BIST 100
14.493,09 0,32%
DOLAR
46,2976 0,01%
EURO
53,7930 0,23%
GRAM ALTIN
6.464,49 0,79%
FAİZ
41,69 -0,17%
GÜMÜŞ GRAM
104,62 0,42%
BITCOIN
65.679,00 -1,23%
GBP/TRY
62,2198 0,16%
EUR/USD
1,1612 0,19%
BRENT
78,56 -5,54%
ÇEYREK ALTIN
10.569,43 0,79%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
31 °
Reklam

HABER

Karabük 48 saattir yanıyor! Alevler köylere sıçradı

Karabük 48 saattir yanıyor! Alevler köylere sıçradı

Saraycık köyünde enerjisi düşen yangın rüzgarın etkisiyle Çatalçam mevkiine sıçradı. Yangına çok sayıda yangın söndürme helikopter ve uçak havadan müdahale ediyor.
48 saattir arazöz ve itfaiye ekiplerinin de karadan müdahalesi sürerken, alevler ve yoğun duman dronla havadan görüntülendi.
95 yılın en sıcak eylülü! Kentte termometreler 42,6 dereceyi gösterdi
Yangınlara, 39 araç, 3 helikopter, 5 su tankeri, 17 arazöz, 3 ilk müdahale aracı, 182 personelle müdahale ediliyor.
Akgeçit köyü Karasu Mahallesi’nde yaşayan Aziz Okutucu, yangının evlerine dün çok yaklaştığını belirterek, “Bize 100 metre kadar yaklaştı. Çok korktuk, gece sabaha kadar uyumadık. Ha şimdi ha birazdan gelecek diye. İtfaiyenin çalışması neticesinde kurtulabildik, şükür. Şurada yangın vanamız vardı. Bir şey olursa diye oraya hortum bağladık, hazırlıklar yaptık.” dedi.
Hüsniye Okutucu ise dün bir anda dumanların yükseldiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Önümüzdeki dağda bir anda dumanlar yükseldi. Çok korktuk. 10 dakika sonra itfaiyeler, helikopterler hepsi birden geldi. Bizim de yangın vanamız vardı. Hortumumuzu taktık, hazırlandık. Gece sabaha kadar pencerelerde bekledik, Valizlerimiz merdiven başında hazır. Giyecek kıyafetlerimiz ve kimliklerimiz hazır. Yangın çoğalırsa kimliğimizi alıp çıkarız diye. Allah razı olsun itfaiye ekipleri ve helikopterdekilerden. Çok şükür bugün oldu, kurtulduk sayılır.”
Yangınlar nedeniyle Güzelce, Akgeçit, Kızılören, Ahatlar, İhsanlı ve Şiringüney köylerindeki 437 vatandaşın tahliyesi sağlanmış, 496 büyük ve küçükbaş hayvan güvenli bölgeye alınmıştı.
Adalet Bakanı Tunç: Belediyelere yönelik soruşturmalar siyasi değil…

Son dakika..

Son dakika… Erdoğan’dan Özgür Özel’e Sinop cevabı: Ne füzelerden, ne balıkçılıktan, ne turizmden haberi var

