BIST 100
14.505,48 0,70%
DOLAR
48,4941 0,02%
EURO
56,5665 0,22%
GRAM ALTIN
6.870,87 0,14%
BITCOIN
78.383,00 0,10%
FAİZ
39,56 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
105,11 0,19%
GBP/TRY
65,8828 0,23%
EUR/USD
1,1637 0,03%
BRENT PETROL
98,93 -0,73%
ÇEYREK ALTIN
11.233,79 0,14%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
16 °
Reklam

GÜNDEM

DMM, şap hastalığı ile ilgili iddiaları yalanladı! 'Bilimsel temelden yoksun'

DMM, şap hastalığı ile ilgili iddiaları yalanladı! ‘Bilimsel temelden yoksun’

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), “Hayvanlarda görülen şap hastalığının ülkemizde bazı bölgelerde hızla yayıldığı ve milyarlarca dolarlık ekonomik kayba yol açtığı” iddialarının bilimsel temelden yoksun olduğunu bildirdi.
İlginizi Çekebilir
DMM’nin Next Sosyal’deki hesabından yapılan açıklamada, bazı basın yayın organlarında yer alan, söz konusu iddiaların dezenformasyon amaçlı olup bilimsel temelden yoksun olduğu belirtilerek, Tarım ve Orman Bakanlığının, hayvansal üretimi artırmak, verim ve kaliteyi yükseltmek amacıyla çalışmalarını sürdürdüğü, hayvan hastalıklarının önlenmesine yönelik aşılama çalışmalarını aralıksız yürüttüğü aktarıldı.
Açıklamada, yeni şap serotipi SAT1’in tespit edilmesinin ardından hastalığın yayılımını önlemek amacıyla hayvan hareketlerinin kısıtlandığı, 30 Haziran itibarıyla da hayvan pazarlarındaki faaliyetlerin geçici olarak durdurulduğu anımsatılarak, şunlar kaydedildi:
“Şap Enstitüsü’nde üretilen 11 milyon dozdan fazla aşı, uluslararası standartlara uygun olarak gerekli tüm kontrollerden geçirilip sahaya ulaştırılmaktadır. Nitekim aşılama oranının yüzde 85’i geçtiği bölgelerde hastalık belirgin şekilde gerilemektedir. Aşı üretimi ve sahaya sevki yoğun şekilde devam etmektedir. Hayvan pazarları önümüzdeki günlerde peyderpey açılmaya başlanacaktır. Kamuoyunun, doğruluğu teyit edilmemiş iddiaları dikkate almaması, resmi açıklamalara itibar etmesi önem taşımaktadır.”
Meteoroloji yeni harita paylaştı ve tek tek uyardı! 15 ile sağanak ve fırtına geliyor
Bursa’da korkunç olay! Kuzeni tarafından traktörde vuruldu…

Reklam
Kız kardeşini taciz ettiler, defalarca kez bıçaklayarak infaz ettiler: Hakan'ın katilleri nasıl yargılanacak?

Kız kardeşini taciz ettiler, defalarca kez bıçaklayarak infaz ettiler: Hakan’ın katilleri nasıl yargılanacak?

MUSA CAN ÇAYAN- 10 Ağustos akşamı Keçiören’de iddialara göre, Hakan Çakır (22), kız kardeşi ve annesiyle evine gittiğini sırada merdivenlerde oturan T. Z. (14) ile ağabeyi S.T. (17) ile yol verme meselesi nedeniyle tartıştı. Taraftarın yakınlarının da olaya dahil olmasıyla çıkan kavgada, Çakır ile babası Şahin Çakır ve ağabeyi Hakkı Can Çakır bıçaklı saldırıya uğradı.

Ağır yaralanan Hakan Çakır hayatını kaybederken, hastaneye kaldırılan ağabeyi ve babası ise müşahedeye alındı. Olayla ilgili polis tarafından başlatılan çalışmalar çerçevesinde T.Z. , S.Z. ve ağabeyleri E.Z. ile babaları C.Z.’nin yanı sıra U.K. isimli 5 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden baba ve 3 oğlu tutuklandı, U.K. ise serbest bırakıldı.

