BIST 100
13.284,42 -1,67%
DOLAR
48,7779 0,09%
EURO
56,0574 0,03%
GRAM ALTIN
6.865,89 0,94%
BITCOIN
81.202,00 0,13%
FAİZ
40,11 -1,23%
GÜMÜŞ GRAM
103,93 1,69%
GBP/TRY
65,3752 0,21%
EUR/USD
1,1486 0,09%
BRENT PETROL
99,75 -0,86%
ÇEYREK ALTIN
11.225,72 0,94%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
21 °
Reklam

GÜNDEM

Kayıp mühendisin katili fabrika müdürü çıktı! Cesedin üstünü dondurmalarla kapladı

Kayıp mühendisin katili fabrika müdürü çıktı! Cesedin üstünü dondurmalarla kapladı

İki evlilik yapıp boşanan, 2 çocuk babası Tekin Atılgan’dan haber alamayan yakınları, 17 Ağustos günü polise kayıp müracaatında bulundu. Çalışma başlatan İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekipleri, Atılgan’ın otomobilini terk edilmiş halde buldu.
Araştırmasını derinleştiren polis, Atılgan’ın işçi olarak çalıştığı dondurma fabrikası ve çevresindeki güvenlik kamera kayıtlarını da incelemeye aldı.

Jeoloji mühendisinin cesedi, yol kenarında buzdolabı içinde bulundu
İncelemede; Atılgan’ın kaybolduğu gün dondurma fabrikasından çıkan bir aracın Niğde’nin Altunhisar ilçesi istikametine gittiği saptadı. Araştırmasını bu bölgede yoğunlaştıran polis, önceki gün Altunhisar ilçesi yakınlarında yol kenarında kayalık bölgedeki buzdolabını fark etti. Polis, buzdolabını açtığında Tekin Atılgan’ın cansız bedeniyle karşılaştı.

SUÇUNU İTİRAF ETTİ
Polis ekipleri, yaptıkları incelemede; dondurma fabrikası müdürü Yaşar Can Kahya’nın 18 Ağustos’ta Tekin Atılgan’ı işten çıkardığını, 2 gün sonra da Tekin Atılgan’ın konuşmak için çıkarıldığı iş yerine gittiğini belirledi. Polis, şüpheli olarak aradığı Yaşar Can Kahya’yı dün Kayseri’de yakaladı.

Gözaltına alınan Yaşar Can Kahya, sorgusunda suçunu itiraf etti.
ADLİYEYE SEVK EDİLDİ
20 Ağustos’ta Tekin Atılgan’ın fabrikaya geldiğini, işten çıkarma konusunda tartıştıklarını, çıkan kavgada tabancayla Atılgan’ı öldürüp, cesedini dondurma dolabına yerleştirerek üzerine dondurma doldurduğunu, ertesi gün elemanlarına dondurma dolabını araca yüklettiğini, Niğde’nin Altunhisar ilçesinde yol kenarına dondurma dolabını atıp, ateşe verdiğini söylediği öğrenildi. İncelemede; Atılgan’ın cesedinin dondurmalar nedeniyle zarar görmediği de tespit edildi. Diğer yandan getirildiği Aksaray’da işlemleri tamamlanan Yaşar Can Kahya, bugün adliyeye sevk edildi….

Mervenur vahşiçe öldürüldü: Anne ve babası şikayetten vazgeçti

Mervenur vahşiçe öldürüldü: Anne ve babası şikayetten vazgeçti

8 Mart’ta bir kafede silahlı saldırı sonucunda 22 yaşındaki Mervenur Yararlık hayatını kaybetti, arkadaşı S.K’de yaralandı.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca tutuklu sanık Bülent A. hakkında hazırlanan iddianame, 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

İddianamede, merkez Bağlar ilçesi Selahattin Eyyubi Mahallesi’ndeki alışveriş merkezinin girişinde bulunan bir kafede otururken sanık Bülent A’nın tabanca ile ateş etmesi sonucunda Yararlık’ın öldüğü, arkadaşı S.K’nin yaralandığı kaydedildi.
Diyarbakır’da silahlı saldırı! Merve Nur’un ölümünde şok detay

MERVENUR’UN AİLESİ ŞİKAYETİNDEN VAZGEÇTİ
İddianamede, 20 Mayıs’ta dosyaya sunulan dilekçede, Yararlık’ın babasının, ölümünün kazaen meydana geldiğinden bahisle şikayetinden vazgeçtiği, annesinin ise şikayetçi olmadığına dair beyanda bulundukları yer aldı.
Alışveriş merkezinde korkunç anlar! 22 yaşındaki genç kız silahlı saldırıda hayatını kaybetti

