BIST 100
13.963,63 -0,76%
DOLAR
47,1996 0,02%
EURO
53,9102 0,09%
GRAM ALTIN
6.164,07 1,40%
FAİZ
41,94 0,55%
GÜMÜŞ GRAM
89,65 4,78%
BITCOIN
66.469,00 1,75%
GBP/TRY
63,2249 -0,26%
EUR/USD
1,1416 0,02%
BRENT
90,83 1,80%
ÇEYREK ALTIN
10.078,25 1,40%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
37 °
Reklam

SİYASET

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul sevdamız bitmeyecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul sevdamız bitmeyecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İnancımızla, dilimizle, geleneğimizle, motiflerimizle, ilmi ve kültürel hazinemizle insanlığa pek çok değer kazandırdık. Kimliğimizi teşkil eden ruh köklerimizi besleyen ne kadar unsur varsa hepsini de sanatımıza ve eserlerimize yansıtmayı, aktarmayı, dert etmeyi başardık.” dedi.
Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü sahibi koleksiyoner Mehmet Çebi öncülüğünde Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda oluşturulan “Beş Ressam Bir Şehir Canım İstanbul” sergisinin açılış programındaki konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, koleksiyonun sahibine ve sergide emeği bulunan fikir, kültür ve sanat insanlarına teşekkür etti.
Sanatçıları tebrik eden Erdoğan, “Burada sergilenen resimlerini bizlere emanet ederek 3 yıl önce aramızdan ayrılan büyük usta Sayın Ayhan Türker’i de rahmetle yad ediyorum. Cenab-ı Allah ruhunu şad, mekanını inşallah cennet eylesin.” ifadesini kullandı.
İlginizi Çekebilir
Erdoğan, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nden Emirgan’a, Kız Kulesi’nden Beylerbeyi sırtlarına, Çınaraltı’ndan Mihrabat’a, Eyüpsultan’dan Üsküdar’a şehir ve insan manzaralarını, Dersaadet’in tarihi, kültürel ve mimari dokusunu tuvallere yansıtan serginin hayırlara vesile olmasını diledi.
Osmanlı’da sadrazamlık da yapmış olan diplomat ve şair Koca Mehmed Ragıb Paşa’nın üç asır önce kaleme aldığı beytin, “Eğer maksud eserse mısra-ı berceste kafidir.” mısrasını seslendiren Erdoğan, “Buradaki her bir çalışmayı tüm bir kompozisyonu ile ahenkli bir şiiri andıran İstanbul’un en güzel mısraları olarak gördüğümü ifade etmek isterim. İstanbul’da yaşayan sanatseverler, 16 Eylül’e kadar büyük emek verilen bu sergiyi zaten ziyaret edeceklerdir. Diğer illerimizdeki İstanbul aşıklarının da bu sanat şölenini bizzat yerinde gelip göreceklerine inanıyorum. Sanata ve İstanbul’a gönül veren tüm kardeşlerimi sergiyi ziyaret etmeye davet ediyorum.” dedi.
“SANATIN HER ŞUBESİNDE GÖNÜL COĞRAFYAMIZIN DÖRT BİR YANINDA ADETA YILDIZ GİBİ PARLADIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bin yıldır üzerinde özgürce yaşadıkları, kıyamete kadar da milletin ana yurdu olacak bu aziz toprakların dünyanın en eski medeniyetlerine ev sahipliği yaptığını belirtti.
Bu medeniyetlerin, felsefeden mimariye, bilimden sanata, siyasetten hukuka hemen her alanda tüm ürünlerini önce bu coğrafyada verdiğini ifade eden Erdoğan, Anadolu’da üretilen eserlerin, oluşan değerler, asırlar boyunca halka halka önce etrafına, ardından tüm cihana yayıldığını anlattı.
Erdoğan, bin yıllara sari bu sürece millet olarak son derece önemli katkılar yaptıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:
“İnancımızla, dilimizle, geleneğimizle, motiflerimizle, ilmi ve kültürel hazinemizle insanlığa pek çok değer kazandırdık. Kimliğimizi teşkil eden ruh köklerimizi besleyen ne kadar unsur varsa hepsini de sanatımıza ve eserlerimize yansıtmayı, aktarmayı, dert etmeyi başardık. Bakınız merhum Ahmet Hamdi Tanpınar, 1932 yılında, yani bundan tam 93 sene önce verdiği bir mülakatta sanatın amacını nasıl tarif ediyor? ‘Sanatın gayesi güzelliktir. Güzellik bir kemaldir. Sanatın malzemesi de bu kemali nakşetmeye çalışır.’ Millet olarak bu anlayışla sanatı iyiye, güzele, hakka ve hakikate giden yolun köşe taşları olarak gördük. Eserlerimize daima bu hikmetli kavrayışla baktık. Üslubumuzu yine buna göre belirledik. Şiirimizle, müziğimizle, mimari eserlerimiz ve kültür varlıklarımızla sanatın her şubesinde, yalnızca Anadolu’da değil, gönül coğrafyamızın dört bir yanında adeta yıldız gibi parladık. Şurası bir gerçek ki bu yıldızların en göz kamaştıranı İstanbul’dur.”

