BIST 100
14.472,53 3,83%
DOLAR
46,2813 0,03%
EURO
53,7696 0,42%
GRAM ALTIN
6.480,44 3,24%
FAİZ
41,76 -2,36%
GÜMÜŞ GRAM
105,51 4,21%
BITCOIN
66.410,00 3,81%
GBP/TRY
62,2033 0,22%
EUR/USD
1,1608 0,35%
BRENT
82,46 -5,58%
ÇEYREK ALTIN
10.595,52 3,24%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
32 °
Reklam

HABER

Uzaklaştırma kararını ihlal etti, nakliye çağırıp evi boşalttı

Uzaklaştırma kararını ihlal etti, nakliye çağırıp evi boşalttı

Antalya’da 2 yıldır süren boşanma davasında M.S.’nin (36) uzaklaştırma kararı aldırdığı eşi A.S. (35), iddiaya göre kararı ihlal ederek eve girip eşyaları kamyonetle götürdü. Evinin boş olduğunu görünce şikayetçi olan M.S., kızıyla birlikte Samsun’daki ailesinin yanına taşındı.
İlginizi Çekebilir
Konyaaltı ilçesinde yaşayan, 8 yıllık evliliğini yürütemediği gerekçesiyle boşanma davası açan M.S., yaklaşık 2 yıldır devam eden yargı sürecinde eşi hakkında uzaklaştırma kararı aldırdı. Ancak iddiaya göre A.S., eve nakliyeci çağırarak klima, televizyon, beyaz eşyalar, ziynet eşyaları, halılara kadar tüm eşyaları kamyonete yükleyip götürdü. Evinin boş olduğunu gören M.S., boşanma aşamasındaki eşinden şikayetçi oldu. Yaşananların ardından Antalya’da kalmak istemeyen M.S., kızıyla birlikte memleketi Samsun’daki ailesinin yanına taşındı.
‘AİLESİNİN YANINA TAŞINMAK ZORUNDA KALDI’
M.S.’nin avukatı Senar Furkan Başak, müvekkilinin büyük mağduriyet yaşadığını belirterek, “Müvekkilim 1,5 sene önce boşanmak için bize başvurdu. Söz konusu evlilik müvekkilim için çekilmez hale gelmişti. Bu süreçte davalı erkek için uzaklaştırma kararı talep ettik. Ancak müvekkilim evde olmadığı sırada davalı eve girerek klima, televizyon, beyaz eşyalar, ziynet eşyaları, hatta halılara kadar her şeyi kamyonete yükleyip götürdü. Müvekkilim eve kızıyla birlikte girdiğinde büyük şok yaşadı. Yaşanacak bir ev kalmadığını görünce Samsun’daki ailesinin yanına taşınmak zorunda kaldı” dedi.
Bankalar kampanyaları güncelledi! Yeni müşteriye düşük faizli kredi
‘KARŞI TARAF HAKLI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR’
Davalı tarafın, evlilik birliği içerisinde eşyaların kendisine ait olduğunu öne sürdüğünü kaydeden Avukat Başak, “A.S. kendisinin haklı olduğunu düşünüyor. Biz gerekli şikayetleri yaptık. Delillerimiz mevcut. Haklılığımız ortaya çıkacaktır. Ancak bu süreçte müvekkilim büyük mağduriyet yaşadı. Karşı taraf kendisini haklı görse de biz yargı süreciyle hakkımız olanı alacağız” diye konuştu.

