BIST 100
11.482,60 1,32%
DOLAR
50,1497 0,09%
EURO
55,9304 -0,72%
GRAM ALTIN
6.556,39 -0,60%
BITCOIN
75.791,00 -0,04%
FAİZ
39,49 0,28%
GÜMÜŞ GRAM
83,81 0,09%
GBP/TRY
67,1077 -0,65%
EUR/USD
1,1143 -0,68%
BRENT PETROL
97,05 -0,34%
ÇEYREK ALTIN
10.719,70 -0,60%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
11 °
Reklam

EKONOMİ

Artanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • OZRDN 9,13 %▲ %10,00
  • BIOEN 12,33 %▲ %9,99
  • ISVEA 15,97 %▲ %9,99
  • KARCL 34,60 %▲ %9,98
  • GUNDG 72,15 %▲ %9,98

Azalanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • KARTN 115,20 %▼ %-10,00
  • TRHOL 113,50 %▼ %-9,99
  • OZATD 102,10 %▼ %-9,96
  • RALYH 6,18 %▼ %-9,91
  • SOKM 48,44 %▼ %-9,88

İşlem Görenler

Tümü
  • Hisse Hacim
  • ASELS 13.462.912.580,75
  • THYAO 12.543.258.296,00
  • YKBNK 9.718.677.363,32
  • AKBNK 8.690.714.363,95
  • TUPRS 8.118.700.350,00
Bitcoin
75.818 0.16%
Ethereum
2.236,67 0.60%
Tether
0,999261 0.01%
Binance Coin
695,47 0.19%
XRP
1,16 -1.64%
Solana
89,82 -0.31%
TRON
0,319751 0.33%
Dogecoin
0,071919 -1.18%
Cardano
0,182111 -2.87%
Dai
1 0.00%
Avalanche
8,26 -1.86%
Arbitrum B. USDT
0,999951 0.02%
Polygon B. USDT
1 0.05%
Wrapped Solana
98,97 -5.00%
Polygon PoS Bridged DAI (Polygon POS)
0,999531 -0.04%
Son dakika haberi: Erdoğan, BM'den dünyaya seslendi: Gazze'de insanlık ölüyor

Son dakika haberi: Erdoğan, BM’den dünyaya seslendi: Gazze’de insanlık ölüyor

BM 80. Genel Kurulu oturumu başladı. Oturum, BM 80. Genel Kurul Başkanı Alman Annalena Baerbock başkanlığında ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in konuşmasıyla açıldı.
İşte Erdoğan’ın konuşmasından satır başları;Şahsım ve milletim adına en kalbi duygularımla selamlıyorum. Birleşmiş Milletler 80. Genel Kurulu’nun tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. İnsanlığın ortak vicdanını temsil eden bu kürsüden sizlere bir kez daha hitap etmekten büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Konuşmamın hemen başında Filistin’in giderek artan sayıda ülke tarafından tanındığı bir dönemde Filistin Devlet Başkanı Sayın Mahmut Abbas’ın bugün bizzat aramızda olamayışından duyduğum üzüntüyü ifade etmek istiyorum. Biz bugün bu kürsüde kendi vatandaşlarımızla birlikte sesi kısılmak istenen Filistin halkına tercüman olmak için de bulunuyoruz. Filistin Devleti’ni tanıyacağını açıklayan tüm ülkelere teşekkür ediyor. Henüz bu kararı almayan devletleri ise bir an önce harekete geçmeye çağırıyor. Sayın Başkan, değerli üyeler, Birleşmiş Milletler şartı bundan 80 yıl önce San Francisco’da imzalandı ve 24 Ekim 1945’te yürürlüğe girdi. Birleşmiş Milletler kuruluş şartının ilk maddesinin ilk kelimelerini burada tekrar hatırlatmak isterim.
İlginizi Çekebilir
“700 GÜNÜ AŞKIN BİR SÜREDİR SOYKIRIM DEVAM EDİYOR”
Birleşmiş Milletlerin amacı uluslararası barış ve güvenliği korumaktır. Evet, bizler bu salonda Birleşmiş Milletlerin 80. yaşını kutlarken, dünyanın birçok bölgesinde kuruluş şartının ilk maddesinin ilk kelimelerine gölge düşürecek vahim hadiseler yaşanıyor. Özellikle Gazze’de gözlerimizin önünde 700 günü aşkın bir süredir soykırım devam ediyor. Biz toplantı halindeyken dahi Gazze’de şu anda siviller katlediliyor. Gazze’de ölen sivillerin sayısı 65.000’i geçti. Enkaz altında kaç cenazenin olduğu henüz bilinmiyor. Ölenlerin 20.000’den fazlası çocuk. İsrail tarafından Gazze’de son 23 aydır her saat bir çocuk acımasızca hayattan kopartılıyor. Bunlar sayı değil dostlar. Hepsi birer can, birer masum insan. Şu anda sadece silahlarla değil, açlık silahıyla da insanlar öldürülüyor. 21. yüzyılda medeni dünyanın bakışları altında 146 çocuk 428 kişi açlıktan hayatını kaybetti ve sayı her geçen gün artıyor.

“BÖYLE BİR GADDARLIĞIN MAKUL BİR SEBEBİ OLABİLİR Mİ?”
Şimdi size Gazze’deki günlük hayatı anlatan bir fotoğraf göstereceğim. Birinci fotoğraf gördüğünüz gibi ellerinde leğenli kadınlar. Lütfen hepimiz elimizi vicdanımıza koyup cevap verelim. 2025 yılında böyle bir gaddarlığın makul bir sebebi olabilir mi? Fakat insanlık adına bu utanç manzarası Gazze’de 23 aydır her gün tekrar ediyor. 365 km2 içinde yaşayan 2.5 milyon Gazze’li her gün yerinden eziliyor. Her gün bir başka bölgeye göçe zorlanıyor.

