BIST 100
14.251,29 1,22%
DOLAR
47,1210 0,06%
EURO
53,9369 -0,03%
GRAM ALTIN
6.020,86 -1,96%
FAİZ
41,10 -0,34%
GÜMÜŞ GRAM
84,11 -3,80%
BITCOIN
64.142,00 0,10%
GBP/TRY
63,5462 -0,11%
EUR/USD
1,1442 0,00%
BRENT
84,90 -0,06%
ÇEYREK ALTIN
9.844,11 -1,96%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
25 °
Reklam

SİYASET

Mehmet Kasapoğlu: 9 Eylül yalnızca askeri başarı değil, inancın ve cesaretin adıdır

Mehmet Kasapoğlu: 9 Eylül yalnızca askeri başarı değil, inancın ve cesaretin adıdır

Dr. Kasapoğlu mesajında; “103 yıl önce, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte İzmir sokaklarında yepyeni bir gün doğdu. İşgalin karanlığı yerini özgürlüğün coşkusuna bıraktı. O sabah Hükumet Konağının balkonundaki göndere şanlı Türk Bayrağı’nın çekilmesi, sadece İzmir’in değil, tüm milletimizin bağımsızlık destanının en görkemli simgesi oldu.
9 Eylül 1922, milletimizin özgürlüğe olan sarsılmaz inancının ve ortak iradesinin dünyaya haykırıldığı gündür.
9 Eylül 1922, yalnızca İzmir’in kurtuluşu değil, milletimizin bağımsızlık mücadelesinin nihai zaferidir. Bu tarih, Anadolu’nun dört bir yanında yükselen hürriyet ateşinin İzmir’de zaferle taçlandığı gündür.
İzmir’in kurtuluşu, yalnızca askeri bir başarı değil, milletimizin topyekûn iradesinin, inancının ve cesaretinin simgesidir.
9 Eylül’ün bize bıraktığı en önemli miras, inançla, azimle ve birlik ruhuyla her zorluğun üstesinden gelebileceğimizdir. Bugün Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, bu emaneti daha ileriye taşımak ve daha güçlü bir Türkiye için var gücümüzle çalışıyoruz.
103.yıldönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu destanı yazan tüm kahramanlarımızı rahmet ve şükranla anıyor, bu özel günü coşkuyla kutluyorum” ifadelerini kullandı.
CHP’de İstanbul krizi! Gürsel Tekin’den Özgür Özel hamlesi: Genel Başkan karşılanmaz mı?
Yurt dışına çıkış harcı 1000 lira oldu!…

İl emniyet müdürünün tutuklandığı rüşvet soruşturmasında yeni ifadeler: Verdiğim parayı ödemediyse canı sağ olsun

İl emniyet müdürünün tutuklandığı rüşvet soruşturmasında yeni ifadeler: Verdiğim parayı ödemediyse canı sağ olsun

Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında rüşvete aracılık yaptığı iddiasıyla tutuklanan iş insanı Fazlı Ateş’in savcılıktaki ifadesine, DHA ulaştı. İfadesinde eğitim hayatını Niğde’de tamamladığını, 1992 yılında çalışmak için Ankara’ya gittiğini aktaran Ateş, “Ankara’da 1-2 yıl kadar boş gezdim, sonrasında 2 sene konfeksiyon işinde çalıştım. 1994 yılında tanıştığım C.H. isimli arkadaşımla şirket kurup peyzaj işleri yapmaya başladık. 2019-2020 yılına kadar bu şekilde devam ettik, sonrasında ortaklığı sonlandırdık. Kendi firmamı kurmak için öncesinde aldığım ihalelerden dolayı geldiğim Antalya’yı tercih ettim. Hiç evlenmedim. 4 kardeşiz. Babam emeklidir” dedi.
5-6 kez Antalya Büyükşehir Belediyesi ihalesine doğrudan temin ile girip kazandığını kaydeden Ateş, “İlk aldığım ihale Kemer Belediyesi çatı onarım işidir. Şirketim yeni olduğu için ve maddi olarak güçlü olmadığım için belediyenin açık ihalelerine girmezdim. Doğrudan temin olan daha küçük bütçeli ihalelere girerdim. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden veya iştiraklerinden ihale alan herhangi bir şirket/şahsın ihaleyi almasına ya da ihale ilgili bir sorununun çözümüne yönelik aracılık etmedim” diye konuştu.
İlginizi Çekebilir
‘BENİ ATEŞİN İÇİNE ATMAK İSTEMİŞ’
Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik ‘rüşvet’ soruşturması kapsamında tutuklanıp daha sonra serbest bırakılan iş insanı B.Ç.’nin, ‘Fazlı Ateş; Gökhan Böcek ve Muhittin Böcek ile samimi olduğunu, ödemelerde sıkıntı yaşamamamız için temas kurabileceğini söyledi’ şeklindeki ifadesi hatırlatılan Fazlı Ateş, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ile şahıslar arasında aracılık yapıp yapmadığına ilişkin soruya, şu karşılığı verdi:
Alıntı Metni
‘İLKER MÜDÜR ADINA İSTEDİĞİ 3,8 MİLYON LİRAYI VERDİM’ İDDİASI
B.Ç.’nin; belediyedeki hak edişlerin ödenmesine ilişkin Ateş’e 6 milyon 105 bin lira verdiği, İl Emniyet Müdürü İlker Arslan’ın ihtiyacı olduğunu söyleyerek kendisinden 3 milyon 871 bin lira aldığına yönelik ifadeleri hatırlatılan Fazlı Ateş, “B.Ç.’den 2022 yılında 4,5 milyon TL iş kurmak, sıkıntılarımı gidermek adına borç almıştım. Ödeyemeyince Ankara’daki dairemi onlara verdim. Yine işlerim sıkışınca ödemeleri yapmak için kendisinden 2 milyon elden borç istedim, çalışanı M.A. adına gönderdi. M.A. da hesabından bana parayı gönderdi. Ancak iddia edildiği gibi rüşvet, hak ediş işleri, ödemeler gibi usulsüz işlemlerden kaynaklı almam ya da İlker müdüre para götürmem, para vermem kesinlikle asılsız iftiradır. İlker müdürümüm böyle bir talebi olamaz, olmadı da” dedi.
2 MİLYON LİRALIK RÜŞVET İDDİASI
Belediyeyle iş yapan E.T. adlı iş insanının; hak edişlerle ilgili sorunlarını çözmek için görüştüğü Ateş’in, Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, oğlu Gökhan Böcek, Genel Sekreter Yardımcısı aynı zamanda Fen İşleri Daire Başkanı S.T. ile görüşerek sorunu halledebileceğini söylediğini, bunun için istenen 2 milyon lirayı elden teslim ettiğine ilişkin ifadeleri sorulan Ateş, “İfadesinde sadece doğru olan 2 milyon TL borç aldığım kısımdır. Kesinlikle ihale ya da işi ile ilgili kendisinden aldığım para söz konusu değildir. 20-25 gün kadar sonra işlerimden hak edişlerimden gelen parayla ödemeyi yapmıştım” karşılığını verdi.
‘İLKER ARSLAN İLE 30 YIL ÖNCE TANIŞTIK’
İlker Arslan ile yaklaşık 30 yıl önce Ankara’da tanıştıklarını aktaran Fazlı Ateş, “Antalya’ya gelmem sonrasında kendisi 2024 yılında Antalya İl Müdürü olarak atanınca muhabbetimiz ilerledi, dost olduk. Ailesini de Antalya’da tanıdım. Eşi benim şirketimde 3 ay kadar 2025 yılında SGK’lı oldu ancak iş yerim fiilen açık olmadığından kendisi 2-3 kez gelmiştir. Maaş ödemesi olarak 3 ay asgari ücret ödemesi yaptım. 3 ayın sonunda işten ayrıldı” dedi.
Antalya Büyükşehir Belediyesi ihalelerinin kendisine verilmesi için İlker Arslan’ın aracı olup olmadığı sorulan Ateş, “Bu husus kesinlikle gerçek değil hayal ürünüdür” dedi.
‘ÖDEMEMİŞ İSE DE CANI SAĞ OLSUN’
Emniyet Müdürü İlker Arslan’a havale ile gönderdiği 250 bin liranın ne ile ilgili olduğu sorulan Ateş, “İlker müdürü yıllardır tanırım. Dostumdur, gerekirse borç veririm borç alırım. Bu parayı neden gönderdim hatırlamıyorum ancak borç istemiştir. Ben de göndermişimdir. Kesinlikle başka bir anlam ifade edemez. Elden geri ödemiş olabilir. Ödememiş ise de canı sağ olsun, yakın dostumdur” karşılığını verdi.
‘DOSTANE PARA ALIŞVERİŞİ’
‘İlker Arslan’a ait gümrükleme hizmet bedeli’ açıklaması ile bir şirket hesabına yatırılan 997 bin liranın hangi amaçla gönderildiği sorulan Ateş, “O dönem müdür bey yurt dışından araba getirmişti ve gümrükleme işlemi yapılacaktı. Kendisi beni arayarak hesabım müsait ise ödeme yapmamı söyledi. Ben samimiyetimizden dolayı bu parayı gönderdim. Parayı geri alıp almadığımı hatırlamıyorum. Ama dost olarak ödeyip ödememesi benim için çok önemli değildir. Kendisi ile aramızdaki dostluk ilişkisi ileri dereceye geçmiştir. Ancak bu para transferleri kesinlikle rüşvet ya da herhangi bir amaçla değil, dostane para alışverişidir” dedi.
‘500 BİN LİRAYI ARAMIZDA SULH ETTİK’
İlker Arslan’ın kızı D.H.A. adına satın alınan ev için satışı yapan şirket hesabına 1 milyon 500 bin lira göndermesinin nedeni sorulan Fazlı Ateş, “İlker müdürüm Gölbaşı’ndaki arsasını bana 2 milyona sattı. Bu ticaretten dolayı kendisine 2 milyon lira göndermem gerekiyordu. İlker müdür bana, arsa parasının 1,5 milyon TL’sini, vereceği IBAN numarasına göndermemi söyledi. Ben de ertesi gün bu hesaba parayı gönderdim. Kalan 500 bin TL’yi ise aramızda dostane borç ilişkisi olduğu için önceki zaman verdiklerimizden sulh ettim. Hem arsa alıp yatırım yapmak istedim hem de İlker müdürümün kızına aldığı dairenin ön ödemesini yapması için yardımcı oldum” dedi.
TAPUDA SATIŞ İŞLEMİ YOK
Diğer yandan; Arslan ve Ateş’in ifadeleri, MASAK raporları ve savcılık mütalaası, çelişkili beyanları dikkat çekti. İlker Arslan, ifadesinde Ankara’daki arsasını 5 milyon TL’ye Fazlı Ateş’e sattığını öne sürerken, Ateş ise rakamın 2 milyon TL olduğunu söyledi. Ancak tapu kayıtlarında herhangi bir satış işlemine rastlanmadı. (DHA)

