BIST 100
14.493,09 0,32%
DOLAR
46,2976 0,01%
EURO
53,7930 0,23%
GRAM ALTIN
6.464,49 0,79%
FAİZ
41,69 -0,17%
GÜMÜŞ GRAM
104,62 0,42%
BITCOIN
65.679,00 -1,23%
GBP/TRY
62,2198 0,16%
EUR/USD
1,1612 0,19%
BRENT
78,56 -5,54%
ÇEYREK ALTIN
10.569,43 0,79%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
31 °
Reklam

HABER

CHP İstanbul İl Kongresi iptal edildi

CHP İstanbul İl Kongresi iptal edildi

İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nde seçilen başkan ve yönetimin görevden uzaklaştırılmalarına, İl Başkanlığı’na geçici yönetim kurulu atanmasına karar verdi.
Davacı Özlem Erkan, mahkemeye sunduğu şikayet dilekçesinde, 8 Ekim 2023 tarihinde gerçekleştirilen CHP İstanbul İl Başkanlığı İl Kongresi’nin yetkisizlik ve usulsüzlük nedeniyle hükümsüz kaldığını, delegelerin irade fesadı halleri ve suç kapsamlı eylemleri bulunmakta olduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmalara ve basına yansıyan ses kayıtlarına göre kongrede oy kullanacak delegelerin oylarını para, telefon-tablet hediyeleri, iş vaadi ve çeşitli maddi menfaatler karşılığında yönlendirildiğinin tespit edildiğini belirtti.
İlginizi Çekebilir
Erkan, dilekçesinde şu ifadelere yer verdi:
“Kongrede kullanılan oy sayısının 600 delege sınırının aştığının tespit edildiğini, dava konusu edilen İstanbul İl Kongresinin mutlak butlan ile sakat olduğunun savcılık soruşturmaları ile kanıtlanmış olduğundan bahisle 8 Ekim 2023 İstanbul İl Kongresi’nde alınan tüm kararların tedbiren hükümlerinin durdurulmasına, bu kongrede seçilen İl Başkanı, İl Yönetim Kurulu ve İl Disiplin Kurulu üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, önceki kongrede seçilen İl Başkanı, İl Yönetim Kurulu ve İl Disiplin Kurulu’nun tedbiren göreve iadesine veya mahkemece uygun görülecek geçici kurulun atanmasına, İstanbul İl Kongresi delegelerinin görevden uzaklaştırılmasına, CHP Merkez Yönetim Kurulunca başlatılan 39. Olağan Kurultay sürecinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ederim.”
CHP İSTANBUL İL YÖNETİMİ’NE GEÇİCİ GÖREVLENDİRME
Bunun üzerine dosyayı karara bağlayan İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, 8 Ekim 2023’te yapılan Cumhuriyet Halk Partisi 38.Olağan İstanbul İl Kongresinde seçilen ve Sarıyer 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının 11 Ekim 2023 tarihli kararında yer alan İl Başkanı, İl Yönetim Kurulu Asıl ve Yedek Üyeleri ile İl Disiplin Kurulu Asıl ve Yedek Üyelerinin tedbiren bu görevlerden uzaklaştırılmalarına karar verdi.
Mahkeme, Gürsel Tekin, Zeki Şen, Hasan Babacan, Müjdat Gürbüz ve Erkan Narsap’tan oluşan geçici kurulun tedbiren Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanı, İl Yönetim Kurulu ve İl Disiplin Kurulu yetkilerini kullanmak üzere görevlendirilmelerine hükmetti.
CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nde seçilen ve Sarıyer 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının 11 Ekim 2023 tarihli kararında yer alan üst kurul-kurultay delegelerinin tedbiren bu görevden uzaklaştırılmaları da mahkeme tarafından karara bağlandı.
CHP İstanbul seçimi için iddianame! 10 isme hapis istemi
İSTANBUL’DA YAPILACAK İLÇE VE İL KONGRELERİ SEÇİM ÇALIŞMALARI TEDBİREN DURDURULDU
Mahkeme, CHP Merkez Yönetim Kurulu tarafından 14 Temmuz 2025’te alınan karar uyarınca başlatılan 39. Olağan Kurultay süreci kongre takviminde yer alan seçim çalışmalarından yalnızca İstanbul İl Örgütünce yapılacak ilçe kongreleri ve il kongresi seçim çalışmalarının tedbiren durdurulmasına da karar verdi.
CHP’nin 38. Olağan İstanbul İl Kongresi delegelerinin tedbiren görevden alınmaları talebinin reddine hükmeden mahkeme, şu kararları verdi:
“8 Ekim 2023’te yapılan CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nde alınan tüm kararların hükümlerinin tedbiren durdurulması talebinin reddine, İhtiyati Tedbir Ara Kararının taraflara ve geçici kurul olarak atananlara tebliğine, İhtiyati Tedbir Ara Kararının gereği için İstanbul İl Seçim Kuruluna, Sarıyer 1. İlçe Seçim Kuruluna ve İstanbul Valiliğine gönderilmesine, Sarıyer 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının 11 Ekim 2023 tarihli mazbata kararının ve ek listelerin mahkeme kararının eki sayılmasına, dair kararın kabul edilen kısımlarına yönelik HMK 394. Maddesi uyarınca mahkememize itiraz yolu açık, kararın reddedilen kısımlarına yönelik olarak HMK 391. Maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi.”
Adalet Bakanı Tunç: Belediyelere yönelik soruşturmalar siyasi değil
İlkay Gündoğan Galatasaray için İstanbul’a geliyor! Saati belli oldu
68 metre derinlikte! İş insanı Halit Yukay’ın cansız bedeninden DNA testi için parça alındı
İngiliz basınından dikkat çeken Türkiye analizi: Küresel savunmanın yeni lideri, 7 milyar dolarlık ihracat!…

Reklam
Kayseri’de korkunç cinayet! Bina görevlisini öldürdüğü anlar ortaya çıktı

Kayseri’de korkunç cinayet! Bina görevlisini öldürdüğü anlar ortaya çıktı

Olay, dün saat 13.30 sıralarında Talas ilçesi Mevlana Mahallesi Uçar Sokak’taki 15 katlı binada meydana geldi. Battal U. ile oturduğu binanın görevlisi Bektaş Aşçıpınar arasında henüz bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Kısa sürede büyüyen tartışma bıçaklı kavgaya dönüştü. Kavgada, Battal U., apartman görevlisi Aşçıpınar’ı karnından bıçaklayarak, ağır yaraladı.
İlginizi Çekebilir
Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Bektaş Aşçığınar, ambulansla Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Olayın ardından kaçan şüpheli, bir süre sonra Anayurt Mahallesi’nde yakalandı. Hastanede tedavi altına alınan Aşçıpınar, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Bektaş Aşçıpınar’ın cenazesi, otopsi işlemlerinin ardından Sivas’a gönderildi. Battal U. ise bugün emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Öte yandan Battal U.’nun, Aşçıpınar’ı defalarca bıçakladığı anların güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde, Bektaş Aşçıpınar’ın komşularıyla asansör beklediği, asansörden çıkan Battal U.’nun Aşçıpınar’a saldırdığı görüldü. Battal U.’nun Bektaş Aşçıpınar’ı defalarca bıçakladığı, Aşçıpınar’ın evin içine kaçmaya çalıştığı görüntülerde yer aldı. Bektaş Aşçıpınar’ın eşinin olaya müdahale etmeye çalıştığı da kameraya yansıdı.
Öldürüp bebeğini çöpe attı, alışverişe gitti! Canavar anne vahşeti tek tek anlattı…

SON DAKİKA HALİT YUKAY HABERLERİ: Halit Yukay’ın cansız bedeninden DNA testi için parça alındı

SON DAKİKA HALİT YUKAY HABERLERİ: Halit Yukay’ın cansız bedeninden DNA testi için parça alındı

