BIST 100
14.446,42 3,64%
DOLAR
46,2812 0,03%
EURO
53,7091 0,31%
GRAM ALTIN
6.478,73 3,21%
FAİZ
41,76 -2,36%
GÜMÜŞ GRAM
105,20 3,91%
BITCOIN
66.815,00 4,45%
GBP/TRY
62,1993 0,22%
EUR/USD
1,1600 0,28%
BRENT
83,11 -4,83%
ÇEYREK ALTIN
10.592,72 3,21%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
31 °
Reklam

HABER

Reklam
Gurbetçi ailenin binlerce euroluk planı sınıra takıldı! Valizden çıkanlar şoke etti

Gurbetçi ailenin binlerce euroluk planı sınıra takıldı! Valizden çıkanlar şoke etti

İlk olayda Türk plakalı bir araç geldi. Bir Türk vatandaşının kullandığı, eşini ve iki küçük çocuğunun bulunduğu araç, Bulgaristan gümrük memurlarının önünde, ithalatı yasak ve kısıtlamalara tabi olan malları taşımadıklarını beyan etti. Araç, detaylı bir gümrük muayenesinden geçirildi.
İlginizi Çekebilir
Gümrük görevlileri, sürücü koltuğunun arkasındaki yolcu valizinde kıyafet ve kişisel eşyalar yerine, yüzük, kolye, küpe, bilezik ve madalyon gibi sarı ve beyaz metallerden yapılmış çok sayıda paket buldu. Araçta yolcu koltuğunun önündeki bir diğer kumaş çantada da sarı ve beyaz metallerden yapılmış takılar bulundu. Uzman incelemesine göre, eşyaların bir kısmı 654,90 gram 14 ayar altından, bir kısmı 11 kilo 174 kilogram 925 ayar gümüşten yapılmış takıların araç sürücüsüne ait olduğu tespit edildi.

İkinci vakada, Türk plakalı bir otobüste bir yolcunun üzerinde altın takılar bulundu. Sürücü ve 18 yolcunun Türkiye’den Bulgaristan’a seyahat ettiği araç, saat 09.00’da kontrol noktasına ulaştı. Yolculardan biri olan Türk vatandaşı üzerinde kişisel arama yapıldı. Adamın belinde, içinde altın takılar bulunan gizli paketler bulunan bir kemerde ağırlığı 813 gram olan 14 ayar altın bulundu.
Kaçak mallara el konulurken, olayla ilgili olarak Haskovo Bölge Savcılığı gözetiminde soruşturmayı yürüten gümrük müfettişleri tarafından cezai işlem başlatıldı.
‘Şifalı’ denilen suya giren yaşlı çift can vermişti! Korkunç detay: Daha önce de 8-10 kişi öldü…

Öğretmenler dikkat: İller Arası İsteğe Bağlı Yer Değişikliği başvuruları başlıyor

Öğretmenler dikkat: İller Arası İsteğe Bağlı Yer Değişikliği başvuruları başlıyor

Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerin iller arası isteğe bağlı yer değişikliği başvurularının başladığını duyurdu. Öğretmenler, MEBBİS üzerinden tercihlerini kaydederek başvuru sürecini tamamlayabilecek. Başvuruların yoğunluğuna bağlı olarak sistemde geçici yavaşlamalar yaşanabileceği için bakanlık, öğretmenleri işlemlerini zamanında yapmaları konusunda uyardı.
İlginizi Çekebilir
Milli Eğitim Bakanlığı kadrolarında görev yapan öğretmenler, 3-5 Eylül tarihleri arasında MEBBİS üzerinden iller arası isteğe bağlı yer değiştirme başvurusu yapabilecek. Atama işlemleri 5 Eylül tarihinde gerçekleştirilecek.
Ataması gerçekleştirilen öğretmenlerin ilişik kesme işlemleri ise 8 Eylül 2025 tarihinde tamamlanacak.
Atama işlemi, başvurunun son günü olan 5 Eylül 2025 tarihinde gerçekleştirileceğinden başvuru ekranı 5 Eylül’de Saat 13.00’da kapanacak.
Yer değişikliği başvurusu yapacak öğretmenler, öncelikle MEBBİS’e giriş yaparak ilgili başvuru ekranından tercihlerini kaydetmeleri gerekiyor. Başvuruların yoğunluğuna bağlı olarak sistemde geçici yavaşlamalar yaşanabileceği için MEB, öğretmenleri süreci zamanında tamamlamaları konusunda uyardı.
Başvuru Takvimi Özetle:

Başvuru Tarihleri: 3-5 Eylül 2025
Atama İşlemleri: 5 Eylül 2025
İlişik Kesme İşlemleri: 8 Eylül 2025
Başvuru Ekranı Kapanış Saati: 5 Eylül 2025, 13.00

İller arası isteğe bağlı yer değişikliği, öğretmenlerin hem kişisel hem de ailevi nedenlerle çalışma şehirlerini değiştirebilmelerine olanak tanıyor.
Avukat Mücahit Birinci, hakkında başlatılan soruşturma kapsamında ifadeye çağrıldı

Son dakika! Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yönünü Ankara'ya dönen kazanacak

Son dakika! Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yönünü Ankara’ya dönen kazanacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle; Sizlerien kalbi duygularımla hürmetle sevgiyle selamlıyorum.Sizlerin şahsında Hakkari’den Edirne’ye, Muğla’dan Kars’a, Hatay’dan Sinop’a, 81 ilimizdeki 86 milyon vatandaşımızın tamamına selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.
İlginizi Çekebilir
İsrail’in barbar saldırıları altında hayat ve haysiyet mücadelesi veren Gazzeli, Filistinli kardeşlerimizi selamlıyorum. Kendilerine dayanışma mesajlarımızı iletiyorum.
Dün Ahlat’ta gençlerimizle de hasret giderdik. Kubbetü’l-İslam’ın o ferah ve vakur iklimini doya doya teneffüs ettik. Ardından kabine toplantımızı, Cumhurbaşkanlığı Ahlat Külliyemizde gerçekleştirdik. Akabinde milletimize yine Ahlat’tan seslendik.
Bugün de sizlerle birlikte o müstesna zaferin 954. yıl dönümünde Malazgirt’teyiz. Bu meydanı hınca hınç doldurarak heyecanımıza ortak olan siz kıymetli kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Gençler, dünyaya “Biz buradayız ve kıyamete kadar da burada olacağız” mesajını en güçlü şekilde verdiğimiz Malazgirt Zaferi’nin 954. yılı mübarek olsun. Büyük komutan Sultan Alparslan ve yiğit askerlerinin, gazilerin, akıncı birliklerinin, o kahraman ordunun her bir neferinin aziz ruhları şad olsun.
Kıymetli kardeşlerim, zaferin müjdecisi olan o kutlu günde, İslam coğrafyasının dört bir ucundaki camilerde minberlerde şu hutbe irad ediliyordu:
“Allah’ım, İslam’ın sancağını yükselt ve Alparslan’a yardım et. Onun niyet ve azmini başarıyla neticelendir. O nasıl senin çağrına uyup dininin korunmasına rehavet göstermeden emrine uymuş ve düşmanlarına bizzat karşı koyarak geceyi gündüze katmışsa, sen de ona zafer kısmet eyle. Dileklerinde ona yardımcı ol. Kaza ve kaderini onun için tecelli ettir.”
Sultan Alparslan, 26 Ağustos Cuma namazını eda ettikten sonra, kefen niyetine giydiği beyaz elbisesiyle ordusunun huzuruna çıkmış ve gaza erlerine şu tesirli sözlerle hitap etmişti: “Ey askerlerim ve komutanlarım, daha ne zamana kadar biz azınlıkta, düşman çoğunlukta olmak üzere böyle bekleyeceğiz? Ben bizzat, Müslümanların minberlerde bizim için dua ettikleri bu saatte düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek, arzu ettiğimiz sonuç hasıl olacaktır. Aksi takdirde, şehit olarak cennete gideceğiz.”
“SULTAN ALPARSLAN’I VE ORDUSUNU BUGÜN BİR KEZ DAHA YAD EDİYORUZ”
Atının kuyruğunu bağlayıp düşmanın üstüne korkusuzca atılan Sultan Alparslan’ı ve ordusunu bugün bir kez daha kemali hürmetle yad ediyoruz. Ahlat ve Malazgirt önlerindeki ilk akınlardan, fethin ilk günlerinden bugüne vatan için, bayrak için, millet ve ümmet için canlarını feda eden şehit ve gazilerimizin tamamına Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyoruz.
Değerli kardeşlerim, sevgili gençler; Malazgirt’te düşmanı bozguna uğratan, Anadolu’nun cümle kapısını ardına kadar açan o güçlü irade, bugün işte buradadır.
Şu anda Malazgirt’teki gazilerin Allah adına ant içtikleri minberin önünde ve Allah’a yükselen ellerin üstünde, minberdeki yeşil perdenin harp meydanlarından gelen rüzgarla kabardığını adeta görür gibiyim. Merhum Nurettin Topçu üstadımızın işte bu sözlerle tarif ettiği o güçlü ruh, bugün hamdolsun Malazgirt Meydanı’ndadır. Malazgirt’te omuz omuza destan yazan kahramanların, uğruna hayatlarını feda ettikleri mukaddes değerler işte buradadır.

