BIST 100
14.212,42 0,94%
DOLAR
47,0550 0,04%
EURO
54,0511 0,21%
GRAM ALTIN
6.109,75 -0,51%
FAİZ
41,10 -0,34%
GÜMÜŞ GRAM
85,88 -1,77%
BITCOIN
64.087,00 -1,31%
GBP/TRY
63,6285 -0,13%
EUR/USD
1,1464 0,01%
BRENT
85,17 0,26%
ÇEYREK ALTIN
9.989,45 -0,51%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
36 °
Reklam

SİYASET

Van'da heyecan yaratan keşif! Yığıntı halinde ortaya çıktı: Çok değerli

Van’da heyecan yaratan keşif! Yığıntı halinde ortaya çıktı: Çok değerli

Gürpınar ilçesinde Urartu Krallığı’nın en parlak döneminde yaptırılan Çavuştepe Kalesi’nde yürütülen kazı ve restorasyon çalışmaları devam ediyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Rafet Çavuşoğlu başkanlığında antropolog, arkeolog, şehir plancısı, sanat tarihçisi ve restoratörlerden oluşan ekip tarafından yürütülen kazılarda yeni bulgular ortaya çıkarıldı.
İş İnsanı Halit Yukay’ın cesedi 30 gün sonra denizden çıkarıldı! Mavi kordonlu saat detayı

Kalede depo yapılarının olduğu bölümde yoğunlaştırılan çalışmalarda yumurta büyüklüğünde sapan taşları tespit edildi.

Yığıntı halinde bulunan sapan taşlarının Urartu Krallığı döneminde savaşların yanı sıra kale savunmasında ve avcılıkta da kullanıldığı değerlendiriliyor.
12 soruda savcı cinayeti! Savcı Ercan Kayhan’ın ölümünün arkasında yanıt aranan sorular kaldı…

“URARTU ARKEOLOJİSİNDE BİR İLK”
Prof. Dr. Çavuşoğlu, AA muhabirine, bu yıl 1 Temmuz itibarıyla başladıkları kazı çalışmalarını 30 kişilik uzman ekiple sürdürdüklerini söyledi.

Bu yıl kaledeki kazıları depo binaları ile uç kale arasındaki mekanlarda yoğunlaştırdıklarını belirten Çavuşoğlu, “Bulunmuş olduğumuz yerde orta çıkardığımız mekanların duvarlarını koruma altına alıyoruz. Hedefimiz, mekanların ayakta kalabilmesini sağlamak. Bunun için Urartuların yaptığı ölçülerde kerpiç döküyoruz. Urartular nasıl inşa etmişse aynı şekilde bir koruma tedbiri alıyoruz. Amacımız, mekanların daha anlaşılabilir olmasını sağlamak.” diye konuştu.

‘BİZİM İÇİN ÇOK DEĞERLİ’
Kazılarda çok sayıda çanak çömlek, bronz ok uçları, aletler ve hayvan kemikleriyle karşılaştıklarını anlatan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
Alıntı Metni
Çavuşoğlu, sapan taşlarının savaşlarda etkili silah olarak kullanıldığını ifade ederek, “Bununla 200 metreye kadar isabetli atışlar yapılabiliyor ama menzili 400 metreye kadar gidebiliyor. Zırh delici olarak da biliniyor. Sapan taşlarının Neolitik Çağ’dan beri kullanıldığını biliyoruz. Burada yığıntı olarak karşımıza çıkıyor. Çavuştepe Kalesi’nde sapan taşlarının yığıntı olarak bulunması, Urartu arkeolojisinde bir ilk.” dedi.
Haber Detay Görsel Slider…