“İNSANLIK TARİHİ SON BİR ASIRDA BÖYLE BİR VAHŞET GÖRMEMİŞTİR”
Gazze’nin sağlık altyapısı tamamen çökmüş durumda. Doktorlar öldürüldü ya da gözaltına alındı. Ambulanslar vuruldu. Hastaneler bombalandı. Yıkıldı. Tedavi mümkün değil. Operasyon mümkün değil. İlaç bulmak mümkün değil. Mümkün değil. Dostlar, bakın, Tayyip Erdoğan olarak, içim yanarak, içim kan ağlayarak söylüyorum. Henüz 2-3 yaşındaki elleri, kolları, bacakları olmayan masum yavrucuklar bugün maalesef Gazze’nin olağan fotoğrafı haline gelmiştir. Buna hangi vicdan dayanır? Hangi vicdan buna sessiz kalabilir? Çocukların açlıktan, ilaçsızlıktan öldüğü bir dünyada huzur olur mu? Hepimiz anne babayız. Üzerine titrediğimiz evlatlarımız, torunlarımız var. Burada, Amerika’da, Avrupa’da, dünyanın her yerinde bir çocuğun eline küçük bir diken batsa anne babaların yüreği yanıyor. Ama Gazze’de çocukların elleri, kolları, bacakları anestezi yapılmadan ampute ediliyor. Kimse kusura bakmasın ama bu insanlığın dip noktasıdır. İnsanlık tarihi son bir asırda böyle bir vahşet görmemiştir.
Son dakika… ABD Başkanı Trump’tan prompter sözleri: Dostum, başın belada!
“BU TOPLU KIYIM POLİTİKASIDIR”
Herşey gözümüzün önünde cereyan ediyor. Gazzedeki soykırım medya, sosyal medya aracılığıyla her an canlı olarak yayınlanıyor. İsrail şu ana kadar Gazze’de ulusal ve uluslararası basında çalışan 250 gazeteciyi kasıtlı olarak öldürdü. Gazze’ye tüm girişleri yasakladı ama yine de soykırımı gizleyemedi. Filistin topraklarında devam eden soykırıma her fırsatta dikkatleri çeken Genel Sekreter Sayın Guterres’i gönülden destekliyorum. Cesareti için kendisini bir kez daha tebrik ediyorum. Ancak Birleşmiş Milletler Gazze’de kendi çalışanlarını dahi maalesef koruyamamıştır. Gazze’de insanlara yardım için koşturan 500 kişi öldürülmüştür. Ve bunların 326’sı Birleşmiş Milletler personelidir. Sayın Başkan, değerli üyeler, bakınız soykırım tıpkı holokost gibi insanların toplu halde iması için kullanılan utanç verici, insanlık dışı barbarca bir kavramdır. Oysa bugün Gazze’de sadece insanlar öldürülmüyor. Gazze’de hayvanlar hedef alınarak öldürülüyor. Gazze’de tarım alanları, bahçeler, ağaçlar, otlar, Gazze’de asıllık zeytin ağaçları yok ediliyor. Gazze’de sular yok ediliyor, kirletiliyor. Gazze’de binalar, evler, kütüphaneler, hastaneler, okullar, camiler, kiliseler, tarihi yapılar bilinçli bir şekilde yıkılıyor. Gazze’nin toprağı insan içinde, hayvan içinde, bitki içinde artık işe yaramaz hale getiriliyor. İşte sizlere bir başka fotoğraf daha. Şimdi size soruyorum, elimdeki şu fotoğrafın güvenlik arayışıyla ne ilgisi var? Bunun adı canlıya düşmanlık, hayata düşmanlık değil midir? Bu kürsüden açık açık ifade ediyorum. Gazze’de bir savaş yoktur. Gazze’de iki taraftan söz edilemez. Gazze’de bir yanda elinde en modern, en öldürücü silahlar olan düzenli ordu. Diğer tarafta ise masum siviller, masum çocuklar var. Bu terörle mücadele değildir. Bu 7 Ekim olayı öne sürülerek yürütülen bir işgal, tehcir, sürgün, soykırım, daha doğrusu bir toplu kıyım politikasıdır. Bugün Gazze, Hamas bahanesiyle yok edilirken es zamanlı olarak Hamas’ın yönetimde olmadığı Batı şeriada adım adım işgal edilmekte infazlarla masum siviller katledilmektedir. Üstelik İsrail, Gazze ve Batı şeriayla sınırlı kalmıyor. Suriye’ye, İran’a, Yemen’e, Lübnan’a saldırılar düzenleyerek bölge barışını da tehdit ediyor. En son Arap ulucu Katar’da ateşkes müsakereleri için toplantı yapan heyete İsrail saldırısı gerçekleşmiştir. Katar’a yönelik saldırı göstermiştir ki İsrail yönetimi tamamen kontrolü kaybetmiştir. Neden ya onun barış yapmaya da rehineleri kurtarmaya da niyetinin olmadığı bir keza anlaşılmıştır.
Yunan basını: Erdoğan-Miçotakis görüşmesi Türkiye’nin talebiyle ertelendi
“İSRAİL YÖNETİMİ YAYILMACI BİR POLİTİKAYLA BÖLGE BARIŞINA KASTETMEKTEDİR”
Sadece komşuları değil, Orta Doğu’daki tüm ülkeler İsrail hükümetinin pervasız tehditlerine muhatap oluyor. Şunun da farkına varalım. İsrail’in artan saldırganlığı sebebiyle Avrupa başta olmak üzere Batı’da İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan değerler de çok ağır yara almıştır. En temel insan hakları, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, gösteri ve protesto özgürlüğü, kadın hakları, çocuk hakları, demokrasi, eşitlik, adalet gibi kavramlar rapa kaldırılmıştır. Gelinen noktada hepimiz şu gerçeği görmek zorundayız. Değerli dostlar, vaat edilmiş topraklar saplantısıyla hareket eden İsrail yönetimi yayılmacı bir politikayla bölge barışına kastetmektedir. Üç semavi dinin kutsal beldesi, insanlığın ortak mirası olan Kudüs-ü Şerif, bu radikalizmin doğrudan hedefidir.
“GAZZE’YE KARŞI İNSANLIK GÖREVİNİZİ YERİNE GETİRİN”
Onların da tasvip etmediği, dahası tüm dünyada anti-semitizmi körükleyen bu cinnet hali artık daha fazla devam edemez. Gazze’de ateşkes bir an önce sağlanmalı, saldırılar durmalı, insani yardımların engelsiz girişine mutlaka izin verilmelidir. Soykırım kadrosunun uluslararası hukuka hesap vermesi temin edilmelidir. İnşallah bu mutlaka gerçekleşecektir. Gazze’de yaşanan barbarlığa karşı sesini yükseltmeyen, tavır almayan herkes bu vahşetin sorumluluğuna ortaktır. Buradan bütün devlet ve hükümet başkanlarına samimiyetle sesleniyorum. Bugün bu gündür. Gün, insanlık adına Filistinli mazlumların yanında dimdik durma günündür. Halklarınız Gazze’deki barbarlığa tepki gösterirken gelin sizler de adım adım cesaretinizi gösterin. Çocukların çocukları büyüttüğü Gazze’ye karşı insanlık görevinizi yerine getirin.
Erdoğan, Türkevi’nden BM Genel Kurulu’na yürüyerek geçti
“SURİYE’DE İSTİKRAR KÖKLEŞTİKÇE HİÇ ŞÜPHESİZ BUNUN KAZANANITÜM BÖLGEMİZ OLACAKTIR”
Bu vesileyle dünyanın farklı ülkelerinde Gazze’li mazlumlara sahip çıkmak için meydanları dolduran Gazze’li masumlara destek olmak için denizlere yelken açan akademisyeniyle, sanatçısıyla, siyasetçisiyle, aktivistiyle, öğrencisiyle tüm Filistin savunucularına en kalbi selamlarımı yolluyorum. 13 yıl boyunca sizlere bu kürsüden, komşumuz Suriye’de yaşanan zulümden ve çatışmalardan bahsettim. Nasıl bugün Gazze’li mazlumlar için sesimizi yükseltiyorsak, 13 yıl süresince de Suriyelilerin feryatlarına dikkat çektik. Burada onların da sesi nefesi oldu. Bir milyon insanın hayatına, milyonlarcasının da vatanlarını terk etmesine sebep olan zulüm, 8 Aralık devrimiyle birlikte hamdolsun artık tarihe karıştık. Suriyeli kardeşlerimiz 8 Aralık tarihi itibariyle yeni bir dönemin kapılarını açtılar. Eli kanlı bir rejime karşı mücadeleyi kazanan Suriye halkı, inanıyorum ki büyük bedeller ödeyerek elde ettikleri zaferi de inşallah menziline ulaştıracaktır. DAEŞ başta olmak üzere terörün hiçbir çeşidinin olmadığı güvenliğin teşhis edildiği bir ve bütün Suriye vizyonunu tüm imkanlarımızla destekleyeceğiz. Suriye’de istikrar kökleştikçe hiç şüphesiz bunun kazananı Suriyelilerle birlikte tüm komşu ülkeler, tüm bölgemiz olacaktır. Körfez’deki kardeş ülkelere de Suriye’nin toparlanmasına verdikleri katkılar için teşekkürlerimi iletiyorum. Bizimle aynı ilkeleri paylaşan tüm bölgesel ve uluslararası aktörlerle iş birliğimizi inşallah aynı şekilde sürdüreceğiz.
“ATEŞKES İÇİN ÇABA GÖSTERMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Değerli dostlar, komşumuz İran’la ilgili nükleer dosyanın bir an evvel diplomasi yoluyla çözülmesini temenni ediyoruz. Unutulmamalıdır ki bölgemiz yeni bir krizi daha kaldıramaz. Komşumuz Irak’ın istikrarı, güvenliği ve refahı bölgemizin selameti bakımından fevkalade önemlidir. Kalkınma yolu projesi gibi kolektif refahı önceleyen stratejik hamlelere bu bakımdan büyük önem atfediyoruz. Kuzeyde her ikisi de komşumuz olan Rusya ve Ukrayna arasında İstanbul sürecine büyük bir iştahla ev sahipliği yapıyoruz. Doğrudan görüşmeler sayesinde çok sayıda esirin ve naaşın mübadelesine aracılık ettik. Taraflar arasında barış müzakerelerinin modalitelerini belirlemeye çalıştık. Unutmayın, savaşın kazananı adil bir barışın kaybedeni olmaz şiarıyla önümüzdeki dönemde de ateşkes için çaba göstermeye devam edeceğiz. Azerbaycan ve Ermenistan arasında barışın tesisi için tarafları en başından bu yana cesaretlendirdik. 8 Ağustos tarihinde iki ülke arasında kalıcı barışa giden adımların atılmasından memnuniyet duyuyoruz. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Sayın Paşinyan başta olmak üzere sürece katkıda bulunan Amerikan Başkanı Sayın Trump’ı burada bir kez daha tebrik ediyorum. Bu vesileyle ülkemizle Ermenistan arasındaki normalleşme sürecinin kendi rayında ilerlediğini de ifade etmek isterim. Diğer bir ara buluculuk faaliyetimiz olan Ankara süreci kapsamında Somali ile Etiyopya arasındaki ihtilafın halline yönelik gayretlerimizi sürdürüyoruz. Tarafların bu girişimi hızla başarıyla neticelendirmelerini temenni ediyorum. Değerli Delegeler, Karadeniz’de güvenliğin teminatı olan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni tam 89 yıldır tarafsızlık içinde harfiyen uygulamaktayız. Ege Denizi’ni ve Doğu Akdeniz’i ilgili tüm tarafların meşru menfaatlerine liayet edilen bir istikrar ve refah havzası olarak görmek istiyoruz. Enerji ve çevre başlı olmak üzere her konuda yapıcı iş birliğine hazırız. Komşularımızdan da aynısını bekliyoruz.