Tutuklanan 3 kardeşin sosyal medyada uzun namlulu silah, tabanca, kılıç ve bıçaklarla çektirdikleri fotoğraflar paylaştıkları görüldü.
İlginizi Çekebilir
‘YOL İSTEDİK, KÜFRETTİ’
Cenazesi Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verilen Hakan Çakır’ın annesi Sevender Özkan Çakır, “Biz kızımla dükkandan çıktık, evimize geliyorduk. Merdivenlerden inecektik. Kızım yol istedi. Biri küfretmeye başladı, taciz etti. Biz korktuk kızımla, panikledik. Oğlan konuşmaya başlayınca ben arkamızdan gelip de bizi sıkıştırıp öldürecekler dedim. Hakan’ı aradık. Hakan geldi. ‘Hayırdır kardeşim’ falan dedi. İlk darbeyi benim oğlana vurdu. O vurunca da o vurdu. Sonra toplu halde muhtarlığını oraya yığdılar. Hakan’ı korumak için kolumu gerdim, vurdu. Muhtarlığın önünde oğluma çullanmıştı çocuklar. Bebem öldü orada” dedi.
Hakan Çakır
‘KIZ KARDEŞİNİ TACİZ ETTİLER’
Ali D. de arkadaşı Hakan Çakır’ın annesi ve kız kardeşi eve giderken merdivende oturan iki kardeşin önlerini kesip taciz ettiklerini ileri sürdü. Ali D. “Onlar da bağırıp yardım istiyor. Hakan gelince bunlar dağılıyor, kaçıyor. Sonra toplanıp, ellerinde bıçak dükkanı basıyorlar. Abisini, kendisini, babasını bıçaklayarak kaçıyorlar.
Polis memurundan kız arkadaşına tehdit! Mesajları ortaya çıktı: ‘Seni öldürüp atacağım’
‘BUNLAR DAHA ÖNCE CANLI YAYIN AÇIP BİRİNİN KULAĞINI KESTİLER’
Bunlar böyle kavgalı olduğu zaman bir anda çoğalıp, bir araya gelip, örgütlenip, daha önce canlı yayın açıp birinin kulağını kesen, mahallede silah sıkan çocuklar. Sosyal medyada zaten resimleri var. Uzun namlulu silahlar, bıçaklar, boyu kadar silahlarla beraber resimleri var. Yaptığı kötü şeyleri de zaten videoya çekip paylaşabilen bir grup bunlar. Korkuları yok. Daha önce de zaten böyle olaylarla karşılaştık” dedi.(DHA)
AHMET MİNGUZZİ CİNAYETİNİ HATIRLATTI
Kadıköy’de alışveriş yapmak için gittiği bit pazarında bıçaklı saldırıya uğrayan İtalyan şef Andrea Minguzzi ile çellist Yasemin Akıncılar’ın oğlu Mattia Ahmet Minguzzi’nin(15) ölümünden sonra tutuklanan şüphelilerin yargılanmasına başlanmıştı. Katil zanlılarının 18 yaşından küçük olması sebebiyle hukuken “suça sürüklenen çocuk (SSÇ)” olarak görülmesini eleştiren anne Minguzzi infaz yasasının değişmesini talep ediyordu.
Henüz 16 yaşında! Düğünde karşılaştığı eşinin eski nişanlısını öldürdü
Gizem Gonce
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK NE DEMEK?
Ceza Hukukçusu Gizem Gonce konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’unun m.6/1/b hükmü uyarında çocuk, “henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi” şeklinde tanımlanmıştır. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.3/1/a hükmünde ise, “Daha erken yaşta ergin olsa bile, onsekiz yaşını doldurmamış kişiyi” ifade etmektedir. Türk hukuk sistemimizde, 18 yaşını doldurmamış her bireyin çocuk olduğu kabul edilmiştir.
Çocuklar bakımından, “suçlu” ifadesi yerine “suça sürüklenen çocuk” ifadesinin kullanımının amacını bilmek, çocuk adalet sisteminin amaçlarına ulaşmak bakımından oldukça önemlidir. Kimi zaman uygulamada, suça sürüklenen çocuk bakımından suçlu, şüpheli, sanık ifadelerinin kullanıldığını görmekteyiz. Çocuk tarafından bir suçun işlendiği değil, çocuğun ancak bir suça sürüklenebileceği genel kabul edilmektedir. Çocuğun suçlu olduğu yönündeki kabul, çocuğun daha çok suç alanına yönelmesine teşvik edilmesini sağlayacaktır. Çocuğun ailesi, yaşadığı sosyal çevre ve koşulları çocuğun suça sürüklenmesinde büyük öneme sahiptir. Dolayısıyla “suça sürüklenen çocuk” ifadesinin kullanılması, aynı zamanda çocuğun suç işlemesi üzerinde değil, çocuğu suç işlemeye yönelten nedenler üzerinde yoğunlaşmayı da sağlamaktadır.
Çocuğun suça sürüklendiğini kabul eden Türk Ceza Kanununda ki bu anlayış, çocuğu suç işleyen bir suçlu olarak görmeyip, çocuğun psikolojik, sosyal ve ekonomik nedenler ile suça sürüklendiğini kabul etmektedir. Bu sebeple suça sürüklenen çocuğun cezalandırılması değil, korunması amaçlanmaktadır.