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çin’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi dönüşünde gazetecilerle bir araya gelerek, zirvede ele alınan ikili ve çok taraflı ilişkiler ile bölgesel ve küresel gelişmeler hakkında açıklamalarda bulundu. Erdoğan, zirvenin Türkiye’nin Asya ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirme ve ekonomik iş birliğini geliştirme yönündeki önemine dikkat çekti.
İlginizi Çekebilir
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle; Değerli basın mensupları, kıymetli arkadaşlar, sizleri en kalbi duygularımla muhabbetle selamlıyorum. Çin Devlet Başkanı Sayın Şi Cinping’in şeref konuğu olarak, Şanhay İşbirliği Teşkilatı Zirvesine iştirak ettik. Zirveye katılımımız hem teşkilatla hem de köklü bağlarımız olan Asya ülkeleriyle ilişkilerimize addettiğimiz önemin bir nişanesidir. Şu rakamlar oldukça dikkat çekici; Teşkilat üyesi 10 ülkenin nüfusu 3,8 milyara ulaşmış, ekonomik büyüklüğü ise 30 trilyon dolara yaklaşmıştır. Teşkilatın 1996’dan bu yana dinamik bir dönüşüm içerisinde olduğunu görüyoruz. Ekonomik ve ticari alanlardaki iş birliğini ön plana çıkararak bir hüviyet kazanıyor. Teşkilat aynı zamanda, küresel ve bölgesel sorunların çözümünde rol oynamayı da kendine şiar edinmiştir. “Şanhay Ruhu” başlığı altında sıralanan “eşitlik”, “istişare”, “karşılıklı güven ve fayda”, “farklılıklara saygı”, “ortak kalkınma” gibi ilkeler, 2019 yılında ilan ettiğimiz Yeniden Asya Girişimimizin temel yaklaşımlarıyla da örtüşüyor. Bölgemizde ihtilafların barışçıl yollarla çözülmesi için en fazla gayret eden ülkelerin başında geliyoruz. Teşkilatın, ülkemiz dahil diyalog ortaklarıyla irtibatı artırma çabasını bu bakımdan isabetli buluyorum.
Değerli basın mensupları, zirvede ülkemizin çok taraflı diplomasi geleneği, bölgesel güvenlik ile sürdürülebilir kalkınma politikamız hakkında hitapta bulunduk. Konuşmamda Gazze’deki soykırımı gündeme getirdim. Çin Devlet Başkanı değerli dostum sayın Şi Cinping ile ilk gün heyetlerimizin de katıldığı verimli bir görüşmemiz oldu. Görüşmede ikili ilişkiler ve yatırım konularını ele aldık. Ticaret ortağımız Çin ile ekonomik ilişkilerimizi daha dengeli ve sürdürülebilir hale getirmek istiyoruz. Çin tarafıyla istişarelerimizi sürdürüyoruz. Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Üyesi Sekreteri Sayın Say Çi ve heyetiyle bu minvalde verimli bir görüşmemiz oldu. Dışişleri Bakanım, 3 Eylül’de düzenlenecek anma programına katılacak. Sayın Şi’nin yanı sıra zirve boyunca pek çok mevkidaşımla bir araya geldim. Sırasıyla Pakistan Başbakanı Sayın Şahbaz Şerif, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev, Ermenistan Başbakanı Sayın Nikol Paşinyan, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Sayın Mesud Pezeşkiyan ile gündemimizdeki konuları ele aldık. Yine zirveye katılan birçok devlet ve hükümet başkanıyla temaslarımız oldu. Bu görüşmelerde de ikili iş birliği konularıyla birlikte, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını da değerlendirdik. Ziyaretimizin hayırlara vesile olmasını diliyor, şimdi sözü sizlere bırakıyorum.
ŞİÖ Zirvesi’nde dikkat çeken anlar: Pezeşkiyan’dan Erdoğan’a davet!
“DOĞU İLE BATI ARASINDA YENİ KÖPRÜLER KURMAK GEREKLİ”
Peoples Daily’de yayınlanan makalenizde bir Çin atasözüne atfen “Tuhaf zamanlardan geçerken” ifadesini kullandınız. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping bulunduğumuz coğrafyadaki akıl almaz hukuksuzluklara, kilitlenen uluslararası topluma dair nasıl bir yaklaşım içinde? Doğu’nun lokomotifi Pekin, NATO üyesi, Batı’ya entegre bir ülke olan Türkiye’nin, dünyanın “normalleşmesi” hedefinde oynadığı rolün ve potansiyelinin farkında mı?
Çin, Türkiye’nin bölgesel önem ve etkisinin farkında. Bu nedenle Türkiye’yi önemli bir aktör olarak görüyor. Çin ile ilişkilerimizi geliştirmenin gayreti içerisindeyiz. Ekonomik ilişkilerden dijital teknolojilere, enerjiden sağlığa birçok alanda iş birliği fırsatlarını değerlendiriyoruz. Biz, dünyaya yalnızca Doğu-Batı ekseninde bakmıyoruz. Ufku soğuk savaş ayazında buz tutmuş bir ülke değiliz. Doğu ile Batı arasında ayrışmanın değil, yeni köprüler kurmanın gerekli olduğunu devamlı söylüyoruz. Her platformda insanı merkeze alan politikalarımızı savunuyoruz. Savunmaya da devam edeceğiz. Uluslararası sistemlerin tıkandığı bir dünyada, normalleşmenin ancak ve ancak hakkaniyet temelinde çözümlerle sağlanacağına inanıyoruz. Geçmişten ders alıyor, geleceği doğru okuyor ve bu vizyonla yolumuzda ilerliyoruz. Biz diyalog kanallarını açık tutmanın önemine inanıyoruz. Biz, adil ve müreffeh bir dünyanın inşa edilebileceğini düşünüyoruz. Nitekim “daha adil bir dünya mümkün” derken hep bunu ısrarla işledik, işlemeye de devam ediyoruz. Bu istikamette yolumuza devam etmenin de gayreti içerisindeyiz. Çin’in, uluslararası camianın önemli bir parçası olarak, bizim bu çabamızı desteklemesini bekliyoruz.
“ZELENSKİ VE PUTİN’İN YAKLAŞIMLARINI OLUMLU BULDUM”
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le yaptığınız görüşmede, son dönemde yaşanan küresel gelişmelerle ilgili hangi başlıklar öne çıktı? Ukrayna savaşı, enerji iş birliği, savunma sanayii ve Karadeniz’deki denge politikaları bağlamında, bu görüşme için “ikili ilişkilerde daha yakın iş birliği dönemi” tanımını yapabilir miyiz? Putin’in Ukrayna’da barış için özellikle İstanbul’da dörtlü bir zirve konusunda nasıl bir yaklaşımı var? Rusya’nın Gazze konusunda tutumu nedir, görüşmede bu konu gündeme geldi mi?
Rusya Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin ile ikili görüşmemizde Ukrayna-Rusya savaşının adil bir barışla sonlandırılması için yapılabilecekleri ele aldık. Enerji alanında iş birliği, özellikle bu görüşmede ele aldığımız konuydu. Türkiye olarak en başından beri, Ukrayna-Rusya savaşının müzakereler yoluyla sonlandırılabileceğini her daim ele alıyoruz. İstanbul’da gerçekleşen müzakereler bu yolun açık olduğunun en net ispatıdır. Müzakerelerin seviyesinin aşamalı olarak yükseltilmesi, bizim arzu ettiğimiz bir yoldur. Barış umudunu çözüm odaklı ve somut sonuçlara dönüştürmek lazım. Bunun için de liderler seviyesinde bu işi ele almak durumundayız.
Sayın Putin’in son Alaska zirvesinden hangi neticelerle döndüğünü, o görüşmelerde neler düşündüğünü değerlendirdik. ABD Başkanı Sayın Donald Trump ile yaptığı görüşme çok önemliydi. Bu konularda Sayın Putin’in düşüncelerini aldığımız gibi, Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Volodimir Zelenski ile de ayrıca telefon diplomasisi yöntemiyle bazı görüşmelerimiz oldu. Onunla gerçekleştirdiğimiz bu temaslarda da Sayın Zelenski’nin Sayın Putin’e bakışını görme fırsatını yakaladık. Alaska zirvesinin neticelerini de tekrar değerlendirme imkanını yakaladık. Hem Sayın Zelenski, hem Sayın Putin’in yaklaşımlarını olumlu buldum. “Türkiye’de İstanbul sürecinin devamı yönünde bir girişim olabilir” dediğimizde, kendisi bu konuyla ilgili “niye olmasın” noktasındaydı. Ancak henüz buna hazır değiller.
Adalet Bakanı Tunç: Belediyelere yönelik soruşturmalar siyasi değil
“BİZ, MÜZAKERELERLE, DİYALOG ZEMİNİ GELİŞTİRMİŞ VE GÜÇLENDİRMİŞ BİR ÜLKEYİZ”
ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Alaska zirvesinin ardından Avrupa’da bir kez daha “Kıta’nın jeopolitik bir rolü kalmadığı” yönünde tartışma açıldı. Sizce de öyle mi, Türkiye’nin jeostratejik kimliği bu durumdan nasıl etkileniyor? Bu durumun Türkiye’nin jeopolitik kimliği üzerindeki etkisi nedir?