“KIBRIS TÜRKLERİ ADANIN EŞİT SAHİBİDİR”
Bu vesileyle Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi ve Kuzey Kıbrıs, Türk Cumhuriyetini düşleyen projelerin başarılı olamayacağını burada özellikle vurgulamak istiyorum. Kıbrıs adasının batısında Türkiye’nin hak ve yetkileri, adanın etrafındaki alanlarda ise Kıbrıs Türklerinin meşru hakları vardır. Daha evvelde teklif ettiğimiz Doğu Akdeniz Konferansı müşterek bir zeminin bulunmasına katkı yapacaktır. Kıbrıs meselesinin çözümü daha önce defalarca denenmiş ancak Rum tarafının uzlaşmaz tutumu nedeniyle tüketilmiş federasyon modeli üzerine bina edilemez. Kıbrıs adasında iki ayrı devlet ve iki ayrı halk vardır. Kıbrıs Türkleri adanın eşit sahibidir ve azınlık olmayı kabul etmeyecektir. Uluslararası toplum, Kıbrıs Türklerinin yarım asırdır maruz bırakıldıkları haksız izolasyona artık son vermelidir. Son üç Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığım çağrıyı bugün bir kere daha tekrarlıyor. Uluslararası toplumu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımaya, diplomatik, siyasi ve ekonomik ilişkiler kurmaya davet ediyorum.
“2026 YILINDAKİ NATO ZİRVESİNİ ANKARA’DA TOPLAYACAĞIZ”
Sayın Başkan, değerli üyeler, önümüzdeki dönemde Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde yeni bir başlangıç ve vizyon arzuluyor. Bu vizyon günü kurtaran değil, ufku yeniden tayin eden, ortak geleceğimizi şekillendiren bir vizyon olmalı. Bunun için elbette Avrupa Birliği’nin de bizim kadar istekli ve kararlı olması mühimdir. Net güvenlik sağlayıcısı bir ülke olarak Birleşmiş Milletler, NATO, AGI ve Avrupa Birliği’nin harekat ve misyonlarına katkılarımızı sürdürüyoruz. 2026 yılındaki NATO zirvesini Ankara’da toplayacağız. NATO müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerimizi ticaret, yatırım, enerji ve savunma sanayi başlığı olmak üzere birçok alanda güçlendiriyoruz. Ata yurdumuz Orta Asya’daki kardeş ülkelerimizin barış, istikrar ve refahı bizim için vazgeçilmezdir.
“İSTİKRARIN SÜRMESİ İÇİN YOĞUN GAYRET İÇİNDEYİZ”
Türk Devletleri Teşkilatımız bölgesel bir çatı olmanın ötesine geçerek küresel bir aktör olma yolunda ilerliyor. Köklü beşeri bağlarımızın olduğu Balkanlar’da barışın ve istikrarın sürmesi için yoğun gayret içindeyiz. Temmuz ayında ihtiyaç ettiğimiz Balkan barış platformu bu yöndeki çabalarımızın en yeni örneğidir. Afganistan’daki yönetimin toplumu kuşatıcı dikkate alan bir anlayış sergilemesi temel arzumuzdur. Yeniden toparlanma sürecinde uluslararası toplumun Afgan halkını yalnız bırakmamasıdır. Türkiye ve Türk milleti olarak Afgan kardeşlerimizin her daim yanında olmaya devam edeceğiz. Değerli dostlar, Güney Asya’da barış ve istikrarın muhafazasını son derece önemli görüyoruz. Nisan ayında Pakistan ve Hindistan arasındaki çatışmaya varan bu gerilimde varılan ateşkesten memnuniyet duyuyoruz. İki ülke arasında terörle mücadelede iş birliğini önemsiyoruz. Keşmir meselesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları temelinde Keşmirli kardeşlerimizin beklentileri ekseninde diyalogla çözülmesini destekliyoruz. Afrika kıtasıyla eğitimden sağlığa, altyapıdan ticarete kadar geniş bir yelpazede ilişkilerimiz yıldan yıla güçleniyor. Somali’nin terörle mücadelesine gereken her türlü desteği verirken insani yardım faaliyetlerimizi de sürdürüyoruz. Sudan’da iki yıla aşkın süredir devam eden çatışma ortamı bizleri ziyadesiyle üzmektedir. Sudan’da akan kanın durması ve sürdürülebilir barışın tesis edilmesi uluslararası toplumun ortak sorumluluğudur. Bizim bu yöndeki çabalarımız devam edecektir. Büyük göller bölgesi yıllardır süren istikrarsızlık ve çatışmalardan ziyadesiyle müzdarip olmuştur. Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin doğusunda yaşanan çatışmalar bir an önce çözülmelidir. Amerika’nın ara buluculu ve Katar’ın kolaylaştırıcılığında yürütülen gayretleri samimiyetle destekliyoruz. Batı Afrika’da bilhassa sahil havzasında artan terör faaliyetlerini de endişeyle takip ediyoruz.
“2053 NET SIFIR EMİSYON HEDEFİNE DOĞRU KARARLILIKLA İLERLİYORUZ”
Tarihi bağlarımızın bulunduğu bu bölge halklarının huzura ve istikrara kavuşmaları için çabalarımız devam edecek. İlhamını çift başlı Selçuklu Kartalından alan bizim de 360 derecelik yaklaşımla yürüttüğümüz Türk dış politikasında Asya ülkeleriyle ilişkilerimiz büyük stratejik öneme sahiptir. Yeniden Asya girişimimiz çerçevesinde Asyan başta olmak üzere bölgesel kuruluşlarla angajmanımız giderek derinleşiyor. Latin Amerika ve Karayipler bölgesiyle münasebetlerimizi ortaklık ruhuyla ve kazan kazan yaklaşımıyla geliştirmeye büyük önem atıyoruz. Bölgedeki tüm ülkelerle kurmuş olduğumuz dostane bağları daha ileriye taşıma irademiz vakidir. Kıymetli delegeler, uluslararası ticarette artan korumacılık eğilimleri ve tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar dünya ekonomisinde esaslı değişimlere yol açıyor. Mevcut sıramalarla başarılı mücadele için dünya ticaret örgütünün yer aldığı kurallara dayalı uluslararası ticaretin reforme edilmesini destekliyoruz. Ucuz, güvenli ve sürdürülebilir enerjiye erişimi özellikle gelişmekte olan ülkelerin kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesi için vazgeçilmez buluyoruz. Çin’den Avrupa’ya uzanan ve stratejik önemi hais Hazar Geçişli Doğu Batı Ortak Koridoru projesini ilerletiyoruz. Modern ulaştırma altyapımız ve Bakü-Tiplis-Kars hattıyla dünya ticaretinin gelişimine katkı sunuyoruz. Tabiata saygılı bir gelecek inşa etme hedefiyle çıktığımız yolda 2053 net sıfır emisyon hedefine doğru kararlılıkla ilerliyoruz.
‘DÜNYA 5’TEN BÜYÜKTÜR DEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Eşim Emine Erdoğan’ın himayesinde yürüyen sıfır atık hareketinin tüm dünyada her yıl dalga dalga büyüyen daha fazla insana ve kalbe ulaşan bir farkındalık halkasına dönüştüğünü görmek bizim için ayrı bir bahtiyarlıktır. Bu süreçte gelişmiş ülkelerin sorumluluklarını yerine getirmesi artık bir tercihten öte yükümlülük haline gelmiştir. Dünyada en fazla kalkınma yardımı yapan ülkelerden biri olarak Birleşmiş Milletlerin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılması için çaba harcıyoruz. 2030 hedeflerine erişmek ve dünyanın dört bir yanındaki yüz milyonlarca insanı onurlu yaşama kavuşturmak için küresel finansman mimarisinin kimseyi geride bırakmama anlayışıyla uyumlu hale getirilmesini savunuyorum. Burada şunu da özellikle dikkatinizi çekerek söylemek istiyorum. Biz jeopolitik sınamalarla uğraşırken insanlık yapay zeka alanında olağanüstü bir sıçramaya şahitlik ediyoruz. Çığır açan bu teknolojilerin dönüştürücü gücü ve sunduğu nimetlerden hiçbir toplumun mahrum bırakılmaması gerekiyor. Yapay zeka teknolojileri yeni bir tahakküm aracı olarak değil insanlığın lehine kullanılmalı. Ev sahipliğini yaptığımız en az gelişmiş ülkeler için Birleşmiş Milletler Teknoloji Bankası dijital ve teknolojik açığın kapatılmasında kritik rol oynuyor. Hazırladığımız ve evrensel mutabakatla yakında imzayı açacağımız dijital dünyada çocuk hakları sözleşmesinin bu alanda küresel bir farkındalık oluşturacağına inanıyorum. Çabalarımıza güçlü desteğinizi bekliyoruz. Diğer taraftan ırkçılık, yabancı karşıtlı ve bilhassa İslam düşmanlığının mahim boyutlara ulaştığı günümüzde bir arada yaşama kültürünü tehdit eden bu akımlarla mücadele insanlık için zaruret halini almıştır. Medeniyetler İttifakı Yüksek Temsilcisi Sayın Moratinos’un Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin İslamofobiyle mücadele özel elçisi olarak da atanması kıymetlidir. Geçen sene burada ifade ettiğim gibi aile kurumu günümüzde daha önce hiç olmadığı kadar tehdit altındadır. Kadın ve erkekten oluşan aileyi savunmak aynı zamanda insanı, fıtratı, yaşamı ve geleceği savunmak demektir. Türkiye olarak artan saldırılar karşısında aileyi savunmaya devam edeceğiz. Kıymetli Delegeler, insanlığın bir daha savaş felaketi yaşamaması için kurulan Birleşmiş Milletler’in kökleri içinde bulunduğumuz karanlık döneme ışık tutacak değerlerle doludur. Genel Sekreter Sayın Guterres’in teşkilatımızı etkin ve verimli hale getirmek amacıyla başlattığı Birleşmiş Milletler 80 girişimine desteğimiz tamdır. Bu girişimin Birleşmiş Milletler’in tüm faaliyetlerini daha da güçlendirecek bir süreç olarak başarıya ulaşmasını temenni ediyorum. Bu sürece İstanbul’u bir Birleşmiş Milletler merkezi haline getirme vizyonumuzdan da hareketle güçlü destek vermeye hazırız. 80. yılda Birleşmiş Milletler’i kuruluş ruhuna döndürecek adımları atmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Biz güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu bir sistem kurulana kadar dünya 5’ten büyüktür demeye devam edeceğiz….