Ormanın içinde gizli: Bu kadar eşsiz bir yer çok nadir bulunur
‘ÜÇ YAŞ GRUBU ÖNGÖRÜLMÜŞTÜR’
TCK m.31’de benimsenen sisteme göre, çocuklar üç yaş grubuna ayrılmakta ve buna göre cezai sorumluluklarının bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise ne şekilde olduğu öngörülmektedir. TCK’da yaş küçüklüğünün kusur yeteneğine etkisi bakımından üç yaş grubu öngörülmüştür. Bu yaş grupları; 0-12, 12-15, 15- 18 şeklindedir. Kovuşturma aşamasında çocuğun oniki yaşından küçük olduğu anlaşıldığında, mahkeme, yaş küçüklüğü nedeniyle “suça sürüklenen çocuğun kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar vermektedir. Fiili işlediği sırada 12 yaşını bitirmiş, 15 yaşını doldurmamış bulunan çocukların işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdir yetkisi kusur yeteneğine dair adli rapor ve sosyal inceleme raporunu dikkate alarak münhasıran mahkemeye aittir.Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde onsekiz yıldan yirmidört yıla kadar hapis cezasına hükmedilir.
Çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin amacı, suça sürüklenen çocukların ceza ile karşılaşmasının son çare olmasının bilinci ile çocukların iyileşmesi ve topluma yeniden kazandırılmasına yönelik sağlık,eğitim, danışmanlık, barınma ve bakım ihtiyaçlarının karşılanması ve korunmalarıdır.
Suça sürüklenen çocukların en fazla işledikleri suçların, şiddet suçları olduğunu bu olayda olduğu gibi görülmektedir. Bu konuda, önemli bir husus da, çocukların TV’de, çizgi filmlerde yahut dijital ortamda izledikleri şiddete özendiren içeriklerdir. Bu içerikler yönünden denetimin etkin bir şekilde sağlanması gereklidir. Kitle iletişim araçlarının çocukların suça sürüklenmelerindeki etkisi göz önüne alındığında hem devlet tarafından hem de ebeveynler tarafından içerik denetiminin sağlanması gerekir. Bu bağlamda, şiddet yahut cinsel içerikli yayınlardan çocukların korunması önem taşımaktadır.
Dilek Yüksel
NASIL YARGILANACAKLAR?
Hukukçu Dilek Yüksel de şu ifadelere yer verdi: Somut olayda çocuklar yani 18 yaşından küçükler karşımıza çıkmaktadır. Türk Ceza Kanunu 6.maddesinde çocuk henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi olarak tanımlamıştır. “suça sürüklenen çocuk” kavramı ise Çocuk Koruma Kanunu ‘nun 3. Maddesinde “Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuğu” şeklinde tanımlanmıştır. Kanun koyucu tarafından Suçlu değil de bilinçli bir şekilde “Suça sürüklenen çocuk” kavramı tercih edilmiştir . Çocukların suç işlemesi halinde ceza yargılaması bakımından yetişkinlerden farklı usul uygulanmaktadır. Hukuk sistemimizde çocuklar lehine uygulamalar getirilmiştir. Türk Ceza Kanunu 31. Maddesi çocukların yaş gruplarına göre çocukların cezai sorumluluğunu belirlemiştir. Ankara’da yaşanan talihsiz olayda her ikisinin de Türk Ceza Kanunu’na göre çocuk olduğu görülmektedir. Türk Ceza Kanunu’nun 31. Maddesine göre yaşları göz önünde bulundurularak yargılamaları yapılacaktır. TCK’nın 31. maddesi ile yaş küçüklüğünün ceza sorumluluğuna etkisi, fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış, on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış ve on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olanlar olmak üzere üç farklı grup içerisinde ele alınmıştır. Somut olayda suça sürüklenen çocuklardan T.Z.nin 14 yaşında olduğu buna göre Türk Ceza Kanunu’nun 31. Maddesinin 2. Fıkrası olan ” Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İşlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı hâlinde, bu kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan onbir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz” göre yargılanacktır. ” S.T.nin ise 17 yaşında olduğu görülmektedir. S.T. İse Türk Ceza Kanunu’nun 31. Maddesinin 3. Fıkrası olan ” Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde onsekiz yıldan yirmidört yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların üçte biri indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası oniki yıldan fazla olamaz.” maddesine göre yargılanacaktır….