“BU AZİZ ŞEHİR, KÜLTÜR VE SANAT HAYATIMIZIN MEMBASINI TEŞKİL ETTİ”
İstanbul’un kutlu fethin ilk günlerinden itibaren tarih ve medeniyet teknesinde yoğurdukları sanat hamurunun mayasını oluşturduğunu dile getiren Erdoğan, “Üstat Necip Fazıl’ın kelimeleriyle ifade edersek denizle toprağın visale erdiği bu aziz şehir, kültür ve sanat hayatımızın en verimli muhitini hatta çoğu zaman membasını teşkil etti. Seçkin ve zengin mimarisiyle, tarihi ve kültürel derinliğiyle İstanbul, sanat eserlerimizin adeta ser levhası olmuştur. Görenleri kendine hayran bırakan bu güzel şehrin sokakları, meydanları, camileri, çeşmeleri, tepeleri ve daha nicesi şiirlerimiz, romanlarımız ve türkülerimizle birlikte tuvallerimizi de süslemiştir. Bütün medeniyetlerin mirası, milletimizin bin yıllık mührüyle mühürlenmiş, burada, İstanbul’da muhafaza altına alınmıştır.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un medeniyet, tarih, ilim ve sanat demek olduğunu ifade ederek, “Bu şehir üç kıtada hutbelerin adına okunduğu şehirdir. Bu şehir kutsal emanetlere ev sahipliği yapan bir şehirdir. İstanbul 86 milyon vatandaşımızla birlikte Türk İslam coğrafyasının ortak değeri, ortak zenginliğidir.” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Gazze’den Suriye’ye, Somali’den Sudan’a, Kafkasya’dan Balkanlar’a nerede varsa orada İstanbullu olmanın hakkını vermeye çalışıyoruz çünkü mücadeleyi biz burada öğrendik.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Asya’dan Amerika’ya, Afrika’dan Avrupa’ya birçok kıtada bulunduğunu anlattı.
Dünyanın yüzlerce şehrini farklı vesilelerle ziyaret ettiğini ama tarihi, tabiatı ve maneviyatıyla her metrekaresine nakış nakış işlenmiş güzellikleriyle İstanbul gibisini başka hiçbir yerde görmediğini dile getiren Erdoğan, gözlerini dünyaya bu şehirde açmaktan, bu şehirde büyümekten, bu aziz şehre hizmet etmekten daima şeref duyduğunu vurguladı.
Erdoğan, 4,5 yıl boyunca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, ardından Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak 28 yıldır İstanbul’a ve İstanbullulara aşkla hizmet etmenin onurunu yaşadığını dile getirerek, “Marmaray’ından Avrasya Tüneli’ne, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden Büyük Çamlıca Camii’ne, İstanbul Havalimanı’ndan Atatürk Kültür Merkezi’ne, Ayasofya-i Kebir Camii’nin tekrar ibadete açılmasından Rami Kütüphanesi’ne ve daha nicesine İstanbul’da inşallah ileride hep hayırla yad edilecek kalıcı izler ve eserler bırakmanın bahtiyarlığı içindeyiz.” ifadelerini kullandı.
İstanbul için yaptıklarıyla hiçbir zaman yetinmediklerini ve yetinmeyeceklerini belirten Erdoğan, “Allah ömür ve imkan verdikçe İstanbul’un ve İstanbulluların hizmetinde olmaya devam edeceğiz. Hakimul İstanbul değil, hadimul İstanbul olarak devam edeceğiz. Bu can, bu tende olduğu müddetçe İstanbul’a olan sevdamız bitmeyecek. Dünya güzeli İstanbul’un hizmetkarı olmayı son nefesime kadar bir övünç madalyası olarak göğsümde büyük bir iftiharla taşıyacağım.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bundan 30 yıl önce olduğu gibi bugün de İstanbul’dan aldıkları ilhamla bu şehre layık olabilmenin şuuru ve Fatih Sultan Mehmet’in emanetine sahip çıkmanın sorumluluğuyla hareket ettiklerinin altını çizerek, şöyle devam etti:
“Gazze’den Suriye’ye, Somali’den Sudan’a, Kafkasya’dan Balkanlar’a nerede varsa orada İstanbullu olmanın hakkını vermeye çalışıyoruz. Çünkü mücadeleyi biz burada öğrendik. Sabrı, dirayeti, pes etmemeyi bu şehrin sokaklarında öğrendik. Vicdanlı olmayı, şefkat ve merhametle davranmayı bize bu şehir öğretti. Bize mazlumun yanında, zalimin karşısında durmayı burası öğretti. Ne pahasına olursa olsun, hakkın hatırını gözetmeyi burada öğrendik. Büyük düşünmeyi, geleceğe dair iddialı hedefler belirleyip o hedeflere ulaşmak için koşmayı, aynı şekilde bize İstanbul’u öğretti. Hamdolsun bugüne kadar İstanbul’un aziz hatırasına ve emanetine gölge düşürmedik. İnşallah bundan sonra da emanete layıkı veçhile sahip çıkacağız.”
“AZİZ İSTANBUL, ASIRLAR BOYUNCA GENÇ SANATÇILARIMIZ, RESSAMLARIMIZ İÇİN ESİN KAYNAĞI OLMAYA DEVAM EDECEKTİR”
Bugünkü sergileri, siyaset sahnesinde verdikleri mücadelenin sanat alanındaki bir yansıması olarak gördüğünü dile getiren Erdoğan, İstanbul başta olmak üzere kültür ve sanat hayatına zenginlik katacak, bu alanda çeşitliliği artıracak her türlü projeyi teşvik ettiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle resim sanatında eskiye nazaran çok daha dinamik iklime sahip olduklarını, bu anlamda ortaya konulan çabaları takdirle karşıladıklarını, memnuniyetle takip ettiklerini kaydetti.
Dünyadaki yenilikleri çok yakından takip eden, kendisini sürekli geliştiren, sanatında ilerleyen, derinleşen ressamların Türk resmini her geçen gün daha yukarılara taşıdığına işaret eden Erdoğan, “Taklitçi, kompleksli, topluma ve öz değerlerine yabancı ürünler artık eskisi kadar rağbet görmüyor. Bunu Türkiye’nin kültür ve sanat birikimi adına çok kıymetli buluyorum. Şurası bir gerçek ki kalıcı işler yapmak, yeni yollar açmak, dünya resmine imzanızı atmak istiyorsanız önce kendiniz olmak zorundasınız. Aksi takdirde mukallitlik girdabından kurtulmanız, bir adım öteye gitmeniz mümkün değildir.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, bu anlamda genç ressamların, bugün aralarında bulunan büyük ustaları kendilerine örnek almalarını, onların bilgi ve tecrübelerinden faydalanmalarını çok önemli gördüğünü belirterek, “Kararlı adımlarla yürüdüğümüz Türkiye Yüzyılı öyle inanıyorum ki ressamlarımızın, şairlerimizin, ediplerimizin, hülasa ilim, kültür ve sanat erbabımızın eserleriyle şekillenecektir. Ve tabii aziz İstanbul, bu muhteşem şehir daha nice asırlar boyunca özellikle genç sanatçılarımız, genç ressamlarımız için esin kaynağı olmaya devam edecektir.” şeklinde konuştu.
Serginin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Erdoğan, serginin kültür ve sanat camiası başta olmak üzere ülke ve millet için hayırlara vesile olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şair, yazar ve fikir adamı Necip Fazıl Kısakürek’in “Canım İstanbul” adlı şiirini okuduktan sonra konuşmasını sonlandırdı.