SON DAKİKA! Cumhurbaşkanı Erdoğan 15'inci kez BM kürsüsünde dünyaya sesleniyor...

SON DAKİKA! Cumhurbaşkanı Erdoğan 15’inci kez BM kürsüsünde dünyaya sesleniyor…

BM 80. Genel Kurulu oturumu başladı. Oturum, BM 80. Genel Kurul Başkanı Alman Annalena Baerbock başkanlığında ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in konuşmasıyla açıldı.
İşte Erdoğan’ın konuşmasından satır başları;Şahsım ve milletim adına en kalbi duygularımla selamlıyorum. Birleşmiş Milletler 80. Genel Kurulu’nun tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. İnsanlığın ortak vicdanını temsil eden bu kürsüden sizlere bir kez daha hitap etmekten büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Konuşmamın hemen başında Filistin’in giderek artan sayıda ülke tarafından tanındığı bir dönemde Filistin Devlet Başkanı Sayın Mahmut Abbas’ın bugün bizzat aramızda olamayışından duyduğum üzüntüyü ifade etmek istiyorum. Biz bugün bu kürsüde kendi vatandaşlarımızla birlikte sesi kısılmak istenen Filistin halkına tercüman olmak için de bulunuyoruz. Filistin Devleti’ni tanıyacağını açıklayan tüm ülkelere teşekkür ediyor. Henüz bu kararı almayan devletleri ise bir an önce harekete geçmeye çağırıyor. Sayın Başkan, değerli üyeler, Birleşmiş Milletler şartı bundan 80 yıl önce San Francisco’da imzalandı ve 24 Ekim 1945’te yürürlüğe girdi. Birleşmiş Milletler kuruluş şartının ilk maddesinin ilk kelimelerini burada tekrar hatırlatmak isterim.
İlginizi Çekebilir
“700 GÜNÜ AŞKIN BİR SÜREDİR SOYKIRIM DEVAM EDİYOR”
Birleşmiş Milletlerin amacı uluslararası barış ve güvenliği korumaktır. Evet, bizler bu salonda Birleşmiş Milletlerin 80. yaşını kutlarken, dünyanın birçok bölgesinde kuruluş şartının ilk maddesinin ilk kelimelerine gölge düşürecek vahim hadiseler yaşanıyor. Özellikle Gazze’de gözlerimizin önünde 700 günü aşkın bir süredir soykırım devam ediyor. Biz toplantı halindeyken dahi Gazze’de şu anda siviller katlediliyor. Gazze’de ölen sivillerin sayısı 65.000’i geçti. Enkaz altında kaç cenazenin olduğu henüz bilinmiyor. Ölenlerin 20.000’den fazlası çocuk. İsrail tarafından Gazze’de son 23 aydır her saat bir çocuk acımasızca hayattan kopartılıyor. Bunlar sayı değil dostlar. Hepsi birer can, birer masum insan. Şu anda sadece silahlarla değil, açlık silahıyla da insanlar öldürülüyor. 21. yüzyılda medeni dünyanın bakışları altında 146 çocuk 428 kişi açlıktan hayatını kaybetti ve sayı her geçen gün artıyor.

“BÖYLE BİR GADDARLIĞIN MAKUL BİR SEBEBİ OLABİLİR Mİ?”
Şimdi size Gazze’deki günlük hayatı anlatan bir fotoğraf göstereceğim. Birinci fotoğraf gördüğünüz gibi ellerinde leğenli kadınlar. Lütfen hepimiz elimizi vicdanımıza koyup cevap verelim. 2025 yılında böyle bir gaddarlığın makul bir sebebi olabilir mi? Fakat insanlık adına bu utanç manzarası Gazze’de 23 aydır her gün tekrar ediyor. 365 km2 içinde yaşayan 2.5 milyon Gazze’li her gün yerinden eziliyor. Her gün bir başka bölgeye göçe zorlanıyor.

