BIST 100
14.493,09 0,32%
DOLAR
46,2899 0,00%
EURO
53,7786 0,20%
GRAM ALTIN
6.460,83 0,73%
FAİZ
41,69 -0,17%
GÜMÜŞ GRAM
104,60 0,40%
BITCOIN
66.031,00 -0,70%
GBP/TRY
62,2139 0,15%
EUR/USD
1,1611 0,18%
BRENT
78,80 -5,25%
ÇEYREK ALTIN
10.563,46 0,73%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
29 °
Reklam

HABER

SON DAKİKA! AK Parti'den CHP İstanbul İl Kongresi'nin iptaliyle ilgili ilk açıklama

SON DAKİKA! AK Parti’den CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptaliyle ilgili ilk açıklama

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in açıklamaları şu şekilde: Ekonomi Başkanlığımızın bir sunumu var. Arge Başkanlığımızın sunumu var. Çevre Başkanlığımızın bir sunumu var. Cumhurbaşkanımız, yana başkanımız açılışta iç politikaya, dış politikaya dair ve kendilerinin Çin seyahatine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundular. Tabii biliyorsunuz şu anda teşkilatlarımız Türkiye buluşmaları kapsamında sahada. Arkadaşlarımızla birlikte 15 Eylül’e kadar bu çalışmaları sürdüreceğiz, sürdürmeye devam ediyoruz. Tabii iç politikayla ilgili ve dış politikayla ilgili gündemi yakın takip ediyoruz. Birinci gündemimiz her zaman olduğu gibi, Netanyahu hükümetinin her geçen gün daha fazla katliam yaparak Gazze’deki soykırımı devam ettirmesi. Dünyanın gözü önünde Gazze’nin işgal edilmesine dair talimatlar verildiği ve buna göre hareket planları hazırlandığı açık bir şekilde ifade ediliyor.
Son dakika: CHP İstanbul İl Kongresi iptal edildi

‘ABD’NİN VİZE İPTALİ KARARI YANLIŞTIR’
Bu doğrusunu sormak gerekirse, Nazilerin yaptığını bile geride bırakacak, Nazilerin yaptığı cinayetleri bile geride bırakacak. İnsanlık tarihinin en hunharca, en barbarca katliam siyasetinin, soykırımın bir örneğidir. Bunu gerçekleştirenlerin eninde sonunda bir insanlık mahkemesinde yargılanması insan haysiyetinin, insan onurunun ve insanlık adına var olan bütün değerlerin gereğidir. Tabii tüm bunlar olurken esasında bütün dünyada Filistin’in tanınması yönünde çok anlamlı, çok değerli bir hareketlilik var Filistin Devleti’nin tanınması yönünde. Tam bu hareketlilik karşısında ise ABD yönetiminin vizelerini iptal etmesi Filistin yetkililerin son derece yanlış olmuştur. Birleşmiş Milletler gibi meşhur otoriterlerin, devletlerin sesini duyuracağı bir platformun işlevsizleşmesi ve zemininin kaybolması anlamına gelmektedir bu. Dolayısıyla gerek Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın gerek diğer yetkililerin vizelerinin iptal edilmesi adaletsiz ve hakkaniyesiz bir karardır. Bu Uluslararası Hukuk, meşru zeminler, Birleşmiş Milletler zemininde artık zaten büyük oranda yıpranmış olan objektif yaklaşımların, görülmeyen objektif yaklaşımların tamamen berhava olduğunu, tek taraflı olarak bir takım işlemlerin yapıldığını göstermektedir. Bu karardan geri dönülmesi gerekir. Çünkü Filistinlilerin sesinin duyurulması her meselede olduğu gibi Filistin meselesinde de saldırıya uğrayanların, soykırıma maruz kalanların sesinin duyulması meselenin doğası, hakkaniyeti ve adaleti gereğidir. Tabii bu olmadığı takdirde, vizelerin iptal ile ilgili karar düzeltilmediği takdirde orada pek çok devlet başkanı, hükümet başkanı Filistin’in sesi olacaktır. Kuşkusuz bu konuda Filistin’in gür sesi olma konusunda en gür ses Sayın Cumhurbaşkanımızdan çıkacaktır. Yıllardır Sayın Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bütün konuşmalarında Filistin davasını en yüksek sesle haykırmaktadır. Dolayısıyla bu senede Cumhurbaşkanımızın konuşması başta olmak üzere pek çok liderin konuşmasıyla birlikte Filistin davası Gazze’de Netanyahu hükümetinin gerçekleştirdiği soykırım Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na damgasını vuracaktır.
Son dakika… Erdoğan’dan Özgür Özel’e Sinop cevabı: Ne füzelerden, ne balıkçılıktan, ne turizmden haberi var
‘ÇELİK KUBBE DÜNYADA YANKILANIYOR’
Bu artık devletlerin meselesi olmayı çoktan açmıştır. Bu bir katliam şebekesi ile insanlık ittifakı arasında bir meseledir. İnsanlık ittifakı eninde sonunda değerlerin kazanımı, medeniyetin kazanımlarının korunması için bu katliam şebekesini yenmek zorundadır. Dolayısıyla hep beraber Sayın Cumhurbaşkanımızın Filistinli yetkililere izin verilmese bile Sayın Cumhurbaşkanımızın yapacağı konuşmanın Filistin’in en gürsesi olarak Birleşmiş Milletler’de ve bütün dünyada yankılanacağını görüyoruz, değerlendiriyoruz. Tabi bu Zafer Haftası ayında çok önemli gelişmeler oldu. En önemlilerinin başında çelik kubbe ile ilgili geldiğimiz nokta söz konusu oldu. Bütün dünyada yankılandığı gibi ülkemizin savunması açısından da son derece önemli bir eşik geçilmiş oldu. Görüldüğü gibi geçmişte sıradan bir tabanca almak için başvurduğumuzda bize bunları bile vermeyenler, ambargo uygulayanlar, bugün Türkiye’nin savunma sanayinin geldiği noktayı manşetlerinden indiremiyorlar. Tabi bizim savunma sanayimiz kimse için bir tehdit değil. Kendi milli güvenliğimiz için bunu gerçekleştiriyoruz. Bu başarılara imza atıyoruz. Cumhurbaşkanımız biz yapabiliriz, daha iyisini de yaparız diye bütün kurumlarımıza bu yönü, bu istikameti, bu vizyonu vermişti. Ve geldiğimiz noktada dünyanın barbarlık tarafından teslim alınmaya çalışıldığı ve Türkiye’nin etrafında neredeyse dünyadaki çatışmaların %70’e yakınının gerçekleştiği bir ortamda ve büyük potansiyel krizlerin var olduğu bir ortamda savunma sanayimizin geldiği nokta tabi ki gurur vericidir. Çelik kubbenin dünyada bu kadar yankılanması, herkesin aslında bütün bu meseleleri hem okumakta hem de bunlara karşı savunma sanayi açısından somut tedbir almakta çok geç kaldıklarını itiraf ettiği bir noktada Türkiye’nin öngörüsünün, Cumhurbaşkanımızın vizyonunun Türkiye’yi içinde tuttuğu hattın ne kadar kıymetli olduğu bir kere daha görülmektedir.Tabii bazı komşu ülkeler, Türkiye’nin çelik kubbe diye attığı imzanın kendileri için tehdit oluşturduğunu söylüyor. Onlara bir kere daha ifade ediyoruz. Türkiye’nin gücü kimse için tehdit değildir. Türkiye’nin gücü barışın teminatıdır. Ama Ege’de, Akdeniz’de, başka yerlerde hiç kimsenin yanlış işler peşinde koşmaması lazım. Meseleleri masada, müzakereyle, diplomasıyla halletmemiz lazım. Bu işler sahaya kalmaması lazım. Dünyanın zaten büyük streslerle yüklü olduğu, büyük fay hatlarının tetiklendiği bir dönemde, daha fazla strese ve fay hatlarının tetiklenmesine gerek yok. Onun için biz komşularımızla barış içerisinde ve herkesin güvenliği bizim güvenliğimizdir. Herkesin refahı bizim refahımızdır. İlkesiyle hareket ediyoruz. Kimsenin güvenliğinde bir zaafa düşmesini, kimsenin refahtan mahrum kalmasını arzu etmiyoruz. Topyekun bir barış, topyekun bir refah peşinde koşuyoruz.
CHP İstanbul İl Başkanlığı’na tedbiren atanan Gürsel Tekin’den ilk açıklama

