BIST 100
14.070,98 0,64%
DOLAR
47,1999 0,02%
EURO
53,9493 0,16%
GRAM ALTIN
6.182,39 1,70%
FAİZ
41,71 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
88,95 3,97%
BITCOIN
65.928,00 0,92%
GBP/TRY
63,5268 0,22%
EUR/USD
1,1422 0,07%
BRENT
88,38 -0,94%
ÇEYREK ALTIN
10.108,21 1,70%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
31 °
Reklam

SİYASET

E-imzayla sahte belge düzenlenmesine ilişkin dava 10 Ekim'e ertelendi

E-imzayla sahte belge düzenlenmesine ilişkin dava 10 Ekim’e ertelendi

Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Ziya Kadiroğlu, Mıhyedin Yakışır, Yalçın Maraşlı, Gökay Celal Gülen, Taner Dağhan ile tutuksuz sanık Cengiz Akkılıç ve taraf avukatları katıldı.
Türkiye Barolar Birliği, Malatya Barosu ve bazı üniversiteler duruşmaya katılma talebinde bulundu.
Hakim, aynı suçtan 65 kişi hakkında hazırlanan iddianamenin, mevcut dava dosyasıyla birleştirme kararının kesinleşmediğini hatırlattı.
Ekrem İmamoğlu’nun sahte diploma davası başladı! Aylık gelir ve tahsil sorusuna cevap verdi
Duruşmada söz alan tutuksuz sanık Akkılıç, iddianamede üzerine atılı sürücü belgesi sınavında usulsüzlük yaptığına ilişkin suçlamayı kabul etmedi.
Akkılıç, “Buradaki kişilerle hiçbir alakam yoktur. Sürücü belgesi sınav sonucunda notum nasıl değişti bilmiyorum. Değiştirilmiş ise de haberim yoktur.” diye konuştu.
Sanıklardan Dağhan da diğer sanıkları tanımadığını, tutukluluğunun 9 aydan bu yana devam ettiğini, eşi ve 3 kızının zor durumda bulunduğunu ileri sürerek, tahliye talebinde bulundu.
Tutuklu sanık Kadiroğlu da “Tüm aşamalarda samimi beyanlarda bulundum, delillerin toplanmasına yardımcı oldum, karartılacak delil yoktur. Okulumda tez aşamasındayım kaydımı yaptırmazsam atılacağım. Doktora eğitimimi tamamlamak istiyorum. Adli kontrol ve ev hapsi şartıyla tahliyemi talep ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Tutuklu sanık Yakışır da kendisini MİT personeli olarak tanıtan A.A. isimli kişinin 2021’de e-imza çıkartmasını talep ettiğini, kendisinin de teklifi kabul ettiğini, daha sonra bu e-imzalardan bazılarını sanık Kadiroğlu’na teslim ettiğini beyan etti.
Yakışır, uzun süredir tutuklu olduğunu belirterek tahliyesini istedi.
CHP’de kriz büyüyor! Gürsel Tekin: ‘Aziz İhsan’lara yenilmeyeceğiz, nokta
Tutuklu sanık Maraşlı da kuaför olduğunu, A.A. isimli şahsı kendisine müşteri getirdiği için tanıdığını, e-imzaları da bu kişinin talebi üzerine çıkarttığını iddia etti.
Tutuklu sanık Gülen ise 9 aydan beri işlemediği suçun cezasını çektiğini savundu, sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilmesi gerektiğini söyledi.
BİR SONRAKİ CELSE 10 EKİM’DE
Söz alan tutuklu sanıkların avukatları da müvekkillerinin tutuklu kaldığı süre göz önünde bulundurarak tahliye talebinde bulundu.
Görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı ise tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamını isteyerek bir sonraki celseye kadar ilgili kurumlara yazılan müzekkerelerin cevabının beklenmesini talep etti.
Beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, katılma taleplerinin reddine ve tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmetti.
Duruşma 10 Ekim’e ertelendi.
İDDİANAMEDEN
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 134 sanık hakkında “ÖSYM Kanunu’na muhalefet”, “resmi belgede sahtecilik”, “bilişim sistemine girme” ve “verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme” suçlarından 6 yıldan 45 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.
Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı suçlardan 65 kişi hakkında da iddianame hazırlayıp, Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesine göndermişti….

Son dakika...

