BIST 100
13.284,42 -1,67%
DOLAR
48,7779 0,09%
EURO
56,0574 0,03%
GRAM ALTIN
6.865,89 0,94%
BITCOIN
81.276,00 0,22%
FAİZ
40,11 -1,23%
GÜMÜŞ GRAM
103,93 1,69%
GBP/TRY
65,3752 0,21%
EUR/USD
1,1486 0,09%
BRENT PETROL
99,75 -0,86%
ÇEYREK ALTIN
11.225,72 0,94%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
21 °
Reklam

GÜNDEM

Suriye’de tehlikeli gerginlik! Şam ve Ankara tetikte: Uzmanlar Milliyet’e değerlendirdi

Suriye’de tehlikeli gerginlik! Şam ve Ankara tetikte: Uzmanlar Milliyet’e değerlendirdi

ASENA YATAĞAN/ANKARA -Şam yönetiminin Suriye’de tek başına ya da Türkiye destekli olarak SDG’ye operasyon düzenlemesinin ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine etkisini Milliyet’e değerlendiren uzmanlar, olası bir operasyonun Türkiye’deki süreci etkilemeyeceğini düşünüyor. Ancak, Kandil’in terörsüz Türkiye sürecinden vazgeçmesi durumunda böyle bir operasyonu bahane olarak kullanabileceği şerhini de düşüyorlar.

KANDİL-HASEKE REKABETİ VAR
Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA Kıdemli Araştırmacısı Doç. Dr. Murat Aslan: PKK’nın kongre kararları sonrasında bir taraftan PKK ile YPG arasındaki organik ilişki ortaya çıkarken, diğer taraftan YPG kendini PKK dışında tuttu. Buna yönelik bazı aşiretler de açıklamalar yaptılar. YPG ve PYD unsurlarına karşı yapılabilecek herhangi bir askeri operasyon, terörsüz Türkiye sloganıyla yürütülen faaliyetlere herhangi bir şekilde halel getirecek bir durum değil. Ancak, organik ilişkiler bu şekilde devam ediyorsa ve PKK bu süreçten vazgeçmek isterse ki PKK içinde bazı sesler bu yönde yükseliyor, o takdirde Türkiye’nin operasyonunu Kandil bahane olarak gösterebilir. Bu tamamen tarafların niyetine bağlı bir durum. Bu noktada şunu vurgulamak lazım; PYD ile PKK, yani Kandil ile Haseke arasında bir rekabet de söz konusu. PKK, süreçten tamamen izole edileceğini düşünür ve YPG’nin farklı bir mecraya evrilmesiyle KCK içinde bir bölünme yaşanacağını hissederse, bu başka bir resmi ortaya çıkarır. İmralı’nın ve DEM Parti’nin verdiği mesaj, PKK’nın hem Suriye’yi hem de mevcut süreci nasıl analiz edeceğini belirleyecek.

SAMİMİYETSİZLİĞİ GÖSTERİR
Dış Politika ve Güvenlik Uzmanı, Ümran Stratejik Araştırmalar Merkezi Araştırma Direktörü Ömer Özkızılcık: Türkiye ile çözüm sürecinin normal şartlarda etkilenmemesi gerekiyor. Neden? Çünkü Suriye hükümeti bir askerî operasyon düzenlerse, bu operasyonun sınırları son derece belli olacak; sadece Arap bölgelerini kapsayacak. Eğer bu süreç olumsuz etkilenirse, bu şunu gösterir; örgüt bu süreçte zaten samimi değildi. Çünkü eğer samimi olsaydı, ne Suriye’nin askerî operasyon düzenlemesine gerek kalırdı ne de bu operasyon terörsüz Türkiye sürecini etkilerdi. Buradaki karar alıcı taraf, terör örgütü olacak. Eğer örgüt samimiyse, böyle bir askerî operasyon Türkiye’deki süreci olumsuz etkilememelidir. Ancak son dönemdeki belirtiler örgütün, terörsüz Türkiye sürecini destekleyen yekpare bir yapıda olmadığını gösteriyor.

SÜRECİ ETKİLEMEZ
Emekli Tümgeneral Doçent Güray Alpar: Suriye’deki durum biraz dış destekli bir faaliyet gibi görünüyor. Başlangıçta kabul ettikleri hâlde, birilerinin müdahalesiyle Suriye’nin bölünmesi, karışması ve kendi istedikleri duruma gelmesi için oradaki azınlıkların kullanılması söz konusu oldu. Bu nedenle, Türkiye’deki insanlar daha bilinçli ve durum burada daha iyi anlatılıyor. O nedenle çözüm sürecini etkileyeceğini düşünmüyorum….

