BIST 100
14.092,02 -1,60%
DOLAR
47,0384 0,03%
EURO
53,5797 0,06%
GRAM ALTIN
6.063,00 0,27%
FAİZ
40,93 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
86,77 -0,43%
BITCOIN
62.431,00 0,45%
GBP/TRY
62,8335 0,03%
EUR/USD
1,1391 0,09%
BRENT
84,12 0,98%
ÇEYREK ALTIN
9.913,00 0,27%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
22 °
Reklam

SİYASET

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yönünü Ankara'ya dönen kazanacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yönünü Ankara’ya dönen kazanacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Malazgirt’te omuz omuza destan yazan kahramanların uğruna hayatlarını feda ettikleri mukaddes değerler işte buradadır. Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı, Sünnisi ve Alevisi ile Anadolu’nun gönül harcını muhabbetle yoğuran kurucu irade bugün buradadır.” dedi.
İlginizi Çekebilir
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Okçular Vakfınca Malazgirt Milli Park Alanı’nda düzenlenen Malazgirt Zaferi’nin 954. Yıl Dönümü Kutlama Programı’na katıldı.
Buradaki konuşmasında, dün Ahlat’ta gençlerle hasret giderdiklerini, Ahlat Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısının ardından millete seslendiklerini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bugün de sizlerle o müstesna zaferin 954. yıl dönümünde Malazgirt’teyiz. Bu meydanı hıncahınç doldurarak heyecanımıza ortak olan kıymetli kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Dünyaya, ‘biz buradayız ve kıyamete kadar da burada olacağız’ mesajını en güçlü şekilde verdiğimiz Malazgirt Zaferi’nin 954. yılı mübarek olsun. Büyük komutan Sultan Alparslan ve yiğit askerlerinin, gazilerin, akıncı birliklerinin, o kahraman ordunun, her bir neferinin aziz ruhları şad olsun.
Zaferin müjdecisi olan o kutlu günde İslam coğrafyasının dört bir ucundaki camilerde, minberlerde şu hutbe irat ediliyordu, ‘Allah’ım, İslam’ın sancağını yükselt ve Alparslan’a yardım et. Onun niyet ve azmini başarıyla neticelendir. O nasıl senin çağrına uyup dininin korunmasına rehavet göstermeden, emrine uymuş ve düşmanlarına bizzat karşı koyarak geceyi gündüze katmışsa, sen de ona zafer kısmet eyle. Dileklerinde ona yardımcı ol. Kaza ve kaderini onun için tecelli ettir.’ Sultan Alparslan, 26 Ağustos günü cuma namazını eda ettikten sonra kefen niyetine giydiği beyaz elbisesiyle ordusunun huzuruna çıkmış ve gaza erlerine şu tesirli sözlerle hitap etmiştir; ‘Ey askerlerim ve komutanlarım, daha ne zamana kadar biz azınlıkta düşman çoğunlukta olmak üzere böyle bekleyeceğiz. Ben bizzat Müslümanların minberlerde bizim için dua ettikleri bu saatte düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek, arzu ettiğimiz sonuç hasıl olacaktır. Aksi takdirde şehit olarak cennete gideceğiz.’ Evet, atının kuyruğunu bağlayıp düşmanın üstüne korkusuzca atılan Sultan Alparslan ve ordusunu bugün bir kez daha kemal-i hürmetle yad ediyoruz.”
“İMANSIZ OLAN PASLI YÜREK SİNEDE YÜKTÜR”
Ahlat ve Malazgirt önlerindeki ilk akınlardan, fethin ilk günlerinden bugüne kadar vatan, bayrak, millet ve ümmet için canlarını feda eden şehit ve gazilere Allah’tan rahmet dileyen Erdoğan, şunları ifade etti:
“Malazgirt’te Rahva Ovası’nda düşmanı bozguna uğratan, Anadolu’nun cümle kapısını ardına kadar açan o güçlü irade bugün işte buradadır. ‘Şu anda Malazgirt’teki gazilerin Allah adına ant içtikleri minberin önünde ve Allah’a yükselen ellerin üstünde minberdeki yeşil perdenin harp meydanlarından gelen rüzgarla kabardığını adeta görür gibiyim.’ Merhum Nurettin Topçu üstadımızın işte bu sözlerle tarif ettiği o güçlü ruh bugün hamdolsun Malazgirt meydanındadır. Malazgirt’te omuz omuza destan yazan kahramanların uğruna hayatlarını feda ettikleri mukaddes değerler işte buradadır. Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı, Sünnisi ve Alevisi ile Anadolu’nun gönül harcını muhabbetle yoğuran kurucu irade bugün buradadır. Asırlar boyunca yeryüzüne nizam vermiş i’la-yi kelimetullahı, bu davayı müdafaa etmiş o sarsılmaz inanç bugün hamdolsun buradadır. Şunu özellikle ifade etmek istiyorum, Sultan Alparslan’ın zaferini Selahaddin Eyyubi ve ordusu ile buluşturan, Sultan Fatih’in emanetini Yavuz Sultan Selim’e ulaştıran işte bu imandır.”
“İmandır bu cevher ki ilahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek sinede yüktür” dizelerini okuyan Erdoğan, “Mevlana’da Yunus Emre’yi, Hacı Bektaş-ı Veli’yi de İdris-i Bitlisi’yi, Ahmed-i Hani’yi gören işte bu aşktır. Hazreti Ömer’i Hazreti Ali’den, Selman-ı Farisi’yi Suheyb-i Rumi’den ayırmayan o hikmetli bakış işte bu topraklarda mahfuzdur.

