını ve eşinin üzerinde ele geçirilen 126 bin TL’nin, çocuklarının sünnet düğünü nedeniyle bozdurdukları altınların parası olduğunu belirtip, beraatini talep etti.
DURUŞMA SALONUNDA BİRBİRLERİNİN MONTUNU GİYİP, DENEDİLER
Mahkeme heyeti, ceplerinden uyuşturucu çıkan montun kime ait olduğunu belirlemek için, 3 sanığa da boy ve kilolarını sordu. Emrah Işık’ın, “Boyum 172 santim, kilom ise 96” dediği, Murat Can Kunter’in, “Hakim Bey ben 90 kilo ağırlığında 180 santim boyundayım” diye ifade verdiği duruşmada M.Ç. ise “Ben 105 kilo ağırlığında 170 santim boyundayım” yanıtını verdi. Mahkeme heyeti, sanıklardan duruşmaya gelirken giydikleri montlarını çıkarmalarını, mübaşirden de 3 sanığın giydiği montların bedenlerine bakmasını istedi. Mahkeme, Işık’ın ‘XL’, M.C.’nin, ‘5XL’ ile Kunter’in bedeni gösteren etiket kısmı okunmayan montlarını, bedenlerine uyup uymadığını görmek için birbirlerine giydirdi.
KİLO ALMAMALARI İÇİN UYARILDILAR
Murat Can Kunter’in montu Emrah Işık’a büyük gelirken, M.C.’nin, 5XL olan montunun da diğer 2 sanığın üzerinde çok büyük olduğu gözlemlendi. Bunları tutanağa geçirilirken, sanıkların fiziksel hallerini gösteren fotoğrafları da çekilip dosyaya konuldu. Heyet, uyuşturucu ele geçirilen montun DNA tespitinin yapılmasının ardından bir sonraki duruşmaya getirilip, kime ait olduğunun belirlenmesi amacıyla sanıklara giydirilmesini kararlaştırdı. Mahkeme ayrıca, Işık, Kunter ve M.C.’ye mevcut kilolarını korumaları için sözlü uyarıda bulundu.
3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı
BU KEZ CEBİNDE UYUŞTURUCU BULUNAN MONTU GİYDİLER
Karar duruşmasında, cebinde uyuşturucu bulunan turuncu-lacivert renkli mont bu kez mahkeme salonuna getirilerek, sanıklara giydirildi. Kunter’e kısa gelip M.C.’nin vücuduna oturmayan montun, kol boyu olarak uygun olan Emrah Işık’a ait olduğu belirlendi.
Mahkeme, M.C.’nin beraatine karar verirken, montu giyen Emrah Işık ile suç ortağı olan arkadaşı Murat Can Kunter’i, ‘Uyuşturucu ticareti yapmak’ suçundan 12’şer yıl hapis cezasına çarptırdı. Ele geçirilen uyuşturucu miktarının fazla olmasını dikkate alan heyet, sanıkların bu cezasını 18’er yıla çıkartırken, 36’şar bin TL de para cezası verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 26’ncı yılına ilişkin paylaşım…

Reklam
Tarihi değiştirecek keşif! Leopar detayı şaşırttı: 25 yıl sürebilecek bir kazı potansiyeli var

Tarihi değiştirecek keşif! Leopar detayı şaşırttı: 25 yıl sürebilecek bir kazı potansiyeli var

Havran ilçesine bağlı İnönü Mahallesi’ne yaklaşık 2 kilometre uzaklıktaki Kocaçal Tepe’nin İnboğazı mevkisinde yer alan Andık Mağarası, 1949 yılında Prof. Dr. Kılıç Kökten tarafından keşfedildi.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Derya Yalçıklı ve ekibi tarafından mağarada yürütülen kazı çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Balıkesir Kuva-yi Milliye Müzesi Müdürlüğü, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Havran Belediyesinin destekleriyle yapılıyor.
İlginizi Çekebilir
Sabahın ilk ışıklarında İnönü Mahallesi’ndeki kazı evinden yola çıkan ekip, arazi aracıyla patikadan Kocaçal Tepe’ye ulaşıyor.
Yolun bittiği noktada araçtan inen ekip, sularını eşeğe yükleyip yaklaşık 500 metre uzaklıktaki mağaraya yürümeye başlıyor.
Dar, engebeli ve taşlık arazide tek sıra halinde yürüyen kazı ekibi, zorlu yolculuğun ardından ulaştıkları 59 metre derinlikte ve birçok galeriden oluşan mağarada kazı çalışmalarına başlıyor.
Titizlikle yürütülen kazılarla mağarada geçmişin izleri sürülüyor. Birçok seramik kap, taş ve kemikten yapılmış aletlerin bulunduğu mağaranın duvarında, bir dağ zirvesi ve leopar figürünün bulunduğu resim de yer alıyor.
3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı

“BURADA YOĞUN BİR PREHİSTORİK YERLEŞİM VAR”
Kazı Başkanı Prof. Dr. Derya Yalçıklı yaptığı açıklamada, kazı çalışmalarına 2022 yılında başladıklarını söyledi.
Mağaranın kuzey ve doğu galerilerinde çalışmalarını yürüttüklerini belirten Yalçıklı, şöyle konuştu:
“Yerleşim tabakası olarak hedeflediğimiz tabii ki Prehistorik (tarih öncesi) çağlar. Burada yoğun bir Prehistorik yerleşim var. Özellikle Neolitik ve Kalkolitik çağlara ait tabakaları son yıllarda çok detaylı biçimde saptadık. Geç dönemler olarak milattan önce 1500-1400 arasındaki Geç Tunç Çağı, milattan önce 546’yı kapsayan Arkaik Çağ ve 1204 yılı sonrasındaki Orta Çağ yani Bizans Dönemi’nde de mağarada bazı ritüel amaçlı uygulamaların yapıldığını çalışmalarımız sırasında belirledik. Daha yakın zamanlarda ise mağaranın ağıl olarak kullanıldığı tespit edildi. Yani böyle bir kullanım devamlılığı da söz konusu.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 26’ncı yılına ilişkin paylaşım
“DAHA ESKİ DÖNEMLERE ULAŞMA ÇABAMIZ DA SÜRÜYOR”
Yalçıklı, kazı çalışmalarında özellikle Neolitik ve Kalkolitik çağlara odaklandıklarını vurguladı.
Çalışmalara yoğun bir şekilde devam ettiklerini dile getiren Yalçıklı, şunları kaydetti:
“Karbon analizlerine göre milattan önce 6700 tarihine ulaşmış durumdayız. Bu, bölge için bilinen en erken tarihlerden biri. Burası hem Kalkolitik hem de Neolitik çağlarda çeşitli evrelerde yerleşim amacıyla kullanılmış. Bu tabakaları saptıyoruz. Yaşam alanları, mağaranın çeşitli galerilerinde, gözlerinde oluşan tabanlar ve ocakların bulunduğunu görüyoruz.”
Çalışmalar sırasında günlük yaşamda kullanılan seramik kapların yanı sıra taş ve kemikten yapılmış aletlerin de bulunduğunu ifade eden Yalçıklı, son 2-3 yılda önemli bilgilere ulaştıklarını söyledi.
Kalkolitik ve Neolitik dönemlerin bölgede çok az bilinen ve sadece birkaç merkezden tanınan dönemler olduğunu anlatan Yalçıklı, şu bilgileri verdi:
Haber Detay Görsel Slider
“Biz de bu dönemler arasındaki detayları burada saptama ve daha fazla bilgi kazandırma çabasındayız. Şu anda üzerinde çalıştığımız dolguda, yaklaşık 20-25 yıl sürebilecek bir kazı potansiyeli var. Daha erken dönemlere ait tabakaların da olduğunu düşünüyoruz. Henüz onlara ulaşamadık ama farklı alanlarda o potansiyelin olduğunu biliyoruz. Daha eski dönemlere ulaşma çabamız da sürüyor. Şu anda kazdığımız evreler, bizim için bilinmeyen bu bölgede bilgisi eksik olan dönemler. Dolayısıyla çok büyük katkı sağlayacak bir yerleşim alanı durumunda.”
Yalçıklı, mağaranın Havran için de önemli bir kültürel miras olduğunu vurgulayarak, bazı iyileştirmelerin yapılmasıyla bölgenin turizme büyük katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.
Havran Belediye Başkanı Emin Ersoy da ilçelerinde bulunan mağarada yapılan kazı çalışmalarına ellerinden gelen desteği verdiklerini dile getirdi.
Havran’ın tarımı ve coğrafi güzelliyle ön plana çıktığını anlatan Ersoy, mağaranın turizme kazandırılmasının kente büyük katkı sağlayacağını ifade etti.