Sayın Trump, Ukrayna-Rusya savaşının taraflarıyla görüşmeler yaptı. Hem Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, hem Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski hem de Avrupalı liderlerle temaslar gerçekleştirdi. Bu görüşmeler makuldür, makbuldür, kıymetli bir stratejidir. Ukrayna-Rusya Savaşını ancak barış odaklı diyalog sona erdirir. Biz de bu konuda, başta Sayın Trump olmak üzere Ukrayna-Rusya savaşının taraflarıyla görüşmeler gerçekleştirdik. Sayın Putin, Sayın Zelenski ve Avrupalı liderlerle sürekli temas halindeyiz. Dışişleri Bakanım, İstihbarat Başkanım muhataplarıyla gerekli görüşmeleri yapıyorlar. Bu görüşmeler de bu süreci sürekli olarak hızlandırıyor. Biz, İstanbul’da gerçekleştirilen doğrudan müzakerelerle, diyalog zemini geliştirmiş ve güçlendirmiş bir ülkeyiz. Tahıl koridoru ve esir takaslarıyla biliyorsunuz somut çıktılar elde etmiştik. En doğru yaklaşım da aslında budur. Bunu da bırakmayı düşünmüyoruz. Bu sürecin devamıyla ilgili adımları atıyoruz, atmayı da sürdüreceğiz. Ben Sayın Putin ile yaptığım her görüşmede tahıl koridoru, esir takası konularını daima gündemde tutuyorum. Tutmaya da devam edeceğim. Temennimiz buradan bir netice almaktır. Adil ve kalıcı barış, tarafları dışlamadan müzakere zeminini güçlendirerek gelecektir. Türkiye, savaşın en başından beri her iki tarafla görüşebilen, her iki tarafın da güvenini kazanmış olma özellikleriyle örnek olmuştur. Hep birlikte çatışmayı değil müzakereyi, savaşı değil barışı öncelersek, aralanan fırsat penceresini ardına kadar açarız.
“AMERİKA’NIN KARARI, BM’NİN VAROLUŞ NEDENİNE UYGUN DÜŞMÜYOR”
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Mahmud Abbas ve 80 Filistinli yetkilinin vizelerini iptal etmesi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılamamaları anlamına geliyor. Birçok ülke Filistin’i devlet olarak tanımaya hazırlanıyor. Nasıl bir BM Genel Kurulu göreceğiz?
Amerika’nın bu kararı, BM’nin varoluş nedenine uygun düşmüyor. Kararın bir an önce gözden geçirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu dünya üzerindeki meselelerin tartışılması ve çözümler üretilmesi için vardır. Filistin heyetinin Genel Kurul’da olmaması sadece İsrail’i memnun eder. Bu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, bana göre henüz içeriği ve katılımcıları kesinleşmemiş bir Genel Kuruldur. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bu konuda bir görüşme yapmak istedim, maalesef o da ben de fırsat bulamadık. Bu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nu nasıl gerçekleştireceğiz bunu Genel Kurul tarihine kadar telefon diplomasisiyle değerlendirelim istiyoruz. BM Genel Sekreteri’nin bu konudaki düşüncelerini de öğrenmek istiyorum. Çünkü bu gelişmeler ani gelişmeler değil. Filistin’de mağdurlar var. Bir de bu zulmü içi kan ağlayarak izleyenler var. On binlerce mazlum var mağdur var. Bunların hakkını hukukunu koruma noktasında adımlar atmamız lazım. Gazze’de 7 Ekim’den bu yana 60 bini aşkın şehit, 150 bini aşkın yaralı var. Zaman zaman ülkemize yaralılar gönderiliyor. Biz bu konuda seferber olmuş durumdayız. Her şeyden önce bir defa İsrail’in bu soykırımı hiçbir zaman unutulmayacak. Filistin’de bebeklerin, annelerin, babaların nasıl katledildiğini hiçbir zaman insaf sahibi olan anneler, babalar unutmayacak. Filistin’in sesinin kısılması doğru değildir. Bu sesi kısmak, susturmak mümkün değildir. Amerika’dan beklenen, İsrail’in katliamlarına, zulümlerine “dur” demesidir. Bazı Avrupa ülkelerinin de aralarında bulunduğu birçok ülke, BM Genel Kurulu’nda Filistin’i devlet olarak tanımaya hazırlanıyor. Bu yıl BM Genel Kurulu’na muhtemelen Filistin meselesi damga vuracak. Bu damgayı vuranlardan bir tanesi de herhalde bu fakir olur. Filistinli yetkililer BM Genel Kurulu toplantısına katılmasa dahi Filistinli mazlumların sesi orada yankılanacaktır. Allah rahmet eylesin Sezai Karakoç’un dediği gibi “Biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa hakikat susmayacak.”
UEFA listesi için son şans! İşte Galatasaray, Fenerbahçe ve Samsunspor’un transferleri
“KAOSA YATIRIM YAPAN SAVAŞ BARONLARI BU SEFER KAYBEDECEK”
“Yönünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacak, kıblesini şaşırıp kendilerine yeni patronlar arayanlar kaybedecek” sözleriniz İsrail’de büyük tedirginlik yarattı. Sizi ve Türkiye’yi hedef alan açıklamalar yaptılar. İsrail Türkiye’de devam eden Milli dayanışma ve kardeşlik sürecini Suriye’de YPG üzerinden atacağı adımlarla sabote etmeye mi çalışıyor? YPG’nin mutabakata rağmen Suriye ordusuna katılmasını engelleyen İsrail mi?
Komşumuz Suriye’de kalıcı refah ve huzurun sağlanmasını istiyor, birlik ve beraberliğini önemsiyoruz. Yakın geçmişte yaşananlar göstermiştir ki; Suriye’deki huzursuzluk, en fazla bize yansıyor. Bunu görmemiz lazım. Suriye topraklarında karışıklık çıkartmak isteyenlere, ne biz göz yumarız, ne de Şam yönetimi buna rıza gösterir. Biz, Suriye’nin bütün renkleriyle bir ve bütün olmasını ve öyle kalmasını isteriz. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve yönetimi bizim gibi düşünüyor. Fakat böylesine uzun bir savaş yaşamış bütün coğrafyalarda olduğu gibi, Suriye’de de kaos çıkarmak isteyenler çok ama çok fazla. Bunların kim oldukları malumdur. Onun için biz Suriye’yi yalnız bırakmayacağız. Devamlı onların yanında duracağız. Suriye’nin yeniden ayağa kalkmasını inşallah kimse engelleyemeyecek.
Kaosa yatırım yapan savaş baronları bu sefer kaybedecek. Arap, Kürt, Türkmen, Nusayri, Sünni, Hıristiyan fark etmeksizin tüm kesimleri ile Suriye halkı kazanacak. Şunu da çok net ifade etmek isterim; Her kim bu süreci baltalamaya çalışırsa bunun faturasını öder. Kürtler nerede yaşarsa yaşasın bizim kardeşimizdir. Kimse bizi birbirimizden ayıramaz. Kimse bizim ebedi kardeşliğimize pusu kuramaz. Kararlıyız, azimliyiz. Nasıl ki et kemikten ayrılmaz, aynen bizim bu kardeşliğimiz de birbirinden ayrılmaz. Basiret, feraset ve sağduyu ile hareket edilirse, her sorun çözülür. Ama hüsnü niyet olmazsa, en basit konular bile kördüğüm haline gelir. Biz huzur ve sükûnet ortamının güçlenmesinden yanayız, bunun için de çalışmaya devam edeceğiz.
“TERÖRLE MÜCADELEYE AYRILAN KAYNAKLAR KALKINMAYA VE YATIRIMA HARCANACAK”
Terör örgütü PKK’nın fesih ve silah bırakma kararı sonrası “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında Meclis’te kurulan komisyon öncelikli olarak hangi somut adımı atacak? Bu yönde bazı tartışmalar yaşanıyor. Komisyonda yasal düzenlemeler olacak mı? İlk aşamada beklentiniz nedir?
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oluşturan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu geniş katılımla çalışmalarına devam ediyor. Komisyon çalışmaları ile ilgili Meclis Başkanımız Numan Kurtulmuş ile bir telefon görüşmesi yaptım. Samimi bir şekilde bu turları belli bir noktaya getirdik. Bundan sonraki süreci de aynı kararlılıkla devam ettirecekler. İnanıyorum ki sonuçta Türkiye, 40 yıllık bir sorunu ortadan kaldıracak ve geleceğe bir ve bütün şekilde yürüyecektir. Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren böylesi bir meselede dedikodulara, tevatürlere değil, devlet ciddiyeti içinde yapılan ve yapılacak açıklamalara odaklanmak en doğrusudur. Biz yol haritamızı da, menzilimizi de net bir biçimde belirledik. Terörle mücadeleye ayrılan kaynaklar artık kalkınmaya, üretime, yatırıma, istihdama harcanacak. Terörsüz Türkiye’nin kazananı tüm Türkiye, terörsüz bölgenin kazananı ise bölgemizdeki tüm kardeş halklar olacak.