İlginizi Çekebilir
İddianamenin, değerlendirme ve sonuç kısmında şu ifadeler yer aldı:
“Taraflar arasında oluşan husumetten dolayı ölümle tehditlerde bulunan ve akabinde elverişli silahla yakın mesafeden müştekinin ölümcül vücut bölgesini hedef alarak ateş etmek suretiyle sağ omuzundan yaralayan şüphelinin, tahrik edici söz ve davranışları nedeniyle müşteki S.K’ye karşı üzerine atılı ‘haksız tahrik’ altında ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçunu işlemiştir. Şarjöründe 7 fişek bulunan silahla asıl hedef olan müştekiye doğru tek el ateş edilmesine rağmen omuzunu delip geçen kurşunun hemen sağ bitişiğinde oturan maktulün sol kulak altı kısmına denk gelmesi neticesinde ölüm meydana geldi. Eylemin işleniş biçiminin suçun dolaylı kastla gerçekleştirildiğinin kabulünü gerektirmiştir. Ölenin tahrik edici söz ve davranışlarının bu nedenle şüpheli lehine haksız tahrik hükümleri kapsamında değerlendirilemeyecektir. Hedef alınan müşteki dışında, masa etrafında oturan gruptan bir başkasının da vurulabileceğinin öngörülebilmesine rağmen eyleminden vazgeçmeyen ve kararlılıkla ateş eden Yararlık’ın ölümüne neden olan şüphelinin, üzerine atılı ‘kasten öldürme’ suçunu işlediği anlaşılmıştır. Ayrıca, ruhsatsız ateşli silahla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma suçunu işlenmiştir. Bülent A. hakkında kamu davası açılmasına yetecek yeterli delilin bulunduğu tüm soruşturma evrakı kapsamında anlaşılmaktadır. Sanığın yargılamasının yapılarak üzerine atılı suçlardan ayrı ayrı cezalandırılması kamu adına talep olunur.”
İddianamede, tutuklu sanık Bülent A. hakkında “kasten öldürme”, “kasten öldürmeye teşebbüs” ve “ruhsatsız ateşli silahla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 15 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası isteniyor….

Reklam
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve devlet erkanı Anıtkabir'de: 100 yıl sonra da boş durmuyorlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve devlet erkanı Anıtkabir’de: 100 yıl sonra da boş durmuyorlar

Büyük Zafer’in 103’üncü yılı kutlamaları kapsamında, ilk tören Anıtkabir’de düzenlendi. Tören, devlet erkanının Aslanlı Yol’da yürüyüşüyle başladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığındaki kortejde, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, yüksek yargı organlarının başkanları, komutanlar, siyasi partilerin temsilcileri, bürokratlar ve diğer devlet erkanı yer aldı. Erdoğan, Atatürk’ün mozolesine ay yıldız motifli çelenk bıraktı. Saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı okundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 30 Ağustos mesajı: Bu zafer esaret altındaki tüm milletlere umut oldu
100 YIL SONRA DA BOŞ DURMUYORLAR
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve protokolde yer alan devlet erkanı, daha sonra Misak-ı Milli Kulesi’ne geçti. Erdoğan, burada Anıtkabir Özel Defteri’ni imzaladı.
Erdoğan deftere şunları yazdı;”Aziz Atatürk, bugün milletçe büyük zaferin 103. yıl dönümünü bir kez daha gururla kutluyoruz. Anadolu’yu ebedi ve ezeli vatanımız olarak tescillediğimiz büyük zaferin kazanılmasına vesile olan zatıalinizle birlikte silah arkadaşlarınızı, kahraman şehit ve gazilerimizi rahmetle yad ediyoruz. Müstevli emeller taşıyanlar bundan bir asır önce olduğu gibi bugün de boş durmamakta sinsi hesaplar peşinde koşmaktadır. Coğrafyamızı istikrarsızlığa sürükleme planları karşısında devletimiz kendi güvenliği ve vatandaşlarının huzuru için her türlü tedbiri almaktadır. Emanetiniz olan Türkiye Cumhuriyeti, emin ve ehil kadroların riyasetinde tam bir emniyet içindedir. Ruhun şad olsun.”
Haber Detay Görsel Slider
Cumhurbaşkanı Erdoğan ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 30 Ağustos Zafer Bayramı tebriklerini kabul edecek.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kara Harp Okulu’nda Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları Diploma Alma ve Sancak Devir Teslim Töreni’ne katılacak, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki 30 Ağustos Zafer Bayramı Özel Konseri’ni izleyecek.
Yer: Florya Deniz Köşkü… Atatürk’ün bu görüntüleri ilk kez yayınlandı
Türkiye’nin zaferi Yunanistan’ın felaketi…