Kapalıçarşı’da kaçak pırlanta operasyonu: 30 tutuklama

Kapalıçarşı’da kaçak pırlanta operasyonu: 30 tutuklama

FERİT ZENGİN/HABER MERKEZİ-İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı talimatı ile Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce yürütülen çalışmalar kapsamında, kaçak yollarla ülkeye pırlanta ve çeşitli değerli taşları getiren ve kaçak olduğunu bildiği halde satın aldığı belirlenen 10 şüpheli de gözaltına alındı. Adreslerinde yapılan aramalarda, kaçak yollarla yurda sokulduğu tespit edilen piyasa değerinin yaklaşık 445 milyon 750 bin lira olduğu belirlenen 115 kilo 602 gram 419 miligram değerli taş ile 945 adet ziynet eşyası ele geçirildi.
Çalışmalarını derinleştiren polis ekipleri, 26 Ağustos’ta Kapalıçarşı bölgesi başta olmak üzere 41 adres ve 23 iş yerine operasyon düzenledi. Operasyonlarla gözaltına alınan şüpheli sayısı 43’e yükseldi. Yapılan aramalarda piyasa değerlerinin yaklaşık 1 milyar 250 milyon lira olduğu değerlendirilen 1 kilo 373,58 gram çeşitli değerli taş, 135 adet ziynet eşyası, bin 132 adet değerli maden taşı, 1 adet kurusıkı silah ile 109 adet fişek, 267 parça tarihi eser ve 64 adet dijital materyal ele geçirildi. Ele geçirilen değerli taşların toplam piyasa değerinin 1 milyar 695 milyon 750 bin lira olduğu öğrenildi.
30 kişi tutuklandı
Türkiye’ye kaçak olarak sokulan değerli taşların sertifikasyon işlemlerinin Dubai’de yapıldığı öğrenildi. Kaçak pırlantaların Hindistan üzerinden Dubai’ye götürüldüğü, burada sertifikasyon işlemlerinin tamamlanıp Türkiye’ye getirildiği ve hem yurt içinde piyasaya sürüldüğü hem de Avrupa’ya gönderildiği belirtildi. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 30’u tutuklanırken, 13 şüpheli hakkında ise adli kontrol şartı uygulandı.
Müfettişler de gözaltında
Gözaltına alınanlar arasında Hazine ve Maliye Bakanlığı müfettişleri ile adı geçen şirketlerin yönetici, çalışan ve aracıların bulunduğu öğrenildi. Ele geçirilen ürün ve değerli taşların tamamının ya sertifikasyon ve faturasız ya da sahte sertifikasyonlu ürünler olduğu ifade edildi….

Reklam
‘Erdoğan onay verdi Ürdün’ü bekliyoruz’

‘Erdoğan onay verdi Ürdün’ü bekliyoruz’

