BIST 100
14.321,19 1,53%
DOLAR
46,9807 0,15%
EURO
53,6433 -0,10%
GRAM ALTIN
6.225,55 0,12%
FAİZ
40,75 -0,54%
GÜMÜŞ GRAM
90,48 0,03%
BITCOIN
63.874,00 -0,73%
GBP/TRY
62,9939 -0,08%
EUR/USD
1,1416 -0,12%
BRENT
76,01 -0,38%
ÇEYREK ALTIN
10.178,77 0,12%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
34 °
Reklam

SİYASET

Rezan Epözdemir soruşturmasında ifade veren savcı katibi her şeyi anlattı!

Rezan Epözdemir soruşturmasında ifade veren savcı katibi her şeyi anlattı!

Başsavcılıkça, Epözdemir hakkında “rüşvet”, “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım”, “siyasal ve askeri casusluk” suçlarından başlatılan iki ayrı soruşturma sürüyor.
Nöbetçi sulh ceza hakimliği, Epözdemir’in “rüşvete aracılık etmek” suçundan tutuklanmasını kararlaştırdı.
Hakimlik, Epözdemir hakkında, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme” ile “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım etme” suçlarından “yurt dışına çıkış yasağı”nı içeren adli kontrol tedbiri uygulanması talebinin ise reddine karar verdi.
KATİBİN İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Öte yandan soruşturmada yeni detaylar ortaya çıkmaya devam ediyor. Epözdemir soruşturması kapsamında ifade veren eski savcı Cengiz Çallı’nın katibi Kürşat Yılmaz’ın ifadesine ulaşıldı. Detayları CNN TÜRK muhabiri Merve Tokaz aktardı.
Tokaz; Cengiz Çallı’nın 2016-2021 yılları arasında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunda Cumhuriyet Savcısı olduğunu belirterek tutuklamaya giden sürecin bu dönemde Rezan Öpezdemir ve savcı Çallı’nın arasında geçen rüşvet çarkıyla başladığını söyledi.
Avukat Rezan Epözdemir, Çorlu’da cezaevine konuldu
Cengiz Çallı’nın katibi Kürşat Yılmaz’ın ifadesinden detayları aktaran Tokaz sözlerini şöyle sürdürdü;
“ALAKASI OLMAYAN OLAYLARLA İLGİLİ BİLE CENGİZ ÇALLI’YI ZİYARET EDERDİ”
Yılmaz; “O dönemde hayatın olağan akışına aykırı olduğunu düşündüğüm birçok olayla karşılaştım. Bunlardan biri Rezan Epözdemir’in, müvekilliğini yaptığı bir otel ile alakalı medyada yayınlanan haberle ilgili.Yetkisizlik bulunmasına rağmen yani Cengiz Çallı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı yetkili olmamasına rağmen Rezan Epözdemir’in Cengiz Çallı ile ilişkisi sonrası söz konusu haberlere erişim engeli getirdiğini ifade etti.İki ismin arasında yoğun bir görüşme trafiğinin olduğunu söyleyen Yılmaz; “Rezzan Epözdemir’in bizim büromuzla alakası olmayan olaylarla ilgili bile Cengiz Çallı’yı ziyaret ederdi. Hatta bizzat Çallı’nın masasına oturarak UYAP sistemi üzerinden üçüncü kişilere ait, kendi dosyalarıyla ilgili kişisel, ve kimlik bilgilerine ulaşırdı” dedi.