“İNSANLIK TARİHİ SON BİR ASIRDA BÖYLE BİR VAHŞET GÖRMEMİŞTİR”
Gazze’nin sağlık altyapısı tamamen çökmüş durumda. Doktorlar öldürüldü ya da gözaltına alındı. Ambulanslar vuruldu. Hastaneler bombalandı. Yıkıldı. Tedavi mümkün değil. Operasyon mümkün değil. İlaç bulmak mümkün değil. Mümkün değil. Dostlar, bakın, Tayyip Erdoğan olarak, içim yanarak, içim kan ağlayarak söylüyorum. Henüz 2-3 yaşındaki elleri, kolları, bacakları olmayan masum yavrucuklar bugün maalesef Gazze’nin olağan fotoğrafı haline gelmiştir. Buna hangi vicdan dayanır? Hangi vicdan buna sessiz kalabilir? Çocukların açlıktan, ilaçsızlıktan öldüğü bir dünyada huzur olur mu? Hepimiz anne babayız. Üzerine titrediğimiz evlatlarımız, torunlarımız var. Burada, Amerika’da, Avrupa’da, dünyanın her yerinde bir çocuğun eline küçük bir diken batsa anne babaların yüreği yanıyor. Ama Gazze’de çocukların elleri, kolları, bacakları anestezi yapılmadan ampute ediliyor. Kimse kusura bakmasın ama bu insanlığın dip noktasıdır. İnsanlık tarihi son bir asırda böyle bir vahşet görmemiştir.
Son dakika… ABD Başkanı Trump’tan prompter sözleri: Dostum, başın belada!
“BU TOPLU KIYIM POLİTİKASIDIR”
Herşey gözümüzün önünde cereyan ediyor. Gazzedeki soykırım medya, sosyal medya aracılığıyla her an canlı olarak yayınlanıyor. İsrail şu ana kadar Gazze’de ulusal ve uluslararası basında çalışan 250 gazeteciyi kasıtlı olarak öldürdü. Gazze’ye tüm girişleri yasakladı ama yine de soykırımı gizleyemedi. Filistin topraklarında devam eden soykırıma her fırsatta dikkatleri çeken Genel Sekreter Sayın Guterres’i gönülden destekliyorum. Cesareti için kendisini bir kez daha tebrik ediyorum. Ancak Birleşmiş Milletler Gazze’de kendi çalışanlarını dahi maalesef koruyamamıştır. Gazze’de insanlara yardım için koşturan 500 kişi öldürülmüştür. Ve bunların 326’sı Birleşmiş Milletler personelidir. Sayın Başkan, değerli üyeler, bakınız soykırım tıpkı holokost gibi insanların toplu halde iması için kullanılan utanç verici, insanlık dışı barbarca bir kavramdır. Oysa bugün Gazze’de sadece insanlar öldürülmüyor. Gazze’de hayvanlar hedef alınarak öldürülüyor. Gazze’de tarım alanları, bahçeler, ağaçlar, otlar, Gazze’de asıllık zeytin ağaçları yok ediliyor. Gazze’de sular yok ediliyor, kirletiliyor. Gazze’de binalar, evler, kütüphaneler, hastaneler, okullar, camiler, kiliseler, tarihi yapılar bilinçli bir şekilde yıkılıyor. Gazze’nin toprağı insan içinde, hayvan içinde, bitki içinde artık işe yaramaz hale getiriliyor. İşte sizlere bir başka fotoğraf daha. Şimdi size soruyorum, elimdeki şu fotoğrafın güvenlik arayışıyla ne ilgisi var? Bunun adı canlıya düşmanlık, hayata düşmanlık değil midir? Bu kürsüden açık açık ifade ediyorum. Gazze’de bir savaş yoktur. Gazze’de iki taraftan söz edilemez. Gazze’de bir yanda elinde en modern, en öldürücü silahlar olan düzenli ordu. Diğer tarafta ise masum siviller, masum çocuklar var. Bu terörle mücadele değildir. Bu 7 Ekim olayı öne sürülerek yürütülen bir işgal, tehcir, sürgün, soykırım, daha doğrusu bir toplu kıyım politikasıdır. Bugün Gazze, Hamas bahanesiyle yok edilirken es zamanlı olarak Hamas’ın yönetimde olmadığı Batı şeriada adım adım işgal edilmekte infazlarla masum siviller katledilmektedir. Üstelik İsrail, Gazze ve Batı şeriayla sınırlı kalmıyor. Suriye’ye, İran’a, Yemen’e, Lübnan’a saldırılar düzenleyerek bölge barışını da tehdit ediyor. En son Arap ulucu Katar’da ateşkes müsakereleri için toplantı yapan heyete İsrail saldırısı gerçekleşmiştir. Katar’a yönelik saldırı göstermiştir ki İsrail yönetimi tamamen kontrolü kaybetmiştir. Neden ya onun barış yapmaya da rehineleri kurtarmaya da niyetinin olmadığı bir keza anlaşılmıştır.
Yunan basını: Erdoğan-Miçotakis görüşmesi Türkiye’nin talebiyle ertelendi
“İSRAİL YÖNETİMİ YAYILMACI BİR POLİTİKAYLA BÖLGE BARIŞINA KASTETMEKTEDİR”
Sadece komşuları değil, Orta Doğu’daki tüm ülkeler İsrail hükümetinin pervasız tehditlerine muhatap oluyor. Şunun da farkına varalım. İsrail’in artan saldırganlığı sebebiyle Avrupa başta olmak üzere Batı’da İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan değerler de çok ağır yara almıştır. En temel insan hakları, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, gösteri ve protesto özgürlüğü, kadın hakları, çocuk hakları, demokrasi, eşitlik, adalet gibi kavramlar rapa kaldırılmıştır. Gelinen noktada hepimiz şu gerçeği görmek zorundayız. Değerli dostlar, vaat edilmiş topraklar saplantısıyla hareket eden İsrail yönetimi yayılmacı bir politikayla bölge barışına kastetmektedir. Üç semavi dinin kutsal beldesi, insanlığın ortak mirası olan Kudüs-ü Şerif, bu radikalizmin doğrudan hedefidir.
Erdoğan, Türkevi’nden BM Genel Kurulu’na yürüyerek geçti…

Reklam
Meclis Başkanı Kurtulmuş, Malta Temsilciler Meclisi Başkanı Farrugia ile Meclis'te bir araya geldi

Meclis Başkanı Kurtulmuş, Malta Temsilciler Meclisi Başkanı Farrugia ile Meclis’te bir araya geldi