Galatasaray’da Barış Alper Yılmaz’ın alternatifi İngiltere’den! Hem forvet hem de 10 numara
“HER TÜRLÜ SABOTAJA RAĞMEN YENİDEN BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİN ÇIRPINIYORUZ”
Şimdi bakınız, değerli kardeşlerim, millet olarak bundan 954 yıl önce Malazgirt Ovası’nda yazılan kahramanlık destanından aldığımız cesaret ve özgüvenle istikbale yürüyoruz. Ecdadın mübarek kanlarıyla bizlere vatan eylediği bu toprakları ebedi yurdumuz olarak muhafaza etmek için var gücümüzle çalışıyoruz.
Her türlü engele, her türlü engellemeye ve her türlü sabotaja rağmen yeniden büyük ve güçlü Türkiye için, kelimenin tam anlamıyla, çırpınıyoruz.
Şunu burada samimiyetle ifade etmek isterim: Bugün, bekası söz konusu olduğunda hiçbir güce boyun eğmeyen bir Türkiye’de yaşıyoruz. Bugün, kendi vatandaşlarıyla birlikte mazlum ve mağdurların da umudu hâline dönüşen bir devlete sahibiz.
Bugün, Filistin davasına her platformda tüm imkânlarıyla sahip çıkan, İsrail’in alçak zulümleri karşısında Gazzeli kardeşlerini asla yalnız bırakmayan bir ülkemiz ve hükümetimiz var.
Mektup diplomasisiyle, telefon görüşmeleriyle, uluslararası toplantılarla ve 102 bin tonu aşan yardımlarımızla Gazze’nin hakkını ve hukukunu en güçlü şekilde savunuyoruz.
İlginç araştırma! Ebeveynlerin isim tercihi: Artık kimse bu adı koyamıyor
“EMEKLERİN NETİCELERİNİ ALACAĞIMIZ BİR SÜRECİN İÇİNDEYİZ”
Kim ne derse desin, bize ve milletimize yakışan tavır neyse, eğilmeden, bükülmeden ve hiç kimseden çekinmeden yerine getiriyoruz.
Sevgili kardeşlerim, şimdi bütün bu emeklerin neticelerini alacağımız bir sürecin içindeyiz.
Milletimizin fertleri arasına örülen fitne duvarlarını tamamen yıkmak için başlattığımız “Terörsüz Türkiye” sürecinde, hamdolsun, kısa sürede önemli mesafe katettik.
Kandan ve çatışmadan beslenen çevrelerin süreci kundaklama çabalarına rağmen, tüm kurumlarımız çalışmalarını, birlikten ve sonsuz kardeşliğe hedefiyle, adeta bir kuyumcu titizliğiyle sürdürüyor.
Milletimizde yürütülen çalışmaları, dikkatli olduğu kadar son derece umutlu bir yaklaşımla yakından takip ediyoruz.

