BIST 100
14.321,19 1,53%
DOLAR
46,9807 0,15%
EURO
53,6433 -0,10%
GRAM ALTIN
6.225,55 0,12%
FAİZ
40,75 -0,54%
GÜMÜŞ GRAM
90,48 0,03%
BITCOIN
63.857,00 -0,76%
GBP/TRY
62,9939 -0,08%
EUR/USD
1,1416 -0,12%
BRENT
76,01 -0,38%
ÇEYREK ALTIN
10.178,77 0,12%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
32 °
Reklam

SİYASET

‘Kaybedecek zaman yok’

‘Kaybedecek zaman yok’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaleme aldığı “İnsanlığın vicdanı Gazze’de sınanıyor” başlıklı makale, Katar merkezli El Cezire’de İngilizce ve Arapça olarak yayımlandı. Erdoğan, makalede özetle şunları kaydetti:
ZULME ZEMİN HAZIRLIYOR: İsrail’in aylardır sürdürdüğü bombardımanlar; kadınları, çocukları ve yaşlıları hedef alarak şehirleri yaşanmaz hâle getirmiştir. Bugüne kadar çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 61 bini aşkın Filistinli, İsrail saldırılarında öldürülmüştür. Bu tablo sistematik bir yok etme politikasının açık göstergesidir. Dünyanın sessizliği ya da cılız tepkileri, yalnızca acıyı derinleştirmekte ve zulmün devamına zemin hazırlamaktadır.
BATI’NIN İKİRCİKLİ TAVRI: Batı dünyasının başka krizlerde hızla harekete geçerken Gazze konusunda sergilediği ikircikli tavır, uluslararası düzenin inandırıcılığını zedelemektedir. Gazze’de yaşanan kriz, uluslararası toplumun temel insani değerleri savunup savunamayacağını gösterecek bir turnusol kâğıdı olarak karşımızda durmaktadır.
KARARLI DURUŞ: Türkiye, başından beri Gazze’deki mezalimin ve ağırlaşan insani felaketin sona erdirilmesi için ısrarlı, tutarlı, kararlı bir duruş sergilemiştir. Tüm engellemelere rağmen, bölgedeki kardeş ülkelerin de desteğiyle gıda, ilaç ve tıbbi malzemeler bölgeye ulaştırılmaktadır. Diplomatik alanda ise BM ve İİT nezdinde ateşkes çağrılarımız sürmekte; Filistinli gruplar arasında arabuluculuk çabalarımız devam etmektedir.
KÜRESEL TEHDİT: Gazze’deki şiddet, yalnızca Filistin halkını değil bölgenin tamamının istikrarını tehdit etmektedir. İsrail ile İran arasındaki gerilim, geniş çaplı bir çatışma riskini artırmaktadır. Krizin derinleşmesi; yeni göç dalgaları, radikalleşme ve enerji güvenliği üzerinde ciddi tehditler oluşturmaktadır. Gazze meselesi insani bir krizden öte aynı zamanda küresel güvenlik ve barış için de stratejik bir konudur.
KAYBEDECEK ZAMAN YOK: Filistin ve Gazze meselesi, sınırların ötesinde, insanlığın ortak sınavıdır. Bizler, barışın imkânsız değil gecikmiş bir zaruret olduğuna inanıyoruz. Tarih, kimlerin harekete geçtiğini ve kimlerin Gazze’deki zulme yüz çevirdiğini kayıt altına almaktadır. Gazze’nin kaybedecek zamanı yoktur; uluslararası toplum, küresel vicdanın sesine kulak vermek ve harekete geçmek zorundadır. İnsanlığın geleceği, bugün atılacak adımların cesaretiyle şekillenecektir.