PROGRAMDAN NOTLAR
Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi (TARPOL) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mehdi Eker ile sanatçılar İskender Pala, İbrahim Sadri, Seyfullah Kartal, Erol Eren ve Nur Haktan’ın İstanbul’u anlatan şiirleri seslendirdiği programda, Mehmet Çebi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Enver Fazıl’ın Eminönü’nün yer aldığı tablosunu hediye etti.
Programda, sanatçılar Ayhan Türker, Mustafa Sekban, Faruk Cimok, Selahattin Kara ve Enver Fazıl’ın eserlerinin yer aldığı serginin açılışı gerçekleştirildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, beraberindekilerle birlikte açılış kurdelesini kestikten sonra sergiyi gezdi.
Programda, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Faruk Acar, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyeleri Mahir Ünal ve Derya Ayaydın, İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir ile bazı AK Partili milletvekilleri ve sanatçılar katıldı.
“Beş Ressam Bir Şehir Canım İstanbul Sergisi”, 16 Eylül’e kadar ziyaretçilerini ağırlayacak.
DMM: Otoyol ve köprülerin ‘satışı’ hukuken mümkün değildir
ASELSAN’ın “görünmeyen gücü” KORAL’a harp sahasında stratejik avantaj
Can Holding soruşturmasında yeni gelişme: Tekfen Holding’deki hisselerine el konuldu