İlginizi Çekebilir
“SIK SIK LÜKS RESTORANLARDA BİR ARAYA GELİYORLARDI”
Yine Yılmaz; Avukat Epözdemir’in Bakırköy’deki dosyaların dışında diğer adliyelerde yer alan dosyalarıyla ilgili, süreçlerin hızlandırılması için Cengiz Çallı’dan destek istediğini, ve Çallı’nın da diğer adliyeleri arayarak bu konuları çözmeye çalıştığını ifade etti. Kürşat Yılmaz’ın ifadesi sadece bunlarla sınırlı değildi. Cengiz Çallı ile Rezan Öpezdemir’in sık sık lüks restoranlarda bir araya geldiğini söyledi. İkisi beraber İstanbul’un pek çok noktasında lüks restoran ve tatillere giderlerdi ve tüm harcamalar Avukat Rezan Epözdemir tarafından karşılanırdı. Yine 2016 ve 2017 yıllarında arasında Avukat Rezan Epözdemir’in Cengiz Çallı’yı aradığını ve o dosyadan alakasız bir şekilde başka bir müvekkilinin yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını istediğini, Çallı’nın da yasağı kaldıracak yetkili birimlerle görüşerek kaldırıldığını ifade etti.
Yılmaz; avukat Epözdemir ile Savcı Çallı arasında sürekli bir bağlantının bulunduğu, soruşturmalarla ilgili destek aldığını söyledi. Ayrıca Kürşat Yılmaz’a ‘Senin bu süreçte maddi kazancın oldu mu?’ sorusu da yönetildi.
Katip Yılmaz; ‘Herhangi bir şekilde tek bir maddi kazanç elde etmedim. Savcı ne istendiyse onu yaptım. Savcı kime evrak gönderilmesi istendiyse onu gönderdim’ dedi.
GÖZLER HTS KAYITLARI VE PARA HAREKETLERİNDE
Elbette soruşturma derinleşiyor. Katip olarak ifade veren Kürşat Yılmaz’ın anlattıları son derece önemli. Çünkü Çengiz Çallı ‘makaron soruşturması’ olarak bilinen bir soruşturmanın savcısı olarak görev yaptığı bir dönemde Rezan Epözdemir ile arasındaki bağlantısı da savcılığın radarında. HTS kayıtları ve para hareketleri soruşturmaya şekillendirecek.
NE OLMUŞTU?
Avukat Rezan Epözdemir, “rüşvet”, “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım”, “siyasal ve askeri casusluk” suçlarından yürütülen iki ayrı soruşturma kapsamında gözaltına alınmıştı.
Gizlilik kararı verilen “rüşvet” soruşturması kapsamında ifadesi alınan tanık A.D, Epözdemir’in rüşvet aldığı 3 farklı eylem olduğuna ilişkin iddiada bulunmuştu.
Tanık A.D, Epözdemir’in vekalet ilişkisi bulunmayan 2021 yılındaki olayda, Epözdemir ile C.Ç’nin, bir tahliye işlemi karşılığında 75 bin dolarlık kısmı tahliye öncesinde, kalan 75 bin dolarlık kısmı da tahliye sonrasında olmak üzere 150 bin dolar rüşvet aldıklarını, bu rüşvetin 75 bin dolarlık kısmının C.Ç. tarafından 7 Temmuz 2021’de Epözdemir’e götürüldüğünü öne sürmüştü.
Dosya kapsamındaki “WhatsApp” kayıtlarının da 7 Temmuz 2021’de 75 bin dolar rüşvet alındığını doğruladığı vurgulanmıştı.

15 milyon kişinin telefonuna mesaj! Sağlık Bakanlığı duyurdu: Ücretsiz olacak

15 milyon kişinin telefonuna mesaj! Sağlık Bakanlığı duyurdu: Ücretsiz olacak

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Erken teşhis edilen kanser türlerinde tedavi başarısı artarken, hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesi ise yükseliyor.
Sağlık Bakanlığı bu nedenle, daha fazla vatandaşın ücretsiz kanser tarama hizmetlerinden haberdar olması ve tarama faaliyetlerine katılımın artırılması için SMS ile bilgilendirme uygulamasını hayata geçirdi.
Yeni uygulama kapsamında meme kanseri taramasına katılması için yaklaşık 5,5 milyon, rahim ağzı kanseri taraması için yaklaşık 3 milyon ve kalın bağırsak kanseri taraması için yaklaşık 6,5 milyon kişiye kısa mesaj gönderilecek.
Erdoğan genelgeyi imzaladı! Karayollarında hız sınırlarına düzenleme geliyor
İlginizi Çekebilir
Bir ay süreyle kademeli olarak iletilecek SMS’lerde, hangi kanser türleri için tarama yapılabileceği, başvuru yöntemleri ve en yakın sağlık kuruluşlarının bilgileri yer alacak.
Mesaj gönderilecek yaklaşık 15 milyon kişi arasında, tarama için belirlenen yaş aralığındaki vatandaşların yanı sıra, daha önce taramalara katılmış olan kişiler de bulunuyor.
ERKEN TEŞHİS İÇİN TARAMALARDA SÜREKLİLİK ÖNEMLİ
Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında 40 ile 69 yaş arasındaki kadınlara 2 yılda bir mamografi tetkiki ile meme kanseri taraması, 30 ile 65 yaş arasındaki kadınlara beş yılda bir HPV-DNA testi ile serviks (rahim ağzı) kanseri taraması ve 50 ile 70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere iki yılda bir gaitada gizli kan testi ile kolorektal (kalın bağırsak) kanseri taraması yapılıyor.
Bu taramalar, Aile Sağlığı Merkezleri (ASM), Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ile mobil kanser tarama araçlarında tamamen ücretsiz şekilde gerçekleştiriliyor. Testlerin belirli aralıklarla tekrarlanması erken teşhis açısından büyük önem taşıyor.
Merkez Bankası’ndan ilk ipucu geldi! Emekliye 3 farklı yeni maaş hesabı…