Türk’üyle, Kürd’üyle, Arap’ıyla, Sünnisi ve Alevisiyle Anadolu’nun gönül harcını muhabbetle yoğuran kurucu irade bugün buradadır.Asırlar boyunca yeryüzüne nizam vermiş İlahi Kelimetullah’ı bu davayı müdafaa etmişti.O sarsılmaz inanç bugün hamdolsun buradadır.
Şunu özellikle ifade etmek istiyorum.Sultan Alparslan’ın zaferini Selahaddin Eyyubi ve ordusuyla buluşturan Sultan Fatih’in emanetini Yavuz Sultan Selim’e ulaştıran işte bu imandır.
Galatasaray’da Barış Alper Yılmaz’ın alternatifi İngiltere’den! Hem forvet hem de 10 numara
“HER TÜRLÜ SABOTAJA RAĞMEN YENİDEN BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİN ÇIRPINIYORUZ”
Şimdi bakınız, değerli kardeşlerim, millet olarak bundan 954 yıl önce Malazgirt Ovası’nda yazılan kahramanlık destanından aldığımız cesaret ve özgüvenle istikbale yürüyoruz. Ecdadın mübarek kanlarıyla bizlere vatan eylediği bu toprakları ebedi yurdumuz olarak muhafaza etmek için var gücümüzle çalışıyoruz.
Her türlü engele, her türlü engellemeye ve her türlü sabotaja rağmen yeniden büyük ve güçlü Türkiye için, kelimenin tam anlamıyla, çırpınıyoruz.
Şunu burada samimiyetle ifade etmek isterim: Bugün, bekası söz konusu olduğunda hiçbir güce boyun eğmeyen bir Türkiye’de yaşıyoruz. Bugün, kendi vatandaşlarıyla birlikte mazlum ve mağdurların da umudu hâline dönüşen bir devlete sahibiz.
Bugün, Filistin davasına her platformda tüm imkânlarıyla sahip çıkan, İsrail’in alçak zulümleri karşısında Gazzeli kardeşlerini asla yalnız bırakmayan bir ülkemiz ve hükümetimiz var.
Mektup diplomasisiyle, telefon görüşmeleriyle, uluslararası toplantılarla ve 102 bin tonu aşan yardımlarımızla Gazze’nin hakkını ve hukukunu en güçlü şekilde savunuyoruz.
İlginç araştırma! Ebeveynlerin isim tercihi: Artık kimse bu adı koyamıyor
“EMEKLERİN NETİCELERİNİ ALACAĞIMIZ BİR SÜRECİN İÇİNDEYİZ”
Kim ne derse desin, bize ve milletimize yakışan tavır neyse, eğilmeden, bükülmeden ve hiç kimseden çekinmeden yerine getiriyoruz.
Sevgili kardeşlerim, şimdi bütün bu emeklerin neticelerini alacağımız bir sürecin içindeyiz.
Milletimizin fertleri arasına örülen fitne duvarlarını tamamen yıkmak için başlattığımız “Terörsüz Türkiye” sürecinde, hamdolsun, kısa sürede önemli mesafe katettik.
Kandan ve çatışmadan beslenen çevrelerin süreci kundaklama çabalarına rağmen, tüm kurumlarımız çalışmalarını, birlikten ve sonsuz kardeşliğe hedefiyle, adeta bir kuyumcu titizliğiyle sürdürüyor.
Milletimizde yürütülen çalışmaları, dikkatli olduğu kadar son derece umutlu bir yaklaşımla yakından takip ediyoruz.