Reklam
Pusu kurdular, infaz anını videoya kaydettiler! Mütalaa açıklandı

Pusu kurdular, infaz anını videoya kaydettiler! Mütalaa açıklandı

Olay, geçen yıl 29 Ocak’ta, Mezitli ilçesinde meydana geldi. Evinden çıkıp park halindeki otomobiline binmek için yürüyen Hakan Turan, İstanbul’dan kiralanan hafif ticari araçla kente gelen Berkant Özgündüz tarafından tabancayla vurularak öldürüldü. Olay sırasında yanında bulunan Hasan Kayalı da o anları cep telefonuyla görüntüledi. Plakasını çamurla kapattıkları kiralık araca binip kaçan şüpheliler, Şanlıurfa’da yakalandı. Mersin’e getirilen şüpheliler, tutuklandı.

İlginizi Çekebilir
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, cinayeti azmettirenin Hasan Kayalı’nın teyzesinin oğlu Okan Ç., aracı kiralayanın ise Batuhan A. (22) olduğu tespit edildi. Batuhan A. da gözaltına alınıp, ifadesinin ardından sevk edildiği adliyede tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Okan Ç.’ye ulaşılamadı.
Cinayetle ilgili hazırlanan iddianamede tutuklu sanıkların ‘Tasarlayarak öldürme’ ve ‘6136 sayılı kanuna muhalefet’ suçlarından, tutuksuz sanık Batuhan A.’nın ‘Tasarlayarak öldürmeye yardım etme’, firari sanık Okan Ç.’nin de ‘Tasarlayarak öldürmeye azmettirme’ suçundan cezalandırılması talep edildi. İddianamede ayrıca Okan Ç.’nin ‘Sıkacak biri var mı?’ mesajını attığı teyzesinin oğlu Hasan Kayalı’nın, arkadaşı Berkant Özgündüz ile olayı gerçekleştirmek için Batuhan A. aracılığıyla araç kiraladıkları belirtildi. Söz konusu araçla Mersin’e gelen sanıkların, Hakan Turan’ı 3 gün boyunca fiziki takiple izledikleri, cinayet anını cep telefonu kamerasıyla görüntüleyip yurt dışında olan olayın azmettiricisi Okan Ç.’ye gönderdikleri ifade edildi.
Mersin’de kanlı infazın azmettiricisine kırmızı bültenle yakalama kararı
Davanın 4’üncü duruşması, Mersin 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanıklar ile taraf avukatları katıldı.
TETİĞİ ÇEKEN SANIK: ÖZÜR DİLİYORUM
Duruşmada söz alan tutuklu sanık Berkant Özgündüz, “Pişmanım. Öldürmek kastım yoktu. Ailesine başsağlığı diliyorum. Özür diliyorum” dedi.
‘2 MERMİ OLARAK KONUŞMUŞTUK’
Cinayet anını kayda alan tutuklu sanık Hasan Kayalı da “Pişmanım. Öldürmek amacıyla gelmedim. 2 mermi olarak konuşmuştuk. Ayağına sıkacaktık” diye konuştu.
Haber Detay Görsel Slider
MÜTALAA VERİLDİ
Savunmaların ardından esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, tutuklu sanıkların ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmasını istedi. Savcı tutuklu sanıkların, dosyada azmettirici olarak yer alan firari sanık Okan Ç.’nin kim olduğunun ortaya çıkarılmasını sağladıkları gerekçesiyle indirim istedi.
Ayrıca savcı hakkında ‘Tasarlayarak öldürmeye yardım etme’ suçundan iddianame hazırlanan tutuksuz sanık Batuhan A.’nın ise beraatini talep etti. Dosyada azmettirici olarak yer alan firari sanık Okan Ç.’nin dosyasının ayrılması talep edildi.

Hakan Turan (Fotoğrafta)
MÜŞTEKİ AVUKATINDAN İTİRAZ
Sanıklar hakkında indirim talebine itiraz eden müşteki vekili avukat Kerim Bahadır Şeker, “3 çocuğundan ve eşinden, adresi belli kurşunlarla hayatının baharında koparılan müvekkilimin katilleri hakkında indirim istenmesini hukuken de, insaniyet namına da kabul etmiyoruz. Olayın faili olan caniler suçlarını itiraf etmemiş; aksine, kolluk ekiplerinin hummalı çalışmalarıyla gerçekler gün yüzüne çıkarılmıştır” ifadesini kullandı.
Savunmaları dinleyen mahkeme heyeti, Berkant Özgündüz ile Hasan Kayalı’nın tutukluluk halinin devamına karar verip, karar için duruşmayı erteledi. (DHA)

Kurtulmuş'tan Terörsüz Türkiye açıklaması: Ülkenin topyekun zenginleşmesine vesile olacak

Kurtulmuş’tan Terörsüz Türkiye açıklaması: Ülkenin topyekun zenginleşmesine vesile olacak

“Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen 9’uncu toplantısında; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Bahadır Sezgin, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Ozan Diren ile Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın dinlendi.
İlginizi Çekebilir
TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmaların ardından yaptığı değerlendirmede, iş dünyasının neredeyse tamamını temsil eden yedi önemli kuruluşun başkanlarının ve temsilcilerinin komisyon tarafından dinlendiğini belirterek kendilerine teşekkür etti.
Bu hafta yapılan toplantıların, komisyonun çalışmaları ve alacağı sonuç bakımından çok daha olumlu, çok daha umutlu bir noktaya, bir fikre ulaşmaya vesile olduğunu ifade eden Kurtulmuş, iş dünyasını, memurları ve işçileri temsil eden kuruluşların başkanlarının ve temsilcilerinin, konuşmalarında sürece tam destek verdiğini belirtti. Kurtulmuş, “İfadelerinizden de gayet net anlıyoruz ki, buraya gelmeden önce Terörsüz Türkiye’nin nasıl oluşabileceği, bu konularda hangi adımların atılabileceği hususunda da kendi perspektifinizden fevkalade önemli çalışmalar gerçekleştirdiniz. Sizlerin bu fikirleri, sürecin daha net, daha etkin bir şekilde yürütülmesine inşallah imkan sağlayacaktır.” diye konuştu.
Komisyonda bugün yapılan konuşmalara dikkati çeken Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Bunlardan bir tanesi, süreci algılama noktasındaki fikirlerdir. Yani terörün ortadan kaldırılması ve Türkiye’de artık terör meselesinin hiç konuşulmaz hale gelmesi, sadece güvenlik politikalarıyla gerçekleştirilecek birtakım tedbirlerle ulaşılabilecek bir sonuç değildir. Çok katmanlı, çok boyutlu ve kapsayıcı bir yaklaşımın ortaya konulması şarttır. Zaten bizim de ana fikrimiz bu istikamettedir. Değerli başkanların, temsilcilerin, bunu teyit etmesi de bizim açımızdan memnuniyet vericidir.
Ayrıca bazı başkanlarımız uyarı mahiyetinde bir şey söylediler. Onun da ben hayati bir nokta olduğunu düşünüyorum. Evet, toplumun farklı kesimlerini dinleyeceğiz, herkesin burada fikirlerini dile getirmesine imkan vereceğiz, ki şimdiye kadar böyle yapıyoruz ama sonuçta vaktimizin de çok kısıtlı olduğunu ifade etmek lazım. Hızlı ve etkin hareket etme mecburiyetimiz konusunda arkadaşlarımız, başkanlarımız altını çizerek uyarılarda bulundular. Ancak böyle davranılırsa kesin ve net bir olumlu sonuç elde edilecektir. Bu konunun da altını çizmek isterim.”
İsrail’den Güney Kıbrıs’a gizli ‘Barak MX’ sevkiyatı! Kamyonların içine sakladılar
“KOMİSYONUMUZUN YAPTIĞI ÇALIŞMALARA İLİŞKİN FARKINDALIĞIN ARTIRILMASI İÇİN SİZLERDEN ÇABA BEKLİYORUZ”
Komisyonda bugün gündeme gelen bir başka önemli hususun terörün maliyetiyle ilgili çalışmalar olduğuna işaret eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gerçekten bu kadar çok canın gittiği, bu kadar çok şehidimizin olduğu bir ortamda bir ekonomik maliyetten bahsetmek çok şık görünmese bile meselenin bir gerçeği de burasıdır. Biz de 2013 yılında yaptığımız çalışmada, o günün rakamlarıyla 1,2 trilyon dolarlık bir maliyet hesap etmiştik. Sizin bugün burada ortaya koyduğunuz aşağı yukarı rakamlar da bunu teyit etmektedir. Bir taraftan CDS primlerindeki artışlar, buna bağlı olarak borçlanma maliyetlerinin yükselmesi, turizmde, tarımda, hayvancılıkta ciddi düşüşlerin yıllar içerisinde terör dolayısıyla yaşanmış olması ve özellikle yatırım ortamının zedelenmiş olması; bunların vermiş olduğu alternatif maliyetleri hesap ettiğimiz zaman sizlerin bugün burada sunduğunuz maliyetlerin bile mütevazı rakamlarla ifade edildiğinin altını çizmek isterim. Çok büyük bir maliyete Türkiye katlanmıştır. İnşallah Terörsüz Türkiye ile birlikte teröre harcanmış olan bu maliyetler ülkenin kalkınmasına, doğusuyla batısıyla topyekun zenginleşmesine, refahına vesile olacaktır.”
TBMM Başkanı Kurtulmuş, terörün ortadan kaldırılmasının en önemli koşullarından birinin Türkiye’nin demokratik standartlarının yükseltilmesi olduğu gerçeğinin toplantıda dile getirilen bir başka konu olduğunu aktararak “Türkiye’de hukukun üstünlüğünün, ifade özgürlüklerinin, insan hak ve özgürlüklerinin sağlanabilmesi, bu alandaki eksikliklerin giderilebilmesi için çalışmalar yapılması perspektifini de arkadaşlarımız dile getirdiler. Komisyonumuzda da bu görüşler zaman zaman paylaşılmaktadır.” diye konuştu.
Farklı kesimleri temsil edenlerin ortak noktada kanaatlerini yoğunlaştırmış olmasının ve sürece destek vereceklerini ifade etmesinin süreç açısından sevindirici olduğunu belirten Kurtulmuş, “Şimdi sizden bir şey istiyoruz. Dün de memur ve işçi sendikalarımızdan talep ettik. Bu değerli fikirlerinizi bizlerle paylaştınız, bunların hepsi kayıt altına alındı. Vereceğiniz raporlar ve bize ulaştıracağınız bilgiler komisyonumuzun çalışmalarında mutlaka istifade edilecek veriler olacak ama her birinizin temsil ettiğiniz yüz binlerle, milyonlarla ifade edilebilecek çok geniş bir camianız var. Bu camiada da Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin, komisyonumuzun yaptığı çalışmalara ilişkin farkındalığın artırılması için sizlerden çaba bekliyoruz, destek bekliyoruz. Bu destekle birlikte de inşallah Türkiye’deki toplumsal rızanın da çok daha geniş bir noktaya ulaşacağını ümit ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, komisyonun 17 Eylül Çarşamba günü çatışma çözümü alanında çalışmaları olan akademisyenleri ve uzmanları, 18 Eylül Perşembe günü ise Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde faaliyet gösteren bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini dinleyeceğini bildirdi….

