BIST 100
14.446,42 3,64%
DOLAR
46,2812 0,03%
EURO
53,7091 0,31%
GRAM ALTIN
6.478,73 3,21%
FAİZ
41,76 -2,36%
GÜMÜŞ GRAM
105,20 3,91%
BITCOIN
66.815,00 4,45%
GBP/TRY
62,1993 0,22%
EUR/USD
1,1600 0,28%
BRENT
83,11 -4,83%
ÇEYREK ALTIN
10.592,72 3,21%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
31 °
Reklam

HABER

Ceyda'nın katiline indirim sonrası bakanlık harekete geçti

Ceyda’nın katiline indirim sonrası bakanlık harekete geçti

İzmir’de polis ekipleri, 20 Ağustos 2020’de saat 01.00 sıralarında, Barbaros Mahallesi 5218’inci Sokak’ta yaşayan kaynak ustası Serkan Dindar’ın zemin kattaki dairesinden tartışma ve cam kırılma sesleri geldiği ihbarını aldı. Adrese giden polis, daireye girdiğinde Ceyda Yüksel’i ölü buldu. Yüksel’in sağ kolunun kopma derecesinde kesildiği ve vücudunda cam kesikleri bulunduğu belirlendi. Otopsinin ardından Ceyda’nın cenazesi, İstanbul’da toprağa verildi. Gözaltına alınan ve alkollü olduğu belirlenen Dindar, olayı hatırlamadığını söyledi. Sevk edildiği adliyede çıkarıldığı hakimlik tarafından tutuklanan Dindar’ın, ‘Yaralama’ ve ‘Trafiği tehlikeye sokma’ suçlarından da sabıkalı olduğu ortaya çıktı.
İlginizi Çekebilir
‘HAKSIZ İNDİRİMİ’ UYGULANDI
Ceyda Yüksel’in, Serkan Dindar ile sosyal medyada aynı gezi ve kamp sayfalarını takip ettiği, ikilinin böylelikle tanışıp, sık sık çok sevdikleri köpeklerden sohbet ettikleri belirlendi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma sonunda Dindar hakkında ‘Kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası istemiyle dava açtı. İzmir 6’ncı Ceza Mahkemesi’ndeki yargılama sonucunda mahkeme heyeti, sanığı ‘Kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasına çarptırdı, ardından ‘haksız tahrik’ indirimi uygulayıp, Dindar’ın cezasını 18 yıl hapse indirdi. Mahkeme heyeti, sanığa ‘Uyuşturucu madde ticareti yapmak’ suçundan ceza vermedi.
GEREKÇELİ KARAR
Gerekçeli kararda; Ceyda Yüksel’in, Dindar’ın cinsel ilişki teklifini reddetmesi nedeniyle gece eve dönerken sokakta tartışma yaşadığı, çevredekilerin ifadelerinden yola çıkarak tartışmanın evin içinde sürdüğünün altı çizildi. Sanık Dindar’ın kapıldığı tahrikin etkisiyle Yüksel’i evin salon kapısının camını kıracak şekilde tutup, kapıya vurduğu belirtildi. Dindar’ın, Yüksel’in hayati öneme sahip organ ve damarlarının bulunduğu baş ve göğüs bölgesini cam kırıklarının olduğu kapı boşluğuna sokup, geri çektiği eyleminin ve kastının öldürme sonucuna yöneldiği aktarıldı. Dindar hakkında tahrik altında suçu işlediği, kapıldığı elem ve öfkenin niteliği ve boyutu dikkate alınarak da ‘haksız tahrik’ indirimi uygulandığına vurgu yapıldı.
İstanbul Boğazı’nda kayboldu! Rus yüzücünün eşinden açıklama geldi
İSTİNAF VE YARGITAY CEZAYI ONADI
Öte yandan Dindar’a uyuşturucu kullandığını teyit etmesi, uyuşturucu ticareti yaptığı anlaşılan S.S. hakkında elverişli bilgiler vermesi nedeniyle ‘Uyuşturucu madde ticareti yapma ve sağlama’ suçundan ceza verilmediği bildirildi. Yerel mahkemenin kararı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi’nde oy birliğiyle onandı. Daha sonra Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, sanık hakkında verilen ‘haksız tahrik’ indiriminde isabetsizlik görülmediğine kanaat getirip, kararı onadı.
BAKANLIKTAN İTİRAZ
Yargıtay’ın kararının ardından dosyayla ilgili bir gelişme daha yaşandı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın talimatıyla bakanlık, Serkan Dindar’a verilen ve Yargıtay’ın ‘haksız tahrik indirimi’ uygulayarak onadığı cezaya karşı harekete geçti. İzmir 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya müdahil olan bakanlık, Yargıtay’ın cinsel ilişkiyi reddetmeyi haksız tahrik nedeni sayan ve bu gerekçeyle cinayet sanığına ceza indirimi uygulanmasını onaylayan karara temyiz aşamasında itiraz etti. İtirazda; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da aynı gerekçeyle bozulması talep edilen kararın, Yargıtay ilgili dairesince incelenerek bu haliyle onandığı belirtildi. Bakanlık, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Ceza Muhakemesi Kanunu 308’inci maddesinde düzenlenen ‘Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi’ kapsamında dosyanın Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesi için başvuruda bulundu.
ABD’li siyasetçiden İslam’a alçak saldırı! Kur’an-ı Kerim yakıp, Müslümanlara tehditler savurdu
‘TEŞEKKÜR EDİYORUM’
İtirazın ardından konuşan Ceyda’nın annesi Filiz Demiral, “Kızımın yasını tutamadım. Onun vefatının ardından hukuk mücadelesine giriştim. Ceyda’da yaşasaydı, bunu isterdi. Sanığa verilen indirimli cezanın Yargıtay’da onanması beni adeta yıktı. Ancak Sayın Bakanın talimatıyla yapılan itiraz, bir anne olarak beni çok sevindirdi. Kendisine bir kadın ve bir anne olarak teşekkür ediyorum. Karar ne olursa olsun; Ceyda geri gelmeyecek. Ancak sanığa verilecek olan ceza, bir nebze de olsa kalbime ferahlık getirecek. Başka kadınların hayattan koparılmaması için, başka canların yitip gitmemesi için çıkacak karar oldukça önemli” dedi….