“YÖNÜNÜ ANKARA’YA DÖNEN KAZANACAK”
Kimin sürece samimiyetle destek verdiği, kimin de alakasız gündemlerle süreci zehirleme gayretinde olduğu, milletimiz tarafından not ediliyor. Şurası bir gerçek ki, Türkiye terör meselesini tamamen çözme yönünde yol aldıkça, saldırı, sabotaj ve tuzaklar da artacaktır. Bunu kimi zaman yalan ve dezenformasyonla yapacaklar, kimi zaman toplumun hassasiyetlerini kaşıyarak yapacaklar. Kimi zaman insanlarımız arasında korku yayarak yapacaklar. Kimi zaman yurt içi ve yurt dışındaki ajanlarını kullanarak yapacaklar. Kimi zaman da sureti akden görünerek yapacaklar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, bu sefer başaramayacaklar.
Allah’ın izniyle, milletimizin desteğiyle oluşan umut havasının önünde bu defa kimse duramayacak. Ayrılıktan, bölünmüşlükten, kardeşler arası nifaktan yıllarca rant ve çıkar devşirenler inşallah bu sefer kazanamayacak.
Değerli kardeşlerim, şunu sizlerle birlikte aziz milletimin de çok iyi bilmesini arzu ediyorum: Biz hepimiz, 86 milyon olarak, tarihin, kültürün, ortak medeniyetimizin ve inançlarımızın bir araya getirdiği büyük bir aileyiz.
ABD’li siyasetçiden İslam’a alçak saldırı! Kur’an-ı Kerim yakıp, Müslümanlara tehditler savurdu
Ayrı milletin ferdi değiliz; hepimiz aynı bayrağın, aynı gök kubbenin altında yaşıyoruz.Unutmayın, hepimize yer vardır. Rengini şehitlerimizin kanından alan bu bayrak bizim. Her karış toprağın altında bir yiğit yatan bu cennet vatan bizim. Bu ülke bizim. Hepimizin. 86 milyonun her bir ferdinin. Türkiye’miz aynı zamanda, sınırlarımızın ötesindeki kardeşlerimizin başı dara düştüğünde sığınacağı en güvenli limandır.
Bakınız, bunu Irak’ta gördük. Bunu 14 yıl boyunca komşumuz Suriye’de gördük. Bunu daha önce Balkanlar’dan Kafkasya’ya, gönül coğrafyamızın birçok köşesinde gördük. Yarın da zulme uğrayanların, ötekileştirilenlerin, baskı görenlerin, ölümle burun buruna gelenlerin eman yurdu yine Türkiye ve Türk milleti olacaktır.
Dolayısıyla Suriye’deki tüm kardeş halklar gibi Kürtlerin de güvenliğinin, huzurunun ve esenliğinin teminatı Türkiye’dir. Yönünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacak; kardeşlik ve komşuluk hukukunu gözetenler kazanacak. Kıblesini şaşırıp kendilerine yeni yabancı patronlar arayanlar ise elinde sonunda kaybedecek.
“KILIÇ KININDAN ÇIKARSA KALEME KELAMA YER KALMAZ”
Tekrar ediyorum. Kılıç kınından çıkarsa kaleme-kelama yer kalmaz. Biz, tüm bölgemizde kalıcı barışın tesisinden yanayız. Biz, sorunların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesinden yanayız.
Kimse unutmasın: Türkler, Araplar, Kürtler olarak bu coğrafyada kıyamete kadar hep beraber yan yana yaşayacağız. Müslüman kanından beslenenler tarih sahnesinden çekildikten sonra bile biz yine burada olacağız. Unutmayın, Malazgirt’te olacağız.
Sultan Alparslan’ın, Selahattin Eyyubi’nin evlatları olarak Türkiye, 100 yılını, önce büyük ve güçlü Türkiye’yi, ardından Terörsüz Türkiye’yi ve sonra terörsüz bölgeyi gönül gönüle vererek, el birliğiyle gerçeğe dönüştüreceğiz. Ayrılık türküleri değil, inşallah kardeşlik türküleri söyleyeceğiz.
Kayıplarımızın arkasından ağıtlar yakmayacak, ortak başarılarımızın zafer marşlarını hep beraber coşkuyla terennüm edeceğiz. Terörün, kanın, gözyaşının ve ayrılığın karşısındaki her bir vatandaşımızdan bu çalışmalarımıza destek olmasını özellikle bekliyorum. Ve bu milletin bu günlere gelmesinde emeği geçen başta komutanlarımızı, Mehmetlerimizi hayırla yâd ediyorum. Rabbim hepimizin yar ve yardımcımız olsun diyorum.

Özel temsilci Barrack, yarı özerliklik hedefini açık etti: ABD’den Suriye’de rota değişikliği sinyali…

Turgut Özal'ın kaybolan papağanı 'Cabbar' 3 gün sonra bulundu

Turgut Özal’ın kaybolan papağanı ‘Cabbar’ 3 gün sonra bulundu

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın papağanı olarak bilinen Cabbar, Özal’ın vefatının ardından bir arkadaşının tavsiyesi ile Antalya’da yaşayan Metin Suna tarafından alındı. 28 yıldır Cabbar ile birlikte olan Suna adeta evladı gibi gördüğü papağan ile yaşamayı sürdürüyor.

Geçtiğimiz günlerde Cabbar ile birlikte evinin de bulunduğu Konyaaltı bölgesinde gezmeye çıkan Metin Suna ikametine yakın bir noktada sürekli gittiği restoranda yemek yediği sırada ağaçta bıraktığı papağan kayboldu.

28 YILLIK DOSTUNA KAVUŞMANIN MUTLULUĞUNU YAŞADI
Dışarı çıktığında Cabbar’ı bıraktığı yerde bulamayan Suna, hemen polis merkezinin yolunu tutarak papağanının çalındığını belirtip başvuruda bulundu. Papağanı çalanlar hakkında şikayetçi olan Metin Suna’ya sevindirici haber dün akşam saatlerinde geldi. Polis merkezinden kendisini arayan görevliler kuşu kaybolduğu noktadan alabileceğini belirtti. Hemen o bölgeye giden Suna, papağanına kavuşmanın mutluluğunu yaşadı.

AYNI YERE BIRAKMIŞLAR
2 gün boyunca evladı gibi gördüğü Cabbar’dan ayrı kalan Suna, yaşadığı olay nedeniyle Cabbar’ın strese girdiğini ve kuyruğunu parçaladığını belirtti. Suna, “Cumartesi akşam saatlerinde her zaman geldiğim yere yemek yemek için gelmiştim. İçeride garsonlar gelip ‘abi Cabbar çalınmasın’ demişlerdi. Ben de çalınmayacağını söyledikten 5 dakika sonra dışarı çıktığımda Cabbar yerinde yoktu. Hemen karakola şikayete gittim. Ardından haber bekledim, 3 gün geçtikten sonra dün akşam polisler beni aradılar, ‘Cabbar’ı alabilirsiniz’ dediler. Hırsız yerine koyacakmış. Geldim bıraktığım ağaçta aynı yerinde duruyor. Ama hırsız yok ortada, adamı bulmuşlar papağanı yerine bıraktırmışlar” dedi.