ABD’yi kum fırtınası esir aldı: Ağaçlar devrildi, elektrikler kesildi!…

Reklam
İstanbul Valiliği’nden ihtiyaç sahiplerine yardım genelgesi

İstanbul Valiliği’nden ihtiyaç sahiplerine yardım genelgesi

Vali Davut Gül’ün imzasıyla gereği için İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, 39 ilçe kaymakamlığı ve belediye başkanlığı, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, İstanbul İl Müftülüğü, İstanbul Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başkanlığı, Valilik birimleri ile İstanbul CİMER Hizmet Bürosu’na gönderilen genelgede hayırseverler, sivil toplum kuruluşları, kamu kurum ve kuruluşları tarafından ihtiyaç sahibi öğrencilere, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı yatılı sosyal hizmet kuruluşlarında kalan çocuk ve yetişkinler ile diğer vatandaşlara yönelik çeşitli sosyal yardım çalışmaları yapıldığı belirtildi.
İlginizi Çekebilir
YARDIM DAĞITIMINA YENİ DÜZENLEME
Genelgede, dağıtımlarda yardım alan kişileri teşhir edici ve kamuoyunu rahatsız edici görüntüler oluştuğunun gözlemlendiğine dikkati çekilerek, bu durumun kişilik haklarına zarar verdiği, yardımların amacına uygun şekilde yapılmasını engellediği, bu nedenle sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları, kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve hayırseverlerce yapılacak yardımların belirli hususlar çerçevesinde gerçekleştirileceği vurgulandı.
Söz konusu sosyal yardım başvurularının kaymakamlıklar tarafından alınarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilen genelgede, bu değerlendirmede öğrencilerin gelişim seviyeleri, istek, ihtiyaçları ile pedagojik esaslara uygunluğunun gözetilmesi, uygun görülmesi halinde gerçekleştirilecek yardımların İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerince planlama, takip ve denetiminin yapılması istendi.
ÖĞRENCİLERE YARDIMLAR OKUL KOMİSYONU ARACILIĞIYLA ULAŞTIRILACAK
Genelgede, yapılan yardımların İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bildirilmesi, öğrencilere yapılacak yardımların doğrudan öğrencilere değil, ilgili okul müdürü, müdür yardımcısı, üç öğretmen, okul aile birliği başkanı ve 1 üyeden oluşan 7 kişilik bir komisyon tarafından teslim alınarak okul idaresi aracılığıyla dağıtımının sağlanması gerektiği kaydedildi.
Yardımların teslim alınması sırasında çekilecek fotoğraf ve video kayıtlarında hiçbir şekilde öğrencilere yer verilmemesi istenen genelgede, kayıtlarda yalnızca okul idaresi veya ilgili komisyonun yer alması, okullara teslim edilen kırtasiye, gıda gibi yardımların da okul idaresi tarafından öğrencilere dağıtılması gerektiği aktarıldı.
ABD’yi kum fırtınası esir aldı: Ağaçlar devrildi, elektrikler kesildi!
YARDIMLAR VELİLERE TESLİM EDİLECEK, DAĞITIMLARDA GÖRÜNTÜ ALINMAYACAK
Kıyafet, ayakkabı, tablet, bilgisayar gibi yardımların ise aile bağlarının kuvvetlendirilmesi ve çocukların ihtiyaçlarının karşılanmasında ebeveynlerine duyduğu güvenin sarsılmaması adına öğrenci velilerine teslim edileceği belirtilen genelgede, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı yatılı sosyal hizmet kuruluşlarında kalan çocuk ve yetişkinlerle diğer vatandaşlara yönelik olarak yapılacak yardımlarda, fotoğraf veya video çekilmesine izin verilmemesine dikkat edilmesi vurgulandı.
Genelgede, belirtilen konuların başta kaymakamlar ve sorumlu amirlerce titizlikle takip edileceği kaydedilerek, uygulamada herhangi bir aksaklığa meydan verilmemesi istendi.
En düşük memur ve emekli maaşı için yeni tahmin! Zam oranları bu hafta belli oluyor…

Trakya'yı bekleyen büyük felaket! Uzmanı uyardı: 2040'ta bekliyorduk 2020'li yılların ortalarında başladı

Trakya’yı bekleyen büyük felaket! Uzmanı uyardı: 2040’ta bekliyorduk 2020’li yılların ortalarında başladı