'Şifalı' denilen suya giren yaşlı çift can vermişti! Korkunç detay: Daha önce de 8-10 kişi öldü

‘Şifalı’ denilen suya giren yaşlı çift can vermişti! Korkunç detay: Daha önce de 8-10 kişi öldü

Olay, 23 Ağustos tarihinde Orta ilçesine bağlı Derebayındır köyünde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, İbrahim (75) ve Şerife Akkoç (80) çifti, hemoroit gibi çeşitli hastalıklara iyi geldiği iddia edilen ve halk arasında ‘hışıldak’ olarak adlandırılan kaynak suyuna girdi.
İlginizi Çekebilir
Suyun içinde bir süre oturan çiftçin hareketsiz kaldığını gören vatandaşlar, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, çiftin hayatını kaybettiğini belirledi. AFAD tarafından yapılan incelemelerde, suyun çıktığı alandaki oksijen seviyesinin yetersiz olduğu belirlendi. Yaşanan olayın sudaki kükürt seviyesinin fazla olmasından kaynaklanabileceği de değerlendiriliyor.
Bolu için zaman daralıyor! Sadece 3,5 aylık su kaldı
Olayda hayatını kaybeden çiftin cenazeleri ise otopsi işlemlerinin ardından Derebayındır köyünde toprağa verildi.
“BURADA DAHA ÖNCEDEN DE 8-10 KİŞİ ÖLMÜŞ”
Daha önce aynı su sebebiyle ölümlerin gerçekleştiğini söyleyen vatandaşlardan Süleyman Demirbağ, “Kendim Ortalıyım. Şu anda bulunduğumuz yer Derebayındır köyü. Burada halk arasında ‘hışıldak’ olarak bilinen şifalı bir su vardı. Maalesef iki kişiyi su yüzünden kaybettik. Bu bölgede kükürtlü bir su çıkıyordu, çeşitli hastalıklara ve çocuğu olmayanlara iyi geliyordu. Bu suyun da çok ziyaretçisi oluyordu. Ben bilmiyorum ama söylenilenlere göre burada daha önceden de 8-10 kişi ölmüş. Burası yaşanan olaydan sonra kullanıma ve ziyarete kapatıldı. Burasının kapatılması iyi oldu, vatandaşlar sağlık ararken canından oluyordu” dedi.