Yalova’dan, 4 Ağustos’ta saat 15.10’da Bozcaada’ya gitmek üzere ‘Graywolf’ isimli teknesiyle denize açılan, ardından teknesi Balıkesir’in Erdek İlçesi’nin 7 mil açığında parçalanmış ve yarı batık halde bulunan iş insanı Halit Yukay’ın, 19 gün sonra 68 metre derinlikte cansız bedenine ulaşıldı.
İlginizi Çekebilir
GEMİNİN ÖNÜNDE SÜRTME İZLERİ
Soruşturma sürerken, Halit Yukay’ın parçalanmış yatına çarptığı öne sürülen geminin radar hareketleri ortaya çıktı. Sahil Güvenlik ekiplerinin incelemesinde; kuru yük gemisinin ön tarafında sürtme izleri olduğu tespit edildi. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı, bölgedeki gemi trafiği ile ‘Arel 7’nin rotasını mercek altına aldı. Gemideki sürtme izlerini gösteren 2 fotoğraf karesi de soruşturma dosyasına girdi. Kazadan 1 gün önce Çanakkale’de çekilen fotoğrafta geminin önünde herhangi bir iz görülmezken, 5 Ağustos’ta geminin yükünü götürdüğü İzmit’te çekilen fotoğrafta, ‘Arel 7’nin önündeki belirgin iz ve darbe dikkat çekti.
GÖRÜNTÜLER DOSYAYA GİRDİ
Yukay’ın teknesine çarptığı değerlendirilen ‘Arel 7’ isimli kuru yük gemisinin İzmit Limanı’na geldiği anların görüntüsüne ulaşıldı. Güvenlik kamerası görüntülerinde; 5 Ağustos’ta saat 04.00 sıralarında limana yanaşan ‘Arel 7’nin kaptanı Cemal Tokatlıoğlu ile yanındaki mürettebatın saat 04.17’de gemiden inip, baş kısmına gelerek gemiye baktığı, ardından iskele baş tarafta durup, tekrar gemiye baktığı görüldü. Önünde belirgin sürtme izleri olduğu saptanan geminin fotoğraflarıyla birlikte bu görüntüler de soruşturma dosyasına konuldu.
Erkek arkadaşının öldürdüğü iddia edilen Hira’nın annesi: Çiçeğimi benden kopardılar
EN SON ÜNLÜ OYUNCU İLE KONUŞMUŞ
Bu arada, Halit Yukay’ın oyuncu arkadaşı Kıvanç Tatlıtuğ’un da soruşturma kapsamında bilgisi alındı. DHA muhabiri, soruşturmada Tatlıtuğ’un 11 Ağustos’ta, İstanbul’da verdiği ifadeye ulaştı. Yukay’la son konuşan kişi olan Tatlıtuğ ifadesinde, “En son 4 Ağustos Pazartesi günü saat 17.09’da kendisi ile 37 saniye WhatsApp hattı üzerinden telefon görüşmem oldu. Yunanistan’da olduğum için ve Yalova’dan avara olan arkadaşım, bölgeden dolayı telefon çekmediği için, bu kanaldan görüşme yapıyorduk. Bunun öncesinde saat 14.28’de Halit Yukay’dan telefon geldi, müsait olamadığım için telefonu açamadım. Hemen arkasından Halit Yukay’dan 14.29’da, “Kıvanç selamlar servis geldi. Yarın parçayı gelip takacaklar. Ben de yola çıktım. Yarın yanındayım, çok selamlar” yazdı. 15.10’da kendisini aradım, cevap vermedi denizde olduğu için. 15.14’te geri aradı, yine ben cevap veremedim. Karşılıklı meşgul durumumuz oldu. 17.09’da ben onu aradığımda telefonuma cevap verdi. 37 saniyelik bir görüşmemiz oldu. Sesi gayet rahattı ve gürültüsüz bir yerden geliyordu. Kendisi ile telefonla konuştuğumda, bana her şeyin yolunda olduğunu, yola çıktığını ve havanın da kötü olmadığını, her şeyin gayet güzel gittiğini, bana son derece rahat bir ses tonuyla söyledi” dedi.

‘ARAMAYA VE MESAJ GÖNDERMEYE DEVAM ETTİM’
Halit Yukay’ın yaptıkları programa göre bir gece Bozcaada’da konakladıktan sonra hava durumuna göre seyrine devam edeceğini ve 8 Ağustos’ta Halit Yukay’ın eşi, çocukları, kendi eşi ve oğlu ile teknesi olan bir çift ve çocukları ile Yunanistan tatillerine devam edeceklerini söyleyen Kıvanç Tatlıtuğ, ifadesine şöyle devam etti:
“17.09’da telefonla konuştuktan sonra 37’nci saniyede ben kendisine lokasyonu sordum, ‘Neredesin tam olarak’ diye. O da bana, ‘Kardeşim Marmara Adası’na yaklaştım. Akşama da Bozcaada’da olacağım. Hava kararmadan önce’ dedi. ‘Her şey kontrol altında, merak etme’ dedikten sonra, ben kendisinden yine bana tam olarak lokasyonunu söylemesini istedim. ‘Lokasyonunu söyle, gideceğin yerin hesabını ben de yapacağım’ dedim. Lokasyon konuşmasından hemen sonra, sağanak bir rüzgarın içine girmiş bir ses duydum. Marmara Adası bölgesinde telefonun belli başlı yerlerde çekmediğine şahit oldum. Bundan 4 hafta önce kendi teknemi, Yalova’dan aynı rota üzerinden Halit Yukay ile beraber götürdük. Ondan dolayı telefon çeker, bir süre sonra konuşuruz diye telaş etmedim. Ara ara sürekli aramalara ve mesaj göndermelere devam ettim. Şarjının bitmiş olduğunu düşündüm. Daha sonra Halit Yukay’ın ekibinden Eren’e telefon açtım. Kendisi bu durumun, yani Halit’in telefonlara cevap vermeme durumunun, oradaki hattın gitmiş olmasından dolayı olabileceğini, normalde seyirdeyken böyle ulaşılamadığı durumların az olduğu, ama telaş etmememiz gerektiğini, daha sonrasında kendisinin de aramaya devam edeceğini söyledi. İyi bir denizci olduğu için Bozcaada’dan sonra hava kötü olursa, Çeşme’de konaklayabileceği bilgisine ulaştım. O süre zarfında Halit’e ulaşamayanlar çoğaldığı için, gerekli mecralar durumdan bilgilendirildi. O gün bu gündür kardeşimizi arıyoruz.”
Öldürüp bebeğini çöpe attı, alışverişe gitti! Canavar anne vahşeti tek tek anlattı
Tatlıtuğ’un Yukay ile son kez konuştuğu saat olan 17.09’dan sonra defalarca kendisini arayıp, mesaj yazdığı da görüldü.
EŞLEŞME KRİMİNAL RAPORA DA YANSIDI
92 metre boyunda, 11 metre genişliğindeki geminin ön tarafındaki çiziklerin nasıl meydana geldiği araştırılırken, yük gemisinin sürtme izlerinin bulunduğu yerden ve Yukay’ın parçalanan teknesinde izlerin olduğu kısımdan alınan numuneler, Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’ne gönderildi. İnceleme sonucunda; Halit Yukay’ın parçalanan teknesi ile ‘Arel 7’nin önündeki sürtme izlerindeki boya kalıntılarının eşleştiği belirtildi. Kriminal rapora göre; geminin tahrip olan ve ‘çarpma bölgesi’ olarak değerlendirilen kısmından alınan mikro düzeydeki örneklerle, Halit Yukay’ın teknesinden alınan örneklerdeki renk ve katmanların benzer fiziki yapıda olduğu tespit edildi.
KARA KUTU İNCELEME İÇİN YURT DIŞINA GÖNDERİLDİ
Halit Yukay’ın parçalanan teknesinde, teknenin ‘kara kutusu’ olan ve geminin seyir güzergahı, tarih ve saat gibi detayları içeren, ‘konsol’ olarak tabir edilen parçada yapılan ilk incelemeden sonuç elde edilemedi. Cihazın, detaylı inceleme için yurt dışına gönderildiği öğrenildi. Yukay’ın parçalanmış teknesine çarptığı öne sürülen ve ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçlamasıyla Yalova’da gözaltına alınıp, yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan ‘Arel 7’ isimli kuru yük gemisinin kaptanı Cemal Tokatlıoğlu, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı sonrası İstanbul’da yeniden gözaltına alınıp, tutuklandı.
İFADELERİNE BAŞVURULDU
4 Ağustos’ta Çanakkale’den aldığı çimentoları İzmit Limanı’na götürmek üzere yola çıkan ve Halit Yukay’ın teknesine çarptığı şüphesi ile Yalova Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından durdurulan ‘Arel 7’nin demirlediği Yalova demir sahasında, mürettebatın ifadelerine de başvuruldu. Seyir sırasında gemide kaptanla birlikte 13 mürettebat olduğu öğrenilirken, ifadesinde gözcü ve yardımcısının kaza saatlerinde yemeğe indiğini söyleyen kaptan Cemal Tokatlıoğlu’nun ‘otomatik kaptan’ sistemini açarak yerini terk ettiği ihtimalinin, kazaya neden olduğu değerlendiriliyor.
Adalet Bakanı Tunç: Belediyelere yönelik soruşturmalar siyasi değil

CESEDİN PARÇA BÜTÜNLÜĞÜ BOZULDU
İş insanı Halit Yukay’ın denizin 68 metre derinliğindeki cansız bedenini çıkarma çalışmaları sürüyor. Bütünlüğü bozulma riski olan ceset, temasta bulunuldukça tahribata uğradığı için çalışmalar güçlükle yürütülüyor. Bu yüzden cenazeden alınan bir parça, DNA testi için Bursa Adli Tıp Kurumu’na götürüldü.
Öte yandan, Yalova Cumhuriyet Savcılığı dava dosyasını, kazanın olduğu yere en yakın olan Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı, daha önce Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nde incelenen ‘Arel 7’ isimli kuru yük gemisinin önündeki sürtme izlerinin bulunduğu yerden alınan numuneleri, Yukay’ın parçalanan teknesinden alınan numunelerle eşleşip eşleşmediğini tespit etmek için bilirkişi ekibinin incelemesini de kararlaştırdı.
ASSAN GROUP’un sahibinin ifadesi ortaya çıktı…