26 yılda 448 bin deprem! İstanbul uyarısı: Gemlik Körfezi'nden geçen fay hattı uzun süredir büyük deprem üretmedi

26 yılda 448 bin deprem! İstanbul uyarısı: Gemlik Körfezi’nden geçen fay hattı uzun süredir büyük deprem üretmedi

Afet Yönetimi Uzmanı, Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Özmen, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin ardından 26 yılda Türkiye’de 448 bin deprem kaydedildiğini belirterek “Ortalama her 6,5 yılda bir, 7’den büyük depremle karşılaşıyoruz.” dedi. Doç. Dr. Özmen, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 26. yılı dolayısıyla açıklama yaptı.
“Marmara Depremi’nin ardından geçen 26 yıllık süreçte Türkiye’de 448 bin deprem meydana geldi.” diyen Özmen, yıllara göre sırasıyla en fazla depremin 2023, 2017, 2020 ve 2024’te meydana geldiğini söyledi. Özmen, 2023’te yaklaşık 74 bin sarsıntı yaşandığına dikkati çekti.
Erdoğan genelgeyi imzaladı! Karayollarında hız sınırlarına düzenleme geliyor
Geçen 26 yıllık süreçte 6 ila 6,9 büyüklüğünde 46 deprem meydana geldiğini bildiren Özmen, “Ortalama her 6,5 yılda bir, 7’den büyük depremle karşılaşıyoruz. Yılda iki kere de 6’dan büyük depreme maruz kalıyoruz.” diye konuştu.
Özmen, 1999’dan bu yana yaşanan depremlerde 77 bine yakın kişinin hayatını kaybettiğini, ekonomik kaybın ise 200 milyar dolara yaklaştığını dile getirdi.
17 Ağustos’ta Kuzey Anadolu Fayı’nın Yalova açıklarına kadar kırıldığını hatırlatan Özmen, Marmara Denizi’ndeki bazı fayların ise 1766’dan bu yana 7’den büyük deprem üretmediğini, bu nedenle “sismik boşluk” olarak değerlendirildiğini söyledi.
İlginizi Çekebilir
“OLASI 7’DEN BÜYÜK BİR DEPREM İSTANBUL’U ÇOK CİDDİ ŞEKİLDE ETKİLEYECEK”
Doç. Dr. Özmen, İstanbul’da 2019’da 5,8, bu yıl ise 6,1 büyüklüğünde depremler yaşandığını ancak bunların fay hattındaki gerilimi boşaltmadığını vurguladı.
Kuzey Anadolu Fayı’nın kuzey kolunda kırılmayı bekleyen fayların olduğunu belirten Özmen, “Olası 7’den büyük bir deprem İstanbul’u çok ciddi şekilde etkileyecek. Marmara’nın güneyinde, Gemlik Körfezi’nden geçen fay hattı da uzun süredir büyük deprem üretmedi. Buradaki olası bir sarsıntı tüm Marmara kıyılarını etkileyecek.” ifadelerini kullandı.
Özmen, 26 yılda yasal, hukuki ve teknik alanda pek çok adım atıldığını ancak bunların yeterli olmadığına işaret ederek her depremde yıkımlar ve can kayıplarının olmasının, hala bu adımlarda istenilen seviyeye gelinmediğini gösterdiğini söyledi. Özmen, kentsel dönüşümün önemine de dikkati çekti.
Merkez Bankası’ndan ilk ipucu geldi! Emekliye 3 farklı yeni maaş hesabı
SINDIRGI’DAKİ DEPREM BALIKESİR’İN RİSKİNİ BİTİRMEDİ
Özmen, Balıkesir Sındırgı’da meydana gelen 6,1 büyüklüğünde depremin artçılarının, 5,1-5,2 büyüklüğüne kadar çıkabileceğini belirtti.
Bölgede 20’ye yakın aktif fay bulunduğunu aktaran Özmen, sarsıntıda yalnızca Simav Fay Zonu’nun 20 kilometrelik kısmının kırıldığını ifade etti. Doç. Dr. Özmen, “Bu depremden sonra artık burada olmaz düşüncesi doğru değil. Balıkesir, Türkiye’nin pek çok ili gibi yüksek deprem riski taşıyor. Sındırgı’daki fay hattı ile İstanbul’u etkileyen Kuzey Anadolu Fayı farklı hatlar. Dolayısıyla Sındırgı depreminden önce İstanbul’un deprem tehlikesi neyse bugün de aynı seviyede.” değerlendirmesini yaptı.