ABD’li siyasetçiden İslam’a alçak saldırı! Kur’an-ı Kerim yakıp, Müslümanlara tehditler savurdu…

Reklam
İstanbul Boğazı'nda kayboldu! Rus yüzücünün eşinden açıklama geldi

İstanbul Boğazı’nda kayboldu! Rus yüzücünün eşinden açıklama geldi

İstanbul Boğazı’nda 24 Ağustos’ta 81 ülkeden 2 bin 820 sporcunun katılımıyla gerçekleştirilen yarışa katılan Rus yüzücü Nikolai Andreevich Svechnikov’un karaya çıkamadığının anlaşılması üzerine ekiplerce başlatılan arama çalışmaları 3’üncü gününde de sürüyor.
İlginizi Çekebilir
Deniz polisi ve sahil güvenlik ekiplerince, Rus sporcuyu aramak için yarışın gerçekleştiği Kanlıca-Kuruçeşme alanı başta olmak üzere Boğaz’da detaylı arama yapılıyor.
Öte yandan Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının, Rus sporcunun kaybolmasına ilişkin başlattığı soruşturma sürüyor.
SAVCILIK KAMERA KAYITLARINI İSTEDİ
Soruşturma kapsamında savcılık, Sarıyer Kolluk Destek Tim Komutanlığına gönderdiği yazıda, Svechnikov’un kimlik ve adres bilgisinin tespit edilmesinin yanı sıra yarış sırasında alınan görüntüler ile gereken tüm kamera kayıtlarının toplatılıp gönderilmesini istedi.
ABD’li siyasetçiden İslam’a alçak saldırı! Kur’an-ı Kerim yakıp, Müslümanlara tehditler savurdu
Kaybolan Rus sporcunun yakınlarının tespit edilerek mağdur sıfatıyla ifadelerinin alınmasını talep eden savcılık, Svechnikov’u tanıyan ve aynı yarışma organizasyonunda yer alan kişilerin de belirlenip bilgi sahibi sıfatıyla beyanlarının alınması talimatını verdi.
Savcılık, otel ve hastane kayıtlarının araştırılarak kaybolan sporcuya dair herhangi bir kayıt girişi olup olmadığının da araştırılmasını talep etti.
Yunan basınından çarpıcı itiraf: Türkiye, Yunanistan’ı haritadan siliyor, Doğu Akdeniz’in hakimi oluyor!
YÜZÜCÜNÜN EŞİ SOSYAL MEDYADA YARDIM İSTEDİ
Sporcunun eşi Antonina, kocasını Boğaz kıyılarında karadan da aramayı planlıyor ancak Izvestiya’nın haberine göre yeterince insan bulunmadığı için sosyal medya üzerinden gönüllü toplamaya çalışıyor. Eşinin özelliklerini “Siyah, kolsuz bir mayo giymişti ve üzerinde 2554 numarası bulunan yeşil bir bone takıyordu” diye tarif eden genç kadın ekledi:
“Yardımınızı rica ediyorum! Eğer Boğaz kıyısına yakın olanlar varsa, boğazın iki yakasında da lütfen kocamı arama çalışmalarına katılın. Yardımınız için çok minnettar olacağım.”
Dünya yüzme rekortmeni Nikolay Skvortsov da sporcunun akıntıya kapılmış olabileceğini ileri sürdü.
Kaybolan yüzücünün eşi ise Svechnikov’un tüm yüzüşüne dair video kaydı talep edeceğini söyledi. Ayrıca savcılığa başvuracağını ve aramalarda hangi kuvvetlerin yer aldığını gösteren konsolosluktan yazılı bir rapor almayı planladığını belirtti. Kaybolan yüzücünün bir diğer akrabası Alena da daha önce dalgıçların aramalara başladığını aktarmıştı.
Avukat Mücahit Birinci, hakkında başlatılan soruşturma kapsamında ifadeye çağrıldı…