Derhal ateşkes
İnsani koridor
İki devletli çözüm

FİLİSTİN’İN TANINMASI: Çözüm yolları esasında açıktır. Öncelikle derhal ateşkes ilan edilmeli, tüm saldırılar koşulsuz olarak durdurulmalıdır. Gıda, su ve tıbbi yardımın engelsiz ulaştırılacağı insani koridorlar açılmalı; sivillerin korunması için uluslararası mekanizmalar kurulmalıdır. Türkiye bu sürecin tanzim edici aktörü olmaya hazırdır. Savaş suçları ve insan hakları ihlalleri, UCM ve UAD nezdinde soruşturulmalı; failler hukuk önünde hesap vermelidir. Gazze’nin yeniden imarı, yalnızca yıkılmış binaların inşasıyla sınırlı kalmamalı; eğitim, sağlık, altyapı, ekonomik kalkınma ve siyasi temsil haklarını da güvence altına alan kapsamlı bir sürece dönüşmelidir. Kalıcı barışın temeli, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü sağlanmış bir Filistin devletinin tanınmasından geçmektedir. İki devletli çözüm, bölgede barışın ve istikrarın yegâne anahtarıdır.
Vatandaşlarla fotoğraf çektirdi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün cuma namazını Muğla’da Okluk Millet Camii’nde kıldı. Erdoğan namaz çıkışında yerel seçimde Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olan Prof. Dr. Aydın Ayaydın, AK Parti Muğla İl Başkanı Haluk Laçin ve AK Parti Muğla Teşkilatı ile bir araya geldi. Cumhurbaşkanı, vatandaşlarla hatıra fotoğrafı çektirdi. ● KENAN GÜRBÜZ Muğla…

‘Tüm mücadelem kızlarım için’

‘Tüm mücadelem kızlarım için’

ÇİĞDEM YILMAZ/HABER MERKEZİ-Bir yıl önce, 22 kadının bir araya gelerek kurduğu Umay Ana Eğitim ve Dayanışma Vakfı, dezavantajlı kadınlar ve çocuklara destek olmak amacıyla yola çıktı. Kısa sürede onlarca kadın vakfa ulaşarak yardım talebinde bulundu. Bu kadınlardan biri de 29 yaşındaki Rahime Şatay oldu. Şatay, 6 ve 3 yaşındaki iki kızıyla birlikte hayata tutunmaya çalışan bir anne. Eşinden yıllarca fiziksel şiddet gören genç kadın, küçük kızı Nurcan’a hamileyken artık bu hayatın çocuklarına miras kalmaması gerektiğini düşünerek boşanma kararı aldı. Ancak bu kararın bedeli ağır oldu. Boşanmanın ardından ailesinin yanına sığınan Şatay, büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Ailesi, çocuklarını kabul etmedi ve onları yurda vermesini istedi. Şatay ise bu teklifi reddetti.
İlginizi Çekebilir
‘HEP BOYUN EĞDİM’
Şatay, “Babamı ilik kanserinden kaybettiğimde küçüktüm.Okuldan alındım, okumama izin verilmedi. Hayatım boyunca başkalarının kararlarına boyun eğmek zorunda kaldım. Ailem kendi hayatıma bile hükmetmeme izin vermedi. Kızlarımı güvenle büyütebileceğim, tüm savaşım kızımlarım için” diye konuştu.
Hedef 4 milyon TL
Umay Ana Vakfı’na başvuran Şatay için özel bir yardım kampanyası başlatıldı. Umay Ana Vakfı’nın başlattığı yardım kampanyası bir yıl sürecek. Hedeflenen bağış miktarı yaklaşık 4 milyon TL. Kampanya kapsamında Rahime Şatay’a bir ev alınması, temel ihtiyaçlarının karşılanması ve çocuklarının eğitim hayatının kesintisiz sürdürülmesi planlanıyor.
Çelik Kubbe’nin unsurları sahada…