Türkiye genelinde iklim değişikliği, aşırı sıcaklar ve yetersiz yağışlar nedeniyle meydana gelen kuraklık, son 3 yıldır etkisini göstermeye devam ediyor. Kuraklıktan en çok etkilenen, tarım ağırlıklı geçimin sağlandığı Trakya’da da yer altı su ve yer üstü su kaynaklarında düşüşler yaşanıyor. NKÜ Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Konukcu, Trakya’nın 2030 ve 2040’larda yaşaması beklenen kuraklık ve sıcaklık artışını, 2020’li yılların ortalarında yaşamaya başladığını belirtti.
İlginizi Çekebilir
Prof. Dr. Konukcu, “İklim değişimiyle ilgili 2000’li yıllarda yaptığımız çalışmalarda, 2020’li yıllarda 0,3 santigrat derece veya 2030’ların sonuna doğru 0,9 santigrat derece sıcaklık artışı meydana geleceğini öngörmüştük. Yağışlarda çok büyük artış olmasa da ilkbahar ve yaz yağışlarında artış bekleniyordu. Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığı zaman Türkiye daha fazla etkilenecek ama Trakya; Türkiye içerisindeki en az etkilenecek bölge olarak belirlemiştik. Ancak son yıllarda bunun tam tersini yaşadık” diye konuştu.
‘ORTALAMA 2 SANTİGRAT DERECE ARTIŞ YAŞIYORUZ’
Trakya’nın çok ciddi kuraklık yaşadığını söyleyen Prof. Dr. Fatih Konukcu, “Şöyle ki iklim değişimi olmadan veya meydana gelmeden önceki verilere baktığımız zaman yağış 570 milimetre civarında, sıcaklık 13,8 – 14 santigrat derece civarındaydı. Ondan sonraki iklim değişiminin başladığı 30 yılda, yani 1990 ile 2020 yılı arasında sıcaklık yine fazla olmadı. Yağışlarda önemli bir değişiklik meydana gelmedi. Ancak 2015 yılından sonra son 10 yılda sıcaklık değişimi, iklim değişiminden önceki döneme göre 1,62 santigrat derece arttı Trakya bölgesinde. 2030’larda, 2040’larda yaşanması gereken kuraklık ve sıcaklık artışını 2020’li yılların ortalarında yaşamaya başladık maalesef. Şu anda 2 santigrat dereceye bir ortalama artış yaşıyoruz Trakya bölgesinde. Burada yağış olarak da yaklaşık 140 milimetrelik bir azalma var” ifadelerini kullandı.
80 yıllık dede mirası kuyuda korkunç manzara! ‘Hayatımda ilk kez gördüm’