Son dakika..

Son dakika… CHP’de İstanbul krizi! Gürsel Tekin’den Özgür Özel hamlesi: Genel Başkan karşılanmaz mı?

CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptali ve Gürsel Tekin’in görevlendirilmesi sonrası başlayan hareketlilik sürüyor. CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın önünde polis ve CHP’liler arasında gerginlik yaşandı. 20 kişi gözaltına alındı. Tekin’e CHP il binası önünde, su şişesi fırlatıldı.
İlginizi Çekebilir
İKİ İSTANBUL HAMLESİ
CHP, İstanbul İl Olağanüstü Kongresi’nin 24 Eylül’de yapılması için dün Sarıyer İlçe Seçim Kurulu’na başvurusunu yaptı. Ayrıca Genel Merkez, Gürsel Tekin’in polis eşliğinde girdiği İstanbul İl Başkanlığı binasını taşıma kararı aldı. Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, “mevcut il başkanlığı binasının Genel Başkan Özel’in İstanbul çalışma ofisi olarak tayin edildiğini” açıkladı. CHP’nin İstanbul İl Başkanlığının yeni adresi olarak, CHP Bahçelievler İlçe Başkanlığı’nın adresini bildirdiği öğrenildi.

İKİ GÖRÜŞ
CHP kurmaylarından İstanbul İl binasında yaşananlara ilişkin, “CHP’ye nasıl gireceklerinin fragmanını yapıyorlar” değerlendirmesi geldi. Parti içinde İstanbul il binasından yansıyan görüntülerin kamuoyunda yaratabileceği algıya yönelik iki görüş dile getiriliyor. Bir kesim “görüntülerden dolayı toplumun partiden uzaklaşabileceği ya da soğuyabileceği” kaygısını ifade ederken, ağırlıklı görüş ise,, “Biz il binamıza sahip çıkmazsak, Genel Merkez için de cesaret ederler. Şu an İstanbul’da, CHP’ye nasıl gireceklerinin fragmanını yapıyorlar. Biz buradan çıkmayız” şeklinde. Partili kurmaylar, “Genel Başkan bunun partiye dönük bir saldırı olduğunu düşünüyor. Partinin hiçbir il başkanlığını teslim etmemek konusunda bir kararlılık var. Bu mesele yargı yoluyla CHP’ye el koyma meselesi. İstanbul il başkanlığını vermeyeceğiz. Orada ortaya çıkan görüntülerden de biz sorumlu değiliz” dediler.
Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut kampanyası geliyor! Kontenjan ve gelir detayı

EN RİSKLİ SENARYO
Kulislerde “en riskli senaryo” olarak, mahkemeden mutlak butlan kararı çıkması ve gelecek yönetimin Özel’i tedbirli disipline sevk etmesi olasılığı da değerlendiriliyor. Kaynaklar, “Özgür Bey o zaman aday olamıyor. Ama kurultayın yapılmasına engel olamazlar” yorumunu yapıyorlar.
TAKSİM KARARI: ÖZGÜR ÖZEL’İ KARŞILAYACAĞIM
Yaşanan gelişmelere ilişkin TGRT Haber’de konuşan Gürsel Tekin, CHP’nin kuruluş yıl dönümünde Taksim’de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i karşılayacağını söyledi. Tekin, “Çözüm konusunda CHP’li yöneticilerle görüştüm, 40’ının tamamı da bana haklısın dedi ama sonuç alamadık. Önümüzdeki hafta Ankara ziyaretim olacak. Hem Özgür Özel’i hem Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etmek isterim. Anıta çelenk koymaya gideceğim. Genel Başkan karşılanmaz mı? Karşılayacağım… Yarın sabah 10’da partimizin kuruluş yıl dönümünden dolayı çelenk koyacağız ve sonra kendisini karşılayacağız.” dedi.
GÜRSEL TEKİN TAKSİM’DE: KURALLARA UYGUN HAREKET EDECEĞİZ
CHP’nin kuruluş yıldönümünde Taksim’de anıta çelenk bırakan Gürsel Tekin, “Burada çelenk görevimizi yaptık. Genel Başkanımız ve yöneticilerimiz de gelecek. El ele vereceğiz. Tartışmaların hiçbirisinin parçası olmayacağız. Kısa süre içerisinde yapılması gereken ne varsa yapıp görevimize son vereceğiz.” dedi.
Saat 14.00’de Taksim’e gelmesi beklenen CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i karşılayacağını belirten Gürsel Tekin, “CHP’nin kurallarına uygun hareket edeceğiz. Biz öfkemizi içimize gömdük. Bugün laf yetiştirme günü değil.” ifadelerin kullandı.

ÖZGÜR ÇELİK: PARTİMİZİN KURULUŞUNU KUTLAYACAĞIZ
Görevden alınan İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de yaptığı açıklamada, “Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “İki büyük eserim var, biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir” diyerek bizlere miras bıraktığı, 102 yıllık çınarımız, baba ocağımız partimizin kuruluşunu Genel Başkanımız Özgür Özel’in katılımı ile kutlayacağız” dedi.
2 polisi şehit eden saldırgan ‘Yalnız Kurt’ mu? Dünyaya yayıldı: ‘Tam da bu yaşlarda başlar’
Eylül ayında bankalarda yarış kızıştı! Emekli promosyonlarında zirve rakam…

Reklam
Doğum sonrası hastaneden eve dönen aile bebeğin kıyafetlerini çıkardı şoka girdi: Çok korktuk

Doğum sonrası hastaneden eve dönen aile bebeğin kıyafetlerini çıkardı şoka girdi: Çok korktuk

Mahsum Özkaya’nın eşi, 28 Ağustos günü kentte bulunan özel bir hastanede sezaryenle bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Enfeksiyon olduğu söylenmesi ve önerisi ile bebek, yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. Yaklaşık bir haftalık yatışın ardından Özkaya ailesine, başkasının bebeği verildi. Ailenin, teslim edilen çocuğun kendi bebeklerine benzemiyor ısrarı karşılıksız kaldı. Özkaya ailesi, bebeği alıp eve götürüp üstünü çıkartınca, çocuğun bileğinde “Vesile D.” isimli bebek olduğunu görüldü.
Israrlarında haklı çıkan Özkaya ailesi, aynı gün onlara ait olmayan bebeği teslim edip kendi çocuklarına kavuştu. Aile, ihmali Sağlık Bakanlığı ve savcılığa suç duyurusunda bulunarak bildirdi.

