BIST 100
14.113,49 0,15%
DOLAR
47,0357 0,02%
EURO
53,8433 0,56%
GRAM ALTIN
6.168,16 2,01%
FAİZ
41,24 0,76%
GÜMÜŞ GRAM
89,54 2,75%
BITCOIN
63.934,00 2,87%
GBP/TRY
63,0730 0,42%
EUR/USD
1,1446 0,57%
BRENT
84,96 1,99%
ÇEYREK ALTIN
10.084,94 2,01%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
31 °
Reklam

SİYASET

Köyde 12 yıllık bekleyiş son buldu: Mutluluktan 15 gündür uyku uyumuyoruz

Köyde 12 yıllık bekleyiş son buldu: Mutluluktan 15 gündür uyku uyumuyoruz

Kent merkezine 57 kilometre uzaklıkta bulunan ve Yıldız dağı eteğinde yer alan Yakupoğlan köyü, 1976 yılında Sivas merkez ilçeye bağlandı. Çevresindeki en büyük köy olma unvanını taşıyan Yakupoğlan köyü, 1998 yılında belde statüsüne dönüştürüldü ve belediye oldu. 3 dönem belediye olarak yönetilen yerleşim yeri, nüfusunun 2 bin kişinin altına düşmesi sebebiyle 2013 yılında tekrar köy statüsüne düşürüldü.
O günden itibaren hukuki mücadele yürüten Yakupoğlan köyü sakinleri, 12 yıllık beklentisine kavuştu. Köy muhtarı Mustafa Öztürk’ün girişimleri sonucu tekrar belde olmaya hak kazanan Yakupoğlanlılar, haberi sevinçle karşıladı.
“MUTLULUKTAN 15 GÜNDÜR UYKU UYUYAMIYORUZ”
Yakupoğlan’da yaşayan Haşim Karataş, “Türkiye genelinde kayıtlı en büyük köyüyüz. Burası en son 1999’da beldeydi. Kardeşim 2 dönem başkanlık yaptı. 3 dönem belde olarak kaldı. Köyün nüfusu 2 binin üzerinde olduğu için tekrar itiraz ettik. Şuan da beldemizi geri aldık hayırlı uğurlu olsun. Mutluluktan 15 gündür uyku uyuyamıyoruz” dedi.

“HAVALARA UÇASIM GELDİ”
Köyün tekrar belde olması için çok çaba sarf ettiklerini ifade eden Osman Çınar, “Belediyemiz gideli çok zaman geçti. Bu nedenle biz tekrar çalışıp uğraştık belediyeyi tekrar kazandık. İlk duyduğumuzda belediyeyi tekrar alamayacağımız söylendi. Buranın tekrar belde olduğunu duyduğum havalara uçasım geldi. Burada muhtar tek başına yetişemiyor” şeklinde konuştu.
“MUHTAR SEÇİLİRSEM BU BELDEYİ TEKRAR GETİRECEĞİMİ SÖYLEDİM”
Köyde bayram havasının yaşandığını ifade eden muhtar Mustafa Öztürk, “Muhtar seçilirsem bu beldeyi tekrar getireceğimi söyledim. Köyden arkadaşlar yasa çıktığını ve artık belde olamayacağını düşündüler. 5 yıl boyunca ben bu davayı bırakmadım. Kendi imkânlarım doğrultusunda ve arkadaşların maddi manevi destekleri sayesinde mücadeleye devam ettim. 15 yıl boyunca Ankara’ya gidip geldik. 2024 yılında tekrar muhtar adayı oldum ve kazandım. Ben bu süreçle ilgili ileride bir ışık olduğunu görüyordum. Gittim ve araştırmalarımı yapıp burada tekrar toplantılar yaptım. Bizim tekrar belde olma durumumuz yüzde 99’du. Dava bizim adımıza olumlu sonuçlandı ve mahkeme Yakupoğlan’ın belde olmasına karar verdi. Şu anda belde olduğumuz için mutluyuz. Belediye Başkanlığı’na Vali Yardımcımız İlhami Doğan vekalet ediyor” diye konuştu….

Diyarbakır’da çocuğu kaçırmaya çalışan şüpheli yakalandı!

Diyarbakır’da çocuğu kaçırmaya çalışan şüpheli yakalandı!

Olay, 27 Ağustos öğle saatlerinde Yenişehir Mahallesi Lise 1. Caddesi’nde meydana geldi. Bir kişi, tişörtünden tuttuğu erkek çocuğu zorla götürülmeye çalıştı. Bu sırada çocuğun ağlayarak ‘ağabey beni kurtar’ dediği inşaat malzemeleri satan esnaf Ahmet Aslan (42) şüpheliye müdahale etti.

Çocuk şüphelinin elinden kaçıp kurtuldu. Aslan’ın, şüpheliye müdahale ederken attığı yumruğun parke standına denk gelmesiyle 2 parmağı kırıldı.
Güpegündüz 9 yaşındaki çocuğu kaçırmaya kalkıştı! Esnaf kurtardı: Çocuklarınıza sahip çıkın

Şüpheli kaçarken, ihbar üzerine adrese polis ekipleri sevk edildi. Ailenin de şikayeti üzerine polis, çevredeki güvenlik ve Kent Güvenlik Yönetimi Sistemi (KGYS) görüntülerini incelemeye aldı.
9 yaşındaki çocuk kahraman esnaf sayesinde kurtuldu

Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ekiplerinin çalışmasıyla şüphelinin G.K. olduğu tespit edildi. G.K., saklandığı Bağlar ilçesi Bağcılar Mahallesi’nde bir cami bahçesinde yakalanarak gözaltına alındı. G.K.’nin emniyetteki işlemler devam ediyor.

Öte yandan, şüphelinin çocuğu kaçırmaya çalıştığı, Ahmet Aslan’ın da müdahale ettiği anlar ile olayın ardından ailenin Aslan’a yaptığı teşekkür ziyareti ve çocuğun Aslan’ın elini öpmeye çalışarak sarıldığı anlar güvenlik kamerasına yansıdı. (DHA)

Liseli Kübra'yı hayattan koparmıştı! 16 yaşındaki ehliyetsiz sürücü 145 kilometre hız yapmış

Liseli Kübra’yı hayattan koparmıştı! 16 yaşındaki ehliyetsiz sürücü 145 kilometre hız yapmış

Sürücünün ‘asli kusurlu’ olduğunun belirtildiği rapor da mahkemeye sunulurken, Kübra’nın ağabeyi Hasan Sofioğlu (26), “Vahimdir ki 16 yaşındaki bir katil, 145 kilometre hızla araçları sollayarak ve makas atarak gelmiş. Maalesef birçok açık ve ihmal var” dedi.
Halit Yukay’ın ölümü! Kara kutu incelemeye alındı: Sır dolu 16 dakikada neler oldu?
Kaza, 6 Mayıs’ta Kayapınar ilçesi Mahabat Bulvarı 75’inci Cadde’de meydana geldi. C.G. idaresindeki 21 AGP 252 plakalı otomobil, yolun karşısına geçmeye çalışan Kayapınar Fen Lisesi 12’nci sınıf öğrencisi Kübra Sofioğlu’na çarptı.