TRAKYA BÖLGESİ BÜYÜK SU STRESİ YAŞIYOR
Yaşanan sıcaklık artışı ve yetersiz yağışın Trakya bölgesinde ciddi su krizlerine neden olduğunu değerlendiren Prof. Dr. Konukcu, “Şu anda çok ciddi su krizi yaşamıyor gibi bir durumdayız ama bunun sebebi yer altı sularının kendi potansiyelinin, yenilenebilir potansiyelinin üzerinde kullanıldığı için bu sıkıntıyı yaşamıyoruz. Suya sıkıştığımız zaman hemen bir sondaj açıyoruz dolayısıyla suyu, krizi salıyoruz. Ama aslında Trakya’da gerçekten şu anda yer altı suyuyla başlayacak olursak büyük stresin yaşandığı su kaynaklarından bir tanesi Trakya bölgesinde. 500 milyon metreküp civarında yıllık su potansiyeli ama şu anda 650 milyon metreküp su çekiliyor. Bunun yarıya yakını şehirler, yarıya yakın da sanayi. Bir kısmı da hatta üçe bölebiliriz bunu. Üç sektör de kullanıyor bu suyu” dedi.
En düşük memur ve emekli maaşı için yeni tahmin! Zam oranları bu hafta belli oluyor
‘SUYUN İHTİYAT AKÇESİ GİBİ KULLANILMASI GEREKİR’
Prof. Dr. Konukcu, 400 milyon metreküpten fazla su kullanılmaması gerektiğini söyleyerek, “Dolayısıyla bu suyun ihtiyat akçesi gibi kullanılması gerekir. Olur ki çok daha ileriki yıllarda art arda gelen kuraklıklar nedeniyle sanayi, şehirlerde ve tarımda gıda güvencesini sağlamak için çok acil durumlarda kullanılması gereken bir suyu biz sıkıştığımız anda ve en kolay bir şekilde kullanıyoruz. Bundan vazgeçmemiz gerekir. ‘Bundan nasıl vazgeçebiliriz’ sorusu akla geliyor o zaman. Şöyle ki; tarımda bir kere su kullanım randımanı çok düşük, yüzde 50’ler civarında. Bunu yüzde 70’e çıkarmış olsak, yüzde 20 toplamda büyük bir miktar su tasarrufu yapmış oluyoruz. Bunun tasarruf etmenin yolları bir aslında. Hem sulama sistemlerini hem sulama teknolojilerini yenileyerek ve bitkiye ihtiyaç duyduğu dönemde ihtiyaç duyduğu kadar su vererek, sulama sistemlerini modernize ederek, çiftçileri eğiterek bunu başarabiliriz” diye konuştu.
ABD’yi kum fırtınası esir aldı: Ağaçlar devrildi, elektrikler kesildi!
‘İHTİYAÇ OLMAYAN DÖNEMDE SU DEPOLANABİLİR’
Şehirlerdeki kayıp kaçak oranının yüzde 40’lara vardığını söyleyen Prof. Dr. Fatih Konukcu, şöyle konuştu:
“Bu ortalama bir rakam, şehirlere göre elbette değişebilir ama genelde böyle olduğunu biz biliyoruz. Dolayısıyla bunu yüzde 20’lere düşürmüş olsak, oradan da çok büyük bir kazanç sağlayabiliriz. O da bizi bir artı sağlar. Sanayide ise özellikle son yıllarda ıslak sanayi kollarına izin verilmiyor ama sanayide de yer altı suyundan daha ziyade yüzey su kaynaklarına yönelmesi gerekiyor. Yüzey su kaynaklarının büyük bir kısmı kirli ve kirlenmiş durumda. Her ne kadar ciddi önlemler alınmış olsa da hala kirli. Bunların en kısa zamanda temizlenmesi, projelerin tamamlanması ve yarım kalan baraj ve gölet inşalarının en kısa sürede gerçekleştirilmesi gerekiyor. Trakya bölgesinin bir avantajı 1500 civarında gölet ve baraj yapılabilir. Yeni yatırımlara, altyapı yapılarına yönelmek gerekiyor. Meriç suyu bizim için belki can suyu olabilir. Bu su ihtiyaç duyulmayan dönemde, suyun bol olduğu dönemlerde iç havzalara güneş enerjisi veya rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarıyla depo edilmesiyle birlikte yer altı suları en az yüzde 50 kullanımı azaltılabilir ve su stresi de önlenmiş olabilir Trakya bölgesinde….

Fay hattı kayıyor: Gelenbe Fayı depremler üretmeye başladı

Fay hattı kayıyor: Gelenbe Fayı depremler üretmeye başladı

Kendi yaşadığı bölge olan Balıkesir’de 10 Ağustos’ta meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki deprem sonrası yaşanan binlerce artçı sarsıntıyı değerlendiren Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan, deprem aktivitesinin doğuya doğru kaymakta olduğunu söyleyerek Gelenbe Fayı’nın da küçük ölçekte depremler üretmeye başladığını söyledi.
İlginizi Çekebilir
Aykan, “Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen depremler vatandaşlarda tedirginliğe neden oldu. 4 ve 5.1 büyüklüklerinde artçı depremlerin olması normal. Daha çok deprem fırtınasına benziyor. Bu büyüklüklerde depremler, uzun bir süre daha devam edecektir. Depremler, Sındırgı Fayı’nın olduğu bir bölgede devam ediyor. Sındırgı Fayı’nın batı kısmında, kuzey güney doğrultulu, Gelenbe Fayı var. Gelenbe Fayı’nda 2019’da kuzey ucunda 5 büyüklüğünde deprem meydana gelmişti ve uzun süre artçılar devam etmişti. Şu anki deprem aktivitesinin doğuya doğru ilerlemiş olduğunu görüyoruz. Belli zamanlarda bir deprem fırtınası şeklinde gelişiyor. Depremlerin hemen yakınındaki faya transferi sonucunda, Gelenbe Fayı’nda da küçük ölçekte depremler meydana geliyor. Depremlerin transferi devam ederse Balıkesir’de yeni depremler gelişebilir” ifadelerine yer verdi.

