BIST 100
14.092,02 -1,60%
DOLAR
47,0386 0,03%
EURO
53,5536 0,02%
GRAM ALTIN
6.057,92 0,19%
FAİZ
40,93 0,44%
GÜMÜŞ GRAM
87,03 -0,13%
BITCOIN
62.478,00 0,53%
GBP/TRY
62,8058 -0,01%
EUR/USD
1,1385 0,04%
BRENT
84,95 1,98%
ÇEYREK ALTIN
9.904,69 0,19%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
22 °
Reklam

SİYASET

Fay hattı kayıyor: Gelenbe Fayı depremler üretmeye başladı

Fay hattı kayıyor: Gelenbe Fayı depremler üretmeye başladı

Kendi yaşadığı bölge olan Balıkesir’de 10 Ağustos’ta meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki deprem sonrası yaşanan binlerce artçı sarsıntıyı değerlendiren Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan, deprem aktivitesinin doğuya doğru kaymakta olduğunu söyleyerek Gelenbe Fayı’nın da küçük ölçekte depremler üretmeye başladığını söyledi.
İlginizi Çekebilir
Aykan, “Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen depremler vatandaşlarda tedirginliğe neden oldu. 4 ve 5.1 büyüklüklerinde artçı depremlerin olması normal. Daha çok deprem fırtınasına benziyor. Bu büyüklüklerde depremler, uzun bir süre daha devam edecektir. Depremler, Sındırgı Fayı’nın olduğu bir bölgede devam ediyor. Sındırgı Fayı’nın batı kısmında, kuzey güney doğrultulu, Gelenbe Fayı var. Gelenbe Fayı’nda 2019’da kuzey ucunda 5 büyüklüğünde deprem meydana gelmişti ve uzun süre artçılar devam etmişti. Şu anki deprem aktivitesinin doğuya doğru ilerlemiş olduğunu görüyoruz. Belli zamanlarda bir deprem fırtınası şeklinde gelişiyor. Depremlerin hemen yakınındaki faya transferi sonucunda, Gelenbe Fayı’nda da küçük ölçekte depremler meydana geliyor. Depremlerin transferi devam ederse Balıkesir’de yeni depremler gelişebilir” ifadelerine yer verdi.

“BİNANIZI KONTROL ETTİRİN”
Aykan, bölgedeki binaların kontrol edilmesi gerektiğini ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı:
“Sındırgı’da uzun bir süre depremler devam edecektir. Dolayısıyla 4 büyüklüğünün üzerindeki depremlerde, hasar gören binaların, yapısal hasarların kontrol edilmesi gerekmektedir. Genellikle bu tür deprem fırtınaları büyük bir yıkıma yol açmaz, fakat depremler uzun bir süre devam edebilir, bu yüzden evlerde oluşan yapısal hasarların kontrol ettirilmesi gerekir. Vatandaşlarımızın bu yönde önlem almaları ve artçı sarsıntılara karşı bilinçli olmaları ve dikkatli olmaları gerekir.”…

Düğünde drona para takmaya çalıştı! Az kalsın elinden oluyordu

Düğünde drona para takmaya çalıştı! Az kalsın elinden oluyordu

Halaydakilerin üzerine fırlayan dron önce halaydakilere çarptı, sonra düştü. O anlar sosyal medyada beğeni yağmuruna tutuldu.
DÜĞÜNDE DRONA PARA TAKMA DENEMESİ KAZAYLA BİTTİ
Bursa’da sosyal medyada içerik üreten Soner Aydın(32), memleketi Giresun’da yeğeninin sünnet düğününe gitti. Düğüne dron operatörü arkadaşı ile birlikte giden Aydın, ağabeyinden drona para takmasını söyledi.
İlginizi Çekebilir
Ağabeyi halay esnasında kendisine yaklaşan drona para takarken yanlışlıkla eli pervanelere çarptı. Çarpmayla birlikte dengesini kaybeden dron halayda bulunan davetlilere çarparak düştü. O anlar hem dron kamerasına hem de davetlilerin cep telefonuyla kayıt altına alınırken, sosyal medyaya yüklenen video beğeni rekorları kırdı.
Düğünde yaşanan o anları anlatan Soner Yalçın, “Ağabeyimin oğlunun sünnet düğünü için Giresun’a gittim. Drone operatörü arkadaşımı da yanıma aldım. Ağabeyime de drona para takmasını söyledim. Ağabeyim hem halayı bırakmadı hem de para takmaya kalkıştı. O sırada parayı sıkıştıracak yer bulamayınca eli pervanelere çaptı. Dronda dengesini kaybederek halaydakilere çarptı. Neyse ki kimseye bir şey olmadı, dronda sağlam. Bizim için de güzel bir anı oldu. Sosyal medyaya yüklediğimizde video oldukça izlendi. İnsanların tepkileri de güzel. Buradan çıkarılan sonuç düğünde drona para takmayın, gidin droncunun cebine para sıkıştırın” ifadelerini kullandı.