“CABBAR DA BEN DE MUTLUYUM”
Cabbar’ı kaybettiğinde içinin karardığını söyleyen ve çalan kişiyi görmek istediğini belirten Suna, “Savcılıkta şikayetim var, görmek istiyorum hırsızı. Bulunmasına mutlu oldum. Strese girmiş zaten kuyruğunu parçalamış stresten. Çalındığında içim karardı. Yıllardan beri evlat gibi benim için, neredeyse mahvoldum diyebilirim. Allah’a şükür polisler sağ olsunlar ellerinden geleni yaptılar. Şimdi biraz tedirgin, ne yaptılar ne verdiler bilmiyorum. Çok mutluyum, Cabbar da mutlu” ifadelerini kullandı.

Reklam
Aile içindeki 'silah' tartışması cinayetle bitti! 20 yaşındaki genç, annesini öldürdü

Aile içindeki ‘silah’ tartışması cinayetle bitti! 20 yaşındaki genç, annesini öldürdü

Olay, dün gece saat 00.05 sıralarında Sultangazi ilçesi Yunusemre Mahallesi 1385 Sokak’ta meydana geldi. İddiaya göre, apartmanın 5’nci katındaki dairede oturan Çiğdem Kınay, oğlu Abdullah Azat Kınay ile tartıştı.
İlginizi Çekebilir
AİLE İÇİ KAVGA CİNAYETLE SONUÇLANDI
Tartışmanın büyümesi üzerine Azat Kınay, annesine silahla ateş etti. Anne Çiğdem Kınay kanlar içinde yere yığılırken, oğlu ise evden kaçtı. Bina Sakinleri durumu polis ve sağlık ekiplerine haber verdi. İhbar üzerine gelen sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, Çiğdem Kınay’ın hayatını kaybettiği belirlendi. Polis ekipleri evde detaylı inceleme yaptı. Polis ekiplerinin incelemesinin ardından, Çiğdem Kınay’ın cansız bedeni ambulansla Yenibosna Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı.
SAKARYA’DA YAKALANDI
Olayın ardından kaçan şüpheliyi yakalamak için polis ekipleri geniş çaplı çalışma başlattı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Cinayet Büro Amirliği ekipleri ile Sultangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü çalışmalarda Azad Kınay’ın Sakarya’da olduğu bilgisine ulaşıldı. Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin de çalışmalara destek vermesiyle Kınay,1 adet ruhsatsız tabanca ile birlikte kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı.
Galatasaray’da Barış Alper Yılmaz’ın alternatifi İngiltere’den! Hem forvet hem de 10 numara
TARTIŞMAYA NEDEN OLAN SİLAH, ANNE ÇİĞDEM KINAY’IN SONU OLDU
Daha önceden işlediği suçlardan kaydı bulunan Azat Kınay’ın bir süre önce yaralama suçundan girdiği cezaevinden çıktığı öğrenildi. İddiaya göre şüpheli cezaevine girince annesi evdeki silahı alıp yok etmişti. Şüpheli cezaevinden çıkınca annesine sürekli silahını sordu annesi vermedi. Ayrıca Kınay ifadesinde, olayda kullandığı silahı annesinin elinde gördüğünü, bu nedenle tartıştıklarını ve tabancayı elinden almaya çalışırken aralarında arbede çıktığını ve tabancanın ateş aldığını söyledi.
TUTUKLANDI
Annenin cansız bedeni Adli Tıp Morgu’na kaldırılırken, Azad Kınay çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Esnafın köpeğini tabancayla öldürdü! O anlar saniye saniye kamerada…

Rus eşi tarafından bıçakladı, kimseye haber vermedi! 3 gün sonra hayatını kaybetti

Rus eşi tarafından bıçakladı, kimseye haber vermedi! 3 gün sonra hayatını kaybetti

Olay, 23 Ağustos’ta saat 23.00 sıralarında meydana geldi. Osman Karayel, Rus uyruklu eşi Aısylu Akhmetshina ile tartıştıktan sonra Muratpaşa ilçesi Cumhuriyet Mahallesi 561 Sokak’ta yer alan pansiyonda konaklayan ağabeyi Ali Karayel’in yanında kalmaya başladı. Cumartesi günü saat 22.00 sıralarında markete giden Ali Karayel, pansiyona dönünce kardeşini odada göremedi. Etrafa bakınan Karayel, koridorda bulunan tuvalette kardeşi Osman Karayel’i hareketsiz görünce durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine adrese ekipler sevk edildi.

Kısa sürede gelen sağlık ekibi, Osman Karayel’in hayatını kaybettiğini belirledi. Belediye tabibinin ölümü şüpheli bulması üzerine pansiyona olay yeri inceleme, Cinayet Büro ve Muratpaşa Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri sevk edildi. Ekiplerin incelemesinde Karayel’in karın bölgesinde, birkaç günlük olduğu değerlendirilen 3 santimlik kesi yarası olduğu belirlendi. Osman Karayel’in cansız bedeni, otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

KARNINI TUTARAK PANSİYONA GİRMİŞ
Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri ise geniş çaplı çalışma başlattı. Ekiplerin incelemesinde Karayel’in ölmeden 3 gün önce Baraj Mahallesi’ndeki evinde, boşanma aşamasında olduğu Aısylu Akhmetshina ile tartışıp kavga ettiği, sonrasında eşi tarafından bıçaklandığı belirlendi. Kimseye haber vermeyen Karayel’in evden çıkarak ağabeyi Ali Karayel’in yanına gittiği, pansiyona girmeden önce karnını tuttuğu tespit edildi. Osman Karayel’in, durumu ağabeyine anlattığı ancak hastaneye gitmeyi kabul etmediği de öğrenildi.