Reklam
Mağarada 5 bin yıllık sır! İnsanlığın en büyük korkularından biri: Tarihi yeniden yazacak

Mağarada 5 bin yıllık sır! İnsanlığın en büyük korkularından biri: Tarihi yeniden yazacak

Arkeoloji ve mikrobiyoloji gibi iki farklı alanı bir araya getiren ve “İnönü Mağarası Kazısı Toprak Örneklerinin Antibiyotik Direnç Genlerinin Tespiti ve Metagenomik Analizi” adıyla yürütülen projeye, Ankara Üniversitesi’nden de önemli bir bilimsel katkı sağlandı. Prof. Dr. Emre Keskin ve ekibinde yer alan Esra Mine Ünal ile Ayşegül Er Gökçe, mağara katmanlarında yürüttükleri titiz çalışmalarla hem antibiyotik direnç genlerinin izini sürdü hem de önemli bakteri gruplarını da içeren geniş bir mikroorganizma haritasını başarıyla ortaya çıkardı.

KÖMÜR 5 BİN YIL ÖNCE TEDAVİDE KULLANILMIŞ
BEUN Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fadile Gülden Ekmen, Zonguldak’taki kömür kullanımının bilinenin aksine 1800’lerde değil, günümüzden 5 bin yıl önce tıbbi amaçlarla kullanıldığına dikkat çekti.

Ekmen, bu bulgunun tarih öncesi insanların çevrelerindeki doğal kaynakları ne kadar iyi tanıdığını gösterdiğini vurguladı.
Karadeniz Ereğli ilçesindeki İnönü Mağarası’nda 2017 yılında bugüne sürdürülen çalışmalarda günümüzden 5 bin yıl öncesine ait toprak numunelerinden tespit ettikleri sonuçları paylaşan Ekmen, Uzun Mehmet’in 1800’lü yıllarda kömürü bulmasıyla başlayan sürecin aslında tarih öncesine dayandığını anlattı.