Bankalar kampanyaları güncelledi! Yeni müşteriye düşük faizli kredi…

Reklam
80 yıllık dede mirası kuyuda korkunç manzara! ‘Hayatımda ilk kez gördüm’

80 yıllık dede mirası kuyuda korkunç manzara! ‘Hayatımda ilk kez gördüm’

Türkiye’nin tarım başkenti olarak bilinen Konya Ovası, tehlikeli boyutlara ulaşan kuraklık ve aşırı su tüketimi nedeniyle ciddi bir riskle karşı karşıya.
Yıllardır azalan yağışlar ve bilinçsiz tarımsal sulama, yeraltı sularının hızla çekilmesine ve beraberinde obruk oluşumlarının artmasına neden oluyor.
İlginizi Çekebilir
Sarayönü ilçesinde yaşayan çiftçi Ramazan Yılmaz, 80 yıldır kullandıkları kuyunun durumunun kuraklığın boyutunu gözler önüne serdiğini belirtti.
Yılmaz, dedelerinden kalma bahçe sulamasında kullandıkları 80 yıllık kuyularında ilk kez su bittiğini vurgulayarak, “3-4 metreden su çıkıyordu ama kurudu. Hayatımda ilk kez kuyunun susuz kaldığını gördüm. Şimdi kuyuyu derinleştirmeye suya ulaşmaya çalışıyoruz kaç metrede bulacağız bilmiyoruz” dedi.
Özel temsilci Barrack, yarı özerliklik hedefini açık etti: ABD’den Suriye’de rota değişikliği sinyali
“BÖLGEDE TEHLİKE ÇANLARI ÇALIYOR”
Tarımsal sulama kullandıkları kuyularında ise 7-8 yıl öncesine kadar 20-30 metreden su çıktığını ancak şimdilerde 200 metreye kadar indiğini anlatan Yılmaz, “Hem tarlada hem bahçede her yıl daha da derine inmek zorunda kalıyoruz. Suyumuz tamamen tükeniyor, bölgede tehlike çanları çalıyor” diye konuştu.

Bölgedeki çiftçiler, bu durumun bitkisel üretimi olumsuz etkilemesinden endişe duyuyor. Yeraltı sularının tükenmesi, Konya Ovası’ndaki tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.
Yetkililer, bu durumun önüne geçmek için modern sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve su tasarrufu bilincinin artırılması gerektiğine dikkati çekiyor.
Çiftçiler de su kaynaklarının etkin ve bilinçli kullanılması çağrısında bulunuyor. Kuraklık, tüm bölge için ciddi bir endişe kaynağı oluşturuyor ve bu tehlikeli gidişata karşı acil önlemler alınması gerektiği vurgulanıyor.
Bankalar kampanyaları güncelledi! Yeni müşteriye düşük faizli kredi…