Reklam
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yönünü Ankara'ya dönen kazanacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yönünü Ankara’ya dönen kazanacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Malazgirt’te omuz omuza destan yazan kahramanların uğruna hayatlarını feda ettikleri mukaddes değerler işte buradadır. Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı, Sünnisi ve Alevisi ile Anadolu’nun gönül harcını muhabbetle yoğuran kurucu irade bugün buradadır.” dedi.
İlginizi Çekebilir
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Okçular Vakfınca Malazgirt Milli Park Alanı’nda düzenlenen Malazgirt Zaferi’nin 954. Yıl Dönümü Kutlama Programı’na katıldı.
Buradaki konuşmasında, dün Ahlat’ta gençlerle hasret giderdiklerini, Ahlat Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısının ardından millete seslendiklerini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bugün de sizlerle o müstesna zaferin 954. yıl dönümünde Malazgirt’teyiz. Bu meydanı hıncahınç doldurarak heyecanımıza ortak olan kıymetli kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Dünyaya, ‘biz buradayız ve kıyamete kadar da burada olacağız’ mesajını en güçlü şekilde verdiğimiz Malazgirt Zaferi’nin 954. yılı mübarek olsun. Büyük komutan Sultan Alparslan ve yiğit askerlerinin, gazilerin, akıncı birliklerinin, o kahraman ordunun, her bir neferinin aziz ruhları şad olsun.
Zaferin müjdecisi olan o kutlu günde İslam coğrafyasının dört bir ucundaki camilerde, minberlerde şu hutbe irat ediliyordu, ‘Allah’ım, İslam’ın sancağını yükselt ve Alparslan’a yardım et. Onun niyet ve azmini başarıyla neticelendir. O nasıl senin çağrına uyup dininin korunmasına rehavet göstermeden, emrine uymuş ve düşmanlarına bizzat karşı koyarak geceyi gündüze katmışsa, sen de ona zafer kısmet eyle. Dileklerinde ona yardımcı ol. Kaza ve kaderini onun için tecelli ettir.’ Sultan Alparslan, 26 Ağustos günü cuma namazını eda ettikten sonra kefen niyetine giydiği beyaz elbisesiyle ordusunun huzuruna çıkmış ve gaza erlerine şu tesirli sözlerle hitap etmiştir; ‘Ey askerlerim ve komutanlarım, daha ne zamana kadar biz azınlıkta düşman çoğunlukta olmak üzere böyle bekleyeceğiz. Ben bizzat Müslümanların minberlerde bizim için dua ettikleri bu saatte düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek, arzu ettiğimiz sonuç hasıl olacaktır. Aksi takdirde şehit olarak cennete gideceğiz.’ Evet, atının kuyruğunu bağlayıp düşmanın üstüne korkusuzca atılan Sultan Alparslan ve ordusunu bugün bir kez daha kemal-i hürmetle yad ediyoruz.”
“İMANSIZ OLAN PASLI YÜREK SİNEDE YÜKTÜR”
Ahlat ve Malazgirt önlerindeki ilk akınlardan, fethin ilk günlerinden bugüne kadar vatan, bayrak, millet ve ümmet için canlarını feda eden şehit ve gazilere Allah’tan rahmet dileyen Erdoğan, şunları ifade etti:
“Malazgirt’te Rahva Ovası’nda düşmanı bozguna uğratan, Anadolu’nun cümle kapısını ardına kadar açan o güçlü irade bugün işte buradadır. ‘Şu anda Malazgirt’teki gazilerin Allah adına ant içtikleri minberin önünde ve Allah’a yükselen ellerin üstünde minberdeki yeşil perdenin harp meydanlarından gelen rüzgarla kabardığını adeta görür gibiyim.’ Merhum Nurettin Topçu üstadımızın işte bu sözlerle tarif ettiği o güçlü ruh bugün hamdolsun Malazgirt meydanındadır. Malazgirt’te omuz omuza destan yazan kahramanların uğruna hayatlarını feda ettikleri mukaddes değerler işte buradadır. Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı, Sünnisi ve Alevisi ile Anadolu’nun gönül harcını muhabbetle yoğuran kurucu irade bugün buradadır. Asırlar boyunca yeryüzüne nizam vermiş i’la-yi kelimetullahı, bu davayı müdafaa etmiş o sarsılmaz inanç bugün hamdolsun buradadır. Şunu özellikle ifade etmek istiyorum, Sultan Alparslan’ın zaferini Selahaddin Eyyubi ve ordusu ile buluşturan, Sultan Fatih’in emanetini Yavuz Sultan Selim’e ulaştıran işte bu imandır.”
“İmandır bu cevher ki ilahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek sinede yüktür” dizelerini okuyan Erdoğan, “Mevlana’da Yunus Emre’yi, Hacı Bektaş-ı Veli’yi de İdris-i Bitlisi’yi, Ahmed-i Hani’yi gören işte bu aşktır. Hazreti Ömer’i Hazreti Ali’den, Selman-ı Farisi’yi Suheyb-i Rumi’den ayırmayan o hikmetli bakış işte bu topraklarda mahfuzdur.