AYŞEGÜL KAHVECİOĞLU/ANKARA-Kurtulmuş toplantıyı açış konuşmasında, “İsrail soykırım politikalarından vazgeçene kadar BM dâhil tüm uluslararası kuruluşlardaki üyeliklerinin askıya alınmasını teklif ediyorum, uluslararası camiaya ilan ediyorum” dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, yaptığı konuşmada “Türkiye olarak Filistin halkının hangi şekilde ve isim altında olursa olsun Gazze’den tehcirini öngören planlara karşıyız. Kim tarafından sunulursa sunulsun böyle bir plan bizim nezdimizde hükümsüzdür” dedi. İsrail’in, “istikrarlı, güçlü, milli birlik ve beraberliğini sağlamış ve toprak bütünlüğüne sahip” bir Suriye istemediğini de söyleyen Fidan, “Suriye’ninistismar edilmesine asla izin vermeyeceğiz” diye konuştu.
Özel’e yanıt verdi
Fidan, CHP lideri Özel’in Filistin’e havadan yardım gönderme konusundaki eleştirilerine şu yanıtı verdi:
“Havadan yardım gönderme ile ilgili hususu gündeme getirip, hükümetin bir isteksizlik içinde olduğunu ima eden hususlar var. Biz yardımı karadan, denizden götürüyoruz. Havadan niye şey olalım… The Guardian’ı okuyun, 14 yaşındaki Muhammed Eid havadan atılan kargonun altında ezildi. Bütün yardım örgütleri, havadan yardım atılmasının ölüme sebep olduğunu söylüyor. Buna rağmen, Cumhurbaşkanımıza duruma arz ettik.Cumhurbaşkanımız bu konuda bize, yapılması konusunda onay verdi. Ürdünlüler rıza göstermediği sürece gitme şansımız yok. Ürdünlülere bir kaç defa dedik. Biz buraya gelelim ne uçak istiyorsanız vermeye hazırız. Muhtemelen onlar İsrail ile meseleyi çözemediler. Uçaklarımız hazır. Hava sahasının açılması ile ilgili Ürdün koordinasyonda bize onay verdiği anda hemen biz gidecek durumdayız. Havadan yardım atma meselesi kozmetik bir operasyondur; buna rağmen bir insana bir gram gitse bile, buna da razıyız dedik. Uluslararsı yardın kuruluşları buna da karşılar; ama biz buna rağmen tamam diyoruz.”
Gazze tezkeresi kabul edildi
TBMM Genel Kurulu’nda, “İsrail’in Gazze’deki İşgalini Genişletme Kararı ve Filistin Halkına Yaptığı Soykırım” hakkında “Meclis Başkanlığı Tezkeresi” oy birliğiyle kabul edildi. Kabul edilen tezkere, TBMM’de grubu bulunan tüm partiler tarafından ortak bildiri olarak da imzalandı. Tezkerede İsrail’in Filistin halkına yönelik saldırıları kınanırken, dünya parlamentolarına İsrail’in durdurulmasına yönelik 9 maddelik çağrı metni yer aldı. Dışişleri Bakanı Fidan, tezkerenin kabul edilmesinin ardından yaptığı paylaşımda “Gazze’deki çocukların çığlığı, insanlığın vicdanında bir kıvılcım yakmıştır. O kıvılcım büyüyerek daha güçlü bir dönüşümün öncüsü olacaktır” dedi….

Reklam
MHP Lideri Bahçeli: 30 Ağustos ruhu ayakta

MHP Lideri Bahçeli: 30 Ağustos ruhu ayakta

MHP lideri, başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm Milli Mücadele kahramanları ve Türkiye’nin bekası için can veren şehitleri rahmet ve minnetle andığı mesajında özetle şunları kaydetti:
“Ağustos ayı Türk milletinin zafer ve zirve ayıdır. Taarruz ile zaferi buluşturan yalnızca sahadaki askeri üstünlük değildir. 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin arkasında ve özünde; strateji ustalığı, siyasi taktik uzmanlığı, uzağı yakın eden dört başı mamur hazırlık evresi, hiç azalmayan akıl ve sabır erdemi, elbette hiçbir muhasım odağın başa çıkamayacağı iman ve istiklal sevdası yer almıştır. Türk milleti belini bükmeye cüret eden ehl-i salibi mahvı perişan etmiştir. 103 yıl evvel düşmansız Türkiye’yi kanıyla, canıyla, emsalsiz vatan sevgisiyle başaran Türk milleti, şimdi de ‘Terörsüz Türkiye’ye Allah’ın izniyle ulaşacaktır. Vatan topraklarımızda gözü olan zalimler, üzerimizde hesap yapan kanlı emeller milletimizin kahrına ve çelikten iradesine 103 yıl önce nasıl çarpmışlarsa, akıbet gene aynı olacaktır”
‘Tahammül yok’
“Türk milleti, uzun bir süre girdiği savunma pozisyonundan çıkıp taarruza geçerek ve tam bağımsızlığı hususunda tavizsiz olduğunu pek çok bedel ödemesiyle göstererek milli birliğini, milli varlığını, milli geleceğini güvenceye almıştır” diyen Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
“Çekile çekile bugünkü sınırlarına kadar gerileyen milletimizin kaybetmeye, yıkılmaya, yok olmaya en ufak tahammülünün olmayacağı açıkça anlaşılmış ve açığa kavuşmuştur. Artık çekilecek ne bir toprak parçamız ne de kaybedecek bir insanımız vardır. Tam bir inanmışlıkla ifade etmek isterim ki, şehitlerimizin aziz ruhları Türkiye Cumhuriyeti’nin ebediyete kadar muhafızı, ecdadımızın hayır duası ise hepimizin yolunu aydınlatan ve gücümüze güç katan kutsal destektir. Zaferlerimizden rahatsız olanlar, birliğimizden ve beraberliğimizden ürperenler ve ürkenler unutmasınlar ki 30 Ağustos ruhu ayaktadır, maşeri vicdanda mahfuzdur.”…

‘Havadan yardıma cesaretiniz var mı?