Reklam
Otomobilin çarptığı eski AK Parti Muğla Milletvekili Ali Boğa hayatını kaybetti

Otomobilin çarptığı eski AK Parti Muğla Milletvekili Ali Boğa hayatını kaybetti

Sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 07 GRN 12 plakalı otomobil, Cumhuriyet Bulvarı Karaçulha mevkisinde yaya geçidinden yolun karşısına geçmeye çalışan Boğa’ya çarptı.
İlginizi Çekebilir
İhbar üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekibince yapılan kontrolde, Ali Boğa’nın kaza yerinde hayatını kaybettiği belirlendi.
Kazanın ardından Fethiye Kaymakamı Fatih Akkaya, AK Parti Muğla Milletvekili Yakup Otgöz, Seydikemer Belediye Başkanı Bayram Önder Akdenizli ile siyasi parti temsilcileri olay yerine gelerek polis ekiplerinden bilgi aldı.
Boğa’nın cesedi, incelemelerin ardından Fethiye Devlet Hastanesi morguna götürüldü. Otomobilin sürücüsünün gözaltına alındığı öğrenildi.
Yurdun dört bir yanında alevlerle mücadele! Yangın köye indi: Kaç artık hiçbir şey yapamayız
TBMM BAŞKANI KURTULMUŞ’TAN BAŞSAĞLIĞI MESAJI
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, trafik kazasında hayatını kaybeden eski AK Parti Muğla Milletvekili Ali Boğa için başsağlığı mesajı yayımladı.
TBMM Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Kurtulmuş, mesajında şunları kaydetti:
“24. Dönem AK Parti Muğla Milletvekili, değerli arkadaşım Ali Boğa’nın elim bir trafik kazası sonucu vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Merhum Ali Boğa’ya Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır diliyorum. Mekanı cennet olsun.”

