

YÖNETMEN,SENARİST OYUNCU METİN UÇAROĞLU ''İŞTE BENİM TİYATRO HAYATIM''
EDİTÖR: HASAN POLAT- 01-01-1967 mardin doğumluyum. Babam tornacı ustası, Annem ise ev hanımıydı, toplam 18 kardeşten en küçüğüyüm .Ortaokul ikinci sınıftayken, okul müsamerelerinde CİMRİNİN ZİYAFETİ (HARPAGON)Adlı eserin sahneye konulacağı esnada, edebiyat öğretmenim, benip harpagonu oynayabileceğimi söyledi ,bilmiyorum ama, allah tarafından olan bişey bu, buna kımseyı ınandıramıyorum, o çocuk yaşta olmama rağmen ,içimden öyle güzel şeyler geçtiki anlatamam ,rolü kapmıştım, o akşam gec saate kadar oturup( harpagonun ) cimriliğini ezberlemiştim ,üstünede şimdi adının doğaçlama olduğunu bildiğim, süslemeler eklemiştimbir hafta sonra, edebıyat dersi çattı geldi, evet cocuklar nasıl geçti ezberleyebildinizmi bişeyler, diye sorunca, hemen ayağa kalktım evet hocam, ben ezberledim, sonrada başkalarıyla tahtaya çıktığımızda, herkesin elinde tekst vardı, hiç unutmuyorum, bense tekstsiz çıktım,nerede tekstin? diyince ,evde dedim kızdı bana, neyse arkadaşlarına bakarak okursun dedi bana, ve başladı herkes repliğini okumaya, ama ben abartısız ve yalansız söylüyorum,inanın bana lütfen, ve öğretmenin ağzı açık kaldı, kısacık bır boyu vardı yanıma yanaştı ve bukadar zamanda nasıl becerdiğimi sordu, bilmiyorum dedim ,ve gerçektende halada bilemiyorum, şu anda olduğu gibi, yalnız bir hata yaptım orda ,oda elimde olmadan tüm derslerimi astığımın farkında bile değilmişim, notlarım teker teker öğretmenlerin defterlerine yansıyınca ,edebiyat öğretmenim benden rolümü geri aldı, ve başkasına verdi ,orada hayatımın bir kısmının benden alındığını hissetttim
senin derslerin herşeyden önce gelir, önce notlarını düzelt dedi ,Oradakiağlama hıçkırıklarımı ömrümün son nefesine kadar unutmıyacağım, ve hiç bir kuvvet bana unutturamazda, çünkü öğretmenim, orada zarar verdiğini sandığı ,o ilacı (TİYATRO SEVGİSİNİ) damarlarıma enjekte etmişti artık dönüşü olmayan bir hastalığa yakalanmıştım.ve artık ağır hastaydım, ne yapıp edip, bu hastalığı ,bır kaç arkadaşa bulaştırmam gerekiyordu, herkes bana delisin diyordu, burdakiler ne anlar tiyatrodan ,isalakmısın, demeye başlamışlardı bile, ama ben ne yapıp edip birşeyler yapmam gerekiyordu, o dönemler komedi dans üçlüsü, yeni yeni parlamıştı çokta büyük sükseler yapıyordu , NECAT TÜRKAY, oranın mahalle santçısıydı, ( hakkını ödiyemem ) beni çok severdi ,abimin arkadaşıydı, ondan, ben şarkıları seçersem, bana komedi dans üçlüsü gibi, kaset hazırlarmısın dedim, oda kabul etti.