“BİNANIZI KONTROL ETTİRİN”
Aykan, bölgedeki binaların kontrol edilmesi gerektiğini ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı:
“Sındırgı’da uzun bir süre depremler devam edecektir. Dolayısıyla 4 büyüklüğünün üzerindeki depremlerde, hasar gören binaların, yapısal hasarların kontrol edilmesi gerekmektedir. Genellikle bu tür deprem fırtınaları büyük bir yıkıma yol açmaz, fakat depremler uzun bir süre devam edebilir, bu yüzden evlerde oluşan yapısal hasarların kontrol ettirilmesi gerekir. Vatandaşlarımızın bu yönde önlem almaları ve artçı sarsıntılara karşı bilinçli olmaları ve dikkatli olmaları gerekir.”…

Reklam
Düğünde drona para takmaya çalıştı! Az kalsın elinden oluyordu

Düğünde drona para takmaya çalıştı! Az kalsın elinden oluyordu

Halaydakilerin üzerine fırlayan dron önce halaydakilere çarptı, sonra düştü. O anlar sosyal medyada beğeni yağmuruna tutuldu.
DÜĞÜNDE DRONA PARA TAKMA DENEMESİ KAZAYLA BİTTİ
Bursa’da sosyal medyada içerik üreten Soner Aydın(32), memleketi Giresun’da yeğeninin sünnet düğününe gitti. Düğüne dron operatörü arkadaşı ile birlikte giden Aydın, ağabeyinden drona para takmasını söyledi.
İlginizi Çekebilir
Ağabeyi halay esnasında kendisine yaklaşan drona para takarken yanlışlıkla eli pervanelere çarptı. Çarpmayla birlikte dengesini kaybeden dron halayda bulunan davetlilere çarparak düştü. O anlar hem dron kamerasına hem de davetlilerin cep telefonuyla kayıt altına alınırken, sosyal medyaya yüklenen video beğeni rekorları kırdı.
Düğünde yaşanan o anları anlatan Soner Yalçın, “Ağabeyimin oğlunun sünnet düğünü için Giresun’a gittim. Drone operatörü arkadaşımı da yanıma aldım. Ağabeyime de drona para takmasını söyledim. Ağabeyim hem halayı bırakmadı hem de para takmaya kalkıştı. O sırada parayı sıkıştıracak yer bulamayınca eli pervanelere çaptı. Dronda dengesini kaybederek halaydakilere çarptı. Neyse ki kimseye bir şey olmadı, dronda sağlam. Bizim için de güzel bir anı oldu. Sosyal medyaya yüklediğimizde video oldukça izlendi. İnsanların tepkileri de güzel. Buradan çıkarılan sonuç düğünde drona para takmayın, gidin droncunun cebine para sıkıştırın” ifadelerini kullandı.

Bankalar kampanyaları güncelledi! Yeni müşteriye düşük faizli kredi…

80 yıllık dede mirası kuyuda korkunç manzara! ‘Hayatımda ilk kez gördüm’

80 yıllık dede mirası kuyuda korkunç manzara! ‘Hayatımda ilk kez gördüm’