Baba Mahsum Özkaya yaptığı açıklamada, 28 Ağustos 2025’te eşinin sezaryenle doğum yaptığını söyledi. Ertesi gün sabah saatlerinde hastane tarafından çocuğundan tahlil alındığını belirten Özkaya, tahlilde enfeksiyon olduğu anlaşıldığını dile getirdi. Özkaya, çocuğunun hastanede yoğun bakımda yatması önerildiğini ifade ederek, “Biz de tahlil sonuçlarını başka bir hastanede gösterdik. ‘Bu tür hastaları yoğun bakıma almıyoruz’ denildi. Hastanedeki oktor tarafından, ‘bebeğiniz enfeksiyon hastası, enfeksiyonu yükselir’ diye korkutulduk. Biz de tedirgin olduk, yatmasını kabul ettik. Bebeğim bir hafta boyunca yenidoğan yoğum bakım servisinde yattı. 4 Eylül 2025 tarihinde hastane tarafından arandık. Bebeğin taburcu edileceğini, gelip alınmasını istediler. Biz de hastaneye yenidoğan yoğun bakıma gittik. Kapıyı çaldık, hastane personeli bize kapıyı açtı. ‘Bekleyin, bebeği hazırlayıp size getiriyoruz’ dediler. 5 dakika sonra sözde bebeğimiz bize teslim edildi. Bebeği gördükten sonra eşimle beraber tedirgin olduk. Bebeğin bize ait olmadığını hissettik. Çünkü bir hafta boyunca bebeğimizi günde 3-4 dakika da olsa görüyorduk, süt götürüyorduk. Bize ait olmadığını söyledik. Hemşire tarafından ısrarla ‘bebek size ait, elbisesini giydirmişiz ondan dolayı size farklı görünmüş olabilir’ dendi. Biz, yine söyledik. Taburcu işlemi yaptığımızda imza attığımda yine tedirgindim. Bebeğin bize ait olmadığını tekrardan söyledik. Hemşire ısrarla, ‘Yok size ait, öyle bir şey mümkün değil bebek size farklı gelmiş olabilir’ dedi. Ardından bebeği aldık” dedi.
Niğde’de katliam gibi kaza! Otomobil parçalandı: 2 ölü, 3 yaralı

İlginizi Çekebilir
“BU SÜREÇTE ÇOK TEDİRGİN OLDUK, HASTANEDEN DNA TESTİ DE İSTEDİM”
Baba Mahsum Özkaya tedirgin olduklarını ve hastaneden DNA testi istediklerini söyledi. Özkaya, “Eve geldik, bebeğin kıyafetlerini çıkardık. Orada fark ettik, bebeğin bileğindeki bileklikte başka bir hastanın ismi vardı. Vesile D. bebek diye isim vardı. Başka ailenin bebeğiydi. Çok korktuk, tedirgin olduk. Hemen bizi arayan numarayı aradım. Konuştum, meseleyi anlattım. Sizi gerekli yerlere şikayet edeceğim dedim. Bebeğimizi hazırlayın orada ise gelip alacağız. Ailemizle beraber hastaneye geri döndük. Bize ait olmayan bebeği götürdük, bizden aldılar. Sakinleştirmeye çalıştılar, bizi bir odaya aldılar. Başhekim yardımcısı, hastane müdürü, başka doktorlar toplam 6 kişi yanımıza geldi. Bizden çok çok özür dilediklerini söylediler. Böyle bir şeyin kabul edilemeyeceğini söylediler. Hastane personelinin işten çıkarılacağını söylediler. Bize bebeği teslim eden hemşirenin ailevi sorunları olduğunu söylediler. Ben de onlara, madem ailevi sorunları var onu neden burada tutuyorsunuz, burada çalıştırıyorsunuz, böyle bir yerde, yoğun bakımda çalıştırıyorsunuz dedim. Onlarda, ‘Ne yapsanız, ne söyleseniz haklısınız’ dediler. Asıl bebeğimizi verdiler. Eve geldik, gerekli yerlere şikayetimi belirttim. Sağlık Bakanlığı’nı aradım. Yaşananları hepsini söyledim. Aradıktan sonra savcılığa da gittim. Orada da şikayetimi oluşturdum, suç duyurusunda bulundum. Süreci takip edeceğim. Bakanlıktan dönüş yapıldı, sorular soruldu. Bu süreçte çok tedirgin olduk. Hastaneden DNA testi de istedim, yine içim rahat değil. Ailelerinde bu konuda dikkatli olması lazım. Büyük bir şey, çok tedirgin olduk” diye konuştu.

BAŞHEKİM YERİNE SEKRETERİ BİLGİ VERDİ
Konuya ilişkin iddiaları hastane yönetimine sormak isteyen muhabir, hastane müdürü tarafından başhekimliğe yönlendirildi. Sekreter de başhekime yönlendirmek yerine muhabirin sorularını yanıtlayarak, yöneticilerin olmadığını, cevapların yarın verileceğini ve söz konusu olayda çocuğun sağlıklı teslim edildiğini savundu.
HASTANE BAŞHEKİMLİĞİNDEN AÇIKLAMA
Hastaneden bir gün sonra yapılan yapılan açıklamada, hastanede yenidoğan servisinde yaşanan bebek teslim süreci ile ilgili kamuoyunu doğru bilgilendirme ihtiyacı doğduğu ifade edildi.
Sahil kenarına akın ettiler! Son haftaya girdi, fiyatlar düşüyor: ‘300 lira dediler, şimdi 250 liraya geriledi’
Açıklamada, “Sağlık Bakanlığı tarafından belli periyotlarda yapılan, Sağlıkta Kalite Standartları denetimin de 93.60 ve bir önceki yıl 94.58 ile başarılı puan alan hastanemiz, Sağlık Bakanlığı’nın standartlarına uygun, kaliteli ve nitelikli şekilde bölgemizde hizmet vermektedir. Bu standartlar kapsamında, tüm çalışanlarımız işe başlamadan önce ve çalışırken düzenli olarak standartların gerektirdiği tüm hizmet içi ve dışı eğitimler, tüm çalışanlarımıza rutin olarak verilmekte ve daha sonra çalışanlarımız sahada çalışmaya başlamaktadır. Hastanemizde yatan tüm gebe hastalar hasta dosyasına anne ile aynı seri numarasına ait bileklikler takılmakta, tüm bebekler doğar doğmaz anne ile aynı seri numarasına ait, cinsiyetine göre mavi veya pembe bileklik takılmakta ve doğar doğmaz aynı forma annenin parmak izi ve bebeğin ayak izi alınarak kayıt altına alınmaktadır. Bebekler rutin olarak bileklikleri ile birlikte aileye teslim edilmektedir. Tıbbi etik kurallara bağlı, hasta haklarına saygılı, çalışan ve hasta güvenliğini önemsemeyi vizyon haline getirmiş ve binlerce bebeği ailelerine güven içinde teslim etmekten gurur duyuyoruz. Hastanemizde 28 Ağustos 2025 12.11 sıralarında bir bebek doğurtulmuş ve rutin olduğu gibi doğar doğmaz boy, kilo ve baş çevresi ölçülerek kayıt altına alınmış, bilekliği takılarak, anne parmak izi ve bebek ayak izi aynı forma kayıt altına alınmıştır. Bebek doğum sonrası anne yanına verilmiş, bir gün sonra 29 Ağustos 2025 tarihinde yapılan kontrol muayene ile yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılmıştır. Takiplerinde de anne ve aile tarafından ziyaret edilmiş, bebeğin genel durumunun toparlaması üzerine 4 Eylül 2025 11.05 sıralarında taburculuk işlemleri başlatılmıştır. Doğum sürecinden taburculuk sürecine kadar doğru bebek, doğru kimliklendirme ve doğru tedavi verilen hastamız, taburculuk esnasında yardımcı sağlık elamanı personel tarafından, ilgili konuda tarafımızca eğitimler verilmesine rağmen, taburculuk işlemleri yapılırken rutin olarak yapılan bileklik kontrol yapılmadan yanlış bebek aileye teslim edilmiştir. Aile eve giderken bebeğin üzerinde yer alan bileklik üzerinden olayı fark ederek, yaklaşık bir saat sonra 12.00 sıralarında hastanemize başvurması üzerine olay fark edilmiştir. Hastanemizde tüm işlemlerde ve tedavilerde bileklik kontrolü bir rutin olup, ilgili durum olmasa bile öğlen arası yapılacak vizit esnasında tarafımızca fark edilecek idi. İddiaya konu olan bebeğin ayak izi ve anne parmak izi kayıtları anneye ait dosyada mevcuttur. Kamuoyunun bilmesini isteriz ki tüm doğum ve taburculuk süreçlerimizde anne-bebek kimlik doğrulama prosedürleri uygulanmaktadır. Olay sonrası, sürecin tekrarlanmaması için ilgili bölümde ek risk değerlendirmesi yapılmış, alınan tedbirler güçlendirilmiştir. Tüm çalışanlarımıza kimlik doğrulama ve hasta güvenliği eğitimleri düzenli olarak verilmektedir. Sorumlu personelden olaydan sonra, aynı gün istifalarını istemiş ve ilgili personelin kurumumuzla ilişkileri kalmamıştır. Bebek güvenliği bizim için en öncelikli konudur her yenidoğan bebeğin bilekliğe bağlı kimlik doğrulaması yapılmadan teslimi mümkün değildir. Bu olaydan bağımsız olarak hasta güvenliği konusunda hassasiyetimizi sürdürecek, kalite ve güvenlik uygulamalarımızı en üst düzeyde tutmaya devam edeceğiz. Toplumun bize duyduğu güvenin farkındayız. Bu güveni korumak için şeffaf, denetlenebilir ve sürekli gelişen bir sağlık hizmeti sunmaya kararlıyız” ifadeleri kullanıldı….