Konkordato gider avansı tarifesinde değişiklik Resmi Gazete'de yayımlandı

Konkordato gider avansı tarifesinde değişiklik Resmi Gazete’de yayımlandı

Adalet Bakanlığı tarafından Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ ile konkordato gider avansı tarifesinde değişiklikler yapıldı. Konkordato talep eden, gider avansını konkordato talebinde bulunurken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olacak. Konkordato gider avansı her türlü tebligat ve posta ücretleri, bilirkişi ve konkordato komiseri ücretleri, ilan ücreti, iflas gideri ile dosyanın bölge adliye mahkemesi ve Yargıtaya gidiş-dönüş ücretleri gibi giderleri kapsayacak.
İlginizi Çekebilir
GİDER AVANSI ÜCRETLERİNDE DEĞİŞİKLİK
Konkordato talep eden; Konkordato talep edilirken bildirilen alacaklı sayısının üç katı tutarında tebligat gideri, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanacak 7 adet ilan bedelinin asgari tutarı olan 2 bin Türk Lirası, Resmi İlan Fiyat Tarifesi’nde belirlenen Basın-İlan Kurumu resmi ilan portalında yapılacak 7 adet ilan bedelinin asgari tutarı, ilgili kurum ve kuruluşlara yapılacak bildirim için 50 adet iadeli taahhütlü posta ücreti, bir bilirkişi için Bilirkişilik Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen ücretin üç katı tutarı, mahkemece belirlenecek ücreti sonradan tamamlanmak üzere konkordato komiseri olarak görevlendirilecek kişi için asgari 2 bin 600 Türk Lirası üzerinden hesaplanan, geçici mühlet süresini kapsayacak şekilde, beş aylık ücret tutarı, diğer iş ve işlemler için bin 300 Türk Lirası, iflasa tabi olanlar yönünden 53 bin Türk Lirası iflas gideri toplamını avans olarak ödeyecek.
Selçuk Bayraktar duyurdu: Next Sosyal’de kullanıcı sayısı 1 milyona koşuyor
İflasa tabi olmayan borçlular yönünden indirim yapılabilecek, kullanılmayan gider avansı iade edilecek
İflasa tabi olmayan borçlular yönünden yukarıda sayılan gider avansı miktarından indirim yapılmasına mahkemece karar verilebilecek. Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra talep edene iade edilecek. Talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılacak. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilecek. Tarifeye göre yatırılmış gider avansının yeterli olmadığı yargılama sırasında anlaşılır ise eksik kalan kısım ikmal edilecek. Bu tarifedeki gider avansı, 15.03.2018 tarihinden sonra yapılan konkordato taleplerinde uygulanacak.
Peş peşe gelen yangın haberleri kahretti! Yangından canını zor kurtaran Kemal amca dehşeti anlattı!…

Reklam
DMM, şap hastalığı ile ilgili iddiaları yalanladı! 'Bilimsel temelden yoksun'

DMM, şap hastalığı ile ilgili iddiaları yalanladı! ‘Bilimsel temelden yoksun’

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), “Hayvanlarda görülen şap hastalığının ülkemizde bazı bölgelerde hızla yayıldığı ve milyarlarca dolarlık ekonomik kayba yol açtığı” iddialarının bilimsel temelden yoksun olduğunu bildirdi.
İlginizi Çekebilir
DMM’nin Next Sosyal’deki hesabından yapılan açıklamada, bazı basın yayın organlarında yer alan, söz konusu iddiaların dezenformasyon amaçlı olup bilimsel temelden yoksun olduğu belirtilerek, Tarım ve Orman Bakanlığının, hayvansal üretimi artırmak, verim ve kaliteyi yükseltmek amacıyla çalışmalarını sürdürdüğü, hayvan hastalıklarının önlenmesine yönelik aşılama çalışmalarını aralıksız yürüttüğü aktarıldı.
Açıklamada, yeni şap serotipi SAT1’in tespit edilmesinin ardından hastalığın yayılımını önlemek amacıyla hayvan hareketlerinin kısıtlandığı, 30 Haziran itibarıyla da hayvan pazarlarındaki faaliyetlerin geçici olarak durdurulduğu anımsatılarak, şunlar kaydedildi:
“Şap Enstitüsü’nde üretilen 11 milyon dozdan fazla aşı, uluslararası standartlara uygun olarak gerekli tüm kontrollerden geçirilip sahaya ulaştırılmaktadır. Nitekim aşılama oranının yüzde 85’i geçtiği bölgelerde hastalık belirgin şekilde gerilemektedir. Aşı üretimi ve sahaya sevki yoğun şekilde devam etmektedir. Hayvan pazarları önümüzdeki günlerde peyderpey açılmaya başlanacaktır. Kamuoyunun, doğruluğu teyit edilmemiş iddiaları dikkate almaması, resmi açıklamalara itibar etmesi önem taşımaktadır.”
Meteoroloji yeni harita paylaştı ve tek tek uyardı! 15 ile sağanak ve fırtına geliyor
Bursa’da korkunç olay! Kuzeni tarafından traktörde vuruldu…

Kız kardeşini taciz ettiler, defalarca kez bıçaklayarak infaz ettiler: Hakan'ın katilleri nasıl yargılanacak?