Reklam
68 metre derinlikte! İş insanı Halit Yukay’ın cansız bedeninden DNA testi için parça alındı

68 metre derinlikte! İş insanı Halit Yukay’ın cansız bedeninden DNA testi için parça alındı

Yalova’dan, 4 Ağustos’ta saat 15.10’da Bozcaada’ya gitmek üzere ‘Graywolf’ isimli teknesiyle denize açılan, ardından teknesi Balıkesir’in Erdek İlçesi’nin 7 mil açığında parçalanmış ve yarı batık halde bulunan iş insanı Halit Yukay’ın, 19 gün sonra 68 metre derinlikte cansız bedenine ulaşıldı.
İlginizi Çekebilir
GEMİNİN ÖNÜNDE SÜRTME İZLERİ
Soruşturma sürerken, Halit Yukay’ın parçalanmış yatına çarptığı öne sürülen geminin radar hareketleri ortaya çıktı. Sahil Güvenlik ekiplerinin incelemesinde; kuru yük gemisinin ön tarafında sürtme izleri olduğu tespit edildi. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı, bölgedeki gemi trafiği ile ‘Arel 7’nin rotasını mercek altına aldı. Gemideki sürtme izlerini gösteren 2 fotoğraf karesi de soruşturma dosyasına girdi. Kazadan 1 gün önce Çanakkale’de çekilen fotoğrafta geminin önünde herhangi bir iz görülmezken, 5 Ağustos’ta geminin yükünü götürdüğü İzmit’te çekilen fotoğrafta, ‘Arel 7’nin önündeki belirgin iz ve darbe dikkat çekti.
GÖRÜNTÜLER DOSYAYA GİRDİ
Yukay’ın teknesine çarptığı değerlendirilen ‘Arel 7’ isimli kuru yük gemisinin İzmit Limanı’na geldiği anların görüntüsüne ulaşıldı. Güvenlik kamerası görüntülerinde; 5 Ağustos’ta saat 04.00 sıralarında limana yanaşan ‘Arel 7’nin kaptanı Cemal Tokatlıoğlu ile yanındaki mürettebatın saat 04.17’de gemiden inip, baş kısmına gelerek gemiye baktığı, ardından iskele baş tarafta durup, tekrar gemiye baktığı görüldü. Önünde belirgin sürtme izleri olduğu saptanan geminin fotoğraflarıyla birlikte bu görüntüler de soruşturma dosyasına konuldu.
Erkek arkadaşının öldürdüğü iddia edilen Hira’nın annesi: Çiçeğimi benden kopardılar
EN SON ÜNLÜ OYUNCU İLE KONUŞMUŞ
Bu arada, Halit Yukay’ın oyuncu arkadaşı Kıvanç Tatlıtuğ’un da soruşturma kapsamında bilgisi alındı. DHA muhabiri, soruşturmada Tatlıtuğ’un 11 Ağustos’ta, İstanbul’da verdiği ifadeye ulaştı. Yukay’la son konuşan kişi olan Tatlıtuğ ifadesinde, “En son 4 Ağustos Pazartesi günü saat 17.09’da kendisi ile 37 saniye WhatsApp hattı üzerinden telefon görüşmem oldu. Yunanistan’da olduğum için ve Yalova’dan avara olan arkadaşım, bölgeden dolayı telefon çekmediği için, bu kanaldan görüşme yapıyorduk. Bunun öncesinde saat 14.28’de Halit Yukay’dan telefon geldi, müsait olamadığım için telefonu açamadım. Hemen arkasından Halit Yukay’dan 14.29’da, “Kıvanç selamlar servis geldi. Yarın parçayı gelip takacaklar. Ben de yola çıktım. Yarın yanındayım, çok selamlar” yazdı. 15.10’da kendisini aradım, cevap vermedi denizde olduğu için. 15.14’te geri aradı, yine ben cevap veremedim. Karşılıklı meşgul durumumuz oldu. 17.09’da ben onu aradığımda telefonuma cevap verdi. 37 saniyelik bir görüşmemiz oldu. Sesi gayet rahattı ve gürültüsüz bir yerden geliyordu. Kendisi ile telefonla konuştuğumda, bana her şeyin yolunda olduğunu, yola çıktığını ve havanın da kötü olmadığını, her şeyin gayet güzel gittiğini, bana son derece rahat bir ses tonuyla söyledi” dedi.

‘ARAMAYA VE MESAJ GÖNDERMEYE DEVAM ETTİM’
Halit Yukay’ın yaptıkları programa göre bir gece Bozcaada’da konakladıktan sonra hava durumuna göre seyrine devam edeceğini ve 8 Ağustos’ta Halit Yukay’ın eşi, çocukları, kendi eşi ve oğlu ile teknesi olan bir çift ve çocukları ile Yunanistan tatillerine devam edeceklerini söyleyen Kıvanç Tatlıtuğ, ifadesine şöyle devam etti:
“17.09’da telefonla konuştuktan sonra 37’nci saniyede ben kendisine lokasyonu sordum, ‘Neredesin tam olarak’ diye. O da bana, ‘Kardeşim Marmara Adası’na yaklaştım. Akşama da Bozcaada’da olacağım. Hava kararmadan önce’ dedi. ‘Her şey kontrol altında, merak etme’ dedikten sonra, ben kendisinden yine bana tam olarak lokasyonunu söylemesini istedim. ‘Lokasyonunu söyle, gideceğin yerin hesabını ben de yapacağım’ dedim. Lokasyon konuşmasından hemen sonra, sağanak bir rüzgarın içine girmiş bir ses duydum. Marmara Adası bölgesinde telefonun belli başlı yerlerde çekmediğine şahit oldum. Bundan 4 hafta önce kendi teknemi, Yalova’dan aynı rota üzerinden Halit Yukay ile beraber götürdük. Ondan dolayı telefon çeker, bir süre sonra konuşuruz diye telaş etmedim. Ara ara sürekli aramalara ve mesaj göndermelere devam ettim. Şarjının bitmiş olduğunu düşündüm. Daha sonra Halit Yukay’ın ekibinden Eren’e telefon açtım. Kendisi bu durumun, yani Halit’in telefonlara cevap vermeme durumunun, oradaki hattın gitmiş olmasından dolayı olabileceğini, normalde seyirdeyken böyle ulaşılamadığı durumların az olduğu, ama telaş etmememiz gerektiğini, daha sonrasında kendisinin de aramaya devam edeceğini söyledi. İyi bir denizci olduğu için Bozcaada’dan sonra hava kötü olursa, Çeşme’de konaklayabileceği bilgisine ulaştım. O süre zarfında Halit’e ulaşamayanlar çoğaldığı için, gerekli mecralar durumdan bilgilendirildi. O gün bu gündür kardeşimizi arıyoruz.”
Öldürüp bebeğini çöpe attı, alışverişe gitti! Canavar anne vahşeti tek tek anlattı
Tatlıtuğ’un Yukay ile son kez konuştuğu saat olan 17.09’dan sonra defalarca kendisini arayıp, mesaj yazdığı da görüldü.
EŞLEŞME KRİMİNAL RAPORA DA YANSIDI
92 metre boyunda, 11 metre genişliğindeki geminin ön tarafındaki çiziklerin nasıl meydana geldiği araştırılırken, yük gemisinin sürtme izlerinin bulunduğu yerden ve Yukay’ın parçalanan teknesinde izlerin olduğu kısımdan alınan numuneler, Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’ne gönderildi. İnceleme sonucunda; Halit Yukay’ın parçalanan teknesi ile ‘Arel 7’nin önündeki sürtme izlerindeki boya kalıntılarının eşleştiği belirtildi. Kriminal rapora göre; geminin tahrip olan ve ‘çarpma bölgesi’ olarak değerlendirilen kısmından alınan mikro düzeydeki örneklerle, Halit Yukay’ın teknesinden alınan örneklerdeki renk ve katmanların benzer fiziki yapıda olduğu tespit edildi.
KARA KUTU İNCELEME İÇİN YURT DIŞINA GÖNDERİLDİ
Halit Yukay’ın parçalanan teknesinde, teknenin ‘kara kutusu’ olan ve geminin seyir güzergahı, tarih ve saat gibi detayları içeren, ‘konsol’ olarak tabir edilen parçada yapılan ilk incelemeden sonuç elde edilemedi. Cihazın, detaylı inceleme için yurt dışına gönderildiği öğrenildi. Yukay’ın parçalanmış teknesine çarptığı öne sürülen ve ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçlamasıyla Yalova’da gözaltına alınıp, yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan ‘Arel 7’ isimli kuru yük gemisinin kaptanı Cemal Tokatlıoğlu, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı sonrası İstanbul’da yeniden gözaltına alınıp, tutuklandı.
İFADELERİNE BAŞVURULDU
4 Ağustos’ta Çanakkale’den aldığı çimentoları İzmit Limanı’na götürmek üzere yola çıkan ve Halit Yukay’ın teknesine çarptığı şüphesi ile Yalova Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından durdurulan ‘Arel 7’nin demirlediği Yalova demir sahasında, mürettebatın ifadelerine de başvuruldu. Seyir sırasında gemide kaptanla birlikte 13 mürettebat olduğu öğrenilirken, ifadesinde gözcü ve yardımcısının kaza saatlerinde yemeğe indiğini söyleyen kaptan Cemal Tokatlıoğlu’nun ‘otomatik kaptan’ sistemini açarak yerini terk ettiği ihtimalinin, kazaya neden olduğu değerlendiriliyor.
Adalet Bakanı Tunç: Belediyelere yönelik soruşturmalar siyasi değil