Aynı aileden 3 kişi yanarak can verdi! Korkunç kazada kahreden detay

Aynı aileden 3 kişi yanarak can verdi! Korkunç kazada kahreden detay

Kaza, dün akşam saat 18.00 sıralarında, Şenyurt köyü Eflani-Daday kara yolu Kababayır geçidi mevkiinde meydana geldi. Yaşar Yarış (44) idaresindeki 19 DU 827 plakalı otomobili ile Eflani istikametinden Daday istikametine seyir halinde iken, karşı istikametten gelmekte olan Mustafa Oğuz (43) idaresindeki 78 AAG 799 plakalı otomobille kafa kafaya çarpıştı.
İlginizi Çekebilir
Çarpışmanın etkisiyle araçlar alev alırken, kazada sürücü Mustafa Oğuz ile otomobilde yolcu olarak bulunan Yusuf Oğuz (15), Ömer Faruk Oğuz (10), Nezahat Oğuz (39) ile diğer otomobilde bulunan Halil Yarış (18) yaralanırken, otomobil sürücüsü Yaşar Yarış (44), kızı Zeynep Yarış (16) ve annesi Zeynep Yarış (64) otomobil içinde yanarak feci şekilde hayatını kaybetti.
ÇORUM’DAN ÜNİVERSİTE KAYDI İÇİN YOLA ÇIKMIŞLAR
Meydana gelen feci kazada Yaşar Yarış, oğlu Halil Yarış’ı üniversiteye kaydetmek için yanında annesi Zeynep Yarış ve kızı Zeynep Yarış ile birlikte Çorum’dan yola çıktıkları ve dönüş yolunda kaza geçirdikleri belirlendi. Kazada otomobil içinde sıkışarak çıkan yangın sonucu yanarak hayatını kaybeden Yaşar Yarış, Zeynep Yarış ve Zeynep Yarış’ın cansız bedenleri otopsi ve DNA testi yapılmak üzere Ankara Adli Tıp Kurumu’na gönderilmişti. Yarış ailesinin buradaki işlemlerinin ardından cenazeleri toprağa verilmek üzere Çorum’a gönderileceği öğrenildi.
MEB’den İstanbul kararı! 8 Eylül’de okullar geç başlayacak

Öte yandan, kazadan yaralı olarak kurtulan 5 kişinin tedavisi ise Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde devam ediyor
TMSF, 390 şubeli Maydonoz Döner’i satışa çıkardı: İşte istenen rakam!…

İş İnsanı Halit Yukay’ın cesedi 30 gün sonra denizden çıkarıldı! Mavi kordonlu saat detayı

İş İnsanı Halit Yukay’ın cesedi 30 gün sonra denizden çıkarıldı! Mavi kordonlu saat detayı

Yalova’dan 4 Ağustos’ta saat 15.10’da Bozcaada’ya gitmek üzere ‘Graywolf’ isimli teknesiyle denize açılan, ardından teknesi parçalanmış ve yarı batık halde bulunan iş insanı Halit Yukay’ın, arama çalışmalarının 19’uncu gününde, Erdek ilçesinin 7 mil açığında, denizin 68 metre derinliğinde cansız bedeni bulundu. Yukay’ın cenazesinin çıkarılması için 26 Ağustos’ta bölgeye gelen Türk Deniz Kuvvetleri’nin 2 kurtarma ve yedekleme gemisinden biri olan ‘TCG Işın’, 3 gün boyunca olumsuz hava şartları nedeniyle demir atamadı. Rüzgarın etkisini azaltması ve geminin sabitlenmesiyle 29 Ağustos’ta çalışmalara başlandı.
İlginizi Çekebilir
İLK TEŞHİS SU ALTINDA YAPILDI
Deniz polisi tarafından ilk olarak 23 Ağustos’ta, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından da 28-29 Ağustos’ta 2 kez, insansız su altı robotu (ROV) ile görüntülenen cenazenin, 68 metre derinlikteki ilk teşhisi ise sol kolundaki saatten yapıldı. Deniz dibindeki görüntülemede, sol kolunda ‘mavi kordonlu saat’ olduğu görülen cenazenin Yukay’a ait olup olmadığı, Bozcaada’ya gitmek için teknesiyle Yalova Limanı’ndan ayrıldığı görüntülerle karşılaştırıldı. Buradaki güvenlik kamerası görüntülerinde yapılan incelemede de aynı saatin iş insanının sol kolunda olduğu tespit edildi.
Bu arada, Yukay’ın cesedinin şişip su yüzüne çıkmamasının nedeninin ise karın boşluğunun parçalanmış olmasından kaynaklandığı kaydedildi. Cenazenin deniz dibinde sıkıştığı ya da takıldığı bir unsur olmadığı belirtilirken, Yukay’ın, teknesi kaza kırıma uğradığı anda karın kısmından aldığı darbeyle hayatını kaybettiği değerlendirildi.
Bakan Tekin’den okullarda ‘zorunlu bağış’ tartışması, kıyafet ve 12 yıllık zorunlu eğitim açıklaması