Kübra Sofioğlu metrelerce savrulurken, ihbarla olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ekiplerin incelemesinde, Kübra Sofioğlu’nun hayatını kaybettiği belirlendi. Kübra Sofioğlu’nun cenazesi otopsi işlemlerinin ardından Dicle ilçesi kırsal Pekmezciler Mahallesi’nde defnedildi. Ehliyetsiz sürücü C.G. ise gözaltına alınıp, tutuklandı. Kaza ayrıca güvenlik kamerasına yansıdı.

RAPORLAR ÇELİŞTİ
İddianamede; 12 Haziran’da trafik bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda araç sürücüsü C.G. ile Kübra Sofioğlu’nun ‘asli kusurlu’ olduğu; Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda ise Kübra Sofioğlu’nun ‘asli kusurlu’, C.G.’nin ‘tali kusurlu’ olduğu belirtildi. Sofioğlu ailesinin avukatı da yeni bir bilirkişi raporu talebinde bulundu.
ARACIN SAATTEKİ HIZI 145,4 KİLOMETRE
18 Haziran’da hazırlanan bilirkişi heyet raporuna göre de C.G.’nin ‘asli kusurlu’, Kübra Sofioğlu’nun ‘tali kusurlu’ olduğu tespit edildi. Raporda; video kayıtları dikkate alınarak aracın kayıt alanına girdiği bölgede fiziki ölçümler yapıldığı, hız tespitine referans alınacak uzunluğun 20,6 metre olarak belirlendiği, video kaydı dikkate alınarak aracın ölçüm alanına girdiği 0,51 saniyede yapılan hesaplamada; araç hızının saatte 145,4 kilometre olarak hesaplandığı belirtildi. Savcı da C.G.’nin ‘asli kusurlu’ olduğunu belirterek, iddianamede ‘Bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme’ suçundan sanığın cezalandırılmasını istedi.
C.G.’nin yargılandığı duruşma, Diyarbakır 2’nci Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada taraf avukatları ve C.G. hazır bulundu. İlk duruşmada, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame okundu.
‘ÖNÜMDE BULUNAN ARAÇ FREN YAPTI’
Duruşmada savunma yapan C.G., otomobilin 75-80 kilometre hızla ilerlediğini ileri sürerek, “Olay günü amcama ait araçla seyir halindeydim. Araçta 3 arkadaşım daha bulunuyordu. Aracın şoförlüğünü ben yapıyordum. Araçla 75-80 kilometre hızla seyir halindeyken önümde bulunan araç fren yaptı. Araca vurmamak için sol şeride kırdım, bu esnada önüme iki öğrencinin atladı. Bir kız çocuğuna çarpmak zorunda kaldım, pişmanım” dedi. Sanık ve taraf avukatlarının savunmasının ardından duruşma, 23 Eylül’e ertelendi.
‘OLASI KASTA DAİR ÇOK GÜÇLÜ İDDİALARIMIZ VAR’
Avukat Muhammet Tapancı, “Bu dosya bizim nezdimizde bir cinayettir. Çünkü birden fazla trafik ihlali söz konusudur. Bu olay, kamuoyunda da büyük bir yara açmıştır. Herkesin beklentisi, bu kişinin tatmin edici bir ceza almasıdır. Savcılık tarafından her ne kadar ‘Bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme’ nedeniyle dosya açılmışsa da bizim olası kasta dair çok güçlü iddialarımız ve emareler var. Bunların hepsini mahkemeye sunduk. Kişinin de olası kasttan ceza alması için ne gerekiyorsa yapacağız. Çünkü toplum vicdanı bunu gerektiriyor” dedi.

‘ALKOL VE UYUŞTURUCU TESTİ YAPILMIYOR’
Avukat Tapancı, “Biz alabileceği en ağır cezayı alabilmesi için dosyadaki delillerin hepsini mahkemeye sunduk. Kişi kaza yaptığı yerden kaçıyor. Akşam babası emniyete getiriyor. Ne hikmetse o gece ilk yapılması gereken alkol testi, uyuşturucu testi yapılmıyor. Ertesi gün saat 12.00’de yapılıyor. O saat geçene kadar da muhtemelen bütün deliller yok olmuştur. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından bu durumla ilgili bir rapor hazırlandı. Dosyadaki hiçbir delil ve emare değerlendirilmeden bir gerekçe sunulmadan sürücüye ‘tali kusur’, yayaya ise ‘asli kusur’ verildi. Biz bu raporlara itiraz ettik. Biz bu durumun taksir olduğunu düşünmüyoruz. Olası kasta girecek bir eylem türüdür” diye konuştu.
‘KARDEŞİMİN ÖLÜMÜNÜ DEFALARCA İZLEDİM’
Ağabeyi Hasan Sofioğlu da “Kız kardeşim dershanedeyken acıkmış, canı tavuk-pilav çekmiş. Bunun için karşıya geçmek istemiş. Vahimdir ki 16 yaşındaki bir katil, 145 kilometre hızla araçları sollayarak ve makas atarak gelmiş. Maalesef birçok açık ve ihmal var. Video kayıtları en başta sunulmadı. Görüntülerin hepsini kendim hazırlamak zorunda kaldım. Kardeşimin ölümünü defalarca izledim. Bizim için zor bir süreç. Alkol testi aynı gün yapılmamış. Ertesi gün yapılmış. Kardeşime, ‘asli kusur’ bırakmışlar. Şehir içi hız sınırı olan 70’i, hız sınırının 2 katına çıkarak 145 hızla ilerliyor. Bir kişinin ölümü değil, bir toplumun ölümü söz konusudur. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Kübra da hakim olma niyetindeydi. O şekilde ders çalışıyordu” dedi.

Reklam
Halit Yukay'ın ölümü! Kara kutu incelemeye alındı: Sır dolu 16 dakikada neler oldu?

