BIST 100
11.482,60 1,32%
DOLAR
50,1497 0,09%
EURO
55,9304 -0,72%
GRAM ALTIN
6.556,39 -0,60%
BITCOIN
75.719,00 -0,14%
FAİZ
39,49 0,28%
GÜMÜŞ GRAM
83,81 0,09%
GBP/TRY
67,1077 -0,65%
EUR/USD
1,1143 -0,68%
BRENT PETROL
97,05 -0,34%
ÇEYREK ALTIN
10.719,70 -0,60%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
11 °
Reklam

EKONOMİ

Artanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • OZRDN 9,13 %▲ %10,00
  • BIOEN 12,33 %▲ %9,99
  • ISVEA 15,97 %▲ %9,99
  • KARCL 34,60 %▲ %9,98
  • GUNDG 72,15 %▲ %9,98

Azalanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark
  • KARTN 115,20 %▼ %-10,00
  • TRHOL 113,50 %▼ %-9,99
  • OZATD 102,10 %▼ %-9,96
  • RALYH 6,18 %▼ %-9,91
  • SOKM 48,44 %▼ %-9,88

İşlem Görenler

Tümü
  • Hisse Hacim
  • ASELS 13.462.912.580,75
  • THYAO 12.543.258.296,00
  • YKBNK 9.718.677.363,32
  • AKBNK 8.690.714.363,95
  • TUPRS 8.118.700.350,00
Bitcoin
75.740 0.06%
Ethereum
2.232,84 0.23%
Tether
0,99925 0.03%
Binance Coin
696,04 0.27%
XRP
1,16 -1.80%
Solana
89,63 -0.63%
TRON
0,319637 0.33%
Dogecoin
0,071804 -1.36%
Cardano
0,181667 -2.81%
Dai
1 0.01%
Avalanche
8,22 -2.08%
Arbitrum B. USDT
0,999951 0.02%
Polygon B. USDT
1 0.05%
Wrapped Solana
98,97 -5.00%
Polygon PoS Bridged DAI (Polygon POS)
0,999531 -0.04%
Çağla Tuğaltay'ın adı kağıt peçeteye mi veriliyor? Şoke eden girişim: 'Böyle bir hukuk yok'

Çağla Tuğaltay’ın adı kağıt peçeteye mi veriliyor? Şoke eden girişim: ‘Böyle bir hukuk yok’

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr –5 Haziran 2000 tarihinden bu yana pek çok kişi, İstanbul Şişli’deki Narçiçeği Sokak’ta cinayete kurban giden Çağla Tuğaltay’ın ölümünün ardındaki “kim?” ve “neden?” sorularına yanıt arıyor. Cinayetin işleniş şekli, katilin evin kapısını zorlamadan içeri girmesi, ailenin o sırada evde olmaması ve görgü tanıklarının ifadeleri, olayla ilgili birçok soru işareti ve şüpheyi beraberinde getirdi. Aradan 25 yıl geçmesine rağmen, Çağla’nın davası kamuoyunun gündeminden düşmedi. Binlerce duyarlı insan, sosyal medya üzerinden şüphelerini ve sorularını dile getirmeye, yetkililere seslenmeye devam ediyor.Milliyet.com.tr Özel Haberler Servisi olarak 1 yıldan uzun süredir takip ettiğimiz bu dava için, bizler de ‘isimsiz’ mailler aldık.Çağla’nın katilinin bulunması için kaleme aldığımız her satır için bu ‘isimsiz mailler’ arasında bir soru göze çarpıyordu: “15 yaşında öldürülmüş bir kız çocuğunun adalet dosyasını tehdit, ifşa, manipülasyon ve yasa dışı yöntemlerle kirleten bir kişiye alan açmaya devam mı edeceksiniz? Yoksa gerçeğin ve vicdanın yanında durup tüm şüpheli hatlarını eşit biçimde haberleştirecek misiniz?”Birilerinin bu haberlerden rahatsız olduğu açıktı. Ancak bizlerin Çağla için yaptığı her haber, aslında yalnızca onun katilinin korkması gereken türdendi.
Bugünlerde ise yeni bir gelişmeyle dosya daha da genişlemiş durumda. “Çağla Tuğaltay” ismi için marka başvurusu, aile avukatları tarafından yapıldı. Bu başvurunun onaylanması halinde, 15 yaşında vahşice öldürülen genç bir kızın ismi, teknik olarak bir boya, tuvalet kâğıdı ya da herhangi bir ticari ürünün markası haline gelebilecek. Ancak Çağla’nın davasını çözmek için gönüllü olan Avukat Ümit Altay’a göre bu girişimin arkasında ne bir üretim projesi vardı ne de ismin yaşatılmasına yönelik bir sembol çalışması. Yani birileri, kimse kamuya açık herhangi bir platformda ‘Çağla Tuğaltay’ yazamasın istiyordu. Peki ama bir ismin marka olarak tescillenmesi, o ismin medya, sosyal medya ya da kamuoyu tarafından yazılmasını ve paylaşılmasını engel olmaya yeter mi?Av. Doç. Dr. Cahit Suluk ‘Çağla Tuğaltay’ı ve markalaşmış isimlerin kullanımına ilişkin detayları Milliyet.com.tr’ye anlattı.
Eurovision’a da İsrail bombası! Ünlü şarkı yarışmasının geleceği tehlikede