İşte, emrahın boynu bükükler, müslüm gürsesin, aldanma çocuksun mahsun yüzüne gibi şarkıları, sectimki, halka damardan gireyim allah biliyorya, ozamanlar bile, arabesk müziğinden hiç haz etmemiştim, ama başka çarem yoktu , biri bakkal, biri züccaciyeci iki arkadaşı ikna ettim, bu iş için hepsının yapacağı,rollerine girerek neyi nerde nasıl yapacaklarını anlattım, inanırmısınız gece gündüz demeden onlarla uğraştım, unutmadan söyleyeyim, tabiki o aralar hem okul okuyorum, hem tiyatro yapıyorum, hemde fotoğrafçılık yapıyorum, aynı zamanda da, okulun fotoğrafçısıydım, vede okulun fubol takımındaydım, okulun resım sergilerıinde birincilikle bitirenlerdendım ( Yağlıboya,karakalem ) yani bayağı bir faliyetim vardı, meğer biz evlerimizin, bir köşesinde, garajlarda boş bulduğumuz bir binada, provalarımızı yaparken, herkes, özellikle oranın kendini bilmiş birkaç insan diyeyim hadi, çünkü, sonra benden özür dilediler, bizlere kumpaz hazırlıyorlarmış, biz kim komedi dans üçlüsü kim, diyorlarmış, ve hadi onları seyretmeye gidelimde, onların sahnede rezil olduklarını izleyelim diyorlarmış haaaaaaaaaaaa dur, en önemli şeyi unuttum , ne giyeceğiz, kot pantalon, satan bir abimiz vardı, gittim rica ettim, bize birer kot verirmisin, birde gömlek, hepimiz aynı kıyafeti giyecez, oyundan sonra sana geri veririz, allah var yukarıda, arkadaş verdi ,ve bizde o kıyafetlerle sahneye cıktığımızda, muzik başladı, herkes ayakta, her şarkının ardından, millet birbirini yiyiyor, bağırıyor, kendini kesiyor müslümün şarkısında, bir acayıp oldu, neyse oyun bitti, herkes ama gercektende herkes , bu nasıl bir duygudur ya, herkes ayakta, ya düşünebiliyormusunuız, herkesizi alkışlıyor, hiç unutamıyorum ya bize kompaz kuranlar kulise gelip, bize herşeyi itiraf ettiler, ve tebrik ettiler, işte ben orada ,özür dilerim, hemde çok özür dilerim,ben onlara popomla güldüm,dedimki, ne yapıp edip, tiyatro sevgisini, bu halkıma aşılamam lazım, o zamanlar fakfukfon, fakir fukara fonu, ne kadar aşşağlayıcı açılımı var demi, olsun len metin dedim kendime, gittim kaymakamlığın kapısını çaldım, bize sahne kıyafeti istedim, onlarda dans için kıyafet parası verdiler, oysa benim amacım dans etmek değildi, bu halka bu tiyatro sevgisini aşılamktı, başladım kısa kısa skeçler yazmaya, bu ınsanları sıkmadan ben nasıl bişey yazayım, kalktım komedi dans üçlüsünün yanında bir eroyinmanın kriz anını yazdım iyide nasıl olurdu bir eroyinmanın kriz anı , hemen (googleyi açtım şaka şaka biraz gülün diye, o zamanlar aklımın yettiği kadar,oda sana araştırırım dedi, sonradan öğrendimki , oda filmlerde görmüş, bana anlattığı kadarıyla, ozamanlar ,sigara içerdim, kalın sarma sigaralar sardılar, işte içen adam şöyle, olur böyle olur felan filan, uzatmayayım kendi aklımca, oynadım, skec bir tuttu , o zamanın ilköğretim müdürü,beni çağırdı, ve ne lazımsa, bundan sonra istiyebilirsin dünyalar benim olmuştu, artık insanlar tiyatroyu seviyor, bişeyler yapmaya başlıyordum (tabiki oyuncuların babaları, çocuklar işlerinden geri kaliyor diye, biraz kızıyorlardı ama, herkes bana aha metin geldi demeye başlayınca, bende ,TİYATROMUZUN ADI BUNDAN SONRA.. METİN GELDİ TİYATROSU... olacak dedim, tüm öğretmenlerim, derslerimde yardımcı oluyor, çünkü, hem okuyor, hem fotğtafçılık yapıyor, hem okulun futbol takımında hemde, tiyatro yapıyorum, herkes takdir ediyor beni, böylece tiyatrocu oldum çıktım, okulun son dönemi artık, hiç unutmuyorum okul müdürümüz, herkezın adını unuttum onunkini asla unutmayacağım M.V. hep faaliyetlerİme karşı çıkmış, tiyatro yapmamam için hertürlü pisliği yapıyordu, birgün beni yanına çağırdığında, eyvah b....ku yedim dedim , kimbilir, ne yapacak bana derken, metin bak oğlum, olsa olsa bu işi sen yaparsın, elimizde hazreti ömerin adaleti diye bir oyun var, bunu sahneleyeceksin , ben nasıl oldum biliyormusunuz, hemen elini öptüm, benim için senaryonun içeriğnini ne önemi vardı, önemli olup olmadığınıda bilmiyordum, hemen yola koyuldum, hz. ömerin hayatını araştırdım, ve hemen kendime bir arap kıyafeti buldum, bizim oralarda bulmak zor olmadı, ozamanlar kasaba gittim keçinin kıllarından bana biraz verrimsın dedim verdi, sakal kıyafet derken oyunun sahnelenmesıgeldi çattı, spor salonu hınca hınç dolmuş protokolde, vali, ilköğretim müdürü ,hepsini görüyoruz, salon ışıkları söndü, hepsini ben yapıyom haa, ışık dekor makyaj felan o birşeye karışmıyor, sanki ben mecburmuşum gibi, o bilmiyorki, tiyatro aşkından, seve seve yaptığımı ,neyse sırtımda çuvalım önümden bir zat geçiyor, kısa bir selamlaşmadan sonra 25 senedir hiç unutamadığım ilk repliğimdir, hayret bişey yahu ZAT :Nereye böyle yaaa ömer ( diye bana sorar) bende adalet dağıtıyorumya Hz.ÖMER :şu mahallatı devre çıktım gel benimle üç beş adım.......hiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii alllahım yarabbim , salonda bir çığlık nedir bu rezalet, durdurun oyunu, diye bir bağırdıki, dönüp baktığımda ne göreyim, bağıran vali, hemen sahneyi boşalttık, oradan sesler bu ne rezalet müdür bey, laik bir ülkede şeriatmı oynıyacaz, başka oyun bulamadınızmı ,neyse bız, g.......t. korkusuyla hemen sınıflarımıza kaçtık, kostümlerle neyse, ertesi gün okul dağıldı akşam üstüydü merdivenlerden inerken, müdür bey bana seslendi ve aynen bunu söyledı bana, birgün gelecek bunlar oynanmadan yasanacaktır oğlum dedi bana, bende o aklımla döndüm ve yanına gittim gördünüzmü hocam ,TİYATRO nun dini imanı olmazmış hocam dediğimi çok iyi hatırlıyorum, ama niye öyle dediğiminde farkında değilim.