Halit Yukay’ın ölümü! Kara kutu incelemeye alındı: Sır dolu 16 dakikada neler oldu?

4 Ağustos’ta saat 15.10’da Yalova’dan Bozcaada’ya gitmek üzere ‘Graywolf’ isimli teknesiyle denize açılan, ardından teknesi parçalanmış ve yarı batık halde bulunan iş insanı Halit Yukay’ın, 19 gün sonra 68 metre derinlikte ulaşılan cansız bedenine ulaşıldı. Cansız bedeninin çıkarılması için çalışmalar sürerken, olaya ilişkin soruşturma da sürüyor. Marmara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Ekinlik Adası’na çekilip vinçle karaya çıkarılan parçalanmış ‘Graywolf’ isimli teknede, kazanın nedeninin belirlenmesine yönelik bilirkişi incelemesi başlatıldı.

GEMİNİN ÖNÜNDE SÜRTME İZLERİ
Halit Yukay’ın parçalanmış yatına çarptığı öne sürülen geminin radar hareketleri ortaya çıkarken, Sahil Güvenlik ekiplerinin incelemesinde; kuru yük gemisinin ön tarafında sürtme izleri olduğu tespit edildi. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı, bölgedeki gemi trafiği ile ‘Arel 7’nin rotasını mercek altına aldı.

Gemideki sürtme izlerini gösteren 2 fotoğraf karesi de soruşturma dosyasına girdi. Kazadan 1 gün önce Çanakkale’de çekilen fotoğrafta geminin önünde herhangi bir iz görülmezken, 5 Ağustos’ta geminin yükünü götürdüğü İzmit’te çekilen fotoğrafta, ‘Arel 7’nin önündeki belirgin iz ve darbe dikkat çekti.

İlginizi Çekebilir
GÖRÜNTÜLER DOSYAYA GİRDİ
Yukay’ın teknesine çarptığı değerlendirilen ‘Arel 7’ isimli kuru yük gemisinin İzmit Limanı’na geldiği anların görüntüsü de ortaya çıktı. Güvenlik kamerası görüntülerinde; 5 Ağustos’ta saat 04.00 sıralarında limana yanaşan ‘Arel 7’nin kaptanı Cemal Tokatlıoğlu ile yanındaki mürettebatın saat 04.17’de gemiden inip, baş kısmına gelerek gemiye baktığı, ardından iskele baş tarafta durup, tekrar gemiye baktığı görüldü. Önünde belirgin sürtme izleri olduğu saptanan geminin fotoğraflarıyla birlikte bu görüntüler de soruşturma dosyasına girdi.
EŞLEŞME KRİMİNAL RAPORA DA YANSIDI
92 metre boyunda, 11 metre genişliğindeki geminin ön tarafındaki çiziklerin nasıl meydana geldiği araştırılırken, yük gemisinin sürtme izlerinin bulunduğu yerden ve Yukay’ın parçalanan teknesinde izlerin bulunduğu kısımdan alınan numuneler, Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’ne gönderildi. İnceleme sonucunda; Halit Yukay’ın parçalanan teknesi ile ‘Arel 7’nin önündeki sürtme izlerindeki boya kalıntılarının eşleştiği belirtildi.
Kriminal rapora göre; geminin tahrip olan ve ‘çarpma bölgesi’ olarak değerlendirilen kısmından alınan mikro düzeydeki örneklerle, Halit Yukay’ın teknesinden alınan örneklerdeki renk ve katmanların benzer fiziki yapıda olduğu tespit edildi.

KARA KUTU İNCELEME İÇİN YURT DIŞINA GÖNDERİLDİ
Halit Yukay’ın parçalanan teknesinde, teknenin ‘kara kutusu’ olan ve geminin seyir güzergahı, tarih ve saat gibi detayları içeren, ‘konsol’ olarak tabir edilen parçada yapılan ilk incelemeden sonuç elde edilemedi. Cihazın, detaylı inceleme için yurt dışına gönderildiği öğrenildi. Yukay’ın parçalanmış teknesine çarptığı öne sürülen ve ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçlamasıyla Yalova’da gözaltına alınıp, yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan ‘Arel 7’ isimli kuru yük gemisinin kaptanı Cemal Tokatlıoğlu, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı sonrası İstanbul’da yeniden gözaltına alınıp, tutuklandı.

İFADELERİNE BAŞVURULDU
4 Ağustos’ta Çanakkale’den aldığı çimentoları İzmit Limanı’na götürmek üzere yola çıkan ve Halit Yukay’ın teknesine çarptığı şüphesi ile Yalova Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından durdurulan ‘Arel 7’nin demirlediği Yalova demir sahasında, mürettebatın ifadelerine de başvuruldu. Seyir sırasında gemide kaptanla birlikte 13 mürettebat olduğu öğrenilirken, ifadesinde gözcü ve yardımcısının kaza saatlerinde yemeğe indiğini söyleyen kaptan Cemal Tokatlıoğlu’nun ‘otomatik kaptan’ sistemini açarak yerini terk ettiği ihtimalinin, kazaya neden olduğu değerlendiriliyor.

16 DAKİKALIK FARK
Marmara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma sürerken, ‘Arel 7’ gemisinin tutuklu kaptanı Cemal Tokatlıoğlu’nun avukatı Nuri Koray Kurun’un DHA muhabirine yaptığı açıklamada, Yukay’ın, oyuncu arkadaşı Kıvanç Tatlıtuğ ile konuştuğu sırada cep telefonu sinyalinin kesildiği saat ile ‘Arel 7’nin bölgeden geçtiği saat arasında 16 dakika fark olduğunu söyledi.
Nuri Koray Kurun, “Halit Yukay’ın telefon sinyali saat 17.09’da kesildi. Kuru yük gemisi, olay yerinden saat 17.25 sıralarında geçti ve 17.27’de de manevra yaparak enkazın çevresinde dolaştı. Herhangi bir yaralı görmediği için yoluna devam etti. Aradaki 10-15 dakikalık boşlukta ne yaşandığına ilişkin savcılık tarafından araştırma yapılması gerekmektedir. 9 kişi gemide çalışıyordu. 1 kişinin mutlaka gemiyi köprü üstünden kumanda etmesi gerekli ve vardiyada kaptan bulunuyordu” dedi.