EŞİ GÖZALTINA ALINDI
Cinayet Büro Amirliği ekipleri, Baraj Mahallesindeki eve giderek Osman Karayel’in eşini gözaltına aldı. Suç aleti bıçağa ise el konuldu. Aısylu Akhmetshina, ifade işleminin ardından adliyeye götürüldü. Akhmetshina, basın mensuplarının ‘Eşinizi siz mi bıçakladınız’ sorusuna ise yanıt vermedi.

‘KENDİMİ KORUMAK İSTERKEN OLDU’
Aısylu Akhmetshina ifadesinde, Osman Karayel ile boşanma aşamasında olduklarını belirterek, “Senelerdir beni darbediyordu. O gün geldiğinde de tartıştık. Ben de elimde olan bıçakla kendimi savunmak isterken ona geldi. Bilinçli ve isteyerek yapmadığım bir şey” ifadelerini kullandı. Aısylu Akhmetshina, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı. (DHA)

ELİ KARNINDA YÜRÜMESİ KAMERAYA YANSIDI
Rusya uyruklu eşi Aizylu Akhmetshina tarafından bıçaklandıktan sonra hastane yerine ağabeyinin kaldığı pansiyona giden ve 3 gün sonra hayatını kaybeden Osman Karayel’in, pansiyona girişi sırasındaki görüntüleri ortaya çıktı. Osman Karayel’in pansiyonun asansöründen çıkarken sol elini karnına koyup sekerek yürüdüğü anlar güvenlik kamerasına yansıdı.

DMM'den 'kamuda lüks araç kullanımı arttı' iddiasına açıklama

DMM’den ‘kamuda lüks araç kullanımı arttı’ iddiasına açıklama

DMM’nin NSosyal hesabından yapılan paylaşımında, Hazine ve Maliye Bakanlığının verilerine göre, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin kullanımında toplam 119 bin 752 adet taşıt bulunduğu belirtildi.
Bu taşıtların büyük çoğunluğunun kamu hizmetlerinin etkin ve kesintisiz biçimde yürütülmesine tahsis edilmiş hizmet araçları olduğu vurgulanan paylaşımda, şunlar kaydedildi:
“Bu çerçevede taşıtların 74 bin 759’u (yüzde 62,42) savunma ve güvenlik hizmetlerinde, 10 bin 225’i (yüzde 8,53) vatandaşlarımıza sunulan sağlık hizmetlerinde, 7 bin 186’sı (yüzde 6) tarım ve ormancılık faaliyetlerinde, 7 bin 519’u (yüzde 5,97) eğitim hizmetlerinde, 4 bin 882’si (yüzde 4,07) adalet hizmetlerinde ve 15 bin 181’i (yüzde 12,67) ise diğer kamu hizmetlerinde kullanılmaktadır. Makam aracı olarak kullanılabilen taşıt sayısı ise toplam kamu taşıt sayısının yüzde 1,67’sini oluşturmakta olup, bu araçlar vali, kaymakam, genel müdür ve dengi/üstü yöneticilere tahsis edilmiştir.
İlginizi Çekebilir
Bu çerçevede ‘Türkiye’de 130 bin makam aracı bulunduğu’ yönündeki iddialar, mevcut verilerle çelişmekte ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik dezenformasyon niteliği taşımaktadır. Nitekim Türkiye’nin toplam kamu taşıt varlığı, iddia edilen makam aracı rakamının dahi altında kalmaktadır.”
Paylaşımda, kamuoyunun, resmi kurumların şeffaf biçimde paylaştığı verilere itibar etmesinin, gerçeği yansıtmayan, manipülasyon amacı taşıyan iddiaları dikkate almamasının büyük önem arz ettiğinin altı çizildi….

Reklam
Gurbetçi ailenin binlerce euroluk planı sınıra takıldı! Valizden çıkanlar şoke etti

Gurbetçi ailenin binlerce euroluk planı sınıra takıldı! Valizden çıkanlar şoke etti

İlk olayda Türk plakalı bir araç geldi. Bir Türk vatandaşının kullandığı, eşini ve iki küçük çocuğunun bulunduğu araç, Bulgaristan gümrük memurlarının önünde, ithalatı yasak ve kısıtlamalara tabi olan malları taşımadıklarını beyan etti. Araç, detaylı bir gümrük muayenesinden geçirildi.
İlginizi Çekebilir
Gümrük görevlileri, sürücü koltuğunun arkasındaki yolcu valizinde kıyafet ve kişisel eşyalar yerine, yüzük, kolye, küpe, bilezik ve madalyon gibi sarı ve beyaz metallerden yapılmış çok sayıda paket buldu. Araçta yolcu koltuğunun önündeki bir diğer kumaş çantada da sarı ve beyaz metallerden yapılmış takılar bulundu. Uzman incelemesine göre, eşyaların bir kısmı 654,90 gram 14 ayar altından, bir kısmı 11 kilo 174 kilogram 925 ayar gümüşten yapılmış takıların araç sürücüsüne ait olduğu tespit edildi.