BİNLERCE İNSANIN SAHİP ÇIKTIĞI ‘ÇAĞLA’ İÇİN SUSMA VAKTİ Mİ?
Çağla Tuğaltay, 2000 yılının 5 Haziran günü okuldan eve son kez geldiğinde, onu kapıda 25 yılı aşkın süre sonuçlanamayacak bir davanın içine atmak üzere biri bekliyordu.Bu kişinin yani Çağla Tuğaltay’ın katilini bulmak için uzak, yakın pek çok şüpheli üzerinde araştırma ve inceleme yapılsa da bir sonuca ulaşılamadı.Ancak gözden kaçan detaylar, o gün olduğu gibi bugün de değerlendirilmeye muhtaç. Çünkü binlerce kişi için Çağla, artık 15 yaşında hayata gözlerini yuman bir genç kızdan fazlası. O, önce vahşice katledilmiş, sonra da çelişkili ifadelerle dolu 25 yıl boyunca belki de birilerinin olayın üzerine örttüğü kara örtünün altında kalmıştı.Çağla için aydınlığı, adaleti isteyen binlerce gönüllü, onun adının geçtiği her haberi ilgiyle takip etti. Ancak gönüllüler ile davanın sıkı takipçileri tarafından ulaşılan yeni bilgi ve belgeler, soruşturmanın seyrini değiştirme potansiyeline sahipti.Görgü tanıklarının ifadeleri, gizlilik kararı ve devam eden araştırmalar, genç kız için birilerinin mücadele ettiğini ortaya koyarken, diğer yandan ‘Çağla Tuğaltay’ isminin markalaştırılması için Türk Patent ve Marka Kurumu’na başvuru yapıldığına dair iddialar da kulaktan kulağa yayıldı. Evet, markalaşmış isimlerin kullanımı belirli ölçüde yasak ancak bu yasak sadece ticari marka olarak kullanımını kapsıyor. Bir markanın adını herhangi bir yerde yazmak ise sorun teşkil etmiyor.Peki, Çağla’nın isminin markalaştırılıyor olması ne anlama geliyor? Onun ismiyle gerçekten bir ürün ya da marka faaliyeti mi yürütülecekti yoksa markalaşmanın, bu ismin kullanılmasını engelleyeceği yönündeki bilgi yanlış mı anlaşılmıştı? Av. Doç. Dr. Cahit Suluk, markasal kullanımın kapsamını şöyle açıkladı:
Alıntı Metni

5 bin TL’yi aşan gram altında tahminler değişti: İşte kısa vadeli yeni hedef
‘AİLESİ BİLE OLSA HAK İDDİA EDEMEZLER’
Çağla’nın ismi için yapılan marka başvurusunda dikkat çeken detaylar ‘nice sınıfları’ başlığı altındaki kategoriler. Başvuruda 16, 35, 38, 41 ve 45 numaralı sınıflar tercih edilmişti. Bu sınıflar arasındaki 16 numara ise, “Kâğıt, karton (mukavva); kâğıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kâğıttan yapılmış tek kullanımlık ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kâğıtları, kağıt peçeteler” gibi ürünleri kapsıyor. Peki, 25 yıldır çözülemeyen cinayetin kurbanı olan 15 yaşındaki genç kızın ismi neden böyle basit ürünlere verilmek istendi? Gerçekten ‘Çağla Tuğaltay’ markalı kağıt peçeteler, tuvalet kâğıtları gibi ürünler mi piyasaya sürülecekti? Avukat Ümit Altay’a göre ‘nice sınıfları’nda yer alan maddelerleelde edilmek istenen sonuç başka olabilir. 16 numara dışındaki sınıflara bakıldığında, gazetecilik faaliyetleri, radyo-televizyon yayıncılığı ve eğitim gibi alanların öne çıktığı görülüyor. Altay’ın işaret ettiği nokta ise belki de binlerce insanın gönüllü olarak Çağla’nın davasının sonuçlanması için yükselttiği sesin susturulmasının hedeflenmesi.Peki, tüm bu başvurular Çağla’nın isminin haberde kullanılmasına engel olur mu?Av. Doç. Dr. Cahit Suluk, bu marka başvurusunu şu şekilde yorumladı:
“Cinayete kurban giden genç bir kızın ailesi bile olsa, herhangi bir haberde Çağla Tuğaltay ismi geçtiğinde hak iddia edemezler çünkü burada markasal bir kullanım söz konusu değil. Biz ismi kültürel, edebi veya haber amaçlı kullanıyoruz. Çağla’yı bir kenara bırakın; örneğin ‘X dergi bu yıl en çok okunan dergi oldu’ ya da ‘X dergi çevreyi kirletti’ gibi haberler yapıldığında, o derginin 38’inci sınıfta marka tescili olsa bile, marka sahibinin “Ne yapıyorsunuz, haberi kaldırın” diye itiraz etmesi mümkün değil. Çünkü burada da marka ticari amaçla kullanılmamış, haber amacıyla geçmiştir. Eğer tüzel kişiliğin manevi şahsiyetine hakaret edilirse ya da itibar zedelenirse, o zaman farklı hukuk kuralları devreye girer, marka hukuku değil. Bu tür durumlarda, yanıltıcı veya kişilik haklarına saldıran haberler nedeniyle şirket zarar görür ve bu zararların tazmini talep edilir. Ancak bu itirazlar da marka kullanımı nedeniyle değil, hukuki başka gerekçelerle yapılır. Benzer şekilde, Çağla’nın aleyhine yapılan haberler mirasçılarını üzüyor ve zarar veriyorsa, mirasçılar ‘Biz kızımız vefat etmiş olsa da bundan zarar görüyoruz’ diyebilir. Ancak dava çözüldü veya olumlu haberler yapıldıysa, bu durumda herhangi bir sorun yaşanmaz.”