YÜK GEMİSİNİN HAREKET KAYITLARINA DİKKAT ÇEKTİ
‘Arel 7’ gemisinin AIS/Otomatik Tanımlama Sistemi’ndeki hareket kayıtlarında, Eşgüdümlü Evrensel Zaman (UTC) göstergelerini de işaret eden Avukat Kurun, geminin, kaza kırımın olduğu bölgeden sinyal kesildikten 16 dakika sonra geçtiğini, haritaya göre UTC olarak 14.25 olan saatin, Türkiye kalıcı olarak UTC+3 saat dilimini kullandığı için 17.25 olarak okunması gerektiğini söyledi.
‘BU İZLERLE FİZİKSEL EŞLEŞME YAPILMIŞ’
Halit Yukay’ın teknesinden ve yük gemisinden alınan numune sonuçlarının fiziksel olarak birbirleriyle uyuştuğunu ancak kimyasal inceleme yapılmadığını da belirten Kurun, “Temel boya var. O boya rengiyle teknenin rengi aynı, gri renk. Geminin sacını korumak için yapılır. Bunun üstüne tekrar boya yapılır. Bu izlerle fiziksel eşleşme yapılmış. Gemide kullanılan boya ile teknede kullanılan boyanın içindeki kimyasalın araştırılması lazım, net bir sonuç elde edebilmek için” diye konuştu. (DHA)

Reklam
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: Yıl sonuna kadar komisyon çalışmaları sonlanacak

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: Yıl sonuna kadar komisyon çalışmaları sonlanacak

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, AA Editör Masası’nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Komisyonun en önemli özelliğinin “temsil gücü” olduğuna dikkat çeken Kurtulmuş, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen, grubu bulunan ve bulunmayan bir parti hariç bütün partilerin katıldığı, şimdiye kadar aldığı kararların tamamını da ittifakla almış olduğu bir komisyon” ifadelerini kullandı.
İlginizi Çekebilir
“KOMİSYON OLAĞANÜSTÜ YETKİLERLE DONATILMIŞ BİR KOMİSYON DEĞİL”
Komisyonun kendi yönergesini hazırlayarak çalışmaya başladığını belirten Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı;
“Türkiye’nin bütün birikmiş sorunlarını çözebilecek bir komisyon değil. Bu komisyon olağanüstü yetkilerle donatılmış bir komisyon değil.
Esasında, İmralı’dan gelen açıklama ve arkasından örgütün kendisini feshetme kararını ilan etmesi, sembolik olarak da silahları bırakmaya başlamasıyla birlikte sürecin gerektirdiği bir takım düzenlemelerin yapılabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de bir komisyona ihtiyaç vardı. Bu komisyon kuruldu.
Bu komisyonun şöyle bir özelliği var: Çok büyük bir temsil gücü var. Yani Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen, grubu bulunan ve bulunmayan bir parti hariç bütün partilerin katıldığı; şimdiye kadar aldığı kararların tamamını da ittifakla almış olduğu bir komisyon. Kendi yönergesini hazırladı ve çalışmaya başladı.
Yani burada bir yasa hazırlanmayacak, anayasa hazırlanmayacak. Neler yapılabileceğine ilişkin teklifler Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne hazırlanıp gönderilecek.
Alemdağ Spor Kulübü Başkanı Tuncay Meriç’in ölümüyle ilgili 1 şüpheli yakalandı
MİLLİ DAYANIŞMA, KARDEŞLİK VE DEMOKRASİ KOMİSYONU İSMİ NASIL BELİRLENDİ?
Şimdi şöyle, bir kere bu komisyon öyle çok kolay kurulmadı. Uzun görüşmelerle, müzakerelerle, aylar süren yoğun bir mesai ile kuruldu. Şuna gayret ettik: Herkesin görüşünü aldık. En ufak görünen grubun dahi parlamentoda söz sahibi olan arkadaşlarımızın bütün farklılıklarını yansıtabileceği bir temas zincirini yürüttük. Siyasi parti liderleriyle, parlamentodaki temsilcilerle konuşarak ismi de bu şekilde ortaya çıkardık. Onlarca isim teklifi oldu.
Burada beklentileri karşılamak önemli. Bunlardan bir tanesi millî dayanışma. Yani toplumdaki bu mesele vesilesiyle bir kere daha ezelî-ebedî kardeşliğimizi hatırlatmak. Bunu Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla; Sünnî’siyle, Alevî’siyle bütün toplum kesimlerinin en üst düzeyde bir dayanışmasının temin edilmesini sağlamak için bu komisyon bir araç olsun. Birisi buydu.
Kardeşlik tabii bizim ihtiyacımız olan ve sürekli duygularını artırmamız gereken bir olgu. Bunu da bir vurgu olarak koyduk. Tabii ki bu süreçle birlikte Türkiye’nin hem bu konuya bağlı hem de diğer geniş anlamda demokrasi meseleleri de burada gündeme gelecek, kaçınılmaz olarak gelecek. Türkiye’nin demokratik standartlarının daha da iyileştirilmesi için tekliflerin, görüşlerin bu komisyonda dile getirilmesi ve bunun sonunda da oluşacak bu görüşmeler sonucunda komisyonun aldığı kararları bir şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na sevk etmesi söz konusu olacak.
KOMİSYONDA KARARLAR NASIL ALINIYOR?
Komisyonda kararları beşte üç çoğunlukla alıyoruz. Daha doğrusu özellikle komisyonun nihai kararlarını alması, yasa hazırlıklarının yapılması gibi nitelikli konularda nitelikli çoğunluğa ihtiyaç var. Ve şimdiye kadar da çok şükür, dediğim gibi, beşte üçün de üzerinde aldığımız kararları hep ittifaklı olarak bugüne kadar getirdik.
Burada da çok katılımcı bir yol izledik. Bütün siyasi parti gruplarından ve grubu olmayan, bu komisyonun üyesi olan arkadaşlarımızdan isim teklif etmelerini söyledik. Dün akşam tekrar son tabloya bir kere daha baktım: 491 isim, yani kişi ve kurum ismi teklif edilmiş. Tabii ki bunların hepsini dinleyebilmek mümkün değil.
Ama şunu yapıyoruz: Hangi parti, hangi kişi kimleri teklif etmiş; bir ara kesit oluşturmaya ve ana akım diyelim ki önümüzdeki dönemde iş dünyasından temsilciler katılacak, sendikalardan temsilciler katılacak. Orada da ana akım, komisyonun önemli çoğunluğunun teklif etmiş olduğu isimleri buraya davet edeceğiz.
Gönlümüz arzu eder ki Türkiye’nin bütün sözü olan herkesi dinleyelim. Böyle bir vaktin olacağını zannetmiyorum. Süreci de çok uzatmadan, bir takım yanlış anlaşılmalara, zehirlenmelere, provokasyonlara asla mahal bırakmadan etkin bir şekilde yönetmemiz gerekiyor.
Ve şimdiye kadar olan süreçlerde de ana akım, Türkiye’nin bu konuyla ilgili temel aktörlerini, fikri olanları dinleyeceğiz. Yine önümüzdeki kararlaştırdığımız toplantılardan birisi iş dünyası, sendikalar; arkasından da çatışma çözümleri üzerinde uzman olan ve bu konuda çalışmalar yapmış olan akademisyenleri, sahada bu konuyla ilgili uygulamacıları dinleyeceğiz.
Mühim olan, burada herkesin kendi görüşünü dile getirmesi. Yani şöyle bir algıya da kamuoyumuzun sahip olmaması lazım: Komisyonda herkesin konuştuğu şey, komisyonun aldığı bir karar değildir. O kadar farklı konular gündeme geliyor ki… Her konuşmacı, ister bir kurumun temsilcisi olsun, isterse şahsı adına buraya gelmiş olsun, nihayetinde kendi kişisel görüşünü söylüyor, tekliflerini yapıyor ve bunlar en sonunda değerlendirilecek.