‘TCG ALEMDAR CESEDİ ÇIKARDI’
TCG Alemdar adlı kurtarma gemisi de çarşamba sabahı bölgeye ulaştı. Yapılan çalışmayla Yukay’ın cesedi, özel eğitimli dalgıçlar tarafından asansör sistemiyle su yüzeyine çıkarıldı. Sahil Güvenlik botuna teslim edilen cenaze, Bandırma Limanı’na getirildikten sonra otopsi yapılmak üzere Bursa Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Aynı günün akşamı otopsisi yapılan Halit Yukay’ın cenazesi, dün sabah saat 09.50’de ailesine teslim edildi. İstanbul’a götürülen cenazenin cumartesi günü toprağa verilmesi bekleniyor.
12 soruda savcı cinayeti! Savcı Ercan Kayhan’ın ölümünün arkasında yanıt aranan sorular kaldı…
‘Arel 7’ isimli kuru yük gemisinin teknesine çarpmasıyla yaşamını yitirdiği değerlendirilen Yukay’ın kesin ölüm nedeni, otopsinin ardından belli olacak. Olayla ilgili soruşturma, kazanın olduğu Balıkesir’in Marmara ilçesine en yakın olan Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sürdürülüyor.

Gürsel Tekin’den ilk görüntülü açıklama: Göreve başladık…

Reklam
RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin'den yeni yayın dönemi mesajı

RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’den yeni yayın dönemi mesajı

RTÜK Başkanı Şahin, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, “Kıymetli yayıncılarımız; her yeni yayın dönemi, sadece ekranlarımız için değil, aslında toplumumuzun ortak hafızası için de yeni bir başlangıçtır. Sizlerin bu süreçte gösterdiğiniz emek, gayret ve özveri; ekran başındaki milyonlara ulaşan en güçlü değerdir. Biliyorum ki yayıncılık, büyük fedakarlık gerektiren, mesai kavramını çoğu zaman ortadan kaldıran bir meslek. Sizler, bu zorluğu sevgiyle ve mesleğinize olan bağlılıkla aşarak, izleyiciye güven veren bir yayıncılık anlayışı ortaya koyuyorsunuz. Bu yıl özellikle ‘Aile Yılı’ vesilesiyle, yayınlarınıza bir anne-babanın, bir çocuğun, bir gencin gözünden bakmanızı çok önemsiyoruz. Çünkü toplumun ihtiyaç duyduğu en büyük şey, ekranlardan yayılan güven, samimiyet ve değerlerdir” ifadelerini kullandı.
Gürsel Tekin’den ilk görüntülü açıklama: Göreve başladık
Artan reyting kaygılarının, milli ve manevi değerlerin önüne geçmemesi gerektiğini vurgulayan Şahin, “Yayıncı kuruluşlarımızın yeni dönemle birlikte artan reyting kaygılarının, milli ve manevi değerlerimizin önüne geçmemesi, milli güvenliğimizi zedelememesi, kişi hak ve hürriyetlerine saygısızlığa yol açmaması büyük önem taşımaktadır. Yalan haber ve dezenformasyondan uzak durularak, reyting çabasının tatlı bir rekabet anlayışıyla sürdürülmesi en önemli temennimizdir. Her birinizin bu bilinçle hareket edeceğine yürekten inanıyor, verdiğiniz katkı ve gösterdiğiniz hassasiyet için teşekkür ediyorum. Yeni yayın döneminin hepimiz için bereketli, verimli ve izleyicilerimize değer katan bir süreç olmasını diliyorum” açıklamasında bulundu.
MEB’den İstanbul kararı! 8 Eylül’de okullar geç başlayacak…

Kabus 4 yıl önce başladı: Beni eski kız arkadaşlarınla karıştırma

Kabus 4 yıl önce başladı: Beni eski kız arkadaşlarınla karıştırma

İlk olay, 20 Ağustos Çarşamba günü saat 17.15 sıralarında Cevizli Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Candaş D. yaklaşık 4 yıl önce Ebru Ş. ile ilişki yaşamaya başladı. Candaş D., iddiaya göre kadının akli dengesinin yerinde olmadığını öğrenince ilişkisini 8 ay sonra bitirdi.
Bu durumu hazmedemeyen kadın, aylarca dairenin önüne gelerek eski sevgilisini taciz edip olay çıkardı.
DAİRENİN KAPISINA TEKME VE YUMRUK ATTI
Zaman zaman kapının önünde oturan, dairenin kapısına tekme ve yumruklarla saldıran kadın bina sakinleriyle de tartıştı. Apartman sakinlerinin ‘Hanımefendi burada oturanları rahatsız etmeye hakkınız yok’ sözlerine ‘Onun da bunu bana yapmaya hakkı yok. Ben uzun süre bu evde yaşadım kimseyi rahatsız etmedim’ cümleleriyle karşılık veren kadın dairenin kapısının önünde yattı.
Eski sevgilisinden cep telefonunu ve eşyalarını isteyen kadın Candaş T.’ye ulaşamayınca kapının önünde küfürler yağdırdı. ‘Aç şu kapıyı’ diyerek ağlayan Ebru Ş., bina sakinleri tarafından zaman zaman sakinleştirilmeye de çalışıldı.
‘BENİ ESKİ KIZ ARKADAŞLARINLA KARIŞTIRMA’
Eline geçirdiği malzemeleri kapıya atan Ebru Ş. son olarak elindeki cep telefonunu güvenlik kamerasına fırlattı. Küfür edip tehditlerde bulunan kimi zaman da ağlayan kadın, farklı zamanlarda sık sık binaya gelerek kapının önünde dakikalarca bekledi.
Kadının saldırılarından birinde ‘Beni eski kız arkadaşlarınla karıştırma’ dediği duyuldu. Saldırılarına devam eden kadının vazgeçmemesi üzerine Candaş D., emniyete giderek şikayette bulundu. Binada yaşanan olaylar ise güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı.(DHA)