Ölümcül akım! Bir nefeslik oyun, son nefesiniz olabilir

Ölümcül akım! Bir nefeslik oyun, son nefesiniz olabilir

Çiğdem Yılmaz / Haber Merkezi – Son dönemde sosyal medyada çocuklar arasında giderek yayılan ve “bayılma-bayıltma akımı” olarak adlandırılan Blackout Challenge (bayılma oyunu) tehlikeli oyun hem Türkiye’de hem de dünyada büyük endişe yaratıyor. Özellikle 12-15 yaş aralığındaki çocukların birbirlerini nefessiz bırakarak bilincini kaybettirmesi üzerine kurulu bu akım “eğlence” adı altında ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. İki gün önce Esenyurt’ta kaydedilen görüntülerde çocukların bu oyunu denediği ve birbirlerini bayıltarak kayıt altına aldığı ortaya çıktı.
Özel temsilci Barrack, yarı özerliklik hedefini açık etti: ABD’den Suriye’de rota değişikliği sinyali
Ailelerden dava
30 yılı aşkın süredir bilinen oyun bazı yıllarda bazı ülkelerde popüler hale geliyor. ABD’deki 88 okulda yapılan anket, ergenlerin yüzde 9’unun bu oyunu denediğini ortaya koydu. 1995-2007 döneminde boğulma oyunu ve diğer boğma faaliyetlerine atfedilen 82 ölüm bildirdi; kurbanların çoğu 11-16 yaş arası ergen erkeklerdi. Tehlikenin ciddiyetini gösteren en çarpıcı örneklerden biri ise İngiltere’de yaşandı. 12 yaşındaki Sebastian adlı çocuk, TikTok’ta yayılan bu akıma katıldıktan sonra bilincini kaybederek hayatını kaybetti. Sebastian’ın ölümü, dünya genelinde aileleri alarma geçirdi. Daha önce de İngiltere’de Isaac Kenevan (13), Archie Battersbee (12), Julian Sweeney (14) ve Maia Walsh’un (13) benzer şekilde yaşamlarını yitirdiği öne sürülmüştü. Aileler, bu yılın şubat ayında TikTok ve ana şirketi ByteDance’e karşı ABD’nin Delaware Eyaleti’nde haksız ölüm davası açarak adalet arayışına girdi.
Bankalar kampanyaları güncelledi! Yeni müşteriye düşük faizli kredi
BLACKOUT CHALLENGE NEDİR?
“Passout Challenge”, “Boğulma Oyunu”, veya “Bayılma Oyunu” olarak bilinen Blackout Challenge, uyarılara rağmen yıllardır ortalıkta dolaşıyor. Tıp uzmanları, bu eğilimin bayılmaya, beyin hasarına, nöbetlere ve hatta ölüme yol açabileceği konusunda uyarıyor. Bu oyunu oynayanların bir süreliğine nefeslerini keserek kendinden geçmeyi amaçladığı belirtiliyor. Oyuna katılanlar, ikinci bir kişinin yardımıyla ya da kemer, halat, kablo gibi malzemelerle kendi kendilerine boğazlarına baskı uygulayarak beyne oksijen akışını bir süreliğine durduruyor. Oyunun aşamaları ilerledikçe bu süre gittikçe artıyor. Genellikle yaşı küçük çocukların oynadığı bu oyunun ölümcül sonuçları oluyor.
UZMANLARINA SORDUK
AİDİYET VE KİMLİK ARAYIŞI
Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Ayşe Topak, bu tehlikeli akımın ciddi fizyolojik ve psikolojik riskler barındırdığına dikkat çekerek şunları aktardı: “Bayıltma- bayıltma oyunu gibi ölümcül akımlar çocuk ve ergenler üzerinde çok yönlü olumsuz etkilere yol açabilir. Bu tarz akımlar riskin normalleştirilmesine, hatta ödüllendirilmesine yol açar. Özellikle sosyal medyada görünür olmak isteyen ergenler, bu tarz akımlara katıldıklarında cesur, gruba ait, popüler ve benzeri gibi kimlikler edinme yanılsaması yaşar. Oyun sırasında bayıltılan çocukta, kısa süreli bilinç kaybının yanı sıra, sonrasında panik atak, yoğun korku ya da travmatik stres belirtileri görülebilir.
Sivrisinekler neden bazı insanlara daha çok musallat oluyor? CO fazlaysa ısırıyorlar!
Bedeli kalıcı olabilir
Ergenlerin risk alma ve sınır deneme ihtiyacı doğaldır. Bu ihtiyacın daha güvenli yollarla (spor, yaratıcı etkinlikler, takım oyunları) karşılanması sağlanmalı. Medya okuryazarlığını aşılanmalı. Akımların önüne geçmek için okul ve yerel yönetimler bilinçlendirme çalışmaları yapılabilir. Ebeveynlerkonuşarak neden-sonuç ilişkisini anlatmalı.”
Erken uyarı sistemi
Topak, “Sınıflarda bu tür akımların sonuçlarına dair bilgilendirme yapılmalı, riskli davranışları küçümsemek veya görmezden gelmek yerine öğrencilerin merakını giderecek güvenli açıklamalar yapmak, öğrenciler arasında dışlanma veya zorbalık belirtilerine dikkat etmek ve ailelerle iş birliği yaparak erken uyarı sistemleri oluşturmak çok faydalı olacaktır” dedi.
‘Süreç ölüme kadar uzar’
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, bu ölümcül akımın kişinin nefes almasını engellediğini, beyne giden oksijeni azalttığını belirterek, “Beyin 6 saniyeden fazla oksijensizliğe dayanamaz. Bu süre aşıldığında beyin hasarı, bilinç kaybı, felç, konuşma bozukluğu, düşünme fonksiyonlarında kalıcı bozulma hatta ölüm meydana gelebilir. Saniyeler içinde geri dönüşü olmayan sonuçlar ortaya çıkar.Çocuklara kesinlikle böyle bir şeyin oyun olmayıp hayati tehlike taşıdığı anlatılmalı. Ailelerin bilinçli olması, öğretmenlerin de okul ortamında bu riskleri dile getirmesi gerekiyor. Bu akımlar eğlence değil ölümcül tuzaklardır.”
Zeynep Kamil Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi Çocuk Nörolojisi klinik ve eğitim sorumlusu Doç. Dr. Nilüfer Eldeş Hacıfazlıoğlu da“Aileler çocuklarına bunun bir oyun olmadığını, hayatı tehlikeye atan bir davranış olduğunu anlatmalı. Boyunda iz, sık baş ağrısı, ani bayılmalar gibi belirtilere de dikkat edilmeli” uyarısı yaptı….

Savarona’dan özel anlar

Savarona’dan özel anlar

CNN Türk’te yayımlanan Fulya Öztürk ile Akıl Çemberi, dün akşam İstanbul Tersanesi’nde Atatürk’ün manevi mirası Savarona gemisinden yapılan yayınla ekrana geldi. Yayına; İstanbul Tersane Komutanı Tümamiral Recep Erdinç Yetkin, Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Erhan Afyoncu ile Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Özay Şendir katıldı. Yayında; Savarona ile limanda demirli olan TCG Anadolu, TCG Sancaktar, TCG Burgazada ve TCG Koçhisar gemileri de ekrana geldi.
Asbest bertaraf edildi
Tümamiral Yetkin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına devredilen Savarona’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın emri ve eşi Emine Erdoğan’ın yakın ilgisi ile 10 ay gibi sürede restorasyonunun yapıldığını anlattı. Tümamiral Yetkin, “Tüm bakımı, modernizasyonu, yenilikleri yapıldı. Saclar, kablolar değiştirildi. 80 ton asbestin gemiden bertarafı sağlandı” bilgisini verdi. Afyoncu, “Tersane, restorasyonu 10’da bir fiyatına maletti” derken, Özay Şendir de, “Bu gemi, 1986’da hurdaya çıkarıldı. Allah’tan jilet olmadı” ifadelerini kullandı.