‘Havadan yardıma cesaretiniz var mı?

MEHTAP GÖKDEMİR/ANKARA-CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
TÜRKİYE’NİN YAPTIRIMI OLMALI: İsrail’in bugün iki kötü planı var. Birincisi, Gazze’yi tamamen boşaltmak. İkincisi, Doğu Kudüs ile Batı Şeria’nın bağını koparmak. Bu, apaçık vahşi bir etnik temizlik politikasıdır. Bölgenin en güçlü devleti olan Türkiye’nin buna karşı bir sözünün, bir ağırlığının, bir yaptırımının olması gerekir.
FİDAN’A “YUNAN TEZİ” TEPKİSİ: Büyük bir zaferi kazanan, 9 Eylül’de ülkeyi Yunan işgalinden kazanan orduların komutanın kurduğu partinin Genel Başkanına ‘Yunan tezini destekliyorsun’ derseniz, hak ettiğiniz cevabı alırsınız Sayın Bakan. Kurtlar Vadisi müzikleriyle kendini derin devlet adamı gibi gösteren birtakım TikTok videolarıyla meşgul olmayacak.
HAVADAN YARDIM CESARETİNİZ VAR MI? Kanada, Singapur, Belçika, Mısır, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Fransa, Almanya, İspanya, İtalya ve Endonezya. Karadan yolladıkları insani yardım ulaşmayınca, Filistin’e havadan ulaştırdılar. Türkiye yapmadı. Bu bir siyasi karar gerektirir. Bu siyasi kararı almaya cesaretiniz var mı? Bu kararı vermek için Meclis çalışmaya devam etmelidir.
‘BİZİMKİLER’ DEDİRTEBİLECEK MİSİNİZ: Kıbrıs’ta ‘Acaba bu gece bizi mi katledecekler’ diye bekleyen masum kızlar gökyüzüne bakıp ‘Bizimkiler’ diyebiliyordu. Filistin’deki çocuklara ‘Bizimkiler’ dedirtebilecek misiniz? Oraya asker, silah indir demiyorum. Mama, su, un, ekmek yolla.
NETANYAHU’YA NİNNİ: Netanyahu’ya danışmanı gider ve ‘Erdoğan başta, bütün muhalefet liderleri Filistin’e gelmeye karar verdiler. Bütün Meclis’in mutabakatı ile Filistin’e destek için yasaların teklifi, Meclis’in haftanın yedi günü çalışmasına karar verdiler. Türkiye, Filistin’in ihtiyaç duyduğu tüm insani yardım için Türk Hava Kuvvetleri’ne talimat verdi Meclis’in kararıyla’ derse, Netanyahu bu akşam rahat uyumaz. Ama konuşmanız Netanyahu’ya ninni niteliğindedir.
Bahçeli ile Özel tokalaştı
* Kurtulmuş ve tüm milletvekilleri, Genel Kurul’a üzerinde Türkiye ve Filistin bayraklarının bulunduğu atkılarla geldi.
* MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli salona ilk gelen liderlerden oldu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, salonda Bahçeli başta olmak üzere tüm grupların başkanları ve grup başkanvekilleriyle tokalaştı. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile Bahçeli’nin selamlaşmaması ise dikkati çekti.
* Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın sunumunu locadan izledi.
* Genel Kurula verilen arada Bahçeli, bir süre kuliste oturdu, çay içti. CHP Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, Bahçeli’nin yanına giderek bir süre sohbet etti, sağlığını sordu. “Sizinle Meclis özel” diyerek, Bahçeli ile fotoğraf çektirdi. Kaya, sohbete ilişkin “Tanışıklık nereden dediler. Osmaniye milletvekiliyiz. Ama aynı zamanda büyük babam tarafından merhum babanızla tanışıklığı, komşuluğu onu ifade ettim” diye konuştu….

‘Komisyonun çalışma süresi uzatılabilecek’

‘Komisyonun çalışma süresi uzatılabilecek’

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çok büyük bir temsil gücünün bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, komisyona bir parti hariç bütün partilerin katıldığını ve şimdiye kadar kararların ittifakla alındığını vurguladı. Bu komisyonun görevlerinden birisinin sürecin gereklerinin yerine getirilmesi için tekliflerde bulunmak olduğunu anlatan Kurtulmuş, “Burası anayasa hazırlayacak bir komisyon değil. Neler yapılabileceğine ilişkin teklifler, Meclis’e hazırlanıp gönderilecek” bilgisini verdi.
‘Beyaz Toros tesadüf değil’
Komisyon çalışmalarının ne zaman tamamlanacağına yönelik soruyu ise Kurtulmuş, “Aldığımız karar 31 Aralık 2025’te komisyon çalışmalarını sonlandırması, bunu kendi yönergemizde belirledik. Eğer gerekirse iki ay süreyle, ikişer ay süreyle uzatılabilir” diye yanıtladı.
Kurtulmuş, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin “Bu iş hayırlı bir iştir. Bu kadar açıklamalar yapılmış, bu kadar sembolik de olsa silah bırakma süreci başladıktan sonra bu işin bir an evvel tamamlanması, bunun için de örgütün süratle silah bırakma ve kendisini feshetme sürecini hızlandırması lazım” dedi. Kurtulmuş, TBMM önünde yakılan “Beyaz Toros”a ilişkin de “Sıradan bir adli olay gibi görünüyorsa da komisyonun toplanacağı, ilk dinlemeye başlayacağı gün Meclis’in önünde bir Beyaz Toros’un yakılması herhalde tesadüf değildir. Bunların farkında olmamız lazım, yaptığımız işin ciddiyetine sahip olmamız lazım” dedi….

Reklam
'Gazze’deki facia bütün insanlığın meselesi'

‘Gazze’deki facia bütün insanlığın meselesi’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya’nın önemli gazetelerinden Nikkei Shimbun için kaleme aldığı makalesinde, Gazze için dünyaya vicdan çağrısı yaptı.
Erdoğan Japonca ve İngilizce olarak yayımlanan makalesinde, Türkiye ile Japonya’yı birbirine bağlayan gönül köprüsünün resmi belgelerden daha güçlü, tarihten ve insanlık vicdanından beslenen bir köprü olduğunu ifade etti.
‘Türkiye susmayacak’
Gazze’deki duruma değinen Erdoğan, şunları kaydetti: “Gazze bugün insanlığın vicdanını en ağır imtihanlardan biriyle karşı karşıya bırakmaktadır. İsrail’in soykırımı ve işgali sonucu çocukların açlıktan öldüğü, hastanelerin çalışamaz hale geldiği, şehirlerin harabeye döndüğü, milyonlarca insanın en temel ihtiyaçlardan mahrum bırakıldığı bir tabloya şahit oluyoruz. Bu facia bütün insanlığın meselesidir. Biz Türkiye olarak susmadık, susmayacağız.
Ateşkesin sağlanması, insani yardıma engelsiz erişim ve masum sivillerin korunması için her platformda gayret sarf ediyoruz. Ancak biliyoruz ki sesimiz daha gür çıkmalı, tesirimiz daha geniş olmalı. Japonya’nın barışı önceleyen irfanı, uluslararası hukuka bağlılığı ve vicdani hassasiyeti bu süreçte pek kıymetlidir.
Türkiye’nin bölgesel tesiri ve insani yardım kapasitesiyle birleştiğinde ortaya vakur ve güçlü bir ortaklık çıkacaktır. Bugün yapılması gereken, ateşkesi temin edecek diplomatik gayretleri artırmak, insani yardımları daha düzenli ulaştırmak, çocukların eğitim ve sağlık ihtiyaçları için kaynaklar oluşturmak ve en önemlisi iki devletli çözüm temelinde adil barışı sahiplenmektir. Böylelikle Gazze’de sadece yaraları sarmakla kalmaz, aynı zamanda geleceği ihya edecek bir ümit de doğurabiliriz.
Geldiğimiz bu noktada Gazze’deki zulme karşı dünya olarak da aynı dayanışmayı göstermek hem tarihi mesuliyetimizin hem de insanlık vakarının gereğidir.
Dayanışmanın somut adımlara dönüşmesi, barışın, adaletin ve vicdanın güçlenmesine zemin hazırlayacaktır. Çünkü dünya ancak ortak irade ve çabalar sayesinde daha adil, daha güvenli ve daha insani bir geleceğe kavuşabilir.”
Müslüman Alimler Birliği heyetini kabul etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslami ve İnsani Bir Sorumluluk: Gazze” programı için İstanbul’da bulunan Dünya Müslüman Alimler Birliği heyetini kabul etti. Sultanahmet’teki Tunuslu Hayreddin Paşa Konağı’ndaki kabulde, İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Uluslararası İslam Düşünce Vakfı ve İslam Düşünce Enstitüsü Başkanı Mehmet Görmez de hazır bulundu.
Şanghay’da Putin ile görüşecek
elecek hafta Çin’de başlayacak Şanghay İşbirliği Toplantısı’nda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve diğer liderlerle ikili görüşmeler yapacak.Erdoğan, Çin’in Tiencin şehrinde 31 Ağustos-1 Eylül tarihlerinde düzenlenecek Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi’ne katılacak. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, NSosyal’deki hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
“Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Şi Cinping’in davetine icabetle, Şanghay İşbirliği Teşkilatı 25. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne şeref konuğu olarak katılmak üzere 31 Ağustos-1 Eylül 2025 tarihlerinde Tiencin’e ziyarette bulunacaktır. Ziyaret çerçevesinde Cumhurbaşkanımız, 1 Eylül Pazartesi günü genişletilmiş formatta düzenlenecek Zirve oturumuna hitap edecektir. Cumhurbaşkanımız ayrıca, ev sahibi mevkidaşı Şi Cinping başta olmak üzere diğer liderlerle ikili görüşmelerde de bulunacaktır.”Kremlin’den yapılan açıklamaya göre Putin ve Erdoğan Şanghay İşbirliği Toplantısı’nda bir görüşme gerçekleştirecek. -ANKARA Milliyet…