İyi uykunun sırrı sofrada

İyi uykunun sırrı sofrada

Didem Seymen / HABER MERKEZİ – BBC’nin yayımladığı bilimsel bulgulara göre, bazı yiyecekler iyi uyumayı sağlarken, bazıları uykuyu kaçırıyor. Columbia Üniversitesi’nden Prof. Dr. Marie-Pierre St-Onge gün boyunca dengeli beslenmenin uyku kalitesini artırdığını söyledi. Michigan Üniversitesi’nden Erica Jansen ise her gün düzenli meyve ve sebze tüketenlerin uyku kalitesinin arttığını vurguladı. Jansen, uyku için en iyi beslenme biçiminin, tam tahıl, süt ürünleri ve balık dahil yağsız proteinler içeren bitki bazlı beslenme olduğunu belirtti. Üç ay her gün sebze-meyve tüketenlerin iyi uyuduğunu bildiren Jansen, triptofan zengini gıdaların, uykuya geçişi kolaylaştırdığını kaydetti.
Eylül ayında bankalarda yarış kızıştı! Emekli promosyonlarında zirve rakam
‘Gece yarısı tost yemeyin’
Dr. Diyetisyen Tuba Kayan Tapan (İstanbul Florence Nightingale Hastanesi): “Uyumadan en az 2-3 saat önce gıda alımı bırakılmalı. Sadece uykuya geçişi kolaylaştıracak ve gece açlığını önleyecek bazı hafif atıştırmalıklar tercih edilebilir. Protein, potasyum ve omega-3 açısından zengin yiyeceklerin sindirimi kolaydır, gaz yapmaz ve uyku bölünmesini önler. Magnezyum içeriği yüksek kuruyemişler (ceviz, badem, fındık) hem omega-3, hem de çinko kaynağıdır. Yağlı yiyecekler, tost veya ekmek arası köfte gibi ağır besinler ise sindirimi zorlaştırır ve uyku kalitesini düşürür. Ayrıca gaz yapıcı baklagiller, çikolata ve kafeinli yiyecekler de yatmadan önce önerilmez. Yatmadan önce en iyi ara öğünler, mideyi yormayan, protein ve potasyum zengini besinlerden oluşur: laktozsuz kefir, ceviz, badem, fındık, muz ve bitkisel sütler uygun seçeneklerdir. Yüksek karbonhidratlı ve yağlı tatlılar reflüyü tetikleyip uyku düzenini bozabilir, basit şekerler ise sabah yorgun uyanmaya yol açar. 50 yaş üstü bireylerde fazla su tüketimi gece sık tuvalete çıkmaya sebep olabilir; su alımını gün içine yaymak daha doğrudur. Süt ve yoğurt uykuya destek olabilir, ancak bunları da yatmadan en az 2-3 saat önce tüketmek gerekir.”
‘Bitki çayını tercih edin’
Uzman Diyetisyen Sedef Aksu (Medicana Zincirlikuyu Hastanesi): “Uykuyu destekleyen gıdalar arasında bitki çayları, muz, süt ve yoğurt, yulaf, kivi, kiraz ve vişne, badem ve ceviz başta geliyor. Papatya, melisa, rezene, ıhlamur gibi bitki çayları yatıştırıcı özellikleriyle uykuya hazırlık için idealdir. Araştırmalar, yatmadan bir saat önce kivi tüketmenin uykuya dalma süresini kısalttığını göstermiştir. Kiraz ve vişne de doğal melatonin içerir; özellikle vişne suyu uyku süresini uzatır. Uyku kaçıran gıdalar arasında ise kafeinli içecekler, çikolata, şekerli gıdalar, baharatlı ve yağlı yemekler, turunçgiller, domates, alkol başta gelir.”
2 polisi şehit eden saldırgan ‘Yalnız Kurt’ mu? Dünyaya yayıldı: ‘Tam da bu yaşlarda başlar’…

Reklam
16 yaşındaki saldırgan iki polisi şehit etti

16 yaşındaki saldırgan iki polisi şehit etti

Türkiye dün şehit haberiyle güne başladı. İzmir’in Balçova ilçesi Çetin Emeç Mahallesi’nde sabah saatlerinde Salih İşgören Polis Merkezi Amirliği’ne giden 16 yaşındaki lise öğrencisi E.B., pompalı tüfekle nöbet kulübesine ateş etti. Burada görevli polis memuru Hasan Akın şehit olurken, silah sesleri üzerine merkezde görevli polislerin müdahalesiyle çatışma çıktı. Çatışmada lojmanda kalan ve olaya müdahale eden 1’inci Sınıf Emniyet Müdürü Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir de şehit oldu. İhbar üzerine merkeze sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralanan polis memurları Ömer Amilağ ile Murat Dağlı ile elinden yaralanan bir sivil vatandaş hastaneye kaldırıldı. Amilağ’ın durumunun ağır olduğu belirtildi.
İlginizi Çekebilir
Olayın ardından kaçan saldırganın yakalanması için yapılanoperasyonda saldırgan E.B.bacağından yaralanarak ele geçirildi. Saldırgan, yerini gösteren bir vatandaşa da ateş ederken yaralandıktan sonra da “Allahuekber” tekbiri getirdi.
Suç kaydı yok
İzmir Valisi Süleyman Elban, saldırının 08.50’de yapıldığını belirterek, saldırınıngerçekleştiği yerin yoğun bir sokak olduğu vurguladı ve “Çıkan çatışmada bir vatandaşımız da elinden hafif yaralandı. Saldırgan yaralı olarak ele geçirildi ve şu anda Alsancak Devlet Hastanesi’nde tedavisi devam ediyor. Polis teşkilatımızın ve milletimizin başı sağ olsun” dedi.
Aynı sokakta oturuyor
Olayın çok yönlü olarak araştırıldığını ifade eden Elban, şu bilgileri verdi:“Katil zanlısı 16 yaşında. Bu sokakta oturan bir kişi, herhangi bir suç kaydı ya da daha önce bir suç nedeniyle gözaltına alınmışlığı bulunmuyor.Herhangi bir karakola şikâyeti, UYAP kaydı, suç kaydı ya da daha önce gözaltına alınma veya ifade verme durumu yok. Bol miktarda pompalı tüfek mermisi var ve saldırı pompalı tüfekle gerçekleşti. Saldırıda kullanılan pompalı tüfek, babasının 10 yıl önce almış olduğu bir silah.”
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, saldırıya ilişkin soruşturma başlatıldığını, 2 Cumhuriyet başsavcı vekili ile 6 Cumhuriyet savcısının görevlendirildiğini açıkladı.
2 polisi şehit eden saldırgan ‘Yalnız Kurt’ mu? Dünyaya yayıldı: ‘Tam da bu yaşlarda başlar’
27 kişi gözaltında
Saldırganın telefonunda terör örgütü DEAŞ’ın logosunun çıktığı iddia edilirken olaya ilişkin tahkikat İzmir Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce yürütülüyor. Soruşturma kapsamında saldırıyı gerçekleştiren E.B. ile babası N.B., annesi A.B., 2 arkadaşı gözaltına alındı. Ayrıca olayla bağlantılı olduğu belirlenen 1’i İstanbul’da, 2’si Ankara’da, 1’i Şanlıurfa’da, toplam 27 kişi gözaltına alındı. Baba N.B.’ninilk ifadesinde oğlunun son dönemlerinde radikal bir tavır sergilediğini söylediği öğrenildi. N.B., çocuklarının bilgisayar ve telefonla çok sık zaman geçirdiğini, uyardıklarını ve devam etmesi durumunda kendisine polise gideceklerini söylediklerini ifade etti.
‘Polise teslim ettik’
Mahallede oturan Ahmet Babacan sesle dışarı çıktıklarını belirterek, “Tüfeğin ya kurşunu bittiği için ya da vurulduğu için yerde hareketsiz halde durdu ve çantasından bir şeyler çıkarmaya uğraştı. O süreçte de üzerine çullandık. Polislere teslim ettik. 40-50 mermi vebıçağı vardı” dedi.

Sandalye fırlattılar
Yüzü maskeli E.B.’nin saldırı anlarına ait görüntüler ortaya çıktı. İşte o görüntülerden kareler…
■ Saldırgan olay yerine yüzüne taktığı kar maskesiyle geldi.
■ Sırtında içerisinde mühimmat bulunan sırt çantası bulunuyor.
■ Ateş açtı ve 2 polisi şehit etti.
■ Polisin silahla müdahale etmeye çalıştığı saldırgan ateş etmeye devam etti
■ Çantasına çıkardığı sis bombasını fırlattı
■ Ateş açan polisler “Bomba var” diye bağırdı ve saldırgana sandalye atıyor
■ Bacağından vurularak etkisiz hale getirilen saldırgan vurulduktan sonra “Allahuekber” diye bağırdı.
Eylül ayında bankalarda yarış kızıştı! Emekli promosyonlarında zirve rakam
Lise 3. sınıf öğrencisi
E.B.’nin Balçova Nevvar Salih İşgören Lisesi’nde 3. sınıfta okuduğu, başarılı bir öğrenci olduğu, not ortalamasının da 88 olduğu öğrenildi. Ailenin de uzun yıllardır aynı yerde ikamet ettiği, enne babasının ise bir hastanede çalıştığı öğrenildi.
‘Uğrunda ölemeyeceğin bayrağın altında yaşamayacaksın’
Şehit Hasan Akın’ın Ordu’nun Kumru ilçesinden olduğu öğrenildi. Acı haberin ulaşmasının ardından ilçede büyük bir hüzün yaşandı.Akınsosyal medya hesabında “Uğrunda ölemeyeceğin bayrağın altında yaşamayacaksın!” yazılı paylaşım yapmış.