Artık mardinde METİN GELDİ TİYATROSU var seyirci başladı, sesinizi duyamıyoruz, biraz bağırın, yada mikrofon kullanın demeye ,demek kolay, zavallı metin üçaroğlu ne yapabilirki ekibi topladım parkın içine, arkadaşlar seyirci haklı sesimizi duyamıyorlar, biz birer mikrofon alalım dedim, herkes yarın nekadar para getirebilirseniz getirsinbişeyler alırız artık dedim, ve oradan ayrıldık, ertesi gün büyük bir umutla herkesi beklemeye koyuldum, ne giden var ,ne gelen var sonradan öğrendimki, herkesın babası , önce bir ekmek kazanın ondan sonra mikrofon alın, eşşeoğlu eşşekler, başlarım sizin TİYATRO nuzada deyip herkesi azarlamış, onlarda utancından bana söyliyemiyorlar, bakın burası çok acıdır , oturdum kara kara düşünmeye başladım, ağlanacak halime sizde, bol bol gülebilirsiniz,gülesiniz diye, anlatıyorum yanıma, hani her mahallenin bir delisi olurya bizimde delimiz yaklaştı yanıma,deli, meli ama, düğünlerde şarkı söylediğini birkaçkez duymustum, ama ınanmamıştım, sen üzülme ,ben sana MİKROFONUMU VERiRiM demezmi , senin mikrofonundamı var dedim, evet dedi, o an ona sarıldım, ve çok sevindiğimi belli ettim kendisine, ne zaman getirecen dedim yürü, hemen vereyim dedi bana, ya inanırmısınız nasıl, koştura koştura gidiyoruz ,okdar mutluydukki, birbirlerini çok seven iki sevgiliden farksızdık, neyse evinin önüne geldik, bekle getireyim dedi, gazetenin içine sarılı bişey getirdi, şu anda çok gülüyorum o hallerime, şimdi sen bunu banamı veriyorsun dedim evet HAVAL (Arkadaş) dedi bana, o anda altın bulmuş gibi sevindim yanlış anlaşılma olmassın yıl 1986 ağlamaya başladım tekrar ona sarıldım ,beraber kullanırız dedi, bende olur dedım ona ,neyse, bi açayımda göreyim mikrofonumu dedim, birde ne göreyim adam, 20 SANTİM BOYUNDA BİR ODUN PARÇASINI KESMİŞ ALTINADA UZUNCA BİR KABLO BANTLAMIŞ, şu an hem ağlıyorum hem gülüyorum siz ne düşünürseniz düşünün, saygı duyarım hemen orada mikrofonu ona verdim ve uzaklaştım, ve izmir maceram başlıyor,.Rahmetlı BABAMIN işleri bozulması üzerine izmirde oturan, izmirde değilde keşke istanbulda olaydılar, bizi izmire gelin burada hayat var dediler, apar topar geldik, ve izmire yerleştik, bi baktımkı gercekten hayat buradaymış, okula yazıldım yeniden, bir müddet sonra,, akasyalar, ekici over gazinolarında skeçler oynuyorum, tabi fuar açılmadan önce, yani şöhretler gelmedeni bizi çıkarırdılar sahneye, derken ,ben tiyatro yapmak istediğimi söyledi,m oradaki gazinoculardanbiri geldi,ve beni çağırdı, seni bugün bir, tiyatrocu izlemeye gelecek, seni ona anlattım bayıldı, birde ben göreyim dedi şu anda burda ona göre oyna dedi, beni burhaniye , dalamana götürmek istediğini,orada sahne almamızı istedi bizde gittik, hıiç unutmuyorum 25 senelik tiyatro hayatımda, ilk defa sahne parası yedim ,15 lira hiç unutmuyorum, buralarda çok beğenildik, tüm gazinolar başladı bizi çağırmaya, ordan araya koşuyoruz, yalnız bize, bu organizeyi yapan adam, bize yövmiye vermiyor , biriksin. hepsini bir vereyim demeye baslayınca, bende kızdım arkadaş gurbetteyiz, ne yeriz ,ne içeriz diğince, tartışma çıktı, ben oradan ayrıldım, şirinyere yani tabelacılık yapan, abimin yanına döndüm, ve başladım tıiyatrocuları aramaya bilmiyorumki biryerleri, saydığım bir insan, ki hiç affetmiyorum onu otur orurduğun yere, sen kim tiyatro yapmak kim, bir b....k yapamassın, burası mardin değil, buranın kültür düzeyi yüksek onlara hitab edemesssini diyip, beni assağladığını