Son dakika….Ekrem İmamoğlu’nun sahte diploma davası başladı! Aylık gelir ve tahsil sorusuna cevap verdi

İBB’ye yönelik yürütülen “yolsuzluk” soruşturması kapsamında tutuklanan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Kıbrıs’ta okuduğu üniversiteden İstanbul Üniversitesi’ne yaptığı yatay geçişin “usulsüz” olduğu iddiasıyla diploması iptal edilmişti. Diplomanın iptal edilmesinin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ekrem İmamoğlu hakkında, “resmi belgede sahtecilik” suçundan 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası ve “siyasi yasak” talebiyle dava açılmıştı.

İlginizi Çekebilir
Açılan davanın ilk duruşması bugün Marmara Ceza ve İnfaz Kurumu içinde bulunan duruşma salonunda yapıldı.
İstanbul 59.t Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmaya Ekrem İmamoğlu tutuklu bulunduğu cezaevinden getirildi.

Duruşmaya İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu, eşi Dilek İmamoğlu, oğlu Mehmet Selim İmamoğlu, milletvekilleri ve çok sayıda izleyici takip etti.
Duruşmaya CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de izleyici olarak katıldı.

Duruşma salonuna en son alınan Ekrem İmamoğlu izleyiciler tarafından alkışlarla ve sloganlarla karşılandı. İmamoğlu kendisini alkışlayanlara el sallayıp öpücük atarak karşılık verdi.
AYLIK GELİR VE TAHSİL SORUSU
Duruşmada ilk olarak Ekrem İmamoğlu’nun kimlik tespiti yapıldı. Evli ve 3 çocuk babası olduğunu söyleyen İmamoğlu, tahsil durumu sorusuna ise, “yüksek lisans” dedi. İmamoğlu’nun cevabı salonda alkışla karşılandı.
Hakimin, “Sabıkanız var mı?” Sorusuna, “Çok şükür yok” diye cevap veren İmamoğlu aylık gelirinin 220 bin olduğunu söyledi….

Son dakika: Manavgat'taki yolsuzluk soruşturmasında yeni görüntü

Son dakika: Manavgat’taki yolsuzluk soruşturmasında yeni görüntü

Antalya’nın Manavgat ilçesinde Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş çaplı yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasında yeni gelişmeler yaşandı. Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara’nın da adının geçtiği dosyada, yapılan arama ve yer gösterme işlemleri sonucunda 3 kilogram külçe altın, 500 bin Euro ve 153 bin 160 Dolar ele geçirildi.
CNN Türk yayınında Gazeteci Tamer Oskay soruşturma kapsamında yeni gelişmeleri anlattı:
İlginizi Çekebilir
Antalya Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma tatlı kutusunda başkan yardımcısının ofisinde ele geçirilen kutularla yansımıştı. Oradan yola çıkarak dosyanın ayrıntılarına ulaşmıştık. Yaklaşık 800 milyon liralık rüşvet trafiğinin döndüğü iddia edilmişti.
Savcılık soruşturmayı yürütünce biraz önce de söylediğim gibi bazı detaylara ulaştık. Özellikle 3 kg külçe altın yine şüphelilerin gösterdiği bir adreste bulundu. Yani bu rüşvet paralarından elde edilen ancak belediye çalışanlarının birlikte hareket ettiği bir kişinin adresinde bulundu. Bu para yani 3 kg külçe altının bugün yaklaşık değeri 15 milyon TL gibi bir rakam belki daha fazla bir paraya tekabül ediyor.