Reklam
Bakan Uraloğlu, Kırşehir'de konuştu! 'Bereketli ve verimli olsun'

Bakan Uraloğlu, Kırşehir’de konuştu! ‘Bereketli ve verimli olsun’

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Görevimiz sizin bize verdiğiniz emaneti ve sorumluluğu yine sizin bize verdiğiniz vergilerle bihakkın görevimizi yapma gayretidir. Bundan sonra da inşallah böyle olacaktır.” dedi.
İlginizi Çekebilir
Bakan Uraloğlu, Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde düzenlenen 7. Geleneksel Bulgur Festivali’nde yaptığı konuşmada, festivalin bereketli ve verimli olmasını diledi.
Belediye Başkanı Hasan Hakanoğlu’nun 6 yıllık görev süresinde tamamladığı 50 projesinin olduğunu dile getiren Uraloğlu, “Allah razı olsun. Bunun bedeli elbette kıymetlidir ama daha kıymetlisi de vatandaşın ihtiyacını giderecek çeşmeye musluk taksanız en kıymetlisi o olabilir. Onun için vatandaşa dokunmuşsunuz, Allah razı olsun. Rabbim sizleri daha güzel hizmetlere vesile kılsın.” diye konuştu.
Uraloğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak Kırşehir ve Çiçekdağı’na yaptıkları projelere dikkati çekerek, “Kırşehir’i gerek Kaman-Bala üzerinden gerekse de Kırıkkale üzerinden bölünmüş yolla Ankara’ya bağladık. Sadece Ankara’ya bağlamadık, Ege, Marmara ve Kapıkule’ye kadar bağladık. Kırşehir’imizi Kayseri üzerinden Doğu ve Güneydoğu’ya bölünmüş yollarla bağladık. Hacıbektaş üzerinden Nevşehir, Niğde’den bütün Akdeniz’e bağlamış olduk. Otoyol bağlantısıyla bir taraftan Kapıkule’ye, diğer taraftan da Şanlıurfa’ya kadar otoyol standardıyla Kırşehir’imizi kavuşturduk.” ifadelerine yer verdi.
Bakan Uraloğlu, çevre yolu ve Tuzköy Havalimanı yolunun çalışmalarının devam ettiğini anımsatarak, şunları kaydetti:
Alıntı Metni
Festivale, Kırşehir Valisi Murat Sefa Demiryürek, AK Parti Kırşehir Milletvekili Necmettin Erkan, AK Parti Kırşehir İl Başkanı Seher Ünsal ve Çiçekdağı Belediye Başkanı Hasan Hakanoğlu da katıldı.
Daha sonra Bakan Uraloğlu ve protokol üyeleri hizmete giren 50 projenin açılışını gerçekleştirdi.
Bu arada, Bakan Uraloğlu ve protokol üyeleri festivalde bulgur dövdü.
Meteoroloji yeni harita paylaştı ve tek tek uyardı! 15 ile sağanak ve fırtına geliyor
Selçuk Bayraktar duyurdu: Next Sosyal ‘de kullanıcı sayısı 1 milyona koşuyor…

Daltonlar suç örgütü iddianamesi ortaya çıktı! 'Üyelerini 15-20'li yaşında gençlerden seçiyorlar'

Daltonlar suç örgütü iddianamesi ortaya çıktı! ‘Üyelerini 15-20’li yaşında gençlerden seçiyorlar’