“BATI’NIN UKRAYNA’DAKİ YAKLAŞIMLARININ ÇEYREĞİNİ GAZZE’DE GÖREMEDİK”
Eşiniz Saygıdeğer Hanımefendi’nin, ABD Başkanı Donald Trump’ın eşi Melania Trump’a gönderdiği Gazze’deki insani krize ilişkin mektubu, dünya basınında da geniş yankı buldu. Hanımefendi mektubunda, Melania Trump’a “Ukrayna’daki savaş için gösterdiği hassasiyeti, Gazze’deki insani kriz için de göstermesi” çağrısı dikkat çekiciydi. Sayın Hanımefendi’nin bir anne duyarlılığıyla yaptığı çağrı için neler söylemek istersiniz?
Şair ne diyor, benim de şiir kasetlerimden bir tanesinde bu mısralar yer alır, “İçimde kaynayan bir mahşer var. Bu mahşer bir de annelerin kalbinde kaynar.” Buradan hareketle anne kalbi hem narindir hem güçlüdür. Anneler bu tip zor konuların çözümünde devreye girdiklerinde iklimi değiştirebilirler. Hele ortada katledilen binlerce bebek ve çocuk varsa, toprağa düşen her yavruyu kendi çocukları gibi sahiplenirler. Kızlarım da annelerinden bu mektubu kaleme almasını istedi. Ben bu girişimi, bu bakımdan çok önemli buluyorum. Mektup, Türkiye’nin Gazze diplomasine yeni bir boyut ekledi ve resmi kanallardan yürütülen girişimlerin yanı sıra, insani ve vicdani bir dilin de uluslararası ilişkilerde etkili olabileceğini aynı zamanda gösterdi. Maalesef, Batı’nın Ukrayna’daki masumlara yönelik yaklaşımlarının çeyreğini bile Gazze’de göremedik. “Ellerinde tencerelerle, tabaklarla sıraya girip oradan bir miktar yemek almaya çalışan o yavruların halini gözü olup da görmeyenlere yuh olsun!” demekten başka bir şey bize düşmez. Bu yavruların hali ortada. Bu nedenle biz herkesten, bütün Batı’dan bu insani yaklaşımı bekliyoruz. Biz kan ve gözyaşı bütün coğrafyalarda dinsin istiyoruz.
İsrail gazetesi yazdı: Erdoğan, İsrail’i tehdit ediyor! Akdeniz’den Kızıldeniz’e kuşatma
“ZENGEZUR KORİDORU MESELESİNDE HERHANGİ BİR SIKINTI VE FARKLILIK YOK”
Güney Kafkasya barışında Zengezur Koridoru’nu sormak istiyorum. Bütün taraflarla zaten görüştünüz. Beyaz Saray’da 8 Ağustos’ta Zengezur Koridoru için paraflar atıldı. Sonrasında Rusya’dan ve İran’dan olumsuz değerlendirmeler gelmişti. Gelişmeler zirveye nasıl yansıdı, izleniminiz nasıldı?
Ben inanıyorum ki; Güney Kafkasya inşallah özlediği barışa kavuşacak. Sayın İlham Aliyev ile yaptığım ikili görüşmede de o umudu ben İlham Bey’de gördüm. Beyaz Saray’daki imzalar Ermenistan-Azerbaycan normalleşme sürecine tabii ki hız kazandırdı. Azerbaycan ve Ermenistan barış yolunda pürüzleri önemli ölçüde aştı ve son noktaya kadar geldiler. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile ardından Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile etraflıca bir görüşme yaptık. Bu iki görüşmede de gerek Aliyev’in gerek Paşinyan’ın aynı noktada olduklarını gördüm. Aynı istikamete bakıyorlar. Zengezur Koridoru meselesinde de herhangi bir sıkıntı, bir farklılık yok. İlham Bey bu konuda çok daha kendinden emin. Hele hele Amerika seyahatindeki o buluşma, o görüşme onların bu noktadaki atacakları adımlarda adeta belirleyici olmuş. Barışın sağlanmasıyla bölgemizdeki, burası çok önemli, kara ve demiryolları hareketlenecek, sınır kapıları açılacak, ticaret başta olmak üzere birçok alan olumlu etkilenecek. Bundan bizim de müspet etkilenmemiz söz konusu. Yeni iş birliği fırsatlarının değerlendirilmesiyle, bölge ülkeleri de bundan kar edecek. Bunlar çok açık ve net ortada. Rusya ve İran da ilerleyen dönemde kaygılarının yersiz olduğunu anlayacaklar.
“ÖZGÜR BEY’İN NE FÜZELERDEN HABERİ VAR, NE DE SİNOP’TA BALIKÇILIĞIN GELİŞİMİNDEN”
CHP’nin değişim söylemiyle yola çıkan yeni yönetiminin Türkiye’deki muhalefet sorununa çare olabileceğini düşünüyor musunuz? Bir de karşınızda gerçekten rakip olacak ciddi bir muhalefet görüyor musunuz? Diğer taraftan CHP Genel Başkanı Özgür Özel Sinop’taki füze denemelerinin balıkçıları ve balıkları rahatsız ettiğini söyledi. Bu açıklamalara yorumunuz ne olur?
Malumunuz Sinop’ta ROKETSAN’ın geliştirdiği normal menzilli füzelerimizin ve Delta V’nin atışlarını yapıyoruz. Bunlar Türkiye’nin şu anda geliştirebildiği orta menzildeki füzeler. Daha uzun menzildeki füzeler için malumunuz farklı coğrafyada işlerimiz de var. Ama şu anda biz Türkiye’nin bağımsızlığı için bu testleri yapmaya devam edeceğiz. Bu arada Sinop’ta balıkçılık 3-4 sene içerisinde 5 misli büyüdü. Sinoplu balıkçıların hiçbir sorunu yok. Sinoplu balıkçılar Japonya’ya Türk somonu ihracatı yapıyorlar. Dolayısıyla Özgür Bey’in zannediyorum ne füzelerden haberi var, ne Sinop’ta balıkçılığın gelişiminden, ne de turizmden. “Balıklar strese giriyor” diye açıklama yapmış. Ah ah ülkem ne hallere kaldı. Ama aşacağız bunları.
Hep söylediğim gibi Türkiye’deki kronik muhalefet sorunu çözülmüş değil. Çözüm umudundan bile söz edemeyecek durumdayız. CHP bugüne kadar hangi soruna çare üretebilmiş ki muhalefet sorununa çare olsun. Daha kendi parti içi meselelerine çözüm üretemeyen bir siyasi parti, Allah aşkına milletin sorunlarına çare olabilir mi? “Millete hizmet edeceğiz” diyerek kazandıkları yerel yönetimlerin içler acısı hali, bunların yönetim anlayışının fragmanıdır. Bunlar hizmet etmeyi bilmez; bunlar sadece kavga etmeyi bilir.
“ÜLKEMİZ KİŞİ BAŞI MİLLİ GELİRLE SINIF ATLAMIŞ OLACAK”
Ekonomiyle alakalı olacak benim sorum. Ekonomideki gelişmeler planladığınız şekilde ilerliyor mu? Bu çerçevede faiz, enflasyon düşüşü ve bunun özellikle vatandaşın cebine yansıyan takvim süreci ne zaman tam olarak şekillenecek?
Ekonomideki gelişmeler olumlu. Özellikle son 2-3 aydır tekrar güçlü, olumlu döngüye girdik. Mart-Haziran döneminde hem içeride hem dışarıdaki birtakım gelişmeler tabii ki etkiledi. Ama bunlar geride kaldı. Hemen hemen bütün alanlarda tekrar güçlü, olumlu döndük. İkinci çeyreğe ilişkin büyüme rakamları açıklandı. Yüzde 4,8 oldukça güçlü bir büyüme. Don ve kuraklıktan etkilenen tarım sektörü hariç bütün sektörlerde, bütün alanlarda çok güçlü bir büyüme var. İşsizlik oranları tek hanede, rezervlerimiz rekor düzeyde, enflasyonda düşüş devam ediyor. Tabii ki enflasyondaki düşüşle birlikte finansal koşullarda da iyileşme devam edecek. Bizim beklentimiz bu olumlu döngünün, trendin devam etmesi yönünde. Kişi başı milli gelirde muhtemelen bu sene Dünya Bankası tanımına göre üst gelirli ülkeler grubuna girmemiz oldukça muhtemel. Ülkemiz kişi başı milli gelirle sınıf atlamış olacak. Biz tabii ki reel sektördeki gelişmeleri de yakından takip ediyoruz. Reel sektörün de rahatlaması, özellikle ihracatın, yatırımların artması için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Enflasyonda yılı hedeflerimize uygun bir rakamla tamamlayacağımızı düşünüyoruz. Hayat pahalılığıyla olan samimi mücadelemiz gerçekten sonuç veriyor ve bu güçlü şekilde sürecek. Yani bir taraftan büyüyoruz bir taraftan işsizlik ve enflasyon düşüyor. Finansal anlamda kaygılar, endişeler geride kaldı. Hem hazinenin borçlanma faizleri iniyor, hem risk primimiz düşüyor, hem rezervlerimiz gerçekten rekor düzeyde. Cuma günü itibarıyla rezervlerimiz 178 milyar doların üzerinde. Dolayısıyla güçlü bir irade, sabırla, kararlılıkla biz tekrar bu olumlu döngüye döndük. Allah’ın izniyle bu devam edecek.
Beyaz Saray’da gizemli çanta krizi! Pencereden fırlatıldı, içinde ne vardı?…