CESEDİN PARÇA BÜTÜNLÜĞÜ BOZULDU
İş insanı Halit Yukay’ın denizin 68 metre derinliğindeki cansız bedenini çıkarma çalışmaları sürüyor. Bütünlüğü bozulma riski olan ceset, temasta bulunuldukça tahribata uğradığı için çalışmalar güçlükle yürütülüyor. Bu yüzden cenazeden alınan bir parça, DNA testi için Bursa Adli Tıp Kurumu’na götürüldü.
Öte yandan, Yalova Cumhuriyet Savcılığı dava dosyasını, kazanın olduğu yere en yakın olan Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı, daha önce Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nde incelenen ‘Arel 7’ isimli kuru yük gemisinin önündeki sürtme izlerinin bulunduğu yerden alınan numuneleri, Yukay’ın parçalanan teknesinden alınan numunelerle eşleşip eşleşmediğini tespit etmek için bilirkişi ekibinin incelemesini de kararlaştırdı.
ASSAN GROUP’un sahibinin ifadesi ortaya çıktı…

Erdoğan'dan Özgür Özel'e Sinop cevabı: Ne füzelerden, ne balıkçılıktan, ne turizmden haberi var

Erdoğan’dan Özgür Özel’e Sinop cevabı: Ne füzelerden, ne balıkçılıktan, ne turizmden haberi var