Atatürk’ün kan izi
Tümamiral Yetkin, konuklarına Savarona’yı gezdirdi. Savarona’nın gemi ambleminde “Atamızdan emanet” yazısı dikkat çekti. Yetkin’in anlatımına göre; İstanbul Salonu, Atatürk’ün eşyaları ile bir müze haline getirildi. Bazı eşyalar, Milli Saraylar ve Deniz Müzesi’nden sağlandı. Atatürk’ün balmumu heykelinin olduğu salonda gemi bilgi kitabı ile Nutuk’un birinci nüshası dikkat çekti. Atatürk, Savarona’da hastalığı döneminde 56 gün kalmıştı. Yayında Atatürk’ün yatak odası da ekrana getirildi. Atatürk’ün kullandığı bornoz, terlik, havlu ve vantilatör dikkat çekti. Yatağın üstünde yer alan pikedeki soluk kan lekesi de dikkat çekti. Bu lekenin Atatürk’ün hasta olduğu günlerde ağzından kan gelmesinden dolayı oluştuğu belirtildi. Kan lekesi, gemidekiler ile ekran başındakilerin hislenmesine neden oldu. Şendir, Atatürk’ün traş olduğu koltukların gösterildiği sırada “Berber Mehmet’e her sabah traş oluyordu aksatmadan” dedi. Geminin içinde yer alan şömimenin hikayesini de anlatan Şendir, Bayan Cadwalader’in şömineyi yata koymak için Portekiz’de bir şatoyu satın aldığını vurguladı.

Uçak gemisi projesi
Tümamiral Yetkin, şu anda 5’i İstanbul Tersanesi’nde olmak üzere donanma için aynı anda 36 geminin inşa faaliyetinin sürdüğünü söyledi. TF 2000 hava savunma muhribi ile uçak gemisi projelerinin İstanbul Tersanesi’nde yürütüldüğünü dile getiren Yetkin, “Uçak gemimizin dizaynını yapıyoruz. 85 metre uzunluğunda, 60 bin ton ağırlığında insanlı ve insansız uçakları ile bir ilk olacak” bilgisini verdi. Yayın sırasında Afyoncu’nun “F-35 almamalıyız” demesi dikkat çekti….

Reklam
‘Kent uzlaşısı suç değil, siyaset’

‘Kent uzlaşısı suç değil, siyaset’

Kent uzlaşısının suç olmadığını söyleyen Özel, “’Siz Kürtlerden oy alsın diye Kürtleri koydunuz, onları yönetime dahil ettiniz, seçim sonucuna etki ettiniz’ diyorlar. Yaptığımız tam olarak bu da bu suç değil, siyaset. ‘Kürtlerin oyu varsa sözünün de olması, temsilinin de olması gerekir’ dedik. Şimdi Türkiye’nin geldiği noktada sayın Bahçeli’nin 1 Ekim günü gidip DEM Parti’ye elini uzatmasıyla İmralı uzlaşısıyla bundan sonraki süreçle birlikte CHP’nin yaptığının bir suç değil çok önemli bir iş yapmış olduğunu görürsünüz” diye konuştu.
Özel, “AKP’den ümidini kesmiş muhafazakarlarla, milliyetçilerle, ülkücülerle de birlikteydik. O ittifakı da ne riskli ne hatalı ne de suç olarak gördüm. Bütün sorumluluğu aldığımı söylediğimde biri oraları kriminalize ediyordu” dedi.
Çalık tepkisi
İBB soruşturması kapsamında tutuklanan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın sağlık durumuna ilişkin konuşan Özel, “Siyasi bir kararla içeride tutulmasını kabul etmiyoruz. Mehmet Murat Çalık bir hükümlü değildir. Suçu ispata muhtaç. Ekrem İmamoğlu’nun en yakını diye düşünüp bir algı yaratmak için olmadık bir dosyadan içeride tutulan biri. Beraat edeceği kesin. Ama bu sırada hastalığı nüksederse ne olacağının cevabını kim verebilir?” ifadelerini kullandı.
Delege seçimleri genel merkezin yüzünü güldürüyor
CHP’de kurultay takvimi kapsamında start alan mahalle delege seçimleri tam gaz devam ediyor. Şu ana kadar gerçekleştirilen seçimlerde belirlenen delegelerin neredeyse tamamına yakınının Genel Başkan Özgür Özel’e yakın ve destek verecek delegelerden oluştuğu belirtiliyor. Seçimlerde şu ana kadar oluşan tabloya ilişkin parti içi muhalefet, “eski Genel Başkan Kemal Ilıçdaroğlu’na yakın isimlerin tasfiye edildiği, partinin bölündüğü” iddiasında bulunurken, CHP kurmayları bu iddiayı yalanladı. Kurmaylar, “Kemalciler diye çok örgütlü bir güç, yapı yok. Yarışa ‘biz Kılıçdaroğlucuyuz’ diye giren de yok. Yarış daha çok Özgür Özel’i destekleyen ekiplerin, grupların arasında geçiyor” ifadelerini kullandılar. Mahalle delege seçimleri sürecinde bugüne kadar Ankara Çankaya, İzmir Karşıyaka, Samsun Atakum, Afyonkarahisar ile Tunceli merkez ilçelerindeki seçimlerde çeşitli nedenlerle gerilim yaşanmış, bazı mahallelerde seçimler iptal edilmişti.
7 Eylül Pazar günü tamamlanacak mahalle delege seçimlerinin ardından CHP’de ilçe ve il kongreleri heyecanı başlayacak. Olağan kurultayın ise Kasım sonu ya da Aralık ayı başında yapılması planlanıyor. / MEHTAP GÖKDEMİR Ankara
CHP’den ‘olağanüstü toplantı’ diplomasisi
CHP, BM’nin Gazze’de resmen kıtlık ilan etmesinin ardından TBMM Genel Kurulu’nun olağanüstü toplanması için siyasi parti gruplarıyla temaslarını sürdürüyor.
CHP lideri Özgür Özel, “Filistin’de yaşananları, Gazze’de yaşananları, Gazze’de yaşanan soykırımı, tehciri, oranın güneye doğru süpürülerek boşaltılmasına karşı ve orada yaşanan kıtlığa karşı harekete geçmek üzere” TBMM’yi olağanüstü toplantıya çağıracaklarını açıklamıştı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise, Özel’in açıklamasına tepki göstererek, “Gazze dramıyla ilgili konuşulmadık bir şey kalmamıştır. Vakit laf değil iş ve icraat üretme vaktidir. TBMM’nin olağanüstü toplanmasına yer ve gerek yoktur” ifadesini kullanmıştı. AK Parti’nin ise bu konudaki tavrı henüz net değil. AK Parti ve CHP kurmaylarının konuyla ilgili görüşmelerinin sürdüğü öğrenildi. Tatilde olan TBMM’nin olağanüstü toplantıya çağrılması için 120 milletvekilinin imza vermesi yeterli oluyor. Ancak olağanüstü toplanan Genel Kurul’da görüşmelerin başlayabilmesi en az 200 milletvekilinin salonda hazır bulunması gerekiyor. Aksi hâlde çağrı düşüyor.