Galatasaray’da Barış Alper Yılmaz’ın alternatifi İngiltere’den! Hem forvet hem de 10 numara
“HER TÜRLÜ SABOTAJA RAĞMEN YENİDEN BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİN ÇIRPINIYORUZ”
Şimdi bakınız, değerli kardeşlerim, millet olarak bundan 954 yıl önce Malazgirt Ovası’nda yazılan kahramanlık destanından aldığımız cesaret ve özgüvenle istikbale yürüyoruz. Ecdadın mübarek kanlarıyla bizlere vatan eylediği bu toprakları ebedi yurdumuz olarak muhafaza etmek için var gücümüzle çalışıyoruz.
Her türlü engele, her türlü engellemeye ve her türlü sabotaja rağmen yeniden büyük ve güçlü Türkiye için, kelimenin tam anlamıyla, çırpınıyoruz.
Şunu burada samimiyetle ifade etmek isterim: Bugün, bekası söz konusu olduğunda hiçbir güce boyun eğmeyen bir Türkiye’de yaşıyoruz. Bugün, kendi vatandaşlarıyla birlikte mazlum ve mağdurların da umudu hâline dönüşen bir devlete sahibiz.
Bugün, Filistin davasına her platformda tüm imkânlarıyla sahip çıkan, İsrail’in alçak zulümleri karşısında Gazzeli kardeşlerini asla yalnız bırakmayan bir ülkemiz ve hükümetimiz var.
Mektup diplomasisiyle, telefon görüşmeleriyle, uluslararası toplantılarla ve 102 bin tonu aşan yardımlarımızla Gazze’nin hakkını ve hukukunu en güçlü şekilde savunuyoruz.
İlginç araştırma! Ebeveynlerin isim tercihi: Artık kimse bu adı koyamıyor
“EMEKLERİN NETİCELERİNİ ALACAĞIMIZ BİR SÜRECİN İÇİNDEYİZ”
Kim ne derse desin, bize ve milletimize yakışan tavır neyse, eğilmeden, bükülmeden ve hiç kimseden çekinmeden yerine getiriyoruz.
Sevgili kardeşlerim, şimdi bütün bu emeklerin neticelerini alacağımız bir sürecin içindeyiz.
Milletimizin fertleri arasına örülen fitne duvarlarını tamamen yıkmak için başlattığımız “Terörsüz Türkiye” sürecinde, hamdolsun, kısa sürede önemli mesafe katettik.
Kandan ve çatışmadan beslenen çevrelerin süreci kundaklama çabalarına rağmen, tüm kurumlarımız çalışmalarını, birlikten ve sonsuz kardeşliğe hedefiyle, adeta bir kuyumcu titizliğiyle sürdürüyor.
Milletimizde yürütülen çalışmaları, dikkatli olduğu kadar son derece umutlu bir yaklaşımla yakından takip ediyoruz.

“YÖNÜNÜ ANKARA’YA DÖNEN KAZANACAK”
Kimin sürece samimiyetle destek verdiği, kimin de alakasız gündemlerle süreci zehirleme gayretinde olduğu, milletimiz tarafından not ediliyor. Şurası bir gerçek ki, Türkiye terör meselesini tamamen çözme yönünde yol aldıkça, saldırı, sabotaj ve tuzaklar da artacaktır. Bunu kimi zaman yalan ve dezenformasyonla yapacaklar, kimi zaman toplumun hassasiyetlerini kaşıyarak yapacaklar. Kimi zaman insanlarımız arasında korku yayarak yapacaklar. Kimi zaman yurt içi ve yurt dışındaki ajanlarını kullanarak yapacaklar. Kimi zaman da sureti akden görünerek yapacaklar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, bu sefer başaramayacaklar.
Allah’ın izniyle, milletimizin desteğiyle oluşan umut havasının önünde bu defa kimse duramayacak. Ayrılıktan, bölünmüşlükten, kardeşler arası nifaktan yıllarca rant ve çıkar devşirenler inşallah bu sefer kazanamayacak.
Değerli kardeşlerim, şunu sizlerle birlikte aziz milletimin de çok iyi bilmesini arzu ediyorum: Biz hepimiz, 86 milyon olarak, tarihin, kültürün, ortak medeniyetimizin ve inançlarımızın bir araya getirdiği büyük bir aileyiz.
ABD’li siyasetçiden İslam’a alçak saldırı! Kur’an-ı Kerim yakıp, Müslümanlara tehditler savurdu
Ayrı milletin ferdi değiliz; hepimiz aynı bayrağın, aynı gök kubbenin altında yaşıyoruz.Unutmayın, hepimize yer vardır. Rengini şehitlerimizin kanından alan bu bayrak bizim. Her karış toprağın altında bir yiğit yatan bu cennet vatan bizim. Bu ülke bizim. Hepimizin. 86 milyonun her bir ferdinin. Türkiye’miz aynı zamanda, sınırlarımızın ötesindeki kardeşlerimizin başı dara düştüğünde sığınacağı en güvenli limandır.
Bakınız, bunu Irak’ta gördük. Bunu 14 yıl boyunca komşumuz Suriye’de gördük. Bunu daha önce Balkanlar’dan Kafkasya’ya, gönül coğrafyamızın birçok köşesinde gördük. Yarın da zulme uğrayanların, ötekileştirilenlerin, baskı görenlerin, ölümle burun buruna gelenlerin eman yurdu yine Türkiye ve Türk milleti olacaktır.
Dolayısıyla Suriye’deki tüm kardeş halklar gibi Kürtlerin de güvenliğinin, huzurunun ve esenliğinin teminatı Türkiye’dir. Yönünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacak; kardeşlik ve komşuluk hukukunu gözetenler kazanacak. Kıblesini şaşırıp kendilerine yeni yabancı patronlar arayanlar ise elinde sonunda kaybedecek.
“KILIÇ KININDAN ÇIKARSA KALEME KELAMA YER KALMAZ”
Tekrar ediyorum. Kılıç kınından çıkarsa kaleme-kelama yer kalmaz. Biz, tüm bölgemizde kalıcı barışın tesisinden yanayız. Biz, sorunların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesinden yanayız.
Kimse unutmasın: Türkler, Araplar, Kürtler olarak bu coğrafyada kıyamete kadar hep beraber yan yana yaşayacağız. Müslüman kanından beslenenler tarih sahnesinden çekildikten sonra bile biz yine burada olacağız. Unutmayın, Malazgirt’te olacağız.
Sultan Alparslan’ın, Selahattin Eyyubi’nin evlatları olarak Türkiye, 100 yılını, önce büyük ve güçlü Türkiye’yi, ardından Terörsüz Türkiye’yi ve sonra terörsüz bölgeyi gönül gönüle vererek, el birliğiyle gerçeğe dönüştüreceğiz. Ayrılık türküleri değil, inşallah kardeşlik türküleri söyleyeceğiz.
Kayıplarımızın arkasından ağıtlar yakmayacak, ortak başarılarımızın zafer marşlarını hep beraber coşkuyla terennüm edeceğiz. Terörün, kanın, gözyaşının ve ayrılığın karşısındaki her bir vatandaşımızdan bu çalışmalarımıza destek olmasını özellikle bekliyorum. Ve bu milletin bu günlere gelmesinde emeği geçen başta komutanlarımızı, Mehmetlerimizi hayırla yâd ediyorum. Rabbim hepimizin yar ve yardımcımız olsun diyorum.