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çin’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi dönüşünde gazetecilerle bir araya gelerek, zirvede ele alınan ikili ve çok taraflı ilişkiler ile bölgesel ve küresel gelişmeler hakkında açıklamalarda bulundu. Erdoğan, zirvenin Türkiye’nin Asya ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirme ve ekonomik iş birliğini geliştirme yönündeki önemine dikkat çekti.
İlginizi Çekebilir
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle; Değerli basın mensupları, kıymetli arkadaşlar, sizleri en kalbi duygularımla muhabbetle selamlıyorum. Çin Devlet Başkanı Sayın Şi Cinping’in şeref konuğu olarak, Şanhay İşbirliği Teşkilatı Zirvesine iştirak ettik. Zirveye katılımımız hem teşkilatla hem de köklü bağlarımız olan Asya ülkeleriyle ilişkilerimize addettiğimiz önemin bir nişanesidir. Şu rakamlar oldukça dikkat çekici; Teşkilat üyesi 10 ülkenin nüfusu 3,8 milyara ulaşmış, ekonomik büyüklüğü ise 30 trilyon dolara yaklaşmıştır. Teşkilatın 1996’dan bu yana dinamik bir dönüşüm içerisinde olduğunu görüyoruz. Ekonomik ve ticari alanlardaki iş birliğini ön plana çıkararak bir hüviyet kazanıyor. Teşkilat aynı zamanda, küresel ve bölgesel sorunların çözümünde rol oynamayı da kendine şiar edinmiştir. “Şanhay Ruhu” başlığı altında sıralanan “eşitlik”, “istişare”, “karşılıklı güven ve fayda”, “farklılıklara saygı”, “ortak kalkınma” gibi ilkeler, 2019 yılında ilan ettiğimiz Yeniden Asya Girişimimizin temel yaklaşımlarıyla da örtüşüyor. Bölgemizde ihtilafların barışçıl yollarla çözülmesi için en fazla gayret eden ülkelerin başında geliyoruz. Teşkilatın, ülkemiz dahil diyalog ortaklarıyla irtibatı artırma çabasını bu bakımdan isabetli buluyorum.
Değerli basın mensupları, zirvede ülkemizin çok taraflı diplomasi geleneği, bölgesel güvenlik ile sürdürülebilir kalkınma politikamız hakkında hitapta bulunduk. Konuşmamda Gazze’deki soykırımı gündeme getirdim. Çin Devlet Başkanı değerli dostum sayın Şi Cinping ile ilk gün heyetlerimizin de katıldığı verimli bir görüşmemiz oldu. Görüşmede ikili ilişkiler ve yatırım konularını ele aldık. Ticaret ortağımız Çin ile ekonomik ilişkilerimizi daha dengeli ve sürdürülebilir hale getirmek istiyoruz. Çin tarafıyla istişarelerimizi sürdürüyoruz. Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Üyesi Sekreteri Sayın Say Çi ve heyetiyle bu minvalde verimli bir görüşmemiz oldu. Dışişleri Bakanım, 3 Eylül’de düzenlenecek anma programına katılacak. Sayın Şi’nin yanı sıra zirve boyunca pek çok mevkidaşımla bir araya geldim. Sırasıyla Pakistan Başbakanı Sayın Şahbaz Şerif, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev, Ermenistan Başbakanı Sayın Nikol Paşinyan, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Sayın Mesud Pezeşkiyan ile gündemimizdeki konuları ele aldık. Yine zirveye katılan birçok devlet ve hükümet başkanıyla temaslarımız oldu. Bu görüşmelerde de ikili iş birliği konularıyla birlikte, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını da değerlendirdik. Ziyaretimizin hayırlara vesile olmasını diliyor, şimdi sözü sizlere bırakıyorum.
ŞİÖ Zirvesi’nde dikkat çeken anlar: Pezeşkiyan’dan Erdoğan’a davet!
“DOĞU İLE BATI ARASINDA YENİ KÖPRÜLER KURMAK GEREKLİ”
Peoples Daily’de yayınlanan makalenizde bir Çin atasözüne atfen “Tuhaf zamanlardan geçerken” ifadesini kullandınız. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping bulunduğumuz coğrafyadaki akıl almaz hukuksuzluklara, kilitlenen uluslararası topluma dair nasıl bir yaklaşım içinde? Doğu’nun lokomotifi Pekin, NATO üyesi, Batı’ya entegre bir ülke olan Türkiye’nin, dünyanın “normalleşmesi” hedefinde oynadığı rolün ve potansiyelinin farkında mı?
Çin, Türkiye’nin bölgesel önem ve etkisinin farkında. Bu nedenle Türkiye’yi önemli bir aktör olarak görüyor. Çin ile ilişkilerimizi geliştirmenin gayreti içerisindeyiz. Ekonomik ilişkilerden dijital teknolojilere, enerjiden sağlığa birçok alanda iş birliği fırsatlarını değerlendiriyoruz. Biz, dünyaya yalnızca Doğu-Batı ekseninde bakmıyoruz. Ufku soğuk savaş ayazında buz tutmuş bir ülke değiliz. Doğu ile Batı arasında ayrışmanın değil, yeni köprüler kurmanın gerekli olduğunu devamlı söylüyoruz. Her platformda insanı merkeze alan politikalarımızı savunuyoruz. Savunmaya da devam edeceğiz. Uluslararası sistemlerin tıkandığı bir dünyada, normalleşmenin ancak ve ancak hakkaniyet temelinde çözümlerle sağlanacağına inanıyoruz. Geçmişten ders alıyor, geleceği doğru okuyor ve bu vizyonla yolumuzda ilerliyoruz. Biz diyalog kanallarını açık tutmanın önemine inanıyoruz. Biz, adil ve müreffeh bir dünyanın inşa edilebileceğini düşünüyoruz. Nitekim “daha adil bir dünya mümkün” derken hep bunu ısrarla işledik, işlemeye de devam ediyoruz. Bu istikamette yolumuza devam etmenin de gayreti içerisindeyiz. Çin’in, uluslararası camianın önemli bir parçası olarak, bizim bu çabamızı desteklemesini bekliyoruz.
“ZELENSKİ VE PUTİN’İN YAKLAŞIMLARINI OLUMLU BULDUM”
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le yaptığınız görüşmede, son dönemde yaşanan küresel gelişmelerle ilgili hangi başlıklar öne çıktı? Ukrayna savaşı, enerji iş birliği, savunma sanayii ve Karadeniz’deki denge politikaları bağlamında, bu görüşme için “ikili ilişkilerde daha yakın iş birliği dönemi” tanımını yapabilir miyiz? Putin’in Ukrayna’da barış için özellikle İstanbul’da dörtlü bir zirve konusunda nasıl bir yaklaşımı var? Rusya’nın Gazze konusunda tutumu nedir, görüşmede bu konu gündeme geldi mi?
Rusya Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin ile ikili görüşmemizde Ukrayna-Rusya savaşının adil bir barışla sonlandırılması için yapılabilecekleri ele aldık. Enerji alanında iş birliği, özellikle bu görüşmede ele aldığımız konuydu. Türkiye olarak en başından beri, Ukrayna-Rusya savaşının müzakereler yoluyla sonlandırılabileceğini her daim ele alıyoruz. İstanbul’da gerçekleşen müzakereler bu yolun açık olduğunun en net ispatıdır. Müzakerelerin seviyesinin aşamalı olarak yükseltilmesi, bizim arzu ettiğimiz bir yoldur. Barış umudunu çözüm odaklı ve somut sonuçlara dönüştürmek lazım. Bunun için de liderler seviyesinde bu işi ele almak durumundayız.
Sayın Putin’in son Alaska zirvesinden hangi neticelerle döndüğünü, o görüşmelerde neler düşündüğünü değerlendirdik. ABD Başkanı Sayın Donald Trump ile yaptığı görüşme çok önemliydi. Bu konularda Sayın Putin’in düşüncelerini aldığımız gibi, Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Volodimir Zelenski ile de ayrıca telefon diplomasisi yöntemiyle bazı görüşmelerimiz oldu. Onunla gerçekleştirdiğimiz bu temaslarda da Sayın Zelenski’nin Sayın Putin’e bakışını görme fırsatını yakaladık. Alaska zirvesinin neticelerini de tekrar değerlendirme imkanını yakaladık. Hem Sayın Zelenski, hem Sayın Putin’in yaklaşımlarını olumlu buldum. “Türkiye’de İstanbul sürecinin devamı yönünde bir girişim olabilir” dediğimizde, kendisi bu konuyla ilgili “niye olmasın” noktasındaydı. Ancak henüz buna hazır değiller.
Adalet Bakanı Tunç: Belediyelere yönelik soruşturmalar siyasi değil
“BİZ, MÜZAKERELERLE, DİYALOG ZEMİNİ GELİŞTİRMİŞ VE GÜÇLENDİRMİŞ BİR ÜLKEYİZ”
ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Alaska zirvesinin ardından Avrupa’da bir kez daha “Kıta’nın jeopolitik bir rolü kalmadığı” yönünde tartışma açıldı. Sizce de öyle mi, Türkiye’nin jeostratejik kimliği bu durumdan nasıl etkileniyor? Bu durumun Türkiye’nin jeopolitik kimliği üzerindeki etkisi nedir?
Sayın Trump, Ukrayna-Rusya savaşının taraflarıyla görüşmeler yaptı. Hem Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, hem Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski hem de Avrupalı liderlerle temaslar gerçekleştirdi. Bu görüşmeler makuldür, makbuldür, kıymetli bir stratejidir. Ukrayna-Rusya Savaşını ancak barış odaklı diyalog sona erdirir. Biz de bu konuda, başta Sayın Trump olmak üzere Ukrayna-Rusya savaşının taraflarıyla görüşmeler gerçekleştirdik. Sayın Putin, Sayın Zelenski ve Avrupalı liderlerle sürekli temas halindeyiz. Dışişleri Bakanım, İstihbarat Başkanım muhataplarıyla gerekli görüşmeleri yapıyorlar. Bu görüşmeler de bu süreci sürekli olarak hızlandırıyor. Biz, İstanbul’da gerçekleştirilen doğrudan müzakerelerle, diyalog zemini geliştirmiş ve güçlendirmiş bir ülkeyiz. Tahıl koridoru ve esir takaslarıyla biliyorsunuz somut çıktılar elde etmiştik. En doğru yaklaşım da aslında budur. Bunu da bırakmayı düşünmüyoruz. Bu sürecin devamıyla ilgili adımları atıyoruz, atmayı da sürdüreceğiz. Ben Sayın Putin ile yaptığım her görüşmede tahıl koridoru, esir takası konularını daima gündemde tutuyorum. Tutmaya da devam edeceğim. Temennimiz buradan bir netice almaktır. Adil ve kalıcı barış, tarafları dışlamadan müzakere zeminini güçlendirerek gelecektir. Türkiye, savaşın en başından beri her iki tarafla görüşebilen, her iki tarafın da güvenini kazanmış olma özellikleriyle örnek olmuştur. Hep birlikte çatışmayı değil müzakereyi, savaşı değil barışı öncelersek, aralanan fırsat penceresini ardına kadar açarız.
“AMERİKA’NIN KARARI, BM’NİN VAROLUŞ NEDENİNE UYGUN DÜŞMÜYOR”
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Mahmud Abbas ve 80 Filistinli yetkilinin vizelerini iptal etmesi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılamamaları anlamına geliyor. Birçok ülke Filistin’i devlet olarak tanımaya hazırlanıyor. Nasıl bir BM Genel Kurulu göreceğiz?
Amerika’nın bu kararı, BM’nin varoluş nedenine uygun düşmüyor. Kararın bir an önce gözden geçirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu dünya üzerindeki meselelerin tartışılması ve çözümler üretilmesi için vardır. Filistin heyetinin Genel Kurul’da olmaması sadece İsrail’i memnun eder. Bu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, bana göre henüz içeriği ve katılımcıları kesinleşmemiş bir Genel Kuruldur. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bu konuda bir görüşme yapmak istedim, maalesef o da ben de fırsat bulamadık. Bu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nu nasıl gerçekleştireceğiz bunu Genel Kurul tarihine kadar telefon diplomasisiyle değerlendirelim istiyoruz. BM Genel Sekreteri’nin bu konudaki düşüncelerini de öğrenmek istiyorum. Çünkü bu gelişmeler ani gelişmeler değil. Filistin’de mağdurlar var. Bir de bu zulmü içi kan ağlayarak izleyenler var. On binlerce mazlum var mağdur var. Bunların hakkını hukukunu koruma noktasında adımlar atmamız lazım. Gazze’de 7 Ekim’den bu yana 60 bini aşkın şehit, 150 bini aşkın yaralı var. Zaman zaman ülkemize yaralılar gönderiliyor. Biz bu konuda seferber olmuş durumdayız. Her şeyden önce bir defa İsrail’in bu soykırımı hiçbir zaman unutulmayacak. Filistin’de bebeklerin, annelerin, babaların nasıl katledildiğini hiçbir zaman insaf sahibi olan anneler, babalar unutmayacak. Filistin’in sesinin kısılması doğru değildir. Bu sesi kısmak, susturmak mümkün değildir. Amerika’dan beklenen, İsrail’in katliamlarına, zulümlerine “dur” demesidir. Bazı Avrupa ülkelerinin de aralarında bulunduğu birçok ülke, BM Genel Kurulu’nda Filistin’i devlet olarak tanımaya hazırlanıyor. Bu yıl BM Genel Kurulu’na muhtemelen Filistin meselesi damga vuracak. Bu damgayı vuranlardan bir tanesi de herhalde bu fakir olur. Filistinli yetkililer BM Genel Kurulu toplantısına katılmasa dahi Filistinli mazlumların sesi orada yankılanacaktır. Allah rahmet eylesin Sezai Karakoç’un dediği gibi “Biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa hakikat susmayacak.”