Mağarada büyük keşif! 100 yıldır izini sürüyorlardı: Büyük ipuçları elde ettik
TARİH ÖNCESİ İNSANLAR BAZI HASTALIKLARINI KÖMÜRLE TEDAVİ ETMİŞ
5 bin yıl önce insanların mide bulantısı, kusma, ishal ve karın ağrısı gibi hastalıkların tedavisinde kömür türevi malzemelerin kullanıldığının altını çizen Ekmen şöyle dedi:
“Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izni ve desteği yanında rektörümüz Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’in destekleri ve meslektaşım Doçent Dr. Hamza Ekmen’in bilimsel başkanlığında sürdürdüğümüz İnönü Mağarası kazıları 2017 yılından beri yapılıyor. Son projemizde Doç. Dr. Şükran Öztürk hocamızla çalıştığımız projede farklı bağlamlardan aldığımız toprak numunelerinde bazı analizler yaparak tarih öncesindeki insanların yaşam şartları, hastalık profilleri, beslenme alışkanlıkları gibi konulara dikkat çekmeye çalıştık. Beş tabakanın dördüncü tabakası olan ve biz arkeologların Erken Tunç Çağı olarak tanımladığımız tabakada, yaklaşık günümüzden 5 bin yıl önce insanların yaşadığı bu tabakada aldığımız toprak numunelerinde tespit ettiğimiz sonuçlar, o çağda yaşayan insanların geçirdiği hastalıkların genelde çevrede maruz kaldıkları bakterilerle ilişkili olarak gastrointestinal hastalıkları olduğunu yani mide bulantısı, kusma, ishal, karın ağrısı gibi hastalıklarla mücadele ettiklerini ve bu hastalıkların tedavisiyle ilgili de kömür türevi malzemeleri kullandıklarını bize gösterdi. Genelde bildiğimiz 1800’lerde Uzun Mehmet’in öyküsüyle başlayan kömürün keşfinin aslında bu tarihte değil, kömür türevlerinin günümüzden 5000 yıl önce bu bölgede kullanıldığını göstermesi açısından çok önemli. Kültürel olarak baktığımızda da aslında biz kömür türevlerinin yakın tarihte işte romatizma, ateş düşürmesi gibi tedavilerde uygulandığını biliyoruz. Günümüzde modern tıp da bunu kullanıyor, aktif karbon tedavisini. Ama burada aslında altı çizilmesi gereken en önemli unsur, bu tedavi biçiminin tarih öncesinden kültürel bellekle aktarılarak günümüze kadar geldiğinin altını çizmek anlamında çok önemli. Zonguldak’ta tespit edilen bir mağarada günümüzden 5 bin yıl önce yaşayan insan topluluklarının kömür türevi malzemeleri kendi hastalıklarının tedavisinde kullanıldığına dair sonuçları özetle anlatmaya çalışıyorum.”
“ÇAĞIMIZIN SORUNU SANILAN ANTİBİYOTİK DİRENCİ BİNLERCE YILDIR VAR”
Projenin mikrobiyolojik analizlerini yürüten Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şükran Öztürk ise en çarpıcı bulgularından birinin, modern tıbbın en büyük tehditlerinden biri olarak görülen antibiyotik direncinin sadece ilaç kullanımına bağlı olmadığını ve köklerinin binlerce yıl öncesine dayandığını kanıtlamaları olduğunu ifade etti.
Çevresel faktörler, mikrobiyal topluluklar, yaşam biçimi, geçirilen hastalıklar, iklim ve ekolojik unsurlar gibi pek çok faktörün antibiyotik direncini etkilediğine vurgu yapan Öztürk sözlerini şöyle tamamladı:
“Tespit edilen beş katman var ve biz bu beş katmanın dördünden mikrobiyolojik olarak çalışma yapmak adına toprak numuneleri aldık. Bir diğer hedefimiz de acaba günümüzden 6300 yıllardan itibaren başlamış olan bu dönemlere ait bir antibiyotik direnci bulabilir miyiz şeklindeydi çıkış noktamız. Çünkü antibiyotik direnci çağımızın, toplumların, tüm dünyanın ve tabi elbette Türkiye’nin de en büyük sorunları arasında yer almakta. Biz bu çalışmayla şöyle bir sonuca vardık diyebiliriz. Antibiyotik direnci sadece kullanıma bağlı değil, günümüzden 6300 yıl öncesine ait bir dönemden itibaren aslında var olmuş ve sadece kullanıma bağlı değil çevresel faktörler, insan faktörleri, mikrobiyal topluluklar, yaşam biçimleri, geçirilen hastalıklar, bitkisel durum, iklim, ekolojik unsurlar gibi birçok faktörün de aslında direnci etkilediğini gördük. Özellikle 3 katmanda biz antibiyotik direnç genlerini bulduk ve bu bize gerçekten direnç genlerinin çok geçmişe dayanan bir hikayesi olduğunu gösterdi. Tehlike bu anlamda biraz daha düşündürücü hale geldi çünkü sadece kullanım değil birçok faktörün de yer aldığı bir sorun mevzu bahis. Dolayısıyla aslında tek sağlık dediğimiz o bütüncül yaklaşımı destekleyen bir sonuca varmış olduk biz mikrobiyoloji olarak.”…

80 milyon liralık alacak verecek kavgası cinayetle bitti! Başakşehir'de iş insanını öldürüp, intihar etti

80 milyon liralık alacak verecek kavgası cinayetle bitti! Başakşehir’de iş insanını öldürüp, intihar etti

Olay, Altınşehir Mahallesi’nde bulunan İstanbul Gıda Toptancılar Çarşısı’nda (İGTOT) öğle saatlerinde meydana geldi. İddiaya göre, Erdal Özdilek bir süredir ticaret yaptığı Hakan Selçuk Candar’dan peynir aldı. Aldıklarının ödemesini yapmayan Özdilek, bugün Candar’ın iş yerine geldi. İkili ofis katında tartışmaya başladı.