Reklam
İstanbul sokaklarında kıyafet değiştirip takipten kurtuldu! 4 kadın sonunda yakayı ele verdi

İstanbul sokaklarında kıyafet değiştirip takipten kurtuldu! 4 kadın sonunda yakayı ele verdi

Ortaköy’de 14 Şubat’ta M.P.’nin evine giren hırsızlar, 50 bin lira değerinde altın ve elmas kolye, 4 adet çeyrek altın ve antika eşyaları çaldı. Polis ekipleri, M.P.’nin şikayeti üzerine şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı. Çalışmalar devam ederken 21 Mayıs’ta Beyoğlu’nda Z.B.H.’ye ait eve giren hırsızlar, 80 bin lira değerinde ziynet eşyası ile 53 bin lirayı çalarak kaçtı.

HER OLAYDAN SONRA KIYAFETLERİNİ DEĞİŞTİRMİŞLER
Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerinin iki olayın ardından başlattığı çalışmalarda çok sayıda güvenlik kamerası incelendi. Görüntülerde 4 kadın hırsızın, her olaydan sonra kıyafetlerini değiştirerek takipten kurtulmaya çalıştıkları görüldü. Kimlikleri tespit edilen şüpheliler Gönül Ç. (34), Sedef G. (27), Çiğdem Ç. (30) ve Ayşe Ç. (27) düzenlenen operasyonla gözaltına alındı.

ÇOK SAYIDA SUÇ KAYDI VAR
Asayiş Şube Müdürlüğü’nde sorgulanan şüphelilerden Gönül Ç.’nin daha önce 68, Sedef G.’nin 26, Çiğdem Ç.’nin 24, Ayşe Ç.’nin ise 21 suç kaydı bulunduğu ortaya çıktı. Şüphelilerin, yüz binlerce liralık ziynet eşyası, değerli kol saatleri ve antika eşyaların çalındığı 8 olayın failleri oldukları belirlendi.

TUTUKLANDILAR
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 4 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. (DHA)
Haber Detay Görsel Slider

Reklam
En acı albüm! 26 yıl sonra her şeyi anlattı

En acı albüm! 26 yıl sonra her şeyi anlattı

Kocaeli’de 17 Ağustos 1999’da meydana gelen Gölcük merkezli 7.4 büyüklüğündeki Marmara depreminin üzerinden tam 26 yıl geçti. 17 bin 480 kişinin ölümü ile 43 bin 953 kişinin yaralanmasına neden olan depremin yol açtığı hasarın izleri zamanla silindi ama acısı hep yüreklerde kaldı.
Sinop’tan çocuklarını ziyaret etmek için geldiği Yalova’da depreme yakalanan emekli sağlık personeli Cihan Cirik, felaketin yıl dönümünde yaşadıklarını DHA’ya anlattı.

‘HASTANEYE GİTMEMİZ GEREKTİĞİNİ SÖYLEMİŞTİM’
Büyük korku ve panik yaşadıkları depremin bitmesiyle evinden çıkarak hastaneye gittiğini belirten Cihan Cirik, “Çocuklarımın yanına misafir olarak gelmiştim. 16 Ağustos’ta gelmiştim, 17 Ağustos’ta da depremi yaşadık. Daha önceki deneyim ve tecrübelerimden depremle ilgili sarsıntıyı bildiğim için, çocuklara büyük bir depremin olduğunu ve insanların bize ihtiyacı olduğunu, bu nedenle hastaneye gitmemiz gerektiğini söylemiştim. Sarsıntılar devam ederken, elimde küçük bir el feneriyle eve tekrar çıktım. Arabaların anahtarlarını ve çocuklara birkaç kıyafet aldım ve sonra 2 araçla birlikte devlet hastanesine gittik. Yolların enkaz nedeniyle kapalı olduğunu gördük. Açık yol bularak hastaneye ulaştık” dedi.