UEFA listesi için son şans! İşte Galatasaray, Fenerbahçe ve Samsunspor’un transferleri
“KAOSA YATIRIM YAPAN SAVAŞ BARONLARI BU SEFER KAYBEDECEK”
“Yönünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacak, kıblesini şaşırıp kendilerine yeni patronlar arayanlar kaybedecek” sözleriniz İsrail’de büyük tedirginlik yarattı. Sizi ve Türkiye’yi hedef alan açıklamalar yaptılar. İsrail Türkiye’de devam eden Milli dayanışma ve kardeşlik sürecini Suriye’de YPG üzerinden atacağı adımlarla sabote etmeye mi çalışıyor? YPG’nin mutabakata rağmen Suriye ordusuna katılmasını engelleyen İsrail mi?
Komşumuz Suriye’de kalıcı refah ve huzurun sağlanmasını istiyor, birlik ve beraberliğini önemsiyoruz. Yakın geçmişte yaşananlar göstermiştir ki; Suriye’deki huzursuzluk, en fazla bize yansıyor. Bunu görmemiz lazım. Suriye topraklarında karışıklık çıkartmak isteyenlere, ne biz göz yumarız, ne de Şam yönetimi buna rıza gösterir. Biz, Suriye’nin bütün renkleriyle bir ve bütün olmasını ve öyle kalmasını isteriz. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve yönetimi bizim gibi düşünüyor. Fakat böylesine uzun bir savaş yaşamış bütün coğrafyalarda olduğu gibi, Suriye’de de kaos çıkarmak isteyenler çok ama çok fazla. Bunların kim oldukları malumdur. Onun için biz Suriye’yi yalnız bırakmayacağız. Devamlı onların yanında duracağız. Suriye’nin yeniden ayağa kalkmasını inşallah kimse engelleyemeyecek.
Kaosa yatırım yapan savaş baronları bu sefer kaybedecek. Arap, Kürt, Türkmen, Nusayri, Sünni, Hıristiyan fark etmeksizin tüm kesimleri ile Suriye halkı kazanacak. Şunu da çok net ifade etmek isterim; Her kim bu süreci baltalamaya çalışırsa bunun faturasını öder. Kürtler nerede yaşarsa yaşasın bizim kardeşimizdir. Kimse bizi birbirimizden ayıramaz. Kimse bizim ebedi kardeşliğimize pusu kuramaz. Kararlıyız, azimliyiz. Nasıl ki et kemikten ayrılmaz, aynen bizim bu kardeşliğimiz de birbirinden ayrılmaz. Basiret, feraset ve sağduyu ile hareket edilirse, her sorun çözülür. Ama hüsnü niyet olmazsa, en basit konular bile kördüğüm haline gelir. Biz huzur ve sükûnet ortamının güçlenmesinden yanayız, bunun için de çalışmaya devam edeceğiz.
“TERÖRLE MÜCADELEYE AYRILAN KAYNAKLAR KALKINMAYA VE YATIRIMA HARCANACAK”
Terör örgütü PKK’nın fesih ve silah bırakma kararı sonrası “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında Meclis’te kurulan komisyon öncelikli olarak hangi somut adımı atacak? Bu yönde bazı tartışmalar yaşanıyor. Komisyonda yasal düzenlemeler olacak mı? İlk aşamada beklentiniz nedir?
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oluşturan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu geniş katılımla çalışmalarına devam ediyor. Komisyon çalışmaları ile ilgili Meclis Başkanımız Numan Kurtulmuş ile bir telefon görüşmesi yaptım. Samimi bir şekilde bu turları belli bir noktaya getirdik. Bundan sonraki süreci de aynı kararlılıkla devam ettirecekler. İnanıyorum ki sonuçta Türkiye, 40 yıllık bir sorunu ortadan kaldıracak ve geleceğe bir ve bütün şekilde yürüyecektir. Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren böylesi bir meselede dedikodulara, tevatürlere değil, devlet ciddiyeti içinde yapılan ve yapılacak açıklamalara odaklanmak en doğrusudur. Biz yol haritamızı da, menzilimizi de net bir biçimde belirledik. Terörle mücadeleye ayrılan kaynaklar artık kalkınmaya, üretime, yatırıma, istihdama harcanacak. Terörsüz Türkiye’nin kazananı tüm Türkiye, terörsüz bölgenin kazananı ise bölgemizdeki tüm kardeş halklar olacak.
“BATI’NIN UKRAYNA’DAKİ YAKLAŞIMLARININ ÇEYREĞİNİ GAZZE’DE GÖREMEDİK”
Eşiniz Saygıdeğer Hanımefendi’nin, ABD Başkanı Donald Trump’ın eşi Melania Trump’a gönderdiği Gazze’deki insani krize ilişkin mektubu, dünya basınında da geniş yankı buldu. Hanımefendi mektubunda, Melania Trump’a “Ukrayna’daki savaş için gösterdiği hassasiyeti, Gazze’deki insani kriz için de göstermesi” çağrısı dikkat çekiciydi. Sayın Hanımefendi’nin bir anne duyarlılığıyla yaptığı çağrı için neler söylemek istersiniz?
Şair ne diyor, benim de şiir kasetlerimden bir tanesinde bu mısralar yer alır, “İçimde kaynayan bir mahşer var. Bu mahşer bir de annelerin kalbinde kaynar.” Buradan hareketle anne kalbi hem narindir hem güçlüdür. Anneler bu tip zor konuların çözümünde devreye girdiklerinde iklimi değiştirebilirler. Hele ortada katledilen binlerce bebek ve çocuk varsa, toprağa düşen her yavruyu kendi çocukları gibi sahiplenirler. Kızlarım da annelerinden bu mektubu kaleme almasını istedi. Ben bu girişimi, bu bakımdan çok önemli buluyorum. Mektup, Türkiye’nin Gazze diplomasine yeni bir boyut ekledi ve resmi kanallardan yürütülen girişimlerin yanı sıra, insani ve vicdani bir dilin de uluslararası ilişkilerde etkili olabileceğini aynı zamanda gösterdi. Maalesef, Batı’nın Ukrayna’daki masumlara yönelik yaklaşımlarının çeyreğini bile Gazze’de göremedik. “Ellerinde tencerelerle, tabaklarla sıraya girip oradan bir miktar yemek almaya çalışan o yavruların halini gözü olup da görmeyenlere yuh olsun!” demekten başka bir şey bize düşmez. Bu yavruların hali ortada. Bu nedenle biz herkesten, bütün Batı’dan bu insani yaklaşımı bekliyoruz. Biz kan ve gözyaşı bütün coğrafyalarda dinsin istiyoruz.
İsrail gazetesi yazdı: Erdoğan, İsrail’i tehdit ediyor! Akdeniz’den Kızıldeniz’e kuşatma
“ZENGEZUR KORİDORU MESELESİNDE HERHANGİ BİR SIKINTI VE FARKLILIK YOK”
Güney Kafkasya barışında Zengezur Koridoru’nu sormak istiyorum. Bütün taraflarla zaten görüştünüz. Beyaz Saray’da 8 Ağustos’ta Zengezur Koridoru için paraflar atıldı. Sonrasında Rusya’dan ve İran’dan olumsuz değerlendirmeler gelmişti. Gelişmeler zirveye nasıl yansıdı, izleniminiz nasıldı?
Ben inanıyorum ki; Güney Kafkasya inşallah özlediği barışa kavuşacak. Sayın İlham Aliyev ile yaptığım ikili görüşmede de o umudu ben İlham Bey’de gördüm. Beyaz Saray’daki imzalar Ermenistan-Azerbaycan normalleşme sürecine tabii ki hız kazandırdı. Azerbaycan ve Ermenistan barış yolunda pürüzleri önemli ölçüde aştı ve son noktaya kadar geldiler. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile ardından Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile etraflıca bir görüşme yaptık. Bu iki görüşmede de gerek Aliyev’in gerek Paşinyan’ın aynı noktada olduklarını gördüm. Aynı istikamete bakıyorlar. Zengezur Koridoru meselesinde de herhangi bir sıkıntı, bir farklılık yok. İlham Bey bu konuda çok daha kendinden emin. Hele hele Amerika seyahatindeki o buluşma, o görüşme onların bu noktadaki atacakları adımlarda adeta belirleyici olmuş. Barışın sağlanmasıyla bölgemizdeki, burası çok önemli, kara ve demiryolları hareketlenecek, sınır kapıları açılacak, ticaret başta olmak üzere birçok alan olumlu etkilenecek. Bundan bizim de müspet etkilenmemiz söz konusu. Yeni iş birliği fırsatlarının değerlendirilmesiyle, bölge ülkeleri de bundan kar edecek. Bunlar çok açık ve net ortada. Rusya ve İran da ilerleyen dönemde kaygılarının yersiz olduğunu anlayacaklar.
“ÖZGÜR BEY’İN NE FÜZELERDEN HABERİ VAR, NE DE SİNOP’TA BALIKÇILIĞIN GELİŞİMİNDEN”
CHP’nin değişim söylemiyle yola çıkan yeni yönetiminin Türkiye’deki muhalefet sorununa çare olabileceğini düşünüyor musunuz? Bir de karşınızda gerçekten rakip olacak ciddi bir muhalefet görüyor musunuz? Diğer taraftan CHP Genel Başkanı Özgür Özel Sinop’taki füze denemelerinin balıkçıları ve balıkları rahatsız ettiğini söyledi. Bu açıklamalara yorumunuz ne olur?
Malumunuz Sinop’ta ROKETSAN’ın geliştirdiği normal menzilli füzelerimizin ve Delta V’nin atışlarını yapıyoruz. Bunlar Türkiye’nin şu anda geliştirebildiği orta menzildeki füzeler. Daha uzun menzildeki füzeler için malumunuz farklı coğrafyada işlerimiz de var. Ama şu anda biz Türkiye’nin bağımsızlığı için bu testleri yapmaya devam edeceğiz. Bu arada Sinop’ta balıkçılık 3-4 sene içerisinde 5 misli büyüdü. Sinoplu balıkçıların hiçbir sorunu yok. Sinoplu balıkçılar Japonya’ya Türk somonu ihracatı yapıyorlar. Dolayısıyla Özgür Bey’in zannediyorum ne füzelerden haberi var, ne Sinop’ta balıkçılığın gelişiminden, ne de turizmden. “Balıklar strese giriyor” diye açıklama yapmış. Ah ah ülkem ne hallere kaldı. Ama aşacağız bunları.
Hep söylediğim gibi Türkiye’deki kronik muhalefet sorunu çözülmüş değil. Çözüm umudundan bile söz edemeyecek durumdayız. CHP bugüne kadar hangi soruna çare üretebilmiş ki muhalefet sorununa çare olsun. Daha kendi parti içi meselelerine çözüm üretemeyen bir siyasi parti, Allah aşkına milletin sorunlarına çare olabilir mi? “Millete hizmet edeceğiz” diyerek kazandıkları yerel yönetimlerin içler acısı hali, bunların yönetim anlayışının fragmanıdır. Bunlar hizmet etmeyi bilmez; bunlar sadece kavga etmeyi bilir.
“ÜLKEMİZ KİŞİ BAŞI MİLLİ GELİRLE SINIF ATLAMIŞ OLACAK”
Ekonomiyle alakalı olacak benim sorum. Ekonomideki gelişmeler planladığınız şekilde ilerliyor mu? Bu çerçevede faiz, enflasyon düşüşü ve bunun özellikle vatandaşın cebine yansıyan takvim süreci ne zaman tam olarak şekillenecek?
Ekonomideki gelişmeler olumlu. Özellikle son 2-3 aydır tekrar güçlü, olumlu döngüye girdik. Mart-Haziran döneminde hem içeride hem dışarıdaki birtakım gelişmeler tabii ki etkiledi. Ama bunlar geride kaldı. Hemen hemen bütün alanlarda tekrar güçlü, olumlu döndük. İkinci çeyreğe ilişkin büyüme rakamları açıklandı. Yüzde 4,8 oldukça güçlü bir büyüme. Don ve kuraklıktan etkilenen tarım sektörü hariç bütün sektörlerde, bütün alanlarda çok güçlü bir büyüme var. İşsizlik oranları tek hanede, rezervlerimiz rekor düzeyde, enflasyonda düşüş devam ediyor. Tabii ki enflasyondaki düşüşle birlikte finansal koşullarda da iyileşme devam edecek. Bizim beklentimiz bu olumlu döngünün, trendin devam etmesi yönünde. Kişi başı milli gelirde muhtemelen bu sene Dünya Bankası tanımına göre üst gelirli ülkeler grubuna girmemiz oldukça muhtemel. Ülkemiz kişi başı milli gelirle sınıf atlamış olacak. Biz tabii ki reel sektördeki gelişmeleri de yakından takip ediyoruz. Reel sektörün de rahatlaması, özellikle ihracatın, yatırımların artması için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Enflasyonda yılı hedeflerimize uygun bir rakamla tamamlayacağımızı düşünüyoruz. Hayat pahalılığıyla olan samimi mücadelemiz gerçekten sonuç veriyor ve bu güçlü şekilde sürecek. Yani bir taraftan büyüyoruz bir taraftan işsizlik ve enflasyon düşüyor. Finansal anlamda kaygılar, endişeler geride kaldı. Hem hazinenin borçlanma faizleri iniyor, hem risk primimiz düşüyor, hem rezervlerimiz gerçekten rekor düzeyde. Cuma günü itibarıyla rezervlerimiz 178 milyar doların üzerinde. Dolayısıyla güçlü bir irade, sabırla, kararlılıkla biz tekrar bu olumlu döngüye döndük. Allah’ın izniyle bu devam edecek.
Beyaz Saray’da gizemli çanta krizi! Pencereden fırlatıldı, içinde ne vardı?…