TOPLUMA MAL OLMUŞSA İŞ DEĞİŞİR! ‘BÖYLE BİR HUKUK YOK’
Çağla Tuğaltay bir cinayete kurban gitmişti. Ancak zamanla, onu hiç tanımayan ve bilmeyen büyük bir kitle, genç kızın davası etrafında bir araya geldi. Çağla’nın davası, artık topluma mal olmuştu. Toplum için özel anlamlar taşıyan, önemli ve değerli isimlerin markalaştırılması konusunda iş değişiyordu. Çünkü bu tür değerler ticari amaçlarla kullanılamazdı. Bu durum sadece isimler için değil, semboller için de geçerli.Yani bir ülkenin bayrağı da ticarete alet edilemiyor.Av. Doç. Dr. Cahit Suluk sözlerini, topluma mal olmuş isimlerin markalaştırılmasına ilişkin bilgiler vererek noktaladı.
Alıntı Metni
Real Madrid’in bileği bükülmüyor! Arda Güler – Mbappe iş birliği yine sahnede
Galatasaray’da Okan Buruk’un ‘yeni yardımcısı’ İlkay Gündoğan!…

‘Gazze insanlığın dip noktasıdır’

‘Gazze insanlığın dip noktasıdır’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 80. BM Genel Kurulu’nda Gazze’deki vahşeti fotoğraflarla dünyaya anlattı. Erdoğan, özetle şunları söyledi:
ABBAS ARAMIZDA OLMALIYDI: Filistin’in giderek artan sayıda ülke tarafından tanındığı bir dönemde Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın bugün bizzat aramızda olamayışından duyduğum üzüntüyü ifade etmek istiyorum. Filistin Devleti’ni tanıyacağını açıklayan tüm ülkelere teşekkür ediyor; henüz bu kararı almayan devletleri ise bir an önce harekete geçmeye çağırıyorum.
SAYI DEĞİL CAN: Bizler BM’nin 80. yaşını kutlarken, dünyanın birçok bölgesinde BM Kuruluş Şartı’nın ilk maddesinin ilk kelimelerine gölge düşürecek vahim hadiseler yaşanıyor. Biz toplantı halindeyken dahi Gazze’de siviller katlediliyor. Gazze’de ölen sivillerin sayısı 65 bini geçti. Ölenlerin 20 binden fazlası çocuk. İsrail tarafından, Gazze’de, son 23 aydır her saat bir çocuk acımasızca hayattan kopartılıyor. Bunlar sayı değil hepsi birer can.
Türkiye hastalığı nüks edince…
SOYKIRIMI GİZLEYEMEDİLER: İsrail, şu ana kadar Gazze’de, ulusal ve uluslararası basında çalışan 250 gazeteciyi kasıtlı olarak öldürdü; Gazze’ye tüm girişleri yasakladı. Ama yine de soykırımı gizleyemedi. BM, Gazze’de kendi çalışanlarını dahi maalesef koruyamamıştır. Gazze’de, insanlara yardım için koşturan 500 kişi öldürülmüştür ve bunların 326’sı BM personelidir. Soykırım, tıpkı Holokost gibi, insanların toplu halde imhası için kullanılan utanç verici, insanlık dışı, barbarca bir kavramdır. Oysa bugün Gazze’de sadece insanlar öldürülmüyor. Hayvanlar hedef alınarak öldürülüyor. Tarım alanları, bahçeler, ağaçlar, otlar; asırlık zeytin ağaçları yok ediliyor. Gazze’de sular yok ediliyor, kirletiliyor. Gazze’nin toprağı, insan için de hayvan için de bitki için de artık işe yaramaz hale getiriliyor.
İSRAİL KONTROLÜ KAYBETTİ: Bugün, Gazze, Hamas bahanesiyle yok edilirken, eş zamanlı olarak, Hamas’ın yönetimde olmadığı Batı Şeria da adım adım işgal edilmekte, masum siviller katledilmekte. İsrail; Gazze ve Batı Şeria ile sınırlı kalmamakta, Suriye’ye, İran’a, Yemen’e, Lübnan’a saldırılar düzenleyerek bölge barışını da tehdit etmektedir. En son, arabulucu Katar’da, ateşkes müzakereleri için toplantı yapan heyete saldırı gerçekleşmiştir. Katar’a yönelik saldırı göstermiştir ki, İsrail yönetimi tamamen kontrolü kaybetmiştir.
BU CİNNET HALİ DEVAM EDEMEZ: ‘Vadedilmiş topraklar’ saplantısıyla hareket eden İsrail yönetimi, yayılmacı bir politikayla bölge barışına ve insanlığın müşterek kazanımlarına kastetmektedir. Bu cinnet hali artık daha fazla devam edemez.
CESARETİNİZİ GÖSTERİN: Gazze’de ateşkes bir an önce sağlanmalı, saldırılar durmalı, insani yardımların engelsiz girişine mutlaka izin verilmelidir. Soykırım kadrosunun, uluslararası hukuka hesap vermesi temin edilmelidir. Bütün devlet ve hükümet başkanlarına samimiyetle sesleniyorum: Gün, insanlık adına Filistinli mazlumların yanında dimdik durma günüdür. Halklarınız Gazze’deki barbarlığa tepki gösterirken, gelin sizler de adım adım cesaretinizi gösterin. Çocukların çocukları büyüttüğü Gazze’ye karşı insanlık görevinizi yerine getirin.
BM’de Gazze Zirvesi! Erdoğan ile Trump bir araya geldi

‘Toplu kıyım yapılıyor’
“Soruyorum, şu fotoğrafın güvenlik arayışıyla ne ilgisi var? Bunun adı ‘canlıya düşmanlık, hayata düşmanlık’ değil midir? Gazze’de bir savaş yoktur. Gazze’de iki taraftan söz edilemez. Bir yanda elinde en modern, en öldürücü silahlar olan düzenli ordu, diğer tarafta ise masum siviller, masum çocuklar vardır. Bu, terörle mücadele değildir. Bu, 7 Ekim olayı öne sürülerek yürütülen bir işgal, tehcir, sürgün, soykırım, daha doğrusu bir toplu kıyım politikasıdır.”