YIL SONUNA KADAR ÇALIŞMALAR SONLANACAK
Bunun için net bir tarih vermek istemiyorum. Ama zaten komisyonun hemen kuruluşunda aldığımız karar da 31.12.2025’te komisyon çalışmalarının sonlandırılmasıdır. Bunu kendi yönergemizde belirledik. Eğer gerekirse ikişer ay süreyle uzatılabilir. Ama benim şahsi kanaatim, mümkün olan en kısa süre içerisinde bunun tamamlanması ve komisyonun vazifesini ikmal ettiğini Türkiye kamuoyu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’yla paylaşmasıdır.
Komisyon üyesi arkadaşlarımızın her birisinin bir siyasi partisi olmasına rağmen, arkadaşlar burada parti tahassubuyla hareket etmiyorlar ya da parti öncelikleriyle hareket etmiyorlar. Burada herkes komisyonun üyesi. Teklifler geliyor, teklifler olgunlaşacak. Komisyon, yukarıdan, tepeden inme bir yasal düzenleme değil; olgunlaşarak bunlar gündeme getirilecek. Tekrar söylüyorum, ama kararı verecek olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Genel Kurulu’dur. Biz çerçeve oluşturacağız, teklifimizi yapacağız; diyeceğiz ki şu, şu, şu konularda, şu yönde bir yasaya, şu yasalara ihtiyaç var.
Bu masanın hep birlikte muktedir olması lazım. Biz bir şey yapmaya çalışıyoruz. Eğer herhangi bir şekilde yasa çıkarmak mevzu bahis olsaydı, zaten iktidar bloğunun istediği yasayı çıkaracak gücü parlamentoda var.
Mühim olan mesele, burada olgunlaştırarak ve ortaklaşarak Türkiye’nin ihtiyacı olan meseleleri, toplumun geniş kesimlerinin kabul edeceği şekilde yasalaştırmasını sağlamaktır.
Ukrayna Dışişleri Sözcüsü Milliyet.com.tr’ye konuştu: Diğerleri rol yaparken, Erdoğan sonuç aldı
“SİLAH BIRAKMA SEMBOLİK OLARAK ÇOK ÖNEMLİ”
Peki, PKK gerçekten kendisini feshetti mi? Buna karar verecek olan da Meclis’in komisyonu değildir. Nihayetinde bu bir silah bırakma işlemidir. Gerçekten sahada örgütün tamamen kendisini feshettiğinin görülmesidir. Bunun için de devletin ilgili güvenlik birimleri, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Milli İstihbarat Teşkilatımız başta olmak üzere sahada bütün bu gözlemlerini yaparlar, raporlarını ortaya koyarlar. Sonunda da Türkiye’nin en üst güvenlik kurulu olan Milli Güvenlik Kurulu der ki: “Evet, bu örgüt kendisini feshetmiştir.”
Silah bırakma sembolik olarak çok önemli, yani İmralı’nın açıklamasını çok değerli buluyorum. İmralı ne dedi? Bütün unsurlarıyla birlikte örgütün kendisini feshetmesini teklif etti. Buna mukabil örgüt bir araya gelerek kendisini fesheden ilan etti ve üçüncü adım olarak da sembolik bir törenle silahlar yakıldı.
Burada da şunu söylemek istiyorum: Asıl olan, terörün arkasındaki bütün unsurların ortadan kaldırılması, terörü oluşturan bataklığın kurutulmasıdır. Bugün bazıları şöyle bir eleştiride bulunuyor: “Efendim, ya bunlar eski silahları teslim ettiler.” E kardeşim, 50 yıllık, 100 yıllık cumhuriyetin 50 yılı terörle geçmiş. Ağır bir bedel ödemişiz. Bu terörün arkasında kimlerin olduğunu, hangi devletlerin hangi silah desteklerini, hangi istihbarat desteklerini, hangi siyasi destekleri verdiklerini biliyoruz. Gün gün, sene sene bunları yaşamışız.
“PKK’NINKENDİSİNİ FESHETME SÜRECİNİ HIZLANDIRMASI LAZIM”
Bu kadar büyük bir tecrübeden sonra, diyelim ki örgüt elindeki son tabancayı dahi teslim etse, eğer örgütü ortaya çıkaran bu bataklık kurutulmadan, bu şartlar, siyasi ve diğer şartlar ortadan kaldırılmadığı sürede, diyelim ki bir müddet sonra örgütü bu şekilde silahlandıran ülkelerin tekrar silahlandırması da aşikârdır.
Bu iş hayırlı bir iştir. Bu işin bir an evvel tamamlanması, bunun için de örgütün süratle silah bırakma ve kendisini feshetme sürecini hızlandırması lazım.
Beşiktaş’ta 2. Sergen Yalçın dönemi başlıyor! Sözleşme süresi belli oldu
“ÖZERKLİK KONUSU HİÇBİR ZAMAN GÜNDEME GELMEDİ”
Komisyon çalışmaları öncesinde, sırasında ve sonrasında, hiçbir şekilde “özerkliktir”, “bağımsızlıktır”, “ayrı bir bölge”, “Kürtçenin resmi dil olması” gibi talepler, bizim bulunduğumuz hiçbir ortamda gündeme gelmedi. Ve zaten böyle bir talebin olmadığı, aşikâr bir şekilde ilgilileri tarafından dile getiriliyor.
Hatta maalesef o kadar açık bir provokasyon oldu ki, bir milletvekili arkadaşımız komisyonda konuşulmamış, hiçbir şekilde dile getirilmemiş bir konuyu “madde madde komisyonda bugün şunlar şunlar, şu parti tarafından konuşuldu” diyerek tamamıyla yalan, yani her cümlesi yalan olan bir paylaşımda bulundu. Bu kabul edilemez. Yani bu süreci doğrudan doğruya baltalamaktır.