‘GÖLCÜK’E GİTTİĞİMDE ŞOK GEÇİRDİM’
Cihan Cirik, “Sağlıkçı olmam sebebiyle hastanedeki yaralılara yardımcı olmak amacıyla hastanenin acil servisi önünde yaralılara yardım ettik. 3-4 günüm böyle geçti. Sonra eşimin yeğenlerinin bulunduğu Gölcük’te de büyük bir deprem olduğunu öğrendim. Gece yarısı Gölcük’e gittim. Orada oturdukları binaya gittiğimde şok geçirdim. 8 katlı 3 bina vardı, birbirine karışmış şekilde moloz haline gelmişti. Sabaha kadar çocuklara ulaşmaya çalıştık. Depremin 4’üncü günü gelen iş makinelerinin de desteğiyle 6 kardeşten 2 tanesini sağ çıkarabildik. 3 tanesi ölü olarak, 1 tanesine ise hiç ulaşamadık. Hala izine rastlayamadık. Sonrasında tekrar Yalova’ya döndüm. Hastane bahçesinde Kızılay’ın verdiği çadırları kurduk” diye konuştu.

‘FOTOĞRAFLARI HASTANE BAHÇESİNE ASILMIŞTI’
Cirik, “Hastaneye gelen yaralıların bir kısmının durumu çok ağırdı. Hasta yakınları tarafından ‘yaralı’ olarak getirilen birçok kişinin ise ölmüş olduğunu anladık. Hastanenin girilebilen koridorlarında ölen insanların cesetleri vardı, yan yana konmuştu. Ölenlerin sadece yüzlerinin fotoğrafını çekilip, hastane bahçesine asılmıştı. İnsanlar yakınlarının ölüp ölmediğini görmek amacıyla bu fotoğraflara bakıyordu. Bir zaman sonra gözleri görmeyen yaşlı bir adam ile eşiyle karşılaştık. Kendilerini feribota götürmemi istediler. Feribotun çalışmadığını söyledim. Başında bir kanama vardı. O sırada başındaki yarayı temizleyip, pansuman yaptım. Daha sonra hastane bahçesinde bir müddet beklemeleri gerektiğini söyledim” dedi.
Haber Detay Görsel Slider…

Sahte denklik belgesini nasıl düzenledikleri ortaya çıktı! 'Milyonlarca öğrencinin hakkını gaspettiler'

Sahte denklik belgesini nasıl düzenledikleri ortaya çıktı! ‘Milyonlarca öğrencinin hakkını gaspettiler’