Reklam
Önce Silivri şimdi de Tekirdağ'da görüldü: Bu bir tesadüf değil

Önce Silivri şimdi de Tekirdağ’da görüldü: Bu bir tesadüf değil

Temiz su ve bol oksijenli habitatları tercih eden Avrasya su samurunun (Lutra lutra) Marmara Denizi’nde iki yıl üst üste görüntülenmesi ekosistem sağlığı açısından umut verirken, yaşam alanı kaybı konusunda uyarı niteliği de taşıyor.
Geçen yıl Silivri, bu yıl ise Tekirdağ kıyılarında Avrasya su samuru görüldü. Temiz ve bol oksijenli suları yaşam alanı olarak seçen türün, Marmara Denizi gibi kirlilik ve oksijensizlik sorunları yaşayan bir denizde iki yıl üst üste ortaya çıkması uzmanlarının dikkatini çekti.
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kerim Çiçek, AA muhabirine, Avrasya su samurunun, yarı sucul yaşam biçimine mükemmel şekilde uyum sağlamış bir memeli olduğunu ve Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika’da geniş bir dağılım gösterdiğini söyledi.
Su samurunun, yaşam döngüsü, beslenme alışkanlıkları ve habitat tercihleri bakımından oldukça seçici ve özgün bir tür olduğuna işaret eden Çiçek, “Genellikle yalnız yaşarlar, ancak dişiler yavrularıyla uzun süre birlikte kalırlar. Yılda ortalama 1 ila 4 yavru doğururlar ve yavrular yaklaşık bir yıl boyunca annelerine bağımlı kalır. Bu nedenle popülasyon artışları çok yavaş olur ve habitat bozulmalarına karşı oldukça hassastırlar.” ifadelerini kullandı.
Çiçek, Avrasya su samurunun uzun ve ince yapılı, kahverengi sırtlı ve krem karınlı bir tür olduğunu, tatlı su ve kıyı habitatlarında yaşadığını anımsatarak, temel besin kaynağının balıklar olduğunu ancak farklı canlılarla da beslendiğini belirtti.
İlginizi Çekebilir
Çiçek, ekolojik duyarlılığı ve çevresel gösterge işlevi nedeniyle su samurunun korunması gereken bir tür olduğunu vurguladı.
Ekosistem hizmeti bakımından bu türün varlığının önemli olduğuna işaret eden Çiçek, “Gösterge tür olarak, yaşadığı ortamın su kalitesi, oksijen seviyesi, biyolojik çeşitliliği hakkında bilgi verir. Bu tür ancak temiz, bol balıklı ve bozulmamış alanlarda yaşayabilir. Ayrıca av-avcı ilişkilerini dengeleyerek habitatta doğal düzenin sürdürülmesine katkı sağlar. Bu nedenle, Avrasya su samuru aynı zamanda yaşadığı ekosistemin sağlığının göstergesidir.” değerlendirmesinde bulundu.
“YEREL DÜZEYDE BİR EKOLOJİK DİRENÇ GÖSTERGESİ OLABİLİR”
Çiçek, türün, 20. yüzyılda Avrupa’nın pek çok bölgesinde popülasyonlarının çöktüğüne dikkati çekerek, bu durumun büyük ölçüde sucul ekosistemlerin kimyasal kirliliğe maruz kalmasıyla ilişkilendirildiğini aktardı.
Türün Marmara Denizi gibi kirlilik düzeyi yüksek bir alanda gözlemlenmesinin, tek başına olumlu ya da olumsuz olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Çiçek, “Burada görülebiliyor olması, Marmara Denizi’nin bazı bölgelerinde yerel balık popülasyonu ya da görece temiz tatlı su girişlerinin sağlandığı yaşam için asgari koşulların sürdüğüne işaret edebilir. Bu, yerel düzeyde bir ekolojik direnç göstergesi olabilir.” diye konuştu.
Çiçek, Marmara Denizi’nde görülen müsilajın ekosistemi bozarak balık popülasyonlarını azalttığını, oksijen girişini engellediğini vurgulayarak, bu durumun su samurunun beslenme, solunum ve kürk bakımı gibi yaşamsal faaliyetlerini olumsuz etkileyerek ciddi bir alarm durumu ortaya çıkardığını kaydetti.
HEM BİR FIRSAT HEM DE YAŞAM ALANI KAYBI OLABİLİR
Geçen yıl yine Silivri kıyılarında su samuru görüldüğünü hatırlatan Çiçek, bunun bir tesadüf olmadığını dile getirdi.
Çiçek, bu tür gözlemlerin bölgede devam eden bir uygunluk durumuna ya da zorunlu bir adaptasyona işaret ettiğine vurgu yaparak, “Eğer burada hala yaşanabilecek su kalitesi, balık yoğunluğu ve saklanma alanları varsa, bu durum alanın önemini artırır ve yerel düzeyde bir koruma planının parçası haline getirilmesini gerektirir.” dedi.
Su samurunun Marmara kıyılarına tekrar gelmesinin, diğer yaşam alanlarında karşılaştığı bozulmalar nedeniyle bölgeyi alternatif bir yaşam alanı olarak tercih ettiğini belirten Çiçek, bunun iç bölgelerdeki habitat kalitesinin düştüğünü ve nehir ile göl sistemlerinde artık yeterli besin veya barınma imkanı bulunamadığının sonucu olduğunu aktardı.
Çiçek, özellikle Anadolu’daki bazı nehir sistemlerinde artan tarımsal kimyasal kullanımına ve habitat parçalanmalarına dikkati çekerek, bu türün klasik yaşam alanlarını terk etmesinde bunların etkili olabileceğini söyledi.
Çiçek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Tekrar eden gözlemler korunması gereken bir bölgenin işareti olduğu için bir yandan fırsat diğer yandan yaşam alanı kaybının sinyali olabilir. En doğru yaklaşım bu bölgede düzenli popülasyon izleme çalışmalarının başlatılması ve su kalitesinin mevsimsel olarak takip edilmesidir.”