Seslere aşağı indi
Şehit Emniyet Müdürü Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir’in daha önce terörle mücadelede görev aldığı, olay esnasında polis merkezinin üst katındaki lojmanda yaşayan Aydemir’in silah sesleri üzerine evinden aşağı indiği ve saldırganla çatışmaya girdiği, bu sırada şehit düştüğü bildirildi.

Annesi acıya dayanamadı
Silahlı saldırıda şehit olan Muhsin Aydemir’in Bursa İnegöl nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi. Acı haber ise Mesudiye Mahallesi’ndeki baba evine ulaştı. Baba İlhan Aydemir ve anne Nebahat Aydemir, taziyeleri kabul etti. Anne Aydemir, 112 ambulansıyla İnegöl Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.
Yalnız kurt eylemi mi?
E.B.’nin DEAŞ mensubu olduğu ve bu kapsamda yapılan eylemlere örgütün “yalnız kurt”adını verdiği öğrenildi. E.B’nin örgütün ideolojisi doğrultusunda kendi kararı ile eylem planı hazırlayarak saldırıyı gerçekleştirdiği ortaya çıktı. Zanlıya ait olduğu belirtilen “1Muvahhid99” adlı hesaptan da “Birazdan istişhad yapacağım ve şehit olacağım inşallah” yazdığı belirlendi. E.B. ile irtibatlı olduğu değerlendirilen İran uyruklu Khaleg Nooriborojerdi (32), İstanbul Esenyurt’tayakalandı. Saldırıya tanık bir mahalle sakini ise, “Saldırganın maskesini çıkardığında suratı bembeyazdı. Madde almış olabilir çünkü normal bir şey değildi” dedi.
Gazze’ye yardım götürmek için yola çıktılar: Sumud Filosu’na dronlu saldırı, gemi alev aldı!
Silahlı poz
Saldırganın babası N.Y.B.’nin sosyal medya hesabıprofilinde, silahlı av fotoğraflarının yanı sıra E.B.’ninoyuncak silahla fotoğrafları var.

Eğitimli bir militan gibi
Saldırgan E.B’nin komşuları sessiz sakin kendi halinde ama dijital oyun bağımlısı bir çocuk olarak tarif ederken, saldırı anının görüntülerini izleyen uzman emniyetçiler farklı düşünüyor…
‘Bunalımda bir ergen değil’
Emekli emniyetçiler, 16 yaşındaki saldırganın, tekbir getirerek yanında bulunan sis bombalarını karakola doğru attıktan sonra, karakolu yayılım ateşine tutması ve sonrasında kaçışıyla eğitimli militan izlenimi verdiğini ifade etti. Yardım isteyen vatandaşlardan birini yaralamasının ise silah kullanma yeterliliğini gösterdiğini belirtti. Saldırının baştan sonra bir militan soğukkanlılığı ve acımazlığı ile yaptığını ifade eden uzmanlar, kendi halinde bunalımda, cinnet getiren veya bilgisayar oyunlarından etkilenen bir çocuğun bu kadar uzun süreli saldırıyı gerçekleştirme psikolojisine sahip olamayacağını vurguladı. Kaçışındaki tavırlarının ve hareketlerinin eğitimsiz bir çocuğun yapabileceği hareketler olmadığı görüşünde. / FERİT ZENGİN Haber Merkezi
Ruhsatsızsilahların çoğu pompalı
Türkiye’ye ilk girdiği 2000’li yılların başlarında sayısı yüzbinlerle ifade edilen ve 2001 yılında sayıları 300 bine ulaşan pompalı tüfek sayısı geçen 24 yılda milyonlarla ifade edilir hale geldi. Son 4 yıldır Türkiye’de düzenlenen 2.5 milyon silah ruhsatının büyük kısmını pompalı silahların oluşturduğu belirtiliyor. Sis bombaları ise internette 60 ile 100 TL arasında satılıyor.
PEKİ NASIL ALINIYOR?
■ Ruhsat başvurusu yapabilmek için:T.C. vatandaşı ve 18 yaşını doldurmuş olmak gerekiyor.
■ Kaymakamlık makamına dilekçe
■ İki adet biyometrik fotoğraf
■ Sabıka kaydı
■ Sağlık raporu
■ 611,20 TL – 5 yıllık ruhsat için6 bin600 TL –
■ Vergi borcu yoktur .elgesi
■ T.C. kimlik kartı fotokopisi

Türk bayrağı asıldı
Saldırıya uğrayan Şehit Salih İşgören Polis Merkezi’ne ve bulunduğu Çetin Emeç Mahallesi Fethi Bey Sokağı vatandaşlar tarafından Türk bayrakları ile donatıldı.
16 saldırı 311 can kaybı
İçişleri Bakanlığı verilerine göre, DEAŞ’ın Türkiye’de 2014’ten bu yana düzenlediği 16 saldırıda 311 kişi hayatını kaybetti, 1462 kişi yaralandı.
Provokatif paylaşımlara 10 gözaltı
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün (EGM), NSosyal hesabından yapılan açıklamada, bazı sosyal medya hesaplarından provokatif ve dezenformasyon içerikli paylaşımlar yaptığı değerlendirilen 16’sı yurt dışı kaynaklı, 103 hesabın tespit edildiği belirtildi. Bu kapsamda 39 kişi hakkında işlem başlatıldığı, 10 kişinin gözaltına alındığı aktarılan açıklamada, diğer şüphelilerin işlemlerinin ise sürdüğü kaydedildi. / ANKARA Milliyet
Saldırıya siyasilerden tepki
Salih İşgören Polis Merkezi’ne düzenlenen ve 2 polisin şehit olduğu silahlı saldırı sonrası siyasiler taziye mesajı yayınladı.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: “İzmir Balçova’daki Salih İşgören Polis Merkezi’ne düzenlenen menfur saldırıda şehit olan polislerimizeCenabıallah’tan rahmet, ailelerine, yakınlarına ve emniyet teşkilatımıza başsağlığı, yaralı polislerimize acil şifalar diliyorum. Şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun.”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: “Salih İşgören Polis Merkezi’ne yapılan saldırıda şehit olan iki kahraman polisimize Allah’tan rahmet, yaralı polisimize acil şifalar diliyorum. Başımız sağ olsun.
Huzura suikast
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: “Saldırganın bağ ve bağlantıları ortaya çıkarılacak, bu menfur ve menhus olayın esrar perdesi kuşkusuz aralanacaktır. Yeşeren ümitlerimizi, yerleşen barış ve kardeşlik iklimini zehirleme emelinde olanlar, bu suretle pusuda bekleyip sokakların kaynamasını ve karışmasını hedefleyenler elbette muvaffak olamayacaklardır. 16 yaşında olduğu belirlenen bir katilin uzun namlulu silahla bir polis karakolunu yaylım ateşine tutması Türkiye’miz üzerinde oynanan alçak oyunlardan bağımsız düşünülemeyecektir. İç barış ve huzur havasını bozmak için tetikte bekleyen mihrakları iştahlandıran, kışkırtan, heveslendiren, bununla mündemiç eyleme geçişi hızlandıran iç ve dış ihanet cephesini dağıtmak kaçınılmaz bir milli görevdir. Bu görev kutsaldır ve Türkiye Cumhuriyeti devleti hamd olsun muktedirdir.”
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı AhmetDavutoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ da taziye mesajı yayınladı.
RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin: “Böylesi kritik ve acı verici dönemlerde yayıncılarımızın, resmi makamlar tarafından yapılan açıklamalara riayet etmeleri ve teyit edilmemiş bilgileri kamuoyuna aktarmamaları hayati önem taşımaktadır. Bu vesileyle vatanımızın birlik ve beraberliği uğruna canını feda eden tüm kahramanlarımızı bir kez daha minnet ve şükranla anıyorum. Milletimizin başı sağ olsun.”…

2 polisi şehit eden saldırgan 'Yalnız Kurt' mu? Dünyaya yayıldı: 'Tam da bu yaşlarda başlar'

2 polisi şehit eden saldırgan ‘Yalnız Kurt’ mu? Dünyaya yayıldı: ‘Tam da bu yaşlarda başlar’

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – İzmir’in Balçova’daki Salih İşgören Polis Merkezi’nde 8 Eylül sabahı 16 yaşındaki E.B.’nin saldırısıyla hareketli saatler yaşandı. 16 yaşındaki saldırgan, 2 polisimizi şehit ettikten sonra kendisinin de yaşadığı sokağın sakinlerine kurşun yağdırmayı sürdürdü.Yüzünde kar maskesi, siyah giyimi ve babasına ait olduğu öğrenilen ruhsatlı pompalı tüfekle ortaya çıkan E.B.’nin bu saldırıyı niçin düzenlediği merak ediliyor. Evden, yaşadığı sokaktaki polis merkezine saldırmak için çıkarken babası uyuyor olduğundan belki de tüfeği ele geçirmek onun için çok daha kolay olmuştu. Ancak yaşı ya da sebebi her ne olursa olsun, eline tüfek geçen bir Türk vatandaşının polise ve halka kurşun yağdırması asla kabul edilebilir değil. Peki bu bir terör saldırısı mı? Daha önce planlanmış ya da eğitimi verilmiş bir eylem olabilir mi? Yoksa ‘yalnız kurt’ ABD ve Avrupa’dan sonra Türkiye’de de devreye girmiş olabilir mi? Adli Bilimler Uzmanı, Sosyolog, Psikolog ve Hukukçu Dr. Mehmet Görgülü, Milliyet.comtr’ye ‘yalnız kurt’u anlattı.