hiç unutmıyorum o zamanlar bir ilan okudum, oyuncu aranıyor diye, hemen gittim başvurdum ve bir rol kaptım, BULGAR ZULMÜ, diye bir oyun, abim o yunun metnini gördüğünde, bunun bir tuzak olduğunu böyle bir oyun yok, diyip benim oradan uzaklaşmama sebeb oldu keşke dinlemeseydim oda ayrı bir konu, şimdi tıyatrocu luk yapıyor olacaktım, ya kimse kusura bakmassın valla, tum sevdiklerime vasiyet etmişim zaten,ben öldükten sonra TİYATRO cu diye yassınlar mezar levhama , işte ne olduysa bundan sonra oldu , abi baskısıyla teksi geri verdim, çok önemli bişey unuttum, not almıştım ama atladım özür, bunuda araya sıkıştırayım anlatmasam olmaz, babamın emekliliğiyle uğraşıyordum, bağkurlan ilgili brokrat kesimde yaşıma bakmadan, sanatla uğrastığım için sever sayarlardı sağolsunlar dedimya başta babamın mesleği tarıma dayandığı için biz kızıltepede mardine 25 km uzaklıkta şirin bir kasabadaydık oraya okula nokta tiyatrosu gelmiş, ve ZAMBO adlı oyunu sergileyeceklerdi ,eeeee benim mardine gidip gelmem lazım, çünkü hepimizin nüfus kayıtları, mardin merkezde, mecburdu oraya gitmeye, bende okulu ektim , mardine gittim, işim yetişmedi öğleden sonraya kaldı, eyvah dedim, boku yedim, çünkü oyun okulda saat bir buçukta başlıyor, hic unutmuyorum mesayinin,başlamasıyla birlikte, maraton başladı nasıl koşuyorum işlemleri bitirdim, evraklar elimde, meydana doğru koşuyorum dolmusun yanına vardım, bekleyecez demezmi yolcu dolmadan kalkmam dedi, bana inanmıyacaksınız ama, anlatacağım şimdi kızıltepeden mard,ne gitmek yayan çok zor çünkü cep rampa cıkarsınız, ama şansım orda ıyaver gitti, rampa aşşağı yayan kızıltepeye sallanmaya başladım aşşağı yukarı 10 km.felan koşmuşum galiba ,yanıma o dolmuş yanaştı ,korna çalarak durdu bende bindim yahu kardeşim sen delimisin, yayan hemde koşarak gidilirmi,atla gel dedi ,büyük bir sevinçle, oturdum koltuğa ama içim içimi yiyiyor, biran önce yetişeyimde önden yer kapayım, yaaa kardeş dedi hayırdır önemli bişey olmalı niye bu acelen sıkıysa TİYATRO ya yetişecem deyin, millet orda seni rezil kepaze eder bende, babam hastalanmış yetişmem gerekiyor diyince şoför bir taksiye atlasaydınız, o para bende olsaydı bu kadar kahrı çekermiydim diyince adam başladı gaza yüklenmeye allah razı olsun ondan tam ABDULLAH ŞAHİN nokta TİYATROSU sanatçı arkadasınismini yanlış hatırlıyorsam özür, sahneye çıktı ve gömleğini açarak zamboya hoşgeldiniz tişörtünü gösterdi ve işte orada ben birkez daha TİYATROYA mardinden kızıltepeye kadar yayan koşarken, ne kadar değer verdiğimi, anlamış oldum ,beni anlamamakiçin kendini yırtan bunca DİNAZORLARA rağmen yahu arkadaşlar anlasanıza ben TİYATROCUYUM ben oyuncu olmak istiyorum diye haykırdım içimden, kopan fırtınalara eşlik ederek, enson, BULGAR ZULMÜ adlı metni verdim demiştim döndüm geri şimdi bulunduğum ,tabelacı star reklam dükkanına hey dönmez olsaydım, ne güzel olurdu, hayatım şimdi boyaların için bir elimde kaynak makinası, bi relimde tabela, bina cephelerinde tabela takmazdım allahın gücüne gitmessin ekmek yediriyor bana ve aileme, ama işte anlayın, ben başladım abimlere yardım etmeye ama, bir yandanda araştırıyor, kim tiyatro yapıyor, nerede yapıyor konaktaki, sabancı kültür merkezine gittim ,meğer orası devlet tiyatrosuymuş inerden bilecem canım gizli saklı araştırıyorum ordan sonuç alamadım ama, kuduruyorum biliyorum biraz daha beklersem star reklamın tapulu malı olurum, bunu çok iyi hissediyorum.
Bu işe bulaşan bırakamıyor çünkü, ve önüme benim bu işi çok sevdiğimi, muhasebecimden öğrenen E...... adında bir zat şimdi tiyatrosunun adını söylemiyeceğim, çünkü bende Çok acı izler bırktı sanat hayatımda, şu anda beni biyerde, tabelacı olmak zorunda bırakan bir adamla tanıştım oyun gücü yüksek ,tam bir karekter oyucusuydu, zamanında LEVENT KIRCA tiyatrosunda felan oynamış, fotoları felan gösterdi, neyse bana hayırsız evlat diye bir oyun oynıyacağız ,ama oğlumu oynayan adam işi bıraktı ve, bizde yüzüstü kaldık dedi ,bende büyük bir heyecanla, teklifi kabul ettim senaryoyu okuduğumda, oyunun bir dram olduğunu gördüm çünkü ben devamlı komedi oynadığım için, benim için hiç farketmez dedim deneyim olur dedim ve, büyük bir mutlulukla abimlerin dükkanından TİYATRO yapmak adına bir kez daha firar etmiştim, allah var ama, Nedim abimin hakkını yiyemem hep yardımcı oldu, bu sefer saygıyla karşıladılar, cünkü onlarda anladılarki ben TİAYATRO cu olmak istediğimi.O zatla doğru evinin yolunu tuttuk ,evi yeşilovada bir yerdeydi, içeri girdiğimizde, karısı çocuğu karsıladı bizi, tanışma faslı felan derken salona gectik, aysel abla karısı, kücük oğlu serdar derken oğlunu oynayacağımı söyledi ve hemen masa çalısmasına oturduk ,gayet güzel ve akıcı bir oyundu, çok ta mutlu olmuştum, bana neyi nerde ne yapacağımı izah ettikten sonra korkma zaten ağırlık bende olduğu için ben sana yardımcı olur açığını kapatırm, diyip odalarına Çekildiler ben ise hiç unutmuyorum hİç uyumadan oturdum rolümü ezberledim sabah kalkığımızda, gunaydın metin çok erkencisin , bende, ben uyumadımki diyince kızdılar, oğlum öğlen oyun var ,uykusuz nasıl yapacan ezberin de yok, bende, hayır ben hazırım diyince, nasıl yani bende, gercekten hazır olduğumu, sizden sonra yatmadığımı oturup ezber yaptıgımı anlattım ,ve hemen beni bir provadan geçtiler, hayretler içindeydiler, çünkü ben, gercektende hepsini ezberlemiştim, sahneye çıkma anı geldi çattı, sahne ,babam zengin bir işadamını oynuyordu bende, hukuk fakultesinde okuyan ama babasını kandırıp aldığı harclıkları, kumar, kadın ve içki masalarında harcayan birini oynuyordum, babamdan para istiyince vermemesi ve, benimde onun başına çantayla vurarak onun kör olmasına neden olan, yıllar sonra ise, yaptıklarından pişman olmuş okulu dışarıdan bitirmiş, ve babasının istediği gibi ,avukat olmuş eve dönmüş, sürpriz yapacak babasına, oysa eve döndüğünde babasının ser sefil , yoksul ve dilenerek gecinen ve aynı zamanda benim onaçantayla vurmam sonucunda, kör olduğunu, anladığım bir baba vardı karşımda şimdi o anda babamla göz göze geliyoruz babam gozlerı acık gorlerden bırını oynuyor halıylen benım onu gördüğüm anda dünyamın başıma yıkıldığını çok üzüldüğümü seyirciye vermem gerekiyor, ben hiç farkında olmadan göz göze bakarak onun göz yaşları arasında bende kendimi kaybetmiş ve o kişiye adapta olmuş yüzümü sıyırdığımı (o iz hala duruyor) saçlarımı sessizce yolduğumu, ve sağ yanağımı yolmam sonucu tırnaklarımı geçirmek usuluyle, kanattığım,ı sahne bittikten sonra perdenin kapanması , ve erol hocanın babamı oynayanıma gelerek, oğlum sen ne yaptın öyle, benim orada ağlamam gereksizdi ama öyle güzel oynadınki rollünü, bende SENİN AĞLADIĞINA AĞLADIM demesi ve aynaya baksana yüzün kan içinde demesi sonucu dramda oynayabileceğimi ta o zaman anlamış oldum.ve ken di kendime dedimki, tamamdır bu iş oğlum, artık ben ekmeğimi bu işten çıkaracağıma göre ben artık TİYATROCUYUM dedim ve akşam oldugunda manisa turnesinin son gecesiydi erol ne yiyeceğimizi sordu bende farketmez hocam siz ne yerseiz bende onu yerim dedim bizi lokantaya götürdü ıkı saat lokanta gezdik cebimde bes kuruş param yok açlıktan öldük birşeyde diyemiyoruz lokanta var yemekleri beğenmiyorlar sonradan anladıkki adam para harcamakistmiyormuşboşverin lokantayı şurdan domates peynir filan diyince niyetini anladım tabi dedim hocam ya, ne olacak ha kebab yemişsin ha zeytin ekmek ikiside karnı doyuruyor ama lezzet farkı var, işte bukadar bundan daha normal bişey olabilirmi hocam, ben yeterki TİYATRO yapayım yemek kebab umrumda değil kim takar onları , neyse karnımızı doyurduk velhasıl, otobüse bineceğiz o zamanlar tabiki sigaraiçiyorum hocam dedim mümkünse sigara alabilirmiyim dedim hiç oralı olmadı bindik izmire geldik yine evlerindeyiz adam gözümüzün önündeçantayı açtı ve paraları düzeltmeye başladı ben sigarasıszlıktan ölüyorum bir yandanda nasıl olsa birazdan küçükte olsa bir para verecek diyorum adam paraları düzelttikten sonra çantaya koydu ve hiç birşey yokmus gibi oturdu ve bize özellikle bana tavır yaparak yanı evimdsiniz dercesine,açık açık söylemiyor ama para vermeyeceğini hareketleriyle anlattı bizlere, hocam bize ödeme yapmayacakmısınız diyince adamın bana donup kardeşim evimde yatıp evimde kalacaksınız bide paramı vereyim size anlamında birşeyler geveleyinc e( tabiki geçmiş zanman net olarak ne dediğini hatırlamıyorum ama,) demesı benı çileden çıkardı ve yine onu kırmamak adına saygıdan oturdum hocam ben gidiyorum diyip gittiim günü hic unutmuyorum, sıkı durun o gidişim benim tam tamına 2000 senesıne kadar surdü ve tiyatroculara küstüm inzivaya çekildim çünkü çok büyük umutlarla gittığim bu adam, beni yolda bırakmıştı, ve beni tabelacı yapmaya mahkum etmişti artık, ben tabelacıydım TİYATROCU tabelacı hep insanları seyirci müşterileride oyuncu gordum ve 2000 senesine kadar bu böyle devam etti ,içimde fırtınalar kopuyor, kendime şansıma doğduğum yere yasadığım yere neden istanbulda yaşamadığıma hep kızdım, ve isyan ettim TİYATRO nun T siyle ilgili sinamanın S siyle ilgili beirşey gectiği anda, hemen kulak kabartır oldum, taki 2003 te BUCA HALK EĞİTİM MERKEZİ TİYATRO açana kadar, kin ve nefret doluydum bana bu hayatı hak görenlere,neyse hemen gittim ve o kurslara katıldım 4 aylık kurs sonucunda mayısın 23 ünda sahnelediğimiz 40 kişilik kadroyla DONKİŞOT adlı eser oldu, ben orda hem HANCIYI hemde VALİYİ oynadım hiç unutmuyordum sizinle paylaşmak istiyorum, bun final sahnesiydi fahişeyi oynayan, aldonzanın yani paançonun yanında oturan ve benimde yanlarında bulunduğum bir sahneydi repliklerimiz bitti aldonzanın içeri girip hayata haykırırcasına artık fahişe olmadığını artık adının DURSİNYA olduğunu haykırıp donkışota sarılıp final yapması gerekiyor ama bir türlü içeri girmiyor iş bana düştü ne olursa olsun dedım, oyun batarsa böyle batsın dedim ve BAŞLADIM DOĞAÇLAMAMA YAPMAYA VE EN SONUNDA SENARYODA OLMAYAN BİR USLUPLE ALDONZA SENİ FAHİŞE GELSENE ARTIK DİYİP ONU PERDENİN ARKASINDAN SAHNEYE ATTIĞIMI UNUTAMIYORUM
sonradan hocamız olan çetin pehlinav gelip herkesİn önünde hayatımda yapmadığım birşey yapacaktım, metin arkadaşınız o doğaçlamayı yapıp kurtarmasaydı,sahneye çıkıp 5 dakika mola demekten başka çare kalmıyacaktı demesi ve tüm oyuncu arkadasların bana sarılıp tebrik etmeleri güzel bir duyguydu.hiç unutamıyorum derken sertifikamı aldım ve büyük bır gururla şu anda ofisimde asılı duruyor onada baktıkça, bu bana acı vermeye başladı, ve ben mademki kimseden fayda yok bana ,artık bilgısayarlı yıllara gelinmişti bilgisayarçağıındaydık işte o zaman dedimki kendi kendime artık sen tabelacısın, evlenmişsin dünya tatlısı bir oğlun var onlara bakmak zorundasın TİYATRODA sana ekmek yedirmedi sen kalk atölyenin bir bölümünden çalışma alanını daralacağını bile bile 5 metre karelik bir sahne yap gündüzlerı şimdi olduğu gibi it gibi koşturup ailemin nafakasını çıkar akşamlarıda at kendini sahneye MUTLULUĞU had safada yaşa seyirci olmasada varmış gibi oyna ve özel sitelerde paylaş belki birileri farkına varırda elinden tutar ve çok