Reklam
Karadeniz'de bir Kızıldereli ailesi! Belgesellere konu olacak hayat: Bize her yer Trabzon

Karadeniz’de bir Kızıldereli ailesi! Belgesellere konu olacak hayat: Bize her yer Trabzon

ABD’nin Kansas City kentinden tatil için ailesiyle 6 yıl önce Doğu Karadeniz’e gelen Kızılderili kökenli iş insanı Jeremiah Beltran, yeşil yaylaları ve muhteşem doğasına hayran kaldığı Trabzon’dan ayrılmakta güçlük yaşadı. Beltran ailesi, bir sonraki ziyaretlerinde Trabzon’da yaşamaya karar verdi.

Kısa sürede kentte alışan aile, futbol özlemlerini, Trabzonspor takımının maçlarını izleyerek gidermeye çalıştı. Ülkesinde güreş sporu da yapan Jeremiah Beltran, eşi Karin ile çocukları Alivia (12), Micah (13), Ezekiel (15) ve Kya Beltran (17), Trabzonspor’un maçını tribünden izlemesi sonrası kendileri ve bordo mavili takım arasında bağ oluştu.

‘BİZE HER YER TRABZON’
Kentte 5 yıldır kalıp, ülkelerine giriş-çıkış yapan ABD’li aile, fanatik taraftarı oldukları Trabzonspor’daki gelişmeleri yakından takip ediyor, Kızılderili şapkalarıyla stadyumda yerlerini alıp, bordo mavili takımı destekliyor. Evlerinde duvarlarını Trabzonspor’un şampiyonluk posterleri ve imzalı formalarla süsleyen ailenin bordo mavi sevgisi, Trabzonspor’la özdeşleşen ‘Bize Her Yer Trabzon’ mottosunu da anlamlandırıyor. Maç günlerini şölen gibi yaşayan aile, Trabzonspor’un marş ve tezahüratlarını öğrenmeye çalışıyor. Jeremiah Beltran’ın uzaktan online eğitimlerini sürdüren 4 çocuğundan 2’si ise kentte amatör futbol takımlarında top koşturuyor.
Yer: Florya Deniz Köşkü… Atatürk’ün bu görüntüleri ilk kez yayınlandı