Libya’nın doğusuna çifte kritik ziyaret

Libya’nın doğusuna çifte kritik ziyaret

TCG Kınalıada’nın Bingazi Limanı’nı ziyareti kapsamında Türkiye ve Libya askerî heyetleri toplantı yaptı. Yüksek Askeri Şura’da 30 Ağustos itibarıyla Korgeneralliğe terfi eden Tümgeneral İlkay Altındağ başkanlığındaki Millî Savunma Bakanlığı heyeti, Libya Ulusal Ordusu Komutan Yardımcısı ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Saddam Hafter’i ziyaret etti. Ziyarette; “Tek Libya Tek Ordu” hedefiyle müşterek gerçekleştirilebilecek çalışmalar kapsamında toplantılar yapıldı. Toplantılara; Türkiye’nin Libya Büyükelçisi Güven Begeç ve Bingazi Başkonsolosu Serkan Kıramanlıoğlu da katıldı. Ayrıca Orgeneral Saddam Hafter, Bingazi’de bulunan TCG Kınalıada’ya ziyarette bulundu.
Kalın Hafter ile görüştü
MİT Başkanı İbrahim Kalın da, Halife Hafter ile bir araya geldi. Hafter’in ofisi tarafından yapılan açıklamada, Hafter’in Kalın’ı Bingazi yakınlarındaki Recme’deki Genel Komutanlık karargahında kabul ettiği belirtildi. Yapılan açıklamada iki taraf arasında yapılan görüşmelerde, ikili işbirliğini geliştirmek ve ortak çıkarlar doğrultusunda hareket etmek konularının ele alındığı belirtildi. Toplantıda ayrıca bölgesel güvenlikle ilgili konuların da ele alındığı kaydedildi.
Anlaşmada onay bekleniyor
Türkiye ile Trublus’taki Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında 2019 yılında imzalanan ve BM sisteminde kayıt altına alınan deniz yetki anlaşmasının Hafter’in kontrolündeki yönetim tarafından da benimsenmesi yönünde önemli bir adım atılmıştı. Libya Temsilciler Meclisi, anlaşmayı onaylamak üzere bir komite kurulduğunu duyurmuştu. Anlaşmanın parlamentoda onaylanması durumunda BM tarafından 30 Eylül 2022’de tescil edilen mutabakatla ilgili tartışma da sona erecek.
Türkiye’nin rolü artıyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1 Ağustos’ta İstanbul’da İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile üçlü zirvede bir araya gelmişti. Haziran ayında da, TPAO ile Libya Ulusal Petrol Kurumu (NOC) arasında imzalanan mutabakat zaptı, Libya’da dört açık deniz bloğunda iki boyutlu sismik çalışma yürütülmesini öngörmüştü. Yeni dönemde, bölgede sürekli bir fırkateyn bulunduran Türk donanmasının Libya çevresinde göçün önlenmesi çerçevesinde rol üsleneceği yorumları yapılıyor.
PASSEX toplantısı
TCG Kınalıada’nın Bingazi Libya ziyareti, 20-21 Ağustos tarihlerinde oldu. Ziyaret kapsamında, Bingazi Deniz Üs Komutanı Tümamiral Abid Mesud Jouda, Bingazi Deniz Üs Komutanı Yardımcısı, Bingazi Deniz Üs Harekât Başkanı, Bingazi Deniz Üs Başçarkçısı, PASSEX faaliyetine iştirak edecek Libya Ulusal Ordusu Deniz Kuvvetleri gemilerinin komutanları ve beraberindeki 16 deniz kuvvetleri personelinin katılımı ile PASSEX koordinasyon toplantısı gerçekleştirildi. Toplantı sonrasında TCG Kınalıada gezdirilerek imkân kabiliyetleri hakkında bilgi verildi. TCG Kınalıada, Libya Ulusal Ordusu Deniz Kuvvetleri bağlısı TBZ-14 ve TBZ-15 karakol botları ve TCB-59 helikopteri ile PASSEX ve PHOTEX eğitimleri icra etti….