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, 2019 ve 2020 yıllarında Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine, birçok kişinin düzenlenen sahte transkript belgeleri yurt dışında kolej veya üniversite bitirmiş gibi gösterilip, Türkiye’de değişik üniversitelerde istedikleri bölümlere kayıtlarının yaptırıldığının ihbar edilmesi üzerine soruşturma başlatıldığı anımsatıldı.
İddianamede, Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan inceleme sonucunda, birçok kişiye yurt dışında herhangi bir okulda eğitim görmüş gibi sahte belgeler düzenlendiğinin belirlendiği aktarıldı.
Bazı kişilerin Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı, Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve değişik il Milli Eğitim Müdürlüklerinden aldıkları denklik belgesiyle Türkiye’de değişik üniversitelere kayıt yaptırdıklarının tespit edildiği, bu konuda aracılık ve işlem takibi yapanların belirlenmesi için çalışma yürütüldüğü kaydedildi.
Çalışmalar kapsamında ilgili kurumlardan gelen cevabi yazılarda başvuru esnasında söz konusu şahıslarca ibraz edilen evrakların asıllarının kurumlarda bulunmadığı, yurt dışında lise eğitimi gördüğü iddiasıyla Talim Terbiye Kurulu Başkanlığına belge ibraz eden 11 öğrenciden 10’unun aynı zamanda Türkiye’de bir lise mezuniyeti olduğu belirlendi.
Ayrıca, 11 öğrencinin tamamının yurt dışında lise eğitimi aldığını iddia ettiği tarihlerde ya yurt dışına hiç çıkmadıkları ya da kısa süreliğine yurt dışında bulundukları tespit edildi.
İddianamede, 9 öğrencinin Türkiye’deki lise eğitim tarihleri ile yurt dışındaki lise eğitim tarihlerinin çakıştığı, diğer öğrencilerin ise yurt dışı eğitim tarihleri ile yurda giriş çıkış tarihlerinin uyumlu olmadığının belirlendiği aktarıldı.
İddianamede, sanık Güler K’nin 2008 yılından beri Çankaya Milli Eğitim Müdürlüğü kadrosunda öğretmen olduğu, geçici görevlendirmeyle Talim Terbiye Kuruluna görevlendirildiği, sanığın kurula başvuran 11 şahsın denklik belgesini e-denklik modülüne girilmeden elden Doküman Yönetim Sistemi’ne (DYS) eklediği belirtildi.
Erdoğan genelgeyi imzaladı! Karayollarında hız sınırlarına düzenleme geliyor
YABANCI ÖĞRENCİ KONTENJANINDAN YERLEŞTİKLERİ TESPİT EDİLDİ
Milli Eğitim Bakanlığı Denklik Yönetmeliği’ne göre denklik işlemlerinin yurt dışında eğitim müşavirliği veya ataşelikler, yurt içinde ise il ve nüfusu 250 bin ve üzerinde olan büyükşehir ilçelerindeki milli eğitim müdürlüklerince yürütülmesi gerektiği aktarılan iddianamede, bu hükme rağmen Güler K’nin bir kısım sanıklar adına denklik belgesi düzenlediği, şüpheli Bekir T. ile arasında gerçekleşen para hareketlerinden bu işlemleri menfaat karşılığı yaptığının anlaşıldığı belirtildi.
Sanıklar Bekir T, Güler K, Hamza U, Harun K, Ertaş I, Ulaş Çağlar Ö, Emre C. ve Erdal Ş’nin hileli yöntemlerle denklik belgesi almak isteyen diğer sanık öğrencilere aracılık ederek, denklik belgesi almalarını sağladıkları aktarılan iddianamede, “Bu öğrencilerin Türkiye’de bir liseden mezun oldukları ancak kendileri adına düzenlenen belgeler ile kendilerini Ukrayna, Rusya ve Azerbaycan gibi ülkelerde uzaktan veya örgün öğrenim görmüş gibi göstererek ülkemizde bulunan üniversitelerin özellikle tıp, hukuk ve mühendislik gibi bölümlerine yabancı öğrenci kontenjanından yerleştikleri belirlenmiştir.” tespitine yer verildi.
İddianamede, Talim Terbiye Kurulu Başkanlığından alınan denklik belgelerinin evrak hazırlama işlemlerinin, söz konusu kurumda geçici görevlendirme ile çalışan Güler K. tarafından gerçekleştirildiği, sahte denklik belgesi alan sanık öğrencilerin evrak ve iş takipçiliğinin tercümanlık bürosu adına sanıklar Emre C, Ulaş Çağlar Ö, Hamza U, Harun K. ve Ertaş I. tarafından gerçekleştirildiği, Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne denklik belgesi başvurularının sanık öğrencilerden vekaletler alınarak şüpheliler Hamza U, Harun K, Ertaş I. ve Bekir T. tarafından yapıldığı kaydedildi.
Merkez Bankası’ndan ilk ipucu geldi! Emekliye 3 farklı yeni maaş hesabı
“MİLYONLARCA ÖĞRENCİNİN EMEĞİNİ GASBETTİLER”
İddianamede, şu tespitlere yer verildi:
“Yurt dışında herhangi bir okulda eğitim görmediği halde yurt dışında eğitim görmüş gibi sahte belgeler ile yurt içinde Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı veya il, ilçe Milli Eğitim Müdürlüklerinden denklik belgesi alan ve bu işlemlere aracılık eden tüm sanıklar bu eylemleriyle, ilk okula başladıkları günden itibaren nihai amaçları üniversite sınavını kazanıp iyi bir fakültede öğrenim görmek olan milyonlarca genç öğrencinin, bu emeklerini gasbetmişlerdir. Üniversite sınavına giren öğrencilerin hakkettiği halde herhangi bir üniversiteye yerleşmesine engel oldukları, aileleri ile birlikte bu gençlerin, üniversite sınavını kazanmak için harcadığı emek ve parasını zayi ederek maddi ve manevi mağduriyetlerine sebebiyet vermişlerdir.
Buna göre, Talim Terbiye Kurulu Başkanlığında denklik işlemlerinin yapıldığı birimde görevli şüpheli Güler K’nin Milli Eğitim Bakanlığının yönetmeliğine aykırı olarak öğrencilere para karşılığında sahte belgelere dayanılarak denklik belgesi düzenlediği, eğitim danışmanlık hizmetleri yetkilisi sanık Bekir T’nin bu işlemleri yaptırmak amacıyla Güler K’ye para verdiği belirlenmiştir. Sanıklar Emre C, Ulaş Çağlar Ö, Harun K, Hamza U. ve Erdal Ş. sanık öğrencilerden almış oldukları vekaletlerle farklı illerde bulunan ve denklik belgesi almak isteyen öğrenciler adına sahte evraklar düzenleyerek, Milli Eğitim Müdürlüklerinden usulsüz yöntemlerle denklik belgesi düzenlemişlerdir. Diğer öğrenci sanıkların da sahte belgelerle oluşturulan bu denklik belgelerini kullanarak, üniversitelerin yüksek puanlı bölümlerine ‘yabancı öğrenci’ kontenjanından kendilerini kaydettirdikleri tespit edilmiştir.”
Alaska Zirvesi’nin şifreleri: Trump ve Putin görüşmesi nasıl geçti?
19’AR YIL 6’ŞAR AYA KADAR HAPİSLE YARGILANIYORLAR
Bu kapsamda yurtdışı eğitim ve danışmanlık şirketi sahibi akademisyen Bekir T’nin “rüşvet vermek” ve “resmi belgede sahtecilik”, sanık Talim Terbiye Kurulu Başkanlığında görevli öğretmen Güler K’nin “rüşvet almak” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarından 4 yıldan 19 yıl 6 ay kadar, diğer 44 sanığın da “resmi belgede sahtecilik” suçundan 3 yıldan 7 yıl 6 ay kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.
Sanıkların yargılanmasına, Ankara 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediliyor….