“YÖNÜNÜ ANKARA’YA DÖNEN KAZANACAK”
Kimin sürece samimiyetle destek verdiği, kimin de alakasız gündemlerle süreci zehirleme gayretinde olduğu, milletimiz tarafından not ediliyor. Şurası bir gerçek ki, Türkiye terör meselesini tamamen çözme yönünde yol aldıkça, saldırı, sabotaj ve tuzaklar da artacaktır. Bunu kimi zaman yalan ve dezenformasyonla yapacaklar, kimi zaman toplumun hassasiyetlerini kaşıyarak yapacaklar. Kimi zaman insanlarımız arasında korku yayarak yapacaklar. Kimi zaman yurt içi ve yurt dışındaki ajanlarını kullanarak yapacaklar. Kimi zaman da sureti akden görünerek yapacaklar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, bu sefer başaramayacaklar.
Allah’ın izniyle, milletimizin desteğiyle oluşan umut havasının önünde bu defa kimse duramayacak. Ayrılıktan, bölünmüşlükten, kardeşler arası nifaktan yıllarca rant ve çıkar devşirenler inşallah bu sefer kazanamayacak.
Değerli kardeşlerim, şunu sizlerle birlikte aziz milletimin de çok iyi bilmesini arzu ediyorum: Biz hepimiz, 86 milyon olarak, tarihin, kültürün, ortak medeniyetimizin ve inançlarımızın bir araya getirdiği büyük bir aileyiz.
ABD’li siyasetçiden İslam’a alçak saldırı! Kur’an-ı Kerim yakıp, Müslümanlara tehditler savurdu
Ayrı milletin ferdi değiliz; hepimiz aynı bayrağın, aynı gök kubbenin altında yaşıyoruz.Unutmayın, hepimize yer vardır. Rengini şehitlerimizin kanından alan bu bayrak bizim. Her karış toprağın altında bir yiğit yatan bu cennet vatan bizim. Bu ülke bizim. Hepimizin. 86 milyonun her bir ferdinin. Türkiye’miz aynı zamanda, sınırlarımızın ötesindeki kardeşlerimizin başı dara düştüğünde sığınacağı en güvenli limandır.
Bakınız, bunu Irak’ta gördük. Bunu 14 yıl boyunca komşumuz Suriye’de gördük. Bunu daha önce Balkanlar’dan Kafkasya’ya, gönül coğrafyamızın birçok köşesinde gördük. Yarın da zulme uğrayanların, ötekileştirilenlerin, baskı görenlerin, ölümle burun buruna gelenlerin eman yurdu yine Türkiye ve Türk milleti olacaktır.
Dolayısıyla Suriye’deki tüm kardeş halklar gibi Kürtlerin de güvenliğinin, huzurunun ve esenliğinin teminatı Türkiye’dir. Yönünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacak; kardeşlik ve komşuluk hukukunu gözetenler kazanacak. Kıblesini şaşırıp kendilerine yeni yabancı patronlar arayanlar ise elinde sonunda kaybedecek.
“KILIÇ KININDAN ÇIKARSA KALEME KELAMA YER KALMAZ”
Tekrar ediyorum. Kılıç kınından çıkarsa kaleme-kelama yer kalmaz. Biz, tüm bölgemizde kalıcı barışın tesisinden yanayız. Biz, sorunların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesinden yanayız.
Kimse unutmasın: Türkler, Araplar, Kürtler olarak bu coğrafyada kıyamete kadar hep beraber yan yana yaşayacağız. Müslüman kanından beslenenler tarih sahnesinden çekildikten sonra bile biz yine burada olacağız. Unutmayın, Malazgirt’te olacağız.
Sultan Alparslan’ın, Selahattin Eyyubi’nin evlatları olarak Türkiye, 100 yılını, önce büyük ve güçlü Türkiye’yi, ardından Terörsüz Türkiye’yi ve sonra terörsüz bölgeyi gönül gönüle vererek, el birliğiyle gerçeğe dönüştüreceğiz. Ayrılık türküleri değil, inşallah kardeşlik türküleri söyleyeceğiz.
Kayıplarımızın arkasından ağıtlar yakmayacak, ortak başarılarımızın zafer marşlarını hep beraber coşkuyla terennüm edeceğiz. Terörün, kanın, gözyaşının ve ayrılığın karşısındaki her bir vatandaşımızdan bu çalışmalarımıza destek olmasını özellikle bekliyorum. Ve bu milletin bu günlere gelmesinde emeği geçen başta komutanlarımızı, Mehmetlerimizi hayırla yâd ediyorum. Rabbim hepimizin yar ve yardımcımız olsun diyorum.