Elini ısıran hırsız yüzünden kolu kesilecekti! Doktorlar şaşkın: Bizim için de ilk oldu, literatüre girecek

Elini ısıran hırsız yüzünden kolu kesilecekti! Doktorlar şaşkın: Bizim için de ilk oldu, literatüre girecek

Üsküdar’da esnaflık yapan N. U. 1,5 yıl önce dükkanına giren yaşadığı arbede sırasında hırsızlardan biri tarafından ısırıldı. İki hırsızdan biri kaçarken, yakalamayı başardığı diğer hırsız ise, N.U.’nın sol elini ısırarak kaçtı.Yaşadığı olay sonrası ambulansla hastaneye götürülen talihsiz adama acil serviste pansumanları yapıldı ve herhangi bir kırık olmadığı için taburcu edildi. Ancak ertesi gün birdenbire şiddetli titreme ve ateş bulguları başlayınca tekrar hastaneye götürülmek zorunda kalınan hasta, Sultan 2. Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi enfeksiyon servisine yatırıldı. N.U. burada 15 gün yatarak yoğun enfeksiyon tedavisi gördü. Bu sırada elindeki yara ilerledi ve kolu dirseğine kadar iki katı hacme ulaştı. Kesilme aşamasına gelen kolu için hastanenin Deniz ve Sualtı Hekimliği bölümü devreye girdi ve N.U. acilen hiperbarik oksijen tedavisine alındı. Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Aslan liderliğindeki ekip tarafından gerçekleştirilen ve ardından fizik tedavisiyle yaklaşık 3,5 ay süren çabalar sonucu N.U. kolsuz kalmaktan kurtarıldı.
İlginizi Çekebilir
GÜNLERCE BASINÇ TEDAVİSİNE GİRDİ
Olayın kendilerini de çok şaşırttığını kaydeden Uzman Doktor Yavuz Aslan şu bilgileri verdi: “Hastanın sol elinde büyük bir iskemik, nekrotik zeminli, yani kanlanması bozulmuş, kötü bir yara olduğunu fark ettik. Birkaç gün içerisinde ön kolunda şiddetli bir ödem vardı bu dirseğe kadar yayılıyordu. Biz özellikle bu tarz yaralarda hiperbarik oksijen tedavisini ön planda tutuyoruz, enfeksiyon tedavisine yardımcı olması açısından. Hastaya günde 1 seans olacak şekilde 2 saat süren hiperbarik oksijen tedavisini planladık. Yara pansumanlarına geçtik yaklaşık 1 hafta sonra yara debride edebileceğimiz yani temizleyebileceğimiz pozisyona geldi. Yara temizliğini yaptık nekrotik dokuları kaldırdık, tendonları açığa çıkmıştı, buraya özel kolajen maddeler koyduk. Yaklaşık 1,5-2 aylık süreçte hastanın yarası tamamen iyileşti. El fonksiyonlarını kullanabilir hale geldi. Hastanın elini ve ön kolunu ampitasyondan yani kesilmekten kurtardık. Daha sonra da el hareketlerinin tamamen yerine gelmesi için fizik tedavi bölümüne yönlendirdik”
Çanakkale’de alevlerle mücadele sürüyor: 6 köy tahliye edildi