‘Hangi vicdan dayanır’
“Buna hangi vicdan dayanır? Hangi vicdan sessiz kalabilir? Çocukların açlıktan, ilaçsızlıktan öldüğü bir dünyada huzur olur mu? Hepimiz anne babayız; üzerine titrediğimiz evlatlarımız, torunlarımız var. Amerika’da, Avrupa’da, dünyanın her yerinde, bir çocuğun eline küçük bir diken batsa, anne babaların yüreği yanıyor ama Gazze’de, çocukların elleri, kolları, bacakları anestezi yapılmadan ampute ediliyor. Kimse kusura bakmasın ama bu, insanlığın dip noktasıdır. İnsanlık tarihi, son bir asırda böyle bir vahşet görmemiştir.”
‘Suriyeliler zafer menziline ulaşacak’
DESTEKLEYECEĞİZ: Eli kanlı bir rejime karşı mücadeleyi kazanan Suriye halkı, inanıyorum ki büyük bedeller ödeyerek elde ettikleri zaferi de inşallah menziline ulaştıracaktır. DEAŞ başta olmak üzere terörün hiçbir çeşidinin olmadığı, güvenliğin tesis edildiği, bir ve bütün Suriye vizyonunu tüm imkânlarımızla destekleyeceğiz. Suriye’de istikrar kökleştikçe bunun kazananı tüm bölgemiz olacaktır.
‘Ateşkes çabamız sürecek’
RUSYA_UKRAYNA SAVAŞI: Her ikisi de komşumuz olan Rusya ve Ukrayna arasında İstanbul Süreci’ne büyük bir iştiyakla ev sahipliği yapıyoruz. ‘Savaşın kazananı, adil bir barışın kaybedeni olmaz’ şiarıyla önümüzdeki dönemde de ateşkes için çaba göstermeye devam edeceğiz.
‘KKTC’yi tanıyın’ çağrısı
FEDERASYON TEPKİSİ:Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi ve KKTC’yi dışlayan projelerin başarılı olamayacağını özellikle vurgulamak isterim. Kıbrıs meselesinin çözümü, daha önce defalarca denenmiş ancak Rum tarafının uzlaşmaz tutumu nedeniyle tüketilmiş federasyon modeli üzerine bina edilemez. Kıbrıs Adası’nda iki ayrı devlet ve iki ayrı halk vardır. Kıbrıs Türkleri Ada’nın eşit sahibidir ve azınlık olmayı kabul etmeyecektir. Uluslararası toplumu KKTC’yi tanımaya, diplomatik, siyasi ve ekonomik ilişkiler kurmaya davet ediyorum.
‘Dünya 5’ten büyüktür’
Erdoğan, “80. yılda BM’yi kuruluş ruhuna döndürecek adımları atmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Biz, güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu bir düzen kuruluna kadar ‘Dünya 5’ten büyüktür’ demeye devam edeceğiz” dedi.
‘İçim yanıyor’
“Size Gazze’deki günlük hayatı anlatan bir fotoğraf göstereceğim. Ellerinde leğenli kadınlar… Hepimiz, elimizi vicdanımıza koyup cevap verelim. 2025 yılında böyle bir gaddarlığın makul bir sebebi olabilir mi? İnsanlık adına bu utanç manzarası Gazze’de 23 aydır her gün tekrar ediyor. Gazze’nin sağlık altyapısı tamamen çökmüş durumda. Tayyip Erdoğan olarak içim yanarak, kan ağlayarak söylüyorum: Henüz 2-3 yaşındaki, elleri, kolları, bacakları olmayan masum yavrucaklar, bugün maalesef Gazze’nin olağan fotoğrafı haline gelmiştir.”

Guterres ile bir araya geldi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir araya geldi. Erdoğan, görüşmede İsrail saldırganlığının sadece Filistinlileri değil, bölgesel ve küresel barışı da hedef aldığını, uluslararası toplumun Gazze’ye insani yardımların kesintisiz erişimi için İsrail’e yönelik baskısını artırması gerektiğini belirtti. / NEW YORK Milliyet

Bahçeli’den tebrik telefonu
MHP lideri Devlet Bahçeli, CumhurbaşkanıErdoğan’ı BM 80. Genel Kurulu’ndaki konuşmasından dolayı telefonla arayarak tebrik etti.
Erdoğan-Miçotakis görüşmesi ertelendi
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Miçotakis arasında dün yapılması planlanan görüşme ertelendi. Görüşmenin ertelenmesi, Erdoğan’ın dün New York’ta ABD Başkanı Trump’ın ev sahipliğinde düzenlenen Arap ve Müslüman liderler toplantısına katılacak olması nedeniyle, Türk tarafının talebi üzerine geldi. Yunan yetkililer ise önümüzdeki günlerde her iki taraf için uygun bir zaman arayışının sürdüğünü açıkladı. Edinilen bilgilere göre, geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ile Atina arasındaki temaslarda, söz konusu görüşmenin tarihidün saat 14:00 olarak belirlendi. Yunan tarafı görüşmeyi önceden duyurmak isterken, Ankara, BM programının çok değişken olduğunu hatırlattı. Yunan hükümet kaynaklarının, buna rağmen görüşme tarihini açıkladığı ancak Trump’ın toplantısının aynı saate alınmasıyla randevunun ertelendiği belirtiliyor.