Türkiye’nin tarım başkenti olarak bilinen Konya Ovası, tehlikeli boyutlara ulaşan kuraklık ve aşırı su tüketimi nedeniyle ciddi bir riskle karşı karşıya.
Yıllardır azalan yağışlar ve bilinçsiz tarımsal sulama, yeraltı sularının hızla çekilmesine ve beraberinde obruk oluşumlarının artmasına neden oluyor.
İlginizi Çekebilir
Sarayönü ilçesinde yaşayan çiftçi Ramazan Yılmaz, 80 yıldır kullandıkları kuyunun durumunun kuraklığın boyutunu gözler önüne serdiğini belirtti.
Yılmaz, dedelerinden kalma bahçe sulamasında kullandıkları 80 yıllık kuyularında ilk kez su bittiğini vurgulayarak, “3-4 metreden su çıkıyordu ama kurudu. Hayatımda ilk kez kuyunun susuz kaldığını gördüm. Şimdi kuyuyu derinleştirmeye suya ulaşmaya çalışıyoruz kaç metrede bulacağız bilmiyoruz” dedi.
Özel temsilci Barrack, yarı özerliklik hedefini açık etti: ABD’den Suriye’de rota değişikliği sinyali
“BÖLGEDE TEHLİKE ÇANLARI ÇALIYOR”
Tarımsal sulama kullandıkları kuyularında ise 7-8 yıl öncesine kadar 20-30 metreden su çıktığını ancak şimdilerde 200 metreye kadar indiğini anlatan Yılmaz, “Hem tarlada hem bahçede her yıl daha da derine inmek zorunda kalıyoruz. Suyumuz tamamen tükeniyor, bölgede tehlike çanları çalıyor” diye konuştu.

Bölgedeki çiftçiler, bu durumun bitkisel üretimi olumsuz etkilemesinden endişe duyuyor. Yeraltı sularının tükenmesi, Konya Ovası’ndaki tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.
Yetkililer, bu durumun önüne geçmek için modern sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve su tasarrufu bilincinin artırılması gerektiğine dikkati çekiyor.
Çiftçiler de su kaynaklarının etkin ve bilinçli kullanılması çağrısında bulunuyor. Kuraklık, tüm bölge için ciddi bir endişe kaynağı oluşturuyor ve bu tehlikeli gidişata karşı acil önlemler alınması gerektiği vurgulanıyor.
Bankalar kampanyaları güncelledi! Yeni müşteriye düşük faizli kredi…