Kurtulmuş, Türkiye’ye resmi ziyaret gerçekleştiren Malta Temsilciler Meclisi Başkanı Angelo Farrugia ile Meclis’te baş başa görüşme gerçekleştirdi.
Farrugia ve heyetini, TBMM’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Kurtulmuş, Filistin Devleti’ni resmen tanıdığı için Malta’yı tebrik etti.
Kurtulmuş, “Malta’nın Filistin’i tanımış olması fevkalade önemli bir adımdır. Başından itibaren Filistin halkının yaşadığı bu soykırıma karşı Malta’nın verdiği desteği takdirle karşılıyoruz ama artık insanlığın sabrı taşmıştır. Bundan 2-3 sene evvel İngiltere’nin, Fransa’nın, Kanada’nın Filistin Devleti’ni, iki devletli bir çözümü savunacaklarına kimse inanmazdı. Bugün İsrail’in geldiği saldırganlık, soykırımın artık insanlığın kemiğine dayanmış olması böyle bir dalgayı oluşturuyor. Malta’nın da Filistin’i tanımış olmasından dolayı büyük bir memnuniyet duyuyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Son dakika…Yunan basını: Erdoğan-Miçotakis görüşmesi Türkiye’nin talebiyle ertelendi
İki ülke arasında gelişen ilişkilerden memnuniyet duyduklarını belirten Kurtulmuş, iyi ilişkilerin gelişmesi açısından parlamentolar arasındaki dostluk gruplarına büyük sorumluluk düştüğünü söyledi.
Kurtulmuş, dostluk gruplarınca yürütülen çalışmaların Türkiye ve Malta’yı yakın temasa sokacağını kaydetti.
Türkiye ile Malta arasındaki ikili ticaret hacminin 1 milyar dolar seviyesine ulaşmasının önemli olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, bunun daha ileriye götürülmesinin mümkün olduğunu vurguladı.
Perşembe gününe dikkat! Sıcaklıklar 10 derece düşecek: İstanbul dahil, sağanak geliyor
Gazze’de yaşananların ve İsrail’in saldırgan tutumunun, Akdeniz bölgesinde çok kısa bir sürede istikrarsızlığa ve önemli çatışmalara sebep olabileceğini gösterdiğini belirten Kurtulmuş, büyük ülkelerin çıkarlarının kesiştiği, neredeyse dünyanın bütün donanmalarının yer aldığı Akdeniz’de yeni bir barış perspektifine ihtiyacın bulunduğuna dikkati çekti.
Kurtulmuş, gelecek yıl nisan ayında PAB 152. Genel Kurulu’nun İstanbul’da gerçekleştirileceğini belirterek, Malta Temsilciler Meclisi Başkanı Farrugia’ya davetini iletti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, ayrıca Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu’nda gelecek dönemde Malta’yı da görmek istediklerini söyledi.
İsrail’in Gazze’deki işgalinin eninde sonunda biteceğini belirten Kurtulmuş, İsrail Başbakanı Netanyahu ve ekibinin uluslararası mahkemelerde yaptıklarının hesabını vereceğine inandıklarını vurguladı.
Filistin için on yıllar sürecek bir siyasi mücadelenin başlayacağına inandıklarını söyleyen Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Burada Filistin dostlarının Filistin Devleti’ne destek vermesi lazım. Bu sadece bölge ülkeleriyle, sadece Arap ülkeleriyle, sadece Müslüman ülkeleriyle kısıtlı kalmamalıdır, vicdan sahibi, insaf sahibi bütün ülkelerin bu konuda tutum belirlemesini ve bu mücadelenin destekçisi olmasını ümit ediyoruz. Malta da Akdeniz’in en stratejik bölgesinde. Sizin Filistin’e vereceğiniz destek, Filistinliler için çok büyük anlam taşır.”
…

Tele 1 soruşturmasında 3 isme adli kontrol kararı

Tele 1 soruşturmasında 3 isme adli kontrol kararı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, 21 Eylül’de Tele1 televizyonunda yayımlanan “Türkiye’nin Yönü” isimli programda alt yazıda yer alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile kıyaslandığı ifadeye ilişkin başlatılan soruşturma sürüyor.
İlginizi Çekebilir
Soruşturma kapsamında ifadeye çağrılan şüpheliler Merdan Yanardağ, Ali İhsan Demir ve Musa Özuğurlu’nun savcılıkta ifadeleri alındı. Savcılık, ifadelerinin ardından şüphelileri adli kontrol uygulanması talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk etti.
Sulh ceza hakimliği, 3 şüphelinin “yurt dışı çıkış yasağı” ve “imza atma” şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi.
Savcılığın sevk yazısında, Sorumlu Müdür Ali İhsan Demir ve Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın ifadelerinde, yayın anında kanalda bulunmadıklarını, olayın sehven yaşandığını, ancak yine de üzüntü duyarak özür metni yayınladıklarını beyan ettikleri ifade edildi.
Yayın moderatörü şüpheli Musa Özuğurlu’nun ifadesinde ise eylemin reji personelinin yayında söylenen cümleyi yanlış alt yazıya dönüştürmesinden kaynaklandığını, bir kasıt bulunmadığını beyan ettiği aktarılan yazıda, şüphelilerin cezai sorumluluklarının bulunduğunun değerlendirildiği bildirildi.
Yazıda, yayında paylaşılan ifadenin “cumhurbaşkanına hakaret” suçu kapsamında kaldığı ve suçun işlendiği yönünde yeterli şüphenin oluştuğu belirtildi.
Ancak gelinen aşama itibarıyla delillerin büyük oranda toplandığı ve tutuklamanın tedbir olduğu hususları bir arada değerlendirildiğinde, tutuklamadan beklenen gayeye adli kontrol hükümleri ile ulaşılabileceğine kanaat getirildiği belirtilen yazıda, adli kontrol hükümlerinin bu aşamada ölçülü olacağının değerlendirildiği kaydedildi….

Bahçeli: Askeri seçenek de dahil İsrail’e karşı sert bir ültimatom vermenin zamanı gelmiştir

Bahçeli: Askeri seçenek de dahil İsrail’e karşı sert bir ültimatom vermenin zamanı gelmiştir