Reklam
Erkek arkadaşının öldürdüğü iddia edilen Hira’nın annesi: Çiçeğimi benden kopardılar

Erkek arkadaşının öldürdüğü iddia edilen Hira’nın annesi: Çiçeğimi benden kopardılar

Olay, 31 Ağustos gece saatlerinde Toroslar ilçesinde meydana geldi. Hira Aygar, başından tabanca ile vurulmuş halde ağır yaralı olarak otomobille Mersin Şehir Hastanesi’ne götürüldü. Aygar’ı hastaneye götüren erkek arkadaşı H.A.Ş., hastane polisine verdiği ifadede “Hira yaklaşık 2 aydır kız arkadaşım. Beraber asker eğlencesine gitmiştik. Bu sırada yanımdaki tabancayla havaya ateş ettim. Dönüşte ise arkadaşım N.Ç. ve M.Z. ile birlikte eve dönerken Akbelen Mahallesi Sebahattin Çakmakoğlu Caddesi’nde bir markette durduk. Araçtan indik. Bu sırada araçta kalan Hira, tabancayı alıp başına ateş etti” ifadelerini kullandı.
Çekmeköy’de 300 kiloluk ayıya MR çekildi! ‘Okan’a yediği meyve dokunmuş

İFADESİNİ DEĞİŞTİRDİ; ŞAKALAŞIRKEN VURMUŞ
M.Z. (27) ve N.Ç.’nin de (20) çelişkili ifadeleri üzerine çalışma başlatan Cinayet Büro Amirliği ekibi, 3 şüpheliyi gözaltına aldı. Şüpheli H.A.Ş. ikinci ifadesinde şakalaşmak amacıyla boş sandığı tabancayı kız arkadaşının alnına dayadığını ve tetiğe bastığını, olaydan hemen sonra hastaneye gitmediklerini, Hira Aygar’ı önce Yenişehir ilçesi Fuat Moral Mahallesi’nde Müftü Deresi üst tarafında bir yere bıraktıklarını söyledi. Belirtilen yerde yapılan aramada kan izi bulundu. Otopsi işlemlerinin ardından yakınları tarafından alınan Aygar, gözyaşları arasında toprağa verildi.
İngiliz basınından dikkat çeken Türkiye analizi: Küresel savunmanın yeni lideri, 7 milyar dolarlık ihracat!