Kız kardeşini taciz ettiler, defalarca kez bıçaklayarak infaz ettiler: Hakan’ın katilleri nasıl yargılanacak?

MUSA CAN ÇAYAN- 10 Ağustos akşamı Keçiören’de iddialara göre, Hakan Çakır (22), kız kardeşi ve annesiyle evine gittiğini sırada merdivenlerde oturan T. Z. (14) ile ağabeyi S.T. (17) ile yol verme meselesi nedeniyle tartıştı. Taraftarın yakınlarının da olaya dahil olmasıyla çıkan kavgada, Çakır ile babası Şahin Çakır ve ağabeyi Hakkı Can Çakır bıçaklı saldırıya uğradı.

Ağır yaralanan Hakan Çakır hayatını kaybederken, hastaneye kaldırılan ağabeyi ve babası ise müşahedeye alındı. Olayla ilgili polis tarafından başlatılan çalışmalar çerçevesinde T.Z. , S.Z. ve ağabeyleri E.Z. ile babaları C.Z.’nin yanı sıra U.K. isimli 5 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden baba ve 3 oğlu tutuklandı, U.K. ise serbest bırakıldı.

Tutuklanan 3 kardeşin sosyal medyada uzun namlulu silah, tabanca, kılıç ve bıçaklarla çektirdikleri fotoğraflar paylaştıkları görüldü.
İlginizi Çekebilir
‘YOL İSTEDİK, KÜFRETTİ’
Cenazesi Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verilen Hakan Çakır’ın annesi Sevender Özkan Çakır, “Biz kızımla dükkandan çıktık, evimize geliyorduk. Merdivenlerden inecektik. Kızım yol istedi. Biri küfretmeye başladı, taciz etti. Biz korktuk kızımla, panikledik. Oğlan konuşmaya başlayınca ben arkamızdan gelip de bizi sıkıştırıp öldürecekler dedim. Hakan’ı aradık. Hakan geldi. ‘Hayırdır kardeşim’ falan dedi. İlk darbeyi benim oğlana vurdu. O vurunca da o vurdu. Sonra toplu halde muhtarlığını oraya yığdılar. Hakan’ı korumak için kolumu gerdim, vurdu. Muhtarlığın önünde oğluma çullanmıştı çocuklar. Bebem öldü orada” dedi.
Hakan Çakır
‘KIZ KARDEŞİNİ TACİZ ETTİLER’
Ali D. de arkadaşı Hakan Çakır’ın annesi ve kız kardeşi eve giderken merdivende oturan iki kardeşin önlerini kesip taciz ettiklerini ileri sürdü. Ali D. “Onlar da bağırıp yardım istiyor. Hakan gelince bunlar dağılıyor, kaçıyor. Sonra toplanıp, ellerinde bıçak dükkanı basıyorlar. Abisini, kendisini, babasını bıçaklayarak kaçıyorlar.
Polis memurundan kız arkadaşına tehdit! Mesajları ortaya çıktı: ‘Seni öldürüp atacağım’
‘BUNLAR DAHA ÖNCE CANLI YAYIN AÇIP BİRİNİN KULAĞINI KESTİLER’
Bunlar böyle kavgalı olduğu zaman bir anda çoğalıp, bir araya gelip, örgütlenip, daha önce canlı yayın açıp birinin kulağını kesen, mahallede silah sıkan çocuklar. Sosyal medyada zaten resimleri var. Uzun namlulu silahlar, bıçaklar, boyu kadar silahlarla beraber resimleri var. Yaptığı kötü şeyleri de zaten videoya çekip paylaşabilen bir grup bunlar. Korkuları yok. Daha önce de zaten böyle olaylarla karşılaştık” dedi.(DHA)
AHMET MİNGUZZİ CİNAYETİNİ HATIRLATTI
Kadıköy’de alışveriş yapmak için gittiği bit pazarında bıçaklı saldırıya uğrayan İtalyan şef Andrea Minguzzi ile çellist Yasemin Akıncılar’ın oğlu Mattia Ahmet Minguzzi’nin(15) ölümünden sonra tutuklanan şüphelilerin yargılanmasına başlanmıştı. Katil zanlılarının 18 yaşından küçük olması sebebiyle hukuken “suça sürüklenen çocuk (SSÇ)” olarak görülmesini eleştiren anne Minguzzi infaz yasasının değişmesini talep ediyordu.
Henüz 16 yaşında! Düğünde karşılaştığı eşinin eski nişanlısını öldürdü
Gizem Gonce
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK NE DEMEK?
Ceza Hukukçusu Gizem Gonce konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’unun m.6/1/b hükmü uyarında çocuk, “henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi” şeklinde tanımlanmıştır. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.3/1/a hükmünde ise, “Daha erken yaşta ergin olsa bile, onsekiz yaşını doldurmamış kişiyi” ifade etmektedir. Türk hukuk sistemimizde, 18 yaşını doldurmamış her bireyin çocuk olduğu kabul edilmiştir.
Çocuklar bakımından, “suçlu” ifadesi yerine “suça sürüklenen çocuk” ifadesinin kullanımının amacını bilmek, çocuk adalet sisteminin amaçlarına ulaşmak bakımından oldukça önemlidir. Kimi zaman uygulamada, suça sürüklenen çocuk bakımından suçlu, şüpheli, sanık ifadelerinin kullanıldığını görmekteyiz. Çocuk tarafından bir suçun işlendiği değil, çocuğun ancak bir suça sürüklenebileceği genel kabul edilmektedir. Çocuğun suçlu olduğu yönündeki kabul, çocuğun daha çok suç alanına yönelmesine teşvik edilmesini sağlayacaktır. Çocuğun ailesi, yaşadığı sosyal çevre ve koşulları çocuğun suça sürüklenmesinde büyük öneme sahiptir. Dolayısıyla “suça sürüklenen çocuk” ifadesinin kullanılması, aynı zamanda çocuğun suç işlemesi üzerinde değil, çocuğu suç işlemeye yönelten nedenler üzerinde yoğunlaşmayı da sağlamaktadır.