500.000 Euro 160.000 dolar gibi şu ana kadar nakit paralar ele geçirildi. Ancak çok çarpıcı iddialar var. Mesela Cumhuriyet Başsavcılığı Abdullah Doğukan Kaya var. Burada onun bilgisine başvuruyor. O ifade verenlerden biri diyor ki; “Aldığı paranın başkanın talimatları doğrultusunda ben bunu bir zirai depodasakladım” diyor. Sonra bu zira depoya gidiliyor orada yapılan aramalarda bu Euro ve dolara ulaşılıyor.
Gösterilen adreste rüşvet olarak alınmış paraya bu noktada ulaşılıyor. Yine savcılık tarafından yürütülen bir soruşturmada yeni bir detay daha var. Yüklü miktarda döviz, altın ve bir çok paralar kilitli kasalarda el ele geçiyor.
SORUŞTURMADAN
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının koordinesinde yürütülen “rüşvet” soruşturmasında Muhittin Böcek ve eski gelini Zeynep K. 5 Temmuz’da gözaltına alınmış, Böcek’in oğlu şüpheli Mustafa Gökhan Böcek’in ise yurt dışında olduğu belirlenmişti.
çıkış yasağı kararı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Muhittin Böcek, kararın ardından İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırılmıştı.
Muhittin Böcek’in yurt dışından dönen gelini Zuhal Böcek de 27 Temmuz’da “suçtan kaynaklanan mal varlığının değerinin aklanması” iddiasıyla havalimanında yakalanmış ve tutuklanmıştı.
Soruşturma kapsamında 12 Ağustos’ta belirlenen adreslere eş zamanlı düzenlenen operasyonla gözaltına alınan 17 kişiden 2’si emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakılmış, adliyeye sevk edilen 15 zanlıdan 8’i tutuklanmış, 5’i adli kontrol şartıyla, 2’si ise savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılmıştı.
Büyükşehir Belediyesinden ihale alan A.A, B.Ç, M.Y. ve Y.Y’nin hak ediş ödemelerini almak için Muhittin Böcek ve oğlu Mustafa Gökhan Böcek’e 195 milyon lira rüşvet verdiği iddia edilmişti. Rüşvet paralarının hesabına yatırıldığı ileri sürülen döviz bürosuna ve bu paraların altına çevrildiği iddia edilen 2 kuyumcuişletmesine kayyum atanmıştı.
Muhittin Böcek’in oğlu Mustafa Gökhan Böcek ise 19 Ağustos’ta Viyana’dan Antalya Havalimanı’na geldiğinde gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Soruşturmanın devamında Antalya Emniyet Müdürlüğü görevinden uzaklaştırılan ve hakkında gözaltı kararı verilmesinin ardından teslim olan İlker Arslan ile iş insanı F.A. da 7 Eylül’de tutuklanmıştı.
Son dakika! CHP’de kriz büyüyor! Gürsel Tekin: ‘Aziz İhsan’lara yenilmeyeceğiz, nokta…

Reklam
Yargıtay fazla buldu! Tacizcisini öldüren liseli Azra’nın cezası 6 yıl 8 aya indi

Yargıtay fazla buldu! Tacizcisini öldüren liseli Azra’nın cezası 6 yıl 8 aya indi

Arpaçay ilçesine bağlı Kardeştepe köyünde 1 Mart 2022 tarihinde meydana gelen olayda, Şehit Engin Yılmaz Anadolu Lisesi 11’inci sınıf öğrencisi Azra E., köy meydanındaki çeşmede hayvanları sularken, 3 yıldır kendisini taciz ettiğini iddia ettiği Birdal Doğan’ı babasına ait ruhsatsız tabancayla vurdu. Vücuduna 4 kurşun isabet eden Doğan, hayatını kaybetti. Tutuklanan Azra E. hakkında 12 yıl hapis cezası istemiyle dava açıldı.
Kars 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 5 Temmuz 2022’de görülen ilk duruşmada Azra E., tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Karar duruşmasında Cumhuriyet savcısı mütalaasında ‘haksız tahrik altında kasten adam öldürme’ suçundan cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, Azra E.’ye önce müebbet, sonra tahrik altında öldürme ve iyi hal indirimi uygulayarak 8 yıl 4 ay hapis cezası verdi. Mahkeme ayrıca, Azra E.’nin adli kontrol tedbirlerinin uygulamasının devamına karar verdi.