Biz onun için dedik ki: Gelin komisyonda siz de olun. Burada ne konuşuluyor? Karşı çıkacağınız konulara karşı çıkın, hassasiyetleriniz neyse onları söyleyin. Şimdi herkes komisyonda geliyor, kendi pozisyonu bakımından hassasiyetlerini söylüyor. Ama hiç kimsenin, böylesine önemli bir şekilde çalışan ve neredeyse Türkiye siyasi tarihinde görünmemiş bir siyasi ittifakla bugüne kadar getirdiğimiz komisyon çalışmalarını provoke etmesini doğru bulmadığımı ifade etmek isterim.
MECLİS ÖNÜNDE BEYAZ TOROS YAKILMASI
Yine açık söyleyeyim: Burada her ne kadar sıradan bir adli olay gibi görünse de, Meclis’in, komisyonun toplanacağı, ilk dinlemenin başlayacağı gün hemen önünde bir Beyaz Toros’un yakılması da herhalde tesadüf değildir. Bunların farkında olmamız lazım; yaptığımız işin ciddiyetine sahip olmamız lazım.
Çok net bir şey söyleyeceğim: Bu konu hiçbir şekilde ne kişisel ne de siyasi PR meselesi değildir. Eğer bu konuyu kazanırsak, hep beraber kazanacağız. Kaybedersek, maalesef, Türkiye’nin tekrar terörlü günlere dönmesinin ne ağır bir bedeli olacağını görüyoruz. Dolayısıyla burada herkes hassas olsun, dikkatli olsun. Kişisel ve siyasi PR’ların yeri yoktur. Buna tevessül edenleri de milletimiz görür.
‘TEKNOFEST Mavi Vatan’ halkın ziyaretine açıldı
“BİZİ ÇOK YAKINDAN İLGİLENDİREN İKİ TANE ÇOK ÖNEMLİ GELİŞME VAR”
Şunu söylemek isterim: Öncelikle yeni bir durum söz konusu. Sadece Suriye’de değil, bölgede yeni bir durum söz konusu. Yeni durumda bizi çok yakından ilgilendiren iki tane çok önemli gelişme var.
Bunlardan birisi İsrail’in akıl almaz, izansız, vicdansız, insafsız, hukuksuz bir şekilde sürdürdüğü “altın vuruşunu” gerçekleştirme çabasıdır. Yani kendisine vaat edilen “arz-ı mevut” dedikleri, hamasi, irrasyonel bir ideolojinin peşinde artık koşmanın ötesinde, onu gerçekleştirme noktasına gelmiş. Zaten bu, on yıllardır devam eden bir süreç. Gazze’deki soykırımla birlikte bu artık sınırı tanımaz bir noktaya geldi. Bölgedeki bütün devletleri tehdit ediyor. Tehdidi sözle değil, silahla, bombayla yapıyor. İran’ı vuruyor, Lübnan’ı vuruyor, Suriye’yi vuruyor, Yemen’i vuruyor. Bölgedeki bütün ülkeleri tamamıyla kontrolü altına almaya çalışıyor.
Şimdi böyle bir ortamda küresel emperyalizm çok klasik bir yönteme başvurdu. İsrail’in de bunu kullanmaya çalıştığını görüyoruz. O da nedir? Etnik ve mezhebi farklılıklar üzerinden bölgeyi parçalamak. Zaten uzun yıllardır bu gerçekleştirilmiş. Irak’ın, Yemen’in, Suriye’nin, Libya’nın ve Sudan’ın durumu ortada.
Dolayısıyla bu yeni duruma göre, İsrail’in saldırganlığıyla birlikte artık çok hayati bir tehdit haline gelen, Türkiye için de hayati bir tehdit haline gelen bu yeni durumu karşılamak için Türkiye’nin etnik ve mezhebi farklılıkları ortadan kaldıracak kendi tedbirlerini alması gerekir. Bunun yolu barış ve kardeşlikten geçiyor. Biz kendi iç kalemizi tahkim etmek ve bunun dışında da Irak’ta olsun, Suriye’de olsun, bütün farklı etnik kökenlerin ve mezhebi kökenlerin ortak bir yönetim altında buluşmasını temin etmemiz gerekir.
Bu anın vacibidir. Zamanın gereği budur. Türkiye bunu yapmak mecburiyetindedir. Bunun için biz, Suriye’deki kardeşlerimizin hiçbirisini halk olarak ayırmamalıyız: “Bu Türkmen’dir, bu Arap’tır, bu Kürt’tür, bu Ezidi’dir, bu falanca gruptandır” diye ayırmamalıyız.
Dolayısıyla burada önemli bir gelişme de Suriye yönetiminin değişmesidir. Suriye yönetiminde Kürdün kimliğinin olmadığı, pasaportunun olmadığı eski bir Suriye’den bahsediyoruz. Hiçbir kimsenin insan hakkının olmadığı, hayat hakkının dahi bulunmadığı bir Suriye’den bahsediyoruz. Çok şükür, 11 yıllık çok ağır bir tablodan sonra Beşar Esad rejimi değişti ve orada yeni bir yönetim kuruldu. Onun da getirdiği büyük sancıların olduğunun farkındayız.
Bu yönetime bizim en temel özel tavsiyemiz nedir? En başından itibaren burada bütün farklı etnik ve mezhebi grupların bir çatı altında toplandığı üniter bir yapının sağlanması ve herkesin söz hakkının olduğu bir demokrasiye doğru geçişin temin edilmesidir.
Şunu da açık söyleyeyim: Suriye’deki bütün unsurlar için söylüyorum, oradaki Kürtler için de söylüyorum; herhalde Suriye Kürtleri yayılmacı, emperyalist, İsrail’in emellerine hizmet edecek bir hayalin içinde olmazdı.”
Alişan’dan Mourinho’ya çok sert tazminat tepkisi: Haram olsun…