‘BİZİM İÇİN DE ŞAŞIRTICI OLDU, LİTERATÜRE GİRECEK’
Uzman Doktor Aslan, “Meslek hayatı boyunca insan ısırığına dair hiçbir vakayı tedavi etmediğini, vakanın kendilerini de şaşırttığını anlattı. İnsan ağız florasında bulunan bakterilerin normalde bir soruna yol açmadığını ama cilt altı dokuya girdiğinde şiddetli tablolara yol açabileceğini söyleyen Aslan sözlerini şöyle noktaladı. “İnsan ağız florasında bulunan bakteriler vardır Eikenella veya Kingella cinsi. Bizim aldığımız örneklerde de bu tür bakteriler üremişti. Şiddetli bir ödem yaparak ve lenf akımını tıkayarak kuvvetli bir ödeme neden oluyorlar. Bu da dolaşımı bozuyor, yaranın iyileşmesini geciktiriyor. El hacmi yaklaşık 1,5 – 2 kat artmıştı; özellikle el bileğinden dirseğe kadar olan bölümde. Apseyi anbiyotiklerin temizlemesi çok zor. Oraya cerrahi bir temizleme işleminin yapılması gerekiyor. Hiperbarik oksijen tedavisinin çok şiddetli bir ödem çözücü etkisi vardır. Hiperbarikle eş zamanlı olarak yaraya cerrahi temizleme işleminin yapılması gerekiyor. 1-1,5 aylık süreçte iyileştirerek ampütasyondan kurtardık. İnsan ısırığına dair bir vaka tedaviş etmemiştik.
Kuyumcu kadına 4. kez silahlı saldırı! 14 yaşındaki tetikçiler yakalandı: ‘Evinize beyaz eşya alacağım’

Bu bizim için ilk oldu. İnsan ısırığının ne kadar şiddetli bir yara yaptığını görmüş olduk. Hastanın elini literatürde ilk defa gördüğümüz bir yara şeklinde ampütasyondan kurtarmış olduk. Literatürde insan ısırığına bağlı yaralar var ama daha ufak yaralar; ampütasyona giden yaralar var ama kurtarılamamış. Biz burada hiperbarik oksijen tedavisini de uygun aşamada eklediğimiz için hastanın eli ampütasyondan kurtuldu. 35-40 seansa yakın hiperbariğe girdi, yara kapandıktan sonra 5 seans daha devam ettik. Bunu bir makale olarak yayınlama aşamasındayız. Özellikle dişlerin cilt altına temas ettiği ve derin yara açtığı durumlarda dişlerde normalde herhangi bir sıkıntıya yol açmayan patojen mikroplar, insan derisinin altına girdiğinde enfeksiyon yaratıp ciddi sonuçlara neden olabiliyor.”

’60 YAŞIMDAYIM İLK KEZ DUYUYORUM’
Hasta N. U. ise hırsızların hala yakalanamadığını, olaydan bir süre sonra dükkanının ikince kez soyulduğunu anlatarak yaşadıklarını şu cümlelerle ifade etti: “Hırsızları yakaladım, iki kişiydiler. Birini yakaladım diğeri de kendini kurtarmak için tekmeyle arkadan bana vuruyordu. Benim yakaladığım kişi elimi ısırdı. Elimi ısırınca kolumda güç kaybı oluştu. Elimdeki ısırıktan ötürü acı duyduğum için ambulans çağırdım. Gece saat 04.00’te ateş ve rahatsızlık hissettim. Tekrar geldim enfeksiyon olduğunu söylediler. Hastaneye yatırdılar hastanede 15 gün enfeksiyon servisinde uzun bir tedavi gördüm. Isıran kişide çok yoğun bir bakteri varmış, 3 ay boyunca da gördüğüm yoğun hiperbarik tedavi ve fizyoterapi tedavisi sonucu elim kurtuldu. 60 yaşındayım, ilk defa insan ısırığının böyle bir şeye yol açabildiğini burada öğrendim. Bu olaydan sonra dükkanım yağma edildi. Dükkanın kasasını bile götürdüler. Koruyucu kapıyı sökmüş götürmüşler”
3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 17 Ağustos Marmara Depremi'nin 26'ncı yılına ilişkin paylaşım

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 26’ncı yılına ilişkin paylaşım