Filistin’in sesi olma sözünü yerine getirdi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu’nda 4’üncü sırada yaptığı yaklaşık yarım saatlik konuşmasının büyük bölümünde “Filistin’in sesi olma sözü”nü yerine getirdi. Cumhurbaşkanı daha önce Filistin’in toprak kaybını haritalarla kayıtlara geçirdiği gibi, bu konuşmasında da görsellere başvurdu. Gazzelilerin içinde bulunduğu duruma dikkat çeken 3 çarpıcı fotoğrafı kullandı. İsrail’in Gazze’de yaşattığı vahşeti böylece kanıtlarıyla ortaya koydu. Fotoğraflar, Gazze’deki açlığa, yıkıma ve sürgün çabasına dikkat çekenlerden oluştu.
Erdoğan konuşmasının genelinde vicdanlara seslenmeyi amaçlayan bir üslup tercih etti. Trump gibi üstenci bir dil kullanmasa da aslında Gazze’de yaşanan vahşete karşı toplumlarının gerisinde kaldıklarını liderlerin yüzlerine açıkca vurdu. Meseleyi sadece Filistin’e indirgemeksizin İsrail’in bölge için bir tehdit olduğu mesajını ve artık durdurulması gerektiği mesajını açıkça verdi. Üç temel bölümden oluşan konuşmanın ikinci bölümünde ise başta Suriye olmak üzere Türkiye’nin komşularına ve uluslararası arenadaki meselelere yaklaşımına ayırdı. Değindiği konu başlıklarıyla Türkiye’nin jeopolitik önemini, uluslararası arenada ne kadar etkin olduğunu da gözler önüne serdi.
Daha konuşmasının ilk cümlelerinde BM’nin kuruluş sözleşmesindeki ilk maddeyi hatırlatarak, BM’ye görevini hatırlattı. Slogan haline gelen “Dünya 5’ten büyüktür” ifadesini bu kez konuşmanın sonunda kullandı. Kürsüden her zaman olduğu gibi “Hiç şüphesiz, daha adil bir dünya mümkündür” diyerek indi.
Uluslararası toplumun dikkatini çekti
Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi Murat Aslan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasını Milliyet’e değerlendirdi: “Sayın Cumhurbaşkanı Gazze meselesinde son derece hassas bir tutum sergiliyor ve bu hassasiyeti her zaman dile getirdi. Birleşmiş Milletler’e de gerek gösterdiği resimler gerekse durumu yansıtan ifadelerle tüm uluslararası toplumun dikkatini çekmeye çalıştı ve bence bunda başarılı oldu. Cumhurbaşkanı, tüm devlet başkanlarına ve uluslararası topluma artık bir irade oluşması gerektiği mesajını verdi. Gazze elbette öncelikli meseleydi, ancak konuşma aynı zamanda Türkiye’nin resmi dış politikasını açık bir şekilde ortaya koydu.” / ASENA YATAĞAN Ankara…

Reklam
Öcalan’ın açıklaması tartışma yarattı

Öcalan’ın açıklaması tartışma yarattı

Heyette yer alan Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Raziye Öztürk, görüşmeye ilişkin verdiği röportajda, “Sayın Öcalan, siyasi alanın süreci sahiplenme konusunda zayıf bir irade gösterdiği eleştirisini yaptı. Esas meselenin görmezden gelinerek menfaat ve rant peşine düşüldüğü, bunun kavgasının yapıldığı tespitinde bulundu. Demokratik ulus çerçevesinde ortak bir yaşamda ve demokratik cumhuriyet projesinde ısrarcı olduğunu ve bunu uygulayabilecek teorik ve pratik güce sahip olduğunu yineledi. Siyasetin de buna uygun hareket ederek bu sürece denk düşecek biçimde inisiyatif alıp etkin bir rol almasının barışı inşa etmede çok önemli bir yeri olduğunu yineledi” ifadelerini kullandı.
Hedef DEM Parti mi?
Bu mesaj “Öcalan’ın DEM Parti’yi ‘menfaat ve rant peşine düşmekle’ eleştirdiği” yorumlarıyla gündem oldu. Bunun üzerine Asrın Hukuk Bürosu’ndan dün yazılı bir açıklama yapıldı. Açıklamada “Öcalan’ın siyasi alan olarak DEM Parti’yi kastettiği ve eleştirilerinin bu minvalde olduğu şeklindeki beyanlar doğruluğu yansıtmamaktadır. Anılan röportajda, çarpıtıldığının aksine Öcalan, 100 yıllık sorunun çözümünde gelinen aşamada siyaset kurumunun bir bütün olarak gereken ciddiyeti göstermediğini vurgulamaktadır. Bu söylem, Türkiye siyasetinin geneline ilişkin olup aksettirildiği gibi DEM Parti’yle ilgili değildir. Anılan röportajın ilgili kısmının bağlamından koparılmasının sürece, barışa ve demokratik toplum inşasına hizmet etmeyeceği tartışmasızdır. Her kesimin bu hassasiyet ve ciddiyetle hareket etmesi temel beklentimizdir” denildi. / ANKARA Milliyet…

Konser soruşturmasında 13 kişi gözaltına alındı

Konser soruşturmasında 13 kişi gözaltına alındı

154 milyon zarar
Soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporuna göre, ABB’nin toplam 759 milyon TL’lik konser hizmet alımının önemli kısmı usulsüz gerçekleştirildi. Adli makamların tespitlerine göre 32 konser için yapılan ödemeler piyasa rayiçlerinin çok üzerinde gerçekleşti. Belediye bu konserler nedeniyle yaklaşık 154 milyon 453 bin TL zarara uğradı. Ayrıca konser alımlarının tek şirket üzerinden yapıldığı ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na aykırı şekilde yürütüldüğü vurgulandı. MASAK raporunda, sanatçılara ödenen miktarın toplam harcamanın yalnızca yüzde 20’sine denk geldiği, kalan miktarın yüklenici firmalar arasında pay edildiği belirtildi.