‘ARKADAŞLARI ARABADA KATLETMİŞ’
Hira Aygar’ın Toroslar ilçesine bağlı Akbelen Mahallesi’nde yaşayan gözü yaşlı annesi Gülten Tan, kızının arkadaş kurbanı olduğunu söyledi. Tan, “Olay günü yayladaydık. Eve geldiğimde kızımı aradım, asker eğlencesinde olduğunu söyledi. ‘Geç kalma eve gel’ dedim. Yorgundum uyuyakalmışım. Telefonum çaldı, açtım. Polisler, ‘Kızınız trafik kazası geçirdi başınız sağ olsun’ dediler. Yüreğim yandı. Çiçeğimi benden kopardılar. Çocuğumun hayatını söndürdüler. Arkadaşları arabada katletmiş. Başka çiçekler, başka çocuklar solmasın. Benim çocuğum gitti, başka annelerin yüreği yanmasın ne olur” diye konuştu.
Olaya ilişkin soruşturma sürüyor….

Adalet Bakanı Tunç: Belediyelere yönelik soruşturmalar siyasi değil

Adalet Bakanı Tunç: Belediyelere yönelik soruşturmalar siyasi değil

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ankara’da basın mensuplarının sorularını cevapladı.Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, CHP’li belediyelere yönelik soruşturmaların siyasi olmadığını belirterek “Cumhuriyet savcıları görevlerini yapıyor.” dedi.
İddianame yazım sürecinin de devam ettiğini hatırlatan Bakan Tunç, ‘Baklava kutularında paralar çıktığını kamuoyu gördü. CHP lideri yargıyı etkileyecek beyandan kaçınmalı. İhbar edenler de itirafçı olanlar da kendileri. Soruşturmaların seyrini beklemeliyiz.’ ifadelerini kullandı.
ŞİÖ Zirvesi’nde dikkat çeken anlar: Pezeşkiyan’dan Erdoğan’a davet!
“İDDİANAME YAZIM SÜRECİ DEVAM EDİYOR”
“Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, gazetecilere yaptığıaçıklamaları şöyle:Daha soruşturma başlar başlamaz hemen dosya ile ilgili beyanlarda bulundu. Bunun bir adli soruşturma olmadığını siyasi soruşturma olduğunu kamuoyuna yansıtmaya çalıştı. Bunlar doğru değil.
İhbarlar neticesinde başlayan bir soruşturma. Soruşturma siyasi değil. Cumhuriyet savcıları görevlerini yapıyor. Tek kişi görev yapmıyor, yürüyen süreçler var. Masumiyet karinesine önem veriyoruz. Elbette ki kararlar eleştirilebilir. Soruşturmanın seyrini beklemek zorundayız.
“BAKLAVA KUTULARINDAN PARALAR ÇIKTIĞINI KAMUOYU GÖRDÜ”
Baklava kutularından paralar çıktı. Herkes bunu gördü. Burada bir yolsuzluk varsa ve bu noktada değerlendirmesini kamuoyu yapacaktır. Yargıyı rahat bırakmak lazım. İddianame yazım süreci devam ediyor. Türkiye’de hak arama yolları sonuna kadar açık ve bunlar gerçekleşiyor. Türkiye’de ikili hukuk sistemi yoktur. Demokratik hukuk sistemi vardır.
Adalet Bakanlığı’ndan istenen soruşturma izni verilmektedir. Adalet sistemimizi yıpratmayan yönelik ibarelerden kaçınmak gerekir. Kapsamlı bir soruşturma. Çok sayıda şüpheli var. Tüm bunlar belli bir zaman alan hususlar. Sağlıklı bir soruşturma yürümesi hepimizin temennisi.
Galatasaray’dan Ademola Lookman bombası! İşte transfer formülü
ANAYASA MAHKEMESİ’NİN ‘RABİA NAZ’ KARARI
Aileye baş sağlığı diliyoruz. Uzun yıllardır konuşulan ve yargının gündeminde yer alan Rabia Naz’ın vefatı hepimizi o dönemde üzmüştü. Hâlâ üzülüyoruz. Çocuklarımızın bu şekilde hayatını kaybetmesi, canlarına kıyılması hepimizin yüreğini yaralıyor. Bu nedenle, çocukların korunması son derece önemlidir. Çünkü çocuklar, çevresindeki tehlikelere karşı en savunmasız kişilerdir. Her türlü istismara, tehlikeye ve şiddete karşı çocukları korumak öncelikle ailelerin görevidir. Ancak aileler bunu hakkıyla yerine getiremiyorsa, elbette ki devletin görevi devreye girer.
O dönemde bir adli soruşturma gerçekleştirilmişti. Yargılamalar yapıldı ve yargı bir karara vardı. Karar kesinleşti. Aile, bu süreçte iddialarını sürdürdü. Meclis’te de geçmişte bu konuyla ilgili bir araştırma komisyonu kurulmuştu. Yargı süreçleri tamamlandı ve kesinleşti.
Aile, süreçle ilgili hak ihlali iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi karar verdi ve tazminata hükmetti. Soruşturmada özellikle bazı eksiklikler ve ihmaller nedeniyle hak ihlali olduğu ve bu nedenle manevi tazminata karar verilmesi gerektiği Anayasa Mahkemesi tarafından belirtildi.
Elbette Anayasa Mahkemesi’nin gerekçelerine bakmak önemlidir. Bu gerekçelerde yeniden yargılamayı gerektirecek bir husus olup olmadığı değerlendirilebilir. Yeniden yargılama, Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre belli bir usule tabidir ve bu şartlar gerçekleştiğinde yeniden yargılama kararları verilebilmektedir. Ancak Anayasa Mahkemesi burada yalnızca tazminata karar verdi; yeniden yargılamaya karar vermedi. Gerekçelerine bakmak ve yargı mensuplarının bunları incelemesi gerekecektir.”
Fitness eğitmeni en mutlu gününde 2 bacağını kaybetti! ‘Evlilik yıl dönümüm cehenneme döndü’
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR
Çocuğun yaşına uygun yargılama olması gerektiğini söyleyen Bakan Tunç, kurallar çerçevesinde yargının görevini yaptığını belirtti.
“Suça sürüklenen çocuklar konusu son zamanlarda kamuoyunda çokça tartışılan bir konu haline geldi. Özellikle hem suç mağduru çocukların adliyelerde örselenmeden adli süreçlerden çıkabilmesi hem de suça sürüklenen çocukların yargılama süreçlerinde onların özellikle yaşına uygun bir yargılamanın yapılması önemli.
Burada tabi bütün dünya ülkeleri demokratik hukuk devletlerinde sistem hemen hemen aynı. Yani birbirine benzeyen hususlar. Bizim çocukların yargılanması Türkiye’de on iki yaş altı çocuk bir suç işlemişse onun ceza sorumluluğu yok ama bazı tedbirler alınıyor koruma tedbirleri.
12 ile 15 yaş arasında bir çocuk suç işlemişse orada cezası diğerlerine göre yarı oranında indirilerek veriliyor ve bazı tedbirler tabii adli tıp raporu da alındıktan sonra bunlar yapılıyor. Üçte biri indiriliyor. Burada tabii akademisyenler, uygulayıcılar, hakim ve savcılarımızla yaptığımız görüşmeler var. Özellikle Minguzzi evladımızın katlinden sonra daha çok bu tartışmalar başladı.
Burada 15-18 yaş aralığı bazı ülkelerde 16-18 şeklinde uygulanıyor. Bazı ülkelerde bazı suçlar bakımından farklı uygulamalar var. Biz de bunu tartışıyoruz. Bir alternatifli taslak çalışmalarımız var. Bunları milletvekillerimizin huzurlarına getireceğiz. Burada özellikle 15-18 yaş grubunun yaş büyüdükçe ceza miktarının düşmesi bakımından farklı bir uygulama yapılabilir mi, buna bakmamız gerekecek ve bazı suçun işleniş şekli kişinin suç işleme eğilimi ve o suçun kamu düzenini bozma tehlikesi ve ortaya çıkan zarar tüm bunları göz önünde bulundurarak ve çocuğun gelişimi ve yaşı dikkate alınarak ve toplumda özellikle infial uyandıran kasten öldürme gibi, kadın cinayeti gibi ve yine cinsel istismar gibi bu tür ağır suçları işleyen on beş, on sekiz yaş grubundaki çocuklar bakımından yaşa göre cezada indirim noktasında bir kademelendirme ihtiyacı söz konusu.
Biz alternatifli taslak çalışmalarımızı göndereceğiz. Burada özellikle çocuk eğitim evleri, çocukların hem açık cezaevlerinde hem kapalı cezaevlerinde barındırılması süreçlerindeki çalışmalarla ilgili de bir kapsamlı bir 11. Yargı Paketi’ne yetişecek, çocuklarla ilgili bölümün olması gerekiyor.”
UEFA listesi için son şans! İşte Galatasaray, Fenerbahçe ve Samsunspor’un transferleri…