Özel temsilci Barrack, yarı özerliklik hedefini açık etti: ABD’den Suriye’de rota değişikliği sinyali…

Turgut Özal'ın kaybolan papağanı 'Cabbar' 3 gün sonra bulundu

Turgut Özal’ın kaybolan papağanı ‘Cabbar’ 3 gün sonra bulundu

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın papağanı olarak bilinen Cabbar, Özal’ın vefatının ardından bir arkadaşının tavsiyesi ile Antalya’da yaşayan Metin Suna tarafından alındı. 28 yıldır Cabbar ile birlikte olan Suna adeta evladı gibi gördüğü papağan ile yaşamayı sürdürüyor.

Geçtiğimiz günlerde Cabbar ile birlikte evinin de bulunduğu Konyaaltı bölgesinde gezmeye çıkan Metin Suna ikametine yakın bir noktada sürekli gittiği restoranda yemek yediği sırada ağaçta bıraktığı papağan kayboldu.

28 YILLIK DOSTUNA KAVUŞMANIN MUTLULUĞUNU YAŞADI
Dışarı çıktığında Cabbar’ı bıraktığı yerde bulamayan Suna, hemen polis merkezinin yolunu tutarak papağanının çalındığını belirtip başvuruda bulundu. Papağanı çalanlar hakkında şikayetçi olan Metin Suna’ya sevindirici haber dün akşam saatlerinde geldi. Polis merkezinden kendisini arayan görevliler kuşu kaybolduğu noktadan alabileceğini belirtti. Hemen o bölgeye giden Suna, papağanına kavuşmanın mutluluğunu yaşadı.

AYNI YERE BIRAKMIŞLAR
2 gün boyunca evladı gibi gördüğü Cabbar’dan ayrı kalan Suna, yaşadığı olay nedeniyle Cabbar’ın strese girdiğini ve kuyruğunu parçaladığını belirtti. Suna, “Cumartesi akşam saatlerinde her zaman geldiğim yere yemek yemek için gelmiştim. İçeride garsonlar gelip ‘abi Cabbar çalınmasın’ demişlerdi. Ben de çalınmayacağını söyledikten 5 dakika sonra dışarı çıktığımda Cabbar yerinde yoktu. Hemen karakola şikayete gittim. Ardından haber bekledim, 3 gün geçtikten sonra dün akşam polisler beni aradılar, ‘Cabbar’ı alabilirsiniz’ dediler. Hırsız yerine koyacakmış. Geldim bıraktığım ağaçta aynı yerinde duruyor. Ama hırsız yok ortada, adamı bulmuşlar papağanı yerine bıraktırmışlar” dedi.