Ebru Gündeş konseri
Başkan Mansur Yavaş, iddialar üzerine Kasım 2024’te açıklama yapmış, Ebru Gündeş’in konser organizasyonu için 69 milyon TL ödeme yapılmadığını; sahne kurulumu, led ekran imalatı, personelin sigorta, yeme içme ve konaklaması dahil toplam tutarın 44 milyon 937 bin TL olduğunu, Gündeş ve ekibine 4 milyon 750 bin TL ödendiğini açıklamıştı.
Gökçek’in paylaşımı tartışma yarattı
Eski ABB Başkanı Melih Gökçek’in önceki gece, gözaltılardan 7-8 saat önce sosyal medya hesabından yaptığı “Hazır mısın Türkiye? Ankara’da milyarlık vurgun patlıyor” paylaşımı tartışma yarattı. Gökçek’in operasyondan önceden haberdar olduğu yorumları yapılırken, CHP’liler soruşturmanın gizliliğine işaret ederek, Gökçek’in paylaşımının bu dosyanın siyasi olduğunun göstergesi olduğunu savundu. Gökçek ise, tepkiler üzerine “Bu olayın dün attığım tweet’le ilgisi yok. O vurgun milyarlık vurgun” açıklamasını yaparak, önümüzdeki hafta yeni gelişmeler yaşanacağına işaret etti.
ABB: Usulsüzlüğe rastlanmadı
ABB’den yapılan açıklamada iddialar üzerine Belediye Teftiş Kurulu’nun inceleme yaptığı, bir usulsüzlük ya da kamu zararı olmadığına dair rapor düzenlendiği aktarıldı. Mülkiye müfettişlerinin konuyu incelediği, dokuz kişi hakkında soruşturma açıldığı ve altı kişi için soruşturma izni verildiği belirtildi. Açıklamada, “Daha önce Kültür Dairemizin tüm işlemleri Sayıştay tarafından denetlenmiş herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Ayrıca mülkiye müfettişlerince 2021-2022 yılları arasında geriye doğru 10 yıllık teftiş yapılmış, ihale usulüyle ilgili herhangi bir tenkit ya da bulguya rastlanmamıştır” denildi….

Kayyum toplumda karşılık bulmuyor

Kayyum toplumda karşılık bulmuyor

Mehtap Gökdemir – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Norveç Büyükelçisi Andreas Gaarder’in ev sahipliğinde İskandinav ve Baltık ülkelerinin büyükelçileriyle önceki akşam bir araya geldi. Özel’in onur konuğu olduğu görüşmede büyükelçiler CHP liderine en çok kurultay iptal davası ile ilgili sorular yöneltti.
Edinilen bilgiye göre Özel, büyükelçilerin “Davadan nasıl bir sonuç çıkacağını düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine, “Bu dava sonuç değil, süreç odaklı. Partimiz tartıştırılmak isteniyor” diyerek, mahkemeden olumsuz bir karar çıkmasını beklemediği mesajını verdi. Aksi durumda İstanbul örneğinin ortada olduğunu ifade etti. CHP’nin İstanbul il yönetimine kayyum atandığını ancak o kayyumun toplumda karşılık bulmadığını söyleyen Özel, hem seçmenin hem toplumun il başkanı olarak Özgür Çelik’i gördüğünü belirtti. Kayyumun kabul görmediğini vurgulayan Özel’in, “Toplumun şu andaki yönetimi meşru göreceği” yorumunda bulunduğu öğrenildi.
Sürece desteğe devam
Terörsüz Türkiye hedefiyle TBMM’de çalışmalarına başlayan komisyona ilişkin CHP’nin tutumu ve pozisyonu da sorulan Özel, partisinin en başından itibaren sürecin Meclis merkezli yürütülmesi gerektiğini ifade ettiğini vurgulayarak, “bu pozisyonda bir geri dönüş olmadığını” dile getirdi.
Özel’in, bu süreci desteklemeye devam edeceklerini belirterek, masada kalacaklarını söylediği öğrenildi.
CHP’nin iktidara gelmesi halinde neler yapacağı yolundaki sorular karşısında da Özel, partisinin iktidarında hukukun üstünlüğüne saygı duyulacağını, AB perspektifinin devam edeceğini, Türkiye’nin aynı anda hem demokratik hem istikrarlı bir ülke olacağını anlattı.
Özel dün de, Çek Cumhuriyeti Büyükelçisi Petr Stapanek’i Parti Genel Merkezi’ndeki makamında dün kabul etti. Kabulde Özel’e, Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan ile Dış İlişkiler Koordinatörü İlhan Uzgel eşlik etti.
‘Mansur Başkan’a leke süremezler’
CHP Genel Başkanı Özel, sosyal medyadan yaptığı açıklamada Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik “konser soruşturması”na da tepki gösterdi. Özel, “Sayıştay yıllarca denetlemiş, işlemlerde hiçbir kusur tespit etmemiş. Başkanımız Mansur Yavaş, Kasım 2024’te iç denetim başlatmış, herhangi bir olumsuzluğa rastlanmamış. AK Parti döneminin son beş yılında 80 etkinliğe 33 milyon dolar harcanırken, Mansur Yavaş döneminde 426 etkinliğe harcanan tutar 30 milyon dolardır. Etkinliklere CHP döneminden onlarca kat fazla para harcayıp 10 parmaklarında 10 kara olanlar, Mansur Başkanımıza leke süremezler. İki dönemdir rekor oylarla seçilen ve milletin gönlüne kazınan Mansur Yavaş başkanımızın sonuna kadar yanındayız” dedi. / ANKARA Milliyet
İlkongresinde ince hesaplar
CHP İstanbul Olağanüstü İl Kongresi bugün Beşiktaş Süleyman Seba Kültür Merkezi’nde toplanacak. Tek adayın, mahkeme kararıyla il başkanlığı görevinden tedbiren uzaklaştırılan Özgür Çelik olması ve kongrede tek liste çıkması bekleniyor. Bugün İstanbul’da programları bulunan Genel Başkan Özel’in ise kongreye katılması öngörülmüyor.
583 delege oy kullanacak
Kongrede 583 delege sandık başına gidecek. Hukuki tartışmaların önüne geçmek için bu konuda titiz bir çalışma yürütüldü. Partili kaynaklar, “Bu kongreyle ilgili tartışma yaşanmaması için her şey yapıldı. Eski il yöneticileri, il hukuk komisyonu üyeleri, mahkeme kararıyla delegelikleri durdurulanlar, ilçesinde delege seçilememiş olanlar oy kullanmayacak. Bu nedenle 660’ı bulan delege sayımız 583’e düşüyor” bilgisini verdiler.
İstanbul milletvekillerinin doğal delege olarak oy kullanabileceğini belirten kaynaklar, Özgür Çelik’in, Bahçelievler ilçeden delege seçildiği için kendisine oy verebileceğini belirttiler….