2026’yı reform yılı görüyoruz

2026’yı reform yılı görüyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ahlat Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. “Malazgirt Destanı’nın muzaffer komutanı Sultan Alparslan’a ve yiğit askerlerine Allah’tan rahmet niyaz ediyorum” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
GAZZE İÇİN İLAVE ADIMLAR: İsrail’in Gazze’deki Nasır Hastanesi’ne düzenlediği vahşi saldırıda 5’i gazeteci, en az 20 Filistinli şehit oldu. Gözü dönmüş Netanyahu hükümeti insanlık adına ne varsa yok etmek için cani saldırılarına devam ediyor. Önümüzdeki dönemde ülkemizin Gazze’deki katliamı durdurmak, mazlumlara daha fazla yardım ulaştırmak ve insanlık cephesini harekete geçirmek için atacağımız ilave adımları değerlendirdik.
ENFLASYON BEKLENTİLERİ İYİLEŞİYOR: Fahiş fiyatlar aracılığıyla milletin lokmasına el uzatan piyasa fırsatçılarına nasıl göz açtırmıyorsak, tüm umudunu Türk ekonomisinin tökezlemesine bağlamış siyasi fırsatçılara da evelallah pabuç bırakmıyoruz. Merkez Bankası rezervlerimiz 176.5 milyar dolara ulaşarak Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. Borsamızdaki toparlanma hız kazandı. İç ve dış borçlanma maliyetleri düşerken, Türk lirasına olan güvende hızla yükseliyor. Enflasyondaki düşüş 14 aydır devam ediyor. İhracat tarafında 25 milyar dolarla tarihin en yüksek rakamını yakaladık. Yıllık bazda, ihracatta 270 milyar dolar sınırını zorluyoruz. 2026 senesini ekonomide de ‘reform yılı’ olarak görüyor, hayata geçireceğimiz reformlarla ilgili hazırlıkları hızla tekemmül ettiriyoruz. Turizmde ilk 6 ayda 25.8 milyar dolarla rekor kırdık. Vatandaş hizmet beklerken halkın kaynaklarını sömüren belediyeleri aile çiftliğine çeviren muhterisler için deniz bitmiştir. Haksızlığa, hukuksuzluğa karşı mücadelemiz hız kesmeden aynı kararlılıkla devam edecektir.
ZİRAİ DON ÖDEMELERİ: Nisan ayında zirai don hadisesi yaşadık. 23 milyar lira hasar tazminatı oluştu. 7 milyar lira ödedik. 16 milyar lirayı da kasım ayına kadar ödemeyi planlıyoruz. Sigortası olmayanların da zararını karşılayacağız. 23.5 milyar lira destek ödemesi yapacağız. 46 milyar lira desteği kasım ayına kadar üreticilerimizin hesabına yatıracağız.
KARDEŞLERİMİZİ BIRAKMADIK: Yurt dışında yaşayan kardeşlerimize çok ciddi hürmetsizlikler görüyorum. O kardeşlerimiz üzerlerinde siyaset yapılacak bir kum torbası değildir. Kardeşlerimizi ana muhalefetin kibirli insafına bırakmadık, bırakamayacağız.
DÜNYADA PARMAKLA GÖSTERİLİYORUZ: Orman yangınlarıyla sadece ülkemiz karşı karşıya değildir. Türkiye, 27 uçak, 105 helikopter, 6 bine yakın kara aracıyla tarihinin en büyük ve gelişmiş filosuna sahiptir. Türkiye, yangınlarla mücadelede dünyada parmakla gösterilen bir ülke konumundadır.