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mesajında, “26 yıl önce, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde vefat eden vatandaşlarımızın acısını bugün hâlen yüreğimizde hissediyoruz. Bu büyük acının yıl dönümünde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet niyaz ediyor, ailelerine ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyorum” ifadelerine yer verdi.
3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı
TÜRKİYE’NİN YAKIN TARİHİNİ DERİNDEN ETKİLEYEN FELAKET
17 Ağustos 1999 sabahı, yerel saatle 03.02’de Kocaeli’nin Gölcük ilçesi merkezli büyük bir deprem meydana geldi. Aletsel büyüklüğü Kandilli Rasathanesi’ne göre 7,4, ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS) verilerine göre ise 7,6 olarak ölçülen deprem, geniş çapta can ve mal kaybına yol açtı.
Deprem, Marmara Bölgesi başta olmak üzere Ankara’dan İzmir’e kadar geniş bir alanda hissedildi. Resmî raporlara göre 17.480 kişi yaşamını yitirdi, 23.781 kişi yaralandı ve 505 kişi sakat kaldı. 285.211 konut ile 42.902 iş yeri hasar gördü. 2010 yılında yayımlanan Meclis araştırma raporuna göre ise ölü sayısı 18.373’e, yaralı sayısı 48.901’e yükseldi.
Yaklaşık 16 milyon kişi depremden değişik düzeylerde etkilendi. Türkiye’nin önemli sanayi bölgelerinden biri olan Marmara’da yaşanan bu felaket, ülkenin yakın tarihini derinden etkileyen en büyük doğal afetlerden biri olarak kayıtlara geçti.
“ACISINI BUGÜN HÂLEN YÜREĞİMİZDE HİSSEDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 26’ncı yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı.
Erdoğan’ın paylaşımı şöyle;
“26 yıl önce, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde vefat eden vatandaşlarımızın acısını bugün hâlen yüreğimizde hissediyoruz…
Bu büyük acının yıl dönümünde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet niyaz ediyor, ailelerine ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyorum.”
Marmara Depremi’nin 26. yılında çarpıcı uyarı: En büyük tehlikeyi açıkladılar…