İZMİR’DEKİ SALDIRININ ŞİFRESİ TERÖR ÖRGÜTLERİNDE Mİ?
Türkiye’de son zamanlarda işlenen cinayet ve saldırı girişimlerinin failleri, çoğunlukla resmi kayıtlarda ‘çocuk’ olarak nitelendirilen yaş grubundaki kişiler oluyor. Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da yaşanan acı bir olayda, Çekmeköy’de bir lokantada uğradığı bıçaklı saldırı sonucu İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ercan Kayhan hayatını kaybetti. Saldırının faili olduğu belirtilen, 19 yaşındaki M.C.G., olayın ardından jandarma ekiplerine teslim oldu. Genç yaşta pek çok suça karışan kişilerin gerçekleştirdiği bu tür eylemler, kamuoyunda derin üzüntü ve endişeye neden oluyor. Ancak bu kez İzmir’de, herhangi bir sabıka kaydı bulunmayan ve ailesinin ifadelerine göre son zamanlarda radikal tavırlarıyla dikkat çeken 16 yaşındaki bir ‘çocuk’, iki polisi şehit etti. Zanlının sosyal medya paylaşımları ve bazı örgütlerin çağrıları incelendiğinde, dikkat çeken bazı unsurlar göze çarpıyor. Özellikle ‘Gazze’ ve ‘İslam’ gibi hassas konular üzerinden oluşturulan algılarla, polis merkezlerine yönelik saldırı çağrılarının yapıldığı görülüyor. Bu saldırının, söz konusu çağrılarla bir bağlantısı olup olmadığı henüz netlik kazanmasa da, 16 yaşındaki saldırganın içinde bulunduğu psikolojik ve ideolojik durum dikkatle inceleniyor. Dr. Mehmet Görgülü, bu olayın ardındaki motivasyonları ve gencin nasıl bir radikalleşme süreci yaşamış olabileceğini şöyle açıkladı:
Alıntı Metni
16 bin nüfuslu ada milyarları götürüyor! Turizm değil, internet zengin etti: Sebebi iki harf

BİREYSEL AMA DÜNYA ÇAPINDA! ABD VE AVRUPA’DA DEVREYE GİRDİ
Bazı terör saldırılarının örgütsel temeli, bazılarının bireysel husumetlere dayanan kirli geçmişi olabiliyor. Ancak bunların hiçbiri yaşanan saldırıların ‘haklı sebebi’ olarak gösterilemez. Terör nerede olursa olsun terördür. Bu nedenle sınır ötesinde ya da topraklarımızda yaşanan saldırıların kaynakları emniyet güçleri tarafından dikkatle araştırılıyor. Bazı detaylar ve iddialar ise bu araştırmalar sürerken dikkat çekebiliyor. ‘Yalnız kurt terörizmi’ veya ‘yalnız aktör terörizmi’ diye isimlendirilen eylemleri, hem planlayan hem de gerçekleştiren birey tarafından işlenen suçlar da son yıllarda çok daha sık görülmeye başladı. Üstelik bu suçlar bireysel güdülerle işlenmiş dahi olsa küresel algı ve ideolojileri de temsil edebiliyor.2 polisi şehit edip 2’si polis 6 kişiyi yaralayan 16 yaşındaki saldırganın söyleyecekleri olayı aydınlatmak için merak konusu olmuş durumda. Peki,İzmir’deki saldırıda da ‘uyuyan hücre’ ya da ‘yalnız kurt’ eylemi devreye girmiş olabilir mi?
Genç yaştaki, herhangi bir iz sürülemeyecek kadar bağlantısız ‘yalnız kurt’ teröristler, dünya genelindeki istihbarat teşkilatları için büyük bir tehdit oluşturuyor. Öngörülemez, izlenemez ve önceden durdurulmaları neredeyse imkânsız olan bu saldırganların Türkiye’de ve yurt dışındaki pek çok eylemde parmağı var. Saldırılar çoğunlukla bıçaklama ve araçla çarpmalardan oluşuyor olsa da ateşli silah kullanımı da yaygın.’Yalnız kurt’ teröristlerinin genellikle saldırı yoluyla bir mesaj verme amacıyla hareket etmesi, durumun çoğu zaman örgütsel saldırılarla karıştırılmasına neden oluyor.

BAĞIMSIZ HAREKET EDİYOR, RADİKALLEŞİYOR
Veriler, yalnız kurt teröristlerin ordularda, iş yerlerinde ve internette radikalleştiğini gösteriyor. Dünyada son 5 yılda gerçekleşen ölümcül terör saldırılarının yüzde 93’ünün ‘yalnız kurt’ aktörler tarafından gerçekleştirildiği tespit edildi. Geleneksel terör ağlarının aksine bu kişiler bağımsız hareket ediyor, genellikle hızla radikalleşiyor. Çok az ya da hiç dış destek almadan hareket eden bu kişilerden biri belki de İzmir’de 16 yaşında ailesinin ‘aniden radikalleştiğini’ söylediği E.B. olabilir.Yalnızca 2024 yılında Avrupa ve Amerika’da meydana gelen terör olayları, bir önceki yıl kaydedilen 32 vakayı geride bıraktı. 2023’te bu sayı 52’ye yükselmiş, özellikle “yalnız kurt” olarak nitelendirilen bireysel saldırganların sayısında öngörülemeyen bir artış yaşanmıştı. Bu artışla birlikte, Almanya, ABD, Fransa, İngiltere, Avustralya, Kanada ve İsveç gibi ülkeler, 2025 Küresel Terörizm Endeksi’nde ilk 50 ülke arasında yer aldı.
Alıntı Metni

DELİLLER ‘YALNIZ KURT’U İŞARET EDİYOR MU?
Son yıllarda ‘yalnız kurt’ olaylarının artışa geçtiği görülse de aslında 23 yıl öncesine oranla yaşanan vakalar, sürekli şekilde artış gösterdi. Pek çok ülke bu tip saldırıların önlenmesi için araştırmalar ve tartışmaları gündeme taşımış olsa da henüz önleyici bir hamle yapılabilmiş değil.2002 yılında, bir bireyin aşırılıkçı unsurlara maruz kalmasından bir saldırı gerçekleştirmesine kadar geçen süre ortalama 16 ay olarak ölçülüyordu. Ancak 2015 yılına gelindiğinde, bu süre yüzde 40 oranında azaldı. Günümüzde ise bazı durumlarda radikalleşme süreci yalnızca birkaç hafta içinde tamamlanabiliyor. Burada radikalleşmeyi etkileyen 3 temel faktör öne çıkıyor: İdeolojik esneklik, aşırılıkçı grupların gençleri hedef alması ve süregelen jeopolitik huzursuzluğun etkisi.2024 yılında Avrupa’da gerçekleştirilen DEAŞ bağlantılı tutuklamaların neredeyse üçte ikisi, 18 yaşından küçük bireyleri kapsıyordu.İngiltere’de de terör şüphelilerinin 5’te 1’i 18 yaşının altındaydı. Genellikle hayal kırıklığına uğramış veya bir amaç arayışında olan gençler, aşırılıkçı propagandaya duyarlıydı. Çevrimiçi aşırılıkçı gruplar da onları hedef alarak bir kimlik ve aidiyet duygusu sunduğundan yaşanacak acı tablolara zemin hazırlanıyordu. İzmir’deki saldırganın hiç suç kaydının olmaması, son dönemde ailesinin dikkatini çeken radikal tavrı ve yakalandıktan sonraki davranışları bunun bir ‘yalnız kurt’ eylemi olabileceğini gösterir mi? Dr. Mehmet Görgülü bunu da açıklayarak sözlerini şöyle noktaladı:
“Yalnız kurt için şahsın biraz daha erişkin olması gerekiyor. 16-17 yaşında da başlayabilir. Ancak bunun altında psikolojik bir altyapının olması gerekiyor. ‘Yalnız kurt’lar genelde psikozdur. Yani normal insanlar değildir. Tam psikoz olmasa bile nörotik ağır depresyon veya başka bir faktörün olması gerekiyor. Psikozdan kastımız şu, psikoz hasta olduğunu kabul etmeyendir. Nöroz hasta olduğunu kabul edendir. Hasta olduğunu kabul etmeyen psikozlar tehlikelidir. İyi tedavi etmek ve takip etmek gerekiyor. Çünkü hem kendine hem çevresine zarar verebilir. Annesini bile yakabilecek potansiyelde olabilirler. Nörozda ise kişi hasta olduğunu bilir ama tedavi olmazsa ciddi sanrılar yahut acılar çeker. ‘Yalnız kurt’ta da altta bir psikolojik yapı söz konusu olabilir. Tabii ‘yalnız kurt’ta psikolojik olmasa bile toplumla bir çatışmanın olması gerekir. Topluma karşı bir tepkinin olması gerekir ve intikam alma hissinin olması gerekir. Bu intikamı alırken de seri katillere benzer profillere saldırırlar. Mesela bu çocukta eğer yalnız kurt özelliği başladıysa ve polisle olumsuz bir geçmişi olduysa bu yaşanmış olabilir. Sosyal veya toplumsal olaylara karıştıysa ve polis müdahalesi esnasında olumsuz bir durum yaşadıysa ‘yalnız kurt’luk vasfı ortaya çıkabilir. Özellikle kime ne yaptığına bakmak gerekir.”…