Çocuğun suça sürüklendiğini kabul eden Türk Ceza Kanununda ki bu anlayış, çocuğu suç işleyen bir suçlu olarak görmeyip, çocuğun psikolojik, sosyal ve ekonomik nedenler ile suça sürüklendiğini kabul etmektedir. Bu sebeple suça sürüklenen çocuğun cezalandırılması değil, korunması amaçlanmaktadır.
Ormanın içinde gizli: Bu kadar eşsiz bir yer çok nadir bulunur
‘ÜÇ YAŞ GRUBU ÖNGÖRÜLMÜŞTÜR’
TCK m.31’de benimsenen sisteme göre, çocuklar üç yaş grubuna ayrılmakta ve buna göre cezai sorumluluklarının bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise ne şekilde olduğu öngörülmektedir. TCK’da yaş küçüklüğünün kusur yeteneğine etkisi bakımından üç yaş grubu öngörülmüştür. Bu yaş grupları; 0-12, 12-15, 15- 18 şeklindedir. Kovuşturma aşamasında çocuğun oniki yaşından küçük olduğu anlaşıldığında, mahkeme, yaş küçüklüğü nedeniyle “suça sürüklenen çocuğun kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar vermektedir. Fiili işlediği sırada 12 yaşını bitirmiş, 15 yaşını doldurmamış bulunan çocukların işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdir yetkisi kusur yeteneğine dair adli rapor ve sosyal inceleme raporunu dikkate alarak münhasıran mahkemeye aittir.Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde onsekiz yıldan yirmidört yıla kadar hapis cezasına hükmedilir.
Çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin amacı, suça sürüklenen çocukların ceza ile karşılaşmasının son çare olmasının bilinci ile çocukların iyileşmesi ve topluma yeniden kazandırılmasına yönelik sağlık,eğitim, danışmanlık, barınma ve bakım ihtiyaçlarının karşılanması ve korunmalarıdır.
Suça sürüklenen çocukların en fazla işledikleri suçların, şiddet suçları olduğunu bu olayda olduğu gibi görülmektedir. Bu konuda, önemli bir husus da, çocukların TV’de, çizgi filmlerde yahut dijital ortamda izledikleri şiddete özendiren içeriklerdir. Bu içerikler yönünden denetimin etkin bir şekilde sağlanması gereklidir. Kitle iletişim araçlarının çocukların suça sürüklenmelerindeki etkisi göz önüne alındığında hem devlet tarafından hem de ebeveynler tarafından içerik denetiminin sağlanması gerekir. Bu bağlamda, şiddet yahut cinsel içerikli yayınlardan çocukların korunması önem taşımaktadır.
Dilek Yüksel
NASIL YARGILANACAKLAR?
Hukukçu Dilek Yüksel de şu ifadelere yer verdi: Somut olayda çocuklar yani 18 yaşından küçükler karşımıza çıkmaktadır. Türk Ceza Kanunu 6.maddesinde çocuk henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi olarak tanımlamıştır. “suça sürüklenen çocuk” kavramı ise Çocuk Koruma Kanunu ‘nun 3. Maddesinde “Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuğu” şeklinde tanımlanmıştır. Kanun koyucu tarafından Suçlu değil de bilinçli bir şekilde “Suça sürüklenen çocuk” kavramı tercih edilmiştir . Çocukların suç işlemesi halinde ceza yargılaması bakımından yetişkinlerden farklı usul uygulanmaktadır. Hukuk sistemimizde çocuklar lehine uygulamalar getirilmiştir. Türk Ceza Kanunu 31. Maddesi çocukların yaş gruplarına göre çocukların cezai sorumluluğunu belirlemiştir. Ankara’da yaşanan talihsiz olayda her ikisinin de Türk Ceza Kanunu’na göre çocuk olduğu görülmektedir. Türk Ceza Kanunu’nun 31. Maddesine göre yaşları göz önünde bulundurularak yargılamaları yapılacaktır. TCK’nın 31. maddesi ile yaş küçüklüğünün ceza sorumluluğuna etkisi, fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış, on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış ve on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olanlar olmak üzere üç farklı grup içerisinde ele alınmıştır. Somut olayda suça sürüklenen çocuklardan T.Z.nin 14 yaşında olduğu buna göre Türk Ceza Kanunu’nun 31. Maddesinin 2. Fıkrası olan ” Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İşlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı hâlinde, bu kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan onbir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz” göre yargılanacktır. ” S.T.nin ise 17 yaşında olduğu görülmektedir. S.T. İse Türk Ceza Kanunu’nun 31. Maddesinin 3. Fıkrası olan ” Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde onsekiz yıldan yirmidört yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların üçte biri indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası oniki yıldan fazla olamaz.” maddesine göre yargılanacaktır….