İkinci vakada, Türk plakalı bir otobüste bir yolcunun üzerinde altın takılar bulundu. Sürücü ve 18 yolcunun Türkiye’den Bulgaristan’a seyahat ettiği araç, saat 09.00’da kontrol noktasına ulaştı. Yolculardan biri olan Türk vatandaşı üzerinde kişisel arama yapıldı. Adamın belinde, içinde altın takılar bulunan gizli paketler bulunan bir kemerde ağırlığı 813 gram olan 14 ayar altın bulundu.
Kaçak mallara el konulurken, olayla ilgili olarak Haskovo Bölge Savcılığı gözetiminde soruşturmayı yürüten gümrük müfettişleri tarafından cezai işlem başlatıldı.
‘Şifalı’ denilen suya giren yaşlı çift can vermişti! Korkunç detay: Daha önce de 8-10 kişi öldü…

Öğretmenler dikkat: İller Arası İsteğe Bağlı Yer Değişikliği başvuruları başlıyor

Öğretmenler dikkat: İller Arası İsteğe Bağlı Yer Değişikliği başvuruları başlıyor

Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerin iller arası isteğe bağlı yer değişikliği başvurularının başladığını duyurdu. Öğretmenler, MEBBİS üzerinden tercihlerini kaydederek başvuru sürecini tamamlayabilecek. Başvuruların yoğunluğuna bağlı olarak sistemde geçici yavaşlamalar yaşanabileceği için bakanlık, öğretmenleri işlemlerini zamanında yapmaları konusunda uyardı.
İlginizi Çekebilir
Milli Eğitim Bakanlığı kadrolarında görev yapan öğretmenler, 3-5 Eylül tarihleri arasında MEBBİS üzerinden iller arası isteğe bağlı yer değiştirme başvurusu yapabilecek. Atama işlemleri 5 Eylül tarihinde gerçekleştirilecek.
Ataması gerçekleştirilen öğretmenlerin ilişik kesme işlemleri ise 8 Eylül 2025 tarihinde tamamlanacak.
Atama işlemi, başvurunun son günü olan 5 Eylül 2025 tarihinde gerçekleştirileceğinden başvuru ekranı 5 Eylül’de Saat 13.00’da kapanacak.
Yer değişikliği başvurusu yapacak öğretmenler, öncelikle MEBBİS’e giriş yaparak ilgili başvuru ekranından tercihlerini kaydetmeleri gerekiyor. Başvuruların yoğunluğuna bağlı olarak sistemde geçici yavaşlamalar yaşanabileceği için MEB, öğretmenleri süreci zamanında tamamlamaları konusunda uyardı.
Başvuru Takvimi Özetle:

Başvuru Tarihleri: 3-5 Eylül 2025
Atama İşlemleri: 5 Eylül 2025
İlişik Kesme İşlemleri: 8 Eylül 2025
Başvuru Ekranı Kapanış Saati: 5 Eylül 2025, 13.00

İller arası isteğe bağlı yer değişikliği, öğretmenlerin hem kişisel hem de ailevi nedenlerle çalışma şehirlerini değiştirebilmelerine olanak tanıyor.
Avukat Mücahit Birinci, hakkında başlatılan soruşturma kapsamında ifadeye çağrıldı

Reklam
Son dakika! Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yönünü Ankara'ya dönen kazanacak