‘MAVİ VATAN KONUSUNDAKİ GELİŞMELERİMİZ SON DERECE KIYMETLİ VE ÖNEMLİDİR’
Yine tabii, geçmiş dönemde gördük, burada sizlerle basın toplantısı yaparken ifade ettim. Suriye’deki olaylar sebebiyle ve başka gelişmeler sebebiyle, o kadar çok savaş gemisi pek çok ülke tarafından Akdeniz’e gönderildi ki, daha önce ifade etmiştim, neredeyse Akdeniz’de balıkçı gemisi koyacak yer kalmadı, balıkçı kayığı koyacak yer kalmadı diye. O sebeple mavi vatan vurgumuz, mavi vatan konusundaki gelişmelerimiz son derece kıymetli ve önemlidir. Bu sene Teknofest gençliğini mavi vatanla buluşturan Teknofest Mavi Vatan’ın hayata geçirilmesi de, bu konudaki gelişmelerin gün yüzüne çıkması, gençlerimizin bu alandaki çalışmalarının teşvik edilmesi bakımından son derece önemlidir. Teknofest’in Milli Savunma Bakanlığı ve Sanayi Bakanlığımızla birlikte, Teknofest’in bu sene deniz kuvvetlerimizle birlikte böylesine kapsamlı bir şekilde yapılmış olması, aslında Türkiye’nin mavi vatan vurgusu ve mavi vatanın geleceğine dönük olarak etrafımızdaki denizlerde oluşan kaynamalara karşı, daha büyük meydan okumalara karşı hazırlıkları açısından da son derece önemlidir. Burada gençlerin yaptığı çalışmalar, orada ortaya konulan icatlar, kazanımlar, geleceğe denizlerde de damga vuracağımızı göstermesi bakımından önemlidir. Tabii, sık sık kahraman silahlı kuvvetlerimize, gerek devlet kurumlarımız tarafından, savunma sanayi kurumlarımız tarafından, gerek diğer alanlarda bu teslimatların yapılması, bunların birleşik ve entegre bir şekilde gündeme gelmesi, önümüzdeki dönemin önümüze gelecek meydan okumaları açısından son derece kıymetli sonuçlar da olacaktır.
MHP Genel Başkanı Bahçeli’den YPG uyarısı
‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ DEVLET POLİTİKASI HALİNE GELMİŞTİR’
Değerli arkadaşlarım, Terörsüz Türkiye konusu her zaman gündemimizde, Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız açış konuşmasında da bu noktaya değindi. Biliyorsunuz, Sayın Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısı, Sayın Cumhurbaşkanımızın devlet başkanı olarak koyduğu iradeyle, Cumhur İttifakı bu konuda yekpare bir şekilde bu konuyu sonuca ulaştırmaya kararlı olduğunu süreci başlatan taraf olarak da ifade etmiştir. Cumhur İttifakı’nın buradaki duruşu net bir şekilde, bütün gelişmelerle bir şekilde doğrulanıyor, ne kadar kıymetli olduğu görülüyor. Cumhur İttifakı’nın yanı sıra Sayın Cumhurbaşkanımızın devlet kurumlarına talimat vermesiyle birlikte bu süreçle ilgili olarak, aynı zamanda bir devlet politikası haline gelmiştir. Yine burada Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin PKK terör örgütünün fesi ve silah bırakmasıyla ilgili yol haritası oluşturması ve dayanak oluşturması, yasal dayanak oluşturması ile ilgili bir komisyonun kurulmuş olması, Yüce Meclis’in buraya katılan partilerle birlikte siyasi partilerin desteğini de alacak şekilde sürecin yürütülmesine imkan vermektedir. Tabii komisyon vesilesiyle komisyonun asıl odağının PKK’nın fesi ve silah bırakması olduğunu gözden kaçırmamak gerekiyor. Bunun dışında başka konuların öne çıkarılmaya çalışılması, PKK’nın fesi ve silah bırakılması gündeminin terdelenmesi, örtülmesi ya da aksatılmasına dönük bir takım gündemler ve ajandalar olarak gündeme gelmektedir. O daha bu işin tabii ki silah bırakma ve fesih sürecinin gerçekleşmesidir. Burada da PKK terör örgütünün bütün şube ve uzantılarıyla, bütün illegal yapılarıyla, bütün finans odaklarıyla ve propaganda merkezleriyle, bu terörsüz Türkiye ve aynı zamanda terörsüz bölge sürecine uygun olarak yapılan çağrılar çerçevesinde silah bırakması ve kendisini fes etmesi gerekir. Bunun dışında herhangi bir şekilde bu odağın kaybına yol açacak davranışların aslında terörsüz Türkiye söylemini kullanmakla birlikte bu süreci akanete uğratacak davranışlar ve söylemler olduğunu ifade etmek isteriz.
Bakan Tunç’tan CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptaliyle ilgili açıklama

‘DEVLETİN NİTELİKLERİYLE İLGİLİ VE MİLLETİN DEĞERLERİYLE İLGİLİ HERHANGİ BİR PAZARLIK SÖZ KONUSU DEĞİLDİR’
Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız, bugün MYK’daki açış konuşmalarında bu konuda bir odak kaybı yaşanmaması gerektiğini, bazılarının odak kaybı yaşadığını ve bu gündemlerin doğru olmadığını ve bir odak kaybı yaşanmaması gerektiğini ifade etmişlerdir. Yine MYK’mız başlarken Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamalar hem komisyonla ilgili hem Suriye’yle ilgili son derece önemlidir. Tabii bu çerçevede biz terörsüz Türkiye derken PKK’nın şu adresi ya da bu adresinin değil, bütün adreslerinin, bütün şube ve uzantılarının legal ve legal görünümlü, illegal, Avrupa’daki bir takım legal görünümlü yapılarının ve illegal yapılanmalarının tamamının feshedilmesi gerektiğini ve silah bırakılması gerektiğini daha bu sürecin başında ifade ettik. Bu sürecin başında bundan bunu anladığımızı ve bunun anlaşılması gerektiğini söyledik. Ama bunun dışındaki yaklaşımlar olursa bu gerçekten terörsüz Türkiye sürecine, terörsüz bölge sürecine zarar verir. Terörsüz Türkiye süreciyle terörsüz bölge süreci iki ayrı süreç değildir. Bunlar entegre süreçlerdir. Çünkü bunlar ülkemize dönük terör tehdidi topraklarımızın içinde gerçekleştiği gibi asıl merkezleri topraklarımızın dışındaki ülkelerdir. O ülkelerdeki otoriteler bunu bu tehdidi bertaraf edecek bir irade ortaya koymayınca Türkiye Cumhuriyeti Birleşmiş Milletler şartının kendisine verdiği yetki çerçevesinde bu terörle mücadelesini uluslararası hukuka uygun olarak sürdürmüştür. Dolayısıyla terörsüz Türkiye’yle terörsüz bölge sürecini birbirinden ayırmaya çalışmak sağlıklı bir yaklaşım değildir. İkincisi bölgede özellikle Suriye’de net bir şekilde gözlemliyoruz.
‘TERÖRÜN KİMSEYE KAZANDIRACAĞI BİR ŞEY YOKTUR’
Silah bırakmaktan kaçınmak Suriye’deki merkezi yapıyı sabote edecek davranışlar içerisine girmek ve Türkiye’deki terörsüz Türkiye sürecinden ve terörsüz bölge sürecinden kendisini ayrıştırmak kendisine başka bir pozisyon belirlemek bununla birlikte silahlanmak şeklindeki davranışların bütün bu sürece karşı davranışlar olarak kodlanması gerektiğini değerlendiriyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın, genel başkanımızın yüzünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacaktır ifadesinin anlamı budur. Yine bugün MYK’mız başlarken Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamada son derece önemli bir cümle var. Deniyor ki orada Sayın Bahçeli tarafından bu süreci akamete uğratmaya çalışanlar Suriye’de başka bir plan peşinde koşanlar esasında terörsüz bölge sürecinin değil Siyonizmin planının parçası durumuna düşeceklerdir. Şimdi burada bunları söylediğimiz zaman birileri tutuyor. Işte diyor ki Kürtlerin kazanımlarına karşı bir şeyler söylüyorsunuz. Hayır. Hiçbir terör örgütünün varlığı ya da hiçbir terör örgütünün birileri tarafından desteklenmesi Kürtlerin kazanımı değildir. Türklerin kazanımı değildir. Arapların kazanımı değildir. Sünnilerin kazanımı değildir. Alevilerin kazanımı değildir. Dürzilerin, Nusayirlerin, Şiilerin hiç kimsenin kazanımı değildir. Hiç kimse herhangi bir terör örgütünün varlığını ya da birileriyle iş tutmasını kendi kimliğinin kendi aidiyetinin, kendi mensubiyetinin kendi siyasal kimliğinin, etnik kimliğinin, mezhebi kimliğinin kazanımı olarak görmemelidir. Terörün kimseye kazandıracağı bir şey yoktur. Aslında herhangi bir terör örgütü ben şu mezhepten gruplar ya da bu etnik gruptan gruplar adına onların hakları adına savaşıyorum dediğinde mücadele ediyorum dediğinde aslında bunu binlerce kere Orta Doğu’da gördük. 1960’lı yıllarda da görüldü. 70’li yıllarda da görüldü. Şimdi de gözüküyor. Bunların hepsi bir takım emperyalist planların bugün bunun yerini bir takım siyonist planlar almıştır. Onların taşeronu olarak hareket etmek anlamına gelir. Biz terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini sonuca erdirmekte. Bunu hedeflerine ulaştırmakta kararlıyız. Buna dönük olarak bir takım devletlerin örtülü operasyonlarını görüyoruz. Silah bırakması gerekenlerin bir takım zikzak çıkan açıklamalarının arkasındaki organizasyonları görüyoruz. Onun için bir kere daha ifade ediyoruz. Hem ülkemizin kazanımı için. Ülkemizdeki herkesin kazanımı için. Hem de bölgemizdeki yakın bölgemizdeki Türklerin, Arapların, Kürtlerin, Sünnilerin, Alevilerin, Şiilerin, Nusayirlerin, Düzilerin, Yezidilerin, herkesin kazanımı için terör örgütlerinin silah bırakması ve terör gündeminin ortadan kalkması gerekir. Biz bunu net bir şekilde büyük bir Türkiye içerisinde demokrasiyle Türkiye’nin içerisinde bir takım reformlarla büyük yollar aldık. Büyük mesafeler kat ettik. Yıllar içerisinde. Dolayısıyla hak ve özgürlükler konusundaki eksikliklerin giderilmesi süreci her zaman dinamik bir süreçtir. En baştan itibaren söyledik. Bu meselelere bakışımız terörsüz Türkiye’ye ulaşma hedefinde esas bunun şemsiyesi tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ülkesidir. Bunlardan taviz yoktur. Bunlarla ilgili bir pazarlık yoktur. Bunlarla ilgili bir müzakere yoktur. Devletin nitelikleriyle ilgili ve milletin değerleriyle ilgili herhangi bir pazarlık söz konusu değildir.
Aynı şekilde, biz komşumuz Suriye’nin egemen bir devlet olarak toprak bütünlüğüne sahip, tek ülke, tek Suriye ve tek ordu temelinde geleceğe bakmasının, şimdiye kadar yaşanmış deneyimler çerçevesinde en doğrusu olduğunu düşünüyoruz. Hem bu Kardeş Suriye halkı için, hem Kardeş Suriye Devleti için, hem Türkiye’nin milli güvenliği için en doğru yol haritasıdır. Bunun dışına çıkan yaklaşımların bizim tarafımızdan tabii ki olumlu görünmesi, herhangi bir şekilde söz konusu olmayacaktır, mümkün değildir. PYD yöneticisi Salih Müslüm’ün bahsettiği açıklamasını gördüm. Önceki açıklamalarıyla birleşik bir açıklama. Biz dediğimiz gibi, Şam’daki merkezi hükümetle çatışma şeklindeki bir tutumun terörsüz bölge sürecine karşı bir tutum olduğunu değerlendiriyoruz. Aynı şekilde, PYD’nin SDG’nin silah bırakmasına, yani Suriye PKK’sının silah bırakmasını engellemeye çalışanların, bu terörsüz bölge ve terörsüz Türkiye sürecine karşı, bugün Sayın Bahçeli’nin açıklamasında da var, bu işi geciktirmeye, zamana oynamaya ve sulandırmaya dönük bir yaklaşım olduğunu görüyoruz. Tabi o açıklamada, zaman zaman biliyorsunuz bu teröre destek verenler bir takım meşru kavramları tüketim malzemesi olarak kullanırlar. Aslında Adem’in merkeziyetçilik diye bahsettiği şey bir Adem’in merkeziyetçilik değil. Bizim orada, bunun adı, kendisinin Adem’in merkeziyetçilik dediğinin fiili karşılığının ne olduğunu bilecek Milli Güvenlik Bilincine sahibiz. Onun Adem’in merkeziyetçilik dediği şey bizim açımızdan terör devletçidir. Dolayısıyla terör devletçilerine müsaade etmeyeceğimizi geçmişte Cumhurbaşkanımız bir gece ansızın gelebiliriz mottosuyla ifade etmişti. Biz bir devlet politikası olarak ve bütün siyasi partilerin katılımıyla yüce mecliste kurulmuş bir komisyonla bu sürecin terörsüz bölge ve terörsüz Türkiye sürecinin hedefine ulaşması için bu gayreti gösteriyoruz.
CHP İSTANBUL İL KONGRESİ’NİN İPTAL EDİLMESİ
MYK, bunu herhangi bir şekilde değerlendirmedik. Nihayetinde mahkeme ile ilgili bir süreç, orada sadece bazı yayınlarda kayyum atandı falan deniyor. Halbuki yargı süreci gördüğümüz kadarıyla devam ediyor. İhtiyati tedbir kararı almış orada mahkeme ve daha önceki bir CHP il yönetimini tekrar atamış. Bir öncekinde siyasi yasaklık durumu olduğu içindir belki o. Onu tabii mahkemenin nasıl takdir ettiğini bilemiyorum. Ama bu ihtiyati tedbir olarak gündeme gelmiş bir şey. Tabii biz siyasi partilerin bu şekilde gündeme gelmesini istemeyiz. Ama siyasi partiler açısından herhangi bir usulsüzlük varsa da bunu mahkemenin tespit etmesi ve bununla ilgili adım atması da işleyen yargı süreciyle ilgilidir. O bakımdan onunla ilgili herhangi bir detay değerlendirme yapmamız doğru değil. Ama görüldüğü kadarıyla CHP yönetimi alınmış ve daha önceki bir CHP il yönetimi oraya ihtiyati tedbir açısından, yani kayyum olarak değil, koyulmuş ve yargı süreci dönüyor. İtiraz süreci devam ediyor. Biz de onu takip ediyoruz.
KONYA’DAKİ DOKTORUN KADIN HASTAYI MUAYENE ETMEMESİ
Bir doktorun Konya’da değil mi, bir hastayı kıyafeti yüzünden muayene etmemesi. Bir kadın hastayı. Bu hiçbir şekilde kabul edilemeyecek, son derece yanlış bir yaklaşımdır. Hekimlik bir insanlık sanatıdır. Hekim, hayatını, insanlığın şifasına adamış kişidir. Biz, hekimlerimizle ve bütün sağlık personelimizle gurur duyuyoruz. Özellikle de Covid zamanında bir kere daha gördük ki, insanlığa şifa vermeye öylesine adanmışlar ki, ben şöyle bir cümle kurdum, hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımız için, vatanseverliğin tanımını yeniden yazdılar dedim, Türkiye’deki fedakarlıklarla. Dolayısıyla, hele de bir kadını teşhircilikle suçlamak, son derece münasebetsiz, uygunsuz, insanlık sanatı olarak hekimlikle hiçbir şekilde bağdaştırılamayacak bir yaklaşımdır. Bir hekim, bir hastaya baktığı zaman, onun cinsiyetini görmez, kılık kıyafetini görmez, ne giydiğini görmez, etnik ya da mezhebi aidiyetinin ne olduğunu görmez, zengin ya da fakir olup olmadığını görmez. Gerçek bir hekim, insanlık sanatına adanmış, şifaya adanmış bir hekim, sadece karşısındakini tedavi etmeye ve şifa vermeye dönük bir motivasyon içerisinde olur. O yaklaşım tabii ki yanlıştır. Ama tabii ki hekimlerimizin, sağlık çalışanlarımızın, vatandaşlarımıza şifa vermek için her gün yaptıkları fedakarlıkları da görüyoruz. Bu tip tekil örnekleri hekimlik sanatının, Türk hekimlerinin bir parçası olarak görmemek lazım….