Marmara Depremi’nin 26

Marmara Depremi’nin 26. yılında çarpıcı uyarı: En büyük tehlikeyi açıkladılar

Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan ve 17 Ağustos 1999’da meydana gelen Marmara Depremi’nin üzerinden 26 yıl geçti. Türkiye tarihinin en yıkıcı depremlerinden biri olan felakette, resmi verilere göre 17 binden fazla kişi hayatını kaybetti, on binlerce kişi yaralandı, yüz binlerce kişi evsiz kaldı.
İlginizi Çekebilir
Gece saat 03.02’de yaşanan, 45 saniye süren ve başta Kocaeli, Sakarya, Yalova ve İstanbul olmak üzere geniş bir coğrafyada yıkıma yol açan 7,4 büyüklüğündeki deprem, hafızalara derin acılar ve büyük kayıplarla kazındı.
Depremin yıl dönümünde uzmanlar, bugüne kadar alınan tedbirleri ve toplumda afet bilinci oluşturulmasının önemini AA muhabirine değerlendirdi.
Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) Müdürü Prof. Dr. Nurcan Meral Özel, Türkiye’de deprem bilincinin 1999 sonrası belirgin biçimde arttığını, yapısal güçlendirme çalışmaları, yapı denetimi, deprem imar planları ve afet bilinci çalışmalarının yaygınlaştığını söyledi.
Yapısal güçlendirme ve yapı denetimi hususunda kamu binaları ve ulaştırma yapılarında kapsamlı güçlendirme çalışmaları yapıldığına dikkati çeken Özel “Kentsel Dönüşüm Yasası devreye alındı. 2001’de çıkan yapı denetimi hakkındaki kanun ile yapı denetim kuruluşlarının yetkilendirilmesi, inşaat süreçlerinin özel denetim artı kamu gözetimi modeliyle yürütülmesi, şantiye şefleri ve teknik sorumlu eleman zorunluluğu gibi önemli düzenlemeler yapıldı.” dedi.
Özel, eğitim alanında üniversitelerde Acil Yardım ve Afet Yönetimi programları açıldığına vurgu yaparak, “İlköğretim ve ortaöğretim müfredatına ‘Afet Bilinci’ ve ‘Deprem Eğitimi’ dersleri veya ders içi etkinlikler eklendi. Tatbikatlar zorunlu hale geldi. Deprem Haftası etkinlikleri, tatbikatlar ve bilinçlendirme günleri düzenlenmeye başlandı. Kitap ve materyaller güncellendi. Deprem sırasında yapılacak davranışlar, güvenli alanlar ve afet çantası hazırlama gibi konular müfredata alındı.” diye konuştu.
Risk transferi hususunda 2000’de DASK’ın kurulduğunu anımsatan Özel, “2011’de hazırlanan tüm raporlar AFAD tarafından bir araya getirildi ve Bakanlar Kurulunca Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı olarak karar altına alındı. Ancak Türkiye genelinde yapı stokunun büyük kısmının 2000 öncesinde inşa edildiği, yapıların deprem güvenliğinin yetersiz, denetim sisteminin etkisiz olduğu bilinmekte. Deprem güvensiz yapıları terk etmek, dönüştürmek ekonomik sebeplerle kısa vadede mümkün görünmüyor. Toplumsal hazırlık henüz sağlanmış değil.” ifadelerini kullandı.
3 adımda yıkılan evde son gece! Karış karış oğlunu aradı: Şortu ve künyesi mezardaydı
MARMARA’DA 7.5 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM RİSKİ SÜRÜYOR
Özel, Marmara Denizi’ndeki fay segmentlerinin önemli deprem potansiyeline sahip olduğu belirterek, “Yapılan hesaplamalar, bu segmentlerde biriken elastik enerjinin büyük bir kısmının 7-7.5 büyüklüğünde bir deprem için yeterli olduğunu göstermektedir. KRDAE olarak Marmara Denizi içerisinde konumlandırılmış deniz dibi sismometre ağımız sayesinde, bölgedeki sismik aktiviteyi yüksek çözünürlükle ve güncel olarak izleyebilmekteyiz.” bilgisini paylaştı.
Bu kayıtların, karasal istasyonların algılayamadığı mikrodeprem aktivitesiyle Marmara Fayı’nın deformasyon özelliklerine ilişkin önemli bilgiler sunduğunu kaydeden Özel, şöyle devam etti:
FAYLAR KİLİTLENDİ
“Mevcut veriler, ana fay hattının hem kilitli hem de sürüklenen segmentlerden oluştuğunu göstermektedir. Özellikle Adalar segmenti sığ derinliklerde büyük oranda kilitlenmiş durumdadır. Orta Marmara havzasının doğu kesiminde kısmi sürüklenme gözlenmektedir. 1912 Ganos (Mw 7.4) ve 1999 İzmit (Mw 7.4) depremleri sonrasında geride kalan yaklaşık 120 kilometre uzunluğunda bir sismik boşluk hala kırılmamış olup, bu bölgede anlamlı bir kayma eksikliği bulunmaktadır.”
Özel, 23 Nisan 2025’te Silivri açıklarında meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki depremin Marmara fayının Kumburgaz segmentinin batı kısmında gerçekleştiğini ve yaklaşık 15-20 kilometre uzunluğunda bir fay parçasının kırıldığını aktararak, “Ön değerlendirme raporlarımıza göre kırılan alan yaklaşık 15 km x 9.5 km boyutlarında olup, yer değiştirme miktarı yaklaşık 30 santimetredir. Bu olay, segmentin yalnızca sınırlı bir bölümünü etkilemiş, kalan kilitli kesimler kırılmamış olarak gerilme biriktirmeye devam etmektedir. Bu deprem, bölgesel deprem tehlikesini ortadan kaldırmamış, aksine riskin devam ettiğini ve gelecekteki büyük bir kırılmanın olasılığını koruduğunu göstermektedir. ” değerlendirmesinde bulundu.
2025’te yayımlanan çalışmada ana Marmara fayı üzerinde 87 adet 3 boyutlu dinamik deprem kırılma senaryosu üretildiğini anlatan Özel, “Bu senaryolar, Kumburgaz Havzası doğusu ve Adalar segmentlerinin kırılmasının muhtemel olduğunu göstermektedir. Ancak olası düşük kilitlenme oranı ve geçmiş kırılmalar nedeniyle beklenen depremin moment büyüklüğü 7.4’ü aşmayabilir. ” dedi.
Bitcoin sonrası altcoinlerde boğa sinyali! En güçlü haber geldi
EN BÜYÜK TEHLİKE ESKİ BİNALAR
Özel, bilimsel çalışmaların Marmara’da en geniş etki alanına sahip olası senaryonun Kumburgaz’ın doğusu (Avcılar açıkları) ve Adalar segmentlerinin aynı anda kırılmasıyla oluşabilecek yaklaşık 7.3–7.4 büyüklüğünde bir deprem olduğunu gösterdiğini anlattı.