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan 1676 sayfalık iddianamede, 2 kişi “maktul”, 1 kişi “mağdur”, 78 kişi “müşteki” ve 69’u tutuklu, 9’u firari 105 kişi ise “şüpheli” olarak yer aldı.
İlginizi Çekebilir
Suç örgütünün ortaya çıkış süreci ile yapısının anlatıldığı iddianamede, firari durumda olan örgüt elebaşı Barış Boyun’un Türkiye’deki örgüt faaliyetlerinin devamını sağlayabilmesi amacıyla suç örgütünün farklı çalışma alanlarında farklı kişileri yönetici pozisyonunda görevlendirdiği ve örgütün silahlı eylem grubunun elebaşılığını firari şüpheli Beratcan Gökdemir’in yaptığı belirtildi.
Barış Boyun
İddianamede, Gökdemir’in Yenibosna’da faal olan ve kendilerine “Daltonlar” diye isim takılan bir grubun başında olduğu, Gökdemir’e bağlı olarak hareket eden grubun, Barış Boyun suç örgütü adına çok sayıda silahlı saldırı, kasten öldürme ve yağma eylemi gerçekleştirdiği ifade edildi.
Çete elebaşı Barış Boyun’un ağabeyi gözaltına alındı
Rusya’da tutuklu olduğu bilinen Gökdemir’in Mart 2024’te Barış Boyun suç örgütünden ayrıldığı ve “Daltonlar” olarak bilinen suç örgütünün elebaşı olarak hareket etmeye başladığı kaydedilen iddianamede, yapılan saha ve istihbari çalışmalarda Gökdemir’in kendisine bağlı hareket eden örgüt mensupları tarafından gerçekleştirilen eylemlerden elde edilen haksız kazanç ile silahların adil ve eşit olarak pay edilmemesi sebebiyle Boyun’dan ayrıldığı yönünde bilgi edinildiğine ilişkin tespitler yer aldı.
İddianamede, “Daltonlar”ın bilinen yer altı suç örgütlerinden örgütlenme, insan kaynağı ve suç yöntemleri bakımından belirgin farkları olduğu belirtilerek, “Örgütün üyelerini 15-20’li yaşlar aralığındaki gençlerden seçtiği, bu gençlerin bilgisayar oyunlarıyla yetiştikleri, sokak suç şebekelerini anlatan internet tabanlı dizilerden çok etkilendikleri, suç örgütü elebaşının ve yöneticilerinin sosyal medya platformları üzerinden paylaştıkları video ve fotoğraflarla meydan okumada bulundukları, intikam yeminleri ettikleri, örgüte üye gençlerin adeta ülke içerisinde ‘kamikaze dronu’ gibi kullanıldığı”na dair tespitlere yer verildi.
Gökdemir’in örgütün elebaşılığını, Batın Can Gökdemir, Ahmet Mustafa Timo, Bünyamin Yıkar, Murat Özavşar, Murat Küçükyavuz ve Sinan Memi’nin ise örgütün yöneticiliğini yaptığı anlatılan iddianamede, örgüt elebaşına ve yöneticilerine mutlak bir bağlılık ile itaatin bulunduğu, örgüt elebaşı ve yöneticilerinin verdiği talimatlara harfiyen uyulduğu, bu kişilere “Abi” olarak hitap edildiği, örgüt içinde çok iyi işleyen bir iletişim, savunma ve bilgi toplama sistematiğinin bulunduğu kaydedildi.
Suç örgütünün, kolluk kuvvetinin olası operasyonunu engellemek ya da en az zayiatla atlatmak amacıyla gerek kendi tecrübeleri gerekse medyaya yansıyan polis operasyonlarından edindikleri tecrübeler sayesinde birtakım tedbirler aldığı ifade edilen iddianamede, örgütün yönetim kadrosu ve üyelerinin sürekli üzerlerinde silahla dolaştıkları bilgisi yer aldı.
İddianamede, örgütün amaçlarıyla ilgili şu ifadeler kullanıldı:
“Cebir ve şiddet kullanarak halkı ve hasım oldukları silahlı suç örgütü üyelerini sindirmek, hakimiyet sürdükleri bölgede nam yapmak, hasım gruplarından intikam almak, korkulan güç haline gelmek, İstanbul’da silah, uyuşturucu ticareti, hırsızlık, para karşılığında adam öldürme, yaralama ve yağma suçlarını tek elden yürütmek, İstanbul’da bulunan tüm mekanları haraca bağlayıp gücünü artırarak büyümek.”
Örgüt şüphelilerinin çoğunluğunun daha önce karışmış olunan adli olaylardan dolayı kolluk kuvvetlerinin teknik takip yöntemlerini bildikleri ve bu nedenle telefon kullanmadıkları aktarılan iddianamede, olay yerlerine de genellikle üçüncü kişiler adına tescilli, kiralık ya da çalıntı araçlarla gittikleri belirtildi.
Barış boyun şebekesine operasyon! 92 şüpheliden 46’sı tutuklandı