Reklam
‘Pelin sen nasıl gülebiliyorsun?' sözlerine inat! Ankara'da şehir turu

‘Pelin sen nasıl gülebiliyorsun?’ sözlerine inat! Ankara’da şehir turu

Hemşire Pelin Uzunoğlu’na, özel bir kurumda görev yaparken geçen yıl 4 Haziran’da meme kanseri teşhisi konuldu. 3 ayrı hastanede tedavi gören Uzunoğlu, 2 ameliyatın ardından 6 kür ağır kemoterapi ve radyoterapi tedavisi gördü. Tedavi sürecinde işini kaybeden, eşi ise hastalığı nedeniyle kendisini terk eden Pelin Uzunoğlu, mücadeleyi bırakmadı.

Uzunoğlu, yaklaşık 15 ay süren tedaviyle hastalığı yendi. 3 Eylül’de son ilacını alan ve tedavisi tamamlanan Uzunoğlu, aynı gün iyileşmesini gelin arabası gibi süslediği kendi otomobiliyle şehir turu atarak kutladı. ‘Kanseri yendim. Kutlamak için kornaya basın’ yazılı afiş ve pembe balonlarla süslediği aracıyla kornaya basarak Başkent sokaklarında gezen Uzunoğlu’na, diğer sürücüler de kornaya basarak eşlik etti.
İş İnsanı Halit Yukay’ın cesedi 30 gün sonra denizden çıkarıldı! Mavi kordonlu saat detayı

‘SAÇLARIMIN DÖKÜLMESİ TRAVMAYDI’
Tedavi sürecinde kaybettiği saçlarına şimdi tekrar kavuşan Uzunoğlu, DHA’ya konuştu. Uzunoğlu, hastalık nedeniyle eşinin kendisini terk ettiğini ve işsiz kaldığını söyleyerek, “Kanser teşhisi aldığım süreçte evliydim. Sonrasında eşim ayrılmak istediğini söyledi ve 20 gün sonra biz ayrıldık. Ağustos ayında boşandım. İlk kemoterapi sürecim, tedavi sürecim, biyopsiler, patoloji sonuçları derken tedaviye başlamak 1 Temmuz’u buldu. Tedavi sürecimde 6 kür ağır kemoterapi aldım. Çok zor bir süreçti. Bu süreçte bir kadın olarak en çok yıpratacak olan şey saçlarımızın dökülmesiydi. Benim saçlarım belime kadardı. Bir anda ilk kemoterapinin ikinci haftasında bir anda saçım kalmadı. Başlı başına bu büyük travmaydı. Sonrasında buna da alışıyorsunuz aslında. Sonrasında 2 kere ameliyat oldum. Sonra akıllı ilaçlarım devam etti. Radyoterapi aldım. 3 Eylül itibarıyla tedavilerimi tamamlamış oldum. 3 aylık kontrollerim devam edecek. Aylık iğnelerim, hormon terapilerim olacak” dedi.
Cebinde 1 lirası yokken 22 bin lira borçlu çıktı! İyi niyeti kabusu oldu: Ben sadece destek olmak istedim

‘241 KADINA MENTÖRLÜK YAPIYORUM’
Uzunoğlu, kanser sürecinde olan hastalar için motivasyonun çok önemli olduğunu belirterek, “Hemşireyim, bu zamana kadar binlerce insana dokundum, binlerce insana şifa olmaya çalıştım. Bu süreçte de çalışamayacağım için kendime ‘ne yapabilirim’ sorusunu sordum. O gece bir sosyal medya hesabı açtım. Buradaki amacım farkındalık yaratabilmekti. Binlerce takipçim oldu, binlerce dostum oldu, arkadaşım oldu. Onlarla dönem dönem buluşuyoruz, kahveler içiyoruz. Şehir dışlarına gidiyorum onlarla buluşmak için. Çok güzel dostluklar edindim. Bir WhatsApp grubu kurdum, meme kanseri olan kadınlarla birlikte. Şu anda 241 kadına aslında bir nevi mentörlük yapıyorum. Psikolojik destek veriyorum, peruk ihtiyacı olanlara destek sağlıyorum” diye konuştu.