Diriliş Yolu'ndan 30 Ağustos'a uzandık! 'Toprak altındaki kayıp şehitleri bulacağız'

Diriliş Yolu’ndan 30 Ağustos’a uzandık! ‘Toprak altındaki kayıp şehitleri bulacağız’

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Bugün 103 yıldır gurur ve saygıyla andığımız yüzlerce şehidin kanıyla kazandığımız topraklarımızda ‘Zafer Bayramı’ kutluyorsak, sayısız isimsiz kahramana sonsuz borcumuz var demektir. Bastığımız yerleri toprak diyerek geçmemeli, tanımalıyız demektir. Bugün 30 Ağustos 2025’se ve biz Anadolu’nun dört bir yanında nefes alıyorsak, “Fışkırır ruhi mücerret gibi yerden na’şım” diyen atalarımızı unutmamalıyız demektir.Büyük Taarruz, 30 Ağustos Zafer Bayramı olarak anılmadan 1 yıl önce, Sakarya Meydan Muharebesi’nde bugün bile izleri toprağa sığmayacak bir kahramanlık sergilenmişti. Milli Savunma Bakanlığı verilerine göre toplamda 22 gün, 22 gece süren savaşta 5 bin 434 şehit verildi.NitekimMustafa Kemal Atatürk de bu muharebeyi ‘Sakarya Melhâme-i Kübrâsı’ (çok büyük ve kanlı savaş) şeklinde adlandırmıştı. ÇünküAtatürk, ne yana dönse kan gölü, nereye elini uzatsa şehit ve gazileri görüyordu. Kapanmayacak çok yara almıştık, yıllar geçse de her sene aynı ruhla anılacak bir zafere giden yolda Sakarya, dönüm noktası olmuştu. Hiçbir askeri araç, silah ya da destek olmadan; sadece iki uçak ve binlerce kahraman şehidin canı pahasına kazanılan bağımsızlık ve kurtuluş mücadelesi, bugünlerde anlamlı bir yürüyüşle yeniden anılacak. Savunma sanayiinin öncü kuruluşlarında uzun yıllar görev yapmış makine mühendisi Yücel Demir’in öncülüğünde düzenlenen bu yürüyüş, Sakarya Meydan Muharebesi’nin ‘kayıp’ şehitlerinin izini sürmek amacıyla gerçekleştiriliyor.5-10 Eylül arasında savaşın en acı hatıralarına sahne olan cephe hattında yürünecek kilometrelerce yolda, şehitler anılacak. Yücel Demir, hâlâ mezarı bulunamayan yüzlerce şehidimizi ve şarapnellerle dolu cephe hattını Milliyet.com.tr’ye anlattı.