İlginizi Çekebilir
YARGITAY CEZAYI FAZLA BULARAK BOZDU
Azra E.’nin avukatı Sinan Erdağı karara itiraz ederek Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi’ne (BAM) başvurdu. BAM’ın, mahkemenin kararını onamasının ardından bu kez dosya Yargıtay’a gitti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Azra E.’ye verilen cezanın yüksek olduğunu belirterek, 1’inci Ceza Dairesi’nde cezanın bozulmasını talep etti.
Dosyayı inceleyen Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, cezada makul düzeyde indirim yapılması kararını aldı. Ceza Dairesi’nin kararına; maktulden suça sürüklenen çocuğa yönelen ve haksız tahrik teşkil eden söz ile davranışların yoğunluğu ve devamlılığı, bu davranışların ve son zamanlarda dedikodu haline gelmesinin suça sürüklenen çocuğun yaşadığı bölge itibariyle üzerinde doğurduğu olumsuz etkisi, 3 yıl süreyle maktul tarafından kaçırılma korkusuyla yaşaması, suça sürüklenen çocuğun yaşı ve eylem öncesi maktul tarafından sarf edilen sözler birlikte değerlendirildiğinde; haksız tahrik teşkil eden söz ile davranışların ulaştığı boyut gözetilerek, suça sürüklenen çocuk hakkında cezadan haksız tahrik nedeniyle indirim öngören 5237 sayılı Kanun’un 29’uncu maddesinin uygulanması sırasında azami düzeyde indirim uygulanması gerektiği gözetilmeden, makul düzeyde indirim yapılması suretiyle fazla cezaya hükmolunması, hukuka aykırı bulunduğu gerekçe gösterildi. Kararda suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz sebebi yerinde görüldüğü belirtilerek, ‘haksız tahrikin derecesi’ yönünden verilen kararın bozulmasına hükmedildi.
YENİDEN YARGILANDI
Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi’nin ‘hukuka aykırı’ bularak 8 yıl 4 ay hapis cezasını bozduğu Azra E., Kars 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden hakim karşısına çıktı. Duruşmada sanık avukatı Sinan Erdağı yaptığı savunmasında olayın meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, Azra’nın uğradığı tacizin süresi ve niteliği itibarıyla ağır bir haksız saldırı olduğunu, korku ile bu eylemi gerçekleştirdiğini ve verilecek kararın toplum vicdanını da rahatlatması gerektiğini söyledi.
Ağır Ceza Mahkemesi tutuksuz yargılanan Azra E.’ya ‘haksız tahrik altında kasten adam öldürme’ suçundan Yargıtay yolu açık olmak üzere 6 yıl 8 ay hapis cezası verdi. (DHA)

İzmir'de 2 polisin katili saldırı gününü özellikle seçmiş! Yeni detaylar ortaya çıktı

İzmir’de 2 polisin katili saldırı gününü özellikle seçmiş! Yeni detaylar ortaya çıktı

8 Eylül Pazartesi günü sabah saat 08.30 sıralarında gerçekleşen olayda, Balçova ilçesi Çetin Emeç Mahallesi Fethi Bey Sokak’ta bulunan Salih İşgören Polis Merkezine 16 yaşındaki E.B. tarafından pompalı tüfekle ateş açıldı. Nöbet kulübesi yakınında bulunan polis memuru Hasan Akın, Murat Dağlı ve Ömer Amilağ’ın vücuduna saçmalar isabet ederken, saldırgan kaçmaya başladı.

Silah sesini duyan ve polis merkezinin üstünde bulunan lojmanda kaldığı öğrenilen 1. Sınıf Emniyet Müdürü ve Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir, silahını alarak aşağı indi. Kısa sürede aynı sokakta polis ekiplerince kıstırılan saldırganla polis arasında çıkan çatışmada, Muhsin Aydemir ve sivil bir vatandaş yaralandı. Saldırgan da polis ekiplerince bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi ve gözaltına alındı.
İşte İzmir’de 2 polisi şehit eden E.B’nin cep telefonu ve bilgisayarından çıkanlar!

Olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi yönlendirilirken, sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrolde Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir ve Polis Memuru Hasan Akın’ın şehit olduğu belirlendi. Saldırıda yaralanan Polis Memuru Ömer Amilağ, Murat Dağlı ile sokaktaki bir vatandaş, sağlık ekiplerince ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yaralıların hastanedeki tedavisinin sürdüğü öğrenildi.
Milliyet yazmıştı: İzmir saldırganı bomba yapımını internetten öğrenmiş

Olayla ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılırken, 2 Cumhuriyet Başsavcı vekili ve 2 Cumhuriyet savcısı görevlendirildi. Saldırganın annesi, babası, 2 arkadaşıyla birlikte irtibatlı ve iltisaklı olduğu değerlendirilen 27 şüpheli, Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 16 şüpheli, 10 Eylül Çarşamba günü adliyeye sevk edilmişti. 16 şüphelinin tamamının saldırganın akran yakınları olduğu, yapılan sorguda ise saldırıyla ilgili E.B. tarafından kendilerine bilgi verilip verilmediğinin sorulduğu öğrenildi.
İzmir’de 2 polisi şehit eden saldırganın dedesi konuştu: Ben bittim

Şüphelilerin tamamının savcılık sorgusu sonrası serbest kaldığı öğrenildi. Saldırının ardından yaralı olarak gözaltına alınan E.B’nin hastanedeki tedavisi devam ederken, olaya ilişkin İzmir’in yanı sıra İstanbul, Ankara, Şanlıurfa ve Kocaeli’de gözaltına alınan şüphelilerden 1’inin İran, 4’ünün Suriye uyruklu olduğu, aralarında saldırganın babası N.B., annesi A.B.’nin de bulunduğu 10 şüpheli emniyetteki işlemleri ardından bugün adliyeye sevk edildi.