‘BİNLERCE ANKARALI DESTEK OLDU’
Uzunoğlu, iyileşmesini farklı bir şekilde kutlamak istediğini söyleyerek, “Tedavimin bittiği gün de bir çılgınlık yapıp, arabamı süsleyip Ankara trafiğinde farkındalık yaratmak için dışarı çıktım. ‘Kornaya basın’ dedim ve binlerce Ankaralı bana destek oldu. Hepsine buradan teşekkür ediyorum. Aslında bunu yapmamın sebebi insanların gözünde olan düşünce bize baktıklarında ‘kansersen öleceksin.’ Ben o acınası gözleri çok iyi biliyorum. Güldüğümüz zaman bile şu cümleleri duydum; ‘Pelin sen nasıl gülebiliyorsun?’ Veya paylaştığım videolarda ‘İşinden oldun, eşinden oldun, kanser oldun. Hayatın üç sacayağını bir anda kaybettin ve sen hala nasıl gülebiliyorsun? Böyle videoları nasıl paylaşabiliyorsun?’ Evet kanser kötü bir hastalık ama tedavisi olan moral motivasyonla bunu yenebileceğiniz bir hastalık. Farkındalığı yaratmak için çok çaba sarf ediyorum. Çünkü insanlar kanser tanısını aldığında ‘öleceğim’ düşüncesini ister istemez hissediyorlar çok haklı olarak. Ben ilk kanser tanısı aldığımda ‘neden ben’ cümlesini hiç kurmadım aslında? Bu süreçte ailem benim yanımdaydı. Dostlarım, arkadaşlarım, hiç tanımadığım insanlar benim yanımdaydı. Onlara buradan çok teşekkür ediyorum. Bir kişinin sesi bir kişiye faydam olabiliyorsa ne mutlu diyorum” dedi. (DHA)

Son Dakika Haberleri: Okullarda zorunlu bağış var mı? Bakan Tekin'den açıklama...