Özel temsilci Barrack, yarı özerliklik hedefini açık etti: ABD’den Suriye’de rota değişikliği sinyali…

Reklam
Avukat Mücahit Birinci, hakkında başlatılan soruşturma kapsamında ifadeye çağrıldı

Avukat Mücahit Birinci, hakkında başlatılan soruşturma kapsamında ifadeye çağrıldı

CHP lideri Özgür Özel partisinin genel merkezinde yaptığı açıklamada, AK Parti MKYK üyesi ve Avukat Mucahit Birinci’nin İBB’ye yönelik “yolsuzluk” iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Murat Kapki’yi 31 Temmuz günü cezaevinde ziyaret ettiğini ve bu görüşmede Kapki’nin önüne 1,5 sayfalık bir ifade tutanağını koyduğunu ve ‘bunu imzalayacaksın, üstüne de 2 milyon dolar vereceksin, buradan tıpış tıpış çıkıp gideceksin.’ dediğini iddia etmişti.
Özel’in bu iddiaları üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Murat Kapki ile Avukat Mücahit Birinci arasında cezaevinde gerçekleştirdiği belirtilen görüşme süreci ve içeriğinin araştırılması için re’sen soruşturma başlatmıştı.
Murat Kapki avukat Birinci’yle cezaevindeki görüşmesine ilişkin ifade verdi
SORUŞTURMA İZNİ VERİLDİ
Savcılık, Mücahit Birinci avukat olduğu için Adalet Bakanlığı’ndan soruşturma izni istenmişti, geçtiğimiz hafta ise Bakanlık Mücahit Birinci için soruşturma izni verdi. Bu gelişmeler yaşanırken de AK Parti Mücahit Birinci’yi disipline sevk etti. Birinci de bunun üzerine partisinden istifa etti.
Adalet Bakanlığı’ndan Mucahit Birinci’ye soruşturma izni
POLİS EŞLİĞİNDE GETİRİLECEK
Tüm bu gelişmelerin ardından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Mücahit Birinci’nin şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmak üzere savcılıkta hazır edilmesi için İstanbul Emniyet Müdürlüğüne yazı yazdı. Birinci polis eşliğinde ifadesinin alınması için adliyede hazır edilecek….