İZLEDİĞİ VİDEOLARDAN CESARET ALMIŞ
İzmir’de saldırıyı gerçekleştiren E.B. adlı şüphelinin cep telefonu ve bilgisayarında yapılan incelemede, sosyal medyada çeşitli terör örgütleriyle bağlantılı hesapları takip ettiği ve ideoloji ile saldırı videoları izlediği, ayrıca silahlı terör örgütü DEAŞ’ın ideolojisini benimsediği tespit edildi. İncelemeler sonucu, E.B.’nin izlediği videolardan hareketle saldırıyı planladığı ve internetteki el yapımı patlayıcı hazırlama videolarını izleyerek içinde “torpil” bulunan patlayıcılar yaptığı, yakalanmadan kısa süre önce bu patlayıcıları kullandığı belirlendi. E.B.’nin sosyal medya hesabından saldırıyı gerçekleştireceğine dair paylaşımda bulunduğu da TESPİT EDİLİRKEN, şu ana kadar saldırının bir terör örgütünden alınan talimatla gerçekleştirildiğine ilişkin bulguya rastlanmadı.
SALDIRI GÜNÜNÜ ÖZEL SEÇMİŞ, ’16 YAŞIMI GÖREMEYECEĞİM’ DEMİŞ
16 yaşındaki saldırganın, akran zorbalığına uğradığı için okulların açıldığı günü özellikle saldırı için seçtiği, ve arkadaşlarına “Ben 16 yaşımı göremeyeceğim” dediği öğrenildi. Ayrıca E.B.’nin saldırı öncesi gece kulüpleri ve kalabalık bölgelerde keşifler yaptığı, son olarak da sokağın da bulunan polis merkezini hedef seçtiğini söylediği ifadeleri arasında yer aldı. E.B.’nin terör örgütü DEAŞ’ın videolarını izleyerek sempati duyduğu, herhangi fiziksel bir bağlantısının olmadığı öğrenildi.
Şüphelinin babası N.B.’nin uzun yıllardır av merakı bulunduğu, ruhsatlı iki tüfeğinin olduğu ve oğlunu küçük yaşlardan beri ava götürerek silah kullanmayı ona öğrettiği tespit edildi. Lise öğrencisi olan E.B.’nin yaklaşık bir yıldır içine kapanarak sapkın düşüncelere yöneldiği, ailesi ve çevresinin bu durumu fark ettiği ancak yetkili makamlara başvuru yapılmadığı kaydedildi.
Saldırganın hastanedeki tedavisi sürerken, 2 yaşındaki kız kardeşi ise devlet tarafından koruma altına alındı….