ZAFER’İN AYAK İZLERİ: ‘HER GÜN 40-50 KİLOMETRE YÜRÜYECEĞİZ’
1922’nin 30 Ağustos günü gelecek zafer için 1 yıl kadar önce kritik bir eşik atlanmıştı. Yokluk içinde savaşan atalarımız, tam anlamıyla bir ordu düzenine bile sahip değildi. Kadın ve çocuklar da cephede savaşan erkeklere mühimmat ve sağlık konusunda destek oluyor, onlarla yaşama ve yaşatma savaşı veriyordu. Ne olursa olsun savaşmak için yürekli kahramanlarımız tüm yokluklardan daha da büyük bir varlıktı. Düşmanın karşısında topyekûn kurtuluşa yürüyen koskoca bir Anadolu vardı.Sakarya Meydan Muharebesi her türlü yokluğa rağmen kazanılmalı, Yücel Demir’in “Sakarya’yı kazanamasak belki de 30 Ağustos’u kutlayamazdık” sözlerindeki ‘zafer’ bizim olmalıydı. Büyük Taarruz’dan önce Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmış olması ‘zafere’ emin adımlarla yürümemiz için yol açmıştı. O yollar, dün geleceğimize uzanırken bugün geçmişimize ışık tutuyor. Yücel Demir, hâlâ savaşın izlerini taşıyan rotada yapacakları yürüyüşü ve Sakarya Meydan Muharebesi’nin zafere giden yoldaki önemini şöyle anlatıyor:
“Sakarya Meydan Muharebesi yaklaşık bir yıl önce yapılıyor. Büyük Taarruz 26 Ağustos’ta başlayan ve 30 Ağustos’ta son darbe indirdiğimiz savaş aslında. Sakarya Meydan Muharebesi 23 Ağustos’ta başlıyor, 22 gün 22 gece süren bir dönüm noktası. Sakarya Meydan Muharebesi’ni kaybetmiş olsaydık herhalde biz biz olmayacaktık. Çünkü düşmanın Meclis’e girmesine 50 kilometre kalmıştı. Bir dönüm noktası yani. Savaş alanlarındaki isimsiz şehit mezarlarını görünce kafamızda bir yürüyüş ve anma fikri şekillendi. Niye bugüne kadar bu yollar tanıtılmadı bize? Dünyada örnekleri var, mesela Bosna Hersek’te bir ‘Ölüm Yolu’ var, yaklaşık 100 kilometre. Her yıl binlerce kişi o yürüyüşe katılıyor. Eski hava fotoğraflarından, haritalardan tahmini olarak son çekildiğimiz siperleri belirlemişler ama sahaya gitmek gerekiyordu. Son siper hattımızın haritalarını çıkardık. 23 Ağustos’ta savaşın başladığı hat daha önce haritalanmış. Bizim amacımız bizim askerlerimizin çekildiği son siper hatları. Bu yürüyüşü yapıp insanlara burayı tanıtmak gerektiğini düşündük. Güzelcekale Muharebeleri denen bir muharebe hattı var. 200 kilometreyi her gün 40-50 kilometre olarak yürüyeceğiz. Tahminimize göre o bölgelerde gömülü 15 bin şehidimiz var. Savaş alanında şehit olanlar, Yunan hattında kaldı. Ne oluyordu sonra? Yani sağlık sebebiyle gömülüyor olabilirler diye soru işareti var. Çünkü iki gün sonra kokar, hastalık yayar. Askerlerimizi o zaman köylülere gömdürmüş olabilirler diye düşünüyoruz. Sadece bir köy buna sahip çıktı. Ahırlıkuyu denen bir bölgede kadınlar akşam gidip bizim şehitleri alıp getirip köyün yanına gömmüşler. Hatıratlarda okuyoruz. 300’e yakın bizden şehit var. Yakın bir köyün muhtarıyla görüşürken, ‘Benim ninemin annesi hatırlıyormuş’ dedi.”
Alıntı Metni

‘TOPRAK ALTINI TARAYIP ŞEHİTLERİ BULMAK İSTİYORUZ’
Geçmişimize dair elimizde pek çok bilgi var. Bize her yaşımızda anlatılan kahramanlıklar, bildiğimiz kadarıyla bile asalet ve gurur dolu geçmişimize minnetle bakmamıza yetiyor. O gün topraklarımızı canı pahasına savunan binlerce şehit, bizim bilmediğimiz pek çok sırrı da saklıyor. Belki de bildiklerimiz bilmediklerimizden çok daha az. Öyle ki Yücel Demir, yaptığı araştırmalar sonucu bilinen şehit sayısının, bilinen mezar sayısından çok daha fazla olduğunu keşfetmiş. Yani pek çok şehidimizin mezarının yeri hala bilinmiyordu. Bu yüzden de bastığımız yeri toprak diyerek geçmemeliydik. Yücel Demir, toprak altını görüntüleyebilecek ve şehit mezarlarını keşfedebilecekleri bir cihaza ihtiyaç duyduklarını belirterek, cepheden bugüne ulaşan ‘kayıp’ hikâyeleri anlattı.
“Genel Kurmay arşivlerindeki şehit sayısı çok az görünüyor. 3 bin civarında bir rakam verilmiş ve çok sayıda kayıp olduğu belirtilmiş. Oysa şehit sayımız 15 binin üstünde gözüküyor. Bizim amacımız bunları araştırmak. Biraz da mesleki olarak da insansız hava araçları ve diğer radar sistemlerini kullanmaya yakınım tabii. Bu sistemlerle şehitlerimizi araştırmak istiyoruz. Çalışmayı bitirdikten sonra önümüzdeki bir yılı buna ayırmak istiyorum. Devamında Güzelcekale kısmını araştırmak istiyorum. Katliam oluyor orada. Boğaz boğaza çatışmalar var.” – Yücel Demir