MHP lideri Devlet Bahçeli, TRT Haber’e özel açıklamalarda bulundu. Bahçeli, “Türkiye, Orta Doğu’da barışın sözcüsüdür, politikaları takdire şayandır. Filistin’in güvenliği, Türkiye’nin güvenliğidir” dedi.
Bahçeli’nin açıklamaları şöyle; Gazze başta olmak üzere Filistin’de İsrail’in hunharca işlediği soykırım devam etmektedir. Türkiye en başından beri, İsrail’i bu zulümden vazgeçirmek, mazlum Filistin halkına destekte bulunmak ve 1967 sınırları dâhilinde, başkenti Doğu Kudüs olan Filistin’in tanınması suretiyle iki devletli çözümle kalıcı barış, huzur ve güven ortamını sağlamak üzere hassas ve akılcı bir politika izlemiştir. Türkiye’nin her platformda dile getirip özenle savunduğu politikalar, takdire şayandır.
Zira Türkiye, Ortadoğu’da barışın sözcüsü ve savunucusu olurken, İsrail bölgenin en büyük güvenlik tehdidi olarak öne çıkmıştır.
İsrail; Filistin, Lübnan ve Suriye’de Türkiye’nin karşısında yer almaktadır. Türkiye’nin hasmı olan her yapı ve grup, İsrail tarafından istismar edilmektedir. İsrail adeta Türkiye ile bu coğrafyada Türkiye’ye karşı bir vekâlet savaşına girişmiş görünmektedir.
Bir devlet politikası olarak başlatılan ve kamuoyunun büyük ekseriyetinde karşılık bulan “Terörsüz Türkiye” ve istikrarlı bölge hamlesi, İsrail’in Türkiye hasımlığını açık etmiştir. İsrail’in Suriye’de, Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta, Mescidi Aksa’da kısacası her yerde karşımıza çıkıyor olması tesadüf değildir. İsrail’in nihai hedefi Türkiye’dir ve etrafımızı çevreleme politikası gözümüzden kaçmamaktadır.
Bu durum uyguladığı soykırım ve adaletsizliklerle birlikte değerlendirildiğinde bizim için sürdürülebilir değildir ve İsrail bu yayılmacı tavrından vazgeçmezse uluslararası hukuka göre mukabele kaçınılmaz görünmektedir.
Son dakika… ABD Başkanı Trump’tan prompter sözleri: Dostum, başın belada!
“ULUSLARARASI HUKUK ALENEN ÇİĞNENMİŞ, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER KARARLARI YOK SAYILMIŞTIR”
7 Ekim 2023 tarihinden buyana dünyanın ve beşeriyetin nadiren şahit olduğu en ağır katliamlardan biri ve hatta soykırıma varan kanlı tablo Gazze’yi perişan etmiştir. İsrail’in Gazze Şeridi’ne 7 Ekim 2023’ten beri düzenlediği haksız, hukuksuz ve insanlık dışı saldırılar sonucunda, 22 Eylül 2025 itibariyle hayatını kaybedenlerin sayısı en az 65 bin 344, yaralananların sayısı ise 166 bin 795 kişi olmuştur.
Gazze’de taş üstünde taş bırakılmamış, bebek, çocuk, kadın ve sivil halk demeden katledilmiştir. Dünyanın gözü önünde tarifi ve tahammülü olmayan insanlık suçları işlenmiştir. Uluslararası hukuk alenen çiğnenmiş, Birleşmiş Milletler kararları yok sayılmıştır.
İlginizi Çekebilir
9 Eylül 2025 tarihinde Katar’ın başkenti Doha’da Hamas ile Katar ve Mısır’ın da aralarında olduğu ateşkese dair görüşmeleri sırasında heyet üyelerinin görüşme yaptığı bina İsrail tarafından bombalanmıştır. İsrail’in ateşkes veya barış istemediği, kaos ve çatışma ortamını tırmandırmak istediği, barış için aracılık eden sözümona ABD’nin müttefiki ülkeleri dahi hedefe koyabildiği ve tüm Filistinlilere yönelik bir soykırım niyetinde olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Bu gelişmeler üzerine İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), 15 Eylül 2025 tarihinde Katar’ın başkenti Doha’da olağanüstü toplanmıştır. Bu toplantıda İsrail şiddetle kınanmış ve İsrail’e yönelik 25 maddelik ortak bir bildiri yayımlanmıştır.
Yapılan değerlendirmeler İsrail’in Gazze’de uyguladığı katliamları kınamaya yöneliktir. Buna mukabil İsrail’in durdurulabilmesi için siyasi, ekonomik yaptırım uygulanması ve savunma sanayinin güçlendirilmesi yönündeki güçlü değerlendirmeyi, toplantıya katılan 57 ülke içinde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yapmıştır.
Bu şekilde bölgesel caydırıcılık sağlamak hedeflenirken NATO’nun 5. maddesine benzer şekilde “birimize yapılan saldırı hepimize yapılmış sayılır” prensibi İİT ve Arap Ligi kapsamında somut bir savunma mekanizmasına dönüşebileceği değerlendirilmiştir.
İsrail, İslam İşbirliği Teşkilatı olağanüstü toplantı kararlarının açıklanmasının hemen ardından 16 Eylül sabahı Gazze’ye kapsamlı bir kara harekâtı başlatmıştır. Zaten taş üstünde taş kalmamış olan Gazze’yi tamamen süpürme harekatını uygulamaya koymuştur.
Perşembe gününe dikkat! Sıcaklıklar 10 derece düşecek: İstanbul dahil, sağanak geliyor
“TÜRKİYE’NİN İSRAİL’E KARŞI ORTAK SAVUNMA GÜCÜ ÖNERİSİNİ HERKES DEĞERLENDİRMELİ”
Gazze’deki insanlığa karşı suçların, işlenen soykırımın ve haksızlığın sona erdirilebilmesi için, her şeyden önce, ABD başta olmak üzere İsrail’i açıktan ya da örtülü olarak destekleyen ülkelerin ikili oynamaktan, her açıklamasında İsrail’e karşı bir manevra alanı bırakma arzusundan vazgeçmelidir.21. yüzyılın ayıbı, insanlığın utancı bebek, kadın, yaşlı her türlü insani ve ahlaki hasletleri yok eden yaklaşımlar derhal son bulmalıdır. Türkiye’nin İsrail’e karşı ortak savunma gücü önerisini başta İslam ülkeleri olmak üzere ciddiyetle herkes değerlendirmeli, desteklemelidir.
Batı’nın Rusya karşısında ayakta tutmaya çalıştığı NATO yapısına benzer bir güvenlik ve savunma örgütüne İslam dünyasının ihtiyaç duyduğu, İsrail’in saldırılarıyla açıkça görülmüştür. Bu ihtiyaca cevaben, Partimizin önerdiği “Kudüs Paktı” derhal hayata geçirilmeli, İslam ülkelerinin güvenliği hiçbir ülkenin insafına ve inisiyatifine bırakılmamalı, bu gibi durumlarda İslam ülkelerinin ortak güvenlik mekanizması işleterek işbirliği ve eşgüdüm halinde İslam’a ve mukaddesatımıza uzanan elleri bertaraf edebilmesi acilen temin edilmelidir.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 12 Eylül 2025 tarihinde Filistin sorununun iki devletli çözümü maksadıyla yapılan oylamada 148 devlet Filistin lehine oy kullanırken ABD’nin de içinde olduğu 10 devlet red, 12 devlet ise çekimser oy kullanmıştır. Ancak geçmiş BM kararlarını tanımadığı gibi İsrail, kendisine yönelik açık bir ihtar anlamına gelen bu kararı da tanımamaktadır.
Uluslararası sistem ise buna müdahale edememekte, aciz kalmaktadır. 1945 şartlarında oluşan ve güncel uluslararası dengeleri yansıtmaktan uzak olan BM sistemi adeta çökmüş durumdadır. Uluslararası barış ve güvenlik, İsrail gibi “haydut devletler” tarafından her geçen gün daha büyük bir risk altına atılmaktadır.
“FİLİSTİN’İN GÜVENLİĞİ TÜRKİYE’NİN GÜVENLİĞİDİR”
Filistinliler zorla yerlerinden, yurtlarından ve yuvalarından çıkarılmak istenmektedir. Filistinli kardeşlerimizin nerede yaşayacağı hiç kimsenin, hiçbir ülkenin tayin edebileceği bir konu değildir. Mazlumları toprağından koparmak, toprağı da üzerinde yaşayan hak sahiplerinden ayırmak bedeli ve vebali çok ağır bir suç ve skandaldır. Filistin halkını bırakınız topraklarından çıkarmayı veya zorla yerinden edilmesini, bunu ifade etmek dahi gayri hukuki, gayri insani ve gayri ahlaki bir tutumun özetidir.
Unutulmamalıdır ki, Filistin’in güvenliği Türkiye’nin güvenliğidir. Filistin devletinin tanınması, küresel barış ve huzurun anahtarıdır. Türk milletinin sabrı artık taşmıştır. İslam ülkeleri veya Birleşmiş Milletler İsrail’in saldırılarını engelleyemiyorsa, o zaman tarihin sesine kulak verilmeli, Filistin’in ve medeniyetler şehri Kudüs’ün ruhunu ve dokusunu bilen Türk milleti yeni bir nöbet için devreye girmelidir.
Soykırım trajedisi artık son bulmalıdır. ABD; tarihi, hukuki ve insani sorumluluktan daha fazla kaçmamalıdır. İşgal altındaki Filistin topraklarından soykırımcı İsrail ön şartsız çekilmeli, Mescidi Aksa’nın manevi ve tarihi statüsüne saygı göstermelidir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Kabinesinin Filistin ve Gazze gerçeğini dünyaya anlatan insani, vicdani, ahlaki tutarlılığı olan politikaları kesintisiz devam etmelidir.
“DİPLOMASİ DAHİL TÜM BARIŞÇIL ARAÇLARI NETANYAHU HÜKÜMETİ TARAFINDAN TÜKETİLMİŞTİR”
Dış politikanın, diplomasi dahil tüm barışçıl araçları Netanyahu hükümeti tarafından tüketilmiştir. İsrail; Suriye, Yemen, İran, Katar ve Filistin’i doğrudan vurmuş, Irak, Ürdün, Tunus, Suudi Arabistan topraklarını ve/veya hava sahalarına fiili olarak tecavüz etmiştir. Böylesine pervasız bir saldırganlıkla İsrail aslında sadece düşmanlık büyütmekte ve kendi güvenliğini ortadan kaldırmaktadır.
ABD tüm bu saldırılarda İsrail’in yanında veya arkasında saf tutmuş ve bu suçlara ortak olmuştur. Bu nedenle İslam dünyasının ABD’ye ve İsrail’e daha güçlü bir tepki göstermesi gerekmektedir.
ABD üzerindeki ekonomik etki araçlarının akıllıca kullanılması şarttır. İsrail’e Batı dünyasından tepki gösteren hükümetlerin yalnız bırakılmaması, onlarla bu konuda işbirliği yapılması yerinde olacaktır.Doğu Akdeniz’de bir huzur kuşağı oluşturulması zorunludur. Bu sadece bölge için değil Dünya barış ve huzuru için gereklidir.
Bunun ilk şartı 1967 şartlarında iki devletli çözümdür. İkinci şartı ise emperyalist güçlerin bölgede sürdürdükleri vekalet savaşlarına son vermesi, taşeron terör örgütleriyle bölgeyi istikrarsızlaştırmaktan vaz geçmeleridir.
“İSRAİL’E KARŞI SERT BİR ÜLTİMATOM VERMENİN ZAMANI GELMİŞTİR”
Gerek New York Bildirgesi gerekse İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap ligi ortak olağanüstü zirvesinde ortaya konan hususlar değerli, doğru yönde atılmış adımlardır. Ancak, ne İsrail ne de baş destekçisi olan ABD’yi durdurmak için sözler yetmemektedir.
Artık, askerî seçenek de dahil olmak üzere, İsrail’e karşı sert bir ültimatom vermenin zamanı gelmiştir. Netanyahu ve kabinesinin acilen ateşkes ilan etmesi, askerlerini derhal Filistin topraklarından çekmesi ve yaşattığı yıkımı tazmin etmesi acil beklentimizdir. Açlık sorunu acilen giderilmeli, insani yardımın yolu sınırsız olarak ve derhal açılmalıdır.
Aksi halde, İsrail’in “insanî müdahale” kapsamında meşru bir hedef haline geleceği bilinmelidir. Türkiye’nin de bu durumda insanlık namına hareket edeceği ve gözünü budaktan sakınmayacağı ilan edilmelidir. Bu yönde güçlü bir mesaj, BM Genel Kurulunda tüm dünya liderlerinin huzurunda duyurulmalı, İsrail’e son ikaz yapılmalıdır. Ve bu ikaz İslam ülkelerinin tamamı yanında Batı medeniyetinin temsilcisi olma iddiasındaki ülkelerce de yapılmalıdır.”
Nevzat Dindar’dan sürpriz Galatasaray iddiası! ‘Herkes Liverpool’u düşünüyor’…