İstanbul ve çevresindeki mevcut yapı stokuna ilişkin bilgi veren Özel, “Yapı stokunun büyük kısmı deprem yönetmeliklerinin eski versiyonlarına göre inşa edilmiş, yani yeterince dayanıklı değil. Özellikle 1999 öncesi binalar, riskli yapı sınıfında, güçlendirme çalışmaları sınırlı ve yavaş ilerliyor. Yeni binalar yönetmeliklere uygun olsa da kent genelinde kritik yoğunluk ve eski yapı stoku göz önüne alındığında hazırlık hala yetersiz.” ifadelerini kullandı.
Özel, afetlere karşı atılması gereken adımlara ilişkin, “Bireysel olarak acil durum planı yapılmalı, yaşanılan binanın risk durumu öğrenilmeli, toplumsal olarak ise riskli binaların tespiti ve güçlendirilmesine destek olunmalı, afet tatbikatlarına katılım sağlanıp, bilinçlendirme çalışmalarına aktif katkı sunulmalı. Kent planlaması açısından da mahalle bazlı tahliye yolları ve toplanma alanlarının belirlenmesi ve altyapının güçlendirilmesi önem taşıyor.” dedi.
“KİŞİ BAZINDA YAPMAMIZ GEREKEN ÇOK İŞ VAR”
Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz de deprem gerçeğinin halk arasında özellikle 17 Ağustos’tan sonra büyük karşılık bulduğunu söyledi.
O tarihten önce de büyük depremler olduğunu ancak onların iletişimin az olması nedeniyle halkta yeterli karşılığı bulmadığını aktaran Tüysüz, Türkiye’de 1939, 1942, 1943, 1957 ve 1967’de yaşanan depremleri hatırlattı.
Tüysüz, özellikle 17 Ağustos’un nüfusun kalabalık olduğu, ekonominin can damarı olan bir yeri vurması ve iletişim imkanlarının artması dolayısıyla toplumda yeterli karşılığı bulduğunu kaydederek, “Bunu ‘Önlemler alındı.’ anlamında söylemiyorum. 17 Ağustos’tan sonra çok sık konuşulan şey, 17 Ağustos’un milat olduğuydu.” dedi.
Sındırgı depremini hatırlatan Tüysüz, “Sındırgı’da 6,1 büyüklüğündeki depremde bile can kaybı 1 olmasına rağmen 600’ün üzerinde yapının ağır hasarlı olduğu ortaya çıkıyor. Bu da yapı kalitemizin depreme hiç hazır olmadığını ortaya koyan bir görünüm.” diye konuştu.
26 YIL SONRA AYNI GERÇEK: AFET BİLİNCİ VAR, TOPLUMSAL HAZIRLIK YOK
Bir afette arama-kurtarma kurumlarının çalışmaları konusunda gayet iyi bir noktaya gelindiğini kaydeden Tüysüz, “Ama yara almama, afetin zararını en az şekliyle atlatma konusunda çok bir şey yapmadık. Bu, toplumsal olarak dirençli olmamızın önündeki temel engellerden biri.” şeklinde konuştu.
Tüysüz, bireysel olarak yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
“Kişi bazında yapmamız gereken çok iş var. Ailede afet eğitiminin, bir afet planının yapılması, eşyanın depremden hasar görmeyecek şekilde duvarlara sabitlenmesi, yatakların patlama olasılığı olan camların önünden uzağa konulması, sobaların devrilmeyecek biçimde kurulması gibi önlemler alınabilir. Bunları yapar ve idareden de onların yapacağı işleri talep edersek, umuyorum ki gelecekte afet dirençli bir toplum haline geliriz.”
Göztepe – Fenerbahçe maçındaki kırmızı kart ve penaltı kararları doğru mu? ‘Elmacık kemiğine gelse kırar’…

Reklam