Türkiye Yüzyılı’nı hayata geçireceksiniz

Türkiye Yüzyılı’nı hayata geçireceksiniz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrencilerini evlatları gibi gören, onlar için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan, onlara sevgi, merhamet ve şefkatle yaklaşan öğretmenlerin her türlü takdire layık olduğunu ifade ederek, “Öğretmenlerimizin mahir ellerinde büyüyen, gelişen, öğrenen, filizlenen evlatlarımız aydınlık yarınlarımızın en güçlü teminatıdır. Vazifelerini bu bilinçle icra eden öğretmen ve idarecilerimizin her biri aziz milletimizin övünç madalyasıdır” diye konuştu. Erdoğan, “Öğretmenlerimizin özlük haklarında ve çalışma koşullarında düzenleme yapıyoruz” dedi.
Laboratuvar sayısı arttı
Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: “Bugüne kadar ders kitaplarınıücretsiz olarak çocuklarımıza ulaştırarak velileri yükten kurtardık. Fatih Projesi kapsamında 629 bin 277 etkileşimli tahtayı sınıflarımıza kurduk. Öğrencilerimize tam 2 milyon 407 bin tablet bilgisayar dağıttık. Laboratuvarlarımızı 21 bin 849’dan 49 bin 666’ya yükselttik. Bilim ve sanat merkezlerimizin sayısını son 22 yılda 20 kat artırarak 364’e çıkardık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitime ayrılan toplam bütçenin 2025 yılında 2 trilyon 186 milyar lira olduğunu belirterek, “821 binden fazla öğretmenimizin atamasını yaparak eğitim ordumuzun gücüne güç kattık. Adaletsiz uygulamalara ve kat sayı zulmüne son verdik. Teknoloji çok hızlı bir şekilde ilerliyor. Eğitim teknikleri, bilgiye ulaşma her geçen gün çeşitleniyor. Yazılım sektörlerinin geldiği baş döndürücü noktanın eminim sizlerde farkındasınızdır” diye konuştu.
‘Sizler yöneteceksiniz’
Erdoğan konuşmasını şöyle tamamladı: “Oku, düşün, uygula, neticelendir. Bize göre başarının sırrı bu formülde gizlidir. Genç yavrularımızın da bu prensiple hareket edeceğine inanıyorum. Türkiye’yi yarın sizler yöneteceksiniz. Her biriniz hayatın
farklı kulvarlarında farklı roller üstleneceksiniz. Birçok alan ülkemize aşkla hizmet edeceksiniz. Ortaya koyacağınız başarılarla size güvenen milletimizin kıvanç kaynağı olacaksınız. Türkiye Yüzyılı’nı sizler hayata geçireceksiniz. Sizin hayallerinizi hedeflerinizi gerçekleştirmek için üzerimize ne düşüyorsa yapmaya devam edeceğiz.”
‘Terörün kaynaklarını kuruttuk’
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin sosyal medyadan yaptığı paylaşımda “Mirasçısı olduğumuz medeniyet değerlerinden hareketle çevremize karşı sorumluluklarımızın gereğini yerine getirmek amacıyla müfredatımıza eklediğimiz ‘Yeşil Vatan’ bilinci, bu yaz yaşanan orman yangınlarıyla bir kez daha hayati önemini göstermiştir. Bu yükümlülüğün tezahürü olarak bu yıl ilk dersimizi ‘Her Çocuk Bir Fidan, İlk Ders Yeşil Vatan’ temasıyla işleyeceğiz. Bu yıl 18 milyon öğrencimizle dersbaşı yapıyoruz. 185 milyondan fazla ücretsiz ders kitabımız, 742 binden fazla dersliğimiz, 1,2 milyon öğretmenimiz ve eğitim çalışanımız, 70 bini yeni olmak üzere toplam 123 bin temizlik personelimiz yeni dönem için hazır” ifadelerini kullandı.
Tekin törendeki konuşmasında ise 24 yıldır izlenen demokratikleşme çizgisinin, siyasetin ve toplumun nefesini açan bir iklim doğurduğunu belirterek, “Yasakları kaldıran, hukuku kuran, demokrasiyi genişleten bu çizgi, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin de gerçek zemini oldu. Terör, yasaklardan, eşitsizliklerden ve güvensizliklerden beslenir, biz ise sizin liderliğinizde adım adım terörün kaynaklarını kuruttuk” dedi.
Bağlantıları araştırılıyor
Erdoğan, İzmir’de iki polisin şehit olduğu saldırıyla ilgili “Menfur saldırıda şehit olan Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir ile Polis Memurumuz Hasan Akın’a Allah’tan rahmet, yaralı polis memurlarımıza acil şifalar diliyorum. Fail olan 16 yaşındaki bir şahıs yakalanmıştır, bağlantıları araştırılmaktadır” dedi.

Bakanlarla fidan dikti
Öğrenciler, İlk Dersimiz Yeşil Vatan projesi kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’la birlikte fidan dikmek istedi. İstekleri geri çevirmeyen Cumhurbaşkanı, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile birlikte fidan dikerek can suyu verdi. Ardından okulun gezen Erdoğan, sınıflara girerek öğrencilerle sohbet etti….