Ölümcül akım! Bir nefeslik oyun, son nefesiniz olabilir

Ölümcül akım! Bir nefeslik oyun, son nefesiniz olabilir

Çiğdem Yılmaz / Haber Merkezi – Son dönemde sosyal medyada çocuklar arasında giderek yayılan ve “bayılma-bayıltma akımı” olarak adlandırılan Blackout Challenge (bayılma oyunu) tehlikeli oyun hem Türkiye’de hem de dünyada büyük endişe yaratıyor. Özellikle 12-15 yaş aralığındaki çocukların birbirlerini nefessiz bırakarak bilincini kaybettirmesi üzerine kurulu bu akım “eğlence” adı altında ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. İki gün önce Esenyurt’ta kaydedilen görüntülerde çocukların bu oyunu denediği ve birbirlerini bayıltarak kayıt altına aldığı ortaya çıktı.
Özel temsilci Barrack, yarı özerliklik hedefini açık etti: ABD’den Suriye’de rota değişikliği sinyali
Ailelerden dava
30 yılı aşkın süredir bilinen oyun bazı yıllarda bazı ülkelerde popüler hale geliyor. ABD’deki 88 okulda yapılan anket, ergenlerin yüzde 9’unun bu oyunu denediğini ortaya koydu. 1995-2007 döneminde boğulma oyunu ve diğer boğma faaliyetlerine atfedilen 82 ölüm bildirdi; kurbanların çoğu 11-16 yaş arası ergen erkeklerdi. Tehlikenin ciddiyetini gösteren en çarpıcı örneklerden biri ise İngiltere’de yaşandı. 12 yaşındaki Sebastian adlı çocuk, TikTok’ta yayılan bu akıma katıldıktan sonra bilincini kaybederek hayatını kaybetti. Sebastian’ın ölümü, dünya genelinde aileleri alarma geçirdi. Daha önce de İngiltere’de Isaac Kenevan (13), Archie Battersbee (12), Julian Sweeney (14) ve Maia Walsh’un (13) benzer şekilde yaşamlarını yitirdiği öne sürülmüştü. Aileler, bu yılın şubat ayında TikTok ve ana şirketi ByteDance’e karşı ABD’nin Delaware Eyaleti’nde haksız ölüm davası açarak adalet arayışına girdi.
Bankalar kampanyaları güncelledi! Yeni müşteriye düşük faizli kredi
BLACKOUT CHALLENGE NEDİR?
“Passout Challenge”, “Boğulma Oyunu”, veya “Bayılma Oyunu” olarak bilinen Blackout Challenge, uyarılara rağmen yıllardır ortalıkta dolaşıyor. Tıp uzmanları, bu eğilimin bayılmaya, beyin hasarına, nöbetlere ve hatta ölüme yol açabileceği konusunda uyarıyor. Bu oyunu oynayanların bir süreliğine nefeslerini keserek kendinden geçmeyi amaçladığı belirtiliyor. Oyuna katılanlar, ikinci bir kişinin yardımıyla ya da kemer, halat, kablo gibi malzemelerle kendi kendilerine boğazlarına baskı uygulayarak beyne oksijen akışını bir süreliğine durduruyor. Oyunun aşamaları ilerledikçe bu süre gittikçe artıyor. Genellikle yaşı küçük çocukların oynadığı bu oyunun ölümcül sonuçları oluyor.
UZMANLARINA SORDUK
AİDİYET VE KİMLİK ARAYIŞI
Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Ayşe Topak, bu tehlikeli akımın ciddi fizyolojik ve psikolojik riskler barındırdığına dikkat çekerek şunları aktardı: “Bayıltma- bayıltma oyunu gibi ölümcül akımlar çocuk ve ergenler üzerinde çok yönlü olumsuz etkilere yol açabilir. Bu tarz akımlar riskin normalleştirilmesine, hatta ödüllendirilmesine yol açar. Özellikle sosyal medyada görünür olmak isteyen ergenler, bu tarz akımlara katıldıklarında cesur, gruba ait, popüler ve benzeri gibi kimlikler edinme yanılsaması yaşar. Oyun sırasında bayıltılan çocukta, kısa süreli bilinç kaybının yanı sıra, sonrasında panik atak, yoğun korku ya da travmatik stres belirtileri görülebilir.
Sivrisinekler neden bazı insanlara daha çok musallat oluyor? CO fazlaysa ısırıyorlar!
Bedeli kalıcı olabilir
Ergenlerin risk alma ve sınır deneme ihtiyacı doğaldır. Bu ihtiyacın daha güvenli yollarla (spor, yaratıcı etkinlikler, takım oyunları) karşılanması sağlanmalı. Medya okuryazarlığını aşılanmalı. Akımların önüne geçmek için okul ve yerel yönetimler bilinçlendirme çalışmaları yapılabilir. Ebeveynlerkonuşarak neden-sonuç ilişkisini anlatmalı.”
Erken uyarı sistemi
Topak, “Sınıflarda bu tür akımların sonuçlarına dair bilgilendirme yapılmalı, riskli davranışları küçümsemek veya görmezden gelmek yerine öğrencilerin merakını giderecek güvenli açıklamalar yapmak, öğrenciler arasında dışlanma veya zorbalık belirtilerine dikkat etmek ve ailelerle iş birliği yaparak erken uyarı sistemleri oluşturmak çok faydalı olacaktır” dedi.
‘Süreç ölüme kadar uzar’
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, bu ölümcül akımın kişinin nefes almasını engellediğini, beyne giden oksijeni azalttığını belirterek, “Beyin 6 saniyeden fazla oksijensizliğe dayanamaz. Bu süre aşıldığında beyin hasarı, bilinç kaybı, felç, konuşma bozukluğu, düşünme fonksiyonlarında kalıcı bozulma hatta ölüm meydana gelebilir. Saniyeler içinde geri dönüşü olmayan sonuçlar ortaya çıkar.Çocuklara kesinlikle böyle bir şeyin oyun olmayıp hayati tehlike taşıdığı anlatılmalı. Ailelerin bilinçli olması, öğretmenlerin de okul ortamında bu riskleri dile getirmesi gerekiyor. Bu akımlar eğlence değil ölümcül tuzaklardır.”
Zeynep Kamil Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi Çocuk Nörolojisi klinik ve eğitim sorumlusu Doç. Dr. Nilüfer Eldeş Hacıfazlıoğlu da“Aileler çocuklarına bunun bir oyun olmadığını, hayatı tehlikeye atan bir davranış olduğunu anlatmalı. Boyunda iz, sık baş ağrısı, ani bayılmalar gibi belirtilere de dikkat edilmeli” uyarısı yaptı….