6 bin yıllık tapınakta tüyler ürperten keşif! İnsan kemikleri ve kanları ile ritüel detayları çıktı

6 bin yıllık tapınakta tüyler ürperten keşif! İnsan kemikleri ve kanları ile ritüel detayları çıktı

Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinesinde İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Elazığ Müze Müdürlüğü tarafından Tadım köyünün merkezindeki kale ve höyükte arkeolojik kazılar iki yıldır devam ediyor. Yaklaşık 210 metre uzunluğa, 160 metre genişliğe ve 35-40 metre yüksekliğe sahip olan Tadım Kalesi ve Höyüğünde çalışmalar sürüyor.
İlginizi Çekebilir
Kale kazılarında, daha önce 6 bin yıllık tapınak, sunak, kan oluğu ve dört adet podyum gün yüzüne çıkarılmıştı. Çalışmalarda son olarak sunak ve kan oluğu çevresinde insan ile hayvan kemikleri bulundu. Arkeolog Ergün Demir, bu kez sunak çevresinde yapılan kazılarda çok sayıda insan ve hayvan kemiği ile insan dişlerine rastlandığını belirterek, alanın geçmişte dini törenler ve kurban ritüelleri için kullanıldığını vurguladı.

“GENELDE TANRILARINA HAYVAN VE İNSAN KURBAN EDİYORLARDI”
Tapınak olarak düşündükleri bölgede sunum alanları ve 4 adet podyum olduğunu ifade eden arkeolog Ergün Demir, ” 81 no’lu açmanın içerisinde bir sunak ve sunağa ait bir kan oluğu sağlam bir şekilde gün yüzüne çıkarıldı. Sunak çevresinde yapılan kazılarda insan ve hayvan kemikleri, insan dişleri bol miktarda bulundu. Bu noktalarda genelde tanrılarına hayvan ve insan kurban ediyorlardı” dedi.
İstanbul’un ortasında Bizans’ın dev sırrı: ‘Burası yön bilgisi olarak kullanılıyor’…

'Dünyada tek, ikincisi yok, satın aldım, Türkiye'ye getirdim'

‘Dünyada tek, ikincisi yok, satın aldım, Türkiye’ye getirdim’

İstanbul’da yaşayan 35 yaşındaki Özçiçek, 12 yaşından beri özel seri, tasarım ve imzalı arabaları satın alarak binlerce oyuncak biriktirdi.
Şehir şehir, ülke ülke gezerek oluşturduğu koleksiyonunu, kendisinin işlettiği oyuncakçıda özel bir alanda sergileyen Özçiçek, çocuklukta başlayan araba tutkusunu AA muhabirine anlattı.
Özçiçek, araba tutkusunun küçükken ona hediye edilen bir oyuncak arabayla başladığını belirterek, “Hediye edilen arabanın rengi, modeli, görüntüsü çok hoşuma gitmişti. Dedim ki ‘Bununla oyun oynanmaz.’ Arabayı sarıp sarmalamaya başladım. Sonra onun yanına bir tane daha araba ekledim. Bir iki ekledikten sonra, yap boz kutusundan bölmeli bir kutu yaptım, arabalarımı içine koydum.” dedi.