Bakan Tekin, Şam'da Suriyeli mevkidaşlarıyla bir araya geldi

Bakan Tekin, Şam’da Suriyeli mevkidaşlarıyla bir araya geldi

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Şam’da Suriyeli mevkidaşı Muhammed Abdurrahman Terko ve Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanı Mervan el-Halebi ile görüştü.
Bakan Tekin ve beraberindeki heyet, Şam’da gerçekleştirdikleri ziyaret kapsamında önce Suriye Milli Eğitim Bakanı Terko, ardından da Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanı el-Halebi ile bir araya geldi.
Bakan Tekin, görüşmede Türkiye’nin Suriye’de eğitime verdiği önemin altını çizerek, “Suriye’nin güçlü, sağlıklı ve istikrarlı olması, hem sınır güvenliğimiz hem de bölgesel barış açısından büyük önem taşıyor. İki ülke ilişkilerinin yeniden inşasında eğitimi en önemli araç olarak görüyoruz. Bu doğrultuda yaklaşımımız sürdürülebilir ve sistematik olacak.” ifadelerini kullandı.
Haber Detay Görsel Slider
Türkiye’de 900 bin, Suriye’nin kuzeyinde de yaklaşık 400 bin Suriyeli çocuğun eğitim aldığını belirten Tekin, görüşmelerin oldukça verimli geçtiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın süreci yakından takip ettiğini dile getiren Tekin, “Sayın Cumhurbaşkanı’mız, ikili ilişkileri ve yapılan görüşmeleri adım adım izliyor. Suriye’de huzur ve istikrarın tesisi, sadece siyasi değil insani ve dini bir sorumluluktur. Bizler de bu sürece samimi adımlarla katkı sunmaya hazırız.” diye konuştu.
CHP İstanbul İl Başkanlığı’na tedbiren atanan Gürsel Tekin’den ilk açıklama
“TÜRKİYE’NİN BİZE TAKDİM ETTİKLERİ, BOYNUMUZDA BİRER EMANETTİR”
Bakan Halebi de Türkiye’nin Suriyeli mültecilere sağladığı desteğe ilişkin, “Türkiye’nin bize takdim ettikleri, boynumuzda birer emanettir. Mültecilere kucak açmaları, Suriye özgürleşene kadar yaptıkları yardımlar, bizim için unutulmazdır.” dedi.
İki ülke arasındaki ilişkilerin yalnızca siyasi ya da ekonomik boyutta olmadığını vurgulayan Halebi, “Türkiye ile aramızda yalnızca sevgi değil aynı zamanda ortak bir tarih, din ve komşuluk bağları da vardır. Yaptırımların kaldırılması ve yatırımların teşviki de bu işbirliğinin önemli adımlarıdır.” ifadelerini kullandı.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın ziyareti sırasında oluşturulan yol haritasına da değinen Halebi, “Türkçe dil eğitimi önce Halep’te, ardından Şam’da Edebiyat Fakültesi bünyesinde başlayacak. Önümüzdeki yıllarda Türk üniversitelerine ilginin daha da artmasını bekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Halebi, halihazırda Suriye genelinde bir milyon öğrencinin eğitim aldığı 50 üniversitenin bulunduğu, 39’unun özel statüde faaliyet gösterdiği, istatistik, yönetim ile idari bilimler alanlarında eğitim veren 3 yüksekokulun olduğu bilgisini paylaştı.
Son dakika: CHP İstanbul İl Kongresi iptal edildi
BAKAN TEKİN, TÜRK HAVA ŞEHİTLİĞİ, EMEVİ CAMİSİ VE SÜLEYMANİYE KÜLLİYESİ’Nİ ZİYARET ETTİ
Bakan Tekin, Suriye temasları kapsamında kültürel ziyaretler de gerçekleştirdi. Bakan Tekin ve beraberindeki heyet, Başkent Şam’daki İlk Türk Hava Şehitleri Kabrini, Emevi Camisi ve Süleymaniye Külliyesi’ni ziyaret etti.
Ziyaret sırasında Emevi Camisi’nin anı defterine bir yazı kaleme alan Bakan Tekin, Türkiye ile Suriye arasındaki dostluk ve kardeşlik bağlarının önemine vurgu yaparak, “Suriye ziyaretimiz kapsamında atalarımızın yadigarı Emevi Camisi’ni ziyaret ettik. Şehitlerimiz için, atalarımız için dua ettik. Mekanları cennet olsun. Dost ve kardeş ülke Suriye’nin bölgede bağımsız, güçlü ve müreffeh bir ülke olarak varlığını önemsiyoruz. Bu anlamda ilişkilerimizi geliştirecek adımlar atmak üzere buradayız. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kardeşliğimiz mümkün olan en derin ilişkilere kavuşacak. Dostluğumuzun gelişmesi, pekişmesi dileğiyle emeği geçen herkese şükranlarımla” dedi….