“CABBAR DA BEN DE MUTLUYUM”
Cabbar’ı kaybettiğinde içinin karardığını söyleyen ve çalan kişiyi görmek istediğini belirten Suna, “Savcılıkta şikayetim var, görmek istiyorum hırsızı. Bulunmasına mutlu oldum. Strese girmiş zaten kuyruğunu parçalamış stresten. Çalındığında içim karardı. Yıllardan beri evlat gibi benim için, neredeyse mahvoldum diyebilirim. Allah’a şükür polisler sağ olsunlar ellerinden geleni yaptılar. Şimdi biraz tedirgin, ne yaptılar ne verdiler bilmiyorum. Çok mutluyum, Cabbar da mutlu” ifadelerini kullandı.

Aile içindeki 'silah' tartışması cinayetle bitti! 20 yaşındaki genç, annesini öldürdü

Aile içindeki ‘silah’ tartışması cinayetle bitti! 20 yaşındaki genç, annesini öldürdü

Olay, dün gece saat 00.05 sıralarında Sultangazi ilçesi Yunusemre Mahallesi 1385 Sokak’ta meydana geldi. İddiaya göre, apartmanın 5’nci katındaki dairede oturan Çiğdem Kınay, oğlu Abdullah Azat Kınay ile tartıştı.
İlginizi Çekebilir
AİLE İÇİ KAVGA CİNAYETLE SONUÇLANDI
Tartışmanın büyümesi üzerine Azat Kınay, annesine silahla ateş etti. Anne Çiğdem Kınay kanlar içinde yere yığılırken, oğlu ise evden kaçtı. Bina Sakinleri durumu polis ve sağlık ekiplerine haber verdi. İhbar üzerine gelen sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, Çiğdem Kınay’ın hayatını kaybettiği belirlendi. Polis ekipleri evde detaylı inceleme yaptı. Polis ekiplerinin incelemesinin ardından, Çiğdem Kınay’ın cansız bedeni ambulansla Yenibosna Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı.
SAKARYA’DA YAKALANDI
Olayın ardından kaçan şüpheliyi yakalamak için polis ekipleri geniş çaplı çalışma başlattı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Cinayet Büro Amirliği ekipleri ile Sultangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü çalışmalarda Azad Kınay’ın Sakarya’da olduğu bilgisine ulaşıldı. Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin de çalışmalara destek vermesiyle Kınay,1 adet ruhsatsız tabanca ile birlikte kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı.
Galatasaray’da Barış Alper Yılmaz’ın alternatifi İngiltere’den! Hem forvet hem de 10 numara
TARTIŞMAYA NEDEN OLAN SİLAH, ANNE ÇİĞDEM KINAY’IN SONU OLDU
Daha önceden işlediği suçlardan kaydı bulunan Azat Kınay’ın bir süre önce yaralama suçundan girdiği cezaevinden çıktığı öğrenildi. İddiaya göre şüpheli cezaevine girince annesi evdeki silahı alıp yok etmişti. Şüpheli cezaevinden çıkınca annesine sürekli silahını sordu annesi vermedi. Ayrıca Kınay ifadesinde, olayda kullandığı silahı annesinin elinde gördüğünü, bu nedenle tartıştıklarını ve tabancayı elinden almaya çalışırken aralarında arbede çıktığını ve tabancanın ateş aldığını söyledi.
TUTUKLANDI
Annenin cansız bedeni Adli Tıp Morgu’na kaldırılırken, Azad Kınay çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Esnafın köpeğini tabancayla öldürdü! O anlar saniye saniye kamerada…

Reklam
Rus eşi tarafından bıçakladı, kimseye haber vermedi! 3 gün sonra hayatını kaybetti

Rus eşi tarafından bıçakladı, kimseye haber vermedi! 3 gün sonra hayatını kaybetti

Olay, 23 Ağustos’ta saat 23.00 sıralarında meydana geldi. Osman Karayel, Rus uyruklu eşi Aısylu Akhmetshina ile tartıştıktan sonra Muratpaşa ilçesi Cumhuriyet Mahallesi 561 Sokak’ta yer alan pansiyonda konaklayan ağabeyi Ali Karayel’in yanında kalmaya başladı. Cumartesi günü saat 22.00 sıralarında markete giden Ali Karayel, pansiyona dönünce kardeşini odada göremedi. Etrafa bakınan Karayel, koridorda bulunan tuvalette kardeşi Osman Karayel’i hareketsiz görünce durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine adrese ekipler sevk edildi.