Teknolojiden uzak büyütüldü, 10 yaşında bunu yaptı: Doğduğundan beri bizi şaşırtıyor

Teknolojiden uzak büyütüldü, 10 yaşında bunu yaptı: Doğduğundan beri bizi şaşırtıyor

İskenderun ilçesinde yaşayan 10 yaşındaki Ümit Keçik, ileri seviyedeki zekası ve problem çözmedeki başarılarıyla dikkat çekiyor. Anne ve babası tarafından teknolojik aletlerden uzak tutularak büyütülen ve her gün bir kitap okuyarak yaşamını sürdüren Keçik, Türkiye’de düzenlenen bilgi yarışmasında 1. olarak Tayland’da düzenlenen matematik ve bilim olimpiyatlarına katılmaya hak kazandı. Ailesi tarafından sağlanan desteklerle Tayland’a giden ve SIMSO (Singapore International Mathematical and Science Olympiad) yarışmasına katılan Keçik, dünya üçüncüsü olma başarısı elde etti. Elde ettiği başarısıyla ailesini gururlandıran Keçik’in hedefiyse Harvard’da eğitim almak.”Günlük bir kitap bitiriyorum, çoğunlukla bilim kitapları okuyorum”
Sadece 140 kişiye verildi! 12 yaşında bunu başardı: Daha önce hiçbir Türk bu ünvanı alamamıştı
Kazandığı derecelerle gurur duyan Ümit Keçik, Tayland’da düzenlenen dünya şampiyonasında üçüncü olduğunu ifade ederek “Dünya genelinde yapılan fen ve matematik olimpiyatıydı. Bana göre kolaydı. Biyoloji, kimya ve astronomi vardı. Bu dersleri Türkiye’de hiç görmedim ama yine de Türkiye birincisi ve dünya üçüncüsü oldum. Tayland’a gidip sınava girdim. Çok gururlandım, çok mutlu oldum. Uzayla ilgili roketler tasarlamıştım. Üç tane dev roketin geçişlerle birbirine bağlanıp atmosferden çıktıktan sonra dalgalarıyla uzayda süzülmesini düşündüm. Harvard’da okumak istiyorum. Günlük bir kitap bitiriyorum, çoğunlukla bilim kitapları okuyorum. Türkiye’deki sınavı 15 dakikada, dünya finalindeki sınavı ise 28 dakikada tamamladım. İki sınavda da 90 dakika süre verilmişti. Ayrıca herpetolog, yani amfibi ve sürüngen bilimcisi olmak istiyorum” dedi.

“HİÇ TELEFON YA DA TABLET VERMEDİM, HEP KİTAPLARA YÖNLENDİRDİM”
Başarı karşısında gözleri dolan anne Nurhan Keçik, “Ümit’in annesi olmak harika bir şey. Ümit anlatılacak değil, yaşanacak bir çocuk. Çok ilginç gözlem yeteneği ve bilgiye sahip. Bizim eğitim sürecimiz daha ben hamileyken başladı. Hamilelikte ona şarkılar ve ninniler söyledim. Doğduğunda iki aylıkken kitap yapraklarını kendi çevirmeye başladı. Hiç telefon ya da tablet vermedim, hep kitaplara yönlendirdim. En çok dinozorları ve uzayı sevdi. Fizik, kimya ve biyolojiye ilgisi büyüdü. Tayland’a gitmek için çok çabaladık, bir ay boyunca uğraştık. Ben köy okulunda okudum, imkansızlıklar içinde büyüdüm. İki yıl öğretmenimiz olmadı, üç sınıf bir arada okuduk. O yüzden kendi çocuklarıma sahip olamadığım tüm imkanları sunmaya söz verdim. İki çocuğumun da ayrı odası ve kitaplığı var. Hayallerine ulaşmaları için elimden geleni yapacağım” ifadelerini kullandı.