Tartışmanın büyümesi üzerine Candar, yanında bulunan tabanca ile Özdilek’e ateş etti. Özdilek yere yığılırken, Candar aynı silahla kendisini vurdu.
Ne yasak ne kural dinliyorlar! Antalya’da plajda rezalet görüntü

İŞÇİ SİLAH SESLERİNİ DUYDU
İş yerinde çalışan bir kadın, silah sesleri üzerine ofis katına çıktığında patronu Hakan Selçuk Candar ile Erdal Özdilek’i yerde hareketsiz yatarken gördü. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, iki kişinin de hayatını kaybettiğini belirledi. Polis ekipleri iş yeri çevresinde güvenlik şeridi çekerek önlem alırken olay yeri inceleme polisleri ve Küçükçekmece Cumhuriyet Savcısı’nın incelemelerinin ardından cenazeler Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı.
Keşfedilmeyi bekliyor: 3 ilin bir arada göründüğü nokta

YAKINLARI GÖZYAŞLARINA BOĞULDU
Olayı duyan Hakan Selçuk Candar’ın yakınları iş yerine geldi. Gözyaşlarına hakim olamayan yakınları, çevrede bulunan esnaf tarafından güçlükle sakinleştirildi.

Reklam
Son dakika! Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul sevdamız bitmeyecek

Son dakika! Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul sevdamız bitmeyecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda “Beş Ressam Bir Şehir Canım İstanbul Programı”nda açıklamalarda bulundu.
İşte Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:Serginin hepimiz için hayırla vesile olmasını diliyorum. İstanbul’da yaşayan sanatseverler 16 Eylül’e kadar bu sergiyi ziyaret edecektir. Sanata ve İstanbul’a gönül veren tüm kardeşlerimi sergiyi ziyaret etmeye davet ediyorum.
Bu aziz topraklar dünyanın en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapmıştır. İnancımızla, dilimizle, geleneğimizle insanlığa pek çok değer kazandırdık.Sanatın her şubesinde, yalnızca Anadolu’da değil gönül coğrafyamızın dört bir yanında yıldız gibi parladı.
DMM: Otoyol ve köprülerin ‘satışı’ hukuken mümkün değildir
İSTANBUL SANAT HAMURUDUR
Kültür varlıklarımızla gönül coğrafyamızda yıldız gibi parladık. Bu yıldızların en göz kamaştıranı İstanbul’dur. İstanbul bin yıldır yoğurduğumuz sanat hamurudur. İstanbul medeniyet, tarih, ilim ve sanat demektir. İstanbul beş kıtada hutbelerin okunduğu şehirdir.
İSTANBUL GİBİSİNİ GÖRMEDİM
Bu şehir kutsal emanetlere ev sahipliği yapan bir şehirdir. Birçok kıtada bulundum. Tarihiyle tabiatıyla her metrekaresine nakış nakış işlenmiş güzellikleriyle İstanbul gibisini görmedim.

ASELSAN’ın “görünmeyen gücü” KORAL’a harp sahasında stratejik avantaj
YAPTIKLARIMIZLA YETİNMEYECEĞİZ
Gözlerimi bu aziz şehre açmaktan, burda büyümekten ve bu şehre hizmet etmekten şeref duydum. İstanbul’da kalıcı izler ve eserler bırakmanın bahtiyarlığı içindeyim. İstanbul için yaptıklarımızla yetinmeyeceğiz. Bu can bu tende oldukça İstanbul’a olan sevdamız bitmeyecek. Bundan 30 sene olduğu gibi bugün de bu şehre layık olmanın şuuruyla hareket ediyoruz.
Can Holding soruşturmasında yeni gelişme: Tekfen Holding’deki hisselerine el konuldu
MÜCADELEYİ BURADA ÖĞRENDİK
Mücadeleyi biz burada öğrendik. Sabrı pes etmemeyi bu şehrin sokaklarında öğrendik. Bize mazlumun yanında zalimin karşısında durmayı burası öğretti.
HER TÜRLÜ PROJEYİ TEŞVİK EDİYORUZ
İstanbul başta olmak üzere kültür ve sanat hayatımıza zenginlik katacak her türlü projeyi teşvik ediyoruz. Bu alandaki çabaları takdirle karşılıyoruz. Türkiye Yüzyılı ressamlarımızın, şairlerimizin sanat erbabımızın eserleriyle şekillenecektir. Sergimizin düzenlenmesinde emeği geçenlere bir kez daha teşekkür ediyorum….