Reklam
Bakan Tekin: Beceriye dönük eğitim sisteminizi revize etmeniz gerekiyor

Bakan Tekin: Beceriye dönük eğitim sisteminizi revize etmeniz gerekiyor

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere kente gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Adıyaman Havalimanı’nda Adıyaman Valisi Osman Varol, AK Parti milletvekilleri Resul Kurt, Hüseyin Özhan, Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Keleş ve yerel yöneticiler tarafından karşılandı. Bakan Tekin ilk olarak Adıyaman Valiliği’nin ziyaret ederek, Valilik Şeref Defteri’ni imzaladı. Burada bir süre Vali Varol’dan kentteki eğitim çalışmaları hakkında bilgi alan Bakan Tekin, daha sonra bir otelde düzenlenen ‘Türkiye Buluşmaları’ etkinliğine katıldı.
İlginizi Çekebilir
‘TOPLUMSAL İHTİYAÇLARI YENİDEN TESPİT ETMEK GEREKİYOR’
Burada etkinliğe katılanlara hitap eden Bakan Tekin, AK Parti iktidarının icraatlar ve yenilikler yaptığını belirterek, “Bu yenilikten sonra toplumsal ihtiyaçlar değişmiş olabilir. Bu toplumsal ihtiyaçları yeniden tespit edip, onlara yönelik yeni çözüm önerileri üretmek gerekiyor. Yeniden milletle, en ücradaki vatandaşımızla da istişare ortamı oluşturup, bu istişare neticesinde de yeni politikaları hayata geçirilmesini sağlamak amacıyla ‘Şehir Buluşmaları’ çok önemli. Bu buluşmaları bir anlamda teorik olarak doğrudan demokrasinin yeniden mümkün hale gelebildiğini bir göstergesi olarak kabul ediyorum” diye konuştu.
‘420 DERSLİK DAHA FAZLA OLACAK’
Depremin etkilediği 11 ilde derslik sayısını yüzde 10 oranında arttırmayı hedeflediklerini anlatan Bakan Tekin, “Sadece Adıyaman’da değil, 11 ilimizin tamamında. Sayın Cumhurbaşkanımızın bize talimatı, 6 Şubat günü öncesinde her bir ilimizde, o ilin derslik sayısını yüzde 10 oranında artırılması oldu. Biz de Milli Eğitim Bakanlığı olarak bu doğrultuda çalıştık. Adıyaman’da da yapmayı planladığımız, ihale programına aldıklarımız, ihalesi yapılanlar, yapımı tamamlananlarla beraber bunların tamamı önümüzdeki eylül ayında bitmiş olacak. Çünkü rezerv alanlar dahil planladığımız, bütün gördüğümüz bitiş tarihi önümüzdeki eğitim-öğretim yılı başladığında Adıyaman’da, 6 Şubat’tan önceki derslik sayısının yüzde 10 üstüne çıkmış olacağız. Adıyaman’da bunun karşılığı yaklaşık 420 derslik civarında fazlalığımız olacak. Eski dersliklerimizden 420 derslik daha fazla olacak” dedi.
‘ŞU ANDA BİZİM OKULLARIMIZ BİRİNCİ SINIF SARAY GİBİ’
Bakan Tekin, “AK Parti öncesindeki eğitim ve öğretim ortamlarıyla ilgili bizim her ortamda paylaştığımız rakamlar, pek zihinlerde yer edici olmuyor. Ama daha AK Parti iktidara gelmeden önce dönemin başbakanlığı ‘Cumhuriyetin 100. Yılında Mektuplar’ diye bir proje başlatıyor. Bu proje yapıldığında AK Parti iktidar değil. Ve toplumun her tarafından hem mesleki anlamda hem de bölge anlamında Cumhuriyetin 100’üncü yılında ilgili kişilere ulaştırmak üzere mektuplar yazılıyor. 29 Ekim 2023 tarihinde mektuplar, PTT tarafından bize ulaştırıldı. Şimdi orada o zaman çalışan öğretmen arkadaşlarımızın, o zaman öğrenci olan arkadaşlarımızın, bakanlık bürokratlarının yazdıkları mektupları okuduk. Söyledikleri şeyler aslında bizim size rakamlarla anlattıklarımızı çok daha net şekilde ortaya koyuyorlar. Siz de şimdi karşılaştırın, size birkaç örnek vereyim. Mesela bir il merkezimizde bir öğretmenimiz, ‘İnşallah 2023 yılında 40 kişilik sınıflarda ders anlatabilirim’ diye yazmış. Çünkü öğretmenimiz 76 kişilik sınıfta ders anlatıyor. 40 kişilik sınıfta ders anlatmayı hayal olarak kabul ediyor. Şu an Türkiye’de derslik başına öğrenci sayısı 22. Başka bir örnek daha yine bir öğretmen ‘İnşallah Cumhuriyetin 100. Yılında çocuklarımız terlediklerinde, tuvalete gitmek istediklerinde, okulun içinde tuvaletin olduğu bir okulda eğitim yaparım’ diye yazmış. Bu ne kadar vahim bir durum. Şu anda bizim okullarımız birinci sınıf saray gibi” diye konuştu.
‘EĞİTİM YÖNTEMİNİ DEĞİŞTİRMENİZ LAZIM’
Çocuklara verilen eğitimin de güncellemesi gerektiğini söyleyen Bakan Tekin, şöyle konuştu:
“Bu yıl itibarıyla hazırlıklarını yaklaşık 10 yıldır sürdürdüğümüz başka bir süreci başlattık. O da şu, okullarımızda çocuklarımıza verdiğimiz eğitimi güncellemenin vakti geldi dedik. Müfredat programlarımızı güncelliyoruz. Çocuklarımız dünyanın diğer ucundaki çocuklar hangi eğitimi alıyorlarsa onu alsınlar, hangi yöntemi izliyorlarsa onu izlesinler. Ne demek istiyorum; uluslararası raporlarda da bizim eğitim sistemine eleştiriler var. Deniliyor ki sizin eğitim sisteminiz çocuklara sadece bilgi yüklemek üzere odaklanmış artık dünyada böyle bir şey kalmadı. Çocuklarımıza bilgi yüklemenin gereği yok. Çocuklar istediği bilgiye, istediği şekilde ulaşabiliyorlar. Eğitim yöntemini değiştirmeniz lazım. Bilgi yüklemek yerine bilgiyi kullanmaya yönelik, beceriye dönük eğitim sisteminizi revize etmeniz gerekiyor.”…