Selçuklu Meydan Mezarlığı’nı ziyaret etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bitlis’in Ahlat ilçesindeki Selçuklu Meydan Mezarlığı’nı ziyaret etti.
Malazgirt Zaferi’nin 954. yıl dönümü etkinlikleri için Ahlat’a gelen Erdoğan, UNESCO Dünya Kültür Miras Geçici Listesi’ndeki dünyanın en büyük Türk İslam mezarlıklarından biri olan Selçuklu Meydan Mezarlığı’na ziyarette bulundu. Erdoğan, mezarlık girişinde şehit aileleri ve gazilerle selamlaştı, sohbet etti ve fotoğraf çektirdi. Mezarlıkta saygı nöbeti tutan ve Selçuklu Alp kıyafeti giyen Jandarma Genel Komutanlığı Birliği’ni selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, görevli askerin Selçuklu dönemi saygı nöbeti tekmilini okumasının ardından şahidelerin bulunduğu alana geçti. Burada şehitler için dua eden Erdoğan, beraberindekilerle fotoğraf çektirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri ve kuvvet komutanları da eşlik etti.
‘Ahlat Kızılelma’nın anahtarıdır’
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Okçular Vakfınca Malazgirt Zaferi’nin 954’üncü yıl dönümü dolayısıyla Bitlis Ahlat’ta düzenlenen etkinliklere katıldı. Erdoğan, alimlerin, zahitlerin, evliyanın yeşerip kök saldığı mümbit topraklarda olduklarına işaret ederek, şu ifadeleri kullandı: Bugün yiğitler yurdu, gaziler otağı, şehitler diyarı Ahlat’tayız. Bugün Ertuğrul Gazi’nin doğduğu ata şehrimizdeyiz. Hem kılıçları hem kalemleri hem de eserleriyle Ahlat’ı vatan kılan, burayı önce Malazgirt’in, sonra da Anadolu’nun fetih üssü yapan cümle ecdadı, cümle gazi ve şühedayı rahmetle yad ediyorum. Türk milleti için Ahlat, Kızılelma’nın anahtarıdır. Bu vesileyle Malazgirt Zaferi’nden Çaldıran Muharebesine, Kurtuluş Savaşı’ndan 15 Temmuz destanına, bu vatan için, bu nazlı hilal için, bu aziz milletin istiklal ve istikbali için canları ve kanlarıyla bedel ödeyen şehit ve gazilerimizin tamamını rahmet ve şükranla anıyorum.
‘Tuzaklara düşmeyeceğiz’
Tarih, Türk, Kürt ve Arap bir ve beraber olduğumuzda içeride ve dışarıda hangi başarılara imza attığımızın sayısız örnekleriyle doludur” diyen Erdoğan, “İçinde bulunduğumuz asır, inşallah Türkiye Yüzyılı olarak tarihteki yerini alacaktır. Çok daha müessir, muteber, müreffeh bir Türkiye için çıktığımız bu yolda kimsenin oyununa gelmeyecek, kurulan tuzaklara asla düşmeyeceğiz. Terörsüz Türkiye menziline doğru kendimizden emin bir şekilde ne yaptığımızı ne murat ettiğimizi bilerek kararlı adımlarla yürümeyi sürdüreceğiz” diye konuştu.

Öğrencileri kabul etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Eğitim Bakanlığınca yürütülen “Maziden Atiye” programı kapsamında kampa katılan öğrencileri kabul etti.
Bahçeli ile görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP lideri Devlet Bahçeli’yi Emir Bayındır Yerleşkesi Devlet Bey Konağı’nda ziyaret etti. Basına kapalı gerçekleşen ziyaret, yaklaşık 45 dakika sürdü….

Reklam
Özel temsilci Barrack, yarı özerliklik hedefini açık etti: ABD’den Suriye’de rota değişikliği sinyali

Özel temsilci Barrack, yarı özerliklik hedefini açık etti: ABD’den Suriye’de rota değişikliği sinyali

AYDIN HASAN / ASENA YATAĞAN- Düne kadar Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasından yana olduğunu ve bu çerçevede ülkedeki yeni yönetime destek olunacağı yönünde mesajlar veren ABD’den sürpriz bir çıkış geldi. Washington Post’ta yer alan habere göre, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Suriye için yeni bir yapılanma modeli önerisini dile getirdi. Barrack, “Bir federasyon değil ama onun biraz altında, herkesin kendi bütünlüğünü, kendi kültürünü, kendi dilini korumasına izin veren ve İslamcılık tehdidi olmayan bir yapı düşünülmeli” ifadesini kullandı.