Reklam
Bursa'da 3 kişinin can verdiği yangında yaralanan kadın dehşeti anlattı

Bursa’da 3 kişinin can verdiği yangında yaralanan kadın dehşeti anlattı

İlçede dün gece çıkan yangında annesi, halası ve torununu kaybeden yüzü, eli ve ayaklarından yaralanan Kifayet Acaroğlu, hastanedeki tedavisinin taburcu edildi.
Evin sahibi Kifayet Acaroğlu, AA muhabirine yangında vefat eden halası depremzede Müesser Ar’ın misafir olarak kendilerinde kaldığını aktararak annesi Berguzer Kaplan’ın da Alzheimer hastası olduğunu söyledi.
Yangından önce balkonda kızının işten gelmesini beklediğini belirten Acaroğlu, o sırada mutfakta ocağa çay koyduğunu anlattı.

Acaroğlu, evin içinden çıtırtı sesi duyduğunu, televizyonun yanındaki koltuğun kenarının yanmaya başladığını gördüğünü dile getirerek, “Battaniye almaya gittim. Yan odada da 6 ve 3 yaşlarında iki torunum vardı. Onların çığlıkları oldu. Battaniye aldım, söndürmeye çalıştım, yapamadım. Sonra tavandan üzerime bir şeyler döküldü. Diğer odadaki torunlarımı zor dışarı attım. Annem, halam ve torunum balkonda kaldı. Aşağı indim annemin saçlarının, kollarının yandığını gördüm.” diye konuştu.

1’i bebek 3 kişinin öldüğü yangın faciasını oğlu anlattı: Saçları tutuştu, hepsi yandı
Daha sonra itfaiye ekiplerinin geldiğini ve yangına müdahale ettiğini belirten Acaroğlu, şunları kaydetti:
Alıntı Metni
“BALKONDAN İÇERİ GİREMEMİŞLER”
Annesini kaybeden İsmail Kaplan da yangının doğal gaz patlaması nedeniyle olmadığını, olay anında içeri giren ekibin koltuğun kenarında çakmağın olduğunu ve televizyon kablosunun eridiğini ifade ettiğini aktardı.

Yangın nedeniyle oluşan basınçla camların kırıldığını ve alevlerin dışarı çıktığını belirten Kaplan, “Annem, halam ve torunu o anda balkondaymış. Balkondan içeri girememişler. Patlama nedeniyle alevler onların üstüne doğru gelmiş. Komşular atlamalarını istemiş. Onlar da atlayamamış, içeri kaçmışlar.” dedi.
Kaplan, evin içindeki tavan kaplamalarının yandığını anlatarak sözlerini şöyle sürdürdü:
Alıntı Metni

Bursa’nın Karacabey ilçesinde dün gece, Saadet Mahallesi’nde 4 katlı binanın 3. katında henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıkmıştı. Kısa sürede büyüyen yangın, tüm evi sarmıştı. İhbar üzerine olay yerine gelen itfaiye ekiplerince söndürülen yangında Berguzer Kaplan (81), Müyesser Ar (88) ve Hasan Emir Efe Çorapçı (2) hayatını kaybetmişti. Yangından yaralı kurtulan 5 kişi de hastanedeki tedavilerinin ardından taburcu edilmişti.
…

Husumetlisini öldürdü, Yunanistan’a kaçarken yakalandı! ‘Korkutmak için ateş ettim’

Husumetlisini öldürdü, Yunanistan’a kaçarken yakalandı! ‘Korkutmak için ateş ettim’

Olay, 16 Eylül’de saat 19.30 sıralarında, Yüreğir ilçesi Selahattin Eyyübi Mahallesi’nde meydana geldi. Yüzünü kaskla gizleyen Erkan Demirbağ, arkadaşı Yunus Emre Tunçbilek’in motosikletiyle husumetli olduğu Sedat Oyunlu’nun çalıştığı mobilya dükkanına gitti. Oyunlu’nun dükkanın önünde beklediğini gören Demirbağ, tabancayla ateş açtı. Silahtan çıkan kurşunlardan biri Sedat Oyunlu’nun kalçasına isabet ederken, şüpheliler ise kaçtı. Ambulansla Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürülen Oyunlu, doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamadı.
İlginizi Çekebilir
Olayla ilgili çalışma başlatan Cinayet Büro Amirliği ekipleri, bölgedeki ve kaçış güzergahındaki güvenlik kameralarını inceleyip, şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı. Oyunlu’nun yurt dışında yaşayan ağabeyi Ferhat Oyunlu’nun, şüpheli Demirbağ’a 600 bin lira borcu olduğu, taraflar arasındaki husumetin bundan dolayı başladığı ortaya çıktı. Polis, Kiremithane Mahallesi’ndeki adrese yaptığı baskında, olayda kullanılan tabancayı buldu ancak şüphelilerin izine rastlayamadı. Cinayet dedektifleri, saklanmak için kentten ayrıldığı belirlenen şüphelilerden Demirbağ’ın yurt dışına kaçış hazırlığı yaptığını, Tunçbilek’in ise Antalya’ya gittiğini saptadı. Polis, Erkan Demirbağ’ı Yunanistan’a gitmek üzereyken İpsala Sınır Kapısı’nda yakaladı. Diğer şüpheli Tunçbilek ise Tarsus-Adana-Gaziantep (TAG) Otoyolu’nda yolcu otobüsünde gözaltına alındı.
13 yaşındayken 2 aylık kardeşini öldürdü! 25 yıllık sır cinayet aydınlatıldı
‘KORKUTMAK İÇİN ATEŞ ETTİM’
Emniyete götürülen şüphelilerden Erkan Demirbağ, ifadesinde, “Ağabeyi Ferhat’ın bana borcu vardı. Paramı istedim ancak vermedi. Ben de korkutmak için tabancayla ateş açtım. Yaralama ya da öldürme amacım yoktu” dedi.
Tunçbilek ise “Birlikte gezintiye çıkmıştık. Böyle bir eylem yapacağını bilmiyordum” savunmasını yaptı.
TUTUKLANDILAR
İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Erkan Demirbağ ve Yunus Emre Tunçbilek çıkarıldıkları mahkemede tutuklandı…

Reklam
Borsa
1.013,18
TL
Dolar
1.002,20
TL
Euro
994,10
TL
Altın
993,99
TL
Borsa
1.067,20
TL
Dolar
1.004,32
TL
Euro
1.003,12
TL
Altın
1.043,38
TL
Borsa
927,94
TL
Dolar
1.019,48
TL
Euro
1.014,78
TL
Altın
994,53
TL
Borsa
1.036,97
TL
Dolar
1.191,25
TL
Euro
1.147,84
TL
Altın
1.170,41
TL
Reklam
Reklam