Süt alerjisi olan 5 yaşındaki Eliz ilk kez dondurma yiyebildi!

Süt alerjisi olan 5 yaşındaki Eliz ilk kez dondurma yiyebildi!

Buca ilçesinde yaşayan Selin Kaya, kızı Eliz Ölmez’e 6 aylıkken yoğurt yedirdikten sonra ağzının kenarlarında kızarıklıklar oluştuğunu gördü.
Kızının 9 aylıkken benzer rahatsızlığı yaşaması üzerine Kaya, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu.
Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Kliniği’nde Prof. Dr. Demet Can tarafından muayene edilen bebeğin yapılan tetkiklerinde inek sütüne alerjisi olduğu belirlendi.
Can, Eliz’in süte olan alerjisinin devam etmesi üzerine 3,5 yaşındayken yeni bir tedavi sürecini başlattı. Yaklaşık 1,5 yıl uygulanan tedavi sayesinde küçük kız, inek sütünden yapılan peynir ve dondurmayı yiyebildi.
Diyarbakır’da çocuğu kaçırmaya çalışan şüpheli yakalandı!

“VÜCUDUN SÜTÜ TOLERE ETMEYİ ÖĞRENMESİNİ SAĞLADIK”
Prof. Dr. Demet Can, AA muhabirine, Türkiye’de son 10 yılda bebeklerde görülen inek sütü alerjilerinin çok arttığını söyledi.
Eliz’e bebeklik döneminde yaptıkları alerji testinde yüksek değerler çıktığını dile getiren Can, tedavi sürecini şöyle anlattı:
Alıntı Metni

“İLK DEFA DONDURMA YEDİ”
Anne Selin Kaya da kızının süte karşı alerjisi olduğu için yıllarca kendisinin de süt tüketmediğini dile getirdi.
Tedavi süreci hakkında bazı tereddütlerinin olduğunu belirten Kaya, “Biraz tedirgin oldum aslında ama başka da çaremiz yoktu. Ya hiç geçmeyecekti ya da bu şekilde bir deneme yapacaktık. Denemeye karar verdik. 1,5 senedir bu süreç devam ediyor. Çok küçük dozlarla başladık. Bu sürece kadar geldik. Dondurma yiyoruz, peynir yedik, ayran içtik, yoğurt yedik.” dedi.
Köy evinin bahçesine yerletirdi: Bölgeye değer kattı

Bu süreçte zorluklar yaşadıklarını ve kızının ilk kez dondurma yediğini anlatan Kaya, şunları kaydetti:
Alıntı Metni…

Numan Kurtulmuş: Yıl sonuna kadar komisyon çalışmaları sonlanacak

Numan Kurtulmuş: Yıl sonuna kadar komisyon çalışmaları sonlanacak

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, AA Editör Masası’nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Komisyonun en önemli özelliğinin “temsil gücü” olduğuna dikkat çeken Kurtulmuş, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen, grubu bulunan ve bulunmayan bir parti hariç bütün partilerin katıldığı, şimdiye kadar aldığı kararların tamamını da ittifakla almış olduğu bir komisyon” ifadelerini kullandı.
İlginizi Çekebilir
“KOMİSYON OLAĞANÜSTÜ YETKİLERLE DONATILMIŞ BİR KOMİSYON DEĞİL”
Komisyonun kendi yönergesini hazırlayarak çalışmaya başladığını belirten Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı;
“Türkiye’nin bütün birikmiş sorunlarını çözebilecek bir komisyon değil. Bu komisyon olağanüstü yetkilerle donatılmış bir komisyon değil.
Esasında, İmralı’dan gelen açıklama ve arkasından örgütün kendisini feshetme kararını ilan etmesi, sembolik olarak da silahları bırakmaya başlamasıyla birlikte sürecin gerektirdiği bir takım düzenlemelerin yapılabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de bir komisyona ihtiyaç vardı. Bu komisyon kuruldu.
Bu komisyonun şöyle bir özelliği var: Çok büyük bir temsil gücü var. Yani Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen, grubu bulunan ve bulunmayan bir parti hariç bütün partilerin katıldığı; şimdiye kadar aldığı kararların tamamını da ittifakla almış olduğu bir komisyon. Kendi yönergesini hazırladı ve çalışmaya başladı.
Yani burada bir yasa hazırlanmayacak, anayasa hazırlanmayacak. Neler yapılabileceğine ilişkin teklifler Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne hazırlanıp gönderilecek.
Alemdağ Spor Kulübü Başkanı Tuncay Meriç’in ölümüyle ilgili 1 şüpheli yakalandı
MİLLİ DAYANIŞMA, KARDEŞLİK VE DEMOKRASİ KOMİSYONU İSMİ NASIL BELİRLENDİ?
Şimdi şöyle, bir kere bu komisyon öyle çok kolay kurulmadı. Uzun görüşmelerle, müzakerelerle, aylar süren yoğun bir mesai ile kuruldu. Şuna gayret ettik: Herkesin görüşünü aldık. En ufak görünen grubun dahi parlamentoda söz sahibi olan arkadaşlarımızın bütün farklılıklarını yansıtabileceği bir temas zincirini yürüttük. Siyasi parti liderleriyle, parlamentodaki temsilcilerle konuşarak ismi de bu şekilde ortaya çıkardık. Onlarca isim teklifi oldu.
Burada beklentileri karşılamak önemli. Bunlardan bir tanesi millî dayanışma. Yani toplumdaki bu mesele vesilesiyle bir kere daha ezelî-ebedî kardeşliğimizi hatırlatmak. Bunu Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla; Sünnî’siyle, Alevî’siyle bütün toplum kesimlerinin en üst düzeyde bir dayanışmasının temin edilmesini sağlamak için bu komisyon bir araç olsun. Birisi buydu.
Kardeşlik tabii bizim ihtiyacımız olan ve sürekli duygularını artırmamız gereken bir olgu. Bunu da bir vurgu olarak koyduk. Tabii ki bu süreçle birlikte Türkiye’nin hem bu konuya bağlı hem de diğer geniş anlamda demokrasi meseleleri de burada gündeme gelecek, kaçınılmaz olarak gelecek. Türkiye’nin demokratik standartlarının daha da iyileştirilmesi için tekliflerin, görüşlerin bu komisyonda dile getirilmesi ve bunun sonunda da oluşacak bu görüşmeler sonucunda komisyonun aldığı kararları bir şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na sevk etmesi söz konusu olacak.
KOMİSYONDA KARARLAR NASIL ALINIYOR?
Komisyonda kararları beşte üç çoğunlukla alıyoruz. Daha doğrusu özellikle komisyonun nihai kararlarını alması, yasa hazırlıklarının yapılması gibi nitelikli konularda nitelikli çoğunluğa ihtiyaç var. Ve şimdiye kadar da çok şükür, dediğim gibi, beşte üçün de üzerinde aldığımız kararları hep ittifaklı olarak bugüne kadar getirdik.
Burada da çok katılımcı bir yol izledik. Bütün siyasi parti gruplarından ve grubu olmayan, bu komisyonun üyesi olan arkadaşlarımızdan isim teklif etmelerini söyledik. Dün akşam tekrar son tabloya bir kere daha baktım: 491 isim, yani kişi ve kurum ismi teklif edilmiş. Tabii ki bunların hepsini dinleyebilmek mümkün değil.
Ama şunu yapıyoruz: Hangi parti, hangi kişi kimleri teklif etmiş; bir ara kesit oluşturmaya ve ana akım diyelim ki önümüzdeki dönemde iş dünyasından temsilciler katılacak, sendikalardan temsilciler katılacak. Orada da ana akım, komisyonun önemli çoğunluğunun teklif etmiş olduğu isimleri buraya davet edeceğiz.
Gönlümüz arzu eder ki Türkiye’nin bütün sözü olan herkesi dinleyelim. Böyle bir vaktin olacağını zannetmiyorum. Süreci de çok uzatmadan, bir takım yanlış anlaşılmalara, zehirlenmelere, provokasyonlara asla mahal bırakmadan etkin bir şekilde yönetmemiz gerekiyor.
Ve şimdiye kadar olan süreçlerde de ana akım, Türkiye’nin bu konuyla ilgili temel aktörlerini, fikri olanları dinleyeceğiz. Yine önümüzdeki kararlaştırdığımız toplantılardan birisi iş dünyası, sendikalar; arkasından da çatışma çözümleri üzerinde uzman olan ve bu konuda çalışmalar yapmış olan akademisyenleri, sahada bu konuyla ilgili uygulamacıları dinleyeceğiz.
Mühim olan, burada herkesin kendi görüşünü dile getirmesi. Yani şöyle bir algıya da kamuoyumuzun sahip olmaması lazım: Komisyonda herkesin konuştuğu şey, komisyonun aldığı bir karar değildir. O kadar farklı konular gündeme geliyor ki… Her konuşmacı, ister bir kurumun temsilcisi olsun, isterse şahsı adına buraya gelmiş olsun, nihayetinde kendi kişisel görüşünü söylüyor, tekliflerini yapıyor ve bunlar en sonunda değerlendirilecek.
KOMİSYON ÇALIŞMALARI NE ZAMAN NİHAYETE ERECEK?
Bunun için net bir tarih vermek istemiyorum. Ama zaten komisyonun hemen kuruluşunda aldığımız karar da 31.12.2025’te komisyon çalışmalarının sonlandırılmasıdır. Bunu kendi yönergemizde belirledik. Eğer gerekirse ikişer ay süreyle uzatılabilir. Ama benim şahsi kanaatim, mümkün olan en kısa süre içerisinde bunun tamamlanması ve komisyonun vazifesini ikmal ettiğini Türkiye kamuoyu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’yla paylaşmasıdır.
Ukrayna Dışişleri Sözcüsü Milliyet.com.tr’ye konuştu: Diğerleri rol yaparken, Erdoğan sonuç aldı…