Son dakika! Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yönünü Ankara’ya dönen kazanacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle; Sizlerien kalbi duygularımla hürmetle sevgiyle selamlıyorum.Sizlerin şahsında Hakkari’den Edirne’ye, Muğla’dan Kars’a, Hatay’dan Sinop’a, 81 ilimizdeki 86 milyon vatandaşımızın tamamına selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.
İlginizi Çekebilir
İsrail’in barbar saldırıları altında hayat ve haysiyet mücadelesi veren Gazzeli, Filistinli kardeşlerimizi selamlıyorum. Kendilerine dayanışma mesajlarımızı iletiyorum.
Dün Ahlat’ta gençlerimizle de hasret giderdik. Kubbetü’l-İslam’ın o ferah ve vakur iklimini doya doya teneffüs ettik. Ardından kabine toplantımızı, Cumhurbaşkanlığı Ahlat Külliyemizde gerçekleştirdik. Akabinde milletimize yine Ahlat’tan seslendik.
Bugün de sizlerle birlikte o müstesna zaferin 954. yıl dönümünde Malazgirt’teyiz. Bu meydanı hınca hınç doldurarak heyecanımıza ortak olan siz kıymetli kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Gençler, dünyaya “Biz buradayız ve kıyamete kadar da burada olacağız” mesajını en güçlü şekilde verdiğimiz Malazgirt Zaferi’nin 954. yılı mübarek olsun. Büyük komutan Sultan Alparslan ve yiğit askerlerinin, gazilerin, akıncı birliklerinin, o kahraman ordunun her bir neferinin aziz ruhları şad olsun.
Kıymetli kardeşlerim, zaferin müjdecisi olan o kutlu günde, İslam coğrafyasının dört bir ucundaki camilerde minberlerde şu hutbe irad ediliyordu:
“Allah’ım, İslam’ın sancağını yükselt ve Alparslan’a yardım et. Onun niyet ve azmini başarıyla neticelendir. O nasıl senin çağrına uyup dininin korunmasına rehavet göstermeden emrine uymuş ve düşmanlarına bizzat karşı koyarak geceyi gündüze katmışsa, sen de ona zafer kısmet eyle. Dileklerinde ona yardımcı ol. Kaza ve kaderini onun için tecelli ettir.”
Sultan Alparslan, 26 Ağustos Cuma namazını eda ettikten sonra, kefen niyetine giydiği beyaz elbisesiyle ordusunun huzuruna çıkmış ve gaza erlerine şu tesirli sözlerle hitap etmişti: “Ey askerlerim ve komutanlarım, daha ne zamana kadar biz azınlıkta, düşman çoğunlukta olmak üzere böyle bekleyeceğiz? Ben bizzat, Müslümanların minberlerde bizim için dua ettikleri bu saatte düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek, arzu ettiğimiz sonuç hasıl olacaktır. Aksi takdirde, şehit olarak cennete gideceğiz.”
“SULTAN ALPARSLAN’I VE ORDUSUNU BUGÜN BİR KEZ DAHA YAD EDİYORUZ”
Atının kuyruğunu bağlayıp düşmanın üstüne korkusuzca atılan Sultan Alparslan’ı ve ordusunu bugün bir kez daha kemali hürmetle yad ediyoruz. Ahlat ve Malazgirt önlerindeki ilk akınlardan, fethin ilk günlerinden bugüne vatan için, bayrak için, millet ve ümmet için canlarını feda eden şehit ve gazilerimizin tamamına Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyoruz.
Değerli kardeşlerim, sevgili gençler; Malazgirt’te düşmanı bozguna uğratan, Anadolu’nun cümle kapısını ardına kadar açan o güçlü irade, bugün işte buradadır.
Şu anda Malazgirt’teki gazilerin Allah adına ant içtikleri minberin önünde ve Allah’a yükselen ellerin üstünde, minberdeki yeşil perdenin harp meydanlarından gelen rüzgarla kabardığını adeta görür gibiyim. Merhum Nurettin Topçu üstadımızın işte bu sözlerle tarif ettiği o güçlü ruh, bugün hamdolsun Malazgirt Meydanı’ndadır. Malazgirt’te omuz omuza destan yazan kahramanların, uğruna hayatlarını feda ettikleri mukaddes değerler işte buradadır.

Türk’üyle, Kürd’üyle, Arap’ıyla, Sünnisi ve Alevisiyle Anadolu’nun gönül harcını muhabbetle yoğuran kurucu irade bugün buradadır.Asırlar boyunca yeryüzüne nizam vermiş İlahi Kelimetullah’ı bu davayı müdafaa etmişti.O sarsılmaz inanç bugün hamdolsun buradadır.
Şunu özellikle ifade etmek istiyorum.Sultan Alparslan’ın zaferini Selahaddin Eyyubi ve ordusuyla buluşturan Sultan Fatih’in emanetini Yavuz Sultan Selim’e ulaştıran işte bu imandır.
Galatasaray’da Barış Alper Yılmaz’ın alternatifi İngiltere’den! Hem forvet hem de 10 numara
“HER TÜRLÜ SABOTAJA RAĞMEN YENİDEN BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİN ÇIRPINIYORUZ”
Şimdi bakınız, değerli kardeşlerim, millet olarak bundan 954 yıl önce Malazgirt Ovası’nda yazılan kahramanlık destanından aldığımız cesaret ve özgüvenle istikbale yürüyoruz. Ecdadın mübarek kanlarıyla bizlere vatan eylediği bu toprakları ebedi yurdumuz olarak muhafaza etmek için var gücümüzle çalışıyoruz.
Her türlü engele, her türlü engellemeye ve her türlü sabotaja rağmen yeniden büyük ve güçlü Türkiye için, kelimenin tam anlamıyla, çırpınıyoruz.
Şunu burada samimiyetle ifade etmek isterim: Bugün, bekası söz konusu olduğunda hiçbir güce boyun eğmeyen bir Türkiye’de yaşıyoruz. Bugün, kendi vatandaşlarıyla birlikte mazlum ve mağdurların da umudu hâline dönüşen bir devlete sahibiz.
Bugün, Filistin davasına her platformda tüm imkânlarıyla sahip çıkan, İsrail’in alçak zulümleri karşısında Gazzeli kardeşlerini asla yalnız bırakmayan bir ülkemiz ve hükümetimiz var.
Mektup diplomasisiyle, telefon görüşmeleriyle, uluslararası toplantılarla ve 102 bin tonu aşan yardımlarımızla Gazze’nin hakkını ve hukukunu en güçlü şekilde savunuyoruz.
İlginç araştırma! Ebeveynlerin isim tercihi: Artık kimse bu adı koyamıyor
“EMEKLERİN NETİCELERİNİ ALACAĞIMIZ BİR SÜRECİN İÇİNDEYİZ”
Kim ne derse desin, bize ve milletimize yakışan tavır neyse, eğilmeden, bükülmeden ve hiç kimseden çekinmeden yerine getiriyoruz.
Sevgili kardeşlerim, şimdi bütün bu emeklerin neticelerini alacağımız bir sürecin içindeyiz.
Milletimizin fertleri arasına örülen fitne duvarlarını tamamen yıkmak için başlattığımız “Terörsüz Türkiye” sürecinde, hamdolsun, kısa sürede önemli mesafe katettik.
Kandan ve çatışmadan beslenen çevrelerin süreci kundaklama çabalarına rağmen, tüm kurumlarımız çalışmalarını, birlikten ve sonsuz kardeşliğe hedefiyle, adeta bir kuyumcu titizliğiyle sürdürüyor.
Milletimizde yürütülen çalışmaları, dikkatli olduğu kadar son derece umutlu bir yaklaşımla yakından takip ediyoruz.

“YÖNÜNÜ ANKARA’YA DÖNEN KAZANACAK”
Kimin sürece samimiyetle destek verdiği, kimin de alakasız gündemlerle süreci zehirleme gayretinde olduğu, milletimiz tarafından not ediliyor. Şurası bir gerçek ki, Türkiye terör meselesini tamamen çözme yönünde yol aldıkça, saldırı, sabotaj ve tuzaklar da artacaktır. Bunu kimi zaman yalan ve dezenformasyonla yapacaklar, kimi zaman toplumun hassasiyetlerini kaşıyarak yapacaklar. Kimi zaman insanlarımız arasında korku yayarak yapacaklar. Kimi zaman yurt içi ve yurt dışındaki ajanlarını kullanarak yapacaklar. Kimi zaman da sureti akden görünerek yapacaklar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, bu sefer başaramayacaklar.
Allah’ın izniyle, milletimizin desteğiyle oluşan umut havasının önünde bu defa kimse duramayacak. Ayrılıktan, bölünmüşlükten, kardeşler arası nifaktan yıllarca rant ve çıkar devşirenler inşallah bu sefer kazanamayacak.
Değerli kardeşlerim, şunu sizlerle birlikte aziz milletimin de çok iyi bilmesini arzu ediyorum: Biz hepimiz, 86 milyon olarak, tarihin, kültürün, ortak medeniyetimizin ve inançlarımızın bir araya getirdiği büyük bir aileyiz.
ABD’li siyasetçiden İslam’a alçak saldırı! Kur’an-ı Kerim yakıp, Müslümanlara tehditler savurdu
Ayrı milletin ferdi değiliz; hepimiz aynı bayrağın, aynı gök kubbenin altında yaşıyoruz.Unutmayın, hepimize yer vardır. Rengini şehitlerimizin kanından alan bu bayrak bizim. Her karış toprağın altında bir yiğit yatan bu cennet vatan bizim. Bu ülke bizim. Hepimizin. 86 milyonun her bir ferdinin. Türkiye’miz aynı zamanda, sınırlarımızın ötesindeki kardeşlerimizin başı dara düştüğünde sığınacağı en güvenli limandır.
Bakınız, bunu Irak’ta gördük. Bunu 14 yıl boyunca komşumuz Suriye’de gördük. Bunu daha önce Balkanlar’dan Kafkasya’ya, gönül coğrafyamızın birçok köşesinde gördük. Yarın da zulme uğrayanların, ötekileştirilenlerin, baskı görenlerin, ölümle burun buruna gelenlerin eman yurdu yine Türkiye ve Türk milleti olacaktır.
Dolayısıyla Suriye’deki tüm kardeş halklar gibi Kürtlerin de güvenliğinin, huzurunun ve esenliğinin teminatı Türkiye’dir. Yönünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacak; kardeşlik ve komşuluk hukukunu gözetenler kazanacak. Kıblesini şaşırıp kendilerine yeni yabancı patronlar arayanlar ise elinde sonunda kaybedecek.
“KILIÇ KININDAN ÇIKARSA KALEME KELAMA YER KALMAZ”
Tekrar ediyorum. Kılıç kınından çıkarsa kaleme-kelama yer kalmaz. Biz, tüm bölgemizde kalıcı barışın tesisinden yanayız. Biz, sorunların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesinden yanayız.
Kimse unutmasın: Türkler, Araplar, Kürtler olarak bu coğrafyada kıyamete kadar hep beraber yan yana yaşayacağız. Müslüman kanından beslenenler tarih sahnesinden çekildikten sonra bile biz yine burada olacağız. Unutmayın, Malazgirt’te olacağız.
Sultan Alparslan’ın, Selahattin Eyyubi’nin evlatları olarak Türkiye, 100 yılını, önce büyük ve güçlü Türkiye’yi, ardından Terörsüz Türkiye’yi ve sonra terörsüz bölgeyi gönül gönüle vererek, el birliğiyle gerçeğe dönüştüreceğiz. Ayrılık türküleri değil, inşallah kardeşlik türküleri söyleyeceğiz.
Kayıplarımızın arkasından ağıtlar yakmayacak, ortak başarılarımızın zafer marşlarını hep beraber coşkuyla terennüm edeceğiz. Terörün, kanın, gözyaşının ve ayrılığın karşısındaki her bir vatandaşımızdan bu çalışmalarımıza destek olmasını özellikle bekliyorum. Ve bu milletin bu günlere gelmesinde emeği geçen başta komutanlarımızı, Mehmetlerimizi hayırla yâd ediyorum. Rabbim hepimizin yar ve yardımcımız olsun diyorum.

Özel temsilci Barrack, yarı özerliklik hedefini açık etti: ABD’den Suriye’de rota değişikliği sinyali…