Uzmanlar, Trump’a yakınolan Barrack’ın “federasyon altı” olarak ifade ettiği yeni model önerisini Milliyet’e değerlendirirken, bu modelin Ahmed Şara yönetimin yanı sıra Türkiye ve bölge devletleri tarafından kabul edilmesi mümkün olmayan bir özerklik formülü olarak görüleceği görüşünü dile getirdi.
‘TÜRKİYE YAPAMAZSIN DİYECEK’
Emekli Büyükelçi Uluç Özülker: Amerika’nın ne yaptığı belli değil. En önemli tarafı Amerika yönünden, kuzeydoğusunda güçlü bir odak var Suriye’nin. Burada hâlâ DAEŞ meselesini ön plana çıkarmak suretiyle geri adım atmıyor. ‘Benim burada 8 üssüm vardı, bunların yedisini bitirdim, bir tanesi kaldı’ diyor. Bütün bunlar söyleniyor ama kuzeydoğu bölgesiyle ilgili olarak orada hâlâ en az 50 bin civarında, eğitilmiş ve silahlandırılmış insan var. Bunların da aşağı yukarı yüzde 15’i Suriyeli. Geri kalanı Suriye dışından gelip buraya yerleşmiş. Burada çok büyük bir yükün altına girersiniz. Bunu çözebilecek olan Amerika’dır. Çünkü bu söylediğim rakamların hepsi Amerika’nın hâkimiyetinin bulunduğu bölgeler. Suriye’nin bölünerek bu işin içinden çıkılması ABD’yi rahatsız etmez. Ama bölgeyi çok rahatsız eder. Dolayısıyla birileri çıkıyor, öbürü giriyor. Burada kendi içinde bir bütün oluşturacak bir Suriye’nin yaratılması hususunda tabiri caizse devamlı taş koyuyorlar, yürümesin diye. Türkiye Amerika’ya ‘Bunu yapamazsın’ diyecektir. Çünkü eğer orada yarı federal dahi olsa, merkezi otoritenin daha da zayıflamış olduğu bir sistemi anlatmış oluyorsunuz. Kendi içinde bu kadar aşiretin, bu kadar farklı etnik grubun yaşadığı bir toplumda, barışçıl bir sonucu elde etmiş bir ülke yaratabilmek fevkalade güç. Barışın merkezi otorite tarafından sağlanması şart. Ama bu bir demokrasi kapsamında olacak. Ama netice itibarıyla bunlar için belirli bir zamana ihtiyaç var. Eğer bunu sağlıklı bir biçimde yürütmezseniz, hem Ortadoğu’ya hem de Türkiye’ye ciddi zarar verir.
İlginizi Çekebilir
ANAYASA KOMİSYONU KARAR VERECEK
Dış Politika ve Güvenlik Uzmanı, Ümran Stratejik Araştırmalar Merkezi Araştırma Direktörü Ömer Özkızılcık: ABD, Suriye bölünmesin tezinden vazgeçti diyemeyiz. Ama daha önceki eş güdümlü olan pozisyonundan, SDG’ye daha yakın pozisyona doğru bir kayma olduğunu görüyoruz. Ademi merkezci bir yönetim anlayışı, merkezin haricinde yerelde de kendine ait bir eğitim sistemi olan kendine ait bir polis, askeri olan bir yapıya yönelik bir değişim. Bu federasyon gibi değil ama ademi merkezci yapıda yine Suriye için federasyonu getireceğiz sorunlarının benzerini getirecektir. O yüzden çok riskli bir mesele. Türkiye ademi merkezci yapılanmaya yönelik net tutumunu ortaya koymuş durumda. Eğer ABD, YPG -SDG’yi merkezi bir Suriye’ye yönelik baskılamayı bırakıp ademi merkezci modeli benimserse Türkiye’nin askeri olarak elindeki güç vasıtalarını kullanmasını bekleyebiliriz. İkinci mesele şu; Suriye’nin ademi merkezci mi olacağı, merkezci mi olacağı vs dair tartışmaların kararını Washington vermeyecek. Buna Suriye’nin gelecek yakın döneminde kurulacak Suriye Meclisinin oluşturacağı Anayasa Komisyonu karar verecek.
TRUMP ÜZERİNDE İSRAİL BASKISI VAR
ANKASAM Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol: Netanyahu, hem Dürziler hem de Fırat’ın doğusunda PYD/YPG/SDG üzerinden Suriye’nin bölünmesini de esas alan projesini hayata geçirme konusunda ısrarını devam ettiriyor ve bu noktada ABD – Trump üzerinde ciddi bir Siyonist – İsrail baskısı söz konusu. Fakat Trump şunun da farkında: İsrail’in çıkarlarını – hedeflerini merkeze alan bir politika, ABD’yi bölgesel ve küresel bazda ciddi anlamda bir sıkıntıya sokacak.
Orta yol formülü
Trump sıkışmış vaziyette ve bir ‘orta yol formülü’ geliştirmeye çalışıyor. Diğer taraftan bu formül Suriye’deki grupların Yeni Suriye devletine entegresi çerçevesinde bu yılın Ocak ayında gündeme getirmişti. Görünen o ki Barrack, üstü örtülü şekilde gündeme getirilen bu formülün daha somut bir şekilde adını koymaya çalışıyor ve bir yarı özerklikten bahsediyor. Yani ‘bu etnik/mezhepsel grupların entegresi yeterli değil, bunu bir adım daha ileriye taşıyalım ve buradaki gruplara yarı özerk bir statü kazandıralım’ diyor.
ABD tercihini yapmalı
Bu öneri, hiç kuşkusuz başta Suriye yönetimi ve Arap devletleri olmak üzere tüm bölge tarafından kabul edilmesi mümkün olmayan bir özerklik formülü olarak görülecektir. Türkiye’nin özerklik ya da özerkliğin yolunu açacak önerileri kabul etmesi mümkün değil.Kuvvetle muhtemel Ankara, Yeni Orta Doğu Jeopolitiği’nde önemli bir test alanı olan Yeni Suriye noktasında Trump’ın taahhütlerinin arkasında durmasını bekleyecektir. İsrail’in güvenliği ve istikrarını da vaat eden bölgeyi kendi haline bırakmalı, bölge ülkelerinin sorunu çözme noktasındaki ortak iradelerine de saygı duymalıdır. ABD, tercihini yapmak zorundadır….