Son Dakika Haberleri: Okullarda zorunlu bağış var mı? Bakan Tekin’den açıklama…

Okul üniformalarına ilişkin Bakan, “Her yıl öğretmenlerimiz, idarecilerimiz ne marka ne başka hiçbir tanımlama olmaksızın okul kıyafetiyle ilgili bir tanımlama yapsınlar dedik.Bizim kademelerimiz 4 yıl. 4 yıl boyunca kıyafet değişmesin, velinin çocuğu 4 yıl boyunca o kıyafetle okulda devam edebilsin diye böyle bir düzenleme yaptık.’ dedi.
Kayıt sırasında ‘zorunlu bağış’ var mı? sorusuna da yanıt veren Bakan Tekin kayıt parası almaya müsaade etmeyeceklerini ifade ederek, ‘Bir veli ‘Benim çocuğumu okula kaydetmek için bizden ücret istiyorlar’ diyorsa burada bir yanlış anlaşılma var. Kimseye kayıt sırasında inisiyatif yok. Bunlar okullara göre değişmez, hukuka aykırı. Her öğencinin nereye kaydolacağı zaten belli. Ekstra hizmet için para istenebilir. İstenen o bağışı da veliye zorunlu tutamazlar’ ifadelerini kullandı.
AA Editör Masası’na konuk olan Bakan Tekin’in açıklamalarından satır başları şöyle;1 Eylül itibariyle, 2025-26 eğitim öğretim yılı başladı. Bu hafta içinde temel eğitime ilk defa başlayacak olan çocuklarımız ile bütün arkadaşlarımız okullarında. Çocuklarımız uyum haftası etkinliği yaparken öğretmenlerimiz de seminer haftasında. Bu yıl okula başlayacak olan çocuklarımızın velilerine hayırlı olsun diyorum. Bütün öğretmenlerimiz çocuklarımıza kendi çocuğu gibi bakan fedakarca çalışmakta. Başladığımız yıldan itibaren her yaz aylarında bir dizi yenilik ile başlatıyoruz okulları. Bu yılki genelgemizde 56 tane husus var. İdareci ve öğretmenlerimiz ile paylaştık.
56 yeniliği nereden çıkardınız diyorlar. Bazıları iyileştirme bunların. Pazartesi itibariyle ben ve bakan yardımcılarımız Anadolu’yu dolaşacağız. Öğretmen arkadaşlarımız ile veliler ile sohbet ediyoruz. Bu yılki genelgede neleri yaptık yapıyoruz sorularının cevabını alıyoruz. Öğretmen arkadaşlarımız da sorunları iletiyor ve bunları yıl içinde biriktirip bunları paylaşıyoruz. Bu yıl 56 genelge ile başlıyoruz.
Gürsel Tekin’den ilk görüntülü açıklama: Göreve başladık
Geçtiğimiz pazartesi online toplantı ile öğretmenlerimiz ile yenilikleri paylaştık. Bunlardan biri eğitim öğretimin ana temalarından biri. Aile yılı ilan edilmesi nedeniyle öğretmenlerimizden aile temalı etkinliklere yoğunlaşmalarını istiyoruz. İkincisi de bu yaz ormanlarımız yandı, geçtiğimiz yıllara oranla daha yüksek sayıda orman yangını oldu. Bu anlamda farkındalık için tarım Bakanlığı ile çocuklarımız için bir dizi uygulama kararı aldık. “Çocuklarımız yeni bir fidan ilk dersimiz Yeşil Vatan” mottosu ile yeni eğitim öğretimimize başlıyoruz. Mavi Vatan geçen yıl eleştirilmişti, işin tuhafı Yunanistan da muhalefet de eleştirdi.
SERBEST KIYAFET
Serbest kıyafete geçiş düzenlemesinin yapıldığı dönemde öğretmenlerimizin bile kıyafet serbestisi yoktu; inancı gereği başörtüsünü takmak istediğinde bu yasaktı. O dönem koşullarında bu düzenleme yapıldı ve öğrenci öğretmenler için uygulama başlatıldı. Bu o dönemin koşullarında gerekliydi. Özgürlükçü bir bakış açısı ile gerekliydi. Şimdi ise serbest kıyafetten kaynaklanan sorunlar ortaya çıktı. Biri pedagojik problemler. Okul kimliği oluşmamasından tutun öğrenciler arasındaki ayrımcılığa kadar…
İkinci boyutu da veliler üzerinde oluşturduğu yük. Bu da beraberinde başka sorunlar getiriyordu. Veliler okul kıyafetinin aile bütçesine yük teşkil ettiğini söylüyordu. Öğretmenlerimizle yaptığımız toplantılarda bu sorunlardan bahsedildi ve bu konuda düzenlemeye gittik.
Üçüncü boyutu da şu; velilerimiz okulun tanımladığı üniformaları satın alırken kötü örneklerle karşılaşabiliyordu. Okul idaresi herhangi bir konfeksiyon mağazasına yönlendiriyor, aralarında başka türlü ilişki var gibi şaibe ve eleştiriler ortaya çıkmıştı. Bu olumsuzlukları ortadan kaldıralım diye bir düzenleme yaptık. İdarecilerimiz okulun kıyafetinin tanımlamasını yapacak. Herhangi bir marka ya da alışveriş sitesini tanımlamadan, okul kıyafeti ile ilgili böyle bir tanımlama yaparak veli bunu nereden istiyorsa alsın. Mümkün olduğunca kendi koşullarında alsın, kimse zan altında kalmadan çocuklarını eğitim öğretime hazırlamış olsun istedik. Bazı yerlerde esnaf okul kıyafeti üzerine arma işleyerek olağan fiyat üstünde sattığını duyduk. Bunun da olmamasını istiyoruz.
12 soruda savcı cinayeti! Savcı Ercan Kayhan’ın ölümünün arkasında yanıt aranan sorular kaldı…
‘KAYIT PARASI’ TARTIŞMALARI
Lisede gençlerimizin kaydını yaptırırken adresine dayalı olarak bir yerleştiriliyor. Sınav ile yerleşiyorsa zaten kaydı yapılıyor. Ortaokul ve ilkokul öğrencileri de sokak sokak adresine göre eşleştiriyoruz. Biz bütün öğrencilerimizi otomatik olarak kaydını yapıyoruz. Bir veli benim çocuğumun kaydı için bizde ücret istiyorlar diyorsa burada bir eksiklik, yanlış anlaşılma var. Her okula kimin kayıt yaptıracağı belli. Kimse benden kayıt parası istiyorlar diyemez.