Reklam
Çekmeköy'de 300 kiloluk ayıya MR çekildi! 'Okan'a yediği meyve dokunmuş

Çekmeköy’de 300 kiloluk ayıya MR çekildi! ‘Okan’a yediği meyve dokunmuş

Çekmeköy’de kaldığı Hayvan Rehabilitasyon Merkezi’nde rahatsızlanan 3 yaşındaki ‘Okan’ isimli ayı, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Veterinerlik Fakültesi’ne bağlı Araştırma ve Uygulama Hayvan Hastanesi’ne getirildi. Burada MR’ı çekilen ayı, uygulanan tedavinin ardından taburcu edildi.
İlginizi Çekebilir
ANESTEZİ ALTINDA MR’A GİRDİ
Çekmeköy’deki özel bir Hayvanat Bahçesi ve Hayvan Rehabilitasyon Merkezi’nde bakımı yapılan 3 yaşındaki ‘Okan’ isimli ayı, yediği meyvelerin dokunması sonucu rahatsızlandı. Ardından İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Veterinerlik Fakültesi’ne bağlı Araştırma ve Uygulama Hayvan Hastanesi’ne götürülen ayıyı muayene eden veteriner hekimler, MR’ının çekilmesine karar verdi.

‘OKAN İLE 3 YILDIR TANIŞIYORUZ, FAZLA YEDİĞİ MEYVEDEN MİDESİNİ ÜŞÜTMÜŞ’
Yabani Hayvan Hastalıkları ve Ekoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Doktor Ebu Derda Günay, “Okan isimli ayıyla biz 3 yıl önce tanıştık ve kendisi yaklaşık 3 yıldır takip ettiğimiz bir hasta. Yine 3 yıl önce bize zehirlenme şikayetiyle geldi. Diğer kardeşlerini zehirlenmeden dolayı kaybetmiştik, Okan’ı son anda yetiştirdiler.

Ardından da Okan ile bizim serüvenimiz başladı. O gün toparladık onu fakat ara ara takip ettiğimiz hastalarda problemler olabiliyor. Bu ufaklığımız da gerçi artık ufaklık diyemiyorum, 3 yaşında ve 200- 300 kiloya yaklaşmış. O da meyveyi sanırım fazla yemişler. Biz yaptığımız tetkiklerde onu anladık. Soğuk meyveyi aniden çok yediği için karın ağrısı mevcuttu. Soluk algısı, karın ağrıları durumunda hayvanlarda değişebiliyor. Yaptığımız tetkiklerde de burada işte bilgisayarda tomogrofisini çektik, kan tahlillerine baktık. Tetkiklerde başka bir sorun olmadığını anladık ve karın ağrısı tedavisi yaptığımızda toparladı zaten. Şuan gayet keyfi yerinde, tedavisini yaptık ama biz takibimize devam ediyoruz. Bundan sonra inşallah bir daha kötü karşılaşmayız diye düşünüyoruz” dedi.