MYK toplantısı Erdoğan başkanlığında toplandı! Ömer Çelik açıklamalarda bulunuyor

MYK toplantısı Erdoğan başkanlığında toplandı! Ömer Çelik açıklamalarda bulunuyor

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in açıklamaları şu şekilde: Ekonomi Başkanlığımızın bir sunumu var. Arge Başkanlığımızın sunumu var. Çevre Başkanlığımızın bir sunumu var. Cumhurbaşkanımız, yana başkanımız açılışta iç politikaya, dış politikaya dair ve kendilerinin Çin seyahatine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundular. Tabii biliyorsunuz şu anda teşkilatlarımız Türkiye buluşmaları kapsamında sahada. Arkadaşlarımızla birlikte 15 Eylül’e kadar bu çalışmaları sürdüreceğiz, sürdürmeye devam ediyoruz. Tabii iç politikayla ilgili ve dış politikayla ilgili gündemi yakın takip ediyoruz. Birinci gündemimiz her zaman olduğu gibi, Netanyahu hükümetinin her geçen gün daha fazla katliam yaparak Gazze’deki soykırımı devam ettirmesi. Dünyanın gözü önünde Gazze’nin işgal edilmesine dair talimatlar verildiği ve buna göre hareket planları hazırlandığı açık bir şekilde ifade ediliyor.
Son dakika: CHP İstanbul İl Kongresi iptal edildi
‘ABD’NİN VİZE İPTALİ KARARI YANLIŞTIR’
Bu doğrusunu sormak gerekirse, Nazilerin yaptığını bile geride bırakacak, Nazilerin yaptığı cinayetleri bile geride bırakacak. İnsanlık tarihinin en hunharca, en barbarca katliam siyasetinin, soykırımın bir örneğidir. Bunu gerçekleştirenlerin eninde sonunda bir insanlık mahkemesinde yargılanması insan haysiyetinin, insan onurunun ve insanlık adına var olan bütün değerlerin gereğidir. Tabii tüm bunlar olurken esasında bütün dünyada Filistin’in tanınması yönünde çok anlamlı, çok değerli bir hareketlilik var Filistin Devleti’nin tanınması yönünde. Tam bu hareketlilik karşısında ise ABD yönetiminin vizelerini iptal etmesi Filistin yetkililerin son derece yanlış olmuştur. Birleşmiş Milletler gibi meşhur otoriterlerin, devletlerin sesini duyuracağı bir platformun işlevsizleşmesi ve zemininin kaybolması anlamına gelmektedir bu. Dolayısıyla gerek Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın gerek diğer yetkililerin vizelerinin iptal edilmesi adaletsiz ve hakkaniyesiz bir karardır. Bu Uluslararası Hukuk, meşru zeminler, Birleşmiş Milletler zemininde artık zaten büyük oranda yıpranmış olan objektif yaklaşımların, görülmeyen objektif yaklaşımların tamamen berhava olduğunu, tek taraflı olarak bir takım işlemlerin yapıldığını göstermektedir. Bu karardan geri dönülmesi gerekir. Çünkü Filistinlilerin sesinin duyurulması her meselede olduğu gibi Filistin meselesinde de saldırıya uğrayanların, soykırıma maruz kalanların sesinin duyulması meselenin doğası, hakkaniyeti ve adaleti gereğidir. Tabii bu olmadığı takdirde, vizelerin iptal ile ilgili karar düzeltilmediği takdirde orada pek çok devlet başkanı, hükümet başkanı Filistin’in sesi olacaktır. Kuşkusuz bu konuda Filistin’in gür sesi olma konusunda en gür ses Sayın Cumhurbaşkanımızdan çıkacaktır. Yıllardır Sayın Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bütün konuşmalarında Filistin davasını en yüksek sesle haykırmaktadır. Dolayısıyla bu senede Cumhurbaşkanımızın konuşması başta olmak üzere pek çok liderin konuşmasıyla birlikte Filistin davası Gazze’de Netanyahu hükümetinin gerçekleştirdiği soykırım Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na damgasını vuracaktır.
Son dakika… Erdoğan’dan Özgür Özel’e Sinop cevabı: Ne füzelerden, ne balıkçılıktan, ne turizmden haberi var
‘ÇELİK KUBBE DÜNYADA YANKILANIYOR’
Bu artık devletlerin meselesi olmayı çoktan açmıştır. Bu bir katliam şebekesi ile insanlık ittifakı arasında bir meseledir. İnsanlık ittifakı eninde sonunda değerlerin kazanımı, medeniyetin kazanımlarının korunması için bu katliam şebekesini yenmek zorundadır. Dolayısıyla hep beraber Sayın Cumhurbaşkanımızın Filistinli yetkililere izin verilmese bile Sayın Cumhurbaşkanımızın yapacağı konuşmanın Filistin’in en gürsesi olarak Birleşmiş Milletler’de ve bütün dünyada yankılanacağını görüyoruz, değerlendiriyoruz. Tabi bu Zafer Haftası ayında çok önemli gelişmeler oldu. En önemlilerinin başında çelik kubbe ile ilgili geldiğimiz nokta söz konusu oldu. Bütün dünyada yankılandığı gibi ülkemizin savunması açısından da son derece önemli bir eşik geçilmiş oldu. Görüldüğü gibi geçmişte sıradan bir tabanca almak için başvurduğumuzda bize bunları bile vermeyenler, ambargo uygulayanlar, bugün Türkiye’nin savunma sanayinin geldiği noktayı manşetlerinden indiremiyorlar. Tabi bizim savunma sanayimiz kimse için bir tehdit değil. Kendi milli güvenliğimiz için bunu gerçekleştiriyoruz. Bu başarılara imza atıyoruz. Cumhurbaşkanımız biz yapabiliriz, daha iyisini de yaparız diye bütün kurumlarımıza bu yönü, bu istikameti, bu vizyonu vermişti. Ve geldiğimiz noktada dünyanın barbarlık tarafından teslim alınmaya çalışıldığı ve Türkiye’nin etrafında neredeyse dünyadaki çatışmaların %70’e yakınının gerçekleştiği bir ortamda ve büyük potansiyel krizlerin var olduğu bir ortamda savunma sanayimizin geldiği nokta tabi ki gurur vericidir. Çelik kubbenin dünyada bu kadar yankılanması, herkesin aslında bütün bu meseleleri hem okumakta hem de bunlara karşı savunma sanayi açısından somut tedbir almakta çok geç kaldıklarını itiraf ettiği bir noktada Türkiye’nin öngörüsünün, Cumhurbaşkanımızın vizyonunun Türkiye’yi içinde tuttuğu hattın ne kadar kıymetli olduğu bir kere daha görülmektedir.Tabii bazı komşu ülkeler, Türkiye’nin çelik kubbe diye attığı imzanın kendileri için tehdit oluşturduğunu söylüyor. Onlara bir kere daha ifade ediyoruz. Türkiye’nin gücü kimse için tehdit değildir. Türkiye’nin gücü barışın teminatıdır. Ama Ege’de, Akdeniz’de, başka yerlerde hiç kimsenin yanlış işler peşinde koşmaması lazım. Meseleleri masada, müzakereyle, diplomasıyla halletmemiz lazım. Bu işler sahaya kalmaması lazım. Dünyanın zaten büyük streslerle yüklü olduğu, büyük fay hatlarının tetiklendiği bir dönemde, daha fazla strese ve fay hatlarının tetiklenmesine gerek yok. Onun için biz komşularımızla barış içerisinde ve herkesin güvenliği bizim güvenliğimizdir. Herkesin refahı bizim refahımızdır. İlkesiyle hareket ediyoruz. Kimsenin güvenliğinde bir zaafa düşmesini, kimsenin refahtan mahrum kalmasını arzu etmiyoruz. Topyekun bir barış, topyekun bir refah peşinde koşuyoruz.
CHP İstanbul İl Başkanlığı’na tedbiren atanan Gürsel Tekin’den ilk açıklama
‘MAVİ VATAN KONUSUNDAKİ GELİŞMELERİMİZ SON DERECE KIYMETLİ VE ÖNEMLİDİR’
Yine tabii, geçmiş dönemde gördük, burada sizlerle basın toplantısı yaparken ifade ettim. Suriye’deki olaylar sebebiyle ve başka gelişmeler sebebiyle, o kadar çok savaş gemisi pek çok ülke tarafından Akdeniz’e gönderildi ki, daha önce ifade etmiştim, neredeyse Akdeniz’de balıkçı gemisi koyacak yer kalmadı, balıkçı kayığı koyacak yer kalmadı diye. O sebeple mavi vatan vurgumuz, mavi vatan konusundaki gelişmelerimiz son derece kıymetli ve önemlidir. Bu sene Teknofest gençliğini mavi vatanla buluşturan Teknofest Mavi Vatan’ın hayata geçirilmesi de, bu konudaki gelişmelerin gün yüzüne çıkması, gençlerimizin bu alandaki çalışmalarının teşvik edilmesi bakımından son derece önemlidir. Teknofest’in Milli Savunma Bakanlığı ve Sanayi Bakanlığımızla birlikte, Teknofest’in bu sene deniz kuvvetlerimizle birlikte böylesine kapsamlı bir şekilde yapılmış olması, aslında Türkiye’nin mavi vatan vurgusu ve mavi vatanın geleceğine dönük olarak etrafımızdaki denizlerde oluşan kaynamalara karşı, daha büyük meydan okumalara karşı hazırlıkları açısından da son derece önemlidir. Burada gençlerin yaptığı çalışmalar, orada ortaya konulan icatlar, kazanımlar, geleceğe denizlerde de damga vuracağımızı göstermesi bakımından önemlidir. Tabii, sık sık kahraman silahlı kuvvetlerimize, gerek devlet kurumlarımız tarafından, savunma sanayi kurumlarımız tarafından, gerek diğer alanlarda bu teslimatların yapılması, bunların birleşik ve entegre bir şekilde gündeme gelmesi, önümüzdeki dönemin önümüze gelecek meydan okumaları açısından son derece kıymetli sonuçlar da olacaktır.
MHP Genel Başkanı Bahçeli’den YPG uyarısı
‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ DEVLET POLİTİKASI HALİNE GELMİŞTİR’
Değerli arkadaşlarım, Terörsüz Türkiye konusu her zaman gündemimizde, Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız açış konuşmasında da bu noktaya değindi. Biliyorsunuz, Sayın Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısı, Sayın Cumhurbaşkanımızın devlet başkanı olarak koyduğu iradeyle, Cumhur İttifakı bu konuda yekpare bir şekilde bu konuyu sonuca ulaştırmaya kararlı olduğunu süreci başlatan taraf olarak da ifade etmiştir. Cumhur İttifakı’nın buradaki duruşu net bir şekilde, bütün gelişmelerle bir şekilde doğrulanıyor, ne kadar kıymetli olduğu görülüyor. Cumhur İttifakı’nın yanı sıra Sayın Cumhurbaşkanımızın devlet kurumlarına talimat vermesiyle birlikte bu süreçle ilgili olarak, aynı zamanda bir devlet politikası haline gelmiştir. Yine burada Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin PKK terör örgütünün fesi ve silah bırakmasıyla ilgili yol haritası oluşturması ve dayanak oluşturması, yasal dayanak oluşturması ile ilgili bir komisyonun kurulmuş olması, Yüce Meclis’in buraya katılan partilerle birlikte siyasi partilerin desteğini de alacak şekilde sürecin yürütülmesine imkan vermektedir. Tabii komisyon vesilesiyle komisyonun asıl odağının PKK’nın fesi ve silah bırakması olduğunu gözden kaçırmamak gerekiyor. Bunun dışında başka konuların öne çıkarılmaya çalışılması, PKK’nın fesi ve silah bırakılması gündeminin terdelenmesi, örtülmesi ya da aksatılmasına dönük bir takım gündemler ve ajandalar olarak gündeme gelmektedir. O daha bu işin tabii ki silah bırakma ve fesih sürecinin gerçekleşmesidir. Burada da PKK terör örgütünün bütün şube ve uzantılarıyla, bütün illegal yapılarıyla, bütün finans odaklarıyla ve propaganda merkezleriyle, bu terörsüz Türkiye ve aynı zamanda terörsüz bölge sürecine uygun olarak yapılan çağrılar çerçevesinde silah bırakması ve kendisini fes etmesi gerekir. Bunun dışında herhangi bir şekilde bu odağın kaybına yol açacak davranışların aslında terörsüz Türkiye söylemini kullanmakla birlikte bu süreci akanete uğratacak davranışlar ve söylemler olduğunu ifade etmek isteriz.
Bakan Tunç’tan CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptaliyle ilgili açıklama…

Reklam
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'dan peş peşe kritik görüşmeler

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’dan peş peşe kritik görüşmeler

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından yapılan açıklamada, “Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Umman Dışişleri Bakanı Sayyid Badr Al Busaidi ile bugün bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, ikili ilişkilerin yanı sıra Filistin Devleti’nin tanınması yönündeki çalışmalar ve Gazze’deki insani durum ele alındı.” ifadelerini kullandı.
Bakan Tunç’tan CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptaliyle ilgili açıklama
ÜRDÜNLÜ MEVKİDAŞI SAFEDİ İLE TELEFONDA GÖRÜŞTÜ
Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ürdünlü mevkidaşı Safedi ile telefon görüşmesi yaptı.
GAZZE VE SURİYE GÖRÜŞÜLDÜ
Görüşmede, Filistin davasıyla ilgili konular ve Gazze’deki insani durum ele alınırken, Suriye’nin güneyindeki gelişmeler de değerlendirildi.
DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN, KATARLI MEVKİDAŞI AL SANİ İLE GÖRÜŞTÜ
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile Filistin Devleti’nin daha fazla ülke tarafından tanınmasıyla ilgili çalışmalar ve Gazze’de ateşkes sağlanması amacıyla yürütülen müzakerelerle ilgili telefonda görüştü.
Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Fidan, Katarlı mevkidaşı Al Sani ile telefonda konuştu.
Görüşmede, Filistin Devleti’nin daha fazla ülke tarafından tanınması amacıyla yürütülen ortak çalışmalar konusunda görüş alışverişinde bulunuldu. Ayrıca iki Bakan, Gazze’de ateşkes sağlanması amacıyla yürütülen müzakerelerdeki son durumu ele aldı.
Son dakika… Erdoğan’dan Özgür Özel’e Sinop cevabı: Ne füzelerden, ne balıkçılıktan, ne turizmden haberi var
SUUDİ MEVKİDAŞI AL SUUD İLE GÖRÜŞTÜ
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Bakanlık kaynaklarından alınan bilgiye göre; Bakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Filistin devletinin tanınması amacıyla 22 Eylül’de New York’ta yapılacak olan toplantının hazırlıkları ve Gazze’ye insani yardım iletilmesi için sürdürülen çalışmalar değerlendirildi.

Kastamonu’da bir noktada daha orman yangını çıktı! Ekiplerin havadan ve karadan müdahalesi sürüyor

Kastamonu’da bir noktada daha orman yangını çıktı! Ekiplerin havadan ve karadan müdahalesi sürüyor

Karabük’ün Eflani ilçesinde pazar günü başlayan ve Kastamonu’nun Araç ilçesine bağlı Güzelce köyüne ulaşan yangın ile Araç ilçesine bağlı Akgeçit köyü Karasu Mahallesi’nde dün çıkan yangına karadan ve havadan müdahale ediliyor.
Ekiplerin gece boyu karadan yürüttüğü çalışmalara günün ağarmasıyla helikopterlerle destek verilmeye başlandı.
Yangınlara, 39 araç, 3 helikopter, 5 su tankeri, 17 arazöz, 3 ilk müdahale aracı ve 182 personelle müdahale ediliyor. Yangınlar nedeniyle Güzelce, Akgeçit, Kızılören, Ahatlar, İhsanlı ve Şiringüney köylerindeki 437 vatandaş tahliye edilirken, 496 büyük ve küçükbaş hayvan da güvenli bölgeye alındı.
BİR NOKTADA DAHA YANGIN ÇIKTI
Karabük merkeze bağlı Aladağ mevkiinde de orman yangını çıktı. Ekipler, yangını söndürmek için karadan ve havadan müdahale ediyor.
Haber Detay Görsel Slider
437 VATANDAŞ TAHLİYE EDİLDİ
Yangınlar nedeniyle Güzelce, Akgeçit, Kızılören, Ahatlar, İhsanlı ve Şiringüney köylerindeki 437 vatandaş tahliye edilirken, 496 büyük ve küçükbaş hayvan da güvenli bölgeye alındı.
KASTAMONU-KARABÜK KARA YOLU YOĞUN DUMAN NEDENİYLE ULAŞIMA KAPANDI
Bölgede dün akşamdan bu yana devam eden orman yangındaki dumanlar Kastamonu-Karabük kara yoluna ulaştı. Kara yolunun dumanla kaplanması nedeniyle hem sürücülerin dumandan zehirlenmemesi hem de görüş alanının düşmesi sonucu karayolu geçici olarak trafiğe kapatıldı.
“YANGIN BİZE 100 METRE YAKLAŞTI”
Akgeçit köyü Karasu Mahallesi’nde yaşayan Aziz Okutucu, AA muhabirine, yangının evlerine dün çok yaklaştığını belirterek, “Bize 100 metre kadar yaklaştı. Çok korktuk, gece sabaha kadar uyumadık. Ha şimdi ha birazdan gelecek diye. İtfaiyenin çalışması neticesinde kurtulabildik, şükür. Şurada yangın vanamız vardı. Bir şey olursa diye oraya hortum bağladık, hazırlıklar yaptık.” dedi.
Hüsniye Okutucu ise dün bir anda dumanların yükseldiğini ifade ederek, şunları kaydetti:
“Önümüzdeki dağda bir anda dumanlar yükseldi. Çok korktuk. 10 dakika sonra itfaiyeler, helikopterler hepsi birden geldi. Bizim de yangın vanamız vardı. Hortumumuzu taktık, hazırlandık. Gece sabaha kadar pencerelerde bekledik, Valizlerimiz merdiven başında hazır. Giyecek kıyafetlerimiz ve kimliklerimiz hazır. Yangın çoğalırsa kimliğimizi alıp çıkarız diye. Allah razı olsun itfaiye ekipleri ve helikopterdekilerden. Çok şükür bugün oldu, kurtulduk sayılır.”

“DÜN GECE DE BURADA MİSAFİR EDİLDİK”
Tahliye edilen vatandaşların bazıları yakınlarının evlerine yerleşirken, diğerleri de İğdir köyünde bulunan İğdir Erkek Hafızlık Kur’an Kursu ve İğdir Merkez Kız Kur’an Kursu yurduna yerleştirildi.
Yurda yerleştirilen vatandaşlardan Hikmet Esenlikçi, gazetecilere, “Dün yangın bizim köye yaklaştı. Jandarmalar bizi evden çıkarttılar, ‘Hayatınız tehlikede’ dediler. Kur’an kursuna yerleştirdiler. Dün gece de burada misafir edildik. Bugün de misafiriz. Ne zaman köye gideceğimiz belli değil. Evlerimiz tehlike altında. Buradan çok memnunuz. Bize çok iyi bakıyorlar. Allah hepsinden razı olsun. Yemeğimiz, çayımız, suyumuz her şeyimiz var. Bizi sağlık ocağına da götürüyorlar, çok ilgileniyorlar. Kızılören köyünde yaşıyorum. Bizim burada yemeğimiz yapılıyor, bize bakıyorlar. Yorganlarımız yeni geldi, rahatımız yerinde. Allah hükümetimizden razı olsun.” dedi.

Meral Öztürk ise “Bize bakıyorlar, Allah devletimizden razı olsun.” diye konuştu.
Semiha Karışan da “Ben dün Kızılören köyündeydim. Annem evde yalnızdı, alevleri görünce hemen yanına gittim. O anda jandarma geldi, hayvanları kamyonlara doldurdular. Bizi de buraya getirdiler. Buradan da memnunuz, Allah razı olsun. Devletimiz bizi evden aldı, buraya getirdi. Her şeyimiz var. Ama köyümüz tehlike altında. Üç köyümüz de boşaltıldı. Hepimiz tüm akrabalarımızla buradayız.” ifadelerini kullandı.
Son dakika: CHP İstanbul İl Kongresi iptal edildi…

Reklam
Bakan Tunç'tan CHP İstanbul İl Kongresi'nin iptaliyle ilgili açıklama

Bakan Tunç’tan CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptaliyle ilgili açıklama

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda CHP İstanbul İl ve Kurultay Delegesi tarafından İstanbul İl Kongresindeki usulsüzlük, menfaat temini iddiaları ve seçmen iradesini etkilemeye yönelik ileri sürülen eylemler nedeniyle İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada verilen ara karardan bahsetti.
İlginizi Çekebilir
CHP’nin 38. Olağan İstanbul İl Kongresinde seçilen İl Başkanı, İl Yönetim Kurulu Asıl ve Yedek Üyeleri ile İl Disiplin Kurulu Asıl ve Yedek Üyelerinin tedbiren görevlerinden uzaklaştırılmalarına karar verildiği bilgisine paylaşımında yer veren Bakan Tunç, “İl başkanı, il yönetim kurulu, il disiplin kurulu yetkilerini kullanmak üzere tedbiren geçici kurul görevlendirilmesine, 39. Olağan Kurultay süreci kongre takviminde yer alan seçim çalışmalarından yalnızca İstanbul İl Örgütünce yapılacak ilçe kongreleri ve İl Kongresi seçim işlemlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan İstanbul İl Kongresi delegelerinin tedbiren görevden alınmaları talebi ve İstanbul İl Kongresinde alınan tüm kararların hükümlerinin tedbiren durdurulması talepleri reddedilmiştir” ifadelerine yer verdi.
CHP İstanbul İl Başkanlığı’na tedbiren atanan Gürsel Tekin’den ilk açıklama
Mahkeme tarafından kabul edilen kararlar yönünden itiraz yolunun açık olduğunu belirten Tunç, “Kararın reddedilen kısımlarına yönelik HMK 391. Maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Mahkeme tarafından verilen ara karar, yargılama süreci boyunca doğabilecek telafisi güç zararların önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir niteliğinde olup, nihai bir hüküm teşkil etmemektedir. Yargılama süreci devam etmektedir” paylaşımında bulundu.
MHP Genel Başkanı Bahçeli’den YPG uyarısı
CHP İstanbul İl Kongresi iptal edildi…

CHP İstanbul İl Başkanlığı'na tedbiren atanan Gürsel Tekin'den ilk açıklama

CHP İstanbul İl Başkanlığı’na tedbiren atanan Gürsel Tekin’den ilk açıklama

İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’nde seçilen İl Başkanı Özgür Çelik, yönetim kurulu üyeleri ve disiplin kurulu üyeleri tedbiren görevden uzaklaştırıldı. Mahkeme tarafından Gürsel Tekin, Zeki Şen, Hasan Babacan, Müjdat gürbüz ve Erkan Narsap ‘Geçici Kurul’ olarak atandı.
Son dakika: CHP İstanbul İl Kongresi iptal edildi
CHP İstanbul İl Başkanlığı İl Kongresi’nin yetkisizlik ve usulsüzlük nedeniyle hükümsüz kalmasıyla ilgili İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde devam eden davada ara karar açıklandı. Ara kararda, 8 Ekim 2023 tarihinde gerçekleştirilen kongreyle alakalı yapılan incelemelerde, dosyaların içeriğinde bulunan ifade tutanakları, tapu kayıtları, SGK kayıtları, banka yazı cevapları, diğer resmi kurumlardan gelen bilgi ve belgeler ile mahkeme dosyasının tüm içeriğini birlikte değerlendiren mahkeme heyeti, davacı tarafın iddialarının basit bir iddianın ilerisine geçtiği ve gerçekleşen seçimlerin demokrasi ve eşitlik esaslarına aykırı yapıldığına kanaat getirdi. Kararda, delege iradelerinin çeşitli menfaatler karşılığı etkilendiği hususlarında yaklaşık ispat şartı sağlandığını belirten mahkeme, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ve seçme-seçilme haklarının özüne aykırı hal ve durumlar meydana geleceğini vurgulandı.
5 KİŞİLİK GEÇİCİ KURUL ATANDI
Mahkeme, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, yönetim kurulundaki asil ve yedek üyeler, disiplin kurulundaki asil ve yedek üyeler ve üst kurul ve kurultay delegelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına karar verdi. Görevden alınan yönetim yerine CHP İstanbul İl Başkanı ve Yönetim Kurulu yetkilerini tedbiren kullanmak üzere Gürsel Tekin, Zeki Şen, Hasan Babacan, Müjdat Gürbüz ve Erkan Narsap’tan oluşan ‘Geçici Kurul’ atandı. Ayrıca, Özgür Çelik ve yönetim kurulu tarafından alınan karar uyarınca başlatılan 39’uncu Olağan Kurultay Süreci’nin kongre takviminde yer alan seçim çalışmalarından yalnızca İstanbul il örgütünce yapılacak ilçe kongreleri ve il kongresi seçim çalışmalarının tedbiren durdurulmasına karar verildi.
Adalet Bakanı Tunç: Belediyelere yönelik soruşturmalar siyasi değil
GÜRSEL TEKİN’DEN İLK AÇIKLAMA
Gazeteci Barış Yarkadaş’a konuşan konuşan CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin şu açıklamalarda bulundu;
“Çağrı heyeti kararını TGRT Haber’den öğrendim. Benim için de sürpriz oldu. Partimizin adliye koridorlarından kurtulması için elimi taşın altına koyacağım. Partimizi kayyıma bırakacak değiliz. CHP’yi birlik beraberlik içinde kongreye götüreceğiz. Heyetteki tüm arkadaşlar CHP’li isimlerden oluşturmuş. CHP bizim evimiz, yuvamız her şeyimizdir. Tüm arkadaşlarımız rahat olsun. CHP’yi CHP’liler yönetecek.”
KONGRE KARARLARININ İPTALİ TALEBİ REDDEDİLDİ
Mahkeme tarafından, davacı tarafın talep ettiği CHP 38’inci Olağan İstanbul İl Kongresi delegelerinin tedbiren görevden alınmaları talebi ve CHP 38’inci Olağan İstanbul İl Kongresi’nde alınan tüm kararların hükümlerinin tedbiren durdurulması talebi ise reddedildi.
ÖZGÜR ÇELİK’TEN AÇIKLAMA
Karar sonrasında CHP İstanbul İl Başkanlığı’na gelen Özgür Çelik, “Genel başkanımız Sayın Özgür Özel’in çağrısıyla partimizin MYK’si saat 17.00 itibariyle toplanıyor. Tek gündem maddesi olarak İstanbul İl Kongresi’ne yönelik açıklanan kararla ilgili MYK olağanüstü bir toplantı gerçekleştiriyor. Biz de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan vekilimizle, parti meclis üyelerimizle, ilçe başkanlarımızla, il yönetimimizle ve hukukçularımızla, açıklanan kararla ilgili bir değerlendirme toplantısı gerçekleştireceğiz. Burada bir değerlendirme yapacağız. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, MYK toplantısı sonrası alınan kararları kamuoyu ile paylaşacaktır. Biz de İstanbul İl Başkanlığımızda gerçekleştireceğimiz toplantı sonrası alacağımız kararları sizlerle paylaşıyor olacağız. Kısaca şunu ifade etmek isterim. Hep söylüyorum, Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye’de mevcut azınlık iktidarının arkasına hizalanmayan herkes, her kurum 360 derecelik bir saldırı altındadır. Alınan karar Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşünü durdurma çabasıdır. 300 gündür bu topraklar büyük bir adaletsizlikle karşı karşıya. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel hakkında her gün açılan soruşturmalar, fezlekeler. Partimizin Cumhurbaşkanı adayı Sayın Ekrem İmamoğlu şu anda Silivri zindanındadır. Belediye başkanlarımız şu anda Silivri zindanında, yurdun dört bir yanında zindanlardadır. Bürokratlar, çalışma arkadaşlarımız şu anda Silivri zindanında ve yurdun dört bir yanında cezaevlerindedir. Bu uygulamalarla Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşünü durduramadılar. Millet ayakta. Millet Türkiye’nin 81 ilinde ayakta. Bu ana kadar gerçekleştirdikleri hukuksuzluklarla Cumhuriyet Halk Partisi’ni durduramadıkları için bu tür kararlarla Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşünü durdurmaya çalışıyorlar. Buna izin vermeyeceğiz. Millet ayaktadır. Milletimizle beraber, halkımızla beraber mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi, halktır. Burası halkın evidir. Burası baba ocağıdır. Baba ocağını, halkın evini hiç kimse teslim alamaz” dedi.