Reklam
Reklam
Otomobilin çarptığı eski AK Parti Muğla Milletvekili Ali Boğa hayatını kaybetti

Otomobilin çarptığı eski AK Parti Muğla Milletvekili Ali Boğa hayatını kaybetti

Sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 07 GRN 12 plakalı otomobil, Cumhuriyet Bulvarı Karaçulha mevkisinde yaya geçidinden yolun karşısına geçmeye çalışan Boğa’ya çarptı.
İlginizi Çekebilir
İhbar üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekibince yapılan kontrolde, Ali Boğa’nın kaza yerinde hayatını kaybettiği belirlendi.
Kazanın ardından Fethiye Kaymakamı Fatih Akkaya, AK Parti Muğla Milletvekili Yakup Otgöz, Seydikemer Belediye Başkanı Bayram Önder Akdenizli ile siyasi parti temsilcileri olay yerine gelerek polis ekiplerinden bilgi aldı.
Boğa’nın cesedi, incelemelerin ardından Fethiye Devlet Hastanesi morguna götürüldü. Otomobilin sürücüsünün gözaltına alındığı öğrenildi.
Yurdun dört bir yanında alevlerle mücadele! Yangın köye indi: Kaç artık hiçbir şey yapamayız
TBMM BAŞKANI KURTULMUŞ’TAN BAŞSAĞLIĞI MESAJI
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, trafik kazasında hayatını kaybeden eski AK Parti Muğla Milletvekili Ali Boğa için başsağlığı mesajı yayımladı.
TBMM Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Kurtulmuş, mesajında şunları kaydetti:
“24. Dönem AK Parti Muğla Milletvekili, değerli arkadaşım Ali Boğa’nın elim bir trafik kazası sonucu vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Merhum Ali Boğa’ya Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır diliyorum. Mekanı cennet olsun.”