“GENÇ NESİL ÜZERİNDE HAYRANLIK OLUŞTURUP TAKİPÇİ KAZANMAYA ÇALIŞMAKTADIRLAR”
Örgütün sosyal medyada yüksek bir popülariteye eriştiği kaydedilen iddianamede, şu ifadelere yer verildi:
“Sosyal medya platformlarında yurt dışında bulunan örgüt elebaşı ve yöneticileri başta olmak üzere lüks araç ve mekanlarda, pahalı marka giyim ve aksesuarlar ile silahlı paylaşımlar yaparak ilk aşamada genç nesil üzerinde yaşam tarzlarına ve örgüte yönelik bir hayranlık oluşturup takipçi kazanmaya çalışmaktadırlar. İkinci aşamada, yurt dışındaki örgüt elebaşı ve yöneticileri sosyal medya üzerinden kendileri ile irtibata geçen örgüt sempatizanı gençler ile yazılı veya görüntülü görüşme sağladıktan sonra eylemsel kabiliyeti olduğuna kanaat getirdikleri kişilerin İstanbul’da bulunan daha kıdemli konumdaki örgüt üyeleri ile irtibatını sağlamakta, bu örgüt üyeleri de şahısların yol giderlerini karşılayıp, bu kişileri örgüt evlerine yerleştirmektedir.”
Örgütün 63 eyleminin anlatıldığı iddianamede, “Daltonlar suç örgütünün üç farklı eylem stratejisi bulunmaktadır. İlki, maddi durumu iyi iş adamı ve esnaflara yönelik ‘haraç, sokak hakkı, koruma parası, hükümlü parası, ceza’ gibi söylemlerle suç örgütüne maddi gelir sağlamak ve örgütü kuvvetlendirmek amacıyla haksız menfaat temin etmeye çalıştıkları yağma girişimleri. İkincisi, kendi suç örgütlerine hasım olan suç örgütlerine mensup veya müzahir kişi ve işletmelere yönelik silahlı saldırılar. Üçüncüsü ise taşeron şekilde maddi menfaat karşılığı üçüncü kişilere yönelik gerçekleştirilen silahlı eylemlerdir.” denildi.
İspanya’da Türk çetelerin savaşı

CEZA İSTEMİ
İddianamede, firari şüpheliler Beratcan Gökdemir, Bünyamin Yıkar ile Murat Küçükyavuz, tutuklu şüpheliler Ahmet Mustafa Timo, Sinan Memi, şüpheliler Murat Özavşar ile Batın Can Gökdemir’in “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs”, “tasarlayarak kasten öldürme”, “nitelikli yağma”, “nitelikli yağmaya teşebbüs”, “silahla tehdit”, “nitelikli hırsızlık”, “kasten yaralama”, “silahla kasten yaralama”, “resmi belgede sahtecilik”, “tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi”, “mala zarar verme”, “genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması” ile “6136 Sayılı Kanun’a muhalefet” suçlarından ayrı ayrı 2 kez ağırlaştırılmış müebbet, 711’er yıldan 1281 yıl 6’şar ay hapis ile 53 biner günden 230 biner güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi.
İddianamede, bu şüphelilerin, yönetici konumunda bulundukları için diğer örgüt üyelerinin eylemlerinden de sorumlu tutuldukları kaydedildi.
Diğer şüphelilerin de benzer suçlardan değişen oranlarda hapisle cezalandırılması talep edilen iddianame, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi….