BIST 100
11.151,03 -0,01%
DOLAR
49,8372 0,05%
EURO
55,4213 -0,15%
GRAM ALTIN
6.458,88 -0,64%
BITCOIN
80.807,00 0,16%
FAİZ
39,59 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
86,40 -0,90%
GBP/TRY
66,2327 -0,23%
EUR/USD
1,1121 -0,04%
BRENT PETROL
111,18 1,29%
ÇEYREK ALTIN
10.560,26 -0,64%
İzmir Parçalı Bulutlu
İzmir hava durumu
16 °
Reklam

SPOR

Konyaspor
20:00
Galatasaray
30 Ekimm 2026
Erzurumspor
13:30
Arca Çorum
31 Ekimm 2026
Kocaelispor
16:00
Rizespor
31 Ekimm 2026
Fenerbahçe
19:00
Göztepe
31 Ekimm 2026
Amed Sportif
13:30
Eyüpspor
01 Kasımım 2026
Trabzonspor
16:00
Gaziantep FK
01 Kasımım 2026
Başakşehir
16:00
Samsunspor
01 Kasımım 2026
Kasımpaşa
19:00
Beşiktaş
01 Kasımım 2026
Gençlerbirliği
-:-
Alanyaspor
02 Kasımım 2026
'Kurtlar Vadisi' ile hafızalara kazındı! Efsane yalı satılıyor

‘Kurtlar Vadisi’ ile hafızalara kazındı! Efsane yalı satılıyor

İstanbul Boğazı’nın Üsküdar Kandilli sahilinde yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla tekrar gündem geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Tarihi yapı, Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çekti.
Boğaz yalıları arasında özgün mimarisiyle öne çıkan yapı, 1835 ile 1855 yılları arasında Osmanlı saray mimarisinin önemli isimlerinden Garabet Balyan tarafından inşa edildi. Boğaz’ın seçkin yalıları arasında gösterilen yapı, iki katlı ahşap mimarisi, beyaz cephe kaplaması ve kırmızı kiremitli çatısıyla dikkat çekiyor.

Yalı, 1900 yılında Mehmet Abud Efendi tarafından satın alınarak Abud Ailesi’nin ikameti olarak 1981 yılına kadar kullanıldı. Yaklaşık 1 bin 500 metrekarelik arsa üzerinde bulunan yapı, 270 metrekare taban alanına ve toplam 540 metrekare kullanım alanına sahip. Kâgir olarak inşa edilen alt katta iki ayrı kayıkhane yer alırken, üst kat yarı dikdörtgen formda bir sofa etrafında şekilleniyor.
İstanbul’da dev narkotik operasyonu! Ünlü isimler adliyede

Dronla havadan çekilen görüntülerde yalının denize sıfır konumu ve geniş rıhtımı net şekilde görüldü. Üst açıdan yapılan çekimlerde simetrik pencere düzeni, cumbalı bölümleri ve Boğaz’a açılan geniş terası dikkat çekti.

Yalının hemen yanında bulunan müştemilat ve arka bahçedeki ağaçlık alan da görüntülere yansıdı. Sahil hattı boyunca uzanan iskele ve mermer rıhtım bölümü ise yapının tarihi kimliğini gözler önüne serdi.
DİZİLERLE ÖZDEŞLEŞEN YALI
Yalı, özellikle Kurtlar Vadisi dizisinde geçen sahnelerle geniş kitleler tarafından tanındı. Dizide güç ve otoriteyi simgeleyen konsey sahnelerine ev sahipliği yapan yapı, yıllar içinde televizyon tarihinin simge mekanlarından biri haline geldi.
Hisselerinin satışa çıkarılmasıyla yeniden gündeme gelen yalıda yüzde 15,23’lük payın 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz hattındaki tarihi yapıların yatırım değeri her geçen gün artarken, söz konusu yalının hem tarihi geçmişi hem de televizyon hafızasındaki yeri nedeniyle farklı bir konumda bulunduğu belirtiliyor.
Havadan çekilen görüntülerde Boğaz’daki dalga hareketleriyle birlikte yalının suya yansıyan silueti dikkat çekerken, çevresindeki tarihi ağaç dokusu ve sahil şeridi de kadraja yansıdı….

İstanbul’da dev narkotik operasyonu! Ünlü isimler adliyede

İstanbul’da dev narkotik operasyonu! Ünlü isimler adliyede

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan 14 zanlının emniyetteki işlemleri tamamlandı.
Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi.
İlginizi Çekebilir
BAŞSAVCILIK AÇIKLAMASI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, toplumun genel ahlakı, toplum yapısı ve aile düzeninin korunması amacıyla ilgililer hakkında soruşturma başlatıldığı belirtilmişti.
Açıklamada, yapılan çalışmalar ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, “kullanmak için uyuşturucu madde bulunduran veya uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştıran” 16 şüpheli hakkında gözaltı talimatı verildiği bildirilmişti.

2030’a kadar ilkokullarda sınıfların 5’te 1’i boş kalacak! Okul zili daha az öğrenci için çalacak
Soruşturma kapsamında İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince zanlıların yakalanması için 16 adreste eş zamanlı operasyon düzenlendiği ifade edilen açıklamada, gözaltı kararı verilen isimlerin şunlar olduğu aktarılmıştı:
“Fikret Orman, Güzide Aksoy (Güzide Duran), Hande Erçel, Burak Elmas, Sezgin Köysüren, Ferhat Aydın, Lütfiye Tuğçe Özbudak, Koray Serenli, Onur Bükçü, İsmail Behram Perinçekli, Kaan Mellart, Didem Soydan, Onur Talay, Mustafa Tari.”
Şüphelilerden 14’ünün gözaltına alındığı, Kaan Mellart ile Hande Erçel hakkında ise yakalama kararı çıkarıldığı öğrenilmişti.
Yenibosna’daki Adli Tıp Kurumu’na getirilen şüpheliler, kan ve saç örnekleri alındıktan sonra Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürülmüştü.

Osmangazi Köprüsü’nden atladı! Fenomen Kübra’nın korkunç sonu…

Kubilay Kaan Kundakçı cinayeti! rapçi Vahap Canbay'ın ifadesi ortaya çıktı: Aleyna'nın annesi beni sevmiyordu

Kubilay Kaan Kundakçı cinayeti! rapçi Vahap Canbay’ın ifadesi ortaya çıktı: Aleyna’nın annesi beni sevmiyordu

Olay, 19 Mart gecesi Ümraniye Sıddık Sokak’ta meydana geldi. İddiaya göre, rapçi Canbay & Wolker grubundan Vahap Canbay, bir süre önce ayrıldığı şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu ile yeniden barışmak istedi. Canbay, araları iyi olduğu öğrenilen arkadaşı Kubilay Kundakçı’dan (21) yardım istedi. Kubilay Kundakçı, Vahap Canbay ve arkadaşlarıyla birlikte, Aleyna Kalaycıoğlu’nun bulunduğu stüdyonun önüne gitti.
Grup araç içerisinde beklediği sırada, iddiaya göre olay yerine çakarlı lüks araçlarla gelen şüpheliler saldırı gerçekleştirdi. Kurşunların hedefi olan futbolcu Kubilay Kundakçı ağır yaralandı.
Hastaneye kaldırılan genç, yapılan tüm müdahalelere hayatını kaybetti.
‘MESAJ ATARAK BENDEN AYRILDI’
Vahap Canbay, “Kubilay Kaan Kundakçı, benim 4 yıllık arkadaşımdır. Kendisi futbolcudur. 16 BAM 14 plaka sayılı araç arkadaşımız Efe Türk’e aittir. Bu aracı Kubilay Kaan Kundakçı kendisinden ödünç almıştı ve Kubilay’ın kullanımındaydı. Aleyna Kalaycıoğlu benim eski kız arkadaşımdır. Kendisi ile yaklaşık 1.5 yıllık bir ilişkimiz vardır. Kendisi ses sanatçısıdır. Yaklaşık 13 gün kadar önce Aleyna ile ayrıldık. Bu ayrılıkta bir konuşma şeklinde değil bana bir mesaj atarak benden ayrıldı. Bu süreçte kendisi ile ne sözlü nede fiziki bir tartışma yaşamadık. Aramızda herhangi bir husumet veya alacak verecek meselesi yoktur. Bundan 3 ay kadar önce ben, Yalçınay Yıldız ve Aleyna Kalaycıoğlu, Kemerburgaz’da birlikte ikamet etmeye başladık. Yalçınay, ben ve Aleyna’nın müzik prodüktörlüğünü yapmaktadır. 2 hafta kadar önce Aleyna ile ayrılınca bizim yanımızdan ayrıldı. Şuan nerede ikamete eder bilmiyorum. Ben 19.03.2026 günü Aleyna’nın eşyalarını almaya eve bir temizlikçi geldi. Bu gelen kadını tanımıyorum bende numarası da yoktur. Bu kadın yabancı uyrukluydu. Bu eşyaları almaya gelen kadın bana Aleyna’nın Alaattin Kadayıfçıoğlu ile ilişkisi olduğunu söyledi. Daha sonra eşyaları alarak evden ayrıldı. Ben bu temizlikçiyi görsem teşhis edemem” dedi.
‘ALEYNA İLE BARIŞMAK İÇİN ORADA BEKLEDİM’
Canbay, “Sonrasında Yalçınay Yıldız’ın, Aleyna ile Ümraniye’de ses kaydı işlemi vardı. Bende bu duyduğum ilişkiyi sormak adına Yalçınay’a ‘Bende seninle geleyim, konuşalım’ dedim. Bu sırada yanımıza bayram için gelen Kubilay Kaan Kundakçı’da bulunuyordu. Oda Aleyna’yı tanır, ‘Bende sizinle geleyim’ dedi. ‘Hem de Aleyna abla ile konuşurum’ dedi. Bunun üzerine Kubilay Kaan Kundakçı’nın kullanımında olan 16 BAM 14 plaka sayılı araçla yola çıkarak 19 Mart saat:18.30-19.00 sıralarında Tatlısu Mahallesi, Sıddık Sokak No:5’in önüne geldik. Aracın şoför mahallinde Kubilay Kaan Kundakçı, sağ ön yolcu koltuğunda ben, arka koltukta ise Yalçınay Yıldız vardı. Biz stüdyo önüne geldik, Yalçınay kapıyı çaldı ancak Aleyna orada değilmiş. Temizlikçi Yalçınay’ı içeriye almamış akabinde benim köpeğim Mocha’yı içeride görmüş, Aleyna benden ayrılınca benim köpeğimi de alarak gitmişti,. Bende hem köpeği almak hem de Aleyna ile konuşup barışmak için orada beklemeye başladım. Aleyna, köpeği almak için gelince orada konuşmayı düşündüm. Uzun bir müddet bekledik. Bu süreçte Aleyna ile Yalçınay görüntülü konuştu. Burada Aleyna ‘Kaydı yüklemedin mi?’ diye sordu. Oda ‘yüklüyorum’ dedi. Bu sırada konuşmaya Aleyna’nın annesi dahil olarak ‘Herkes haddini bilecek, Yalçınay herkes haddini bilecek. Sen anladın ne dediğimi’ dedi. Burada beni kast ediyordu. Çünkü sevgililik zamanımız da Aleyna’nın annesi beni pek sevmiyordu. Bu konuşmadan sonra bir müddet daha bekledik” dedi.
“SİZİ BİR DAHA GÖRMEYECEM’ DİYEREK ARAÇ İÇİNE ATEŞ ETTİ’
Vahap Canbay, “Bu sırada aracımız önüne biri VIP olmak üzere iki araç geldi. Mercedes’ten tahminen sol taraftan inen beyaz giyinimli şahıs benim olduğum kısma gelerek belinden tam rengini hatırlamadığım bir silah çıkartıp cama vurdu sonra kapıyı açtı ‘Sizi bir daha görmeyeceğim’ diyerek araç içine ateş etti. Biz irkilip kendimizi koruduk. Ateş eden şahıs bir el ateş edip uzaklaştı. Bu sırada Kubilay inlemeye başladı. Ben Kubilay’ın karın kısmından vurulduğunu gördüm. Hemen kendimce müdahale etmeye başladım. Yalçınay, yardım aramaya başladı. Ben ateş eden şahsı tanımıyorum. Daha önce görmedim ancak görsem teşhis edebilirim. Şüpheliler ateş ettikten sonra geldikleri araçlarla uzaklaştılar. Ben bu araçların plakalarını 34 AK olarak gördüm. Sonunda 4 haneli rakam grubu vardı ancak onu hatırlamıyorum. Sonrasında yanımıza polis ve ambulans ekipleri geldi. Kubilayı ambulans alıp götürdü. Bizi de ifade için büronuza getirdiler. Benim husumetli olduğum veya alacak verecek meselemin olduğu bir kimse yoktur. Alaattin Kadayıfçıoğlu’nu daha önce görmedim. Bu olayda önümüze gelen araçların yanında olaydan sonra şüphelilerin arkasından bakarken ben arkası dönük bir bayan gördüm. Siyah giyinimliydi ve fiziki olarak Aleyna Kalaycıoğlu’na benziyordu. Konu ile alakalı bildiklerim ve diyeceklerim bundan ibarettir” dedi. (DHA)…

turk-tankeri-saldiriya-ugradi-H1602500-11

Türk tankerinde patlama! Bakan Uraloğlu: İnsansız deniz aracı ile yapıldığını değerlendiriyoruz

Türk şirketi Pergamon Denizcilik İşletmeleri A.Ş.’ye ait eski ismi Beşiktaş olan “Altura” isimli ham petrol tankeri, Rusya’nın Karadeniz’in kuzeydoğusundaki liman şehri Novorossiysk’ten hareket ettikten sonra 00.30 sıralarında saldırıya uğradı.
Tankerin, Rusya’nın Novorossiysk Limanı’ndan İstanbul’a yola çıktığı ve 140 bin ton ham petrol taşıdığı öğrenildi. Geminin üst güvertesinde ve makine dairesinde hasar oluştuğu ve geminin su aldığı öğrenildi. Saldırının ardından gemiden yapılan yardım çağrısının ses kayıtları ortaya çıktı.
Kayıtlarda mürettebattan kimse yaralanmazken geminin su aldığı ve acil yardım beklediği duyuldu. Altura’ya en yakın gemi olan Erdek gemisi çağrıya cevap verirken, Sahil Güvenlik ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne ait Kurtarma 11 ve Kurtarma 12 gemileri ile hızlı bot Kıyı Emniyeti 5 de olay yerine yönlendirildi. Ekiplerin bölgede güvenlik ve müdahale çalışmalarını sürdürdüğü, geminin durumu ile ilgili incelemelerin devam ettiği bildirildi. Olayda can kaybı ya da yaralanma olup olmadığına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
BAKAN URALOĞLU’NDAN AÇIKLAMA
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, ‘Rusya’dan yola çıkan yabancı bayraklı Türk işletenli geminin makine dairesinde patlama olduğu bildirildi. Geminin makine dairesinin insansız deniz aracı ile hedef alındığını düşünüyoruz. Bölgeye teknik ekiplerimiz sevk edildi.’ dedi….

Reklam
Okulda taciz skandalı: Müdür yardımcısına hapis şoku

Okulda taciz skandalı: Müdür yardımcısına hapis şoku

Kepez ilçesindeki bir okulda müdür yardımcısı olarak görev yapan Osman Y., iddiaya göre; aynı okulda görevli matematik öğretmeni S.D.’ye gece saatlerinde mesaj atmaya, aramaya başladı. S.D., Osman Y.’yi uyararak bu duruma devam etmemesi gerektiğini söyledi. Ancak davranışlarına devam eden Osman Y., otoparkta S.D.’ye fiziki tacizde bulunup, tehdit mesajları atmaya, öğrencileriyle not kağıtları göndermeye başladı.
İlginizi Çekebilir
ÖĞRETMEN ŞİKAYETÇİ OLDU
Yaşadıklarına daha fazla dayanamayan S.D., önce okul müdürüne ardından Kepez İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne Osman Y. hakkında şikayetçi oldu. Şikayet sonrası inceleme başlatılırken, Osman Y., tedbir amaçlı başka bir okulda görevlendirildi. Şikayetinden vazgeçmesi konusunda baskılar yapılan S.D., muhakkik Ahmet Ç.’ye elindeki ses kayıtlarını, ‘Bana yaptıklarının bedelini hem bu dünyada hem öbür dünyada ödeyeceksin’ yazılı mesajı teslim etti.
KINAMA CEZASI VERİLDİ
Bir süre sonra okula gelen Osman Y., diğer meslektaşlarına ağır bir ceza almayacağını ve yakında döneceğini söyledi. Muhakkik Ahmet Ç. ise İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne kınama cezası verilmesi yönünde rapor sundu. Ancak toplanan kurul talep edilen cezanın az olduğunu belirterek, dosyayı yeniden muhakkike gönderdi. Yine kınama cezası talebiyle gönderilen dosya, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde görevli Şube Müdürü B.U. tarafından kurula sokulmadan onaylandı ve Osman Y.’ye kınama cezası verildi.
MÜFETTİŞ GÖREVLENDİRİLDİ
Olayın peşini bırakmayan S.D., İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne dilekçe ile başvurup, savcılığa Osman Y. hakkında şikayetçi oldu. İl Milli Eğitim Müdürlüğü de bir müfettiş görevlendirdi. Müfettiş, yaptığı araştırma sonrasında, muhakkikin istediği kınama cezasının az olduğunu belirterek, reddimuhakkik talep etti. Talep sonrası İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı’na yazı yazarak, olayla ilgili müfettiş görevlendirmesini talep etti.
14 yaşındaki kız çocuğunun yardım çığlığı! Bakanlıktan açıklama geldi
UZAKLAŞTIRMA KARARINA RAĞMEN OKULA DÖNDÜ
Savcılık soruşturması sonrasında açılan davaya bakan mahkeme de Osman Y. hakkında uzaklaştırma kararı verdi. Osman Y.’nin görevlendirildiği okulun müdürü M.A. da verilen kınama cezası sonrası kaymakamlığın onayını beklemeden Osman Y.’nin ilişiğini kesip, eski okuluna dönmesini sağladı. Mahkemenin uzaklaştırma kararına rağmen Osman Y., S.D.’nin görev yaptığı okula geri döndü.
TEK TEK CEZA VERDİLER
Geçen yıl eylül ayında konuyu araştırmak için gelen bakanlık müfettişleri, Osman Y. başta olmak üzere olaya müdahil görevlilere ceza verdi. Rapor doğrultusunda; Osman Y.’nin idarecilik görevinden alınıp öğretmen olarak başka bir okula atanmasına ve aylıktan kesme cezası verilmesine, Osman Y.’nin cezasını kurula sokmadan onaylayan Kepez İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde Şube Müdürü B.U.’nun yöneticilik görevinden alınıp öğretmen olarak atanmasına, kademe ilerlemesinin durdurulmasına ve aylıktan kesme cezası verilmesine, muhakkik olarak görevlendirilen okul müdürü A.Ç.’nin yöneticilikten alınıp öğretmenliğe döndürülmesine ve aylıktan kesme cezası verilmesine, kararı beklemeden Osman Y.’nin ilişiğini kesen okul müdürü M.A. ile aynı okulda görevli bir öğretmene de kınama cezası verilmesine karar verildi.
GÖREVLERİNİN BAŞINDALAR
Müfettişler ayrıca sürecin üstünü örtmeye çalıştıklarını iddia ettikleri şube müdürü B.U. ve okul müdürü A.Ç. hakkında ‘Görevi kötüye kullanma’ suçlamasıyla 4483 sayılı kanun kapsamında savcılığa suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Müfettişlerin raporu doğrultusunda Osman Y. yöneticilik görevinden alınarak başka bir okula öğretmen olarak görevlendirilirken, B.U. ve A.Ç. hakkında verilen cezalar henüz uygulanmadı. Diğer yandan S.D.’nin şikayeti sonrası Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, Osman Y. hakkında 3 ay 22 gün hapis verildi.
‘Kurtlar Vadisi’ ile hafızalara kazındı! Efsane yalı satılıyor…

Reklam
'Siyah şapkalı hacker' yakalandı: 19 milyon 800 bin kişinin bilgileri elindeydi

‘Siyah şapkalı hacker’ yakalandı: 19 milyon 800 bin kişinin bilgileri elindeydi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada bilişim sistemleri dünyasında ‘siyah şapkalı hacker’ (black hat hacker) olarak bilinen G.C.G.’nin liderliğinde hareket eden örgütün çeşitli suç faaliyetlerinde bulunduğu belirlendi.
Şüphelilerin, yurt dışında bulunan bankalardaki ‘uyuyan hesap’ olarak tabir edilen banka hesaplarında bulunan paraları bilişim sistemlerini kullnarak kendi kontrolünde bulunan hesaplara aktardıkları, yurt dışında bulunan kişilere ait ele geçirilen banka ve kart bilgileri kullanılarak kart kopyalama işlemi yaptıkları belirlendi.
Ayrıca şüphelilerin, sosyal medya platformlarının veri tabanlarına sızarak yaklaşık 19 milyon 800 bin kişiye ait kişisel verileri ele geçirdiği, 10 bin 768 kişiye ait sosyal medya ve e-posta hesap bilgilerinin depolandığı tespit edildi. Çok sayıda internet sitesi ile bazı kamu kurumlarına ait veri tabanlarına da erişim sağladıkları, elde edilen verilerle sorgu panelleri oluşturdukları ve bu bilgileri ücret karşılığı sattıkları ortaya çıktı.
VERİ TABANINA SIZDI, KAZA POLİÇELERİNİ ELE GEÇİRDİ
Örgütün bir sigorta şirketine ait veri tabanına girerek 5 bin 500 kaza poliçesini ele geçirdiği, yasa dışı yayın platformu kurmak amacıyla çevrim içi toplantılar yaptığı, çok sayıda kişiye ait kimlik fotoğraflarını depolayarak bunları mesajlaşma uygulamaları üzerinden sattığı tespit edildi.
Şüphelilerin suç faaliyetlerinde kullanmak üzere casus yazılımlar bulundurdukları ve bu yöntemlere ilişkin eğitim videoları hazırladıkları da belirlendi. Yapılan çalışmalar sonucunda kimlikleri tespit edilen 7 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi. Operasyonda çok sayıda dijital materyale el konuldu. Aralarında örgüt lideri olduğu öne sürülen G.C.G.’nin de bulunduğu 7 şüpheli gözaltına alındı….

Tahran'ın 'Kaynak laneti': İran'da sistemi bu nedenler ayakta tutuyor!

Tahran’ın ‘Kaynak laneti’: İran’da sistemi bu nedenler ayakta tutuyor!

Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – Orta Doğu’da ABD-İsrail ile İran arasında süren gerilim devam ederken, ABD basınında dikkat çekici bilgiler yer aldı. Buna göre, savaş öncesinde Amerikan Ulusal İstihbarat Konseyi raporlarında İran rejiminin geniş çaplı saldırılarla dahi devrilemeyeceği yönünde uyarılar yapıldı. Raporda ayrıca, böyle bir saldırının uzun süreli bir savaşa yol açabileceği tespiti de yer aldı. Öte yandan Beyaz Saray, ülkenin liderinin öldürüldüğü bir senaryoda İran yönetiminin iktidarın sürekliliğini korumaya yönelik protokollerle yanıt vereceği sonucuna varılan bu raporun, İran’a savaş açılmadan önce Başkan Donald Trump’a sunulup sunulmadığı konusunda bilgi vermedi. Peki yoğun saldırılara ve İran Lideri Ali Hamaney’in hayatını kaybetmesine rağmen Tahran’daki mevcut yönetim hâlâ nasıl ayakta duruyor? ABD neyi hesaplayamadı? Pehlevi ailesi İran’da bulunan mevcut yönetime bir alternatif olabilir mi? Tarihçi-yazar Mustafa Batuhan Bozkurt, Milliyet.com.tr için anlattı.
Alıntı Metni
İRAN REJİMİNİ BU NEDENLER AYAKTA TUTUYOR
İran rejiminin toplumsal temellere sahip olduğunu vurgulayan Bozkurt, “Bu temel de esas itibarıyla 1979’dan itibaren İran’ın köylerine kadar ulaşan gerek örgün eğitim gerekse de altyapı hizmetlerine, yani İran’ı ‘modernleştiren’ adımlara dayanıyor. Bundan kastım şudur: 1979 öncesinde Şah rejimi İran’da taşraya ulaşamamıştı. Her ne kadar Tahran’da modern bir hayat tesis edilebilmiş olsa da Şah rejiminin ideolojisi hiçbir zaman İran’da taşraya nüfuz edemedi. Ancak mevcut İran rejiminin böyle bir avantajı oldu. Köylere asfalt ve elektrik götürmek gibi çok temel ve basit gördüğümüz şeyler sayesinde İran’daki mevcut rejim taşraya ulaşabildi. Yani topluma daha fazla nüfuz ederek daha fazla merkezileşebildi. Bence rejimin ayakta kalmasının birinci sebebi budur” ifadelerini kullandı.
“İran, Venezuela’daki gibi sadece Bolivarcı bir lider etrafında kenetlenmiş bir toplum değil” diyen Bozkurt, “Bu son derece teşekküllü, en alt kademedeki memurdan Ayetullah’a kadar uzanan bir sistem. Dolayısıyla burada belirli figürleri öldürdüğünüzde sistem ortadan kalkmıyor ya da kendini kapatmıyor ve işlemeye devam ediyor. Yani burada bir şahıs diktatoryasından bahsetmiyoruz. Hiçbir şeye bakmasak bile sayıları bugün milyonlarla ifade edilen Devrim muhafızları toplum içerisinde ikinci bir ordu olarak anılıyor. Tüm bunları ele aldığımızda İran’daki mevcut yönetim kolay kolay devrilecek bir rejim değil. Bir diğer önemli neden ise mevcut rejimin halkın inanç dünyasına da tesir etmesidir. Biz bunu buradan baktığımızda bazen tam anlayamıyoruz ama rejimin üst düzey isimlerinin öldürülmesi İran halkı için hayatta kalmalarından daha tesirli hale geliyor bu inanç dünyası sayesinde. Ali Hamaney öldürüldüğünde 86 yaşındaydı ve vefatı toplumu ‘Bu iş bitti’ yerine şehadet kavramı etrafında birleştiren bir hadiseye dönüştü. Kendisinin daha önce de şehitlik üzerine yaptığı söylemler de bulunuyordu. Tüm bunları ele alırsanız, çocukluklarından bu yana Hz. Hüseyin’in şehadeti başta olmak üzere şehitlik hikâyeleriyle büyümüş bir toplumda Dini Lider’in ölümünün yarattığı etki, hayal kırıklığı ve yenilmişlik hissinin aksine ‘mücadeleye devam etmeliyiz’ hissini oluşturuyor. Hatta Hamaney’e muhalif olan isimlerin bile rejimin arkasında sıralandığını gördük” diyerek mevcut İran yönetiminin yoğun saldırılara rağmen ayakta kalmaya devam etmesine ilişkin düşüncelerini paylaştı.
18’inde kurdu, 10 binden fazla sipariş alıyor! ‘Öğretmen olacaktım ama kendi işimi yapmak istedim’
İran Lideri Ali Hamaney’in ölümünün duyrulduğu paylaşımda ‘Firavun’a söyle Musa Nil’e doğru geliyor.Ali, Zülfikar’ı ile İsrail’e geliyor’ ifadeleri yer aldı
Alıntı Metni
‘PEHLEVİLERİN GELECEĞİ OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM’
Pehlevi ailesinin İran için bir seçenek olduğunu düşünmediğini ifade eden Bozkurt, “Bir defa Pehlevi ailesi İran toplumu üzerinde geleneksel hanedan imtiyazına sahip bir aile değildir. Dede Rıza Pehlevi bir darbe yapmıştır, İran’ı başka türlü yönetemeyeceğini görerek bu işi bir şahlığa çevirmiştir. Kendisi vizyoner olsa da tahsili İran’da reform yapmaya yeterli gelmemiştir. Oğlu baba Pehlevi’nin eğitimi iyidir ancak vizyoner değildir. Halihazırda zaman zaman yaptığı açıklamalarla gündeme gelen oğul Pehlevi’de ikisi de yok. Kendisi sürgünde bir delüzyonun içinde yaşıyor. Bu delüzyonun sebebi de İran diasporasıdır. Çünkü bu bahsettiğimiz diasporanın önemli bir kısmı Pehlevi devrinde kötü burjuva diyebileceğimiz imtiyazları olan sınıflar. Ve bunlar bu sebeple Pehlevi devrine bir geri dönüş bekliyorlar. Oysa benim her zaman dikkat çektiğim husus şudur: Bizim bugün 1979 devrimi öncesi İran diye gördüğümüz fotoğraflar, Tahran’daki 5 sokaktan ibaret. Yani şah rejimi taşraya ulaşmış, toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir modernleşmeyi başaramadı. Yani merkezileşemedi ve tüm meşruluğunu uluslararası güçlerden aldığı desteğe dayandırdı. Petrol verdikçe, petrol imtiyazlarını dışarıya dağıtabildikçe varlık gösterdiler ve büyük ölçüde de SAVAK gibi istihbarat örgütlerini kullanarak muhalifleri kaçırıp işkencelerle öldürerek ayakta kaldılar. Bunlar bugün hiç yaşanmamış gibi davranılıyor” dedi.1979 yılında Humeyni liderliğindeki devrimde devrilen ŞahMuhammed Rıza Pehlevi (Sağda) ve günümüzde ABD’de yaşayan Rıza Pehlevi
İran’da mevcut rejimin de muhaliflere baskı yaptığının altını çizen Bozkurt, “İran’da bugün yine rejim muhaliflerine yönelik baskılar var. O günlerde de vardı ve o günlerde yapılan baskılar, MOSSAD ve CIA gibi yabancı istihbarat örgütlerinin desteğiyle yapılıyordu. Bu bağların hâlâ devam ettiğini görüyoruz. Pehlevi ailesi bugün ABD’de ve İsrail’den de destek görmeye devam ediyor. Ama şurası çok açık: İran’ın geleceğinde Pehlevilerin yeri yok. Bunu onlar da biliyor. Bunun tarihte de çok örneği yoktur. Sürgün edilmiş bir monarkın geri gelerek iktidara geçmesi pek sık görülmemiştir. Belki Fransa’daki Temmuz Monarşisi bu konuda örnek gösterilebilir. Dolayısıyla Pehlevi’nin geri dönüp İran’ın başına geçmesi ve ardından anayasal monarşi rejimine geçilmesi başarılı olmaktan uzak bir projedir. İsrail bunun arkasında durmuş olsa da ABD de artık bunun pek mümkün olmadığının farkında. Trump’ın bu konuda yaptığı açıklamalar ortadadır, hatta Pehlevi’nin kendi annesi bile oğluna bu konuda destek vermiyor ve sadece ‘İran halkı için iyilik diliyorum’ diyor. Özetle Pehlevi, mevcut durumda İran halkının içinde bir gedik oluşturabilmek için kullanılmaktan öteye gidemedi. İran meselesi sona erdiğinde de kenara atılacaktır diye düşünüyorum” diye konuştu.
Alıntı Metni
‘İRAN’IN YAŞADIĞI ŞEYİN ADI KAYNAK LANETİ’
Doğal kaynak bakımından zengin topraklara sahip olan yönetimlerin birçok defa dış müdahaleye uğradığını dile getiren Bozkurt, İran’ın yaşadığı süreci “Buna sosyal bilimlerde ‘kaynak laneti’ denir ve İran’ın şu an yaşadığı şey de budur. Bütün dünyada petrol gibi kıymetli kaynaklara sahip olan muhtelif rejimler her zaman dış müdahalelere uğruyorlar ve bunun sonucunda buralarda ‘kukla rejimler’ kuruluyor. Bunu Pehlevilerin ikinci dönemi gibi düşünebiliriz. Bu rejimler bir süre sonra halkta bir tepki uyandırıyor ve bir devrim yaşanıyor. Bunun sonucunda kaynaklar millileştiriliyor. Bu defa o ülkeler ambargoya uğruyorlar ve uluslararası camiadan dışlanıyorlar. Bu dışlama ve ambargo o ülkelerde yolsuzluğu artırıyor ve iş kollarını azaltıyor. Bütün ekonomi bu kaynağa yönelmeye başlıyor ve buradan kaynaklanan zenginlik sadece askere ve polise veriliyor, çünkü başka bir iş kolu oluşturulamıyor. Yani milyonlarca asker ve polisiniz oluyor. Bu da hâliyle despotizmi beraberinde getiriyor” şeklinde anlattı.
Bayramda telefonunu açmayan öğretmene veliden 400 bin TL baskısı! ‘4-5 veli şikâyet ederse işsiziz’

“Bugün liberal demokrat kamuoyu, despotizmi ya da baskıcılığı bir takım arızalı insanların yaptıkları üzerinden yorumluyor; oysa bu durum temelde hem kaynak sömürüsüne dayanan hem de kapitalist ve emperyalist ilişkilere dayanan bir çıktı. Bunu böyle değerlendirmek lazım. Bu olumsuz bir şey ancak bütün bir hikâyeyi baskıcılık ve despotizm üzerinden okumanın bugünü anlamamak olduğuna inanıyorum” diyen Bozkurt, “Mevcut İran rejiminin modernleşme adımlarından bahsettiğimde insanlar şaşırıyorlar ancak bundan kastım her şeyin başında altyapı imkânlarına ulaşmak. Bugün İran toplumu 1979’dan çok daha modern. Ülkenin gençleri dünyayı çok daha fazla takip ediyor çünkü daha fazla iletişim imkânları var. Dedeleri ve babaları Molla rejimini tesis eden gençler artık bu dünyadaki eğlence biçimlerine ve giyim tarzlarına entegre olmuş hâlde. Bu, İran diasporasından farklı bir durum çünkü bu insanlar doğal olarak bu değişim sürecinin içine girdiler ve İran dönüşüyor. Böyle bir durumun önünde hiçbir şey duramaz. İran rejimi de duramaz, toplum değişiyor. Mesela başörtü konusundaki sert tutum son zamanlarda gevşedi. Tahran metrosuna baktığınız zaman başı açık ve başı kapalı insanlar bir arada geziyorlar. Bu bir dönüşümün sembolüdür. Ama siz buna dışarıdan müdahale ederseniz bunu zorlaştırırsınız. Ayrıca bu müdahalenin İran’ın rejimiyle hiçbir alakası da yoktur. Dünyada İran rejiminden çok daha beter rejimler var olmuştur ve vardır. Ancak ABD ve İsrail gibi güçlerin çıkarlarına uygun hareket ettiği zaman kimse bunlara müdahale etmemiştir. Dahası bir ülkedeki rejimin demokratik olup olmayacağını tayin edecek güç ABD değildir. ABD’nin hâlihazırda oldukça köktenci bir başkanı var ve emrindeki ICE isimli paramiliter yapı sokaklarda insanları öldürüyor. Bu açıdan bakarsak son söz olarak esprili bir bitiriş yapalım: Uluslararası güçlerden baskıcı ABD rejimine müdahale etmelerini insaniyet namına bekliyorum” diyerek sözlerini sonlandırdı.
Zorba zorda!
Galatasaray’da Mauro Icardi krizi! Kulübe ihtarname gönderdi…

Reklam
‘Suç işleyen çocuk pamuklara sarıp sarmalanmamalı’

‘Suç işleyen çocuk pamuklara sarıp sarmalanmamalı’

Evrin Güvendik – Başsavcı Vekili Akdoğan, sunumunda “Yaşa bağlı ceza indirimi, çocukları korumak anlamına gelmiyor, mağduru da gözetmek zorundasınız. 15-18 yaş aralığı için; kasten öldürme, nitelikli cinsel istismar, yağma ve terör suçları bakımından ceza sorumluluğunu tam kabul etmek zorundayız. Kamuoyunda birçok olayda olduğu gibi -Minguzzi davası, Hakan Çakır dosyası- artık bunlar o kadar üzücü bir hâle geliyor ki; cinayet işleyen çocuklar sosyal medyada gülerek poz veriyor, bir başka çocuğun kulağını kesip bunu paylaşıyorlar. Yani suçu eğlenceli ve prestijli bir alan olarak gösteriyorlar. Bu da örnek teşkil ediyor. Tabii ki bunlar bizim çocuklarımız, amacımız onları topluma kazandırmak ama pamuklara sarıp sarmalayıp koruyarak değil” ifadelerini kullandı.
‘Terfi görüyorlar’
Suç işleyen çocukların çetelerin eline düştüğünü belirten Akdoğan, “adeta suç çiftliklerinde yetişiyorlar. Çete içinde terfi gibi, gurur nişanesi gibi görülüyor işlenen suç” dedi.
‘Ceza sınırı artırılmalı’
Cumhuriyete Savcısı Mahmut Nedim Başarangil,“İlk defa suç işleyen çocukla suç işlemeyi alışkanlık hâline getiren çocuklar ayrıştırılmalı. Belli suç sayısı sonrası indirim uygulanmamalı” görüşünü dile getirdi. Ailelerin sorumluluğuna da işaret eden Başarangil, aileye uygulanacak cezanın şikayete bağlı olmaktan çıkarılması ve 1 yıllık yatarı olmayan ceza sınırının da arttırılması gerektiğini belirtti.
‘Çetelerin elinde suç aletine dönüşüyor’
İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Koca, “Suç işleyen çocuklar kapalı çocuk cezaevine hiç girmiyor. Şiddet suçları ve ağır suçlar bakımından çocuğa hapis cezası vermeliyiz” dedi. Hakime takdir yetkisi verilmesi gerektiğini vurgulayan Koca, “Yatarı yok kavramı var, çocuklar çetelerin elinde suç aletine dönüşüyor” diyor….

Ünlülere yeni dalga operasyon: 14 gözaltı

Ünlülere yeni dalga operasyon: 14 gözaltı

Ferit Zengin – İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca dört ay önce başlatılan ve kamuoyunca “ünlülere uyuşturucu operasyonu” olarak bilinen soruşturma kapsamında Beşiktaş Jimnastik Kulübü eski Başkanı iş insanı Fikret Orman ile yine eski Galatasaray Spor Kulübü Başkanlarından Burak Elmas dahil 14 şüpheli gözaltına alındı.
Eş zamanlı baskınlar
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, ilki geçtiğimiz Aralık ayında düzenlenen aralarında iş, sanat, spor ve medya dünyasında bulunan bir çok ünlü ismin gözaltına alındığı operasyonların 18’inci dalgası önceki gece düzenlendi. “Uyuşturucu madde imal ve ticareti”, “uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırmak için özel yer, donanım veya malzeme sağlayan ve kullananların yakalanmalarını zorlaştıracak önlemler almak”, “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak”, “uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak”, “fuhşa teşvik ve aracılık etmek” suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, savcılık talimatıyla harekete geçen İstanbul Emniyeti Narkotik Suçlarla Mücadele ekipleri, şehir genelinde 16 ayrı adrese eş zamanlı baskınlar düzenledi.
Aynı evde yakalandılar
Savcılık tarafından yapılan açıklamada, toplumun genel ahlakının ve toplum yapısı ile aile düzeninin korunması amacıyla yürütülen çalışmalar ve toplanan delillerin hep birlikte değerlendirilmesi ışığında, “kullanmak için uyuşturucu madde bulunduran veya uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştıran” 16 şüpheliden Beşiktaş Kulübü 33’üncü, Kulüpler Birliği 9. Başkanı Fikret Orman ile Galatasaray Spor Kulübü 38. Başkanı Burak Elmas’ın arasında bulunduğu 14 şüpheli gözaltına alındı. Orman’ın Güzide Duran Aksoy’la aynı adreste gözaltına alındığı öğrenildi.
Kimler gözaltına alındı?
Soruşturma kapsamımda, savcılık tarafından yapılan açıklamayla gözaltına alınan isimler arasında model ve oyuncu Didem Soydan ile birlikte Ekpa İnşaat’ın sahibi iş insanı Sezgin Köysüren, Mat Polymer Şirketi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Tari, oyuncu Lütfiye Tuğçe Özbudak, Lebon pastanelerinin sahibi İsmail Behram Perinçekli, Talay Logsitic CEO’su Onur Talay ile iş insanları Onur Bükçü, Koray Serenli ve Ferhat Aydın’ın da bulunduğu öğrenildi.
Erçel’e yakalama kararı
Gözaltına alınacaklar listesinde ismi bulunan ancak yurt dışında olduğu tespit edilen oyuncu Hande Erçel ile birlikte Publik Ajans’ın reklam uzmanlarından Kaan Mellaar hakkında yakalama kararı çıkarıldığı öğrenildi.
HANDE Erçel: Eğitim için yurt dışındayım
Hakkında yakalama kararı çıkarılan oyuncu Hande Erçel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Eğitimim nedeniyle yaklaşık bir aydır yurt dışındayım. Dün gece, sizler gibi ben de basında yer alan haber üzerine öğrendiğim konunun aydınlatılması için ülkeme dönerek, gerekli açıklamaları yapacak ve ifademi vereceğim” dedi….