Reklam
Öldürüp bebeğini çöpe attı, alışverişe gitti! Canavar anne vahşeti tek tek anlattı

Öldürüp bebeğini çöpe attı, alışverişe gitti! Canavar anne vahşeti tek tek anlattı

Olay, 31 Ağustos’ta saat 06.00 sıralarında Mecidiye Mahallesi Çevirmeci Sokak’ta meydana geldi. Sokaktaki çöpleri toplayan belediye ekipleri, çöp konteynerinin yanına bırakılmış bir bebek cesedi buldu. İhbar üzerine olay yerine acil sağlık ve polis ekipleri geldi. Yapılan incelemede hayatını kaybeden bebeğin vücudunda yanık ve kesik izlerinin olduğu tespit edildi. Yeni doğduğu ve göbek kordonunun kesildiği belirlenen bebeğin cenazesi yapılan incelemelerin ardından Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.
İlginizi Çekebilir
BEBEĞİNİ ÖLDÜRÜP KONTEYNIRA ATTI
Olayın ardından teknik ve fiziki takip çalışması yürüten Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, şüphelinin 3 çocuk annesi Elif A. olduğunu belirledi. Gözaltına alınarak emniyete götürülen Elif A.’nın bebeği kendi imkanlarıyla doğurduğu ve makas kullanarak öldürdüğü öğrenildi. Bebeğin cesedini bir kutuya koyarak çöp konteynerine attığı belirlenen anne Elif A., daha sonrada market alışverişine çıktığı öğrenildi.
TUTUKLANDI
Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye getirilen Elif A., savcılıktaki ifadesinin ardından sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliğince, ‘Canavarca hisle, altsoya ve kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme’ suçundan tutuklandı.

MARKETE GİTTİĞİ ANLAR
Öte yandan anne Elif A.’nın bebeğini öldürüp konteynerine attıktan sonra markete gittiği anların güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde, kadının yürüyerek markete girdiği ve reyona yöneldiği görülüyor. Bir sonraki fotoğraf karesinde ise kasada alışveriş yaptığı görülüyor.
İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Şüphelinin ifadesinde, “Resmi olarak bir evlilik yapıp, boşandım. Kendisinden 3 çocuğum vardır. Diğer çocuğumuz G.N. babasının yanındadır. Onlar da bir başka adreste yine Ortaköy’de yaşarlar. Eşim ile boşanma aşamasındayken imam nikahlı eşim H.Y.’den de C.Y. adında bir çocuğumuz oldu. Şu an 1 yaşındadır ve babasıyla yaşamaktadır. İmam nikahlı eşim H.Y. ile 2 sene, ilk eşimden ayrılacağım sıralar nikah kıyıp birlikte olmaya başladık. Kendisiyle evliliğim sorunlu geçiyordu. Alkol aldıkça bana sürekli şiddet uyguluyordu. Hamileyken dahi kendisinden çok kez dayak yedim. Bu yıl Ocak ayında kendisinden gördüğüm şiddet sebebiyle ayrıldım ve baba evime döndüm. H.Y. ile son olarak ayrılmamızdan bir hafta kadar önce birlikte olduk. Bir ay kadar sonra test yaptırdığımda hamile olduğumu anlayınca, arayıp hamile olduğumu söyledim. İlk başta, ‘Tamam’ dedi ama sonradan ablamı arayıp, ‘Biz ayrıldık, kardeşin ile beraber değiliz’ demiş. Benim niyetim de ilk çocukta olduğu gibi doğurduktan sonra çocuğu ona vermekti. Kendisine hamile olduğumu söyledikten sonra, ‘Barışacak olsa tekrar bir araya geliriz’ diye düşünüyordum. Ama benimle iletişime geçmedi” dediği öğrenildi.
Erkek arkadaşının öldürdüğü iddia edilen Hira’nın annesi: Çiçeğimi benden kopardılar
BEBEĞİ ÖLDÜRDÜĞÜNÜ İTİRAF ETTİ
Olay gününü anlatan Elif A.’nın, “Bu bekleyiş içerisinde çocuğu aldırmak için geç kalmıştım. Hamile olduğumu ailemden sadece ablam biliyordu. O da kürtaj olmamı istiyordu, ama süresi geçmişti. Annem, babam ya da bir başkası hamileliğimi fark etmedi. Eylül ayında doğum olacaktı. 30 Ağustos 2025 günü saat 14.00 sıralarında evdeyken kasık bölgem yoğun bir şekilde sancılanmaya başladı. Kızım evde uyuyordu. Başka kimse de yoktu. Zaten zemin katında oturduğumuz dairenin bitişiğindeki kazan dairesine kıyafet almaya diye girdiğimde sancılarım iyice arttı. Kazan dairesinde artan sancımın hemen sonrasında doğum gerçekleşti ve çocuk eşofmanımın içerisine düştü. Hemen orada kazan dairesinin içinde makas ile çocuğun göbek bağını kestim ve bebeği kazan dairesinin içine öylece açıkta bıraktım. Bebeğe ne yaptığıma dair hiçbir şey hatırlamıyorum. Ben beyin ameliyatı olduğumdan çok ağır unutkanlık yaşıyorum. Bebeğin göbek bağını kestikten sonra bebeğe makasla zarar verip vermediğimi hatırlamıyorum. Bebek doğduktan sonra çok kısa bir süre ağladığını hatırlıyorum. Sonra kendi dairemize geçtim. Kızıma kahvaltısını hazırladım. Akşam saat 21.30 sıralarında kazan dairesinde bebeğin yanına geldiğimde bıraktığım gibi, cansız halde yatıyordu. Göbek bağını kesmiştim. Karın bölgesinde de makasla kesilmiş yeri gördüm. Büyük ihtimalle onu ben yaptım ama hiçbir şey hatırlamıyorum. Onu ölü halde poşete koyarak dışarı, sokağa çöp kutusunun yanına koydum” dediği öğrenildi.
ASSAN GROUP’un sahibinin ifadesi ortaya çıktı