Bu durumdan biri veliden kaynaklanıyor, veli bizim tanımladığımız okula değil başka okula kaydettirmek istiyor; hakkınız yok, hesaplamalar yapıyoruz. Hakkı olmadan bir yere kayıt yaptırmak istiyor ve orada benden para istediler diyor. Bu tamamen hukuka aykırı gayrinizami durum. Buna müsaade etmiyoruz, okul yönetiminin de yetkisi yok. Hiçbir çocuğu kayıt yaptırmamış şekilde bırakmıyoruz.
Bazı okullarımızda çocuklarımıza ekstra imkan sunulması isteniyor. Okul aile birliği de şu hizmeti sunacağız ve şu bağışı alacağız diyor. Bunu okul değil okul aile birliği oluyor. Böyle bir zorlamaya kimsenin kimseye yapma hakkı yok. Bunu okul aile birlikleri yapıyor. Bunu yasaklayamayız, engel de olamayız. Biz velilerden zorunlu bağış almalarını istemiyoruz. Böyle bir durum olursa gerekli olduğunda inceleme ve denetim süreci de başlatıyoruz. Zorunlu bağış diye bir şey yok biz zaten çocuklarımızın kaydını yapıyoruz.
SERVİSLERDE KAMERA UYGULAMASI: TAKİP EDİYORUZ
Resmi ve özel okullarla ilgili bakanlığımızın tek başına yetki kullanabildiği alanlar var. Biz ücretsiz kitap dağıtıyoruz, kıyafetlerle ilgili karar alıyoruz. Yardımcı kitap aldırmalarını yasak kıldık. Bu okullar hizmet verirken hizmetlerini de denetleme yetkimiz var. Okullarda sunulan hizmetler, yani eğitim, yemek, kırtasiye ve kıyafet hizmeti.. Bunları enflasyon oranında artırabileceklerini yönetmelik ile düzenliyoruz.
‘Öldü’ dediler, mezardan başkası çıktı! Her şey 2008 yılında başladı: Oğlum huzurlu değil, hissediyorum
Biz bu özel okullarının hizmetleri sunuş fiyatlarını denetliyoruz. Biz bu alışverişleri elektronik ortamda kayda alınırsa denetleyebiliriz. Resmi olarak görebilirsek fiyat artışını görebilir ve denetleriz. Elden ödeme olursa bunu bilemeyiz. Özel okullarla ilişkiye giren velilerimiz bu hizmet bedellerini resmi ortamlarda yapsınlar ki biz de takip edelim. Sorumluluğumuzda olmayan konu başlıklarından biri de servis. Muhalif belediye sınırlarında servis hizmetleri enflasyon üzerinde zam yapıldı Onun da denetimi bizdeymiş gibi bir algı yayıyorlar. Bunu da düzeltmemiz lazım. Bu yetki büyükşehir belediyelerinde.
Modern bir dünyada yaşıyoruz. Biz kendi üzerimize düşen kısımlarla ilgileniyoruz. Biz fiyat konusunu ayrı servislerin niteliği konusunda İçişleri ve Ulaştırma bakanlıklarımız ile üç bakanlık olarak ortaklaşa takip ediyoruz. Bir de bu servis hizmetlerini sunan vatandaşlarımız var. Modifiyeleri açısından bu kademeli geçişe konu edilmişti ama kamera her araçta zorunlu şu an.
İlkokulda 18 bin TL, üniversitede 100 bin TL
12 YILLIK ZORUNLU EĞİTİM: BİR KARAR ALMAK ZORUNDAYIZ
4+4+4 uygulaması 2011’de hayata geçirildi. Vatandaşımız neden şimdi değişiklik yapılıyor diye sorabilir. Neden getirildi bu uygulama, bunu anımsayalım. 28 Şubat’ta meslek lisesi ve imam hatip okullarının önünü kesmek için 8 yıllık zorunlu eğitim uygulamasına geçilmişti. Bu bir dayatmadır, antidemokratik uygulamadır. Çocuğunu imam hatip ya da meslek lisesine göndermek isteyen veliye ‘yasaklıyorum kardeşim’ demektir.
Bu antidemokratik uygulamayı ortadan kaldırmak için 8 yılı 4+4 şeklinde ikiye böldük. Doğru bir tedbirdi. Türkiye’de okullaşma oranı çok düşüktü. 2002 sonrası o güne kadarki dersliklerin tamamından daha fazla derslik yapıldığı için, daha fazla öğretmen alımı yapıldığı için Türkiye uluslararası ortalamaların üstüne çıktı. Çocuklarımız OECD ortalaması üzerinde bir imkana sahip. Yasakçı uygulamaları ortadan kaldırdıktan sonra şimdi farklı bir konuyu tartışmamız lazım. 12 yıllık zorunlu eğitim farklı toplumsal kesimlerde farklı şekillerde eleştiriliyor. Kamuoyundan yönelen eleştirileri ortadan kaldırmak için iyileştirmeler yapmalıyız. Bu parametreler ışığında 12 yıllık zorunlu eğitimi ele almıştık. Büyük oranda 12 yıllık zorunlu eğitimin süresinin azalması yönünde bir kamuoyu oluştu.Hükümet olarak bir karar almak durumundayız. O kararı aldığımızda paylaşacağız.
ÖĞRETMEN ATAMALARI
Hiçbir branşa pozitif ya da negatif ayrımcılık yapmadık. Branşlarla ilgili tercihlerimizi tamamen bilimsel kriterlere göre tanımlıyoruz.
ÖZEL OKULLAR
Özel okulların hepsini denetliyoruz. Sundukları hizmetin maliyetini sisteme girmelerini ve velilerle bunu şeffaf bir biçimde paylaşmalarını istiyoruz.
Geçen yıla oranla yönetmelikte tanımladığımız enflasyon farkından daha fazla ücret talep eden özel okullara hemen soruşturmamızı açıyoruz.
Özel okullar, bir önceki yılın enflasyon rakamlarını baz alıyorlar. Artık aralık ayının enflasyonunu değil, kayıt yaptıkları dönemin enflasyonunu alacaklar.Ders kitaplarımızın, özel okullarda ders kitabı olarak okutulmasını ısrarla istiyoruz ve bunun denetimini de yapacağız. Bu konuda özel okullara yaptırım uygulayacağız….