Kısa sürede gelen sağlık ekibi, Osman Karayel’in hayatını kaybettiğini belirledi. Belediye tabibinin ölümü şüpheli bulması üzerine pansiyona olay yeri inceleme, Cinayet Büro ve Muratpaşa Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri sevk edildi. Ekiplerin incelemesinde Karayel’in karın bölgesinde, birkaç günlük olduğu değerlendirilen 3 santimlik kesi yarası olduğu belirlendi. Osman Karayel’in cansız bedeni, otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

KARNINI TUTARAK PANSİYONA GİRMİŞ
Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri ise geniş çaplı çalışma başlattı. Ekiplerin incelemesinde Karayel’in ölmeden 3 gün önce Baraj Mahallesi’ndeki evinde, boşanma aşamasında olduğu Aısylu Akhmetshina ile tartışıp kavga ettiği, sonrasında eşi tarafından bıçaklandığı belirlendi. Kimseye haber vermeyen Karayel’in evden çıkarak ağabeyi Ali Karayel’in yanına gittiği, pansiyona girmeden önce karnını tuttuğu tespit edildi. Osman Karayel’in, durumu ağabeyine anlattığı ancak hastaneye gitmeyi kabul etmediği de öğrenildi.

EŞİ GÖZALTINA ALINDI
Cinayet Büro Amirliği ekipleri, Baraj Mahallesindeki eve giderek Osman Karayel’in eşini gözaltına aldı. Suç aleti bıçağa ise el konuldu. Aısylu Akhmetshina, ifade işleminin ardından adliyeye götürüldü. Akhmetshina, basın mensuplarının ‘Eşinizi siz mi bıçakladınız’ sorusuna ise yanıt vermedi.

‘KENDİMİ KORUMAK İSTERKEN OLDU’
Aısylu Akhmetshina ifadesinde, Osman Karayel ile boşanma aşamasında olduklarını belirterek, “Senelerdir beni darbediyordu. O gün geldiğinde de tartıştık. Ben de elimde olan bıçakla kendimi savunmak isterken ona geldi. Bilinçli ve isteyerek yapmadığım bir şey” ifadelerini kullandı. Aısylu Akhmetshina, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı. (DHA)

ELİ KARNINDA YÜRÜMESİ KAMERAYA YANSIDI
Rusya uyruklu eşi Aizylu Akhmetshina tarafından bıçaklandıktan sonra hastane yerine ağabeyinin kaldığı pansiyona giden ve 3 gün sonra hayatını kaybeden Osman Karayel’in, pansiyona girişi sırasındaki görüntüleri ortaya çıktı. Osman Karayel’in pansiyonun asansöründen çıkarken sol elini karnına koyup sekerek yürüdüğü anlar güvenlik kamerasına yansıdı.

DMM'den 'kamuda lüks araç kullanımı arttı' iddiasına açıklama

DMM’den ‘kamuda lüks araç kullanımı arttı’ iddiasına açıklama

DMM’nin NSosyal hesabından yapılan paylaşımında, Hazine ve Maliye Bakanlığının verilerine göre, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin kullanımında toplam 119 bin 752 adet taşıt bulunduğu belirtildi.
Bu taşıtların büyük çoğunluğunun kamu hizmetlerinin etkin ve kesintisiz biçimde yürütülmesine tahsis edilmiş hizmet araçları olduğu vurgulanan paylaşımda, şunlar kaydedildi:
“Bu çerçevede taşıtların 74 bin 759’u (yüzde 62,42) savunma ve güvenlik hizmetlerinde, 10 bin 225’i (yüzde 8,53) vatandaşlarımıza sunulan sağlık hizmetlerinde, 7 bin 186’sı (yüzde 6) tarım ve ormancılık faaliyetlerinde, 7 bin 519’u (yüzde 5,97) eğitim hizmetlerinde, 4 bin 882’si (yüzde 4,07) adalet hizmetlerinde ve 15 bin 181’i (yüzde 12,67) ise diğer kamu hizmetlerinde kullanılmaktadır. Makam aracı olarak kullanılabilen taşıt sayısı ise toplam kamu taşıt sayısının yüzde 1,67’sini oluşturmakta olup, bu araçlar vali, kaymakam, genel müdür ve dengi/üstü yöneticilere tahsis edilmiştir.
İlginizi Çekebilir
Bu çerçevede ‘Türkiye’de 130 bin makam aracı bulunduğu’ yönündeki iddialar, mevcut verilerle çelişmekte ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik dezenformasyon niteliği taşımaktadır. Nitekim Türkiye’nin toplam kamu taşıt varlığı, iddia edilen makam aracı rakamının dahi altında kalmaktadır.”
Paylaşımda, kamuoyunun, resmi kurumların şeffaf biçimde paylaştığı verilere itibar etmesinin, gerçeği yansıtmayan, manipülasyon amacı taşıyan iddiaları dikkate almamasının büyük önem arz ettiğinin altı çizildi….