sevdiğm TİYATRODAN ekmek yemeye baslar kendini yıpratmaktan vazgeçip sadece canından ÇOK SEVDİĞİN TİYATRO ile uğraşıp geçimini öyle kazanırsın dedim 15 gün içerisinde derme çatma bir sahne yaptım ilk defa dükkanın içindeki sahnede oynamış olduğum, aslında gerçeklerimi haykırdıgım SARHOŞ adlı skeçim oldu, ondandırki o skeçin bende çok önemi var sitelere yayınladığımda çok güzel tepkiler aldım ve bu işi daha ciddi yapmam için sahne dekorunu değiştirip yeni bir dünya yaratmam gerektiğine inandım sahneyi yıktım sahnenin temelini, tahta ve suntalardan 40 santim yerden yükselttim etrafındakı kolonlarıda eski çıkma tabelaların profillerrini kullanarak kaynattım, şu anda sarı kahverengi gördüğünüz duvar duvar, aslında beton değil benim dijtal baskılarda kullandığım çıkma brandaları beyaza boyayıp kolonların etrafına gerdikten sonra onları kompresor tabancasıyla duvar kağıdı dekor görüntüsü verdim ve karşıdan spotları ayarladım ses düzeni için, içimde çocukluğumdan beri ukte kalan MİKROFON aldım, 2 adet çıkma kabın aldım dükkanımın tam ortasında binayı taşıyan bir kolonun varlığı 30 senedir ,beni tabelacılık işimde rahatsız etmiştir, bari bir işe yarasın diye kalktım onu bir aynayla kaplayımüstüne bir spot yerleştirip makyaj yapmak için kulnamaya başladım malum demir kesme biçme atölyesı olduğu içinde onu seyyar bir sacla kapattım calışırkenüstüne çapak sıç ramassın bozulur diye, lazım olunca sacı çekip makyaj aynası haline getiriyorum.hep hayalimde bir yaşlı kel deli adamı oynamak istemişimdir ne yapıp edip bir kel peruğu bulmam gerekıiyor var ama para yok, benimde bunlara içim acıyarak söylüyorum harcayacak param yok çünkü tek tabanca çalışıyorum ve 2800 tl giderim var, çocukluğum aklıma geldi plastik topu ikiye bölüp kafama geçirdikten sonra saç dikmeye başladım derbiyle yapıştırarak ve sahnede DELİ DEĞİLİM skeçini oynadım derken arkasından kaçak elektrik diye bir skeç yazdım yalnızca ben ve oğlum oynıyacaktık bu oyunuçünkü ahtım var oğlumlada konuştum sen kabul ettiğin sürece SENI BÜYÜK BİR OYUNCU OLMANİÇİN elimden ne gelirse yapacam okutacam ve konsrevatuara yazdıracam derken oyunu yazdıkca repliklerim çoğaldı ve bu skeçin konusu bukadar basit olmamalıydı skeç yazımı bittiğide baktımki çocuklar 3 olmuş evde karım olması lazım beni yakalıyacak bir tadaş göravlisi yanında spiker yanında kameraman olmuş ben bu kadar kişiyi nerden bulayım derken sabahtı hiç unutmuyorum markete gittiğimde marketin sahibi özgür bana dediki seni tebrik ederim metin abi nasıl şartlar altına bu işi yaptığını görüyorum, görmemesı imkansız çünkü sabahtan akşama kadar o bina senin bu kolon senin derken tabela götürüp getiriyorum bir elimde matkap bir elimde 45 kiloluk kaynak makinası derken akşamı zor ediyordum buda yetmiyor beni seven sayan arkadaşlara vaatler veriyor face duvarımda yakında şu oyun bu oyun geliyor diye reklam ve duyuru yapmaya başladım,neden ne oldu özgür niye tebrik ediyorsun diyince su anda DELİ DEĞİLİM SKEÇİNİ İZLİYORUM o yüzden tebrik ediyorum dedi biraz dert yandım yalnızlığımdan ve oyuncu arkadas bulmamktan valla abi ben anlamıyorum ama istersen sana yardımcı olayım diyince hiç beklemediğim bir tekliftiı benim için, çok sevindim ve hemen akşam bir toplantı yaptım bize birde elektrikçi tedaşçı, lazımdı onuda gittim gerçekten elektrikçilik yapan KAÇAK ELEKTRİK te oynayan yener ustayı ikna ettim ve benim oğlum veiki arkadaşı derken bu kaçak eleytrik oyunu öyle çıktı işte, Ama özgür çok büyük bir cesaret örneğidir benim TİYATRO hayatımda şimdide ona aşıladığım TİYATRO virüsünün mutluluğu içerisindeyim çünkü bana söylediğine göre hiç bir antivürüs programı temizliyemezmiş o virüsü derken---07-04-2010 tarıhinde mardinde bana sahnede eşlik eden HASAN BAHADIR aklıma düşmesi ve onu FACEBOOKT' ta arama butonuna bastığım anda Sn.HASAN BAYRAK. Tiyatro sanatçısıydı tanıştık internet üzerinden hep görüştük, bende iyi bir oyuncu olma hayalleri artı beni ümitlendirmiş , benı kendime getirmişti 25 senedır SANAT yapmaya calışan ama dipsiz bir kuyudan avazının çıktığı kadar bağıran,ne olursunuz bana yadım edin ben tiyatrocuyum tabelacı değilimki haykırışlarımı taaaaaaaaaaaaa yıllardır hayalini kurduğum SİHİRLİ DEĞNEĞİMDİ sanki Sn.HASAN BAYRAK......