Reklam
Bakan Yerlikaya: Çekmeköy’de jandarma aracına çarpan TIR sürücüsü gözaltına alındı

Bakan Yerlikaya: Çekmeköy’de jandarma aracına çarpan TIR sürücüsü gözaltına alındı

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, olayla ilgili yaptığı açıklamada tırda yapılan aramada bir miktar uyuşturucu madde ele geçirildiğini, şoförün yapılan tahlilinde de madde kullanımının tespit edildiğini bildirdi.
Kazada yaralanan Uzman Jandarma Kademeli Çavuş Hasan Doğan ve Uzman Çavuş Mustafa Karahaliloğlu’nun yanı sıra yaralanan vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Bakan Yerlikaya, “Trafik bir yaşam alanıdır; direksiyon başına geçen herkesin sorumluluğu büyüktür. Ülkemizde trafik kültürünü yerleştirmek için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.
Şoför rahatsızlandı, ikinci kaptan yetişemedi! Otobüs faciasından yeni görüntüler
Ali Yerlikaya’nın açıklaması şöyle;
“İstanbul Çekmeköy’de Hüseyinli Gişelerine ve otoyol jandarma aracımıza çarpan tır ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda;
TIR şoförü Y.Ö gözaltına alınmış, TIR’da yapılan aramada bir miktar uyuşturucu madde bulunmuş, TIR şoförünün yapılan tahlilinde ise madde tespit edilmiştir.
Kazada yaralanan Uzman Jandarma Kademeli Çavuş Hasan Doğan ve Uzman Çavuş Mustafa Karahaliloğlu ile yaralanan vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.
Trafik bir yaşam alanıdır; direksiyon başına geçen herkesin sorumluluğu büyüktür. Ülkemizde trafik kültürünü yerleştirmek için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.”

NE OLMUŞTU?
Çekmeköy Kuzey Marmara Otoyolu’nda şoförünün direksiyon hakimiyetinin kaybettiği TIR, kontrol noktasındaki jandarma aracına çarptı. Kaza, saat 11.30 sıralarında Kuzey Marmara Otoyolu’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; Hüseyinli gişelerinden çıkış yapan çıkış yapan 34 R 0717 plakalı TIR, şoförünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi üzerine kontrol noktasındaki jandarma aracına çarptı.

Kazanın etkisiyle savrulan ekip aracı yol kenarındaki sulama kanalına düştü. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kazada ekip aracında bulunan 2 jandarma personeli ve TIR’da bulunan 2 şoför ile bölgedeki 1 kişi yaralandı. 5 kişiye ilk müdahaleyi olay yerinde yapan sağlık ekipleri, yaralıları hastaneye kaldırdı. Su kanlına düşen Jandarma aracı çekici ile olay yerinden kaldırılırken kazayla ilgili inceleme başlatıldı.

KAZA KAMERADA
5 kişinin yaralandığı kaza güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde, hızla ilerleyen TIR’ın gişeleri ayıran beton bariyere çarparak kontrolden çıktığı ve kontrol noktasındaki jandarma aracına çarptığı görülüyor.

Fenerbahçe, Jose Mourinho ile yollarını ayırdığını resmen açıkladı! İşte tazminatı…