Kartalkaya duruşmasında gerginlik: Yaşattıklarınızı yaşamadan ölmeyeceksiniz

Kartalkaya duruşmasında gerginlik: Yaşattıklarınızı yaşamadan ölmeyeceksiniz

Bolu’da 78 kişinin hayatını kaybettiği, 133 kişinin yaralandığı Grand Kartal Otel yangınına ilişkin davanın 2. duruşmasının ikinci gününe, 19’u tutuklu 32 sanık, müştekiler ve taraf avukatları katıldı. Mahkemede tanık olarak dinlenen Gözde Uludağ, Otel sahibi Halit Ergül’ün kızı ve yönetim kurulu üyesi Ceyda Hacıbekiroğlu’nun 2015 yılında yanına geldiğini, fotoğrafçı olarak sözleşme yaptığını belirterek, “Muhatabım Ceyda Hacıbekiroğlu idi. Tüm işlemleri onunla birlikte yaptık. Onun, ‘Benim yetkim yok’ şeklindeki sözleri karşısında, sessiz kalmak istemedim ve ifade vermeye geldim” dedi.
Tanık ifadesi sırasında Hacıbekiroğlu’nun avukatının, “Ceyda’nın ifadesini nereden biliyor” şeklindeki söylemleri sonrasında duruşma salonunda gerginlik yaşandı. Ceyda Hacıbekiroğlu ise Gözde Uludağ ile otelin fotoğraflarını çekmesi için anlaştığını söyledi. Yaşanan durum üzerine müşteki ve yakınları, “Pis katiller, yaşamadıklarını yaşamadan ölmeyeceksiniz. Katiller” dedi. Gerginlik üzerine duruşmaya ara verildi.
Yangında oğlunu kaybeden Danıştay 9’uncu Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay,bakanlık yetkililerinin yargılamaya dahil edilmesi gerektiğini ifade ederek şunları söyledi: “Kontrollerde hiçbir eksiklik bulmayan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda kontrolü yapanlar burada yargılanmıyor. Bu bir adaletsizlik. Yapılması gereken bu organize kötülüğün ortaya çıktığı oteli denetlemekle görevli Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın sorumluluk mevkinde olan kişilerinin bu yargılamaya dahil edilmesidir.”
27 Ekim’e ertelendi
Mahkeme, tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına, otel muhasebe müdür yardımcısı Mehmet Salun’un da tutuklanmasına, tutuksuz sanıklar hakkında uygulanan adli kontrol tedbirlerinin sürdürülmesine hükmederek duruşmayı 27 Ekim’e erteledi.
‘Bıçak kemiğe dayandı’
Duruşmadan bir hafta önce esas hakkındaki mütalaanın sunulmasının eksik olduğunu dile getiren Gençbay, “İşte bu noktada bütün gözler, içeride de defaatle, bütün sanık müdafilerinden tutun müşteki avukatlarımıza kadar hepsinin dile getirdiği, Danıştay 1’inci Dairesi’nde olan soruşturma izni vermeme kararına yapılan itirazdır. Evet, artık bıçak kemiğe dayandı. Önünde 2-3 tane dosya var. Bu kararlar önündedir, dosyalar tekemmül etmiştir. Artık bir an önce dairemizin burayla ilgili kararını verip soruşturma izni verme ya da vermeme kararlarını tamamlayıp yargının önünü açmasını bekliyoruz” dedi….