İşte benim TİYATRO serüvenimde yeniden başlamıştı, Sn.hocam sevgi saygı barış dolu bir dünya ile TİYATRO ile kalın sevgili hocam ,hocamıda burada anmam gerekiyordu,.............derken ardından aklıma kısa biş film yazmak geldi bir sinema deneyimim olsun istedim çünkü çok seviyordum bu işlerle uğraşmayı.ve avukatıyla müvekkilinin karısı arasında geçen yasak ve çarpık ilişkileri anlatan ŞEĞMUS adlı bir film yazdım çekimler bitti montajını yaptım ve pasajımın içinde 150 kişi geldi ve projüksiyon ile duvara yansıttık .Müthiş bir geceydi,hemen arkasından ÖBÜR MAHALLE adlı iki perdelik ve 42 kişilik kadrosuyla beş katlı apartmanda birbirlerinden bihaber yaşıyan doğulu karadenizli roman göçmen ve istanbullu zengin bir ailenin hayatlarını anlattığım bir oyundu onun provalarına başladık, o arada aklımdan bir sinema filmi yazmak geldi ve KURBAN adlı bir senaryo yazdım oda rüşvetçi bir polisin hayatını anlatıyordu, hem oyunu sahnelemeye çalışıyor, başka bir kadro ilede, kurban filminin çekimlerine başladık, o arada izmir esnaf kefalet odasından bizlere bir teklif geldi bana yardım etmek istediklerini ama edebilmeleri içinde tiyatromun adının Metin Geldi Tiyatrosu değilde, METİN GELDİ ESNAF TİYATROSU olması kaydıyla,dediler bende kabul ettim,o ara bu girişimlerimi duyan medya beni bulmaya haber yapmaya başladılar,Yeni asır gazetesi geldi ve ilk haberini yaptı ardından TRT 1 televizyonu geldi ve bizleri haber yaptı ve akşamınada haberlerde geçtik, bu arada KAÇAK ELEKTRİK diye bir skeç yazdım ve kanal 7 ye gönderdim ve hemen onlarda uçak bletlerimizi göderdiler ekibimle birlikte kanal 7 stüdyolarında bu oyunu oynadık müthiş ses getirdi sıra geldi ÖBÜR MAHALLE adlı oyunumuzu sergileme tarihini açıklamaya gelmişti ve ben talihsiz bir Yangın yaşadım o yangında hayallerim sahnem kostümlerim herşeyim kül oldu bitti altı aylık piskolojik tedavide ilaç kullanarak bu süreçi atlatmaya çalıştım.Sonra 2010 dan 2018 yılına kadar hiç bir faaliyette bulunmadım evimden işime işimden evime gidip gelmeye başladım.
Yıl 2018 YARGI adlı bir kısa film yazdım filmde çocuklara istismarda bulunan şerefsizlere nasıl bir cezalar verilmesini anlatmaya çalıştım,arkasında izmir büyükşehir belediyesinin düzenlemiş olduğu kısa film yarışmasına TEKERLEKLİ SANDVİÇ adlı engelli bir aşçının hayatını yazdım çektim ve gönderdim, 2019 senesinde artık yalnız değildim beni bu konuda hep arkamda olan NEDİM ABİMDE benimle beraberdi NÖBETTEYİZ adlı uzun metrajlı bir senaryo yazıp bir sinema fimi yaptık ve izmir konak nazım hikmet kültür merkezinde 650 kişinin katılımyla salonları doldurduk, 2020 yılında ise malesef artık hiç bir sosyal faaliyetlerin olamayacağı tiyatroların sinemaların kapanacağı yıllar gelmişti çünkü korona belası artık bizim kapıyada dayınmıştı bizde o arada 2020 yılında izmir menemenin Türkelli köyünde geçen ve yoksul bir ailenin başından geçen olayları anlatan BEŞİK adında bir senaryo yazdım ve orta metrajlı bir film olarak çektik ve bu film pandemi yasaklarının kalkmasıyla dijital platformlarda yayınlanacaktır, 2021 yılında yine çekilmeye hazır BABA adlı bir kısa film senaryosu yazdım en kısa zamanda bu filmin çekimlerine başlayacağız.........1986-2021 yılları arası, Allah ömür verdikçede yazmaya ve sizlerle paylaşmaya devam edeceğim Tiyatro, Sinema ve Sanatla kalın. SevgilerimleMetin ÜÇAROĞLU