“KAZANACAĞINA EMİNDİM AMA TÜRKİYE BİRİNCİSİ OLMASI BENİ DE ŞAŞIRTTI”
Oğlunun başarısını değerlendiren baba Ercüment Keçik, “Ümit doğduğundan beri bizi şaşırtan bir çocuk. Çok araştırmacı, bunun en büyük sebebi annesi. Daha anne karnındayken evladımıza kitaplar okunması çocuğu yönlendirdi. Kazanacağına emindim ama Türkiye birincisi olması beni de şaşırttı. Ardından Tayland daveti geldiğinde araştırdım, dünya genelinde bir yarışma olduğunu öğrendim. Türkiye’de başarı kazandıysa orada da şansımızı deneyelim dedik. En azından o ortamı yaşasın istedik. Sonuna kadar arkasındayım ve destekçisiyim. Kendi imanlarımızla gönderdik, çok şükür” şeklinde konuştu.
Haber Detay Görsel Slider…

Reklam
Ensesine saplanan bıçakla hastaneye gitti! Dehşet dolu anlar kamerada

Ensesine saplanan bıçakla hastaneye gitti! Dehşet dolu anlar kamerada

Olay, 9 Ağustos Cumartesi günü saat 04.45 sıralarında Rumelihisarı Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Mir Hüseyin D. ile S.Y., arkadaş grubuyla sohbet etmeye başladı. Bir süre sonra yanlarından Rabia isminde üniversite öğrencisi olduğu öğrenilen bir genç kız geçti. Genç kız hakkında konuştukları sırada Mir Hüseyin D. ile S.Y. arasında tartışma çıktı. Yaşanan arbede sonrası taraflar ayrıldı. Olaydan 5 dakika sonra elinde bıçakla olay yerine gelen S.Y., Mir Hüseyin D.’yi kovalamaya başladı.

Bulgaristan girişinde, tam 500 yıllık eşsiz miras: Makamı burada
ENSESİNE BIÇAK SAPLADI
Sokakta bulunan iş yerine giren Mir Hüseyin D., arkasından gelen S.Y. tarafından ensesinden bıçaklandı. Kavga sırasında iş yeri çalışanları tarafları ayırmaya çalıştı. Bıçak ensesine saplanan Mir Hüseyin D., yaralı halde dışarı çıktı.

Saldırgan S.Y. ise olay yerinden hızla kaçtı. O anlar güvenlik kamerasına saniye saniye yansırken, olayın ardından Mir Hüseyin D. ensesine bıçak saplı halde iş yeri önünde bir süre sandalyede oturdu.

ACİL AMELİYATA ALINDI; HAYATİ TEHLİKEYİ ATLATTI
Mir Hüseyin D.’ye ilk müdahaleyi ihbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri yaptı. Ensesindeki bıçakla ambulansa alınan Mir Hüseyin D., Sarıyer Seyrantepe yerleşkesindeki Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Ensesine saplanan bıçak ameliyatla çıkarılan Mir Hüseyin D.’nin hayati tehlikeyi atlattığı öğrenildi.

SARIYER ASAYİŞ POLİSİ YAKALADI
Olayla ilgili çalışma başlatan Sarıyer Asayiş Büro Amirliği ekipleri, görgü tanığı Mustafa Gürkan Ç.’nin (25) ifadesine başvurdu. Güvenlik kamera görüntülerini de inceleyen polis, şüphelinin S.Y. olduğunu tespit etti. Evine baskın yapılan S.Y. bulunamadı. Çalışmalarına devam eden polis ekipleri, şüpheliyi Pınar Mahallesi’nde bir caddede yakaladı. Emniyete götürülen S.Y.’nin poliste daha önceden 5 suç kaydı olduğu ortaya çıktı. Hakkında adli işlem başlatılan S.Y., ‘Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan adliyeye sevk edildi. S.Y. çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. (DHA)