‘ÜSTÜNÜ ÖRTMEDEN ONU KAZAN DAİRESİNDE BIRAKTIM’
Tek başına doğum yaptığını söyleyen Elif A.’nın, “Ben doğum yaparken yanımda kimse yoktu. Doğum yaptıktan sonra bebek ağladı. Ben kordonunu kestim. Sonrasında hiçbir şey yapmadan, emzirmeden, üstünü örtmeden onu kazan dairesinde bıraktım. Ben bebeğin üzerindeki yaralanmaları yapıp yapmadığımı hatırlamıyorum. Doğum yaptıktan sonraki hiçbir süreci hatırlamıyorum. Ben bebeği orada bıraktıktan sonra kazan dairesinin bitişiğindeki evime geçtim. Eve bebek ağlama sesi hiç gelmedi. Kazan dairesine o gün içerisinde benden başka kimse girmedi. Zaten ben kazan dairesinden çıkarken de bebek ağlamıyordu. Kazan dairesindeki kan izlerini ben saat 17.30 gibi yıkadım. Ben kazan dairesini yıkarken bebeği poşete koydum. Muhtemelen doğum yaptıktan sonra, hatırlamamakla birlikte, bebeğe zarar verdim. Bebekten sonrasında hiçbir şekilde ses gelmedi. Daha sonrasında kova ile birlikte bebeği çöp konteynerinin yanına götürdüm. Bu kovada bebek, doğum yaptığım iç çamaşırlarım mevcuttur. Ben bebeği yakıp yakmadığımı hatırlamıyorum. Ancak sonrasında bebeği çöp konteynerinin oraya bırakıp marketten döndükten sonra çöp toplayan görevlilerin benim bıraktığım çöp kovasını söndürmeye çalıştıklarını gördüm. Ben göbek kordonunu kestikten sonrasını hatırlamıyorum. Bu olayları ben tek başıma gerçekleştirdim” dediği öğrenildi….

ASSAN GROUP’un sahibinin ifadesi ortaya çıktı

ASSAN GROUP’un sahibinin ifadesi ortaya çıktı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında haklarında gözaltı kararı verilen Assan Group isimli şirketin sahibi Emin Öner, “FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma” ve “devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme, amacı dışında kullanma, hile ile alma çalma” suçlarından tutuklandı. Genel müdür Gürcan Okumuş ise, “devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme, amacı dışında kullanma, hile ile alma çalma” suçundan tutuklandı. Assan Group adı altında faaliyet gösteren 10 şirkete ise kayyum atandı.
İlginizi Çekebilir
Soruşturma savcısına yaklaşık 11 sayfa ifade veren şirket sahibi Emin Öner’e ilk olarak etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak isteyip istemediği soruldu. FETÖ terör örgütüyle yakından uzaktan bir bağlantısı olmadığını söyleyen Öner, “Ben zaten savunma sanayi alanında faaliyet gösterdiğimden devlet kurumları tarafından her yıl güvenlik soruşturmam ve araştırmam yapılmıştır. Bu nedenle bu örgütle hiçbir şekilde bir bağım olmamıştır” dedi.
MAHREM İMAMLA GÖRÜŞME
Assan Group Şirket adına kayıtlı bir telefon numarasından FETÖ’nün Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda oluşturulan hücresel haberleşme ağında mahrem imam olan R.G’nin arandığının tespit edildiği anlatılan Emin Öner’e bu kişi ile irtibatı da soruldu. Öner ise, şirketin kendisine ait olduğunun ancak şirket adına kayıtlı 200-300 arası telefon hattı olduğunu söyledi. Bu hatların kimlere tahsis ediğini bilmediğini söyleyen Öner, “Dolayısıyla bu hatlar üzerinden örgütün mahrem imamları ile gerçekleşen ardışık aramalar hakkında bir bilgim yoktur. Bu aramaların benimle bağlantısı yoktur” dedi.
Erdoğan’dan Özgür Özel’e Sinop cevabı: Ne füzelerden, ne balıkçılıktan, ne turizmden haberi var
“ÖRGÜTSEL MAHİYET YOK”
Emin Öner’in 2006-2025 yılları arasındaki HTS kayıtları da ifadesinde kendisine soruldu. İsmi sorulan kişilerden bir kısmı ile iş için görüştüğünü anlatan Öner, “Bir kısmı da firmamda çalışan kişilerdir. Firmamda çalıştığını belirttiğim şahısların hali hazırda firmam ile ilişkileri bulunmamaktadır. Dolayısıyla gerçekleşen görüşmelerin örgütsel mahiyeti yoktur” dedi.
“ADLİ SİCİL KAYDI OLAN KİŞİLERİ İŞE ALMAM”
Soruşturma kapsamında alınan MASAK raporuna göre FETÖ üyesi olan kişilere sahibi olduğu şirketlerden para transferi yapıldığını belirtilen Emin Öner, bu şirketler üzerinden yapılan ödemelerin maaş ödemesi olduğunu söyledi. İsmi sayılan kişilerin eski çalışanı oluğunu söyleyen Öner, “Bu şahıslar firmamıza adli sicil kayıtları istenilerek alınırlar. Dolayısıyla sicil kayıtlarında bir kayıt olsaydı zaten işe alınmazlardı. Sicil kayıtlarının temiz olması halinde benim bu şahıslar hakkında yürütülen bir örgüt soruşturması olduğunu bilmem mümkün değildir” dedi.
“TUBİTAK İLE FAALİYET ALANLARIMIZ FARKLI”
Emin Öner’e ifadesinde Gürcan Okumuş’un şirketinde çalıştığı dönemde gizlilik dereceli belgeleri kendisiyle paylaşıp paylaşmadığı da soruldu. Gürcan Okumuş’u 1.5 yıldır tanıdığını söyleyen Öner, “Kendisinin görev yaptığı TUBİTAK SAGE ile benim şirketimin faaliyetleri arasında hiçbir benzer durum yoktur. Faaliyet konuları tamamen farklıdır. TUBİTAK SAGE hava savunma sistemleri, güdüm kitleri, hava füzeleri, ısı pil gibi alanda faaliyet gösterir. Benim firmamım bu alanlarda hiçbir faaliyeti yoktur” dedi.
Erkek arkadaşının öldürdüğü iddia edilen Hira’nın annesi: Çiçeğimi benden kopardılar
“O MESAJLAR MONTAJ”
MKE eski Başkanı avukat İsmet Sayhan ile aralarında MKE’enin gizli bilgilerine ilişkin konuştukları iddia edilen yazışmalar Emin Öner’e soruldu. İsmet Sayhan’I MKE Yönetim Kurulu Başkanı olması nedeniyle tanıdığını söyleyen Öner, “Başkan olduktan sonra kendisini bir defa ziyarete gittim. Başkanlıktan ayrıldıktan sonra 2025 yılı Mart ayında kendisini hukuk bürosunda ziyaret ettim. Kendisine şirketime hukuki danışmanlık yapması amacıyla iş teklifi yaptım. Teklifimi kabul edince toplamda 2,5 aylık yönetim danışmanlığı kapsamında aramızda vekalet ilişkisi gerçekleşti. Bu süreçte tahminen 7-8 defa şirketime gelerek toplantılar yapıldı. Bu süreden sonra aramızdaki vekalet ilişkisi sonlandı ve sonrasında kendisi ile bir bağımız olmadı. Medyaya yansıyan benim ve İsmet Sayhan arasında gerçekleşen Whatsapp yazışmasını hatırlıyorum. Zaten görüntüde de görüldüğü üzere “ASSAN AVUKATLIK VE HUKUK DANIŞMANLIĞI.TİP”, “MKE ÖZEL PROJE DANIŞMANLIĞI SÖZLEŞME” isimli belgeler İsmet SAYHAN tarafından bana gönderildi. Zaten bu iki belge adından da anlaşılacağı üzere aramızdaki yönetim danışmanlığına dair evraklardır. Sonrasında altındaki “EMİN ÖNER” kullanıcı ismiyle içeriğinde “MÜHİMMAT TEDARİK PLANI 2025-2026-2027” isimli belge benim tarafımdan gönderilen fakat söz konusu tedarik planı benim şirketlerime ait olan tedarik planlarını içeren belgelerdir. Fakat altındaki alıntı yolu ile fiyatlamalar başlıklı “MKE FİYATI/KK HEDEF FİYATI/ ASSAN FİYATI” isimli yazışma kesinlikle benim tarafımdan gönderilmemiştir. Böyle bir yazışma İsmet Sayhan tarafından da bana gönderilmedi. Belirtilen kısım montajdır. Belirttiğim şirketime ait tedarik planlarını avukatlarım dosyaya sunacaktır. Dolayısıyla benim MKE’ne ait gizli bilgileri temin ettiğime dair hususları kesinlikle kabul etmiyorum” dedi.
Beyaz Saray’da gizemli çanta krizi! Pencereden fırlatıldı, içinde ne vardı?
“SOMUT HİÇBİR DELİL YOKTUR”
Öner ifadesinin sonunda ise, “Ben firmalarım ile yıllardır devlet ve millet lehine her türlü faaliyette bulunmuş, savunma sanayi alanında gerektiği zaman ülkemin menfaatleri uğruna çalışmış bir kişiyim. Dosya kapsamında benim devlet lehine olan gizli belgeleri temin ettiğime ya da FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğuma dair somut hiçbir delil yoktur. Bu durum tamamen şirketimin faaliyet alanlarının gelişmesinden kaynaklı olarak oluşmuştur. Üzerime atılı suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum” dedi….