68 metre derinlikte! İş insanı Halit Yukay’ın cansız bedeninden DNA testi için parça alındı

Reklam
Meteoroloji’den flaş uyarı! Sıcaklıklar düşüyor, yağışlar geliyor: İşte il il detaylar…

Meteoroloji’den flaş uyarı! Sıcaklıklar düşüyor, yağışlar geliyor: İşte il il detaylar…

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü Hava Tahmin Uzmanı Cengiz Çelik, hava tahmin raporlarına yönelik İHA muhabirine açıklamalarda bulundu.
İlginizi Çekebilir
Çelik, ülkenin belli kısımlarında kısa süreli yağışların görülebileceğine değinerek, “İç Anadolu’nun kuzeyinde kısa süreli yağış geçişleri görebiliriz ancak bu hafta genellikle yağışlar Karadeniz bölgesinde, Doğu Anadolu’nun kuzeyinde ve Toroslar mevkiinde görecek” diye konuştu. Sıcaklarda ise kademeli olarak düşüş olacağını söyleyen Çelik, “Yurt genelinde toplamda 3-4 derece düşüş göreceğiz diyebiliriz. Üç büyük şehrimize bakarsak özellikle İstanbul ve Ankara’da parçalı az bulutlu bir hafta yaşayacağız. En yüksek sıcaklarda İstanbul’da, Ankara’da 29-30 derece civarında olacak. İzmir’de ise çoğunlukla az bulutlu açık bir hava var. İzmir’deki en yüksek sıcaklarda bu hafta 34-35 derece bandında serilecek” ifadelerine yer verdi.

Marmara ve Ege bölgelerinde kuvvetli rüzgarlara karşı dikkatli olunması gerektiğini kaydeden Çelik, Marmara bölge geneli ve Kuzey Ege’de de özellikle çarşamba ve perşembe günlerinde kuzeyli yönlerden kuvvetli rüzgar beklentisi olduğunu aktardı. Çelik, rüzgarların oluşturabileceği olumsuzluklara karşı da dikkatli olmak gerektiğini vurguladı.
“ÜLKE GENELİNDE BİRKAÇ DERECELİK BİR SICAKLIK DÜŞÜŞÜ BEKLİYORUZ”
Ülke genelinde sıcaklıkların birkaç derece düşeceğine dikkati çeken Çelik, “Ülke genelinde önümüzdeki bir hafta boyunca birkaç derecelik bir sıcaklık düşüşü bekliyoruz. Bununla birlikte sıcaklar çoğunlukla mevsim normalleri civarında seyredecek diyebiliriz. Ancak özellikle Güney bölgelerimizde Akdeniz ve Güneydoğu Doğu bölgesinde mevsim normallerinin birkaç derece üzerinde seyretmeye devam edecek. Yağışlar ise özellikle Doğu Karadeniz’de, Orta ve Doğu Karadeniz’de hatta kıyıya bakan illerinde zaman zaman kuvvetli olacak. Onun için özellikle bu illerde yaşayan ilgilerin ve vatandaşların dikkatli olmasına fayda var” değerlendirmesinde bulundu.
68 metre derinlikte! İş insanı Halit Yukay’ın cansız bedeninden DNA testi için parça alındı