Reklam
Kuyumcuyu ayaklarından vurup, altınları çaldılar! Skandal kayıt

Kuyumcuyu ayaklarından vurup, altınları çaldılar! Skandal kayıt

Olay, 15 Ağustos saat 09.00 sıralarında Seyhan ilçesi Mirzaçelebi Mahallesi’nde meydana geldi. Yüzlerini motosiklet kaskıyla gizleyen Suriye uyruklu Asad A. ile Abdulaziz E., kuyumcu Abdullah Damlakhı’nın (27) dükkanına girdi. Tabancayla içeridekileri tehdit eden şüpheliler, tezgahtaki altınları istedi. Şüpheliler, çalışanlardan İbrahim Kesir (26) ile Abdurrahman Gılleh’i (21) tabancayla ayaklarından vurdu. Abdulaziz E. çalışanların başında beklerken, Asad A. ise tezgah ve vitrindeki piyasa değeri yaklaşık 3 milyon lira olan altın ve ziynet eşyalarını poşete doldurdu. Dükkandan koşarak çıkan şüpheliler, ara sokağa girerek kaçtı. İhbarla adrese gelen sağlık ekiplerinin ambulansla hastaneye götürdüğü yaralılar, tedavilerinin ardından taburcu edildi.
İsrail Savunma Bakanı Katz’a Türkiye’den görüntülü arama şoku! ‘Seni ve ülkeni tarihe gömeceğiz’
İlginizi Çekebilir
ALTINLARI BOZDURUP, OTOMOBİL ALDILAR
Soygunla ilgili çalışma başlatan Gasp Büro Amirliği ekipleri, bölgedeki ve güzergahtaki 900 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü inceleyip, şüphelilerin kimliklerini tespit etti. Polisin teknik takip başlattığı şüphelilerin, soygunun ardından Karataş ilçesine bağlı Çimeli Mahallesi’ndeki bir tarlada saklandığı belirlendi. Soygunu planladığı belirtilen Emrullah D.’nin, 2 şüpheliyi otomobille alıp, Yüreğir ilçesi Yeşilbağlar Mahallesi’ndeki bir eve götürdüğü saptandı. Altınları, ilçedeki bir kuyumcuda bozduran şüphelilerin, Osmaniye’ye giderek bir otomobil satın aldığı ve kente dönmek üzere yola çıktığı belirlendi.

DÖNÜŞ YOLUNDA YAKALANDILAR
Bu tespitler üzerine harekete geçen polis, kentin girişinde güvenlik önlemi aldı. Yol kenarında bekleyen ekipler, şüphelilerin bulunduğu otomobili durdurdu. Otomobilden indirilen 3 şüpheli ile yanlarındaki Hamid H. (28) yere yatırılıp, ters kelepçe takılarak gözaltına alındı. Öte yandan şüphelilerin saklandıkları evde arama yapan ekipler, çalınan altınların bozdurulmasından elde edildiği değerlendirilen 815 bin lira ele geçirdi. Şüpheliler ile yakalandıkları otomobil, emniyete götürüldü.
PARALARI SAYIP, EĞLENDİKLERİ ANLARI KAYDETTİLER
Şüphelilerin cep telefonlarında yapılan incelemede, torbalardaki paraları odaya dökerek kutlama yaptıkları görüntülere ulaşıldı. Görüntülerde, soygunu gerçekleştiren Asad A. ile Abdulaziz E.’nin paraları sayıp, birbirlerini kutladıkları görüldü. Ayrıca şüphelilerin, soyguna giderken çektikleri görüntüyü de sosyal medyada paylaştıkları öğrenildi. Sorguya alınan şüpheliler, haklarındaki suçlamaları kabul etti.
3 TUTUKLAMA
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Emrullah D., Asad A. ile Abdulaziz E. çıkarıldıkları mahkemede tutuklandı, Hamid H. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Türklerin Kullandığı Alfabeler Nelerdir? Sırasıyla Türklerin Kullandıkları Alfabeler Ve Özellikleri