Reklam
Ağrı Dağı’nın zirvesinde saklanan korkunç sır ortaya çıktı! ‘İlk defa böyle bir şey gördüm’

Ağrı Dağı’nın zirvesinde saklanan korkunç sır ortaya çıktı! ‘İlk defa böyle bir şey gördüm’

Türkiye’nin en yüksek dağı olan ve 5 bin 137 metre rakımıyla dikkat çeken Ağrı Dağı’nın zirvesinde, buzul tabakasında oluşan çatlaklar ilk kez detaylı şekilde görüntülendi. Zirvedeki çatlaklar, küresel ısınma ve iklim değişikliği etkilerine dair önemli bir işaret olarak değerlendiriliyor.
İlginizi Çekebilir
Iğdır Ağrı Dağı Arama Kurtarma ve Dağcılık Spor Kulübü Başkanı Muhammed Akkuş Ağrı dağına yaptığı zirve tırmanışı sonrası karşılaştığı manzara karşısında şaşırdı. Akkuş 5 bin 137 metrede buzulların eridiğini ve bazı yerlerde çatlaklar oluştuğunu gördü. O anları cep telefonu ile kayıt altına alan Akkuş, sayısız defa Ağrı Dağı’na çıktığını ilk defa böyle bir durumla karşılaştığını dile getirdi.
“BUZULLAR BAYAĞI ÇEKİLMİŞ”
Akkuş, “Bu sene özellikle buzulla ilgili gözlemlediğim durumlar oldu. Geçen çıktığımda erimeler biraz daha azdı ama bu aralar çok hızlandı. Gözle görülebilir derecede çok hızlı bir şekilde erimeler oldu. Bunun videosunu 5 bin 137 metresinde o yüzden çektim. Zirvede Ağrı Dağı’nın özellikle bu güney kısmından neredeyse buzulu bitti. Kuzey kısmı Batı kısmında, batı kısmının da büyük bir kısmında ciddi bir erime var. Buzullar bayağı bir çekilmiş. Hatta buradan gözüktüğü gibi değil, iç kısımlarında daha çok erimeler var. Zirve kısmını gezdiğiniz zaman bu Ahura Bölgesi Cehennem Vadisi tarafına doğru indiğimizde oralarda artık buzul çatlaklarının çok ciddi anlamda belirgin olduğu ve ciddi anlamda artık bölünmeye kadar gidildiği gözlemlendi.

Ağrı Dağı’nın bu, Serdabulak tarafına baktığımız zaman o bölgede de neredeyse karın, zirveye kadar eridiğini gördüm. Yani bayağı bir çoraklaştığını gördüm. Bu ciddi anlamda bize endişe verici bir durum. Küresel ısınmanın bu kadar hızlı bir şekilde burada hissedilme durumu var. Bu şekilde giderse gelecek zamanda belki artık Ağrı Dağı buzulundan söz etmemiz bile mümkün olmayabilir. Bunun için yani bence küresel ısınmanın bu derece hızlı gidilmesinden dolayı bilinçli bir şekilde çevrelere sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi.
12 soruda savcı cinayeti! Savcı Ercan Kayhan’ın ölümünün arkasında yanıt aranan sorular kaldı……