Herkes onu sırt çantasında taşıdığı oğlakla tanıdı! O çobandan yürek ısıtan davet
“ANNEM BİR HAFTA BOYUNCA NAMAZINI KILARSAN BEŞLİ PAKET ALABİLİRSİN DİYEREK TEŞVİK EDİYORDU”
Annesinin oyuncak araba konusunda desteklerine değinen Özçiçek, “Annem o zamanlar bir hafta boyunca namazını kılarsan beşli paket alabilirsin diyerek beni hem namaza hem de oyuncak arabalara teşvik ediyordu. Bir bayram sabahı da 48’li araba için plastik kutu aldı bana. O kutuyla koleksiyon başladı. Sonra o kutunun üstüne kendim kutular ve modeller ekledim.” diye konuştu.
Özçiçek, koleksiyonuna eklemek istediği model arabalar için çok sık yurt dışındaki fuarları gezdiğini, Türkiye’den de çok fazla araba satın aldığını aktararak, koleksiyonundaki en değerli parçanın aile içindeki her bir ferdin adının yazıldığı özel tasarım araba serisi olduğunu anlattı.
Musa Özçiçek, 2 bini aşkın oyuncak arabanın yer aldığı koleksiyonunun hem maddi hem de manevi değeri olduğunu belirterek, “Benim için manevi olarak en değerli olanlar kızımın doğumuyla hediye edilen bu 5 arabalık seri. Custom deniyor onlara, yani birinin aside yatırıp boyasını çıkarıp, ondan sonra tamamen size özel bir ürün üretmesi. Şu an maddi olarak tanesi 2 bin, 3 bin, 4 bin dolar tutarında başka arabalar olmasına rağmen benim için en değerlisi ailem için yapılan tasarımlar.” ifadelerini kullandı.

KOLEKSİYONDA AYRIM YOK, DOSTLUK VAR
Türkiye’de ve dünyada bir araya geldikleri koleksiyoncularla takım, din ve memleket ayrımı olmadan ​​​​​​​sohbet ettiklerini söyleyen Özçiçek, “Bir ayrımımız yok, sen ucuz, sen pahalı modelleri topluyorsun diye. Bu da çok güzel bir arkadaş ortamına sebep oluyor. Şu an 81 ilde hatta yurt dışında birçok yerde arkadaşlarımız var.” dedi.
Konya’nın ardından şimdi de Karaman! Tarlada fark etti: Sayı 600’ü buluyor

Arabaların üretim sayısının azlığı, bazen de limit numaralarının koleksiyon yapanlar için önemli olduğunu dile getiren Özçiçek, kendisinin de imzalı modelleri çok sevdiğini anlattı.
Fuarlarda aldığı arabalardan ve anılarından bahseden Özçiçek, “Bir fuarda araba tasarımcısıyla denk geldik. Onun özel bir kutusu vardı, onu imzaladı. Sonra kutunun üzerine arabanın ilk çıktığı senesindeki eskizini çizdi. Benim için özel bir kutu oldu. Çok almak isteyen oluyor ama diyorum ki o benim için özel, satılma gibi bir ihtimali yok.” diye konuştu.
Özçiçek, Endonezya, Malezya, Brezilya, Portekiz, Japonya, Hong Kong ve ABD gibi birçok ülkeye giderek araba fuarlarına katıldığını ve koleksiyonuna yeni modeller eklediğini söyledi.

Koleksiyonundaki imzalı plakanın çok değerli olduğunu anlatan Özçiçek, şöyle devam etti:
“İmzalı ürün olarak bir model araba üreticisinin fuarında tek bir tane plakası vardı. O plakayı 2011’de bir kişi satın aldı. Sonra birçok fuara gezdirerek imza topladı. Plakanın üstü imza dolu. O plaka dünyada tek, ikincisi yok. Satın aldım, Türkiye’ye getirdim. Koleksiyonumda ürün adedi ve maddi açıdan en değerli olan parça 48 limitli R34 diye bilinen bir araba var. Üç modelin en değerli olanı bendeki. Dünyada sadece 48 tane var, o oyuncak arabadan. İkincisini bulmam da mümkün değil şu an. Onun için koleksiyonuma sakladım. O maddi değeri en yüksek olan, manevi değeri en yüksek olan zaten ailemle alakalı olan modeller.”

Reklam