Türklerin Kullandığı Alfabeler Nelerdir? Sırasıyla Türklerin Kullandıkları Alfabeler Ve Özellikleri

Alfabenin buluşundan sonra geçmişten günümüze insanlığın yazılı kanıtları da ortaya çıkmaya başlamıştır. Tarihin ilk alfabeleri hiç şüphesiz ondan sonrakilerin öncüsü olmuştur. Üzerinde yaşadığımız dünyada farklı lisanların kullanıldığını ve toplumların siyasal, dinsel, kültürel ve gelişimsel farklılıkları da düşünüldüğünde farklı alfabelerin ortaya çıkmasına şaşırmamak gerek.
Türklerin Kullandığı Alfabeler Nelerdir?
Türkler, geçmişten günümüze 5 farklı alfabe kullanmıştır. Bu alfabeler sırasıyla;
Köktürk,
Uygur,
Arap,
Kiril,
Latin Alfabesidir.
Sırasıyla Türklerin Kullandıkları Alfabeler ve Özellikleri
Köktürk Alfabesi: Türklerin tarihte kullandığı ilk alfabedir. Göktürk Alfabesi ve Orhun Alfabesi olarak da isimlendirilmektedir. Klasik Türk damgalarından oluştuğu söylenmektedir. Göktürk Alfabesi 38 harften meydana gelmektedir. Bu otuz sekiz harfin 26’sı sessiz, 4’ü sesli ve 8’i de bileşik harftir. Harfler sağdan başlayarak sola doğru yazılır. Yazılan kelimeleri ayırt edebilmek içinse kelimeler arasına iki nokta konulur. Köktürk Alfabesiyle yazılmış en eski yazı Orhun Yazıtlarıdır.
Uygur Alfabesi: Uygur Türklerinin kullandığı bir alfabedir. Uygur Alfabesi 18 harften meydana gelmektedir. Yazı yazılırken sağdan başlayarak sola doğru yazılır. Eski Soğd yazısından oluşmuştur. Soğdlu misyonerler sayesinde Uygur Türkleri öğrenmiştir. Ancak harf sayısının az oluşundan dolayı yazı kültürünün gelişmesinin engellendiği düşünülmüştür.
Arap Alfabesi: Türklerin İslamiyet’i kabul etmesiyle beraber kullanılan bir alfabedir. Karahanlılar bu alfabeyi tarihte ilk kullanan Türk Devleti olmuştur. 28 haften meydana gelmektedir. Fakat Türkçe’nin ses niteliklerine uydun duruma getirmek için birtakım eklemeler yapılmış ve 31-36 harf kullanılmıştır. Diğer alfabelerde olduğu gibi Arap Alfabesinde de sağdan sola doğru yazılır.
Kiril Alfabesi: Kiril Alfabesi, Bilhassa Sovyetler Birliği zamanında kullanılmıştır. Sovyetler Birliği kendisine bağlı Türklere, başta kendisi olmak üzere Slavların kullandığı alfabe olan Kiril Alfabesini kullanmayı zorunlu kılmıştır. 1991 senesinde Sovyetler Birliği yıkılınca, bazı ülkeler Latin Alfabesine geçmiştir. En son Kazakistan 2018 senesinde Kiril Alfabesi yerine Kazak Alfabesine geçmiştir. Bu alfabe 38 harften meydana gelmektedir. Fakat Kiril Alfabesi diğer alfabelerin tersine soldan sağa doğru yazılmaktadır.
Latin Alfabesi: Latin Alfabesini Türk devletleri arasında ilk Azeri Türkleri kullanmıştır. Türkiye ise 1 Kasım 1928 Harf Devrimiyle beraber Arap Alfabesinden Latin Alfabesine geçmiştir. Latin Alfabesi 29 harften meydana gelmektedir ve bu alfabenin 21’i ünsüz, 8’i ünlü harftir….