Reklam
Savarona’dan özel anlar

Savarona’dan özel anlar

CNN Türk’te yayımlanan Fulya Öztürk ile Akıl Çemberi, dün akşam İstanbul Tersanesi’nde Atatürk’ün manevi mirası Savarona gemisinden yapılan yayınla ekrana geldi. Yayına; İstanbul Tersane Komutanı Tümamiral Recep Erdinç Yetkin, Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Erhan Afyoncu ile Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Özay Şendir katıldı. Yayında; Savarona ile limanda demirli olan TCG Anadolu, TCG Sancaktar, TCG Burgazada ve TCG Koçhisar gemileri de ekrana geldi.
Asbest bertaraf edildi
Tümamiral Yetkin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına devredilen Savarona’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın emri ve eşi Emine Erdoğan’ın yakın ilgisi ile 10 ay gibi sürede restorasyonunun yapıldığını anlattı. Tümamiral Yetkin, “Tüm bakımı, modernizasyonu, yenilikleri yapıldı. Saclar, kablolar değiştirildi. 80 ton asbestin gemiden bertarafı sağlandı” bilgisini verdi. Afyoncu, “Tersane, restorasyonu 10’da bir fiyatına maletti” derken, Özay Şendir de, “Bu gemi, 1986’da hurdaya çıkarıldı. Allah’tan jilet olmadı” ifadelerini kullandı.

Atatürk’ün kan izi
Tümamiral Yetkin, konuklarına Savarona’yı gezdirdi. Savarona’nın gemi ambleminde “Atamızdan emanet” yazısı dikkat çekti. Yetkin’in anlatımına göre; İstanbul Salonu, Atatürk’ün eşyaları ile bir müze haline getirildi. Bazı eşyalar, Milli Saraylar ve Deniz Müzesi’nden sağlandı. Atatürk’ün balmumu heykelinin olduğu salonda gemi bilgi kitabı ile Nutuk’un birinci nüshası dikkat çekti. Atatürk, Savarona’da hastalığı döneminde 56 gün kalmıştı. Yayında Atatürk’ün yatak odası da ekrana getirildi. Atatürk’ün kullandığı bornoz, terlik, havlu ve vantilatör dikkat çekti. Yatağın üstünde yer alan pikedeki soluk kan lekesi de dikkat çekti. Bu lekenin Atatürk’ün hasta olduğu günlerde ağzından kan gelmesinden dolayı oluştuğu belirtildi. Kan lekesi, gemidekiler ile ekran başındakilerin hislenmesine neden oldu. Şendir, Atatürk’ün traş olduğu koltukların gösterildiği sırada “Berber Mehmet’e her sabah traş oluyordu aksatmadan” dedi. Geminin içinde yer alan şömimenin hikayesini de anlatan Şendir, Bayan Cadwalader’in şömineyi yata koymak için Portekiz’de bir şatoyu satın aldığını vurguladı.

Uçak gemisi projesi
Tümamiral Yetkin, şu anda 5’i İstanbul Tersanesi’nde olmak üzere donanma için aynı anda 36 geminin inşa faaliyetinin sürdüğünü söyledi. TF 2000 hava savunma muhribi ile uçak gemisi projelerinin İstanbul Tersanesi’nde yürütüldüğünü dile getiren Yetkin, “Uçak gemimizin dizaynını yapıyoruz. 85 metre uzunluğunda, 60 bin ton ağırlığında insanlı ve insansız uçakları ile bir ilk olacak” bilgisini verdi. Yayın sırasında Afyoncu’nun “F-35 almamalıyız” demesi dikkat çekti….