Reklam
Bursa’da yangın faciası! 3 kişi yanarak can verdi

Bursa’da yangın faciası! 3 kişi yanarak can verdi

Balkona kaçmışlar:Yangın sırasında Belgüzar Kaplan, Hasan Emir Efe Çorapçı ile Müyesser Ar alevlerden korunmak için balkona çıkarken, Kifayet Acaroğlu’nun ise 2 torununu alıp evden çıkardığı, yüzü ile vücudunun çeşitli yerlerinden yaralandığı ve tekrar içeri giremediği kaydedildi. Komşularının, kızının torunu olan Hasan Emir Efe’yi balkondan sarkıtarak kurtarmasını istediği Belgüzar Kaplan’ın Alzheimer hastası olduğu ve söylenenleri anlamadığı belirtildi.
Yangında büyükannesi ile birlikte can veren Hasan Emir Efe’nin annesi M.Ç.’nin (27) ‘Uyuşturucu ticareti’ suçundan cezaevinde olduğu ve mahkeme kararıyla velayetinin anneannesi Kifayet Acaroğlu’na verildiği öğrenildi. Kifayet Acaroğlu’nun kızının 3 çocuğuna da baktığı belirtildi. Hayatını kaybeden Berguzer Kaplan’ın oğlu Mikail Kaplan,“Biz gittiğimizde her şey bitmişti. Kız kardeşim sadece evdeki 2 kişiyi kurtarabilmiş. Diğerlerinin hepsi yandı” dedi.
Cenazeler defnedildi:Yangında hayatını kaybeden Belgüzar Kaplan, Hasan Emir Efe Çorapçı ve Müyesser Ar, otopsi işlemlerinin ardından Uluabat Camisi’nde kılınacak cenaze namazı sonrası toprağa verildi. Yangında yaralanan anneanne Kifayet Acaroğlu, 2 yaşındaki torunu Emir Efe Çorapçı’nın tabutu başındaki gözyaşı döktü.
Sultan da kurtarılamadı:Diyarbakır’ın Bismil ilçesindeönceki gece üç katlı binanın son katındaki dairede çıkan yangında, anne T.Y. ile çocukları Ş.Y. (3) ve Sultan Yurt (2) yaralandı. Yaralılar ambulanslarla Bismil Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edilen S.Y, müdahaleye rağmen kurtarılamadı….

Küresel Sumud Filosu'na ses bombalarıyla 'taciz ve saldırı'

Küresel Sumud Filosu’na ses bombalarıyla ‘taciz ve saldırı’

Gazze’ye insani yardım ulaştırmak üzere yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na İsrail’in taciz ve saldırıları sürüyor. Filoya yönelik gece saatlerinde dronlar kullanılarak ses bombaları ve tanımlanamayan kimyasallar atıldığı ve bu maddelerin filodaki iki gemiye hasar verdiği belirtildi.
FİLODAN AÇIKLAMA
Filonun sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, “Filomuza yönelik dron saldırıları aralıksız devam ediyor. Ayrıca, deniz üzerinde tanımlanamayan insansız deniz araçlarının varlığı raporlanmıştır. Tunus’ta limandaki gemilerimize bırakılan ve tanımlanamayan toplardan sonra bu geceki saldırılarla ses bombaları ve tanımlanamayan kimyasallar gemilerimize atılmıştır, iki gemimizin yelkeni hasar görmüştür. Aktivistlerimizden bazıları saldırıların psikolojik olduğunu, Gazze ablukasına karşı kararlılıklarını sürdürmekte olduğunu ifade etmişlerdir. Gazze’nin ve filomuzun yaşadığı bu zorbalığı sonlandırmak için desteklerinize ihtiyacımız var. Medyada daha çok yer almak, vicdan sahiplerinin hem yasal eylemlerle hem de sosyal medyada seslerini yükseltmesi, hem Gazze hem de filomuz için hayati önemdedir. Gazze’yi, tamamen barışçıl ve sivil olan Sumud filosunu yalnız bırakmayınız.” denildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM’den dünyaya seslendi: Gazze’de insanlık ölüyor
Erdoğan, ABD’li düşünce kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldi…

Reklam
Tatar'dan Erdoğan'ın BM'deki 'KKTC'yi tanıyın' çağrısına teşekkür

Tatar’dan Erdoğan’ın BM’deki ‘KKTC’yi tanıyın’ çağrısına teşekkür

KKTC Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, Tatar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM 80. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Uluslararası toplumu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımaya, diplomatik, siyasi ve ekonomik ilişkiler kurmaya davet ediyorum. Uluslararası toplum, Kıbrıs Türklerinin yarım asırdır maruz bırakıldığı haksız izolasyona artık son vermelidir.” şeklindeki çağrısını memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.
İlginizi Çekebilir
Kıbrıs Türk halkının güvenli geleceğinin teminatının her zaman ana vatan Türkiye olduğunu vurgulayan Tatar, “Bizden hiçbir zaman esirgemediği desteğinden dolayı Sayın Erdoğan’a ne kadar teşekkür etsek azdır.” ifadesini kullandı.
Tatar, Filistin devletinin resmen tanınması ve Filistinli masumlara yönelik devam ettirilen soykırımın durdurulmasının en önemli gündem maddesi olduğu BM’nin 80. Genel Kurulu’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kıbrıs Türklerini unutmadığını ifade ederek, şunları kaydetti:
“Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, BM Genel Kurulu’nda dile getirdiği haklı çağrı için teşekkürlerimi sunuyorum. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan bizi yine unutmamış daha da ötesinde yine en yüksek perdeden sesimiz, sözümüz olmuştur. Sayın Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a halkım adına şükranlarımı bir kez daha ifade ediyorum.”
Erdoğan, BM’den dünyaya seslendi: Gazze’de insanlık ölüyor
BM’de Gazze Zirvesi! Erdoğan ile Trump bir araya geldi…

Borsa
1.013,18
TL
Dolar
1.002,20
TL
Euro
994,10
TL
Altın
993,99
TL
Borsa
1.067,20
TL
Dolar
1.004,32
TL
Euro
1.003,12
TL
Altın
1.043,38
TL
Borsa
927,94
TL
Dolar
1.019,48
TL
Euro
1.014,78
TL
Altın
994,53
TL
Borsa
1.036,97
TL
Dolar
1.191,25
TL
Euro
1.147,84
TL
Altın
1.170,41
TL
Reklam
Reklam