Kızılderili ailenin belgesellere konu olacak tutkuları, futbolun evrensel birleştirici gücünün yanı sıra şehre duyulan sevginin aidiyete dönüştüğünü de gösteriyor.
‘O MAÇTAN SONRA TRABZONSPOR’U ÇOK SEVDİM’
ABD’den Trabzon’a uzanan hikayeleri ve Trabzonspor’la yollarının nasıl kesiştiğini anlatan Jeremiah Beltran, “Daha önce İstanbul, Ankara ve Bursa’ya gezmek amaçlı gitmiştim. Arkadaşım bana, ‘Trabzon’a gittin mi’ diye sordu. Ben de gitmediğimi söyledim. Arkadaşım söyleyince de Trabzon’a geldim. Buraya 2020 yılında önce ben ve eşim geldik. Buraya geldim; doğası, yaylaları, yeşilliği, dağları, denizi çok güzeldi ve çok sevdim. Aynı hafta Trabzon’da ailem için bir ev aldım. Burada ilk olarak Trabzonspor-Fenerbahçe maçı vardı ve Trabzonspor o maçı kazanmıştı. O maçta Trabzonspor’u çok sevdim. Çünkü Trabzonspor taraftarı çok farklı. Çok güzel bir zaman geçirmiştim. Şehri ve Trabzonspor’u çok sevince buraya dönme kararı aldık” dedi
Türkiye’nin zaferi Yunanistan’ın felaketi

‘BU YIL ŞAMPİYON OLACAĞIMIZI DÜŞÜNÜYORUM’
Maç günlerini şölen gibi yaşadıklarını belirten Jeremiah Beltran, “Biz artık Trabzon’da yaşıyoruz. İki yıl önce tekrar Amerika’ya gittik ve orada küçük bir tatil geçirdik. Trabzon’un insanları çok sıcakkanlı. Öncesinde belki biraz agresif olarak biliniyor. Biz de aynı biraz agresifiz. Amerika’da New York’taki insanlar gibi. Pandemi döneminde burada çok insanla tanıştık. Oturduğumuz Boztepe’de çok insan tanıdık. İnsanlar çok sıcak kalpli. Maç günü evde Trabzonspor müziğini açıyoruz. Formalarımızı giyiniyoruz, çocuklar aksesuarlarını takıyor yüzlerine boya yapıyorlar. Ben en son şapkamı takıp çıkıyoruz. Bazı şarkıları telefondan bakıp söylüyorum. Bu yıl şampiyon olacağımızı düşünüyorum. Şampiyon Trabzonspor. Elbette kaybettiğimizde üzülüyoruz. Ancak gelecek hafta fırtınanın yeniden kopacağını biliyoruz; o yüzden problem yok” diye konuştu.

‘DAHA ÖNCE ŞAMPİYONLUK YAŞAMAMIŞTIM’
Trabzonspor’un şampiyonluk sezonundaki Antalyaspor maçına da gittiklerini söyleyen Beltran, “Çok çok mutluyduk. Çok güzel anlardı. Ben daha önce bir şampiyonluk yaşamamıştım. Sadece Amerika’da benim şehrimde Amerikan futbolunda şampiyon olmuştuk. Ancak burada çok farklı. Her yerde adeta parti vardı. İnsanlar doyasıya eğlendiler. Neredeyse her an eğleniyordu insanlar. ‘Bize Her Yer Trabzon’, o nedenle çok iyiydi” dedi.
Haber Detay Görsel Slider
‘KAZANSAK DA KAYBETSEK DE TRABZONSPOR’U SEVİYORUZ’
Ailece Trabzon’u çok sevdiklerini, Trabzonspor’da ise en favori oyuncularının Uğurcan Çakır ve Paul Onuachu olduğunu dile getiren Jeremiah Beltran, Kızılderili şapkasıyla tribünlerde ilgi odağı olduklarını söyledi. Trabzonspor’un savaşçı bir karaktere sahip olduğunu ifade eden Beltran, “Trabzon çok güzel bir şehir. Aile olarak Trabzon’u ve Trabzonspor’u çok seviyoruz. İki yıl önce Amerika’ya gittiğimizde 6 hafta sürmüştü. Ama çocuklar, 2 hafta sonra Trabzon’a dönmek istediklerini söyledi. Kızılderili şapkasıyla maça gittiğimde insanlar bana bakıp, ‘bu ne’ diye düşündü. Ancak bir problem yok. Çünkü bizim memleketimiz, Kansas City’de bu şapkalar var. Bordo-mavi renklere yakın olması için Amerika’dan aldığım bu Kızılderili şapkamı takıp maça gidiyorum. ‘Bize Her Yer Trabzon’ diyorsak; kazansak da kaybetsek de Trabzonspor’u seviyoruz” diye konuştu. (DHA)

marsis.tv©2025