Anestezi altında MR çekilen ayı, tedavi edildikten sonra taburcu edilerek hayvanat bahçesindeki alanına götürüldü. Çekilen MR’da sağlıklı bulunan ayının yediği soğuk meyveler nedeniyle üşüttüğü öğrenildi.
Sıfır otomobil aldı 30 defa servise gitti: Hayatımı kabusa çevirdi!…

Arkadaşının yeni doğan bebeğini poşete koyup kaçırmak istedi! İfadesi ortaya çıktı

Arkadaşının yeni doğan bebeğini poşete koyup kaçırmak istedi! İfadesi ortaya çıktı

Olay, gece saat, 03.00 sıralarında Pamukkale Üniversitesi Hastanesi Yenidoğan Servisi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre; yeni doğum yapan Figen Büyükdağ’ı (29) ziyarete giden arkadaşı Tuğçe D.A. (29), kız bebeği gezdirme bahanesiyle odadan dışarı çıktı. Bebeği battaniyesiyle poşete koyan Tuğçe D.A. uzaklaşmaya başladı. Bu sırada hastane koridorunda bir vatandaş, poşetteki bebeği fark etmesinin ardından durumu güvenlik ekiplerine bildirdi. Harekete geçen özel güvenlik görevliler,, Tuğçe D.A.’yı kapıdan çıkmak üzereyken yakaladı. Tuğçe D.A. gözaltına alırken, bebek ailesine teslim edildi.
İlginizi Çekebilir
“DÜŞÜK YAPTIM, EŞİME SÖYLEMEDİM VE BENDE ARKADAŞIMIN BEBEĞİNİ ALMAK İSTEDİM”
Gözaltına alınan Tuğçe D.A., verdiği ilk ifadesinde, “Eşime bebeğim olacağını söylemiştim. Bebeğimi düşük sonucu kaybettim. Eşime söylemedim. Arkadaşım da doğum yapacağı bebeğe bakamayacağını söyledi. Doğumdan sonra yanına gidip, bebeği aldım. Güvenlikler hastaneden çıkarken yakaladı” dediği öğrenildi. Şüphelinin işlemlerinin sürdüğü bildirildi.
Yaşanılan olayın ardından bebeği ailesine teslim eden güvenlik görevlilerine, Başhekim Prof. Dr. Hakan Alkan tarafından teşekkür belgesi takdim edildi. Hastanenin huzur ve güven ortamının sağlanmasında büyük bir rol üstlendiklerini ifade eden Prof. Dr. Hakan Alkan, “Görevlerini dikkat ve özveriyle yerine getiren güvenlik görevlilerimiz, hastanelerimizde huzur ve güven ortamının sağlanmasında büyük bir rol üstlenmektedir. Sağlık hizmetinin kesintisiz ve güvenli şekilde sürdürülebilmesi için personellerimizin gösterdikleri gayret ve sorumluluk bilinci bizler için çok kıymetlidir. Kendilerine teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.
Ahmet’in annesi gözyaşları içinde seslendi! ‘Bu varyantın tedavisi var mı’…

Reklam
Ahmet’in annesi gözyaşları içinde seslendi! ‘Bu varyantın tedavisi var mı’

Ahmet’in annesi gözyaşları içinde seslendi! ‘Bu varyantın tedavisi var mı’

Yüreğir’de yaşayan 13 yıllık evli, 2 çocuk sahibi devlet memuru çift Ülkü ve İlter (47) Kaplan çiftinin 7 yaşındaki oğulları Ahmet Kaplan, 4 aylıkken iki kez yüksek ateş nedeniyle havale geçirdi. Epilepsi tanısı konan ve yıllarca bu hastalık nedeniyle tedavi gören oğlu Kaplan’ın konuşma, yürüme ve motor becerilerinin yaşıtlarının gerisinde olduğunu fark eden Ülkü Kaplan, tekrar hastaneye başvurdu.
İlginizi Çekebilir
Nöroloji bölümünde yapılan ileri tetkiklerin ardından genetik testler uygulanan Kaplan’a çok nadir görülen ACOX1 gen mutasyonu saptandı. Peroksizomal Asil CoA oksidaz eksikliğine neden olan bu gen mutasyonunun aynı anda iki ayrı varyantının bir arada görüldüğü Kaplan’ın tedavisi için annesi bilim insanlarına seslendi.
‘ÇALIŞMA YAPILIRSA LİTERATÜRE GİRECEK, OĞLUMU KAYBETMEK İSTEMİYORUM’
Bu hastalıkla ilgili çalışma yapan bilim insanları varsa onlara ulaşmak istediğini vurgulayan Ülkü Kaplan, yaşadıkları süreci şöyle anlattı:
Sürpriz yumurtalardan çıkanlar şoke etti! 8 kişi adliyede

“Doktorlar ACOX1 gen mutasyonunun dünyada sadece 35 kişide olduğunu söyledi. Bu gen bozukluğu ile ilgili iki ayrı varyantın bir arada görüldüğü ise 5 kişi var. Oğlum da C.629G ile C.1478 kodlu iki varyantı birden taşıyor. Ama bu varyantlardan biri literatürde yok. Dünyada herhangi bir çalışma yapılmamış. İlk defa rastlanıyor. Genellikle akraba evliliklerinde bu gen bozuklukları görülüyormuş. Biz akraba da değiliz. Tekrar tekrar tetkik yaptırıyoruz ama sonuç olarak hala bir tedavi alamadık. Sadece hastanelere gidip geliyoruz. Şu an zaten yürümede aksaklıklar yaşıyor eğer bir tedaviye ulaşamazsak ileride yürümeyi tamamen kaybedecek. Daha sonra iç organlarını kaybedecek. Ama bu sürecin nasıl ilerleyeceğini daha tam anlamıyla bilmiyoruz. Bana yol gösterilmesini istiyorum. Ben oğlumu kaybetmek istemiyorum. Buradan bilim insanlarına sesleniyorum; bunla ilgili şu an çalışma yapılıyor mu, tedavisi, herhangi bir ilacı var mı? Lütfen bizimle iletişime geçsinler. Eğer çalışma yapılırsa da bu bozuk gendeki varyant ilk kez literatüre girecek. Belki yurt dışında bir yerlerde bir tedavisi vardır. Daha fazla kaslarını kaybetmeden, oğlumu kaybetmeden, onu bir an önce sağlığına kavuşturmak istiyorum” diye konuştu.
Fitness eğitmeni en mutlu gününde 2 bacağını kaybetti! ‘Evlilik yıl dönümüm cehenneme döndü’

‘İYİLEŞMEK İSTİYORUM, LÜTFEN YARDIM EDİN’
Yürürken ve konuşurken güçlük yaşayan, günlük olarak çeşitli aktiviteler yaparak kas gücünü korumaya çalışan Ahmet Kaplan ise “İyileşmek istiyorum. Lütfen bana yardım eder misiniz” dedi.
İngiliz basınından dikkat çeken Türkiye analizi: Küresel savunmanın yeni lideri, 7 milyar dolarlık ihracat!…