CHP İstanbul İl Başkanlığı’na tedbiren atanan Gürsel Tekin’den ilk açıklama…

MHP Genel Başkanı Bahçeli'den YPG uyarısı

MHP Genel Başkanı Bahçeli’den YPG uyarısı

MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin açıklamaları:
Saf ahlak, safi akıl, samimi mizaç, sağlam ve sağduyulu iradenin teşekkül ettiği siyaset ve düşünce insanları yaşadıkları dönemin şuuru, yaşanan hayatın huzur ve güven şuralarıdır.
Bu sayede sorun çözme kültürünün işler ve işlevsel olması, devlet-millet dayanışmasının en üst düzeyde tecelli etmesi elbette mukadderdir.
Cumhur İttifakı milli ve manevi değerlerin refakatinde ahlaki, tarihi ve milli sorumluluğun izindedir, idrakindedir.
Türkiye’mizin temel sorun alanlarına kararlılıkla müdahale edilmektedir.
Yıllara sari kronik ve kumanda edilen sorunların böyle gelse de böyle gitmeyeceği, daha doğrusu gidemeyeceği artık gün gibi meydandadır.
Türk milleti gelecek umutlarının gerçekleşeceğine inanmış, yüksek hedeflerine ulaşacağına ikna olmuş, bunların da Cumhur İttifakı’nın cesur, dürüst ve ilkeli mücadelesiyle hayat bulacağını takdir ve tensip etmiştir.
Artık hiçbir şey eski usul ve esaslar çemberinde sıkışıp kalmayacaktır.
Yeni dünyanın Türk yorumu Türkiye Yüzyılı olarak formüle edilmiştir.
Devrin Türk milletinin devri olduğu netleşmiştir.
Bu devir aynısıyla barış devri, kardeşlik devri, istikrar ve huzur devri olarak sivrilecektir.
Kökeni, yöresi ve anasının dili ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan bütün kardeşlerimiz eşit, hakkaniyetli ve onurlu bir beraberliğin, aynı şekilde muhabbet ve mehabetle bezenmiş kucaklaşma hissiyatının ikamesi ve inkarı asla düşünülmeyecek beşeri cevheri olmuşlardır.
Türk ile Kürt arasındaki sarsılamaz, sorgulanamaz, sulandırılamaz birliğe ve bütünlüğe gölge düşürmeye, leke sürmeye, nifak saçmaya teşebbüs ve tevessül edenlerin tezgahı bozulmuştur.
Milli irade muazzam bir destek ve sahiplenmeyle “Terörsüz Türkiye”nin arkasında yerini ve tartışmaya kapalı pozisyonunu almıştır.
Yeni Yüzyıl köklü huzur ve kalıcı barışın timsali olacaktır.
Siyonist emperyalist plan ve projelerin tahrik ve tesiri kalmayacaktır.
“Terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” çalışmalarına devam etmektedir.
Bu komisyonun çalışma usul ve esaslarının yanı sıra tespiti yapılan yol haritası mucibince sarih amacı ortadayken görev alanı dışına çıkarma, mahzurlu ve maksatlı gündem başlıklarını araya sıkıştırma arayışları son derece yanlıştır.
PKK’nın silah bırakma ve tasfiye aşamalarının teknik ve hukuki çerçevesini oluşturup olgunlaştırma çabalarının sabote edilmesi veya buna teşne olunması iyi niyetle açıklanamayacaktır.
Bazı mesleki kuruluşlarla CHP’nin başını çektiği siyasi ve ideolojik sabotaj girişimleri “Terörsüz Türkiye”nin doğasıyla çelişmekte ve çekişmektedir.
Nitekim mezkur komisyonun çalışmalarına hız vermesi, görev sahası dışına taşmadan asıl ve yakın hedeflerine odaklanarak vaki toplantılarını ikmal etmesi hayırlı gelişmeleri birbiri ardına eklemleyecektir.
En azından inancımız, beklentimiz ve ümidimiz bu şekildedir.
PKK’nın kongresini toplayarak fesih işlemini tamamlaması, bir grup PKK’lının da 11 Temmuz’da silahlarını yakması temkinli iyimserliğimizi güçlendirmiştir.
Fakat o günden bugüne bir durgunluğun, bir ayak sürümenin, zamana karşı oynamanın, ısrarla top çevirmenin kimi hallerde telaşı kimi hallerde de kurnazlığı gözlerden kaçmamıştır.
Lağvedilen PKK terör örgüne mensup terörist unsurlarının kademe kademe SDG/YPG’ye katılıp katılmadığı henüz tam berraklaşmayan bir muamma olarak önümüzdedir.
27 Şubat 2025 tarihinde PKK’nın kurucu önderi tarafından yapılan “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı bölücü terör örgütünün bütün bileşenleri için bağlayıcı mahiyettedir.
SDG/YPG bu çağrıdan muaf ve istisna değildir.
Bölücü terör örgütü türevlerinin bütünüyle önderleri nezdinde sadakat ve samimiyet testinden geçtiği, Siyonist alçaklığın mı yoksa İmralı’nın mı belirleyeceği olacağı yakında iyice anlaşılacaktır.
PKK’nın ve PKK’lı teröristlerin önderi konumundaki İmralı’ya SDG/YPG’nin aynısıyla bağlılık göstermesi, 27 Şubat açıklamasına uygun davranış ve tavır içinde bulunması herkesin çıkarına olduğu kadar terörsüz geleceğe ve bölgesel huzura da azami düzeyde katkı sağlayacaktır.
Terör devleti İsrail, Suriye’nin bölünmesi ve parçalanması hususunda devamlı el yükseltmektedir.
Görünen odur ki, SDG/YPG İsrail’in yörüngesindedir.
YPG’li teröristbaşı Mazlum Abdi’nin, Almanya’da düzenlenen “Rojavalı Gençler Ulusal Konferansı”na gönderdiği video mesajında, Suriye’nin kuzeydoğusunda yürürlükte olan ateşkesin devam etmeyebileceği, çatışmaların başlama ihtimalini dile getirmesi hain niyet ve eylemsel heveslerin tetikte beklediğine işaret etmektedir.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın’ın 10 Temmuz 2025 tarihinde, “Hepimizin uzlaşması ve şu sonuca varması gerekiyor: Tek millet, tek halk, tek ordu, tek Suriye” açıklamasından bir gün sonra, “SDG’ye bağımsız devlet kurma borcumuz yok. SDG dediğimiz YPG’dir. YPG, PKK’nın bir türevidir. Suriye şunu savunuyor; federal bir sistemle Suriye olamaz.” değerlendirmeleri ne kadar isabetliyse,
30 Ağustos 2025 tarihinde, “PKK, Türkiye tarafından terör örgütü olarak tanımlanmıştır. ABD de PKK’yı yabancı bir terör örgütü ilan etmiştir. Ancak artık PKK ile ilişkili olmayan başka bir örgüt var, SDG ve YPG. Bunlar IŞİD karşıtı savaşta bizim müttefiklerimiz oldu. Onların kökeni PKK’ya dayanıyordu” sözleri bir o kadar sakıncalı ve sakattır.
Maalesef ABD-İsrail konsorsiyumu Suriye’de kanlı bir iç savaş ve ayrışmanın temelini günbegün kazmaktadır.
Soykırımcı İsrail örtülü operasyonlarla, silahlı ve zora dayalı şekilde Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğüne alenen kast etmektedir.
Bu durum sadece Suriye için değil Türkiye’yi de çok sıcak ve birebir ilgilendiren aşırı güvenlik tehdididir.
Aynı zamanda “Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” hedeflerini bozma ve bitirme gayesiyle ilişkili mütecaviz hamlelerin sert adımlardır.
Türkiye’nin Suriye politikası şeffaf ve açıktır.
Bu ülkenin siyasi ve toprak bütünlüğüyle üniter yapısı vazgeçilmez politik tasavvur ve tercihimizdir.
Nihayet bu tasavvur ve tercihten tavizin bedeli öngörülemeyecek kadar tehlikeli olabilecektir.
Suriye için teklifi yapılan “Federasyonun bir tık altı” beyanatları maskeli bölünme ve bölücülük önerisidir.
SDG/YPG’nin sürekli yeni dayatmalarla gündemi meşgul etmesi, özerklikten bağımsızlığa varıncaya kadar sıralı talep listelerini paylaşması, nitekim ABD-İsrail’in oyuncağına dönüşmesi vahim bir karmaşanın ön habercisidir.
Geldiğimiz bu aşamada iki seçenek kalmıştır:
Suriye’de ya huzur, barış ve istikrar hakim olacak; ya da İsrail’in tahayyülündeki parçalanma ve iç çatışma ortamı vasat bulacaktır.
Netenyahu isimli caninin “Suriye’de aslında kiminle mücadele ettiğimizi biliyorum” sözleri Türkiye ile İsrail’in görüş açısı sıfıra inmiş, hatta sıcak temasın muhtemel olduğu mahut cepheleşmesinin de itirafından başka bir şey değildir.
Türkiye Cumhuriyeti stratejik akılla, siyasi kararlılıkla, diplomasi sahasındaki sabır ve sebatıyla Suriye’de oyun kurmaya ve masa başı haritaları çizmenin arzusunda olan zalimlere direniş göstermektedir.
Bu direniş meşru ve soylu bir direniştir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin tutumu ve takip ettiği politika süreci hem iç güvenliğimize hem de bölgesel huzura büyük bir hizmettir.
Türkiye Cumhuriyeti komşu coğrafyalarda oldubittilere müsaade etmeyecek güç, caydırıcılık, kabiliyet ve yetenektedir.
SDG/YPG’nin Suriye yönetimi ile 10 Mart 2025 tarihinde imzaladığı mutabakat zaptına riayet ve gereğini harfiyen yapması, aksi halde Ankara ile Şam’ın ortak iradesiyle askeri müdahalenin kaçınılmaz hale geleceği herkesçe bilinmelidir.
Sözün yapamadığını yeri gelirse nice kahramanlık sahneleri başaracaktır.
“Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” hedefi tarihin, kardeşlik hukukunun, kader ortaklığının, hiç kuşkusuz üzerinde yaşadığımız geniş coğrafyanın diriliş ve toparlanış kararıdır.
Bu kararı tahrip etmeye, temelinden dinamitlemeye kalkışanlar buna pişman edilecektir.
Kürt kardeşlerim oynanan oyunun bilincindedir.
Üstelik hiçbir Kürt kardeşim Siyonizm’in avucuna düşmeyecek, soykırımcıların telkin ve göz boyayan vahşi hesaplarına kurban verilmeyecektir.
Suriye’de yaşayan Türkmenler, Kürtler, Araplar ve diğer unsurlar kardeşimizdir ve kurulan tuzaklar el birliğiyle kırılıp atılacaktır.
Çevremizde bu kadar boğucu ve sancılı olaylar vuku buluyorken, CHP Genel Başkanı’nın Sinop’ta yaptığı konuşma ve içeriği rezalet ve kepazeliğin daha ötesidir.
Özgür Özel akıl tutulmasının dibindedir.
Bu patolojik vaka aynısıyla şunları söylemiştir:
“Ben de Büyük Taarruz’un emrini veren, Kurtuluş Savaşı’nı kazanan kişi olmak istiyorum. Savaş kazanan kumandan olmak istiyorum.”
Bu hezeyanla dolup taşan, tarif ve tanımında kelimelerin kifayetsiz kaldığı çarpık ifadelerin muhatabını sağlıklı ve sağgörülü addetmek mümkün değildir.
Demokrasi yolunda beraber yürümekten bahis açan, bu suretle Cumhur İttifakı’nda sanki sorun varmış gibi yaygara yapan Özgür Özel’in uçurumlarla ihata edilen inişli çıkışlı yolunun bizim hak ve hakikat yolumuzla kesişmesi hayal mahsulü bile değildir.
Sivil siyaset ve demokratik mücadele halinde olduğunu iddia eden bir partinin sipariş başkanının düşmanın kim olduğunu, kime karşı taarruz yapacağını, hangi savaşı kazanacağını, kumandanlık görevini ne şekilde üstleneceğini berraklığa kavuşturması acil bir ihtiyaçtır.
Kendi dışındakileri düşman gören siyaset anlayışı 1930’lu-1940’lı yılların Hitler kafasıdır ve korkunç bir skandaldır.
Türkiye’de düşman gözleyen ve gözetleyen Özgür Özel’in derhal bir sağlık merkezine müracaatı ya da ille de düşman arıyorsa etrafına bakması tavsiyemizdir.
Sinop’ta Savunma Sanayi’ndeki tarihi atılımları yüzsüzce baltalama çabası, balıkları düşündüğü kadar vatanı ve milleti düşünmemesi işbirlikçi ve kimliksiz bir siyasetçinin basit ve buruşuk sözleri olarak anılmaya mahkumdur.
Özgür Özel’in utanmadan füze denemelerinden yakınması, yabancı turistlerin kafaları üzerinden füzelerin uçurulduğunu iddia etmesi, adeta denize dalarak yerinde müşahede etmiş gibi balıkların yuvalarından kaçtığını mizahi karakterleri aratmayacak şekilde gündeme taşıması dangul dungul konuşmanın daniskası, abuk sabuk zihniyetin alameti farikasıdır.
Emperyalizmin oltasına takılan Özgür Özel çıldırsa da o füze denemeleri inşallah devam edecektir.
Özgür Özel’in uykuları kaçsa da Türkiye milli savunma sanayinde dev adımları azimle atmayı sürdürecektir.
Aziz Atatürk’ü anladığını zanneden, ancak baştan ayağa yanlış anlayan bu şahsın Milli Mücadele yıllarında vatanımıza musallat olan müstevli emellerinden hiçbir farkı olmadığı ibret verici düzeyde karşımızdadır.
CHP havlu atmış, mefluç hale gelmiş, ipe un sermiş, siyasi komaya girmiştir.
Bu ilkel ve ilkesiz siyasi zihniyetin evvelemirde, yüzyılın en büyük rüşvet, hırsızlık ve yolsuzluk davası olarak anılan devasa vurgun ve yağmayla yüzleşmesi, bunun da demokratik ve hukuki hesabını vermesi adalet namusunun konusudur.
Dileğimiz, yeni adli dönemde görülecek yolsuzluk davalarının iddianame hazırlığının yapılarak süratle lazım gelen hükmün tesisi, kimin mücrim kimin masum hukuken tefrik ve tayin edilmesidir.
CHP’nin sonu karanlık, millet nazarındaki itibarı da sıfırdır.
Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı istikbalin kudretli devletini inşa edecek, istiklal ve egemenlik haklarımızı fedayı can inancıyla sonuna kadar muhafaza edecektir.