10 UÇAKTAN SADECE 2’Sİ KULLANILABİLDİ
Milli Savunma Bakanlığı verilerinde muharebeye katılan 5 bin 401 subay, 96 bin 326 er, 825 makineli tüfek, 54 bin 572 tüfek, 1309 kılıç, 196 top ve 10 uçaktan kullanılabilir durumda olan 2 uçak olduğu bilgisi yer alıyor. Bu 2 uçak muharebenin ilk günlerinde kullanılamaz hale gelmiş ve Yücel Demir’in paylaştığı bilgilere göre ustalar, parçalanmış iki uçaktan bir uçak çıkarmak için çok uğraşmıştı. O günden bugüne savunma sanayii başarılı mühendislerle daha güçlü adımlar attı ve kendi uçağını üretecek mühendisleri yine Anadolu yetiştirdi. Savunma sanayii için önemli çalışmalarda ter dökmüş mühendislerden biri olan Yücel Demir, kurtuluş mücadelesinde yokluğuyla da savaştığımız cephaneliklerle ilgili kayda geçen bilgileri şu şekilde aktardı:
“Yunanlılar orduyla sağlam duruyor, biz o zaman düzenli orduya yeni geçiyoruz. ‘Grup’ diyorlar bizimkilere. Askerlerin yüzde 85’inin elbisesi yok. Ayakkabısı yok. Ölen Yunan askerlerinin elbiselerini parçalayıp ayaklarına sarıyorlar. Silah sayımız çok az. Tüfeklerimiz beş çeşit. Kamyonumuz yok. Ruslardan gelenler, depolarda kalanlar 5 farklı çeşit mermiyi askerlere iletmek zorundasınız. Kılıçlar yarım metre, 75 cm ve kalın. Sakarya Meydan Muharebesi bittikten sonra Atatürk’ün emriyle Konya’da kılıç üretmek üzere çalışma başlatılıyor. Bir yıl sonraki Büyük Taarruz sırasında bizim askerlerimiz Yunan askerlerine rastlıyorlar. Kafaları yarılmış hepsinin. Yaptığımız kılıçlar kesmiyor kafalarını ancak yarıyor. Onların 18 uçağı var. Bizim 2 tane var. Bu iki tane de daha birinci gün düşüyor, parçalanıyor. Bizim ustalarımız ikisinin üstünden parçalar çekip bir tane uçak yapmaya çalışıyorlar.”
Alıntı Metni

‘ASKERLERE NE YEMEK VERDİNİZ?’
Sakarya Meydan Muharebesi’nden sonra ordumuz, büyük imkânsızlıklara rağmen 30 Ağustos’a yani zafere yürüdü. Bu zafer, yaklaşık 300 yıl boyunca süren geri çekilmenin ardından, Türk milletinin Anadolu’da yeniden hâkimiyet kurduğu tarihi bir dönüm noktasıydı.Atatürk, kutlamalar için düzenlenen yemekte yine ‘Ata’ olmuş ve tarihi bir an daha kayıtlara geçmişti. Yücel Demir, askerleri açken kutlama için Mustafa Kemal’in birkaç lokmalık yemeği nasıl reddettiğini anlatarak sözlerini şöyle noktaladı:
“300 yıl sonra büyük bir güç elde etmişsiniz. Tabii orada komutanlar bir araya geliyor. Sofrada bir tane cılız tavuk, üç dilim de kara ekmekle zafer kutlanıyor. Hepsi bu kadar. Atatürk orada yaverine soruyor: ‘Askerlere ne verdiniz? ‘Dünden kalan kavrulmuş buğdayı verdik’ cevabını alınca, Atatürk arkasını dönüyor ve hiçbir şey yemeden gidiyor.”…