Sokaklarımızın karıştırılmasına müsaade etmeyiz

Sokaklarımızın karıştırılmasına müsaade etmeyiz

ASLIHAN ALTAY KARATAŞ / Ankara – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Kabine Toplantısı sonrası konuştu. Konuşmanın başında İzmir’deki saldırıyla ilgili, “şehit olan kahraman emniyet mensuplarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum” diyen Erdoğan, özetle şunları söyledi:
‘ÇELİK KUBBE’ HAZIMSIZLIĞI: Sistemler sistemi olan Çelik Kubbe’yle artık farklı bir ligin oyuncusu haline geliyoruz. ASELSAN’daki ‘savunma sanayii şölenimizin’, ülkemize karşı husumet besleyenlerde endişeye sebep olması, elbette anlaşılır bir durumdur. Ama burada asıl tuhaf olan ülkemiz içindeki kimi çevrelerin hazımsızlığıdır. ‘Çelik Kubbe vatandaşı değil, yandaşı koruyacak’ diyecek kadar gözünü nefret bürümüş bir güruhun varlığı, üzülerek söylüyorum, ülkemizin güvenliği noktasında kaygı duyulması gereken bir ruh halidir. Nasıl hükümetimizin açtığı yollardan, havalimanlarından, hastanelerden, okullardan, yurtlardan ve daha nice eserden vatandaşlarımızın tamamı faydalanıyorsa, Çelik Kubbe de 86 milyona hizmet edecektir.
KOMUTLA HAREKET EDİYOR: Ana muhalefet partisi genel başkanının Sinop’ta, savunma sanayiiyle ilgili aynı yaklaşımı sergilemesi, basiretsizlik örneğidir. Neymiş; balıklar ve turistler füze denemelerinden rahatsız oluyormuş. Aslında biraz araştırsa söylediklerinin absürtlüğünü kendisini de görecek. Fakat beyefendi komutla hareket ettiği araştırma gereği duymuyor. Su ürünleri yetiştiriciliğinde Avrupa’da birinci, dünyada 17. ülkeyiz. Sinop’tan, Rusya, Peru, Japonya, Almanya başta olmak üzere, dünyanın 25 farklı ülkesine ihracat yapılıyor. Ülkemizde üretilen Türk somonunun 3’te biri Sinop’ta yetiştiriliyor.
AKKUYU İLE ŞEYTANIN BACAĞINI KIRACAĞIZ: Çevreci maskeli marjinal grupların nükleer enerjiye niye karşı çıktığını defalarca izah ettik. Türkiye’nin de içinde bulunduğu 15 ülkede 62 reaktör inşa ediliyor. Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak, 2053 yılı hedeflerine ulaşmak istiyorsak nükleer enerjiyi üretim porföyümüze mutlaka dahil etmek gerekir. Akkuyu’nun devreye girmesiyle tabiri caizse şeytanın bacağını kıracağız. Senelik 35 milyon ton karbon emisyonunu engelleyecek. Yurt içi gayri safi hasılamıza toplam 50 milyar dolar katkı sağlayacak.
BAĞIRSALAR DA MANİ OLAMAYACAKLAR: 23 yılda arkasında duramayacağımız sözleri vermedik; söz verince de onu yerine getirmek için bütün yolları denedik. Hep söylediğim gibi; Türkiye’de hiç kimse hukukun kapsama alanı dışında değildir. Mahkeme kararlarını eleştirmek ayrı; tanımamak ayrı şeydir. “ben mahkeme kararlarını tanımıyorum” demek, hukuk devletine açıkça kafa tutmaktır. Bağırsalar da, çağırsalar da, yabancı medya kanallarına süklüm püklüm sızlansalar da, adaletin tecellisine mani olamayacaklar. Sokaklarımızın karıştırılmasına, İstanbullu kardeşlerim başta olmak üzere milletimizin huzurunun bozulmasına asla müsaade etmeyiz. Ana muhalefetin eski ve yeni kadroları arasında kızışan koltuk kavgasının, ülkenin kazanımlarına zarar vermesine eyvallah demeyeceğiz.
18 YAŞ ALTINI HEDEF ALIYOR: Son dönemde 18 yaş-altı suça karışan çocuklarla ilgili tartışmaları yakından takip ediyoruz. İzmir’deki menfur saldırı dahil, suçların faillerinin bu yaş grubundan olması, halkımızda haklı bir infiale yol açıyor. Organize suç şebekeleri, eli kanlı terör örgütleri ve sokak çeteleri, bu yaş grubundaki çocukları hedef alıyor. Hükümet olarak, sıkıntı daha fazla kronikleşmeden, mevzuatın gözden geçirilmesini de kapsayacak şekilde, konunun üzerine gideceğiz.
KİŞİ BAŞI GELİR 21 BİN DOLAR: Ülkemizin gelecek üç yılına yön verecek Orta Vadeli Programı milletimizle paylaştık. Program sayesinde büyümekle kalmayacak, aynı zamanda küresel ekonominin ve ticaret ortaklarımızın ortalama büyüme performansını da geride bırakacağız. 2028 sonunda inşallah 1,9 trilyon dolarlık bir ekonomi olacağız. Kişi başına gelirimiz ilk kez 21 bin doları yakalayacak.
BM’DE FİLİSTİN’İN SESİ: Netanyahu Hükümeti’nin iyice zıvanadan çıktığı bu günlerde, tüm imkanlarımızla Gazzeli mazlumların yanındayız. 64 binden fazla masumu katleden cinayet şebekesinin tüm baskı, tehdit, küstahlık ve şımarıklıklarına rağmen, dik duruşumuzu koruyoruz. İnşallah bu yapılacak BM Genel Kurulu’nda da aynı vicdanlı tutumumuzu sürdürecek; Filistinli mazlumların oradaki sesi olacağız.
GENÇLERE MÜJDE
Aile ve Gençlik Fonumuz vasıtasıyla yuva kuracak gençlerimize verdiğimiz desteğin miktarını artırıyoruz. 2026 yılı ocak ayı itibarıyla çiftlerden her ikisinin de 18-25 yaş arasında olması halinde, kredi tutarını 250 bin liraya, diğer durumlarda 200 bin liraya çıkartıyoruz. Ayrıca 48 ay içerisinde çocuk sahibi olan genç çiftlerimizin talep etmeleri durumunda her çocuk için geri ödemelerini 12 ay erteliyoruz. Çiftlerin başvurudan önceki 6 aylık ortalama geliri, asgari ücretin 2,3 katı olması şartı, iki buçuk katına çıkartıldı….

Reklam
‘Bu CHP’ye nasıl gireceklerinin fragmanı’

‘Bu CHP’ye nasıl gireceklerinin fragmanı’

MEHTAP GÖKDEMİR/ANKARA-Parti içinde İstanbul il binasından yansıyan görüntülerin kamuoyunda yaratabileceği algıya yönelik iki görüş dile getiriliyor. Bir kesim “görüntülerden dolayı toplumun partiden uzaklaşabileceği ya da soğuyabileceği” kaygısını ifade ederken, ağırlıklı görüş ise,, “Biz il binamıza sahip çıkmazsak, Genel Merkez için de caseret ederler.Şu an İstanbul’da, CHP’ye nasıl gireceklerinin fragmanını yapıyorlar. Biz buradan çıkmayız” şeklinde. Partili kurmaylar, “Genel Başkan bunun partiye dönük bir saldırı olduğunu düşünüyor. Partinin hiçbir il başkanlığını teslim etmemek konusunda bir kararlılık var. Bu mesele yargı yoluyla CHP’ye el koyma meselesi. İstanbul il başkanlığını vermeyeceğiz. Orada ortaya çıkan görüntülerden de biz sorumlu değiliz” dediler.
En riskli senaryo
Kulislerde “en riskli senaryo” olarak, mahkemeden mutlak butlan kararı çıkması ve gelecek yönetiminÖzel’i tedbirli disipline sevk etmesi olasılığı da değerlendiriliyor. Kaynaklar, “Özgür Bey o zaman aday olamıyor. Ama kurultayın yapılmasına engel olamazlar” yorumunu yapıyorlar.
İki İstanbul hamlesi
CHP, İstanbul İl Olağanüstü Kongresi’nin 24 Eylül’de yapılması için dün Sarıyer İlçe Seçim Kurulu’na başvurusunu yaptı. Ayrıca Genel Merkez, Gürsel Tekin’in polis eşliğinde girdiği İstanbul İl Başkanlığı binasını taşıma kararı aldı. Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, “mevcut il başkanlığı binasının Genel Başkan Özel’in İstanbul çalışma ofisi olarak tayin edildiğini” açıkladı. CHP’nin İstanbul İl Başkanlığının yeni adresi olarak, CHP Bahçelievler İlçe Başkanlığı’nın adresini bildirdiği öğrenildi….

‘Hapiste canımıza dışarıda evimize saldırıyorlar’

‘Hapiste canımıza dışarıda evimize saldırıyorlar’

MEHTAP GÖKDEMİR-Özel, “Baba ocağımıza, CHP’ye sahip çıkanlara selam olsun” diyerek başladığı konuşmasında özetle şunları söyledi:
TEHDİT ALTINDA: Türkiye’de artık Erdoğan’ın çıkarları ile milletin çıkarları birbirine karşıt hale gelmiştir. Erdoğan kendi çıkarları için her şeyi feda edebilecek durumdadır. İktidarlarını kaybetmek için en büyük tehdit, kendi tanımlamalarıyla yegane tehdit CHP’dir. Türkiye’de artık ne yazık ki çok partili siyaset tehdit altındadır.
DEĞER Mİ?: Partimize saldırıyorlar. İstanbul il kongremizi iptal ediyorlar. Utanmadan kayyum atıyorlar. İl başkanlığımızın önüne polis gönderiyorlar. CHP’lileri baba evlerine almayıp, evimize, hanemize tecavüz ediyorlar. Hapiste canımıza, dışarıda evimize saldırıyorlar. Erdoğan’a sesleniyorum: Kendi çıkarın için milleti ateşe atıyorsun. Bu ülkede yıllarca iktidarda kalmış biri olarak anılmak varken, ileride ders kitaplarına darbeci olarak geçeceksin. Değer mi?
‘Teslim etmeyeceğiz’
“ASKER MUSA” BENZETMESİ: Çelikten irademizi bükemeyeceksiniz. Yenileceksiniz. Bana ‘Hapisteki arkadaşlarını bırak, Ankara’ya gel. Partinin başına otur. Orada dur’ diyenler, tersinden, ‘Bu mücadeleyi sürdürürsen seni de indiririz, içeri atarız’ diyenlere 1934 yılını hatırlatmak isterim. Sızmalara karşı nöbetçi bırakılan bir er vardır, Asker Musa. Yaklaşan bota ‘Dur’ der. Son ihtardan sonra ülke topraklarına adım atmak isteyen İngiliz askerlerini öldürür. İngiltere Türkiye’ye nota verir; ‘Dört askerimiz öldü, onu bizim gözlemcilerimizin huzurunda idam edin’. Asker Musa’yı İngilizlere teslim etmediğimiz gibi Ekrem Başkan’ı da, arkadaşlarımızı da kimseye teslim etmeyeceğiz.
Parti programı
Parti programının “dört temel sütun” üzerine oturduğunu söyleyen Özel,“Birincisi devlet, yönetim ve demokrasi. İkincisikalkınma ve ekonomi. Üçüncüsü sosyal devlet ve refah. Dördüncü kısım ise dış politika, güvenlik ve dirençlilik” dedi.
Kılıçdaroğlu’nun koltuğu boş kaldı
Özel, salona eski genel başkanlar Hikmet Çetin, Murat Karayalçın ve ABB Başkanı Mansur Yavaş ile birlikte girdi. Salonda Özel’in koltuğunun bir yanında Kılıçdaroğlu diğer yanında Çetin için yer ayrıldı. Kılıçdaroğlu gelmeyince isimliği kaldırıldı. O koltuk Karayalçın için ayrıldı….